İlk çağlardan bugüne gelene kadar bulunan tarihi kayıtlarda çeşitli doğum kontrol yöntemlerinin kullanıldığı görülmekle birlikte, bu yöntemlere ihtiyaç duyulmasının sebepleri; kültürlere, inanç biçimlerine, dinlere göre değişiklik göstermektedir. Evlilik dışı cinsel ilişkiler, evlilikte istenmeyen gebelikler, kadın-erkek sağlığının korunması, ekonomik zorluklar gibi etkenler bu yöntemlerde çeşitli arayışların doğmasına sebep olmuştur. Nesiller ve zaman kavramı değişirken doğum kontrolünün kimisi uygulandığı dönemle sınırlı kalırken, kimileri de tarihi verilere göre yeni yetişen bireylere aktarılarak uygulanmaya devam edile gelmiştir.

İlk korunma yöntemi uygulamalarında, ağırlıklı olarak bitkisel kaynaklı karışımlar mevcut  iken; kimyasal ve hayvansal kaynaklı karışımlar, muskalar, dualar, tamponlar, geri çekilme yöntemleri, barbarlığın en çirkin göstergelerinden olan bekaret kemerleri gibi korunma metodları, ilerleyen zamanlarda yeni kayıtlar atmış tarihin tozlu defterlerinin satırlarına…

Antik Çağlara gelindiğinde ise, Çin’de sıcak civa içen kadınların varolduğu düşünüldüğünde bu sancılı sürecin cezasını ne yazık ki hep kadınların çektiği görülmüştür. İlkel çağlardan bugüne gelene kadar pek çok şeyin kontrolünü ele geçirmiş, zamanla artan nüfusa bilinçli ve kontrollü bir şekilde müdahale edebilecek günümüz kadınları ise, artık bu sorunu kendi takdirleri ile yönetmektedirler.

Kronolojik sıralama ile konunun detaylarına inmek gerekirse, 1564 yılında, kadın üreme sistemindeki follopi tüplerinin isim babası olan Gabriel  Fallapious; günümüz prezervatiflerine benzer ilk prezervatifi  bulmuştur. Keten kumaştan yapılmış olması sebebiyle geçirgenliği yüksek olan prezervatiflerin fonksiyonel olmadığı görülünce de bu nesneler uygulamadan kaldırılmıştır.

Hayvan bağırsağından yapılmış bir kondom

1700’lü yıllara gelindiğinde ise, hayvan bağırsaklarından yapılan prezervatifler kullanılmaya başlanmıştır. 1858 yılına gelindiğinde ise, kauçuktan yapılan ve penisin uç kısmını kaplayan prezervatifler üretilmeye başlanmıştır.

1880’li yıllara gelindiğinde, altın lades kemiği kökü peseri icat edilmiş ve rahim boynu içi bir alet olarak tasarlanmıştır. Kadın gebe kaldıktan sonra çalışan ve rahim duvarına yerleşen alet, orada büyüyen ve yeni döllenen embriyoyu durdurmaya yararken enfeksiyona ve kısırlığa yol açabildiği için çok tercih edilen bir yöntem olarak benimsenmemiştir.

1882’de Dr. Wilhelm Mensinga ‘diaphgram’ adını verdiği ve kadınların kullanımına yönelik bir prezervatif geliştirmiştir.

1885’te kakao yağı ve kininden yapılan bir fitille yine kadınların kullanımına yönelik kimyasal bir formül geliştirilmiş ancak verimli sonuçlar alınmadığı için uygulamadan kaldırılmıştır.

1909 yılına gelindiğinde ise, ilk kez rahim içi korunma yöntemi olan IUD (Intrauterine device) kullanılmaya başlanmıştır.

Kadınlarda gebeliği engelleyici ilk rahim içi cihaz olan IUD.

1916 yılında, Margaret Sanger, ABD’nin ilk doğum kontrol kliniğini açmış ancak klinikte çalışacak gönüllü doktorlar bulamayınca kliniği kapamak zorunda kalmıştır. Sanger, kliniğini kapatmadan önce, 488 kadına ‘diaphgram’ yerleştirerek bir rekora imza atmıştır.

1920’li yıllarda, “Prorace” marka doğum kontrol aletleri Dr. Marie Stopes (1880-1958) tarafından geliştirilmiş ve 1921 yılında Londra’da açılan Mother’s Clinic tarafından dağıtılmıştır. Bu doğum kontrol peserleri spermleri öldürmek için spermisid içermekte, tek başına başlık veya diyafram gibi diğer doğum kontrol aletleriyle kullanılmaktaydı. Ticari markalı “Prorace”, Stopes’in soy ıslahındaki inancıyla ilgili olması, 1900’lü yılların başında geniş ölçüde inanılan bu teoriyi seçici yavrulamanın, “istenmeyenleri” toplumdan çıkarabileceğini ileri sürdüğünü düşündürtüyordu.

1920 dolayları. Lastik kubbe başlığı.

Kök peseri, 1920’lerde kullanılırdı. Kökü tutmak ve onun rahim içinde kaybolmasını engellemek için bir başlığa veya düğmeye tutturulan lastik, metal veya cam kökten oluşan alete benzer ve daha küçük plastikten ya da bakırdan yapılmış rahim içi aletler bugün hala kullanılmaktadır.

Alman jinekolog Ernst Grafenberg, 1925’te üstte görülen rahim içi aleti icat etmiştir.Bu aletin ilk örnekleri ipekböceği bağırsağından ve gümüş telden yapılmıştır. Bu rahim içi aleti, gebe kalma sonrası çalışır ve rahim içine yerleştirilince orada yıllarca kalabilme özelliğine sahip olduğu için diğer yöntemlerden ayrı bir yerde tutulmuştur.

1925 dolayları başka bir peser

Peserler, görüldüğü üzere 1800’lü yılların sonu ile 1900’lü yılların başında popüler olarak kullanılan jinekolojik bir tedavi olmakla birlikte doğum kontrol aleti olarak da kullanılmıştır.

Günümüzde kullanılan lateks malzemeden üretilmiş kondom,1930’lu yıllarda icat edildi. Lateks, kauçuktan daha ince ve dayanıklı olduğu için kısa zamanda popülerleşti.

1965- Test edilen prezervatif örnekleri

Doğum kontrol haplarının yasal olarak kullanımı ile birlikte insanların alternatif olarak seçebileceği hapların hayatımıza girişi 1961 yılına dayanmaktaydı ve hap kullanımı ilk kez ABD’de başladı.

Ağız yoluyla alınan doğum kontrol haplarının İngiltere’deki fabrikada üretimi

1984 yılına gelindiğinde halk arasında ‘ertesi gün hapı’ olarak bilinen ve gebelik önleyici hapların kullanımı yasallaştırıldı. Doğum kontrolünün medikal ve bilimsel bir boyut kazanmasıyla, geleneksel korunma yöntemlerine duyulan güven azaldığı için hap kullanımı yaygınlaşmış oldu.

Doğum kontrolüne değişik bir bakış açısı sağlayan vücut bantlarının üretimine, 2003 yılında başlandı. Bantlar, vücuttaki östrojen ve progesteron seviyesini artırarak kadınların hamile kalmasını önlemeyi amaçlamaktaydı.

2009 yılı bambaşka bir uygulamayı gündeme getirmişti ve NuvaRing adı verilen, vajinaya yerleştirilen halkalar üretilmeye başlanmıştı. Amaç, vücut bantları gibi östrojen ve progesteron hormonu salınımını artırarak gebeliği engellemekti.

Günümüzde ise, dünya genelinde en çok kullanılan korunma yönteminin, yapılan tüketici anketlerine göre  doğum kontrol hapı ve prezervatif olduğu anlaşılmaktadır.

Peki, tıbbın gelecek senaryoları en ileri korunma yöntemleri ile ilgili ne diyor dersiniz?

Erkekler için geliştirilen ve çalışmaları tamamlanmak üzere olan yöntemlerden biri, vas deferens kanalına (spermlerin testislerden penise aktarıldığı kanal) sıvı enjekte edilmesi olarak planlanmakta iken, enjekte edilen sıvının spermlerin hareketsiz kalmasını sağlayarak penise ulaşmasını engellediği tespit edilmiştir. Uygulanan bu yöntem ile, 10 yıl boyunca %100 oranında korunma sağlanacağı düşünülmektedir.

Kadınlar için üretilecek korunma yönteminin ise, kondom (origami) olarak kullanılması planlanmaktadır.  Şekil itibariyle, ‘diagphram’a çok benzeyen ve vajina girişine yerleştirilen kondomun, cinsel birleşme sırasında penis boyutuna göre uzayıp kısalarak daha konforlu bir cinsel ilişki sağladığı ispatlanmıştır. Ürünün yüzde kaça kadar koruma sağlayacağıyla ilgili çalışmaların hala devam etmektedir.

ORIGAMI adı verilen kadın kondomu.

Doğum kontrolünde teknolojik yenilikler olmazsa olmaz tabii ki…Uzaktan kontrol yöntemi ile kadınlarda deri içine yerleştirilecek bir mikroçiple hormon salınımı kontrol edilerek doğum kontrolü sağlanması amaçlanmaktadır.Hormonun dozajının ayarlanmasını sağlayan bu sistem, uzaktan kontrol edilebildiği için çocuk sahibi olmak istediğinizde ya da korunmak istediğinizde hormon salınımı seviyenizi ayarlayabildiği için uygulaması kolay bir yöntem olarak hayatımızda yerini almaktadır.

Geçmişten geleceğe uzanan bu hikayede en önemli düşünce aslında, kadınları çok çocuk doğurmanın getireceği ruhsal ve fiziksel yıpranmadan kurtarmaktır. 19.yüzyılda Dünya nüfusunun 1 milyarı, 20.yüzyılın ilk çeyreğinde 2 milyarı aşmadığı zamanlar; II.Dünya Savaşı’nı izleyen yıllar tıpta ilerlemelerin kaydedildiği ve ölüm hızının düşük olduğu zamanlardı. Savaşın bitimini izleyen yıllarda, barış ve refah ortamının etkisiyle doğum oranında yaşanan patlama, nüfus artışına sebep olmuştu.1960’ lara gelindiğinde ise, dünya nüfusu 3 milyarı bulmuş, her 15 yılda 1 milyar nüfus artışı yaşanır hale gelmişti. Bu artışın özellikle az gelişmiş ülkelerde yaşanması, iktisadi refah seviyesini de düşürmekteydi.

Bu saatten sonra artık devreye devlet eliyle yürütülen nüfus planlaması girmiş ve kişilerin kendi kararları doğrultusunda bebek sahibi olma planları kontrol altına alınarak kişilerin kararlarına müdahil olunmaya başlanmıştı.

Anı değerlendirdiğimizde ise, cinsel tercihlerin değiştiği, evlilik oranlarının azaldığı, evlilik yaşının her iki cinste de ortalama evlilik yaşının üzerine çıktığı tespitlerine dayanarak;  bundan sonraki yıllarda sağlıklı tercihler yapılacak şekilde, kişilere uygun ve teknoloji destekli yöntemler seçilerek idame ettirilen hayatların hakim olacağı görülmektedir.

Önce birey olarak kadının ve erkeğin ne istediğini bilerek hareket etmesi, cinsel hazlara esir olmadan ileriye dönük gelecek planlamasını ideal koşullarda yapacağına olan inanç ile sağlıklı günlere uyanmanızı diliyorum.

Mutlu kalın.

 

Kadinvesaglik.org

Alıntı: https://www.uplifers.com/dogum-kontrol-yontemlerinin-tarihsel-seruveni-ve-gelecekte-beklenen-sasirtici-yenilikler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.