Sevgili 80’ler 90’lar ve Gençliğimiz

O günlerde özenle ve heyecanla hazırladığımız, anket ve hatıra defterleri vardı hatırlar mısınız? Hani, bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için çok teşekkür ederim, dediğimiz defterler. ‘Seni o kadar çok seviyorum ki, sen benim en iyi arkadaşımsın’ diye yazardık renkli kalemlerle. Bir de yanına mutlaka birkaç süs ve mani eklerdik.

Hatıra hatıra dedin,
Başımın etini yedin,
İşte sana bir hatıra,
Al ömür boyu sakla.

Okula başlayıp da eli kalem tutan herkesin bir hatıra defteri olurdu. İlk sayfalara sevilen şiirler, tekerlemeler, özdeyişler, havalı sözler, maniler eklenirdi. El yazısı ve özel kalemlerle yazılırdı. Mutlaka her sayfa süslenirdi; çiçekler, iç içe geçmiş geometrik desenler olurdu. Sonraki sayfalarsa en çok sevilen arkadaş ile başlardı. Bu yazılı olmayan bir kuraldı ve asla ihlal edilmezdi. Seni ne kadar çok sevdiğini, onun için vazgeçilmez olduğunu anlatan şiirsel ve elbette biraz da ağdalı kelimelerle yazılırdı. Eğer, arkadaşlardan biri hoş olmayan şeyler yazarsa deftere küsülürdü. Onun defterine bir şey yazılmazdı, dışlanırdı. En çok merak edilen ise, birbirinden hoşlanan ama söze henüz dökülmemiş duygular kısmı. Sınıfta birinden hoşlanıyorsun ve ona defterini veriyorsun, bakalım ne diyecek? Genelde o yaş grubu erkek çocukları pek hınzır olduklarından hayal kırıklıkları yaşanırdı. Nerede kızların beklediği o duyarlılık. Her şeye rağmen bu defterlere gözümüz gibi bakardık. Temiz özenli süslü püslü çünkü o bizim iç dünyamızı ve arkadaşlarımızın bizi nasıl gördüklerini yansıtırdı. Onlar bizim aynalarımızdı.

Anket defteri ise daha ortaokul lise dönemlerine özgüydü. Renkli kalemlerle soruları yazar, kendi anket defterimizi kendimiz yaratırdık. Kimi zaman da para verip, gidip Dünya Gençlik Merkezi’ndeki en havalı defteri alırdık. Sonrası yine aynı hikaye. Arkadaşlar en sevdikleri rengi, yemeği, şarkıyı, grubu, sporu, takımı, hayallerini, ne olmak istediğini, karşı cinste aradığı özellikleri yazar, soruları cevaplarken genelde gırgırına yazarlardı. Örneğin en sevdiğin yemek sorusuna özellikle en sevmediğini yazar, seni tongaya düşürmeye çalışırdı. Hâlbuki nedir yani doğru yazsan değil mi? Ama olmaz, o dönemin raconu böyleydi işte, çocukluk. Ayrıca bu defteri yazmak için alan kişi, mutlaka hoşlandığı karşı cinsin sayfasına bakar, cevaplarını ona uydurarak yazıp dikkat çekmeye çalışırdı. “Aslında biz aynı şeyleri seviyor ve hayal ediyoruz, ne çok ortak yanımız var acaba çıksak mı?” dedikoduları yayılırdı.

Gençliğimizde, okul yıllarımızda kalan nostaljik, sıcak hatıralarımızdan biriydi işte bu defterler. En saf, en duygusal hisler beslediğimiz arkadaşlarımıza ulaşmanın, onlar hakkında bir şeyler öğrenmenin yolu olurdu. Büyük heyecanla hazırlanan sorulara ilginç cevaplar alırdık. Bu cevaplara bazen güler bazen sinirlenirdik; ama ne olursa olsun, her sayfası dolu bir anket defterinin değeri büyüktü. Yazıyı bir klasikle bitirelim istedik.

Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma, unutursan küserim, mektubunu keserim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.