Bilimsel çalışmalar erkeklerin üçte birinden fazlasının seks sonrası depresyondan muzdarip olduğunu gösteriyor.

Söz konusu duygusal denge olunca sorunların kadınlarda daha sık görüldüğü düşünülür.  Ama Seks ve Evlilik Terapisi Dergisi‘nde yayınlanan bir araştırma (Postcoital Dysphoria: Prevalence and Correlates Among Males) öyle demiyor.
Diyor ki, sadece kadınlar değil erkekler de cinsel ilişkiden sonra depresyona girebiliyor. Yani, üzüntü, ağlama dürtüsü, umutsuzluk hatta bazen suçluluk gibi açıklanamayan duygulara sahip olabiliyorlar.

Uzmanlar, sadece kadınların cinsel ilişkiden sonra duygusal olmadıklarını, erkekler kaygı ve utançtan dolayı bunu açığa vurmamaya ve gizli tutmaya gayret ettiği için çoğu toplumun bundan habersiz olduğunu söylüyor. Son zamanlarda, doktorlar, erkek danışanlardan, cinsel ilişki sonrasında saatlerce üzgün, çaresiz ve huzursuz hissetme şikayetlerini daha sık almaya başlamışlar örneğin.

Avustralya’nın Queensland Üniversitesi’nden bilim insanları, bu depresif koşulların erkekler için oldukça yeni sayıldığını, bu nedenle hakkında tatmin edecek araştırmalar bulunmadığını söylüyorlar. Ancak sorunun üzerinde çalışmalar başlamış ve ışık tutacak bir takım bilgiler elde etmeye de başlamışlar. Böylece psikoterapistlerin yeterli bilgiyi elde edip, çözümler konusunda daha faydalı olabilecekler.

Prof. Robert Schweitzer (QUT, Australia) bu belirtilerin nedenlerini beylerin psikolojisinde aramak gerektiğini söylüyor “Seks yaparken, adam genellikle bir kahraman, bir usta gibi hisseder ve seksten sonra tekrar “sıradan bir adam” olur. Hoş olmayan ve huzursuz eden duygular da ruh halindeki bu ani değişimlerden kaynaklanmaktadır.” Yani sırasıyla arzu, heyecan, coşku, adrenalin, sükunet, tatminkarlık yaşanır ve sonrasında normal kalp ritmine, normal yaşama dönüş olur.  Bu duygu aşamalarına hakim olmakta güçlük çeken erkekler normal kalp ritmine döndüğünde üzülmeye başlıyor.

Bir takım çalışmalar yapmışlar dedik. Avustralyalı bilim insanları, bir anket oluşturup 78 farklı ülkede 18-81 yaş arasındaki 1208 erkeğe dağıtmışlar. Ankete katılanların çoğunluğu heteroseksüel ve kolejde eğitim görmüş. Erkeklerin % 41’i seks sonrası nadiren depresyona girdiğini, % 36.6’sı cinsel ilişkiden sonra periyodik olarak depresyona girdiğini, % 4.4’ü de hemen hemen her seferinde benzer duyguları yaşadıklarını ifade etmiş.

Sonuçların analizi, daha kararsız olan veya yakın zamanda stres ya da travma yaşayan erkeklerin cinsel ilişkiden sonra depresyon geçirme ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermekte. Anketin kararsız katılımcılarından ve depresyona girme ihtimali yüksek olanlardan biri de tek gecelik ilişkiler yaşayan beyler.

Tabii seks sıkıntılarını anlama ve çözme çalışmalarında toplumsal etkenler unsurunun ne kadar gözetildiğini bilmiyoruz. Malum, bizim toplumuzda, cinsel sorun denilince erkeklerin ilk düşüneceği iktidarsızlık ve yoksunluk olacaktır.

Türk Üroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Semerci, Türk erkeğinin cinsel sorunlara çözüm aramada zorlandığını söylüyor. Semerci’ye göre Türk erkeklerinin bu çekimserliği giderek azalsa da gelişmiş dünya denen Amerika, Avustralya ya da Avrupa toplumlarının seviyelerine yaklaşmak için daha zamana ihtiyacımız var.

Peki çözüm nedir?
Tüm ruhsal sorunlarda olduğu gibi psikologlar çözüme giden yolda ilk adımın belirtileri tahlil etmek ve depresyonun varlığından emin olmak, sonra da nedenleri saptamak olduğunu söylüyor.  Buraya kadar süreç psikologların yönlendirmeleriyle ilerler. O zaman danışanların kendi insiyatiflerinde yapabilecekleri neler var? Bilim insanlarının tavsiyeleri neler?

  • Biriyle konuşun – kendi içinizde biriktirip şişirmeyin. Birine, mümkünse bir uzmana, olmasa da güvenilir bir yakınınıza bu konuda ne hissettiğinizi anlatmayı deneyin.
  • Aktif olun – Öğle yemeği molasında veya akşam yemeğinden önce sadece bir yürüyüş olsa bile, dışarı çıkın ve biraz zaman geçirin. Bu, zindeliğinizi korumanıza ve uykunuzu iyileştirmenize yardımcı olacaktır.
  • Doğru beslenin – Doğru beslenmemenin olumsuz etkileri yaşamımızın birçok alanında olduğu gibi cinsel yaşamlarımıza da dokunuyor. Beslenmeye ekleyebileceğimiz bir husus da alkol kullanımı. Birkaç saatliğine iyi hissettirse de uzun vadede alkolün depresif etkileri olduğu bilimsel çalışmalarla teyit edilmiştir.
  • Kaliteli uyuyun – eğer uyuyamazsanız da sinirlenmeyin. Yatağınızdan çıkın ve uyumanıza, sakinleşmenize yardımcı olacak bir şeyler yapın. Bir şeyler izleyebilirsiniz, birkaç sayfa okuyabilirsiniz. Bitki çaylarını da mutlaka deneyin.
  • Sevdiğiniz bir şeyi yapın – size zevk ve küçük faydalar sağlayan şeylerle biraz zaman geçirmeye çalışın – egzersiz, okuma, gezme vb hobilerin en geçerli etkilerinden biri kafa dağıtmak ve keyif sağlamaktır.
  • Yaşam tarzınıza dikkat edin – kendini çok fazla zorlayan bir mükemmeliyetçi olabilirsiniz. Biraz gerçekçi olmaya çalışmanın bile yükünüzü azalttığını farkedersiniz.
  • Bir mola verin – bir mola rutinden çıkmak için çok yararlı olabilir. 

Bu tavsiyeleri hepimiz çok sık duyarız ya da okuruz. Kanıksamış olmak ve etkili olacağına inanmamak da olasıdır. Ancak uygulamaya başladığınızda daha iyi hissedeceğinizi göreceksiniz. Bu sebeple bir önemli tavsiye de umutsuz olmamaktır.

Depresyon tedavisi alanların öncesinden daha güçlü bir halde süreçten çıktıkları görülmüş. Depresif döneminizi geçtikten sonra durumları ve ilişkileri daha net görebildiğinizi fark edeceksiniz. Depresyonun yaygın olduğunu, bunun üstesinden gelinebileceğini, ihtiyacınız olan yardımı almaya hakkınız olduğunu asla unutmayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.