Attitude boy

Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen, gelişimsel bir bozukluktur. Türkiye’de 0 – 18 yaş aralığında 352 bin otizmli çocuk bulunuyor. Oysa ki bu çocuklardan eğitim alabilenlerin sayısı yalnızca 21 bin. Her 68 çocuktan birinin otizmli doğduğunu unutmamamız gerekiyor ve sanılanın aksine, otizm, çocuğun yetiştirilme ortamından bağımsız olarak, nörobiyolojik temellere dayanıyor. Bu nedenle otizm hakkında bilgiye sahip olmak ve erken teşhisin öneminin farkında olmak oldukça önemli.

Erken teşhis neden önemli diyoruz, çünkü beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönem yaşamımızın ilk beş yılıdır. Otizm teşhis olarak sonradan konulabilen bir hastalık olsa bile, kişinin sonradan otizmli olma durumu söz konusu değil. Bu yüzden bebeklerde ilk 36 ay çok önemli. Her ne kadar, günümüzde otizmin yüzde yüz tedavisi maalesef mümkün olmasa da, araştırmalar yüzde yetmişe kadar düzelmelerin mümkün olduğunu kanıtlıyor. Bu nedenle, erken teşhisin öneminin farkında olmamız gerek.

Otizm tanısının nasıl konulacağına gelirsek, otizmli çocuklar normal şartlarda kendilerinden beklenen iletişimi kuramazlar. Yaşıtlarına göre daha geç konuşmaya başlarlar, göz teması kurmada problem yaşarlar, bazen işitmiyorlarmış gibi hissedilebilir. Hislerde de hissizlik durumu oluşabilir. Ağrıya, soğuğa veya sıcağa, acıya karşı olan tepkisizlikleriyle dikkat çekerler. Özellikle bu belirtiler ilk 36 ay için oldukça önemlidir.

Otizmli çocuklar, kendilerini ifade etmekte zorluk çekerler ve yalnız oynamayı, yalnız olmayı tercih ederler. Bazı takıntılı davranışları olur, farklı eşyalara ilgi duyma eğilimleri olabilir. Bu belirtilerin fark edilmesi durumunda, aile bir çocuk psikiyatrisinden destek almalıdır. Aile, otizm tanılamasından sonra, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine gitmelidir. Eğer çocuğunuza otizmli tanısı konuldu ise, Özürlü Sağlık Kurulu Raporu almanız gerekmektedir. Sonrasında aileler, bireysel destek merkezlerini veya Otistik Çocuklar Eğitim Merkezlerini tercih edebilirler. Çocuğunuzun gelişimi her yıl Rehberlik ve Araştırma Merkezi tarafından takip edilir ve ona göre yıllık bir eğitim planı çıkarılır. Bu eğitimlerin, düzelmelerin umut verici aşamalara gelmesi adına oldukça önemli olduğunu unutmamak gerekir. Otizmli çocukların ailelerinin bunun farkında olması ve desteklerini esirgememeleri büyük önem taşımakta.

Otistik bir çocuğa sahip olmak, aileleri kaygıya ve endişeye sürükleyen bir süreç olsa bile; ailelerin umutsuzluğa düşmeden tedaviye gönül vermeleri çok önemli olacaktır. Özellikle aile, taşıdığı bu kaygıyı çocuklarına yansıtırsa, bu durum çocuklarının içine kapanmasına neden olabilir. Aile çocukları konusunda karamsarlığa düşse dahi bunu kesinlikle çocuklarına hissettirmemelidir. Çocuğunu sevdiği ve yanında olduğu duygusunu ona aşılamalıdır. Yani aile, tedaviden sonuç almak istiyorsa; kesinlikle çocuklarına daha pozitif ve sağduyulu bir şekilde yaklaşmalıdır. Otizmin bir farklılık olduğunu kabul edip, durumu bir an önce kabullenmek hem aile hem çocuk için en yararlısı olacaktır.

Unutmayalım ki, otizm tedavisi oldukça uzun, engebeli ve yoğun olan bir süreç. Bu süreci ne kadar erken başlatırsak, tedaviye cevap alabilmek de o kadar mümkün olacaktır. Her çocuğun hakkı olan eğitimi sizin çocuğunuz da alabilmeli. Çocuğunuz ancak siz yanında olursanız engelleri aşmaya cesaret edebilir, bunu lütfen unutmayın.

Kadinvesaglik.org

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.