Meme kanseri kadınlarda görülen kanserlerin %33’ünü oluşturuyor

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser tipi olması nedeniyle, korkulu rüyamız hatta takıntımız haline geldi. Küçük büyük her yaşta ama özellikle, 50 yaş sonrasında daha sık görülüyor. Son 20 yılda teşhis ve tedavide büyük ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, istatistiklere göre; her 8 kadından biri; hayatının bir döneminde bu hastalığa yakalanıyor. Bundan 30 yıl önce ise, ortalama 12-14 kadında görülüyordu.

Meme kanserinin nedeni

Meme Kanseri

Bu kanser türü, meme dokusundaki süt kanalını oluşturan ve süt yapan hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmasıyla ortaya çıkıyor. Elbette beslenme düzeni, çevresel faktörler gibi modern dünyanın bize kattığı olumsuzluklar yanında kalıtımın da rolü hastalığın gelişiminde önemli rol oynuyor. Nedeni tam olarak bilinmese de ana başlıklar şöyle; kalıtım, beslenme şekli, sosyo-ekonomik durum, erken adet görmek, doğumlar, doğum kontrol hapları.

Aslında meme kanseri bazı sinyaller vererek geliyor. Birçok kadın her gün yaşadığı bitmek bilmeyen yoğun tempo içinde bu belirtileri gözden kaçırabiliyor. Aslında kendini ve bedenini ihmal ediyor, bir şey yoktur canım, diyerek kendini hayatını tehlikeye atıyor.

Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Meme kanseri belirtilerini bilmek, meme kanserini erken evrede yakalamak ve tedavinin başarıya ulaşması için çok önemli olduğu uzmanlarca her fırsatta söyleniyor. İşte en önemli belirtileri;

  • Memede ve koltuk altında ele gelen kitle
  • Meme ucunun içeri doğru çekilmesi
  • Meme ucundan kanlı ya da kansız akıntı
  • Meme derisinde ödem ve kızarıklıklar
  • Memede büyüme veya şekil bozuklukları
  • Meme de geçmeyen ağrı

Meme kanseri belirtilerini tanımak, meme kanserinin ilerlemesine engel olduğu için çok önemli

Bu nedenle kişinin kendi meme yapısını tanıması bilmesi, bedenindeki değişimleri gözlemlemesi ve ailesindeki risk faktörlerini bilmesi gerekiyor. Bunun içinde, her kadın 20 yaşından sonra kendi meme muayenesini yapmaya başlamalı. Adet bitiminden 5-7 gün sonra; adet görmeyen kadınlar ise ayda bir belirdikleri bir günde elle muayene yapılmalılar. 40 yaş öncesinde ultrasonografi, 40 yaşın sonrasında ise bir-iki yıllık aralarla mamografi kontrollerinin yapılması tavsiye ediliyor. Bunun dışında memeden iç çamaşıra kan gelmesi, meme dokusundaki damarlarda kalınlaşma, dokuda çökmeye benzer değişiklikler varsa hemen uzman hekime başvuru yapılmalı.

Erken tanı ve tedavi yöntemleri hayat kurtarıyor

Meme kanserine neden olan hücrelerin çoğalması ve büyümesi oldukça zaman alıyor. Ancak çoğaldıktan sonra hücrelerin, lenf ve kan yoluyla vücudun diğer organlarına yayılma ihtimali yüksek. Meme kanserinde en önemli nokta, kanserin kan ve lenf yolu ile diğer organlara yayılmadan tanının konması. Bu aşamada konulan bir tanı ile tedavi oranı oldukça yüksek, hem meme korunabiliyor hem de hayatta kalma şansı artıyor.

Meme kanserinin erken tanısı için rutin kontroller asla ihmal edilmemeli. En çok 50-70 yaş aralığında görülen bu hastalıkta risk, ailede meme kanseri öyküsü bulunduğunda artıyor. Anne ya da kardeşte meme kanseri görüldüğünde hastalığın riski 3 katına çıkıyor. Bu nedenle, bu kişilerin kontrollerini özellikle 40 yaş ile birlikte sık sık yaptırmaları gerekmektedir. Meme kanserine yakalanan hastaların yakınlarına ise, erken yaşlarda genetik test yapılarak kansere yakalanma risklerinin de belirlendiğini not düşelim.

Hayat tarzında yapılabilecek değişiklikler meme kanseri riskini azaltabilir mi?

Yapılan araştırmalar sonucunda, hayat tarzındaki değişime bağlı olarak, meme kanseri gelişme oranının yüzde 1.6 oranında azaldığı görülmüş. Bu, 1 milyonluk kadın topluluğunda 16 bin kadının kansere yakalanmaması anlamına geliyor. Üstelik ailesinde kanser olan deneklerde bu oran yüzde 3.2 ile daha da yüksek bulunmuş. Hayat tarzındaki değişim ne demek?

  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Vücut kitle indeksinin düşürülmesi yani kilo vermek
  • Alkol tüketimini azaltmak

Sözünü ettiğimiz bu değişim ile aslında sadece meme değil diğer birçok kanser türü ve hastalıktan da korunmak mümkün.

Araştırmalar diyor ki;
Haftada en az 1,25 – 2,5 saatlik hızlı yürüyüşler, kanseri riskini %18 oranında azaltıyor. Eğer bu yürüyüş, haftada 10 saat olursa, risk oranı biraz daha azalıyor. Bazı araştırmalar, uzun süreli emzirmenin meme kanserini az da olsa azalttığını öne sürmüş. Yine, doğum kontrol hapı kullanan ya da menopoz döneminde hormon ilaçları alan kadınların, kullanmayan kadınlara nazaran az da olsa meme kanseri riski taşıdığı görülmüş. Çok fazla hamilelik geçiren ve genç yaşta hamile kalan kadınlarda, meme kanseri olma riski azalıyormuş. Bunun nedeni ise, hamilelik döneminde duran adet döngüsü.

Meme kanserinden korunmanızı sağlayacak öneriler

  1. Formunuzu koruyun
  2. Düzenli spor yapın
  3. Eti kısıtlayın, sebze ve meyveye ağırlık verin
  4. Yağ tüketimini azaltın
  5. 30 yaşından önce anne olun
  6. Çocuğunuzu bol bol emzirin
  7. Sigarayı bırakın, alkolü sınırlandırın
  8. Kadınlık hormonu ilaçlarından uzak durun
  9. Stresin esiri olmayın, hayatınızı daha iyi yönetmeyi öğrenin.

Meme Kanseri Ameliyatından Sonra Neler Yapmalı?

Psikolojik Destek Alın!

Meme kanserinin teşhisinin hemen ardından ve tedavi süresince psikolojik destek almak, hem bu dönemi rahat atlatmayı hem de hastalıkla savaşı daha kolay atlatmasını sağlıyor. Meme kanseri tedavisi döneminde en çok görülen psikolojik sorunlarsa, depresyon ve kaygı.

Beslenmenize Çok Dikkat Edin!

  • Meme ameliyatlarından sonra özellikle yasaklanmış bir gıda yok. Ancak iyileşme sürecini en hızlı şekilde geçirmek için vücudun bağışıklık sistemini güçlendirecek vitaminden zengin dengeli beslenin.
  • Yağlı gıdalardan kaçının.
  • Kilo almamaya özen gösterin.
  • Alkol kanda folat miktarını azaltacağından meme kanserine yakalanma riskinizi artırabilir. Bu yüzden alkolden özellikle de ilaç tedavisi sırasında uzak durun.

Kol Egzersizlerini İhmal Etmeyin!

Sadece meme biyopsisi yatırdıysanız özellikle dikkat etmeniz gereken bir husus yok. Ancak yapılan işlem memenin bir kısmının veya tamamının alındığı ve beraberinde hastalığınızın evresini belirlemek için koltuk altı lenf bezlerinin de çıkarıldığı bir ameliyat ise oradaki lenf dolaşımı bozulacaktır. Bu yüzden ameliyattan sonra erken dönemde egzersizlere başlayın. Doktorunuzun size tarif ettiği kol egzersizlerini düzenli olarak yapın. Bu egzersizler ile cerrahi sonrası esnekliği kaybolmuş zayıf kas gruplarınızı kuvvetlendirerek, dik duruşunuzu yeniden kazanabilirsiniz.

Eğer kol egzersizlerini yapmazsanız hem kolda ödem oluşabilir hem de omuzda meydana gelen kireçlenmeye bağlı olarak “donmuş omuz sendromu” adı verilen bir rahatsızlık yaşayabilirsiniz. Ayrıca “lenfödem” denilen kolun şişmesine neden olmamak için de gelişebilecek enfeksiyonlardan kesinlikle korunmalısınız. Uzman tavsiyeleri şöyle:

  • Ameliyatın yapıldığı taraftaki kolunuzdan enjeksiyon yaptırmayın, kan aldırtmayın, serum taktırmayın.
  • Kolunuzu yaralanmalardan ve yanıktan koruyun.
  • Manikür yaptırmayın, tırnaklarınızı derin kesmeyin.
  • Herhangi bir yaralanma olursa o bölgeye dezenfektan solüsyon sürüp steril bir gazlı bez ile kapatıp hekiminize başvurun.
  • Koltuk altı bölgesi için tüy dökücü kremler veya elektrikli tıraş makineleri kullanın.
  • Mümkün olduğunca günlük, ağır ve tehlikeli işlerde o kolunuzu kullanmayın. Kullanırsanız aralıklı olarak dinlendirin.
  • Sivrisineklerden korunmaya çalışın.
  • Kolunuzu aşırı sıcak ve soğuktan koruyun.
  • Aşırı dar kollu giysiler giymeyin, yaralanmalara sebep olabilecek saat ve takılar takmayın.
  • Omuzdan askılı çanta taşımayın.
  • Kolunuzu aşağıya sabit olarak tutmayın. Fırsat buldukça kolunuzu kalp seviyesinden yukarıda tutun.
  • Bahçe ve mutfak işlerinde eldiven kullanın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.