Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 126

    Güvenilir Yerlerde Manikür, Dövme ve Piercing Yaptırın

    0
    Güvenilir Yerlerde Manikür, Dövme ve Piercing Yaptırın

    Bağışıklık sisteminde yaptığı ağır tahribat nedeniyle istenmeyen sonuçlara yol açan HIV virüsünün, cinsel ilişki, kan ve kan ürünleriyle bulaştığını belirten uzmanlar, virüsten korunmada el hijyeni, temizlik kurallarına uyma ve cinsel ilişkide korunmanın önemine işaret ediyor. Özellikle deri bütünlüğünün bozulmasının bulaşıcılık açısından önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, güvenli yerlerde manikür, dövme ve piersing yaptırılması uyarısında bulunuyor. HIV/AIDS’e karşı toplumsal önyargılara da değinen Dr. Songül Özer, “Herhangi bir yerinde kan olmadığı sürece HIV/AIDS taşıyan bir kişiye dokunabilirsiniz” diye konuştu.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Songül Özer, Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nda eğitim gören öğrencilere “HIV/AIDS’e Pozitif Bakış” başlıklı bir seminer verdi.

    Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Tıp Öğrencileri Birliği tarafından pandemi nedeniyle çevrimiçi düzenlenen seminerde HIV/AIDS konusunda bilgi veren Dr. Songül Özer, yanlış bilinen doğrulara ve bu konulardaki önyargılara işaret etti.

    Dünyada 38 milyon HIV pozitif var

    Geleceğin doktor, hemşire ve ebeleri ile bir araya gelen Dr. Songül Özer, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2019 Aralık itibariyle dünyada 38 milyon kişinin HIV pozitif olduğunu belirterek “Tabii bu bilinen, herhangi bir şikayetle ya da şikayet olmadan tarama yapılımış, kan testi yapılmış, HIV pozitif olduğundan emin olunan kişi sayısı 38 milyon. Bir bu kadar da bilinmeyen vardır. 2019’da sadece 1.7 milyon yeni vakanın tespit edilmiş, sadece 690 bin kişi HIV pozitif AIDS ilişkili hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmiş. Bunlar çok yüksek rakamlar” dedi.

    Türkiye’de 35 yılda 24 bin 300 vaka tespit edildi

    Türkiye’de 1985 yılında ilk HIV/AIDS tanısının konulmaya başlandığını belirten Dr. Songül Özer, 1985 ile 2019 yılları arasında 24 bin 300 HIV pozitif vakasının tespit edildiğini kaydetti. Özer, bu sayının da üç katı olduğunun tahmin edildiğini belirterek “Çünkü bu hastalık çok bilinmiyor ve tahlil yaptırılmıyor” dedi.

    HIV virüsü, bağışıklık sistemini çökerttiği için ölümcül

    HIV virüsünün bu kadar ölümcül olmasının nedeninin bağışıklık sistemini çökertmesiyle ilgili olduğunu kaydeden Dr. Songül Özer, “HIV virüsü çok akıllı. Gelip özellikle vücudun en kuvvetli askeri ve birçok virüs enfeksiyonunda en başta savaşan komutanını yani CD 4 dediğimiz T lenfositlerini seviyor. Gidip onlara yapışıyor. CD 4 hücrelerinin çalışmasını ve normal faaliyetini engelliyor. Bu sayede T hücreleri sadece HIV’e değil, birçok virüse karşı özellikle virüslere karşı cevap verememeye başlıyor. Yani bağışıklık sistemini çökertiyor. HIV’in kendi verdiği zarardan ziyade özellikle üçüncü dönemde HIV’in kendi oluşturduğu zarardan ziyade çok küçük nezle ve grip gibi viral hastalıklar veya bunların üzerine eklenen streptokok enfeksiyonları ve bazı maliniteler çok fazla görülmeye başlanıyor. Hastalarımızı maalesef araya giren fırsatçı enfeksiyonlardan, mantar ve bakteri enfeksiyonlarından ve kanserlerden dolayı kaybediyoruz. Hastalığın kendisinden değil, bağışıklık sistemi çöktüğünden aslında normal bir kişide ölüme neden olmayacak mikroorganizmalar nedeniyle bu insanları kaybediyoruz” dedi.

    HIV nasıl bulaşır?

    HIV/AIDS’in cinsel ilişkiyle, kan ve kan ürünleriyle bulaştığını vurgulayan Dr. Songül Özer, HIV taşıyıcısı kadınlardan bebeklerine bulaşma olduğunu da söyledi. Dr. Songül Özer, “Sağlam deriden asla geçmeyeceğini biliyoruz. Bütünlüğü bozulmuş deriye o kanın gelmesi, kan içerdiği için doku nakli, kemik iliği nakli ya da organ nakli AIDS’i bulaştırabilir. En önemli bulaşma yollarından biri cinsel yoldur. HIV pozitif olan kadınların bebeklerine hem plasenta aracılığıyla yani gebeyken hem doğum sırasında normal doğum yapıyorsa hem de bebeği emziriyorsa anne sütüyle bulaştırması mümkündür” dedi.

    El temizliğine dikkat edin

    Dr. Songül Özer, HIV virüsünden korunmak için günlük hayatta dikkat edilmesi gereken noktalara da dikkat çekti:  Elinizi her zaman yıkamak zorundasınız. Enfeksiyon hastalıklarına karşı önlem almada el yıkama çok önemlidir. Dışardan geldikten sonra eller mutlaka yıkanmalıdır. Yemekten önce ve yemekten sonra eller yıkanmalıdır. Hemşire ve hekimler hastayı muayene etmeden önce mutlaka ellerini yıkamalıdır. Hastayı muayene ettikten sonra   elinizi yıkayın. Hastanın eşyalarına dokunduysanız elinizi yıkayın. Başka hastaya geçerken elinizi yıkayın. Normal su ve normal sabunla yıkayın. Su ve sabuna ulaşamadığınız durumlarda alkol bazlı el dezenfektanı kullanabilirsiniz. 

    Kendi manikür aletlerinizi kullanın

    Bu sizi AIDS, koronavirüs ve hepatitten de korur. Elinizde deri bütünlüğü bozulmuşsa kan ve kan ürünleri ile temas olacaksa eldiven kullanabilirsiniz.  Temizliğine güvenmediğiniz yerde manikür yaptırmayın, manikürü mümkünse kendi aletlerinizle yaptırın. Temiz olduğuna emin olmadığınız diş hekiminde diş dolgusu, diş çekimi, özellikle kanal tedavisi yaptırmayın. Kulağınızı güvenli olmayan yerde deldirmeyin. Piersing ve dövme yaptırırken merdivenaltı yerleri değil, temiz ve güvenli yerleri tercih etmelisiniz. En büyük bulaş buralarda oluyor

    Önyargıdan uzak olun ve dışlamayın

    HIV/AIDS’in cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle bulaştığını vurgulayan Dr. Songül Özer, özellikle geleceğin doktor, hemşire ve ebelerine bu konudaki önyargılardan uzak durmalarını tavsiye ederek “HIV/AIDS taşıyan bir kişiye dokunabilirsiniz. Onu çıplak elle muayene edebilirsiniz. Bizim görevimiz onlara bakmaktır. Siz geleceğin sağlık profesyonelleri olarak bu kişilere önyargılı olmaktan uzak durun. Onları dışlamak ve ötekileştirmek yerine onların yanında olduğunuzu gösterin” dedi.

    Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu Aracılığıyla Sektör Çalışanlarına 1 Milyon TL’lik Destek

    0
    Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu Aracılığıyla Sektör Çalışanlarına 1 Milyon TL’lik Destek

    Yemeksepeti Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu aracılığıyla sektör çalışanlarına 1 milyon TL’lik destekte bulundu.Yemeksepeti tarafından verilen destekle Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu çatısı altındaki işyerlerinde çalışan 2 binden fazla sektör çalışanına, en az 300 TL en fazla 500 TL şeklinde ödeme yapılacak.

    Yemeksepeti, yeni kısıtlamalarla birlikte sadece paket servis ve Gel-Al siparişlerle müşterilerine hizmet verebilen restoranların ve restoran çalışanlarının finansal yüklerini hafifletmeye yönelik çalışmalarına devam ediyor.

    Bu kapsamda Yemeksepeti, geçtiğimiz günlerde devreye soktuğu 20 milyon TL’lik işletmelere yönelik Birlikte Daha Güçlüyüz mali destek paketi kapsamında, 104 odanın ve 80 binden fazla işletmenin yer aldığı Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu ile iş birliği gerçekleştirerek, federasyon çatısı altındaki işletmelerde çalışan ihtiyaç sahibi 2 binden fazla restoran çalışanına en az 300 TL en fazla 500 TL’lik destekte bulunarak toplam 1 milyon TL’lik bağış gerçekleştirdi. 

    Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın

    “Yemeksepeti olarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu her noktada, gönüllü bir şekilde, elimizden gelen desteği sağlamaya özen gösteriyoruz. Bu zaten bizim kurum kültürümüzün bir parçası. Pandeminin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği sektörümüzün gerçeklerinin farkındayız ve gücümüz nispetinde çözümler üretmek için gece gündüz çalışıyoruz. Kısa süre önce açıkladığımız 20 Milyon TL’lik “Birlikte Daha Güçlüyüz” destek paketi kapsamında, Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu çatısı altındaki 2.000’den fazla sektör çalışanına yapacağımız yardım, umarım bu zorlu süreçte yaşanan sıkıntıları az da olsa hafifletir.”

    Türkiye Lokantacılar, Kebapçılar, Pastacılar ve Tatlıcılar Federasyonu Genel Başkanı Etem Aykut Yenice, Yemeksepeti’nin desteği ile ilgili olarak; “Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de pandeminin etkileri hemen hemen her sektörde hissediliyor. Biz de Federasyonumuz olarak yapmış olduğumuz çözüm arayışlarının neticesinde sektörümüzün önemli paydaşlarından Yemeksepeti’nin içerisinde bulunduğumuz bu zorlu dönemin en başından beri sorumluluk alması, restoranlarımızı ve restoran çalışanlarımızı ayakta tutmaya yönelik gayreti çok kıymetli. Federasyonumuzla yapılan bu iş birliği özelinde Yemeksepeti ailesine teşekkür ediyor ve bu destek ile restoran çalışanlarının geleceğe bir nebze de olsa daha umutlu bakacaklarına inanıyorum.

    Yurt Dışı Seyahatleri İçin Aşı Zorunlu Mu Olacak?

    0
    Yurt Dışı Seyahatleri İçin Aşı Zorunlu Mu Olacak?

    Ülkemizde koronavirüs aşılarıyla ilgili tartışmalar sürerken, uluslararası seyahatler için aşı ve sağlık pasaportu gibi zorunluluklar getirilmesi yönünde çalışmalar hızlandı. Türkiye’nin lider uçak ve otobüs bileti sitesi Enuygun Seyahat Analisti Tuğba Hacıbayramoğlu, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin (IATA) Covid-19 test ve aşı bilgilerinin yer aldığı dijital sağlık pasaportu hazırlıklarını hızlandırdığını söyledi.

    Şu sıralar gündemden düşmeyen koronavirüs aşısı, yurt dışı seyahatleri için bir zorunluluk haline gelecek mi? Türkiye’nin lider uçak ve otobüs bileti sitesi Enuygun’a göre, bazı ülkeler ve hava yolu firmaları bu konuda çalışmalara başladı. Yurt dışı uçuşlarında birçok ülkenin Covid-19 aşısı ve hastalıkla ilgili bilgilerin yer aldığı veriler olmadan ülkeye girişlere izin vermeyebileceğine dikkat çeken Enuygun Seyahat Analisti Tuğba Hacıbayramoğlu, “Hava yolu firmalarından gelen talep doğrultusunda bu konuda çalışmalar hızlandı. Kişilerin yurt dışı uçuşlarında pasaportlarının yanında sağlık bilgilerini gösteren dijital bir sağlık pasaportu daha olacak. Burada hastalık ile ilgili PCR testi, antikor testi ve aşı ile ilgili veriler yüklenecek ve sınır kapılarında bunun kontrolü yapılacak” dedi.

    Fransa’da aşı olmayanların toplu taşıma araçlarını kullanmaması gündemde

     Konuyla ilgili ilk olarak Avustralyalı hava yolu firması Qantas, aşı olmayanların uçuşuna izin verilmeyeceği yönünde açıklama yapmıştı. United Airlines geçtiğimiz aylarda Londra Heatrow ve New Jersey Newark Liberty Havalimanı’nda sağlık pasaportu ya da orijinal adıyla CommonPass uygulamasını test etmişti. United Airlines, JetBlue ve Lufthansa Havayolları da bu uygulamayı başlatmaya hazırlanıyor. Zamanla uygulamaya aşı bilgileri ile kişilerin diğer sağlık bilgilerinin de eklenmesi bekleniyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği IATA, sağlık bilgilerinin güvenli bir ortamda saklanıp paylaşılmasıyla uluslararası hava yolu taşımacılığının yeniden eski günlerine dönmesini planlıyor. Ülkelerin taleplerine göre PCR testleri, aşı bilgileri gibi tüm bilgiler içerisine yüklenecek. Dört aşamada yapılacak bu uygulamaya göre önce sağlık bilgileri olacak, ardından seyahat destinasyonu, gidilecek yer, yetkili laboratuvar ve test merkezinin sonuçları, aşı bilgileri ve kişisel sağlık bilgilerinin yer alması planlanıyor. Fransa, aşı olmayanların toplu taşıma araçlarını kullanamaması konusunda da hazırlık yapmaya başladı.

    Şu anda seyahat için hangi aşılar zorunlu?

    Ülkemizde de mevcut durumda bazı ülkelere giderken sarıhumma meningokok, tifo, kolera, hepatit A, kuduz, Japon Ensefaliti gibi aşı zorunlulukları isteniyor ve bu ülkelere gitmeden önce aşılarla ilgili karne veriliyor. Yakın zamanda tıpkı diğer aşılardaki gibi birçok ülke de Covid- 19 aşısı zorunluluğu isteyebilir ve sağlık bilgileri için dijital pasaport kontrolü yapılabilir. 

    Enuygun.com Hakkında

    2008 yılında karşılaştırma sitesi olarak kurulan teknoloji şirketi Enuygun.com, günümüzde Türkiye’nin en büyük uçak bileti sitesi konumundadır. 200’ü aşkın çalışanıyla ayda 17 milyonun üzerinde ziyaretçisine hizmet veren Enuygun.com; uçak bileti, otel rezervasyonu, otobüs bileti satışının yanı sıra, kredi, mevduat, GSM ve internet paketi karşılaştırması yapmaya da olanak tanıyor. 2016 yılında global markası “Wingie” ile dünyaya açılan Enuygun.com, uçak bileti satışını Almanca, İngilizce, Arapça, İspanyolca ve Rusça dil seçenekleriyle farklı pazarlarda da sürdürüyor.

    Kilo Vermeyi Zorlaştıran 10 Etken!

    0
    Kilo Vermeyi Zorlaştıran 10 Etken!

    Pandemi süreciyle birlikte evde geçirilen zamanın artıp hareketliliğin kısıtlanması, buna karşın sürekli bir şeyler yeme içme isteğinin ağır basması pek çoğumuz için kilo artışını beraberinde getirdi. Hal böyle olunca, fazla kilolardan kurtulmak, ideal kilosuna dönmek isteyenler ‘nasıl kilo verebilirim?’ arayışına girdi.

    Ancak bu isteğin ve çabaların tartıya yansımadığını görmek çoğunlukla moralleri bozarken, motivasyonun da azalmasına neden olabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Vücut ağırlığı denetimini sağlayamamak, hedeflediğimiz kilo kaybını tartıda görememek başta bizi motive eden kaynağı elimizden alıp en başa dönmemize neden olmuş olabilir. Üstüne üstlük gerçekçi olmayan hedeflerle mucize arayışında olmak ve sürdürülebilir olmayan, kilo vereceğim diye sağlığımızdan olmamıza neden olabilecek şok diyetler uygulamak yapılan en büyük yanlışların başında geliyor.” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, kilo vermeyi zorlaştıran 10 etkeni anlattı, “neden kilo veremiyorum?” diyenlere önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  

    Kalori saymak, kaloriye takılmak

    Tüm kaloriler eşit midir? “Kalori, kaloridir” diyenler 250 kalorilik bir dilim çikolatalı pasta ile eşit miktarda kalori değeri olan etli sebze yemeğini tüketmeniz arasında bir fark olmadığını ve kilonuz üzerinde aynı etkiye sahip olacağını söylerler. Tüm kalorilerin aynı miktarda enerjiye sahip olduğu doğrudur ancak vücudumuz yalnızca kalori değil aynı zamanda molekül sayar bir yapıdadır. Yiyecek tercihleriniz; neyi, ne kadar ve ne zaman yediğinizi kontrol eden biyolojik süreçler üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Günlük tüketmeniz gereken enerji düzeyini aşmadığınız halde kilo veremiyorsanız buna sebep olan etkenlerden biri de yiyecek seçiminiz olabilir. Bu nedenle kilo verme sürecinde aldığınız kalori miktarı kadar tükettiğiniz besinlerin içeriği de oldukça önemlidir.

    Yetersiz su tüketimi 

    Vücudumuzun su içeriği yaşa ve cinsiyete bağlı olarak yüzde 42 ile yüzde 70 arasında değişir. Besinlerin sindirim, emilim ve hücrelere taşınması; zararlı atıkların vücuttan uzaklaştırılması gibi birçok metabolik süreç için elzem olan su, gün içinde yeteri kadar tüketilmediğinde kilo verme sürecini de yavaşlatabilir. Vücut susuz kaldığında sindirim enzimleri ve bağırsaklar yavaşlayarak kilo artışına neden olabilir. Bir diğer neden yetersiz su tüketimi ile hissedilen susuzluk hissinin açlıkla karıştırılıp iştah kontrolünün zorlaşmasıdır. Sağlıklı bir beslenme planıyla birlikte su tüketiminizin artması metabolizma hızını arttırarak ve iştahınızı azaltarak kilo kaybına destek olabilir. Peki yeterli su tüketimi ne kadar olmalıdır? Sağlıklı yetişkin bir birey kilosu başına 30-35 ml su tüketmelidir. Suyun en iyi kaynağı sudur ve gün içinde aldığınız diğer sıvıları bu miktara dahil etmeniz tüketiminizin azalmasına neden olacaktır. Net bir cevap arayanlar içinse günde ortalama 2-2,5 litre su tüketimi idealdir.

    Yetersiz fiziksel aktivite

    Kilo verme sürecinde temel olan şey, kalori açığı yakalamak yani harcadığınızdan fazla enerji almamaktır. Egzersiz yapmadan da kalori açığı oluşturarak kilo verebilirsiniz ancak düzenli egzersiz yapmak kilo kaybının sağlanması ve sürdürülmesinde, enerji sınırlı diyetlerle birlikte ağırlık kaybını artıran önemli faktörlerden biridir. Haftada en az 3-4 gün 30 dakikanın üzerinde ve kişinin sağlık durumuna uygun egzersizler yapması çok önemli. Özellikle yaşam koşullarının bizi daha az hareket eder duruma getirdiği çağımızda düzenli fiziksel aktivite kilo verme sürecine destek olmakla birlikte, kas dokularını koruyup, yağ kaybını artırarak vücut kompozisyonunun gelişmesine de katkı sağlar.

    Yetersiz ve kalitesiz uyku düzeni

    Uyku, kilo kontrolünde önemli bir etken. Beyin fonksiyonlarının devamı, bedenimizin metabolik ve fiziksel işlevlerini yerine getirmesi ve düzenlenmesi için yeterli/kaliteli uyku düzeni şart. Artık daha bireysel sürelerden bahsetsek de yapılan çalışmalar 6 saatten az, 9 saatten fazla uykunun kilo alımını tetikleyebileceğini gösteriyor. Uyku düzenimizdeki bozulma bedenimizin iç saati dediğimiz sirkadiyen ritmimizi ve bu durum da hormonlarımızın salınımını oldukça etkiliyor. Özellikle açlık ve tokluk sinyallerimizi düzenleyen ghrelin ve leptin hormonları, bozulan uyku düzeni ile birlikte bizi kalori yoğunluğu yüksek gıdalara yönelterek kalori alımının artışına neden olup, kilo verme sürecini yavaşlatabiliyor. Uykunuzu alamadan uyandığınız bir günde halsizlik yaşayabilir, hareketleriniz yavaşlayabilir veya sürekli uyuklama halinde olabilirsiniz. Bu durum gün içinde fiziksel aktivitenizin azalmasına neden olarak harcanan enerji dengenizi kilo verme yönünün tersine çevirebilir. Bu nedenle sizin için ideal olan uyku süresini belirledikten sonra, en geç 23.00’te uykuya dalmanız vücudunuzu dinlendirerek ertesi gün fiziksel olarak daha aktif olmanıza ve hormon düzeylerinde denge sağlayarak iştah kontrolünüze destek olacaktır. 

    Hastalık varlığı

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kilo vermeyi zorlaştıran pek çok faktör bulunmaktadır. Uyku düzeni, fiziksel aktivite, yetersiz su tüketimi ve yanlış besin seçimi gibi sizin elinizde olan değiştirilebilir risk faktörlerinin yanı sıra insülin direnci, hipotiroidi, cushing hastalığı veya polikistik over sendromu gibi hormonal kökenli bir probleminiz de olabilir. Bunun için bir endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanına görünmeli, kan değerleriniz olması gereken aralığın dışında ise hekiminizin önereceği tedaviyi uygulamalı ve bir diyetisyene başvurarak size özel bir beslenme programı oluşturmasını talep etmelisiniz.” diyor.

    Yetersiz ve sağlıksız beslenme

    Çok düşük kalorili diyetler yapmak, aç kalarak veya bazı besin gruplarını beslenme düzeninden tamamen çıkararak besin alımını azaltmak makro ve mikro besin ögelerinin yetersiz alınmasına neden olmakta. ‘Daha az yersem daha çok kilo veririm’ düşüncesi uzun vadede bir işe yaramadığı gibi kısa vadede kaybedilen kilonun yağ kaybı olmamasına ve vücut kompozisyonuyla birlikte metabolizmanın da olumsuz etkilenerek yavaşlamasına neden olur. Bunun sonucunda kilo verme hızınız azalarak durabilir. Enerji gereksiniminize uygun, protein, karbonhidrat ve yağ oranları dengeli bir diyet ile kilo verme sürecini yönetmelisiniz. 

    Mucize besin arayışı

    Sosyal hayat, beslenme tarzı, vücut ağırlığı gibi konular son zamanlarda hemen hemen herkesin aklını kurcalıyor. Bu durum besinlere olan bakış açımızı etkileyerek zamanla değiştirdi. Hepimiz bir kurtarıcı arayışındayız. Sağlıklı bir beslenme programı içerisinde yer verdiğimiz zaman kilo vermemizi kolaylaştıran birçok yiyeceğe mucizevi anlamlar yükleyerek yararlı etkilerini tam tersine çevirdiğimiz durumlar ortaya çıkabiliyor. Örneğin antioksidan, lif, tekli doymamış yağ ve E vitamininden zengin avokadonun sağlıklı bir beslenme planı içinde belirlenen miktarlarda tüketilmesi kilo verme sürecine destek olurken, fazla tüketimi alınan kaloriyi de arttırarak kilo verme sürecini zorlaştırabiliyor.

    Sürdürülebilir olmayan beslenme alışkanlıkları

    Sosyal medyanın da etkisi ile son dönemlerde bilimsel açıdan değeri olmayan beslenme modelleri, farklı formlarda tüketilmesi için üretilen öğünler gibi birçok faklı beslenme tarzı ile karşılaşıyoruz. Bir de çevrenizden biri “X” kullanarak veya “Y” diyeti yaparak 10 kilo verdiyse bu durum tüm bunları daha ilgi çekici kılabiliyor. Ancak bireysel olarak size özgü hazırlanmamış bir beslenme programı kalıcı bir beslenme alışkanlığı kazandırmayarak kilo vermenizi zorlaştırabilir. Bireysel tecrübelere değil, bilime dayalı, gereksinimlerinize ve sosyal yaşantınızla birlikte psikolojik durumunuza uygun bir sağlıklı beslenme programı ile sürdürülebilir ve kalıcı kilo kaybını sağlayabilirsiniz.

    Sürekli tartılmak!

    Ağırlık gün içerisinde değişkenlik gösterir ve kilo verme sürecinde sürekli tartılmak bir an önce sonuç almanızı sağlamaz. Sağlıklı beslenme programına başladıktan sonra her gün düzenli kilo kaybı olmayabilir veya o gün içinde tükettiğiniz sıvı ve yemek miktarı, idrar veya dışkılama durumunuz gibi etmenler nedeniyle tartı doğru sonucu göstermeyebilir. Sık tartılıp tüm bunları geri planda bırakmak ise “diyet yapıyorum ancak kilo veremiyorum” diye demoralize olmanıza ve diyetten vazgeçerek kilo verme sürecinin uzamasına neden olabilir. Önerilen yavaş ve kalıcı kilo kaybının sağlanmasıdır. Motivasyonun düşmemesi ve doğru sonucu görmek için haftada 1 kez, aynı tartıda, sabah aç karnına, dışkılama sonrası ve giysisiz ölçüm yapılmalıdır.

    Gizli kaloriler

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Sağlıklı besleniyorum ama kilo veremiyorum!“ sık kurulan ve sıkça duyulan cümlelerden biri. Sağlıklı beslendiğinize veya besin tercihlerinizin doğru olduğuna çok eminken farkında olmadan bazı besinleri ve içecekleri fazla tüketiyor olabilirsiniz. Bununla birlikte porsiyonlarınızı küçülterek daha az kalori alabileceğinizi düşünürken yediğiniz besinin içindeki gerçek kalori miktarı tahmin ettiğinizin çok üzerinde olabilir. Özellikle kullanılan soslar ve tercih edilen pişirme yöntemi yediğiniz yiyeceğin kalori miktarını arttırabilir. Ayrıca şekerli içecekler, çorbalar, yağlı tohumlar ve son zamanlarda sağlıklı bir alternatif olarak karşınıza çıkan smoothieler de gizli kalori kaynağı olabilir. Bu durumun kilo vermenizi zorlaştırmanın yanı sıra kilo artışına da neden olabileceğini unutmamalısınız” diyor.

    COVID-19 Sonrası Dünyada Net-Sıfır Hedeflere Ulaşmak İçin Teknolojiden Yararlanılması Gerekiyor

    0
    COVID-19 Sonrası Dünyada Net-Sıfır Hedeflere Ulaşmak İçin Teknolojiden Yararlanılması Gerekiyor

    EY Yenilenebilir Enerji Ülke Çekiciliği yıllık endeksine göre hidrojen ve yapay zekâ, yenilenebilir enerjinin büyümesinde kritik bir rol oynayacak. Şebeke stabilitesi ilerlemenin önünde bir engel olmaya devam ediyor. Yenilenebilir Enerji Ülke Çekiliği Endeksi’nde ABD ve Çin üst sıralarda yer almayı sürdürürken, Avustralya ilk kez üçüncü sıraya yükseldi.

    Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY’nin (Ernst & Young) bu yıl 56.’sını hazırladığı Yenilenebilir Enerji Ülke Çekiciliği Endeksi’ne (RECAI) göre hidrojen ve yapay zekâ gibi teknolojik gelişmeler, COVID-19 sonrası dünyada net-sıfır hedeflerine ulaşırken kritik bir rol oynayacak. Endeks, düşük karbon dönüşümünün hız kazanması için iklim değişikliği ve yenilenebilir enerjinin küresel gündemde üst sıralarda kalması gerektiğini vurguluyor ancak şebeke stabilitesinin yenilenebilir enerjilerin daha hızlı benimsenmesi için önemli bir engel olmaya devam ettiğini belirtiyor.

    2020 yılının başlarında COVID-19 salgınıyla birlikte alınan karantina önlemleri, düşük elektrik talebi, düşük işletme maliyetleri ve düzenlemelerle sağlanan şebekeye öncelikli erişim nedenleriyle enerji üretiminde yenilenebilir enerji payının birçok piyasada artmasıyla sonuçlandı. Aynı zamanda, birçok küresel liderin ekonomik iyileşme ile ilgili etkili konuşmaları yeşil büyümeye odaklanıyor ve net-sıfır hedeflerine doğru yenilenmiş bir hamleye yol açıyor.

    EY Türkiye Enerji Sektör Lideri Erkan Baykuş yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

    “Son aylarda azalan fosil yakıt tüketimi kirlilik seviyelerinde belirgin bir düşüşe neden oldu ve yeşil büyüme ile iyileşmeye daha fazla odaklanılmasına yol açtı. Dahası, dünya genelindeki ekonomiler üzerindeki etki, net-sıfıra doğru ilerlemeye hız kazandırıyor ve yatırımcılar çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim gündemine ve yatırım portföylerindeki esnekliği sürdürmeye yeniden odaklanıyorlar. Bu, yenilenebilir enerji için muazzam bir potansiyeli vurguluyor. Şebeke stabilitesi başlıca engel olmayı sürdürürken, teknolojik yeniliklerdeki ani yükseliş bu engelin üstesinden gelmeye yardımcı olabilir.”

    Yenilenebilir enerji kullanımının daha da artması beklenirken, endeks, hidrojen ve yapay zekânın şebeke stabilitesini desteklemedeki kritik rolünü inceliyor. Fazla yenilenebilir elektriği hidrojene dönüştürme becerisinin (daha büyük depolama kapasitesine sahip kimyasal batarya üretme) oyunun kurallarını değiştireceği öngörülüyor. Bu sırada, nesnelerin interneti (IoT), sensörler ve büyük veri, yapay zekâ algoritmaları, talep tahmini ve varlık yönetimi yoluyla öngörücü kabiliyetlerini geliştirerek merkezi şebekeleri dengelemeye yardımcı olabilir ve bu sayede verimliliği artırabilir.  

    Kilit Ülke/Pazar Sıralaması

    ABD, RECAI endeksinde en üst sırada yerini koruyor. Yenilenebilir enerji sektörünün COVID-19 etkilerinden kurtarılmasını, eyalet düzeyindeki eylemler, yakın gelecekte beklenen teşvik paketleri ve Paris Anlaşması’na yeniden katılma taahhüdü ile destekledi. Küresel salgına rağmen, Çin güneş enerjisi sektöründeki hareketliliği ile endekste ikinci sıradaki yerini koruyor. 59 GW kapasiteli paneller, 2020 yılının ilk beş ayında üretildi ve bu yıl 35GW-45 GW’lik yeni güneş enerjisi kapasitesi tahminleri ile geçen yıla göre %16 artış gösterdi. 

    Avustralya, RECAI endeksi tarihinde en üst pozisyona ulaştı ve ilk defa üçüncü sıraya yükseldi. Bunun sebebi büyük ölçüde yatırımcıların ve geliştiricilerin Avustralya’nın yenilenebilir enerji sektöründe yenilenen büyümeyi yönlendirmesinden kaynaklanırken, pazarda da iddialı yeşil enerji ihracat planları mevcut. Politika belirsizliğine (şebeke stabilitesi ve fiyat dalgalanmalarındaki problemlere) rağmen, endeks Avustralya’nın yeşil enerji ihracatında lider olmaya hazır olabileceğini belirtiyor.

    Hindistan yedinci sıradan dördüncü sıraya yükseldi. Hindistan’da kurulu güneş enerjisi kapasitesi, son birkaç yılda artarak 35GW’nin üzerine çıktı. Ülkenin ekonomik çekiciliği, düşük tarife tekliflerinin rekor kırmasına ve piyasanın kurulu yenilenebilir enerji hedefini 2022’de 172 GW’den 2030’a kadar 510GW’ye yükseltmesine neden oldu.

    Altıncı sırada yer alan Almanya, açık deniz rüzgâr sektörünün yanı sıra yenilenebilir enerji kaynaklı elektroliz kullanılarak oluşturulan emisyonsuz bir alternatif yakıt olan yeşil hidrojenin geliştirilmesini desteklemek için önemli adımlar attı.

    Ayrıca, Almanya 2038 yılına kadar kömüre dayalı tüm üretimi sona erdirmeyi taahhüt etti.

    İrlanda, Yenilenebilir Enerji Destek Planı ihalelerinin başlatılmasıyla cazibesini güçlendirdi, ancak Şili’de (11. sırada) ve Güney Kore’de (13.sırada) daha büyük ilerleme olması nedeniyle sıralamada genel olarak iki sıra aşağıya 14. sıraya düştü. Portekiz’in (22. sırada) ve Pakistan’ın (39. sırada) önemli kazanımlar sağladığı endekste Türkiye’de 34. sıradan 30. sıraya yükseldi.

    “COVID-19 küresel salgınındaki iyileşme, enerji sektörüne yeşil ve sürdürülebilir bir büyüme için fırsat sunuyor” diyen EY Türkiye Enerji Sektör Lideri Erkan Baykuş şöyle konuştu: “Kısa vadede hiç şüphesiz zorluklar olacaktır, ancak yenilenebilir enerji kaynakları bu fırsatı değerlendirmek için yeterli donanıma sahip. Enerji liderleri, sektörler arasında koordineli bir çaba ile liderlik yapmalı ve sürdürülebilir bir gelecek sağlamak için teknolojik yeniliklerden yararlanmalı. “

    İngiltere’de Koronavirüsün Tehlikeli Bir Mutasyonu Daha Tespit Edildi

    0
    İngiltere'de Koronavirüsün Tehlikeli Bir Mutasyonu Daha Tespit Edildi

    İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, Birleşik Krallık’ta koronavirüsün yeni bir mutasyonunun daha tespit edildiğini açıkladı. Daha tehlikeli olduğu belirtilen mutasyonla ilgili konuşan Bakan Hancock iki vakanın Güney Afrika’dan seyahat edenlerle temaslı olduğunu duyurdu.

    Kovid-19 virüsünün İngiltere‘de mutasyona uğrayıp yüzde 70 daha bulaşıcı bir hale gelmesinin ardından ülkede yeni bir korona mutasyonu daha görüldü.

    Güney Afrika’dan İngiltere’ye gelen 2 kişide mutasyona uğramış yeni bir Kovid-19 türü daha tespit edildi. Basın bilgilendirme toplantısında konuşan İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, tespit edilen iki mutasyonu “kaygı verici” olarak nitelendirdi. Hancock, koronavirüsün bu varyantının daha bulaşıcı olduğunu ifade etti.

    “DAHA ÇOK MUTASYON GEÇİRMİŞ GİBİ GÖRÜNÜYOR”

    İngiliz Sağlık Bakanı, Güney Afrika’da bulunmuş olanların kendilerini karantinaya alması gerektiği yolunda çağrı yaptı. Matt Hancock, bu varyantın Birleşik Krallık‘ta koronavirüs vakalarındaki artışın sebebi olan varyanttan daha çok mutasyon geçirmiş gibi göründüğünü aktardı.

    YENİ TEDBİRLER GELDİ

    Hancock, “Birleşik Krallık’taki vakalar ile yakın temaslıları karantina alıyoruz. İkinci olarak, derhal Güney Afrika’ya seyahat kısıtlaması getiriyoruz. Üçüncü ve en önemlisi de son iki hafta içinde Güney Afrika’da bulunan ve onlarla yakın temaslı olan Birleşik Krallık’tan herkes derhal karantinaya girmeliler” dedi.

    Dr. Susan Hopkins, uzmanların hâlâ yeni varyantla ilgili öğrenme aşamasında olduğunu belirtti. Dr. Hopkins, “Yürürlükteki karantinayla ve sistemle yayılmayı kontrol edeceğimizden eminiz. Seyahat edenlerdeki vakaların tespitini sürekli olarak iyileştirmeye bakıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Erken Yaşta Cinsellik: Nedir ve Nelere Sebep Olur?

    0
    Erken Yaşta Cinsellik: Nedir ve Nelere Sebep Olur?

    “Ergenlikle birlikte gençlerde; cinsel istek, uyarılma ortaya çıkar. Gençlerin cinsel istek ve arayışları yetişkinlikten farklı değildir. Bununla birlikte; gençler cinsellikte deneyim ve yeterince bilgi sahibi olmadıklarından, çeşitli sorunlar çıkar. Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney konu hakkında bilgiler verdi.”

    Cinsellikle ilgili, gençlerde en sık 10 sorun:

    1. Ergenlikte aşırı mastürbasyon: Cinsellikle yeni tanışan genç, haz aldığı bu durumu sıklıkla yapmak isteyecektir. Bu durum, sağlıksız değildir.

    2. Suçluluk duyguları: Gençler; yaşadıkları cinsel eylemler sonrası, yetişkinlere göre daha fazla suçluluk duyarlar. Bu durum; intihara kadar giden depresyon durumlarına neden olabilir.

    3. Erken hamilelikler: Yeterince bilgi sahibi olmama, korunma yöntemlerinden habersiz olma gibi durumlar neticesinde; erken yaş hamilelikleri görülebilir. Bu durum gençler için hem baş edilmez bir sorun hem de aileler için felakettir. Ailelerin uygun şekilde cinsel bilgi vermeleri, olası bu zor duruma karşı gençleri koruyabilir.

    4. Kızlık zarı: Toplumsal bilgi; kızlık zarının ortadan kalkması, olağanüstü bir durumdur. Dolayısıyla bundan korkan gençler, farklı ve sağlıksız bazı yöntemleri seçmeye yönelmektedirler.

    5. Öz denetim eksiklikleri: Ailelerin güvenmediği gençler, hata yapmaya daha açıktırlar. Gençlere güven; diğer alanlarda olduğu gibi, cinsellik alanında da öz denetimlerinin oluşmasında önemlidir.

    6. Aşırı cinsellik: Bazı gençler kontrolsüzce ve riskli cinsel davranışlar yapmaktadırlar. Bazı aileler, erkek çocuklarının bu tutumundan memnun bile olabilir. Bunu çapkınlık olarak kutsayabilir. Oysa bu durum birçok sağlık sorunu için, ortam oluşturur.

    7. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkında bilgi: Aileler bu konuda hem kendileri bilgi sahibi olmalıdırlar hem de çocuklarını bilgilendirmek zorundadırlar. Bilgi eksikliği nedeniyle, geri dönüşsüz sağlık sorunları (AIDS gibi) oluşabilirler.

    8. Kötü şartlarda cinsellik: Aileler gençlerin cinsellik yaşadıkları bilmek istemezler. Bu nedenle birçok genç, sağlıksız ortamlarda cinsellik yaşamaktadırlar.

    9. Yeterince bilgilendirilmeme: Bugün cinsellik eğitimi okullarla mı, ailece mi verileceği tartışmalı bir konudur. Bunun; eğitim içine iyi bir ders programıyla entegre edilmesi, gençlerin bugün ve gelecekte daha az cinsel sorun yaşamasını sağlayacaktır. Ancak ailelerin bu konuda soruları yanıtlaması ve yol göstermesi, eğitim olsa dahi çok önemlidir.

    10. Mahremiyet: Cinsellik alanı mahrem bir alandır. Evde cinselliğin apaçık konuşulması, aşırı cinsel küfürler, gençlerin cinsellik konusunda mahremiyetinin gelişmesini engeller.

    Ergenlik dönemi ve sonrası gençler hayatlarında birçok şeyi deneyeceklerdir. Buna hiç kuşku yoktur. Eğer bu konularda aileler yol gösterici olmazlarsa, problemler artacaktır. Aynı zamanda gençlere güvenme, onların kendilerine güvenmelerine, sorumluluk almalarına ve kendilerini denetleme tutumlarına etki edecektir.

    Tedavi Edilmeyen Menopoz Kalbi Yoruyor!

    0
    Tedavi Edilmeyen Menopoz Kalbi Yoruyor!

    “Her kadının karşılaştığı doğal bir süreç olan menopoz için uzun vadede tedavisiz kaldığında kalp damar hastalıkları ve kemik erimesi riskini de beraberinde getiriyor. Op. Dr. Mine Fisun Ergül, bu süreçte erken tanı ve tedavini önemli olduğunu belirtti.”

    Menopoz bedensel ve ruhsal destekle daha kolay atlatılabiliyor. Menopoz halk arasında adetten kesilme olarak bilinse de adet gören kadınlarda bile bazen rastlantısal olarak yapılan tetkiklerle saptanabiliyor. Menopoz yaşı ortalama 45-50 olup Türk kadınlarında 46-48 olarak izleniyor. Bazen daha erken yaşta bazen de daha ileri yaşta görülebiliyor.

    Uykusuzluk, unutkanlık, depresyona dikkat

    Menopoz klinik belirtileri adetten kesilmenin dışında ateş basması, terleme, depresif ruh hali, cinsel isteksizlik, yeme alışkanlıklarında değişiklik, kemik ağrıları, yorgunluk, kilo alma eğilimi, unutkanlık, uykusuzluk, konsantrasyon güçlüğü olabilir. Ayrıntılı muayene usg takiben yapılan laboratuvar incelemeleri sonrasında özellikle FSH seviyesinde artış, Estradiol seviyesinde düşüş bize menopoz teşhisine götürür. Ancak premenopoz döneminde tipik laboratuvar belirtileri olmayabilir.

    Tetkik sonuçları menopoz dese bile klinik olarak bir kadının 1-2 yıl adetten kesilmesi menopoz teşhisini kesinleştirir. Bu dönemde sadece hormon tahlilleri değil, düzenli yapılan biyokimya testleri, mamografi, meme usg, kemik yoğunluk ölçümü bize verilecek tedaviyi planlamada yol gösterir. Her zaman olduğu gibi yıllık düzenli paps smear kontrolleri de tedavide esastır.

    Sigara ve fazla kilo riski artırıyor

    Menopoz belirtileri 40 yaş altı gelişirse erken olarak tabir edilir. Erken menopozun belirtileri genel menopoz belirtilerinden farklı değildir. Uzun vadede tedavisiz kaldığında artmış kalp damar hastalıkları ve kemik erimesi riskini beraberinde getirir. Bu yüzden erken teşhis edilip tedavi edilmelidir. Eğer kontrendikasyon yoksa hormon replasman tedavisi yapılmalıdır.

    Erken menopoz etyolojisinde genetik faktörlerin yanı sıra kişisel ve çevresel faktörlerde mevcuttur. Anne teyze kız kardeş erken menopoza girdiyse risk fazladır. Zayıf veya kilolu bayanlarda, sigara içenlerde, beslenme yetersizliği ve bazı kronik hastalıkları olanlarda erken menopoz riski fazladır. Bazen de cerrahi veya uygulanmış ilaç-kimyasal tedaviler sonrası erken menopoz gelişmektedir.

    Menopozun gecikmesi kanser riskini artırabilir

    Uzun süre östrojen hormon etkisinde kalmak rahim, meme ve yumurtalık kanseri riskini arttırıyor. Menopoz tedavisi kişiye özeldir. Tedavi düzenlenmesi ve sürdürülmesinde mutlaka hekim kontrolleri aksatılmamalıdır. Hormon replasman tedavisi yarar – zarar oranları gözetilerek karar verilmeli ve uygulanmalıdır. Beslenme düzeni bu süreçte en faydalı şekilde uygulanmalıdır.

    Menopoz sürecinde kilo alma eğilimi sık görüldüğünden daha çok hareket edilmeli, hamur işi, yağlı, tatlı, tuzlu kalorili gıdalardan uzak durulmalı, hazmı kolay taze sebze, meyve, protein ağırlıklı beslenme ve bol su tüketilmelidir. Bu süreci rahat atlatmak için mümkün olduğunca sosyal faaliyetlere ağırlık verilmeli ve sosyal ilişkiler gözetilmelidir.

    Ağızda Dağılan Kıvamıyla: Margarinsiz Kurabiye Tarifi

    0
    Ağızda Dağılan Kıvamıyla: Margarinsiz Kurabiye Tarifi

    Ağızda dağılıyor oluşunu sıvı yağa, tatlılığını pudra şekerine ve kıvamını una borçlu. Bu malzemelere bir de lezzet vermesi için vanilin ve portakal kabuğu da ekledik ve lezzetini zirveye çıkardık. Dilerseniz onlar olmadan da nefis bir kurabiye hazırlamanız mümkün.

    Margarinsiz Kurabiye Tarifi İçin Malzemeler

    • 1 su bardağı sıvı yağ
    • 1,5 paket vanilin
    • 1 su bardağı pudra şekeri
    • 3 su bardağı un
    • 1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi(isteğe bağlı)
    • 2 yemek kaşığı pudra şekeri

    Margarinsiz Kurabiye Tarifinin Püf Noktası

    Bildiğimiz hamur kıvamında daha farklı bir hamur elde edeceksiniz. Bu süreçte içerisine daha fazla un ilave etmemeye özen gösterin. Şekil verirken ve yoğururken elinizi yağlamak adımları daha kolay uygulamanızı sağlayacaktır. Sadece top şeklinde değil dilediğiniz farklı şekillerde de hazırlayabilirsiniz.

    Margarinsiz Kurabiye Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Derin bir kabın içerisine sıvı yağı aktarın.
    2. Üzerine vanilin, pudra şekerini ilave ederek güzelce karıştırın.
    3. Ardından bu karışımın içerisine azar azar un ilave ederek yoğurmaya başlayın.
    4. Güzelce yoğururken ele yapışma durumu olursa elinizi hafifçe yağlayarak yoğurma işlemine devam edin.
    5. Hamurunuz toparladığında elinizi yağlayın. Cevizden biraz büyük toplar koparın ve güzelce yuvarlayın.
    6. Pişirme kağıdı serili bir fırın tepsisinin üzerine kurabiyelerinizi dizin.
    7. Önceden ısıtılmış 170 derecelik fırında kontrollü bir biçimde 12-15 dakika arası üzeri hafif kızarıp renk değiştirene kadar pişirin.
    8. Çıkarıp oda sıcaklığında dinlendirdikten sonra üzerine pudra şekeri serperek servis edin.

    Ekonomik Ana Yemek: Yoğurtlu Bulgur Köftesi Tarifi

    0
    Yoğurtlu Bulgur Köftesi Tarifi

    Yoğurtlu bulgur köftesi, et sevmeyenler ya da yemeyenler için harika bir seçenek olduğu kadar, farklı tarifleri denemeyi sevenler için de nefis bir seçenek. Yapımı da çok zor değil. Hadi bulgurlar hazırsa başlayalım. Yemelere doyamayacaksınız. Şimdiden ellerinize sağlık diyoruz. 

    Yoğurtlu Bulgur Köftesi Tarifi İçin Malzemeler

    • 1 su bardağı ince bulgur
    • 1 su bardağı sıcak su
    • 1/2 su bardağı irmik
    • 1 adet yumurta
    • 1/2 adet soğan
    • 1 tatlı kaşığı domates
    • 3 tepeleme yemek kaşığı un
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 1 çay kaşığı karabiber
    • 1 çay kaşığı kimyon
    • 1 çay kaşığı biber salçası
    • 1 çay kaşığı domates salçası
    • 1,5 yemek kaşığı tereyağı
    • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 diş sarımsak
    • 1/2 adet soğan
    • 1,5 su bardağı yoğurt
    • 1 diş sarımsak
    • 1 çay kaşığı tuz

    Yoğurtlu Bulgur Köftesi Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. İnce bulguru derince bir kaba alın ve üstüne sıcak su gezdirdikten sonra, kabın üstünü kapatıp 5 dakika kadar kabarmaya bırakın.
    2. Ayrı bir kaba irmiği alın, üstüne yumurta kırın ve soğanın yarısını rendeleyin. Salça, tuz, karabiber, kimyon ve unu da ekleyip güzelce karıştırın.
    3. Şişen bulguru da ekledikten sonra güzelce yoğurun.yogurtlu-bulgur-koftesi2
    4. Ellerinizi ara ara ıslatarak küçük köfteler yapın ve yuvarladığınız köfteleri un serpilmiş bir tepsiye atın.yogurtlu-bulgur-koftesi3
    5. Tüm köfteler bitince tepsiyi sallayarak unu her yere bulanmasını sağlayın.yogurtlu-bulgur-koftesi4
    6. Derince bir tencereye bolca su ve bir tutam tuz ekleyip kaynamaya bırakın. Su kaynayınca hazırladığınız köfteleri içine atın ve ara ara karıştırarak pişmeye bırakın.
    7. Sosu için; bir geniş tavaya zeytinyağını ve tereyağını aldıktan sonra, kalan soğanı ince ince doğrayın ve pembeleşene dek kavurun.Sarımsağı da doğrayıp ekledikten sonra, salçaları ekleyip karıştırın.
    8. Kaynayan köftelerin suyundan da ekleyin ve baharatlarını da ekledikten sonra, Biraz daha pişirip altını kapatın.
    9. Bulgur köfteleri piştikçe suyun üstüne çıkacaklardır. Pişen köfteleri bir kevgirle alın ve sosun içine atın.Bir dakika kadar da bu şekilde pişirdikten sonra bir servis tabağına alın.Üstüne sarımsaklı yoğurt gezdirin, toz biberle süsleyip servis edin. Afiyetler olsun!yogurtlu-bulgur-koftesi7