HONOR yeni akıllı tartısı Scale 2 ile aktif bir yaşam sürmek isteyenler için ezber bozuyor. Sadece ağırlık ölçümü yapmayan, vücut yağ oranı, kalp ritmi, iç organ yağ seviyesi gibi çok sayıda değer sunan HONOR Scale 2’yi kullanmak için gerekli 5 nedeni sıraladık.
Gençlere yönelik teknolojik ürünleriyle değer yaratan HONOR, hayatı kolaylaştıran ekosistem ürünlerine bir yenisini ekledi. Türkiye’de online satış kanallarında 229 TL fiyatıyla satışları başlayan akıllı tartı, 14 farklı vücut ölçümü yapması, 50 farklı kullanıcıya kadar veri kaydetmesine ek, rahat ve şık tasarımıyla öne çıkıyor.
Sürdürülebilir bir sağlık takibi için gelişmiş özellikler sunan HONOR Scale 2’nin günlük yaşamın vazgeçilmezi yapacak beş özelliğini sıraladık:
Akıllı tartıların en önemli özelliği, ölçümlerinizi arşivleyerek vücudunuzda zaman içerisinde yaşanan değişimleri gösterebilmesidir. Böylece fiziksel aktivitelerin ve yeme alışkanlıklarınızın sonuçlarının da farkına kolayca varabilirsiniz. HONOR Scale 2, bağlantı kurmadan 200’e kadar ölçümü hafızasında saklayabiliyor.
Akıllı tartıların genel bir özelliği olmasa da HONOR Scale 2 geçmiş ölçüm verilerine göre kullanıcıları tanıyor ve ölçümü doğru kullanıcıyla eşleştirerek kilo, su oranı, protein, kas kütlesi gibi vücut değerlerini belirli kişinin profiline ekleyebiliyor. Böylece tüm aile bireyleri rahatça kişisel verilerini takip edebiliyor.
Geleneksel tartılar sadece ağırlık ölçümü yaparken, akıllı tartılar çok daha fazla sayıda farklı ölçüm ve hesaplama yapabilme yeteneği barındırıyor. HONOR Scale 2 de ağırlık ölçümünün yanı sıra Vücut Kitle Endeksi (BMI), Vücut Yağ Oranı, Kalp Ritmi, İç Organ Yağ Seviyesi, İskelet Kas Kütlesi, Yağsız Vücut Kütlesi, Bazal Metabolizma Hızı, Vücuttaki Su, Protein, Kemik Mineral İçeriği, Vücut Skoru, Vücut Yaşı ve Vücut Tipi gibi değerlerin de bilgisini veriyor. Tüm bu ölçümlerle birlikte vücudunuzla ilgili birçok farklı alanda bilgi sahibi oluyor, sağlık hedeflerinize ulaşmanız kolaylaşıyor.
Akıllı tartıları diğerlerinden ayıran bir özellik de içerisinde barındırdığı yetenekli yongalardır. Bu yongalar sayesinde ölçümler en hassas şekilde yapılır. HUAWEI TruFit™ algoritması sayesinde yüksek hassasiyette ölçümler yapabilen HONOR Scale 2, 100 gramlık değişimleri bile kolayca algılayarak, size en net sonuçları veriyor. Yağ, kemik, su, kas oranı gibi değerlerdeki tüm değişimleri gösteren tartı, kullanıcılar için eksiksiz bir vücut analizi sunuyor.
Mobil uygulamalar artık hayatımızın her alanında. Akıllı tartılar da mobil cihazlara bağlanabilme yeteneğini Bluetooth bağlantısıyla sağlıyorlar. HONOR Scale 2 de HUAWEI Sağlık uygulamasına bağlanarak, yapılan tüm ölçümleri aktarıyor ve kullanıcılara detaylı bilgi sunabiliyor. Günlük, haftalık, aylık ve yıllık verileri grafik üzerinde görerek, vücudunuzla ilgili dönemsel bilgilere kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz.
Birbirinden renkli ve süslü şekillerde hazırlanmaya olanak sağlayan, porsiyonluk kek çeşitlerinden biri olan cupcake tarifini; arzu ettiğiniz pasta süsü ve şekerlemeleri ile süsleyip, konuklarınıza görsel bir şölen yaşatabilirsiniz.
Cupcakeleri, fırından çıktıktan sonra oda sıcaklığında soğutun. Hazırladığınız kremayı mutlaka buzdolabında bir süre dinlendirdikten sonra üzerine sıkın. Keklerinizin üzeri kabarmışsa üst kısımlarını bir bıçak yardımıyla kesmeye özen gösterin.
Kakaolu Cupcake Tarifi Nasıl Yapılır?
2 adet yumurtayı 1 su bardağı toz şekerle birlikte çırpın.
Ardından üzerine sırasıyla 2 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı, yarım çay bardağı sıvı yağ ve 1 çay bardağı süt ilave ederek çırpma işlemine devam edin.
Üzerine 2 su bardağı un, 2 yemek kaşığı kakao, 1 paket vanilya ve kabartma tozu ilave edin.
Spatula yardımıyla güzelce karıştırın.
Hazırladığınız harcı yağlanmış kalıplara pay edin ve daha önceden ısıtılmış 175 derecelik fırında yaklaşık 20 dakika kadar pişirin.
Kreması için; 200 gram oda sıcaklığında tereyağını kremamsı bir kıvam alana kadar çırpın. Üzerine 4 yemek kaşığı süt, 1 paket vanilya ilave edip çırpmaya devam edin.
Son olarak 1 su bardağı pudra şekerini ekleyin ve bütünleşene kadar karıştırmaya devam edin.
Kurabiye kavanozlarınızın içinde ne var, ne yoksa boşaltın. Tüm kavanozları hazır edin. Çünkü onları ağzına kadar lezzetle dolduracak, yedikçe yedirecek şahane bir tarif biliyoruz. Kışın soğuk havasından, ağırlığından yavaş yavaş kurtulmak isteyenlerin derdine deva bu kurabiyeler.
Kurabiyelerinizi fırında çok fazla pişirmemeye özen gösterin. Renkleri hafif döndüğünde fırından alın ve fırınınızı fansız programda çalıştırın.
Limonlu Vanilyalı Kurabiye Tarifi Nasıl Yapılır?
Tereyağını kısık ateşte eritin ve oda sıcaklığında birkaç dakika dinlendirin. Erimiş tereyağı ve yumurtayı bir kabın içine alın. Hafifçe çırpın.
İçine pudra şekerini ilave edin ve karıştırın.
Ardından limon kabuğu rendesini, birkaç damla limon suyunu ve vanilini ekleyin.
Kabartma tozu, tuz ve unu eleyerek ilave edin. Karıştırarak homojen bir kurabiye hamuru elde edin.
Hamuru streç film ile sarıp buzdolabında yaklaşık 1 saat dinlendirin.
Çıkan hamuru iki yağlı kağıdın arasına alın. 1 – 1,5 cm kalığında olacak şekilde açın.
Yuvarlak şekiller çıkararak yağlı kağıdın üzerine aktarın.
180 derecede ısıtılmış fırında 8-10 dakika kadar pişirin.Renkleri hafif dönmeye başladığında fırından alın ve oda sıcaklığında dinlendirin. Soğuduktan sonra üzerlerine pudra şekeri serpiştirin.
Avustralya Sydney’deki ünlü Bondi Plajı’nda erkek arkadaşı ile birlikte yemek yemek üzere restorana giden genç kadın, “Kıyafetin uygunsuz” denilerek mekandan çıkartıldı. Hayatının şokunu yaşayan kadın, bu duruma sosyal medya hesabından isyan etti.
Akıllara duygunluk veren olay Avustralya’nın en büyük şehirlerinden Sydney’deki ünlü Bondi Plajı’nda yaşandı. Erkek arkadaşı ile birlikte yemek yemek üzere restorana giden genç kadın, duydukları karşısında hayatının şokunu yaşadı.
SOSYAL MEDYA HESABINDA PAYLAŞTI
İtalyan gezgin, kıyafeti “uygunsuz” olduğu için restorandan atıldığını iddia etti ve yüzlerce kez paylaşılan sosyal medya gönderisinde yaşadığı şaşkınlığını dile getirdi. İtalyan Martina Corradi, Avustralya’nın ünlü Bondi Sahili’nde yaşanan olaydan sonra “mahcup olduğunu ve kırıldığını” söyledi.
GARSON, KIYAFETİN UYGUNSUZ OLDUĞUNU SÖYLEDİ
İngiliz gazetesi Daily Star’ın haberine göre, gri bir üst ve beyaz pantolon giyen Martina, Perşembe günü restoranda yemek yerken bir personel ona yaklaştığında erkek arkadaşıyla birlikteydi. Diğer müşterilerin önünde kendisine “restoranda nasıl giyinmesi gerektiğini” söyleyen personel, Martina’ya kıyafetinin uygunsuz olduğu söyledi.
Martina ve erkek arkadaşı, aldıkları uyarı konusunda şoka girdi ve sessiz kaldı. Martina, restoranın sahilde olduğunu söyledi ve insanlara olayla ilgili fikirlerini sordu.
“HEM UTANDIM HEM GÜCENDİM”
Sosyal medya hesabından bir gönderi paylaşan Martina, “Aynı anda hem utandığım hem de gücendiğimi hissettiğim için dışarıdan bir fikir istiyorum.” diye yazdı.
Martina sözlerini şöyle sürdürdü: “Garson, oturduğum anda iyi giyimli olmadığımı ve böyle bir yerde kalmamın kabul edilemez olduğunu söyledi. Ben ve erkek arkadaşım sadece ona baktık. Ne söyleyeceğimizi bilemez haldeydik. Tam anlamıyla şoke olduk! Restoran müdürünü aradı ve bana herkesin önünde bir restorana gitmek için nasıl giyinmem gerektiğini söylemesini istedi! Sadece bir fikir istiyorum. Bilmiyorum, belki deliyim. Koronavirüs salgını zamanında olduğumuzu ve restoranların bomboş olduğu düşünülürse, böyle aptalca bir şey için birini kovmayı nasıl düşünebilirsiniz ki?”
Alışveriş merkezleri piyasayı canlandırmak adına önemli bir hamleye hazırlanıyor. Her AVM kendi e-ticaret sitesini hazırlayarak bölgesindeki tüketiciye satış yapacak. Proje ilk etapta 6 bin kişiye ek istihdam sağlayacak.
Dünyayı kasıp kavuran salgın nedeniyle 18 Mart’ta kapılarını kapatan 1 Haziran normalleşme sürecinde ise kapılarını ilk açan alışveriş merkezleri, yeniden başlayan kısıtlamalar nedeniyle düşen gelir kaybının önüne geçmek ve ek istihdam yaratmak için önemli bir hamleye hazırlanıyor.
HER AVM KENDİ E-TİCARET SİTESİNİ KURACAK
Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altaş, sanal AVM girişimini hızla hayata geçirmek için bir yazılım üzerinde çalıştıklarını söyledi. Altaş’ın verdiği bilgiye göre her AVM kendi e-ticaret sitesini yani sanal AVM’sini kuracak. Tüketici kendi oturduğu semte ya da mahalleye en yakın AVM’nin e-ticaret sitesine girip istediği mağazadan online alışveriş yapabilecek. Ürün AVM’nin kendi kurduğu ya da anlaştığı kurye ekipleri aracılığıyla tüketiciye ulaştırılacak. Tüketici isterse birden fazla ürün alıp evinde deneyip sonrasında kuryeye teslim edebilecek. 2020’de yaşanan sıkıntılar nedeniyle mağazalara verilen kira destekleriyle birlikte AVM’lerin yılı gelirde yüzde 40’lık bir daralmayla kapattıklarını, 2021’de de aynı olmasa da kaybın bir süre daha devam etmesini öngördüklerini dile getiren Başkan Altaş, bu modelle AVM’ler ve mağazaların gelir kaybını bir nebze olsun azaltmayı hedeflediklerini söyledi.
“AVM’Yİ MAHALLELERE YAYIRORUZ, BU MODEL EK İSTİHDAM YARATACAK”
Sabah’tan Pınar Çelik’in haberine göre, bu modelin özellikle kargolarda ürünleri karışan, taşıma sırasında ürünü zarar gören ya da değişim için muhatap bulmakta sıkıntı yaşayan tüketici için çok önemli bir gelişme olduğunun altını çizen Altaş, “Aslında tamamen tüketici lehine bir girişim bu. AVM’yi mahallelere yayıyoruz. Bu model ayrıca ek istihdam yaratacak. Her AVM kendi moto-kurye ekibini kuracağı için tek vardiyada 3 bin, iki vardiyada ise yaklaşık 6 bin ek istihdam yaratılmış olacak” diye konuştu.
ÜÇLÜ PAYLAŞIM MODELİ
Bunun aynı zamanda bir gelir paylaşımı modeli olduğunun da altını çizen Altaş şunları söyledi: “Markaların internet siteleri üzerinden yapılan alışverişlerde gelir sadece genel merkeze giderken artık hem markanın franchise’ı, hem AVM hem de marka kazanacak. Bu hem alışverişi artırıcı hem de geliri paylaştıran bir model. Temassız alışveriş olanağı da sunduğu için de cazip. Bir yandan da tüketici mağduriyeti önlenmiş olacak. Tüketici ürünü sıkıntılı olduğunda kendisine yakın AVM’den satın alma yaptığı için mağazaya gidip muhatap bulabilecek.”
Çocuklarınızın eğitim süreçlerinde onların yeteneklerine göre mi kendi hayallerinize göre mi hareket ediyorsunuz?
Yetenek; bireyin anlama ve yapabilme niteliği, sürekli yaşadığı duygu, düşünce ve davranışları üretici bir şekilde hayatının her alanına uygulayabilme becerisidir. Aynı zamanda yetenek belli bir alanda normal düzeyin üstünde ancak henüz tam olarak gelişmemiş özellikler bütünü olarak ele alınmaktadır. Yeteneğin aynı zamanda zekâ ile oldukça yakın ilişkisinin bulunduğu, Dünyayı keşfetmeye daha doğduğu ilk anda başlayan, meraklı, muzip, bıcır bıcır ve aklı diğer insanlara göre daha hızlı işleyen küçük birer kaşif olan çocuklarda özel olarak dikkat edilmesi gereken bir konu olduğu düşünülmektedir.
Her çocuğun dünyaya kendine has, özel birçok yetenek ve beceriler ile geldiği düşünülürse, çocuğun hayatına büyük anlamda yön veren bu beceri ve yeteneklerin özellikle başta ailenin yönlendirmesi ile olmakla birlikte, çevrenin ve toplumunda desteğiyle de şekillendirilmesi beklenmektedir. Ebeveynlerin ve eğitimcilerin onlar hakkında bilmesi gereken en önemli nokta ise; hiçbirinin yeteneksiz olmadığı ve potansiyeli keşfedilmemiş yavruların da olduğu gerçeğini kabul etmesidir. Potansiyellerini rahatlıkla bulabilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri alanı bulmanın çok zor olmadığını bilmek hareket esnekliği sağlamaktadır bu konuda ilgililere…
Şimdi, herkesi kendi çocukluk evresine doğru şöyle bir geziye çıkaralım. Nelerin olmasını isterdiniz siz büyürken size sunulan seçenekler arasında? Kendiniz mi seçtiniz tüm hobilerinizi, farklı ve başarılı olduğunuz konularda yeterince destek aldınız mı önce ailenizden sonra çevrenizden? Peki cesaret etme noktasında ne kadar özgürdünüz? Çocukluk döneminin hayatın mihenk taşı bir dönem olduğunu biliyoruz. Çocukluğunuzdan itibaren kendinizi rahatlıkla ifade edebilmişseniz, her ne olursa olsun kendinize güvenerek yaptığınız herşeyi sahiplendiğiniz öngörüsünde bulunmak mümkündür sizin için ama her çocuk bu kadar şanslı olmadığı için nereye baktığı farkedilen, nelerin dikkatini çektiğini itinayla ama ona çaktırmadan gözetleyen, onları mutlu eden detaylara ışık tutan ebeveynleri ve eğitmenleri olan çocukların geleceğin bilim adamı, ressamı, müzisyeni olduğu bir dünyadan bahsetmek gerekiyor bu aşamada.
Böyle bir dünyada neleri aşkla takip ettiğini bulduğunuz çocuğunuz için şimdi ne yapmalısınız sizce?
Pek tabii ki ilgi alanına giren konuya uygun araçları imkanlarınız doğrultusunda temin etmeye geldi sıra. Bir çocuk uzayla, gezegenlerle, güneş sistemiyle, gökyüzüyle haşır neşir oluyorsa hadi ona bir teleskop alın. Bakın nasıl daha çok araştırma yapmaya başlıyor? Nasıl kendini o konuda geliştirmek ve daha fazla bilgi sahibi olmak için gecesini gündüzüne katıyor? Kulak kabarttığı müziklerde tempo tutmaya başlayan, sesiyle o şarkıya eşlik eden, notaları hızla ezberleyen ve gündemi o konu ile ilgili sıkı sıkıya takip eden bir yavrunun ihtiyacı olan şey nedir sizce? Tabii ki hangi müzik türüne ilgisi varsa o türe uygun bir müzik aleti ile haşır neşir olmasını sağlamak, çocukta müthiş değişimlere sebep olacaktır.
Zamanla etraftaki her olaya dahil olmaya yeltenen, çevresindeki her canlıyı gerek zihinsel gerek duygusal boyutta anlamlandırmaya çalışan, dürtüleri ve heyecanları ile içinden taşan enerjisini bir yöne akıtmanın tatminini yaşamak için uğraşan çocukların yanısıra; içekapanık, herhangi bir alana eğilimi olmayan, algı seviyesi düşük ve hayata karşı isteksiz çocukların da olabileceğini de gözardı etmemek gerekir. Hiçbir çocuğun yetenekleri ile ön plana çıkması ya da bir yetisi olmadığı için silik sönük bırakılması tercih edilmemelidir. Yaradılışa müdahale edilemeyeceğine göre, kimsenin var olmaktan daha kıymetli bir ayrıcalığı olmadığını çocuklara da aşılayarak onların da yetişmesini sağlamaya gayret edilmelidir.
Okul öncesi yılların duyumsal teşvik, genel gelişme, keşif ve deneyim kazanma dönemi olduğu ve bu dönemde ebeveynlerin başlıca görevinin çocuklarına geniş ölçüde sosyal, eğitimsel, fiziksel ve ahlaki deneyim kazandırmak olması gerektiğine inanıldığı için ilkokul çağlarına gelindiğinde, yeteneği tek bir alanda değil birçok alanda değerlendirmenin üzerinde durulduğu görülmektedir. Son zamanlarda, anne ve babaların çocuklarının yeteneklerini desteklemek konusundaki isteklerinin artmış olması, yeteneği yukarıda da anlattığımız gibi desteklemek için sağlanan imkanların dışında ayrıca zekânında bu demde ele alınması doğru mudur sorusunu sormak gerekir.
Yakın bir zamana kadar zekâya ilişkin olarak geliştirilen geleneksel yapıda ” IQ” düşünme tarzı hâkimdi. IQ bir bireyin zeki olup olmaması konusunda tek belirleyici olarak ele alınıyordu. Anne ve babaların çocuklarının gelişimleri ile ilgili olarak en çok zekâ düzeyleri ile ilgilenmesinin aksine, Howard Gardner adlı araştırmacı; geleneksel anlayışı eleştirerek zekânın tek bir faktör ile açıklanamayacak kadar çok sayıda yetenekleri içerdiğini ileri sürmektedir. Gardner, zekâyı, bir kişinin bir veya birden fazla kültürde değer bulan bir ürün ortaya koyabilme kapasitesi, gerçek hayatta karşılaştığı problemlere etkili ve verimli çözümler üretebilme becerisi ve çözüme kavuşturulması gereken yeni veya karmaşık yapılı problemleri keşfetme yeteneği olarak tanımlamıştır. Dolayısıyla Gardner, ” Çoklu Zekâ Teorisi” ile zekâ konusuna daha geniş bir görüş açısı kazandırarak insanların farklı şekillerde sahip oldukları yetenekleri ve potansiyelleri veya kabiliyetleri ” zekâ alanları” olarak adlandırdı. Zamanla her bireyin farklı yetenek alanları olduğu ve bu alanların tek bir ölçümle değerlendirilmesinin mümkün olamayacağı keşfedildi. Tüm bu nedenlerden dolayı çocukların yetenek alanlarının farkında olmak, hem onlardan beklentilerin daha gerçekçi olması hem de onların ilerideki yaşamlarını daha iyi yönlendirmek açısından büyük bir öneme sahiptir ve yaşamdaki başarı ve bireysel haz ve mutluluk, zihin yapıları ve yetenekleri ile hayatındaki uğraşıları arasında yeterli bir eşleşme olmasına bağlıdır.
Bundan sonra mental ve duygusal farklılıklar babında çocukların nasıl farklılıklar gösterdiğine değinmek, onlara kendi hassas terazi dengelerinde nasıl yardımcı olunacağı hakkında ufak dipnotlar geçmek ve ardından da tüm bu çabaların bireyin salt kendi özbenliği ve mutluluğu için faydalı olması için gerekli olduğuna parmak basarak akışı devam ettirmenin doğru olduğunu düşünüyorum.
Çocuğun sözel/dil yeteneği ve zekâsı arasındaki ilişki kuvvetli ise, yazma kabiliyetinin yanısıra isim, yer, tarih gibi ayrıntıları da daha iyi hatırlayan bireyler olurlar. Yaşlarına göre iyi bir kelime haznesine sahip olmanın yanında tekerlemeleri, anlamsız ritimleri ve kelime oyunlarını çok severler. Başkaları ile yüksek düzeyde sözel iletişime girebilirler ve kitap okumayı çok severler. Öğrendiği yeni kelimeleri anlamlarına uygun olarak konuşma ve yazı dilinde kullanırlar. Dinleyerek öğrenmeyi severler.
Bu yönden baskın bir yeteneği varsa evladınızın ebeveyn olarak bu alanda çocuklarınızı nasıl destekleyebileceğiniz hakkında birkaç başlığa göz atın derim. Her gün yeni ve ilginç bir kelimenin anlamını öğrenerek bu kelimeleri kullanması konusunda çocuğunuza model olabilirsiniz. Hoşlanabileceği bir hikâyeyi okuyarak sonunu onun getirmesini ve çocuğunuzdan bu hikayeyi anlatmasını isteyebilirsiniz. Evinizin içinde ya da gündelik yaşam alanınızda onun seviyesine de uygun olabilecek konuları tartışabilir, bu konuda yorum yapmasını sağlayarak onu destekleyebilirsiniz. Günlük basit sorunlar hakkında paylaşımda bulunulabilir, yaşanan problemlerle ilgili çözümler üzerine çocuğunuzla sohbet edilebilirsiniz. Yaşına uygun bir dergiye abone olarak, oradaki bir konu ile ilgili olarak düşüncelerini bir deftere not etmesini ve bu konusunu sizinle paylaşmasını, konuyu tartışmasını isteyebilirsiniz.
Şayet çocuğunuzun mantıksal- matematiksel yeteneği baskın ise,
sayılarla çalışmayı ve hesaplama yapmayı çok sevdikleri, matematik dersini ve matematiksel hesaplama oyunlarını, bilgisayarı ve bilgisayar oyunlarını sevdikleri, Fen Bilgisi derslerinde deney yapmaktan ve yeni şeyler denemekten hoşlandıkları, mantık bulmacaları çözdükleri, satranç ve çeşitli stratejik oyunlar oynamayı tercih ettikleri, makinelerin nasıl çalıştığını merak ettiği ve yaşıtlarına kıyasla soyut düşünebilme ve sebep- sonuç ilişkisi kurabilme kabiliyetleri çok gelişmiş olan bu çocukların, olayların oluşumu ve işleyişi hakkında çok soru sordukları görülür.
Bu çocuklara, bilimsel dergiler okuması ve belgesel kanallarını izlemesi konusunda yönlendirmeler yapmak, gündelik yaşam içerisinde neden sonuç ilişkilerini sorgulayıcı sohbet etmek, zihinsel performansı destekleyebilecek aktivite ve oyunlar (sudoku, satranç, dama, zekâ oyunları kitapları) oynamak ve zihinsel işlem yapabilme konusunda onu desteklemek mümkündür.
Çocukların bazıları da görsel- uzaysal yeteneğe sahiptir
Onlar renklere karşı çok hassas ve duyarlıdırlar. Sanat içerikli etkinlikleri çok sever. Yaşına göre yüksek düzeyde beceri gerektiren resimleri çizebilirler. Haritaları, çizelgeleri, diyagramları veya tabloları sadece düz metinden oluşan yazılı materyallere kıyasla daha kolay okur ve anlarlar. Arkadaşlarına oranla daha çok hayal kurarlar. Filmleri, slaytları ve benzeri diğer görsel sunuları izlemeyi severler. Yaşına göre ilginç üç boyutlu yapılar veya modeller oluştururlar. Okurken kelimelere oranla resimlerle daha rahat öğrenirler. Okuma materyallerine karalamalar yapabilirler. Varlıkların görsel imgelerini çok iyi ve net olarak anımsarlar.
Ebeveyn olarak bu alanda destek verebileceği konular ise, onlar ders çalışırken şekilleri ve resimleri kullanarak öğrenmelerini desteklemek, slaytlar hazırlamak, resim malzemeleri alarak onu motive etmek, görsel çalışmaların sergilendiği aktiviteler planlamak (müze ve resim sergilerine geziler planlamak), onunla birlikte hayaller kurmak, hayaline dayalı bir konuda resim yapmasını istemek ve bu konuda onunla sohbet etmek, birlikte onun yaş düzeyine uygun olabilecek filmler izlemek, içinde görsel şekillerin bulunduğu kitaplar hediye etmektir.
Ya benim gibi müziğe ya da ritmik yeteneğe sahip olan çocukların özellikleri nasıldır?
Onlar şarkıların melodilerini çok iyi hatırlarlar ve güzel şarkı söyleyebilme yeteneğine sahiptirler. Bir müzik aletini çok iyi çalar ya da çalmayı isterler ve müzik dersini çok severler. Bir şarkı duyduğunda farkında olmadan ona eşlik edebilirler. Konuşurken veya hareket ederken elleri, ayakları ile ritim tutarlar. Bu davranışı ders çalışırken de sergileyebilirler. Farkında olmadan kendi kendine şarkı mırıldanabilirler. Ders çalışırken veya bir şey öğrenirken müzik dinlemekten çok hoşlanır.
Ebeveynler ve eğitimciler bu alanda yetenekli olan çocukları nasıl destekleyebilirler?
Basit bir şarkı bestelemesi konusunda onu teşvik etmek, duygularına göre şarkılar dinlemesini sağlamak konusunda onu desteklemek (çok öfkeli olduğunda onu sakinleştirebilecek bir müzik dinletmek), derslerde bazı çalışmaları ezberleyebilmesi için ritimleri kullanmak (hem süreci daha eğlenceli hale getirilir hem de öğrenilen bilginin kolay unutulması engellenmiş olur) gerekebilir.
Bedensel – Kinestetik yeteneği olan öğrenciler,
fiziksel olarak yerinde duramayan bir yapıya sahiptirler ve onlar bir veya birden fazla sportif faaliyette başarılıdırlar. Fiziksel hareketleri yapmayı çok severler. Bir yerde uzun süre kaldığında hareket etmeye veya kımıldanmaya başlarlar. Başkalarının jest, mimik ve yüz hareketlerini kolaylıkla taklit edebilirler. Gördüğü bir nesneyi dokunarak inceleme ve analiz etme eğilimindedirler. El becerisi gerektiren etkinliklerde çok başarılıdırlar. Çamurla oynamayı, yontmayı veya diğer devinimsel nitelikteki etkinliklere katılmayı severler. Bir şeyi parçalarına ayırmayı ve tekrar birleştirmeyi severler. Bir şeyi en iyi yaparak ve yaşayarak öğrenirler.
Yine böyle bir yetenek grubuna giren çocukların ebeveyn/eğitimci tarafından destekleneceği alanları örneklendirmek gerekirse; çocuğu halk dansı, koşma, yüzme, yürüme gibi fiziksel aktivitelere katılması konusunda ve güncel olayları mimikler ve hareketler ile anlatması konusunda onu teşvik etmek, evde sessiz sinema oyunları düzenlemek veya yaratıcı drama etkinliklerine katılmasını sağlamak sayılabilir. Bu çocuklara günümüzde çok yaygın bir sınıflandırma adı kullanılmakta ve ‘’hiperaktif’’ olarak nitelendirilen çocukların enerjisini tüketmeden keyifle belli bir yoğunlaşma noktasına getirmek mümkün olmaktadır.
İçsel yeteneği olan çocuklar,
genelde bağımsız olma eğilimindedirler. Yalnız oynamaya veya ders çalışılmaya bırakıldıklarında daha başarılıdırlar. Kendilerine güvenleri ve saygıları yüksektir. Yaptığı işin bilincindedirler ve başkalarına çok fazla akıl danışmayı sevmezler. Güçlü ve zayıf yanları hakkında gerçekçi bir görüşe sahiptirler. (Hayattaki başarılarından ve başarısızlıklarından ders almasını bilirler, kendileri için amaç ve hedef belirleyebilirler.) Hakkında çok bahsetmediği en az bir ilgisi veya hobisi vardır. Duygularını, hislerini ve düşüncelerini açık ve net bir şekilde dile getirmekte zorlanmazlar.
Ebeveyn/eğitimci desteği; ben kimim, olumlu ve olumsuz özelliklerim neler gibi sorulara yönelik yazılar yazmalarını istemek, zaman zaman bu yazının üstünde değişiklikler yapması konusunda onu yönlendirmek, duygularını yoğunlaştırabileceği ve kendisini dinleyebileceği ortamlar konusunda destek vermek gibi başlıklarda değerlendirilebilir.
Sosyal yeteneği olan çocuklara göz atılacak olursa,
onların akranlarıyla sosyalleşmeyi çok sevdikleri ve grup içerisinde genel olarak lider görünümünde oldukları, problemi olan arkadaşlarına destek olma konusunda hevesli, tek başına kaldıklarında problemlerle baş edebilme potansiyellerinin yüksek olduğu, başkaları ile birlikte ders çalışmayı veya oyun oynamayı sevdikleri, bir şeyi başkalarıyla işbirliği yaparak, onlarla paylaşarak ve onlara öğreterek öğrenmeyi sevdikleri, kendisi dışındaki kişileri de önemsedikleri, onlara selam verdikleri ve hatırlarını sordukları, empati yeteneklerinin oldukça iyi olduğu görülür.
Bu alanda yetenekli olan çocukların ebeveyn desteği, takım çalışmasına yönlendirmek, kişiler arası iletişim becerilerini güçlendirmek, konuşmadan iletişim kurma oyunları (mimikler ile duyguları anlamaya veya düşünceleri tahmin etme oyunları) oynamak, sorumluluk çalışmalarına katılmaları konusunda teşvik etmek konularında olabilir.
Doğa yeteneği olan çocuklar,
doğaya, hayvanat bahçelerine veya tarihsel müzelere olan gezileri çok severler. Doğa ile ilgili konuları işlerken keyif alırlar ve doğa projelerinin içerisinde olmaktan mutlu olurlar. Evdeki veya sınıftaki çiçeklerin bakımını rahatlıkla ve severek üstlenebilirler. Çevre bilinçleri oldukça yüksektir.
Ebeveyn desteği, onlarla doğa ile ilgili aktivitelere birlikte katılmak (hem birlikte vakit geçirmek hem de onunla zaman geçirmek adına ağaç dikmeye gitmek, hayvanat bahçesi, botanik bahçesi gibi yerleri birlikte gezmek), ev içerisindeki canlıların bakımı konusunda ona sorumluluklar vermek gibi detaylarla mümkün kılınabilir.
Beceri ve yeteneklerle ilgili anne ve babalar için en önemli konuya gelecek olursak ki bence çocuk yetiştirmenin en hassas noktası budur; onların gelişim dönemleri hakkında bilgi sahibi olmanın önemini bilin ancak onların yeteneklerinin kullanımının yaş dönemi özelliklerine göre değiştiğini unutmayın. Yapılan araştırmalarda anaokulundan ilköğretim 3. sınıfa kadar öğrencilerin dilsel zekâ alanlarını daha çok kullandıkları gözlemlenirken mantıksal ve matematiksel zekânın 4. sınıfa doğru daha fazla kullanıldığı, görsel uzaysal ve bedensel zekânın da bu dönemde daha çok kullanıldığı belirlenmiştir. Bu bilgi doğrultusunda hareket ederek çocuğunuzu hiçbir zaman kardeşi veya başka bir arkadaşı ile kıyaslamayın. Her çocuğun geliştirilebilecek bir yeteneğinin olduğunu sıklıkla hatırlayarak çocukların model alarak öğrendiklerini, onlara rehber olup örnek olmaya çalışmanın doğru olduğunu ancak kendi hayallerinizi onların gerçekleştirmeleri için zorlamanın çok yanlış olduğunu hep aklınızın bir köşesinde tutun.
Kendi beklentileriniz konusunda ne hissettiğinizi belirleyin ve sakın zaaflarınızın, ezikliklerinizin ve gelecek kaygılarınızın onların üzerinde tatmin edilmesine müsaade etmeyin. Çocuğunuzun hangi alanda ya da alanlarda yetenekli olduğunu anlamak ve keşfetmek için gerekli bilgiler, yönlendirmeler konusunda profesyonel kişilerden bilgi almaya gayret edin. Sanatsal bir alanla (spor, müzik, resim vs) ilgili olarak herhangi bir yetenek gözlemliyorsanız da bu konuda bir kursa gitmesi konusunda onu destekleyin. Okulunda varsa kulüp seçimlerinde bu detayı göz önünde bulundurun. Herhangi bir etkinliğe devam edilmesi durumunda etkinliğin ne kadar süreceği konusunda onu bilgilendirin ve ona bir deneme süresi verin. Birden çok etkinlikle onu baş başa bırakmak yerine deneyerek o branşta ilerlemesine çalışın.
Benim bireysel olarak kızgınlığıma parmak basarak konuyu bağlamak istiyorum. Anne babalar kimi zaman çocuklarının içine girdiği tüm alanlarda başarılı ya da yetenekli olmasını bekliyorlar ve bu süreçte her alanda yetenekli çocuk yetiştirmenin değil, onların mutluluğuna önem vermeleri gerektiğini unutuyorlar. Hepimizin parmak izi nasıl birbirinden farklı ise, yetenek ve becerilerimizin de aynı oranda farklılık gösterebildiğini ve mükemmeliyetçi davranmaktansa, yaptığı herşey için ona zaman tanımak konusunda esnek ve yapıcı olmayı seçmenin aile içi ilişkileri de etkilediğinin bilincinde davranışlar sergilemeyi tercih etmelerini önemle vurgulamak istiyorum.
Birey olarak dünyaya ayrı bir benlikle gelen çocukların seçim şanslarının hep kendi ellerinde kalması, özünde insan olmanın ve gelip geçici dahi olsa yetilerinin değil ruhunun kıymetini bilerek yaşayan çocukların çoğalması ümidiyle,
PepsiCo Türkiye, pandeminin hayatımıza katmış olduğu uzaktan çalışma modelini kalıcı ve planlı bir kurum kültürü haline getiriyor. İlk olarak Türkiye’de hayata geçen uygulama, ‘çalışma şekli’, ‘yan haklar’ ve ‘ait hissetme’ olmak üzerek üç ana başlıkta gelişecek.
Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden biri olan PepsiCo, pandemi nedeniyle değişen iş yapış biçimlerini kurum kültürü haline getirmeye hazırlanıyor. ‘Sen Neredeysen PepsiCo Orada’ sloganıyla yola çıkan PepsiCo, ilk olarak Türkiye’de uygulanmaya başlanacak hibrit çalışma modelini geliştirdi. ‘Çalışma şekli’, ‘yan haklar’ ve ‘ait hissetme’ olmak üzere üç ana başlıkta tasarlanan çalışma düzeni ile çalışanların iş-özel yaşam dengesi ve verimli çalışma saatleri göz önüne alınırken aynı zamanda sürdürülebilir bir dünya için katma değer sağlanması hedefleniyor.
Ofis zorunluluğu ortadan kalkıyor
PepsiCo’nun hem globalde hem de Türkiye’de yıllardır esnek çalışma modelini başarıyla uygulayan bir şirket olduğunu ifade eden PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ece Aksel, “Yeni hibrit modelimizde; ofisimizi, yaratıcılığımızı ortaya çıkaran, birlikte çalışmayı destekleyen ve kutlamaların coşkusunu beraber yaşayacağımız bir mekâna dönüştürüyoruz. Böylece ofisimiz her gün gelmek zorunda olduğumuz bir ortamdan ziyade odaklı kullanım mekânı haline gelecek. Zamanımızı çok daha iyi kullanırken işimizi daha iyi yapabilecek verimliliği sağlamış olacağız’’ diye konuştu.
Internet ve ergonomik ekipmanlarla destek
Yapılan anketlerde %97’lik bir oranla esnek zaman yönetimi, verimlilik ve farklı lokasyonlarda çalışabilmenin getirdiği konforun, çalışanlar tarafından oldukça olumlu karşılandığını dile getiren Ece Aksel, “İnternet ve evlerinden daha sağlıklı ve verimli çalışabilmeleri adına ergonomik ekipmanlarla ilgili destekler sağladık. Çalışanlarımızın büyük bir çoğunluğunun yeni çalışma sistemimizi, heyecan verici olarak tanımladıklarını gördük. Özellikle esnek ve evden çalışmaya daha yatkın olan genç çalışanlarımız, yeni nesil çalışma yöntemimizi çok özgürlükçü buldular’’ açıklamalarında bulundu.
Çalışanların sosyalleşebilmesini desteklemek amacıyla motivasyon artırıcı etkinlikler ve esenlik (well being) odaklı pek çok iç iletişim stratejisi geliştirdiklerini de sözlerine ekleyen Aksel, ‘Orta Kafe’ adını verdikleri, çalışanların gayri resmi olarak bir araya gelip iş dışı sohbetler edebildikleri buluşmalar düzenlediklerini belirtti. ‘Başarıyı Kutlama’ yaklaşımıyla yıl içerisinde gerçekleştirilen tüm etkinliklerin devam edeceğini ifade eden Aksel, çalışanların içindeki yaratıcılığı ortaya çıkarabilecek aktiviteleri de belirleyip uygulamaya koyacaklarını sözlerine ekledi.
Yeni çalışma düzeni karbon ayak izini azaltacak
Pandemi öncesinde de çalışma yaşamının gereksinimlerinin değişmeye başladığını gözlemlediklerinin altını çizen Aksel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu değişim, karbon ayak izlerini azaltarak sürdürülebilirliğe de önemli bir katkı sağlayacak. Biz de PepsiCo Türkiye olarak pandemi süresince gerçekleştirdiğimiz uzaktan çalışma yöntemi süresince işe geliş gidiş zamanının yarattığı on binlerce saat verimlilik sağladık. Pandemi döneminde yaklaşık 600 bin litre yakıt, 13.600 KW elektrik ve 3.600 m3 sudan tasarruf ettik. Bunun doğamıza pozitif anlamdaki katkısı yadsınamaz. Bununla birlikte trafikte geçirilen yaklaşık 75 bin saati çalışanlarımız kendilerine ve sevdiklerine ayırabildi. Yeni modelimizle; zaman yönetimi, verimlilik, sürdürülebilirlik hedefleri, çalışan mutluluğu gibi birçok konuda fayda sağlayacağımızı öngörüyoruz’’ dedi.
Kadıköy Belediyesi Çocuk Sanat Merkezi’nin bu yıl 4’üncüsünü düzenlediği Çocukça Caz Konseri, akordeon ustası Edward Aris’in eşliğinde Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’nde gerçekleşti.
Kadıköy Belediyesi’nin çocukların sanat eğitimine destek vererek çok boyutlu düşünmelerine ve estetik duygularının gelişimine katkı sağlamak için hizmete açtığı Çocuk Sanat Merkezi öğrencileri, her yıl Aralık ayında yeni yılı müzikle karşılamak için “Çocukça Caz Konseri” veriyor. Geleneksel hale gelen konser bu yıl 25 Aralık Cuma günü Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’nde gerçekleşti. Her yıl, cazın önemli isimlerinden konukları da sahnesinde ağırlayan konserin bu yıl ki konuğu akordeon ustası Edward Aris oldu. Aris’in, Çocuk Sanat Merkezi öğrencileri ve öğretmenleriyle birlikte sahneye taşıdıkları eserler arasında “Autumn leaves ve Fly me to the moon” gibi caz müziğine damgasını vurmuş eserler yer aldı. Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’nin kendisine özgü akustik ortamında gerçekleşen konser izleyicilere keyifli bir akşam sundu.
Çocuk Sanat Merkezi, alanında uzman öğretmenlerle 3 yaşından 14 yaşına kadar öğrencilerin eğitim aldığı bir merkez. Merkez 2007 yılında enstrüman kursları ile başladığı yolculuğuna dans, bale, drama ve resim kurslarını da ekleyere sanata duyarlı nesillerin yetişmesine katkı sağlıyor. Pandemi sürecinde yüz yüze eğitime ara veren Çocuk Sanat Merkezi’nde eğitimler çevrimiçi olarak devam ediyor.
Orijinal aksiyon sporları markası ve yaratıcı ifadenin savunucusu Vans® sevdiklerine özel yılbaşı hediyesi almak için yüzlerce hediye alternatifi sunuyor. Üstelik Vans ailesinin son koleksiyonundaki modellerini %40’a varan indirimlerle hediye etme şansı seni bekliyor!
Başlangıçta sadece kaykaycıları hedefleyen, günümüzde yaşam şekline ve insanların kendilerini ifade etmelerini sağlayan bir araca dönüşen Vans® ürünleriyle sevdiklerini mutlu etmek çok kolay.
Yeni yıla sayılı günler kala bütün Vans®satış noktalarında ve www.vans.com.tr’de geçerli, %40’a varan büyük indirimden faydalanabilir, son koleksiyonuna ait sevdiğiniz Vans® modellerine sahip olabilir veya sevdiklerinize hediye edebilirsiniz.
Vans Hakkında:
Vans, VF Corporation bünyesinde yer alan orijinal spor ayakkabı, giyim ve aksesuar markasıdır. Uluslararası ofisleri ve distribütörlük noktalarıyla, Vans’in özgün koleksiyonları tüm dünya üzerinde 84’ten fazla ülkede, 2,000’den fazla perakende satış noktasında bulunmaktadır. Vans; spor, sanat müzik ve sokak kültürü aracılığıyla gençler arasında yaratıcılığın destekçisi olurken; Vans Pool Party, Vans Custom Culture, Vans Warped Tour® ve dünyanın noktalarında yer alan House of Vans’ler ile de sanatçı ve müzisyenlerin kendilerini ifade etmelerine olanak sağlamaktadır.
İBB Kültür Daire Başkanlığı Basın Yayın Müdürlüğünce şehrin sosyokültürel hayatına ve görsel hafızasına katkı sunan, “Fotoğraflar ve Haberleriyle İstanbul Hafızası” isimli kitap yayınlandı
İki ciltten oluşan kitap, Cumhuriyet’in ilk yıllarından İkinci Dünya Savaşı’nın bitimine kadar geçen yirmi yıllık süreçte, her bakımdan çehresi başkalaşan eski başkent İstanbul’un geçirdiği değişimlere tanıklık ediyor.
Dönemin İstanbul’una ait toplumsal olaylar ve mekanlar fotoğraf ve haber metinleriyle anlatıyor.
Cumhuriyet’in ilânının ardından uygulanmaya başlanan değişimin vatandaş üzerinde bıraktığı etki ve izlere dair ilginç veriler sunan kitap, İstanbul’da yaşanan toplumsal olayları, şehrin önemli karakterleri, eğlence mekanlarını, bir bölümü kaybolan meslekleri ve mimari eserleri fotoğraf ve haber metinleriyle de anlatıyor.
O yıllarda yayımlanan gazete ve dergiler için fotoğraflar çeken usta foto muhabirleri Hilmi Şahenk, Namık Görgüç, Cemal Göral, Ali Ersan, Faik Şenol Selahattin Giz ve Jean Weinberg’in kitapta yer alan fotoğrafları, toplumsal değişimlere dair, yoruma ve analize açık önemli birer belge değeri taşıyor.