Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 167

    Fizik Tedavide En Büyük İlaç “Hastaya Dokunmak ve Egzersizdir”

    0
    Fizik Tedavide En Büyük İlaç “Hastaya Dokunmak ve Egzersizdir”

    Bel boyun fıtıkları, romatizmal rahatsızlıklar, fibromiyalji, inme, skolyoz, kemik erimesi, kireçlenme gibi birçok sağlık sorununun çözümünde son yıllarda önemi daha da çok fark edilen fizik tedavi büyük önem taşıyor.

    Sağlıklı ve ağrısız bir yaşam sürmenin en doğru yolu dengeli ve doğru bir şekilde yapılan egzersizlerden yani hareketten geçmektedir. Bir fizik tedavi doktorunun en büyük ilacı hastasına DOKUNMAK ve HAREKET olduğunun altını çizen Romatem Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Levent Tekin, “ Maalesef günümüzde sıklıkla hastaya hiç dokunmadan, hastanın sadece radyolojik görüntülerine (Emar, MR) veya diğer laboratuvar tetkiklerine bakılarak tanı konulduğunu ve tedavi düzenlendiğine şahit oluyoruz. Ancak doğru bir tanı için hatta tedavinin de başlangıcı için hastaya dokunmak (muayene etmek) mutlak gereklidir. Tedavi sürecinin daha sağlıklı olması ve elde edilen iyileşmenin kalıcı olması için de uygun egzersizleri yapmak çok çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

    Fizik tedaviyi duymayan yoktur ancak bunun ne olduğunu veya size nasıl yardımcı olabileceğini gerçektenbiliyor musunuz? Her yaşta veya hayatın evresinde karşımıza çıkabilen bu tedavi şekli kişilerin çeşitli durumlardan sonra oluşan hareket ve fonksiyon kaybının iyileştirilmesinde, ağrıların giderilmesinde ve olası rahatsızlıkların önlenmesinde fizik tedavi büyük bir rol oynamaktadır.

    Hastaların fizik tedaviyi eğitici bulduğuna dikkat çeken Romatem Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Levent Tekin, “Hastalar haklı olarak doktorlarına güvenmek ve ilgi isterler. Bu güvenin kazanılmasında hastayı dinlemenin, tetkiklerini incelemenin yanı sıra hastayı detaylı bir şekilde muayene etmenin de rolü çok büyüktür. Hastanın güveni olduktan sonra hem hekim hem de hasta açısından her şey daha kolay olmaktadır. Çoğu hasta tedaviye başlayana kadar doğru hareket ettiğini düşünüyor. Tedavi sürecinde hastalar vücudu hakkında bilgi sahibi olurken doğru bildiği yanlışları da öğrenmektedirler. Ameliyat veya travmalar sonrasında farklı branşlardan hekimler vücudun toparlaması için hastalarına istirahati önermesine rağmen, bizler bir an önce harekete (egzersize) başlamanın ne kadar önemli olduğuna her gün şahit olmaktayız. Hastayı hareket ettirmeden, istirahat (hareketsizlik) tavsiye ederek bir takım tıbbi cihazlardan fayda beklemek çok yanlış. Bu nedenle en büyük ilacımız hastamıza dokunmak ve egzersizdir ” dedi.

    Alzheimer Hastalığına Karşı Korumanın Yolları

    0
    Alzheimer Hastalığına Karşı Korumanın Yolları

    Dünya Alzheimer Günükapsamında Doç. Dr. Can Hakan Yıldırım Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı, Alzheimer hastalığına karşı erken tanı ve korunmanınönemini vurgularken, Alzheimer’dan korunma hakkında bilgiler verdi. Doktor Yıldırım, doğal ürün kullanımının özellikle yüksek polifenöllü zeytin ekstresinin Alzheimer hastalığının önlenmesi için alternatiflerden biri olabilecegine dikkat çekti.

    Bugün 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü, günümüzde artık çoğu kişinin bildiği ve belli bir yaşın üzerindeki insanlar tarafından ciddi bir gelecek korkusu olarak ifade edilen bir hastalık. Halk arasında bunama olarak anılan Alzheimer, yaşlılığa ve beyin dokusunda meydana gelen yıkıma bağlı olarak ortaya çıkıyor. Alzheimer hastalığının teşhisi, genellikle yakınlar tarafından konuluyor. Demans türlerinden birisi olan Alzheimer, demans hastalıklarının üçte ikisinin sorumlusu ve dünyada her 3 saniyede bir hastaya demans teşhisi konuluyor, bu da her 20 yılda bir hasta sayısının ikiye katlanması olarak karşımıza çıkıyor.

    Doktor Yıldırım, hayatı ciddi şekilde etkileyen bir hastalık olan Alzheimer’da erken tanı çok büyük bir önem taşıdığını dile getirdi. Bu sebeple, unutkanlık ve diğer zihinsel yakınmalar ile doktora başvuran hastaların detaylı bir şekilde muayene edilmesi ve detaylı testlere tabi tutulması gerektiğini belirtti. Alzheimer insanları farklı şekillerde etkilediğinden, demans semptomlarının zamanlaması ve ciddiyeti, her insanda Alzheimer’ın evreleri boyunca farklı şekilde ilerledikçe değişiklik gösterdiğimi belirtti.

    Erken evrede bulunan hastalar üzerinde uygulanan birçok deneysel ilaç çalışmalarında, beyin hücrelerinde daha az ölüm olması adına önlem almak ve hastalığın seyrini yavaşlatmak amaçlanıyor. Yaşam kalitesi ve süresini önemli ölçüde düşüren hastalıklar arasında ilk sıralarda yer alan Alzheimer, dünyada 50 milyona yakın kişide görülüyor. 2050 yılında bu sayının 152 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.

    Yıldırım, ‘Günümüzde yaşam süresinin uzaması ile birlikte geriatri hastalıkları toplumlarda ciddi bir sorun teşkil etmeye başladı. Bu hastalıklar içerisinde önemli bir kısmını dermansa bağlı hastalık olan Alzheimer teşkil etmekte. Alzheimer’dan koruma ve korunmada doğru beslenme, uyku kalitesi, zihinsel ve fiziksel depresyondan uzak durmak, dolayısıyla psikolojik sağlığımız çok önemli. Doğru beslenmede elbette doğal besinler öne çıkıyor ve en yüksek polifenollü zeytin ekstresinin Alzheimer hastalığını önleme konusunda ciddi faydaları olduğunu düşünülmektedir.’ dedi.

    Doktor Yıldırım, doğal ürünlerin Alzheimer hastalığının önlenmesinde alternatiflerden biri olabilecegini vurgulayarak yüksek polifenollü zeytin ekstresinin Alzheimer ile ilişkisi konusunda merak edilen soruları yanıtladı.

    Zeytin ekstresinin polifenollerinin insan sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?

    Zeytin ekstresinde bulunan fenolik bileşenlerin vücudumuz tarafından emilimi (bioavailability) %92’dir. Bu da aldığımız fenolik bileşenlerin tamamına yakınının vücutta kullanıldığını gösterir. Yapılan araştırmalar bu mikrogıdaların bağışıklık sisteminin güçlenmesinde, sindirim sisteminin düzenlenmesinde, kardiyovasküler sistemin korunmasında, alzheimer ve demans gibi beyin rahatsızlıklarının geciktirilmesinde, bebeklerin beyin ve zeka gelişiminde pozitif anlamda önemli katkılarda bulunduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur.

    Peki bunlar, Alzheimer hastalarının sağlığına nasıl etki eder?

    Alzheimer hastalığı, bilişsel bozukluklara ve hafıza kaybına neden olan nörodejeneratif bir beyin hastalığıdır. Şu anda Alzheimer için reçete edilen ilaçlar yalnızca semptomatik rahatlama sağlar ve sürekli alımları ciddi yan etkilere neden olabilir. Yeni ilaç keşfi ile ilgili olarak, doğal ürünler, Alzheimer hastalığının önlenmesi için en çekici alternatiflerden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Polifenoller, güçlü antioksidan ve nöroprotektif özellikler sergileyen, doğal olarak oluşan ikincil metabolitlerdir. Polifenollerin besinsel alımının oksidatif stresi hafiflettiği, sinyal yollarını modüle ettiği ve bilişsel işlevi artırarak Alzheimer riskini azaltma konusunda pozitif yönde etkisi olduğu düşünülmektedir. Çeşitli bilimsel raporlar, doğal fenolik bileşiklerin Alzheimer patolojisine karşı pozitif sonuçlar sergilediğini göstermiştir.

    Alzheimer’ı önler mi?

    Polifenoller ve Alzheimer ilişkisinin araştırıldığı çalışmalarda Alzheimer’ın ortaya çıkmasına sebep olan β-amyloid formasyonunun oluşmasını engellediği anlaşılmıştır. Bu sayede hastalığın oluşumunu engellediği ve geciktirdiği düşünülmekte ve buna bağlı olarak Alzheimer tedavisi üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar halen devam etmektedir.

    En iyi etkiyi almak için zeytin ekstresini nasıl tüketmeliyiz?

    Yüksek fenolik bileşen içeren zeytin ekstreleri düzenli olarak sabahları aç karnına bir yemek kaşığı tüketmek, ileride oluşabilecek birçok rahatsızlığa karşı korunmada pozitif yönde etkileri olduğu düşünülmektedir.

    Araştırmaya Göre Mevsimler Cinsel İsteğinizi Nasıl Etkiler?

    0
    Araştırmaya Göre Mevsimler Cinsel İsteğinizi Nasıl Etkiler?

    “Mevsim değişiklikleri enerjimizi, uykumuzu, ruh halimizi hatta beslenme düzenimizi bile etkiliyor. Peki ya cinsellik? Mevsimlerin cinsel istek üzerinde bir etkisi var mı?”

    Libidoda mevsimsel değişiklikler

    Yaz, insanların yılın diğer zamanlarından daha heyecanlı hissettiği oldukça ‘sıcak’ bir mevsimdir. Yaz aylarında daha fazla sosyallik ve daha fazla tatilin yanında saha fazla seks olacağı da düşünülür. Ancak hormon değişimlerine baktığımızda yaz, cinsel isteğin azaldığı bir mevsimdir.

    Erkekler ve kadınlarda testosteron üzerine yapılan bir çalışmada araştırmacılar, iki tarafın da yaz aylarında  testosteron seviyelerinde düşüş olduğunu ortaya koydu. Aynı çalışmada kadın ve erkeklerin testosteron seviyelerinin sonbaharda, yaz aylarının aksine ciddi bir artış yaşadığı da bulundu.

    Sadece erkekler üzerinde yapılan ikinci bir çalışma, ekim ve kasım aylarında testosteron seviyelerinde zirve yaşandığı tespit edildi. Yani çiftler için cinsel isteğin zirve yaptığı dönem sonbahar ayları olarak belirlendi. 

    Bazı araştırmalar soğuk kış aylarında erkeklerin cinsel isteklerinin azaldığını söylerken başka bir araştırma sonucuna göre ise erkekler soğuk aylarda kadının bedenini daha çekici buluyor.

    Libidoyu arttırmanın bazı basit yolları

    Tüm bunların ötesinde Covid-19 salgını, hayatımızda her şeyi olduğu gibi yatak odalarımızı da etkiledi. Stres, endişe ve korku kişilerin cinsel isteğinin azalmasına, depresyona girmesine neden oldu.  

    Neyse ki, libidonuzu ve testosteron seviyelerini artırmak için yapabileceğiniz pek çok şey var. Bunlardan bir tanesini beslenme rutininize göz atmak ve sorun varsa düzenlemek. Mesela avokado ve somon gibi doğal yağlar bakımından zengin besinler tüketmek hormonları dengelemeye yardımcı olur ve libidoyu da arttırır.

    Egzersiz yapmak cinsel isteği arttırmanın en iyi yollarından biridir. Hele ki partneriniz ile beraber spor yapma şansınız varsa şahane!

    Düşük libidonun sebebi psikolojik sebepler de olabilir. İlişkinizde mutsuz musunuz? Sorun partneriniz mi? Kendi içinizde mi sorunlar yaşıyorsunuz? Bunları bir uzmana danışarak çözebilir, kendiniz için doğru olanı bulabilirsiniz.

    Fransa’da Yeni Günlük Vaka Rekoru

    0
    Fransa'da Yeni Günlük Vaka Rekoru

    Fransa’da son 24 saatte 13 bin 215 kişide daha koronavirüs tespit edilmesiyle salgının başından bu yana görülen en yüksek vaka sayısına ulaşıldı.

    Fransa Halk Sağlığı Kurumundan yapılan açıklamaya göre, ülkede günlük vaka sayısındaki artış sürüyor.

    Ülkede virüs bulaşan kişi sayısı son 24 saatte 13 bin 215 artışla 428 bin 696’ya yükseldi. Bu rakam salgının başından bu yana kaydedilen en yüksek günlük vaka sayısı oldu.

    123 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle can kaybı 31 bin 249’a ulaştığı ülkede günlük ölü sayısı uzun aradan sonra 100’ün üzerinde seyretti.

    Ülkede son 7 günde koroa nedeniyle 3 bin 626 kişinin hastanede tedavisi sürüyor ve bunlardan 571’i yoğun bakımda yatıyor.

    Fransa da yeni günlük vaka rekoru #1

    “MÜCADELEDEN BAŞKA YAPACAK ŞEYİMİZ YOK”

    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaptığı açıklamada, korona ile mücadele kapsamında uygulamada olan stratejinin test sayılarını artırmak ve Kovid-19’a yakalananları izole etmek olduğunu söyledi. Macron, mücadele etmekten başka yapılacak şeyin olmadığını kaydetti.

    Fransa da yeni günlük vaka rekoru #2

    89 OKUL KAPATILDI

    Diğer yandan Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamada, öğrencilerin Kovid-19’a yakalanması nedeniyle ülke genelinde kapatılan okulların sayısının 89’a yükseldiği belirtildi.

    Sağlık yetkilileri ise içinde Paris’in de bulunduğu Ile-de-France bölgesinde 10’dan fazla kişinin bir araya gelmemesi tavsiyesinde bulundu.

    Ulusal Meclis’te de 8 korona vakasına rastlandığı belirtildi.

    REKOR ÜSTÜNE REKOR

    Fransa’da dün tespit edilen 10 bin 593 vakayla salgının başlangıcından bu yanaki en yüksek günlük vaka sayısına ulaşılmıştı.

    Bilim Kurulu, ülkede sonbahar ya da kış aylarında ikinci dalganın yaşanmasından endişe edildiğini açıklamıştı.

    Koronavirüsün Mutasyona Uğrama Hızının Düştüğü İddia Edildi

    0
    Koronavirüsün Mutasyona Uğrama Hızının Düştüğü İddia Edildi

    İngiltere’de bilim insanları yaptıkları çalışmalarda, koronavirüsün eskisine oranla alışılmadık derecede daha yavaş mutasyona uğradığını açıkladı.

    İngiltere’de Royal Society adlı bilim kuruluşu, ülkenin önde gelen virologlarından oluşan SET-C (Science in Emergency Tasking – Covid-19) görev gücü tarafından tarafından yapılan yeni araştırmanın sonuçlarını yayımladı.

    Çalışmada koronavirüsün, pandeminin zirve yaptığı Mart-Mayıs arası dönemine göre alışılmadık derecede yavaş bir oranda mutasyona uğradığı belirtildi.

    GENETİK KODUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VİRÜSÜ ŞİDDETLİ HALE GETİRMEDİ

    Araştırmacılar, şu ana kadar koronavirüsün genetik kodunda yapılan değişikliklerin hiçbirinin onu daha bulaşıcı veya şiddetli hale getirmediğini açıkladı.

    Bilim insanları, koronavirüsün mutasyonundaki yavaşlamanın daha önce hastalığa yakalanmış kişilerin yeniden enfeksiyona karşı korunacağı anlamına geldiğini ve potansiyel bir aşının uzun süre etki sağlayabileceği anlamına geldiğini söyledi.

    Koronavirüsün mutasyona uğrama hızının düştüğü iddia edildi #1

    DAHA ÖNCEKİ İDDİAYI ÇÜRÜTTÜLER

    Daha önce farklı bilim insanları, koronavirüsün mutasyona uğradığını ancak daha az şiddetli ancak daha bulaşıcı hale geldiğini öne sürmüştü.

    Ancak Royal Society araştırmacıları, son bulguların ışığında bu teoriyi kapsamlı bir şekilde ortadan kaldırdığını açıkladı.

    Konuyla ilgili açıklamaya yapan çalışmanın başyazarı Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Geoffrey Smith, “Yeni tip Koronavirüsün şu ana kadar oldukça kararlı olduğunu kanıtlamış olması iyi bir haber, çünkü bir hastalığı tespit etmek ve tedavi etmek daha kolay, oldukça sabit bir hale geldi. Tüm genom dizileme, yalnızca birinin enfekte olduğunu anlamamıza değil, aynı zamanda virüsün türünü kesin olarak tanımlamamıza ve böylece enfeksiyonun muhtemelen nereden geldiğini bulmamıza olanak tanıyor” ifadelerini kullandı.

    Koronavirüsün mutasyona uğrama hızının düştüğü iddia edildi #2

    ARAŞTIRMACILAR EMİN

    Öte yandan araştırmacılar, yavaş bir mutasyon oranının bile virüsün belirli ilaçlara direnç geliştirmesine neden olabileceğini ancak virüsün şu anki görünümünde, hastalığın daha şiddetli veya bulaşıcı hale gelmediğinden emin olduklarını açıkladı.

    Çalışmanın bir parçası olarak, uzmanlar virüsün İngiltere’deki kökeni inceledi ve virüsün en yakın akrabasının Çin’de bulunan RaTG13 adlı bir yarasa corona virüsü olduğunu buldular. Bununla birlikte ,araştırmacılar iki virüsün genetik kodunun yüzde 97 oranında aynı olduğunu ancak, viral genetik materyal söz konusu olduğunda bunun büyük bir fark olduğunu söyledi.

    Koronavirüsün mutasyona uğrama hızının düştüğü iddia edildi #3

    İNSAN ELİYLE YAPILDI İDDİALARI KOMPLO TEORİSİ

    Araştımacılar, bu yüzden yeni tip koronavirüs ile ile diğer koronavirüsler arasındaki farkın, laboratuvarda yapılmış ve kasıtlı olarak serbest bırakılamayacak kadar büyük olduğunu ve virüsün Çin’deki  bir laboratuvardan çıktığına dair iddiaların yalnızca komplo teorisi olduğunu bildirdi.

    Royal Society araştırmacı çalışmalarının virüsün insanlara doğrudan yarasalardan veya bir aracı memeli konakçı yoluyla atladığını ve mutasyondaki yavaşlamasının onun doğal bir virüs olduğunu kanıtladığını söyledi.

    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Deney Aşıları Uygulanmaya Başlayacak

    0
    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde Deney Aşıları Uygulanmaya Başlayacak

    Önümüzdeki hafta başlayacak olan deney aşıları için gönüllülerin büyük bir kısmını sağlık çalışanları oluştururken, fakültenin bazı yerlerine gönüllü olmak isteyenler için afiş asıldı.

    Koronavirüs ile mücadelede aşı çalışmaları devam ederken Çin’de geliştirilen koronavirüs aşısının gönüllü uygulaması, Brezilya ve Endonezya’da başlatıldı.

    Faz 3 aşamasına Türkiye’de dahil edildi ve aşının ilk dozu, geçtiğimiz günlerde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gönüllülere yapıldı.

    CERRAHPAŞA’DA DA DENEY AŞILARI YAPILACAK

    Aşı uygulamasının yapılacağı merkezlerden biri olarak belirlenen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde de önümüzdeki hafta Çin menşeli aşı yapılacak. Ekim ayının ilk haftasında ise Almanya kökenli aşı gerçekleştirilecek.

    GÖNÜLLÜ ARANIYOR

    Fakültenin bazı yerlerine gönüllü olmak isteyenler için afişler asılırken, gönüllülerin büyük bir kısmının belirlendiği ve çoğunluğunu sağlık çalışanlarının oluşturduğu öğrenildi.

    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi nde deney aşıları uygulanmaya başlayacak #1

    “UMUTLUYUZ”

    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde uygulanacak aşı denemelerinde gönüllü olan Doç. Dr. Devrim Sarıbal, “Bu süreçte zaten enfeksiyon hocalarımızla beraber çalışıyorduk. Böyle bir teklifle geldiler. Süreçten zaten haberimiz vardı. Ben, annem, babam ve iki kardeşim gönüllüyüz. Laboratuvarda çalışan arkadaşlarımızın çoğu da gönüllü. Bize ilk doz 1 Ekim’de yapılacak. Bekliyoruz ve umutluyuz. Aşıdan başka korunma yöntemimiz yok. Bununla ilgili bir endişemiz yok” diye konuştu.

    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi nde deney aşıları uygulanmaya başlayacak #2

    “GÖNÜLLÜ OLMAK İSTERİM”

    Hastanede afişleri gören pek çok vatandaş da gönüllü olabileceğini belirtiyor.

    Batuhan Eğrikaya adlı vatandaş, “Aşının biraz hızlandırılması gerekiyor. Maske takılsa bile korunmak çok zor. Aşı çalışmasında gönüllü olmak isterim” ifadelerini kullandı.

    Koronavirüsü Önemsemeyenler Dikkat! Profesör, Hastaları Yaşamda Tutan Acılı Hortum Sürecini Anlattı

    0
    Koronavirüsü Önemsemeyenler Dikkat! Profesör, Hastaları Yaşamda Tutan Acılı Hortum Sürecini Anlattı

    Prof. Dr. Murat Yılmaz, korovirüs nedeniyle akciğeri tahrip olan ve nefes almakta güçlük çeken vakalara takılan 30 santimetre uzunluğunda ve serçe parmak kalınlığındaki solunum hortumunu anlattı. Yılmaz, bu işlemin normal bir insanın kaldıramayacağı kadar acılı ve ağrılı olduğunu söyledi.

    Koronavirüs nedeniyle akciğeri tahrip olan ve nefes almakta güçlük çeken hastaların imdadına 30 santimetre uzunluğunda ve serçe parmak kalınlığındaki solunum hortumu yetişiyor. Uyutulan hastanın ağzından akciğerlerine kadar itilen bu hortumla oksijen ve hava veriliyor. Bu işleme normal bir insanın dayanmasının mümkün olmayacağını anlatan Prof. Dr. Murat Yılmaz, “Dünyaları versen kimse kabul etmez. O kadar acı ve ağrılı bir işlem” dedi.

    TEDAVİ ŞEKLİ DEĞİŞİKLİK GÖSTERİR

    Koronavirüs hastaları, belirtilerinin ardından yaptırdıkları testin sonucu pozitif çıkınca tedavi süreci başlıyor. Yaşı genç ve evde karantinadayken iyileşebilecek hastalar evlerine gönderilirken, durumu biraz daha ciddi olan hastalar ise hastane bünyesinde özel olarak ayrılan birimlerde tedaviye alınıyor. Tedavide hekimlerin dikkat ettiği en büyük faktör ise hastanın rahat bir şekilde nefes alabilmesi ve kronik hastalığının olup olmadığı. Virüsün akciğerleri ve bağışıklık sistemini büyük ölçüde etkilemesi nedeniyle hastalık ileri evrelerde solunum güçlüğü yaşatabiliyor. Bu durumda tedavinin şekli değişiyor.

    Koronavirüsü önemsemeyenler dikkat! Profesör, hastaları yaşamda tutan acılı hortum sürecini anlattı

    HORTUM AKCİĞERLERE İTİLİYOR

    Nefes almakta güçlük çeken hastalar için ilk aşama maskeyle makineye bağlamak suretiyle solunum desteği vermek oluyor. Hastalık ilerler ve akciğerlerde daralma meydana gelirse tedavinin boyutu ve yöntemi de değişiyor. 30 santimetre uzunluğunda ve bir serçe parmak kalınlığındaki hortum hastanın ağzından ciğerlerine kadar itiliyor. Bu işlemi yapabilmek için koronavirüs hastası tamamen uyutulup, kasları geçici süreyle felç ediliyor. Geçici felç işleminin nedeni ise itme sırasında normal bir insanın bilincinin dayanamayacağı kadar acı verici olması. Akciğerlere kadar itilen bu hortum sonrasında yeniden makineye bağlanarak hastanın ciğerlerine oksijen ve kuru hava veriliyor. Bu işlemler sırasında hastanın nefes alma işlemi tamamen makineye bağlanmış oluyor.

    Koronavirüsü önemsemeyenler dikkat! Profesör, hastaları yaşamda tutan acılı hortum sürecini anlattı

    “NORMAL İNSAN BÜNYESİNİN KALDIRAMAYACAĞI KADAR ACI VERİYOR”

    Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Koronavirüs Yoğun Bakım Servisi sorumlusu Prof. Dr. Murat Yılmaz, bu hortumun çok ciddi operasyon olduğunu ve normal bir insanın bünyesinin kaldıramayacağı acılar verdiğini kaydederek şöyle konuştu: “Bunu bir insanın tolere etmesi çok zor. Bu hortumu gönüllü bir insana sorsak, ‘Bundan nefes almak ister misin?’ diye, dünyaları versen kimse kabul etmez. Ben istemem bunun içinden nefes alabilmeyi. Kurallar belli. Maske, fiziki mesafe, el yıkama. Kalabalık ortamlarda bulunmayın. İşiniz yoksa dışarı çıkmayın. İşiniz varsa da en kısa sürede eve dönün. ‘Bu hastalık bana gelmez, gençlik hastalığı değil’ demeyin.”

    Akdeniz Üniversitesi Hastanesi anestezi ve reanimasyon asistanı Keyvan Hanifi de çok sayıda hastaya bu yöntemi uygulamak zorunda kaldıklarını ve ağızdan akciğere kadar uzun bir hortumun salınmasının oldukça zor olduğunu kaydetti.

    11 İlde Yaklaşık 12 Bin Kadın “Dijital Benim İşim” Diyecek

    0
    11 İlde Yaklaşık 12 Bin Kadın “Dijital Benim İşim” Diyecek

    Türkiye Vodafone Vakfı desteğiyle Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü işbirliğiyle hayata geçirilen “Dijital Benim İşim” projesiyle, 18 yaş üstü kadınlara sınıf içinde ve dijital ortamda “Dijital Okuryazarlık” ve “Dijital Pazarlama” eğitimleri verilecek.

    Projenin ilk yılında 11 ilde yaklaşık 12 bin kadına eğitim verilmesi hedefleniyor.

    17 Eylül 2020 – Türkiye Vodafone Vakfı, teknolojinin gücünü kadınların potansiyeliyle buluşturacak yeni bir projeye imza atıyor. Vakıf desteğiyle Türkiye İş Kurumu ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü işbirliğiyle hayata geçirilen “Dijital Benim İşim” projesiyle, 18 yaş üstü kadınların dijital becerilerinin artırılması amaçlanıyor. Biri “Dijital Okuryazarlık”, diğeri “Dijital Pazarlama” olmak üzere 2 farklı eğitim programının hazırlandığı projede, kadınlara sınıf içinde ve dijital ortamda eğitim verilecek. “Dijital Benim İşim” projesinin ilk yılında 11 ilde yaklaşık 12 bin kadına eğitim verilmesi hedefleniyor.

    Kadınların günlük hayatta teknolojiyle temasını ve dijital mesleklere ilgisini artırması öngörülen “Dijital Benim İşim” projesi, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü Bekir Aktürk, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Yusuf Büyük ve Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel’in katılımıyla düzenlenen online toplantıda tanıtıldı.

    Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü Bekir Aktürk, şunları söyledi:

    “Dünyanın ve ülkemizin zor zamanlar geçirdiği bugünlerde, istihdamın korunması, geliştirilmesi ve artırılmasına yönelik çalışmalarımıza gayretli bir şekilde devam ediyoruz. Başta Kalkınma Planlarımız ve Ulusal İstihdam Stratejimizle uyumlu olarak bilişim sektörüne yönelik teknik yatırımlarımızın yanı sıra, bu alanda ihtiyaç duyulan nitelikli işgücünün yetiştirilmesine yönelik faaliyetler yürütüyor, işgücümüzün geleceğin mesleklerinde yetiştirilmesi ve mevcut çalışanlarımızın geleceğin becerileri ile donatılması için önemli çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunun yanı sıra vatandaşlarımızın teknoloji alanındaki bilgi ve becerilerini artırabilecek, işgücü piyasasına katkısı olacak her türlü çalışmayı desteklemeye de devam etmekteyiz.

    Bu kapsamda, Kurumumuz, Türkiye Vodafone Vakfı ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü işbirliğiyle hayata geçirilen ve kadınların dijital okuryazarlığını ve becerilerini artıracak projenin işgücü piyasası açısından verimli sonuçları olacağına inanıyorum. Proje kapsamında, Kurumumuza kayıtlı kadınların söz konusu eğitimlerden yararlanmasını sağlamak için eğitimlere ilişkin detayları kendileriyle paylaşacağız. Ayrıca eğitimler sonrasında yoğunlaştırılmış iş ve meslek danışmanlığı hizmeti sunduğumuz İş Kulüplerimiz aracılığıyla da kadınlara destek olmaya devam edeceğiz. ‘Dijital Benim İşim’ projesinin ülkemiz adına hayırlı olmasını temenni ediyorum.”

    Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Yusuf Büyük, şöyle konuştu:

    “Sürekli gelişen ve değişen bir dünya düzeni içerisinde hayat boyu öğrenme, günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. ‘Her zaman her yerde herkes için eğitim’ felsefesini ilke edinen Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüzce, 994 halk eğitim merkezi ve 24 olgunlaşma enstitüsü olmak üzere toplam 1.018 hayat boyu öğrenme kurumunda, 3 bin 400’ü aşkın eğitim programı ile yaygın eğitim faaliyetleri yürütülmektedir. 2019-2020 yıllarında genel, meslekî ve teknik alanlarda toplam 438.610 kurs açılmış ve bu kurslara 8.539.505 kursiyer katılmıştır.

    Kursiyerlerden 3.342.084’ü erkek, 5.197.421’i ise kadındır. Bu vesileyle paylaşmak isterim ki vatandaşlarımız için bulundukları toplumda yaşamlarını sürdürebilecek, iş ve gündelik hayatlarını kolaylaştırabilecek ve dijital yeterlilikleri kazandıracak birçok kursumuz da açılmaktır. Bu bağlamda 2019-2020 yıllarında en çok açılan 10 kurstan birisi de özellikle çeşitli yaş gruplarındaki kadın kursiyerlerin tercih ettiği Bilgisayar İşletmenliği (Operatörlüğü) kursudur. Bu alanda 8.633 kurs açılmıştır. Bu veriler de bize kadınların teknolojiyi öğrenmeye ne kadar istekli olduklarını göstermektedir. ‘Dijital Benim İşim’ projesiyle de kadınlara uzaktan eğitim yoluyla dijitalleşmenin önünü açıyoruz. Proje kapsamındaki eğitimlerin %66’sı yüz yüze, %34’ü online olacaktır. Hazırlanan eğitim programlarını kendi platformlarımızdan sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu vesileyle e-öğrenme platformumuz için çok yoğun çalışmalar yürüten ekibimize de teşekkür ediyorum. Bu projeye katkı sunacak olan tüm yöneticilerimiz ve öğretmenlerimiz ile birlikte kursiyerlerimize de ayrıca teşekkür ediyorum. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü olarak kadınlarımıza bu yolculuklarında başarılar diliyor ve hayat boyu öğrenen bir Türkiye adına ‘Hepimizin yolu açık olsun’ diyoruz.”

    Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel ise şu açıklamada bulundu:

    “Türkiye Vodafone Vakfı olarak, yaptığımız her işin bir amaca hizmet etmesi, bir amaca dokunması gerektiğine inanıyoruz. Teknolojiyi kullanarak, sosyoekonomik gelişmeyi destekleyen, herkesi kucaklayan ve dünya kaynaklarını gözeten bir dijital toplum yaratılmasını hedefliyoruz. ‘Dijital Benim İşim’ projesini de ‘amaç odaklı’ vizyonumuzdan yola çıkarak tasarladık. Hem toplumun dijitalleşmesine katkıda bulunacağımız, hem de kadınların gelişimini destekleyeceğimiz bir projeyi hayata geçirmek istedik. Bu projeyle, teknolojinin gücünü kullanarak kadınları meslek sahibi yaparken, dijital toplum hedefimize de bir adım daha yaklaşmış olacağız.

    Kadınların potansiyelini teknolojinin gücüyle buluşturarak, toplumsal gelişmeyi destekleyecek bir projeye imza atmayı hedefliyoruz. Projemizden yararlanacak kadınların dijital dünyaya adaptasyon ve istihdama katılım konularında aldıkları eğitimlerle bir adım önde olacaklarını düşünüyoruz. Özellikle desteğe ihtiyaç duyan dezavantajlı kadınların dijitalleşmesiyle, ekonomik ve sosyal hayatta köklü değişimler yaratabileceğimize inanıyoruz. Topluma, özel sektöre, kurumlara ve en önemlisi kadınlara ilham verecek bir proje olmasını diliyoruz. Burada en büyük mutluluğumuz çok doğru iş ortaklarıyla yola çıkmış olmamız. Bu vesileyle, Türkiye İş Kurumu ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’ne değerli işbirlikleri için bir kez daha teşekkür ediyoruz.”

    11 ilde 140 eğitimciyle yaklaşık 12 bin kadına ulaşılacak

    “Dijital Benim İşim” projesi kapsamında, 11 ilde 10.500 kadına “Dijital Okuryazarlık”, 1.200 kadına ise “Dijital Pazarlama” eğitimleri verilerek toplamda yaklaşık 12 bin kadına ulaşılması hedefleniyor. Proje eğitimleri İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Samsun, Mardin, Afyonkarahisar, Elazığ, Sivas ve Ağrı’da düzenlenecek. Eğitimler, proje illerinde yer alan Halk Eğitim Merkezlerindeki toplam 140 eğitimci tarafından verilecek. Eğitimlerin bir kısmı sınıf içinde yüz yüze verilen eğitimler, bir kısmı da dijital kanallar üzerinden izlenecek videolar şeklinde olacak.

    18 yaş üstü tüm kadınlar başvurabilecek

    “Dijital Benim İşim” projesine 18 yaş üstü ve akıllı telefon sahibi tüm kadınlar başvurabilecek. Eğitimlere başvurular, Halk Eğitim Merkezleri ve Türkiye Vodafone Vakfı web sitesi üzerinden yapılacak. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü de “Dijital Benim İşim” eğitimlerini kendi veritabanında bulunan kadınlara duyurarak projeye katkıda bulunacak. Böylece eğitimlere, sadece Halk Eğitim Merkezlerinden değil, Türkiye İş Kurumu veritabanında yer alan kadınlardan da katılım olacak.

    Toplam 64 saatlik 2 farklı eğitim

    Kadınları dijital dünyayla tanıştırarak onlara djiital okuryazarlık becerisi kazandırmayı hedefleyen “Dijital Okuryazarlık” eğitimleri toplam 24 saat sürecek. Bu eğitimlerde kadınlara Bilgisayarın Temel Özellikleriyle Kullanımı, Dijital Ortamda İçerik Üretimi, Elektronik Haberleşme Yöntemleri, Arama Motorları ve Kullanımı, Web Sitesi Kavramı ve Amacına Uygun Kullanımı, Mobil İmkânlar ve Hizmetlerden Faydalanma, Sosyal Medya Kullanımı, Arama Motoru Pazarlaması, Bilgi ve Veri Güvenliği, Dijital Etik, Bilinçli Bilgi İletişim Teknolojisi Kullanımı konularında bilgi verilecek.

    Kadınlara dijital beceri kazandırmayı hedefleyen “Dijital Pazarlama” eğitimleri ise toplam 40 saat sürecek. Bu eğitimlerde kadınlara Pazarlamaya Giriş ve Dijital Pazarlamanın Temelleri, Sosyal Medya Yönetimi, Görsel Üretimi ve Yönetimi, Mobil Pazarlama, Dijital Pazarlamada Güncel Stratejiler, E-Posta Pazarlama, Halkla İlişkilerde Temel Yaklaşımlar ve Dijitalde İtibar Yönetimi, Yasal Düzenlemeler, E-Ticaret, Arama Motoru Pazarlaması, Sosyal Medya Yönetimi konularında bilgi verilecek. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü de “Dijital Pazarlama” eğitimlerine yoğunlaştırılmış iş ve meslek danışmanlığı programı İş Kulübü ile destek olacak.

    Dijital skor testleri yapılacak

    “Dijital Benim İşim” projesi için kapsamlı bir ölçümleme de yapılacak. Buna göre, eğitimlerden önce ve sonra katılımcıların bilgi düzeyindeki değişimi ölçmek için ön ve son testler, dijital becerilerini ölçmek için ise dijital skor testleri uygulanacak.

    “Dijital Benim İşim” projesi hakkında ayrıntılı bilgi ve başvuru için

    Koronavirüse Yakalanan Ünlü YouTuber Enes Batur, Karantinadan Kaçtı

    0
    Koronavirüse Yakalanan Ünlü YouTuber Enes Batur, Karantinadan Kaçtı

    Koronavirüse yakalanan ünlü YouTuber Enes Batur Sungurtekin’i Beykoz’daki lüks villasında bulamayan filyasyon ekipleri, polise haber verdi. Enes Batur ile kız arkadaşı Sancaktepe’deki öğrenci yurduna yerleştirildi.

    Ünlü Youtuber Enes Batur karantina kurallarını hiçe saydı. Koronavirüse yakalanmasına rağmen evinde izole olmadığı ortaya çıktı. Ekipler harekete geçti. Ünlü Youtuber Enes Batur Sungurtekin koronavirüse yakalandı. Filyasyon ekipleri Sungurtekin’in Beykoz‘daki lüks villasında denetleme yaptı. Ancak Enes Batur evinde bulunamadı.

    ENES BATUR, SEVGİLİSİYLE BİRLİKTE YURDA YERLEŞTİRİLDİ

    Enes Batur’un evinde olmadığı belirlenmesinin ardından Beykoz Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Karantina kurallarını ihlal eden Enes Batur ve kız arkadaşı Ece Naz Üçer, Sancaktepe’de bulunan İyi Maya Öğrenci Yurdu’na yerleştirildi.

    “TÜM KURALLARA UYDUM, EVDEN DIŞARI ÇIKMADIM”

    Öte yandan Enes Batur, sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoda, “Şerefim ve namusun üzerine yemin ederim ki tüm kurallara uydum, evden dışarı çıkmadım. Beni bu KYK yurduna getirdiler, ben evimde karantinada olmak istiyorum. Mağdurum” ifadelerini kullandı.

    Somali’de 19 Yaşındaki Kıza Tuzak Kurup Toplu Tecavüz Ettikten Sonra, 6 Katlı Binadan Attılar

    0
    Somali'de 19 Yaşındaki Kıza Tuzak Kurup Toplu Tecavüz Ettikten Sonra, 6 Katlı Binadan Attılar

    Somali’nin başkenti Mogadişu’da 19 yaşındaki genç kız, erkek arkadaşı tarafından tuzağa düşürüldü. Genç kız, 11 erkek tarafından toplu tecavüze uğradıktan sonra, 6 katlı bir binadan aşağıya atılarak öldürüldü.

    Somali’nin başkenti Mogadişu‘da 19 yaşındaki Hamdi Mohamed Farah, 11 erkek tarafından toplu tecavüze uğradıktan sonra 6 katlı binadan atılarak öldürüldüğü belirtildi.

    ARKADAŞI TUZAK KURUP, TECAVÜZ ETTİLER

    Yerel medyada yer alan haberlere göre, 19 yaşında öğrenci olduğu ifade edilen Farah’ın arkadaşı tarafından başkent Mogadişu’nın Wabari bölgesindeki bir yere davet edildiği kaydedildi. Arkadaşının davet ettiği yere giden Farah’ın 11 kişiden oluşan bir grup erkek tarafından tecavüze uğradığı ve 6 katlı binadan aşağıya atılarak öldürüldüğü kaydedildi.

    GEÇEN CUMA EVDEN AYRILDI, MORGDAN CESEDİ ÇIKTI

    Farah’ın yakınları ise genç kızın, geçtiğimiz cuma öğle saatlerinde evden çıktığını ve daha sonra Farah’ın cesedinin Medina Hastanesi’ndeki morgda olduğunu öğrendikleri bir telefon aldıklarını belirtti. Polis yaptığı açıklamada geçtiğimiz pazartesi günü olayla ilgili 11 şüphelinin gözaltına alındığını belirtti.

    Genç kızın öldürülmesi ülkede infiale yol açarken, olayla ilgili bir çok siyasetçi ve halk tepki gösterdi.

    Somali'de 19 yaşındaki kıza tuzak kurup toplu tecavüz ettikten sonra, 6 katlı binadan attılar
    Somali'de 19 yaşındaki kıza tuzak kurup toplu tecavüz ettikten sonra, 6 katlı binadan attılar