Koronavirüs sonrası her alanda normalleşme adımları atılıyor. Ancak ekonomide kapanması zor yaralar açan salgın nedeniyle iş adamları, esnaflar, işini kaybetme korkusu yaşayan beyaz yakalılar başta olmak üzere insanlar ekonomik anlamda stres yaşıyorlar.
Bu da bazı insanlarda bilinçsiz şekilde dişleri sıkma yani bruksizm hastalığı olarak kendini gösteriyor. Dişlerini sıkan insanlar, dişlerini kırabiliyor, diş dolgularına zarar verebiliyor, hatta çene eklemi, kulak, baş, yüz, boyun ve sırt ağrıları çekebiliyorlar.
*‘Uykuda oluyor’*
Bruksizm hakkında bilgi veren Estetik Dişhekimleri Akademisi Derneği üyesi ve DentaLuna Klinik Sahibi Diş Hekimi Arzu Yalnız Zogun, “Genellikle uyku halindeyken olan bu durumda kişi bunu bilinçsiz bir şekilde yapar ve uyandığında dişlerini sıktığını hatırlamaz ama dişlerinde ve çene kaslarında ağrı hisseder” dedi.
*Koronayla zirve yaptı*
Zogun, son yıllarda iş dünyasında çok daha fazlaca görülür bir hal alan ve bu nedenle patron hastalığı olarak da tanımlanan bu rahatsızlığın özellikle korona döneminde ekonomik sıkıntılar nedeniyle zirve yaptığını belirtti.
Ekonomik sıkıntıların yaygınlaştığı, dövizdeki ani oynamaların yaşandığı, siyasi çalkantıların olduğu dönemlerde iş adamı, özellikle de patron ve yönetici pozisyonundaki kişilerde bu hastalığın görülme oranın yüzde 40’ları bulan bir artış gösterdiğini ifade eden Zogun, “Bu koronayla bu zirve yaptı. Şu anda bu konuda tedavi ettiğimiz çok sayıda hastamız var. Çünkü insanlar, işlerinde büyük bir belirsizlik yaşıyor. Bu belirsizlik ve stres büyük bir şirketin yöneticisinde de küçük esnafta da işini kaybetme korkusu yaşayan beyaz yakalıda da görülebiliyor” diye konuştu.
*Sınavlar da etkiledi*
Diş sıkmanın sınava hazırlanan gençlerde de görüldüğünü belirten Zogun, “Her yıl sınava hazırlanan gençlerde yoğun bir şikâyet alıyorduk strese bağlı diş sıkma konusunda. Ancak o da bu yıl arttı. Özellikle tarihi değiştirilen üniversite sınavı ve hâlâ nasıl yapılacağına yönelik belirsizlikler bulunan lise sınavı nedeniyle gençler de bu rahatsızlığı yaşıyor” dedi.
*Çözümü var mı?*
Bruksizmin sebepleri gibi tedavisinin de farklılık gösterdiğini aktaran Diş Hekimi Arzu Yalnız Zogun, çözümüne yönelik ise şu bilgileri verdi: “Gece diş sıkmanın çözümü için her hastaya özgü yapılan gece plakları kullanılabiliyor. Bu hareketli protez şeklinde, dişlerin üzerine yerleştirilen bir plak. Bu plağı gece kullanmanın dışında bazı hastalarımıza özellikle de kitap okuma, çalışma gibi odak gerektiren işler yaparken de kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Çünkü kasılma gün boyu devam ediyor. Kasların gevşemesine yönelik tedaviler uygulanabileceği gibi diş problemlerinin hallolması da sorunu çözebilmekte. Hatta kasların rahatlaması için botoks yapılabilir. Dişlerin eski haline getirilmesi için restore çalışmaları yapılabilir. Öte yandan stres için psikolojik destek alınabilmekte ya da bruksizm için ilaç enjeksiyonu uygulanabilmekte. Özet olarak herkeste bunun nedeni ve çözümü farklı”
*İskelet yapısını bozabilir*
Bu tür rahatsızlıkların hissedilmesiyle birlikte hemen doktora başvurulması ve en kısa sürede önlem alınması gerektiği uyarısında bulunan Arzu Yalnız Zogun, “Aksi halde, diş sıkmayla başlayan rahatsızlık iskelet yapısını bozabilecek boyutlara kadar uzanabilir” diye konuştu.
Boyun açısının bozulmasıyla ortaya çıkan boyun düzleşmesi, şiddetli ağrıya yol açarken; kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.
Uzun süre sabit pozisyonda özellikle bir saati geçen çalışmalardan uzak durulması gerektiğini belirten uzmanlar, bilgisayarın yanlış açıları ile kullanımından kaçınılmasını, ergonomik kurallara uygun bir oturma postürü sağlanmasını, yatarken boynun içe doğru açısını destekleyecek bir yastık kullanılmasını ve düzenli bir egzersiz alışkanlığı geliştirilmesini tavsiye ediyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Nurten Korkmaz, kişinin yaşam kalitesini etkileyen boyun düzleşmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Boyun düzleşmesini, “servikal omurga denilen boyun omurgasının normalde içeriye doğru olan (servikal lordoz) olan açısının bozularak düz hale gelmesi” olarak tanımlayan Dr. Nurten Korkmaz, “Servikal lordoz yük dağılımın en uygun olduğu açıdır ve boyun omurgası üzerinde başın dengeli durmasını ve omurlar ile disklere aşırı yük binmesini engeller” dedi.
Yanlış açılarda bilgisayar kullanımına dikkat!
Boyun düzelmelerinin nedenlerine değinenDr. Nurten Korkmaz, “Eğer servikal omurgadan kaynaklanan bir patoloji mevcut ise refleks kas spazmı gelişeceğinden omurganın içe doğru açısı düzleşir. Bu çoğu zaman geçici bir durumdur ve kas spazmı çözüldüğü zaman omurganın açısı da normal haline döner. Daha kalıcı omurga patolojilerinde ise kas spazmı çözülemediği gibi açı da düzelemeyebilir. Yine aynı şekilde omurganın yanlış açılarda sık kullanımı da servikal açıyı etkileyebilir. Yanlış açılarda bilgisayar kullanımı,uzun süre sabit duruş, kötü postürde oturmak ve yatmak,egzersiz yapmamak boyun açısının bozulmasına neden olabilir” uyarısında bulundu.
Dr. Nurten Korkmaz, boyun düzleşmesinin servikal omurgada dejeneratif,travmatik, doğuşsal bir patolojisi olanlarda gelişen kas spazmına bağlı olarak geçici veya kalıcı olabileceğini belirterek yanlış postürde çalışanlarda ve buna yönelik egzersiz yapmayanlarda görülebildiğini ifade etti.
Çoğu kez belirti göstermiyor
Boyun düzleşmesinin çoğu kez asemptomatik yani belirti göstermediğini ve hastanın fark etmeyebildiğini kaydeden Dr. Nurten Korkmaz, “Uzun süreli servikal açının bozuk olması daha sonra omurgadaki eklemlere, disklere, kaslara ve kemiklere aşırı yük bineceğinden dejenerasyonlara neden olabilmektedir” uyarısında bulundu.
Yastık kullanımına dikkat
Boyun düzleşmesinin tedavi edilebildiğini belirten Dr. Nurten Korkmaz, tedavi sürecinde egzersizlerin önemli olduğunu da kaydederek şunları söyledi:
“Öncelikle kas spazmına reaksiyon olarak gelişen düzleşmelerde alttaki patoloji araştırılıp tedavi edilmelidir. Bu tedaviyle kas spazmı çözülecek ve açı olağan haline gelecektir. Yanlış kullanıma bağlı olanlarda ergonomik düzenlemeler yapıldıktan sonra, servikal lordozu arttırıcı boyun ve sırta yönelik duruş ve açının içe eğimli olmasını sağlayan güçlendirme egzersizleri yapılmalıdır. Egzersizleri düzenli olarak her gün mümkünse günde 3 kez 10 tekrar şeklinde olmalı ve en az 3 ay devam edilmelidir. Yatarken boyunun içe doğru olan açısı bir yastıkla desteklenmeli ne fazla yüksek ne de yastıksız yatılmamalıdır.”
Son günlerde adı çeşitli ünlülerle anılan Demet Özdemir’in son olarak ünlü popçu Murat Boz ile İstanbul’da bir mekanda samimi bir şekilde eğlendikleri iddia edilmişti. Demet Özdemir, aşk iddiasına sosyal medya hesabından yanıt vererek sert çıktı.
Adı son zamanlarda Can Yaman, Kerem Bürsin ve Oğuzhan Koç gibi isimlerle anılan Demet Özdemir‘in son olarak şarkıcı Murat Boz ile aşk yaşadığı ileri sürüldü. Hakkındaki aşk iddialarına dayanamayan oyuncu, Instagram hesabından açıklama yaparak tepki gösterdi.
AŞK İDDİALARINA SERT ÇIKTI
Murat Boz ile bir mekanda samimi şekilde eğlendiği söylenen güzel oyuncu, Instagram hesabının hikaye kısmından bir açıklama yayınlayarak şu ifadeleri kullandı. Ünlü oyuncu hakkında aşk iddiaları için şu ifadeleri kullandı: “Uzun zamandır biter, zamanla durulur diye düşünüp sustuğum hakkımda çıkan asılsız haberlerle ilgili sizi biraz meşgul edeceğim…Her defasında şaşkınlıkla okuduğum bazen üzüldüğüm bazen çok güldüğüm haberlerin son bulması adına sizinle bu duygumu paylaşmak zorunda hissediyorum..
“3 GÜNDE SEVGİLİ DEĞİŞTİRİYORMUŞ GİBİ GÖRÜNÜYORUM AMA İLİŞKİM YOK”
Benim de herkes gibi herkes kadar, sohbet ettiğim, dost olduğum erkek arkadaşlarım, onlar dışında da karşılaştığımda merhabalaştığım tanıdıklarım var… Size göre 3 günde bir sevgili değiştirip, başkalarıyla berabermişim gibi görünsem de uzun zamandır bir ilişkim yok. Yoğun bir tempoda çalışıyor, ara verdiğimde tatil yapıp, arkadaşlarımla vakit geçirip, herkes kadar hakkım olan hayatımı yaşamaya gayret ediyorum… Ve artık tanımadığım, sadece merhabam olan ya da dostum olan insanlarla sevgili olarak anılmaktan çok yoruluyorum…
“EMİN OLMADAN HAKKIMDA HABER YAPMAYIN”
Sorularınızı her zaman güler yüzle, sevgiyle cevapladım, işinizi yapıyordunuz. Aynı şekilde sizler de aynı saygıyla yaklaştınız yüz yüze her geldiğimizde… Arta kalan zamanda da sizlerden tek ricam; emin olmadan araştırmadan hakkımda haber yapmamanızdır. Çok bir şey istediğimi düşünmüyorum. Anlayışınızı bekliyorum.
Türk Tabipler Birliği’nin koronavirüs salgınının beşinci ayında hazırladığı rapora göre, PCR testi ile belirlenen koronavirüs vaka sayısı, açıklananlardan 10 kat daha fazla.
Sağlık Bakanlığı’nın günlük açıkladığı verilere göre Türkiye’de her geçen gün COVID-19 hastalarının sayısı artıyor.
Son birkaç hafta içerisinde Türkiye’nin çeşitli illerinden yapılan valilik ve il sağlık müdürlüğü açıklamaları da, kentlerde vaka sayısının giderek arttığına işaret ediyor.
Bazı tedbirlerin ülke genelinde yeniden hayata geçmesi gündeme gelirken, her kent kendi il hıfzıssıhha kurulları aracılığıyla çeşitli önlemler almaya başladı.
BBC Türkçe‘ye değerlendirmede bulunan uzman hekimler, Türkiye’nin salgında ikinci bir tepe noktasını yaşadığını ancak ilkinden farklı olarak bu kez Anadolu’daki kentlerde çok daha fazla vaka görüldüğünü söylüyor.
65 YAŞ VE ÜZERİNE YENİ KISITLAMALAR
Vaka sayılarındaki artışla birlikte, 35 ilde 65 yaş üstü kişilerin kalabalık alanlara girişleri sınırlandırıldı. Bu iller arasında, son haftalarda vaka artışındaki hızın dikkat çektiği başkent Ankara da bulunuyor. Türk Tabipler Birliği Başkanı Sinan Adıyaman, Ankara’da hastanelerin korona virüs servislerinde sorunlar yaşanmaya başladığını ve yoğun bakımlardaki doluluğun arttığını söylüyor.
Adıyaman, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı günlük pozitif vaka sayısı verilerinden farklı olarak sadece Ankara’da günde 1400 vaka olduğunu ifade ediyor:
“Şu anda Dış Kapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisinde COVID pozitif olduğu tespit edilen ama yer olmadığı için yatırılamayan hastalar olduğunu biliyoruz. Bu kişilerin yakınları bizi arıyor ve onlara Ankara’da yer arıyoruz.”
Ankara’da acil servislerden kliniklere hasta transferi akışının “tıkanmış durumda” olduğunu söyleyen Adıyaman, hafif ve orta dereceli zatürresi olan hastaların da evlerine yollandığını kaydediyor ve “Evlerine yollananlar da izole şekilde değil, toplu taşıma araçlarıyla yollanıyor” diyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Prof. Dr. Necmettin Ünal’a göre ise Türkiye şu an “salgının göbeğinde” yer alıyor. Ünal, Türkiye’nin birinci dalga içerisindeki ikinci tepe noktasını yaşamakta olduğunu ve çemberin giderek daraldığını ifade ediyor.
Ankara Tıp Fakültesi özelinde henüz bir yoğun bakım sıkıntısı yaşanmadığını belirten Ünal, bazı şehirlerden gelen bilgilerin ise yoğun bakım kapasitelerinin dolduğu yönünde olduğunu söylüyor:
Hastanemizde yoğun bakım gerektirmeyen hastalar için ayrılan yataklar tamamen dolu, koronavirüs hastaları için ayırdığımız yoğun bakım yataklarımızın ise sadece yüzde 50’si dolu durumda. Biz Ankara Tıp olarak şu an zor bir durumda değiliz ama ülke olarak zor durumdayız.
“Meslektaşlarımdan aldığım bilgilere göre bazı şehirlerdeki hasta sayılarının çok yüksek olduğunu, yoğun bakımları tamamen dolu hastaneler olduğunu ve buralarda ilave yatak açma çabaları olduğunu biliyorum. Sağlık Bakanlığı bu konudaki bilgileri paylaşmıyor.”
SAĞLIK BAKANLIĞININ SON AÇIKLAMASINA GÖRE YOĞUN BAKIM VERİLERİ
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, COVID-19 ve diğer tüm hastalıklar dahil olmak üzere servis yatağı doluluk oranı yüzde 51,3, yoğun bakım yatağı doluluk oranının yüzde 64,8, suni solunum cihazı doluluk oranın ise yüzde 31,7 olduğunu açıkladı. Koca, erken dönemde başlayan ilaç tedavisi sayesinde Konya, İzmir, İstanbul ve Ankara’da pnömoni (zatürre) sayısının giderek düştüğünü ancak Türkiye genelinde ağır hasta sayısının son bir aydır her geçen arttığını ve hastanelerde artan yükün endişe verici olduğunu söyledi.
İller özelinde alınan kararlar sonucunda 10 şehirde vaka sayılarının düştüğünü, 12 şehirde stabil hale geldiğini ve 7 ilde ise mücadelenin sürdüğünü belirten Bakan Koca “Geçen haftalar içinde bazı şehirlerimizde hatalardan kaynaklanan şikayetler aldık. Bu savaşı insanlar veriyor. İnsanlar yorulabilir, insan kaynaklı sorun tespit ettiğimiz yerlerde değişikliklere gittik, altyapımızı güçlendirdik. Sivas ve Urfa’da kısa bir süre yaşanan yoğun bakım hasta doluluğu dışında bir sorunla karşılaşılmamıştır. Urfa’da vaka sayısının arttığını biliyoruz, yoğun bakım sayılarımızı arttırıyoruz, toplam 121 yoğun bakım yatağı ilave olacak.” dedi.
Bakanlık tarafından COVID-19 hastalarının hastanelere yatırılış politikası değiştirildiğinden bu yana, koronavirüs testleri pozitif çıkan kişilerin evlerine gönderilmesi konusunda çeşitli eleştiriler sürüyor. Ünal, eskiden COVID pozitif ya da tomografik bulgusu olan her hastanın hastanede yatırıldığını ancak şu an kişi pozitif olsa dahi belirtileri az ise eve yollandığını söylüyor.
Hastanelerin yükünü azaltmak için bu politikanın doğru olduğunu değerlendiren Ünal, eve yollanan kişilerin mutlaka “takip edilmesi” gerektiğini düşünüyor:
“Eve yollanan hastayı etkili bir şekilde takip ettiğiniz sürece bu çok doğru bir politika. Ancak eve yollanan kişilerin ne oranda evde kaldıklarına dair bir bilgimiz yok. Karantinaya alınan hasta Alanya’da tatilde çıkıyor. Ayrıca ev içerisinde karantina şartlarına ne kadar uyulduğu da belli değil. Yurt dışında yapılan bir araştırma, COVID bulaşmalarının yüzde 75’inin aile içerisinde olduğunu gösteriyor.”
Sadece başkent Ankara özelinde değil tüm Türkiye’de yaşanan vaka artışının sebepleri de merak konusu ancak uzmanlar, bakanlık tarafından açıklanan veriler “şeffaf” olmadığı için herhangi bir durum tespiti yapmanın da zor olduğunu kaydediyor.
Özellikle pandemide gelinen noktada çok fazla bilinmez olduğunu söyleyen hekimler, şu an çeşitli “varsayımlarla” hareket edildiği için vaka sayılarında artış yaşandığını düşünüyor.
Ünal, “Biz bu hastalığın ciddiyetini altı aydır halka anlatamadık. Ciddiyetini anlatabilmek için olayın vahametini ortaya sermemiz gerekiyor, bu da verileri açıklıkla paylaşarak olur. Hangi şehirde kaç hasta var, kaç yaşında ve testler hangi gruplara yapılıyor? Ancak böyle yerel tedbirler alabiliriz” diyor.
Türk Tabipler Birliği Başkanı Sinan Adıyaman ise Ankara özelinde vaka artışı sebeplerinin net olarak bilinemediğini söyleyerek, “Ankara’da hastaların yaş aralığı nedir? Belki bunu bilsek sebeplere ilişkin de bir çıkarımda bulunabiliriz” diyor.
BAZI ŞEHİRLERDE YOĞUN BAKIMLAR ALARM VERİYOR
Türkiye toplam 39 bin 279 yoğun bakım yatak sayısı ile OECD ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor ve yoğun bakım yatak kapasitesi açısından Almanya ve ABD gibi şanslı sayılabilecek ülkeler arasında yer alıyor.
Ancak bu yüksek yoğun bakım kapasitesi Türkiye’nin her şehri için geçerli değil.
BBC Türkçe‘ye konuşan Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel, Türkiye’de yeni bir zirve atağı yaşanmakta olduğunu ancak ilkinden farklı olarak İstanbul’da değil Anadolu illerindeki yoğun bakım servislerinin “alarm verdiğini” söylüyor:
“İlk dalga en yoğun İstanbul’da yaşandı ve bunu atlatmakta başarılı olduk. Ancak derneğimiz çeşitli illerdeki üyelerden aldığı bilgilere göre şimdiki vaka artışlarında İstanbul dışı yani Anadolu illeri başı çekiyor. İstanbul’daki yoğun bakım rezervlerimiz fazla ama o şehirlerde rezerv kalmadı.”
Cinel’e göre, pandeminin ilk döneminde İstanbul’da yapıldığı gibi bu kentlerde de yoğun bakım yatak kapasitesini yüzde 25’lere varan seviyelerde artırmak mümkün değil.
Vaka sayılarındaki artış trendi düşünüldüğünde çeşitli şehirler için çok ciddi endişe taşıdığını söyleyen Cinel, “Anadolu illerindeki yoğun bakım yatak sayılarını tahmin edemeyeceğiniz kadar kısa bir süre içerisinde yetmez hale gelebilir” diyor ve ekliyor:
“Diyarbakır, Şanlıurfa ya da Malatya… Bu şehirlerdeki acil olmayan sağlık hizmetleri ötelenebilir ve böylece ameliyathaneler yoğun bakıma çevrilebilir, yatak sayısı artırılabilir. COVID hastalarını bulunduğunu şehirde iyileştirmemiz lazım, başka şehre transferle çözmemiz mümkün değil.”
Cinel, İstanbul’daki yoğun bakım servislerinde mevcut durumu ise şöyle özetliyor:
“İlk zirve atağı sırasında İstanbul’daki yoğun bakımların yüzde 80’i COVID yoğun bakımına çevrilmişti. Şiödi ise örneğin Anadolu Yakası’nda 25’in üstünde hastane varsa, sadece üç-dört tanesinde COVID yoğun bakım var. Diğerleri bu COVID hastalarını bu hastanelere sevk ediyor.”
“Henüz yoğun bakım açısından İstanbul’da alarm zilleri çalmadı ama Anadolu şehirlerinde çaldığı kesin. Oradan da İstanbul’a tekrar bir alevlenmenin olacağı açık ve net. Yaz bitince insanlar memleketlerinden tersi şekilde İstanbul’a dönmeye başlayacaklar.”
“ZATEN KISITLI OLAN İMKANLAR TAMAMEN YETERSİZ KALACAK”
BBC Türkçe‘ye konuşan Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Ebru Kıraner de Türkiye’de pandemide gelinen noktayla ilgili Cinel ile benzer bir tablo çiziyor ve esas sorunun çeşitli Anadolu şehirlerinde yaşandığını belirtiyor:
Son günlerde artan vaka sayılarıyla birlikte Ankara, Şanlıurfa, Gaziantep, Artvin, Ordu, Malatya, Konya ve Kayseri’deki üyelerimizden çok ciddi bildirimler alıyoruz. Meslektaşlarımız artık yoğun bakım yatak kapasitelerinin dolmaya başladığını ve yetişemediklerini ifade ediyorlar. Zaten kısıtlı olan imkanların böyle giderse tamamen yetersiz kalacağını söylüyorlar.
“Sağlık bakanlığında yakın zamanda bir rapor gönderdik ve şu anda acilen bir eylem planı yapılması gerektiğini söyledik. Muhtemelen çok kısa bir süre sonra yoğun bakımlardaki hemşire sayısı yeniden yetersiz kalacak. Hala tıbbi malzeme sorunu yaşayan pek çok hastaneden bildirim alıyoruz.”
Kıraner, henüz yoğun bakım yatağı sorunu yaşamayan İstanbul için de çok iyimser olmamak gerektiğini çünkü sağlık çalışanlarının artık tükenmekte olduğunu söylüyor:
İstanbul’da henüz yataklar dolmadı diyerek kendimizi kandırmamalıyız çünkü bu sayıların az olduğunu göstermiyor, sadece biz İstanbul’da çok ciddi bir yatak kapasitesine sahibiz. Çünkü pek çok büyük hastane birinci pikte yoğun bakım yatak sayısını artırdı ve her ihtimale karşı o yatakları aynı şekilde COVID için tutmaya devam etti.
“Yoğun bakımda çalışan ekipler artık çok yoruldu. Salgını hala ilk yoğun bakım ekipleriyle sürdürüyoruz ve insanlar artık tükendi. Vakti zamanında atamadığımız hemşireler şu anda görev başında olsalardı biz şu an hemşireleri 24 saat nöbette çalıştırmayacaktık.”
İstanbul gibi İzmir’de de henüz yoğun bakım servislerinin dolduğuna ilişkin bir bilgi mevcut değil. Ancak 11 Ağustos’ta açıklama yapan İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, İzmir’de de vakalarda bir artış trendi olduğunu söyleyerek, “1 ay öncesine göre daha kötü durumdayız. Rakamlar, istatistikler daha kötüye gidiyor” dedi.
Dün Ege’de Sonsöz gazetesine konuşan İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı ise kentte her gün ortalama 4 bin test yapıldığını ve 200-250 COVID-19 vakası olduğunu kaydetti. İzmir’in köklü kamu hastanelerinden birinde yoğun bakım servisindeki COVID pozitif kişilerin tedavisini gerçekleştiren çalışan ancak haberde ismini yer almasını istemeyen doktor, henüz İzmir özelinde ciddi bir yoğun bakım sıkıntısı yaşanmadığına ancak sayıların giderek arttığına dikkat çekiyor.
Hekim, salgının ilk günlerindeki gibi bir yoğunluk yaşandığını ama buna karşın artık yorulan sağlık çalışanlarının motivasyonlarının eskisi kadar yüksek olmadığını ifade ediyor:
“Meslektaşlarımız arasında pozitif vakalar ve ölümler arttıkça motivasyonumuz bozuluyor. İzmir’deki hastanelerde şimdilik çok önemli bir sorun yok ama süreç böyle giderse, yani hasta sayısı artmaya devam eder ve taburcu olan sayısı azalırsa sistem tabii ki tıkanacak.”
HASTALARIN YAKLAŞIK YÜZDE 30’U ÖZEL HASTANEDE TEDAVİ EDİLDİ
Türkiye’de 2018 yılı itibariyle toplam hasta yataklarının yüzde 21,65’i, yoğun bakım yataklarının ise yüzde 41,93’ü özel hastanelerde bulunuyor. Özel Hastaneler Platformu Derneği’nden edindiğimiz bilgiye göre, salgının yaşandığı ilk günden bugüne kadar tedavi edilen hastaların yaklaşık yüzde 30’u özel hastanelerde tedavi edildi. Buna karşın Sosyal Güvenlik Kurumu, pandemi sürecinde hastanelere yaptığı salgın bakım hizmeti ödemesini Temmuz ayında sonlandırdı ve özel hastanelere pandemi öncesi döneme geri dönüldüğünü bildirdi.
Bu kesintinin özel hastaneleri mali bir kriz içerisine soktuğu ve dolayısıyla özel hastanelerin Temmuz’dan bu yana COVID pozitif hastaların tedavisini üstlenmekten imtina ettiği değerlendirmelerine neden oldu. Özel Hastaneler Platformu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Altuğ ise kesintiye rağmen özel hastanelerin COVID tedavilerine kesintisiz devam ettiğini söylüyor.
Özel hastanelerin pandemi hastanesi ilan edilmesiyle hastanelerde yüzde 50’ye yakın bir gelir kaybı yaşandığını kaydeden Altuğ, özel hastanelere yeterli teşvik sağlanmadığı gibi SGK ödemesinin kesilmesinin de olumsuz etkileri olduğunu savunuyor:
Pandemi ile birlikte Covid-19’lu hastalardan ilave ücret almak yasaklandı. Ancak bir hasta için kullanılan günlük koruyucu ekipman maliyeti bile günlük 500 TL civarındadır. Özel hastaneler bir süre ilave ücret de almadan gecelik 33 TL ye hizmet verdiler. Daha sonra SGK pandemi bakım ücreti tanımlayıp 666 TL ödeme yapmaya başladı. Bununla özel hastaneler kısmen bir nefes aldı. Sonra bu iptal edildi ama ücret almamız hala yasak.
“Buna rağmen hastanelerimize başvuran ve covid-19 şüphesi olan hastaların kabulü ve tedavisinde en ufak bir değişiklik olmamıştır. Dolayısıyla yaşadığımız tüm sıkıntılara rağmen hiçbir hastamızı tedavi etmekten imtina ettiğimiz veya kamu hastanelerine yönlendirdiğimiz söylenemez.”
Özel hastanelerde çalışan sağlık çalışanlarının yüzde 15-17’sinin enfekte olduğunu söyleyen Altuğ, salgın yönetiminde bir paradoks yaşandığını ifade ediyor:
“Artık sağlık personelimiz yoruldu. İlk aylardaki gayret ve özveriyi gösteremiyorlar. COVID pozitif hastalar gittikçe artıyor, personel sayımız azalıyor, mevcut personelimizin motivasyonu azalıyor. COVID servisinde çalışmak istemeyenler de toplu şekilde istifa ediyorlar. COVID pozitif vakaları artış halindeyken SGK pandemi ödemelerini iptal ediyor. Bu bize bir paradoks gibi geliyor ve bu şartlar altında maalesef sürdürülebilir gelmiyor.”
Sevgilisiyle birlikte tatili Türkiye’de geçiren Kapadokya sonrasında Bodrum’a geçen Juventus’lu yıldız futbolcu Douglas Costa, yemek yediği restoranda garsonlara 1200 lira bahşiş bıraktı.
Juventus’lu yıldız futbolcu Douglas Costa‘nın Türkiye tatili tüm hızıyla devam ediyor.
İlk olarak Kapadokya’yı tercih eden, Avanos ilçesi, Göreme Beldesi, Zelve Vadisi ve Aşk Vadisi’ni gezen 29 yaşındaki futbolcunun sevgilisi Nathalia Felix ile son durağı Bodrumoldu.
8 BİN LİRA HESAP ÖDEDİLER
Bodrum’da sevgilisi ve arkadaşlarıyla gittiği restoranda Türk yemeklerinin tadına bakan Costa ile arkadaşları 4 kilo et yiyip 8 bin lira hesap ödedi.
Yemek sonunda Douglas Costa, garsonlara da 1200 lira bahşiş bırakmayı ihmal etmedi.
İran’ın Kerec kentinde bir kadın, tek seferde doğurduğu altı bebekle görenleri hayretler içinde bıraktı. 3 kız 3 erkek doğuran kadının ve bebeklerin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
İran’ın Kereç kentinde ikinci doğumunu yapan bir kadın, bu defa 3 kız 3 erkek olmak üzere altız bebek dünyaya getirdi. İran devlet televizyonunun paylaştığı habere göre, 29. haftada doğan bebeklerle annenin sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Sezaryen doğumla dünyaya gelen bebeklerin ağırlıklarının 900 ile 1150 gram arasında değiştiği de aktarıldı.
IRAK’TA DA YEDİZ DOĞUM OLMUŞTU
Daha önce de komşu Irak’ta ismi paylaşılmayan 25 yaşındaki bir kadın, normal doğum ile tek seferde 7 bebek sahibi olmuştu. Diyala vilayetinde gerçekleşen doğumda, 6 kız ve 1 erkek bebek dünyaya gelmişti.
Santa Farma çalışanları, Mutlu Masallar projesi kapsamında 100 masal seslendirdi. Gülmek İyileştirir Derneği iş birliği ile hayata geçen proje kapsamında oluşturulan masal kayıtları, kanser tedavisi gören çocukların yüzünü güldürecek
Santa Farma çalışanları, son derece anlamlı ve ses getiren bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçirerek, Mutlu Masallar projesi kapsamında 100 masal seslendirdi. Gönüllü 58 Santa Farma çalışanı, kanserle mücadele eden çocukların yüzlerine tebessüm kondurabilmek ve onları mutlu edebilmek için psikolog onaylı masalları evlerinden seslendirdiler.
Gülmek İyileştirir Derneği tarafından üzerine müzik eklenen kayıtlar, mp3 çalarlara kaydedilerek; BAU Medical Park Göztepe Hastanesi Pediatrik Onkoloji ve Hematoloji bölümünde tedavi gören çocuklara ulaştırıldı.
Çocuklar, bu güzel hediyeyle hem moral buldular hem de birbirinden güzel masallar dinleyerek keyifli vakit geçirdiler. Santa Farma çalışanları, masalları seslendirirken çektirdikleri fotoğrafları da çocuklarla paylaşmayı ihmal etmediler.
Diyarbakır’da, koronavirüs tedbirlerine yönelik denetimlere katılan Vali Münir Karaloğlu, 1 Haziran’dan bugüne dek koronavirüs kurallarını ihlal eden 9 bin 64 kişiye 10 milyon 814 bin 850 TL ceza kesildiğini açıkladı.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla Türkiye genelinde uygulanan en kapsamlı koronavirüsdenetimi Diyarbakır‘da da gerçekleştirildi. Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, Kayapınar ilçesinde bulunan işletmeleri denetledikten sonra Diyarbakırlılara maske ve sosyal mesafe uyarısını yeniledi. Karaloğlu, “1 Haziran itibariyle toplamda 9 bin 64 kişiye 10 milyon 814 bin 850 türk lirası ceza yazıldı. Bu aslında bizim maksadımız ve amacımız bu değil” dedi.
“AMACIMIZ CEZA KESMEK DEĞİL, CEZA SON ÇARE”
Denetimlerin ardından açıklamada bulunan Vali Karaloğlu, salgının Diyarbakır’da artmaya devam ettiğine dikkat çekerek, koronavirüse yönelik alınan kurallara uymamakta ısrarcı olanların olduğunu ifade etti. Koronavirüsle mücadelede normalleşme sürecinin başladığı 1 Haziran itibaren Diyarbakır’da kesilen cezaları açıklayan Vali Karaloğlu, şu ana kadar 9 bin 64 kişiye 10 milyon 814 bin 850 TL ceza kesildiğini söyledi. Amaçlarının ceza kesmek olmadığını aktaran Karaloğlu, şunları söyledi:
“Maalesef hastalık Diyarbakır’da da, Türkiye’de de artmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı’mızın her gün açıklamış olduğu rakamlardan manzarayı görüyoruz. Bununla mücadele edebilmek için her birimizin fert olarak üzerimize düşeni yaparsak ancak mücadele edebileceğiz. Yoksa benim vali olarak, devlet kurumlarının ve sağlık kuruluşlarının bununla mücadele etmesiyle biz bu belayla baş edemeyiz. Son bir haftadır yaptığımız denetimlerde görüyoruz ki, büyük bir çoğunluk uymasına rağmen hala kurallara uymayan ve uymamakta ısrar eden insanlarımız var, işletmelerimiz var. Bizim amacımız ceza yazmak değil, ceza son çare. Cezayı kurallara uymamakta ısrar edene uyguluyoruz. Bizim amacımız toplumu eğitmek, toplumun kendi özgür iradesiyle bu kurallara uymasını sağlamak. Ama 1 Haziran’dan bu güne baktığımızda, yani kontrollü sosyal hayata geçtiğimiz 1 Haziran’dan bu güne kadar Diyarbakır’da yapmış olduğumuz denetimlerde ne yapmışız, ne kadar ceza yazmışız diye bugün rakamları çıkarttırdım.
VALİ, “DEVLET KORONA CEZALARINI ALMAYACAK” İDDİALARINA YANIT VERİ
Aslında Diyarbakır’da çok ciddi denetim yapıyoruz, ceza da yazmışız, yazıktır. Tekrar ediyorum, ceza yazmak bizim amacımız değil. Ama buna mecburuz, çünkü toplumu korumak zorundayız. 1 Haziran’dan bugüne, sosyal mesafe kuralına uymama dolayısıyla 4 bin 773 vatandaşımıza 6 milyon 481 bin TL ceza yazmışız. Yazık, buna gerek yok, kurala uyulsa bunlar olmayacak. Maske takmamaktan 4 bin 995 vatandaşımıza 3 milyon 841 bin TL ceza yazmışız. Bazen sağda solda beni de vatandaş çevirip ‘Diyarbakır’da ceza yazılmıyor’ serzenişleri var. Hayır arkadaşlar, Diyarbakır’da çok ciddi denetimimiz var ve ceza da yazılıyor. Biliyorsunuz hastalığı olup da belirtisi olmayanları biz evde izole ediyoruz. Bu izolasyon kuralına uymayan bin 539 kişiye de 1 milyon 780 bin TL’lik ceza yazmışız. 1 Haziran itibari ile toplam 9 bin 64 kişiye 10 milyon 814 bin 850 TL ceza yazılmış. Bizim maksadımız ve amacımız bu değil. ve şunu söyleyeyim Diyarbakır’da çok yaygın bir kanaat var ‘devlet nasılsa bu cezaları almayacak’ diye. Hayır arkadaşlar, bu cezalar artık amme alacağı oldu, kamu alacağına dönüştü ve bu cezaları bir şekilde devlet tahsilini yapacak. Şu ana kadar 38 iş yerine bir günlük kapatma cezası uygulamışız. Bu yazık arkadaşlar. İşletmelerimiz ne olur kurallara uysunlar, bu duruma düşmesinler. Yine 56 iş yerine de para cezası uygulamışız.”
Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla adından söz ettiren Hülya Avşar, tatil yaptığı teknede sere serpe uzanırken bir video çektirdi. 56 yaşındaki Avşar, fiziğiyle genç kızlara taş çıkarttı.
Karantina döneminde yaptığı cüretkar paylaşımlarla gündemden düşmeyen Hülya Avşar, şimdilerde ailesiyle Ayvalık‘ta tatil yapıyor. Teknede sefa süren Avşar, o anlar takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmedi.
FİZİĞİ GÖZ KAMAŞTIRDI
Hülya Avşar kırmızı bikinisi İle poz verdiği mini videosunu yoruma kapalı paylaşırken tekne sefasına beğeni yağdı. Hayatının büyük kısmında spor yapan 56 yaşındaki Avşar’ın kusursuz fiziği ise dikkatlerden kaçmadı.
Hong Konglu oyuncu sosyal medya hesabından 54 yaşına girdiğini duyurdu. Görüntüsüyle hayrete düşüren oyuncunun 54 yaşında olduğuna kimse inanmak istemedi. Takipçileri “Bu nasıl olur?” demekten kendini alamadı.
Hong Konglu oyuncu Carman Lee Yeuk-tung 16 Ağustos’ta 54 yaşına girdiğini sosyal medya hesabından kendi fotoğrafıyla paylaştı. Uzun süredir takipçileri tarafından yaşı merak edilen oyuncu için “Çok genç görünüyorsun” yorumları yapıldı.
Yaklaşık 30 yıldır yaşını sakladığı belirtilen Yeuk-tung, “İnsanlar kadınların 30 yaşını geçtiğinde bir daha zirvede olamayacağını düşünüyor.”
“Kaç yaşında olduğunuzun önemi yok. Yaşınız ilerlemenize engel değil” açıklamasında bulundu.
Sosyal medya hesabında 30 yıl önceki fotoğrafını da paylaşan oyuncu için “Gittikçe gençleşiyorsun” yorumları yapılmıştı.