Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 5

    Sağlıklı Karar Alabilmek İçin Stres Seviyenizi Düşürmelisiniz

    0
    saglikli-karar-alabilmek-icin-stres-seviyenizi-dusurmelisiniz

    Yapılan çalışmalara göre oy vermek stres hormonunun artmasına neden oluyor.

    Sağlıklı karar alabilmek için stres seviyesinin düşürülmesi gerektiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Farklı siyasi partileri savunsak bile gündelik hayatta bir aradayız ve siyasi hareketlerin kişisel ilişkilerimize yansımasına izin vermememiz gerekir.” diyerek sağduyu çağrısı yaptı.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir seçimlere sayılı günler kala seçmen davranışları ve seçim psikolojisi üzerine açıklamalarda bulundu.

    Rasyonel seçmen olmamız gerekir 

    Seçimlerde oy verme davranışının psikolojik bir süreç olarak ele alınabileceğini söyleyerek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Eski modellerden biri olan ‘partiyle özdeşleşme modeli’ne göre, seçmenler bir partiye dair sempati duyarlar. Bu bağlılığı getirir ve bir futbol takımı taraftarı gibi kişi tuttuğu siyasi parti ile özdeşleşir. Ülkemizde de bu model oldukça yaygın görülür. Ancak önemli olan ‘rasyonel tercih’ yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre de seçmenler geleceği ve geçmişi rasyonel olarak değerlendirerek oy kullanma davranışı içinde olurlar ve bu daha sağlıklıdır. Dolayısıyla ‘rasyonel seçmen’ olmamız gerekir.” dedi.

    Belirsizlik toplumsal açıdan stres düzeyini arttırıyor

    Seçim tarihi yaklaşırken çoğu kişinin çevresinde seçim temalı konuşmalara ve gerginliğe şahit olduğuna değinen Demir, “Bu gerginlik, korku ve kaygı bazen de öfke olarak görülüyor. Ülke olarak son günlerde gündemimiz seçimler ve özellikle seçim sonrası oluşacak atmosferde ekonominin durumu oldu. Çünkü akademisyen ve psikolog olan Maslow’un meşhur ‘ihtiyaçlar hiyerarşisine’ göre de insanın en temel ihtiyacı beslenme ve barınma. Bu çerçeveden bakıldığında psikolojik süreç ön plana çıkıyor. İnsanlar ekonomik durum ve güvenlikleri ile ilgili bir belirsizlik yaşıyor. Bu da toplumsal açıdan stres düzeyimizi arttırıyor.” şeklinde konuştu.

    Kutuplaşan değil birleşen olmalıyız

    Yaşanılan stresi yönetmek için ilk olarak, sonuç ne olursa olsun seçimin ölüm kalım meselesi, dünyanın sonu, geri dönülemez nokta olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İnsan, doğası gereği beraber yaşamak zorunda olan toplumsal bir varlıktır. Beraber ve barışçıl bir ortamda yaşama ihtiyacı duyan insan, toplumsal kuralların bir şekilde devam edeceğini varsayar. O halde unutulmaması gereken ikinci önemli nokta seçim sonuçlarından bağımsız olarak her bir kişinin toplumsal barış ve huzur ortamı noktasında duyarlı davranması olacaktır. Farklı siyasi partileri savunsak bile gündelik hayatta bir aradayız ve siyasi hareketlerin kişisel ilişkilerimize yansımasına izin vermememiz gerekir. Kutuplaşan değil birleşen olmak toplumsal olarak en sağlıklı olandır.” diyerek toplumsal bütünlüğe dikkat çekti.

    Umutlu seçmenlerde oy verme davranışı artıyor

    Seçmen davranışına yönelik çalışmalarda kişilerin umutlu oldukları, kendi oylarının katkı sağlayacağına inandıkları noktada oy verme davranışlarının da arttığı görülüyor.” diyen Demir, “Seçim kampanyaları psikolojik bir süreç. Bu noktada oyumuz ne olursa olsun demokratik katılımın önemini unutmamalı, umutsuzluğa kapılmadan oyumuzu kullanmalıyız. ‘Zaten bir şey değişmez. Ben oy versem ne olacak ki!’ şeklinde yapılan yorumları göz ardı etmemiz gerekir.” ifadelerini kullandı.

    Sağlıklı karar alabilmek için stres seviyenizi düşürmelisiniz

    Oy verme davranışının beden ve duygular üzerindeki etkisine dikkat çeken Demir sözlerini şöyle tamamladı:

    Çalışmalara göre oy vermek vücutta kortizol denilen stres hormonunun artmasına neden oluyor. Yaşanan bu stresin kime oy vereceğimize dair alacağımız karar üzerine etkisi mevcuttur. Stres, belleğimizi bozar, ödül arama, risk almak istememe gibi davranışlarımızı tetikler. Bu sebeple sağlıklı karar alabilmek için stres seviyemizi düşürmemiz önemli.

    Prof. Dr Bengi Semerci “Çocuklarda Rutini Sağlamak Önemli”

    0
    prof-dr-bengi-semerci-cocuklarda-rutini-saglamak-onemli
    prof-dr-bengi-semerci-cocuklarda-rutini-saglamak-onemli

    Çocuk, genç ve erişkin psikolojisi uzmanı Prof. Dr. Bengi Semerci, travmaların çocuklarda ortaya çıkışını ve ebeveyn yaklaşımlarını anlatıyor.

    Travmalar; çocukların ve gençlerin alışık oldukları düzenlerinin bozulmasına, güven sistemlerinin sarsılmasına, geleceğe ilişkin endişelerinin artmasına, yeterlilik duygularının zedelenmesine, suçluluk duymalarına, derin üzüntü ve kontrol kaybı hissi yaşamalarına neden olur” açıklamasında bulunan Prof. Dr. Bengi Semerci sözlerine şöyle devam etti: “Erken dönem yaşanan kayıplar (ebeveyn vd.), yaşanan ve tanık olunan fiziksel sorunlar, yaralıları ve ölüleri görme gibi, bütün olaylar çocukların duygusal bağlanmalarını kesintiye uğratabilir. Bu durum ilk aşamada iyi ele alınmazsa gelecekte ruhsal ve sosyal sorunlara yol açar. Çocuklar; yaşlarına, gelişim dönemlerine, maruz kaldıkları travmanın şekline (sadece deprem yaşamak, enkaz altında kalmak, ebeveyn-kardeş kaybı, ölümlere tanık olmak vb.) göre farklı etkilenmeler ve tepkiler gösterirler. Bu nedenle yapılacak müdahaleler de bazı farklılıklar göstermektedir” dedi.

    Çocukların travmaya verdikleri yanıt, yaşlarına ve gelişim dönemlerine göre değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Bengi Semerci Okul öncesi çocuklarda görülen durumları şöyle sıraladı;

    •             Yatak ıslatma

    •             Anneye aşırı bağlılık, yapışma (ayrılık kaygısı)

    •             Parmak emme

    •             Yeni ortaya çıkan korkular

    •             Hareketlilik düzeyinde değişiklikler (azalma ya da artma)

    •             İrritabilite, aşırı duyarlılık

    •             Huzursuzluk

    •             Uyku ve beslenme sorunları

    •             Kabus görme

    •             Karın ağrısı gibi somatik yakınmalar

    •             Olayı yeniden canlandırmak temel görülebilen bulgulardır.

    Okul dönemi çocuklarda da aynı bulgular görülebilir. Bunların yanı sıra konsantrasyon bozuklukları olur. Ergenler biraz daha farklı tepkiler verebilirler. Riskli davranışlar, agresyon gösterebilirler. Ergenlerde intihar eğilimine de dikkat etmek gerekir.

    Meme Kanseri Tedavisinde Erken Teşhis Başarıyı Arttırıyor

    0
    Beautiful women of different ages with pink ribbons showing thumbs-up gesture on color background. Breast cancer concept

    Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Dr. Aresh Soudmand, meme kanseri hakkında bilgilendirdi. Meme kanserinin erken tanısında en önemli faktörün kişinin bilinçlenmesi olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Aresh Soudmand, “Meme kanserinin erken dönemde teşhis edilmesi, tedavinin başarısını ve hayatta kalma şansını artırır” diye konuştu.

    “50 Yaş Üzeri Daha Yaygın”

    Kanser, vücudumuzdaki herhangi bir organ ya da dokudaki hücrelerin kontrol dışı çoğalması ve büyümesi sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Meme kanseri ise meme dokusundaki hücrelerden gelişen kanserlerdir. Sıklıkla 50 yaş sonrası ortaya çıkan meme kanseri, kadınlarda görülen kanser tipleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Tüm yaşamı boyunca her sekiz kadından birinin kansere yakalanma riski mevcuttur. Meme kanserinin görülme sıklığı yaş ilerledikçe artar. Meme kanserinin risk faktörleri,

    •          Fazla kilolu olmak

    •          Alkol ve sigara kullanmak,

    •          Fiziksel aktivite azlığı,

    •          Uzun süreli hormon tedavisi almak,

    •          Aile hikâyesi ve genetik faktörler (Anne veya kardeşte meme kanseri görüldüğünde hastalık riski üç kat artmaktadır.),

    •          30 yaşından sonra doğum yapmak veya hiç doğum yapmamış olmak,

    •          Erken yaşta adet görmek (hayatları boyunca daha fazla östrojen hormonuna maruz kalacaklarından dolayı risk artmaktadır),

    •          Menopoza geç girmek (Burada da etken yine uzun süre östrojen hormonuna maruz kalmak).

    “Yılda Bir Kez Mamografi Çekilmeli”

    En sık rastlanan belirti memede ve koltuk altında ağrısız, zamanla yavaş yavaş büyüyen bir kitlenin hissedilmesidir. Ağrı çok nadiren de olsa eşlik edebilir. Memede şişlikler, deride kalınlaşma, meme ucunun içe dönmesi, deride kızarıklık ve tahriş nadiren de olsa meme kanserinin diğer belirtileridir. Erken tanı için en temel yöntem, evde kendi kendine yapılan meme kontrolleridir. Meme dokusu içerisinde herhangi bir şüpheli kitle ele geldiğinde vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır. Normalde 20 yaşından sonra ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi ve yılda bir kez uzman doktora meme muayenesi yaptırmanız önerilir. 40 yaşından sonra ise, ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi ve yılda bir kez mamografi çekilmesi gerekmektedir. Mamografi meme kanseri taramasında en temel yöntem olarak kabul edilmektedir. 40 yaşından önce özel bir sebep olmadıkça mamografi çekilmesi önerilmez. Bunun sebebi ise, genç kadınlarda meme dokusunun yoğunluğunun fazla olması nedeni ile yeterli bilgi vermemesidir.

    Her hastanın tedavisi farklılık göstermekte olup tedavi kararında hastalığın seyri, kanserin evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi birden fazla faktör etkilidir.

    Soğuk Havalarda Güvenli Egzersiz Nasıl Olmalı?

    0

    Soğukta yapılan egzersizin, fizyolojik olarak daha stresli koşullar altında yapılan egzersiz olduğunu kaydeden uzmanlar, egzersiz yapmaya alışkın olmayanlar için soğuk havada egzersiz yapmaya başlamanın uygun bir zaman olmayabileceğine dikkat çekiyor.

    Beyzanur Dikmen Hoşbaş

    Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü Araştırma Görevlisi Beyzanur Dikmen Hoşbaş, soğuk havalarda egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin bilgi verdi.

    Soğuk havalarda egzersiz yapılabileceğini kaydeden fizyoterapist Beyzanur Dikmen Hoşbaş “Neyin soğuk hissettirdiği özneldir ancak genel olarak ‘soğuk’ 4C’de ve ‘çok soğuk’ -20C’de başlar. Soğuk havalarda egzersiz yapmak güvenli olabilir. Soğuk havalar kişilerin egzersiz motivasyonunu kırabilir. Ancak bazı noktalara dikkat edilerek egzersiz rutinine soğuk havalarda da devam etmek mümkündür.” dedi.

    Doktora Danışılmalıdır

    Soğukta yapılan egzersizin, fizyolojik olarak daha stresli koşullar altında yapılan egzersiz olduğunu kaydeden Hoşbaş, “Egzersiz yapmaya alışkın değilseniz, kışın soğuk havada egzersiz yapmaya başlamak uygun bir zaman olmayabilir. Soğuk havalarda egzersiz yapmak neredeyse herkes için güvenlidir. Ancak astım, kalp sorunları veya Raynaud hastalığı gibi belirli rahatsızlıkları olanlar, durumuna veya kullandığı ilaçlara bağlı olarak alması gereken özel önlemleri gözden geçirmek için önce doktoruna danışmalıdır.” uyarısında bulundu.

    Kalp Hastaları Dikkatli Olmalı!

    Egzersiz yaparken özellikle dikkat edilmesi gereken durumlara dikkat çeken fizyoterapist Beyzanur Dikmen Hoşbaş, şunları söyledi:

    Kalp rahatsızlıkları: Soğuk havalar kalbe ekstra yük bindirir.

    Astım: Soğuk havanın akciğerleri ve hava yolunu hızla doldurmasıyla tetiklenebilir.

    Egzersize Bağlı Bronkokonstriksiyon: Egzersize bağlı astım olarak da bilinir Bu, astımı olmayan kişilerde ortaya çıkabilir.

    Raynaud Hastalığı: Vücudun periferik bölgelerine kan dolaşımını kısıtlayan ve hipotermi gelişme olasılığının artmasına yol açabilen bir durumdur.

    Güvenli Egzersiz İçin Bu Önerilere Kulak Verin!

    Fizyoterapist Hoşbaş, soğuk havalarda güvenle egzersiz yapmak için dikkat edilmesi gereken noktalara da işaret ederek tavsiyelerini şöyle sıraladı:

    • Egzersizden önce ve sonra kasları hazırlamak ve onarmak için esneme veya yerinde yürüme gibi ısınma ve soğuma hareketleri yapılmalı.

    Doğru Kıyafetler Seçilmeli

    Sıcak havayı aralarında hapsetmek için birkaç kat bol kıyafet giyilmeli. Hava karlı veya yağmurluysa su geçirmez bir palto veya ceket giyilmeli ve şapka, atkı ve eldivenler de unutulmamalı: Soğuk havalarda egzersiz yaparken çok kalın giyinmek büyük bir hatadır. Egzersiz, gerçekte olduğundan çok daha sıcakmış gibi hissetmenize neden olacak kadar önemli miktarda ısı üretir. Ancak terin buharlaşması vücudunuzdan ısıyı çeker ve kendinizi üşümüş hissedersiniz. Terlemeye başladığınız anda çıkarabileceğiniz ve gerektiğinde tekrar giyebileceğiniz katmanlar halinde giyinin. 

    Kayıp düşmemek için karlı ve buzlu kaldırımlarda ekstra dikkatli olunmalı: Ayağı sağlam basmak için sağlam ayakkabılar giyilmeli.

    Soğuk Yanığına Dikkat!

    Vücut ısısında ciddi sağlık sorunlarına neden olabilecek bir düşüş olan hipotermi belirtileri hakkında bilgi edinilmeli: Soğuk yanığı, donma nedeniyle vücutta meydana gelen bir yaralanmadır. Soğuk yanığı en çok yanaklar, burun ve kulaklar gibi açıkta kalan deride görülür. Ellerde ve ayaklarda da meydana gelebilir. Erken uyarı işaretleri arasında uyuşma, his kaybı veya batma hissi yer alır. Soğuk yanığından şüpheleniliyorsa derhal soğuktan uzaklaşılmalı. Etkilenen bölge yavaşça ısıtılmalı, ancak ovalanmamalı çünkü bu cilde zarar verebilir. Uyuşukluk geçmezse acil yardım istenmeli. Hipotermi belirti ve semptomları şunları içerir: yoğun titreme, konuşma bozukluğu, koordinasyon kaybı, yorgunluk. Olası hipotermi için hemen acil yardım istenmeli.

    Hava durumu kontrol edilmeli: Dışarısı çok rüzgarlı, soğuk veya ıslaksa, bunun yerine çevrimiçi bir video veya kapalı alanda egzersiz yapmak düşünülebilir. Aşırı rüzgar soğukları, sıcak tutan giysilerle bile açık havada egzersiz yapmayı güvensiz hale getirebilir. Islanmak kişileri soğuğa karşı daha savunmasız hale getirir. Ve ıslanıldığında, çekirdek vücut sıcaklığı yeterince yüksek tutulamayabilir.

    6. Baş, eller, ayaklar ve kulaklar korunmalı: Hava soğuk olduğunda, kan akışı vücudun merkezinde yoğunlaşarak başı, elleri ve ayakları donmaya karşı savunmasız bırakır.

    7. Bol sıvı tüketilmeli: Sıvı tüketimi sıcak havalarda olduğu kadar soğuk havalarda da önemlidir. Atrenman öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmek ihmal edilmemelidir. Soğukta terleme, nefes alma, kış rüzgarının kurutucu gücü ve artan idrar üretimi nedeniyle susuz kalınabilir, ancak soğuk havalarda bunu fark etmek daha zor olabilir.

    Vücudunuzu iyi gözlemleyin

    Soğuk havalarda egzersiz güvenliği için bütün bu noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirten fizyoterapist Beyzanur Dikmen Hoşbaş, “Soğuk yanığı gibi yaralanmaları önlemeye yardımcı olmak için soğuk havada egzersiz yaparken vücudunuzu nasıl hissettiğinizin yakından izlenmesi gerekmektedir.” uyarısında bulundu.

    Araştırma Görevlisi Beyzanur Dikmen Hoşbaş, soğuk havanın olumsuz etkilerine de dikkat çekerek “Düşük sıcaklıklar metabolizmanıza daha fazla yük bindirir. Daha soğuk kaslar daha az verimli kaslardır. Çok fazla hızlı seğirme aktivitesi ve yeterince yavaş seğirme olmaması ekstra laktat üretimine yol açar. Soğuk sinirler nedeniyle yavaşlamış reaksiyon süreleri mevcuttur. Glikoz daha hızlı tüketilir, bu nedenle dayanıklılık azalır. Hidrasyon meydana gelir.” dedi.

    Bebeklik Döneminde Önlem Alınmazsa Bu Hastalık Kısırlığa Yol Açabiliyor

    0

    Halk arasında peygamber sünneti olarak bilinen hipospadias, doğuştan gelen hastalıklar arasında yer alıyor. Doğru ve güvenilir ortamda uygulanan cerrahi müdahale yaşam boyu devam edebilecek bir hastalığın iyileşmesinde önemli rol oynuyor. Fiziksel, sosyal ve ruhsal açıdan olumsuz etkilenmemek için hipospadias tedavisinin sağlanması gerekiyor.

    Op. Dr. Taner Kamacı

    İdrarın aşağı veya ayaklara doğru yapılması, ön tarafta sünnet derisi bulunmaması, penis baş kısmının koni şeklinde olmaması ve normal bir penis görüntüsüne sahip olunmaması özgüven kaybına yol açabiliyor. Hipospadias hastalığının ağır tiplerinde ise daha fazla kısırlık riskinin ortaya çıktığı biliniyor. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Taner Kamacı, hipospadias (peygamber sünneti) ve merak edilenleri hakkında bilgi verdi. 

    Bu Nedenlere Dikkat Edin

    Hipospadias hastalığı doğuştan gelen ve penis ucunda olması gereken idrar deliğinin penisin alt tarafında olması ile karakterize bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Ortalama her 300 erkek çocuğundan birinde görülmektedir. Gerçek idrar deliğinin uca yakın olduğu hastalarda çift delik görünümü şeklinde de görülebilmektedir. Bu hastaların çoğunda peniste öne doğru eğrilik görülmektedir. Sünnet derisi arka tarafta gelişip, alt tarafta gelişmediğinden sıklıkla yarım sünnet veya peygamber sünneti olarak da adlandırılmaktadır. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hipoaspadias nedenleri şunları içerir;

    • İleri anne yaşı
    • Hamilelikte düşük tehditleri sırasında anneye verilen bazı hormonlar ve ilaçlar,
    • Tek yumurta ikizi olması,
    •  Prematürite gibi durumlar

    Doğum Sonrası Çocuk Cerrahisi Muayenesi Yaptırın

    Hipospadias ailevi yatkınlığı yüksek olan bir hastalık türüdür. Hipospadias hastalığı eski çağlardan beri bilinen ve birçok farklı tipi, sınıflaması bulunan bir hastalıktır. Doğum sonrası ilk muayeneleri sırasında çocuk doktorları hastalığı fark eder veya anneler bebeğin altını değiştirirken penis alt tarafında sünnet derisinin olmaması, idrar deliğin penisin alt tarafında olması ve peniste öne doğru eğrilik olması ile hastalığı fark etmektedir. Ancak çocuk cerrahisi muayenesi ile de hipospadias tanısı kesinleştirilir.

    Erken Dönemde Önlem Alın

    Hipospadiası olan çocuklarda mevcut hastalığa ek olarak; kasık fıtığı, inmemiş testis, mesane reflüsü, böbreklerde şişme, bir böbreğin doğuştan olmaması veya cinsiyet gelişim anomalileri gibi bazı hastalıklar eşlik edebilmektedir. Hipospadias hastalığının tipi ne kadar ağırsa, ek anomali riski o kadar artmaktadır. Ağır tip hipospadiası olan çocuklarda beraberinde tek taraflı inmemiş testis varsa böbrek anomalileri, iki taraflı inmemiş testis varsa cinsiyet gelişim anomalileri mutlaka araştırılmalıdır. Erken dönem tanı alınması ve tedavi sürecinin başlatılması gerekir. 

    Cerrahiden Korkmayın

    Yenidoğan döneminde bebeklerde ameliyat gerektiren sağlık sorunları ebeveynler tarafından paniğe ve korkuya neden olabilmektedir. Tanı sonrası sakin kalarak tedavi sürecinin nasıl işleyeceği konusunda bir çocuk cerrahi uzmanına danışılmalıdır. Hipospadias ameliyatı için ideal zaman 6 ay ile 1 yaş arasında kabul edilmektedir. Hafif olan distal hipospadias hastalarında ameliyat genellikle 1-1,5 saat sürmektedir. Daha ağır tiplerde ise sıklıkla daha uzun sürebilmektedir. Hipospadias ameliyatı genel anestezi altında, penil blok veya spinal blok ile desteklenerek yapılır. Ameliyat sırasında sünnet derisi kullanıldığından dolayı bu hastalar ameliyattan önce kesinlikle sünnet edilmemelidir. Ameliyatın ertesi sabahı hasta taburcu edilir. Hipospadias ameliyatı geciktirilirse, yaş büyüdükçe; yara iyileşmesi ve hastanın normal aktif yaşantısına dönme süresi gecikir, enfeksiyon riski artar, hastanın yaşayacağı travma ve psikolojik etkilenme daha fazla olur. Bu nedenle tedavide geç kalınmaması çok önemlidir.

    Kaşıntınız Bir Hastalığın Habercisi Olabilir

    0
    Women scratch the itch with hand , Concept with Healthcare And Medicine. Woman scratching arm on grey background. Allergy symptoms. Woman scratching her arm.
    Rahime Kaşıkaralar

    Batıgöz Sağlık Grubu Balçova – İzmir şubesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Rahime Kaşıkaralar Kaşıntı Tanı ve Tedavisi Hakkında Konuştu.

    Kaşıntı şikayetiyle dermatoloji hekimine müracaatta detaylı bir muayene gerektiğini ileten Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, “en yaygın karşılaşılan kaşıntı nedeni cilt kuruluğudur, ancak cilt kuruluğu kaynaklı olmayan çok sayıda kaşıntı nedeni de bulunmaktadır. Detaylı tetkikler yardımıyla hastanın durumu incelenerek tanı konulmalıdır” diye konuştu.

    Kaşıntının Temel Sebebi Cilt Kuruluğu

    Kaşıntı şikayetiyle dermatoloji hekimine müracaatta detaylı bir dermatolojik muayenenin ardından  bulgulara bağlı olarak detaylı tetkik istenebilmektedir. Ancak en yaygın karşılaşılan kaşıntı nedeni cilt kuruluğudur. Cilt kuruluğunu önlemek adına cildi düzenli olarak nemlendirmeye özen göstermek önem taşımaktadır.

    Ayrıca bazı dermatolojik hastalıklar da kaşıntıya neden olabilmektedir. Kaşıntıya neden olan ve yaygın olarak karşılaşılan dermatolojik hastalıklar;

    Sedef: Sedef, hayat boyu süren bir hastalıktır ve tedavisinde semptom hafifletici ve giderici bir yol izlenmektedir. Vücudun birçok bölgesinde kaşıntılı plaklar, tırnaklarda çukur noktalar ve tırnak kalınlaşması ile karakterize olarak ortaya çıkmaktadır.

    Egzama: Egzama cilt üzerinde oluşan kabarcıklar ve cilt kuruluğu belirtileri ile ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır. Kronik bir hastalık olan egzamanın tedavisi semptom hafifletici ve giderici olarak yapılmaktadır.

    Ürtiker: Halk arasında kurdeşen adıyla bilinen ürtiker, kabarık kırmızı kaşıntılı lekeler ile ortaya çıkmaktadır. Sıklıklar tekrarı durumunda kronik ürtiker teşhisinden şüphelenilebilmektedir. Ürtiker tedavisinde semptom giderici ilaçların yanı sıra antidepresan grubu ilaçlara da başvurulabilmektedir.

    Suçiçeği: İçi su dolu ve kaşıntılı döküntülerle ortaya çıkan suçiçeğine sıklıkla ergenlik öncesi çocuklarda rastlanmaktadır. Döküntülerin kaşınması bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlayabilmektedir. Tedavisinde genellikle kaşıntı giderici ve ateş düşürücü ilaçlar reçete edilmektedir.

    İltihaplı Deri Hastalıkları: Deri iltihabı zona, folikülit, impetigo gibi birçok dermatolojik hastalık nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Öncelikle enfeksiyon nedeni saptanmakta sonrasında bir tedavi haritası oluşturulmaktadır.

    Kaşıntı Nedeni Bulaşıcı Bir Hastalık Olabilir

    Mantar: Sıklıkla karşılaşılan dermatolojik bir rahatsızlık olan mantar, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Ciltte enfeksiyon, kızarıklık, şişlik ve kaşıntıya neden olmaktadır. Tedavisinde mantar üremesini yavaşlatacak bir yol izlenmektedir. Tedavinin süresi mantarın bulunduğu bölgeye ve türüne göre değişebilmektedir.

    Uyuz: Bulaşıcı bir hastalık olan uyuz, erken evrede yol açtığı kaşıntı ve deri döküntüleri nedeniyle alerji veya böcek ısırmaları ile karıştırılabilen bir hastalık olmakla birlikte hekiminiz tarafından uyuz akarlarının yol açtığı belirtiler ayırt edilerek kısa sürede doğru tanı konulabilmektedir. Uyuz kaşıntısı genellikle tüm gün sürer ancak özellikle geceleri yoğunlaşmakla karakterizedir. En yaygın uyuz tedavisi hem uyuz akarlarını öldürmeye hem de uyuz semptomlarını gidermeye yönelik losyon ve haplarla uygulanabilmektedir. Tedavi kısa süre içinde uyuz akarlarından kurtulmanızı sağlar ancak, akarların yol açtığı alerjik semptomlar bir süre daha devam edebilmektedir.

    Baharın Enerjisiyle Baştan Aşağı Yenilenin!

    0

    Chic Nail Beauty and Cosmetic’in kurucusu Burcu Güzel Davud, 2023 İlkbahar-Yaz sezonu için cilt ve tırnak bakımına dair ipuçları verdi.

    İlkbahar-Yaz sezonu başlarken bakımlı ve güzel görünmek her kadın için önem taşıyor. Kış mevsimin bıraktığı soğuk etkilerden kurtulabilmek ve bahar tazeliğini yansıtmak için hem cilt hem de el, ayak ve tırnak bakımına özen göstermek gerekiyor. Işıl ışıl görünmek ve sağlıklı, parlak, genç bir ciltle bahar sezonuna merhaba demek isteyenler için tepeden tırnağa bakımın tam zamanı olduğunu belirten Chic Nail Beauty and Cosmetic’in kurucusu Burcu Güzel Davud, özel bakım tüyolarını anlattı. 

    ’Önceliğiniz Taze ve Işıl Işıl Bir Cilt Olmalı’ 

    Burcu Güzel Davud

    Göz alıcı ve taze, canlı bir görünüm için önceliğin cilt bakımı olduğunu belirten Burcu Güzel Davud, ‘’Cilt bakımının amacı sadece güzel görünmek değil; aynı zamanda ruh ve beden sağlığımızı korumaktır. Sağlıklı görünen bir cildin verdiği özgüven ve moral ile kendinizi daha canlı ve genç hissetmeniz mümkün. Cildimizin ihtiyaçlarını bilmek doğasını anlamak ve doğru ürünle doğru uygulamayı yapmak çok önemli. Bu konuda uzmanlardan mutlaka destek alınmalı. Cildinizin ihtiyaçlarını anlamak ve cilt tipinize uygun ürünler ile doğru bakımın uygulanması yüzünüzde ışıl ışıl bir parlaklık bırakacaktır. En önemli noktalardan biri güneş koruyucu ve nemlendirmedir. Güneş ışığını doğrudan almak cildin erken yaşlanmasına sebebiyet verir. Bu yüzden mutlaka güneş koruyucu kullanılmalı ve cildin nemlendirilmesine özen göstermek gerek. Bunların yanı sıra aynı özeni teninize de göstermelisiniz. Batık ve ten üzerinde ki pürüzlerden kurtulmak için düzenli olarak peeling yapmanız, nemlendirici losyon, yağ ve kremleri kullanmanız gerekir’’ dedi. 

    ‘Baharın Renkleri Tırnaklarda Olacak’

    İlkbahar ve yaz aylarında düzenli manikür ve pedikür yaptırmanın önemli olduğunun ve doğru yerde, kaliteli malzeme ile işlem yapılması gerektiğinin altını çizen Burcu Güzel Davud, ’Neredeyse her kadının güzellik rutini arasında bulunan, tırnaklara doğru manikürü uygulamak ilk önceliğimiz. Bakımlı ve güzel görünen eller için tırnak bakımı büyük önem taşıyor. Tırnak etlerinin yapısına bağlı olarak doğru törpü şeklinin tercih edilmesine dikkat edilmeli. Kış soğuğundan oldukça etkilenen ellerimize bakım yapmamız gerekir. Özellikle tırnak etlerini yumuşatıp nemlendirme açsından peelingleri tercih edebilirsiniz. Ellerinizi sık sık nemlendirmeyi de unutmamak gerekir’’ ifadelerini kullandı. 

    Tırnak bakımında bu noktada protez tırnak işlemi ile istenilen, hayal edilen tırnak şekli ve modeline sahip olmanın da mümkün olduğunu da belirten Davud, ‘’2023 yılının rengi seçilen Viva Magenta İlkbahar-Yaz sezonunda en çok tercih edilen oje rengi olacak.  Rengin tonu moda dünyasına enerji, neşe ve dinamizm katıyor. Baharın getirdiği enerjiyi tırnaklara yansıtmak için oldukça ideal. Tırnaklarda farklı renkleri buluşturan desenler ve göz alıcı nail artlar da en çok tercih edilenler arasında yer alıyor. Gökkuşağı renklerinin her tonu kullanılırken neon renkler ve renkli frenchler en sevilen modeller arasında. Tabi son kararı kişinin kendi zevk ve seçimleri belirliyor. Biz bu noktada trendden ziyade kesinlikle müşteri isteğine önem veriyoruz. Kaliteli malzemeler ile ürettiğimiz kendi ojelerimiz, peeling ve banyo tuzlarımızı müşterilerimize öneriyoruz. Uzmanlarımız kişiye özgü bakım tüyoları ve ihtiyaca yönelik yönlendirmeleri yapıyorlar.’’ diyerek sözlerini sonlandırdı.

    Ebru Zülfikaroğlu “Çağdaş Kadın ‘-mış gibi’ Yapmaz, İçten ve Samimidi.”

    0

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Genel Cerrahi Uzmanı, Cinsel Terapist Doç. Dr. Ebru Zülfikaroğlu, kendi hikâyesini anlatarak kadının toplumdaki ve iş hayatındaki yerini MAG Mart sayısı Kadınlar Günü özel içeriğinde anlattı…

    “Toplumumuzda kadın ve doktor olmak çok zor” açıklamasında bulunan Ebru Zülfikaroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Yıllar içinde geldiğimiz noktada mesleğimizin ve kadınlığımızın ayaklar altına alınmasına çok üzgünüm. Her şeye rağmen tek bir hastamın mutluluğu, hayata yeniden bağlanması tüm hüzünlerimi dağıtıyor. Bu mutluluk her şeye bedel. Bunun için her gün yeniden tutkuyla, kendi topraklarımda üretmeye, çalışmaya devam. Mesleğe yeni atılan genç meslektaşlarımın da bu tutkuyla engelleri aşacaklarından eminim. Sadece doktorluk ya da cerrahide değil, her alanda erkekler daha üstünmüş, becerikliymiş gibi gösteriliyor. Bu bizim toplumumuzda daha da köpürtülüyor. Mesleğimin ilk zamanlarında kadından cerrah olmaz, hatta doktor olmaz, diyenler vardı. Şimdi ise sadece ben olduğum için, bana ameliyat olmak için gelen hastalarım var. Aslında bu algıyı düzeltmek bize bağlı. Bizler daha çok sahneye çıktıkça, daha çok kendimizi gösterdikçe insanlar buna alışacak ve ön yargılar kırılacaktır.”

    Çağdaş kadın tanımını da paylaşan Ebru Zülfikaroğlu “Çağdaş kadının kendi özgün yolu olmalı. Çağdaş kadın “mış gibi” yapmaz, içten ve samimidir. Önce kendine samimi ve dürüsttür. Kendini tüm hatalarıyla, yenilgileriyle, zayıflıklarıyla kabul eder, saygı duyar, sever, sahiplenir. Kendine bakar, yaralarını iyileştirir. Empati yapar, değer verir, topluma duyarlıdır. Bilime inanır. Bilimin ışığında kendini yeniler, önyargılı değildir, eşitlikçidir. İnsanı, hayvanı, doğayı sever, bu sevgiyle ruhunu besler, geliştirir” ifadelerini kullandı.

    Türk Ressam Ayşe Betil, Anadolu Kadınını Avrupa’ya Taşıyor

    0

    Türk ressamlar global çapta başarılara imza atmaya ve Anadolu’nun kültürünü dünyaya taşımaya devam ediyor. Son olarak Ressam Ayşe Betil, Urfa’da emekçi bir kadını resmettiği yağlı boya tablosuyla 3 -21 Mart tarihlerinde Venedik’te gerçekleştirilecek Canvas International Art Fair 2023’te “Mixing Identities” isimli sergide sanatseverlerle buluşacak. 

    Kökleri yüzyıllar öncesine dayanan Türk figüratif resim sanatı, çağdaş resim sanatını canlandırmaya devam ediyor. Figüratif eserleriyle öne çıkan günümüz ressamlarından Ayşe Betil, 3-21 Mart tarihlerinde Venedik’te düzenlenecek Canvas International Art Fair 2023 etkinliğinde Mixing Identities (Karma Kimlikler) başlıklı sergide kanvas üzeri yağlı boya tablosuyla yer alacak. Ressam eserde, Urfa’da yaşayan bir kadını konu ediyor ve kıyafetten aksesuarlara, arka plandan kullandığı renklere kadar Anadolu topraklarının yöresel kimliğini yansıtıyor. 

    “Emekçi Anadolu kadınına dair izler sunuyorum”

    Ressam Ayşe Betil eserine dair detayları sanat izleyicileriyle şu sözlerle paylaştı: “Resmedeceğim modelleri seçerken duygularımla hareket ediyorum. Şimdiye dek etkilenmediğim hiçbir modeli, sadece yeteneğimi kanıtlamak ya da beğeni kazanmak kaygısıyla resmetmedim. Farklı coğrafyalardan, zamanlardan ve duygulardan beslenerek kendi bakış açımı ve üslubumu ortaya koyuyorum. Figüratif resim sanatının en dikkat çekici özelliğinin gerçekçi duyguları yansıtıyor olması. Dolayısıyla resmettiğim figürün tüm ayrıntılarında, bulunduğu topraklara dair detayları, yaşadığını düşündüğüm ruh halini, iyi ve kötü tüm yanlarını imgeleştirerek tuvale aktarmak benim için çok önemli. ‘Mixing Identities’ sergisinde yer alacak ve Urfalı bir kadının figür olduğu eserimde de o coğrafyanın havasından yaşam tarzına kadar pek çok unsura dair ipuçları verirken, figürümün jest, mimik, duruş gibi ayrıntılarıyla her daim güçlü olan emekçi Anadolu kadınına dair izler sunuyorum. Ülkemizin değerlerini uluslararası sanat izleyicilerine tanıtmaktan mutluyum.

    Geçtiğimiz aylarda ilk kişisel sergisini açmıştı

    Daha önce yurt içi sergilerin yanı sıra New York ve Paris gibi şehirlerdeki sergilerde de çeşitli eserleriyle yer alan ve figüratif çalışmalarla birlikte mimari peyzaj da yapan Ressam Ayşe Betil, resimlerinde yağlı, sulu ve pastel boya, kara kalem ya da karma teknik olmak üzere birçok yöntemi bir arada kullanıyor. Bu sayede sanatına bir kimlik kazandıran ressam, 11-17 Kasım 2022 tarihlerinde de Ortaköy Tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı’nda “Ellerimde İnsan Lekeleri” isimli ilk kişisel sergisini açarak başarıya imza attı. Sanatı özgürlüğüne kavuştuğu, kendine ait bir oyun alanı olarak tanımlayan sanatçı, ilk kişisel sergisiyle  sanat izleyicilerini hem kendi iç dünyasıyla buluşturdu, hem de renklerle anlamın ötesine geçerek farklı pencereler oluşturmalarına kapı açtı. 

    Çok dikkat: Resim çiziyoruz, oyun oynuyoruz deyip geçmeyin

    0

    “Travma dönemlerinde çizilen resimler her zamankinden daha hassas bir konudur”

    Tüge Sungay

    Dünyaca ünlü ressam Picasso’nun “Resim yapmak günlük tutmanın bir diğer yoludur” sözü resimlerin çocukların iç dünyasını yansıtmadaki rolüne vurgu yapan önemli alıntılardan biridir. Özellikle çocuklarda bilinç ile bilinçdışı çok yakın temasta olduğundan çocuklar doğrudan bilinçdışını temsil etme yeteneğine sahiptir. Kendini ifade etmede kullanılan en önemli iletişim araçlarından biri de resim yapmaktır. Çocuklar içinde bulundukları durumu, anı ve hakikati yetişkinlere oranla daha net, güçlü ve cesur ifade ederler. Bu cesaret, onların travma sonrası durumu, algılama ve kabullenme sürecini hızlandırır. Ancak çocuk ve ergenlerle çalışırken kullanılan projektif resim testlerinin travma dönemlerinde daha dikkatle ele alınması gerektiğine vurgu yapan İletişim Danışmanı ve Sanat Terapisi Uygulayıcısı  Tüge Sungay “Çocuklara, deprem anını resmet, bir ev çiz, aile resmi çiz gibi yönlendirici yaklaşımlardan kaçınmalıyız. O ne zaman ve ne çizmek isterse onu çizmeli. Örneğin bölgedeki çocukların literatürdeki renkleri, çok farklı anlamlarda kullandıkları görülecektir. O nedenle kalıplanmış uygulamalar, varsayımlar, kurgulardan kaçınmak ve  çizilen resmi,   onu yapan çocukla değerlendirmek önemlidir. Müdahalesiz ortamda resim yoluyla elde edilen bilgiler, sözlü iletişim yoluyla çocuktan edinilen bilgiler ile bir araya getirilmelidir. Resim yapma süreci ve sonrasında resim üzerine yapılacak sohbet çocuğun kaygılarını azaltan en önemli adımlardan biridir” dedi

    Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen ve 10 ili kapsayan afet sonrası; en hassas grubun çocuklar olduğunun altını çizen İletişim Danışmanı ve Sanat Terapisi Uygulayıcısı Tüge Sungay, 

    özellikle travma dönemlerinde çocukların kağıt ve kalemle ilişkisine müdahale edilmemesi gerektiğine vurgu yaptı. 

    “Aile çiz” ve “Bir insan çiz” testleri çocuk ve ergenlerde sıkça kullanılan projektif yöntemlerdendir ancak halen deprem bölgesinde yaşayan, çadır ve konteynır gibi geçici konutlarda kalan çocuklar dikkate alınarak  sınırlı sayıda da olsa yönerge içeren bu yöntemlerden özellikle bir süreliğine uzak durulması önerilmektedir” diyen Sungay şöyle devam etti: 

    “En büyük hata yapılan resmin çocuktan bağımsız yorumlanmasıdır”

    Sanat terapisinin önemli bir kolu olan resim, sözsüz iletişimin en güçlü aracıdır. Çocuk resimlerindeki renkler ve semboller çocuğun iç dünyasının birer yansımasıdır, kişiye özel ve kendine özgüdür. Çizilen figürler, kullanılan renk ve semboller içinde bulunduğu ana göre değiştiğinden çocuktan belli aralıklarla ve farklı zamanlarda resim çizmesi istenebilir. Sanat terapisi uygulamalarında  literatürde yer alan renk ve sembollere takılmadan değerlendirme yapılmalı, çocuğun kullandığı renk ve semboller onun penceresinden ele alınmalıdır. En büyük hata yapılan resmin çocuktan bağımsız değerlendirilmesi, yorumlanması olacaktır. Resim yoluyla elde edilen bilgiler, sözlü iletişim yoluyla çocuktan edinilen bilgiler ile bir araya getirilmelidir. Sanat terapisi sonrası çocuk ve ailesi, uygun görülen durumlarda konusunun uzmanı bir psikiyatrist ya da psikoloğa yönlendirilmelidir.

    Çocuk neyi, hangi renkle, hangi sıra ve nasıl bir tutumla yapıyor gözlemlemeliyiz

    Çocuğun duygularını tanıması ve ifade etmesi, onu resmetmesiyle başlar. Korkusunu, kaygısını, özlemini, hayal kırıklığını ve öfkesini tanıma, anlamlandırma hatta bu duygularla başa çıkma süreci bu aşamada ortaya çıkar. “Beni hiçbir şey korkutmuyor” gibi değinmek istemediği duygular, “Umrumda değil” gibi kaygısızlık ifadeleri, “Çok korkuyorum, çok özlüyorum” gibi ısrarla üzerine durduğu kavramlar, bu kavramların temsil ettiği sembol ve renkler ve hatta bunları resmederken izlediği sıra ve tutumlar, çocuğun iç dünyasının birer dışa vurumudur ve her biri çok kıymetlidir. 

    Resim yoluyla sanat terapisi sürecinde dikkat edilmesi gerekenler: 

    Müdahalesiz bir ortam yaratın.

    Yönergelerden uzak durun. 

    Resim çizerken bir sorunuz olursa resmin bitmesini bekleyin.

    Kalem, kağıt ile baş başa ve özgür olduğunu hissettirin. 

    Onunla birlikte mümkünse siz de resim yapın.

    Resmin çocuktan bağımsız değerlendirilmesi, yorumlanmasından sakının.

    Yaptığı resmi ondan anlatmasını isteyin. 

    Kabul ederse can kulağı ile onu dinleyin, not alın.

    Resim sonrası akıl vermeyin, yargılamayın, tavsiyede bulunmayın.

    Çocuğun yaptığı resimleri onun izni olmadan başkasıyla paylaşmayın