Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 78

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye ‘insan transferi’ yapılıyor

    0
    insan transferi

    BioNTech aşıları için saklandıkları depolardan, uygulandığı aşılama merkezlerine kadar saatler süren planlamalar yapılıyor.

    Randevu alıp aşıya gelmeyenlerin dozları, sonraki randevulara aktarılıyor. Gün sonunda da elde kalan doz varsa, yakın bölgelerdeki hastaneler arasında ‘insan transferi’ başlıyor. Bir doz aşının dahi ziyan olmaması için randevusuna gelen vatandaşlar, randevuya gelmeyenlerin olduğu diğer hastaneye naklediliyor. Böylelikle günlük aşılama işlemi, mutlaka zayiatsız tamamlanıyor.

    Geçtiğimiz ay ülkemizde de vatandaşlara uygulanmaya başlanan Pfizer-BioNTech aşısı, saklanma koşulları ve sıkı soğuk zincir mecburiyeti nedeniyle tüm dünyadaki aşı uygulamalarında ezberleri bozdu.

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 2

    Türkiye, yaygın aşılamalarındaki tecrübesi ve başarılı Aşı Takip Sistemi sayesinde, yeni bir alt yapı kurulmasına gerek kalmadan, BioNTech aşılamalarını da başarıyla yürütüyor.

    İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı‘na ait aşı depoları ve BionNTech aşılarının saklandığı eksi 80 dereceye kadar soğutmaya sahip aşı dolapları, görüntülendi.

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 3

    İstanbul Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Aşı Sorumlusu Dr. Önder Yel, 20 yıllık meslek hayatının yaklaşık 15 yılını aşı sorumlusu olarak geçirdiğini anlatarak, “BioNTech aşısı, bizim için yeni bir dönem oldu. Gerek saklama koşulları, gerek planlama açısından çok titizlik gerektiren bir aşı çünkü. Diğer aşılarımız 2-8 derecede saklanabiliyorken BioNTech aşısı, özelliğinden dolayı eksi 80 derecede saklanmak zorunda. Bu nedenle planlamalar çok büyük titizlikle yapılıyor. Randevu alan vatandaşlarımızın zamanında aşıya gitmesi bu açıdan çok önemli gerçekten. Bu yasaklı dönemler de dahil, vatandaşlarımız istedikleri zaman randevularını alıp, aşı olabilirler” dedi.

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 4

    “4 BİN AİLE HEKİMLİĞİ VE 39 İLÇEYE AŞI DAĞITIYORUZ”

    Dr. Yel, İstanbul’daki Halk Sağlığı depolarından 4 bin aile hekimliği birimine, 39 ilçe sağlık müdürlüğüne ve diğer hastanelere rutin aşıların dağıtımının yapıldığını anlatarak, “Biz buradan tüm aşıların saklanması ve dağıtımını yapıyoruz. BioNTech aşısının dağıtımı içinse, biz bir gün önce ‘SİNA’ dediğimiz bakanlığımızın dijital sistemi üzerinden, hastanelerdeki randevuları saat dilimlerine göre görebiliyoruz. Hastanelerde mağduriyet yaşanmaması için bir gün öncesinden planlamalarımızı yapıyoruz. Aynı zamanda Aşı Takip Sistemi dediğimiz ATS üzerinden de hastanelerin aşı stok seviyelerini anlık olarak izleyebiliyoruz. Böylece hastanelere kaç doz aşı dağıtılması gerektiğinin planlamasını yapıyoruz. Tüm diğer aşılar İstanbul genelinde çoğu sağlık kurumunda yapılmakla beraber, BioNTech aşısı sadece 38 adet kamu hastanesinde yapılabiliyor. Hem dağıtım sorunu çıkmaması, hem de saklama koşullarında sıkıntı yaşanmaması adına bu aşı sadece kamu hastanelerinde yapılabiliyor” diye konuştu.

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 5

    “İSTANBUL’DAKİ 3 ADET DOLAPTAN HER BİRİNİN KAPASİTESİ YAKLAŞIK 150 BİN DOZ”

    Hastanelerdeki randevu planlamalarının depodaki aşı sorumlusuna bildirildiğini anlatan Dr. Yel, süreci şöyle özetledi:

    “Depodaki arkadaş, listeye bakar. Hangi hastaneye ne kadar da aşı götürülmesi gerektiğini belirler ve ilgili hastane ile irtibat kurulur. Eksi 80 derecedeki dolaptan, ihtiyaç kadar aşı dışarı çıkartılır. Tek tek, ATS üzerinden hastanenin kayıtlı görevlisi üzerine barkod okutularak kurye nakli gerçekleştirilir. Daha sonra özel kaplar, buzlar içerisinde, aşı nakil araçlarıyla ilgili hastaneye götürülür”

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 6

    “NORMAL AŞI DOLAPLARINDA 5 GÜN DAYANIYOR”

    “Orada da hastaneler, kurye naklini kendi depolarına yapar. BioNTech aşıları eksi 80 derecelik dolaptan çıktıktan sonra, eksi 20 derecelik dolaplarda 14 gün, 2-8 derecelik normal aşı dolaplarında ise 5 gün dayanır. Ankara’dan özel polis eskortu eşliğinde aşılar buradaki depolarımıza getiriliyor. Kuru buzlardan çıkartılıp, tabakalar halinde bu dolaplara yerleştiriliyor. Eksi 80 derecelik bu dolaplardan İstanbul Halk Sağlığı Kurumu depolarında 3 tane var. Her bir dolabın ortalama 150 bin doz aşı kapasitesi var. Bu dolapların bulunduğu odalar güvenlik tarafından 24 saat korunuyor. Kamera sistemi ile anlık olarak izleniyor. İhtiyaç anında acil durumlarda da, depo görevlisi arkadaşlar her saat gelip buradan aşı dağıtımı yapabiliyorlar.”

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 7

    “RANDEVUYA GELMEYEN OLDUĞUNDA KOŞTURMA BAŞLIYOR”

    İstanbul’da en çok aşılamanın yapıldığı merkezlerden Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde şimdiye kadar 25 binin üzerinde BioNTech aşılaması yapıldı.

    Hastanede yaklaşık günlük 4 bin 500 kapasiteyle BioNTech aşılamalarının ikinci dozlarına da geçtiğimiz günlerde başladıklarını söyleyen Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Genel Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi İdris Kurtuluş, “Soğuk zincire tam uyulması gereken bir aşı. Bu nedenle de belirli prosedürlere uymak çok önemli. Tamamen iğne ile kuyu kazar gibi, ilmek ilmek dokunarak planlamalar yapılıyor. Bu aşı o kadar titizlikle ve o kadar farklı ve zorlu süreçlerle buralara getiriliyor ki, randevusunu alan bir vatandaşımız buraya gelip bu aşıyı olmadığı zaman, bizim elimizde tek doz aşı ile ne yapacağız korkusu başlıyor. Hakikaten bu bir vebal. Çünkü bütün dünyada aşı savaşları var. Herkes aşı bulmaya çalışıyor. Bunun için de 08.00 ila 24.00 arasında olan aşılama saatlerini, yeri geliyor gece 3’e 4’e kadar uzatabiliyoruz” dedi.

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 8

    Bir flakondan çıkan 6 doz için randevuların ayarlandığını, özellikle son randevulara doğru gelmeyenler olursa, aşı için orada bulunan diğer vatandaşları bekleterek  6 kişiyi mutlaka tamamlamaya çalıştıklarını anlatan Dr. Kurtuluş, “Bazen vatandaşımıza, ‘Bir iki kişi gelmedi, biz birkaç kişi daha bulalım’ diyor ve telefonla arıyoruz gelmeyen vatandaşı. Ulaşamıyorsak uygun olan vatandaşlarımızı randevusuna erken çağırıyoruz. Hiçbir aşıyı zayi etmeden vatandaşımıza uyguluyoruz” diye konuştu.

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 9

    “İSTANBUL’DAKİ HASTANELER ARASINDA TAM BİR İŞBİRLİĞİ VAR”

    Bazen de hastaneler arası işbirliği yaptıklarını anlatan Dr. Kurtuluş, bu süreci de şöyle ifade etti:

    “Gece son dozlara doğru eksik kalan randevu olursa ‘aşı dozu tamamlama trafiği’ başlıyor. Diyelim ki bizim hastanemizdeki randevularda bir kişi eksik kaldı. Yakınlarda birçok hastanemiz var. Bu hastanelerin bir tanesinde de vatandaş gelmiş, tek kişi kalmış. 6 kişi için açmanız gereken bir flakonu tek kişi için açmak zorunda kalmamak için kendi aramızda haberleşiyoruz. Bu bölgedeki birbirine yakın hastaneler olarak aracımızı gönderiyoruz ya da oradaki hastane aracı ile vatandaşı bize gönderiyor. Aşılamayı burada yapıyoruz. Hastanelerimiz arasında aslında tam bir işbirliği var. Özellikle akşam saatlerinde, son dozların uygulanacağı saatlere doğru bu durum ortaya çıkıyor. Sonlara doğru anlıyorsunuz ki gelmeyen olacak. Randevuları aktarmaya çalışıyorsunuz. O flakonu açmamaya çalışıyorsunuz. Hastanelerin Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürleri birbirleri ile iletişime geçiyorlar. Gerektiğinde başhekimlerle de iletişime geçiyorlar ve bunu minimuma indirmeye çalışıyorlar. Bu şekilde bazen sabahtan aşısı olan vatandaş varsa, adresine göre bakıp onu buraya geceden çağırıp işi bitirmeye çalışıyorlar. Şükürler olsun aşıdaki zaiyatımız dünyadaki hiçbir ülkeye benzemeyecek düzeyde, minimum seviyede bu planlamalar sayesinde.

    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 10
    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 11
    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 12
    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 13
    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 14
    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 15
    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 16
    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 17
    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 18
    Hastanelerin aşı iş birliği: Ziyan olmasın diye 'insan transferi' yapılıyor - 19

    Daha çekici görünmenizi sağlayacak 6 kıyafet hilesi

    0
    moda

    En beğendiğiniz kıyafetleri satın alıp giymek oldukça çekici gelebilir. Ancak bir kıyafetin gerçekten çekici durmasını istiyorsanız, bazı stil düzenlemeleri yapmanızda fayda var.

    Örneği, doğru sütyen, korse veya çanta seçimi gibi… İşte daha çekici görünmenizi sağlayacak kıyafet hileleri…

    1- DOĞRU SÜTYENİ SEÇİN

    1- DOĞRU SÜTYENİ SEÇİN

    Birçok hangi kendisi için doğru olan sütyeni hala bulamadı diyebiliriz. Üstelik bazıları hala doğru sütyen ölçüsünü bile bilmiyor. Sütyen her ne kadar gözükmeyecek olsa da kıyafetin üzerinizde harika durmasını sağlar. Yanlış sütyen seçimi ise tam tersi bir etkiye neden olur.

    Doğru sütyen bedeninizi bulmakta geç kalmayın.

    2- İNCE BÖLGELERE ODAKLANIN

    2- İNCE BÖLGELERE ODAKLANIN

    Vücudunuzun ince bölgelerine vurgu yaparak daha çekici görünebilirsiniz. Bu beliniz de olabilir, bacaklarınız da. İnce belliyseniz belden bağlamalı kıyafetler veya kemerler, ince bacaklıysanız dökümlü mini elbiselere şans tanımalısınız.

    3- DESENLERDEN YARDIM ALIN

    3- DESENLERDEN YARDIM ALIN

    Doğru yerde kullanılan doğru desenler ile etkileyici bir görünüm elde edebilirsiniz. Desenler sayesinde daha ince belli, daha uzun boylu ya da daha geniş omuzlu gözükebilirsiniz. Uzun boy için dikine çizgiler kullanabilirsiniz.

    4- KORSE

    4- KORSE

    Kilonuz her ne olursa olsun, kıyafetin altına korse giymek daha iyi bir görünüm sağlar. İçinde rahatça nefes alabildiğiniz ve kıyafetlerinizin üzerinize mükemmel oturmasına yardımcı olacak bir korse edinin.

    5- DOĞRU GÖZLÜĞÜ SEÇİN

    5- DOĞRU GÖZLÜĞÜ SEÇİN

    Güneş gözlükleri hem sağlık hem de moda açısından vazgeçilmez bir parçadır. Ancak trendlere uyup ilginç gözlüklere yatırım yapmaktan kaçınmalısınız. Bunun yerine yüzünüze tam oturan ömürlük güneş gözlüklerine yatırım yapın.

    6- ÇANTA SEÇİMİNE DİKKAT

    6- ÇANTA SEÇİMİNE DİKKAT

    Stilinizi tamamlayacak en önemli parça şüphesiz çantalar. Çanta seçiminizi kıyafetinizin hacmine göre yapmalısınız. Örneğin; hacmi fazla kıyafetler giyecekseniz, daha küçük çanta, hacmi az kıyafetler giyecekseniz daha büyük çantalar tercih etmelisiniz.

    Orgazm olan kadınlar daha çabuk hamile kalıyor

    0
    kadin

    Bilim insanları, kadınların orgazm olduklarında hamile kalma olasılıklarının yüzde 15 daha fazla arttığını buldu

    Bazı bilim insanlarının, üreme başarısında bir görevi olmadığını düşündükleri kadın orgazmıyla ilgili önemli bir keşif yapıldı. Bilim insanları, kadınların orgazm olduklarında hamile kalma olasılıklarının yüzde 15 daha fazla arttığını buldu.

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, İrlanda’daki University College Cork’ta yapılan ve orgazm gizemini aralayan araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

    “Kadın orgazmı ile gebelik şansı arasındaki bağlantıyı test etmek için yaşları 26 – 52 arasında değişen altı kadınla birlikte çalışıldı. Kadınlardan bir ay boyunca yaşadıkları orgazm adedini kaydetmeleri istendi. Ardından kadın rahminde bulunan sıvı miktarı, orgazma ulaşılan ve ulaşılmayan durumlar için karşılaştırıldı.

    Sonuçlar, kadınların orgazma ulaştığında yüzde 15 daha fazla sıvı bulundurduklarını, bunun da rahimde toplanacak sperm miktarı için bir gösterge olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü kadın orgazma ulaştığında spermler baskın yumurtalığa doğru emiliyor. Bunun, gebelik şansını en üste çekmek için gereken, spermleri ileri itmek üzere rahimdeki kasların kasılmasını sağlayan “aşk hormonu” oksitosinin salgılanması nedeniyle olduğu düşünülüyor. Aşk hormonu oksitosin, kadın cinsel olarak zirveye ulaştığında salgılanır.

    Rahimde spermin tutulması, sperm rahim boynundan uterusa taşınırken gebe kalmak için daha iyi bir şans demektir. Kadın orgazmı bu sürece anlamlı bir şekilde yardımcı olur. Dolayısıyla, orgazm olmaları halinde kadınların hamile kalma ihtimali yüzde 15 daha fazla.”

    5 Adımda Libidonuzu Yükseltin

    0
    libido

    Testosteron hormonunun birincil olarak libidodan sorumlu olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, “Diğer görevleri ise metabolizmamızı, ruh halimizi, enerjimizi kontrol etmektir. Testosteron miktarının azalması hem erkek hem de kadınlarda libidonun azalmasına sebep olur” dedi

    • Libidoyu yükseltmenin yollarıYrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, libido ve testesteron seviyesinin optimal seviyeye ulaşması için neler yapılması gerektiği hakkında şu bilgileri verdi:
    • 02Libidoyu yükseltmenin yollarıAĞIRLIK ANTRENMANI YAPINEgzersiz sırasında ağırlık antrenmanı yapınız. Yağ yakmanın özgüveni arttırmak için harika bir yol olduğu bilinmektedir.
    • 03Libidoyu yükseltmenin yollarıAynı zamanda yapılan çalışmalar egzersiz yapan bireylerin vücutlarıyla daha kolay temas kurabildiklerini göstermiştir.
    • 04Libidoyu yükseltmenin yollarıKEREVİZ, ÇİKOLATA, İSTİRİDYE, KABAK ÇEKİRDEĞİBazı besinlerin testesteron üzerine direkt etkisi bulunmaktadır. Kereviz ve çikolata hem erkek hem de kadında cinsel isteği arttırıcı etki yaratmaktadır. 
    • 05Libidoyu yükseltmenin yollarıİstiridye de testosteronu arttırıcı özelliğe sahip olup yalnızca erkeklerde etkilidir. Kabak çekirdeği çok miktarda çinko içerir, çinko da testosteron miktarının artmasını sağlar.
    • 06Libidoyu yükseltmenin yollarıSTRES FAKTÖRLERİNİ AZALTINStres ile baş etme yöntemleri ile ilgili profesyonel destek alabilirsiniz.
    • 07Libidoyu yükseltmenin yollarıGECE HAYATINA DİKKAT!Kalitesiz-düzensiz uyku alışkanlıkları ve gece hayatı hormonal dengenin bozulmasına yol açmaktadır. Az uyuduğunuzda, hormonlar dengesizleşir ve zaman içinde cinsel isteğinizi kaybedebilirsiniz. 
    • 08Libidoyu yükseltmenin yollarıAlkol özellikle kadınların libidosunu önemli oranda azaltmaktadır.
    • 09Libidoyu yükseltmenin yollarıSTRES FAKTÖRLERİNİ AZALTINStres ile baş etme yöntemleri ile ilgili profesyonel destek alabilirsiniz.
    • 10Libidoyu yükseltmenin yollarıELMA SUYU, KİMYON, TARÇIN, KAHVE, KARANFİLBazı içeceklerin de afrodizyak etkisi olduğu bilinmektedir. Örneğin elma suyunu kimyon ve tarçın ekleyerek içebilirsiniz. 
    • 11Libidoyu yükseltmenin yollarıKahve, en iyi libido güçlendirici olabilir. Hindistan’da karanfil, yüzyıllardır erkek cinsel işlev bozukluğunu tedavi etmek için kullanılmaktadır.

    Koronavirüs salgınında yeni vaka sayısı 15 bin 191

    0
    vaka sayisi

    Sağlık Bakanlığı koronavirüs tablosunu açıkladı. Buna göre Türkiye’de son 24 saatte 15 bin 191 kişinin testi pozitif çıktı, 283 kişi ise hayatını kaybetti

    Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı.

    Buna göre, Türkiye‘de son 24 saatte 197 bin 468 Kovid-19 testi yapıldı, 15 bin 191 kişinin testi pozitif çıktı, 283 kişi yaşamını yitirdi, hasta sayısı 2 bin 102 oldu.

    Son 24 saatte 25 bin 694 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 4 milyon 716 bin 918’e yükseldi.

    Test sayısı 49 milyon 390 bin 141’e ulaştı, vaka sayısı 5 milyon 31 bin 332, vefat sayısı 43 bin 29, ağır hasta sayısı 3 bin 81 oldu.

    Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 3,2, yatak doluluk oranı yüzde 53,1, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 68,2 ventilatör doluluk oranı yüzde 33,8, ortalama temaslı tespit süresi 8 saat, filyasyon oranı yüzde 99,9 olarak kayda geçti.

    Bir Su Damlası Değil Miydin Sen Yaaa?

    0
    anneler gunu
    https://www.youtube.com/watch?v=q4NDf5Y1DQY

    Gözümden akan yaş gibi değil…susuzluktan bitap düşmüşken içtiğim su gibi değil…Çöle düşen bir damla yağmur suyu gibi de değil…Günlerce hatta belki yıllarca suya hasret kalmış bir bedene dokunan bir küçük su damlası hiç değil!.. Can vardı senin içinde, candan öteydi bedenime misafir oluş sebebin. Günlerce, aylarca hiçbir şeyimi esirgemeyecektim senden ya hani, işte tam da o noktada ben kendimden bile geçmişken bazen, senin için her şeyin en güzeli için çabalayacaktım ya ben…

    Tarifsizdin sen, bana öylece emanet edilmiş bir kutsal ruhtu varoluşun senin. Her anne kendi dünyasında farklı ve bin bir türlü cümlelerle anlatır yavrusunu, yavrularını belki ama ne olursa olsun tek ortak nokta şudur anneler için; tüm duyguların en çoğu evlatta saklıdır. Annelik duygusunu tatmamış olsam da, bedenimde ve tarif edemediğim boyutlarda bir yerlerde anneliğin ne demek olduğunu anlar halde kendimi bulduğumdan olsa gerek, anlatırken ciğerlerime kadar iniyor nefesime sıkışan duygular.

    Hüznü bir kenara bırakıp güne özel olması hevesiyle, bir kuplecik zamanla oynayıp ileri geri saralım mı miniğinizle olan duygu geçişlerinizi tekrar dansa kaldırmak için..?’ Annem’ dediğinde içinizde eriyen buz dağlarını bir düşünün hadi. Kucağınıza ilk aldığınızda onu, göz pınarlarınızdan sağanak halde boşalan gözyaşlarınızı hatırlayın biraz. Kalbinize doğru indirin gözlerinizi usulca! Aman Allahım, yerinden mi çıkacak yoksa o küçücük, kıpkırmızı et parçası:) ? Peki ya tüm damarlarınızda ılık ılık akan kanın, onun minik elleriyle size dokunduğu, size sımsıkı sarıldığı anlardaki akış hızının artışıyla coşmaya var mısınız şimdi ?

    Pamuk saçlarını okşayıp süt kokusunu içine çektiğinizi, ”anne” diye size ilk kez seslenişinde anne olmanın ve hayatın anlamını yeniden keşfedin heyecanla ve o anı her hatırladığınızda. Onun için hayal ettiğiniz tüm güzel şeylerin büyüsüne kapılın korkusuzca…yapamam dediği anda bir şeyleri, ”ben varım” her an yanında diye destekleyin onları sırtını sıvazlarcasına…Hayatı boyunca onu kimsenin sizin kadar sevemeyeceği zamanlarda, kalbinizle ona kol kanat gereceğinizi bile bile izleyin gün be gün büyüdüğünü. Yaptığı seçimlerde canının yanacağını bilseniz de, kararı ona bırakın özgürce. Korkmayın düşer, acır canı, kanar yüreği diye…Düştüyse kalkar, kalktıysa yürür ve gelir size sarılıp devam eder yoluna öylece.

    Gülümsemesine dünyayı sığdırmasına hayretler içinde kalarak şahitlik edin ağzınız açık ama mutluluktan dört köşe olmuş bir şekilde! Hayat hep kolay değil ya, olsun başka neler var bu halden kurtaracak demeyi öğretin koltuğunuzun altına usulca sokulup ağladığında. Her çocuk şanslı doğmuyor. Her anne çok güzel bir hayat yaşamıyor. Dünyanın gerçeklerine gözlerimizi kapatmadan bugünü, anneliği, evlat sahibi olmanın sorumluluğunu ve bilincini her daim kendi özelinizde ve can acıtmadan yaşayın, yaşatın nazikçe.

    Ne sizin yavrunuza, can parçanıza sevginiz bir güne sığar ne de onun size hayranlığı, bağlılığı, sevgisi biliyorum ama bugüne şükredin sevgiyi onca karmaşanın içinde size hatırlattığı için. Çok nettir, bazı duygular ve bağlar dünya üzerindeki hiç kimseyle olan ilişkinize ve duygu yoğunluğuna benzemez. Annelik, anne olmak ve anneyle diz dize, omuz omuza ve kalp kalbe yaşayabilmekte en özel bağdır insanı yaşamaya hevesli kılan bu demde…

    Taaa ilk anne karnına düştüğü ve ruhuna üflendiğinde başlar o görünmez ve kopmaz hayat bağı anneyle çocuk arasındaki. Sahip çıkın annenize. Kırmayın kalbini. Yormayın o çektiği çilelere şahit bedenini. Koklayın ellerini. Öpün yanaklarını. Sımsıkı sarılın o dünyayı bedenine sığdırmış kadına. Kendi etinden et koparıp yavrusunu büyümüş, anne olmasa da tüm canlılara şefkat besleyebilmiş, evladını kaybetmiş ya da ondan ayrı kalmış kadınları; Annesini toprağa vermiş, anne yüzü ve sevgisi görmemiş, yok sayılmış tüm evlatları unutmadan geçirin günü. Toplumsal dayatmaları boş verin de sevmenin en saf haliyle baş başa kalmayı başarabilin bugün.

    Ömürleri uzun ve sağlıklı, yolları dikensiz ve engebesiz, bakışları hep huzur dolu olsun tüm annelerin, anne olmayı isteyenlerin. Gününüz kutlu olsun pamuk kalplilerim❤

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    Twitter

    Instagram

    Arsalsen.com

    Kadavradan rahim nakilli Derya Sert’in ilk Anneler Günü heyecanı

    0

    Dünyada ilk kez kadavradan rahim nakli yapılan ve 9 yıl bekleyişin ardından 4 Haziran 2020’de anne olan Derya Sert (33),oğlu Ömer Özkan ile ilk kez Anneler Günü kutlamanın heyecanını yaşıyor

    Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından 8 Ağustos 2011’de dünyanın başarılı ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı Derya Sert, 4 Haziran 2020’de sağlıklı bebek dünyaya getirdi.

    Hamileliğinin 28’inci haftasında, 760 gram ağırlığında doğan ‘mucize‘ bebeğe, doktoru Ömer Özkan’ın ismi verildi. Mersin’de yaşayan ve her ay kontrol amaçlı Antalya’ya gelen Derya Sert’in bebeği, 6 kiloya ulaştı. Gün içinde oğluyla keyifli vakit geçiren Sert, 9 yıllık bekleyişin ardından ilk kez Anneler Günü’nü kutluyor.

    “ÇOK SAYIDAKİ KADIN İÇİN UMUT OLDU”

    Ömer Özkan’ı kucağına ilk aldığında uzun süre gözyaşı döken Derya Sert, sabahtan akşama kadar gün boyu evinde oğluyla güzel zaman geçirdiğini belirterek, “İlk Anneler Günü heyecanını yaşıyorum. Önce Allah’a sonra dünyada kadavradan yapılan ilk rahim naklini başarılı bir şekilde gerçekleştiren dünyaca ünlü Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibine dua ediyorum” dedi.

    Dünyada kadavradan ilk rahim naklini başarıyla gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan da “Derya, ilk Anneler Günü’nü yarın kutlayacak. Bu mutluluğu yaşatmak Allah’ın yardımıyla bize kısmet oldu. Derya, Türkiye’de anne olma hayali kuran çok sayıdaki kadın için de umut oldu. Umarım, bundan sonra da birlikte nice Anneler Günü kutlarlar” diye konuştu.

    Vakalar azaldı ölüm sayısı aynı

    0
    vaka

    Tam kapanma döneminde 1 haftalık süreç geride kaldı. Uzmanlar, tablonun iyiye gittiğini ancak yeterli etkinin henüz görülmediğini dile getirdiler.

    Vaka sayısı ortalaması 31 bin oldu.

    Covid-19 salgınında artan vaka sayıları ve yoğun bakım ünitelerindeki doluluğun ardından 29 Nisan akşamından itibaren başlayan tam kapanma döneminde 1 haftalık süreç geride kaldı.

    İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelinde tam kapanmanın etkileri ile alınan önlemlerin vaka ve ölüm oranlarına yansımasını sorduğumuz uzmanlar, tablonu iyiye gittiğini ancak yeterli etkinin henüz görülmediğini dile getirdiler.

    Kısıtlama ile birlikte elbette iyileşme var” diyen, İstanbul Aile Hekimleri Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Mustafa Tamur, şu değerlendirmelerde bulundu:

    Ancak bu iyileşmenin kalıcı olduğunu söylememiz zor. Vaka sayısı azalırken, hasta sayısında henüz bir azalma yok. Ağır hasta ve temaslı sayımız ülke genelinde 500 bin civarında. Şu an için Bağcılar, Gaziosmanpaşa, Bahçelievler, Kağıthane, Bayrampaşa halen en riskli ilçeler. Silivri, Adalar, Çatalca, Şile, Beşiktaş, Şişli daha iyi durumdaki yerleşim yerleri. Örneğin Beşiktaş’taki kırmızı risk oranı yüzde 29 düşerken, Bağcılar’daki düşüş sadece yüzde 2, Gaziosmanpaşa’da yüzde 3 seviyesinde. Bir hafta öncesine göre Kağıthane’deki kırmızı renk skalası yüzde 9 iyileşmiş. Kadıköy’deki azalma yüzde 15 olurken, Adalar’daki kırmızı risk oranı yüzde 58, Şile’de yüzde 43, Çatalca’da yüzde 36 olarak tespit edildi. Bu dönem için günlük ölüm sayısının 500’ü bulacağını tahmin ediyorduk, neyse ki bu rakamı görmedik. Ölüm sayıları yeni haftayla birlikte düşmeye başlayacaktır”

    “HIZLI DÜŞTÜ”

    Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz ise “Verilerde dikkatimizi çeken bir detay var. 14-20 Nisan arasında günlük vaka ortalaması 60 bin bandındayken, bir hafta sonrası yani 21-27 Nisan haftasında bu oran 46 bine düşüyor. 28 Nisan ile 4 Mayıs haftasındaki vaka sayısının ortalaması ise 31 bin. Bu kadar hızlı bir düşüş ilginç. Vaka sayıları azalsa da ölüm sayısındaki düşüşü 15 Mayıs’tan sonra görebiliriz. Yoğum bakım servislerindeki arkadaşlarımız hasta yoğunluğunun devam ettiğini dile getiriyorlar. Bu tablonun da terse dönmesi için 2 hafta geçmesi gerekiyor. 17 Mayıs’ta vaka, ölüm ve yoğun bakımlardaki azalmayı göreceğiz ancak pandemiden çıkış için aşı olmazsa olmaz” dedi.

    İSTANBUL’DA YÜZDE 38 DÜŞÜŞ

    Bilgisayar ve Yazılım Uzmanı Zeki Berk düşüşe rağmen ülkenin yüzde 90’ının çok yüksek risk seviyesinde olduğuna dikkat çekerek, “Bazı illerdeki düşüş yüzde 50 seyrederken, İstanbul’daki oran ise yüzde 38 olarak göze çarpıyor. İzmir ve Ankara için de benzer oranlar söz konusu. Düşüşe rağmen ülkenin yüzde 90’ı çok yüksek risk seviyesinde yeralıyor. Ölüm oranları da hala yatay” ifadelerini kullandı.

    Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nden Prof.Dr.Fatih Tank da, “Tüm illerde dünyanın hiçbir ülkesinde benzeri olmayan bir düşüş söz konusu. Sağlık Bakanlığı’nın verilerinde rakamsal hatalar oluyor. En çok düşüş olan iller yanlış verildi. Bu durum tedirgin ediyor.” dedi.

    Sağlık çalışanlarına 4 ay süreyle ek ödeme

    0
    saglik calisani

    Sağlık Bakanlığına bağlı tesislerdeki personele, 1 Nisan 2021’den geçerli olmak üzere 4 ay süreyle ek ödeme yapılabilmesine ilişkin düzenleme Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Resmi Gazete’de yayımlanan “Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile 4 Mart 2020 tarihli yönetmeliğe geçici madde eklendi.

    1 Nisan 2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 4 ay süreyle yer ve/veya personel yönünden kapsamı ve oranı, bakan tarafından belirlenmek kaydıyla personele ek ödeme yapılabilecek.

    Bu şekilde yapılacak ödeme tutarı toplamı, mesai içi tavan ek ödeme tutarını geçemeyecek.

    Covid-19’un yeni belirtisi tırnaklar mı? Ünlü İngiliz profesör açıkladı

    0
    tirnak covid

    Covid’in yeni semptomlarını izlemek için çalışan Zoe Covid Semptom Çalışması uygulamasının baş araştırmacısı Profesör Tim Spector, tırnaklarda oluşan beklenmedik olukların ya da çizgilerin virüse yakalanmış olunduğunun işareti olabileceğini söyledi.

    Spector, Covid olan kişilerin tırnaklarının enfeksiyon sırasında zayıfladığını belirtirken, enfeksiyonun geçmesinin ardından tırnaklarda yatay çizgiler kaldığını tespit ettiğini bildirdi.

    2019’un son günlerinden bu yana dünyadaki en önemli konu olan Covid-19 ile ilgili birçok araştırma devam ediyor.

    İngiltere’de yapılan bir yeni bir araştırmaya göre, tırnaklarda ortaya çıkan bir iz kişinin daha önce Covid-19 geçirdiğine işaret edebileceği belirtildi.
    İngiliz Profesör Tim Spector tarafından yapılan açıklamada, tırnakların kişilerin Covid-19 olup olmadığını ya da daha önce geçirip geçirmediğini gösterebileceğini söyledi.

    TIRNAKLAR COVİD GEÇİRİP GEÇİRMEDİĞİNİZE İŞARET EDİYOR

    Covid-19 geçiren kişilerin tırnaklarında izler olduğunu belirten Spector, tırnaklarda oluşan çizgilerin kişinin Covid geçirip geçirmediğine işaret ettiğini bildirdi.

    Zoe Covid Semptom Çalışması uygulamasının baş araştırmacısı Profesör Tim Spector, “Covid tırnaklarında net ve belirgin çizgiler meydana gelir” ifadelerini kullanırken ‘Beau çizgileri’ olarak adlandırılan tırnaktaki yatay girintiler olarak görünen bu çizgilerin yaralanma veya hastalık nedeniyle tırnak büyümesindeki duraklamaya tepki olarak ortaya çıktığı bildirildi.

    Independent’ta yer alan haberde araştırmanın daha da büyütülebileceği belirtilirken Beau çizgilerinin kızamık ya da kabakulak hastalıklarından sonra da gelişebildiğinin altı çizildi.