Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 79

    Aşıda ‘patent kalksın’ tartışması: Patent verilse sorun biter mi?

    0
    patent

    Corona virüs aşılarındaki patent haklarının geçici olarak kaldırılması çağrısı bilim insanlarını ikiye böldü.

    Aşı üretimi önündeki en büyük engelin ‘patent’ olduğunu söyleyenler kadar asıl sıkıntının, üretim ve saklama kapasitesinden kaynaklı olduğunu düşünenler de var.

    Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi ülkeler, yeni tip Corona virüs (Covid-19) aşılarında fikri mülkiyet haklarının kaldırılması için müzakerelere başlanılmasına yeşil ışık yaktı. ABD ve Rusya’nın olumlu baktığı patent haklarının kaldırılmasıyla ilgili Almanya’nın teklife karşı olduğu açıklandı.

    “GÜNEŞİN PATENTİ Mİ VAR?”

    İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Müftüoğlu: “Meseleyi daha doğru yorumlayabilmek için çocuk felci aşısının bulunuş hikâyesine bakmak lazım. Dr. Jonas Edward SALK 1952’de ilk aşıyı geliştirdi. Bu Sinovac gibi, ölü virüs aşısıydı. Dr. Salk’a ‘Patentini aldınız mı?’ diye sorduklarında, ki o dönem patent yaklaşık 8 milyar dolar, ‘Güneşin patenti mi var?’ diye yanıt vermiş. Yani bu tip aşılar insanlığın ortak malıdır. Bu işte para, pul, hesap, kitap olmaz. Eğer bugün aşı eşitsizliğini çözemezsek bu işten kurtulmamız mümkün değildir. Koronavirüsün Fransa’da, ABD’de, İngiltere’de bitmesi ancak Gana’da, Nijerya’da devam etmesi başınızın beladan kurtulamayacağı anlamına gelir. Fakir ülkelerin bu aşıya ulaşması şarttır. BioNTech’in bugüne kadar elde ettiği gelir 20 milyar doların üzerindedir. Kaldı ki bu şirketler aşının araştırılması, geliştirilmesi için zaten kamu kaynaklarını kullandılar.”

    “PATENTİN ÜSTÜNE OTURMASINLAR”

    Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Nuriye Ortaylı: “Elbette ‘patent’ çözülse aşılar iki günde çoğalmayacak ama önemli olan adım atılması. Uzmanlar gerekli yatırım ve “know- how” transferiyle birçok ülkede 10- 12 ayda üretime başlanabileceğini tahmin ediyor. Bu üretim kapasitesi ile açık ki 2023’e kadar dünyanın geri kalanını aşılamak mümkün değil. Şimdi Pfizer ‘3. doz gerekiyor’ da dedi. Dönüp dönüp tüm üretimi zengin ülkelere mi satacaklar? Patentin üzerine oturmasınlar.”

    “KEŞKE TEK SORUN PATENT OLSA”

    Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: “Aşılama hızındaki sorun patent değil ki! Dünya genelinde kapasitesinin altında üretim yapan tesis yok şu anda. Hepsi harıl harıl çalışıyor. Siz sanıyorsunuz ki sadece Almanya, ABD, İngiltere aşı üretiyor. Hayır. Hindistan, şu an dünyada en çok pandemi aşısı üreten ülke ve hiçbiri kendi markası değil. Aşıyı bulan firma kapasitesi yetmiyorsa başka bir ülke ile anlaşır, orada da üretime geçilir. İnsanlar da zannediyor ki ‘formül sır gibi saklanıyor’ da ondan aşı yetişmiyor. Diyelim daha fazla aşı üretildi. Bu aşıları saklayacak depo yok, soğuk zincirin yok! Gönderdiğin ülkede de bunları güvenle saklayacak teknik altyapı yok. Yani ‘patent’ en az sorun olan şey burada.”

    “POPÜLİST YAKLAŞIM”

    ABD Jackson Laboratuvarı Baş Araştırmacısı Prof. Derya Unutmaz patent konusunda popülist bir yaklaşım olduğunu düşünüyor: “Çin’in ürettiği Sinovac’ın bir patenti yok. Neden başka bir ülkede üretilmiyor? Rusya ‘Gelin üretin Sputnik-V aşısını veriyorum’ dedi. 50 ülkeye teklif ettiler. Kimse yanaşmadı. Neden? Aşı üretmek kolay iş değil. Büyük yatırımlar yapmak lazım. Milyar dolarlar yatırsanız dahi en erken ancak 6 ay sonra aşı üretebilirsiniz.”

    Bilim insanları arılara corona virüsü koklamayı öğretti: Saniyeler içinde tespit ediyorlar

    0
    ari

    Hollandalı bilim insanları, arılara Covid-19’u koklamaları için eğitim verdi.

    Wageningen Üniversitesi’nin biyo-veteriner araştırma laboratuvarında 150’den fazla arı üzerinde gerçekleştirilen çalışmada, arılara ‘Pavlov’un Köpeği’ yönetimi ile enfekte olmuş vizonlar koklatıldı.

    Covid-19’a sahip vizonları her kokladıklarında şekerli su verilen arılar, daha sonra her virüs kokladıklarında dillerini dışarı çıkarıp şekerli su bekleyerek kokladıkları bölgede virüs olduğunu haber verdi.

    Hollanda’da bilim insanları, arıları eğiterek Covid-19’u koku duyularıyla tespit etmelerini sağladı.

    Wageningen Üniversitesi’nden bir basın açıklamasına göre araştırma, Wageningen Üniversitesi’nin biyo-veteriner araştırma laboratuvarında 150’den fazla arı üzerinde gerçekleştirildi.

    Bilim insanları, arılara Covid-19 ile enfekte olan bir vizonun koklattı. Daha sonra arılara kokuyu her aldıklarında bir şeker – su çözeltisi vererek kokuyu aldıklarında oluşturdukları tepkiyi tespit etti.

    Çalışmada, Pavlov’un Köpeği olarak adlandırılan psikolojik yaklaşım sonrasında arılar eğitilirken, enfeksiyon kokusu aldıklarında dillerini dışarı çıkardıklarını, almadıklarında ise normal durduklarını bildirdi.
    Böylece arılar sayesinde saniyeler içerisinde corona virüsün tespit edildiği belirtildi.

    KÖPEKLER DE EĞİTİLMİŞTİ

    Arılar, Covid-19’u koku yoluyla tespit edebilen ilk canlılar değil. Daha önce de bilim insanları köpekleri, insan tükürüğünden veya terden pozitif ve negatif Covid-19 örneklerini yüksek doğruluk seviyesiyle ayırt etmek için eğitmişti.

    Daha önce açıklanan ve az sayıda canlıyla yapılan araştırmada, köpeklerin pozitif Covid-19 örneklerini yüzde 94 oranında tespit edebildiği açıklanmıştı.

    Bilim insanları hayvanların corona virüsü tespit etmesinin nedeninin, virüs nedeniyle metabolik değişikliklerin meydana gelmesi ve enfekte olan kişinin, enfekte olmayana göre daha farklı kokması olarak açıkladı.
    Veterinerlik nöroloğu Holger Volk, araştırma ile ilgili Nature dergisine yaptığı açıklamada, “Hiç kimse hayvanların PCR makinesinin yerini alabileceklerini söylemiyor, ancak çok umut verici olabilirler” dedi.

    PAVLOV’UN KÖPEĞİ (ŞARTLANDIRMASI) YÖNTEMİ NEDİR?

    Pavlov’un Köpeği deneyi, psikolojideki en ünlü deneylerden biridir. Nobel ödüllü Rus fizyolog Ivan Petrovich Pavlov, bir ses çıkararak köpeklere mama verdi. Bunu bir süre yapan Pavlov, daha sonra sadece sesi duyduklarında köpeklerin ağızlarından salyaların aktığını gördü.

    Pavlovcu şartlandırma olarak da bilinen bu çalışma sonrasında, klasik şartlandırma olarak adlandırılan bir öğrenme biçimi keşfedildi. Bu öğrenme biçiminin, çoğu organizmada çevrelerine uyum sağlamak için gözlemlendiği belirtildi.

    Tırnaklarınızı İhmal Etmeyin! Evde Yapılabilecek ‘Nail Art’ Fikirleri

    0

    “Zamanımızın çoğunu evde geçiriyor olmamız tırnaklarımıza özen göstermeyeceğimiz anlamına gelmiyor.

    Aksine kendimizle ilgileneceğimiz daha çok vaktimiz var. Gün geçtikçe popülerlik kazanan tırnak sanatını evde de uygulayabileceğiniz şekillerle görünümünüze canlılık getirebilirsiniz. Sizin için yapımı kolay ‘nail art’ fikirlerini derledik. “

    Renkli ojelerinizi hazırlayın, başlıyoruz…

    Tırnaklarınızı İhmal Etmeyin Evde Yapılabilecek ‘Nail Art’ Fikirleri

    Simli tırnak sanatı

    Dilerseniz en kolayıyla başlayalım. Seçtiğiniz herhangi bir renk ojeyi tırnaklarınıza alt ton olarak uygulayın. Tercihen yanar dönerli ve açık pembe tonları kullanılabilir. İyice kuruduktan sonra simli ojeleri yüzük parmağınızdaki tırnaklarınıza sürün. Dilerseniz ojeniz kurumadan önce ekstra simler de serpiştirebilirsiniz. Böylelikle daha parlak ve göz alıcı görünürler. Eğer ekstra sim eklediyseniz kuruduktan sonra ince bir kat cila sürmeniz gerekir. Bu sayede simler suya girdiğinde ya da gün içindeki işlerinizde kolay kolay dökülmezler.

    Tırnaklarınızı İhmal Etmeyin Evde Yapılabilecek ‘Nail Art’ Fikirleri

    Taşlı tırnak sanatı

    Süslü görünmeye her zaman önem veriyorsanız bu tırnaklar tam size göre! Öncelikle istediğiniz büyüklükte parlak taş görünümlü plastik tırnak süslerinden satın almanız gerekiyor. Sonrası çok basit. Taşınızı ön plana çıkaracak bir renk tonu belirleyin. Ojeniz henüz kurumadan istediğiniz tırnağa taşınızı sabitleyin. Hafifçe bastırmanız yeterli olacaktır. Eğer daha sağlam durmasını istiyorsanız ya da seçtiğiniz taş biraz büyükse, tırnak yapıştırıcılarından yardım alabilirsiniz. Bu yöntemi aynı zamanda irili ufaklı pırlanta taşlarıyla da uygulayabilirsiniz. Ne de olsa ne kadar taş o kadar cazibe!

    Tırnaklarınızı İhmal Etmeyin Evde Yapılabilecek ‘Nail Art’ Fikirleri

    Figürlü tırnak sanatı

    Kış aylarının favorisi figürlerle tırnaklarınıza yeni bir görünüm katmayı deneyin. Koyu renkli ojelerinizi figürleri çizeceğiniz parmağınız hariç diğerlerine sürün. İsterseniz renk tonlarını koyudan açığa doğru her tırnağınıza farklı bir renk ojeyle de uygulayabilirsiniz. Böylelikle hoş bir geçiş de sağlamış olursunuz. Figürleri çizeceğiniz tırnağınıza zıt renkler kullanmanız çok önemli. Örneğin siyah bir martı figürü tercih ediyorsanız, alt tabana seçtiğiniz renk mutlaka beyaz veya çok açık bir ton olmalı. Tam tersi beyaz bir martı istiyorsanız, alt ton mutlaka koyu bir renk olmalı. Elbette figürleri ilk sürdüğünüz oje kuruduktan sonra çizmeye özen gösterin.

    Tırnaklarınızı İhmal Etmeyin Evde Yapılabilecek ‘Nail Art’ Fikirleri

    Bırakın tırnaklarınız konuşsun!

    Şimdi yavaş yavaş hareketlenmeye başlayalım. Tırnaklarınızı bir üst seviyeye taşıyacak sloganlı ‘nail art’la istediğiniz mesajları verebilirsiniz. Burada da en önemli nokta iki rengin de birbirine tamamen zıt olması! Beyaz yazılarda alt tonlar koyu, siyah yazılarda ise açık olmalı. Sonrası gayet basit; tercihen ince fırçalı ojeleri seçin. Böylelikle yazıları tırnaklarınıza daha kolay yazabilirsiniz. Bu işlem için ilk başta kısa sloganlarla başlamanız deneme süresini atlatana kadar size yardımcı olacaktır.

    Tırnaklarınızı İhmal Etmeyin Evde Yapılabilecek ‘Nail Art’ Fikirleri

    Geometrik şekillerle kendi sanat eserinizi yaratın

    Fark yaratan ve sanat eserine dönüşen tırnaklara sahip olmak için hünerlerinizi konuşturun ve geometrik şekilleri deneyin. Aslında göründüğü kadar zor değil. Şeffaf bir cilayla ilk önce tırnaklarınızı parlatın. Hem de bu şekilde sonraki işlem olan şekilleri daha rahat verebilirsiniz. Cila kuruduktan sonra ince uçlu bir fırçayla ya da kürdanla da deneyebileceğiniz geometrik şekillere başlayın. En son yine ojeniz kuruduktan sonra dikkat çekici bir renkle oluşan boşluklara canlılık katabilirsiniz. Sonuç: Size özel tasarım tırnaklar!

    Tırnaklarınızı İhmal Etmeyin Evde Yapılabilecek ‘Nail Art’ Fikirleri

    Çiçek desenli, puantiyeli tırnaklar

    Şimdi sırada belki de en eğlenceli tırnak sanatı olan puantiyeli ve çiçekli olanlar var. Birbirinden zıt renklerin bu kadar uyumlu olmasına siz de şaşıracaksınız. Burada önemli olan nokta daha önce de söylediğimiz gibi desenlerin ortaya çıkması için iki farklı rengi şekilleri ortaya çıkaracak tonlarda seçmeniz. Sonrası size kalmış. Tek tırnağınıza çiçek yaparken, diğerine noktalar, bir diğerine kalpler istediğiniz desenleri uygulayabilirsiniz. Denemeye değer!

    Aşılama Tedavisi Nedir?

    0
    asilama

    “Rahim ya da sperm taşıyıcı kanallarında problem görüldüğünde başvurulan yöntem artificial inseminasyon bir diğer deyişle aşılama tedavisidir.

    Tedavinin bütün detaylarını Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Embriyolog Op. Dr. Öznur Dündar Akın sizler için derledi.”

    Aşılama tedavisi detayları

    Aşılama yöntemi bir nevi suni döllenmedir. Doğal yolla gebe kalamayan çiftlerde tercih edilir. Aşılama tedavisinin yapılması için kadında bir tüpün açık olması gereklidir. Erkekten alınan sperm özel yöntemler ile hazırlanarak rahim içine bırakılır.

    10 ile 12 gün süren bu aşılama tedavisinde kadın ve erkek işleme alınır. Yumurtalıkların uyarılması için günlük olarak yapılan gonadotropin iğnelerine ya da klomene ihtiyaç vardır. İşlem sonrasında ise adet yumurta sayısını arttırabilmek için iğne ya da hap ile tedavi desteklenir. Yumurtaların çatlama zamanı hesaplanarak çatlatma iğnesi yapılır ve spermler özel bir kanül ile rahim içerisine koyulur.

    Aşılama tedavisinin tercih edildiği durumlar ise;

    • Nedeni bilinmeyen kısırlık
    • Sperm hareketliği düşük olması
    • Rahim ağzı sorunları yaşanması
    • Cinsel ilişki kurulamaması
    • Hafif geçirilen çikolata kisti

    Aşılama tedavisinin uygun olduğu karar verilen çiftlere işlem öncesi belirlenen testlerin yapılması gerekir. Bu testler.

    Spermiogram testi: 3 günlük cinsel perhiz sonrasında spermlerin incelenmesi amacıyla yapılır. Var ise sperm kanallarındaki tıkanıklıklar tespit edilir.

    Yumurtalık rezerv testi: Adet görülen 2 ya da 3. gün kanın incelenmesi ile yapılır. Bunların haricinde adet öyküsü, yumurtlama zamanında luteinize hormon pik düzeyi ölçümü, adetin 21. günü luteal fazda progesteron ölçümü ile ovulatuar fonksiyona bakılması ve adet sonrası tüplerin açıklığı, durumunun ve rahim duvarının değerlendirilmesi için HSG, TSH, açlık kan şekeri, prolaktin testleri istenmektedir.

    Aşılama tedavisinin başarı oranı diğer yöntemler ile kıyaslandığında oldukça yüksektir. 1 denemede %8-15 başarı sağlanırken, 3 denemede %18-30 başarılı gebelik oranlarıma ulaşılabilir.

    3 aşamadan oluşan tedavi süreci ise;

    1. aşama: Yumurtalıkların Uyarılmasıdır. Günlük yapılan yumurta geliştirici gonadotropin iğneleri sonrası yumurtaların olgunlaştırılıp, yumurta takibi ile 2-3 tanesinin belli bir hacme erişmesi izlenir.
    2. aşama: Uygun zaman belirlenir ve çatlatma iğnesi yapılır.
    3. aşama:  Aşılama aşamasıdır.  Çatlatma iğnesi yapıldıktan 35-36 saat sonra spermiogram örneği alınıp yıkanır. Örnek içindeki prostoglandin ve semen proteinleri gibi olası allerjenlerin uzaklaştırılır ve ince bir katater yardımı ile rahimin üst-iç kısmına enjekte edilir.

    Aşılama aşamasından 14 gün sonra ise gebelik testi ile sonuç beklenir. Aşılama tedavisi diğer yöntemlere kıyasla kolay gibi gözükse bile sonuçların doğru analiz edilmesi ve doğru zamanda çatlatma iğnesinin yapılması önemlidir. Bu sebeple işlem mutlaka konusunda uzman hekim tarafından yapılmalıdır.

    Soğan suyunun faydaları nelerdir? Soğan suyunun hazırlanışı ve kullanımı

    0
    sogan

    “Soğan, yemeklerin baş tacı olmazsa olmazıdır. Soğanın içerisinde bulunan vitamin ve mineraller aynı zamanda pek çok hastalığa da iyi gelmektedir.

    İşte, doğal bir antibiyotik olarak bilinen soğan suyunun faydaları, neye iyi geldiği, hazırlanışı ve kullanımı ile ilgili tüm detayları.”

    Soğanda A, B, C, E vitaminlerinin yanı sıra fosfor, kalsiyum, sodyum, iyot, magnezyum ve potasyum mineralleri içeriğinde bulundurur. Bu özellikleriyle soğan suyu sağlığa pek çok fayda sağlar.

    Soğan Suyunun Faydaları Nelerdir?

    Soğan suyu içerisinde farklı vitaminleri barındırdığı için doğal antibiyotik olarak bilinir ve yaraları, iltihapları tedavi etmede kullanılır. Bunun yanı sıra son dönemlerde oldukça aranan soğan suyunun faydaları şu şekildedir;

    – Soğan suyu oldukça iyi bir idrar söktürücüdür.

    – Soğan suyu sindirimin kolaylaştırılmasına da yardımcı olur. Özellikle mide problemleri yaşayan kişiler soğan suyu ile daha sağlıklı bir mideye sahip olabilirler.

    – Soğan suyu bağırsakların hareketlerini artırarak, müshil etkisi göstermektedir.

    – Soğan suyu düzenli tüketildiğinde kan şekerinin dengelenmesini ve düşürülmesini sağlar.

    – Soğan suyu sayesinde cilt yüzeyindeki yaralar kısa sürede iyileşebilir.

    Soğan suyunun faydaları nelerdir Soğan suyunun hazırlanışı ve kullanımı

    Soğan Suyu Nasıl Hazırlanır?

    Soğan suyu kürü için özellikle kahverengi soğanları tercih etmek gerekir. Hijyenik olması açısından soğanları sirkeli bir suda yıkamak gerekir. Ardından ise bir adet kuru soğanı dörde bölmelisiniz. Orta boy bir tencereye bölünen soğanları atarak, üzerine 2 bardak klorsuz su ilave ederek kaynatın. Yaklaşık 5 dakika soğanları kaynattıktan sonra soğan suyunu süzün. Soğan suyu hazır olduğunda ılınması için bekleyin ve ondan sonra tüketin.

    Soğan Suyu Ne Sıklıkla Kullanılır?

    Soğan suyu hazırlandığı andan itibaren öğlen ve akşam yemeklerinden önce bir bardak 15 gün boyunca içilmelidir. Soğan suyu kürü 15 gün düzenli içildikten sonra 6 ay ara verilmeli ve 15 gün daha düzenli olarak içilmelidir.

    Soğan Suyu Neye İyi Gelir?

    Soğan suyu, vücudun her organına ve bölgesine iyi gelen bir içecektir. Saç sağlığı ve bitlerin yumurtlamasını önlemek için soğan suyundan faydalanabilirsiniz. Güçlü bir antioksidan içeriği bulunan soğan suyu cildin daha parlak ve canlı görünmesine yardımcı olur. Ayrıca kırışıklıkların giderilmesini de sağlar.

    Soğan suyundan elde edilen kür ile ameliyat izleri büyük ölçüde giderilir. Ayrıca akne ve sivilce oluşumu da engellenir.

    Saçlarda uzamayı daha verimli ve hızlı hale getirir. Kemikleri ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Özellikle bağışıklık sistemi ile ilgili sık rahatsızlanan kişilerin mutlaka soğan suyu kürü tüketmesi gerekir.

    Antioksidan bakımından zengin olan soğan suyu sayesinde astım ve alerjik rahatsızlıklardan kısa sürede kurtulabilirsiniz.

    Kalp ve damar rahatsızlıklarının önlenmesine de yardımcı olur.

    Soğan suyu, içerisinde yüksek miktarda antioksidan içeriği için öncelikle vücutta bulunan ödemin kolaylıkla atılmasına yardımcı olur. Ayrıca vücuda biriken toksinler de soğan suyu sayesinde atımı daha kolay şekilde olur.

    Soğan suyu güçlü bir yağ yakıcıdır. Vücutta bulunan yağların yakımını hızlandırır ve böylece kilo verilmesini de kolaylaştırır. Soğan suyu ile zayıflamak isteyen kişilerin özellikle aç karnına soğan suyu içmesi gerekir. Dozunu aşmadıktan zayıflamak için soğan suyu tüketilebilir.

    Cinsellikten Çekinmenin 8 Nedeni

    0

    “Cinsellikten çekinmek ne demek ve insanlar neden cinsellikten çekinir? Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney cinsellikten çekinmenin nedenleri hakkında bilgiler verdi.”

    Cinsellik hem çok konuşulan, hem de en çok çekinilen konuların başında gelir. Aslında hayatın vazgeçilmez ve doğal bir alanıdır. Doğduğumuz andan itibaren, cinsel durumumuza göre kız erkek diye tanımlanırız.

    Ergenlikle birlikte fiziksel görünümümüz ve bununla birlikte cinsellikle ilgili istekler, arzular ortaya çıkar. Hayatın geri kalanında cinsellik artık olmazsa olmaz haline gelir. Ancak cinsellikte çekinme çoğu zaman sorun olmaya devam eder.

    Cinsellikte çekinmenin nedenleri

    1- Kişinin çevreden aldığı cinsellikle ilgili bilgiler yetersizse, ilişkisinde çekingen olmaya devam edecektir.

    2- Çevreden duyulan aşırı abartılı cinsellikle ilgili bilgiler. Cinsellikle ilgili konuşmalarda insanlar, genelde olup biten durumları abartma eğilimindedir.

    3- Sağlıklı cinsellikle ilgili bilgilere ulaşmada zorluk, arkadaş ve aile gibi bilgi kaynaklarının bilgilerinin de kulaktan dolma olması.

    4- Cinsellik alanının mahremiyeti nedeniyle soru sormanın zor olması.

    5- Eşler uzun süre birlikte olsalar da, karşı tarafın yanlış anlayacağını düşünerek cinsellikle ilgili soru sormaktan çekinirler.

    6- Kendilerine güven sorunu yaşayan insanlar doğal olarak cinsel alanda da bu sorunu yaşayacak ve çekinecektir.

    7- Komik duruma düşmek, cahil gibi gözükme korkusu nedeniyle çekinerek uzak dururlar.

    8- Cinsel sorunların diğer sağlık sorunlarından farkı olmamasına rağmen; kişiler soruna katlanmalarına rağmen, yardım almakta zorlanırlar.

    Cinsellikte çekinmenin ortadan kalkması ve kişilerin kendilerinden daha emin hareket etmeleri; ancak doğru ve gerçek bilgilere sahip olma ve partneriyle daha açık olarak konuşabilmekle mümkündür.

    2.5 kilo Daha Alırsa Tedavi Şansını Kaybedecek

    0
    sma

    Adana’da SMA hastası Eliz Mira Mert, gen tedavisi için devletin ve yardımseverlerin kendisine uzatacağı yardım elini bekliyor.

    2 yaşındaki kızının hayatta kalması için destek isteyen anne Yonca Mert, “Şayet 2.5 kilo daha alırsa tedavi şansını kaybedecek” dedi.

    Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastası Adanalı minik Eliz Mira Mert’in yaşam mücadelesinde zaman daralıyor. 2 yaşındaki kızının hayatta kalması için destek isteyen anne Yonca Mert, Dubai’deki Çocuk Hastanesi’nden gen tedavisi için teklif aldıklarını ancak yeterli parayı bulamadıklarını belirtti.

    11 kilogramlık Eliz Mira’nın 13.5 kilograma ulaşmadan gen tedavisini alması gerektiğini yaşlı gözlerle anlatan anne Mert, “Eliz Mira, şayet 2.5 kilogram daha alırsa tedavi şansını kaybedecek” diye konuştu.

    Kurumsal yerlerden bir destek göremediklerini ifade eden Yonca Mert, “Çevremizden küçük yardımlar aldık. Sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla yardım toplamaya çalışıyoruz ancak yeterli olmuyor. Şu ana kadar toplanması gereken miktarın ancak yüzde 27’sini toplayabildik. Ramazan ayındayız. Herkesten yardım bekliyoruz. Sesimizin duyulmasına ihtiyacımız var. Destek verenler bir çocuğun hayatını kurtarmış olacak” dedi.

    CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin de minik Eliz Mira ve ailesine destek verdi. SMA hastalarına SGK desteği verilmediğine dikkat çeken Dr. Şevkin, şunları söyledi: Çocuklarımız kaderiyle baş başa bırakılmamalı. 26 aylık Eliz Mira da tedavi için zamanla yarışan çocuklarımızdan biri. Eliz Mira’nın ve tüm SMA’lı çocuklarımızın hayatta kalmaları için gerek devletin gerekse vatandaşlarımızın destek vermesi büyük önem taşıyor.

    Dünya Bu Olayı Konuşuyor: Malili Kadın 9 Bebek Doğurdu!

    0
    Dogum

    Fas’ın Kazablanka kentinde gerçekleşen bir doğum tüm dünyayı şaşkına çevirdi.

    Malili bir kadın tam 9 bebek doğurarak inanılması güç bir doğum hikâyesine imza attı. Çoğul hamilelikler ve doğumlar oldukça nadir ve zor gerçekleşirken 9 bebeğin tümümün sağlıklı olduğu bildirildi.

    Dilimize yerleşmiş ‘dokuz doğurmak’ deyimi iki anlamda kullanılıyor. İlk anlamı ‘Bir durumu sabırsızlıkla, heyecan ve merak içinde beklemek.’ İkinci anlamı ise ‘Bir işi sıkıntı ve güçlük çekerek sona erdirmek, işi sona erdirinceye değin çok güçlük, sıkıntı çekmek.’

    Fas‘ta gerçekleşen bir doğum ise bu deyimi gerçek anlamıyla hayata geçirdi. Malili bir kadın tamı tamına 9 bebek dünyaya getirdi.

    Mali Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Mali vatandaşı Halime Sisi’nin, sezaryen yöntemiyle Kazablanka’da bir sağlık kuruluşunda doğum yaptığı belirtildi.

    Anne ve 9 çocuğun sağlık durumlarının iyi olduğu kaydedildi. Bebeklerden beşinin kız, dördünün erkek olduğu açıklandı.

    25 yaşındaki Halime Sisi’nin Mali’nin başkenti Bamako’da yapılan tetkiklerde 7 bebek taşıdığının tespit edildiği, bunun üzerine sağlık durumunun takibi için 30 Mart’ta Fas’a sevk edildiği kaydedildi.

    Dünya bu olayı konuşuyor: Malili kadın 9 bebek doğurdu

    Kadının doğum masraflarının Mali’nin geçici hükümeti tarafından karşılandığı ifade edildi.

    Halime Sisi 20 Mart’ta Fas’taki kliniğe yatırıldığı ve takip altında bulunduğu, bebeklerin ise dün gerçekleştirilen sezaryen ameliyatıyla dünyaya geldiği açıklandı.

    Çoğul gebelikler hem hamilelik sürecinde hem de doğum esnasında riskli kabul ediliyor ve tıbbi açıdan takip gerektiren vakalar olarak kabul ediliyor.

    Muğla’da Sağlık Çalışanlarına 20 Ton Balık Dağıtıldı

    0

    Muğla Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Kültür Balıkçıları Derneği tarafından temizlenmiş 20 ton balık sağlık çalışanlarına teslim edildi.

    Muğla Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak, Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde düzenlenen törende, sağlık çalışanlarının yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını sürecinde vatandaşların sağlığı için canları pahasına çaba gösterdiğini söyledi.

    Hastane Başhekimi Doç. Dr. Turhan Togan ise sırası gelenlerin aşılarını yaptırmalarını tavsiye etti.

    Muğla'da sağlık çalışanlarına 20 ton balık dağıtıldı

    Salgın sürecinin başından beri tüm kurum ve kuruluşların desteklerini gördüklerini vurgulayan Togan, süreçten sonra da hastalara şifa dağıtmaya devam edeceklerini dile getirdi.

    Muğla Kültür Balıkçıları Derneği Başkanı İhsan Bozan da sağlık çalışanlarına küçük de olsa katkıları olmasını istediklerini ifade etti.

    Konuşmaların ardından hastaneye getirilen 20 ton temizlenmiş balık, sağlık çalışanlarına dağıtıldı.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca illere göre corona virüsü vaka sayılarını paylaştı… İstanbul yine zirvede..

    0
    İllere göre vaka sayisi

    Son dakika haberine göre; Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, illere göre 24-30 Nisan tarihlerinde görülen Kovid-19 vakası sayılarını açıkladı.

    İllere göre 100 binde vaka sayısı İstanbul’da 532,02, Ankara’da 361,52, İzmir’de 223,34 oldu. Geçen hafta İstanbul’da 854,75, Ankara’da 567,88, İzmir’de 335,09 vaka sayısı belirlenmişti. İstanbul, en çok vaka görülen il olurken en az vaka görülen il ise Şırnak oldu. Öte yandan Şırnak, haftalık tablonun açıklanmaya başladığından beri en az vaka görülen il olarak dikkat çekti.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 24-30 Nisan arasında illere göre her 100 bin kişide görülen koronavirüs (coronavirüsü) vaka sayılarını açıkladı.

    Bakan Koca yaptığı açıklamada, “İllerimizde bir haftada 100.000 nüfusa karşılık gelen vaka sayısını gösteren insidans haritasının güncel halini ekte bulabilirsiniz. Tedbir ve kısıtlamalar bu haritayı her gecen gün daha iyi bir tabloya çevirecek.” dedi.

    VAKA SAYISI EN ÇOK OLAN İLLER

    İstanbul: 532.02
    Kırklareli: 498.70
    Tekirdağ: 489.89
    Çanakkale, 439,11
    Kocaeli: 437.65
    Erzincan: 428.70

    VAKA SAYISI EN DÜŞÜK OLAN İLLER

    Şırnak: 46.12
    Şanlıurfa: 70.25
    Mardin: 76.40
    Siirt: 79.14
    Van: 90.75

    ÜÇ BÜYÜK ŞEHİR VAKA SAYILARI

    İstanbul: 532.02
    Ankara: 361.52
    İzmir: 223.34

    Son dakika haberi: Sağlık Bakanı Fahrettin Koca illere göre corona virüsü vaka sayılarını paylaştı... İstanbul yine zirvede..

    KARADENİZ’DE VAKA SAYILARI

    Sinop: 213.43
    Samsun: 267.54
    Ordu: 316.52
    Giresun: 388.44
    Trabzon: 237.71
    Rize: 353.70
    Artvin: 194.10
    Ardahan: 251.66

    TURİZM SEZONUNUN YAŞANACAĞI İLLER

    Muğla: 183,46
    Aydın: 162,45
    Antalya: 200,37
    Mersin: 143,25

    Son dakika haberi: Sağlık Bakanı Fahrettin Koca illere göre corona virüsü vaka sayılarını paylaştı... İstanbul yine zirvede..