Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 138

    Pandemi Sonrası İş Hayatında Karma Çalışma Modelleri Benimsenecek

    0
    Pandemi Sonrası İş Hayatında Karma Çalışma Modelleri Benimsenecek

    EY Türkiye’nin Çalışma Dünyasının Geleceği: COVID-19 ve Yeni Normal raporuna göre; uzaktan çalışma modelinin çalışma dünyasında hızla yaygınlaşması uzun vadede yenilikçi çalışma modellerinin temellerini oluşturan bir unsur oldu.

    Çalışanların %54’ü COVID-19 dönemi sonrasında sürekli ofiste çalışmaya dönmek istemiyor. Öğrencilerin %73’ü, iş hayatına adım attıklarında hem ofis hem uzaktan çalışmayı içeren karma bir çalışma modeli tercih ettiklerini belirtiyor

    EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü rapor sonuçlarıyla ilgili olarak, “Uzun vadede teknolojinin hâkim olduğu yeni bir çalışma dünyası bizleri bekliyor. Bu bağlamda, iş sürekliliği sağlamak ve yeni normale adapte olmak adına kurumların bazı aksiyonlar almaları bir tercihten öte artık bir zorunluluk” dedi

    Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young), pandeminin çalışma hayatına etkilerini incelediği Çalışma Dünyasının Geleceği: COVID-19 ve Yeni Normal adlı raporunun sonuçlarını açıkladı. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölümü tarafından hazırlanan raporda; COVID-19 krizi ile birlikte çalışma modelinde yaşanan zorunlu değişimler, işe geri dönüş süreci ve COVID-19’un çalışma dünyası üzerindeki uzun vadeli etkileri mercek altına alınıyor. Çalışan, işveren, yatırımcı ve öğrenci olmak üzere 300 katılımcı ile gerçekleştirilen anket sonucu oluşturulan rapor iş dünyasındaki dönüşüme ışık tutuyor.

    Pandemi sonrası ofise dönüş konusunda fikir birliği yok

    Rapora göre; uzaktan çalışma modelinin çalışma dünyasında hızla yaygınlaşması uzun vadede yenilikçi çalışma modellerinin temellerini oluşturan bir unsur oldu. Anket kapsamında çalışanlara COVID-19 dönemi sonrasında sürekli ofiste çalışmaya dönmek isteyip istemediklerini sorulduğunda, %54’ünün olumsuz yanıt verdiği görülüyor. Müdürler ve üst düzey yöneticiler tarafından verilen yanıtlara bakıldığında ise katılımcıların %53’ünün krizden sonra ofiste çalışmayı tercih edeceğini belirtiyor.

    Yönetsel seviyeler arasındaki bu fikir ayrılığı bir yandan kuşaklar arası beklenti farkını ortaya koyarken diğer yandan da COVID-19 dönemi sonrası çalışma dünyasının geleceğine ilişkin belirsizliklerin bir göstergesi olarak ortaya çıkıyor. Buna karşın farklı ihtiyaçlardan dolayı ofise gitmeyi bir ihtiyaç olarak gören çalışanların ofiste çalışmayı istemelerinin temel sebepleri arasında sosyal kalmak (%29), ofiste daha iyi çalışma kaynaklarına erişim (%24) ve meslektaşlarla daha iyi iş birliği (%23) gibi unsurlar yer alıyor. Y ve Z kuşağından oluşan öğrenci katılımcıların iş hayatından temel beklentileri arasında da esnek çalışma modeli başta geliyor. Katılımcıların %73’ü, iş hayatına adım attıklarında hem ofis hem uzaktan çalışmayı içeren karma bir çalışma modeli tercih ettiklerini belirtiyor.

    COVID-19 dönemi ve dijitalleşme öğrencilerin kariyer planlarını değiştirdi

    COVID-19 pandemisi yatırımcılar, işverenler ve çalışanların planlarını baştan yazmalarına neden olmasının yanında öğrencilerin de gelecek planlarını büyük ölçüde etkiledi. Öğrencilerin %63’ü COVID-19 dönemi ve dijitalleşmedeki hızlanmanın kariyer planlamalarında değişikliğe neden olduğunu belirtiyor. Bunun başlıca nedenleri arasında COVID-19 döneminde ve sonrasında değişen müşteri talepleri nedeniyle belirli sektörlerin gelişmesi veya küçülmesi (%54) ve gelişen yeni teknolojiler (%52) yer alıyor.

    Uzaktan çalışma üretkenliği artırdı ancak yalnızlaştırdı

    Çalışanların yarısı uzaktan çalışma döneminde, COVID-19 öncesi döneme kıyasla üretkenliklerinin artığını belirtiyor. Bu rakam, müdür ve üst düzey yöneticiler için %60’a kadar çıkıyor. Buna karşın, uzaktan çalışmanın getirdiği bazı zorluklar olduğu da anket sonucu ortaya çıkıyor. Bunların başında evde çalışılan sürede artan yalnızlık duygusu ve insan ilişkilerinin zayıfladığı düşüncesi geliyor (%41). Bu modelin bir diğer zorluğu ise evdeki alan yetersizliği nedeniyle iş ve özel alan arasında farklılık bulunmaması (%41). Katılımcıların %37’si ise uzaktan çalışmanın herhangi bir zorluk teşkil ettiğini düşünmüyor. Bu düşünce, özellikle Y kuşağına ait katılımcılarda daha baskın (%40).

    Çalışanlar COVID-19 sonrası kısıtlı derecede iş seyahati yapmak istiyor

    Yurtiçi ve yurtdışı seyahat yasakları kaldırıldıkça, eski etkileşim şekillerine dönülüp dönülmeyeceği kurumlar için henüz hâlâ tartışma konusu. Bu bağlamda çalışanların yarısından fazlası (%55) COVID-19 sonrasında kısıtlı derecede iş amaçlı seyahat yapmak istediğini belirtiyor. COVID-19 öncesi dönemde çalışanların %18’i ‘genelde’ iş seyahati yaptığını belirten, kriz sonrasında bu sıklıkta seyahat etmek isteyen kişiler yalnızca %3’lük bir kesim. Olası iş seyahatlerinin sebeplerine ilişkin olarak çalışanların çoğunluğu, etkinlik ve eğitim gibi nedenlerden dolayı seyahat etmek istediğini belirtiyor. Çalışanların %20’si ise kurumlarının sıfır seyahat politikası izlemesi gerektiği düşünüyor.

    Yeni normale uyumda dijital dönüşümün boyutu tartışılıyor

    Teknoloji yalnızca krizin kısa vadede etkileri ile başa çıkmak için değil, uzun vadede yeni normale uyum sağlamak için gerekli bir faktör olarak öne çıkıyor. Müdür ve üst düzey yöneticilerin %61’i gelecekte kurumlarının mevcut dijital araçlarını ve teknolojisini geliştirmek için orta seviyede değişikliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Olası değişiklikler arasında, çalışanların %55’i COVID-19 sonrasında kurumlarının uzaktan çalışmayı basitleştirmeye yönelik aksiyonlar almasını isterken, %48’lik bir kesim, iş gücü planlaması için yeni araçların geliştirilmesi talep ediyor. İşverenler tarafında ise %59’luk bir kesim, çalışanların mevcut durumda kullanmakta olduğu teknolojilerde ve araçlarda bir değişiklik yapmayı düşünmüyor. Teknolojik altyapıya ilişkin bu fikir ayrılığı gelecekte dijital dönüşümün boyutu hakkında soru işaretleri yaratıyor.

    Çalışanlar becerilerini geliştirmeye yönelik eğitim talep ediyor

    Gelişen teknolojiler ve çalışma dünyasının her geçen gün daha da içine giren dijital dönüşüm, çalışanlar için yeni yetkinlik ihtiyacını de beraberinde getirdi. Çalışanların %59’u uzaktan çalışma ve çevrimiçi toplantı becerilerini geliştirmeye yönelik eğitimlerin yürütülmesini isterken, %58’lik bir kesim çevrimiçi eğitim ve gelişim platformlarının yaygınlaştırılmasını talep ediyor. Y kuşağına ait çalışanların %25’i gelecek öğrenme ve yetenek gelişimi planlamalarını büyük ölçüde, %49’u da orta derecede değiştirdiğinin altını çiziyor.

    Geleceğin yetkinlikleri: Veri analitiği uygulamaları, tasarım odaklı düşünme, bulut teknolojileri

    Çalışma dünyasının gelecek oyuncuları olan öğrencilerin %64’ü, dijitalleşme ve teknolojik gelişmelerin daha verimli ve etkin bir çalışma dünyasına katkı sağlayacağı düşüncesinde. Öğrencilerin %66’sı dijitalleşme ile birlikte çalışanların yeni yetkinlik ihtiyacının artacağını düşünüyor. Bu bağlamda, öğrencilerin geleceğe yatırım yapmak adına edinmek istedikleri yetkinliklerin en başında veri analitiği ve uygulamaları (%39), tasarım odaklı düşünme (%28) ve bulut teknolojileri (%19) gibi dijital yetkinlikler yer alıyor.

    EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü rapor sonuçları ile ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Uzun vadede teknolojinin hâkim olduğu yeni bir çalışma dünyası bizleri bekliyor. Bu bağlamda, iş sürekliliği sağlamak ve yeni normale adapte olmak adına kurumların bazı aksiyonlar almaları bir tercihten öte artık bir zorunluluk. Organizasyon şemasının yeniden şekillendirilmesi, artan esneklik ve uzaktan erişime dayalı yeni roller ve süreçler geliştirilmesi, kurumların gündeminde olması gereken unsurlar olarak öne çıkıyor.

    Kurumların yeni normale adaptasyon döneminde ofislere dönüşe geçmesiyle geleneksel çalışma yöntemlerinden sıyrılmak zorunda kaldığını görüyoruz. COVID-19 öncesi çalışma düzeninin izlerini taşıyan bu sürecin birçok yeniliği de beraberinde getirdiği söylenebilir. Zira uzaktan çalışmanın yaygınlaşmasıyla beraber uzun vadede tam zamanlı olarak ofiste çalışma konusu soru işaretleri yaratıyor. Özellikle genç nesilde artan esneklik arayışı, kurumları çalışanlarına ofisten ve uzaktan çalışmayı kapsayan karma çalışma modelleri sunmaya teşvik ediyor. Ayrıca, bu modellerin uzun vadeli olarak uygulanabilmesi için bu çalışma modellerine uygun ödüllendirme, yan haklar, teknoloji gibi destekleyici unsurların da şirketler tarafından sağlanması bekleniyor.”

    Kriz döneminde pozitif etkilenen sektörler uzun vadede de pozitif eğilim gösterecek

    Raporda COVID-19 krizi ve beraberinde gelen belirsizlik ortamının tüm sektörleri farklı şekillerde etkilediği belirtiliyor. Anket sonuçlarına göre; teknoloji, perakende ve telekomünikasyon sektörleri yatırımcılar tarafından en olumlu etkilenen sektörler olarak değerlendirilirken, petrol ve gaz, otomotiv, enerji ve altyapı ile medya ve eğlence sektörleri ise en olumsuz etkilenenler olarak öne çıkıyor. Krizin sektörler üzerindeki etkilerinin uzun dönemde devam etmesi bekleniyor. Ankete katılan yatırımcıların %50’si kriz döneminde pozitif etkilenen sektörlerin uzun vadede de pozitif eğilim göstereceğini düşünüyor. En çok yatırım yapılan sektörlere bakıldığında, perakende (%55) ve teknoloji (%45) sektörleri başı çekiyor.

    Hayvan Sevgisi Aşılamak İlk Hedef

    0
    Hayvan Sevgisi Aşılamak İlk Hedef

    Kuzu Effect AVM, kış aylarının başlaması ile sokakta yaşayan hayvan dostlarımızın yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile harekete geçti.

    AVM içerisinde kurulan Pati Love standından yapılan her bir alışveriş karşılığında ücretsiz kedi ve köpek maması veriliyor. Soğuk kış günlerinde hayvan dostlarımızın da unutulmaması gerektiğinin altını çizen Kuzu Effect AVM yönetimi, “ Bizler kadar onların da besine ihtiyacı var. Burada bulunan Pati Love standından yapılan hediyelik eşya alışverişlerinden ziyaretçilerimiz sokakta yaşayan dostlarımız için ücretsiz mama alıp diledikleri yere bırakabilirler. Bizler de kendi lokasyonumuz içerisinde sokak hayvanlarımıza elimizden geldiğince destek oluyoruz” dedi.

    Dünya üzerinde tek başımıza değiliz çağırısı

    Diğer canlılar için farkındalık yaratmak istediklerinin altını çizen Pati Love Kurucu Ortağı Emin Şırka, “Asıl amacımız burada insanlara hayvan sevgisini aşılamak. Özellikle çocuklara hayvan sevgisini aşılayabilirsek biz projemizi istediğimiz noktaya taşımışız demektir. Onlara ücretsiz mamalar dağıtıyoruz. Burada hazırda bulundurulan ürünlerimizin satışı ile hem barınaktaki hayvan dostlarımıza hem de sokak hayvanlarına destek oluyoruz” diye konuştu.

    Beyninizi Harekete Geçirecek ve Yaşlanmanızı Önleyecek Öneriler

    0
    Beyninizi Harekete Gecirecek ve Yaslanmanizi onleyecek oneriler

    Günümüzün bu kadar hızlı ilerleyen ve değişen koşullarında insanın sürekli işleyen bir zihne sahip olmasının önemini anlatmaya gerek yok sanırım…

    Ülkeden ülkeye geçişi zaman farklılığı gösterse de Dünyanın son 11 ayını hatta geleceğini etkisi altına alan Covid-19 virüs salgını sürecinde hepimiz gördük ki, hayat bizim tahmin ettiğimiz şekilde ve hızda akmıyor. Planlar yapıyor, öngörülerde bulunuyor ancak yönetemediğimiz pek çok dinamiğin hayatımızı kötü etkilememesi için bedenimizi ve zihnimizi canlı tutmamızın artık bir zorunluluk olduğunu herkes kabul eder haldedir diye düşünüyorum.

    Bana kalırsa yaşanan her şeyin yıllar yıllar öncesinde hatta belki 1. Ve 2. Dünya savaşlarından itibaren dönemleri ve senaryoları hazırdı. Kişiler değişse bile, kurgudaki standart sapmalara rağmen kusursuz bir biçimde işledi ve Dünya düzeni mecburi istikametini, bitmeyen ve belki de Dünya yok olana kadar bitmeyecek çıkar çatışmaları yüzünden değiştirmek zorunda kaldı. Dünya hep böyle bir yerdi ve hepte böyle bir yer olacak. Sayısı çoğalan her şeyin tehlikeli olduğu gerçeğini şöyle bir kenara alır koyarsak, artan Dünya nüfusu da her bireyin hayat kalitesini arttıracak ve ömrünü finanse edecek düzeyde bir altyapı ile beynini kullanacağı yöntemlerin tespitine yönelmemize sebep oluyor.

    İnsanın en önemli sermayesi, beden ve zihin sağlığıdır derim ben hep. Yatırımlarınızı önce dimdik ayakta kalmak için ruhunuza ve beyninize yapmalısınız ki, kimseye muhtaç olmayasınız. E şimdi bunun için ne yapılabilir ki sorusu geliyor o zaman aklımıza…

    Bedeninizi korumak için sağlıklı beslenmeniz, spor yapmanız, alkol, sigara ve bağımlılık arzeden alışkanlıklarınızın olmaması hayatınıza önemli artılar katarken beyninizi hareketlendirmeniz ve onun genç kalması için de spor yapmanızı önermek mümkün.

    1-Beynin büyümesi için fiziksel egzersiz

    Fiziksel aktivitelerin beyninizi büyüttüğünü, egzersiz sinir kavşaklarının sayısını arttırdığını, beyinde daha fazla hücrenin oluşmasını sağladığını, spor yaparken kal-damar sağlığınızın iyi olması sebebiyle beyninize daha fazla oksijen gittiğini söyleyebilirim. Bir de bu egzersizleri açık havada yaptığınızı düşünürsek bonus olarak bir de D vitamini almanızın bünyenizi coşturan etkisini hissedebilirsiniz diyebilirim. Ayrıca yeni yerler görmeyi sevdiğiniz birkaç kişiyle birlikte yapmak, yeni şeyleri tanımak, fikir alışverişleriyle egzersizleri bütünleştirmek; oluşan yeni beyin hücrelerinin sağlam bağlantılarla birbirine bağlanmasını sağlayacaktır.  Tabii bir de her ne yapıyorsanız onu mutlaka aşkla, severek yapın. Egzersiz ve sosyal iletişimin beyin üzerindeki etkisinin, katılım arzusuyla güçlendiği bilinir.

    2-Hareket halinde ezberleme

    Ezberleme söz konusu olduğunda, işinizi kolaylaştırmak istiyorsanız da hareket halinde ezber yapmaya çalışın diyebilirim. Metinleri hareket ederken ya da dans ederken hafızada tutmak çok daha kolay oluyor, benden söylemesi.

    3-Doğru beslenmenin yaşamsal değeri

    Beslenmenin öneminden zaten bahsetmiştik ama üzerine basa basa vurgulanması gereken birkaç hususa daha değinmekte yarar var diye düşünüyorum.

    Yediklerimizin ortalama beşte birini şekerin oluşturduğunu ve enerjinin doğrudan beyne gitmesinin, beynin işleyişini tamamen glikoz düzeyine bağlı kıldığını biliyoruz.

    Bu yüzden şeker tüketiminizi kontrol edemezseniz, zihninizin çok daha karmaşık hale geldiğini gördüğünüz zamanlar olmuştur.

    Yani aslında sevdiğimiz şeyleri yediğimizde beynin ödül bölgesi zevk almamızı sağlayan dopamin adlı bir kimyasal madde salgılıyor ama bir yandan beynin ödül bölgelerini memnun edecek şeyleri yerken, bir yandan da bağırsaklarımızı sağlıklı tutacak gıdalar almamız gerektiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Bilmeyenleriniz için yazıyorum insanların bağırsaklarında beyinle bağlantılı ortalama yüz trilyonu aşkın mikrop bulunuyor. Bunların dengesi de beynin sağlığı için hayati önem taşıyor.

    Bağırsaklara bu yüzden sık sık “ikinci beyin” deniyor. Çeşitli ve sağlıklı yiyeceklerle beslendiğimizde de bu mikroplar dengeleniyor ve beynimiz de sağlıklı bir hale geliyor.

    O yüzden yediklerimizin de bir miktar yağ içermesi beslenmemiz için hayati önem taşıyor. Fındık, fıstık, çekirdekler, avokado ve balık yağı sağlıklı yağlardır. Bunların yanında ayrıca biberiye ve zerdeçalın da beyin sağlığı için faydalı olduğu biliniyor.

    Yemekten zevk almak, sosyal ortamlarda yemek zevkini paylaşmak da yediğiniz şeylerin beyne faydasını güçlendirdiğini de söylemeden geçemeyeceğim pek tabii ki.

    4. Şalteri indirip her şeyden uzaklaşmak

    Dinlenme zihnin bazı işlevlerini yerine getirebilmesi için şart…Stres, insanın acil durumlara tepki gösterme refleksini koruması açısından gerekli ve bu hal kortizol adlı hormonun salgılanmasına da yol açıyor. Bu da çok üst perdeden olmamak kaydıyla bize enerji verir ve dikkatimizi toplamamızı sağlar. Ancak uzun süren endişe ve yüksek düzeyde stres beyinde tam tersine, zehir etkisi yaptığı için zaman zaman, deyim yerindeyse şalteri indirip, beynin bu kısmını dinlendirmek oldukça önemli bir hale geliyor ve bunu yaptığınızda aslında beynin farklı bir bölgesini de çalıştırmış oluyorsunuz.

    Beynimizde “kendi halinde çalışma ağları” diyebileceğimiz bir ağ var. Bu fonksiyon sayesinde gündüz vakti hayallere dalabiliyoruz ve bu fonksiyon hafızayı muhafaza bakımından çok önemli. Dış dünyayla zihinsel ilişkimizi kestiğimizde ise, beynin bu fonksiyonunun işleri devralıp yürütmesini sağlamış oluyoruz. Hal böyleyken bir daha işyerinde hayallere dalmış olarak yakalanırsanız, beyninizin çok hayati bazı bölgelerini çalıştırdığınızı söyleyerek kendinizi savunabilirsiniz!

    Bazılarınızın gevşemek ve şalteri indirmekte zorlandığını da ortada. Bu noktada da meditasyon veya farkındalık temelli teknikler deneyerek stres düzeyini daha sağlıklı ölçülere düşürmek kolaylaşacaktır

    5. Daha önce hiç denemediğiniz şeyler yapmak

    Yeni bir şey öğrenmek beyinde yeni nöronal yollar açar. Beyninizi geliştirmekte kilit önemde bir yöntem, onu yeni şeyler yapmaya ya da öğrenmeye yönelterek sınamaktır. Bir sanat dalında kursa yazılmak ya da yeni bir dil öğrenmek beyninizin esnekliğini artıracaktır. Bunun için denternette arkadaşlarınız ya da ailenizle yarışacağınız bir oyun bulun. Bu hem sizi sınayacak, hem de başkalarıyla yarışmak bir sosyal iletişim olarak beynin gelişimine ayrıca katkı sağlayacaktır.

    6. Müzik beynin gıdasıdır

    Ah ahhh… Müzik dinlemenin, beyne çok özel bir etkisi olduğuna işaret eden bulgular var, okuyoruz, dinliyoruz, biliyoruz. Müzik dinleyen ya da müzik yapan birinin beynine baktığınızda neredeyse beynin bütününün aktif olduğunu görürsünüz ve genel olarak insanın olayları kavrayışı artırıcı etkilerinin olduğu, müzik hafızasının da demans gibi beyin hastalıklarında genellikle en son kaybedilen bilgi olduğu da kulağınıza küpe olsun.

    Peki bunun için ne yapabiliriz? Bir koroya katılabilir ya da en sevdiğimiz grubun konserine bir bilet alabiliriz. Değil mi?

    7. Yatakta sınava hazırlık

    Sıkı bir şekilde çalışıp üstüne iyi bir uyku çekin. Gündüz saatlerinde yeni bir şey öğrendiyseniz, beyninizde bir sinir hücresiyle bir diğeri arasında bağlantı oluşur ve uyuduğumuz zaman bu bağlantı kuvvetlenip iyice yerleşir, öğrendiğimiz şey hafızanın bir parçası haline gelir. Bu nedenle de uyku hafızanın devamı bakımından gerçekten çok önemlidir.

    Örneğin bir kişiye sabahtan, bir kişiye de uyumadan hemen önce ezberlemesi için birer liste verin. Ertesi gün sorduğunuzda, uyumadan hemen önce ezberleyenin çok daha iyi hatırladığını göreceksiniz. Eğer bir travma geçirdiyseniz ya da kötü bir anınız varsa bunu uyumadan hemen önce düşünmemeye çalışın. Düşünürseniz bu kötü anı ya da travmatik olayın anısı ve onun yol açtığı olumsuz duygular, hafızanıza daha derin bir şekilde nakşolunacaktır.

    Aynı sebeple geceleri korku filmi seyretmekten de kaçının! Onun yerine o gün öğrendiğiniz ya da yaşadığınız olumlu şeyleri düşünerek uyuyun.

    8. Doğru uyanma

    Giderek kuvvetlenen ışıkla uyanmak beynin performansını güçlendirir. Uyumanın ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. 5 saatten az uyursanız zihinsel yetileriniz zayıflar, 10 saatten fazla uyursanız da sersemleşmiş hissedersiniz.

    Fakat uykudan sonra gün boyu zihinsel işlevlerinizi en iyi kullanmanızı sağlayacak bir şey de nasıl uyandığınız. En ideali karanlık bir odada uyuyup yavaş yavaş artan bir ışıkla uyanmak. Bu ışık giderek kapalı göz kapaklarınızdan sızarak beyni bir anlamda hazırlar ve daha fazla kortizol salgılarız.

    Uyandığınız anda vücudunuzdaki kortizol hormonu miktarı, beyninizin o gün nasıl çalışacağı üzerinde belirleyici olur.

    Ne yapıyoruz bu durumda peki? Doğal bir şekilde uyanmamızı sağlayacak, güneşin doğuşu gibi parlaklığını da yavaş yavaş arttıran bir ışık edinin.

    Tabii uykusu ağır olanlar işe geç kalmamak için ışığın yanısıra sesli alarm da kullanmak zorunda kalınabilir ancak size uygun olanı şu ana kadar yaşadığınız deneyimler belirleyecektir.

    Son demde söyleyeceğim tek şey var. Hayatın bir hediye olduğunu, her nefesinizde yenilendiğinizi ve duru bir döngünün içinde parlak bir zekaya sahip olmak için hepimizin imkanları aynı olmasa da kendi kulvarımızda, bize en uygun seçeneklerle hayatımıza yöne vermeye gayret gösterelim.

    Akıp giden suyun debisini hiç azaltmayalım ve her daim gürül gürül akan nehirlerde yıkansın düşüncelerimiz ve hayallerimiz.

    Sağlıkla kalın dostlar…

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    Twetter

    Instagram

    Pandemi Döneminde Kemik Kırıklarına Dikkat!

    0
    Pandemi Döneminde Kemik Kırıklarına Dikkat!

    Trafik kazaları, spor yaralanmaları ve düşmeler sonucu kırılabilen kemikler, insan vücudunun en sağlam organı olarak tanımlanıyor.Kemik kırıklarının pandemi sürecinde ortaya çıkması ise hastaların daha çok endişelenmesine neden oluyor. Covid-19 sebebiyle hastaneye gitmek istemeyen kişilerde kırıkların yanlış kaynaması daha büyük sorunlara yol açarken, kırık konusunda bilinçsiz uygulamalar önemli sakatlıklara zemin hazırlayabiliyor.

    Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan Özsoy, pandemi döneminde kemik kırığı ve tedavisi ile ilgili bilgi verdi.

    Bazen basit bir düşme, bazen de ciddi bir kaza kırığa neden olabilir

    Çevresindeki kaslar, dokular, eklemler ve sinirleriyle beraber bir organ gibi olan kemiğin ve etrafındaki dokuların zedelenerek bütünlüğünün bozulmasına kırık denilmektedir. Kemiğin taşıyamayacağı yüklere maruz kalması sonucunda kırıklar oluşmaktadır. Gençlerde kemikler çok kuvvetli olduğu için kazalar, ciddi düşmeler ya da önemli spor yaralanmaları gibi zorlamalar ve yüksek enerji kırıklara neden olurken; esnek kemiklere sahip olan çocuklarda ise kırık, daha basit düşmelerle oluşabilmektedir. Bununla birlikte 75-80 yaş üzerindeki ve osteoporozu (kemik erimesi) olan kişilerde ise ev içinde düşme gibi daha basit yaralanmalarla kırıklar meydana gelebilmektedir.

    Röntgen filmi kırık tespitinde altın standart

    Kırıkların büyük çoğunluğu Röntgen filmi ile tespit edilebilmektedir. Fakat eklem içi ve eklem çevresi, omurga ve leğen kemiği kırıkları gibi bazı özel kırıklarda bilgisayarlı tomografi de çekilmektedir. Kırıklarla beraber dizde bağ yaralanması gibi yumuşak doku yaralanması olması durumunda ise ek olarak MR görüntüsü istenebilmektedir.

    Kırık tedavisinin yöntemi yaşa göre belirlenir

    Kırıkların tedavi şekli ve yöntemi yaşa göre değişiklik göstermektedir. Çocuklarda bazı özel eklem kırıkları hariç kırıkların çoğu, genç erişkinlerde ise belli kırıklar ameliyathanede anestezi altında ya da lokal anestezi ile çekip düzeltilip alçıya alınarak tedavi edilmektedir. Ancak genç erişkinlerde ve ileri yaş hastalarda eklem kırıkları, uzun kemiklerin bazı kırıkları, bacak kırıkları, leğen kemiği kırıklarının bir kısmı ve kalça eklemi kırıkları gibi belli özellikteki kırıklar için ameliyat gerekmektedir. Ameliyatın amacı hem kemiğin şeklini eski haline döndürmek hem de kemiği sağlam bir şekilde tespit ederek tedavi süresince şeklinin bozulmasını engellemektir.

    İleri yaşta olan hastalarda el bileği ya da kol kırıkları alçı ile tedavi edilebilirken, en sık görülen kalça kırıklarının ise ameliyat ile tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu ameliyatın hedefi hastayı hemen ayağa kaldırıp yürüyebilir hale getirmektir.

    Koronavirüse karşı maske- mesafe-hijyen önleminizi alın

    Pandemi sürecinde kırıkla karşılaşan hasta kendi kendine bir sağlık kuruluşuna ulaşabilecek durumdaysa, öncelikle kırığı bir karton ya da temiz bir tahta parçasına sarıp bandajlayarak sabitlemesi gerekmektedir. Sağlık kuruluşunda ortamın yoğun olacağı ve etrafta başka insanların da bulunduğu göz önüne alınarak maske, gözlük ya da siperlik takılmalıdır. Bununla birlikte etrafa çok fazla temas edilmemeli, eller sık yıkanmalı ya da dezenfektan kullanılmalıdır.

    Ameliyat kararı sizi endişelendirmesin

    Meydana gelen kırıkların bir kısmı cerrahi ile bir kısmı ise ameliyatsız tedavi edilmektedir. Özellikle koronavirüs döneminde, kırık tedavisinde cerrahi yönteme başvurulacaksa hastaların endişe etmesine gerek yoktur. Bu süreçte de tüm cerrahi işlemler hastaların sağlığı ve güvenliği ilk plana alınarak gerçekleştirilmektedir.

    Testi negatif çıkan kişilerin ameliyatı özel koruma tedbirleri alınarak yapılır

    Cerrahi tedavi gerektiren durumlarda öncelikle maske ve mesafe kuralına uyarak hasta değerlendirilir ve hemen ardından koronavirüs testi alınır. Koronavirüs testi negatif olan hastanın ameliyatı özel ameliyathane odalarında, ameliyat ekibi için de özel koruma tedbirleri alınarak gerçekleştirilmektedir. Ameliyat sonrası hasta gereken en uygun zamanda ev ortamına taburcu edilmektedir. Evde egzersiz programı düzenlenen hasta pansuman için belli aralıklarla takip edilmelidir.

    Covid hastası olanların hayati riski yoksa cerrahi işlem ertelenmeli

    Koronavirüs testi pozitif çıkan ve hastalığı aktif dönemde olanlarda hayati zorunluluk olmadıkça cerrahi tedaviden uzak durulması gerekmektedir. Çünkü Covid hastası olanlarda ameliyat sonrası ekstra sorunlar görülebilmektedir. Bu hastaların genel durumu anestezi ya da darbeler sonucunda ameliyat sonrasında çok hızlı kötüleşebilmektedir. Ancak bazı hastalıklar ve kırıklar hastanın hayatını tehdit edebilmektedir. Bu gibi durumlarda anestezi, enfeksiyon, göğüs hastalıkları ve ortopedi doktorları ameliyat kararını ekip olarak almaktadır. Ameliyat kararı alındıktan sonra bu ameliyatın negatif basınçlı özel ameliyathane koşullarında yapılması gerekmektedir. Buradaki amaç hem hastaya zarar vermemek hem de sağlık personelinin hastadan enfeksiyon kapmasını engellemektir.

    Kırık tedavisinin fazla geciktirilmesi kalıcı hasara yol açar

    Uzuvlarından herhangi birinde kırık meydana gelen hastaların Covid-19 endişesi sebebiyle hastaneye başvurmamaları ve tedavilerini gerçekleştirmemeleri, kırılan kemiklerin yanlış kaynamasına neden olabilmektedir. İleri dönemlerde kalıcı hasar ve ağrılara yol açabilen bu durumun düzeltilmesi daha zor ve sıkıntılı hale gelebilmektedir.

    Kırıklardan korunmak için kemiklerinizi güçlendirin

    Covid- 19 pandemi sürecinde kemikleri güçlendirmek ve kırıkların önüne geçebilmek için gerekli korunma ve hijyen tedbirleri alınarak şu önlemler alınabilir:

    • Özellikle yaşlılardaki hareket ve yürüme mesafesinin azalması kemiklerin ve kasların zayıflamasına neden olur. Bu sebeple her yaş grubundaki kişilerin aktivitelerini düzenlemesi gerekir. Ev içinde veya dışında günde 5 bin -7 bin 500 arası adım atılmalıdır.
    • Uzun süre hareketsiz kalmak ve yatmak insanın dengesinin bozulmasına, dengenin bozulması da düşme riskinin artmasına neden olur. Yumuşak bir zemin üzerinde yer egzersizleri yapmak dengenin sağlanmasına yardımcı olur.
    • Pandemi sürecini ev içinde geçirmek yeterli düzeyde D vitamini alımına engel olmaktadır. Her gün 20 dakika balkonda kol ve bacakların güneş alması sağlanmalıdır.
    • D vitamini içeren yiyecekler tüketilmeli ve mümkünse ihtiyaç durumunda takviye vitamin ve mineraller alınmalıdır.
    • Koronavirüs sürecinde mutfakta daha fazla zaman geçirilmesi kişilerde kilo artışına neden olur. Kilo almak kas ve eklemlere binen yükü artırırken, bu durum ilerleyen yaşlarda diz, kalça kireçlenmelerine ve ağrılara yol açar.Evdeyken çok aşırı yemek yemenin önüne geçilmeli ve özellikle hamur işi ile kızartma gibi kalori değeri yüksek besinlerin tüketilmemelidir.

    Değişen Dünyada Çocukların Ruh Sağlığını Korumak Yetişkinlerin Sorumluluğu!

    0
    cocuklarda depresyon

    Covid-19 pandemisi yetişkinler kadar çocuk ve gençlerin de ruh sağlığını etkilemeye devam ediyor. Artık eğitimlerini bile evde sürdüren çocuklar ve gençler, bu değişim sürecinde kendilerini ifade edemedikleri için ağlama, içe kapanma, öfke kontrolleri, saldırganlık gibi davranışlar gösterebiliyor.

    Bu süreçte çocuklar ve gençlerin ruh sağlığını korumak için yetişkinlere önemli sorumluluklar düştüğünü hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psk. Ezgi Ünal, “Yetişkinler hem kendilerinin hem de çocuklarının ruh sağlığını korumak için hobilere zaman ayırmanın, çocuklarla aktiviteler yapmanın, kaliteli zaman geçirmek diye tabir ettiğimiz farkındalığa ve bilinçlenmeye yönelik geçirilen zamanların anahtar niteliğinde olduğunu unutmamalı” diyor.

    Yetişkinlerin ruhsal açıdan sağlıklı bir hayat sürmesi büyük oranda geçirdikleri çocukluk dönemine bağlıdır. Kişinin çocukluk dönemindeki, problem ve travmalarının iyi bilinmesi gelecekte oluşacaksorunların çözümlenmesinde de yardımcı oluyor. “Sağlıklı bir yaşam ancak her gelişim döneminin tek tek tamamlanmasıyla mümkündür” diyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Ezgi Ünal, kendine özgü özellikleri ve çatışmaları bulunan bu dönemlerin birinde problem yaşanırsa sonraki evrelerin de etkileneceği düşünüldüğünü belirtiyor.

    Çocukluk döneminin karakterin temellerinin atıldığı yaşlar, gençlik döneminin ise bireyin yetişkinliğe ilk adımı attığı ve kimlik oluşumunun başladığı yıllar olduğunu hatırlatan Psk. Ezgi Ünal, gençlerin varlıklarını sorguladığı ve neden sorusunu kendilerine sıkça sorduğu gençlik döneminin önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini barındırdığına dikkat çekiyor. DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Ezgi Ünal, yapılan araştırmaların çeşitli risk koşullarında bile çocukların önemli bir kısmında ağır bir ruhsal bozukluk olmadığını, ancak tüm çocukların yüzde 18’inde davranış problemleri olduğunu gösterdiğini söylüyor.

    Covid-19 döneminde teknoloji bağımlılığı artış gösterdi

    Tüm dünyanın savaştığı Covid-19 salgınının, yetişkinlerin hayatını etkilediği kadar çocuk ve gençler için de bilinmezlik barındırdığının ve kontrol edilmeyen bir problem haline geldiğinin altını çizen hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psk. Ezgi Ünal, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yetişkinler gibi evde fazla vakit geçiren gençler daha çok teknoloji ve internetle iç içe… Üstelik eğitimlerini de online olarak sürdürüyorlar. Bu dönemde gençler ve çocuklar teknoloji bağımlılığı ve kaygı gibi olumsuz düşüncelerle baş etmeye çalışırken, maalesef duygularını yetişkinler gibi kelimelerle dile getiremiyor. Bunun yerine ağlama, içe kapanma, öfke kontrolleri, saldırganlık gibi davranışlarla kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar. Bu süreçte çocuklar ve gençlerin ruh sağlığını korumak için yetişkinlere sorumluluklar düşüyor. Yetişkinlerin çocuklar ve gençlere rol model olarak televizyon, tablet ve telefon gibi teknolojik aletlerle sınırlı zaman geçirmesi gerekiyor.

    Çünkü bu dönemde teknoloji bağımlılığı artış gösteriyor. Yetişkinler hem kendilerinin hem de çocuklarının ruh sağlığını korumak için hobilere zaman ayırmanın, çocuklarla aktiviteler yapmanın, kaliteli zaman geçirmek diye tabir ettiğimiz farkındalığa ve bilinçlenmeye yönelik geçirilen zamanların anahtar niteliğinde olduğunu unutmamalı. Çocuklarımız toplumun güvencesi ve geleceği… Bu nedenle onların ruh ve beden sağlığı korumamız çok büyük önem taşıyor.”

    Sedef Hastalığı Sadece Cildi Etkilemiyor

    0
    Sedef Hastalığı Sadece Cildi Etkilemiyor

    Türkiye’de ve Dünya’da en sık görülen cilt rahatsızlıkları arasında yer alan ‘Sedef Hastalığı’ beraberinde birçok sağlık sorununa neden oluyor. Bunlardan en önemlisi ise bu sorunun eklemleri tutarak neden olduğu ‘Sedef Romatizması’ olarak karşımıza çıkıyor.

    Yaşattığı ağrılar ve şişlikler ile hastaların yaşam kalitesini de önemli ölçüde düşüren bu problemin erken teşhisi ve tedavisinin büyük önem taşıdığını dile getiren Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr. Tuğrul Mert Kıvanç, “Bu problem giderek kötüleşebilen uzun vadeli bir durumdur. Erken müdahale edilmezse eklemlerin kalıcı olarak hasar görme veya biçim bozuklukları olma riski vardır ve ameliyat gerekebilir. Otoimmün bir rahatsızlık olduğu için yaşadığımız bu hassas dönemde daha dikkat etmek gerekiyor“ ifadelerini kullandı.

    Ciltte pullu kırmızı ve beyaz lekelere sebep olan sedef hastalığı, vücudun bağışıklık sisteminin cilde saldırmak için aşırı hızlanmasından dolayı ortaya çıkıyor. Bu hastalık, bazı kişilerde eklemleri tutarak psoriatik artrit yani sedef romatizmasına neden olabiliyor. Ağrılı, sert ve şiş eklemlerle kendini gösteren bu durumun belirtileri kişiden kişiye değişebilirken son araştırmalar psoriatik artrit kaynaklı kalıcı iltihaplanmanın daha sonra eklem hasarına neden olduğunu ortaya çıkarıyor. Bu nedenle erken doğru teşhis ve tedavi büyük önem taşıyor.

    Nedeni Tam Olarak Bilinmiyor

    Sedef, sadece cilt değil aynı zamanda bağışıklık sistemi hastalığı olduğuna dikkat çeken Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr. Tuğrul Mert Kıvanç, “Vücudumuz deriyi yabancı görerek saldırır. Sedef ciltten çıkıp eklem tutumu yapabilir. Böyle olunca da ortaya romatizmal sorunlar çıkıyor. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Psoriatik artriti olanların yüzde 40’a yakınında sedef hastalığı veya artritli bir aile üyesi vardır ve bu da kalıtımın rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemini harekete geçiren bir enfeksiyondan da kaynaklanabilir. Sedef romatizması 5 tiptir. Neredeyse vücudun her yerini vurabilir. Küçük ve büyük eklemleri etkiler. Ayrıca iltihaplı romatizma da olabilir. Tabii bel ve omurgada iltihaplı romatizma benzeri şekilde de olabilir” dedi.

    Ağrılar Hayatınızı Kabusa Çevirebilir

    Bu sorunun diğer hastalıklarla kolay bir şekilde karıştırılabileceğini vurgulayan Dr. Kıvanç sözlerini şöyle sürdürdü:

    “ Ortaya çıkan karışıklık tedavi sürecini de geciktirebilir. Kas-iskelet sistemi bozukluklarında uzman olan romatologların doğru tanı koyma olasılığı çok yüksek. Sedef hastalığı teşhisi konulduysa, durumunuzu izlemek için yılda en az bir kez kontrol yaptırmanız gerekir. Daha çok ağrı ve şişlik şeklinde kendini gösteren bu romatizma türüne müdahale edilmezse hayatınız kabusa dönebilir .En sık etkilenen eklemler ise şunlardır; boyun, omuzlar, dirsekler, bilek, parmaklar, dizler. Eklem sertliği genellikle sabah ilk iş olarak daha kötüdür ve 30 dakikadan fazla sürebilir. Ayrıca dinlendikten sonra da sert hissedebilirsiniz. Çoğu insan için uygun tedaviler ağrıyı dindirir, eklemleri korur ve hareketliliği sürdürür. Düzenli fiziksel aktivite ise eklem hareketinin korunmasına yardımcı olur”

    Yanlış İnanışlar Aşı Karşıtlığına Zemin Hazırlıyor…

    0
    Yanlış İnanışlar Aşı Karşıtlığına Zemin Hazırlıyor…

    Covid-19 enfeksiyonu hızla yaygınlaşırken, sonbahar ve kış aylarında influenza ve dünyada milyonlarca çocuğu etkileyen rotavirüs ishalinde de artış bekleniyor. 

    Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Öğretim Üyesi Müjde Arapoğlu, pandemi dönemleri sırasında pandemi etkeni ile hastalıklar ağırlık kazansa da, sonrasında diğer hastalıklarda da genel bir artış görüldüğünü belirterek “Bu artışı engellemek için pandemi döneminde ve sonrasında rutin çocukluk aşıları kesinlikle ihmal edilmemelidir. Ülkemizde 13 adet çocukluk hastalığına karşı rutin bağışıklama ve ayrıca isteğe bağlı olarak menenjit ve rotavirüs aşıları uygulanmaktadır. Aşılar yetersiz dozlarda yapıldığında koruyucu olmamakta, mutlaka ilk aşı serisinin bitirilmesi ve ardından tekrar dozlarının uygulanması gerekir” diyor. Doktor Öğretim Üyesi Müjde Arapoğlu, toplumda aşılar hakkında doğru bilinen 8 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

    Doğal yoldan bağışıklık kazansak daha iyi değil mi? Nasıl olsa hasta olacaksak aşıya ne gerek var: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Suçiçeği, tüberküloz gibi bazı enfeksiyonlar aşılamaya rağmen geçiriliyor. Evet, koruyuculuğu yüzde 85 üstüne çıkamayan bazı aşılar var ancak aşılama hastanın bu enfeksiyonları geçirse bile hafif geçirmesini sağlar, hastalıkların yan etkileri aşılı çocuklarda çok daha az görülür. Bazı hastalıkları ise geçirsek de tam bağışıklık kazanmak mümkün olmuyor. Örneğin, hepatit B teması sonrası bazen tam iyileşme olmuyor, yüzde 10 hasta taşıyıcı olarak kalıyor.

    Aşıların kısa süreli yan etkileri tehlikelidir: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Aşıların yan etkileri olabilir ancak genellikle bu yan etkiler önemsizdir. Hafif ateş, kırgınlık, enjeksiyon yerinde kızarıklık ve şişlik gibi yan etkiler görülebilir. Bazı aşılar geçici baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik ve iştahsızlığa yol açabilir. Nadiren, çocuklarda alerjik reaksiyon ve havale geçirme gibi nörolojik yan etkiler görülebilir. Nadir görülen bu yan etkiler endişeye neden olsa bile, aşılar ölümcül hastalıklara yakalanmaktan çok daha güvenlidir.

    Aşılarda cıva, alüminyum ve tiomersal gibi birçok yabancı madde var. Bunlar nadir de olsa otoimmün hastalıkları, otizmi ve beyin hasarını tetikliyor. Yakalanma oranımız düşük hastalıklar için neden bu yan etkileri yaşayalım: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Aşıların bu yan etkilere yol açtığı konusunda bilimsel verilerle kanıtlanmış net hiçbir çalışma yok. Güncel aşılarda bu maddelerin zararlı formları da yok. Bilinenin tam tersine aşı yan etkileri oldukça az, oysa aşı ile korunabilen hastalıklara yakalanma oranı ve bu hastalıkların komplikasyonlarını yaşama oranları çok daha yüksektir.

    Aynı anda birden fazla hastalığa karşı veya kombin aşı uygularsak aşıların yan etkileri çok daha fazla yaşanır: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Doktor Öğretim Üyesi Müjde Arapoğlu “Eş zamanlı birçok aşı kullanılabilir. Aynı gün birden fazla aşı uygulandıysa yan etkilerinin fazla olacağına dair herhangi bir kanıt yoktur. Kombin aşılar güvenlidir. Canlı virüs aşıları ya aynı gün ya da dört hafta ara ile uygulanmalıdır” diyor.

    Tek seferde birden fazla aşı yapmak çocuğun bağışıklık sistemine fazlaca yük bindirir: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Birden fazla aşı yapmanın bağışıklık sistemine olumsuz etkiye yol açtığını gösteren hiçbir kanıt yoktur. Bağışıklık sistemimizin birçok farklı hastalıkla aynı anda savaşabilecek gücü vardır. Zararlı organizmalara karşı aynı anda ayrı ayrı antikor üreten bağışıklık sistemimizin birkaç aşıya karşı aynı anda antikor geliştirmesi beklenen bir durumdur.

    Grip aşısını soğuk algınlığı geçirmeden yapmamız gerekir. Öksürük, nezle bulguları başladıktan sonra grip aşısı olmamıza gerek yoktur: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Grip aşısı bizi influenzaya karşı korur, bu da en ağır geçirilen griptir. Yıl boyu geçirilen mevsimsel soğuk algınlığı virüslerine karşı etkili değildir. Soğuk algınlığı geçirsek bile grip aşısını yaptırmalıyız.

    Eski yıllarda bu kadar çok aşı yoktu ve insanlar uzun yıllar sağlıklı hayatlar yaşadılar. Günümüzde pek çok katkı maddeli gıdalar gibi koruyucu madde içeren aşılar da risk yaratıyor: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Eski yıllarda hastalık etkenleri farklıydı. Her dönem için güncel risk hangi bulaşıcı hastalığa karşıysa o hastalığın aşısı uygulanıyor. Yaygın bağışıklama sayesinde birçok ölümcül hastalığın önüne geçilmiştir.

    Aşılarla ilgili çok yan etki var ama aşı firmaları bunların bilinmesine engel oluyor: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Doktor Öğretim Üyesi Müjde Arapoğlu “Aşıların yan etkileri bağımsız bilimsel kuruluşlar (Dünya Sağlık Örgütü, Uzmanlık Dernekleri, Avrupa Hastalık Kontrol Merkezi vb) ve ulusal sağlık otoriteleri tarafından günü gününe izlenmektedir. Tüm dünyada çok özenle çalışan aşı yan etkisi takip sistemleri vardır. En ufak bir şüphe oluştuğunda bağımsız bilim insanlarından oluşan komisyonlar kurularak araştırılır, bilimsel ortamlarda tartışılır ve sonuçlar duyurulur. Eğer uygulanmama kararı alınırsa aşı çalışmaları genişletilerek aşı güvenli hale gelmeden kullanılamaz. Günümüzde Covid-19 aşısı için de çalışmalar benzer şekilde yürütülmektedir” diyor.

    2021’in Yaramaz Çocukları İkizler ve Yay Burçları Olacak!

    0
    2021’in Yaramaz Çocukları İkizler ve Yay Burçları Olacak!

    Zorlu bir yılı geride bırakıyoruz ve 2021’i heyecanla karşılamaya hazırlanıyoruz. “2020 hepimiz için oldukça zorlu geçmiş olabilir; ancak şimdi onu geride bırakma ve önümüze bakma zamanı.” diyen Astrolog Kenan Yasin Bölükbaşı, 2020 yılının bitmesine yakın bir zaman kala en çok merak edilen konulardan biri olan çocukların burçları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

    Yaramaz çocuklar aslında kendi enerjilerini doğru yönlendiremeyenler diye düşünürüm hep. Astroloji ise enerjiyi doğru yönlendirmek için güzel bir rehber. Çocuğun enerjisini doğru alanlara yönlendirdiğiniz an kendi kimliğini, hayatını doğru şekilde inşa etmesini olanaklı hale getirmiş oluruz.

    2021 yılında tutulmalar İkizler ve Yay burçlarında gerçekleşecek. Tutulmalar ise çocukların kadersel etkide hayatlarının yönlenmesine vesile olacak. Kimi çocuklarımız kendi yeteneklerini geliştirmek için yeni alanlarla tanışacak. Örneğin resim, müzik, sanat, drama gibi… Kimi çocuklarımız ise araştırmalar yapacak. Daha çok öğrenecek ve sonra isterlerse öğrendiklerini deneyimleyecek.

    Tüm burçlara ait çocuklar için bu yılın en güzel teması “araştırmak”

    Tüm çocuklar için bu yıl kitap okuma alışkanlığı edinmeleri için çok besleyici. Satürn’ün Kova burcu transitini de düşünürsek teknolojik kitap okumak, teknolojik kitaplıklar edinmek ya da sesli kitap dinleme alışkanlığı kazanmalarını sağlamak da farklı, alternatif yöntemlerden olacak.

    İletişim fazlasıyla önemli olacak. Tüm çocuklarımız için kardeşler, yakın çevre ve arkadaşlık ilişkileri ile öğretmenleri, büyükleri ve tatil arkadaşları ile ilişkileri 2021 yılında daha çok gelişecek.

    Biz ebeveynlere düşen sorumluluk çocuklarımızın iletişim kurmasına yardımcı olmak. Onlarla arkadaşlık ilişkileri geliştirmeye çalışmak ve yanlarında olduğumuzu hissetmelerini sağlamak olacak.

    Tehlikeli kısmı ise Kova Burcu etkisinin teknolojinin kötü kullanımı üzerine geliştiği! Benim önerim anne ve babaların teknolojiyi yasaklamaları değil, aksine anne ve babaların da teknolojiyi aynı çocukları gibi kullanmaya başlamaları olacak.

    Onların dahil olduğu sosyal medya sitelerine bir profil de siz oluşturmayı denemeli ve onların bakışıyla bu dünyayı görmelisiniz. Evet, birçok tehlike internette çocuklarımızı bekliyor olabilir fakat tehlikeli olan şeylere çocuklarımızın meyletmesi için duygusal boşlukları olması gerekir. Bu duygusal boşlukları tamamlamak için hiç bilmediği insanlarla kaynaşmaları yerine en güvendikleri, kendilerini rahatça teslim edebilecekleri aileleriyle birlikte olmaları onların bu dünyayı daha fazla besleyici kullanmalarına vesile olacak.

    Belki bu şekilde sizler de çocuklarınızdan çok fazla şey öğrenebilirsiniz. Sadece onları dinlemeye açık olmalı ve deneyimlerini paylaşmaya gönüllü olmalısınız. Unutmayın Kadersel Ay Düğümleri İkizler ve Yay Burçlarında… İkizler deneyimlemeli ve Yay dinlemeli.

    Koç Burcu Çocukları

    Çocuklarımız aktif, girişimci, öncü ve önder burca ait bu çocuklarımız aslında 2021 yılı tarafından desteklenecekler. Özellikle kendi yeteneklerini keşfetmek üzerine çok güçlü bir zaman yaşayacaklarını düşünüyorum. Kardeşleri varsa onlarla iletişime geçmeleri bu yıl daha kolay olacak. Diğer yandan arkadaşlık ilişkilerini geliştirmek adına yeni beceriler kazanacakları bir yıl içerecek. Satürn onların 11. Evinde, yani arkadaşlık ilişkilerini geliştirdikleri evde olacak. Bu yıl Koç burcu çocuklarımız kendi gruplarını, kendi arkadaşlarını, kendi zevk aldığı alanları keşfedecek ve buralarda daha çok vakit geçirecekler. Biz ebeveynler olarak onları yönlendirebilmek adına onları müzelere müze kart çıkartıp yönlendirebiliriz. Onları araştırmaya teşvik edebilir laboratuvarlara götürebilir ve marina parklara götürebiliriz. Bitkileri, canlıları hayatı araştırabilecek bütün alanlarla ilgili onları özel üyelikler çıkartabilir, onların yanında olmayı deneyimleyebiliriz.

    Boğa Burcu Çocukları

    Sakin, sabırlı ve iştahına düşkün olan sevgili Boğa burcu çocuklarımız, bu yıl kendi hayatlarında hedefler geliştirmeye odaklanacaklar. Kendi hedeflerini ortaya çıkartmak için özellikle onları Nisan ve Mayıs ayı daha fazla destekleyecek. Ama tüm yıl boyunca yeni hedefler koymaya uğraşacaklar. Özellikle hayatlarında yapmak istedikleri ne varsa onları biriktirerek adım adım giderek, üstüne bir tuğla daha koyarak inşa etmeyi öğrenecekler. Bu dönem ilgileri daha çok uzaya, kaşifliğe doğru merak salabilir. Onların bu meraklarını giderebilmek için biz ebeveynler onları meraklarına yönlendirecek alanlarla tanıştırabilir, onları bu konuda geliştirecek oyuncaklar alabiliriz. Ya da bu konudaki dergilerle onların hayatlarında neleri yapmaları gerektiği ile ilgili çözümleri buldurmak için onlara yardımcı olabiliriz.

    İkizler Burcu Çocukları

    Bu yılın yaramazları İkizler burçları, kendi kalıplarına sığmayacaklar. Yeni elbiseler, farklı insanlar, farklı diller öğrenmeye daha çok adım atacakları bir yıl olacağını düşünüyorum. Özellikle İkizler burçları kendi kaplarına sığmayacak ve kendilerini değiştirmek isteyecekler. Çocuklarınızın odalarını değiştirebilirsiniz. Bu yıl için 2021 temasında güzel bir dekorasyon yapıp güzel bir çalışma yapabilirsiniz. Diğer yandan onları yabancı kültürlere, yabancı deneyimleri karşı yönlendirebilir, yeni bir dil öğrenmesi için teşvik edebilirsiniz. Bu yıl bunları inşa etmek için çok önemli bir zamanları olacak. Özellikle Haziran ve Temmuz ayları çocuğunuzu çok fazla bu konularda destekleyecek.

    Yengeç Burcu Çocukları

    Ailenin kıymet ve değerini bilen sevgili Yengeç burcu çocuklarımız, bu yıl daha çok ortak paylaşımlar üzerine ilerleyecekler.Sevdikleri arkadaşlarıyla birlikte ortaklaşa geliştirdikleri projeler içerisinde olabilirler. Tek başlarına çalışmaları pek uygun değil. Fakat çalışma arkadaşlıkları edinip onlarla paylaşımlar yaparlarsa derslerindeki başarılarının daha fazla artma ihtimali de söz konusu olacak. Diğer yandan dedelerinin ya da aile büyüklerinin çalışma olanaklarının içerisine dahil olabilirler. Özellikle baba ve baba figürlerinden gelen işlerde özellikle yaz aylarında da aileye yardımcı olacak işler içerisinde olabilirler. Yaz aylarında onları bir iş imkanı yaratmalı. Ve kendi hayatında paranın değerli olduğunu, çalışma yaşamının ne olduğunu onlara bu yıl daha fazla öğretmeye programlı olabilirsiniz.

    Aslan Burcu Çocukları

    Lider yönü yüksek Aslan burcu çocuklarımız, bu yıl kendi hayatlarında sorumluluk alacakları önemli bir zamana geçecekler. Uzun zamandır kendi istediklerinin olmadığına dair şikayette bulunuyor olabilirler. Kendi sorumlulukları çok ağır ve fazla geliyor olabilir. Diğer yandan sağlık problemleri yaşayan çocuklarımız varsa da şifa enerjisiyle dolu bir yıl olacak. Hayata atılmaları kendi arkadaş çevreleriyle iletişime geçmeleri ve güzel paylaşımlar yapmaları 2021 yılında daha fazla artacak. Bilhassa Ağustos ayı onlar için çok güçlü gelecek ve kendilerini daha motive hissedecekler.Biz ebeveynler olarak Aslan burcu çocuklarımızı topluma ve hayata adım atmaları için desteklemeliyiz. Özellikle dolaplarını değiştirebilir, yeni güzel kıyafetler alabilir, onları adabı muaşeret dersleri verebilir ve kişisel gelişimlerinde onların yanında olduğumuzu ve insanlarla içe içe olduğu anlarda da eğer isterse bir telefon ucunda bizlere ulaşabileceklerinin garantisini vererek onlara belirli liderlik vasıflarını 2021 yılı boyunca vermeye gönüllü olabiliriz.

    Başak Burcu Çocukları

    Detaycı, eleştirel ve meraklı Başak burcu çocuklarımız, 2021 yılı boyunca hayatlarındaki sorumlulukları daha fazla arttıracaklar. Özellikle çalışmak istedikleri yönlerde ustalaşabilme potansiyelini daha fazla elde edecekler. Bilhassa yeteneklerini bildiğiniz Başak burcu çocuklarınız varsa onları bu yeteneklerin üstatlarının üstatları ile tanıştırmaya çalışın. Örneğin piyano çalabilen bir kızınız varsa bir piyonu üstadıyla onu tanıştırabilir ve bir yol olması için ona bir rehberlik sunabilirsiniz. Diğer yandan Satürn’ü altıncı evlerinde yaşayacakları için evcil hayvan sahibi olabilirler. Evcil hayvanları olan Başak burcu çocuklarınız varsa onların sorumluluklarını daha fazla aldıklarını 2021 yılı boyunca görebilirsiniz. Özellikle kendi sorumluluklarını üstlenmeyi başarmaları için ebeveynleri olarak onların yanında olmaya 2021 yılı boyunca dikkat etmenizi önereceğim.

    Terazi Burcu Çocukları

    Naif ve sanatsal kabiliyetleri yüksek Terazi burcu çocuklarımız 2021 yılı boyunca hobi ve ilgi alanları hanesinden desteklenecekler. Kendi hayatlarındaki ilgi alanlarını keşfetmek üzerine güzel bir yolculuk yapacaklar. Bu yıl boyunca onların hayatlarında sevgi, değer ve sevdiği işlerle uğraşma becerileri daha fazla yükselecek. Bu hobilerini bir kuruma, bir alana dönüştürmek için siz ebeveynleri onlarla ilgilenebilirsiniz. Bu yıl onlara bu konularda maddi ve manevi destek olabilirsiniz. Teknoloji konusunda ise onlarla aynı dili konuşabilecek alanlar yaratmak, aile içi ilişkilerinde Terazi burcu çocuklarının daha güçlü iletişim kurmalarına bu yıl vesile olacak. Kendi sorumluluklarını alabilmeleri için becerilerini ve kabiliyetlerini geliştirmeleri bu yıl onlar için çok önemli olacak.

    Akrep Burcu Çocukları

    Belirsizlikten hiç hoşlanmayan her şey net olsun benim olsun diyen sevgili Akrep burcu çocuklarımız bu yıl boyunca aile içi ilişkilerinde bol hareketli bir zaman yaşayacaklar. 2021 yılı onlar için taşınmalı geçebilir. Kendi evlerini, yuvalarını ve hanelerini benimsemeleri oldukça önemli olacak. Aile içi iletişimi arttırabilmeleri ve sağlıklı kalabilmeleri adına siz ebeveynlerin görevi mesuliyeti onların aile ilişkilerini güçlendirmek üzerine olmalı. 2021 yılı boyunca kendi hayatlarında mahrem alanlarını onlara sağlamanız gerekli. Özellikle kendilerine ait bir oda ya da bir çalışma masasının olması onları daha huzurlu ve mutlu kılacak. Evde ne kadar sakin ve sükunet varsa ve güvenilir bir ortam varsa bilin ki Akrep burcu çocuklarınızın topluma açıldığı anda da aynı huzuru ve mutluluğu yakalayabilecekler demektir. Bütün eğitim aile içinden başlar.

    Yay Burcu Çocukları

    2021 yılının yaramaz çocukları Yaylar bu yıl daha fazla merak sahibi olacaklar. 2021 yılı onlara yeni bir kardeş getirebilir ya da kardeş gibi benimseyebilecek yeni bir dostluk, yeni bir arkadaşlık bağı geliştirmesine vesile olabilir. Yeni bir dil öğrenmek, alan sınırlarını genişletmek tüm yay burcu çocukları için 2021 yılı boyunca önemli olacak. Onları eğitim, bilgi ve çevre hanesi üzerinden geliştirmeyi çaba göstermeliyiz. Siz ebeveynleri olarak onların hayatında arkadaşlarıyla iletişim kurabilmeleri için daha fazla çaba sarf edebilirsiniz. Onları da doğum günü partilerine ya da arkadaşlarıyla görüşmelerine gidip gelmesini sağlayabilir ve onların diğer arkadaşlarıyla iletişim kurabilmesi için bir köprü vazifesi görebilirsiniz.

    Oğlak Burcu Çocukları

    Büyümüş de küçülmüş dediğimiz sevgili Oğlak burcu çocukları için 2021 yılı birçok sorumluluğun üstesinden gelebilecekleri önemli bir yıl olacak. Siz ebeveynleri olarak Oğlak burcu çocuklarınız için onların parayla arasındaki ilişkisini güzelleştirmeniz ve bu ilişkiyi onlara tanıtmanız için 2021 yılı size verimli gelecek. Onları ayrı bir Kumbara alabilir, onlara kumbara alışkanlıkları kazandırabilir ve onların adına bankada ufak bir hesap açabilirsiniz. Bu yıl onların görev ve sorumlulukları haricinde kendi bedenlerine olan görev ve sorumluluğu da yaşamaları ve verimliliğini arttırmayı yılları. Yani yiyecek ve içecek alışkanlıklarını değiştirebilmek ve onlara doğru alışkanlıklar kazandırabilmek için 2021 yılı güzel fırsatlar getiriyor. Bilhassa kendilerini değerli hissetmek için iki katı çaba sarf ettiklerini görebilirsiniz. Onları hak ettikleri değerleri vererek ödül sistemiyle 2021 yıl sürecinde onları mutlu edebilirsiniz.

    Kova Burcu Çocukları

    Adalet duygusu yüksek ve merhametli Kova burcu çocuklarımız 2021 yılı boyunca kendi hayatlarında ayakları üzerinde durabilecek önemli ortamlar elde edecekler. Kendi öncelikleri değişebilir ve uzun zamandır yapmayı planladıkları bir eğitime başlayabilirler. Sanatsal bir kabiliyet bir yetenek geliştirebilir ve dış görünüş ve imajlarını değiştirmek isteyebilirler. 2021 yılı boyunca Kova burcu çocuklarımızı özgür bırakmak, onların hayata daha güçlü tutulması ve kendilerini daha iyi hissetmelerine vesile olacak. Kendi kişiliğinden farklı bir yapı ortaya çıkartabilir, biraz vurdumduymaz gözüküyor olabilirler. Fakat onların verdiği her karar için yanında olduğunuzu onlara göstererek en iyi desteği verebilirsiniz. Verdikleri kararları sorgulamalarını sağlamak için onların yanında olmanız gerekli. Eğer onların kararlarını eleştirirseniz kendi özgüvenlerini kazanmaları hususunda onları sıkıntıya sürükleyebilirsiniz. Fakat 2021 yılı kendi özgüvenlerini kazanmaları hususunda onlara çok değerli gelecek.

    Balık Burcu Çocukları

    Yetenekleri ve bilmiş tavırları ile yaşından daha olgun duran Balık burcu çocukları, 2021 yılı boyunca kendi içlerine kapanacak, yalnız kalmayı isteyecek ve mahrem alanlar elde etmek için uğraşacaklar. Siz ebeveynler olarak 2021 yılı boyunca balık burcu çocuklarınızın kendi mahrem alanlarında olmasını sağlamalısınız. Onlara ait bir oda, bir çalışma masası sağlamanız onların kendi hayatlarını iyi hissetmesine vesile olacak. Diğer yandan kendi başlarına kalmayı, yalnız kalmayı tercih etmeyi, bir evcil hayvan edinmeyi ve iç dünyalarını zenginleştirmeyi bu yıl daha fazla yaşayacaklar. 2021 yılı boyunca onlara kitap alışkanlıkları kazandırabilir, hayata nasıl gelecekleriyle ilgili iyi gözlem yapabilecekleri ortamları götürebilirsiniz. Diğer yıllarda sorumlulukları kendi üzerlerine almayı daha iyi, daha başarılı kılmaları için 2021 yılında kendi iç dünyalarını fazlasıyla zenginleştirmeleri gerekli ve 2021 yılı onların iç dünyalarını zenginleştirmek için en güzel yıl diyebiliyoruz.

    24-29 Kasım Tarihleri Arasında “Efsane İndirim Günleri” İle Seçili Ürünlerde Birbirinden Avantajlı Fırsatlar flo.com.tr ve FLO Mağazalarında Alışveriş Tutkunlarını Bekliyor!

    0
    24-29 Kasım Tarihleri Arasında “Efsane İndirim Günleri” İle Seçili Ürünlerde Birbirinden Avantajlı Fırsatlar flo.com.tr ve FLO Mağazalarında Alışveriş Tutkunlarını Bekliyor!

    Her yıl Kasım ayının son haftası adeta alışveriş festivali yaşatan FLO, bu yıl da geleneksel indirim kampanyasıyla ayakkabı tutkunlarının radarına girecek. Heyecanla beklenen indirimler, FLO’nun “Efsane İndirim Günleri” kampanyasında alışveriş severler ile buluşacak.

    24 Kasım –29 Kasım tarihleri arasında geçerli olacak FLO’nun “Efsane İndirim Günleri” ile flo.com.tr’de yüzde 70’e varan, FLO mağazalarında ise avantajlı indirim oranlarıyla yeni sezon ihtiyaçlarınızı en uygun fiyata tamamlayabilir, ayakkabı gardırobunuzu yenileyebilirsiniz.

    Sneakerdan bota, çizmeden outdoor modellere kadar tüm kategorilerde farklı indirim oranları uygulanan FLO’nun “Efsane İndirim Günleri”nde konforu ve rahatlığı ile dikkat çeken ayakkabılar, tekstil ürünlerinden aksesuarlara uzanan seçili binlerce ürün, alışveriş tutkunlarını bekliyor. Kampanya kadın, erkek ve çocuklar için birbirinden trend ürünlerin yanı sıra global markaların en yeni modellerinde kaçırılmayacak fırsatlar sunuluyor.

    NikeLumberjackDockers By GerliKinetixAdidasButigoPolarisUS PoloPumaCrocsMercedesVansReebokTorexIgor gibi dünyaca ünlü markaların en trend modellerine uygun fiyatlarla ulaşmak isteyenler bu fırsatı kaçırmak istemeyecek!

    Koronavirüs Korkusunu Yenmek İçin 10 Öneri

    0
    Koronavirüs Korkusunu Yenmek İçin 10 Öneri

    Koronavirüse yakalanma endişesi son zamanlarda neredeyse herkesin yaşadığı ortak bir ruhsal sorun haline geldi. Koronafobi olarak da anılmaya başlayan bu yeni durum, ruh sağlığımızı ve buna paralel olarak çevremizle olan ilişkilerimizi de olumsuz yönde etkileyebiliyor.

    Memorial Bahçelievler Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Psi. Arzu Beyribey, koronavirüse yakalanma korkusunun psikoloji üzerindeki etkileri ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.

    Uzayan izolasyon süresi engellenmişlik hissini tetikliyor

    Gelişen ve yaygınlaşan teknoloji sayesinde ülkeler arası sınırların ortadan kalkmasıyla, salgın hastalıkların dünya çapında hızla yayılabilmesi, koronavirüsün bir anda ekonomi, küresel ısınma, politika, deprem gibi çok önemli konuları dahi geri planda bırakmasına neden olmuş durumdadır. Ülkelerdeki vaka sayılarından, vefat oranlarına, aşı ve ilaç çalışmalarından virüsün mutasyona uğrayıp uğramadığına dair birçok haberle medya aracılığıyla gün boyu iç içe olan bireylerin psikolojisinde bir noktadan sonra olumsuz reaksiyonlar görülebilmektedir.

    İnsanların genelde “benim başıma gelmez” düşüncesi ile hazır olmadıkları bir anda yakalandıkları koronavirüs hastalığı,hem kişinin hem de ailesinin hayatını büyük oranda değişime uğratmaktadır. Kişilerin bazen geç fark ettiği izolasyonun yarattığı psikolojik etkilerin üzerinde durmak, bu manada da yararlı olmaktadır. Bireyin, özgürlüğünden mahrum kalacak şekilde, yapmak istediklerini yapamadığına dair duyguları, kendisinde engellenmişlik hissi ve sonrasında da agresyon yaratabilmektedir.

    Güven hissinin oluşması için gereken önlemler alınmalı

    Kişilerin zaten var olan belirsizlik ortamında, zaman içinde işlerini hatta sevdiklerini kaybetme riskine dair oluşan korkularına, bir de yaşam düzeninin tamamen değişmesi eklendiğinde olumsuz hisler daha da artmaktadır. Asabiyet, tahammülsüzlük, bunaltı ile birlikte oluşan iletişim sorunlarını,anksiyete, depresyon gibi rahatsızlıklar takip edebilmektedir. Her şeyden önce, her konuda olduğu gibi –kadercilik- anlayışından ziyade,toplumların karşılarına çıkabilecek olan her türlü felakete hazırlıklı olmaya çalışması ve doğru bilgilendirilmesi, önlemlerin önceden alınmasına yardım sağlamaktadır.

    Kişiler bu şekilde kendilerini güvende hissettiklerinde, üzerlerindeki baskı ve stres de azalmaktadır. Bu tür maddi hazırlık dışında, dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise, insan psikolojisinin küresel salgını anlayarak,bertaraf etme konusunda ne kadar etkili bir araç olduğunun farkına varılmasıdır. Bireyin böyle zor bir dönemde, kendini yalnız hissetmeden,sevdikleriyle birbirlerini destekledikleri, özveride bulundukları her çabanın olumlu katkısı olduğu açıktır. Kendimize yeni bir yaşam rutini oluşturmaya çalışırken, değişimlere uyum sağlama kapasitesinin artırılması stres düzeyinin de azalmasına imkan verecektir.

    Koronavirüse yakalanma endişesi ile ilgili bu önerileri dikkate alın

    • Sosyal medya takip düzeyi ailecek kısıtlanmalı ve süreç sadece güvenilir kaynaklardan takip edilmeli
    • Ev içinde, özellikle aile fertleriyle geçirilecek kaliteli/eğlenceli zamanlar, ortak alınacak kararlar doğrultusunda,aile bilinci ve bütünlüğü sağlanmalı,
    • Hisler, yakın hissedilen ve güvenilen eş, dost, akrabalar ile paylaşılmalı, dertleşmekten çekinilmemeli
    • Aynı ortamda uzun süre bulunmanın getirdiği plansızlık, düzensizlik karmaşasına kapılmadan, bir uyku/yemek/sohbet rutini oluşturulmalı,
    • Uzun zamandır vakit bulunamadığı, evde olunamadığı için yapılamayan aktiviteler hatırlanmalı, pandeminin avantajlı tarafları da fark edilmeli(Bu tutum, kişiyi ileride olabilecek farklı sorunlar için de olumlu bir bakış açısına odaklanmaya alıştıracaktır.)
    • Kişi kendisine mutlaka özel zaman ayırarak, keyif aldığı şeyleri kendi mutluluğunu da düşünerek yapmaya özen göstermeli
    • Bireyler diğer insanlarının ya da aile üyelerinin de sıkıntılarına empati yaparak, onlara destek olmaya çalışmalı
    • Özellikle çocukların yanında, onları kaygıya sevk edecek tutum, konuşma ve bilgi kirliliği akışından uzak durulmasına dikkat edilmeli,
    • Sosyal izolasyona dikkat edilmeli ancak çevre ile iletişim koparılmamalıdır.
    • Gerekli görüldüğünde izolasyon sürecinde de online terapi gibi desteklerden faydalanılabileceği unutulmamalıdır. Bu sayede stres düzeyi azaltılıp, bireysel huzur ile birlikte, aile içi iletişim de daha sağlıklı şekilde yürütülebilmektedir.