Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 139

    Spor Yapan Çocuğunuz Kalbine Yenik Düşmesin

    0
    Spor Yapan Çocuğunuz Kalbine Yenik Düşmesin

    Gebze’de 13 yaşındaki bir çocuğun geçen hafta spor yaparken hayatını kaybetmesi, çocuğu spor yapan diğer aileleri de endişelendirdi. Olay sonrasında birçok ailenin kontrol amacıyla çocuk polikliniklerine başvurduğunu aktaran VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç. Dr. Meki Bilici, çocukları düzenli spor yapacak ailelere dikkat etmeleri gerekenler konusunda uyarılarda bulundu.

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde geçtiğimiz günlerde 13 yaşındaki bir çocuğun antrenman esnasında aniden fenalaşarak vefat etmesi çocuğu sporla ilgilenen birçok ailenin endişelenmesine ve soluğu çocuk kardiyoloji polikliniklerinde almasına sebep oldu.

    VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç. Dr. Meki Bilici yaptığı açıklamada birçok ailenin üzücü olaydan etkilenerek çocuklarında herhangi bir kalp hastalığı olup olmadığını öğrenmek için kendilerine başvurduklarını belirtti. Doç. Dr. Meki Bilici, “Çocuklarda göğüs ağrısı, ailede ve çocukta endişeye yol açarak çocuğun ve ailenin günlük yaşamlarını oldukça olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle sporla ilgilenen her çocuğun yılda bir kez Çocuk Kardiyoloji uzmanına muayene olmasında yarar vardır. Çünkü bazı kalp hastalıkları sadece eforla kalbin zorlanması durumunda ortaya çıkar ve bu da önlem alınmazsa ölümcül sonuçlara yol açabilir” dedi.

    Spora başlamadan mutlaka çocuk kardiyoloji kontrolü yapılmalı

    Efor gerektiren sporlar yapılırken ortaya çıkan göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma hissi ve bayılma gibi şikâyetlerin kalp hastalığının bir bulgusu olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Meki Bilici, “Hipertrofik kardiyomiyopati gibi bazı kalp kası hastalıkları ve bazı aritmi türlerinin ilk bulgusu maalesef ani ölüm olabilmektedir. Bu nedenle sporla ilgilenen her çocuğun çocuk kardiyoloğu tarafından değerlendirilmesi önemlidir” diye konuştu.

    Çocuklardaki göğüs ağrısının nedenleri

    Çocuklarda ağrının ne zaman ortaya çıktığı, ağrının süresi ve şiddetini etkileyen faktörlerin, eşlik eden diğer bulguların olup olmamasının ağrının nedenini belirlemede yardımcı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Meki Bilici, egzersiz sırasında ortaya çıkan ve dinlenmeyle geçen ağrının kalp hastalıklarını düşündürürken, hareketle ortaya çıkan ve değişen ağrıların ise kas iskelet sisteminden kaynaklanabileceğini vurguladı.

    Doç. Dr. Meki Bilici, kalbe ait göğüs ağrısı nedenlerini ise şöyle sıraladı;

    • Göğüs ağrısının egzersizle başlaması (terleme, solukluk, fenalaşma hissi) ve egzersize ara verince düzelmesi,

    • Göğüs ağrısı ile beraber çarpıntı, halsizlik, baş dönmesi ve bayılmanın olması,

    • Hastaya Aort darlığı nedeniyle anjiyo veya cerrahi işlem yapılmış olması,

    • Hastaya daha önceden kalp ameliyatı yapılmış olması,

    • Hastanın ailesinde ani ölüm ve/veya kalp kası kalınlığı olan birinin bulunması.

    Göğüs ağrısı olan her çocuğun çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından ayrıntılı bir öyküsünün alınarak iyi bir muayene ile ayırıcı tanının yapılabileceğini sözlerine ekleyen Doç. Dr. Meki Bilici, kalp hastalığından şüphelenilen olgularda ise Holter EKG, EKG, Telekardiyografi, Ekokardiyografi, Efor testi gibi tetkiklerin yapılması gerekebileceğini belirtti.

    Sanatseverlerin Merakla Beklediği Base 2020 Kapılarını Açtı

    0
    Sanatseverlerin Merakla Beklediği Base 2020 Kapılarını Açtı

    Yeni mezun sanatçı adaylarını profesyonel hayata geçişlerinde destekleyen BASE 2020, bugün Tophane-i Amire’de kapılarını sanatseverlere açtı. 25 Kasım’a kadar ziyarete açık olacak sergiyi, aynı zamanda www.base.ist adresinden sanal ortamda gezmek mümkün…

    Bu yıl 20 Kasım’da Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde kapılarını açan Base 2020, tüm hijyen ve güvenlik önlemlerinin ışığında, 25 Kasım tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. Gündemin nabzını tutarak sanatseverleri “Uzak Yakın” temasıyla buluşturan BASE 2020, eş zamanlı www.base.ist üzerinden de takip edilebilecek. Serginin açılmasıyla birlikte sanat dünyasının değerli isimlerini ağırlayan ve bu yıl ilk defa online platformda gerçekleştirilen “BASE Talks” da bugün başlıyor.

    Türkiye’nin geleceğine ışık tutan yeni mezun genç sanatçı adaylarının eserlerini aynı çatı altında bir araya getiren BASE 2020, 22 şehir, 32 üniversiteden 102 sanatçının katılımıyla gerçekleşiyor. Sergide, resim, video, heykel, yerleştirme, fotoğraf, seramik, cam ve grafik tasarım gibi pek çok farklı sanat dalından 117 eser yer alıyor. Genç sanatçı adaylarına üretimlerini sergileme ve sanat dünyasının önde gelen isimleriyle buluşturma alanı yaratmayı amaçlayan BASE, aynı zamanda sanatseverler ve yaratıcı endüstrilerin de genç yetenekleri keşfetmesine aracı olmayı amaçlıyor.

    BASE 2020 T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi paydaşlığı ve Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi ev sahipliğinde, Kale Grubu ve TEB Özel Bankacılık eş sponsorluğunda ve Digilogue’un dijital sanat partnerliğinde gerçekleşiyor. Serginin seçici kurulunda, Ayşe Erkmen, Ayşe Umur, Azade Köker, Derya Yücel, Eda Berkmen, Gökşen Buğra, Lalin, Akalan, Leyla Gediz, Meriç Hızal, Moiz Zilberman, Nancy Ataken, Onur Gökalp, Öner Kocabeyoğlu, Osman Erden, Saruhan Doğan, Vahap Avşar, Yusuf Sevinçli gibi Türkiye sanatına yön veren alanında uzman isimler bulunuyor.

    İlham veren BASE Talks bugün başlıyor

    Bu yıl ilk kez online platforma taşınan ve bugün başlayan BASE Talks, dileyen herkese diledikleri yerden ilham verici konuşmaları dinleme fırsatı sağlıyor. 20’yi aşkın panelde yaklaşık 60 konuşmacıyı ağırlayacak olan ‘’BASE Talks’ programı www.base.ist adresinden canlı olarak takip edilebiliyor. Bu yıl konuşma programında aralarında Misal Adnan Yıldız, Ali Akay, Ali Elmacı, Ari Meşulam, Aslı Sümer, Ayda Elgiz, Berat Işık, Burak Delier, Cins, Çelenk Bafra, Baha Toygar, Beral Madra, Derya Yücel, Elmas Deniz, Ergin Çavuşoğlu, Esra Aysun, Fulya Çetin, Gözde Mimiko Türkkan, Günnur Ozsoy, Huo Rf, Leman Sevda Darıcıoğlu, Melek Gençer, Melis Tapan, Melis Terzioğlu, Necla Rüzgar, Nermin Kura, Nermin Polat, Osman Erden, Selim Birsel, Serkan Özkaya, Selen Sarıoğlu Süloş, SENA, Serkan Taycan, Taner Ceylan, Tansa Mermerci Ekşioğlu, TUNCA, Vahit Tuna, Yekhan Pınarlıgil’in de olduğu daha pek çok önemli isim yer alıyor.

    BASE 2020 kapsamında konuklar, özel bir projeyi de deneyimleme şansı yakalıyor. Siesta ve BASE işbirliği ile hazırlanan ve 4 yıldır gerçekleşen ‘Siesta/BASE Art Project’ isimli proje kapsamında, BASE’e katılmış 10 sanatçı Siesta sandalyelerini birer sanat eserine dönüştürüyor ve BASE’deki yerlerini sonraki yılların sanatçılarına bırakıyor.

    Ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor

    İlbak Holding’in iletişim, Arçelik’in teknoloji, Siesta’nın mobilya, Doğuş Grubu’nun kültür-sanat alanındaki sosyal sorumluluk platformlarından Sanata Bi Yer’in destek sponsorluğunda gerçekleşen BASE 2020, Pazartesi hariç 20-25 Kasım tarihleri arasında ücretsiz olarak ziyarete açık.

    Sağlık Bakanlığı’nın koronavirüs önlemleri kapsamında sanatseverlere güvenli koşullarda sergiyi gezme olanağı sağlanabilmesi adına sergi süresi boyunca sınırlı sayıda ziyaretçi kabul edileceğinden www.base.ist sitesi üzerinden ziyaret günü ve saat aralıklarının incelenerek önceden kayıt olunması zorunludur.

    Ağız ve Diş Sağlığı Haftasında Bilinmesi Gerekenler

    0
    Ağız ve Diş Sağlığı Haftasında Bilinmesi Gerekenler

    Sağlık, kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal bir bütün olarak tam bir iyi olma durumudur. Kişilerin bedensel sağlığı vücuttaki tüm doku ve organların sağlıklı olması ile mümkün olduğundan, ağız ve diş bakımına da gereken özeni göstermek gerekir.

    Ağız ve diş sağlığını bozan etkenler kişinin genel beden sağlığını direkt olarak etkilemekte, diş eti hastalıkları ile diş çürükleri; sinüzit, romatizma, kemik erimesi, şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, sindirim sorunları, erken doğum ve düşük doğum risklerini arttırmaktadır. Dış ortamla ilişkili olan ağız ve dişlerimizin sağlıklı ve bakımlı olması hayat kalitemiz açısından oldukça önemlidir.

    Dental Group Hospitadent Yönetim Kurulu Başkanı Diş Hekimi Ahmet Selvi: Ağız ve diş bakımının düzenli olarak yapılması, tedavisi ihmal edilen diş ve diş eti hastalıklarının ileride yol açabileceği maddi ve manevi problemleri önlemek için düzenli olarak 6 ayda bir diş hekimi kontrolünün yapılması gerektiğini bildirdi.

    Sağlıklı bir yaşam, ağız ve diş sağlığıyla başlar ve bu yüzden ağız ve diş bakımına özellikle küçük yaşlarda toplumun en küçük birimi olan ailede başlanmalı, ağız ve diş bakımı alışkanlık haline getirilmelidir.

    Bu yıl Türkiye’de 22 Kasım Diş Hekimliği Günü ve Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftasında, modern diş hekimliğinin 112. yılını kutlarken, toplum bilincinin oluşması ve geliştirilmesinde diş hekimlerinin yanı sıra ailelere de büyük sorumluluklar düşmektedir.

    Zihinlere Fısıldayan İsim

    0
    Zihinlere Fısıldayan İsim

    “Temel odağım bir insanın kendini gerçekleştirme yolculuğunda ona destek olabilecek bireysel ve grup eğitimlerini sunmak”

    “Seyir kitabı eğitimimi yansıtıyor”

    Seyir kitabının yazarı, Zihin Dönüşümü Eğitmeni Piraye Erdoğan kurucusu olduğu Delphinpiraye sistemini ve zihin yolcuklarında uyguladığı çalışmaları MAG okurları için anlattı.

    Çağla Şikel’in katıldığı bir dijital içerik programında bahsettiği Piraye Erdoğan yolculuğunu öel röportajında paylaşıyor. Nefes Koçu ve Nefes Eğitmenliği ile başlayan kariyerine “Zihinden Özgürleşmek” diye tanımladığı zihin dönüşümü planı ile devam eden Erdoğan yolcuğunu şöyle anlatıyor:” Nefes ile “Zihinden Özgürleşmek” planımı bir bir araya getirerek kendi disiplinimi oluşturdum. Hem kişinin zihninden özgürleşip kendi gerçeğini yaşamasına geçişinin hem de nefesinin zihinsel faaliyetlerinden özgürleşerek doğal ve doğru şekilde akmasının başarılmasını içeren çözümleme ve uygulama çalışmalarını kapsayan “Özgür Zihin, Özgür Nefes” programını oluşturdum” Bireysel ve kurumsal anlamda sayısız eğitim veren Erdoğan’ın katılımcıları arasında ünlü isimler de bulunuyor.

    Enerji dolu, pozitif, başarılı oyuncu Hazal Türesan’ın kapak yıldızı olduğu MAG Kasım, dopdolu içeriği ve yazarları ile www.magdergi.com.tr , Turkcell Dergilik, Google Play, Apple Store, Issue, Türk Telekom’da online olarak okurlarıyla buluşuyor.

    AYSAF Fuarı 63’üncü Kez Sektörden Tam Not Aldı

    0
    AYSAF Fuarı 63’üncü Kez Sektörden Tam Not Aldı

    Bu yıl 63’üncü kez ziyaretçilerine ev sahipliği yapan AYSAF – Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı, yerli ve yabancı katılımcı ve sektör profesyonellerinden yine tam puan aldı. 500’ün üzerinde firmanın birbirinden özel ürünlerinin sergilendiği fuara, Rusya milli katılım sağladı. Başta Rusya, Pakistan, İran ve İspanya olmak üzere, farklı ülkelerden katılımcı firmaların yer aldığı fuarı, 4 günde binlerce sektör profesyonel ziyaret etti.

    Türkiye’nin tek, Avrasya’nın ise en büyük ayakkabı yan sanayi fuarı olan AYSAF – Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı, devletin ve Uluslararası Fuarlar Birliği’nin (UFI) belirlediği yeni normale dönüş kriterleri kapsamında bir dizi önlem ile ziyaretçilerine ev sahipliği yaptı. CNR Holding kuruluşlarından Pozitif Fuarcılık tarafından Türkiye Ayakkabı Sektörü Araştırma Geliştirme Vakfı (TASEV) ve Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) iş birliği, T.C. Ticaret Bakanlığı ve KOSGEB desteğiyle organize edilen fuar, CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi’nde 4 günde binlerce sektör profesyonelini ağırladı.

    İnovatif ürünler görücüye çıktı

    Yerli, yabancı katılımcı ve ziyaretçilerin yoğun ilgisi ile karşılaşan fuar, firmaların geliştirdiği inovatif ürünlere de sahne oldu. Dünyanın ilk balık derisinin görücüye çıkarıldığı fuarda, ayrıca aksesuar ve tekstil ürünlerinden kalıp, taban, topuk, küf, kimyasallar, bitmiş ve yarı mamul ham deri, suni deri ve deri işleme makinelerine kadar sektöre yönelik yenilikçi ürünler de tanıtıldı.

    Rusya milli katılım sağladı

    Bu yıl yerli ve yabancı 500’ün üzerindeki firmaya ev sahipliği yapan AYSAF Fuarı, 60.000 metrekarelik alanda ayakkabı yan sanayi sektörünü bir araya getirdi. Binlerce ziyaretçinin ağırlandığı fuara Rusya milli katılım sağladı. Fuarda Rusya,Pakistan, İran ve İspanya gibi birçok ülke katılımcı firmaları sektör profesyonellerinin yoğun ilgisi ile karşılaştı. 150 milyar dolarlık dünya ayakkabı pazarındaki rolünü her geçen gün belirginleştiren Türk ayakkabı sektörü de, yan sanayisi ile birlikte, fuarda en iyi şekilde temsil edildi. Türkiye’de 12 bine yakın işletmeyle 300 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, fuarın da katkısıyla 2023 yılında 2 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmanın fırsatlarını yakaladı.

    Oyuncu Seda Bakan’ın Koronavirüs Test Sonucu Pozitif Çıktı

    0
    Oyuncu Seda Bakan'ın Koronavirüs Test Sonucu Pozitif Çıktı

    Mucize Doktor’un başrol oyuncularından Seda Bakan, dün sosyal medya hesabından koronavirüse yakalandığını duyurdu. Bir çocuk annesi Bakan, “Grip dışında kendimi kötü hissetmiyorum” derken herkesi maske takmanın önemi konusunda uyardı.

    Geçtiğimiz aylarda FOX TV’de yayınlanan Mucize Doktor dizisinin kadrosuna dahil olan ve Doktor Ferda’yı canlandıran 35 yaşındaki Seda Bakan‘ın rutin yapılan koronavirüs testi pozitif çıktı.

    “İNŞALLAH FAZLA ZARAR GÖRMEDEN ATLATIRIZ”

    Durumu hakkında sosyal medya hesabından açıklama yapan başarılı oyuncu “Geçtiğimiz günlerde yapmış olduğumuz Covid test sonucum pozitif çıktı. Şu anda grip dışında kendimi kötü hissetmiyorum. Ailemin diğer üyeleri ve bebeğimiz çok iyi şükürler olsun. İnşallah fazla zarar görmeden atlatırız. Herkes kendine çok daha fazla dikkat etsin. Doktorumuz ‘Tek korunma yolu maske’ dedi. Maskelerinizi çıkartmayın” ifadelerini kullandı.

    Oyuncunun başrol oynadığı dizide ne gibi önemlerin alınacağı ise henüz bilinmiyor.

    Oyuncu Seda Bakan'ın koronavirüs test sonucu pozitif çıktı
    Oyuncu Seda Bakan'ın koronavirüs test sonucu pozitif çıktı

    ABD Başkanı Trump’ın Oğlu Donald Trump Jr. Koronavirüse Yakalandı

    0
    ABD Başkanı Trump'ın Oğlu Donald Trump Jr. Koronavirüse Yakalandı

    ABD Başkanı Donald Trump’ın oğlu Donald Trump Jr’ın koronavirüs testinin pozitif çıktığı öğrenildi. Belirti göstermeyen Trump Jr. karantinaya girdi. Öte yandan daha önce Donald Trump ve eşi Melenia Trump da koronavirüse yakalanmıştı.

    Dünya genelinde etkisini yeniden artıran koronavirüsün merkez üssü ABD haline gelirken, Trump ailesinden bir kişinin daha salgına yakalandığı duyuruldu.

    KARANTİNAYA GİRDİ

    ABD Başkanı Donald Trump‘ın oğlu Trump Jr’ın koronavirüs testinin pozitif çıktığı açıklandı. ABD medyasına yansıyan haberlere göre 42 yaşındaki Trump Jr’ın testi hafta başında pozitif çıktı. Trump Jr’ın belirti göstermediği ve karantinaya girdiği ifade edildi.

    DONALD TRUMP VE EŞİ DE KORONAVİRÜSE YAKALANMIŞTI

    ABD Başkanı Trump ve eşi Melania Trump, 2 Ekim’de koronavirüse yakalanmış, Trump bir süre hastanede tedavi görmüş, ardından hastalığı atlatmıştı. Bu dönemde Beyaz Saray’daki birçok üst düzey yetkilide de Kovid-19 çıkmıştı.

    Ayrıca, Donald Trump Jr’ın da içinde bulunduğu Başkan Trump’ın seçim ekibinden birçok kişi de 3 Kasım başkanlık seçimleri sürecinde Kovid-19’a yakalanmıştı.

    Yüzde 95 Etkili Koronavirüs Aşısı Türkiye’de 40 Gönüllüye Uygulandı! İlk Sonuçlar Tatmin Edici

    0
    Yüzde 95 Etkili Koronavirüs Aşısı Türkiye'de 40 Gönüllüye Uygulandı! İlk Sonuçlar Tatmin Edici

    Türk profesörler Uğur Şahin ve Özlem Türeci çiftinin kurucusu olduğu Alman BioNTech firmasının ABD merkezli Pfizer ortaklığında geliştirdiği koronavirüs aşısı Sakarya’da 40 kişiye uygulandı. Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Karabay, “Pfizer – BioNTech firmasına ait aşıda oldukça tatmin edici sonuçlara ulaşıldı” dedi.

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Karabay, Amerikan ilaç firması Pfizer‘in Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin’in kurucu ortağı olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech ile geliştirdiği ve koronavirüste yüzde 95 etki sağlayan aşısının Sakarya’da 40 gönüllüye uygulandığını bildirdi.

    “SONUÇLAR TATMİN EDİCİ”

    SAÜ’nün internet sitesinde yapılan açıklamaya göre, dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgınıyla hız kazanan aşı çalışmalarında 3’üncü aşamaya gelindiği, Pfizer ve BioNTech firmasına ait aşı çalışmalarının pek çok ülkede denenmeye başladığı anımsatıldı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Dekan Karabay, iki firmaya ait aşının Sakarya’da birçoğu profesör olan sağlık çalışanlarına ve istekli vatandaşlara uygulandığını belirterek, “Aşı, 40 gönüllü üzerinde uygulandı. Pfizer-BioNTech firmasına ait aşıda tatmin edici sonuçlara ulaşıldı. Aşı uygulanan gönüllüler, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi enfeksiyon servisi bünyesindeki Erişkin Aşı Polikliniği tarafından takip edilmektedir. Bunun yanında aşı ülkemizde de birçok klinik araştırma durumuna kadar geldi. Yakın gelecekte insanlara uygulanacaktır.” açıklamasında bulundu.

    VATANDAŞLARA KURALLARA UYUN ÇAĞRISI

    Karabay, enfeksiyon hastalığından kurtulmanın en etkili yollarından birinin aşılama olduğunu vurgulayarak, Kovid-19 salgınına neden olan koronavirüsler için temin edilecek aşının çok faydalı olacağını ifade etti.

    Kovid-19 virüsünün etkisini artırdığı bugünlerde vatandaşlardan kurallara uymalarını isteyen Karabay, şu uyarılarda bulundu: “Kişisel hijyen, virüsten korunmak için ön koşuldur. Hastalık belirtisi gösteren kişilerle temaslı oldukları kişiler izolasyon süreçlerine uymalıdır. Temizlik, maske ve mesafeye uymalıdırlar. Düğün, nişan, sünnet, pazar yeri, taziye gibi kalabalık ortamlardan uzak durulmalıdır. İş yerleri, şehir içi toplu taşıma araçları ve ticari taksilerde Hayat Eve Sığar (HES) Güvenli Alan sisteminin kullanımının yaygınlaştırılması önemlidir. Vatandaşlarımız sağlık çalışanlarına yardımcı olmak istiyorlar, bunu görüyoruz. Bu amaçla önlemlere titizlikle uyulmalı, gerek duymadıkça dışarı çıkmamaya özen gösterilmelidir.”

    “PANDEMİDEN EN KOLAY KURTULMA YOLU AŞI”

    Sosyal medya ve yazılı basında yer alan aşıyla ilgili gerçekle ilgisi olmayan bilgilerin insanların güvensizliğine sebep olduğuna dikkati çeken Oğuz Karabay, “Kovid-19 pandemisi gibi bir salgından kurtulmanın en kolay ve güvenilir yolunun aşılama olduğunu düşünüyorum. Üstelik ülkemizde de aşılarla ilgili birçok proje hala yürütülmektedir. Umuyorum ki bu projelerden birkaçı başarılı olacak ve bu aşılar ülkemiz insanına uygulanabilecektir.” ifadesini kullandı.

    YÜZDE 95 ETKİLİ AŞININ FİYATI DA BELLİ OLDU

    ABD’li Pfizer ve Alman BionTech şirketleri tarafından geliştirilen ve son olarak yüzde 95 oranında başarı sağladığı ifade edilen koronavirüs aşısının fiyatı da belli oldu.

    Reuters haber ajansının Avrupa Birliği (AB) ile aşı şirketleri arasındaki görüşmelerde yer alan bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, AB, Pfizer ve BionTech’e doz başına 15.50 avro (18.34 dolar) ödemeyi kabul etti.

    Yetkili, bunun 200 milyon doz için 3,1 milyar avroya (3,7 milyar dolar) varan bir toplam fiyat anlamına geleceğini; anlaşma kapsamında 100 milyon doz aşı daha satın alınırsa toplam bedelin 4,65 milyar avroya yükseleceğini söyledi.

    Yetkili, AB’nin CureVac’tan ise 225 milyon doz aşı adayı için doz başına 10 avro (11.84 $) ödemeyi kabul ettiğini, şirketin aşı bedeli olarak belirlediği 12 avrodan bir indirim olduğunu ifade etti.

    AB yetkilisi, AB’nin Pfizer-BioNTech ve CureVac tarafından geliştirilen yüz milyonlarca aşı adayını garantiye altına almak için 10 milyar dolardan fazla ödeme yapabileceğini söyledi.

    Anlaşma, şirketlerin aşıyı ABD’ye satması durumunda AB’ye tazminat verilmesini de öngörüyor.

    Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Herkesin Hakkı!

    0
    Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Herkesin Hakkı! v

    Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Hakları Platformu (CİSÜ) tarafından, pandemi koşullarında üreme sağlığı ve cinsel sağlık hizmet ve haklarının güncel durumunun ayrıntılarıyla paylaşıldığı konferans 19 Kasım 2020 Perşembe günü gerçekleştirildi.

    Gazeteci – Yazar Özlem Gürses’in moderatörlüğünü üstlendiği konferansta açılış konuşmaları ve tematik konuşmalar yer aldı. Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akın, UNFPA Türkiye Ofisi Ülke Temsilcisi Dr. Hassan Mohtashami ve AB Türkiye Delegasyonu Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölüm Başkanı Angel Hidalgo Gutierrez konferansın açılış konuşmalarını yaptı. Tematik konuşmalarda ise Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Banu Ergöçmen, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politikalar Forumu Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Volkan Yılmaz ve Uluslararası Çocuk Merkezi Başkanı Prof. Dr. Tomris Türmen söz aldı.

    CİSÜ Platformu, Avrupa Birliği (AB) Sivil Toplum Ağlar ve Platformlar Destekleme Programı kapsamında “Türkiye’de Üreme Hakları ve Sağlığı Platformunun Güçlendirilmesi” projesinin bir parçası olarak 19 Kasım Perşembe günü “Pandemi Koşullarında CSÜS Hizmet ve Haklarının Durumu Konferansı”nı gerçekleştirdi.

    COVID-19 pandemisi, dünyanın hemen her yerinde ülkelerin sağlık sistemlerinin odak noktasını büyük oranda bu hastalıkla ilgili tanı ve tedavi hizmetlerine kaydırdı. İnsan gücü ve finansal kaynaklar büyük oranda salgınla mücadeleye ayrıldı. Pandemi süresince tüm dünyada cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin sürdürülmesi ve bu hizmetlere erişim zorlaştı. Sağlık personelinin iş yükünün yoğun oranda artması, kendilerinin de hastalandığı durumlarda personel sayısının azalması, koruyucu ekipman eksikliği ve bulaş riskinin yüksek olması nedenler arasında gösteriliyor.

    Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Hakları Platformu (CİSÜ) adına Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) tarafından, Etkiniz AB Programı’nın desteğiyle hazırlanan Pandemi Öncesi ve Sırasında Türkiye’de Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı İzleme Raporu da pandemi öncesi ve pandemi sırasında cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin işleyişine dair çarpıcı sonuçlara işaret ediyor.

    Rapora göre Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetini COVID-19 döneminde yüksek öncelikli temel bir sağlık hizmeti olarak nitelendirmesine karşın, bu süreçte birçok ülkenin bu alandaki hizmet kapasitesinin önemli ölçüde düştüğü gözlemlendi.

    DSÖ, COVID-19 salgınını 20 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan ederken, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA

    Pandeminin altı aydan uzun sürmesi durumunda 144 düşük ve orta gelirli ülkede 47 milyon kadının modern doğum kontrol yöntemlerine erişemeyebileceğini, istenmeyen gebeliklerde 7 milyon kadar artış olabileceğini tahmin etmişti. UNFPA’in tespitlerine göre, pandemi sürecinde cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinde cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla ilgili tanılama, ilaç ve tedavi hizmetlerine, önemli tıbbi ürünlere erişimde ciddi sorunlar yaşandı.

    Pandemi döneminde ve sonrasında CSÜS hizmet alanını veri temelinde izlemeyi, desteklemeyi ve bu hizmetlere nasıl yaklaşılması gerektiği konusunu, alanın tüm paydaşlarıyla birlikte ele almayı amaçlayan CİSÜ Platformu bu doğrultudaki çalışmalarına Pandemi Koşullarında CSÜS Hizmet ve Haklarının Durumu Konferansıile başladı.

    Konferans, Başkent Üniversitesi BÜKÇAM Müdürü ve TAPV Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akın’ın açılış konuşmasıyla başladı.

    Akınkonuşmasında, TAPV’nin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakları konusundaki çalışmalarını, bu alanda Türkiye’nin geçmişten bugüne aldığı yolu ve CİSÜ Platformu tarafından düzenlenen bu konferansın hedeflerini aktardı. Kriz durumlarında cinsel sağlık ve üreme sağlığı haklarının korunması için kapasite geliştirme, kapsamlı ve yaşa uygun cinsel sağlık eğitimlerinin yaygınlaşması, riskli gebeliklerin önlenmesi, karşılanmayan aile planlaması ihtiyacı, gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı bilgi ve danışmanlık hizmetlerine erişimi gibi konuların CİSÜ Platformu’nun gündeminde yer aldığını belirten Akın, “Toplantının temel amacı aynı hedefe doğru emek veren başta Sağlık Bakanlığımız olmak üzere diğer kamu kuruluşlarının, üniversitelerin, uluslararası kuruluşların ve hele de sağlıkta son derece önemli bir sektör olan sivil toplum kuruluşlarının sesini duymak ve duyurmak, kanıta dayalı savunuculuk konusundaki deneyimlerimizi paylaşmaktır” dedi.

    Ayşe Akın’ın ardından söz alan ve Türkiye hükümetiyle 1971’den beri sürdürdükleri verimli iş birliğine değinen Dr. Hassan Mohtashami, UNFPA olarak kızlar ve kadınların geleceğine yönelik hiçbir tehdit kalmayana kadar tüm dünyada mücadele etmeyi sürdüreceklerini söyledi. Mohtashami, “Kadınların üreme becerilerini nasıl kullanacaklarına kendilerinin karar vermelerinin ve bedensel bütünlüklerini korumalarının, güçlenmemizin direği olduğunu düşünüyoruz. Kadınlar gebe kalıp kalmamayı, kaç çocuk sahibi olacaklarını seçemedikçe, kendi eğitimleri, işleri gelişimleri için vakit bulamıyorlar. Tüm toplum ve topluluğun geneli de bu yoksunluktan olumsuz etkileniyor” dedi.

    Angel Hidalgo Guiterrez ise konuşmasında

    “Bu proje ve CİSÜ Platformu aracılığıyla çok önemli bir konuyu, Türkiye’de CSÜS haklarının korunması için adımlar atılmasını ele alıyoruz. Bu hakların savunuculuğunu COVİD-19’un özgün koşullarında yapmak çok daha zor, sistem üstünde çok güçlü bir baskı söz konusu ve doğru tepkilerin verilmesi gerekiyor. Kadınlar dahil olmak üzere kırılgan gruplar daha olumsuz etkileniyor. STK’lerin oynadığı rol bu aşamada çok önemli. CSÜS haklarının savunuculuğu devam etmeli ki bu haklar pandemiden dolayı ihlal edilmesin” dedi.

    Konferansın tematik konuşmalar bölümünde yer alan Prof. Dr. Banu Ergöçmen, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün 1968’den 2018 yılına kadar 5 yılda bir düzenli yaptığı, 52 yıllık zengin bir veri sağlayan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları sunumunu gerçekleştirdi. Ergöçmen konuşmasında; Türkiye’de doğurganlık hızı, doğurganlık tercihleri, kullanılan yöntemlerdeki değişiklikler, ilk evlenme ve doğum yaşı, düşükler, ölü doğumlar ve sezaryen doğumlar gibi yıllara göre değişen rakamlarla üreme sağlığı konusunda ilgi çekici veriler paylaştı.

    Araştırmalara göre, Türkiye’de 1978’de 4.3’ten 2018’de 2.3’e düşen doğurganlık oranı 2000’lerden itibaren durağanlık gösteriyor. Evlenme yaşı değişmedi, ilk evlenme yaşı ortalama 21. Gebeliği önleyici geleneksel yöntem kullanımı azalırken modern yöntem kullanımı artıyor fakat karşılanmamış aile planlaması ihtiyacı da artıyor. Doğum öncesi ve sonrası bakım hizmeti uzun yıllardır ülkede yaygın biçimde verilebiliyor ve hastane doğumlarının oranı artıyor. Buna karşılık sezaryenle doğum oranının da artış göstererek yüzde 52’ye ulaştığı görülüyor.

    Ergenlik döneminde gebelik ve anne olmanın hem çocuk hem de anne açısından sadece sağlık açısından değil, eğitimden yoksunluk, iş hayatında yer alamama gibi sosyo-ekonomik açıdan da olumsuz sonuçlar getirdiğinin altını çizen Ergöçmen

    “Bugün adolesanların yaklaşık yüzde 4’ü çocuk doğuruyor fakat adolesan gebelik oranında azalma görüyoruz ki bu olumlu bir gelişme” dedi.

    Ergöçmen’in ardından söz alan Doç. Dr. Volkan Yılmaz, “Pandeminin Üreme Sağlığı ve Cinsel Sağlık Hizmetlerinin Erişilebilirliğine Etkisi” başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Pandemi Öncesi ve Sırasında Türkiye’de Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı İzleme Raporu’nun izleme koordinatörü olan Yılmaz konuşmasında“Pandemi süresince cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin sürdürülmesini sağlayacak merkezi bir planlama yapılmaması, Türkiye’de pandemiyle mücadele stratejisinde önemli bir eksikliğe işaret etti” yorumunu yaptı.

    Prof. Dr. Tomris Türmen ise konuşmasında Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanına Veri Temelli Yaklaşım”ı ayrıntılarıyla aktardı. Türmen, CSÜS’nin bir alan olarak ortaya çıkışından önce kadın sağlığının, kanser, menopoz, şiddet, eşitsizlik gibi birbirinden kopuk başlıklarla ele alındığını ve aile planlamasının çığ gibi büyüyen bir ihtiyaç olduğunu anlattı. Bu alandaki mücadelenin güçlenmesi için veri ve kanıt temelli savunuculuğun önemine değinen Türmen, “İhtiyaçları aile sağlığında çalışanlar kendi başlarına karşılayamazlar” diyerek Sağlık Bakanlığı bütçesinde CSÜS’ün ayrıntılı biçimde yer alması gerektiğini kaydetti.

    Konferansta, pandemiyle mücadelenin ana gündem maddesine dönüşmesinin olağan olduğu ancak bu mücadelenin, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin bu dönemdeki ihtiyaçlarını da kapsayacak şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

    İyi Hissettiren Sağlıklı Gıdalar ile Bağışıkığınızı Güçlendirin

    0
    İyi Hissettiren Sağlıklı Gıdalar ile Bağışıkığınızı Güçlendirin

    Koronavirüs sürecinde hastalığa yakalanmamak ya da hafif atlatmak için beslenme düzeninin nasıl olması gerektiği, son dönemlerde üzerinde sıklıkla durulan konular arasında yer alıyor.

    Pandemi koşullarına bağlı olarak kişilerde oluşan stres ve buna bağlı uyku düzeni ile duygusal durumun bozulması ise birçok kişinin sağlıksız beslenmesine neden olabiliyor. Bu süreçte iyi hissettiren sağlıklı gıdaların tüketilmesi ve D vitamini başta olmak üzere vitamin -mineral desteği alınarak bağışıklığın güçlü tutulması önem taşıyor. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ceyda Nur Çakın, koronavirüs sürecinde bağışıklığın güçlendirilmesi için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi:

    Hem fiziksel hem de psikolojik olarak koronavirüsten korunun

    Beslenmenin sağlıklı hale getirilmesi fiziksel sağlık kadar zihinsel sağlığı da desteklemekte ve kişilerin Covid- 19’un neden olduğu kaygı, belirsizlik ve psikolojik stresle başa çıkmalarında önemli rol oynamaktadır. Uyku bozuklukları ve stres ile mücadelede görev üstlenen melatonin ve serotonin hormonları ile triptofan adı verilen aminoasit düzeylerini bazı gıdalar ile artırmak mümkün olabilmektedir. Beslenme programında özellikle yumurta, badem, yulaf, tam tahıllı yiyecekler, muz ve kırmızı meyvelere günlük olarak yer verilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte haftada en az iki gün ızgara veya fırınlanmış şekilde Omega-3 yağ asitlerinden zengin yağlı balıklar tercih edilmelidir. Süt ve süt ürünlerini düzenli olarak tüketerek uykuya geçmeyi sağlayan triptofan aminoasidinin üretiminin artırılmasını sağlamak da büyük fayda sağlamaktadır.

    Obezite Covid- 19’un olumsuz etkilerini artırıyor

    Son bilimsel araştırmalar Covid-19 ve beslenme arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. İyi beslenme, kriz zamanlarında dayanıklılığın temel direği olarak görülürken, besleyici gıda eksikliği, bireyleri koronavirüsü önlemek ve onunla savaşmak için dezavantajlı konuma getirmektedir. Sağlıksız beslenme obeziteye yol açarken; obezite ise diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkların yanı sıra Covid-19’a yakalanma durumunda ciddi komplikasyon riskini de artırmaktadır. Ayrıca obezite, vücutta yaygın iltihaplanma ve hipoventilasyon ile birlikte hastalık ile savaşmayı zorlaştırabilmektedir.

    Bağışıklığınızı güçlendirin

    Beslenmenin bağışıklık sistemi ve hastalığa yatkınlık üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Spesifik besinlerin veya besin bileşenlerinin, hücrelerin aktivasyonu, sinyal moleküllerinin üretiminde modifikasyon ve gen ekspresyonu yoluyla bağışıklık sistemini etkileyebileceği kanıtlanmıştır. Bununla birlikte tüketilen besinler önemli bir bağışıklık sistemi organı olan bağırsaktaki yararlı bakteri varlığını belirlemektedir. Yeterli makro ve mikro besin tüketimi, özellikle demir, çinko ve B6, B12, A,C ve E vitaminleri, bağışıklık fonksiyonunu artırarak enfeksiyonu önlemeye ve bunlarla savaşmaya yardımcı olabilmektedir.

    D vitamini düzeyinin Covid-19’un şiddetinde belirleyici rolü vardır

    En önemli vitaminlerden biri olan D vitamini düzeyinin Covid-19 şiddeti ve Covid-19’a bağlı ölümler ile ilişkisi üzerine yapılmış çalışmalar bulunmaktadır. Ayrıca solumun yolu hastalıklarının bozulmuş D vitamini metabolizması ile ilişkili olduğu; akciğer enfeksiyonu sonrası D vitamini seviyesininazaldığı da yapılan çalışmalarda belirlenmiştir.

    Vitamin ve mineraller öncelikle doğal yollardan alınmalı

    Bağışıklık sistemi için gerekli olan bu vitamin ve minerallerin başlıca kaynakları yumurta, süt ve süt ürünler, kırmızı et, hindi ve balık gibi hayvansal protein kaynakları olmaktadır. Ay çekirdeği, fıstık, badem ve avokado yine bağışıklık için önemli olan sağlıklı yağ asitleri ve E vitamini içermektedir. Vücudumuzun savunma mekanizması için önemli olan antioksidan besin öğeleri ise turunçgiller ve kivi, pancar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ile karnabahar, brokoli, sarımsak ve soğan gibi sülfürlü sebzelerde yüksek miktarda bulunmaktadır. Öncelikli olarak dengeli bir beslenme şekli ile bu vitamin ve mineralleri doğal yollardan alınmalı, ihtiyaç durumunda ise hekime danışılarak takviye kullanımına gidilmelidir.

    Dengeli beslenme için bu kurallara uyun

    • Tükettiğiniz sebze ve meyvelerin farklı renkte olmasına özen gösterin. Tabaklarınız ne kadar renkliyse o kadar çok antioksidan vitamin-mineral alırsınız.
    • Haftada en az iki gün ızgara veya fırında pişmiş şekilde hamsi, uskumru, sardalya, palamut ve çinekop gibi omega 3 zengini balıkları tüketin.
    • Sıvı tüketiminize özen gösterin. Vücut ağırlığınız başına 30 ml. su tüketimi sağlayın.
    • Paketli atıştırmalıklardan uzak durun. Öğünlerinizin düzenli olmasına özen gösterin.
    • Bilimsel dayanağı olmayan besin takviyelerinden, bitkisel karışımlar ve kürlerden uzak durun.
    • Düzenli fiziksel aktivite ve egzersizi hayatınızın bir parçası haline getirmeye çalışın.
    • Uyku sürenizin yeterli olmasına özen gösterin.