Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 143

    Kışın Saçı Yıpratan ve Kurutan Etkilerini Herbal Essences Sülfatsız Aloe Serisi ile Yok Edebilirsiniz!

    0
    Herbal Essences Sülfatsız Aloe

    Kışın esen kuru rüzgarlar ve soğuk hava saçlarımızın yıpranmasına ve kurumasına neden oluyor. Fakat tüm bu etkilerden kolaylıkla kurtulup, saçlarınızı derinlemesine nemlendirmek mümkün. İçeriğindeki 6 kat fazla kaliteli aloe ile Herbal Essences Sülfatsız Aloe serisi saçlarınıza zengin vitamin ve antioksidan desteği sağlayarak saçlarınızın güçlenmesine, yenilenmesine ve yıpranmalara karşı korunmasına yardımcı olur.

    Soğuk kış günlerine giriş yaptığımız bu günlerde doğadan ilham alan Herbal Essences Sülftasız Aloe serisi ile canlandırıp, yıpranmalara karşı koruma zamanı geldi. Saçlarını kolaylıkla arındırıp, daha yumuşak ve nazikçe bir bakım arayanlar için Herbal Essences Sülfatsız Aloe serisi Mango ve Bambu içeren iki farklı şampuan ve saç kremi ile Argan ve Hindistan Cevizi olmak üzere iki farklı değerli yağları sunuyor.

    Canlılığını korumak isteyen boyalı saçlara özel;

    Herbal Essences Sülftasız Aloe & Mango serisi içerdiği 20 farklı vitamin ve mineral ile boyadan kaynaklı yıpranmaları gidererek, saçlarınızı korur. Boyalı saçların rengini, canlılığını ve parlaklığını uzun süre korumasına yardımcı olarak içeriğindeki botanik bazlı antioksidanlar ile besler. Yemyeşil tropikal meyve aromaları, şeker kamışı ve kalıcı beyaz misk kokusu ile saçlarınızın büyüleyici bir koku ile parlamasını sağlar.

    Nemini kaybeden saçlara özel;

    İçeriğindeki bambu ile Yeni Herbal Essences PURE:renew Sülfatsız Aloe & Bambu serisi, saçlarınızı güçlendirip, ihtiyacı olan nem desteğini sağlar. Saçlarınızı nazikçe temizleyip, yumuşatarak kaybettiği esnekliği geri kazandırır. Su çiçekleri, yeşil yapraklar ve amber aroması ile baş döndürücü bir kokuya sahip olmanızı sağlar. Yeni Herbal Essences Aloe ve Argan Yağı saçlarınızda oluşacak kırılma ve koparak dökülmelere karşı koruma sağlıyor. Argan yağının mucizevi etkisiyle daha parlak ve yumuşak saçlara kavuşabilirsiniz. Aynı zamanda içerdiği narenciye, egzotik baharatlar ve kremsi vanilya aroması ile de saçlarınız baş döndürücü bir kokuya sahip olacak.

    Kolayca kuruyup kabaran saçlara özel;

    Yeni Herbal Essences Aloe ve Hindistan Cevizi Yağı saçlarınızın kabarmasını önleyerek, canlılık ve parlaklık kazandırıyor, yumuşatıp yatıştırıyor. İçerdiği Hindistan Cevizi yağı kuru saçların ihtiyacı olan nemi sağlıyor.

    Sürdürülebilir şekilde büyütülmüş aloe içeren ve gerçek botanik içeriği İngiltere Kraliyet Bahçesi, Kew tarafından onaylı bu iki doğal içerikli yağı dilediğiniz zaman kullanarak saçlarınızda doğanın keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz. Üstelik sülfatsız serisindeki tüm ürünlerin hayvanlar üzerinde test edilmediği PETA tarafından onaylı!

    Diyabet Hemşireliği Diyabet Tedavisinde Fark Yaratıyor

    0
    Diyabet hastalığı

    Diyabet; hasta ve hasta yakınlarının yaşamını ciddi ölçüde etkileyen ve zorunlu yaşam tarzı değişikliklerini gerektiren önemli bir halk sağlığı sorunu.

    Hayat boyu süren diyabet hastalığının etkilerini en aza indirmek ve yaşam kalitesini artırmak için diyabet hemşireliğinin öneminin her geçen gün ülkemizde daha fazla anlaşılmaya başladığına dikkat çeken Diyabet Hemşireliği Derneği Başkanı ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi SBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nermin Olgun, “Diyabet hemşiresinin en önemli rolü diyabet eğitimidir. Diyabet eğitimi, diyabet bakım kalitesini geliştiren, kişinin bireysel yönetimini başarmasını sağlayan önemli bir unsurdur ve diyabet hastaları için oldukça önemlidir; bireyin bilinçlenmesini sağlar” dedi.

    Boehringer Ingelheim, Türkiye, Kasım 2020 – Diyabet, komplikasyonları nedeni ile yaşam kalitesini düşüren, körlük, koroner arter hastalığı, böbrek yetmezliği, diyabetik ayak gibi istenmeyen sonuçları olabilen önemli bir hastalık. Bu hastalığa karşı özellikle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının edinilmesi, hastaların diyabetle mücadele sürecinde dikkat etmesi gerekenleri bilmesi çok büyük önem taşıyor. Bu kazanımların edinilmesinde ve diyabet hastalarının yaşamını kolaylaştırmada, ülkemizdeki önemi her geçen gün daha fazla anlaşılan diyabet hemşireliği büyük bir rol oynuyor. Bu nedenle 2020 yılı, Florence Nightingale’in 200. doğum yılı olması sebebiyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Uluslararası Hemşirelik” yılı ilan edildi. Yine Uluslararası Diyabet Federasyonu (UDF) diyabet hastalığında hemşireliğin ve diyabet eğitiminin önemine dikkat çekmek için bu yılı “Diyabet ve Hemşire” yılı olarak kabul etti ve tema içeriğini “Diyabet Bakımında Hemşire Fark Yaratır” olarak açıkladı.

    “Diyabet eğitimi alan hastalar diyabeti kontrol altına almakta daha başarılı”

    Diyabet eğitimi alan hastaların diyabeti kontrol altına almakta daha başarılı olduğuna dikkat çeken Diyabet Hemşireliği Derneği Başkanı ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi SBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nermin Olgun, “Diyabet hastaları bakım ve tedavi konusunda diyabet hemşirelerinin yardımına gereksinim duymaktadır. Burada önemli olan doğru bir diyabet eğitimi almaktır. Bu eğitim diyabet hastalarının özelliklerine, eğitimin amacına ve eğitim yöntemine göre belirlenmelidir. Bu konuda en büyük sorumluluk hemşirelere düşmektedir. Hemşireler hastaların eğitim ihtiyacının belirlenmesinde ve diyabetlerini kontrol etme becerisi kazandırmada önemli rol oynamaktadır” dedi.

    “Diyabet hemşiresi komplikasyonların önlenmesinde hasta ve hasta yakınlarına gerekli eğitimi vermektedir”

    Diyabet hemşirelerinin hastaların bakım ve tedavisi ile ilgili uygulamaların tümünü dikkate aldığını belirten Olgun;Diyabet hemşiresinin görevleri arasında; bakım ve tedaviyi takip etmek, eğitim ve bakım ihtiyacını belirlemek, hastaların bakımında görev almak, yaşam kalitesini yükseltmede gereksinim duyulan konularda danışmanlık yapmak, hastaların kendi kendini yönetmesine destek olmak, hekim tarafından belirlenen tedaviyi yönetmek, diyabetle ilgili her düzeyde eğitim programının geliştirilmesinde rol oynamak ve hastalara günlük yaşamda gereksinim duyacakları sağlık önerileri ve sosyal haklar konusunda bilgi ve beceri kazandırmak gibi kritik noktalar vardır. Burada önemli olan hastanın takibini düzenli şekilde yapmak ve komplikasyonların önlenmesinde hasta ve hasta yakınlarına gerekli eğitimi vermektir” dedi.

    “Eğitim diyabet tedavisinin temel taşıdır”

    Dünya Sağlık Örgütü’ne göre diyabet eğitiminin diyabetin temel taşı olduğuna ve hastaların toplum ile bütünleşmesinde yaşamsal önemi bulunduğuna dikkat çeken Olgun diyabet eğitimini; “Eğitim, Dr. Eliot Joslin’in de belirtiği gibi diyabet tedavisinin bir parçası değil, tam tersine tedavinin bizzat kendisidir. Amacı, diyabetli bireyin kendini daha iyi hissetmesini sağlamak, hastalığı daha iyi kontrol ederek hastayı oluşabilecek yan etkilerden korumak, tedavi giderlerini azaltmak, tedavi hatalarını azaltmak ve hastanın yeni teknolojiyi kullanabilir hale gelmesine katkıda bulunmaktır” diye ifade etti.

    Diyabet hastaları günlük hayatta nelere dikkat etmeli?

    Diyabet hastalarının rutin olarak dikkat etmesi gereken konular olduğunun altını çizen Olgun, “Hastalar tedaviye tam uyum göstermeli, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını bırakmamalı, diyabet kimlik kartlarını sürekli yanında taşımalı, insülin uygulama becerisi kazanmalı, diyabetik ayak ile ilgili dikkat etmesi gerekenleri unutmamalı. Bu önemli noktalardan birinin bile atlanması diyabet kaynaklı komplikasyonların gelişmesine neden olabilir” uyarısında bulundu.

    “Diyabet tedavisini merkezine alan bir firma olarak diyabet hemşireliğinin öneminin farkındayız”

    Neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alan diyabet hastalığının Boehringer Ingelheim’ın da en önemli mücadele alanlarının başında geldiğini belirten Boehringer Ingelheim Türkiye Metabolizma İş Birimi Direktörü Arif Ok; “Bu hastalığın farkındalığını artırmak adına sürdürülebilir projeler yürüten ve ülkemizdeki tüm Tip 2 diyabet hastalarına geleceğin tedavilerini sunmak için çalışan Ar-Ge odaklı bir firma olarak, Tip 2 diyabette yaşamları değiştiren çığır açıcı tedavileri Türk tıbbının hizmetine sunuyoruz. Büyük bir eforla mücadele ettiğimiz bu hastalığın tedavisinde diyabet hemşireliğinin ne kadar büyük bir önemi olduğunun farkındayız” dedi.

    Ok, Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun diyabet eğitiminin önemine dikkat çekmek için bu yılı “Diyabet ve Hemşire” yılı olarak kabul etmesinin çok anlamlı olduğunu aktararak, “Diyabet tedavisinde hastaların doğru eğitim alması hayati önem taşıyor. Bu nedenle ülkemizde diyabet hemşireliğin öneminin her geçen gün daha da artacağına inanıyoruz. Diyabet hemşireleri diyabetle mücadelenin isimsiz kahramanları ve onların azmi sayesinde diyabete karşı daha fazlasını birlikte başaracağız” dedi.

    Bosch Termoteknik’ten Satış Sonrası Hizmetlerde “Her Zaman Her Yerde Önce Müşteri” Yaklaşımı

    0
    Bosch Termoteknik’ten Satış Sonrası Hizmetlerde “Her Zaman Her Yerde Önce Müşteri” Yaklaşımı

    İklimlendirme sektörünün önde gelen firmalarından Bosch Termoteknik, Covid-19 teşhisi konmuş son kullanıcılarına teknik hizmet vermeye devam ediyor.

    Türkiye’nin ve tüm dünyanın Covid-19 ile mücadele ettiği şu günlerde Bosch Termoteknik, “Her Zaman Her Yerde Önce Müşteri” sloganıyla müşteri odaklı yaklaşımını merkezde tutmaya devam ediyor. Bu kapsamda Bosch Termoteknik, Buderus ve Bosch markaları ile ısıtma veya soğutma tesisatlarında servis desteğine ihtiyacı olan Covid-19 teşhisi konmuş son kullanıcılara gerekli korunma önlemlerini alarak hizmet vermeye devam ediyor.

    Bosch Termoteknik Servis Merkezi tarafından Bosch ve Buderus markalarına hizmet veren yetkili servislere sağlanan destek sayesinde; tulum, eldiven, siperlik ekstra korunaklı maskeler gibi özel materyaller ile önlem alınarak müşterin ihtiyaçları kesintisiz bir şekilde gideriliyor. Bosch Termoteknik, sağladığı bu hizmetle içinde bulunduğumuz zor süreçte müşterilerine kesintisiz destek oluyor.

    Bosch Termoteknik Satış Sonrası Hizmetler Direktörü Nazif Özakıncı konuyla ilgili görüşlerini şöyle açıkladı: “Hayatımızı derinden etkileyen pandemi döneminde müşterilerimize, onların hayatlarını kolaylaştıracak hizmetler sunmak her zamankinden daha da önemli oldu. Her zaman her yerde Önce Müşteri yaklaşımımız ile hareket ederek Bosch Termoteknik yetkili servislerimizin büyük katkısıyla hızlı bir aksiyon aldık. Tüm özel ekipmanlarla gerekli önlemleri alarak Covid-19 hastası olan ancak bizden hizmet bekleyen müşterilerimize kesintisiz hizmet vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda özveriyle çalışan tüm yetkili servis teknisyenlerimize çok teşekkür ediyoruz. Yetkin ve yaygın yetkili servis ağımızla müşterilerimizin her zaman yanında olmaya ve onlara kaliteli hizmetler sunmaya devam edeceğiz.” şeklinde belirtti.

    Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Aşı Bulunsa da Pandemi Hemen Yok Olmaz”

    0
    Tayfun Uzbay
    SONY DSC

    Dünya çapında etkili olan Covid-19’la mücadele için yürütülen aşı çalışmalarının umut verici olduğunu belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bulunacak aşının etkili olması halinde salgının kontrol altına alınmasının kolaylaşabileceğini söyledi. Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Pandemi bıçak gibi kesilip hemen birkaç ay içinde yok olup gitmez. Ancak işe yarar etkili bir aşının ortaya çıkması durumunda öncelikle kontrol altına alınması çok kolaylaşır” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Başkanı, Rektör Danışmanı, NPFUAM Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Covid-19 aşısı ile ilgili hem ülkemizde hem de dünyada yürütülen çalışmaların umut verici olduğunu söyledi.

    Düşmanı tanımak, strateji geliştirmeyi kolaylaştırıyor

    Prof. Dr. Tayfun Uzbay, aşı çalışmalarının uzun bir süredir devam ettiğini belirterek “Bu tip virüsler için daha önce de aşı çalışmaları yürütülüyordu. Ayrıca dünyanın böyle bir virüs pandemisine yönelik öngörüsü ve hazırlığı da vardı (bazıları maalesef bunu komplo teorileri ile birleştirdi). Kısaca dünyada bu tip bir virüs enfeksiyonuna karşı aşı teknolojisi konusunda zaten iyi bir altyapı ve gelişmiş teknoloji vardı. Covid-19 kısa sürede teşhis edildi ve tüm özellikleri ortaya kondu. Düşmanı tanıyorsanız ona karşı strateji geliştirmeniz çok kolaydır. Dolayısıyla aşı çalışmalarının bir yıl içinde bulunduğumuz noktaya gelmesi normal ve beklenen bir durum. Ben zaten pandeminin başlangıcında da verdiğim birçok mülakatta aşının aşağı yukarı bu tarihlerde hazır olma ihtimalinin yüksekliğinden söz etmiştim. Aşıların şu anda kullanıma girmek üzere olmalarını pandeminin kontrolü açısından oldukça umut verici buluyorum” dedi.

    Aşı çalışmaları, çeşitli faz aşamalarından oluşuyor

    Bir aşının bilimsel olarak kabul edilebilmesi için gereken sürenin sabit değil, değişken olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tayfun Uzbay, aşı çalışmalarının genel sürecine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Bu süre sabit değil değişkendir. Hastalığı yapan mikroorganizmaya ve ona karşı geliştireceğiniz teknolojik alt yapının ne kadar hazır olduğuna göre değişir. Bununla beraber hangi strateji ile aşı üretirseniz üretin mutlaka geçmeniz gereken bazı aşamalar vardır. Aşıya giden yol önce virüsün izolasyonu ve sonrasında in vitro (vücut dışı) ve in vivo (yaşayan canlı üzerinde) hayvan çalışmaları ile başlar. Bunlara klinik öncesi dönem de diyebiliriz. Aşı adayının öncelikle deney hayvanlarında herhangi bir dikkat çekici yan tesir veya reaksiyon oluşturmaksızın iyi bir koruyuculuk sağladığının görülmesi gerekir. Bunu sağlamış ise klinik aşama dediğimiz insanla ilgili çalışmalar başlar. Bu da denenen kişi sayısının giderek arttığı ve sonunda farklı bölge ve merkezlerdeki daha geniş bir insan popülasyonunda koruyuculuk kapasitesinin tespit edildiği çeşitli faz aşamalarından oluşur.”

    Dünyada yaygın kullanıma geçilebilir

    Şu anda dünyada çok konuşulan birkaç aşının bu süreçleri başarı ile tamamlamış göründüğünü belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Bundan sonraki aşamalarda ruhsat alarak insanlarda yaygın kullanıma geçilebilir. Şu ana kadar Rusya Sağlık Bakanlığı kendi ürettikleri bir aşıya ruhsat verdi ve Rusya’da kullanılıyor. Özellikle çift-kör kontrollü dediğimiz güvenilir bir yöntem ile fazla sayıda denekte %90 gibi koruyuculuk oranlarına ulaşılması sevindirici ve umut verici” dedi.

    Türkiye’deki aşı çalışmaları da umut veriyor

    Türkiye’deki aşı çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Tayfun Uzbay, şunları söyledi:

    “Türkiye şu anda ruhsat almak üzere olan aşıların yaklaşık 6 ay ile 1 yıl kadar gerisinde. TÜBİTAK aşı üzerinde çalışan grupları bir çatı altında topladı. Bu süreci hızlandırabilir. Ancak Türkiye’nin birkaç aylık bir sürede kendi aşısını onaylayarak Rusya’daki gibi yaygın bir kullanıma sokabilmesi zor görünüyor. Bununla beraber, şu anda en umut verici olan aşı projelerin Faz III dediğimiz aşamasına Türkiye de bildiğim kadarı ile Hacettepe ve İstanbul Üniversiteleri ile dâhil oldu. Bu bizim piyasaya çıkan aşıyı kolay ve ucuz teminimiz için bir avantaj sağlayabilir. İlk etapta yaygın bir aşılama için yeterli doz temin edilemeyebilir. Bu süreçte başta sağlık personeli, polis, asker gibi kritik görev yapanlar ve bazı yüksek riskli kişilere uygulanabilir. Özellikle sağlık personelinin korunması çok önemli. Halka yaygın uygulamanın biraz daha zaman alacağını düşünüyorum. Bu tamamen üretilecek doz miktarına ve size hangi koşullarda sunulacağına bağlı. Yeterli doz olsa bile fiyatın yüksekliği de kısıtlayıcı olabilir ancak ben fiyatın yüksek tutulacağını sanmıyorum.”

    Pandemi hemen yok olmaz

    Covid-19 aşısının bulunması halinde eğer etkili ise salgının kontrol altına alınmasının kolaylaşabileceğini kaydeden Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Pandemi bıçak gibi kesilip hemen birkaç ay içinde yok olup gitmez. Ancak işe yarar etkili bir aşının ortaya çıkması durumunda öncelikle kontrol altına alınması çok kolaylaşır. Yeterli dozun temini ve yaygın aşılama, burada etkili faktör olur. Aşı ne kadar uzun koruma sağlıyorsa ve ne kadar çok sayıda insana uygulanabilirse pandeminin ortadan kalkış süresi de o kadar kısa olur. Şu anda kesin bir süre vermek güç” diye konuştu.

    Aşı karşıtlarının çoğu da Covid-19 aşısı yaptıracaktır

    Covid-19 sürecinde aşı karşıtlarının sessizliğe büründüklerini belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Covid-19’da aşı karşıtlarının sesi soluğu kesildi. Çok tepki çekeceklerini biliyorlar. Etkili bir aşı ortaya çıktığında bunların çoğunun da mutlaka aşılarını yaptırıp pandemi geçtikten sonra faaliyetlerini yine sürdüreceklerini düşünüyorum. Aşı karşıtlığı farklı kaynaklardan besleniyor. Bunu kullanıp popüler olmaya çalışan bilimciler de var maalesef. Olan cahil insanlara oluyor” dedi.

    COVID-19 Kan Şekerini Olumsuz Etkileyebiliyor

    0
    COVID-19 Kan Şekerini Olumsuz Etkileyebiliyor

    Diyabet, sıklığı ve yarattığı sorunlar nedeniyle tüm dünyada önemi gittikçe artan bir sağlık sorunu. Yaşam tarzındaki hızlı değişimle birlikte gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların tümünde diyabet görülme sıklığının yükseldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, COVID-19 diyabet, obezite ve ilişkili hastalığa sahip kişilerin bazılarında daha ciddi bulgulara ve komplikasyonlara neden olabilir.

    Çeşitli araştırmalarda, diyabetik ve/veya obez kişilerde COVID-19 enfeksiyonunun daha ağır seyrettiği, yoğun bakım ihtiyacının arttığı ve hatta daha ölümcül olabileceği gösteriliyor. Bununla birlikte eğer kan şekeri kontrolünüz yeterli düzeyde ise COVID-19 enfeksiyonu riski, genel toplumdan çok da farklı değil. Ancak virüs bulaşmış diyabetli kişilerin kan şekeri kontrollerinde bir bozulma görülebileceği için birtakım önlemler alınmalı açıklamasında bulundu.

    Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF), 2020 yılı itibari ile dünyadaki diyabetli birey sayısı 463 milyon iken bu sayının 2045 yılında yüzde 67 oranında artarak 693 milyona ulaşacağını öngörüyor. Diyabet tanısı olan kişilerin COVID-19 ile enfekte olma olasılığının genel nüfusa kıyasla daha sık olmadığına, yani diyabet hastalarına COVID-19’un daha kolay bulaşmadığına dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü vesilesiyle önemli bilgiler verdi.

    Pandemi döneminde de kontroller ihmal edilmemeli

    Pandemi döneminin uzaması nedeniyle, psikolojik stresin artması, egzersizin kısıtlanması, diyete uymakta zorluklar nedeniyle hastaların kan şekeri regülasyonunun genellikle olumsuz etkilendiğini söyleyen Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “Bu dönemde hastaların aile hekimlerine veya hastanelere başvurmaktan çekinmesi ve kontrollerine gitmemeleri de hastalığın seyrini olumsuz etkilemeye başladı. Kan şekeri ayarının uzun süre bozulması göz, böbrek, kalp ve sinir uçları gibi birçok organda bazen geri dönüşü olmayan kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Sürecin uzaması nedeniyle diyabetik hastaların gerekli koruyucu önlemleri alarak, güvenli gördükleri sağlık merkezlerine başvurarak kontrollerini yaptırmaları gerekir. Dışarı çıkması sakıncalı birden çok hastalığı olan veya çok yaşlı diyabetik bireylerin uzaktan iletişim araçlarını kullanarak hekimleri ile temas kurması gerekir” önerisinde bulundu.

    Genel korunma önlemlerine mutlaka uyulmalı

    Diyabetik kişiler için de COVID-19’dan genel korunma önlemlerinin tümüyle geçerli olduğunun altını çizen Prof. Dr. İlhan Tarkun, “Yani maske, mesafe ve temizlik kurallarına azami dikkat edilmeli. Hastalıktan korunmak diyabetik bireyler için çok daha fazla önem taşıyor. Bunun dışında diyabetik bireylerin dikkat etmesi gereken bazı özel durumlar da var. Diyabetli kişiler evde kan şekerini izlemek için gerekli malzeme ve yeterli ilaç bulundurmalı. Ayrıca düşük kan şekeri (hipoglisemi) riski altındaysa ve yeterli gıda alımını sağlayamayacak kadar düşkün ise kan şekerini yüksek tutmaya yardımcı olmak için şekerli içecekler, bal, reçel, şekerlemeler gibi yeterli miktarda basit karbonhidrat içeren yeterli miktarda gıda bulundurmalı” hatırlatmasında bulundu.

    Sağlıklı beslenmeye, hareket etmeye ve ilaçların düzenli alınmasına özen gösterilmeli

    İlaçların düzenli kullanılması, uygun ve dengeli beslenilmesi, vücut ısısının korunması ve yeterince sıvı alınmasının diyabet hastaları için çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. İlhan Tarkun, “Ev ortamında yeterince hareket etmelisiniz. İlaç ihtiyaçlarınızı gözetmelisiniz. İlaçlarınızın reçete günü yaklaştığında eczaneniniz ile temas kurup, ilaçlarınızın hazırlanmalarını sağlamalısınız. Dışarıya düzenli olarak çıkan ev halkından birisinin ilaçlarınızı getirmesini sağlamalısınız. Yalnız iseniz akraba, komşu ya da belediyelerin sunmuş oldukları hizmetlerden yararlanmaya çalışmalısınız. Raporlu ilaçları eczaneler doğrudan vermeye yetkili oldukları için, reçeteniz için sağlık kurumuna gitmeniz gerekli olmayacaktır” dedi.

    Diyabetik bireyler COVID-19’a karşı bir eylem planı hazırlamalı

    Diyabetik bireylerin COVID-19’a karşı önceden bir eylem planı oluşturmalarının faydalı olabileceğini söyleyen Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “Hasta bulguları gelişirse, hangi hastane veya doktora başvurması gerektiğini önceden planlamalı. Ateş, boğaz ağrısı, öksürük, nefes darlığı, tat ve koku alamama, yaygın eklem ve kas ağrısı gibi bulgular ortaya çıkarsa önceden belirlediği hekime veya sağlık kurumuna başvurmalı” şeklinde konuştu.

    Glikoz ve gerekirse keton değerlerinin sürekli takip edilip sıvı tüketimini artırmaları ve ilaç kullanımı konusunda hekimin tavsiyelerine uymaları gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. İlhan Tarkun, “Öğün atlamamaya çalışmalı, daha küçük porsiyonlarda ve daha sık yemek yemeye çalışılmalı. Hastayla tek bir kişi ilgilenmeli. Kendisi ile mümkün olduğunca sosyal mesafeyi korumalı ve odalar hep iyi havalandırılmalı. Görüşme süresi olanaklıysa 15 dakikayı geçmemeli. Özellikle çoklu hastalığı ve/veya 65 yaş ve üstü olanlardan uzak durulmalı” açıklamasında bulundu.

    Virüs kan şekerinde bozulmaya neden olabiliyor

    Virüs bulaşmış diyabetli kişilerin kan şekeri kontrollerinde bir bozulmanın görülebileceğini ve birtakım önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “COVID-19 enfeksiyonunda kullanılan tedavi şemaları diyabetli ve diyabetik olmayan bireylerde benzerdir. Ancak diyabetik bireylerde kan şekeri ayarlanmasında kullanılan bazı ilaçlar, enfeksiyonun şiddeti ve hastanın genel durumuna göre, doktorunuzun önereceği şekilde kesilebilir veya tedaviye insülin eklenebilir” dedi.

    Diyabet ilaçları ve kan şekerinin izlenmesi ile ilgili doktor (veya diyabet ekibi) tavsiyelerine uyulması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. İlhan Tarkun, diyabetik hastalarda COVID-19 tedavisi ile ilgili şu bilgileri verdi: “Hiperglisemi (normalden daha fazla idrara çıkma), çok susamış olma (özellikle geceleri), baş ağrısı, yorgunluk ve uyku hali gibi belirtilerin farkında olunmalı. Kan şekeri gündüz ve gece boyunca 2-3 saatte bir izlenmeli ve bol su tüketilmeli. Kan şekeri 70 mg/dl’nin altında veya hedef aralığın altındaysa, sindirimi kolay olan 15 gram basit karbonhidrat yenilmeli (örneğin bal, reçel, sert şeker, meyve suyu veya şekerli içecek) ve şeker seviyelerinin yükseldiğinden emin olmak için kan şekeri 15 dakika içinde kontrol edilmeli. Kan glikoz seviyeleri arka arkaya iki kez 240 mg/dl’den yüksek ölçülmüşse, kan veya idrar ketonları kontrol edilmelidir. Orta veya yüksek keton seviyelerinde ise derhal doktora başvurulmalı.”

    Bebeğinde Reflü Olan Annelere 10 Öneri

    0
    Bebeğinde Reflü Olan Annelere 10 Öneri

    Bebeklerde 1’inci aydan itibaren görülmeye başlayan reflü kusmalara neden olur. Bebeklerde beslenme şeklinin değerlendirildiğini, beslenme hataları olabileceğini söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nermin Tansuğ, “Anneler özellikle bebeklerin beslenmesini desteklemek ve sabaha kadar uyumalarını sağlamak için yatmadan önce veya uykuda bebelerini beslerler. Ancak bu reflüyü artırır. Bu nedenle yapılmamalıdır. Özellikle reflüsü olan bebekler ve çocuklar son öğününden iki saat sonra yatırılmalıdır” diyor. Prof. Dr. Nermin Tansuğ reflüsü olan bebekler için annelere önerilerde bulundu.

    1) Öğün miktarları küçük tutulmalı, ideal vücut ağırlığı korunmalı, akşam yemekleri yatmadan en az 2 saat önce yenmeli, yemeklerden sonra en az 1 saat yatar pozisyon alınmamalıdır.

    2) Karın içi basıncını azaltmak amacı ile çok sıkı elbiseler giydirilmemeli, kemerler çok sıkılmamalıdır.

    3) Öncelikle beslenme şekli ve çevre koşulları düzeltilmelidir. Reflü tanısı alan çocukta yatak başı 30 derece kadar yükseltilmelidir. Özellikle sol yan pozisyonda yatırılmaları reflüyü azaltır.

    4) Reflüsü olduğundan şüphe edilen bebeklerin beslenmesinde dikkat edilecek nokta, kusmalar nedeniyle bebeğin normal koşullarda beslenmesini sürdürememesidir. Bu nedenle bebek çok yakından takip edilmeli düzenli olarak kilo artışı izlenmelidir.

    5) Az miktarda, sık sık beslenmelidir. Her beslenmeden sonra gazı çıkarılmalıdır.

    6) Bebeklerin yalancı emzik kullanmaları da reflü tedavisinde faydalı olabilir. Emzik bebekte tükürük salgısını ve bağırsak hareketlerini artırarak reflü olasılığını azaltır.

    7) Anne sütü ile beslenen bebeklerde reflü belirtileri daha az görülür. Verilen besinlerin koyulaştırılması ya da keçi boynuzu tozu katılmış özel mamalar kullanılabilir.

    8) İnek sütü alerjisi varsa diyetten inek sütü çıkartılmalıdır.

    9) Pasif sigara içimi de reflüyü arttırır. Bu nedenle evde sigara içilmemelidir.

    10) Büyük çocuklarda reflüyü arttıran çikolata, aşırı yağlı baharatlı, acılı, ekşili cips, ketçap, mayonez, hardal, soğan, sarımsak gibi gıdalar, asitli gazlı içecekler yasaklanmalıdır.

    Tedavisi nasıl yapılır?

    Reflü hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar ise yemek borusu kapakçığının basıncını artırarak, mide içeriğinin yemek borusuna kaçışını önler, mide boşalmasını kolaylaştırır, mide asidini nötralize eder veya azaltır. İlaçla tedaviye yanıt alınamadığı geçici solunum durması, ani bebek ölümü tehdidi gibi ciddi belirtiler varsa, darlık gelişmişse, doğuştan kalp hastalığı veya zeka özürlü çocuklarda ender olarak cerrahi tedavi uygulanabilir.

    MLPCARE CFO’su Burcu Öztürk Bir Kez Daha Türkiye’nin En Etkin 50 CFO’su Arasında

    0
    Burcu Öztürk

    MLP Care Mali İşler Koordinatörü (CFO) Burcu Öztürk, bir kez daha Türkiye’nin En Etkin 50 CFO’su listesinde yer aldı.

    Performansları ve başarıyla dikkat çeken Türkiye’nin en etkin CFO’larını belirlemek üzere DataExpert ve Fortune Türkiye işbirliği ile gerçekleştirilen “Türkiye’nin En Etkin 50 CFO’su” araştırmasının sonuçları belli oldu. MLP Care CFO’su Burcu Öztürk araştırma sonuçlarına göre bir kez daha listede yer aldı.

    Türkiye’nin en büyük 1000’den fazla şirketinin finansal performansları ve finans yöneticilerinin başarılarının değerlendirildiği araştırma, şirketler için performansları kritik önemde olan CFO’ların pandemi dönemi de dahil çalışmalarını görünür kılmayı amaçlıyor.

    “ÜLKEMİZ İÇİN DEĞER ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Listede yer alan CFO’lar ödüllerini, İstanbul’da düzenlenen törende aldı. CFO’ların 2019 yılında şirket stratejilerindeki proaktif rollerine göre seçildiği ödül ile ilgili konuşan MLP Care CFO’su Burcu Öztürk, “Grubumuzun başarı hikâyesinde etkin rol almak benim için gurur verici bir deneyim. MLP Care olarak tüm dünyada etkisini artıran pandemi sürecine rağmen, etkin maliyet disiplini ile 2020 yılının üçüncü çeyreğinde de operasyonel performansımızı artırdık. Pandemi ile beraber hızlandırdığımız dijitalleşme çalışmalarımız sonucunda Robotik Süreç Otomasyonu ile fatura kesmeye başladık. Bu çalışmamız ile Türkiye’de bu teknolojiyi kullanan ilk sağlık kuruluşu olduk. Grup olarak, toplumumuz ve ülkemiz için değer üretmeye devam edeceğiz” dedi.

    Bosch Termoteknik, Gerçekleştirdiği İhracatla Bu Yıl da İklimlendirme Sektörünün Birincisi!

    0
    Bosch Termoteknik, Gerçekleştirdiği İhracatla Bu Yıl da İklimlendirme Sektörünün Birincisi!

    İklimlendirme kategorisinin güçlü firmalarından Bosch Termoteknik, İSİB tarafından takdim edilen “2019 yılı en çok İhracat Yapan Firma ve En Çok Kombi-Su Isıtıcısı İhracatı Yapan Firma” ödüllerinin sahibi oldu.

    Hayatı kolaylaştıran teknolojiler üreten ve geliştiren, kullanıcılarının ihtiyacı için yüksek verimli sistem çözümleri sunan Bosch Termoteknik, Türkiye ekonomisine katma değer sağlamaya devam ediyor. İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB)’in, 2019 yılı ihracatında 20 farklı kategoride başarı gösteren firmaları ödüllendirdiği törende Bosch Termoteknik, 2019 yılında gerçekleştirdiği başarılı ihracat ile “2019 yılı en çok İhracat Yapan Firma ve En Çok Kombi-Su Isıtıcısı İhracatı Yapan Firma” kategorilerinde birinci oldu.

    Manisa Fabrikası Türkiye’nin önemli bir üretim ve ihracat üssü

    Bosch Termoteknik, Türkiye’nin yoğuşmalı kombi üretim üssü olan Manisa Fabrikası’nda her yıl 800.000’den fazla kombi üretilmektedir. Üretiminin %70’ini Avrupa, Kafkaslar, Orta Doğu, Körfez Bölgesi, Latin Amerika ve Uzak Doğu’daki toplam 41 ülkeye ihraç eden şirket, gerçekleştirdiği bu satışla kendi sektöründe ihracat 1.’si ve Türkiye’nin en büyük 40. ihracatçısıdır. Bosch Termoteknik Türkiye, üstün teknolojisi ve ürün portföyüne kattığı ürünlerle dünya pazarındaki konumunu her geçen yıl daha da güçlendirerek ihracat alanında Türkiye ekonomisi için yarattığı katma değer ve kazandığı başarıyla öne çıkmaktadır.

    Yaklaşık 1000 çalışanı olan Bosch Termoteknik, ülkemiz için sağladığı istihdam ve güçlü üretim kapasitesi ile her yıl adından söz ettirmektedir. Başarılı ihracat rakamlarını iklimlendirme sektöründe aldığı ödüllerle destekleyen şirket, “2019 yılı TİM İhracat Ödülü”yle de kendi kategorisinde ihracat şampiyonu unvanını sürdürmektedir.

    İhracat başarısının yanı sıra Bosch Grubu’nun önemli bir üretim ve Ar&Ge üssü olan Manisa Fabrikası, dünyanın en fazla kombi üreten tesisleri arasında ön sıralarda yer almaktadır.

    Bosch Termoteknoloji hakkında detaylı bilgi için: Kurumsal Web Sitesi

    Detaylı Bilgi İçin:

    Cansu Ağırbaş, Bosch Termoteknik Marka Yönetimi

    0(216) 432 07 83, cansu.agirbas@tr.bosch.com

    Nuray Sağlam, Bosch Türkiye Kurumsal İletişim

    0(216) 432 01 32, nuray.saglam@tr.bosch.com

    Bosch Termoteknik Hakkında

    Bosch Termoteknik, enerji verimli ısıtma sistemleri ile sıcak su çözümlerinde Avrupa’nın lider tedarikçisidir. 2019 yılında yaklaşık 14.500 çalışan ile 3,6 milyar avroluk (Yüzde 66’sı Almanya dışında) ciro gerçekleştirmiştir. Bosch Termoteknik, birçok güçlü uluslararası ve yerel markaya sahip olup; Avrupa, Amerika ve Asya ülkelerinde çeşitlendirilmiş ürün gamıyla üretim yapmaktadır.

    Bosch Grubu, dünyanın önde gelen teknoloji ve servis tedarikçilerinden biridir ve dünya genelinde yaklaşık 400.000 çalışana sahiptir. Şirket, 2019 yılında 77,7 milyar Euro’luk satış gerçekleştirmiştir. Bosch’un faaliyetleri dört sektöre ayrılmaktadır: Mobilite Çözümleri, Sanayi Teknolojileri, Dayanıklı Tüketim Malları ve Enerji ve Bina Teknolojisi. Dünyanın önde gelen IoT şirketlerinden biri olarak Bosch; akıllı evler, akıllı şehirler, ağa bağlı mobilite ve endüstri için yenilikçi çözümler sunmaktadır. Şirket; sensör teknolojisi, yazılım ve hizmet alanlarındaki tecrübesi ve kendi IoT bulutunu kullanarak müşterilerine; ağa bağlı, farklı alanları bir arada bulunduran ve tek bir kaynaktan elde edilen çözümler sunabiliyor. Bosch Grubu’nun stratejik hedefi, ağa bağlı yaşam için inovasyonlar sağlamaktır. Bosch, yenilikçi olan ve büyük bir ilgi gören ürünler ve servislerle dünya genelinde yaşam kalitesini iyileştirmektedir. Kısacası Bosch, “Yaşam için teknoloji” oluşturmaktadır. Bosch Grubu, Robert Bosch GmbH ve 60 ülkedeki 440 bağlı kuruluşu ve bölge şirketinden oluşmaktadır. Satış ve servis ortakları dahil edildiğinde, Bosch’un küresel üretim, mühendislik ve satış ağı neredeyse dünyadaki tüm ülkeleri kapsamaktadır. Şirketin gelecekteki büyümesinin temeli, yenilikçi gücüdür. Bosch, dünya genelinde yaklaşık 125 lokasyonda araştırma ve geliştirme alanında yaklaşık 72.600 çalışana sahiptir.

    Daha fazla bilgi için www.bosch.comwww.iot.bosch.comwww.bosch-press.comwww.twitter.com/BoschPresse adreslerini ziyaret ediniz.

    Altınyıldız Classics’ten 360 Derece Rahatlık!

    0
    Altınyıldız Classics’ten 360 Derece Rahatlık!

    Altınyıldız Classics’in, esneklik ve rahatlığıyla fark yaratan ve hareket özgürlüğü sunan 360 derece ceket, gömlek ve pantolonları şıklık ve rahatlığı bir arada sunuyor. Teknolojiyi gündelik hayata uyarlayan 360 derece pantolonlar, renk seçenekleriyle evde geçirilen bir iş gününün sonunda bile bakımlı görünmenin sırrını veriyor.

    Stilden ödün vermeden rahatlığı ön plana çıkaran ve şehir yaşantısına yeni bir soluk getiren Altınyıldız Classics’in 360 derece koleksiyonunda yer alan gömlekler, t-shirt rahatlığı ve gömlek şıklığını aynı üründe buluşturuyor. Ayrıca şekli bozulmayan 360 derece ceketleri çok uzun süre ilk giyildiği halini koruyarak dirsek izi de yapmıyor.

    Yeni sezonda Altınyıldız Classic koleksiyonuna yeni katılan 360 derece kapüşonlu blazer ceketler ve yine 360 derece koleksiyonuna ait jogger pantolonlar isegenç, dinamik ve iddialı bir görünüm sunarak “Her Açıdan Başarılı” bir stilin ipuçlarını veriyor.

    Kaçıranlar ve Yeniden İzlemek İsteyenler Kafadar Ayılar Filmi Cartoon Network Web Sitesinde ve Youtube Kanalında

    0
    Kaçıranlar ve Yeniden İzlemek İsteyenler Kafadar Ayılar Filmi Cartoon Network Web Sitesinde ve Youtube Kanalında

    Cartoon Network’ün ödüllü çizgi filmi Kafadar Ayılar’ın merakla beklenen filmi, kaçıranlar ya da tekrar izlemek isteyenler için 30 Kasım’a kadar Cartoon Network Türkiye Youtube kanalında ve www.cartoonnetwork.com.tr‘de çocuklarla buluşmaya devam ediyor.

    Renkli kahramanlarıyla Kafadar Ayılar, Cartoon Network’ün sinema kuşağında yerini aldı. Filmi kaçıranlar ya da tekrar izlemek isteyenler ise 9 Kasım’dan itibaren www.cartoonnetwork.com.tr ve Cartoon Network Youtube kanalında.

    Kafadar Ayılar’ın şimdiye kadar olan en büyük macerasının, yol hikayesinin anlatıldığı filmde, üç kafadarın dünyada insanlarla yaşamak için verdikleri mücadelenin yanı sıra çocuklara empati kurmayı, insanlar birbirinden farklı olsa da uyum içinde yaşayabilecekleri anlatılıyor.