Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 144

    Yeni Sezonun En Şık Detayları Butigo’da!

    0
    Yeni Sezonun En Şık Detayları Butigo’da!

    Dünya moda akımlarından ve sezon trendlerinden aldığı ilhamla koleksiyonlar hazırlayan Butigo, yepyeni tasarımlarıyla sonbaharda da iddiasını sürdürüyor. Hareketli şehir hayatı içinde günlük kullanıma uygun modellerin yer aldığı koleksiyonda, özel günler için de şık alternatifler bulunuyor.

    Sanat ve modanın ilişkisi inkar edilemez! Alışa gelmişin dışında bir forma sahip mimari topuklar, bu sezon da modanın gündeminden düşmüyor. Butigo yorumuyla yeni koleksiyonda yerini alan mimari topuk ayakkabılar, zamansız şıklığı yansıtan ve her kombinle eşleşebilen nude ve siyah renklerle karşımıza çıkıyor.

    Klasik giyimin kurtarıcısı makosenler, gün boyu rahatlık sunarken metal toka ve ışıltılı detayların yer aldığı bilekte biten botlar ve çizmeler sezon kombinlerini kusursuzca tamamlıyor. Güçlü ve kadınsı şıklığın simgesi leopar ve piton desenler, stilettolarla günün her anına şıklık katıyor. Göz alıcı formlarla karşımıza çıkan egzotik derilerle harmanlanan tasarımlar hem gece hem gündüz kombinlerine eşlik ediyor. Tek parça kıyafetler, havuç pantolonlar, skinny veya bol paça jeanler, maxi ya da klasik elbiseler, mini etekler ve over-size ceketlerle stilinize özgün bir dokunuş sağlayacak Butigo’nun şık detaylı tasarımları ile sonbahara meydan okumaya hazır olun!

    Butigo’nun 2020 Sonbahar/Kış Koleksiyonunda yer alan birbirinden şık ayakkabı modellerini görmek için www.flo.com.tr’yi ziyaret edebilir, tüm FLO mağazalarına uğrayabilirsiniz.

    Yemek Yapmaktan ne Kadar Keyif Alıyorsunuz?

    0
    Yemek Yapmaktan ne Kadar Keyif Aliyorsunuz

    Ölçüye dayalı ve geleneksel yemekler yapmayı mı kendi düzeninizde yaratıcı yemekler yapmayı mı tercih ediyorsunuz?

    Öncelikle bu soruyu neden sorduğumu anlatayım size.

    Bence Dünyanın en lezzetli, en bol çeşitli, en sağlıklı ve belki de en iştah açıcı sofralarına sahip nadir ülkelerden olduğumuzu düşünmeme rağmen mutfağımızın Dünya üzerinde neden yeterince itibar görmediğini anlamak için bu soruya bir cevap aramak gerekiyor. Burada da Geleneksel Türk Mutfağının güçlü yanlarını temsil eden lokantaların, aşçıların ve mekanların az sayıda olmasının etkisinin olduğunu yadsımamak gerekiyor… Bu durumda da asıl damak tadımız olan lezzetleri yeterince tanımamız mümkün kılmıyor.

    Aslında bizim sofra kültürümüz, yemeklerimiz ve beslenme biçimimiz, bölgesel farklılıklarla birlikte, yaşayışımızın içinde genel hakimiyetini sürdürüyor ve doğa şartlarına en uyumlu yemek türleri, kullanılan malzemelerin çeşitliliği sebebiyle Türk usülü sofralarımıza ayrı bir zenginlik katıyor.

    Bazen bir yemeğin hazırlanması saatler alsa bile, evin hanımı bundan asla gocunmuyor çünkü güzel eserini ortaya getirdiğinde, ailesinin diğer bireylerinden duyacağı övgü sözleriyle yaşayacağı iç huzurunu ve mutluluğu paha biçilmez değerde görüyor ve bu zevki onca yorgunluğa rağmen keyifle yudumlayabiliyor. Sırf bu yüzden belki her gün belki bayram günleri, misafir ağırlayacağı günler, sohbetler için planlanan her an için bütün yeteneğini, hamaratlığını ve yemek hazırlamadaki maharetini göstereceği çok özel zamanlarda kendini mutfağa hapsetmeyi bile tercih edebiliyor.

    Bu açıdan bakıldığında zahmet veren yemeklerin, coğrafi bölgelere ve doğa şartlarına göre farklılık arzettiği bilinmekle birlikte, Karadeniz kıyılarındaki insanlarımızın hazırladıkları yemeklerle Güneydoğu’daki yemeklerin aynı olmayacağı da ortadadır. Orta Anadolu’nun tahıla dayalı sofrasının Ege kıyılarındaki zeytinyağlı ve hafif yemek çeşitlerine göre damak tadında değişik lezzetler bırakacağı da aşikardır. Bir yanda hamur işlerinin sultanlığını sürdürdüğü, diğer yanda Akdeniz mutfağının en önemli malzemesi olan zeytinyağının kekremsi tadının ve mis kokusunun ön plânda olduğunu düşünürsek ne kadar zengin bir coğrafyada yaşadığımız gerçeğiyle yüzleşmemiz de olasıdır… Bütün bölgelerimizde bu yemeklerin yapılışı esnasında hemen hemen hiç değişmeyen ana malzemeler ise, çevrenin bitkileri ile kullanılan etlerdir. Türkiye’nin hemen her bölgesindeki bitki zenginliğini ve çeşitliliğini hazırlanan yemek türlerinde de bu anlamda görmek mümkün diyebiliriz.

    Bütün bu geleneksel kullanıma ve hazırlıklara rağmen, günümüzdeki kent hayatının, hızlı yaşayışın, zamanın yeterli olmayışının ve sanayi toplumu olma yolundaki çabalarla kentlere göçün kadınları bir biçimde etkilediği, karmaşık ve hızlı yaşayışları içinde erkeklerinin hemen yanı başında çalışma hayatına girmelerinin, kendi evlerine ayıracak zamanı kısıtlamalarına neden olmuştur. Anneleri, büyükanneleri gibi yemek hazırlamaya uzun zaman ayıracak durumda olmayan hatta başka bir deyişle, zaman yokluğu veya içinde bulundukları zamanı en iyi biçimde değerlendirme düşüncesi, ailesinin bireylerini geleneksel sofra biçimlerinden uzağa itmektedir. Anlayış tutum ve davranış biçimleri de değiştiği için ve ev içindeki öncelikler de değişmekte olduğundan, yaşayış içindeki en büyük darbe de geleneksel sofra düzenine inmektedir.

    Birlikte yemek yemek, bu yemekten zevk alma, mutluluğu paylaşma, karşılıklı şükran duyma yerini artık hızla, çabuk bir biçimde karın doyurmaya, hatta ayaküstü bir şeyler atıştırmaya bırakmaktadır. Eskilerin deyimiyle “ağız tadı ile” yenen ve vücuda yararlılığı kanıtlanmış birçok öğe, yerini yasak savma türünden abur cubura terk ettiğinden, beslenme geleneğimiz önemli ölçülerde zarara ve kayba uğramıştır. Bir yandan geleneksel sofra düzeni, buna ilişkin kurallar, gelenekler ve görenekler unutulup giderken; diğer yandan bireyleri aile içinde ve bir sofra başında bir arada tutan yemekler de yapılmaya yapılmaya zihinlerden silinmekte, değil tatları, kokuları, adları bile unutulup gitmektedir. Çocukluğumuzun unutulmaz yemeklerini neden hep iç çekerek, hatta belirli bir ölçüde hayıflanarak anıyoruz dersiniz? Yakın ve uzak akrabalarla geçirdiğimiz o sofra başı zamanlarını, tandır başı sohbetlerini gözlerimiz buğulanarak niçin yinelemek istiyoruz? Tadına doyulmaz yemekleri bir daha bulamayacağımız halde niçin bir özlemle “keşke” diye fısıldıyoruz kulaklara?

    Herşeye rağmen geleneksel mutfağımızın birçok yemeği, bugünlerde nostaljik bir aramayla birçok yerde canlandırılmaya çalışılıyor. Ev kadınları ve aşçılar arasında yarışmalar düzenleniyor, özel haftalarda o kentin yemekleri hazırlanıp geçmiş canlandırılıyor… Bakalım hangi yemeklerimiz ilerideki günlerde gündeme oturacak ve yaygın bir durum alacak diye merak etmeden de duramıyorum ben açıkçası.

    Peki bu demde Türk mutfağının çok eski tarihlerden beri bilinen ve en çok tercih edilen yemeklerinden olan toyganın ve tarhana çorbasının yapımı ile kültürel mirasımız olan yemek örneklerinden biraz bahsedelim derim.

    Türkiye’nin geleneksel mutfağı içinde yer alan toyga, farklı bölgelerdeki adıyla toygar, tovga, tovka hazırlanırken değişik bölgelerde birtakım farklı malzemeler de kullanılır. Hem kullanılan malzemelerde hem de pişirme biçiminde farklılıklar görülür. Genellikle hazırlanması şöyle olur; buğday veya buğdayın “yarma” denilen türü et suyunda iyice pişirilir veya ufalanıp didiklenmiş et parçacıkları bir miktar pirinç ile karıştırıldıktan sonra süzme yoğurtla birlikte yine et suyu içinde kaynayıncaya kadar hafif ateş üzerinde ağır ağır karıştırılarak pişirilir. Piştikten sonra üzerine kuru nane ve kızdırılmış tereyağı dökülerek servisi yapılır. Bazı yörelerde yurdumuzda çok bilinen tarhana çorbasının içine börülce ve et parçaları katmak suretiyle de hazırlanır.

    Törensel yemeklerde, Eskişehir’de un, yumurta ve süzme yoğurt karıştırılır. Biraz su eklendikten sonra hafif ateş üzerine konur, tekrar tekrar karıştırılır. İçine pişmiş nohut veya kaynatılmış buğday katılır ve iyice pişirilir. 

    Samsun’da ise, “toygar” denilen bu çorbanın hazırlanışı, kemikli et suyunda pişirilen yarma içerisine yoğurt azar azar karıştırılır. Kaynayıncaya kadar karıştırılarak pişirilir. Daha sonra nane eklenip biraz daha karıştırılır. Tencere ocaktan indirilince üzerine kızdırılmış yağ dökülüp ikram edilir.

    Tarhana çorbasını çok seven ve bayılarak neredeyse her öğün yiyebilecek biri olarak, bu çorbanın da Anadolu’da farklı tariflerle sofralara konduğu bilinir. 

    Denizli’de “övme tarhana adıyla bilinen yemek, tencereye biraz sade yağ konup kızdırıldıktan sonra içine su ve biraz tuz konarak kaynamaya bırakılır. Bir kapta tarhana su içinde ezilerek karıştırılır ve kaynayan suya katıldıktan sonra tenceredeki malzemeler karıştırıla karıştırıla 20-25 dakika ocakta tutulup ateşten indirilir.

    Uşak’ta ise suda kaynayan tarhananın içine biraz da salça katılır. Pişince bir tabağa konur. İçine ekmek doğranır ve üzerine yağ kızdırılıp dökülür. Ayrıca çorba kaynarken et suyu ilave edildiği de olur ve servis edilir.

    Erzincanda tarhana, büyük ve ince parçalar halinde kurutulduğundan (meyva pestili gibi) , dört-beş parçası ile çorba yapılır.İçine etli kemiklerin de konduğu;su, tuz, biber ilâve edilmesinin ardından pişen çorbaya eritilmiş sade yağ dökülür.

    Adana’da on-oniki parça tarhana, 1 kg. bıçakla kıyılmış et, 1/2 kg. soğan, 2 yemek kaşığı yağ, 750 gr. dövülmüş et, 1 kg. bulgur, limon, tuz, karabiber, kuru nane ve maydanoz. Tarhana parçaları akşamdan ılık suda ıslatılır. Sabah tel süzgeçten geçirilir. Kıyılmış ete , ince ince doğranmış soğan, maydanoz, tuz, karabiber konarak karıştırılır, bir tava içinde hafifçe kavrulur, ateşten alınır. Dövülmüş et ile bulgur, tuz, biber, nane katılmasıyla iyice yoğrulur. Bulgurdan bir ceviz iriliğinde yuvarlaklar oluşturulur. Baş parmakla ortaları açılır, içine hazırlanan kıyma konup kapatılır, tepsiye dizilir. Süzülen tarhanaların suyu tencerede ateş üzerinde kaynatılır, sık sık delikli bir kepçe ile karıştırılır. Bulgur köftesi bu suya salınır, bir taşım kaynatılıp indirilir, üzerine kızartılmış biberli yağ gezdirilir, istenirse limon ve nane de konur.

    İzmir’de toz tarhana bir-iki saat önce ıslatılır. Ayrı bir yerde, tencereye börülceler yıkanıp ayıklandıktan sonra konup bol suda pişirilir. Soğutulduktan sonra, ıslatılmış tarhana sulandırılıp buna karıştırılır ve pişirilmeye bırakılır. Çok koyulaşırsa su eklenir. Bir-iki taşım kaynayınca indirilir. Servisi yapılırken üzerine çiğ ve saf zeytinyağı gezdirilir. Yanına turp, soğan, çiğ pırasa ve acı biber garnitür olarak konur.

    Erzincan’da ise nohut ve fasulye haşlanır. Yazdan hazırlanan tarhana ile yeterli miktarda karıştırılarak pişirilir. Üzerine yağ ile kırmızı biber kızdırılarak dökülür ve nane ile servis yapılır. Erzincan Kemaliye’de yağ, kavurma ve soğan tencerede hafifçe kızartılır, şalgam bunun içine doğranır. Su, tuz ve tarhana karıştırılarak pişirilir. Bu çorbadan daha katıca bir yemek olur ve oldukça doyurucu bir ana yemek haline gelir çorba.

    Düğünlerde ve özel günlerde davetlilere her zaman yapılmayan yiyecekler sunulur. Ağırlığı olan bir davette toyga çorbası, pilâv, iki-üç sebzeli-etli yemek, dolma, börek, helva, muhallebi veya zerde, mevsim meyvasının yanında biber, patlıcan, kavun, havuç, kabak, salatalık, domates vb. turşuları gibi yemeklerin ve mezelerin sofraya getirildiği görülür.

    Yemek çeşitlerinin yanısıra asıl hassasiyet gösterilen konu, sofra düzeninde yaşlılara saygı gösterilmesi, en yaşlı kişi sofradan kalkmadıkça kimsenin yerinden kalkıp sofrayı terk etmemesi, yemekte fazla konuşulmaması beklenir.Gerektiğinde şaka yollu takılmalar, başkasının önünden börek, dolma, tatlı kapmalar latifeler eksik olmaz. Yemekten sonra mutlaka el ve ağız yıkanır. Yere kurulan eski sofralarda, baş köşe minderine en yaşlı kişi oturur. Onun sağından ise ev sahibi yerini alır. Sofra örtüsü ve yemek takımları el işiyle süslenmiş değerli eşyadır ve genellikle gelinin çeyizi içinde bulunur.

    Yemekten sonra genellikle başka bir odaya geçilir ve orada çay, kahve, sigara içilir ve sohbet koyulaşır.

    E tabii ki bunca zahmetin yanında ölçeksiz, zahmetsiz ve kolay yemekler yapmayı tercih edenler de yok mu caaanım memleketimde? Elbette ki var. Onlar için böyle ölçek, zaman ve mekan istemeyen tarifler vermek veya bu konuda sohbet etmekte keyifli olacaktır ancak bunu şöyle güzel, tereyağlı, pastırmalı kuru fasulyenin yanında yine tereyağlı bulgur pilavının taneleri arasında kavrulmaya haksızlık sayıyor ve her neyi seçiyorsanız yapım ve yayın aşamasında, şifa ve afiyet olmasını diliyorum…

    Sağlıkla ve huzurla kalın. 

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    Twetter

    Instagram

    Kontakt Lens Kullanırken Dikkat Etmeniz Gerekenler!

    0
    Kontakt Lens Kullanırken Dikkat Etmeniz Gerekenler!

    Gözde oluşan miyop, hipermetrop ve astigmatizm gibi kırma kusurlarının tedavisinde kontakt lens kullanımı önemli bir yer tutuyor. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte kontakt lenslerin materyal, şekil, dizayn ve yüzey kaplamalarında da büyük gelişmeler kaydediliyor.

    Kırma kusurlarının giderilmesinden, miyop rahatsızlığının ilerlemesinin engellenmesine kadar farklı amaçlarla kullanılan kontakt lensler, hasta konforuna önemli katkılar sağlıyor. Ancak doğru lens seçimi için mutlaka bu konuda deneyimli uzmanlara başvurulması gerekiyor. Memorial Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Gümüş, kontakt lenslerin özellikleri ve kullanımları konusunda bilgi verdi.

    Yeni nesil kontakt lensler çok daha güvenli ve konforlu

    Gözdeki refraksiyon kusurlarının tedavisi için gözlük kullanmak istemeyen hastalar, genellikle kontakt lens kullanmayı tercih etmektedir. Materyal özelliklerinde ciddi bir değişim yapılarak oksijen geçirgenliği artırılan; dizaynı, su içeriği, kenar yapıları ve yüzeylerinde de çok önemli güncellemeler gerçekleştirilen kontakt lensler hastalara daha güvenli, uzun süreli ve konforlu bir kullanım sağlamaktadır.

    En çok miyop ve hipermetrop kusurlarının düzeltilmesinde tercih ediliyor

    Günümüzde en çok miyop ve hipermetrop gibi refraksiyon kusurlarının düzeltilmesi için kontakt lens kullanımı tercih edilmektedir. Ancak tüm dünyada 45 yaş üstü popülasyonun artması ve yakını görmede bozulmanın daha da yaygın hale gelmesiyle, yeni jenerasyon multifokal yani çok odaklı kontakt lensler üretilmeye başlandı. Bu lensler hastaların hem yakını hem de uzağı görmesini sağlayarak, onların günlük faaliyetlerde gözlüğe ihtiyaçlarının kalmamasını sağlamaktadır.

    Astigmatizm sorununuz varsa, çözüm torik kontakt lensler!

    Astigmatizm, göz kusurları arasında oldukça yaygın görülen ancak kontakt lens kullanılırken, genelde yokmuş gibi varsayılan bir kırma kusurudur. Baş ağrısına ve gözde yorgunluğa sebep olan astigmat sorununu ortadan kaldıran torik kontakt lenslerle hastalarda çok daha kaliteli bir görüş sağlamak mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla astigmatı olan hastalara mutlaka torik kontakt lenslerin kullanılmsı önerilmelidir.

    Bandaj (terapötik) lensler ile kornea yaraları tedavi ediliyor

    Kontakt lenslerin bir diğer kullanım amacı ise kornea yüzeyinde oluşan yaraları tedavi etmektir. Terapötik kontakt lens adı verilen bandaj, yani tedavi edici lensler ile korneada açılan yara bölgesinin kapatılması sağlanmaktadır. Bu tip lensler özellikle PRK yöntemi (Excimer Laser) sonrasında ya da cross-linking tedavisi sonrasında da kısa süreli olarak kullanılmaktadır. Kuru göz hastalığı olan hastalarda da bu tip kontakt lenslerin kullanımı oldukça yaygındır.

    Özel durumlar için tasarlanmış kontakt lenslerle hayat daha kolay!

    Bazı özel durumlarda (çok yüksek veya düzensiz astigmatizm) ve bazı kornea hastalıklarında (keratokonus) kişiye özel tasarlanmış kontakt lensler kullanılmaktadır. Yumuşak keratokonus lensleri, sert gaz geçirgen kontakt lensler, hibrid lensler (hem sert hem yumuşak materyal içerikli) ve skleral lensler bu örnekler içerisinde yer almaktadır. Bu lensler sayesinde gözlükle görme düzeyi ve kalitesi düşük kalmış hastalarda çok daha yüksek kalitede görme düzeyi sunulabilmektedir.

    Işık hassasiyetine karşı“Kararan lensler”

    Teknolojinin ilerlemesine paralel olarak son dönemlerde geliştirilen lens çeşitlerinden bir tanesi de kararan, yani renk değiştiren lensler olmaktadır. Bu lensler özellikle ışık hassasiyeti olan, gece araba kullanırken zorlanan, ekran ışığından rahatsız olan kişilerde çok başarılı sonuçlar vermektedir. Göze giren ışığın miktarını kesintisiz ve hızlı bir şekilde, iç ve dış ortamda, ışığın şiddetine göre ayarlayan bu lensler, yüksek UV koruması yaparak gözleri UV’nin zararlı etkilerinden de korumaktadır.

    Özel dizayn ve gece takılan lenslerle miyopun ilerlemesi durduruluyor

    Yapılan çalışmalarda son yıllarda özellikle çocuklarda miyop rahatsızlığının ilerleme kaydettiği görülmektedir. Bu ilerlemeyi durdurduğuna dair kanıtları olan “Ortokeratoloji” adı verilen özel tasarımlı, gece yatarken kullanılması gereken özel yapım lensler bulunmaktadır. Hastalar bu lensi gece yatarken takmakta, sabah uyandıklarında ise çıkarmaktadır. Gündüzleri ise lenssiz ve gözlüksüz bir şekilde hayatlarına devam etmektedir.

    Yeni trend: Günlük kullan-at lensler

    Bütün dünyada bir trend oluşturmaya başlayan günlük kullan-at kontakt lenslerde, her gün yeni bir lens takılmakta ve dolayısıyla bakım ihtiyacı ortadan kalkmaktadır. Bu lensler özellikle çok yoğun çalışan, bakımla uğraşmak istemeyen, sadece özel günlerde lens kullanmayı tercih eden ve spor yapan kişilere tavsiye edilmektedir.

    Kontakt lenslerinizi doğru kullanın, göz sağlığınızı koruyun!

    Kontakt lenslerin doğru kullanımı büyük önem taşımaktadır. Çünkü lenslerin yanlış ve kötü kullanımı, istenmeyen ve sonucunda görme kaybına dahi yol açabilecek sonuçlar doğurabilmektedir. Kontakt lens kullanan ya da kullanmak isteyen kişilerin öncelikle göz doktoru takibinde olması gerekmektedir. Lens kullanımı genellikle kendi bakımını yapabilen ve kişisel hijyenini sağlama bilinci olan 12-13 yaştan itibaren önerilmektedir.

    Kontakt lens kullanırken nelere dikkat etmeliyiz?

    • Kullanılan lens sık değiştirilmeli, lenslerin kullanım süresi aşılmamalı,
    • Gece uykusunda kesinlikle lens kullanılmamalı (Ortokeratoloji lensleri hariç) ve gözde lens varken uyunmamalı,
    • Kaynağı bilinmeyen yerlerden (internetten) kesinlikle kontak lens ve solüsyon alınmamalı,
    • Enfeksiyon riskine karşı havuza ve duşa lensle girilmemeli,
    • Doktorun önerdiği solüsyon dışında başka hiçbir solüsyon ya da sıvı ile kontakt lensler temas ettirilmemeli,
    • Lens kullanımında gözde kızarıklık, batma hissi, çapaklanma ya da görmede bulanıklık oluştuğunda lens hemen çıkartılıp doktora başvurulmalı,
    • Lensler makyaj malzemesiyle kirlenmemeli ve mutlaka makyaj yapmadan önce takılmalı,
    • Gözlük ve kontakt lens dönüşümlü kullanılmalı, 10-12 saat lens kullanımının ardından gözlük kullanmaya devam edilmeli,
    • Kozmetik amaçlı kullanılan renkli lensler de kornea veya göz yüzeyinde sorun çıkarmaması için mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

    Yeni Yıl Eğlenceli Başlıyor

    0
    Yeni Yıl Eğlenceli Başlıyor

    9. Uluslararası Eğlence-Etkinlik, Park-Rekreasyon Fuarı ATRAX 2021 için geri sayım başladı. 4- 6 Şubat 2021’de ‘ Büyük Oynuyoruz ‘mottosuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açacak fuar, dünyanın önde gelen eğlence tesisi yatırımcılarını, oyun ve ekipman üreticilerini, etkinlik organizatörü firmalarını, turistik işletme sahiplerini, belediye, otel, AVM yöneticilerini, inşaat firmalarını, mimarları, kurumsal firmaları ve tedarikçileri tek çatı altında buluşturacak.

    Pandemi sebebiyle tüm dünyada oyunun kuralları değişirken ATRAX ; yenilenip güçlenerek yüksek kalite standartlarında bir fuar için 4-6 Şubat 2021 tarihlerinde yeni yılın ilk fuarı olarak birikmiş bir potansiyeli karşılamayı hedefliyor. Her yıl katlanarak büyüyen fuar, geçtiğimiz sene 38 ülkeden 180 firma ve 18 bin ziyaretçiyi ağırlarkenbu yıl 40 ülkeden 190 bin ziyaretçi hedefliyor.

    ‘’ Eğlenmenin Önemini Anladık ‘’

    Tureks Uluslararası Fuarcılık Genel Müdürü Nergis Aslan; ‘’ Evde kaldığımız dönemlerde özgürlüğün, birlikte olmanın, eğlenmenin önemini anladık. Bu duyguları yaşayacağımız günlere geri dönmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Tecrit altında yaşama devam edilmesi sürdürülebilir bir şey değildir. Bireysel korunma önlemleri yani sosyal mesafe uygulaması, kişisel koruyucu malzemelerin kullanımı öncelikli stratejilerimiz olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu dönem aslında yeni Dünya düzeninin ayak sesleri. Oyuncular yenilendi, oyun yenilendi. Oyunun kuralları değişti. Olayları akışına bırakma lüksümüz yok. Geleceği doğru inşa edebilmek için, biz de işimizi yeniliyoruz. Yeni yılda büyük işler için bir araya gelmeye hazırlanıyoruz. ‘’ ifadelerini kullandı.

    Eyvah Saçlarım Dökülüyor” Diyenlere Öneriler

    0
    Eyvah Saçlarım Dökülüyor” Diyenlere Öneriler

    Vücudumuzun önemli bir parçası olan ve dış görünümü etkileyen saçların dökülmesi hem kadınların hem de erkeklerin korkulu rüyası. Beslenme, düzensiz uyku, stres, genetik ve çevresel faktörler, saç tipinize uygun olmayan şampuanlar, kremler, spreyler, mevsim geçişleri gibi saç dökülmesinin birçok farklı nedeni olabilir. Daisy Poliklinik’in sahibi Kozmotolog & Medikal Estetik Uzmanı Songül Durur Zevzir, saç dökülmesinin önüne geçmek isteyenlere önerilerde bulundu.

    Acil çözüm isteyenlere

    Songül Durur Zevzir’in saçlarına acil çözüm isteyenler için ilk tavsiyesi saç mezoterapisi ve PRP. Zevir, “Özellikle zayıf saçlara ve saç dökülmesi yaşayanlara saç mezoterapisi ve PRP uygulamaları yaparak saç köklerini uyarıp mezoterapideki vitaminlerle saç köklerini destekliyoruz. Ayrıca kendi kanınız bulunan hücreyi onaran trobositler ile zayıflayan kıl köklerini üreme ve gelişme dönemini güçlü şekilde desteklediğimizde canlı ve güçlü saçlara sahip olabilirsiniz” diye konuştu.

    Evde saç bakımı nasıl yapılır?

    Uyku, beslenme ve saçların yıkanma şeklinin dahi önemli olduğuna dikkat çeken Zevzir, “Saçlarınız kuru ise maske şeklinde zeytinyağını haftanın bir günü uygulayabilirsiniz. Bunu Hindistan cevizi yağıyla da yapabilirsiniz. Bu saçlarınızı besleyip kuruluğunu gidermenize yardımcı olacaktır. Ayrıca saçlarınızda yağ sorunu varsa 1 veya 2 yumurta akı ve 1 limon suyu ile maske şeklinde uygulayın imkân dâhilindeyse 30 dakika güneşte bekleyin” dedi.

    Krem kullanırken dikkat

    Saçların da tıpkı cilt gibi neme ihtiyacı olduğunu aktaran Zevzir, “Burada yanlış bilinen şaç kremlerinin kullanım şekli. Mesela saçları yıkarken kremi saçlarını deri tarafından uygulanması köklerine zarar vereceğini bilmelisiniz. Saç kremleri kullanmak durumundaysanız dahi bunu önce saçlarınızı uç kısımlarından başlayarak saç diplerine gelmeyecek şekilde kullanılması daha doğru olacaktır. Şampuan kullanıyor olsanız dahi saçınızın durumuna göre seçmenizde fayda var. Yıkamalarda ise en fazla 2 defa şampuanlayın sonrasında bolca durulama doğru olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Saçlar cansız olanlar için ise Zevzir, “Banyo sonrası argan yağıyla desteklemenizde fayda var. Saçlarınızı gerek yıkarken gerek kurularken sıcak uygulamadan kaçının çünkü aşırı sıcak saç köklerinize zarar verebilmekte ve saç derinizin pH dengesini olumsuz etkiliyebilir. Ayrıca banyo sonrasında saçlarınızı nemli bırakmayın olabildiğince kurutmaya dikkat edin” önerisinde bulundu.

    Kabak çekirdeği mucizesi

    Kabak çekirdeği ise saçlarda mucize yaratıyor. Kabak çekirdeğinin B, E, K vitaminler, omega 3 ve omega 6, manganez, magnezyum demir, bakır ve çinko açısından zengin olduğuna dikkat çeken Zevzir, “Kabak çekirdeğinin protein içeriği, bedene dışardan alınması şart olan (fenilalanin, triptofan, metiyonin) gibi temel aminoasitler açısından çok zengindir. Yarım bardak kabak çekirdeği, günlük magnezyum ihtiyacının yüzde 46’sını demirin yüzde 28’ni, manganezin yüzde 52’sini, çinkonun yüzde 17’sini ve proteinin yüzde 17si’ni karşılar” dedi. Bu nedenle her gün yarım bardak kabak çekirdeği yenilmesini öneren Zevzir, “Yüksek vitaminler içerdiği için saçlara çok iyi gelmektedir. Bunun dışında dengeli ve vitamin içerikli beslenilmeli ve bol su içilmeli. Ayrıca bir elma bir avuç ceviz, günde bir kâse yoğurt da yenilmeli” diye konuştu.

    COVID-19 Spermleri Olumsuz Etkileyebilir

    0
    COVID-19 Spermleri Olumsuz Etkileyebilir

    COVID-19’un sperm üretiminden sorumlu hücrelere zarar verdiği ve DNA hasarlanmalarına neden olduğu düşünülüyor. Çalışmalarda, spermin hem sayısında hem de hareketliliğinde bozulma olduğunun gösterildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Adayener, “Ancak bir erkeği kısır (infertil) olarak tanımlayabilmek için çocuk istemesi ve düzenli ilişkide bulunmasına rağmen bir yıllık sürede hamilelik gerçekleşmemesi gerekli. Bu nedenle COVID-19’un kesin olarak erkeklerde kısırlığa neden olduğunu söyleyebilmek için daha zamana ihtiyaç var” açıklamasında bulundu.

    COVID-19’un genel olarak mukozalar aracılığı ile solunum sistemine saldırıp damlacık yoluyla bulaştığı için, bu sistem ve organlarının çokça araştırıldığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Adayener, “Bununla birlikte insanda neredeyse tüm sıvı ortamlarda bulunduğu tespit edilmiştir. Buna rağmen solunum yolu dışındaki sistemlerdeki hasarları ve bulaş yolları ile ilgili az sayıda çalışma vardır” dedi.

    COVID-19’un testislerde uzun süre kalıcı olabilmesi mümkün

    Geniş hasta sayılı bir çalışmaya göre COVID-19’un erkek hastaların yüzde 19’unun testislerinde bir çeşit konforsuzluk (ağrıdan ziyade baskı hissi) tanımladığının altını çizen Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Adayener, “Aslında testisler ürettikleri spermlerin vücut savunma hücreleri tarafınca öldürülmeden yaşayabileceği özel bir immün cevapsız sahaya (bağışıklık sisteminin yanıtsız olduğu saha) sahiptirler. Bu açıdan değerlendirildiğinde COVID-19’un testislerde uzun süre kalıcı olabilmesi mümkündür” dedi.

    COVID-19’u orta şiddette ve hastaneye yatarak geçirenler daha fazla risk altında

    Virüsün, erkek hastalarda ürogenital sistemdeki durumu, erkek üreme sistemi hormonları ve sperm yapımı üzerine etkileri ile ilgili yapılmış 1100’e yakın çalışma olmasına rağmen, bilimsel çalışma ölçütlerini sağlayan çalışma sayısının sadece 24 olduğunu belirten Prof. Dr. Cüneyt Adayener, “Bu 24 çalışmanın 5’inde erkek hastaların semen örneklerinde virüse rastlanmamıştır. Sadece bir çalışmada 38 hastanın 6’sında (yüzde 15,8) semende virüs bulunmuştur. Yirmi dört çalışmanın tamamı göz önüne alındığında toplam 120 hastanın 6’sında (yüzde 5) virüs semen örneklerinde pozitif olarak tespit edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında oran oldukça düşük olarak değerlendirilebilir” şeklinde konuştu.

    COVID-19’u orta derecede veya hastaneye yatırılıp tedavi görmek zorunda kalanların diğerlerine göre daha fazla risk altında olduğunu söyleyen Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Adayener, “COVID-19’un, erkeklik hormonu olan testosteron üretimini de olumsuz etkilediği ile ilgili çalışmalar var. Düşük testosteronlu olguların hastalığı daha ağır olarak geçirdiği iddia edilmiş. Ancak bu bir neden mi yoksa sonuç mu olduğuna ilişkin henüz kabul edilmiş bir gerçeklik yok” dedi.

    Daha çok çalışmaya ihtiyaç var

    Semendeki mevcudiyet, sperm hücrelerine yaptığı hasar, virüslü semen ile oluşan embriyonun akıbeti gibi üremeye yardımcı yöntemlerde alınması gerekli önlemlerin henüz tam olarak belirlenemediğini belirten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Adayener, “Sperm dondurma ve ICSI gibi işlemler öncesinde HIV, Hepatit virüsleri gibi COVID-19 da bakılmalı mı, bakılacaksa hangi yöntemle bakılmalı gibi sorular henüz cevaplarını bulabilmiş değil. Bunun için daha pek çok çalışma yapılması ve paylaşılması gerekiyor” hatırlatmasında bulundu.

    Çaresizliğin Fotoğrafı! İntihar Etmek İçin İnşaatın Tepesine çıkan Annelerine Bakamadılar

    0
    Çaresizliğin Fotoğrafı! İntihar Etmek İçin İnşaatın Tepesine çıkan Annelerine Bakamadılar

    Elazığ’da 3 çocuk annesi bir kadın, aldıkları evin yapımı durunca, inşaatın altıncı katına çıkarak intihara kalkıştı. Kadın, polis ekipleri tarafından ikna edilerek aşağıya indirilirken, gözyaşlarına boğulan çocuklar korkudan yukarı bakamadı.

    Merkeze bağlı Doğukent Mahallesi Yaşar Doğu Caddesi’nde yapımı devam eden bir inşaatta meydana gelen olayda, Tuğba A.’nın temelden aldığı evin yapımı müteahhit ile arsa sahibi arasında problem çıktığı için durduruldu. Bunun üzerine Tuğba A., binanın en üst katına çıkarak intihara kalkıştı.

    Elazığ'da intihara teşebbüs eden kadını çocukları gözyaşları içerisinde izledi

    İKNA ETMEYE ÇALIŞTILAR

    Çevredeki vatandaşların haber vermesi üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen polis, çevre güvenliğini alarak kadını ikna etmeye çalıştı. İtfaiye ekipleri kadının atlamak istediği noktaya şişme branda açarken, sağlık ekipleri ise olay yerinde hazır bekledi.

    Elazığ'da intihara teşebbüs eden kadını çocukları gözyaşları içerisinde izledi

    KORKUDAN ELLERİYLE YÜZLERİNİ KAPATTILAR

    Kadının olay yerinde bulunan 3 çocuğu gözyaşları içerisinde kalarak korkudan ellerini yüzlerine kapattılar. Polisin uzun uğraşlar sonucu ikna ettiği kadın aşağı indirildi. Kadın, ifadesi alınmak üzere İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

    DAHA ÖNCE DE İNTİHAR ETMEK İSTEMİŞ

    Annelerinin bir kez daha intihara teşebbüs ettiğini gözyaşları içerisinde anlatan çocuklar, “Müteahhide para vermiştik ev almak istedik. Dedi size evinizi vereceğim. Sonra bizi oyaladı vermedi. Paramızı istedik, onu da vermedi. Annem zaten bir kere daha çıkmıştı. Atlayacaktı polisler zor ikna etti. Şimdi yine çıktı. Eğer vicdanı varsa evimizi verir” ifadelerinde bulundu.

    Elazığ'da intihara teşebbüs eden kadını çocukları gözyaşları içerisinde izledi
    Elazığ'da intihara teşebbüs eden kadını çocukları gözyaşları içerisinde izledi

    Tuğba A., 10 Ağustos tarihinde yine aynı yere çıkarak intihara kalkışmış ve polis ekipleri tarafından ikna edilerek indirilmişti.

    Elazığ'da intihara teşebbüs eden kadını çocukları gözyaşları içerisinde izledi

    Saç Ekimi Yapan Doktorun “Tansiyonun Düşmüştür” Dediği Hasta Hayatını Kaybetti

    0
    Saç Ekiminde dogru bilinen yanislar

    İstanbul’daki bir güzellik merkezinde saç ekimi yaptıran Umut Tuğcu, kendisini iyi hissetmediği için doktorunu aradı. Doktor ise hastasına “Tansiyonun düşmüştür, tuzlu bir şeyler ye” dedi. Daha sonra bayılan Tuğcu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

    İstanbul Etiler’deki bir güzellik merkezine saç ektirmek için giden Umut Tuğcu ücret konusunda anlaştıktan sonra tedaviye başladı. 5 Kasım günü operasyon için annesiyle hastaneye giden genç adam, saatler süren saç ekimi sonrası taburcu edildi.

    “TUZLU BİR ŞEYLER YİYİP AYAKLARINI KALDIR”

    Akşam saatlerinde annesiyle birlikte eve dönerken midesinin bulandığını, kendisini iyi hissetmediğini söyleyerek hastaneyi arayan Tuğcu’ya güzellik merkezinde operasyonu yapan doktor, “Tansiyonun düşmüştür. Tuzlu bir şeyler yiyip ayaklarını vücut hizasının üstünde kaldır” cevabını verdi.

    HASTANE YOLUNDA HAYATINI KAYBETTİ

    Sabah Gazetesi’nden Dilek Yaman Demir’in haberine göre, dinlenmek için odasına gittiğinde bayılarak kendisinden geçen genç adam ailesinin ihbarı üzerine eve gelen ambulansla hastaneye götürülmek istendi. Ancak genç adam hastane yolunda ambulansta yaşamını yitirdi.

    HİPERTANSİYON HASTASIYMIŞ

    Umut Tuğcu’nun şüpheli ölümünün ardından yapılan ön otopside Tuğcu’nun hipertansiyon hastası olduğu, saç ekimi sırasında vücuduna enjekte edilen ilaçların yan etki yaptığı, bu nedenle kesin ölümünün belirlenmesi için Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi gerektiği ifade edildi.

    Kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için otopsi yapmak üzere Tuğcu’nun cenazesi Adli Tıp’a gönderilirken, ailenin şikayeti üzerine güzellik merkezi ve doktor hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı.

    Hastaneden Taburcu Edilen Ayda’nın Babası: Arayıp Soran Çok Kişi Oldu İçlerinde Reklam İçin Arayanlar da Var

    0
    Hastaneden Taburcu Edilen Ayda'nın Babası: Arayıp Soran Çok Kişi Oldu İçlerinde Reklam İçin Arayanlar da Var

    İzmir’de enkazdan 91 saat sonra çıkarılan 3 yaşındaki Ayda, tedavi gördüğü hastaneden babasının kucağında taburcu oldu. Kızını ayakları çıplak, üzerine bir ceket örterek kucağında taşıyan baba Uğur Gezgin, “Hastaneden çıkarken kızımı kucaklamak istedim. Arayan soran çok kişi oldu, tabii ki reklam için arayan da var” dedi.

    30 Ekim Cuma günü Ege Denizi’nde Seferihisar açıklarında meydana gelen deprem, İzmir’in yanı sıra 15 ilde daha hissedildi. 115 kişinin ölümüne neden olan depremde yıkılan binalardan biri olan Bayraklı ilçesindeki Rızabey Apartmanı’nın enkazından 91 saat sonra 3 yaşındaki Ayda Gezgin sağ olarak kurtarıldı. Annesi Fidan Gezgin’in cansız bedenine ulaşılan Ayda, Ege Üniversitesi Hastanesi’nde tedaviye alındı.

    BABASININ KUCAĞINDA HASTANEDEN ÇIKARILDI

    Depremden 91 saat sonra 3 Kasım’da enkazdan sağ olarak çıkarılan Ayda’nın tedavisine, Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi Yoğun Bakım Servisi’nde devam ediliyordu. 7 Kasım’da tedavisi ve kontrolleri tamamlanan Ayda’nın taburcu edilmesine karar verildi. Öğleden sonra baba Uğur Gezgin, kızını kucağına alıp hastaneden çıktı ve yakındaki bir otomobile doğru hızlı adımlarla ilerledi. Babasının kucağındaki Ayda’nın ayaklarının çıplak, üzerine bir ceket örtülü olduğu görüldü. Babanın yanında bulunan adı öğrenilemeyen bir kişinin elinde oyuncaklar taşıdığı görüldü. Ayda ve babası, daha sonra otomobille ayrıldı. Ailenin bir yakınlarının evine gittiği öğrenildi.

    SOSYAL MEDYADA ELEŞTİRİLDİ

    Tüm Türkiye’nin umudu olan, herkesi sevinç gözyaşına boğan Ayda’nın hastaneden babası Uğur Gezgin’in kucağında, ayakları çıplak, üzerine bir ceket örtülerek götürülmesi ise eleştirilere de neden oldu. Baba Uğur Gezgin ise Ayda’nın hastaneden taburcu olması ve evde geçirdiği anları Hürriyet’e anlattı:

    “PSİKOLOJİK DESTEK ALIYOR”

    “Ayda, iyileşti ve hastaneden çıktık. Kucağıma aldım, sarıldım, sarıp-sarmaladım. Ben öyle istedim. Zaten hastane kapısına kadar getirilmişti. Kucağıma alıp kapının önünde bekleyen araca götürdüm. Bunda garipsenecek ne var. Kızımı, Ayda’mı kucaklamak istedim, sarılmak istedim. Hepsi bu…O fotoğraf karesinde babanın kızına sevgisi var, özlemi var. Şu an bir yakınımızın evinde kalıyoruz. Ayda da çok iyi, şu an sizinle konuşurken ağabeyiyle oyun oynuyor. Psikolojik destek de alıyor.

    “REKLAM İÇİN ARAYAN, GÜNDEME GELMEK İÇİN YAPANLAR DA VAR”

    Sağ olsun hocalarımız burada, gerekli psikolojik desteği de sağlıyorlar. Türkiye’nin her yerinden, herkesten destek telefonları geldi. Ayda için sevinçlerini paylaştılar, üzüntümüze, acımıza ortak oldular. Sahip çıkan, arayan soran çok kişi var. Tabii ki reklam için arayan, gündeme gelmek için yapanlar da var”

    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Instagram Hesabından ‘İstifa Açıklaması’ Yapıldı

    0
    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın Instagram Hesabından 'İstifa Açıklaması' Yapıldı

    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın resmi Instagram sayfasında yayınlanan açıklamada, Albayrak’ın sağlık sorunları sebebiyle görevinden istifa ettiği belirtildi. Konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, Albayrak’ın Twitter hesabına ulaşılamıyor.

    Bu durumdan yola çıkan bazı sosyal medya kullanıcıları, Albayrak’ın hesaplarının siber saldırıya uğramış olabileceği yorumunda bulundu.

    Bakan Albayrak’ın resmi Instagram hesabından yapılan paylaşım şöyle:

    “Yaklaşık beş yıldır sürdürdüğüm bakanlık görevime sağlık sorunlarım nedeniyle devam edememe kararı aldım. Bundan sonraki süreçte artık zamanımı uzun yıllardır zorunluluktan ötürü ihmal ettiğim ve bana desteğini hiçbir zaman esirgemeyen annem, babam, eşim ve çocuklarıma ayıracağım.

    Çok büyük hedeflerle çıktığımız bu yolculukta gerçekleşecek olan bayrak değişimiyle yeni gelen arkadaşlarımız Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine her zamankinden daha kararlı ve emin adımlarla devam edeceklerdir.

    Enerjide olduğu gibi ekonomide de ektiğimiz tohumlar çokta uzak olmayan bir gelecekte koca koca çınarlara dönüşecek ve ülkemizi tam bağımsızlık hedefine ulaştırdığına şahit olacağız inşallah. Bundan en ufak bir şüphem yoktur.

    Bu 5 yıllık süre zarfında benimle bu zor ama kutsal yükü yüklenen tüm yakın mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Çokça hakkım geçmiştir haklarını helal etsinler. At izinin it izine karıştığı, Hak ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı böyle çetin bir zamanda bizlerin samimiyetine inanarak dua eden her bir vatandaşımızdan Rabbim razı olsun.

    Türkiye tarihindeki belki de en kritik dönemlerden sayılacak bu 5 yıllık süre zarfında ülkeme ve ümmete hizmet etmeyi bana nasip eden Rabbime sonsuz hamdolsun.

    Gaybı, kalpleri ve hakiki niyetleri bilen mutlak güç sahibi Cenab-ı Allah bizleri Sırat-ı Müstakim’den ayırmasın”

    Son Dakika: Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, sağlık sorunları nedeniyle görevinden istifa etti

    BLOOMBERG: İSTİFA TEYİT YA DA İNKAR EDİLMEDİ

    Öte yandan, Bloomberg’in Berat Albayrak’ın istifasına ilişkin yaptığı haberde, iki bakanlık sözcüsüyle konuşulduğu, hesabının doğruluğunun onaylandığı ancak istifa kararının henüz teyit ya da inkar edilmediği ifade edildi.

    “İSTİFANIN KABUL EDİLMEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan da, Bakan Albayrak’ın istifasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Berat Albayrak yerli, milli olarak enerjide yaptıklarını ancak anlayanlar ekonomide de ülkemizin 2023 hedeflerime ulaşması için sayısız hizmeti hayata geçirdiğini göremezler. İstifanın kabul edilmeyeceğini ümit ediyorum. Ülkemizin, Milletimizin ve Ümmetimizin size ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

    “GÖREVİNİN BAŞINDA DEVAM ETMESİNİ DİLİYORUZ”

    AK Parti Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, “Bakanımız Sayın Berat Albayrak çok zor bir süreçte görev üstlendi. Kendi ayakları üzerinde duran milli bir ekonomi için önemli adımlar attı. Özverili çalışmalarına bizzat şahidiz. Cumhurbaşkanımızın da tensipleriyle görevinin başında devam etmesini temenni ediyoruz” dedi.

    “MEVCUT HABERLER ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRME YAPMAK DOĞRU OLMAZ”

    AK Parti Grup Başkanı ve Ankara Milletvekili Naci Bostancı, “Berat Albayrak bakanımız şahsen açıklama yapmadan mevcut haberler üzerinden değerlendirme yapmak doğru olmaz. Yıllardır bu ülkeye milletimize fedakarca yaptığı hizmetleri biliyor ve ayni şekilde devamını diliyoruz. Konu her bakımdan Cumhurbaşkanımızın takdirindedir” paylaşımında bulundu.

    BAKANLIK YETKİLİSİ, İSTİFAYI DOĞRULADI

    BBC Türkçe’ye konuşan Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilisi ise Albayrak’ın istifasının doğru olduğunu açıkladı. Aynı yetkili, istifanın kabul edilip edilmediğine yönelik soruya, henüz belli olmadığı cevabını verdi.

    BERAT ALBAYRAK KİMDİR?

    Berat Albayrak (d. 21 Şubat 1978, İstanbul), Türk iş insanı ve siyasetçi. Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı olarak görev yapmaktadır. Haziran 2015 ve Kasım 2015’teki genel seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili olarak meclise giren Albayrak, 2015-2018 yılları arasında Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görev aldı. 10 Temmuz 2018’den beri hazine ve maliye bakanlığı görevini sürdürmektedir. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Esra Erdoğan ile evlidir. Berat Albayrak, 21 Şubat 1978’de İstanbul’da doğdu. Babasının adı Sadık, annesinin adı Kıymet’tir. Serhat adında bir ağabeyi olan Albayrak aslen Trabzon’un Dernekpazarı ilçesinin Yenice köyündendir. Lise eğitimini Fatih Kolejinde tamamlayan Albayrak, İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümünden mezun oldu. 2002 yılında New York’taki Pace Üniversitesi Lubin School of Business’te finans üzerine yüksek lisans yaptı. Kadir Has Üniversitesi Bankacılık ve Finans Bölümünde Elektrik Enerjisi Üretiminde Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Finansmanı: Bir Uygulama adlı teziyle doktora derecesini aldı.

    BERAT ALBAYRAK’IN KARİYERİ

    İşletme Yönetimi Yüksek Lisansı (M.B.A) eğitimi sırasında Çalık Holding bünyesinde görev aldı. 2002-2006 yılları arasında Çalık Holding’in Amerika Birleşik Devletleri ofisinde finans direktörlüğü yaptı. 2006 yılında ABD’den Türkiye’ye dönen Albayrak, holdingin Mali İşler Genel Müdür Yardımcılığı görevine atandı. 2007 yılında Çalık Holding’e Genel Müdür olarak atandı. Albayrak, aynı zamanda grup içi firmalarda da Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktadır. 2013 yılının sonunda özel sektörden ayrılarak Sabah Gazetesi’nde köşe yazarı olarak görev alan Albayrak, Marmara Üniversitesinde de bankacılık ve finans alanında ders verdi ve birçok sivil toplum kuruluşunda çeşitli görevler üstlenmektedir.7 Haziran 2015 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisinden (AK Parti) milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine girdi. 1 Kasım genel seçimleri sonrasında Ahmet Davutoğlu başbakanlığında kurulan 64. Hükûmette Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na getirildi. Binali Yıldırım tarafından kurulan 65. Hükûmette bu görevine devam etti. 2017 Anayasa Değişikliği Referandumu’nda kabul edilen cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi sonrasında gerçekleştirilen 2018 Genel Seçimleri’nin ardından kurulan 66. Hükûmette Türkiye Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine atandı.