Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 142

    Akciğer Kanserinde Ölüm Oranları Giderek Azalıyor

    0
    Akciğer Kanserinde Ölüm Oranları Giderek Azalıyor

    Akciğer kanserinde tedavi alanındaki yeni gelişmeler ölüm oranını azaltıyor. 2013 yılından bu yana akciğer kanseri tedavilerindeki gelişmeler sayesinde ölüm oranlarında yıllık 3 ile 6 oranında azalmanın görülüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Akciğer kanseri en sık rastlanan kanser türlerinin başında geliyor. Son 30 yılda kanserde verilen yaklaşık yüzde 30 ölüm oranındaki azalmada akciğer kanserindeki tedavilerdeki etkinliğin de önemli bir katkısı oldu” açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Serdar Turhal, 17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Günü vesilesiyle tanı ve tedavideki son gelişmelerden söz etti…

    2000 yılında Amerika’da yapılan Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin (ASCO) toplantısında, 4 ayrı kemoterapi rejiminin karşılaştırıldığının, hastaların bu tedavilere ortalama yüzde 20 cevap verdiğinin ve ortalama sağ kalımın 8 ay olduğunun rapor edildiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “O günden bu yana, özellikle 2013 yılından bu yana akciğer kanserine bağlı ölüm oranlarında yıllık yüzde 3 ila 6 oranında azalma oldu” dedi.

    Akciğer kanserinde sağ kalım oranı arttı

    Yalnızca 2020 yılında akciğer kanserinde 9 yeni endikasyonda tedavinin onaylandığının altını çizen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bunların 4 tanesi tamamen yeni ilaçlardan oluşuyor. Bu tedavilere olan cevap oranları yüzde 50 ila 85 arasında değişiyor. Ortalama hastalıksız sağ kalım 10 ila 25 ay arasına kadar çıktı. Pek çok akciğer kanseri tipinde ortalama sağ kalım artarken, özellikle de ALK geni mutasyonu pozitif olan metastatik kanser hastalarında ortalama sağ kalım 5 yılın üzerine çıktı” şeklinde konuştu.

    Yakında akciğer kanserinde hedefe yönelik tedavi imkânı olacak

    Yine bu yıl, daha önce kalın bağırsak kanserinde bakılan KRAS mutasyonu olan (KRAS geninde olan değişiklik) akciğer kanseri hastalarındaki cevap oranlarının yüzde 32 ve meme kanseri hastalarında bakılan HER2 mutasyonu olan hastalarda cevap oranlarının yüzde 60 olduğunun erken bir çalışmada gösterildiğini belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Yakında akciğer kanseri hastalarında 10’un üzerinde hedefi kontrol edip, hedefe, yani tümöre yönelik tedavi ilaçlarını verme imkânımız olacak gibi görünüyor” dedi.

    Bir başka ümit vadeden tedavi gelişmesinin de “immün check point inhibitör tedavileri” olduğunun altını çizen Prof. Dr. Serdar Turhal, “Burada 5 tane ilacımız var ve bununla ilgili olan PD-L1 mutasyonu yüksek ise, hastaların 5 yıllık sağ kalımları metastatik seviyede dahi yüzde 32 seviyesinde oluyor. Bu mutasyon hastaların yaklaşık yüzde 30’unda görülüyor” açıklamasında bulundu.

    Yeni tedavilerin uygun şekilde hastalara ulaşması fayda sağlayacak

    Bu yıldan itibaren ikili hedefe yönelik tedavilerinin hastalarda uygulanmasının da onaylandığını dile getiren Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bu tedavilerin erken evrede, yani tümörü cerrahi olarak çıkarılmış hastalarda koruma amaçlı faydalı olduğuna dair çalışmaların da önümüzdeki dönemde açıklanmasını bekliyoruz ancak şu an henüz buna ilişkin bir kanıtımız yok” dedi.

    Akciğer kanseri tedavisinde gelişmeler umut verici ancak sonuç olarak hala birinci önceliğin sigaranın bırakılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serdar Turhal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sigara içen hastaların 55 yaşından sonra akciğer tomografisiyle taranması şeklinde olan tarama önerisi henüz genel popülasyonun yüzde 1’inden azında gerçekleşmekte. Onun için bunun artması akciğer kanserinin erken tanısında bize bir imkân sağlayacaktır. Yine yeni tedavilerin uygun hastalara ulaşması hastaların daha uzun yaşamasını sağlayacaktır. Likit biyopsi, yani kan örneklerinde tümöre ait hücre ve genetik materyal incelemeleri ile tümörün çok küçük boyutlardayken saptanabilmesi sayesinde ise hastaların erken dönemde kanserinin bulunması ve tedavilerinin başlamasının yakın gelecekte bir fırsat yaratacağını düşünmekteyiz. Başka kanserlerde olduğu gibi hastaların sürmekte olan çalışmalara katılmalarının da akciğer kanseri tedavisinin gelişmesinde önemli bir katkısının olacağını düşünüyoruz.”

    Kabızlıktan Kurtulmak İçin 10 Öneri

    0
    Kabızlıktan Kurtulmak İçin 10 Öneri

    Zaman zaman herkesi sorunu olan kabızlık knonikleştiğinde kişinin yaşam kalitesini de düşürmeye başlar. Kalın bağırsak tümörleri, hormonal bozukluklar, kullanılan ilaçlar, su-tuz eksiklikleri, kas ve sinir sistemi hastalıklarının da kabızlığa sebep olabileceğini söyleyen Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ekrem Aslan kabızlık problemi olanlar için önerilerde bulundu.

    1. Günlük aldığınız sıvı miktarını arttırın. Katı ağırlıklı beslenme kabızlığa neden olan en önemli şeydir.

    2. Liften zengin gıdaları tüketmek kabızlığı engellemeye yardımcı olur. Meyve ve sebzeler zengin lif kaynaklarıdır.

    3.Uzun süreli aç kalmaktan kaçının. Sık aralıklarla az miktarda beslenmek kabızlığı engellemeye yardımcı olur.

    4.Bağırsak hareketlerinin en yoğun olduğu sabah saatlerinde ve yemeklerden sonra tuvaleti kullanmayı alışkanlık haline getirin.

    5. Dışkılama hissettiğiniz an tuvalete gidin, dışkılamayı ertelemek kronik kabızlığın önemli nedenlerinden biridir.

    6. Spor ve egzersiz önemlidir. Siz hareketli olursanız bağırsaklarınız da hareketli olur. Haftada en az 3 gün yarım saat yürüyüş bağırsakları düzene sokmaya yardımcı olacaktır.

    7. Doktorunuza danışmadan uzun süre yüksek miktarda içilen müshil içeren ilaçlar bağırsakları tembelleştirir. Doktor görüşü olmadan müshil kullanımından kaçının.

    8. Her gün bir avuç kuru erik tüketmek veya sabahları içilecek bir fincan kahve bağırsakların çalışmasına yardımcı olur.

    9. Hemoroidler ve makat bölgesindeki çatlaklar kronik kabızlığa neden olabilir, makat bölgesinde kaşıntı, kanama veya ağrı yakınmalarınız varsa bir doktora başvurun.

    10. Kabızlık şikayetiniz 6 aydan kısa süredir varsa, yaşınız 50’nin üzerindeyse, kabızlığa eşlik eden kansızlık, makattan kanama veya kilo kaybı yakınmanız varsa mutlaka bir gastroenteroloğa başvurun ve kolonoskopi yaptırın.

    Solunum Hekimlerinden Sigara İçme Kısıtlanmasına Destek ve Öneri Geldi

    0
    Solunum Hekimlerinden Sigara İçme Kısıtlanmasına Destek ve Öneri Geldi

    Solunum Derneği TÜSAD, tütün kontrolünün pandemi nedeniyle daha da önem kazandığını vurguladı. TÜSAD Tütün Kontrolü Çalışma Grubu, pandemi sürecinde getirilen sigara kısıtlamalarının yerinde bir karar olduğunu belirtirken “Yasakların uygulanmasında zorluklar yaşanabilir. Kısıtlamalardan da önemli olan pandemi döneminde ‘dumansız hayat’ bilincinin geliştirilmesi” görüşünü paylaştı.

    Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Türkiye genelinde Covid-19 vakalarında yaşanan artışın ardından İçişleri Bakanlığı tarafından alınan kararın uygulamasında bazı zorluklar yaşanabileceğine dikkat çekti. Sigara içmek ile Covid-19 arasındaki bağlantının bilimsel olarak kanıtlandığını vurgulayan hekimler, ‘dumansız hayat’ bilincinin her zamankinden daha çok önem kazandığını belirtti.

    TÜSAD Tütün Kontrolü Çalışma Grubu tarafından yapılan değerlendirmede, genelge emirlerini uygulanabilir kılmak, iş birliğini, başarısını artıracak ve gelebilecek tepkileri azaltmak için önerilerde bulunuldu. Bunu bir ulusal uzmanlık derneği olarak yükümlülüğü olarak kabul eden TÜSAD, önerilerini şöyle sıraladı:

    SİGARA BU DÖNEMDE DAHA DA ZARARLI

    “Pandemi döneminde sigara kullanımının, hem aktif hem pasif içicilere olan olumsuz etkileri nedeniyle Covid-19 hastalığına yakalanma sıklığının ve hastalık şiddetinin fazla olması bilimsel kanıtlıdır. Bu dönemde sağlıklı yaşam önerilerinin başında yer alan ‘dumansız ortam’ vurgusunun daha ön planda olması, Covid-19 riskini azaltmak adına sigarayı bırakmanın büyük ve önemli bir motivasyon unsuru olarak kullanılması uygulamayı güçlendirip başarısını arttıracaktır. Pasif duman maruziyetinde özellikle çocuklar, hamileler, engelliler, kronik hastalığı olan bireyler toplumun korumasına muhtaç olan bir gruptur. Tüm toplumun bu konuda sorumluluğu vardır.”

    DUMANLA KİRLENEN MASKE KULLANILMAMALI

    Sigara içerken ya da içtikten sonra maskesini takan kişilerin, maskenin mekanik bariyer etkisine bağlı nefes almasıyla ilgili güçlüğü olabilir. Dumana maruz kalmış maske, kirli maske kullanımı gibi ek sorunlara da yol açabilir.”

    DUMANSIZ HAYAT BİLİNÇLİ TERCİH OLMALI

    En önemlisi korona virüsünden korunmak ya da bir başkasını korumak için konfor fedakarlığı yaparak maske takarken, hem kendi hem de çevresinin sağlığına zarar veren sigara kullanımının oluşturduğu tezat vatandaşlarımızın malumudur. Son dönemde maalesef pandemi gölgesinde kalmaya mahkum olan tütün kontrolünün gereği, yine pandemi nedeniyle bir kez daha açığa çıkmıştır. Tüm çabalara rağmen bulaşması kolay, ağır seyretme ve ölüm riski olan Covid-19 pandemisinde, sağlıklı yaşam önerilerinin başında yer alan dumansız hayatın vatandaşlarımızın bilinçli tercihi olmasını diliyoruz.”

    UYGULAMA GÜÇLÜKLERİ OLABİLİR

    TÜSAD Tütün Kontrolü Çalışma Grubu tarafından yapılan değerlendirmede, pandemi sürecinde böyle bir yasağın getirilmesine neden olan koşullar hatırlatılırken şöyle denildi: “Solunum yoluyla kolayca bulaşabilen koronavirüs salgınının yayılımının önlenmesi için maske kullanımında sürekliliğin sağlanması son derece önem taşıyor. Maske kullanımının tavizsiz devamlığı için hiç takmayanlar veya usüle uygun takmayanların bahane ve gerekçelerinden olan sigara içimini ortadan kaldırması yönüyle güncel uygulama çok isabetlidir ve desteklenmelidir. Ancak yasaklamaların geneli (tüm açık alanları) kapsamaması nedeniyle özellikle büyük şehirlerde sigara içmeye yasak alan tanımlaması, birbiriyle iç içe geçmiş alanların varlığı (Örneğin; içinde durak barındıran sokak benzeri alanların durumu ve tanımlanan yasaklı alanlara mesafe uzaklığı) uygulamada güçlüklere neden olabilir.”

    Bu arada denetim konusunda da sorunlar yaşanabileceğini belirten hekimler, şu noktaya dikkat çekti: “Denetleme konusunda bir dönem çok aktif görev yapan tütün kontrol birimlerinden devam edebilenlerin kısıtlı sayıda olması, pandemi nedeniyle tütün kontrolü için görevlendirilen çalışanların farklı görevlerde bulunmaları konuya hakim iş gücünü sınırlamaktadır. Bu konuda destek olması planlanan kolluk kuvvetlerinin tütün kontrolü ve dumansız hava sahası mevzuatı hakkında bilgi ve eğitim sahibi olmaması da genelge emirlerinin hızlı ve etkin uygulanamasına sebep olabilir.”

    ‘BİLİNÇLİ YANLIŞ YORUMLAR’ YAPILABİLİR

    Güncel mevzuatın halka doğru bir şekilde açıklanamaması halinde ‘bilinçli yanlış yorumlara’ yapılabileceğine dikkat çeken hekimler, bunu şöyle açıkladı:“Örneğin; bu genelgenin uygulamadaki diğer kapalı alan kısıtlamalarının devamı değil de, alternatifi olarak yorumlanması riski doğabilir. Bu şekilde kafe ve benzeri yerlerin yeni uygulamada sigara tüketiminde sığınma yerleri olması dumansız hava sahasıyla ilgili çok kıymetli çalışma ve sonuçlarını silebilir. Pandemi nedeniyle ticari faaliyetleri zaten sıkıntılı olan bu işletmelerin bu dönemde denetlenmesi ve gerektiğinde ceza uygulanması çok tepki alacağı için tercih edilmeyebilir. Bu denetimlere yeterli ekip ve zaman ayrılamaması da diğer bir sorun.”

    Dünya Sinemasının Ölümsüz Yıldızları Kasım’da FilmBox Arthouse Ekranlarında

    0
    Dünya Sinemasının Ölümsüz Yıldızları Kasım’da FilmBox Arthouse Ekranlarında

    Uluslararası medya kuruluşu SPI International bünyesinde yayın yapan FilmBox Arthouse, 7. Sanat sinemanın unutulmaz eserlerini, efsane isimleri ve kült yapımları ekranlarımıza getirmeye devam ediyor.

    Dünya sinemasının farklı dönemlerine damga vurmuş, ölümsüz yıldızların, sürükleyici öykülerde parladığı 3 klasik film, 16, 17 ve 22 Kasım’da FilmBox Arthouse ekranlarında olacak.

    İki Kadın (Two Women) – 16 Kasım Pazartesi– Saat 00:35

    16 Kasım Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece yarısından sonra ekrana gelecek film, aslen bir anne – kız öyküsü. Alberto Moravia’nın aynı isimli romanından uyarlama bu etkileyici drama, II. Dünya Savaşı zamanı İtalya’sında dağların arkasına sığınmak için Roma’dan yola çıkan bir anne ve kızın öyküsünü konu alıyor. Filmdeki “iki kadından” anneyi, bir dönem tüm dünyanın aşık olduğu, 70 yıla dayanan sinema kariyeri hala devam eden Sophia Loren canlandırıyor. Filmin diğer başrolünü ise Fransız sinemasının ölümsüz jönü Jean Paul Belmondo üstleniyor.

    Othello – 17 Kasım Salı – Saat 20:15

    17 Kasım Salı gecesi ekranlara gelecek ve Shakespeare’in ölümsüz eserinden uyarlanan bu klasiğin başrolünde bir ölümsüz yıldız, Orson Welles yer alıyor. Filmin öyküsü, bir komplo sonucu yeni karısı Desdemona’nın Teğmen Michael Cassio ile bir ilişkisi olduğunu düşünmeye itilen Mağribi asıllı Roma General, Othello’nun trajedisini anlatıyor.

    Tristana– 22 Kasım Pazar – Saat 22:15

    22 Kasım Pazar gecesi ekranlara gelecek filmin başrolünde, Fransız sinemasının en güzel aktrislerinden Catherine Deneuve yer alıyor. Film, annesi öldüğünde velayeti toplumun saygın üyesi, yaşlı Don Lope’a verilen Genç Tristina’nın öyküsüne odaklanıyor. Don Lope ticaret ve din üzerine olan sosyalist fikirlerine rağmen onurlu karakteriyle sevilen ve sayılan biridir.

    Filmbox Arthouse yayınlarına, seçkin TV platformları TV+ Kanal 33, KabloTV Kanal 344 ve Vodafone TV üzerinden ulaşılabiliyor. Filmbox Arthouse içeriklerine ayrıca, FilmBox Live websitesi ve uygulaması kullanılarak bilgisayar, tablet ve mobil telefon ekranlarından da ulaşılabiliyor.

    “KOTEX 2in1 İkisi Bir Arada Pedler” Sadece 1 Günlüğüne 1 TL

    0
    “KOTEX 2in1 İkisi Bir Arada Pedler” Sadece 1 Günlüğüne 1 TL

    Hem birçok kadınının farklı hassasiyetlerle yaşadığı doğum ve doğum sonrası dönemde sık karşılaşılan mesane sızıntıları, hem de regl dönemi için 2 amaca özel olarak tasarlanmış tek ürün olan “Kotex 2in1 İkisi Bir Arada Regl + Mesane Pedi”, Watsons mağazalarında ve Watsons.com.tr’de, 15 Kasım’a özel fiyatıyla sadece 1 TL!

    Ön yargılar, regl olmanın ve kadın olmanın doğal bir parçası olan süreçler kadınların önünde asla engel değil. Gücünü yine kendinden alan her yaştan kadının gündelik hayatta kendini sağlıklı, konforlu, özgüvenli, özgür hissetmesini önemseyen Kotex, tüm kadınların yanında olmaya devam ediyor. Birçok kadının, farklı hassasiyetlerle yaşadığı doğum ve doğum sonrası döneminde sık karşılaşılan mesane ve regl dönemi sızıntılarına özel “2in1 İkisi Bir Arada Regl + Mesane Pedi” 1 TL özel fiyatıyla 15 Kasım’da Watsons mağazalarında ve Watsons.com.tr’de …

    Kotex 2in1 Regl + Mesane Pedi”, mevcut pedlerden beklenen koruma ve rahatlığı sunarken aynı zamanda regl ve mesane sızıntılarına karşı temizlik ve kuruluk sağlıyor. FLEXLOC teknolojisiyle geliştirilmiş emici bölgesiyle kokuyu hızla hapsediyor. Ultra ince vücuda uyumlu yapısı ile her gün rahatlık sağlıyor ve kendinizi güvende hissettiriyor.

    Kotex “2in1 İkisi Bir Arada Regl ve Mesane Pedi” ile kendini her gün rahat ve güvende hisset!

    Tayvan, Kısıtlama ve Karantina Olmadan Koronavirüsü Yendi! 200 Gündür Vaka Görülmüyor

    0
    Tayvan, Kısıtlama ve Karantina Olmadan Koronavirüsü Yendi! 200 Gündür Vaka Görülmüyor

    Koronavirüsten en az etkilenen ülkelerin başında gelen Tayvan’ın başarısı tüm dünyada gıpta ile takip ediliyor. Vaka ve ölüm sayılarında adeta bir mucize yaratan ülkenin bu başarısının altında, eski salgınlardan edinilen tecrübeler yatıyor. Ülkede 200 gündür vaka görülmüyor.

    Yeni tip koronavirüs salgını etkisini kaybetmeden tüm dünyada yayılmaya ve can almaya devam ediyor. Dünya genelinde Kovid-19 vaka sayısı 53 milyonu geçerken özellikle Avrupa kıtası tam anlamıyla salgına teslim olmuş durumda. Birçok ülke Kovid-19’da günlük vaka sayılarında rekor kırarken, yoğun bakımlar ve sağlık sistemleri de zora girmiş durumda. Ancak bir ülke var ki Kovid-19’u dize getirmeyi ve salgını kontrol altına almayı çoktan başardı. Bu ülke 200 günden fazladır yeni yerel vakanın görülmediği Tayvan…

    SARS SALGININDA ELDE EDİLEN TECRÜBE

    SARS salgınında edindiği tecrübeyle erken ve etkili tedbirler alan Tayvan, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yayılmasını önleme ve salgını kontrol altında tutmada ender başarılı örneklerden biri oldu. Tayvan yönetimi Sağlık ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Shih-çung Çın ve Tayvan Ekonomi ve Kültür Misyonu Temsilcisi Yaser Çıng, Kovid-19 ile mücadele için tedbirler ve başarıyı sağlayan etkenlerle ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

    200 GÜNDÜR YEREL VAKA YOK

    Dünyada günlük vaka sayısının 600 bini aştığı, virüs nedeniyle her gün 10 bini aşkın kişinin yaşamını yitirdiği dönemde Tayvan’da 200 günü aşkın süredir yerel kaynaklı vakaya rastlanmıyor. 23,8 milyon nüfuslu adada bugüne dek 55’i yerel kaynaklı yalnızca 584 Kovid-19 vakası görüldü. Virüs nedeniyle bugüne dek 7 kişi hayatını kaybetti.

    Tayvan, kısıtlama ve karantina olmadan koronavirüsü yendi

    BÜYÜK TEHDİDİ İLK ONLAR FARK ETTİ

    Tayvan, Aralık 2019’da Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan Kovid-19’un halk sağlığı açısından yarattığı büyük tehdidi ilk fark eden ülkelerden oldu.

    VUHAN’DAN GELENLER TEK TEK KONTROL EDİLDİ

    Pekin yönetiminin, 31 Aralık 2019’da “yeni tip bir bulaşıcı zatürrenin” ortaya çıktığını ilan etmesinin hemen ardından, Tayvan, Vuhan kentinden gelen yolculara sağlık kontrolü uygulamaya başladı.

    SARS SALGININDAN ÇIKARILAN DERSLER

    Bakan Çın, 2003’te Çin’de ortaya çıkan Şiddetli Solunum Yolu Sendromu (SARS) salgınından edindikleri derslerin yeni Kovid-19 salgınını önlemede yol gösterici olduğunu belirterek, “Tayvan, 17 yıl önceki SARS salgınından bu yana yeni bir bulaşıcı hastalığın baş göstermesi tehlikesine karşı hazırlık yürütüyor” ifadesini kullandı.

    Tayvan, kısıtlama ve karantina olmadan koronavirüsü yendi

    Salgının yol açabileceği halk sağlığı tehdidine karşı 2 Ocak’ta acil eylem ekibi oluşturulduğunu ve 20 Ocak’ta salgınlara karşı eşgüdüm mekanizması olarak tasarlanan Merkezi Epidemi Komuta Merkezinin (CECC) etkinleştirildiğini aktaran Çın, örgütlenmede etkinliği sağlamak üzere merkezin 23 Ocak’ta ikinci, 27 Şubat’ta ise birinci seviye hükümet organı haline getirildiğini kaydetti.

    Çın, salgına karşı tedbirleri uygulamada birincil yetkili CECC’nin, farklı bakanlıklara ait kaynak ve kabiliyetlerin bütünleştirilmesine ve etkin kullanılmasına olanak sağladığını dile getirdi.

    VUHAN’DAN ULAŞIMI DURDURDULAR

    Tayvan, salgının ortaya çıktığı Çin ana karasına coğrafi yakınlığı nedeniyle virüsten ilk etkilenen yerlerden biri oldu. Ada’da ilk vaka 21 Ocak’ta saptandı. İlk vakanın ardından Tayvan’da Vuhan’dan gelen yolcuların girişleri yasaklandı, Çin ana karası ile Hong Kong ve Macau özel idare bölgelerinden Ada’ya gelen tüm yolculara sağlık taraması yapılmasına karar verildi.Çin yönetimi ise Vuhan’ı iki gün sonra, 23 Ocak’ta karantinaya almaya karar verdi.

    Dış kaynaklı bir yayılmayı önlemek için bu türden önlemlerin alınmasının önemine dikkat çeken Tayvan’ın Türkiye’deki Ekonomi ve Kültür Misyonu Temsilcisi Çıng, “Tayvan, 19 Mart’tan itibaren CECC’in ilan ettiği tedbirler kapsamında tüm yabancıların girişini yasakladı. Yalnızca oturum izni ve diplomatik vize sahiplerini, ticari ve akdi yükümlülükleri olanları ve özel izin talep edenleri muaf tuttuk” değerlendirmesinde bulundu.

    Salgının başlamasının ardından çok sayıda ülke sağlık çalışanlarına ve halka, sıhhi maske ve izolasyon kıyafetleri gibi Kişisel Koruyucu Ekipmanlar (PPE) tedarik etmekte sorunlar yaşarken, Tayvan bu konuda hazırlıklıydı.

    Tayvan, kısıtlama ve karantina olmadan koronavirüsü yendi

    Bakan Çın, koruyucu ekipman yeterliliğinin sağlanması için yapılan çalışmalar konusunda şunları kaydetti: “Sıhhi maske ithalatını 24 Ocak’tan 1 Haziran’a kadar yasakladık. Maske stoklarını müsadere ettik, yerel üretimi artırdık ve herkesin erişimini sağlamak üzere tedbirler aldık. 6 Şubat’ta eczanelerde ve sağlık merkezlerinde vatandaşlara kimlikle maske dağıtımına başladık. 12 Mart’ta buna maske sipariş sistemi eklendi. Bu sistem sayesinde vatandaşlar internetten sipariş verdiği maskeleri yakındaki bir marketten teslim alabildi. Bu yöntemler kısıtlı kaynakların etkin şekilde kullanılabilmesini, sağlık, epidemi kontrol, hane halkı ve sanayi ihtiyaçlarının aynı anda karşılanabilmesini sağladı. İçerdeki maske ihtiyacını güvenceye aldıktan sonra küresel ihtiyaca karşılık vermeye başladık. Tayvan, ihtiyaç sahibi ülkelere tıbbi ekipman ve epidemi kontrol malzemeleri bağışı yaptı.”

    ETKİM MERKEZİ TAKİP SİSTEMİ

    Vakaların tespiti ve takibinde merkezi bir bilgi sistemi kurmanın öneminin altını çizen Bakan Çın, “Tayvan karantinaya alınan her vakanın kaydedildiği bir elektronik izleme sistemi kurdu. Dışarından Tayvan’a gelen herkese yerel bir telefon numarası tahsis ederek sağlık bilgilerini sisteme girmelerini sağlıyoruz. Bu işlemi yapan kişilere mesajla “sağlık beyan pasaportu” gönderiliyor. Bu bilgiler halk sağlığı yönetim sistemine işleniyor ve sağlık kurumları, ilgili kişiye bakım ve tıbbi destek hizmetleri sağlayabiliyor” ifadesini kullandı.

    Tayvanlıların seyahat geçmişlerinin Ulusal Sağlık Sigortası kartlarına işlendiğini, bunun doktorlara olası vakaları tespit etme ve topluluk içi yayılmaları önleme imkanı sağladığını vurgulayan Çın, evlerinde karantinaya alınan kişilerin cep telefonu operatörlerinden sağlanan konum verileriyle takip edildiği, karantina kurallarını ihlal edenlere para ve zorla yer değiştirme cezaları verilebildiğini kaydetti.

    TOPYEKUN KARANTİNA UYGULANMADI

    Tayvan, dünyadaki çok sayıda ülkenin aksine, salgına karşı tedbir olarak topyekun karantina uygulamadı. Sokağa çıkma yasaklarına başvurulmadı, okullar, iş yerleri ve işletmeler sürekli açık kaldı.

    Türkiye’deki Temsilci Çıng, salgın süresince Tayvan halkının büyük çoğunluğu için hayatın olağan akışında devam ettiğini vurgulayarak, “Tayvan, salgının başından bu yana halkın bilinçli dikkati ve zamanında alınan tedbirler sayesinde topyekun karantinaya ihtiyaç duymadı” dedi.

    “VİRÜS RİSKİ SONA ERMİŞ DEĞİL”

    Tayvan’da 200 günden fazla süredir yerel kaynaklı vakaya rastlamamasının büyük bir başarı olduğunu ifade eden Çıng, “Yerel vaka görülmemesi virüs riskinin kalmadığı anlamına gelmiyor. Amacımız riski yönetilebilir hale getirmek. İnsanlara gündelik hayatlarında salgına karşı mücadele önlemlerini uygulamayı sürdürmelerini salık veriyoruz” diye konuştu. Temsilci Çıng, kış öncesinde olası yeni dalgaya ve mevsimsel hastalıklara karşı hazır olduklarını ifade etti.

    DSÖ TARTIŞMALARI

    Çin’in Tayvan’ın Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) karar organı Dünya Sağlık Asamblesinin Kovid-19’a karşı alınacak tedbirlerin tartışıldığı toplantılarına katılmasını engellemeye yönelik girişimlerini sürdürmesi uluslararası toplumun eleştirilerine yol açıyor.

    Tayvan’ın uzun yıllardır siyasi sebeplerle DSÖ’den uzaklaştırılmaya çalışıldığını savunan Bakan Çın, “DSÖ’nün temel görevi dünyada yaşayan her insanın en yüksek sağlık standardına ulaşmasını sağlamaksa eğer Tayvan’ın DSÖ’ye olduğu kadar DSÖ’nün de Tayvan’a ihtiyacı var. Pandemi, Tayvan’ın küresel sağlık ağının önemli bir parçası olduğunu ve Tayvan modelinin pandemiyle savaşta diğer ülkelere örnek olabileceğini gösterdi. DSÖ’ye ve tüm ilgili taraflara Tayvan’ın küresel halk sağlığına, bulaşıcı hastalıkların önlenmesini de göz önüne alarak DSÖ’ye katılmasını desteklemeye çağırıyoruz” ifadesini kullandı.

    Temsilci Çıng da Tayvan’ın 9-14 Kasım’da düzenlenen Dünya Sağlık Asamblesi toplantısına katılmasının bir kez daha siyasi sebeplerle engellenmesini “üzücü” diye niteleyerek, “Siyasi engeller Tayvan’ı hiçbir zaman yolundan döndüremez. Tayvan DSÖ sistemine anlamlı bir katılım sağlayabilmek için çalışmalarını sürdürecek” değerlendirmesinde bulundu.

    ÇİN-TAYVAN ANLAŞMAZLIĞI

    Çin’de İkinci Dünya Savaşı’nın ardından çıkan iç savaşta Mao Zıdong liderliğindeki Çin Komünist Partisinin (ÇKP) 1949’da iktidarı ele geçirmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etmesi üzerine Çan Kayşek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintag) üyeleri, Tayvan’a yerleşip 1912’de kurulan “Çin Cumhuriyeti” iktidarının Ada’da devam ettiğini ileri sürerek bağımsızlık ilan etmişti.

    Bu girişim Çin tarafından kabul edilmese de Tayvan temsilcileri, 1971’e kadar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Çin’i temsil etmişti. 1950’ler ve 1960’larda çok sayıda ülkenin diplomatik ilişki tercihini Çin Cumhuriyeti’nden Çin Halk Cumhuriyeti’ne çevirmesinin ardından 1971’de BM Genel Kurulunda yapılan oylamada Pekin hükümetinin Çin’in tek meşru temsilcisi kabul edilmesiyle Tayvan’ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale gelmişti.

    Pekin yönetimi, “Tek Çin” ilkesini benimseyerek Çin’i uluslararası toplumda sadece kendilerinin temsil ettiğini savunuyor ve Tayvan’ın dünya ülkeleriyle müstakilen diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

    Tayvan, kısıtlama ve karantina olmadan koronavirüsü yendi! 200 gündür vaka görülmüyor

    Lüks Otelde Dehşet! Yönetici, Çalışanını Odaya Kapatarak Cinsel Saldırıda Bulundu

    0
    Lüks Otelde Dehşet! Yönetici, Çalışanını Odaya Kapatarak Cinsel Saldırıda Bulundu

    İstanbul’da lüks bir otelde düzenlenen düğün organizasyonunda görevli 22 yaşındaki Kübra C. asansörde yöneticisi Mustafa Y.’nin cinsel saldırısına uğradı. Kurtulmaya çalışan genç kız, sürüklendiği otel odasından çığlık atarak kaçtı. Mustafa Y. hakkında 25.5 yıla kadar hapis talep edildi.

    İstanbul’da lüks bir otelde meydana gelen olayda, iddiaya göre Kübra C., patronu tarafından tacize uğradı. Kaçmaya çalışan genç kız o sırada başka bir odaya sürüklendi. Sabah gazetesinden Atakan Irmak’ın haberine göre, olayın ardından tutuklanan Mustafa Y., “basit cinsel saldırı” ve “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak”tan önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

    “KAÇMAYA YELTENİNCE BİR ODAYA SÜRÜKLEYİP KAPIYI KAPATTI”

    Kübra C., yaşadığı korku dolu anları sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile anlatmıştı. Yöneticisi tarafından cinsel saldırıya uğradığını ve darbedildiğini söyleyen genç kız, “Beni organizasyonun gerçekleştiği alanın dışına çıkardı. Beni asansöre götürdü. Asansörde beni taciz etmeye başladı. ‘Kendine gel’ deyip onu ittim. Bir kat çıktık. Kaçmaya yeltenince şahıs beni bir odaya sürükleyip kapıyı kapattı” dedi.

    “BİRÇOK KİŞİYİ ÇALIŞIRKEN TACİZ EDEN BİRİ”

    Genç kız açıklamalarının devamında, Taciz etmeye çalışınca çığlık atarak odadan kaçtım. Bu adam birçok kişiyi çalışırken taciz eden biri. Herkes işini kaybetmemek için susmuş durumda. Şirket ise şikayetimi geri çekmem konusunda bir kez daha düşünmemi söyledi. Darp raporu aldım. İfademi verdim. O gece eve tek başıma bir taksi ile şüphe ve endişe içinde titreyerek döndüm. Psikolojik anlamda çöküntüdeyim. Olayın etkisinden kurtulamıyorum” ifadelerini kullandı.

    Diyabetik Ayak Nasıl Önlenebilir?

    0
    Diyabetik Ayak Nasıl Önlenebilir?

    Dünya Diyabet Günü kapsamında, Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mutlu Cihangiroğlu, diyabet hastalarında görülen diyabetik ayak hakkında bilgi verdi. Cihangiroğlu diyetin önemine dikkat çekti.

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun diyabeti kronik bir hastalık olarak tanımladığından beri 14 Kasım Diyabet Günü olarak belirlenmiştir ve bugünde, diyabetin erken tanısı ve taramanın önemi konularında farkındalık yaratmak amaçlanmıştır.

    Toplumda en sık görülen kronik hastalıklardan biri olan diyabet ile ayakta oluşan damar sertleşmesi ve kireçlenmesiyle birlikte diyabetik ayak meydana gelmektedir. Oluşan bu damar kireçlenmesine başta sigara olmak üzere yüksek kolestrol ve lipid değerleri, kontrolsüz kan şekeri, yüksek tansiyon, obezite ve genetik nedenler sebep olabiliyor. Günümüzde diyabet, diğer adıyla şeker hastalığı, devam eden kan şekeri yüksekliği sonucu meydana gelen ilerleyici bir hastalıktır.

    Diyabetik ayak nedir ve nasıl önlenebilir?

    Diyabet yani şeker hastalığı, toplumda en sık görülen kronik hastalıklardan biridir ve kan şekeri yüksekliği ile karakterizedir. Kan şekeri yüksekliği kontrol altına alınamadığında hastalarda diyabet komplikasyonları ortaya çıkar. Diyabetik ayak şeker hastalığının uzun sürmesine ya da kan şekerinin kontrol altına alınamamasına bağlı olarak ayakta kronik yara gelişmesidir. Diyabet hastalığı kılcal damarları etkileyerek nöropatiye yani sinirlerde enflamasyona ya da vaskülopatiye yani damarlarda enflamasyona sebep olur. Diyabetik hastalarda hem nöropati hem de vaskülopatiye bağlı olarak ayaklarda yaralar gelişir. Diyabetik ayak hastalığından korunmanın en etken yollarından biri de kan şekerini düzenleme ve kontrol altında tutmaktan geçer. Kan şekeri seviyelerinin düzenli olarak kontrol edilmesi, sağlıklı bir diyet, düzenli spor ve polifenol gibi diyabeti önlemede pozitif yönde etkileri olduğu düşünülen doğal ürünler tüketmenin diyabet ve diyabetik ayak hastalığından korunmada önemli etkileri vardır.

    Araştırmalara göre, bazı besinler doğal olarak içerdikleri aktif bileşenleri ile sağlığı geliştirici ve hastalık riskini azaltıcı potansiyel etkileri olan bileşenler bulunduruyor. Bunlardan biri de zeytinde bulunan ve birden fazla fenolik grup bulunduran biyoaktif bir besin bileşeni: Polifenol. Polifenol açısından zengin bir diyet, kandaki şekeri hücrelere taşıyan insülin üretimini artırarak ve bununla doğru orantılı olarak kan şekerini düşürerek diyabetik ayak riskini azaltabiliyor. İçinde yüksek miktarda polifenol bulunan, zeytin ve zeytin yaprağından üretilen zeytin ekstresi bu konuda öne çıkıyor. Fenolik zeytin ekstresi, normal yağlara oranla 10 kat daha yüksek seviyelerde bulundurduğu polifenol oranıyla insan vücudunun ihtiyacı olan günlük polifenol tüketimi oranını karşılıyor. Ayrıca, fenolik bileşenlerin vücut tarafindan yüzde 92’ye kadar emilebilmesiyle birlikte diğer polifenollü besinlerden ayırılıyor.

    Polifenolün kan şekeri seviyesi üzerine nasıl bir etkisi vardır?

    Polifenol, kan şekerinin salınımını kontrol etmeye yardımcı olan ve vücudun insülini daha iyi kullanmasını sağlayan güçlü bir antioksidan ve hipoglisemik bir bileşiktir. Kanımızdaki şekeri hücrelerimize taşıyan insulinin üretimini arttırarak ve dolayısı ile kan şekerini düşürerek diyabet riskini azaltmada pozitif ektileri olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, yüksek polifenol içeren doğal gıdaların veya gıda takviyelerinin tüketimi, kan şekerini düzenlemede çok önemli bir rol oynamaktadır. Fenolik zeytin ekstresinde bulunan yüksek polifenol seviyeleri düzenli tüketildiğinde diyabet ve buna bağlı diyabetik ayak hastalıklarından size korumada yararlı olacaktır.

    Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mutlu Cihangiroğlu polifenolün diyabetik ayak üzerinde koruyucu ve önleyici etkisi hakkında bilgi verdi. Cihangiroğlu, diyabetik ayaktan korunmak için gereken önemleri şöyle vurguladı;

    • Kan şekeri düzeyinizi düzenli takip edip 3 aylık hekim kontrolünüzü ihmal etmeyiniz.
    • Diyetinize uyunuz, polifenolden zengin beslenmeyi tercih ediniz.
    • Günde en az 30 dakika düzenli yürüyüşler ile eksersizler yapınız.
    • Ayaklarınız terli ve nemli kalmamalı. Ayaklarınızı her gün yıkayıp, çoraplarınızı günlük değiştiriniz.
    • Tırnaklarınızı dikkatli ve derin olmayacak şekilde kesiniz.
    • Asla çıplak ayakla dolaşmayınız.
    • Evde ve dışarıda içi yumuşak, dışı sert, kapalı ayakkabılar kullanınız.
    • Yılda bir kez bacak atardamarlarınızı Doppler Ultrasonografi ile kontrol ettiriniz. Darlık ya da tıkanıklık durumunda ihmal etmeden tedavi ettiriniz.

    Doctor Who 13. Sezon Hazırlıklarına Başladı

    0
    Doctor Who 13. Sezon Hazırlıklarına Başladı

    Onüçüncü Doktor, Doctor Who’nun 13. sezon çekimleri için geri dönüyor. Jodie Whittaker bir kez daha Doktor rolüne hayat veriyor.

    Doctor Who ekibi şu anda tüm oyuncuların ve ekibin güvenliğini sağlamak için sıkı endüstri ve hükümet yönergelerine göre çekim yapıyorlar. Eklenen süre ve gerekli protokollerle, ekip bu sezonda geleneği bozarak 11 yerine 8 bölüm ile ekranlara dönecek.

    Yapımdan sorumlu Chris Chibnall yeni sezonu değerlendirirken, “Doctor Who yapım ekibi bu zor zamanlarda seriyi yeniden yayına almak için harikalar yarattı. Çekimlere geri döndüğümüz için çok heyecanlıyız. Doctor Who’nun son derece karmaşık bir yapım süreci var. Dolayısıyla detaylı Covid protokolleri nedeniyle yeni bölümleri filme almak biraz daha uzun sürecek. Bu nedenle bu sezonu sekiz bölüm ile bitirmeyi düşünüyoruz. Ama emin olun, Doctor Who’dan beklediğiniz tüm hırs, mizah, eğlence ve korku hala sağlam bir şekilde yerinde olacak! Dünyanın dört bir yanındaki herkes için oldukça zorlu bir dönem yaşanıyor ancak unutmayın bir Doktor asla meydan okumaktan kaçınmaz!” şeklinde konuştu.

    BBC Studios Yapımcısı Matt Strevens ise yeni sezon heyecanını “TARDIS’in kilidini açtığımız için çok heyecanlıyız, Sonik’in tozu silindi ve Doctor Who’nun bir sonraki sezonu için yeniden çekimlere başlıyoruz. Muhteşem prodüksiyon ekibi ve oyuncular bu zorlu zamanlarda tekrar çekim yapmamızı sağlamak için harikalar yarattı. Doctor Who her zamanki gibi eğlence ve aksiyon dolu olacak, tabi pek çok sürprizle birlikte!” sözleriyle dile getirdi.

    BBC Drama denetçisi Piers Wenger ise şunları söyledi: “Doctor Who’nun 13. sezon çekimleri devam ediyor. Ekip, TARDIS’i güvenli bir şekilde BBC One’a geri getirmek için büyük çaba sarf etti. Hepimiz Doktor’u hangi maceraların beklediğini görmek için sabırsızlanıyoruz, ancak onun dönüşünü beklerken, bir yandan da festival özel bölümü için sabırsızlanıyoruz.”

    Onüçüncü doktoru, en son Doktor’un kaderinin sonsuz bir hapishanede kilitlendikten sonra dengede asılı kaldığı 12. sezon finalinde gördük. Yaklaşan festival özel bölümü ‘Dalek’lerin Devrimi’’nde, Doktor’un en yakın arkadaşları Yaz (Mandip Gill), Ryan (Tosin Cole) ve Graham (Bradley Walsh) hayatlarını onsuz idame ettirmek zorundalar. Ancak kısa süre sonra Doktor’un en büyük ve en korkulan düşmanlarından biri olan Dalek’lerin de dahil olduğu rahatsız edici bir plan ortaya koyacaklar. Doktor olmadan Dalek’lerle nasıl savaşırsınız? Doktor’un kaderi bilinmiyorsa, 13. sezonda bizleri neler bekliyor?

    Doctor Who’nun yeni sezonu Türkiye’de BBC First kanalında yayınlanacak.

    Doctor Who bir BBC Studios yapımıdır.

    10 Kitap Bağışlayın, Meme Kanseri Riskini Azaltın

    0
    10 Kitap Bağışlayın, Meme Kanseri Riskini Azaltın

    Bu yıl sonuna kadar Herkese Kitap Vakfı’na bağışlanmak üzere 10 kitap getirip Liv Hastanesine bırakanlar, kendileri veya bir yakınları için ücretsiz meme muayenesi ve mamografi tetkiki hediyesi alacak.

    “Anneniz, anneanneniz, kız kardeşiniz, eşiniz, teyzeniz, halanız, babaanneniz için meme kanseri farkındalığı yaratırken bir köy okulundaki çocukların kitaplara kavuşmasını sağlamak istemez misiniz” diyen Herkese Kitap Vakfı Kurucu Genel Başkanı Bülent Şenver;

    “Türkiye’de mevcut yaklaşık on sekiz bin köyde yaşayan çocukların kitaba ihtiyacı var. Kütüphanesiz köy okulu kalmasın diye başlattığımız kampanyaya duyarlı kişilerin katkı sağlamasını bekliyoruz. Liv Hastanesinin 10 kitap bağışlayan herkese hediye olarak vereceği meme muayenesi ve mamografi tetkiki binlerce çocuğumuzun kitaba kavuşmasını sağlayacak.”

    Diyerek, tüm kadınları bu kampanyaya katılmaya davet etti.