Artık mülkler, sanal turlarla gezilirken tapular da online alınıyor. Öte yandan kalabalık olmayan butik siteler, bahçeli, teraslı evler hızla popülerleşiyor.
Emlak da dijitalleşti
Pandemi ile birlikte emlak sektöründe teknolojik alt yapı ve dijital değişimin önünün açıldığını belirten Besa Grup Satış Ve Pazarlama Koordinatörü Şule Alp, “Artık mülkler video, drone ve 360 sanal turlar ile gayrimenkul çekimleri gerçekleştirilerek yatırım yapmak isteyenlere gezdiriliyor. Şirket toplantılarının video konferans ile yapılması, müşterilerin evlerindeyken danışmanların daire içerisinde sunumları yapması, tapu dairelerine gidilmeden web tapu uygulamasından tapu işlemlerinin yapılabilmesi gibi uygulamalarla dijitalin hayatımıza girmesi bizlerin de bakış açısını değiştirdi” dedi.
‘Doğaya kaçış başladı’
Şule Alp, teknolojik değişimin yanı sıra tüketicilerin alışkanlıklarının da değiştiğine dikkat çekti. Kalabalık olmayan butik sitelere, bahçe katı, geniş balkonlu, kiler odasına sahip dairelere taleplerin artığını belirten Alp, “Eskiden şehir merkezinde, yüksek rezidanslar, mega projeler tercih edilirken artık şehrin dışında, daha küçük ölçekli projeler isteniyor. Ayrıca yeşil alan, yürüyüş yolları her zaman sorulurdu ama artık onların da önemi daha çok arttı. Müstakil bahçeli evlere hatta şehre yakın köylere kaçış var” dedi.
Çalışma odası isteniyor
Şule Alp’in verdiği bilgilere göre ev sahibi olmak isteyenler, evde bir çalışma odası da istiyor artık. Birçok şirketin pandemi döneminde home office çalışma düzenine geçtiğini belirten Alp, “Pandemi döneminde home office çalışma düzenini tecrübe eden şirketlerin bazıları bunu kalıcı hale getirdi. Öte yandan hâlâ tedbir kapsamında ofislerine dönmeyen birçok şirketler var. Ev sahibi olmayı düşünen insanlar bu nedenle artık evlerinde çalışma odası da istiyor.” diye konuştu.
Uluslararası medya kuruluşu SPI International bünyesinde HD kalitesiyle izleme deneyimi sunan belgesel kanalı DocuBox HD, ilginç yapımlarıyla muhteşem keşiflerin kapısını açıyor.
DocuBox HD Ekim ayını da muhteşem keşifler ve kaliteli yapımlarla renklendiriyor. DocuBox HD ekranlarında bizleri dünyamızın farklı noktalarına götüren gezilerin rotaları, Casablanca’dan Brezilya’nın yeşil alanlarına, üzüm bağlarından şifalı bitkilere uzanıyor.
Göbeçeler Diyarı: Amerika (Nomad’s Land: Usa) – 13 Ekim Salı, Saat 12:00
Salı günü öğle saatinde, Birleşik Devletleri doğudan batıya kat edeceğiz. Popüler kültürde önemli bir yere sahip Route 66 yerine, yüzyıllar önce “Batıya giden” göçebelerinden izinden giden kaşif Cristophe’un Rocky dağlarından ve uçsuz bucaksız ovalardan geçen yolculuğuna eşlik edeceğiz.
Terrua – Casablanca Üzüm Bağları (Terrua – Casablanca Vineyard) – 14 Ekim Çarşamba, Saat 11:30
Çarşamba sabahı, kendi adını verdiği Hollywood klasiğinin yanı sıra, birçok filme ev sahipliği yapan Casablanca’nın İslam, Fransız, İspanyol ve Afrika kültürlerinin sentezi topraklarında kurulu üzüm bağlarını gezeceğiz.
Görevimiz Keşif: Megalopolis (Mission Exploration: Megalopolis) – 15 Ekim Perşembe, Saat 19:00
Perşembe akşamüstü, keşiflerini ve maceralarını bizlerle paylaşan, her biri farklı uzmanlık alanına sahip genç Fransız kaşiflerle gezimize, kaldığımız yerden devam edeceğiz.
20 Doğa Harikası (Twenty Masterpieces of Nature) – 16 Ekim Cuma, Saat 12:00
Cuma öğle saatinde, insanoğlunun doğa olmadan var olamayacağını bilen ve dünyanın kaynaklarını sömürmektense onları korumak için dünyanın dört bir yanında uğraşan insanların öyküsünü izleyeceğiz. Dünyanın 20 Harikası belgeseli, bizleri daha önce pek çok insanın adım bile atmadığı doğa harikası yerlere götürmeye, buralarda gerçekleştirilen turların sahne arkasına çekmeye devam edecek. Bu gizli hazinelerin ve doğal kaynakların büyüleyici görüntülerini görmekle kalmayacak, insanın dünyayla uyum içinde yaşayabileceğini gösteren bir umut yolculuğuna da çıkacağız.
İbn – i Sina – Doğu’dan Bir Işık (Avicenna – The Light from East) – 17 Ekim Cumartesi, Saat 23:00
Cumartesi gecesi ekranlara gelecek belgesel anlatımlı filmde, “hayatın genişliği, uzunluğundan daha önemlidir” diyen İslam dünyasının tıp alimi Ebu Ali İbn-i Sina’nın hayatını, parlak zekasını ve doğudan batıya yaydığı ışığın öyküsünü izleyeceğiz.
Brezilya’nın Yeşil Madenleri (Treasures of the Lost Pharaohs) – 19 Ekim Pazartesi, Saat 22:30
Pazartesi gecesi DocuBox HD ekranlarında, daha önce Kamboçya ve Vietnam arasındaki 250 km’lik Ho Chi Minh hattını yürüyerek aşan François Picard ve Cécile Clocheret ile birlikte, Brezilya’ya bir bisiklet gezisine çıkacağız. Rio favelalarındaki kapalı soya tarlalarının iç kısımlarından başlayan 4500 km’lik yol boyunca, çevredeki yeşil alanları keşfedeceğiz.
DocuBox HD yayınlarına, seçkin TV platformları TV+ Kanal 97, KabloTV Kanal 122, D-Smart Kanal 58 ve Vodafone TV üzerinden ulaşılabiliyor. DocuBox HD içeriklerine ayrıca, FilmBox Live websitesi ve uygulaması kullanılarak bilgisayar, tablet ve mobil telefon ekranlarından da ulaşılabiliyor.
İBB, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü için 30 Türk kadının ilham verici hikayesini, Cesur Kızlara Yol Arkadaşları kitabında topladı. Önsözünü eşi İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte yazan Dilek İmamoğlu, sosyal medya sayfasından paylaştığı içerikle kitabı kız çocuklarına armağan ettiğini açıkladı.
İmamoğlu, Türkiye’nin dünyaya meydan okuyan kızlarının anlatıldığı kitapla ilgili, “İlk işimiz; bu kitabımızı Anadolu’daki kızlarımıza ulaştırmak olacak. Bunu hep birlikte yapacağız. Bir çocuğumuzun hayatına ışık olabilirsek ne mutlu bize” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü için özel bir proje hazırladı. Görünür ya da görünmez tüm engelleri aşarak başarıya ulaşmış 30 Türk kadının ilham verici hikayesi, “Cesur Kızlara Yol Arkadaşları” kitabında bir araya getirildi. Dünya Kız Çocukları Günü’nün farkındalığına katkı sağlamayı amaçlayan eserin önsözü, Dilek İmamoğlu ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından kaleme alındı.
Çocuklara hitaben yazılan önsözde İmamoğlu çifti, “Kız veya oğlan fark etmeksizin hepinizin; hayallerini gerçekleştirebilen, kendine yeten, sanata, bilime, spora erişebilen, eğitim olanaklarından en iyi şekilde faydalanan, eşit, özgür birer yurttaş olarak yetişebilmesi bizlerin hem sorumluluğu hem de önceliği” ifadelerini kullandı. Yazıda kız çocuklarının ayrımcılığa maruz kaldıklarını belirten Dilek ve Ekrem İmamoğlu, “Eşitsizliği besleyen kalıp düşüncelerden; dışlanma, şiddet ve engellerden arınmış, kendi geleceğinizi kontrol edebileceğiniz ve sorumluluk alabileceğiniz bir dünya sağlamak elimizde… Gerçek özgürlük, hayallerinizi gerçekleştirebilmek için her an yeniden ve yeniden azimli ve kararlı oluşunuza bağlı. Bu eşsiz gücü kimsenin sizden almasına izin vermeyin. Unutmayın ki hepimiz farklı koşullarda da olsa pek çok güçlükle karşılaşıyor ve mücadele ediyoruz” cümlelerine yer verdiler.
“ÇOCUKLARIMIZ, HER TÜR ENGELİ BAŞARIYLA AŞAN TÜRK KADININI GÖRECEK”
7-11 yaş aralığındaki çocuklara, güçlüklere rağmen başarıya ulaşan kişilerin mücadelelerinin anlatıldığı kitap, Dilek İmamoğlu’nun katıldığı özel bir etkinlikle kız çocuklarına armağan edildi. Yuvamız İstanbul’un Beylikdüzü Yerleşkesi’nde gerçekleşen buluşma, İmamoğlu’nun sosyal medya hesabından video içeriğiyle paylaşıldı. İmamoğlu videoda şunları dedi:
“İlk işimiz; bu kitabımızı Anadolu’daki kızlarımıza ulaştırmak olacak. Bunu hep birlikte yapacağız. Bir çocuğumuzun hayatına ışık olabilirsek ne mutlu bize. Bu kitabı okurken çocuklarımız, hayalini gerçekleştirmeye çalışırken önüne engel çıktığında pes etmemeyi öğrenecek. Her tür engeli başarıyla aşan Türk kadınını görecek ve ben de yapabilirim diyecek.”
“ENGELLERİN SİZE DUVAR OLAMAYACAĞINI BİLİN”
Kitabın Yazarı Aslıhan Dağıstanlı Aysev ile 15 kız çocuğunun katıldığı buluşmaya, İmamoğlu’na kızı Beren eşlik etti. İmamoğlu konuşmasında “Kitapta hayatında cesaret örneği göstermiş, 30 Türk kadınının başarı hikayesini bulacaksınız. Siz de hayallerinizin peşinden koşarken, size yol gösterecek birine ihtiyaç duyduğunuzda, bu kitap sizin yol arkadaşınız olsun. Başucu kitabınız olsun” dedi.
Kitapta anlatılan öykülerin birçok insana rehberlik etmesini istediğini söyleyen İmamoğlu;Türk köşe yazarı, diplomat ve siyasetçi Şafak Pavey’in hikayesini kızlara okudu. Pavey’in hikayesinin ardından İmamoğlu, “Hayatınıza hedefler koyun. Hedefler için çabalamaktan vazgeçmeyin. Engeller çıkabilir ama siz bunun o güzel hayallerinize duvar olmayacağını bilin. İçinizdeki ışığın kimsenin söndürmesine izin vermeyin” ifadelerini kullandı.
BAŞUCU KİTABI
Anne ve babaların da bu kitabı edinmeleri gerektiğini söyleyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Ebeveynler, çocuklarına iyi birer rol model olmalı. İki oğlum ve bir kızım var. Onlara örnek olmak, sağlık nesiller yetiştirmek için bizim en temel görevimiz. Kızlarımız geleceklerini şekillendirirken onlara rehberlik edecek bir kitap. Hayallerimizi gerçekleştirirken, pes etmek üzere olduğumuz, zorlandığımız zamanlar olur. Böyle anlarda bu kitap onların başucu kitapları olacak.”
ÇOCUKLARIMIZIN KAHRAMANA İHTİYACI YOK
Dilek İmamoğlu’yla mucizevi bir şekilde bir araya geldiklerini söyleyen yazar Aysev, klasikleşmiş çocuk eserlerinde kurtarılmaya bekleyen prensesler bulunduğunu kaydederek ve şunları söyledi:
“Çocuklarımı ve onların arkadaşlarının kendi hayalleri olsun. Onların peşinden gitsinler. Kendi kendilerini kurtarsınlar. Kaynaklarda çocuklar için yazılmış, kadın portresi olan, Türk kadınlarını anlatan kitap bulamadım. İş başa düştü dedim ve yazmaya başladım. Kendi çocuklarım okudu. Başka çocuklar da okusun istedim. Hayat, bizi buluşturdu. Biz de kitabı kızlarımıza ulaştırmaya başlayacağız.”
KADIN TASARIMCILAR ZENGİNLEŞTİRDİ
Kadın tasarımcıların illüstürasyonlarıyla zenginleşen kitabı inceleyen çocuklar, hayallerindeki mesleklerle ilgili söz aldı. Esmanur oyuncu ve aile hekimi, Sümeyye özel çocuklar için öğretmen, Özgenur yüzücü, Nehir veteriner olmak istediğini belirtirken Beren İmamoğlu da voleybolcu olmayı düşlediğini paylaştı.
30 HİKAYE
“Cesur Kızlara Yol Arkadaşları” kitabı, Türkiye’de ve dünya iz bırakmış şu kadınların hikayelerini anlatıyor:
İlk baskısı gerçekleştirilen ve İBB’nin ücretsiz olarak dağıtımını gerçekleştireceği kitap, dijital ortamdan da ücretsiz indirilebiliyor. İsteyen herkes http://cesurkizlar.istanbul/ web adresinden esere ulaşabiliyor.
KİTAP, PROJENİN İLK AŞAMASI
“Cesur Kızlara Yol Arkadaşları” kitabı, üçlemenin ilk serisi olarak düşünülüyor. İçimizden hikayelerin ve güncel öykülerin anlatılacağı yeni kitapların, projenin ilerleyen aşamalarında hayata geçirilmesi planlanıyor. İBB,farkındalık oluşturmayı amaçlayan projeyi, aynı zamanda yeni bir sosyal sorumluluk çalışması olarak geliştirmeyi hedefliyor. Daha önce, Askıda Fatura gibi örneklerle ihtiyaç sahipleriyle yardımseverleri başarılı bir şekilde buluşturan İBB, ilgi gören çalışmasını kız çocukları için de gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
“Türkiye’nin İlk Dijital Lezzet Festivali” olma özelliğini taşıyan 4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin ikinci gününde “Kadın Şefler Mangal Başında”ydı. Türkiye’nin ünlü şefleri Sahrap Soysal ve Ebru Baybara Demir ile Adanalı Kadın Kebap Ustası Melek Kıyan’ın Adana Kebap şovuyla dijital dünyayı buram buram mangal kokusu sardı.
“Türkiye’nin İlk Dijital Lezzet Festivali” olma özelliğini taşıyan 4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali, açılış seremonisi ve geleneksel mangal ateşinin yakılmasıyla 9 Ekim’de muhteşem bir açılış yaptı. “İlham Veren Tüm Renkleriyle Adana” temasıyla açılan festivalin ikinci günü yine dopdoluydu.
Bu yıl Adana’nın da sınırlarını aşarak kentin tüm renklerini ve gastronomik değerlerini dünyaya tanıtan 4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin ikinci gününde “Kadın Şefler Mangal Başında”ydı. Türkiye’nin ünlü şefleri Sahrap Soysal ve Ebru Baybara Demir ile Adanalı Kadın Kebap Ustası Melek Kıyan’ın Adana Kebap yaptığı şovuyla başlayan festivalin ikinci gününde dijital dünyayı buram buram mangal kokusu sardı.
Adana Kebabı’na kadın eli değdi
4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin sosyal medya kanallarından canlı yayınlanan “Kadın Şefler Mangal Başında” gastro şovunda Coğrafi İşaret Tescil Belgesi ile taçlandırılan Adana Kebabı’nın tüm detayları konuşuldu. Adana şehriyle bütünleşmiş Adana Kebabı hazırlanırken kullanılan malzemelerden pişirme tekniğindeki püf noktalarına, pişirilmesinden sunumuna kadar tüm incelikleri anlatıldı.
4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nde ünlü şefler Sahrap Soysal ve Ebru Baybara Demir ile Adanalı Kadın Kebap Ustası Melek Kıyan’ın gastro şovunda daha çok erkek ustalardan tatmaya alıştığımız Adana Kebabı’na kadın eli değdi.
Gazeteci Cüneyt Özdemir ile Gastronomi Söyleşileri
Festivalin ikinci gününde gazeteci Cüneyt Özdemir’in Adana Valisi Süleyman Elban ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile gerçekleştireceği söyleşiler izleyiciler ile buluştu.
Festival boyunca ünlü şefler; Hazer Amani, Yunus Emre Akkor, Orhan Demirok ve Koray Türk’ün Adana’nın Küp Şelalesi,Varda Köprüsü ve Anavarza gibi simge mekanlarında gerçekleştirecekleri gastro şovlar canlı olarak yayınlanacak. Le Cordon Bleu İstanbul Eğitmen Şefi Luca de Astis de İstanbul’dan bağlanarak gastro şovuyla festival severlerle buluşacak. Festival kapsamında gerçekleşecek oturumlarda iki gün boyunca gastronomi sektöründeki yeni gelişmeler, araştırmalar, üretimler, sorunlar ve çözümleri konusunda fikir alışverişinde bulunulacak.
Master Chef Türkiye, Adana’da!
Festival izleyicileri ünlü şef Türev Uludağ sunuculuğunda Perulu şef Bruno Santa Cruz ve İtalyan şef Matteo Bertuletti eşliğinde Lezzet Durakları’nı gezecek. Gastronomi Dergisi yazarı Aliye Gümüş sunuculuğunda gerçekleşen “Adana Yerel Yemekleri Atölyesi”nde ise Adanalı kadınların geleneksel mutfak zenginliğini yansıtan yemek yapımları yer alacak. İzleyiciler ayrıca; yöreye özgü ürünlerin hasat ve üretim süreçleri ile sokak lezzetlerini yakından tanıma fırsatı bulacak. “Master Chef Türkiye” adlı televizyon program şefleri de kenti ziyaret edecek.
4. Adana Lezzet Festivali, 11 Ekim Pazar akşamı son bulacak. Festival severler, 4. Adana Lezzet Festivali’ni YouTube, Instagram, Facebook ve Twitter kanalları üzerinden takip edilebilecek.
Yaz mevsiminin belki de en nefis, en sevilen yönü sıcaklıkların artmasıyla toprağın bize verdiği nefis meyveler. Ağaçların çiçek açıp, ortalığı mis gibi kokutması, ardından tezgahların rengarenk bir hale gelmesi gibisi yok!
Bu yüzden bile sevilmeye değer yaz mevsimi. Onun en güzel hediyelerinden biri de hiç şüphesiz ki şeftaliler.
Şeftalilerin hafif sert olması tartın görüntüsü açısından daha nefis olacaktır. Daha tatlı olmasını isterseniz toz şeker miktarını arttırabilirsiniz.
Şeftalili Milföy Tart Tarifi Nasıl Yapılır?
Milföy hamurlarını oda sıcaklığında çözdürün.
Ardından yağlı kağıdın üzerine 3 tanesini yukarıya, 3 tanesini aşağıya olacak şekilde dizin. Merdane yardımıyla hafifçe açın ve birleşmelerini sağlayın.
Kenarından bir parmak kadar içeriye bıçak yardımıyla çok fazla bastırmadan daha minik bir dikdörtgen çizin.
Şeftalileri orta kalınlıkta dilimler halinde doğrayın.
Bir kabın içerisine alın. Üzerine toz şeker ve limon suyu ilave edin.
Milföy hamurlarının üzerine tek tek dizin.
Hamurun kenarlarına fırça yardımıyla yumurta sarısı sürün.
Ardından önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında milföy hamuru şişip, hafifçe kızarana kadar yaklaşık 15 dakika kadar pişirin.
Çıkarıp dilimleyerek servis edin.
Şeftalili Milföy Tart Tarifinin Servis Önerisi
Dilerseniz fırından çıktıktan sonra üzerine pudra şekeri serpebilir, dondurma ile de servis edebilirsiniz.
Şahsiyet dizisinde canlandırdığı Deva karakteri ile yıldızı parlayan Recep Usta, gelecek hedeflerini ve kariyerini MAG okurları için paylaştı.
On altı yaşından beri oyunculuk eğitimi alan başarılı oyuncu, yaşam içerisindeki her şeyin ne çok değerli olduğunu bilerek büyüdüğü belirtiyor. İlk oyunculuk deneyimini Şahsiyet dizisi ile yaşamanın kendisi için büyük bir fırsat olduğunu belirten genç yıldız, “ Sadece şanstı deyip geçmek basit gelebilir. Ben sisteme çok inanıyor ve güveniyorum. Şahsiyet dizisi bana en büyük lütuftu diyebilirim” dedi. Okuduktan sonra inanılarak yapılan her işin sonucunun da çok iyi olduğuna inandığını vurgulayan Usta, röportajında yer alacağı yeni projeler hakkında da bilgi verdi.
Başarılı ve güzel oyuncu Miray Daner’in kapak yıldızı olduğu MAG Ekim, dopdolu içeriği ve yazarları ile www.magdergi.com.tr , Turkcell Dergilik, Google Play, Apple Store, Issue, Türk Telekom’da online olarak okurlarıyla buluşuyor.
Pandemi sürecinde yaşanan belirsizliklerin bireylerde endişe ve kaygı bozukluğuna yol açabileceğini belirten uzmanlar, kaygının azaltılmasında kişinin sonuna kadar dinlenmesinin önemli olduğunu vurguluyor.
Bu dönemde sorun yaşayan kişilere yaklaşımda dengeli tutumun önemine işaret eden uzmanlar, “Bazen yakınlar hastayı aşırı korumak ve kollamak isteyip kendilerine bir kurtarıcı rolü biçerler ki bu durumda hasta, bağımlı hale gelebilir ve hasta yakını tükenir” uyarısında bulunuyor. Uzmanlar, yaşam kalitesini düşüren kaygı durumlarında profesyonel destek alınmasını tavsiye ediyor.
Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu’nun girişimi ile 1992 yılından bu yana her yıl 10 Ekim günü “Dünya Ruh Sağlığı Günü” olarak anılıyor ve ruh sağlığının önemine dikkat çekmek amaçlanıyor. Bu yılki tema ise “pandemi ve ruh sağlığı” olarak belirlendi.
Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, pandemi ve pandemi koşullarının ruh sağlığı üzerindeki etkilerine değindi.
Dokunamamak ruh sağlığımızı etkiliyor
Fiziksel mesafe nedeniyle temasın çok aza indiği bugünlerde özellikle bireylerin sevdiklerini korumak amacıyla dokunamadıklarını hatırlatan Dr. Barış Önen Ünsalver, “Dokunmak oksitosin denilen bir maddeyi yükseltir. Oksitosin yükseldiğinde kişi rahatlamış ve güvende hisseder. Birbirimize sarılmak ve dokunmak istememizdeki sebeplerden biri farkında olmadan oksitosini yükseltme ihtiyacımızdır. Pandemi buna engel oluyor ve bir kesimde bu geri tepme etkisiyle insanların birbirlerine öncekinden daha fazla dokunma eğiliminde olması biçiminde bir davranışsal yansıma yapıyor. Bu da dokunulmaktan tedirgin olan kişilerle dokunmak isteyenler arasında kırgınlık ve huzursuzluklara sebep oluyor. Kişilerarası ilişkiler zedeleniyor. Bir kesim ise dokunmamayı başarsa da dokunma yoksunluğu gerginlik artışı ve özellikle toplum içinde ötekileri tehdit edici görme ve kolay öfkeli tepkiler göstermeye neden oluyor. Elbette yalnızlık hissi artıp bazı kişiler riskli olabilecek yakınlaşmalara yönelebiliyor” dedi.
Sağlık çalışanları tükenmişlik yaşıyor
Özellikle sağlık çalışanlarının bu konuda en çok etkilenen kesim oldığunu hatırlatan Dr. Barış Önen Ünsalver, “En zor durumda olan sağlık çalışanları. Çoğu tükenmişlik yaşıyor ve ne yazık ki bu tükenmişliği bireysel çabalarıyla gideremezler. Kurumların yapması gerekenler var, halkın yapması gerekenler var. Sağlık çalışanlarının COVID’e yakalanıp ölmesi durumunda bu meslek hastalığı statüsünde değil ve tek başına bu bile çalışanın motivasyonunu düşürüyor. Özlük hakları, ödemeler, nöbetler, personel sayısı, gibi birçok idari çözüm gerekli. Halka düşen ise sorumlu davranıp önlem almaları. Maske ve fiziksel mesafenin korunması gibi temel şeylerin bile yerine gelmemesi sağlıkçıların isyanını körüklüyor. Çalışanların alkışa değil, somut çözümlere ihtiyacı var” dedi.
Belirsizlik kaygıyı artırıyor
Pandemi sürecinde öfke duygusunun artmasında tüm bu faktörlerin etkisi olabileceğini kaydeden Dr. Barış Önen Ünsalver, “Ortada somut bir tehlike var. Bulaşıcı bir hastalık ve etmeni belirsiz bir biçimde ortalıkta dolanıyor. Bu belirsizlik öncelikle kaygıyı arttırıyor. İnsanlar herkesi ve her şeyi olası bir hastalık sebebi gibi görüyor. Bu da öfkeyi kolaylaştırıyor. Diyelim ki markette birinin maskesi çeneye inmiş. Bunu gören bir müşteri o maskeyi indiren kişiyi kendisine tehdit olarak algılayarak sertçe uyarıyor, bazen aşağılıyor, bağırıyor ve bunun sonucunda maskeyi yanlış takan kişi utanıyor ya da korkuyor ya da haksızlığa uğradığını düşünüyor. Bunların sonucunda o da öfkeyle tepki gösteriyor ve sonuçta marketin ortasında bağırış çağırış ya da fiziksel tepkiler oluyor. Ölüm kaygımızla sürekli yüzleşiyoruz ve bu da öfkeyi kolaylaştırıyor. İnsanlar işlerini, statülerini, eğlencelerini, alışkanlıklarını kaybediyor ve bunların her biri hüzün ve öfkeye sebep oluyor” diye konuştu.
En iyi yardım kişiyi dinlemek ve empati yapmaktır
Bu dönemde ruhsal sorunlar yaşayan kişileri dinlemenin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Barış Önen Ünsalver, empati yapmanın da önemine işaret ederek şunları söyledi:
“Bu kişiyi sadece yanında durup samimi bir şekilde dinlemek en iyi yardım olabilir. Kişiyi eleştirmeden, kendi hayatımızdan örnekler vermeden, soruna hızlı çözümler getirmeden sadece dinlemek. Ruhsal sorunu olan insanlar sizin sorun çözmenizi istemezler çoğunlukla, kabul görmek isterler, kendilerini ifade etmek isterler. Samimi bir şekilde dinlemek kişinin gözlerinin içine bakarak ve aralarda söylediklerini dinlediğimizi belli eden jest ve mimiklerle ya da konuşma bittiğinde ‘Of ne zor bir şey yaşamışsın’, ‘Anlıyorum uykuya dalman bu kadar zorsa sabah nasıl dinç kalkabilirsin ki’ gibi empati cümleleriyle olur. Empati acımak değildir. Okişinin neler yaşadığını hayal edip kendimizi onun yerine koymaktır.”
Hasta bağımlılığına dikkat
Yargılayıcı, reddeden, ders veren, kişinin duygularını değersizleştiren tutumların kişiyi uzaklaştırdığını belirten Dr. Barış Önen Ünsalver, “Ruhsal sıkıntı yaşayan bazı insanlar sürekli sorunlarından konuşmak ister ve fakat bu hem sorun yaşayan kişi hem de yakını için sorun yaratır. Sıkıntı yaşayan kişi sorununu devamlı dile getirdikçe kendisini çaresiz ve daha da mutsuz hissedebilir. Yakınları ise zamanla kişiye karşı öfke duymaya, kişiden sıkılmaya başlayabilir. Bazen de yakınlar hastayı aşırı korumak ve kollamak isteyip kendilerine bir kurtarıcı rolü biçerler ki bu durumda hasta, bağımlı hale gelebilir ve hasta yakını tükenir. Bu sebeple hastaların yakınları ruhsal sıkıntıları sürekli konuşmamalı ama ruhsal sıkıntıyı tümden de yok saymamalıdır” uyarısında bulundu.
Dr. Barış Önen Ünsalver, yaşanan kaygıyla başa çıkılamaması ve kişinin yaşam kalitesini etkilemesi durumunda uzman desteği alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
Vakko, kalite ve estetiği kusursuz tasarımlar ile bir araya getirdiği yeni sezon tasarımlarını Nakkaştepe Vakko Moda Merkezi’nde düzenlenen online şov ile tanıttı.
8 Ekim Perşembe günü www.vakko.com.tr/events üzerinden online olarak yayınlanan şovu, modayı anlamlı, özenli ve zamansız parçalarda buluşturdu.
İçinden geçtiğimiz yeni dönemde hayatımıza kaliteyle sıcak bir dokunuş, renkleriyle enerji ve yenilikleriyle keyif katan Vakko, Sonbahar Kış 2020-2021 kadın ve erkek koleksiyonları Vakko’nun Uluslararası Mimari Tasarım Ödüllü Nakkaştepe Vakko Moda Merkezi’nde çok özel bir kurgu ile sunuldu.
Vakko Sonbahar/Kış 2020-21 kampanyası; kaliteye yoğunlaşarak nitelikli kumaş seçimleri, kusursuz kalıp ve işçiliklerini ön plana çıkararak tasarımlarında vurguluyor. Kadın ve erkeğin rafine dünyasını yansıtan kampanyada geçmişten bugüne gelen benzersiz Vakko kalitesi öne çıkıyor.
Dudaklarınızda her an, Provence’tan yeni hasat edilmiş meyvelerin, sulu, renkli ve iştah kabartan tatlarını hissetmek ister misiniz?’All About The Lips’, (Dudaklar hakkında her şey) diyerek kadınlarla tanıştırılan yeni koleksiyon, L’Occitane’ın o güvenli doğallığını dudaklara taşıyor.
Bu özel rujlar, mandalina, pomelo, ahududu, nar, havuç gibi besleyici içerikler ve E vitamini garnitürü ile dolu olarak dudaklarınızı yeniden yapılandırmaya hazırlanıyor.
Kendimizi iyi hissetmek için taze pembe Sunday Pinknick’i veya pembe-altın Sunset Walk’u deneyebilirsiniz. Purple Patch ise tek kelimeyle harika derinlikte bir ahududu şöleni gibi. Hemen söyleyelim hepsinin tatları tek kelimeyle nefis.
Bu yıl yeni olan bir diğer ürün ise lezzetli dudak yağları. Parlak, dolgun dudaklar için taze kokulu L’Occitane nemlendiricileri, adeta dudakların renkli perdeleri rolünde. Şahane, orta tonlu bir gül goncası parıltısı veren Pink Mecanic ya da soluk, şeftali tonlu Spicy Nude arasında kararsız kalacaksınız.
Rouge Craquant ile dikkatleri üzerine çeken bir kırmızılık, Ravie en Rouge ile ateşli, ve dramatik koyu bir kırmızı ya da canlandırıcı kırmızılıkla gelen Pomel-Hot… Cilt tonunuz ne olursa olsun, size uygun bir renk tonu bulacağınızdan emin olabilirsiniz.
Silikon içermeyen, uzun süreli kullanım sağlayan (sekiz saate kadar!) ve dudaklarınızı gün boyu rahat tutan bu rujların, pastanın kreması diyebileceğimizönemli bir diğer özelliği ise, vejetaryen dostu bir formül kullanması,
Başlangıç, ana yemek, tatlı: Hazırlık, nemlendirme, renklendirme. Üç adımı izleyin veya istediğiniz gibi yapın! Meyveli Ruj ile doğrudan tatlıya geçmek istiyorsanız, hiç sorun değil.
Bu muhteşem dudak balm’larını uygulamadan önce, dudaklarınızı pürüzsüz hale getirmek için Lip Scrub (Dudak peelingi) denemelisiniz. L’Occitane’nın garantili ruh hali değiştiren doku dünyasına giriş yaptığınızı hatırlayın ve ölü cilt hücrelerinizi haftada en az iki kez temizleyin.
Yarı mat, uzun ömürlü yoğun meyveli rujların tüm cilt renklerine uyan yumuşak, doğal tonlarına L’Occitane Mağazaları ve loccitane.com.tr’den ulaşabilirsiniz.
Not;
L’Occitane olarak tüm ürünlerimizi kapsamlı bir şekilde test ediyoruz. Bu nedenle, gönüllülerden yeni Yoğun Meyveli Rujlarımızı denemelerini istediğimizde, genel memnuniyet oranının neredeyse yüzde 100 oranında yüksek olduğunu bilmekten memnuniyet duyacaksınız. Test edenler, rujların dokusunun dudaklarını daha hafif hissettirdiğini, bağımlılık yaratacak şekilde kremsi olduğunu söylediler.
Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsün sessiz ve hızlı yayılmasının nedeni Britanya Adası’nda yapılan bir araştırma ile netliğe kavuştu. Araştırma, test sonucu pozitif çıkanların yüzde 86’sının asemptomatik vaka olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları test politikasının gözden geçirilmesini talep etti.
Britanya’da sokağa çıkma kısıtlamalarının yürürlükte olduğu dönemde 36 bin 61 kişi üzerinde yapılan araştırmanın sonucu açıklandı. 26 Nisan-27 Haziran tarihleri arasında İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda’da yapılan testlerden 115’inin pozitif çıktığı, hastalık belirtisi göstermeyen asemptomatik vakaların pozitif sonuçlarda büyük çoğunluğu oluşturduğu tespit edildi.
Araştırmaya göre test sonucu pozitif çıkan kişilerden sadece 16’sı testin yapıldığı gün semptom gösterirken geriye kalan 99 kişide hiçbir semptom gözlenmedi. Testin yapıldığı gün belirti gösteren 142 kişinin testinin negatif çıktığı da not edildi.
POZİTİF VAKALARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ TESPİT EDİLEMİYOR
İngiltere’de sadece koronavirüs semptomları gösteren, geçmeyen öksürük, ateş ya da tat ve koku kaybı bulunan kişiler test yaptırmaya teşvik ediliyor, pozitif vakalarla temaslı kişiler ilk etapta evlerinde karantinaya gönderiliyor. Araştırma sonuçları, şu an uygulanan test politikasının pozitif vakaların büyük çoğunluğunun tespit edilememesi riskini beraberinde getirdiğini ortaya koyuyor.
Londra Üniversitesinden salgın hastalık uzmanı Irene Petersen, “Test sonucu pozitif çıkan bu kadar çok insanın test günü semptom göstermemiş olması, gelecekteki test stratejilerinde değişiklik gerektiriyor” dedi.
TESTLER YAYGINLAŞTIRILMALI
Petersen, sonuç olarak virüsün sessizce yayılmasını ve yeni salgın dalgalarını önlemek için testlerin daha da yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.
Araştırmacılar, diğer ülkelerde yapılan benzer araştırmalardan farklı sonuçlar çıktığını da not etti. Asemptomatik vakaların toplam pozitif vakalara oranının Çin’deki bir araştırmada yüzde 5, İzlanda’daki bir araştırmada yüzde 43 çıktığını belirten bilim insanları, araştırmalarda kullanılan örneklemlerin farklı sonuçlara yol açabileceğine işaret etti.