Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 203

    ‘En Güzeli Benim’ Demişti! Yeşilçam’ın Sarışın Bombası Hale Soygazi Fena Çark Etti

    0
    'En Güzeli Benim' Demişti! Yeşilçam'ın Sarışın Bombası Hale Soygazi Fena Çark Etti

    “Yeşilçam’ın en güzeli benim” diyen Türk sinemasının sarışın bombası Hale Soygazi, güzellik yorumuna “Espri yapmıştım. Yeşilçam’ın bütün kadınları güzel” sözleriyle çark etti.

    Süt Kardeşler filminde Kemal Sunal’ın tabiri caizse ‘Şimşek’ aşkıyla vurulduğu Yeşilçam’ın sarışın bombası Hale Soygazi, Türk sinemasının güzelleri hakkında esprili yorum yapmasıyla gündeme geldi.

    'En güzeli benim' demişti! Yeşilçam'ın sarışın bombası Hale Soygazi fena çark etti

    “Yeşilçam’ın en güzelleri” anketinde Türkan Şoray ve Gülşen Bubikoğlu’yla üst sıralara yerleşen Hale Soygazi, geçtiğimiz günlerde soru soran muhabirlere “En güzel benim, kabul” diye yanıt vermişti.

    'En güzeli benim' demişti! Yeşilçam'ın sarışın bombası Hale Soygazi fena çark etti

    Bebek’teki bir kafede görüntülenen ünlü yıldız, o açıklamasının sosyal medyada ses getirdiği hatırlatılınca şöyle dedi: “Espri yapmıştım. Yeşilçam’ın bütün kadınları güzel.”

    'En güzeli benim' demişti! Yeşilçam'ın sarışın bombası Hale Soygazi fena çark etti

    Ünlü oyuncu, 1972 yılında dönemin popüler dergisi Ses’e kapak olmuştu

    'En güzeli benim' demişti! Yeşilçam'ın sarışın bombası Hale Soygazi fena çark etti

    Hale Soygazi, Türk sinemasının önemli aktrislerinden biri. Oyunculuk kariyeri boyunca başarılı yapımlarda rol aldı ve Antalya Altın Portakal Film Festivali’nce iki kez en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görüldü

    'En güzeli benim' demişti! Yeşilçam'ın sarışın bombası Hale Soygazi fena çark etti

    Güçlü ve ayakları üstünde duran kadın rollerini başarıyla canlandırdı. Vurun Kahpeye, Maden, Bir Yudum Sevgi, Kadının Adı Yok, Usta Beni Öldürsene ve Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri isimli filmleriyle hafızalara kazındı.

    'En güzeli benim' demişti! Yeşilçam'ın sarışın bombası Hale Soygazi fena çark etti

    Hale Soygazi, 6 Mayıs 1950 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Erenköy Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Fransız Filolojisi bölümünde eğitim almak için üniversiteye kaydoldu. Ancak henüz ikinci sınıftayken okulu bırakıp mankenlik kursuna katılmak için İsviçre’ye gitti.

    'En güzeli benim' demişti! Yeşilçam'ın sarışın bombası Hale Soygazi fena çark etti

    Türkiye’ye döndükten sonra manken ve fotomodel olarak çalışmaya başlayan oyuncu, 1973 yılında Saklambaç Gazetesi’nce düzenlenen Türkiye Güzellik Yarışması’na katıldı ve birinci oldu. Avrupa Güzeli de seçildikten sonra oyunculuk yapması yönünde teklifler almaya başladı.

    'En güzeli benim' demişti! Yeşilçam'ın sarışın bombası Hale Soygazi fena çark etti

    Erdal Beşikçioğlu Yıllardır Uzun Kullandığı Saçını ve Sakalını Yeni Projesi İçin Kestirdi

    0
    Erdal Beşikçioğlu Yıllardır Uzun Kullandığı Saçını ve Sakalını Yeni Projesi İçin Kestirdi

    Oyuncu Erdal Beşikçioğlu, yeni dizisi “Kimsesizler” için imaj değişikliğine gitti. Oyuncu, yıllardır uzun olarak kullandığı saçını ve sakalını kestirdi.

    Geçtiğimiz yıl Behzat Ç.’nin Blu TV’de yayınlanan yeni versiyonuyla ekranlara geri dönen Erdal Beşikçioğlu, projenin beklenenin aksine tek sezonda bitmesinin ardından yeni dizi için hazırlıklara başladı. Yıllardır uzun saçları ve sakalıyla hafızalara kazınan usta oyuncu, imaj değiştirdi.

    SAÇINI VE SAKALINI KESTİRDİ

    Sevilen oyuncu Erdal Beşikçioğlu, Med Yapım tarafından hayata geçirilecek ‘Kimsesizler’ adlı yeni dizi için saçını ve sakalını kestirdi. Yapımcılığını Medyapım’ın üstleneceği, yönetmen koltuğunda Nadim Güç’ün oturacağı, kadrosunda; Erdal Beşikçioğlu, Beren Gökyıldız ve Kübra Süzgün’ün yer aldığı Kimsesizler dizisi yeni sezonda FOX TV’de yayınlanacak.

    İşte Beşikçioğlu’nun yeni imajı:

    Erdal Beşikçioğlu yeni projesi için yıllardır uzun kullandığı saçını ve sakalını kesitrdi
    Erdal Beşikçioğlu yıllardır uzun kullandığı saçını ve sakalını yeni projesi için kestirdi

    Testi Pozitif Çıkan Yolcuyla Temas Ettiği İçin Karantinaya Alınan Otobüs Şoförü, Canına Kıydı

    0
    Testi Pozitif Çıkan Yolcuyla Temas Ettiği İçin Karantinaya Alınan Otobüs Şoförü, Canına Kıydı

    Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde, koronavirüs testi pozitif çıkan bir yolcuyla temas ettiği için evinde 10 gündür karantinada bulunan otobüs şoförü kendisini koridorun tavanına iple asarak intihar etti.

    Koronavirüs testi pozitif çıkan bir yolcuyla temas ettiği için bir süredir evinde karantinada bulunan 50 yaşındaki otobüs şoförü Ayhan D, kendisini koridorun tavanına iple asarak intihar etti. Ayhan D’nin intihar etmeden iki gün önce kızına mesaj atarak “Ölürsem beni ağabeyimin yanına defnedin” dediği de bildirildi.

    Olay, saat 15.30 sıralarında Düzağaç Mahallesi’nde meydana geldi. Bir seyahat firmasında uzun yol şoförü olarak çalışan ve koronavirüs testi pozitif çıkan bir yolcuyla temas ettiği için kendi evinde 10 gündür karantinada bulunan Ayhan D’den uzun süre haber alamayan yakınları, polise haber verdi.

    Yolcuyla temas ettiği için karantinaya alınan otobüs şoförü, canına kıydı

    TAVANA ASILI HALDE BULUNDU

    Eve gelen polisler, kapıyı açan olmayınca itfaiyeden yardım istedi. İtfaiyenin kapıyı açmasıyla içeri giren polisler, Ayhan D’yi koridorunda tavana iple asılı buldu. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde Ayhan D’nin hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan incelemenin ardından Ayhan D’nin cansız bedeni, otopsi için Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi morguna götürüldü. Olayın arından evin önüne gelen yakınları sinir krizi geçirdi. Ayhan D’nin iki gün önce kızına mesaj attığı, “Ölürsem beni ağabeyimin yanına defnedin” dediği bildirildi.

    Yolcuyla temas ettiği için karantinaya alınan otobüs şoförü, canına kıydı

    Yıllar Önce Abisini Kaybeden Gülben Ergen’den Samimi İtiraf: Çok Gücüme Giden Bir Acı

    0
    Yıllar Önce Abisini Kaybeden Gülben Ergen'den Samimi İtiraf: Çok Gücüme Giden Bir Acı

    Armağan Çağlayan’ın programına konuk olan Gülben Ergen, yıllar önce vefat eden abisinin ölümünden bahsederken duygusal anlar yaşadı. Samimi açıklamalarda bulunan Ergen, abisinin ölümü için “Çok gücüme giden bir acı” dedi.

    Ünlü şarkıcı Gülben Ergen, yakın arkadaşı Armağan Çağlayan‘ın YouTube kanalında yayınlanan programına konuk oldu. Özel hayatıyla ilgili samimi itiraflarda bulunan şarkıcı; abisinin ölümü, ikiz çocuklarının 2 ay erken doğmasından ve annesinin huzurevinde yaşamasından bahsetti.

    “TAŞIYAMADIĞIM, GÜCÜME GİDEN BİR ACI”

    17 yaşında abisinin ani ölümüyle yıkılan Gülben Ergen, yaşadığı büyük acı için “Şu an ışıklar altında olduğum için sorulara cevap verirken gardımı alarak cevap veriyorum ama abimle ilgili bir soruda gardımı alamıyorum, içim çekiliyor çok üzülüyorum. Hele ki şu anda eksikliğini çok hissediyorum. Keşke benim çocuklarım dayılarını tanısaydı, keşke şu an evde olsaydı. Taşıyamadığım ve çok gücüme giden bir acı. Beni bırakıp gitmesi…” dedi.

    Yıllar önce abisini kaybeden Gülben Ergen'den samimi itiraf: Çok gücüme giden bir acı

    “ÇOCUKLAR DOĞDUĞUNDA KALBİ DURDUĞUNDA ALARM VEREN YATAKTA YATTI”

    İkiz çocuklarının 2 ay erken doğmasıyla ilgili konuşan Ergen, “Biri 1 kilo 100 gram diğer 1 kilo 300 gram doğdu. Onların yoğun bakımda kaldığı süreç kolay değildi. Yaşamla ölüm arasında bir kelime varmış; entübe olmak… Bir ara bana ‘Kaç çocuğunu var?’ denildiğinde Atlas ve ikizler diyordum. Pedagog bana direk ‘Size tedaviye başlayalım çünkü sizin Atlas, Ares ve Güney diye 3 oğlunuza var ve onlarında bir isimleri var’ dedi. Meğerse bunun çok derin bir hikayesi varmış.

    Çocukların birinin ilk 4 ay görüp görmediğini anlamadık. Birinin akciğerinde sorun vardı diğerinin kalbi delik dendi o ilaç tedavisi gördü. Bebekler eve geldiklerinde kalpleri durduğunda alarm veren bir yatakta yatıyorlardı. Şimdi birkaç cümleyle anlatması çok kolaya ama yaşaması hiç kolay değildi. İçimden kalbimden ve ruhumdan sildiremediğim şeyleri Google’dan da sildirmeye gerek yok. Çocuklarıma gördüğü her şeyi anlatırım.” ifadelerini kullandı.

    Yıllar önce abisini kaybeden Gülben Ergen'den samimi itiraf: Çok gücüme giden bir acı

    “ANNEM HUZUREVİNDE DİYE CANIMA OKUDULAR”

    Annesinin uzun süredir kendi isteğiyle huzurevinde yaşadığını ancak bu durumdan çok hoşnut olmadığını belirten Ergen, samimi açıklamalarına şöyle devam etti: “Anne ‘Bak annesini huzurevine koydu’ derler diyerek 5 sene engelledim. Annemin evi, yazlığı, kışlığı var. Şimdi Darüşafaka’da kalıyor ve biz oraya çok ciddi bir bağış yaptık. O süreçte neler yaşadık anlatamam. Annem Urla’daki Darüşafaka’daki evine yılda iki kere gidiyor. Annemin oraya 2 sene gitmediği de oluyor. Darüşafaka’ya konser vermediğim için annemden hala azar işitiyorum. Annemin çok sevdiği bir yer ama benim tepki göstererek canıma okudu.

    “ANNEM KAPIDA ŞOFÖR OLMASINA RAĞMEN MİNİBÜS KULLANIYOR”

    “20 gün önce dişçiye gidecekti ben de aradım ne yaptığını sormak için. Bir öğrendim ki minibüse binmiş. Kapısında şoför hazır bekliyor. ‘Anne niye minibüse bindin’ diye sordum. ‘Ne var bunda maskemi taktım eldivenimi taktım herkes gibi bindim. Halk bilinçli. Paramı eldivenle verdim aldım. Sensin huzurumu kaçıran minibüs değil’ diyor. Ben de ‘Unutmayın ki bana bir şey olmaz’ diye şuursuz şuursuz konuşuyorum. Böyle bir annem var. “

    81 İlin Atık Sularında Yapılan Korona İncelemesine Göre Konya’daki Yoğunluk İstanbul’dan Fazla

    0
    81 İlin Atık Sularında Yapılan Korona İncelemesine Göre Konya'daki Yoğunluk İstanbul'dan Fazla

    Türkiye’de 81 ilden alınan atık su numunelerinde yapılan koronavirüs incelemesinin ilk sonuçları çıktı. Buna göre Konya’dan alınan numunelerdeki koronavirüs yoğunluğu İstanbul’dan daha fazla olarak belirlendi.

    Türkiye’de koronavirüsün atık sulardaki varlığının araştırılması için devam eden çalışmalarda ilk sonuçlar alındı. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi, “Analizlere bakıldığında atık suda SARS-CoV2’yi en yoğun olarak biz bugüne kadar, Konya ilinde gözlemledik. Konya ilini takip eden İstanbul‘du. İstanbul ve Konya açık ara diyelim, onları takiben ise Bursa, İzmit, İzmir ve Antalya’nın bazı bölgelerinde virüs konsantrasyonlarına gözlemlenebilir mertebede rastladık” dedi.

    Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’de koronavirüsün dağılımına ilişkin detaylı bilgi edinmek ve olası erken uyarı sistemini geliştirmek amacıyla, Türkiye Su Enstitüsü Başkanlığı koordinatörlüğünde çalışma yapılacağını duyurmuştu. Pilot il olarak İstanbul’un seçildiği projede, 81 ilden ve 250 atık su arıtma tesisinden numune alımları gerçekleşti, 52 tanesinin ise analizleri tamamlandı. Havaların ısınması ve tatil beldelerinin kalabalıklaşması ile birlikte numune alımını turistik bölgelerde yoğunlaştırdıklarını dile getiren Kocamemi, çalışmalardan elde ettikleri güncel sonuçları, Demirören Haber Ajansı’na anlattı.

    “İSTANBUL’DA VERİLER HAZİRAN AYINA GÖRE ARTMA MEYİLİNDE”

    İstanbul’da Haziran ayında atık su numunelerinde bulunan virüsün, Temmuz ayında artış meylinde olduğunu ifade eden Kocamemi,“İstanbul’da ilk Nisan ayında numuneleri aldık. Nisan ayında atık sularda konsantrasyonlar düşüktü. Sonra mayıs ayında bu konsantrasyonlardaki yükselişi, vakalar ile birlikte gözlemledik. Haziran ayı itibarıyla vakalarda düşüş oldu, bununla birlikte konsantrasyonlarda da düşüş oldu. Hala biz İstanbul’da rutin numune almaya devam ediyoruz. Şu anki durumu soracak olursanız, İstanbul’da şu an aldığımız örneklerde virüsü tespit edemiyoruz ama tespit etme, etmeme sınırında gibiyiz. Yani şunu söyleyebiliriz, biz her ne kadar bunu şu anda daha atık sularda gözlemlemiyor olsak bile İstanbul’da vaka sayısı artma eğiliminde gibi görünüyor.

    Virüs konsantrasyonunu atık su giriş numunelerinden çok, İstanbul’da çıkış numunelerinde ve çamurlarda daha kolay takip edebildik. İstanbul’da durum böyle ve hala İstanbul’dan her hafta İSKİ’nin yardımlarıyla belirlenen tesislerden numuneler alınarak, rutin analizler yapılıyor. Eğer vaka sayısında bir artış olursa, biz bunu atık su numunelerinde gözlemeyebileceğimizi düşünüyoruz. Biz şöyle yapıyoruz analizleri, İstanbul’dan tesislerden numuneler geliyor ve ‘qPCR’ analizleri 3 analiz olarak yapılır. Biz bu 3 tekrar yaptığımız analizlerin ikisinde negatif, birinde bir hareket görüyoruz. Biz buna total olarak baktığımızda negatif olarak raporluyoruz ama bize şunu gösteriyor. ‘Burada bir hareket başladı.’ Dedeksiyon limitinin altında gibisin ama dedeksiyon limitini de geçmek üzeresin gibi bir tablo var İstanbul’da. Teorik olarak sorarsanız, dedeksiyon limitinin altındayız İstanbul’da ama hissiyat olarak bakıldığında, haziran ayına göre atık su numunelerinde bu sayıda farklılıklar olduğunu görüyoruz. Negatif ama artma meylinde” ifadelerini kullandı.

    “KONYA’DAN ALINAN NUMUNELERDE VİRÜS, İSTANBUL’DAN BİLE DAHA YOĞUN”

    Türkiye genelinde ise şu an itibarıyla 81 ilden ve 250 atık su arıtma tesisinden numuneler toplandığını anlatan Kocamemi, “Bunların çoğu İstanbul Pendik Veteriner Araştırma Enstitüsü Laboratuvarında, bir kısmı da Samsun da analiz ediliyor. 81 ilin 52 tanesi tamamlanmış durumda. Tesis olarak bakıldığında da, 250 tesisten 130’u tamamlanmış durumda. Tabii bunlar, Haziran ayını temsil ediyor. Numuneler alındığı gibi analiz edilemiyor çünkü laboratuvar sayısı kısıtlı.

    Analizlere bakıldığında atık suda SARS-CoV2’yi en yoğun olarak biz bugüne kadar, Konya ilinde gözlemledik. Konya ilini takip eden İstanbul’du. İstanbul ve Konya açık ara diyelim, onları takiben ise Bursa, İzmit, İzmir ve Antalya’nın bazı bölgelerinde virüs konsantrasyonlarına gözlemlenebilir mertebede rastladık. Ama şunu belirtmek istiyorum, gözlemlenemiyor olması virüsün olmadığı anlamına gelmiyor. Tabii ki, bu ölçüm metodunun bir dedeksiyon limiti var. Bu limitin altında olanları biz gözlemleyemiyoruz diyoruz” şeklinde konuştu.

    “TURİSTİK OLARAK ANTALYA’NIN BAZI BÖLGELERİNDEKİ ATIK SULARDA VİRÜSE RASTLANDI”

    Haziran ayı itibarıyla turistik bölgelerden numune almaya odaklandıklarını dile getiren Kocamemi, “Türkiye genelinde biz şu anda yazlık bölgelere odaklandık. Oralardan rutin olarak analiz almaya başlayacağız. Almadan önce, ilk önce bütün Antalya’yı taradık ve bazı atık su arıtma tesislerinde virüse rastladık. Ama hepsinde değil, çok az bir bölgede. Muğla ve Aydın bölgesinde yani Bodrum, Göcek, Datça, Marmaris, Fethiye, Ölüdeniz bunların hepsinden numuneler aldık. Haziran ayı itibarıyla, bunlar dedeksiyon limitinin altında çıktı. Şimdi önümüzdeki haftadan itibaren bu illerden rutin olarak, numuneler alarak inceleyeceğiz. Ama Haziran ayı itibarıyla, bu bölgelerde atık sularda ciddi anlamda bir SARS-CoV2 konsantrasyonu gözlemlenemedi.

    Antalya’da ise sadece belirli bölgelerde gözlemlendi. Antalya’nın her yeri o kadar turistik ki, hiçbir yerden fedakarlık edemedik ve en çok numune, İstanbul kadar Antalya’dan toplandı. Antalya’da çok az yerde ve düşük konsantrasyonda çıktı. Ama daha tesisler dolmamıştı. Biz Antalya Su ve Atık Su İdaresi Genel Müdürlüğü (ASAT) ile de iletişim halindeyiz, ‘Daha tesisler dolmadı hocam, dolmadan numuneleri alın. Bir baz oluştursun, tesislerde artış olduğunda gözlemleyebilin.’ Gibi bir yaklaşımda bulunuldu. O baza göre Antalya’da yerli halk ve yazlıkçılar diyelim, onlara göre benim beklediğimin çok altında çıktı. Bodrum’da da dedeksiyon limitinin altında çıktı ama şu anda durum nedir bilmiyorum. Yazlık siteler ve oteller dolmaya başlamış. Haziran ayı itibarıyla tatil beldelerinde kötü bir durum gözlemlemedik” ifadelerini kullandı.

    GELİŞTİRİLECEK BİOSENSÖRLER İLK OLARAK TÜRKİYE’DE DENENECEK

    Atık sularda SARS-CoV2 ya da başka bir virüsün artış göstermesi halinde, geliştirilecek erken uyarı sisteminin de önemini anlatan Kocamemi, bu konuda bir Avrupa Birliği(AB) projesine başvurduklarını ve çalışmalarında önemli yol kat ettiklerini anlatarak, “Projenin 3. aşaması biliyorsunuz, ben erken uyarı sistemini ikiye ayırmıştım. Birinci erken uyarı numuneler alınarak, laboratuvarlarda yapılan analizlerle. Bu biraz iptidai bir erken uyarı oluyor ama şu anda tüm dünyada uygulanan sistem de bu. Esas erken uyarı, ileri vadede biosensörler vasıtasıyla olacak. Şu an SARS-CoV2 için geliştirilmiş bir biosensör dünyada yok. Nedeni de biosensörün, SARS-CoV2’ye spesifik bioleseptör kısmı ile ilgili çalışmaların hala sürüyor olması. Ama bizim bununla ilgili grup olarak iki tane hamlemiz oldu. Bu hamlelerden birincisi, Slovakya ülkesinin yürütücülüğünde İtalya, İspanya, Türkiye ve Hırvatistan’ın içinde olduğu bir grup olarak AB projesine başvurduk. Çok büyük bütçeli bir proje.

    Eğer kabul olursa gerçekten biosensörün geliştirilmesi ile ilgili büyük bir adım atılmış olacak. ve geliştirilecek olan prototip biosensörler Türkiye’de denenecek. Projeyi bu şekilde kurguladık. İkinci hamle olarak ise İskoçya’da bir üniversite ile iletişime geçtik. İletişime geçerken, Türkiye’de de bir grup oluşturduk. Marmara Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden ve Hacettepe Üniversitesi Nanoteknoloji Bölümü’nden bir hocamız var. Bu birliktelikle beraber eğer bu bioleseptör bulunabilirse ki, bulunma yolunda çok büyük ilerlemeler kaydedilmiş durumda. Oluşturulacak olan bir prototip biosensör Türkiye’ye yollanacak ve biz ilk denemelerine gerçek atık su arıtma tesislerinde başlayacağız. Tabii bu hemen olacak bir şey değil ama uzun vadede, yıllar bazında tesislere bu biosensörlerin yerleştirilmesi, SARS-CoV2 ve benzeri virüslerin erken uyarı sistemi ile takibi için önemli bir adım” diye konuştu.

    “ATIK SULARDAKİ VİRÜS CANLI DEĞİL”

    Çalışmanın önemli bir aşaması olan, virüsün atık sularda ölü mü yoksa diri mi olduğu araştırmalarının devam ettiğini, ancak şu ana kadar çıkan sonucun sevindirici olduğunu vurgulayan Bilge Alpaslan Kocamemi, “Son aşama ise herkesin merakla beklediği aktif-inaktif yani bu virüs atık suda ölü mü yoksa diri mi çalışması. Biz size verdiğimiz en son beyanat sonrasında, SARS-CoV2’yi en yoğun gözlemlediğimiz atık su arıtma tesislerinin girişlerinden, çıkışlarından, çamurlarından, dezenfeksiyon öncesi ve sonrasından numuneler aldık.

    Bu analizler hala devam ediyor ama yapmış olduğumuz analizlere göre çoğunluğunda bu virüs inaktif çıktı. Ama bu her yerde inaktif olacak demek değil çünkü çalışmalar devam ediyor. Yüzde yüz inaktiftir dememiz için, daha fazla veriye ihtiyacımız var. Ama şu ana kadar çıkan veriler bize, atık suda virüsün canlı olmadığını gösteriyor. Ama bizim grup olarak isteğimiz, atık su arıtma tesislerinin özellikle sulama amaçlı kullanılan çıkış sularında dezenfeksiyonun uygulanması. Çünkü Türkiye’de her tesiste dezenfeksiyon yok, belirli tesislerde var. Bu dezenfeksiyon için hangi metodun uygun olduğu noktasında da biz grup olarak çalışmalar başlattık. Dünyada pek çok metot var, ülkemizde de ağırlıklı olarak ultraviyole kullanılıyor. Bu çalışmanın da çatısı kuruldu” dedi.

    KARADENİZ’DE BÖLGESİNDE SADECE ORDU VE SAMSUN’DA GÖZLEMLENDİ

    Türkiye genelindeki durumu anlatan Kocamemi, Karadeniz’de sadece Ordu ve Samsun’dan alınan numunelerde virüsü gözlemlediklerini kaydederek şöyle konuştu: “Mesela Güneydoğu Anadolu’da hiçbir yerde dedeksiyon limitinin üzerinde çıkmadı. Karadeniz Bölgesi’nde sadece Ordu ve Samsun’da gözlemledik. İç Anadolu’da hatta Türkiye genelinde en belirgin Konya’da gözlemledik.

    İstanbul’dan da çok daha fazlaydı ama bugün Konya’dan İstanbul’a yeni numuneler geldi. Hatta vakalar fazla olduğu için gönderilecek eleman bulunamadı ve numuneleri müdür getirdi. Çünkü Konya’yı gerçekten yakın takip etmek gerekiyor ama belki de azalmıştır. Ben Haziran verilerden bahsediyorum. Ege’de İzmir’de birkaç yerde çıktı ama ciddi anlam ifade eden bir sonuç çıkmadı. Türkiye geneline bakıldığında, Haziran ayı itibarıyla belirli lokasyonlarda vakalar daha fazla görünüyor. Ama şimdi bayram gelecek, yasaklar bitti. Bundan sonrasında takip bence çok daha önemli”

    Berber, Kuaför ve Güzellik Salonlarında Alınması Gereken Tedbirler Güncellendi

    0
    Berber, Kuaför ve Güzellik Salonlarında Alınması Gereken Tedbirler Güncellendi

    Sağlık Bakanlığı’nca “Berber, Kuaför ve Güzellik Salonlarında Alınması Gereken Önlemler” revize edilerek güncellendi. Güncellemede; iş yeri, müşteri ve personel için alınması gereken tedbirler sıralandı.

    Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen rehberde, berber, kuaför ve güzellik salonları ile marketlerde alınması gereken tedbirler güncellendi.

    İşte güncellemenin ardından rehberde yer alan, berber, kuaför ve güzellik salonları için alınması gereken tedbirler;

    Berber, kuaför ve güzellik salonlarında, iş yeri alanlarının küçük olması ve çalışma koşulları nedeniyle müşterilerle yakın temas (1 metreden yakın, 15 dakikadan uzun) söz konusu olabilir. Bu nedenle hem iş yeri çalışanı hem de müşteri, COVID-19 salgını süresince geçerli olmak üzere korunma önlemleri olarak aşağıdaki kurallara uyulmalıdır. Her iş yerinin görünür bir yerine önlemlerle ilgili afişler (el yıkama, maske kullanımı ve iş yerinde uyulması gereken kurallar) asılmalıdır.

    İŞ YERİNDE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

    İş yerinde kalabalık oluşmasını engellemek için, müşteriler randevu ilekabul edilmelidir. Müşterilerin randevu saatinde gelmeleri istenmelidir.

    Randevu sırasında ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı bulguları açısından sorgulanmalıdır. Bu belirtilerden birini tarif eden, COVID-19 tanısı alan ya da temaslısı olanlara randevu verilmemelidir.

    İş yeri girişinde ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı gibi belirtiler gösteren, COVID-19 tanısı alan ve temaslısı olanların içeriye alınmayacağını belirten bilgilendirme yazısı asılmalıdır.

    Müşteri tokalaşmadan veya herhangi bir şekilde temas etmedenkarşılanmalıdır.

    İş yerine maskesiz kimse alınmamalıdır. İçeride de maske kullanmaya devam edilmelidir. Kapı girişinde maskesi olmayanlar için mümkünse maske bulundurulmalıdır.

    Müşteriye olabildiğince az sayıda personel ile hizmet verilmeli ve bunlar kayıt altına alınmalıdır. Bu uygulama, müşterinin ya da personelin COVID-19 çıkması durumunda temaslı taramasını kolaylaştıracaktır.

    İş yerinin dışında da sosyal mesafe korunmalı, kalabalık olmasını engelleyecek önlemler alınmalıdır.

    İş yerinde hizmet verilecek koltuk/ birim sayısı, kişiler arası sosyal mesafeyi koruyacak şekilde (örneğin koltuk sayıları azaltılmalı, birer koltuk atlanarak müşteri oturtulmalı) düzenlenmelidir.

    İş yerindeki koltuk/birim sayısı kadar içeriye müşteri kabul edilmelidir.

    Müşteriler işlem esnasına kadar maske kullanmalı, ancak yapılacak işlemin özelliğine göre kısa süreli maskeyi çıkarabilir.

    İş yerinde müşteri ve çalışan dışında kimse bulunmamalı, misafir alınmamalıdır.

    İş yeri içinde su ve sabuna erişim kolay olmalı ve burada tek kullanımlık kâğıt havlular bulundurulmalıdır.

    iş yeri girişinde müşteriler tarafından kullanılmak üzere el antiseptiği bulundurulmalı ve sürekliliği sağlanmalıdır.

    Müşteriler, iş yerine girmesini takiben ellerini yıkaması ya da el antiseptiği kullanması konusunda uyarılmalıdır.

    Damlacık yoluyla bulaşmayı artırdığı için iş yerinde müşteriler ve çalışanlar mümkünse konuşmamalı, yüksek sesle konuşmaktan kaçınmalıdır.

    İş yerinde satışa sunulan şampuan, kozmetik gibi ürünleri mümkün olduğunca cam veya tezgâhların arkasında korumaya alınmalıdır, ortalıkta bırakılmamalıdır.

    Müşterilere hizmet verilirken mümkünse su hariç içecek servisi yapılmamalıdır.

    İçeride ortak kullanım amacıyla gazete, dergi vb. bulundurulmamalıdır.

    Her müşteri için tek kullanımlık malzeme kullanılmalı, tek kullanımlık malzeme sağlanamadığı durumlarda her kullanım sonrasında tekstil malzemeleri en az 60 oC’da yıkanmalıdır. Kullanılan aletlerin üzerinde kan veya sekresyon yoksa, %70’lik alkol ile silinmelidir. Kullanılan aletlerin üzerinde kan veya sekresyon varsa, ön temizlik yapıldıktan ve kuruduktan sonra %70’lik alkol ile dezenfekte edilmelidir.

    Manikür, pedikür, epilasyon gibi işlemlerde kullanılan aletlerin kişiye özel olması sağlanmalıdır. Kişiye özel alet kullanımı sağlanamadığı durumlarda, her müşteriden sonra kullanılan aletlerin temizlik ve sterilizasyonu sağlanmalıdır. Yapılan işlem eldiven kullanmayı gerektiriyorsa tek kullanımlık eldiven kullanılmalıdır. Eldivenli ellerle çevreye dokunulmamalıdır.

    Fön makinesi mümkün olduğunca kullanılmamalıdır. Fön makinesi gibi yüksek hava akımı yaratan cihazları kullanırken, düşük hızda, yandaki müşteriyi etkilemeyecek yönde ya da diğer müşterilerden farklı bir alanda kullanılmasına özen gösterilmelidir.

    Saç kesimi esnasında yüze ve baş bölgesinde kalan kesilmiş saçların ve kullanılan araç ve gereçlerin geçici süreliğine temizlenmesi için kullanılan ense fırçasının kullanımı salgın süresince durdurulmalıdır.

    Kasa önünde sıra beklerken, durulması gereken yerler zeminde sosyal mesafeyi sağlayacak şekilde işaretlenmelidir.

    Müşterilerden tercihen temassız olmak üzere, nakit olmayan ödeme yapmaları istenmelidir.

    MÜŞTERİLERE YÖNELİK TEDBİRLER

    İş yerinde belirlenen kurallara uyulmalıdır.

    Diğer müşterilerle aradaki en az 1 m sosyal mesafeye dikkat edilmelidir.

    Randevu ile gidilmeli ve randevu saatine uyulmalıdır.

    İş yerinde ağız ve burnu kapatacak şekilde maske takılmalı, maske nemlendikçe, kirlendikçe değiştirilmeli, el antiseptiği kullanılmalıdır.

    İş yerine girdikten sonra eller yıkanmalı ya da el antiseptiği kullanılmalıdır.

    İş yeri içinde gerekli olmadıkça yüzeylere dokunulmamalı, dokunulması durumunda el antiseptiği kullanılmalıdır.

    Yiyecek ve içecek (su hariç) talebinde bulunulmamalıdır.

    PERSONELİ KORUMAYA YÖNELİK ÖNLEMLER

    Ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı gibi belirtiler gösteren, COVID-19 tanısı alan ve temaslısı olan personel çalıştırılmamalıdır.

    Ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı gibi belirtiler gösteren personel tıbbi maske takılı olarak sağlık kurumuna yönlendirilmelidir. Sağlık Bakanlığı COVID-19 Rehberi doğrultusunda hareket edilmelidir.

    Çalışan personelin tümünün kuralına uygun tıbbi maske takması sağlanmalıdır.

    Maske ıslandıkça ya da kirlendikçe değiştirilmelidir.

    Müşteri ile 1 metreden yakın temas olasılığı olan personelin yüz koruyucu kullanması sağlanmalıdır. Yüz koruyucu her müşteri sonrasında %70’lik alkol ile silinerek tekrar kullanılabilir.

    Çalışan personelin el hijyenine dikkat etmelerini sağlanmalıdır. Bunun için, eller sık sık en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkanmalı, su ve sabun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Antiseptik içeren sabun kullanmaya gerek yoktur, normal sabun yeterlidir.

    Personelin dinlenme alanlarında sosyal mesafenin korunması ve maske takılmasının sürdürülmesi sağlanmalıdır.

    ORTAM TEMİZLİĞİ VE HAVALANDIRMA

    Temizlik günlük olarak yapılmalıdır.

    Merkezin temizliğinde özellikle sık dokunulan yüzeylerin (kapı kolları, telefon ahizeleri, masa yüzeyleri, koltuk kolçakları, kuaför ve berber malzemeleri, saç yıkama lavaboları vb.) temizliğine dikkat edilmelidir. Her müşteri sonrasında bu yüzeyler temizlenmelidir. Bu amaçla, su ve deterjanla temizlik sonrası dezenfeksiyon için 1/100 sulandırılmış (5 litre suya yarım küçük çay bardağı) çamaşır suyu (Sodyum hipoklorit Cas No: 7681-52-9) kullanılabilir. Klor bileşikleri yüzeylerde korozyon oluşturabilir. Dayanıklı yüzeyler için kullanılması önerilen bir dezenfektandır. Klor bileşiklerinin uygun olmadığı bilgisayar klavyeleri, telefon ve diğer cihaz yüzeyleri %70’lik alkolle silerek dezenfeksiyonu sağlanmalıdır.

    Yer ve yüzey dezenfeksiyonu için; virüslere etkinliği gösterilmiş etken maddeleri içeren ve Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ‘Biyosidal Ürün Ruhsatı’ bulunan yüzey dezenfektanları kullanılabilir. ttp://cbs.cevresaglik. gov.tr/cevresaglik/Biyosidal/Dezenfektan.aspx

    Çalışma tezgâhları, ekipmanları ve aletleri düzenli olarak temizlenmeli, %70’lik alkol ile dezenfekte edilmelidir.

    Ödeme terminali sık sık %70’lik alkol ile dezenfekte edilmelidir.

    Tuvaletlere el yıkama afişleri asılmalıdır

    Tuvalet temizliği için 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu (Sodyum hipoklorit Cas No: 7681-52-9) kullanılmalıdır.

    Tuvalet ve lavabolarında sıvı el sabunu, kâğıt havlu bulundurulmalı ve bu bölümlerin temizliğinin periyodik olarak yapılması sağlanmalıdır.

    Tuvaletlerde kullanılan bataryalar, sabunluklar ve kâğıt havluluklar mümkünse fotoselli olmalıdır. El kurutma cihazları çalıştırılmamalıdır.

    Temizlik yapan personelin maske ve eldiven kullanması sağlanmalıdır. Temizlik sonrasında personel maske ve eldivenlerini çıkarıp çöp kutusuna atmalı, ellerini en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkamalıdır.

    Salon ve odalar pencereler açılarak düzenli bir şekilde sık sık havalandırılmalıdır. Merkezi havalandırma sistemleri bulunan binaların havalandırması %100 doğal hava sirkülasyonunu sağlayacak şekilde düzenlenmeli, havalandırma sistemlerinin bakımı ve filtre değişimleri üretici firma önerileri doğrultusunda yapılmalıdır. Klima ve vantilatörler çalıştırılmamalıdır. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi”nde yer alan “COVID-19 Kapsamında Klima/İklimlendirme Sistemlerinde Alınacak Önlemler”e uygun hareket edilmelidir.

    Koronavirüs Dişlere De Vuruyor

    0
    Koronavirüs Dişlere De Vuruyor

    Koronavirüs nedeniyle yaşadığımız belirsizlik, karantina süreçleri ve sosyal izolasyon gibi süreçler, psikolojimizi olumsuz etkilerken, kelimenin tam manasıyla “dişimizi sıkmamıza” da neden oluyor.

    Gündüz kontrol altında tutabildiğimiz stres ve endişe geceleri, uyku sırasında diş sıkma ve diş gıcırdatma olarak kendini gösterebiliyor. Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, konu ile ilgili bilgi verdi.

    Dişlerini sıkan kişilerde sıklıkla çene, baş, boyun, kulak ağrısı görülüyor. Kulakta çınlama, çene açma kapamada ‘klik’ sesi, sabah ağrılı ve yorgun uyanma da şikayetler arasında.

    Ayrıca bu kişilerde alt yüz bölgesinin daha geniş, köşeli bir hal alması, dişlerde ve dolgularda aşınma ve kırılmalar da gözlenebiliyor.

    Pandemi döneminde, karşılaştığımız diş kırıkları da çoğunlukla darbe ya da akut travmaya bağlı ön dişlerde değil, çiğneme kuvvetinin daha fazla olduğu arka bölgedeki azı ve küçük azı dişlerinde. Çünkü gece diş sıkarken uygulanan kuvvet, gündüz çiğneme işlemi yapılırken uyguladığımızdan çok daha fazla oluyor.

    Nasıl kol kasları fazla çalıştığında, egzersiz yaptığımızda kuvvetlenir, dışarıdan bakıldığında kaslar belirginleşirse bruksizmde de aşırı diş sıkmaya bağlı çene kasları kuvvetleniyor

    Bruksizm sorunu yaşayanlar genellikle bu durumun farkında olmuyor. Çene kaslarını yoğun sıkmaktan kaynaklanan ağrılar da migren ve fibromiyalji ile karıştırılıyor.

    Pandemi sürecinde, gündüz diş sıkmanın önüne geçmek için farkındalıkla davranış yönlendirmesi yapılabilir, kasların gevşemesine yönelik desteklerden faydalanılabilir.

    Geceleri ise diş hekimlerince yapılan; dişler, çene ve yüz kaslarına yönelik olarak kişiye özel hazırlanan ağız içi plakları, çene kasına botoks uygulamaları ve dişlerin çiğneyici yüzeylerinin düzenlenmesi gibi tedavi yolları denenebilir.

    Bruksizmin yanı sıra pandemi döneminde öne çıkan diş sorunları arasında çürükler ve diş eti hastalıkları da bulunuyor. Dişin sert dokusunun giderek yumuşamasına, harap olmasına neden olan enfeksiyon “çürük” olarak adlandırılıyor. Tedavi edilmediği durumda ise abseye, yüzde şişme ve ağrıya yol açabiliyor.

    Diş fırçalama ve ağız hijyeninin ertelenmesi ile mikroorganizmalar dişe yapışır, diş plağı oluşur. Plak birikiminin artması ile daha sert olan diş taşları oluşur ve fırçalama ile dişlerden uzaklaştırılamaz. Gingivitis dediğimiz diş eti hastalığında diş etleri kolayca kanar, rengi pembeden kırmızıya döner, dişlerde hassasiyetler oluşabilir.

    Bu sorun tedavi edilmediğinde diş etindeki enfeksiyon dişleri çevreleyen çene kemiğini etkiler ve dişlerde sallanma başlayabilir. Düzenli dış fırçalayan, diş ipi kullanan, ağız ve diş bakımına özen gösteren kişilerde diş eti kanamasının C vitamini eksikliğine dayandığı biliniyor.

    Ozan Güven’e Mahkemeden Şok Edici Karar!

    0
    Ozan Güven’e Mahkemeden Şok Edici Karar!

    Kız arkadaşına şiddet uyguladığı haberleri ile ülke gündeminde büyük ses getiren oyuncu Ozan Güven’e Mahkemeden Şok Edici Karar!

    Geçtiğimiz günlerde Deniz Bulutsuz’un yapmış olduğu paylaşımla kız arkadaşına şiddet uyguladığı haberleri doğan Ozan Güven, sanat camiasından ve hayranlarından büyük tepkiler almıştı. En son senaristlerin tepkisi ile karşılaştı. Yeni alınan bilgilere göre Ozan Güven’e bir şok da mahkemeden geldi.

    Ozan Güven Skandalı Sonrası Senaristler Kadına Şiddete Karşı Bildiri Yayımladı Ozan Güven Kimdir?

    Ozan Güven’e Mahkemeden Şok Edici Karar!

    Geçtiğimiz günlerde kız arkadaşı Deniz Bulutsuz’a şiddet uyguladığı haberleri çıkan ve başta sanat camiası olmak üzere çok fazla tepki alan Ozan Güven’e rol aldığı Babil dizisindeki oyuncu arkadaşlarının yanı sıra bir tepki de senaristlerden gelmişti. Bir bildiri yayınlayan senaristler, kadına şiddet karşısında tepkilerini dile getirmişlerdi.

    Son olarak mahkemeden de beklemediği bir cevap alan Ozan Güven gündemden düşmüyor. Deniz Bulutsuz’a şiddet uyguladığı haberleri sonrası mahkeme tarafından 2 ay uzaklaştırma kararı alan Güven, kararın bozulması için itirazda bulundu. Güven ayrıca Bulutsuz’un kendisini darp ettiğini iddia etti ve fotoğraflı belgeler sunmuştu.

    Mahkemeden Ozan Güven’in beklediğinin dışında yaptığı karar bozma talebine ret cevabı geldi. Verilen tedbir kararının olay ile uyumlu ve yasaya uygun olması sebebi ile itirazın reddedilmesine karar verildi.

    Koronavirüs Nasıl Ortaya Çıktı, Bulaştı ve Yayıldı? İşte Tüm Detaylar!

    0
    Koronavirüs Nasıl Ortaya Çıktı, Bulaştı ve Yayıldı? İşte Tüm Detaylar!

    Çin’in Hubey eyaletinin Wuhan kentinde ortaya çıkan ve korona virüsten ilk ölümün gerçekleştiği andan itibaren 6 ay geçti.

    Koronavirüs nasıl ortaya çıktı, nasıl bulaştı ve yayıldı? İşte tüm detaylar!

    Çin’in Hubey eyaletinin Vuhan kentinde 9 0cak’ta solunum yetmezliği ve ağır zatürre teşhisiyle hastaneye kaldırılan 61 yaşındaki bir adamın kaynağı açıklanamayan virüs nedeniyle hayatını kaybettiğinin açıklanmasının ardından 6 ay geçti.

    Daha sonra yeni tip korona virüs(Covid-19) olduğu belirlenen ve pandemi haline gelen virüs nedeniyle ilk resmi ölüm tarihi 9 Ocak olarak belirlenmişti.

    Virüsün hayatımıza girmesiyle birçok şeyin değiştiği şu dönemlerde geçen 6 aylık süreçte Covid-19 nedeniyle dünyada 552 bin 204 kişi hayatını kaybetti.

    Benzeri görülmemiş ekonomik çöküş ve uzun vadeli sınırlar kapandı

    Dünya çapında hali hazırda 12 milyon 173 bin 613 kişiye bulaşan ve 552 bin 204 kişinin ölümüne neden olan korona virüs tarihte benzeri görülmemiş ekonomik çöküşlere neden oldu.

    Birçok ülkede sınırlar kapandı, ekonomi durma noktasına geldi. Korona virüse karşı alınan önlemler kapsamında kısıtlamalar yapıldı, sokağa çıkma yasağı ilan edildi, milyonlarca kişi evlere kapandı.

    Çin’in Wuhan kentinden dünyaya yayılan korona virüsüne karşı alarma geçen birçok ülke, seyahat yasakları ve virüs taraması gibi önlemler aldı.

    9 Ocak’ta tanımlanamayan virüs nedeniyle ilk ölümün yaşandığı bildirilirken şu an Covid-19 olarak tanımlanan ölümcül virüs tüm dünyada etkisini sürdürmeye devam ediyor.

    WHO, 30 Ocak’ta uluslararası acil durum ilan etti

    Korona virüsünün yayılmaya başladığı ocak ayında Çin’in Wuhan kentindeki vatandaşlarını tahliye etmeye başlayan ülkeler gönderdiği uçaklarla ülkelere geri dönüşlerini hızlandırdı.

    Ocak ayında birçok ülkede ilk ölümlerin yaşandığı duyuruldu.

    30 Ocak’ta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Çin’de ortaya çıkan korona virüsünün dünya ülkelerine yayılması nedeniyle uluslararası acil durum ilan etti.

    WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ocak yaında yaptığı açıklamasında, korona virüs için, “Benzeri görülmemiş bir nedene bağlı benzeri görülmemiş bir salgın” ifadelerini kullanmıştı.

    Hastaneler inşa edildi

    Virüsün ortaya çıktığı ilk dönemlerde en çok etkilenen Çin’in Wuhan kentinde yeni tip korona virüs salgını nedeniyle 10 günde hastaneler inşa edildi.

    Yine 30 Ocak’ta virüsün yayıldığı Wuhan kentinde ve diğer kentlerde korona virüsü bulaşan vatandaşların evlerinin mühürlendiği, dışarı çıkmamaları için zorla bu şekilde evde tutuldukları öne sürüldü.

    Çin’de ortaya çıkan korona virüs kaynaklı vak’a ve ölümlerin tespit edilmesiyle bazı ülkelerde yaşayan Çinlilerin ırkçılığın hedefi haline geldi.

    Camiler kapatıldı, etkinlikler iptal edildi

    Virüse karşı alınan önlemler kapsamında birçok ülkede camiler kapatıldı, toplu etkinlikler ve festivaller iptal edildi, spor müsabakaları ileri bir tarihe ertelendi yada iptal edildi.

    Birçok spor müsabakaları seyircisiz gerçekleştirilmeye başlandı.

    Şubat ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hızla dünya ülkelerine yayılan korona virüsü için alarm seviyesini ‘yüksek’ten ‘çok yüksek’ seviyesine çıkardı.

    Virüsün yayılmasını önlemeye yönelik ülkelerden kritik adımlar geldi.

    Birçok ülkede olağanüstü hal ilan edildi, okullar kapatıldı.

    Suudi Arabistan, korona virüs nedeniyle umre ve Mescid-i Haram’a ziyaret yasağı getirdi.

    7 Şubat’ta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, dünyanın koruyucu ekipman sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı.

    Korona virüs salgını nedeniyle özel kıyafet, maske, eldiven ve diğer koruyucu ekipmanların giderek azaldığı belirtildi. Ülkeler arasında maske savaşları boy gösterdi.

    Salgına karşı maske ihtiyacını gidermek isteyen ülkeler arasında büyük rekabet yaşandı.

    Almanya’nın satın aldığı maskelere Tayland’dayken ABD tarafından el konulmasıyla yeni bir tartışmanın fitili ateşlenmişti.

    ABD’liler silah depolarken, Avrupa ülkeleri tuvalet kağıdına akın etti

    Mart ayında ise korona virüs salgının dünya genelinde neden olduğu panik havası nedeniyle vatandaşlar marketlere akın etti.

    Çoğu ülkede temizlik ürünleri ve gıda maddeleri stok yapılırken, ABD’liler çareyi silah depolamakta buldu. Korona virüsü salgının ardından Japonya’da bazı ürünler uzun süre tedarik edilemedi.

    Özellikle hijyenik maske stoklarının tükenmesinin ardından, Japonya hükümeti maske üreticilerine destek sağlanacağını açıkladı.

    Avustralya’da ilk vakaların tespit edilmesinin ardından en çok satın alınan ürün tuvalet kağıdı olurken, tuvalet kağıdını duş jelleri ve dezenfektanlar izledi.

    Almanya’da korona virüs salgınında marketlerde ilk tükenen ürünlerin başında tuvalet kağıdı geldi. Marketler stoklamayı önleyebilmek için müşteri başına bir ürün adet alabilme sınırı getirdi.

    İtalya’da 8 Mart’tan itibaren ülkenin bazı kuzey bölgeleri, 10 Mart’tan sonra da tüm ülkenin karantina altına alınması nedeniyle halk en çok un, maya ve konserve ürünlere yöneldi.

    Rusya’da korona virüsü vak’alarının artışı nedeniyle ülke genelinde oluşan panik havası nedeniyle marketlere hücum eden Ruslar en çok bakliyat ürünleri satın aldı.

    Korona virüs salgını nedeniyle birçok ülkede temizlik ürünleri ve kuru gıda maddeleri satışları tavan yaparken, ABD’de de silah satışlarında patlama yaşandı.

    Korona virüs pandemisinin toplumsal huzursuzluğa yol açacağı tedirginliği yaşayan ABD’liler silah ve mühimmat stoklamaya başladı.

    ABD’deki birçok silah mağazası sahibi, salgının yol açabileceği ekonomik krizin sosyal düzeni bozacağı endişesiyle satışlarda artış yaşandığını ifade etti.

    26 Mart’ta dünya genelinde korona virüsü vakaları 509 bin 477’ye ulaştı.

    Korona virüsüne bağlı hayatını kaybedenlerin sayısı ise 23 bin 4’de yükseldi.

    11 Mart’ta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, korona virüsün “pandemi” olarak ilan edildiğini açıkladı.

    13 Mart’ta ise Avrupa’nın Çin’de ortaya çıkan korona virüs salgının merkezi haline geldiğini ilan etti.

    Nisan ayında ise birçok ülke virüse karşı aldığı önlemleri kademeli olarak kaldırmaya başladı diğer yandan birçok ülkeden ölüm vak’a haberleri gelmeye devam ediyor..

    4 Nisan’da Dünya genelinde korona virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 60 bin 115’e yükseldi.

    ABD’de korona virüs vak’aları 200 bini aştı. 8 Nisan’da korona virüsün ilk ortaya çıktığı Çin’in Hubei eyaletine bağlı Wuhan’da karantina kalktı.

    Yaklaşık 11 haftalık karantina sürecinin ardından Wuhan’dan tren ve uçak seferleri bugün tekrar başlatılırken, otobanlar yeniden açıldı.

    16 Mayıs’ta ABD’de korona virüs salgını nedeniyle toplam ölü sayısı 89 bin 383’e ulaştı.

    Ülkede toplam vaka sayısı ise 1 milyon 501 bin 989’a çıktı.

    İtalya’da ölü sayısı 31 bin 763’e toplam vaka sayısı 224 bin 760’a ulaşırken İtalya’da ise ölü sayısı 31 bin 610’a toplam vaka sayısı 223 bin 885’e İngiltere’de ise toplam ölü sayısı 33 bin 998’e toplam vaka sayısı ise 236 bin 711’e yükselmişti.

    Mayıs ayında İngiliz ve Amerikan kanalarında Türk hastaneleri anlatılmaya başlandı.

    İngiliz BBC’nin Türkçe servisi, Türkiye’deki kahramanları dünyaya duyurdu.

    İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa (İÜC), Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde korona virüsle yürütülen mücadeleyi anlattı.

    Sabahın erken saatlerinde aralıksız devam eden mücadelede en önde savaşan doktorların, hemşirelerin güvenlik görevlilerinin her anını görüntüleyen ekip, gösterilen çabayı ve başarıyı gözler önüne serdi.

    İngiliz haber ajansı Reuters ise, salgında unutulmaması gereken korona virüsün tespitinde öncü olan filyasyon ekibini takibe aldı.

    Salgının “gizli kahramanları” olarak tanımladığı Türk filyasyon ekibini an an fotoğraflayarak bu anları dünyaya servis etti.

    Korona virüs hastaları ile temasta bulunanları tespit eden filyasyon ekiplerinin haberini geniş kitlelere yayınlayan İngiliz haber ajansı, servis ettiği fotoğraflarla başarının gizli kahramanlarının çabasını dünyaya duyurdu.

    Dünya Sağlık Örgütü de, Türkiye’yi örnek gösterdi

    Yine Mayıs ayında yapılan açıklamada korona virüsü “pandemi” olarak açıklayan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de, Türkiye’den övgüyle bahsetmişti.

    Dünyanın zor bir dönemden geçtiğine vurgu yapan Dünya Sağlık Örgütü Türkiye’nin diğer ülkelere sağladığı tıbbı yardım desteğini takdirle karşılamıştı.

    Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Türkiye’nin sergilediği dayanışma tüm dünyaya örnek olmalı” ifadelerini kullanmıştı.

    Korona virüste ikinci dalga ihtimali en yüksek 10 ülke açıklandı

    Pek çok ülkenin salgına karşı aldığı önlemleri gevşetmeye başlaması nedeniyle uzmanlar, ikinci bir korona virüs dalgası riski konusunda uyarıda bulundu. 26 Mayıs’ta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) küresel korona virüs vakalarında rekor bir artış olduğunu bildirdi.

    Ancak ülkeler, korona virüs önlemlerinin ekonomik zorluklara sebep olması nedeniyle normalleşme sürecine girerek kısıtlamaları kaldırmaya başladı.

    Korona virüsün ikinci bir dalgaya neden olup olmayacağını tartışmalara yol açarken, Oxford Üniversitesi, korona virüste (Covid-19) ikinci dalga ihtimali en yüksek 10 ülkeyi açıkladı.

    Korona virüs pandemisinde ikinci dalganın yaşanma ihtimalinin en yüksek olduğu 10 ülke sırasıyla; Almanya, Ukrayna, ABD, İsviçre, Bangladeş, Fransa, İsveç, İran, Endonezya ve Suudi Arabistan olarak belirtildi.

    Öte yandan dünyanın pek çok ülkesinde korona virüse karşı aşı ve ilaç geliştirme çalışmaları devam ederken, aşının ve kesin bir tedavinin ne zaman bulunacağına dair açıklamalar ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor.

    Çalışmalar sürerken dünyada yeni normal düzene alışmaya çalışıyor.

    ABD’liler Korona Testi Için Uzun Kuyruklar Oluşturdu

    0
    ABD'liler Korona Testi Için Uzun Kuyruklar Oluşturdu

    Koronavirüs testi yaptırmak isteyenler için ülke genelinde arabadan inmeden sağlık kontrollerinin yapılabileceği yeni merkezler kurulmaya devam ediyor.

    Vakaların yeniden tırmanmaya başlamasının ardından Amerikalılar, test merkezlerindeki uzun kuyruklarda bekliyor. 

    ABD'liler korona testi için uzun kuyruklar oluşturdu

    Gece saatlerinde sıraya giren Amerikalılar, test için 8 saatin üzerinde sıra bekliyor. Koronavirüs vaka ve ölümlerinin arttığı Florida, Teksas ve California’daki vatandaşlar 25 kilometreye yakın araç kuyrukları oluşturuyor.

    ABD genelinde bin 250’nin üzerinde “arabaya servis” koronavirüs test istasyonu bulunuyor.

    ABD'liler korona testi için uzun kuyruklar oluşturdu

    ABD genelinde bu zamana kadar toplam 40 milyonun üzerinde kişi test yaptırırken, son 1 ayda günlük test olma oranı ciddi olarak arttı. Test merkezlerindeki kuyrukların yanı sıra sahada çalışan sağlık personelleri de yoğunluk nedeniyle sıkı bir tempoda çalışıyor.

    ABD'liler korona testi için uzun kuyruklar oluşturdu

    Buna rağmen yoğunluk nedeniyle test olanların sonuçlarını almaları yoğunluktan ötürü 10 günü bulabiliyor.

    Eyalet yöneticileri, koronavirüs testi olmak isteyenlerin önceden randevu almalarının önemini vurgularken; saatlerce beklememek için önceden randevu alınması konusunda uyarılarda bulunuyor.

    ABD'liler korona testi için uzun kuyruklar oluşturdu