Güneşin yüzünü gösterdiği yaz dönemine girerken deri hastalıklarına yakalanmamak için altın tavsiyelerde bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr. Oğuz Küçükçakır, en önemlisinin koruyucu krem kullanmak olduğunu söyledi.
Kontrollü bir şekilde eski hayatımıza geri dönüşlerin yaşandığını belirten Özel Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Oğuz Küçükçakır, “Dış ortamı çok özledik ve açık havada çokça vakit geçirmek için sabırsızlanıyoruz.
Ancak yaz aylarında artış gösteren cilt hastalıklarının başında güneş yanıkları, mantar enfeksiyonları, ishilikler, güneş alerjileri, derin kırışıklıklar, erken cilt yaşlanması, cilt lekeleri, kanser öncesi deri keratozları ve cilt kanseri görülmektedir.
Güneş yanıklarından korunmak için öncelikle bahar mevsiminden son bahar mevsimine kadar, dış ortama çıkmadan 15 dakika önce, dermatoloğun cilt yapınıza uygun önereceği güneş koruyucuyu tüm güneş gören cilt bölgelerinize sürülmeli ve dış ortamladayken en az 2 saatte bir tekrar edilmelidir.
Bunun yanında fiziksel olarak açık renkli kıyafetler, şapka ve güneş gözlüğü takmalı ve güneş ışınlarının en dik açıyla yeryüzüne ulaştığı 11.00 ile 16.00 arasında mümkün olduğunca dış ortamda bulunulmamalıdır. Özellikle çocukluk çağında oluşan güneş yanıkları, en kötü huylu deri kanseri olan melanoma yakalanma riskini arttıran en önemli tetikleyici olduğunu unutmamak gerekiyor” dedi.
Ortam ısısının artması
Sonucu ter bezlerinin salgılarında artış ve bunun sonucunda özellikle çocuklarda ve yine erişkinlerde de, özellikle boyun, koltuk altı ve kasık bölgesi gibi bölgelerde yanma ve acıma hissi ile başlayan kızarıklık, tahriş ve sulantılı kabarcıklar şeklinde ishilik oluştuğunu belirten Küçükçakır, “Engellemek için bu bölgelerin nemli kalmasını engellemek, dermatoloğunuzun önerdiği cilt yapınıza uygun vücut yıkama jelleri veya sabunları ile her gün duş almak ve banyo sonrası önerilen cilt yapınıza uygun nemlendirici kremi sürmek temel yapılması gereken önlemlerdir.
Pişiğin derecesine göre veya üzerinde gelişebilen ikincil enfeksiyonlar durumunda bazen medikal tedavi gerekebilmektedir. Ciltteki nemin artması sonucu deri ve tırnak mantar enfeksiyonlarında yaz aylarında artış oldukça göze çarpıcı olmaktadır.
Öncelikle ayak parmak aralarında, kasık, koltuk altı, boyun bölgelerinde sıkça gözlenen kaşıntılı/ bazen de kaşıntısız kızarıklık, kahverengi, bazen beyaz renkte döküntüler şeklinde olmakta ve bazen de tırnak tutulumuna neden olarak tırnaklarda kalınlaşma, sararma- kararma ve bozulmalara neden olmaktadır. Yine cildin kuru kalmasını sağlamak kilit noktadır ve dermatoloğunuzun gerekli gördüğü topikal veya sistemik tedaviye ivedilikle başlamak en önemli noktadır” şeklinde konuştu.
Son olarak en güneş ışınlarının tetiklediği en ciddi cilt hastalıkları kanser öncesi deri keratozları, güneş lekeleri ve en nihayetinde melanom ve melanom dışı cilt kanserleri olduğunu ifade eden Küçükçakır, “Korunmada temel prensip UV ışınlarına maruziyeti azami düzeyle engellemek, güneş yanıklarından korunmak ve cildinize uygun güneş koruyucuyu kullanmaktır.
Ayrıca günde en az 2 litre su içilmelidir. Sigara ve alkol kullanılmamalıdır. Dermatoloğunuzun önerdiği yüz temizleme ürünleri ve nemlendirici kremler düzenli olarak yaz ayları boyunca kullanılmalıdır. Kış aylarından kalan derideki ölü tabakalar ve siyah noktalar için uzman kontrolünde hafif peeling uygulaması yapılabilir” dedi.
İçişleri Bakanlığınca valiliklere gönderilen genelgeye göre, nikahlar mümkün olduğunca açık havada ve kısa sürede yapılacak Nikah mekanlarında temasa neden olabilecek dans, oyun amaçlı müzik yayını yapılmayacak, misafirlerin dinlemesine yönelik müzik yayını yapılabilecek Tokalaşma veya temasa neden olan davranışlardan uzak durulacak, mesafe korunacak. Hediyeler uygun yere konulacak bir kutuya bırakılabilecek Gelin, damat, nikah memuru ve şahitler dahil tüm misafirlerin maske takması sağlanacak
İçişleri Bakanlığı 81 il valiliğine, “Nikah Merasimlerinde Uygulanacak Tedbirler” konulu genelge gönderdi.
Genelgede, alınan tedbirler sonucunda yeni tip koronavirüsün ( Kovid-19) yayılma ve bulaşma hızının azalması, vaka artış hızının düşüşe geçmesi yönünde kaydedilen olumlu gelişmeler doğrultusunda kontrollü normalleşme sürecine geçildiği hatırlatıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, 9 Haziran’da gerçekleşen kabine toplantısında Bilim Kurulunun önerileri doğrultusunda nikah salonlarının 15 Haziran’dan itibaren belirlenen kurallara uygun şekilde hizmet vermeye başlayabileceği yönünde karar alındığı belirtilen genelgede, bu kapsamda nikah merasimi için kullanılacak mekanların faaliyetlerine izin veren mevzuat hükümleri ile iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tedbirlere ilave tedbirler alındığı ifade edildi.
Buna göre, genelge kapsamında nikahlar, bulaşma riskini azaltmak amacıyla mümkün olduğunca açık havada yapılacak ve süre mümkün olduğu kadar kısa tutulacak.
Nikah merasimi yapılacak mekanların işletmecileri tarafından genel kullanım alanlarına ve oturma düzenine ilişkin mesafe planı hazırlanacak. Tesisin misafir kapasitesi mesafe planına göre belirlenecek. Bu kapasiteye uygun sayıda misafir kabul edilecek ve kapasite bilgisi, tesisin girişinde görülebilir bir yere asılacak. Hazırlanan plan çerçevesinde mekanın girişlerinde ve sıra oluşabilecek her noktada mesafeyi sağlamaya yardımcı yer işaretlemeleri yapılacak.
Kurallar, mesafe, maske kullanımı ve temizlik uygulamalarına ilişkin bilgilendirme afişleri, nikah yapılacak mekanların girişlerine ve içerisinde uygun yerlere asılacak.
Misafirlerin girişlerde mutlaka ateş ölçümleri yapılacak, 38 dereceden yüksek ateşi olanların en yakın sağlık kuruluşuna yönlendirilmesi sağlanacak.
Mekan girişlerinde dezenfektan/el antiseptiği bulundurulacak ve misafirlerin ellerini temizlemelerinden sonra içeri girişleri sağlanacak.
Nikah yapılacak mekanlara maske takılarak girilecek, işletme sahiplerince mekanın girişinde yeterli miktarda maske bulundurulacak. Maskesiz misafirlere mekan girişinde maske dağıtılacak. Nikah merasimi sürecinde de gelin, damat, nikah memuru ve şahitler dahil olmak üzere tüm misafirlerin maske takması sağlanacak.
– Masalar arası 1,5 metre, sandalyeler arası 60 cm olacak
Yemek, kokteyl ve benzeri ikram yapılarak nikah merasimi düzenlenen mekanlarda, misafirlerin oturma düzeninde masalar arası en az 1,5 metre, sandalyeler arası 60 cm olacak şekilde düzenlenecek. Mesafe ve oturma düzeni kuralları, aynı evde oturan çekirdek aileden olan misafir grubu için uygulanmayacak.
Her masada yeterli sayıda en az yüzde 70 alkol içeren kolonya veya el antiseptiği bulundurulacak.
Nikah esnasında veya akabinde yemek, ikram, kokteyl ve benzeri olması durumunda 30 Mayıs tarihli valiliklere gönderilen genelge hükümlerine uyulacak.
Sabit sandalye/koltuk düzeni olan nikah mekanlarında oturma düzeni bir sandalye/koltuk boş olacak şekilde misafir kabul edilebilecek. Sabit sandalye/koltuk düzeni olmayan mekanlarda oturma düzeni sandalye/koltuklar arası 1 metre mesafe olacak şekilde hazırlanacak.
Gelin ve damadın bekleme odaları gibi alanlar için mümkünse doğal havalandırması olan odalar tercih edilecek.
Nikah merasiminde karşılama, uğurlama ve takı töreninde tokalaşma ya da temasa neden olan davranışlardan uzak durulacak ve mesafe korunacak. Takı merasimi, hediyelerin salonun uygun bir yerine konulacak sandık ve benzeri bir toplama kutusuna konulması şeklinde yapılacak.
– Toplu fotoğraf çekilmeyecek
Toplu fotoğraf çekimleri yapılmayacak, fotoğraf çekimi ve pasta kesimi esnasında gelin ve damat hariç mesafe kuralına riayet edilecek.
Nikah yapılan mekanlardaki ortak kullanım alanlarında el antiseptiği veya dezenfektan bulundurulacak. Teması mümkün olduğunca azaltabilmek için bunların mümkünse fotoselli olmaları sağlanacak. Aynı evde oturan çekirdek aileden olan misafirler için ortak kullanım alanlarında mesafe şartı aranmayacak.
Bu genelge kapsamında nikah yapılacak mekanlarda temasa neden olabilecek dans/oyun ve benzeri amaçla canlı müzik dahil, müzik yayını yapılmayacak. Ancak sadece misafirlerin dinlemesine yönelik müzik yayını (canlı müzik dahil) yapılabilecek.
Nikah mekanı bünyesinde bulunan mescitler, mayıs ayında valiliklere gönderilen genelge hükümlerine uygun olarak kullanıma açılabilecek.
Genel tuvaletlerin giriş kapısı mümkünse otomatik kapı sistemi olarak düzenlenecek. Düzenlenememesi halinde uygun şekilde paravan konularak giriş kapıları açık tutulacak. Ayrıca tuvaletlerde devamlı sıvı sabun, tuvalet kağıdı, kağıt havlu ve çöp kutusu bulundurulacak ve teması mümkün olduğunca azaltabilmek için muslukların, sıvı sabun ünitelerinin mümkünse fotoselli olmaları sağlanacak. El kurutma cihazlarının kullanımına izin verilmeyecek.
Merkezi havalandırma sistemleri bulunan alanların havalandırması doğal hava sirkülasyonunu sağlayacak şekilde düzenlenecek. Kapı ve pencereler açık bırakılarak doğal havalandırma sağlanacak ve havalandırma sistemlerinin kullanımı ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığının İklimlendirme Rehberi’nde belirtilen kurallara uyulacak.
– İki tören arasında en az 15 dakika zaman bırakılacak
Kapalı alanlarda yapılacak nikah merasimlerinde mekanın sağlıklı havalandırılması için iki nikah merasimi arasında en az 15 dakikalık zaman bırakılacak, bu süre zarfında şartlara göre kapı/pencere açılarak veya merkezi sistemlerle doğal hava sirkülasyonu sağlanacak.
Genel kullanım alanlarına atık kutuları konulacak, bu kutuların sadece maske, eldiven gibi temizlik malzemeleri için kullanılacağı belirtilecek ve bu atıklar imha edilirken diğer atıklarla birleştirilmeyecek.
Nikah yapılacak kapalı mekanlarda bulunan çocuk oyun alanları kapalı olacak, açık mekanlarda bulunan çocuk oyun alanlarındaki sık dokunulan yüzeylerin temizlik ve dezenfeksiyonu sağlanacak. Ulaşılabilir alanlarda el antiseptiği bulundurulacak. Kovid-19 bulaşma riskini artıracağı için 1 metreden yakın temas gerektiren aktiviteler yapılmayacak.
Park hizmetinin verilmesi halinde araçta temas edilen her nokta temizlendikten sonra araç misafire teslim edilecek.
Asansörlerin kullanımı sınırlandırılacak, kapasitesinin üçte biri sayıda kişinin binmesine izin verilecek ve bu sayı asansör girişinde belirtilecek. Asansör içerisinde mesafeyi korumak amacıyla kişilerin durması gereken alanlar, aralarında en az 1 metre mesafe olacak şekilde yer işaretleriyle belirlenecek.
Valilik/kaymakamlıklarca
Nikah merasimlerine ilişkin Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu, ilgili bakanlıklar ile yetkili kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı/yapacağı tüm düzenlemeler takip edilerek, uygulama gözden geçirilecek ve gerekli hallerde güncellenecek.
Personelin Kovid-19’un bulaşma yolları ve korunma önlemleri hususunda bilgilenmesi sağlanacak. Personel girişinde, el dezenfeksiyonu veya antiseptiği bulundurulacak. Personelin giriş/çıkışlarında vücut ısısı ölçümleri termal sensörlerle ya da temassız ateş ölçerlerle yapılacak ve bu veriler günlük olarak kayıt altına alınacak ve asgari 14 gün süreyle saklanacak. Ayrıca personelin birlikte yaşadığı kişilerin de koronavirüs açısından izlenebilmesi için personelden bu kapsamda bilgi alınacak.
Ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı belirtileri olan/gelişen çalışanlar, tıbbi maske takılarak Kovid-19 yönünden değerlendirilmek üzere sağlık kurumuna yönlendirilecek. Mekanlarda çalışan personel için yeterli miktarda koruyucu ekipman bulundurulacak. Tüm personel, çalışma esnasında çalışma alanının gerektirdiği tıbbi/bez maske, yüz koruyucu şeffaf siperlik ve benzeri kişisel koruyucu ekipmanı kullanacak.
Personel kıyafetlerinin günlük temizliği sağlanacak. Personel, el temizliğine dikkat etmesi konusunda sürekli uyarılacak.
Nikah yapılacak mekanlarda görevli personelin tuvalet, dinlenme, ortak yemek ve sosyal alanları mesafe koşullarına göre düzenlenerek bu alanların kapasitesi belirlenecek ve belirlenen kapasiteye uygun olacak şekilde personelce kullanımına müsaade edilecek. Bu alanların temizliği ve kurallara uygun şekilde dezenfeksiyonu düzenli olarak sağlanacak. Ayrıca buralarda alkol bazlı el antiseptiği/dezenfektanı bulundurulacak.
Personel, kendisinde veya birlikte yaşadığı kişilerde koronavirüs semptomlarını görmesi halinde, bu durumu vakit kaybetmeksizin mekan yöneticisine bildirecek.
Nikah yapılacak mekan yönetimince personele belirli periyotlarla ve herhangi bir şüpheli durumun varlığı halinde koronavirüs testi yaptırılacak. Sonuçlar kayıt altına alınarak muhafaza edilecek, test sonucu pozitif çıkan ya da test sonucu pozitif biriyle temaslı olması nedeniyle takibe giren, test sonucu pozitif olup iyileşen ancak son negatif test sonucundan itibaren 14 günlük takip süresi geçmeyen ve kendisi veya birlikte yaşadığı kişinin şüpheli durumda olması nedeniyle test yaptırılan personelin test sonucu alınana kadar çalışmasına kesinlikle müsaade edilmeyecek.
Valilik/kaymakamlıklar, nikah merasimi yapılacak mekanların faaliyetlerini belirtilen kurallara göre sürdürmeleri için Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 27 ve 72’nci maddeleri uyarınca gerekli kararları alacak.
Tedbirlere uymayanlarla ilgili Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 282’nci maddesi gereğince idari para cezası verilecek. Aykırılığın durumuna göre, kanunun ilgili maddeleri gereğince işlem yapılacak. Konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanunu’nun 195’inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemler başlatılacak.
Bayburt’un Aydıntepe ilçesinde bir inşaat kazısıyla tesadüfen keşfedilen, binlerce yıllık geçmişi ve gizemiyle ziyaretçilerini etkileyen yer altı şehri, normalleşme süreciyle yeniden ziyaretçilerini kabul ediyor.
İlçe merkezindeki evlerin, iş yerlerinin, cadde ve sokakların altındaki Aydıntepe Yeraltı Şehri, yüzeyden 2-2,5 metre derinde, hiçbir yapı malzemesi kullanılmadan, ana kayaya oyulmuş galeriler, odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşuyor. Kentin önemli kültürel ve tarihi değeri olarak dikkati çeken ve her yıl 30-35 bin civarında ziyaretçi ağırlayan yer altı şehrinde, normalleşme süreciyle hareketlilik yaşanmaya başlandı.
Aydıntepe Kaymakamı Mustafa Akın, şu ana kadar elde edilen bulgulara göre yer altı şehrinin, Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Roma zulmünden kurtulmak için sığınak olarak kullanıldığını söyledi.
İlçe merkezinde evlerin hemen altında bulunan 3 bin yıllık tarihi şehrin, 25 yıl önce bir inşaat kazısıyla gün yüzüne çıktığını belirten Akın, “Normalleşme süreciyle birlikte yer altı şehrimiz kapılarını açtı. Salgından dolayı 3 aydır evlerinden dışarıya çıkmayan vatandaşlarımız, bu bölgenin en önemli tarihi güzelliklerinden biri olan yer altı şehrini görmek için gelmeye başladılar. Tüm vatandaşlarımızı bu coğrafyamızın tarihi güzelliğini görmeye davet ediyoruz. Gerekli önlemlerimizi aldık. Herkesi buraya bekliyoruz” dedi.
Aydıntepe Belediye Başkanı Haşim Şentürk ise yer altı şehrinde çalışmaların sürdüğünü anlatarak, son bulgulara göre, tarihi yapının, doğu ve batı tarafına doğru 4 kilometre daha uzama imkanı olduğunu ifade etti. Bölgenin röntgenini çekecek bir projenin, hazırlık aşamasında olduğunu aktaran Şentürk, şunları kaydetti:
“Bir proje yapıp bu 4 kilometreyi de ortaya çıkararak, Türkiye çapında bunu turizme kazandırmamız gerekiyor. Aydıntepe’ye turist çekmek için çalışmamız gerekiyor. İnşallah yer altı şehrini, güzel bir projeyle tüm gizemini çözerek, ülke turizmine kazandıracağız.”
Tarihi yapının geçen yıl 30-35 bin civarında ziyaretçi ağırladığına dikkati çeken Şentürk, “Bu yıl salgın dolayısıyla yeni hizmet vermeye başladık. Beklentimiz 50 bini bulmak. İnşallah bu rakamı yakalamaya çalışacağız” diye konuştu. Yer altı şehrinin gizemli bir yer olduğu için dikkatini çektiğini söyleyen ziyaretçilerden Ali Kahraman da ara sıra ziyarette bulunduğu yapıyı yeniden görmek için Aydıntepe’ye geldiğini belirtti.
Kahraman, “Kovid -19 nedeniyle buranın kapalı olduğunu biliyorduk. Açıldığını öğrenir öğrenmez ziyarete geldim. Her geldiğimde burası beni daha fazla etkiliyor. Özellikle bu yapının Bayburt kent merkezine kadar uzandığı söyleniyor. Bunu çok merak ediyordum ve bununla ilgili çalışmalar olduğunu da öğrendim. Fırsat buldukça gelmeyi düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’de George Floyd’un ölümü üzerine başlayan ırkçılık karşıtı protestolar sırasında korona virüsün on binlerce kişiye yayılmasından endişe ediliyor.
ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis şehrinde siyahi George Floyd’un polis tarafından gözaltına alındığı sırada öldürülmesinin ardından başlayan ırkçılık karşıtı protestolar sırasında uzmanlar ABD’nin büyük şehirlerinde bir araya gelen on binlerce kişiye korona virüs salgınının yayılabileceği endişesini dile getirdi. Geçtiğimiz günlerde ABD’de siyahi Amerikalı George Floyd’un polis şiddeti sonucu hayatını kaybetmesini ardından başlayan protestolar için Washington’da görevlendirilen ulusal muhafızlarda yeni tip korona virüs tespit edilmişti. ABD’nin Teksas ve Arizona eyaletinde Covid-19 salgını nedeniyle hastanelere yatanların sayısında artış olduğu ve ABD ekonomisinin yeniden açılmasının arifesinde ikinci bir salgın dalgasının ortaya çıkabileceği endişesini yaşıyor. Mart ayında salgın hastalığın ABD’de merkez üssü haline gelen New York eyaletinde Covid-19 vakalarında önemli düşüş olsa da Texas, Florida, Arizona, Alabama, Kuzey Carolina, Güney Carolina, Oregon ve Nebraska eyaletlerinde rekor sayıda yeni vakaların görüldüğü açıklandı.
ABD’de virüs kaynaklı ölümler durdurulamıyor
Dünyada yeni tip korona virüs salgınında en çok ölümlerin yaşandığı ABD’de son 24 saatte 839 kişi daha virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Ülke genelinde 116 bin 825 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Harvard Küresel Sağlık Enstitüsü başkanı Ashish Jha, ABD medyasına yaptığı açıklamada, Eylül ayına kadar 200 binden fazla kişinin ölebileceğini söyledi.
Her gün 20 binin üzerinde yeni Covid-19 vakası tespit ediliyor
John Hopkins Üniversitesi verileri, ABD’de her gün yaklaşık 20 bin yeni Covid-19 vakasının doğrulandığını duyurdu. Arizona Sağlık Bakanlığı, devlet verilerine göre, eyaletteki vaka sayısının 25 Mayıs’tan bu yana iki katına çıktığını açıkladı. Teksas eyaletinde Covid-19 vakalarının ise yaklaşık yüzde 32 oranında arttığı belirtildi. Teksas eyalet sağlık kurulu başkanı Lina Hidalgo yaptığı açıklamada, “Yeniden açılmanın başarılı olması gerekiyor. Ama giderek bir felaketin uçurumuna yaklaştığımızdan daha fazla endişe duyuyorum. Daha fazla hastanelere yatış kaçınılmaz olarak daha fazla ölüm anlamına geliyor” dedi.
Dünya Sağlık Örgütü ( DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, ” Avrupa’da durumun iyileşmesine rağmen küresel olarak kötüleşti. Bu salgını tamamen yenmek için küresel dayanışmaya ihtiyaç olduğunu unutmamalıyız” dedi. Ghebreyesus, dünya çapında kaydedilen 5 bin 347 yeni ölümlerin 3 bin 681’nin Amerika kıtasında olduğunu açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü, şu anda dünyada araştırılmakta ve geliştirilmekte olan en az 136 Covid-19 aşısı çalışmasının olduğunu ve bu ilaçların en az 10’unun klinik deneylere tabi tutulduğunu açıkladı.
Vali Cuomo, “New York’ta son 24 saatte 42 kişi hayatını kaybetti”
New York Valisi Andrew Cuomo, ABD genelinde yeni tip korona virüsün (Covid-19) vaka oranının en düşük kaydedildiği eyaletin New York olduğunu açıkladı. Cuomo, düzenlediği basın toplantısında, New York’ta korona virüs vaka sayılarının, hastaneye başvuruların ve suni solunum cihazına ihtiyaç duyan hasta sayısının azalmaya devam ettiğini açıkladı. Cuomo,”Normalleşmenin başladığı ABD’de birçok eyalette yeni vakaların sayısı rekor seviyede artmaya başladı. Biz, ABD ve dünya genelinde kişi başına virüsün en hızlı yayıldığı eyalettik, şimdi ise ABD’de diğer eyaletlere göre enfeksiyon oranının en düşük olduğu eyaletiz. New York’ta son 24 saatte 42 kişi hayatını kaybetti” dedi.
New York eyaletinde vaka sayısı 402 bin 912 olurken, korona virüs salgını nedeniyle kentte 30 bin 824 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.
23 kilometre uzunluğu ile Türkiye’nin en uzun doğal plajı Karacabey Boğazı Plajı yeni normalleşme sürecinde hazırlıklarını tamamlayarak tatilcilerini bekliyor.
Türkiye’nin gözde sahilleri arasında bulunan ve 23 kilometre uzunluğu ile doğal sahiller arasında en uzun konumda yer alan Karacabey Boğazı Plajı’nda hazırlıklar tamamlandı. Sosyal mesafe kurallarına rahatlıkla uyulabilecek uzunlukta ve genişlikte olan plaja her sezon ilgi biraz daha artıyor.
Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan, “Her alanda sosyal mesafe Türkiye’nin gündeminde olan önemli konulardan bir tanesidir. İş, ev hayatı olsun, şehrimizde gezerken olsun, sosyal mesafeyi gözetmek gerekiyor. Bununla birlikte tatil anlayışımız da değişiyor. Burada da sosyal mesafeyi gözeterek bir tatil yapmanın sağlığımız açısında önemli unsur olduğu bilim adamları tarafından belirtiliyor.
Ben Karacabey Belediye sınırları içinde Yeniköy Boğaz olarak tabir edilen sahillerin uzunluğuna vurgu yapabilmek için merkezden longoz ormanlarına doğru kumun üzerinden tam 13 kilometre yürüyüş yaptım.
Bunun ikinci etabının da Kurşunlu yerleşim yöresine yapmayı düşünüyorum. Burası da yaklaşık 10 kilometre yapacak. Toplamda 23 kilometrelik sahil şeridinden söz ediyoruz. Pırıl pırıl kum ve denizden bahsediyoruz. Vatandaşlarımız Türkiye’nin neresinden gelirse gelsin, sosyal mesafeyi rahatlıkla sağlayacak tatil anlayışını bedavaya sunmak mümkündür. Ben sağlığına dikkat ederek tatil yapmak isteyen bütün vatandaşlarımızı Karacabey’in uzun sahillerini görmeye ve tatil yapmaya davet ediyorum” dedi.
Türk bilim adamları tarafından geliştirilen yeni bir sistem ile dünyada ilk defa UVC ışığı açıkken insanlar ameliyathane, yoğun bakım anjiyografi ve toplu alanlarda çalışıp gezebilecek. Korona pandemisi sürecinde ameliyathaneler de ve hastaneler de virüsün yayılmasının engelleyecek buluş ilk kez bir hastane de uygulanmaya başlandı.
Türk bilim adamları tarafından geliştirilen sistem ile dünyada ilk defa UVC ışığı açıkken insanlar toplu alanlarda çalışıp gezebilecek. InnowayRG bünyesinde çalışan
Prof. Dr. Ayhan Olcay, Prof. Dr. Serdar Baki Albayrak, Doç. Dr. Mehmet Faruk Aktürk, Onur Yolay, Mehmet Cengiz Akbülbül, Sinem Yetim tarafından geliştirilen Far-UVC isimli sistemle artık ameliyathane ve toplu yaşam alanlarında ultraviyole ışıkları kullanılabilecek. Böylelikle özellikle son dönemde tüm dünya ve ülkemiz de etkili olan Korona virüs salgınının bu tarz ortamlar da yayılmasının da önüne geçilmesi hedefleniyor.
Grup tarafından yapılan açıklamada “Far-UVC UVC ışığı açık iken altında insanların gezip çalışılabildiği ameliyathane, yoğun bakım, anjiyografi ünitesi ve toplu alan kavramı dünyada ve Türkiye’de ilk kez kullanıma giriyor. Far-UVC sisteminde konvansiyonel UVC lambalardakinden farklı dalga boyunda bir ultraviyole spektrumu kullanılmaktadır. Korona pandemisi başlangıcında konu üzerine çalışmaya başlayan ekipler sistemin uygulama, yerleştirme aşamalarını tamamladı ve insanlı ortamlarda kullanım aşamasına gelindi. InitusV ismini verdiğimiz sistemin son optimizasyon ve ölçümleri gerçek şartlar altında hastane ortamında yapıldı. Far-UVC teknolojisi, geliştirilen inovatif bir yaklaşımla insan bulunan ortamlarda kullanılmaya başlanacak. Üretilen inovatif yaklaşım ile dünyada ve Türkiye’de Far-UVC teknolojisi ilk kez Avrupa birliği ve diğer regülasyon kurumlarının şart koştuğu sınırlar içerisinde kullanılabilecek” denildi.
UVC ışınlarının Korona virüs türü olan Covid-19, birçok bakteri, spor, virüs üzerinde inaktive edici etkileri konusunda pek çok haber ve bilgi paylaşıldığı aktarılan açıklamada, “Mikroorganizmalar üzerinde birçok test ve deney yapılmış olsa dahi bugüne kadar kullanılan standart ultraviyole ışınları cilt kanseri, göz hasarı ve diğer başka sakıncaları nedeni ile canlı bulunan ortamlarda kullanılamamakta idi. Standart UVC lambaları mikroorganizmaları öldürmek için kullanılmakta fakat ortama insan girdikten sonra kapatılmaktadır. Ortamda bulunan enfekte kişiler ise Covid-19 veya diğer mikropları çevredekilere bulaştırmaktadır. Kullandığımız Far-UVC teknolojisi halen yoğun kullanılan UVC teknolojisinden farklı spektrumda ultraviyole ışınlar kullanmakta olup ilk etap hayvan ve sentetik insan derisi üzerinde yapılan denemelerde bu ultraviyole spektrumda cilt veya göz hasarı görülmemiştir.
Böylesine kıymetli ve acil ihtiyaç duyulan bir teknolojiyi rutin kullanıma sokmayıp binlerce insanın zarar görmesi ve dünyada toplu alanlarda hayat ve ulaşımın durması kabul edilebilir değildir” denildi.
“InitusV ile gündelik yaşamımız normale dönebilecektir”
Açıklamada devamla; “Geliştirdiğimiz UVC geçirmez tekstillerden üretilmiş tulum, ameliyathane hasta örtüsü, yoğun bakım hasta örtüsü ve UVC korumalı gözlük ile aktif UVC ışığı altında çalışılabilecek bir ameliyathane, anjiyo ünitesi, yoğun bakım, steril ortam ve toplu açık alan oluşturulmaktadır. Söz konusu inovasyon ile Far-UVC altında ameliyat, girişim ve hasta takiplerinin personel ve hastaya zarar vermeden güvenli bir şekilde yapılması ve bakteri virüslerin de ortaya çıktıkça (solunum, salgılar) hemen yok edilmesi ihtiyacının karşılanması sağlanmış olmaktadır. Far UVC teknolojisi hayvan deneylerinde güvenli bulunmuş olmasına rağmen UVC ile ilgili 1960’lı yıllardan gelen regülasyonlara uyum sağlamak için koruyucu tekstil ve gözlükle kombine edilmiştir. InitusV projesinde Far-UVC sistemini UVC geçirmez kumaş ve gözlük ile kombine ettiğimizde günümüz regülasyon otoritelerinin açık havada çalışan işçiler için önerdiği günlük maksimum UVC doz sınırları içerisinde kalarak kullanılmasını sağlamaktayız. InitusV sistemi hastanelerde enfeksiyon riski taşıyan yerlerde, toplu seyahat edilen, toplu bulunan ortamlarda Far-UVC’nin insan bulunan ortamlarda kullanılmasına müsaade edip enfeksiyon koruması sağlayarak bir devrim sağlamakta. InitusV ile ameliyathanelerde, yoğun bakım veya diğer riskli birimlerde Covid19 yayılımı engellenerek hem hastalar hem de sağlık personelleri korunabilecektir. Toplu alanlar ve seyahatlerdeki felç olmuş gündelik yaşamımız da normale dönebilecektir” denildi.
Denizin kıyıya yakın alanlarında, rastgele atılan plastik bardak, pet şişe ve maske gibi atıklar dikkati çekti
Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı sahilinde hafta sonu yoğunluğu yaşanıyor.
Hava sıcaklığının 25, deniz suyu sıcaklığının ise 24 dereceye ulaştığı Antalya’da, Konyaaltı sahiline gelenlerin kimi güneşlenip kitap okumayı tercih etti kimileri ise yüzerek eğlendi.
Salgın sürecinde, tedbirler kapsamında uzun süre kapalı kalan ve turkuaz rengi tertemiz sularıyla dikkati çeken Konyaaltı sahilinde, denizin kıyıya yakın bölgelerinde insanlardan kaynaklanan kirlilik dikkati çekti.
Plastik bardak, terlik, pet şişe ve maskelerin yer aldığı atıklar, denize yüzmek için gelenleri rahatsız etti.
Sahile gelenlerden Deniz Sarıgül, atıkları görünce çok üzüldüğünü, denizden çıktığını kaydetti.
Anıl Gülcan ise insanların temizlik konusunda daha duyarlı olması gerektiğini belirterek, “Atıklar rastgele atılmamalı. Yüzmek için geldik ama pislikleri gördük.” dedi.
Pandeminin çalışan bireyleri kapsayan araştırmanın sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, evden çalışan kişiler daha fazla kaygı ve stres altındayken, iş ve aile arasında da daha fazla rol karmaşası yaşadıkları ortaya çıktı.
Korona virüs nedeniyle değişen yaşam şekli, insanların psikolojisini etkiliyor. Bu doğrultuda Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (BAU-PAM) bünyesinde Psikoloji Bölümü Öğr. Üyesi Dr. Doruk Uysal Irak ve Psikoloji Bölümü lisans öğrencileri Beyza Dede ve Nehir Demir tarafından yürütülen araştırmanın sonuçları açıklandı. Araştırmada, çalışan bireylerin Covid19 Pandemisinde iş ve aile temelinde yaşadıkları rol karmaşası ve bu süreçte yaşadıkları psikolojik durumları ele alındı. 26 Nisan 2020 ile 6 Mayıs 2020 tarihleri arasında yapılan araştırmaya, 318 çalışan katıldı.
Evden çalışmak kaygıyı arttırıyor
Araştırmada katılımcıların yüzde 75’i aktif olarak çalışmaya devam ederken, bunların yüzde 52’sini evden, yüzde 47’sini ise iş yerinden çalışan kişiler oluşturuyor. Evde çalışanlarla iş yerine gitmeye devam edenler karşılaştırıldığında, evde çalışanların daha kaygılı oldukları ve işe gidenlere oranla daha fazla iş-aile rol karmaşası yaşadıkları ortaya çıktı.
Bu sonucun özellikle evden çalışan kişilerin yeni bir düzen oluşturmak durumunda kalmaları ve bu yeni duruma bağlı yaşadıkları farklı zorluklara bağlanabileceği ifade edildi. Yine evde çalışan bireylerin işle ilgili rolleri, her zamankinden farklı bir ortamda ve daha kısıtlı kaynaklarla yapmaya devam etmek zorunda kalmalarının da yaşadıkları kaygıyı etkilemiş olabileceği vurgulandı. Bu sonucun iş yeri rollerinin ev ortamında devam etmesi artan roller arası çatışmanın bir sonucu olabileceği belirtildi.
İş yerinden destek almayanlar duygusal tükenmişlik yaşıyor
Araştırmada çalışanların iş yerinden psikolojik destek alma konusuna da değinildi. Katılımcıların yüzde 60’ı destek alırken, bu uygulamanın genel olarak iş yeri tarafından çalışanın aranması, sağlıklarının sorulması, izin ve esnek çalışma desteğinin verilmesi şeklinde olduğu ifade edildi. İş yerinden destek alan çalışanların destek almayanlara oranla daha az stres ve daha az kaygı duydukları belirtildi. Bunun yanı sıra işyerinden destek almayan çalışanların evde daha yüksek düzeyde duygusal tükenmişlik yaşadığı ortaya çıktı.
Bekarlar daha çok stres altında
Kadın çalışanların da değerlendirildiği araştırmada şu sonuçlara yer verildi; yüzde 53 oranında kadınların yer aldığı araştırmada kadın erkek çalışanlar karşılaştırıldığında, kadınların erkeklere göre daha yüksek evde tükenmişlik yaşadıkları belirtildi. Ayrıca kadınların erkeklere kıyasla pandemi nedeniyle daha yüksek kaygı yaşadıklarını ifade edildi. Bunun yanı sıra, yüzde 58’i evli yüzde 59’u çocuk sahibi olan katılımcıların bekar olanların evli olanlara oranla daha stresli oldukları ve duygusal tükenmişliklerinin daha yüksek olduğu gözlemlendi. Yine bekar olan bireylerin evli olanlara göre duygu düzenlemede daha fazla zorluk yaşadıkları ve bunun da özellikle evli olanlara göre daha az destek alıyor olabileceklerine bağlandı.
Dünyayı sarsmayı devam eden koronavirüs pandemisi süreci, çiftlerin cinsel hayatını da etkiledi. Üro-Androloji Uzmanı Prof. Dr. Halim Hattat, pandemi döneminde sağlıklı bir cinsel yaşam için önerilerini sıraladı.
Uzmanlar, koronavirüs pandemisinde daha da artan hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, evden devam eden çalışma düzeni ve iş stresi ile hastalık kaygısı gibi nedenler cinsel performansın düşmesine neden oluyor.
Peki ne yapmalı?
Yaz aylarına girerken cinsel fonksiyonlarınızın tam güç çalıştığından emin olun. Sertleşme sorunu, erken boşalma, isteksizlik gibi şikayetler için hormonlarınızı, organınızın damar ve sinir yapısını inceleyen mini bir cinsel check-up yaptırın.
Cinsel isteksizliğiniz varsa kanda sabah 09.00 ile 11.00 saatleri arası testosteron eksikliğinizi kontrol ettirin. Testosteron düşüklüğü durumunda hormon takviyelerinden yararlanabilirsiniz. Eğer yaz tatiline çıkacaksanız tatilden 2-3 hafta önce bu kontrolü yaptırmak gerekir çünkü birçok hormon ilacının vücutta etki göstermesi için belli bir süre gerekir. Özellikle aşırı stresli, yağlı yiyecekler tüketen, sigara ve yoğun alkol kullanan, spor yapmayan erkeklerin bu kontrolü yaptırmalarında fayda var.
Sertleşme kalitesini arttırmak için şok dalga tedavisi gibi organınızın damarlarını yenileyen, hasarları onaran, sinir ve cilt dokusunu geliştiren tedavileri kür olarak deneyebilirsiniz.
Sertleşme ilaçlarını hekime danışmadan kullanmak tehlikeli olabilir. Hekimler kişiye özel doz ve kullanım şeklini belirleyerek ilacın güvenli şekilde kullanılmasını sağlar.
Organınızın kaslarını kuvvetlendiren çalışmalarla 2-3 haftada eski haline dönmesi sağlanabiliyor. Bu çalışmalar erken boşalma yaşayan erkekler için de öneriliyor.
Vücut yağ fazlalığı, sigara ve yoğun alkol tüketiminde cinsel bölgedeki lenf sistemi metabolizma artıklarını ve patojenleri filtre edemez. Bu nedenle ödem, toksinler ve atık maddeleri cinsel organdan temizleyen uygulamalar için doktora danışılabilir.
Diyabet, damar sorunları, enfeksiyonlar, aşırı stres gibi nedenlerle sorun yaşayan hastalarda ozon ve oksijen tedavileri ile cinsel bölgenin kanlanması sağlanabilir. Bu da performansı yine olumlu etkiler.
Organınızın hacim ve şekil bozuklukları için medikal tedaviler ve ameliyat seçenekleri var. Başarılı sonuçlar için önceden planlama yapın.
Erken boşalmada hem lokal ve sistemik ilaç seçenekleri hem de kendi kendine boşalma kontrolünü sağlayan uygulamalar var. Bunlar da erken boşalma sorununun ortadan kalkmasına yardımcı olabilir.
Cinsel aktivite performansı genel sağlıkla da yakından ilişkili. Yüksek kan şekeri, kolesterol, tansiyon, kalp sorunları, hormon dengesizlikleri, ağrılı hastalıklar, depresyon, kullanılan ilaçlar ve daha pek çok faktör performansı düşürebilir. Stresinizi yönetmeye, kaliteli uykuya, Akdeniz tipi beslenmeye ve düzenli egzersize özen gösterin.
Koronavirüs sonrası normalleşme adımları turizmde de hızla atılıyor. Ancak buna rağmen birçok seyahatseverin sağlık yönünden çekinceleri var. Bu noktada uzak rotalara gitmek yerine önce kendi yaşadığınız şehri keşfe çıkabilirsiniz. Türkiye’nin her şehrinde gezilecek onlarca yer bulunuyor. Özellikle de sarayları, camileri, müzeleri, tarihi evleriyle ünlü semtleri, alışveriş ve sanat merkezleriyle İstanbul, gezginlere birçok seçenek sunuyor.
Ulusal İktisadi Düşünce Kuruluşu (Ulikad) Başkanı Ömer Niziplioğlu da İstanbul’da yaşayan insanların önce kendi şehirlerini keşfe çıkmaları tavsiyesinde bulundu. Ancak Niziplioğlu, İstanbul’a turizmde kapsamlı bir dönüşüm yapılması görüşünde.
‘Çözümler üretilmeli’
İstanbul’un 3 büyük imparatorluğa başkentlik yapmış içinde deniz geçen iki kıtayı birleştiren birçok kültürü bünyesinde barındıran çok özel bir şehir olduğunu belirten Niziplioğlu, buna rağmen birçok değerli eseri kaybedildiğini yeniden kazanılması için çözümler üretilmesi gerektiğini söyledi.
Eyüp ve Balat’taki tarihi eser sayısının İtalya’daki Floransa’dan daha çok olduğuna dikkat çeken Niziplioğlu, “O bölgeler turizm kültür sanat eğlence bölgesi ilan edilmeli mesken imarı iptal edilmelidir. Yine aynı şekilde Haliç ve Beyoğlu’nun arka sokaklarında da bu mantıkla düşünülüp hareket edilmesi gerekir” dedi.
‘Bizim de Şanzelize’miz olur’
Tarihi Yarımada da birçok bölge istimlak edilip kaybolmuş dünya mirası eserlerinin gün yüzüne çıkarılması gerektiğini belirten Niziplioğlu’nun İstanbul için turizm önerileri şöyle: “İstimlak için imar transferi yöntemi kullanılmalıdır, yani tarihi yarım adadaki mülkünüz değeri kadar kanal İstanbul da yapılacak eş değer mülkle takas yapıla bilinir ve bu bölgeler eski şehirdeki eserleri yeniden yerinde yapılabilinir. Vatan ve Millet caddeleri de turizme kazandırılmalı eski köhne görüntüsünden kurtarılıp turizm amaçlı planlaması yapılmalıdır. Eğer bunu sağlarsak Fransa’daki Şanzelize Caddesi gibi popüler bir caddeye kavuşuruz.”
‘Gelirimiz artar’
Aynı şekilde bir çağı kapatıp yeni bir çağın başlamasına vesile olan tarihi surları da iyileştirilerek mizansenler eklenebileceğini belirten Niziplioğlu “Birçok dine ev sahipliği yapmış bu şehirdeki inanç eserlerini de bulup eski haline döndürmeliyiz eğer bunları yaparsak on milyarca dolar daha gelirimiz olur. Eski anıtları yerine aslına uygun olarak koymak şehrin zenginliğine önemli katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
İstanbul için bir diğer önerisinin ise Londra’daki Golden Eye Dönme Dolabı gibi bir dönme dolap yapmak olduğunu açıklayan Niziplioğlu, “Bunun için Taksim veya Boğaz hattı uygundur. Boğaz turunu çok daha iyi kullanmalıyız bu şehre en büyük değeri boğaz veriyorken birkaç niteliksiz gezi teknesine böylesine önemli konuyu teslim edemeyiz” ifadeleri kullandı.