Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 219

    Şebnem Bozoklu ve Meriç Aral’ın Sınır Tanımayan Mücadelesinde Dostluk Kazandı

    0
    Şebnem Bozoklu ve Meriç Aral'ın Sınır Tanımayan Mücadelesinde Dostluk Kazandı

    Şebnem Bozoklu ve Meriç Aral’ın Vodafone Red’in sınırsız uygulamalarını tanıtmak için sosyal medya üzerinden başlattıkları #SınırYok Challenge yarışması sona erdi. Ünlü oyuncular, kendi Instagram hesapları üzerinden gerçekleşen büyük finalde “Doğruluk mu, Cesaret mi” oyununu oynadı. Toplam 5 gün süren ve 43 bin izlenmeye ulaşan yarışmayı dostluk kazandı.

    12 Haziran 2020 – Ekranların sevilen yüzleri Şebnem Bozoklu ve Meriç Aral, Vodafone Red’in “Herkes yapar ama Red’li sınırsız yapar” mottosuyla sunduğu sınırsız uygulamaların tanıtımı için sosyal medya üzerinden giriştikleri mücadeleyi tamamladı. Kendi Instagram hesapları üzerinden #SınırYok Challenge hashtag’i ile paylaştıkları story ve post’larda sırasıyla yemek, spor, makyaj ve dans konularında birbirlerine meydan okuyan ünlü oyuncular, büyük finalde “Doğruluk mu, Cesaret mi” oyununu oynadı. Bozoklu ve Aral’ın toplam 43 bin izlenmeye ulaşan 5 günlük eğlenceli mücadelesini dostluk kazandı.

    Yarışmayı değerlendiren Şebnem Bozoklu, “Çok eğlenceli bir yarışmaydı. YouTube’dan sınırsız video izledik, WhatsApp’tan sınırsız görüntülü konuştuk. Yarışmamızı dostluk kazandı. Bizi takip edip beğenileriyle, yorumlarıyla, oylarıyla bize destek veren herkese ve bu güzel fırsat için Vodafone Red’e teşekkür ederiz” dedi.

    Meriç Aral ise “Çok eğlendik, çok keyif aldık. ‘Sınır Yok Challenge’ gerçekten de heyecan verici bir deneyim oldu. Bence de dostluk kazandı. Bizi takip eden herkesten çok güzel dönüşler aldık. Vodafone Red’e teşekkür ederiz” diye konuştu.

    Yanıt veremeyen, elma sirkesi içti

    Ünlü oyuncuların finaldeki “Doğruluk mu, Cesaret mi” oyununa ilgi büyük oldu. Birbirlerine zor sorularla meydan okuyan ikili, yanıt veremedikleri sorularda elma sirkesi içti. Meriç Aral’ın söylediği “Kim Bu Gözlerindeki Yabancı” ve “Sen Olsan Bari” şarkıları izleyicilerden tam not alırken, yaptığı macarena dansı da büyük beğeni topladı. Diğer yandan, “En beğenmediğin özelliğin nedir?” sorusuna “Telaşlı ve heyecanlı bir insan olmam, her şeyi çok kontrol etmem” diye yanıt vererek izleyiciden büyük sempati toplayan Şebnem Bozoklu, “en iyi icat nedir” sorusuna ise “fermuar” yanıtını verdi.

    Vodafone Red’de sınır yok

    Vodafone Red’in 4 farklı tarifeden oluşan yeni portföyünde WhatsApp, Facebook, Instagram, YouTube, Twitter, Spotify ve Facebook Messenger gibi en popüler uygulamalar sınırsız olarak ve hiçbir ek işlem yapmadan kullanılabiliyor. Red’liler, WhatsApp ve Facebook Messenger üzerinden sesli ve görüntülü aramalarını da sınırsız gerçekleştirebiliyor. Red’liler ayrıca, 23 Vodafone ülkesinde yaşayan sevdikleriyle hiçbir ek ücret ödemeden 120 dakika konuşabiliyor, yurtiçinde ise Vodafone’lularla ve sabit hatlarla sınırsız sesli görüşme yapabiliyor. Ayda 59 TL’den başlayan fiyatlarla sunulan yeni Red tarifelerinin internet içeriği ise 20 GB’dan başlıyor.

    Şeyma Subaşı, Çeşme’de Güneşin ve Denizin Keyfini Çıkarıyor!

    0
    Şeyma Subaşı, Çeşme'de Güneşin ve Denizin Keyfini Çıkarıyor!

    Şeyma Subaşı, İtalyan sevgilisi Guido Senia ile Çeşme’de güneşin ve denizin tadını çıkarıyor. Deniz sezonunu açan Subaşı, bikinili fotoğraflarını Instagram’dan paylaştı.

    Şeyma Subaşı, İtalyan sevgilisi Guido Senia ve kızı Melisa Ilıcalı ile birlikte Çeşme’deki yazlık evinde tatil yapıyor.
    Daha önce havuz başından fotoğraflar paylaşan Subaşı, havaların iyice ısınmasıyla birlikte deniz sezonunu da açtı. Subaşı plajda çekilen bikinili fotoğraflarını Instagram’dan paylaştı.

    Instagram’da 3,2 milyon takipçisi olan Şeyma Subaşı’nın paylaşımına hayranları beğeni yağdırdı.

    PLAJDA MİDYE DOLMA KEYFİ

    Şeyma Subaşı, İtalyan sevgilisi Guido Senia , plajda midye dolma keyfi yaparken ise hayranları tarafından görüntülendi.

    Subaşı, bu fotoğrafın ardından da Instagram hesabından hikayeler bölümünden midye dolmaların ve denizin yer aldığı bir fotoğrafı paylaştı.

    Eflani Tavuk Tiridi Tarifi

    0
    Eflani Tavuk Tiridi Tarifi

    Eflani Tavuk Tiridi Tarifi Nasıl Yapılır?

    İçindekiler;

    • 2 parça,600 gr, tavuk göğsü
    • 2 parça,900 gr, kemikli tavuk but
    • 1 adet,200gr, soğan
    • 2 diş sarımsak
    • 1 tatlı kaşığı tane karabiber
    • 6-7 tane yenibahar
    • 1 çorba kaşığı tuz
    • 4 dal taze kekik
    • 5 adet lavaş
    • 1,5 litre su
    • Sosu:
    • 3 çorba kaşığı tereyağı
    • 2 avuç ceviz
    • 1 silme çorba kaşığı toz kırmızı biber

    Tarifi;

    İkişer parça tavuk göğsünü ve kemikli tavuk budunu düdüklü tencereye koyun. Üzerine 1 çorba kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı tane karabiber, 6-7 tane yenibahar, kabaca doğradığınız 1 soğan, 2 diş sarımsak ve 4 dal taze kekik ekleyin. 1,5 litre soğuk su koyup düdüklü tencerenin kapağını kapatın ve yüksek ateşte pişirmeye başlayın. Tencerede basınç oluşup düdük kilitlenince altını kısıp yarım saat pişirin. Bu sırada 5 adet lavaşı rulo yapıp 3 parmak genişliğinde doğrayın. 2 avuç cevizi küp küp doğrayıp tavada yağlarını çıkarana kadar kavurun. Üzerine 3 çorba kaşığı tereyağı ekleyin. Yağ erirken 1 silme çorba kaşığı da toz kırmızı biber ekleyin ve karıştırarak kavurmaya devam edin. Yağ yanmayacak ama havalandırarak karıştırınca sakince karamelize olacak. Yarım saatin sonunda düdüklü tencerenin altını kapatıp basıncını alın. Sıcağı üzerindeyken tavukları çıkartıp lif lif ayırın. Bunu yaparken tavuğu bir çatalla tutup diğeri ile liflerine dik olarak çekerek kolayca ayırabilirsiniz. Tel tel ayırdığınız tavukları son bir kez tencerede kalan tavuk suyuna koyup ısıtın ve ardından süzün.Lavaşları rulo halinde teker teker tavuk suyuna bulayıp servis edeceğiniz tepsinin etrafına bir tur dizin. Ortasına didilmiş tavuk etlerini yerleştirin ve ardından kalan lavaşları da ıslatıp kule gibi tavuk etlerine yaslayın. Son olarak köpürttüğünüz cevizli tereyağını da gezdirince Eflani Tavuk tiridi emrinize amade.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: Koronavirüs Yaş Ortalaması Yeni Vakalarda 36, Vefatlarda da 71 Oldu

    0
    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: Koronavirüs Yaş Ortalaması Yeni Vakalarda 36, Vefatlarda da 71 Oldu

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısının ardından salgının Türkiye’deki seyriyle ilgili konuştu. “Kısıtlamanın bitmesi tehlikenin geçtiği anlamına gelmez” diyen Koca, koronavirüs yaş ortalamasının yeni vakalarda 36, vefatlarda da 71 olduğunu açıkladı.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

    Koca’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    Sizleri sağlık dileklerimle selamlıyorum. Haftalar boyunca kendilerini salgından korumaya çalışan büyüklerimizi, gençlerimizi, çocuklarımızı, insanlarımızı selamlıyorum. Hekimlerimize hemşirelerimize bütün sağlık personelimize özverili hizmet için bir kez daha teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Bizlerle gece gündüz mesai yapan bakanlık görevlilerimize sevgi ve takdirlerimi ifade etmek istiyorum. il sağlık müdürlüklerimizi, filyasyon ekibimizi gelinen nokta için kutluyorum. Devletimiz salgınla mücadelenin kahramanlarına gerekli imkanları sağladı. Cumhurbaşkanımızın şahsında devletimizin kurumları ve kabinemizin değerli üyelerine saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum. Son derece önemli bir nokta var. Sizlere teşekkürlerim tam bir zaferle sona ermiş, mutlak surette kazanılmış bir mücadelenin teşekkürü değil. Neticesi kuvvetle öngörülen bir savaşta birbirimize güç veren teşekkürlerdir.

    “KORONAVİRÜS KÖKÜ KAZANANA KADAR TEDBİRLER DEVAM ETMELİ”

    Koronavirüs sebebiyle ilgili kısıtları büyük oranda kaldırdı. Cumhurbaşkanımız önlemlerin, yeni durum kararları dünkü kabine toplantısı ardından açıkladı. Üzerinde durulan şart koronavirüsün kökü tamamen kazınana kadar hayatımızı maske, temizlik, sosyal mesafe ilkeleri içerisinde düzenlememiz şarttır.

    65 yaş üstü büyüklerimiz sabah 10 ile akşam 8 arasında dışarı çıkabilecektir. Bu grubun evde kalmasının sebebi Kovid19’a karşı ciddi dezavantaja sahip olmalarıdır. Kısıtın neredeyse tümden kalkmış olmasının anlamı dezavantajın ortadan kalkması değildir.

    “EVDE ALINAN SONUÇLAR DIŞARIDA TEDBİRLERE TAM UYUMLA SÜRDÜRÜLMELİ”

    65 yaş üstü büyüklerimize sokağa çıkma yasağı konmadan önce vakaların yüzde 15,7’si bu yaş grubundandı. Sokağa çıkma yasağından sonra bu oran yüzde 7,5’a düştü. Hastalığa yakalanma oranı yaklaşık yüzde 50 oranında azalmıştır. Evde kalarak elde edilen bu sonuçlar dışarıda tedbirlere tam uyumla sürdürülmelidir.

    Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan kararlarla 18 yaş altı kısıtlamaların tümü kaldırıldı. Başta çocuklarımız olmak üzere hastalığı belirtisiz taşıyan, bulaştırıcılıkta potansiyeli olan gruptur. Vaka sayımızın, kayıplarımızın azalması gençlerimizin ve fadekar vatandaşlarımıza bağlıdır. Umarım gençlerimiz ve büyüklerimiz bu serbestliği hem bir hak hem hak edilmiş teşekkür olarak görürler umarım.

    “ÖRNEK GENÇ MASKESİNİ TAKAN GENÇTİR”

    Sevgili gençler salgın döneminde genç olmak kabahat değildi. Belirti göstermeden virüsü taşıma potansiyeli taşımanız maalesef evlerde kaldınız. Güç de mesuliyet de artık sizde. Bu günlerin örnek genci maskesini takan, mesafesini koruyan gençtir.

    Kıymetli büyüklerim evde kaldığınız günler boyunca riskten uzak kaldınız. Şimdi serbestlik gelmiş olması riskin kalktığı anlamına gelmiyor. Günde 10 saat olan serbest zaman hakkınızı ihtiyatlı bir şekilde kullanabilirsiniz. Sizden ricam evden geçen günleri riske atmamanız. Lütfen büyüklüğünüzü göstermeye devam edin.

    “BU SINAVIN FİNALİNE HAZIRLANMALIYIZ”

    Bu sınavın finaline hazırlanmalıyız. Tedbirler konusunu layıkıyla uygulamakta her ne kadar bazı sorunlar yaşasak da iyi çalıştık. Şimdi hastalıktan kendimizi nasıl koruyacağımızı son derece iyi biliyoruz. Kontrollü sosyal hayata uyarak aktif mücadeleye geçtik. Ekonomik, sosyal, kültürel hayata katılarak işimize dönerek başladık. Koronavirüs maskesi ve koronavirüs riskine 1,5 metre mesafe tedbirden biri tek başına yeterli değildir. İki tedbir birlikte tam tedbirdir.

    Bir üçüncü husus var. El temizliğine normalden fazla önem gösterilmelidir. Virüs bazı yüzeylerde bir müddet canlı kalabildiği için ağza ve burna dokunulduğunda bulaş olabilir. Evimizin dışındaki her ortamda virüsten korunmanın çaresini zikrettiğimiz bu tedbirlerde arayalım.

    Avrupa ülkelerine kıyasla en az kısıtlama, can kaybı ve ekonomik sıkıntıyla atlattığımız malumunuzdur. Kısıtlamaların kalkmasının zemini sağladığımız başarıdır. Başta pandemi hastanelerinde olmak üzere tüm hekim arkadaşlarım, sağlık çalışanlarımız, bilim insanlarımız, salgınla mücadelenin tüm mensupları şimdi sizden iyi haberler bekliyorlar. Onlar için maske, mesafe kurallarına, tedbirlerine uymanızdan daha güzel bir haber ve teşekkür yoktur.

    Hayatlarını feda eden dünya çapında bilim insanları, hocalarımız, hekimlerimiz, hemşirelerimiz olduğunu unutmayalım. 5 bine yakın insanımızın salgın nedeniyle aramızdan ayrıldığını unutmayalım.

    10 gün önce başlayan normalleşme süreci sağlık alanı başta olmak üzere çok geniş alanı içeren, büyük önem arzeden süreçtir. Dünya çapında salgın insanların evlerine kapanmasına yol açmakla kalmadı. Eğitim, ekonomi, kültür hayatına darbe vurdu. Türkiye bu süreci en az hasarla yaşayan ülkeler arasında.

    Tedbirlere uymayın, normalleşme sürecini kurallara uyarak geçirmenin önemi bu bakımdan büyüktür. Tedbirlere uymak devletimize, milletimize karşı birer ödevdir. Normale dönüşün geri dönüşsüz olmasını sağlarsak daha mutlu bir ülke olacağız.

    “VAKA SAYISI DÜNE GÖRE DAHA DÜŞÜK”

    Kontrollü sosyal hayatın amacı geriye dönüş yolunu kapatmaktır. Bu hayat tarzından taviz vermeyelim. Normalleşme sürecinde kılavumuz riskin devam ettiği gerçeğidir. Son vakayı en kısa zamanda görmek tedbirlere uyumla mümkündür. Önümüzdeki hafta dünya genelindeki seyrini size anlatmaya çalışacağım, genel bir değerlendirme yapacağım. Bugünün vaka tablosunu vermek istiyorum. Bugünkü toplam vaka sayımız 922. Düne göre bir düşüş olduğunu söyleyebilirim. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 17. Düne göre biraz daha düşüş sözkonusu. İyileşen vaka sayımız 2 bin 241, toplam test sayımız 26 bin 521. Yoğun bakımda tedavisi devam eden hasta sayımız 631. Bugün itibarıyle entübe edilen, cihaza bağlı olan hasta sayımız düne göre düşüş içinde 280.

    “YAŞ ORTALAMASI YENİ VAKALARDA 36, VEFATLARDA 71”

    Yaş ortalaması yeni vakalarda 36, vefatlarda 71. Biz Türkiye olarak 65 yaş üstü kısıtlamadan son derece büyük fayda gördüğümüzü söylemek istiyorum. Halen 65 yaş üstü ve kronik hastalıklara özel önem vermiş olmamızın elde ettiği başarıyı DSÖ yeni fark ediyor. Maske kullanımının tanımlamasında ilk defa 65 yaş üstü ve kronik hastalar için kullanılması şeklinde kullanmaya başladı.

    “ORTA ANADOLU, DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU’DA VAKA SAYILARINDA KISMİ ARTIŞ VAR”

    “Genel olarak söylemem gerekirse özellikle vaka sayısının yüzde 60 oranında olduğu İstanbul’u biliyoruz. İstanbul, İzmir gibi illerimizde vaka sayılarının daha azaldığını, hastane yükünün de azalmaya doğru gittiğini, ub illerimizde daha kontrollü olduğunu söyleyebilirim. 1 Haziran sonrası Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kısmi bir artışın olduğunu söyleyebiliriz. Bu hareketliliğin getirdiği, maske, mesafe konusunda hassasiyet göstermememizin bir sonucu. Diyarbakır’da son 3-4 gündür yükseliş içinde. Burada da genel bir artıştan öte kültürel, sosyal etkinliklerde artışın daha fazla olduğunu görüyoruz. Buralarda özellikle filyasyon çalışmalarını yoğunlaştırmış durumdayız. Vatandaşımızın daha hassas davranmasını, tedbirler için katı davranması gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Ankara için de bir yükseliş söz konusuydu, bugün itibariyle düşüşe geçmiş oldu. Konya’da bir fabrika ve iki yerleşim yerinde yapılan tarama sonrası yükseliş olduğunu gördük, bugün itibariyle düşü olduğunu gördük. Sosyal kültürel ve benzeri durumlarda mutlaka mesafe ve maske kuralına, el hijyenini mutlak surette dikkat edilmesinin altını çiziyorum.”

    Demet Evgar, Kendisini İki Kere Sokan Arı İçin Şarkı Yazdı

    0
    Demet Evgar, Kendisini İki Kere Sokan Arı İçin Şarkı Yazdı

    Aynı günde hem dudağından arı sokan hem de merdivenden düşen Demet Evgar, hastaneden döndükten sonra eğlenceli bir video çekti. Oyuncu, Teoman’ın Rüzgar Gülü adlı şarkısını kendisini sokan arı için uyarlayarak seslendirdi.

    Başarılı oyuncu Demet Evgar, aynı günde hem iki kez arı tarafından sokuldu hem de merdivenden düştü. Başına gelen talihsizlikleri takipçileriyle paylaşan Evgar, arı soktuğu için şişen dudaklarıyla alay etti. Başarılı isim şimdi de kendisini sokan arı için şarkı besteledi.

    BAŞINA GELENLERİ TİYE ALDI

    Demet Evgar, dün sosyal medya hesabından paylaştığı videolarla, hem dudağından hem de ayağının üstünden sokan arıyı, hem de merdivenlerden yuvarlanıp düşmesini mizahi bir dille anlatınca Twitter’da TT listesinin ilk sıralarında yer aldı.

    “ARIYLA İNSANMIŞÇASINA ÖPÜŞMEYE BAŞLADIM”

    Arı soktuğu için hastaneye giden başarılı oyuncu, evine döndüğünde Teoman‘ın Rüzgar Gülü şarkısını kendisini sokan arı için uyarladı. Şarkı sözlerinde ise şu cümleler yer aldı: “Kır evinin verandasında küçük bir arıya rastladım. İnsanmışcasına öpüşmeye başladım. Ama bilmediğim bir şey vardı o insan değil bir arıydı. Poposundaki iğne artık dudağımdaydı”

    Güzel Kokmak İçin Parfüm Değil Deodorant Kullanıyoruz

    0
    Güzel Kokmak İçin Parfüm Değil Deodorant Kullanıyoruz

    Sebamed Deo tarafından yapılan deodorant tercihleri ve kullanım alışkanlıkları araştırması, güzel kokmak için parfüm değil deodorant kullandığımızı ortaya çıkardı.

    Dünyanın önde gelen dermokozmetik markalarından Sebamed uzmanlığıyla geliştirilen Sebamed Deo Türkiye’de yaptırdığı tüketici araştırmasıyla deodorant tercihleri ve kullanım alışkanlıklarına ilişkin ilginç sonuçları gözler önüne serdi. Araştırma, tüketicilerin güzel kokmak için parfüm değil deodorant kullandığını ortaya çıkardı. Araştırmaya katılanların yüzde 27’si deodorantı parfümün yerine ikame ürünü gibi gördüğünü ifade etti. Katılımcılar günlük hayatta her gün parfüm kullanmaya ihtiyaç duymadıklarını, ter kokmamanın asıl hedef olduğunu yani deodorant kullanmanın bir zorunluluk olduğunu belirtti.

    Alüminyum içermeyen deodorantlar tercih sebebi

    Araştırma, Türk insanının deodorantı doğru şekilde kullandığını da ispatladı. Katılımcıların yüzde 51’i deodorantı koltuk altına, yüzde 37’si hem koltuk altına hem kıyafetine uyguladığını söyledi. Katılımcıların yüzde 75’i deodorantı sabah güne başlarken, yüzde 59’u ise duştan sonra kullandığını söyledi. Sebamed Deo’nun araştırması, Türk insanının deodorant satın alırken cilde zarar vermeyen ürünleri tercih ettiğini de ortaya koydu. Araştırmaya katılanların yüzde 35’i alüminyum içermeyen deodorantları tercih ettiğini ifade etti. Deodorant satın alırken dikkat edilen diğer en önemli özellikle ise ter kokusunu önlemesi, etkisinin uzun süre kalıcı olması ve kokusu oldu.

    Ter kokusuna karşı korunurken sağlığınızdan ödün vermeyin

    Sebamed Deo’un alüminyum tuzu, alkol, koruyucu ve boya içermeyen Aerosol Deodorant’ı da terlemeye engel olmadan ter kokusuna karşı etkin koruma sağlıyor. 5.5’lik pH değeri cildin doğal koruyucu bariyerini destekleyen Sebamed Deo Aerosol Deodorant, aloe vera ile tazelenmenizi de sağlıyor. Sebamed Deo Aerosol Deodorant, ter kokusuna yol açan bakterilerin çoğalmasının önüne geçiyor. Etkinliği ve cilde uyumu klinik olarak test edilen SebamedAerosol Deodorant’ın Fresh ve Hassas Balsam olmak üzere iki seçeneği bulunuyor.

    Sebamed Hakkında

    Dünyanın önde gelen dermokozmetik markalarından biri olan Sebamed, Türkiye’de de dermokozmetik denilince ilk akla gelen marka. Alman Sebapharma Laboratuvarları’nda geliştirilen formüller, sağlıklı cildin sahip olduğu pH 5.5 değerini bozmadan cildi temizleyen ve besleyen cilt bakım ürünleri sunuyor. Yüksek etkinliği ve cilde uyumu 120’den fazla bilimsel test ile kanıtlanan Sebamed, Türkiye’de dünyanın önde gelen sağlık ürünleri şirketi Perrigo tarafından temsil ediliyor.

    Perrigo Hakkında

    1887 yılında kurulan dünyanın önde gelen kişisel bakım ve sağlık ürünleri şirketi Perrigo, Türkiye’de 2009 yılından beri faaliyetlerini sürdürüyor. Dermokozmetik, kilo kontrolü, bit tedavisi, el ve ayak sağlığı, deodorant, depilasyon, gebelik testi, tansiyon ölçüm cihazları kategorilerinde faaliyet Perrigo Türkiye’nin bünyesinde Sebamed, Bio-Oil, Paranit, Predictor, XL-S, Vectavir, Gvyna, Deotak ve Omron gibi çoğu kategorisinde lider markalar bulunuyor.

    Aynalara Küs Kadın Kalmayacak

    0
    Aynalara Küs Kadın Kalmayacak

    Aynaya baktığında kendi vücudunu ve siluetini beğenmeyen kadınların sayısı azımsanmayacak kadar fazla… Spor, sağlıklı beslenme, düzenli bir hayat yaşamak da bazen istenen sonucu elde etmek için yeterli olmayabiliyor. Özellikle bu aylarda bölgesel yağlardan kurtulmak, daha fit, daha sıkı bir vücuda sahip olabilmek için hızlı ve sağlıklı sonuç verecek, aynı zamanda güvenli uygulamaları radarımıza alıp, incelemeye başlarız.

    Bu arayışlarınıza son verecek, uygulatan kişilerin sonuçlarından memnun kaldığı bir uygulama ile sizi tanıştırmak istiyoruz: Neslim Güngen Zayıflama Protokolü. Neslim Güngen Güzellik Merkezleri’nde uygulanan Neslim Güngen Zayıflama Protokolü ile bu yaza bölgesel fazlalıklarınızdan kurtulup, zayıf ve fit girme hayaliniz gerçek olacak. Adı daima sektöre getirdiği yenilikler, öncü kişiliği ve sektöre kazandırdığı yeni uygulamalar ile anılan Uzman Estetisyen Neslim Güngen tarafından Türkiye’ye getirilen Brezilya menşeili Bothanica Mineral ürünleri ve Lipones cihazının kombinlenerek uygulandığı bu zayıflama, sıkılaşma ve incelme protokolü ile ilgili her şeyi bültenimizde bulabilirsiniz.

    Neslim Güngen Zayıflama Protokolü iki aşamadan oluşan bir kombine sistemdir.

    Bu protokolle çok etkin sonuçlar elde edilmesi, Neslim Güngen’in Brezilya’da oldukça köklü bir firma olan Bothanica Mineral’den ithal ettiği ortomoleküler ürünlerin kişiye özel karışımlar hazırlanarak, doğru cihazlarla kombinlenmesiyle mümkün olmaktadır.

    • Aşama: Ultrasonik ses dalgalarıyla yağ hücrelerini parçalayan Lipones cihazı ile ortomoleküler ürünler kullanılmaktadır. Uygulamayı ultrason jeli yerine kişinin ihtiyacı göre ortomoleküler ürünlerle hazırladığımız özel karışımlarla yapılır. Bu yöntemle cihazın etkinliğini arttırarak daha fazla yağ hücrelerinin parçalanmasını sağlanırken, metabolizmanın uyarılması için gerekli olan önemli maddelerin de vücuda işlemesi sağlanır. Bu işlem yaklaşık 30 dk sürer.
    •  Aşama: Lipones cihazından sonra yağ yakıcı, vücut ısısını arttırıcı, detoksifikan etkileri olan ortomoleküler ürünlerin kullanıldığı detoks programı uygulanır. 2 adet Bothanica Mineral takviye ürünü ile birlikte yine kişinin ihtiyacına göre ortomoleküler ürünlerle birlikte hazırlanan özel karışım, vücudun belirli bölgelerine sürülür, sauna veya buhar banyosuyla desteklenir.

    Sonuç olarak, uygulanan detoksifikasyonla vücuttan toksik maddeler uzaklaştırılırken kan ve lenfatik dolaşım düzenlenerek daha iyi hücrelerdeki oksijen miktarının artması sağlanır. Metabolizmanın hızlanmasıyla yağ yakımı artar, bağ dokusunu oluşturan hücreler beslenerek sıkılaşma sağlanır. Uyguladığımız bu yöntemle tüm vücutta incelme ve sıkılaşmada daha ilk seansta ölçümle ve gözle görülür sonuçlar elde edilmektedir.

    LIPONES NASIL ÇALIŞIR?

    LipoNes, vücudun tüm bölgeleri için kalıcı yağlardan kurtulmak için ameliyatsız yeni bir çağ teknolojisidir. Bu uygulamada yağ hücrelerini yakmak için ultrason enerjisi kullanılır. Kişinin metabolik yapısına göre sonuç veren ancak tek seansta bile işlem yapılan bölgede 2-2,5 cm incelme sağlayan LipoNes uygulamasından sonra kanama, kabuklanma olmaz, ağrısız ve acısız bir uygulamadır. İşlem süresi de uygulamayı cazip kılan bir araçtır. LipoNes uygulaması haftada 1 – 2 seans olarak toplamda 8-10 seans arasında uygulanır. Bölgesel yağlanma olan kol, karın, iç bacak, basen, bel çevresinde rahatça uygulama yapılır.

    Vücut kitle indeksi 30’un altında olan herkes LipoNes uygulamasını gönül rahatlığı ile yaptırabilir.

    Ortomoleküler ürün nedir?

    Vücutta doğal halde bulunan kimi maddelerin uygulamalarda kullanılması ile ortaya çıkan ürünler ve bu ürünlerin vücuda tatbik edildiği bir yaklaşımdır.

    Vücudun sistemlerinin sağlıklı bir şekilde görevlerini yerine getirmek için ihtiyacı olan vitamin, mineral, aminoasit ve antioksidan özellikli besinlerin etken maddelerinin bir araya getirilerek oluşturulduğu doğal ürünlerdir.

    Antioksidan özellikleri sayesinde vücuttaki serbest radikallerin, toksinlerin ve ağır metallerin atılmasını sağlarken, vücudun ihtiyacı olan vitamin, mineral ve eser elementlerin vücut içine alınmasını sağlayarak metabolizmanın genel olarak uyarılmasını ve dengelenmesini sağlar.

    Minik Eller Kod Yazıyor Projesi Ücretsiz Online Eğitimlere Başlıyor

    0
    Minik Eller Kod Yazıyor Projesi Ücretsiz Online Eğitimlere Başlıyor

    QNB Finansbank 2015 yılında kurduğu ve bu güne kadar 63 şehirde 530 binden fazla çocuğa ulaşılan, kodlamadan matematiğe, müzikten, dramaya kadar bir çok alanda eğitim ve burs desteği verdiği Minik Eller Büyük Hayaller platformunun 5. yılını kutluyor.

    QNB Finansbank, Minik Eller Büyük Hayaller platformunun 5. yılında Türkiye’de sosyal sorumluluk olarak öncülüğünü üstlendiği kodlama eğitimlerini tüm Türkiye’deki çocuklara ücretsiz ve sınırsız online platform ile açıyor. Habitat Derneği’nin de iş birliğiyle yürüttüğü “Minik Eller Kod Yazıyor Projesi”’nde tüm Türkiye’de 8- 12 yaş aralığındaki çocuklar www.minikellerkodyaziyor.com web sitesi üzerinden Scratch eğitimlerini online alabilecekler.

    Çocuklar 1 Haziran 2020 tarihinden itibaren www.minikellerkodyaziyor.com adresi üzerinden kodlama dili olan Scratch kod yazma eğitimi alabilecek ve yaratıcı kodlama yapabilecekler. Eğitim alabilmek için siteye www.minikellerkodyaziyor.com platformu üzerinden kayıt olunması ve giriş yapılması yeterli.

    8-12 yaş arası çocuklara kodlama eğitimi verilecek web sitesinde ilk etapta 23 adet eğitim videosu yer alıyor. Çocuklar ve veliler, kolayca kullanabilecekleri bir ara yüz ile hazırlanan web sitesindeki Scratch eğitim videoları ile tüm kodlama içeriğini alabilecekler.

    Bugüne kadar Minik Eller Kod Yazıyor projesiyle 24 şehirde 23 bine yakın çocuğa ulaşılarak 154 bin 184 saat kodlama eğitimi verildi. Proje kapsamında Adana, Adıyaman, Ankara, Antalya, Aydın, Bingöl, Çanakkale, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Isparta, İstanbul, İzmir, Kars, Kayseri, Kırklareli, Mardin, Ordu, Sinop, Tekirdağ, Tunceli, Trabzon ve Uşak illeri ziyaret edildi.

    Eğitimler sonrası Şubat ayında “Benim Şehrim” temasıyla Türkiye’de ilk kez düzenlenen Scratch Cup 2020’ye Türkiye’nin dört bir yanından 631 başvuru alındı. Çocuklar yarışmada, eğlenceli ve bir o kadar da yaratıcı oyunlarıyla katılarak kendi kodladıkları oyunları anlattılar. Scratch Cup 2021 için de hazırlıklar başladı.

    Eğitim İçerikleri;

    1.Scratch’e Kayıt Olma

    2.Kayan Yıldızlar

    3.Scratch Web Sitesi

    4.Scratch Ara Yüzü Farkı

    5.Pico Yürüyor

    6.Sohbet Şahane

    7.Karakterleri Canlandır

    8.Yön Tuşları ile Hareket Et

    9.Akvaryum

    10.Kedi Uçuyor

    11.Quiz

    12.Tercüman

    13.Pong

    14.Kalem Sekmesi

    15.Çokgen Çizim

    16.Havalı Çizimler

    17.Sepet

    18.Ses Düzenleme

    19.Çizim Editörü

    20.Piano

    21.Web Kamerası 1

    23.Web Kamerası 2 – Picoları Kurtarma

    23.İkiz Oluşturma

    24.Balerin

    Çocuklar, Pera Müzesi Sergilerini Rehberli Dijital Turlarla Keşfedecek

    0
    Çocuklar, Pera Müzesi Sergilerini Rehberli Dijital Turlarla Keşfedecek

    Pera Öğrenme, müzedeki etkinlikleri özleyen genç sanatseverler için bir dijital öğrenme programı hazırladı. Pera Müzesi koleksiyon sergilerini dijital ortamda rehber eşliğinde gezen 7-12 yaş grubu çocuklar, bu geziden ilhamla kendi eserlerini de üretecek. Etkinlikler 12, 19 ve 26 Haziran tarihlerinde Zoom Meeting uygulaması üzerinden ücretsiz gerçekleşecek.

    Pera Müzesi Öğrenme Programları

    Evde eğitim sürecinin devam ettiği bu dönemde, çocukların sanatla bağını sürdürebilmek için çevrimiçi ortamda takip edilebilen dijital programlar hazırladı.

    Dijital etkinliklere 679 kişi katıldı

    Beşiktaş, Beyoğlu, Esenyurt İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, İstanbul ve Muğla Harezmi Eğitim Modeli iş birliğiyle, çocuklara, öğretmenlere ve gönüllü eğitmenlere yönelik 17 çevrimiçi sergi turu ve etkinlik düzenleyen Pera Öğrenme’nin dijital etkinliklerine, Nisan ve Mayıs aylarında toplam 679 kişi katıldı.

    İş birliği kapsamındaki okul, belediye ve derneklerin dahil olduğu bu programın ardından Pera Öğrenme, 7-12 yaş arası tüm çocukları dijital turlara davet ediyor. Haziran ayı boyunca her cuma gerçekleşecek Dijital Öğrenme Programları, Zoom Meeting uygulaması üzerinden gerçekleşecek. Pera Müzesi’nin koleksiyon sergilerini rehberli dijital turla gezen çocuklar, etkinliğin ikinci bölümünde kendi yaratıcılıklarını ortaya koyacak. Haziran ayı boyunca Sarıyer Belediyesi Çocuk Meclisi, Sulukule Gönüllüleri Derneği, İstanbul Öğretmen Akademileri, İstanbul Gönüllüleri, Şişli Belediyesi, Kadıköy Belediyesi, Göztepe Gönüllü Evi ve TEGV ile iş birliklerine de devam edilecek

    Kaplumbağa severler ekran başına!

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu, “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar”sergisini ve Osman Hamdi Bey Bölümünü dijital ortamda gezen çocuklar, Osman Hamdi Bey’in ünlü eseri “Kaplumbağa Terbiyecisi”nden ilhamla kendi kaplumbağalarını çizecek. Etkinlikte, müzedeki eserleri ve yaratıcılarını daha yakından tanıma imkânı bulan minikler, kaplumbağa figürünün nasıl pratik bir şekilde resmedebileceğine ilişkin temel çizim yöntemlerini keşfederken, kendi yorumlarını kattıkları kaplumbağa resimlerinin birbirinden ne kadar farklı olduğunu da deneyimleyecek.

    Çocuklardan yeni fincan tasarımları

    Dijital öğrenme programının diğer etkinliği ise Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu’ndaki eserlerin sergilendiği “Kahve Molası” sergisinden yola çıkılarak kurgulandı. Rehberli dijital sergi turunun ardından çocuklar bu kez hayallerindeki kahve fincanlarını tasarlayıp bunları özgürce renklendirecek.

    Pera Müzesi Dijital Öğrenme Programları 12, 19 ve 26 Haziran tarihlerinde saat 16.00’da Zoom Meeting uygulaması üzerinden ücretsiz gerçekleştirilecek. Malzeme olarak renkli boya kalemleri ve kâğıdın yeterli olduğu etkinlik sırasında üretilen çalışmalar, #PeraÖğrenme etiketiyle sosyal medyada paylaşılacak.

    Etkinlik ücretsizdir, rezervasyon gereklidir. https://rezervasyon.peramuzesi.org.tr/rezervasyon/988

    Normalleşme Süreci, Ailede Çatışmalara Yol Açabilir mi?

    0
    Normalleşme Süreci, Ailede Çatışmalara Yol Açabilir mi?

    Haziran başından itibaren başlayan normalleşme sürecine uyumun herkesi farklı şekilde etkileyebileceğini belirten uzmanlar, bu durumun aile bireyleri arasında bile anlaşmazlıklara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Maske takmak, fiziksel mesafeyi korumak ve el hijyenine dikkat etmek gibi önlemlere devam edilmesini hatırlatan uzmanlar, bu önlemlerin kaygıyı azaltarak kişilerin kendini daha iyi hissetmesini sağlayacağını söylüyor.

    Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emre Tolun Arıcı, normalleşme sürecinde herkesin yaşadığı duygunun farklı olabileceğini söyledi.

    Kaygı azaldı, belirsizliğe tahammül ve dayanıklılık arttı

    Pandemi sürecinde insanlardaki kaygının azaldığına, belirsizliğe tahammülün ve dayanıklılığın arttığına dikkat çeken Arıcı, “Normalleşme sürecine kadar pek çok kişide ‘başlarda kaygılıydım ama şimdi alıştım’ cümleleri duyuldu. Bazı kesimler evde olmaktan memnunken, bazıları da biraz sıkıldığını dile getirdi. Bazı ailelerde iletişim arttı, çocuklar anne babaların evde olmasından memnun oldu. Dayanışma ve destek bireylere ve ailelere iyi geldiği gibi, bazı ailelerde çatışmalar belirginleşti ve büyüdü. Koronavirüs bir anda hayatlarda değişiklikler yaparken; insanların belirsizliğe tahammülü ve dayanıklılığı zamanla arttı” dedi.

    Normalleşme sürecinde ikilem yaşanıyor

    Haziran ayı başında geçilen normalleşme sürecini çerçevesindeki adımların pek çok kişide kaygı uyandırdığını ifade eden Arıcı, “Bu süreç sokakların kalabalıklaşması, restoran ve kafelerin açılması, şehir dışına çıkma kısıtlamalarının ortadan kaldırılması gibi birtakım değişiklikleri barındırıyor. Her ne kadar alışık olduğumuz durum bu olsa bile pek çok kişi için şu an kaygı uyandırıyor. Her yeni duruma geçiş endişe verebiliyor. Bunun en önemli sebepleri de, bu yeni durumda kişilerin kendilerini virüsten nasıl koruyacaklarından, önlemlerin yeterli olduğundan emin olamamaları, çevrede insanların önlem almadan aniden kalabalıklaşması, virüsün hızla yayılması veya adapte olmaya çalışırken iyi hissetmemek gibi korkularıdır. Bireyler, korunmaya devam mı etmeliyim yoksa uyum mu sağlamalıyım ikilemi yaşıyor” dedi.

    Bazı bireyler normalleşmeye hızlı adapte olabilir

    Herkesin normalleşme sürecinde farklı şekilde adapte olabileceğini kaydeden Arıcı, bu farklılığın aynı ailedeki bireyler arasında bile farklılaşabileceğini kaydederek sözlerine şöyle devam etti:

    Aynı ailede bir birey daha hızlı normalleşebilirken; diğer aile bireyleri için normalleşme zaman alabilir. Bu durum çatışmalara sebep olmamalı. Her birey için normalleşme sürecinde de adaptasyon farklı şekillerde olacaktır. Nasıl kısıtlanmalara alıştıysak, normalleşme sürecinde de zamanla endişeler yatışacaktır. Salgın bitmedi, tabii bunu unutmamak gerekir. Maske takmak, fiziksel mesafeyi korumak, el hijyenine dikkat etmek halen önemli. Bu önlemleri almak kendimizi, ailemizi ve diğer insanları koruyacaktır. Bu konuda uzmanların önerilerini takip etmemiz gerekmektedir. Bu şekilde sorumluklukları yerine getirmek hem kaygıyı yatıştıracak hem de mutlu hissetmeyi sağlayacaktır. Maske ile dolaşmaya ve mesafeli kalmaya alışabiliriz.”

    Pandemi her aileyi farklı etkiledi

    Türk halkının pandemi sürecinde birçok evreden geçtiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Emre Tolun Arıcı, “Virüsün yayıldığı dönemde hafta sonu tatillerinde evden çıkma kısıtlamaları getirildi ve gerekmedikçe evden çıkılmaması sağlandı. Maske takmak, daha sık el yıkamak, dezenfektan kullanımı, alışveriş sonrası eşyaların temizlenmesi gibi yeni alışkanlıklar hayatımıza girdi. Bu ilk dönem virüsü tanımadığımız, pandeminin ne olduğunu bilmediğimiz belirsizliklerin fazlaca olduğu bir süreçti. Aşırı kaygı ile gereğinden de fazla önlemler alan bir kesim olduğu gibi, durumu inkar eden kesimler de vardı. Evden de pek çok şeyi yapmanın mümkün olduğu, daha önce belki aktif olarak katılım sağlanmayan ev işleri, çocuk bakımı gibi pek çok işin yapılabileceği deneyimlendi. Ortak bir süreç de olsa pandemi her aileyi farklı etkiledi. Hastalanan, karantinada kalan, kayıpları olan, iş kaybı ile birlikte ekonomik kaybı olan aileler çok daha olumsuz etkilendi” dedi.

    Önlemler abartılıyorsa dikkat!

    Pandemi sürecinde olduğu gibi normalleşme döneminde de bazı aşamalara uyum sağlamakta zorluk yaşanabileceğine işaret eden Arıcı, “Örneğin kişiler iş yerine dönmek zorunda olduğu halde gidemeyebiliyor,dışarı çıkamıyor, çıkmak zorunda olduğunda aşırı kaygı hissedebiliyor ya da aşırı önlemler alabiliyor. Eğer bireyler kat kat maske takıyorsa, kollarını bantlıyor, tulum giyiyorsa, evde kalmasına rağmen sürekli evde el yıkama temizlik ile meşgulse dışarı çıkıp eve her döndüğünde önlem almasına rağmen ev kirlenmiş ve virüs bulaşmış gibi geliyorsa, cam açmak, balkona çıkmak, dışarı çıkmak düşüncesi çok korkutucu geliyorsa, korona haberleri duymak rahatsız ediyor, çarpıntı, ateş basması, nefes almada güçlük, uyku, iştah değişiklikleri varsa bu kişilerin psikolojik destek almasında fayda vardır” uyarısında bulundu.

    Psikiyatri hastalarında normalleşme daha zorlayıcı olacaktır

    Psikiyatri hastalarında normalleşme sürecinin daha zorlayıcı olabileceğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Emre Tolun Arıcı, “Anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk açısından değerlendirilmelidir. Ayrıca ailede ölümler, maddi kayıplar ve iş kaybı yaşamak, sağlık çalışanı olmak ve korona virüsüne yakalanmış olmak travma sonrası stres bozukluğu, depresyon gibi psikiyatrik durumların riskini artırabilir. Normalleşme süreci bu bireylerde daha zorlayıcı olacaktır” dedi.