Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 250

    Yağlı Ciltlere Özel Diyet ve Bakım Tüyoları

    0

    Yağlı bir cilde sahipseniz; parlama, genişlemiş gözenekler, sivilceler ve siyah noktalar gibi muhtemel cilt sorunları nedeniyle özel bir bakım rutinine ihtiyaç duyabilirsiniz

    Bakımın yanında cilt sağlığınızı destekleyecek şekilde cilt tipinize uygun beslenme alışkanlığı edinmelisiniz. Yağlı ciltlere özel diyet ve bakım tüyolarını İsveçli güzellik teknolojisi markası FOREO’dan dinleyelim

    Sağlıklı ve ışıltılı bir cilde sahip olmanın yolu, önce doğru beslenmeden, ardından da düzenli ve kişiselleştirilmiş bakım yapmaktan geçiyor. Yağlı, kuru, hassas ya da karma, her cilt tipinin farklı ihtiyaçları var. Bilhassa yağlı cildi olanların ekstra özen göstermeleri şart. Çünkü doğru bakım yapılmadığında aşırı salgılanan sebum yani yağ yüzünden gözenekler genişleyebiliyor. Siyah nokta ve sivilce oluşumuna neden olarak tıkanabiliyor. Yağlı cilde sahip olanların bir numaralı şikayeti olan parlama görüntüsü ise kaçınılmaz oluyor. İsveçli güzellik teknolojisi markası FOREO, yağlı ciltlere özel beslenme ve cilt bakım tüyoları paylaşıyor.

    Şeker ve kızartmadan uzak durun

    Eğer cildiniz yağlıysa rafine şeker içeren çikolata ve tatlılardan ve fazla yağlı olduğunu bildiğiniz tüm gıdalardan uzak durmalısınız. Yüksek glisemik indekse sahip gıdalar yağ bezlerinin daha fazla çalışmasına neden olarak cildinizdeki yağlanmayı artırır. Sohbet ederken çekirdek ya da kurabiye yemek, film izlerken patlamış mısır yemek gibi rutinlerinizi kendinize verdiğiniz haftalık hediyelere çevirin. Sofranızda A vitamini açısından son derece zengin ıspanağa, yumurta sarısı, mango, havuç, kuru kayısıya yer verebilirsiniz. A vitamini açısından zengin bir beslenme biçimi cildinizi yağlardan arındırarak daha duru görünmesine yardımcı olabilir. Haftada birkaç gün somon, uskumru, ton balığı gibi balıklar da tüketebilirsiniz. Sivilce sorunu yaşıyorsanız iltihabı yatıştıran meyve, sebze, fındık, ceviz, keten tohumu tercih edebilirsiniz. Yemeklerinizden sonra içeceğiniz yeşil çay, cildinizin daha sağlıklı görünmesine, metabolizmanızı da hızlandırarak kilonuzu korumanıza yardımcı olacaktır.

    Yağlı cilde su bazlı nemlendirme

    Daha bakımlı ve cazibeli görünmek için para ayırdığınız ürünler, eğer cilt tipinize uygun değilse cildinizin iyileşmesi bir yana daha da bozulmasına neden olabiliyor. Ciltte minik kraterler, kalıcı izler ve tahriş sağlayabiliyorlar. Bu nedenle öncelikle cilt tipinize uygun ürün seçmeli, ardından da bu ürünleri düzenli olarak kullanmayı ritüel haline getirmelisiniz. Her şeyden önce cildinizi temiz tutmalısınız. Cildinizin geceleri de sebum salgılamaya devam ettiğini unutmayıp cildinizi sabah ve akşam derinlemesine temizlemelisiniz. Ardından gözeneklerin küçülmesini sağlamak için tonik uygulayarak nemlendirmelisiniz.

    Yağlı cilde sahipseniz, “Cildim zaten yağlı” diyerek nemlendiriciyi kesinlikle ihmal etmemelisiniz

    Çünkü bunu dışarıdan fark etmeseniz de her cilt kurur ve siz nemlendirmediğiniz sürece kuruyan cildinizin yağ üretimi daha da artacaktır. Bu nedenle su bazlı bir nemlendiriciyle cildinize ihtiyacı olan nemi sağlayabilirsiniz. Ayrıca haftada en az iki kez peeling, bir kez maske ile cildinize derinlemesine bakım yapmanız sivilce, siyah nokta gibi ortaya çıkması olası problemlerin önüne geçmenize yardımcı olabilir. Makyaj yapıyorsanız gözenekleri tıkamayan, mümkünse organik ürünleri tercih etmeli, cildi adeta bir maske gibi örten makyaj malzemelerinden uzak durmalısınız.

    Kirden ve yağdan arının

    Sabah ve akşam bu bakım rutinini uygulamak kimilerimize uğraştırıcı ya da sıkıcı gelebiliyor. İşte tam da bu noktada FOREO’nun en yeni ürünü olan yüz temizleme ve sıkılaştırıcı masaj cihazı LUNA 3 imdadınıza yetişiyor. Derinlemesine bir cilt temizliği LUNA 3 ile sadece iki dakika sürüyor. Tıbbî silikon yüzeyi üzerindeki temas noktalarında yaydığı titreşimlerle cildinizi kir, yağ, makyaj kalıntıları ve ölü hücrelerden %99,5 oranında arındırıyor ve size pırıl pırıl, tazelenmiş bir cilt sunuyor. Normal, Karma ve Hassas cilt tiplerine uygun modeli bulunan cihaz antibakteriyel silikon yüzeyi sayesinde ultra hijyenik ve hipoalerjenik özelliğe sahip.

    Yağlı cilde sahip olanların kullanması için özellikle tavsiye edilen LUNA 3’ün Karma Ciltler için olan modeli; akıllı telefonlara indirilen FOREO For You uygulamasıyla senkronize edildiğinde kişiye özel bir güzellik koçu gibi çalışarak, cildinizin ihtiyaçlarını ve gelişimini takip ederek size özel kişiselleştirilmiş bir bakım rutini sağlıyor.

    Cildinizi temizledikten sonra günün yorgunluğunu sizden uzaklaştırmak, kaslarınızı dinlendirmek ve kendinize rahatlama fırsatı vermek için LUNA 3’ün masaj terapilerine başvurabilirsiniz. Göz, kontür, boyun ve ağız olmak üzere dört hedef bölgeye yönelik sıkılaştırıcı ve gençleştirici masajı terapisi sunan cihazın arka yüzeyi sayesinde sürekli kullandığınız krem ya da sebumların cildinize daha güçlü bir şekilde nüfuz etmesini sağlıyor ve ince çizgi ve kırışıkların görünümünü de yumuşatıyor.

    FOREO LUNA 3 yüz temizleme ve sıkılaştırıcı masaj cihazının Karma Ciltler için olan modeli Trendyolhepsiburadan11 ve Sephora e-mağazaları ve Sephora (Zorlu Center, İstinye Park, Capacity, Nişantaşı, İstiklâl Caddesi, Akmerkez, Cevahir, Kanyon, Vadi İstanbul, Bursa Korupark, İzmir Agora, Alsancak, Ankara CEPA, Antalya Migros, Terracity, Gaziantep Prime Mall) mağazalarında, Beymen e-mağazası ve Beymen (Zorlu Center, Suadiye, Panora) mağazalarında satılmaktadır.

    FOREO ürünleriyle ilgili daha ayrıntılı bilgi için www.foreo.com adresini ziyaret edebilir ya da pr@foreo.com adresine ulaşabilirsiniz.

    FOREO LUNA 3 için tavsiye edilen satış fiyatı 1.599 TL’dir.

    Yüz Germe Hakkında Doğru Bilinen 6 Yanlış

    0

    Sosyal medyanın etkisi estetik operasyonlara da yansıdı !

    Sosyal medyanın etkisi ve modern yaşamın yeni kuralları, hepimizin her zaman daha genç, sağlıklı ve bakımlı olmasını şart koşuyor neredeyse. Bu nedenle yüz gençleştirme işlemlerine yönelik ilgi de günden güne artıyor. Öyle ki araştırmalar, yüz germe operasyonuna sadece kadınların değil, erkeklerin de ilgisinin arttığını gösteriyor. Ancak tıptaki gelişmelere bağlı olarak birçok yeniliğin olduğu yüz germe operasyonlarındaki bilgimiz ne yazık ki yeterli değil. Bu da kişileri çeşitli yanlışlıklara sürüklüyor.

    Uzmanı Dr. Ozan Aslan

    Acıbadem Fulya Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Ozan Aslan, yüz germe işlemini “yüz ve boyundaki yıpranma, yaşlanma sonucu oluşan cilt sarkıklıkları ile ağız, burun ve göz çevresindeki çukurların iyileştirilmesi için yapılan cerrahi işlemler bütünü” olarak tanımlıyor. Dr. Ozan Aslan, sosyal medyanın yaygınlaşması ve kullanım şekline bağlı olarak insanlarda gelişen mutlak iyilik halinde olma gerekliliği duygu durumunun, tıbbi müdahale ve tedavi yöntemlerini değiştirdiği kanaatinde. Telefon filtrelerinin işlevsiz kaldığı gerçek hayatta insanlar tarafından sıklığı artarak talep edilen yüz gençleştirme konusundaki bilgi kirliliğine de dikkat çeken Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Ozan Aslan, yüz germe ve tazeleme uygulamaları hakkında doğru bilinen 6 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

    Yüz germe her yaşta yapılabilir: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Her ne kadar tıbbi müdahaleler yaşa değil meydana gelen bozulmaya göre planlansa da 30 yaşın altında yüz germe operasyonundan kaçınılması gerekiyor. 20’li ve 30’lu yaşlarda dolgu, botoks, antiaging ve mezoterapi uygulamaları gibi ‘minik dokunuşlar’ ile cerrahi operasyona olan ihtiyacın ertelenmesi gerektiğini söyleyen Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Ozan Aslan, “30’lu ve 40’lı yaşlarda da mini facelift ile kök hücre yağ enjeksiyonları birlikte uygulanarak derin plan yüz germe ihtiyacı ertelenebilir. Ancak yüz germe ihtiyacı olan hastalarda bu koruyucu girişimler fayda sağlasa da uzun ömürlü olamıyor” diyor. İleri yaş gruplarında ise anestezi ve cerrahi komplikasyon riskleri değerlendirilerek ameliyat süresinin daha kısa olduğu güvenli teknikler seçiliyor.

    Yüz yaşlanması deri sarkması sonucu oluşan bir hastalıktır: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Hücresel yaşlanma bir hastalık olmayıp genetik, çevresel ve ruhsal etkiler nedeniyle dokuların zaman içinde fonksiyon azalmasına uğradığı doğal bir süreç. Vücudumuzun en büyük organı olan derimiz de, bu yaşlanma sürecinden görünür şekilde etkileniyor. Yaşlanma ile yüz derisinde elastikiyeti sağlayan kolajen, elastin ve hyalüronik asit kayıpları yaşanıyor; hücre yenilenmesinde bozulma ile pigment birikimleri oluşuyor. Bunun sonucunda ciltte gerginlik kaybı, kuruluk, lekelenme ve pullanma görülüyor. Yağ dokusunda hacim kaybı sonucu çukurluklar oluşuyor. Kas örtüsündeki gevşeklik yüzünden ağız, burun ve göz çevresinde ince çizgiler, derin oluklar ve sarkmalar meydana geliyor. Kemik dokusunda görülen incelme iskelet çatının zayıflamasına ve sarkıklığın daha da artmasına sebep oluyor.

    Yüz germe operasyonu sadece kulak önündeki fazla deri alınarak yapılır: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Bu tekniğin uygulanmaya başlandığı ilk yıllarda sadece deri fazlalığına müdahale ediliyordu. Fazla deri kesilerek çıkarılıyor ve bu yolla cilt gerginliği sağlanmaya çalışılıyordu. Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Ozan Aslan günümüzde bu yöntemin yüzde meydana gelen bozulmanın derecesine bağlı olarak kök hücre tedavileri, yağ greftleri, sarkan kas örtünün askılanması gibi çok sayıda teknikle birlikte kullanıldığını belirtiyor. Bu sayede yüz germe operasyonundan çok daha iyi sonuçlar elde ediliyor.

    Botoks, dolgular ve lazer uygulamaları, cerrahi gerekliliğini ortadan kaldırır: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Günümüzde sık kullanılan hyalüronik asit dolguları ile cilt neminin artırılması, kısmi yağ dokusu kayıplarının gizlenmesi, botoks ile ince kırışıklıkların azaltılması, çeşitli enerji bazlı cihazlar ve mezoterapi uygulamaları ile cilt sıkılığının desteklenmesi, hücrese yenilenmeye destek olunması gibi yöntemler, ‘yıpranmış’ yüz görünümü için faydalı oluyor. Ancak bu yöntemler cerrahiye duyulan gereği ortadan kaldırmıyor, sadece bir süre erteliyor. Dr. Ozan Aslan, “Bu işlemler yaşlı yüz görünümüne sebep olan daha derin doku deformitelerinin ve ileri derece sarkıklıkların tedavilerinde cerrahinin yerini tutmuyor. Ancak cerrahiden önce ve sonra, destek tedavi olarak uygulanmaları sonucun kalıcılığına destek olur” diyor.

    Yüz germe sadece kadınlar içindir: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Eskiden erkek hastalar arasında çok yaygın olmayan kozmetik cerrahi giderek daha fazla erkek tarafından tercih ediliyor. Bu durum sosyal medyanın yaygınlaşması ve modern yaşam tarzının yeniden tanımlanmasına bağlı olarak cinsiyetten bağımsız bir şekilde “taze ve sağlıklı” görünme isteği ile eş zamanlı bir şekilde her geçen yıl artıyor.

    Yüz germe yaşlanmayı hızlandırır: YANLIŞ!

    DOĞRUSU: Nehrin akışının durdurulamaması gibi yaşlanma süreci de durdurulamıyor şüphesiz.Çünkü dokuların yaşlanması doğal bir süreç. Yüz germe operasyonlarında kullanılan teknikler ise yaşlanma sürecini durduramayacağı gibi hızlandırmıyor da. Bu işlemler deri ve deri altı dokuların sarkıklıklarını düzeltirken hücresel düzeyde kolajen üretimini uyardıkları, yapılan yağ enjeksiyonları ile yenilenme sürecini destekledikleri için cilt dokusunun daha canlı görünmesine katkıda bulunuyor. Dr. Ozan Aslan, “Hekimler olarak ortak hedefimiz, hatıralarımızın belgesi niteliğinde olan çizgilerimizi, özgün ifademizi değiştirmek değil, tıbbi bilgiler ışığında yaşlanma sürecinin başta yüzümüz olmak üzere tüm vücudumuzda oluşturduğu deformiteleri gerçekçi, sağlıklı ve güvenli bir şekilde düzeltmektir” diyor.

    Üstün Zekalı Çocuklar Diğer Çocuklardan İzole Edilmemeli

    0

    Son günlerde gündemde olan üstün zekalı çocuklara farklı eğitim modelleri uygulanması gerektiğini belirten uzmanlar, bu çocukların diğer çocuklardan izole edilmesinin ve onları yetişkin gibi büyütmenin doğru olmadığına dikkat çekiyor

    Uzmanlar, “Bu çocukların sosyal ortamdan kopmaları önlenmelidir” uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre, bu çocukların eğitimlerin içeriğinin çeşitlendirilmeli ve yaratıcılıklarını sürdürebilecekleri alanlara yönlendirilmeleri gerekiyor.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, üstün yetenekli çocuklara doğru yaklaşım modeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu

    Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, bazı çocukların doğuştan ortalama zekanın belirgin derecede üzerinde olan bilişsel bir yetenek ile doğduklarını belirterek “Üstün zekanın tanımı, çok fazla çeşitlilik göstermekle birlikte genellikle kabul edilen genel bilişsel işlevlerde ya da spesifik bir alanda üstün yeteneğe sahip olmaktır. Üstün zekalı bir birey matematik alanında yüksek düzeyde bir yeteneğe sahip olup dil becerilerinde aynı düzeyde başarı gösteremeyebilir. Genellikle üstün yetenekler bilişsel, yaratıcılık, sanatsal beceri, liderlik ya da spesifik akademik alanlarda kendini gösterir” diye konuştu.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi
    Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Emel Sarı Gökten

    Yaratıcı, meraklı ve geniş sözcük dağarcığına sahip çocuklar

    Bu özelliklere sahip çocukların genellikle yüksek muhakeme becerileri olan, yaratıcı, meraklı, geniş bir sözcük dağarcığına sahip ve güçlü bir hafızası olan çocuklar olduğunu kaydeden Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, “Genellikle mükemmeliyetçi olurlar ve otoriteyi sorgularlar. Bu özelliklerin yanında bazı üstün yetenekli çocuklar kendi akran grubu ile iletişim kurup sürdürmekte zorlanırlar. Çünkü sözcük dağarcığı, kişilik yapısı, ilgileri ve motivasyon düzeyleri açısından akranlarıyla büyük farklılıklar yaşarlar. Daha büyük çocuklar ve yetişkinlerle birlikte olmayı tercih ederler” diye konuştu.

    Diğer çocuklardan izole edilmemeliler

    Çocukların hepsinin farklı özelliklere sahip olabilir ve bu çeşitliliğin olumlu bir şey olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, üstün yetenekli çocukların diğer çocuklardan izole edilmemesi gerektiğine ve onları bir yetişkin gibi büyütmenin doğru olmadığını kaydetti. Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, şunları söyledi:

    “Ancak bu farklılıkları kabul etmek, sevmek ve çocuğun uygun bir ortamda büyümesi için gerekli şartları yerine getirmek gerekir. Tıpkı zeka geriliği veya öğrenme bozukluğu olan çocuklara farklı eğitim modülleri uygulanması gerektiği gibi üstün yetenekli çocuklara da özel eğitim programları uygulanmalı, aldıkları eğitimin içeriği oldukça çeşitlendirilmeli, yaratıcılıklarını sürdürebilecekleri alanlara yönlendirilmeleri gerekir. Diğer çocuklardan izole etmek ya da onları yetişkin gibi büyütmek doğru değildir.”

    Sosyal ortamdan kopmaları önlenmelidir

    Üstün zekalı çocukların genellikle ilgi duydukları belirli alanlar olabilidiğini ve tüm dikkatleri bu alanlar üzerinde yoğunlaşabildiğini ifade eden Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, “Onların ilgi alanlarına saygı duyarak hareket etmeli, ama bir yandan da sosyal ortamlardan kopmaları önlenmelidir. Farklı aktivite ve ilgilerden de keyif alabileceği ona gösterilmeli, tek bir alana sıkı sıkıya bağlı kalıp başka hiçbir şeyle ilgilenmemesinin önüne geçilmelidir. Çünkü bu çocuklar sevdikleri konulara aşırı odaklanıp sosyal ilişkilerden, akranlarından, eğlenecekleri başka birçok etkinlikten mahrum kalabilirler. Bu durum da çocuğun ruhsal gelişimini aksatıp ileride birçok farklı psikiyatrik bozukluğun gelişimine sebep olabilir ” uyarısında bulundu.

    İBB, İstanbulluları Tiyatroyla Buluşturuyor!

    0

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı’nın ücretsiz kültürel etkinlikleri devam ediyor

    Büyük şair Nazım Hikmet’in Kurtuluş Savaşın’da verilen mücadeleyi anlattığı “Kuvayi Milliye Destanı” ile, sevgi kavramını akıcı bir hikaye ile anlatan Ali Erdoğan’ın yazıp yönettiği ve oynadığı “Sevgiler Alıyorum Eskici” oyununun da yer aldığı 13 tiyatro oyunu kültür merkezlerinde ücretsiz olarak İstanbullularla buluşuyor.

    Program şu şekilde;

    27 Şubat Perşembe Saat 20.00

    Tuzla İdris Güllüce Kültür Merkezi’nde “Kuvayi Milliye Destanı”
    Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde “Muteber”
    Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde “Hayatım Roman”
    Esenler Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde “Yalan Dolan”
    Sultanbeyli Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde “Artist Pakize”
    Ümraniye Şehit Kaymakam Muhammed Safitürk Kültür Merkezi’nde “Ter”
    Sarıyer Kültür Merkezi’nde “Bir Kadın Uyanıyor”
    Başakşehir Kültür Merkezinde “Karahindiba”
    Yenibosna Dr. Enver Ören Kültür Merkezi’nde “Aynada Kırılan Kadınlar”
    Güngören Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde “Sevgiler Alıyorum Eskici ”
    Sancaktepe Eyüp Sultan Kültür Merkezi’nde “Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler”
    Şile Kültür Merkezi’nde “Yusuf & Yusuf”
    Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi’nde “Kim Var Orada? Muhsin Bey’in Son Hamleti”

    Çocuklar Marbotik ile Eğlenerek Öğrenmek için Marmara Park’ta Buluşacak

    0

    Marbotik interaktif öğrenme oyuncakları 29 Şubat – 1 Mart tarihlerinde eğlenerek öğrenmeyi isteyen çocukları Marmara Park’ta buluşturuyor.

    Özel eğitmenler eşliğinde farklı yaş gruplarına özel gerçekleştirilen akıllı sayılar ve akıllı harfler atölyeleri Marmara Park’ta minik ziyaretçilerini bekliyor.

    En keyifli etkinliklere ev sahipliği yapan Marmara Park, bu kez çocukların teknolojiye olan ilgilerini öğrenmeyle birleştiren Marbotik Çocuk Atölyesi düzenliyor

    29 Şubat – 1 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek etkinlik çerçevesinde Marmara Park, Montessori yönteminden ilham alarak tasarlanan Marbotik oyuncaklarıyla çocukları hem fiziksel hem dijital oyun oynamayı aynı anda deneyimlemeleri için bir araya getiriyor. Geleneksel ahşaptan üretilmiş sayıları, harfleri modern dokunmatik ekran teknolojisiyle bir arada kullanan Marbotik etkinliğinde çocuklar özel eğitmenler eşliğinde öğrenirken eğleniyor. 4-8 yaş arasında her çocuğun katılabileceği atölyeler, 13.00-17.00 saatleri arasında 5 seans halinde gerçekleştiriliyor. Marmara Park’a katılımın ücretsiz ve kontenjanlarla sınırlı olduğu Marbotik Çocuk Atölyesi’ne tüm çocukları davet ediyor.

    2. Küçük Hayaller Festivali 6-7 Haziran’da

    0

    2. Küçük Hayaller Festivali Hayalperest Çocuklarla Buluşmaya Hazırlanıyor

    Intown Dergisi’nin organize ettiği ilki çok ilgi gören hayalleri büyük kendileri küçük olan çocukların festivali “2. Küçük Hayaller Festivali”, 6-7 Haziran 2020 tarihlerinde Aden park Göktürk’te hayalperest çocuklarla buluşmaya hazırlanıyor.

    Çocukların hayal güçlerini geliştirmeyi amaçlayan festivalde çocuklar, oyun alanlarında eğlencenin sınırlarını aşarken festivalin etkinlik programında yer alan nitelikli atölyeler ile sanatsal yeteneklerini ve el işi becerilerini geliştirecek. Hayallerindeki mesleği keşfedebilecekleri etkinliklerin de yer alacağı festivalde atölyelerin dışında sahne şovları ve canlı performanslarıyla birlikte çocukların doğa yaşamını deneyimleyeceği etkinlikler gerçekleşecek.

    Doğanın içinde çocukların hayal dünyalarının kapılarını doğanın gücü ile birleştirecek olan Küçük Hayaller Festivali’nde ebeveynler içinse çocuk gelişimine yönelik uzmanların gerçekleştireceği söyleşiler yer alacak.

    6-7 Haziran 2020 tarihlerinde Adenpark Göktürk’te gerçekleşecek festivalin biletleri ise Biletix’te.

    Attraction Star Awards’tan Hupalupa’ya Ödül

    0

    Her Yaştan Ziyaretçiye Hitap Ediyor 

    Sanatın, modanın ve aile boyu eğlencenin Ataşehir’deki buluşma noktası Metropol İstanbul’un içinde yer alan Hupalupa, bu yıl 7.si düzenlenen “ATTRACTION STAR Awards 2020 – Eğlence & Rekreasyon Ödülleri”nde ‘’En Başarılı Temalı Kapalı Alan Eğlence Merkezi’’ dalında ödüle layık görüldü.

    Toplam yaklaşık 12 bin m2’lik kapalı alanda maksimum eğlence deneyimi vaat eden Hupalupa, her yıl Turex Fuarcılık tarafından sektörün en başarılı ürün ve projelerinin ödüllendirildiği, kendi sektöründe Türkiye’nin ilk ve tek yarışması olan “ATTRACTION STAR Awards 2020 – Eğlence & Rekreasyon Ödülleri” tarafından ödüllendirildi.

    ‘’En Başarılı Temalı Kapalı Alan Eğlence Merkezi’’ dalında ödüle layık görülen Hupalupa; Türkiye’nin Avrupa standartlarında, kapalı alandaki en büyük, en zengin parkurlu ve en yüksek performanslı trambolin parkı, 8 m’ye varan tırmanma duvarları, 2 katlı denge parkuru, son teknoloji ile sanal ve artırılmış gerçeklik alanları, özel ışıklandırmalı bowling salonu ve çocuklara özel dev kaydıraklı, özel trambolin alanlı, top okyanuslu softplay parkı Kidventure ile “eğlence” kavramını yeniden tanımlıyor.

    Çocuklar ve aileler beraber eğleniyor

    Çocuklar ve ailelerin beraber eğlenebileceği, günümüz metropol şehir hayatı içinde, en çok arzu edilen “birlikte vakit geçirme ve eğlenme” teması üzerine hizmet veren Hupalupa, sadece İstanbul’un değil, yakın şehirlerin de gözbebeği. Her yaştan ziyaretçiye hitap eden, aile boyu eğlence ve aktivitenin Ataşehir’deki merkezi konumundaki Hupalupa’da eğlence, performans, adrenalin odaklı zengin oyun parkurlarının yanı sıra, Break Zone Restoran ve Coffee Zone alanları, Hupalupa Store, Doğum Günü Parti ve atölye odaları, Hupalupa Sahne gibi noktalarda sınırsız ve kesintisiz sosyal aktiviteler misafirleri bekliyor.

    Şaşılık Problemi Genetik Olabilir

    0

    Erken teşhis ve tedavi ile başarılı sonuçlar alınıyor

    Her iki göz ekseninin paralelliğinin bozulması, aynı noktaya bakamaması durumu şaşılık olarak adlandırılıyor. Şaşılığın çocuklarda sık görülen bir problem olduğunu söyleyen Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Doç. Dr. İlke Bahçeci Şimşek, erken teşhis ve tedaviyle başarılı sonuçlar alındığını da sözlerine ekliyor.

    Uzm. Doç. Dr. İlke Bahçeci Şimşek
    Uzm. Doç. Dr. İlke Bahçeci Şimşek

    Şaşılık problemi bebeklikten erişkinliğe dek her yaş grubunda görülebiliyor. Çocukların yaklaşık %4’ünde görülebilen şaşılıkta genetik de etkili olabiliyor. Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Doç. Dr. İlke Bahçeci Şimşek, şaşılığın sadece annede babada değil, daha uzak akrabalarda olmasının da önemli olduğunu işaret ediyor ve bütün çocukların bir yaşından önce mutlaka göz hekimi tarafından kontrol edilmesinin önemli olduğunu vurguluyor.

    Göz tembelliğinin şaşılık dışında sebepleri vardır

    Şaşılık problemi özellikle okul çağı çocuklarında dış görünümle ilgili olumsuzluklara yol açtığı için psikolojik sorunlara da neden olabiliyor. Bu nedenle çocuklar okul çağına gelmeden bu problemin çözülmüş olması önem taşıyor. Gözde kayma olduğunda beyinde iki farklı görüntü ortaya çıkacağından, beyin gözlerden gelen görüntüyü baskılıyor. Bu da o gözde sağlanan görüşte azalmaya sebep olarak göz tembelliğine yol açabiliyor. Göz tembelliğinin şaşılık dışında sebepleri de olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Göz Merkezi’nden Göz Sağılığı ve Hastalıkları Uzm. Doç. Dr. İlke Bahçeci Şimşek, şu bilgileri veriyor: “Bunlar tedavi edilmemiş yüksek hipermetrop, astigmat, iki göz numarası arasındaki farkın çok yüksek olması, doğuştan katarakt, doğuştan göz kapağının düşük olması, bir gözün uzun süre kapalı tutulması gibi durumlardır. Gerekli tedavinin erkenden yapılması ile göz tembelliği önlenebilir.”

    Gözdeki her kayma şaşılık değil

    Bebeklik ve çocukluk döneminde olan kaymaların bir kısmı “yalancı kayma” olarak isimlendiriliyor. Yalancı kayma, göz kapaklarının ve burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltıcı bir görünüm olduğunu aktaran Yeditepe Üniversitesi Göz Merkezi hekimi Doç. Dr. İlke Bahçeci Şimşek, sözlerine şöyle devam ediyor: “bu durumda mutlaka bir göz doktoruna başvurmak gerekiyor. Aynı gözün devamlı olarak kayması görmenin o gözde daha az olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ebeveynler, bebeklerde ve çocuklarda tek gözde kayma gördüğünde göz hekimine başvurmaları gerekiyor.”

    Cep telefonu , tablet ve bilgisayar göz bozukluğuna yol açabiliyor 

    Teknolojik cihazların kullanımı göz bozukluğu için bir risk oluşturabiliyor. Çocukların cep telefonu, tablet, bilgisayar gibi cihazlara uzun süre bakmalarının miyopi denilen göz bozukluğunun ilerlemesini arttırdığını belirten Doç. Dr. İlke Bahçeci Şimşek, son yapılan bilimsel çalışmalarda miyopi ilerlemesini engelleyen en önemli faktörün gün ışığında çocuğun oyun oynaması olduğu kanıtladığı bilgisini veriyor.

    Şaşılığın tedavisi kaymaya göre değişiyor 

    Göz kaymaları öncelikle gözlük ve bir gözün kapatılması ile tedavi edilmeye çalışılıyor. Kaymaların önemli bir kısmı bu iki basit yöntemle düzelebiliyor. Bu yöntemlerle tedavi edilmeyen kaymalarda zaman kaybetmeden cerrahi yöntemlere başvurulması gerekiyor.

    Şaşılığın cerrahi tedavisi kaymanın yönüne ve derecesine göre değişiyor. Göz kası üzerinden ufak bir kesi yapılarak kaslara ulaşılıyor ve şaşılığın tipine göre kaslarda çeşitli pozisyon değişiklikleri yapılabiliyor. Gerektiği durumlarda iki göze birden müdahale ediliyor. Erişkinlerde lokal anestezi ile şaşılık ameliyatları yapılabilse de çocuklarda mutlaka genel anestezi yapılması gerekiyor. Aynı gün hastaneden taburculuk yapılıyor. Hasta bir-iki gün içinde normal aktivitelerine dönebiliyor. Ameliyat sonrası gözde hafif bir kızarıklık olabileceğinden bir hafta göz damlaları kullanılması gerekebiliyor. Hasta okula ya da işine bir hafta içerisinde geri dönebiliyor.

    Sahipli ve Sahipsiz Ayrımı Yapılmayacak

    0

    Sigorta Şirketleri Hayvanları Sahipli Ve Sahipsiz Olarak Ayrıştırıyor

    Trafikte, aracınızla bir hayvana çarpmanız durumunda, yasalara göre hayvanı en yakın veterinere götürerek tedavi ettirmek zorundasınız. Üstelik bu tedavi masrafları Zorunlu Trafik Sigortası tarafından karşılanıyor. Ancak bazı sigorta şirketlerinin, poliçelerdeki kelime eksikliklerinden faydalanarak masraflardan kaçınmaya çalıştığı ortaya çıktı. Avukat Cevat Kazma“Çarpılan hayvan sahipsiz ise masrafları üstlenmemeye çalışıyorlar. Sigorta Tahkim Komisyonu’nun bu konuda vermiş olduğu karar emsal sayılmalı.” dedi.

    Avukat Cevat Kazma
    Avukat Cevat Kazma

    Hayvana çarpma ile sonuçlanan trafik kazalarında, araçlarda ciddi maddi hasar oluşturmasa da hayvanların yaralanmasına, hatta ölümüne yol açabiliyor. Yasalara göre, sürücü çarptığı hayvanı veterinere götürerek tedavi ettirmek zorunda. Üstelik bu tedavi masrafları Zorunlu Trafik Sigortası tarafından karşılanıyor. Ancak bazı sigorta şirketlerinin bu masraflardan kaçınmak için yollar aradığına değinen Avukat Cevat Kazma“Karayolları Trafik Kanunu’nda böyle bir ayrım olmamasına rağmen, bazı sigorta şirketleri ‘sahipli veya sahipsiz’ ayrımı yapıyor. Hayvan sahipsiz ise, sigorta kapsamında olmadığı belirtiliyor. Oysa kanunda böyle bir ayrım söz konusu değil.” diyor.

    Sigorta Tahkim Komisyonu’nun verdiği bir karar :

    Konuyla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonu’nun verdiği bir kararı paylaşan Cevat Kazma“Bir sürücü, çarptığı yavru kedinin ağır yaralanması sonucu en yakın veterinere götürüyor ve tüm tedavilerini yaptırıyor. Tedavi sonucu sürücüye 3.500 TL’lik bir masraf çıkarılıyor. Sürücü de bu tutarı trafik sigortası kapsamında, sigorta şirketinden tahsil etmek istiyor. Ancak, çarpmış olduğu hayvanın sahipsiz olması sebebiyle bu tutarın karşılanamayacağı belirtiliyor. Bunun üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuran sürücünün talebi kabul edildi ve tedavi masraflarının tümü sigorta şirketi tarafından ödendi.” diye konuştu.

    Bu karar emsal sayılmalı!

    5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 4. Maddesini hatırlatan Avukat Cevat Kazma, “Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir. Sahipsiz hayvanların da, sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir. Sigorta Tahkim Komisyonu da bu maddeler doğrultusunda karar vermiştir.” sözlerini kullandı.

    İnsanlar arasında ‘kimsesiz’ şeklinde ayrım yapılamayacağı gibi, hayvanlar arasında da ‘sahipli-sahipsiz’ ayrımı yapılamayacağının altını çizen Cevat Kazma, bu kararın hem Sigorta Tahkim Komisyonu hem de yargı makamları tarafından emsal kabul edilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Bu sayede yaşanabilecek yeni kazalarda hem hayvanların hem de sürücülerin mağdur olmayacağını dile getiren Cevat Kazma, sigorta şirketlerinin de konuyla ilgili düzenlemeye gidebileceğini sözlerine ekledi.

    Diyabetiniz ile 10 Yılı Geride Bıraktıysanız Dikkat

    0

    Görme Duyusu Diyabet Nedeniyle Ciddi Hasar Görüyor

    5 temel duyudan biri olan görme insan hayatı için önem taşıyor. Görme duyusu; göz içi kanamalar, göz içi zar gelişimleri, retina yırtılmaları ya da diyabet nedeniyle ciddi hasar görebiliyor.

    Doç. Dr. Abdullah Özkaya
    Doç. Dr. Abdullah Özkaya

    Tüm bu riskler arasında diyabet yani şeker hastalığı bir adım öne çıkıyor. Bunun temel nedeni doğrudan damar sistemi üzerinde hakimiyet kuran diyabetin oldukça ince ve hassas bir damar yapısına sahip olan gözleri de etkilemesi olarak gösteriliyor. Diyabetin ya da diğer göz rahatsızlıklarının yol açtığı sorunlar “vitrektomi cerrahisi” ile çözülüyor. Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi’nden Doç. Dr. Abdullah Özkaya, vitrektomi cerrahisi hakkında bilgi verdi.

    “Gözümün önünde sinek uçuyor” diyen hastalara da çözüm oluyor

    Vitrektomi cerrahisi retina hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. İlk defa 1970’li yıllarda uygulanmaya başlayan vitrektomi cerrahisine, şeker hastalığına bağlı retina yırtılmaları, göz içi kanamalar, göz içi zar gelişimleri, gözün sarı noktası üzerinde zar, delik gelişmesi ya da çekinti olması durumunda başvurulur. Günümüzde çok yaygın görülmese de ilerleyen yaşla ortaya çıkan gözde sinek uçması olarak tarif edilen floaters adlı hastalığın tedavisinde de vitrektomi yapılabilmektedir.

    Görme yetisini daha fazla kaybetmenizi önlüyor

    Toplumu giderek etkisi altına alan diyabetin bir insanın vücudunda geçirdiği süre uzadıkça göz tutulum oranları da artmaktadır. Özellikle 10 yılı geçmiş tipik diyabetlerde ciddi oranlarda göz bulguları görülmeye başlamaktadır. Erken teşhis edildiğinde çoğunlukla küçük kanamalar, yağ birikintileri, görme noktası ödemleri, lazer göz içi enjeksiyon tedavileriyle düzeltilebilir. Ancak geç kalındığı takdirde yani diyabet hastaları periyodik kontrollerini aksattığında, tedavi için tek seçenek cerrahi olmaktadır. Vitrektomi cerrahisi sayesinde gözdeki kanlanma, zarlar temizlenmekte ve gözün görme yetisini daha fazla kaybetmesinin önüne geçilebilmektedir.

    Retina zarar görmüşse cerrahi gerekli

    Vitrektomi cerrahisine, gözün sarı nokta olarak bilinen makula bölgesinde zar oluşumu ve retina yırtıklarına bağlı retina dekolmanı gelişmesi durumunda başvurulmaktadır. Gözün içini dolduran vitreous jeli, 40’lı yaşlardan sonra yapıştığı bölgelerden ayrılmaya başlar. Bazı alanlardan rahat ayrılamadığı için çekme yaparak delik veya yırtık oluşturabilir. Bu yırtıkların da altına sıvı kaçması sonucunda retina tabakası ayrışır ve retina dekolmanı adı verilen durum oluşur. Kanama, yırtık ve delici yaralanmalara neden olan göz travmalarında hem kornea hem de retina hasar görmektedir. Gözün arka kısmını ilgilendiren yaralanmalarda; retina dekolmanı, kanama, zar oluşumu gibi durumlar eş zamanlı meydana gelmişse hem kornea nakli hem de vitrektomi birlikte yapılmaktadır.

    Ameliyat sonrası düzenli takibe dikkat

    Cerrahinin süresi hastadan hastaya farklılık göstermektedir. Hem kornea nakli hem de vitrektomi yapıldığı durumlarda 1-3 saat, retina durumu hafif olan vakalarda ise yaklaşık 1 saat sürebilir. Vitrektomide, diğer göz cerrahilerinden farklı olarak iyileşme zamana yayılır ve görme seviyesi yavaş yavaş düzelir. Cerrahi sonrası ise gözü travmalardan ve darbelerden korumak gerekmektedir. Güneşe çıkarken mutlaka güneş gözlüğü takılması önerilir. Yakın takip ve kontrollerin aksatılmaması, ilaçların düzenli olarak alınması da önem taşımaktadır.