Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 46

    Bayramda Sportif Adımlar Kinetix’ten!

    0
    Bayramda Sportif Adımlar Kinetix’ten

    Türkiye’nin en sevilen spor ayakkabı markalarından Kinetix; rahat, tarz ve sportif terlik, sandalet ve sneaker modelleriyle bayram kombinlerine renk katıyor. Kinetix koleksiyonunda yer alan modeller; kadın, erkek ve çocuklara rengarenk alternatifler sunuyor.

    Kinetix, trendleri takip eden modelleriyle bayramda seyahate çıkacaklar ve şehirde bayram ziyaretleri yapacaklar için birçok farklı model alternatifi sunuyor. Günün her anında olduğu gibi bayramda da enerjik adımlar atmak isteyenler, aradıklarını Kinetix koleksiyonunda buluyor. 

    Sezon trendlerini sportif detaylarla buluşturan Kinetix; mavi, gri, siyah, beyaz, pembe, turuncu, lila, sarı, hâkî renkleriyle dikkat çeken sandalet, terlik ve sneakerları kadın, erkek ve çocukların bayram kombinlerinin en dinamik tamamlayıcısı oluyor. Kalın taban ve ayağı kavrayan modelleriyle dikkat çeken modeller, yumuşacık yapısı sayesinde konforu en üst düzeye taşıyor. Ofise giderken, tatil beldelerinde, hafta sonu yürüyüşlerinde ve günlük hayatta adımlarınıza renk katacak modeller Kinetix’te sizleri bekliyor!

    Dilek Hanif’in Yeni Koleksiyonu Mandarin Oriental, Bodrum’da Moda Severlerle Buluştu

    0
    DİLEK HANİF’İN YENİ KOLEKSİYONU MANDARİN ORİENTAL

    Bodrum Yarımadası’nın en büyüleyici koyu olan Cennet Koyu’nda yer alan Mandarin Oriental, Bodrum ev sahipliğinde gerçekleşen Luxury Shopping Week ses getiren etkinlikleriyle  dikkat çekti. Türk modasına değer katan ünlü modacı Dilek Hanif’in son dönem tasarımları yeni mağazasında görücüye çıktı.  

    Lüks alışverişin ayrıcalıklı adresi Mandarin Oriental, Bodrum, 23 – 26 Haziran tarihlerinde iş, sanat ve cemiyet hayatının yoğun ilgisiyle gerçekleşen Luxury Shopping Week kapsamında keyiflikli etkinliklere de ev sahipliği yaptı. Ünlü modacı Dilek Hanif’in merakla beklenen son koleksiyonu Nature Resort Collection’u da içeren tüm yeni sezon koleksiyonları Hanif’in  Mandarin Oriental, Bodrum’ daki yeni mağazasında görücüye çıktı. 

    Başarılı Modacı Dilek Hanif, koleksiyonlarının yanı sıra sürdürebilir moda ve sektörde kadınları güçlü kılmak amacıyla gerçekleştirdikleri girişimleri de katılımcılarla paylaştı. Etkinlik kapsamında Mandarin Oriental, Bodrum’da yer alan Dilek Hanif Store’u aralarında Şeli Elvaşvili, Çiğdem Erkman, Selda Doğan, Suzan Toplusoy, Aliye Sevimlisoy, Selma Türkeş, Özlem Avcıoğlu ve Dilhan Hanif gibi cemiyet hayatından seçkin davetliler ziyaret etti. 

    Su İçemeyenlere 3 Aromalı Su Önerisi

    0
    3 aromalı su önerisi

    Sağlıklı ve yetişkin bireylerin günde 2 litre su içmeleri çok önemli.

    Aromatik tatlarla zenginleştirilmiş detox sularını içmenin hem su tüketimini teşvik etmek hem de su içme alışkanlığı olmayan bireyler için suyu içebilmenin bir yolu olduğunu belirten Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi ve Diyetisyen Sibel Mumcu, “Çevresel faktörler ve dengesiz beslenme vücutta istenmeyen toksinlerin birikmesine neden olabilir.

    Çalışanların sıklıkla yakındığı sebepsiz baş ağrıları, yorgunluk, kaliteli uyku uyuyamama gibi sorunlar bu toksinler nedeniyle görülebilir ve detox suları bu toksinlerin vücudunuzdan atılmasına yardımcı olur” açıklamasında bulundu.

    Stresli bir yaşamı olanlar, tatlıya ve yağlı yiyeceklere düşkünler, sigara ve alkol kullananlar, hareketsiz bir yaşamı olanlar ve çevresel kirlenmelere maruz kalanların aromatik tatlarla zenginleştirilmiş detoks suları ile vücudun rahatlamasına destek olabileceklerini söyleyen Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi ve Diyetisyen Sibel Mumcu, “Bu suları tükettiğiniz dönemlerde, alkol ve sigaradan uzak durmak, günde 1 saat yürümek, asitli, şekerli ve gazlı içecekler tüketmemek, yağlı ve şekerli gıdalardan uzak durmak, bol sebze meyve, tam tahıl ve bakliyat tüketmek detoks sularından daha çok faydalanmanızı sağlar” dedi. Sibel Mumcu, 3 detoks suyu tarifi ve faydalarını paylaştı: 

    Salatalık detoks suyu

    İçindekiler: Maydanoz, salatalık, limon

    1 adet limonu ince ince dilimleyin. Yarım demet maydanozu ayıklayın ve dalları ile kullanın. 2 orta boy salatalığı ince ince dilimleyin. Tüm malzemeleri bir kaba alın ve üzerine 2 litre su ilave edin. 3 saat kadar tüm aromaların suya geçmesini bekleyin. Aynı gün içinde tüketin. 

    • Salatalık; C vitamini ile bakır, potasyum, manganez, fosfor, magnezyum gibi pek çok mineralin kaynağıdır. 
    • Limon ve maydanozdaki C vitamini, antioksidan özellikler gösteren, bağışıklık sitemini güçlendiren, cilt sağlığına iyi gelen etkiler gösterirler. 
    • Salatalığın yüzde 90’ı sudan oluşur, Maydanoz diüretik etkiler gösteren özelliğe sahiptir. Bu özelikleri ile toksinlerin atılmasında oldukça etkilidirler.
    • Salatalık, vücudu serinletir, kaybettiği nemi geri kazanmasına yardımcı olur, vücut sıcaklığının dengede tutulmasını sağlar.
    • Salatalığın ferahlatıcı etkisi ile nefesinizi de tazelerseniz.

    Zencefilli detoks suyu

    İçindekiler: Ananas, taze zencefil

    Ananası soyduktan sonra ortasını çıkarmadan yarım ay şeklinde dilimleyin. Ananasın yarısı yeterlidir. Bir baş parmağı büyüklüğündeki taze zencefili de soyarak ince ince dilimleyin. Tüm malzemeleri bir kaba alın ve üzerine 2 litre su ilave edin. 3 saat kadar tüm aromaların suya geçmesini bekleyin. Aynı gün içinde tüketin

    • Zencefil, sindirim sisteminin dostudur. Bağırsaktaki zararlı bakteri ve parazitlerin, özellikle kalın bağırsakta sindirilmeyen karbonhidratlarla beslenen bakterilerin çoğunu temizler. 
    • Zencefil güçlü bir antioksidandır, kan dolaşımını arttırarak kalp kaslarını güçlendirir. Aynı zamanda cilde canlılık kazandırır. Vücudu toksinlerden arındırarak bağışıklık sistemini güçlendirir.
    • İyi bir C vitamini kaynağı olan ananas, bağırsak sağlığı için önemli çözünür lifler içerir. Lifli yapısı ile aynı zamanda yüksek kan kolesterolünü de dengeleyen ananas kalp hastalıklarına karşı koruyucudur, antioksidan içeriği ile bağışıklık sistemini destekler, ödemi önlemede etkilidir.

    Tarçınlı detoks suyu

    İçindekiler: Yeşil elma, çubuk tarçın

    2 adet elmayı kabuklarıyla beraber ince ince dilimleyin. 2 adet çubuk tarçınla birlikte bir kaba alın. 

    Üzerine 2 litre su ilave edin. 3 saat kadar tüm aromaların suya geçmesini bekleyin. Aynı gün içinde tüketin

    • Tarçın, çok eski çağlardan beri ishal, soğuk algınlığı, yüksek tansiyon, böbrek hastalıkları ve karın ağrısı için kullanılır. İnsülin duyarlılığını arttırdığı için kan şekerini dengeler. Antiseptik özellikler gösterir ve iyi bir bakteri savaşçısıdır. İştahsızlık, hafif mide krampları, bağırsaklardaki şişkinlik ve gaz sorunlarından kaynaklanan rahatsızlıklara iyi gelir.
    • Elma; yüksek tansiyon, kolesterol ve kan şekeri dengesi ve iştahın düzenlenmesi ve hazımsızlık için yardımcıdır. Bağışıklık sistemin güçlendiren antioksidanlar içerir. Ayrıca solunum yolları ile ilgili hastalıkların önlenmesinde faydalıdır. 

    Gözlerimizi Tehdit Eden 7 Hatalı Alışkanlık!

    0
    GÖZLERİMİZİ TEHDİT EDEN 7 HATALI ALIŞKANLIK!

    Güneş sağlığımız üzerinde önemli faydalar sağlasa da, yaz aylarında yeryüzüne daha yoğun ve dik gelen zararlı UV ışınları cildimizin yanı sıra gözlerimizi de tehdit ediyor.  

    Son yıllarda iklim değişiklikleri ve ozon tabakasındaki incelme nedeniyle güneş ışınlarının ve özellikle de ultraviyole (UV) ışınlarının etkisi artıyor. Bu nedenle uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmak; gözde katarakt, sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu), halk arasında kuş kanadı ya da göze et yürümesi denilen pterjiyum, gözlerde kızarıklık, yanma, batma ve sulanma gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor.

    Ayrıca göz çevresindeki ciltte lekelenme, kırışıklık ve cilt kanserine yol açabiliyor. Güneşin gözlerimizde oluşturduğu hasarlarda, hemen hepimizin sıkça yaptığı hatalar ise önemli bir rol oynuyor. 

    Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.  Dr. Mehdi Süha Öğüt,  yaz aylarında özellikle ultraviyole ışınlarının yeryüzüne en yoğun ve dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında güneş gözlüğü olmadan asla dışarıya çıkmamamız gerektiği uyarısında bulunarak, “Eğer dışarıya çıkmaya mecbursanız mutlaka güneş gözlüğü kullanın.

    Zira, gözlerimizi güneşten korumadığımız takdirde ultraviyole ışınlarının oluşturduğu sorunlar geri dönüşü olmayan görme kaybına yol açabiliyor” diyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehdi Süha Öğütyaz aylarında gözlerimizi tehdit eden hatalı alışkanlıklarımızı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

    Hata: Güneş gözlüğü kullanmamak

    Doğrusu: Yaz aylarında yapılan hatalı alışkanlıkların başında, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında güneş gözlüğü kullanmadan dışarıda olmak geliyor.  Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehdi Süha Öğüt, güneş altında uzun süre kalmanız gerekiyorsa UV ışınlarının bu tür zararlı etkilerinden güneş gözlükleri ve şapka ile korunmayı asla ihmal etmemeniz gerektiği uyarısında bulunuyor. 

    Hata: Kontakt lens ile havuza ve denize girmek 

    Doğrusu: Kontakt lens ile havuza ve denize girmek enfeksiyon riskini arttırıyor. Ayrıca havuz sularının dezenfeksiyonunda kullanılan kimyasal maddeler hem kontakt lensin yapısını bozuyor hem de gözde alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Mutlaka kontakt lens kullanmanız gerekiyorsa üzerine yüzücü gözlüğü takmanız gerekiyor. Böylece gözün suyla temas etmesini önlemiş olursunuz.  Ayrıca enfeksiyon riskine karşı günlük kullanılıp atılan lensleri tercih etmenizde fayda var. 

    Hata: Gözleri ovuşturmak

    Doğrusu: Yaz aylarında kuru, sıcak, tozlu ve polenli ortam, gözlerde kızarıklığa ve kaşıntıya  yol açabiliyor. Kumsalda, oyun parkında ve kum havuzlarında yetişkinler ile çocukların gözlerine kum kaçması sıklıkla karşılaşılan bir tablo. “Bu durumda gözler mümkün olduğunca kaşınmamalı, ovuşturulmamalı ve bol suyla yıkanmalı” uyarısında bulunan Prof. Dr. Mehdi Süha Öğüt,  “Ayrıca sık sık ellerin göze götürülmesi de enfeksiyon riskini arttırıyor. Tablonun daha da ciddileşmemesi için enfeksiyon varlığında mutlaka bir göz hekimine muayene olunmalıdır” bilgisini veriyor. 

    Klimanın karşısında serinlemek

    Doğrusu: Göz kuruluğuna karşı sıcak yaz aylarında serinlemek için klimanın karşısına asla geçmeyin. Klimaların bulunduğu ortamlarda göz kuruluğundan etkilenmemek için klimanın üfleme yönü yüzünüze doğru olmamalı. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehdi Süha Öğüt, gözyaşı fonksiyonunda   sorun varsa yapay gözyaşı desteği gerektiğini belirterek,  “Göz kuruluğu olan hastaların özellikle uzun süreli uçuşlarda yapay gözyaşı damlaları kullanmaları rahatlatıcı olacaktır. Klimalı ofislerde bilgisayar karşısında çalışan bireylerin belirli aralıklarla molalar vererek çalışmalarında fayda var. Ayrıca araçlarda da klima fanları doğrudan yüze çevrilmemelidir” diyor. 

    Hata: UV bloke edici özelliği bulunmayan gözlük kullanmak

    Doğrusu: Güneş gözlüğü denildiğinde aklımıza ilk olarak ‘koyu renkli’ camlar geliyor. Normalde, güneşli, parlak ve ışıklı ortamlarda göz bebeklerimiz küçülerek göze zararlı ve fazla ışığın girmesini engelliyorlar. Ancak ışınlar koyu renkli bir camdan geçerek geliyorsa göz bebeklerimiz yeterince küçülmüyor. Bir anlamda gözün savunma mekanizması devre dışı bırakılmış oluyor. Bu durumda kullanılan gözlüğün UV bloke edici etkisi yeterli değilse, gözümüz için zararlı olan ışınlar gözümüze daha fazla zarar veriyor. “Dolayısıyla UV bloke edici özelliği bulunmayan koyu renkli gözlükler göz için zararlıdır” uyarısında bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehdi Süha Öğüt, sözlerine şöyle devam ediyor: “Parlamadan koruma ile UV koruma arasında fark vardır. Gözlüğün koruyucu özelliği camın rengine ve koyuluğuna değil, cam kalitesi ve UV filtresi bulunmasına bağlıdır. Gözlük camları UV ışınlarını 400 nm değerine kadar engellemelidir. Yani, UV400 etiketi olan camlar tercih edilmelidir. Ayrıca gözlüğün çerçevesi yüze tam olarak oturmalıdır. Küçük camlar göz çevresini tamamen kapatmamaları nedeniyle kenarlardan güneş ışınlarının girmesine izin verdikleri için büyük camlı gözlükleri tercih edilmelidir”

    Hata: Bulutlu havalarda gözleri korumamak

    Doğrusu: Genellikle güneş gözlüğünün sadece güneşli havalarda kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak ultraviyole ışınları açık ve güneşli havalarda olduğu gibi kapalı ve bulutlu havalarda da aynı oranda etkili oluyor. Bu nedenle gözlerinizin korunması açısından özellikle risk grubundaysanız bulutlu havalarda da güneş gözlüğü kullanmanız büyük önem taşıyor. 

    Hata: Güneşe doğrudan bakmak

    Doğrusu: Güneşe doğrudan bakma sonucunda çok kısa sürede makula (sarı nokta) hasarı oluşabiliyor. Bu durum da görme kaybına yol açabiliyor. Özellikle güneş tutulmasını izlerken koruyucu gözlük kullanmayı asla ihmal etmeyin güneşe direkt olarak bakmaktan kaçının. 

    Hayatın Farklı Anlarına Uygun Güneş Gözlükleri Atasun Optik’te

    0
    Hayatın Farklı Anlarına Uygun Güneş Gözlükleri Atasun

    27 Haziran Dünya Güneş Gözlüğü Günü’nü kutlarken hayatın her anına uygun güneş gözlükleri Atasun Optik’te sizi bekliyor.

    Atasun Optik, bazen kombinleri tamamlayan bazen de şıklığa şıklık katan aksesuarlar olarak birçok insanın vazgeçilmezleri arasında yer alan, gözleri güneşin zararlı etkilerinden korumaya da yardımcı olan güneş gözlükleri ile 27 Haziran Dünya Güneş Gözlüğü Günü’nü kutluyor. 

    Atasun Optik’te yer alan Ray-Ban ve Emporio Armani güneş gözlükleri klasik yapısıyla karizmatik bir görünüm sunarken, DbyD’nin yuvarlak ve geometrik güneş gözlüğü modelleri, tatil gözlüğü almak isteyenler için öne çıkan güneş gözlükleri arasında yer alıyor. Unofficial’ın rengarenk güneş gözlüğü çerçeveleri eğlence anlayışını yansıtmak isteyenler için seçenekler arasında yer alıyor. 

    Dünya Güneş Gözlüğü Günü’nde aradığınız bir güneş gözlüğünden fazlasıysa, dünya markası yeni sezon güneş gözlüklerine Atasun Optik’lerden, http://www.atasunoptik.com.tr’den ve Atasun Optik mobil uygulamasından ulaşılabiliyor.  

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiviteyle Karıştırılıyor!

    0
    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiviteyle Karıştırılıyor

    Bipolar bozukluğun beynin biyokimyasal fonksiyonun bozulmasıyla ilgili bir beyin hastalığı olduğunu ifade eden Psikiyatrist Prof Dr. Nevzat Tarhan, bipolar bozukluğun toplumda görülme oranının yüzde 1 ile 5 arasında olduğunu kaydetti.

    Bipolar bozukluğun tedavisinde özellikle ilaç tedavisinin aksatılmaması gerektiğini belirten Tarhan, ilaç tedavisinin kesilmesi halinde hastalığın yüzde 60 tekrarlama durumunun olduğunu söyledi. Çocuk ve ergenlerde de bipolar bozukluk görüldüğünü kaydeden Tarhan, bu dönemde bipoların dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile karıştırılabildiği uyarısında da bulunuyor.

    Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bipolar bozukluk ve tedavi yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bipolar bozukluğun iki uçlu mizaç bozukluğu olarak Türkçe’ye çevrildiğini belirterek “Bipolar bozukluk sadece hastalığın bir bölümünü tanımlıyor. Duygu durum bozukluğunun en önemli parçası, bipolar bozukluk oluyor. Bu rahatsızlıkta bir etki, manik depresif olarak görülüyor. Yani hastalıkta bir manik dönem var bir de depresif dönem var.” dedi. Bipolar bozukluğun sadece depresifte görülmediğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bazı durumlarda kaymalar oluyor, bazı eşik altı grupları bulunuyor. Sabah başka akşam başka olan tipler var.  Sabah çocuğunu sever öper, akşam da bela okuyabilir. Bu eşik altı durum bozukluğu olarak tanımlanıyor.” dedi.   

    Manik dönemde çok risk alınabiliyor

    Bipolar bozukluğun klasik tipinde duygu durum atakları olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Manik dönemde kişiye güven ve cesaret geliyor. Çok büyük riskler alabiliyor, düşüncesi hızlanıyor.  Böyle durumlarda  hemen bizlere haber verilmesi gerekir çünkü kişinin ilaçlarının dozlarının yeniden ayarlaması sözkonusu olabilir. Böylece hastanın mani dönemine  girmesi önlenmiş oluyor.” dedi.

    Kimi zaman çok özgüvenli sanılıyorlar

    Bipo mani olan kişilerin çok fazla anlaşılamadığını, dışardan çok cesur ve özgüvenli olarak değerlendirildiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Fakat aynı kişi, birkaç gün sonra durgun, neşesiz ve ortalama bir insan gibi davranabiliyor. Bu kimi zaman üç beş gün, bazen bir hafta bazı durumlarda daha uzun olabiliyor. Beynindeki tüm kimyasallar tükendiği için o geçtikten sonra kişi, hızla depresyona girebiliyor.  

    Depresif dönemde majör depresyon bulguları görülür

    Hastalığın depresif döneminde majör depresyonun bulguları görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişi bu dönemde bir şeyden zevk alamıyor. Uyku ve iştahsızlığı oluyor. Diğer taraftan düşünceler ağır geliyor. Bazıları kilo veriyor, bazıları alıyor. Konsantrasyon bozuluyor.” dedi.

    Manik dönemde konsantrasyon artar

    Bipolar bozukluğun manik döneminde ise tam tersi durumların yaşandığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Konsantrasyon artar. Kişinin manik döneminde yaptığı tablolar müthiştir. Canlı renkler kullanır, kırmızı sarı yeşil… Depresif döneminde yaptığı tablolarda da karamsar renkler vardır. Siyah mor, koyu kahverengi renkleri kullanır. O döneme göre hayata bakış açısı değişir.” dedi.

    Bipolar bozukluk tedavisinde zaman zaman zorluklar da yaşanabildiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hasta depresif dönemde büyük bir depresyon atağı değilse yani ‘Hayattan hoşlanmıyorum hiçbir şeyden zevk almıyorum’ diyorsa tedavi ediliyor. Ama manik dönemde bazı hastalar tedaviyi reddediyor. Özellikle aile en çok ondan şikâyet ediyor. Özellikle antidepresanlar, duygu durum düzenleyici olmadan alınırsa depresyondaki kişinin manisi atağa geçiyor.” dedi.

    Sol beynin eril beyin yani muhakeme analiz konuşma hesaplama ile ilgili, sağ beynin ise duygular ve heyecanlarla ilgili olduğunu, ön beynin ise mantıksal duygusal beynin dengesini sağladığını kaydeden Tarhan, “Bu hastalıkta kimya bozulunca denge bozuluyor. Ön beyin yani kaptan köşkü yetersiz olursa bazen mantıksal beyin baskın oluyor kişi depresif oluyor. Bazen de duygusal beyin baskın oluyor ve kişi coşkulu oluyor. Kaptan köşkü denilen ön beynin sağlıklı olması çok önemli. Ama burada beyin fonksiyonu bozulmuş.” diye konuştu.

    Toplumda görülme oranı %1-5 arasında değişiyor

    Bipolar bozukluğun toplumda görülme oranının da yüzde 1 ile 5 arasında olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Manik depresif olan kısmı yüzde 1 civarında ama diğer duygu durum düşünürsek yüzde 5’lere kadar var ve bu önemli bir rakam.” dedi.   

    Madde kullanımı yatkınlığına neden olabiliyor…

    Bipolar bozukluğun tanılanmasının kolay olmadığını kaydeden Tarhan, “Birçoğu zeki kişiler oluyor, hayal güçlerini çok geliştiriyorlar. Duygu durum bozuklukları olan kişilerin hayatı yolunda giderken iş hayatı ya da aile hayatlarında büyük sorunlar yaşayabiliyor. Yani hem kişinin hem de yakın çevresinin hayatlarını olumsuz yönde etkileyebilen bir hastalık. Bazılarında ise madde kullanımına yatkınlık görülebiliyor. Hem manik dönemde hem depresif dönemde madde kullanımının çok olduğunu da bazı araştırmalar ortaya koyuyor. Bu kişiler toplumda abartılı hareketleriyle de dikkat çekiyor.” dedi.

    Bipolar bozuklukta beynin kimyası bozuluyor

    Bipolar bozukluğun beynin biyokimyasal fonksiyonun bozulmasıyla ilgili bir beyin hastalığı olduğunu ifade eden Prof Dr. Nevzat Tarhan, “Beyin kimyası bozulduğu için ruh kendini beyin vasıtasıyla ifade edemiyor. Bu aslında ruhsal bozulma değil. Ruhsal dinamiklerindeki ifadede bozukluk var.   Ruh ilaçla düzelir mi? Düzeliyor işte. Madde kullanıyorsun yani uyarıcı maddeler alıyorsun maniğe sokuyor. Depresyon ilaçlarını fazla alıyorsun maniye sokuyor. Bunun ne kadarı psikolojik dediğimiz zaman artık biyolojik olmayan psikiyatrik hastalık çok, kişilik bozukluklarının bile biyolojik durumları var. Duygu durum bozukluğunda örtülü depresyon ortaya çıkıyor. Kişinin korkularını ve geçmiş travmaların o dönemde çok rahat konuştuğunu görüyoruz.  Hepsi medikal olarak anlaşılması ve araştırılması gereken rahatsızlıklar.” dedi. 

    Hiperaktivite ilaçlarının kullanımına dikkat!

    Çocuklar ve ergenlerde de bipolar bozukluk görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yetişkin dönemindeki bipolar bozukluktan farklı olarak; epizotlar, hipomanik epizotlar birkaç gün bazen birkaç hafta sürüyor. Çocuklar ve gençlerde 24 saat sürse bile bipolar tanısı alınıyor. Birgün çok coşkulu ertesi gün normale dönüyor… Gelgitleri varsa dikkat edilmeli. Bazen çocukta ortaya çıkan belirtiler yanlış bir şekilde hiperaktive diye tedavi ediliyor, hiperakitivite değil aslında. Hiperaktive için verilen ilaçlar onların bipolarını daha fazla arttırıyor. Hiperaktive ilaçları duygu durumu uyardığı için beyindeki dopamin artışına bağlı etkileniyyor.  Bu kişilerde de aşırı salgılanma sonucu duygu durum değişikliğine yol açabiliyor. Örneğin çocuk ya da genç, okulda da herkese kafa tutan bir çocuk oluyor birden bire… Sanıyorlar ki çocuk anti sosyal oldu, çocuk raydan çıktı zannediliyor… Ele avuca sığmayan çocuklarda sadece hiperaktivite değil duygu durum bozukluğunun da düşünülmesi gerekiyor.” uyarısında bulundu.

    İlaç tedavisi kesilirse hastalık tekrarlıyor

    Bipolar bozuklukta tedavinin aksatılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bipolar bozuklukta ilaç tedavisi önemli. Bu tedavi çok başarılı. İlaç tedavisi bir sene içinde kesilirse yüzde 60 tekrarlama olur. Hiçbir şikayeti kalmayana kadar ilaca devam edilmesi gerekir. Duruma göre hekimin karar vermesi önemli. Hastalıkla ilgili risk yoksa ilaç kesme planı yapılıyor. İlaçların çoğu da güvenli ilaçlardır.” diye konuştu.

    Manyetik uyarım tedavileri de kullanılıyor

    İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda manyetik uyarım tedavilerinin de uygulanabildiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bazı durumlarda ilaç tedavisi yeterli oluyor. Ancak bazı durumlarda nöromodülasyon tedavisi dediğimiz beyne manyetik uyarı vererek yapılan tedaviler var.

    Hastalığın her iki döneminde de etkili tedaviler, beyin kimyasını daha hızlı düzeltiyor, ilaç tedavisi ile güçlendirme yapıyorlar.” dedi.

    Aşırı kontrolcü aile tutumları zarar verebilir

    Bipolar bozukluk tedavisinde aile tutumlarının da önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ailenin ilaç dışında çok karışmaması gerekir. Müdahale edince beynin kimyası bozuluyor ve hastalık nüksediyor. Kontrol edilebilmek zararlı değil faydalıdır ama aşırı kontrolcü ve müdahaleci ailelerde kişinin kaygısı yüksek oluyor ve hastalık artıyor.” uyarısında bulundu.

    Yetişkinlerin Yüzde 50’si Uykusuzluk Problemi Yaşıyor

    0
    YETİŞKİNLERİN YÜZDE 50’Sİ UYKUSUZLUK

    Uykusuzluk problemiyle mücadele eden insanların sayısı her geçen gün artış göstermeye devam ediyor.

    Araştırmalar, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 50’sinin zaman zaman uykusuzluk problemiyle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Uzmanlar ise, kişiler için ciddi bir tehdit oluşturan uykusuzluğun zihinsel ve fiziksel olarak pek çok büyük problemi beraberinde getirdiğine işaret ediyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İşbir Holding Ceo’su Metin Gültepe, uyku problemlerinde kişinin ergonomisine uygun doğru yatak ve uyku ürünleri tercihlerinin belirleyici olduğunu vurguladı.

    KALP DAMAR RAHATSIZLIKLARININ GÖRÜLME SIKLIĞINI ARTIRIYOR

    Uzun süre uykusuz kalma pek çok sağlık problemine yol açabiliyor. Yapılan araştırmalar, uyku problemi yaşayan ve uykuya dalmakta zorlanan bireylerin koroner damar hastalığı, felç ve kalp yetmezliğine yakalanma risklerinin daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Uykusuzluk, metabolizmada pek çok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor. Uzun süre uyumamak; diyabet, bağırsak florasında bozulma, kilo kaybı, tansiyon, stres gibi pek çok soruna neden olabiliyor.

    ZİHİNSEL SORUNLARI TETİKLİYOR

    Araştırmalar, uykusuzluğun fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da pek çok soruna neden olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, uykunun gerektiği kadar karşılanamaması sonucu ruhsal problemlerde artış, ağrı ve acılara dayanma gücünde zayıflama gibi pek çok etkenin gözlendiğini belirtiyor. Bununla birlikte, gün çerisinde odaklanma ve hafıza kaybı gibi pek çok olumsuzluğu da beraberinde getiriyor.

    UYKU ÜRÜNÜ TERCİHLERİNİZİ DOĞRU YAPIN

    Doğru uyku ürünleri seçimlerinin derin ve kesintisiz bir uyku ile sağlıklı bir yaşam için önemine dikkat çeken İşbir Holding Ceo’su Metin Gültepe, “Uyku hepimiz için hayati öneme sahip. Gün içerisinde yaşadığımız problemlerin bir çoğu biz fark etmesek de iyi bir uyku almamamızdan kaynaklanıyor.

    Uyku problemlerinin yarattığı sorunların önüne geçmek için kişilerin uyku ürünleri tercihlerine dikkat etmesi büyük önem taşıyor. Sağlıklı bir uyku için kişinin ergonomisine uygun yatak ve yastık seçimi oldukça önemli. Kişinin ihtiyacına ve ergonomisine uygun seçilen yatak, omurgaya sağladığı uyum ile sağlıklı bir uyku zemini oluşturur. Baş ve boyun bölgenize uyum sağlayan yastık tercihi ile de uyku konforunuzu artırarak sağlıklı bir uyku iklimi oluşturabilirsiniz.” dedi. s

    Yazın Enerjisini Yansıtan En Tarz Modeller Kinetix Yeni Sezon Koleksiyonu’nda!

    0
    Yazın Enerjisini Yansıtan En Tarz Modeller Kinetix

    Moda bu yaz adımlarınızda! Kinetix Yeni Sezon Yaz Koleksiyonu’yla şehrin tüm sokaklarına enerjinizi yansıtın.

    Tarzını konuşturmak isteyenler konforlu olduğu kadar şık tasarımlarıyla da dikkat çeken ayakkabı modellerini Kinetix Tekstil koleksiyonu ile tamamlıyor!

    Spor ayakkabıda dünya trendlerini moda severler ilebuluşturan Kinetix, kombinlerin vazgeçilmezi rengarenk sneaker ve sandalet modellerini her tarza uygun alternatifleriyle kadın, erkek ve çocukların beğenisine sunuyor. 

    Kinetix Koleksiyonu’nda kadınlar için siyah, beyaz, pembe ve gri gibi her kombinle uyum yakalayan renkler öne çıkıyor. Renkli şerit, kalın taban ve bağcık detaylarıyla harmanlanan modeller tekstil koleksiyonunda yer alan tayt, tişört, eşofman ve şortlarla kombinlenerek modaya imza atıyor.

    Sneakerdan vazgeçemeyen erkekler için özel olarak tasarlanan kalın tabanlı modeller ise bu yaz beylerin tarzıyla eşsiz bir uyum yakalayacak!  Sokak modasına stil ve enerji katan ayakkabılar, siyah, lacivert, gri, beyaz ve hâkî renkleriyle göz dolduruyor.

    Spor giyimden vazgeçemeyen erkeklerin tercihi olacak tekstil koleksiyonunda yer alan tişörtler ve şortlar ise sezonun vazgeçilmezi. Ofise giderken, günlük hayatta, doğa yürüyüşlerinde ve hayatın birçok alanında tercih edilen sneakerlar ve spor giyim alternatifleri Kinetix’te sizleri bekliyor!

    Kinetix çocukları da unutmuyor. Cıvıl cıvıl renkleriyle öne çıkan sandalet modellerini çocukların beğenisine sunan Kinetix; hafif ve üstün konforuyla çocuklarınızın yüzünü güldürmeye geliyor!

    En Canlı Gece Fotoğrafları İçin 7 İpucu!

    0
    En canlı gece fotoğrafları için 7 ipucu

    Teknolojinin gelişimiyle birlikte akıllı telefonların sunduğu kamera özellikleri giderek çeşitleniyor ve etkileyici fotoğraflar çekmeye fırsat sunuyor.

    Kullanıcılar artık sadece gündüz değil, gece ve karanlık ortamlarda dahi en güzel fotoğrafları yakalayabiliyor. Profesyonel fotoğrafçı Ahmet Erdem, karanlık ortamlarda akıllı telefonlarla çok daha etkileyici fotoğraflar yakalamanın püf noktalarını derledi. 

    Karanlık ortamlarda akıllı telefonlar ile fotoğraf çekmek, maalesef birçoğumuzun beklentilerini tam olarak karşılayamayabiliyor. Ancak, gelişen teknolojiler bu endişeleri tamamen ortadan kaldırıyor; daha net, canlı ve etkileyici görseller çekmeye imkan tanıyor. Teknolojinin sunduğu özellikler sayesinde, artık fotoğraflarda gece ya da gündüz fark etmeksizin en ince ayrıntılar dahi görüntülenebiliyor. 

    2006 yılından beri profesyonel fotoğrafçılık yapan başarılı fotoğrafçı Ahmet Erdem, karanlık ortamlarda akıllı telefonlarla çok daha etkileyici görseller yakalamak için herkesin işine yarayacak 7 maddelik bir öneri listesi hazırladı…  

    1- Telefonunuzun kamerasını temiz tutun

    Yapacağımız ilk iş telefon kamerasını iyice temizlemek. Gün içinde parmak izi, toz parçacıkları, makyaj kalıntıları gibi unsurlar lense yapışarak çekeceğimiz fotoğrafın netliğini ve kalitesini %50 etkilemektedir.

    Bu yüzden ilk iş olarak telefon kamerasının lensini her çekimden önce temizlemek gerekiyor. Samsung’un bugüne kadar geliştirdiği en güçlü ve akıllı kameraya sahip Galaxy S22 Ultra’nın gelişmiş ‘Süper Net Kamera Lensi’ ile gece videolarını yumuşak ve net bir görüntüyle parlamasız bir şekilde elde edebilirsiniz.

    Arka Kameranın ön kısmını kaplayacak şekilde yer alan Süper Şeffaf Cam’ın yanı sıra Geniş Açılı Kamera da ‘Süper Şeffaf Lens’ ile donatıldı ve her ikisi de ultra düşük yansıtmalı özel bir nano kaplamaya sahip. Özel bir mühendislikle geliştirilen bu cam ve lens, karanlıkta çektiğiniz fotoğraflarda bile lens yansımasının azaltılmasına yardımcı oluyor.

    2- Telefonunuzu tanıyın

    Telefon kameranızın sunduğu özellikleri ve ne işe yaradıklarını önceden bilmemiz gerekiyor. Neler yapabildiğini bilirseniz ona göre daha verimli fotoğraflar çekebilirsiniz.

    Diyafram, çözünürlük ve megapiksel değerlerini bilmek, hangi ışık koşulları altında nasıl fotoğraflar çekebileceğinizi kestirmek önemli. Samsung’un hem Galaxy S22 hem de Galaxy S22+ akıllı telefonları, 50MP güçlü ana kameraya, 10MP tele-lense ve 12MP ultra-geniş lense sahip.

    Galaxy S22 Ultra, Yapay Zeka desteği sayesinde hem ‘Geniş Açılı Kamera’da hem de 40MP Selfie Kamerasında karanlık fotoğrafları muhteşem bir şekilde aydınlatıyor. Ayrıca, ‘Süper Gece Çekimi’ akıllı bir şekilde aydınlatma sağlarken, hiçbir ayrıntıyı kaybetmeden, Portre moduna tarz katmak için gecenin karanlığından faydalanmaya imkan sunuyor.

     ‘Adaptif Piksel’ Teknolojisi ise akıllı kameranın etraftaki ışığı tespit etmesini sağlıyor. Eğer ışık azalırsa, buna adapte olabiliyor ve 108MP yüksek çözünürlük modundan 12MP yüksek hassasiyet moduna geçiyor. Ayrıntı seviyesi ve parlaklığı yüksek bir fotoğraf oluşturmak için her iki modda da aynı anda çekim yaparak bu kareleri birleştiriyor.

    3- Doğru ışığı yakalamak

    Doğru ışığı yakalamak işin en önemli noktası diyebiliriz. Çekeceğimiz objeyi (insan, hayvan, bitki vs..) ekrana oturtmak ve görsel açıdan estetik oluşturmak kadraja giren kötü bölümleri almamak çok önemli.

    Gündüz ve gece çekimlerinde ışık kaynağının doğrudan görmek yerine kaynağı arkamıza alarak fotoğraf çekmek daha temiz kareler elde etmeyi sağlar. Telefonunuzun kamera ayarlarından ızgara görünümünü açıp çekim yapmak, kadraj yapma konusunda size yardımcı olur.

    Samsung’un şimdiye kadarki en büyük piksel sensörüne sahip kamerası, düşük ışığı tespit edebiliyor. Böylece, piksel boyutunu büyütmek için dokuz pikselden oluşan blokları bir araya getirerek megapikselleri birleştiriyor. 2.4μm boyutundaki pikseller çok daha fazla ışığı toplayabiliyor. Düşük görüntü işleme özelliği ise karanlıkta bile net ve ayrıntılı fotoğraflar çekmeyi sağlıyor. 

    4- Daha net fotoğraflar

    En önemli konulardan biri, fotoğrafın net ve temiz olmasıdır. Netlik ayarını manuel olarak yaparsanız, istediğiniz noktaya vurgu yapabilirsiniz. Farklı netleme denemeleri yaparak ise kadraj bilginizi geliştirebilirsiniz.

    5- Doğru çekim mod’larını kullanmak 

    Her telefon kamerasının farklı çekim modları bulunuyor. Gece modu, Pro Mod, Portre modu ve diğerleri.. Ancak, hepsinin kullanım yeri ve zamanı farklıdır. Gece çekim yapacağınız zaman öncelikle gece modunu kullanmanız gerekiyor.

    Gece çekim yaparken en önemli unsurlardan biri çekim sırasında telefonunuzun titrememesi. Gece modunda pozlama süresi 2 sn. civarında olduğu için telefonu bu süre boyunca hiç oynatmamak gerekiyor. Bir diğer özellik, tek çekim modu, en iyi fotoğrafı ve videoları size toplu olarak sunmaya yardımcı olur. Bu mod kullanılarak yapılan çekimlerin yanı sıra yapay zeka ile güçlendirilmiş çekim modu da farklı alternatifleri denemenizi sağlıyor.

    Pro modunda çekim yaparken ise tüm ayarlara istediğiniz gibi müdahale edebiliyorsunuz. Pro modda çekilen karelere, bilgisayar üzerinden dokunuşlar yaparak, renklere ve dokulara daha hakim olunabiliyor.

    Gece çekimlerinde İSO ayarı çok yüksek olursa, gren (kumlama) yapma ihtimali yükseliyor. O yüzden İSO ayarının gece çekimlerinde 400’ü aşmaması daha temiz bir görüntü almamızı sağlıyor.

    Öte yandan Shutter speed ayarı otomatik olabilir ancak, 1/90 – 1/15 arası değerler de daha iyi görseller çekmeniz için yeterli olacaktır. Shutter Speed ayarı 4 saniye olursa, tripod kullanımı vazgeçilmez hale geliyor.

    Portre modu gibi yeni yapay zeka destekli özelliklerini de bünyesinde barındıran Galaxy S22 serisi, her fotoğrafın profesyonel görünmesini sağlamak için tasarlandı. 

    Örneğin; Galaxy S22, S22+ ve S22 Ultra’nın çekim modlarına ek yeni ‘Portre Modu’, evcil hayvan tüylerinin arka plana karışmasını önlemeye yardımcı oluyor. Sevimli dostlarımızın en iyi fotoğraflarının çekilmesine imkan tanıyor. Ayrıca, ‘Gelişmiş Hızlı Çekim’ özelliği de önemli anların videosunu hızlıca çekebilmeye fırsat sunuyor.

    6- Zamanlayıcı ve Tripod kullanımı

    Gece çekimlerinde en büyük sorunlardan biri gündüz çekimleri gibi hızlı yapmak istememiz. El titremeleri, uzun pozlamalarda fotoğrafta bozulmalar yaşatabiliyor. Bunun önüne geçmek için Tripod kullanmamız gerekiyor.

    Hatta bazı durumlarda telefonunuzda yer alan zamanlayıcıyı açmak da iyi bir alternatif olabiliyor. Çünkü telefona dokunduğumuz sırada telefon titriyor ve çekim titreyerek başladığı için fotoğrafımız başlarken bitmiş oluyor.

    O yüzden telefonda da zamanlayıcıyı açıp çekmek en iyi sonucu almamıza imkan sağlıyor. 2, 5 ve 10 saniye seçeneklerinden 5 saniye en ideal olanıdır. Galaxy S22 serisinde kullanıcılar, ‘Tek Çekim Modu’ ile 20 saniyeye kadar hareketli görüntüler çekilebiliyor.

    Yapay zeka (AI), çekim süresinden itibaren 3 ile 10 saniye içinde farklı tipte fotoğraf ve videoları tek bir çekim ile görüntüleyebilme imkanı sunuyor. Tek Çekim Modu’nda ayrıca, 30 saniyeye kadar videolar çekilebiliyor ve bu video farklı çeşitlerde kullanıcılara sunulabiliyor.

    Yapay zeka desteğiyle en iyi kareler tespit edilip, o anların fotoğrafları, kısa videoları, farklı alternatiflerle videonun içerisinden görüntüler alıp kaydedebiliyor.

    7- Fotoğraf düzenleme 

    İşin en önemli kısmı ise sunum. Çok güzel bir fotoğrafı çok fazla edit yaparak inanılmaz kötü hallere sokabiliriz. Fotoğraf çekmeye yeni başlayan kişilerin çok edit yapmanın fotoğrafı daha iyi yaptığına inanması en büyük sorunu oluşturuyor.

    Renklere ve ışığa yerinde müdahaleler hayat kurtarır. Ayrıca, her fotoğrafın bir miktar keskinliğe ihtiyacı vardır. Fotoğraflarınıza yaratıcı renk efektleri ya da zevkinize göre şablonlar ekleyebileceğiniz birçok farklı fotoğraf düzenleme uygulaması mevcut.

    Bunun yanında telefonunuzun kendi düzenleme kısmını kullanıp gerekli düzenlemeleri yapabilirsiniz. Kadraj, renk, doku, hatta obje silme özelliği ile size alternatifli bir düzenleme aracı olabilir. Samsung yeni Galaxy S22 serisi ile ‘Pro Modu’ bir üst seviyeye taşıyor.

    Kullanıcılar, çekimler üzerinde tam kontrol sahibi olmak için RAW dosyalarını doğrudan Galeri’ye kaydeden Expert RAW uygulamasını indirebiliyor. Böylece fotoğrafların ince ayarları telefondan yapılabiliyor. Üstelik, kullanıcılar bu görselleri bilgisayar veya tablete göndererek daha büyük bir ekranda düzenleyebiliyor.

    İstenildiğinde, bu RAW dosyalar, doğrudan başka bir cihaz yada telefonla paylaşılabiliyor. Ayrıca Nesne Silici, fotoğrafları kırpmadan nesneleri fotoğraftan çıkarmaya fırsat sunarken, kullanıcılar ‘Photo Remaster’ özelliği ile fotoğrafların kolayca yeniden düzenleyebiliyor. 

    Galaxy S22, S22+ ve S22 Ultra, kullanıcılara ileri seviyede kamera deneyimi sunmak için tasarlandı. Aynı zamanda Samsung’un geliştirdiği en yeni yapay zeka teknolojisine sahip olan Galaxy S22 serisi, fotoğraf kalitesini ve görsel deneyimi yeni bir boyuta taşıyor.

    Bugüne kadarki en gelişmiş yapay zeka ve makine öğrenmesine sahip işlemci gücüyle, telefonlar izleme ve üretkenlik için rakipsiz bir performans sunuyor.  

    Türkiye’de İlk Kez Sezaryen Kesisinde Uygulandı

    0

    Fetüsü saran yarı saydam ve esnek bir zar olan amniyotik membran, Türkiye’de ilk kez sezaryen kesisi üzerinde uygulandı.

    İlk çocuğunu dünyaya getiren 39 yaşındaki annede, kesi izinin en minimum şekilde kaybedilmesinin amaçlandığı bu uygulama ilk kez gerçekleştirildi. 

    Operasyonu gerçekleştiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe, “Bu anne adayımızda daha önce geçirdiği operasyonlarda karın cildinde oldukça kalın nedbeler oluşmuştu ve belirgin izler mevcuttu. Yaptığımız sezaryen operasyonu sonrasında uyguladığımız amniyotik membranın etkisine bağlı olarak, bu kez ameliyat yerinde daha az iz kalmasını bekliyoruz, bekleyip göreceğiz. Amniyotik membran, yara ve yanık tedavilerinde tüm dünyada yaygın olarak tercih edilen bir insan dokusu. Alerjik bir özelliği yoktur, antijenik özelliği de çok zayıf olduğu için herhangi bir yan etki beklemiyoruz” dedi.

    Amniyotik membran, plasentanın iç yüzeyini kaplar, amniyotik boşluğu ve fetüsü sarar. Yarı saydam ve esnek bir zar halindeki bu doku, bebeği mikroplardan korurken, bebeğin rahim içinde serbest bir şekilde büyümesini sağlar. Doğum anında anneden alınan ve işlenip uygun koşullarda saklanabilen amniyotik membran, yara ve yanıklarda biyolojik bir yama olarak kullanılır çünkü büyüme faktörlerini, enzimleri ve hormonları içerir. Tüm bunlar da iyileşmeyi hızlandırırarak annenin hayat kalitesini artırır. Dünyada özellikle kornea hasarları gibi göz rahatsızlıklarının tedavisinde ve yanık izlerinde kullanılan amniyotik membran, Türkiye’de ilk kez sezaryen kesisinde uygulandı

    Anne de bağışladı

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe,steril koşullara hazırlanmış amniyotik membranın operasyon öncesi başka bir anneden temin edildiğini, operasyonun yapıldığı anne Nil Tanören’in de kendi amniyotik membranını başka çalışmalarda kullanılmak üzere bağışladığını belirtti. Kocatepe, detayları şöyle anlattı: “Plasenta, soğuk zincir koşullarında laboratuvar ortamına taşınır. Ardından Avrupa Birliği İyi Üretim Uygulamaları Kalite Güvence Sistemi uyarınca laboratuvarda işlem görür. Özel  kabinlerin içinde plasentadan ayrıştırılan amniyotik membran, işlenip ayrıntılı kalite kontrol testlerinden geçirilir ve ihtiyaç olması halinde hekimlerin kullanımına sunulmak üzere uygun koşullarda saklanmaya alınır.”

    Hangi çalışmalara öncülük edebilir?

    Amniyotik membranın yara ve yanık tedavilerinde tüm dünyada yaygın olarak tercih  edilen bir insan dokusu olduğunu ifade eden Kocatepe, “Bu anne adayımızda daha önce geçirdiği operasyonlarda karın cildinde oldukça kalın nedbeler oluşmuştu ve belirgin izler mevcuttu. Yaptığımız sezaryen operasyonu sonrasında uyguladığımız amniyotik membranın etkisine bağlı olarak, bu kez ameliyat yerinde daha az iz kalmasını bekliyoruz, bekleyip göreceğiz. Amniyotik membran, yara ve yanık tedavilerinde tüm dünyada yaygın olarak tercih  edilen bir insan dokusu. Alerjik bir özelliği yoktur, antijenik özelliği de çok zayıf olduğu için herhangi bir yan etki beklemiyoruz. Özellikle göz hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılan amniyotik membran bu kez Türkiye’de ilk defa sezaryen kesisinde uygulandı. Bu operasyon elbette literatür dayanağı olmadan yapılacak bir uygulama değildir. Daha önce yurt dışında yapılan ve literatüre geçen çalışmalara göre annenin sezaryen kesisinde daha az iz kalacak, kesinin daha kolay ve hızlı iyileşmesi sağlanacak. Ayrıca, herhangi bir annede bir rahatsızlık olup olmadığını anlamaya yönelik rahim içinin kamera yardımıyla görüntülendiği histeroskopi esnasında rahmin yeniden yapışmasını önlemek için de tercih edilebilir. Tüm bunları ilerleyen süreçte yeni operasyonlar yaptıkça göreceğiz” diye konuştu.

    Hem doğum hem de uygulama harika geçti

    Tanören çiftinin ilk çocukları Güçhan Tanören, sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi. 39 yaşındaki anne Nil Tanören, amniyotik membran uygulamasının acısız ve ağrısız bir uygulama yöntemi olduğunu belirterek, “Hem doğum hem de uygulama harika geçti. Oğlumu kucağıma almanın tarifi olmayan sevincini yaşıyorum. Öte yandan sezaryen kesisinde sonuçları böyle memnuniyet verici bir uygulamayı Türkiye’de ilk kez olmak da mutluluk veriyor. Sonuçları yakından takip ediyoruz. İnanıyorum ki, anneler ilerleyen zamanda bu uygulamadan yararlanacaklardır. Bu uygulama hakkında bizleri bilgilendirdiği için doktorum Kağan Kocatepe’ye de teşekkür ediyorum” dedi.