Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 81

    ‘Robot Eczacı’ İşbaşında

    0
    eczaci

    Antalya’da, bir eczanenin robot eczacı sistemi görenleri şaşırtıyor. Sisteme girilen reçetedeki ilaçları raflardan alıp getiren robot eczacı, corona virüs salgını döneminde insan temasını en aza indirdiği için ilgi görüyor.

    Antalya’da 30 yıllık eczacı Nuran Koca, yurt dışındaki fuarda akıllı robotu görünce kendi eczanesinde bu sistemi uygulamak istedi.

    'Robot eczacı' işbaşında - 2

    Almanya’dan 2017 yılında 120 bin euroya robotu satın alan Koca, Kepez Devlet Hastanesi’nin karşısındaki 500 metrekarelik eczanesine yerleştirdi.

    'Robot eczacı' işbaşında - 3

    15 metrekarelik alanı kaplayan robot, 15 bin ilacı haznesindeki raflarda saklayabiliyor. Robotun haznesine dökülen ilaçlar ise robot kol tarafından tek tek barkodları okunarak, özel yerlerine yerleştiriliyor.

    'Robot eczacı' işbaşında - 4

    Reçete numarasının sisteme tanımlanmasının ardından hekimin yazdığı ilaçlar, robot tarafından raflarından toplanarak, 4 farklı çıkıştan birine getirilip, bırakılıyor. Böylelikle hem zamandan tasarruf edilirken hem de ilaçlara temas en aza indiriliyor.

    'Robot eczacı' işbaşında - 5

    Corona virüs tedbirleri kapsamında ilaçla az temas etmenin hem hasta hem de eczane çalışanı için avantaj olduğunu anlatan Nuran Koca, yaptığı yatırımdan çok memnun olduğunu ve eczanesine gelenlerin tepkisinin de kendisini mutlu ettiğini söyledi.

    'Robot eczacı' işbaşında - 6

    Eczanedeki robot sistemiyle, Koca’nın kendi gibi eczacı olan oğlu Artun Kerim Erdem de ilgileniyor. Yurt dışı bağlantıları ve ilaç depolarıyla iletişimi sağlayan Erdem, robot sistemin çok faydasını gördüklerini söyledi.

    'Robot eczacı' işbaşında - 7

    İlaçların depolardan el değmeden taşındığını belirten Erdem, “Robot, ilaçları saklanma koşullarına göre ısılarını ayarlayarak saklıyor. Bu sistem zamandan kazandırıyor. Reçetedeki ilaçları istedikten sonra robot ilaçları getirene kadar biz hastamızla ilgileniyoruz. El değmeden ilaçlar hastamıza veriliyor. Hastalar şaşırıyor bu durumu görünce. İnsan hata yapabilir ama robot yapmaz” dedi.

    'Robot eczacı' işbaşında - 8

    Eczaneye gelen ve robotu görünce şaşkınlık yaşayan Sema Şener de “İlk defa böyle bir şey gördüm. Eczacımdan daha detaylı bilgi aldım ilaçlar hakkında. İlaçlara da dokunulmaması çok güzel olmuş” diye konuştu.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Açıkladı! Acil Kullanım Onayı Verildi

    0
    KOCA

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama ile Sputnik V aşısının acil kullanımına onay verildiğini duyurdu.

    Sağlık Bakanı Koca, daha önce yaptığı açıklamada 6 ay içinde 50 milyon doz Sputnik V aşısı için anlaşma imzalandığını, ilk sevkiyatın ise Mayıs ayında gerçekleştirileceği duyurmuştu.

    Türkiye koronavirüsle mücadelede 3’üncü aşısını Rusya’dan alıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın önceki gün müjdesini verdiği ilk 50 milyon doz aşının ardından, Rus Gamelya Enstitüsü tarafından geliştirilen Sputnik V’nin üretimi de artık Türkiye’de yapılacak.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Sputnik V aşısı ile ilgili açıklaması şu şekilde;

    “Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuz yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda Sputnik V aşısının acil kullanımına onay vermiştir. İki ülke için hayırlı olmasını dilerim. Böylece üçüncü aşı olarak Sputnik V aşısı da ülkemizde kullanıma girecek

    ACİL KULLANIM ONAYI NEDİR?

    Resmi Gazete’de Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği’ne bulaşıcı hastalıklar kapsamındaki aşılar için “Acil Kullanım Onayı (AKO)” hükmü yayılanan 10 uncu maddede şu bilgilere yer verilir;

    Dünya Sağlık Örgütü veya Bakanlık tarafından bulaşıcı hastalıklar kapsamında kabul edilen halk sağlığını ciddi olarak tehdit eden istisnai durumlarda kullanılacak ve ruhsatlandırmaya esas etkililik, güvenlilik ve kalite ile ilgili kapsamlı verilerin henüz sağlanamadığı aşılar için bu veriler sağlanıncaya kadar Kurum tarafından AKO verilebilir.

    Baharda Enerjinizi Yükseltecek 10 Besin!

    0
    besin

    Kış boyunca daha az harekete alışan vücudumuzun ve yavaşlayan metabolizmamızın baharın gelmesi ve doğanın canlanmasıyla birlikte değişen ısı, ışık ile nem oranına adapte olmaya çalışması bahar yorgunluğuna sebep olabiliyor. 

    Sonuç; yorgunluk, huzursuzluk ve uyku hali! Neyse ki bahar yorgunluğu önlenemez bir durum değil. Peki baharda hangi besinleri düzenli tüketmeliyiz? Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu, baharda zindelik sağlayan 10 besini anlattı; önemli bilgiler verdi!

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

    YUMURTA

    Yumurta içeriğindeki zengin protein sayesinde özellikle bahar yorgunluğuyla savaşan önemli bir besin. İçerdiği kolin hücre çeperinin korunmasına yardım ederken, biyotin ve A vitamini de bağışıklığı güçlendiriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu içeriğindeki biyotinden yararlanabilmek için yumurtanın doğru pişirilmesi gerektiğini belirterek, “İyi pişmiş yumurtada yeşil halka oluşmamasına dikkat edilmeli, çünkü demir-sülfür olarak adlandırılan bu halka demirin vücutta kullanımını engelliyor. Sağlığımız üzerindeki pek çok faydası nedeniyle günde bir adet yumurtayı mutlaka tüketin” diyor”

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

    ELMA

    Posa kaynağı pektinden zengin olan elma bağırsak sağlığını destekliyor ve antioksidan bir vitamin olan C vitamini açısından zengin yönüyle de bahar yorgunluğunun etkilerini azaltmada destek sağlıyor. Günde bir adet elma tüketmeniz bir porsiyon meyve ihtiyacınızı karşılıyor. 

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

    ÇİLEK

    “İçerdiği antosiyanin maddesiyle yüksek antioksidan özellik gösteren çilek, vücudun bahar yorgunluğuyla savaşmasına katkı sağlıyor.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu, çileğin aynı zamanda B6 vitamin içeriğiyle stresli durumlarda sakinleşmenize destek olduğunu belirtiyor. Günde 10-12 adet çilek tüketmeniz bir porsiyon meyveye denk geliyor.

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

    ENGİNAR

    Faydaları saymakla bitmeyen enginar, potasyum, magnezyum, A vitamini ve B3 vitaminine ek olarak içerdiği ‘ciarin’ ile organların düzenli çalışmasına yardım etmesinin yanı sıra vücut yorgunluğuyla da savaşıyor. Prebiyotik etkisiyle bağırsak sağlığını destekleyen ve düşük kaloriye sahip olan enginarı haftada 2-3 porsiyon tüketmeyi ihmal etmeyin.

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

    ISPANAK

    En zengin antioksidan kaynaklarından biri olan ıspanak, içerdiği magnezyum, demir ve potasyum içeriğiyle vücut direncinin arttırılmasında rol oynuyor, bu sayede bahar yorgunluğuna karşı iyi geliyor. Düşük kalorisi ve zengin lif içeriğiyle bağırsak sağlığını da destekliyor. Ispanakta yüksek miktarda bulunan ‘kuersetin’ vücudun stresle savaşmasına katkıda bulunuyor. 

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

     ROKA

    Glukozinolat ve yüksek klorofil içeriğiyle güçlü bir antioksidan olan roka, bahar yorgunluğunun vücutta yarattığı stresle savaşarak zindeliği arttırıyor. Güne daha enerjik başlamak için kahvaltılarınızda rokaya mutlaka yer verin.

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

    CEVİZ

    E vitamini içeriğiyle bağışıklık dostu ve değerli yağ asit örüntüsüyle beslenmemizde mutlaka yer vermemiz gereken ceviz, içerdiği antioksidan polifenolik bileşenler ile kabuk kısmında bulunan lif sayesinde bahar yorgunluğunun vücutta yol açtığı stresle savaşıyor. Baharı zinde geçirmek için günde 2 adet ceviz tüketmeyi alışkanlık haline getirin.

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

    KİVİ

    Kivi içerdiği bol miktarda C vitamini sayesinde bağışıklığın güçlenmesinde önemli role sahip. Yapılan çalışmalar, kivinin ruh halimizi iyileştirdiğini ve daha enerjik hissetmemizi sağladığını gösteriyor. Kiviyi kahvaltınızda yumurtayla birlikte tüketmeniz güne daha enerjik başlamanıza destek sağlayacaktır.

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

    SEMİZOTU

    Yüksek omega-3 oranına sahip semizotu ayrıca içerdiği potasyum ve magnezyumla birlikte bağışıklığın güçlenmesine katkıda bulunuyor, bahar yorgunluğuyla başa çıkmanıza destek veriyor. Düşük kalori, yüksek vitamin ve mineral içeriğiyle sofralarınızdan eksik etmemeniz gereken semizotu yoğurtla birlikte tüketildiğinde daha da faydalı oluyor.

    Baharda enerjinizi yükseltecek 10 besin!

    ERİK

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu eriğin yüksek C vitamini içeriğiyle demir emilimini arttırdığını belirterek, “Erik sahip olduğu antioksidan özellikler sayesinde bağışıklığı sistemini destekliyor ve yorgunluğa karşı vücut direncini arttırıyor” diyor.

    Fütüristik Giyim Tarzı Nedir? Fütüristik Moda Tarzı Giyim Nasıl Yapılır?

    0

    Moda tutkunları tarafından tercih edilen akımlardan biri de dönem dönem fütüristik moda tarzı olabiliyor. Fütürisik giyim tarzını benimseyen kişiler tarzlarını bu akıma uygun olarak oluşturuyorlar. Peki, fütüristik giyim tarzı nedir, ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?

    Moda tutkunlarının yakından bildiği ancak farklı tarzlar denemek konusunda mesafeli olanların sıcak bakmadığı fütüristik tarzı giyim farklı alanlarda tercih edilen akımlardan biri olabiliyor. Peki, bu akım tam olarak ne zaman ortaya çıktı?

    FÜTÜRİSTİK GİYİM TARZI NEDİR?

    İngilizcedeki “future” yani gelecek kelimesinden türeyen bu akım ilk olarak 20. Yüzyılda İtalya’da ortaya çıkmıştı. 1960’lı yıllardan sonra Rusya ve İngiltere de dahil olmak üzere birçok farklı ülkeye de yayılan bu akımda modacılar artistik ilkelere ve kavramlara göre amacı belli bir sanat hareketi oluşturuyorlar.

    Bu akımda özgün normlar yaratılırken aynı zamanda özgür çizgiler ve dinamizm de ön planda tutuluyor. Çeşitli pullar, metalik kumaşlar, etnik desenler, robotik unsurlar ve sivri köşeler ya da abartılı silüetler gibi birçok değişik görüş bu akıma yansıtılıyor.

    Uğur Şahin’den Bebekler İçin Aşı Açıklaması: Eylül’de Sonuçları Gelecek

    0
    Asi

    Dünyada onaylanan ilk Covid-19 aşısını geliştiren Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin, Alman Der Spiegel’e 16 yaşından küçük çocukların aşı durumu ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Şahin, “5-12 yaş arası çocuklar için Temmuz ayında ilk sonuçlar gelecek” derken, altı aylık bebekler için geliştirilen Covid-19 aşısını test eden denemelerin sonuçlarının Eylül ayına kadar gelmesini beklediğini söyledi.

    ABD’li Pfizer ile birlikte dünya çapında onaylanan ilk Covid-19 aşısını geliştiren BioNTech’in CEO’su Prof. Dr. Uğur Şahin Almanya’da yayın yapan Der Spiegel’e açıklamalarda bulundu.

    Uğur Şahin, Der Spiegel’e yaptığı açıklamada, “5-12 yaş arası çocuklar için denenen Covid-19 aşısının Temmuz ayında ilk sonuçlar gelecek. Eylül ayında da altı aylığa kadar olan bebekler ile ilgili denemelerin sonucunu bekliyoruz” dedi.

    BioNTech CEO’su Şahin, “Her şey yolunda giderse, verilerin değerlendirilmesiyle, farklı ülkelerdeki ilgili yaş grubundaki tüm çocuklar için aşı onayına başvurabileceğiz” dedi.

    ’12 YAŞ ÜSTÜ İÇİN SON AŞAMADAYIZ’

    Şahin, Spiegel’e yaptığı açıklamada, 12 yaş ve üstü çocuklar için Avrupa ilaç düzenleyicilerine başvurmadan önceki son aşamada olduklarını bildirirken BioNTech’in Mart ayı sonunda yayınlanan denemelerinde, Covid-19 aşısının güvenli ve etkili olduğunu, çocukların güçlü antikor yanıtları ürettiğini yineledi.

    BioNTech, bu ay ABD düzenleyicilerinden 12 ila 15 yaş arasındaki çocuklar için aşılarının acil olarak kullanımını onaylamalarını istemişti.

    ‘3’üNCÜ DOZ AŞIYA İHTİYAÇ VAR’

    Uğur Şahin geçtiğimiz gün basın mensuplarına yaptığı açıklamada, üçüncü doz aşıya ihtiyaç olduğunu belirtmişti.

    Aşının korumasının zamanla azaldığını, ilk 6 aylık verilere göre aşının 6 ayda etkisinin yüzde 95’den yüzde 91’e düştüğü bilgisini paylaşan Şahin, “8 ay sonra aşı korumasına neden olan antikorların önemli ölçüde düştüğünü görüyoruz. Aşı korumasını yeniden yaklaşık yüzde 100’e geri getirmek için üçüncü doz aşı olmaya ihtiyaç var. Bu üçüncü doz 9 ay sonra veya en geç 12 ay sonra yapılması korumanın yukarıya çıkarılmasına yardımcı olur. Buna da ‘booster’ aşı deniyor. Daha sonra her yıl veya her 18 ayda bir aşı olmaya ihtiyaç duyulacağını varsayıyorum” değerlendirmesinde bulunmuştu.

    Bilim İnsanları Covid-19’u Tuzağa Düşürmek İstiyor: Nanoparçacık Tasarlandı

    0
    covid

    Covid-19’u tuzağa düşürüp ortadan kaldırmayı hedefleyen nanoparçacıklar tasarlandı. “Nanotuzaklar” adı verilen parçacıkların, virüsün enfekte ettiği hücreleri taklit ederek SARS-CoV-2 virüsünü kendine çekmesi hedefleniyor.

    Yeni tip corona virüsün (Covid-19) potansiyel tedavisinde kullanılmak üzere nanoparçacıklar tasarlandı.

    Bilim insanları Covid-19'u tuzağa düşürmek istiyor: Nanoparçacık tasarlandı - 2

    Nano dergisinin sitesinde yer alan habere göre, “Nanotuzaklar” adı verilen parçacıkların, virüsün enfekte ettiği hücreleri taklit ederek SARS-CoV-2 virüsünü kendine çekmesi hedefleniyor.

    Bilim insanları Covid-19'u tuzağa düşürmek istiyor: Nanoparçacık tasarlandı - 3

    Chicago Üniversitesi Pritzker Moleküler Mühendislik Okulunda görevli bilim insanları, SARS-CoV-2’nin hücrelere bağlanma mekanizmasını inceleyerek yüzeylerinde yüksek yoğunlukta ACE2 proteini ve antikorlar bulunan iki tür nanoparçacık tasarladı.https://7eb5ab5df30475a00e94a1aecf1cfc44.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

    Bilim insanları Covid-19'u tuzağa düşürmek istiyor: Nanoparçacık tasarlandı - 4

    Nanoparçacıklarla hem virüsün tuzağa düşürülmesi hem de ortadan kaldırılması amaçlanırken, psödovirüsün (virüsün çoğalmayan zayıflatılmış hali) nanoparçacığa bağlanmasının yapılan testlerde ortalama 10 dakika, ortadan kaldırılmasına giden sürecin 48 saat sürdüğü belirtildi.

    Bilim insanları Covid-19'u tuzağa düşürmek istiyor: Nanoparçacık tasarlandı - 5

    Fareler üzerinde yapılan deneylerde sistemin güvenliği test edildi. Sonrasında “Nanotuzaklar”, kültür kabında insan akciğer dokusu hücrelerinde psödovirüse karşı kullanıldı ve sistemin, virüsün hücrelere girişini tamamen engellediği görüldü.

    Bilim insanları Covid-19'u tuzağa düşürmek istiyor: Nanoparçacık tasarlandı - 6

    Nanoparçacıkların, bağışlanan ve solunum cihazı yoluyla canlı tutulan akciğerde de enfeksiyonun önüne tamamıyla geçtiği gözlendi.

    Bundan sonraki aşamada uzmanlar, sistemi SARS-CoV-2 ve varyasyonları üzerinde denemeyi planlıyor.https://7eb5ab5df30475a00e94a1aecf1cfc44.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

    Bilim insanları Covid-19'u tuzağa düşürmek istiyor: Nanoparçacık tasarlandı - 7

    Uzmanlar, nanoparçacıkların, vücuda nazal sprey aracılığıyla verilmesini öngörüyor.

    Çalışmanın ayrıntıları “Matter” dergisinde yayımlandı.

    Washington Post: Biden Yönetimi Mentollü Sigaraları Yasaklamaya Hazırlanıyor

    0
    Sigara

    Washington Post gazetesi, Biden yönetiminin mentollü ve aromalı sigara türlerini yasaklama kararını bu hafta içinde duyurabileceğini yazdı.

    ABD’de Joe Biden yönetiminin bu hafta içinde ülkede mentollü sigaraların yasaklanmasına yönelik planını duyuracağı belirtildi.

    Washington Post gazetesine konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, Biden yönetiminin uzun süredir tütün ürünleri karşıtları ve insan hakları savunucularının yaptığı bir çağrıya kulak vereceğini kaydetti.

    Biden yönetiminin mentollü ve aromalı sigara türlerini yasaklamaya hazırlandığını ve planın bu hafta içinde duyurulabileceğini belirten yetkili, bu tür sigaraların en çok Afrika kökenli Amerikalılara zarar verdiğini kaydetti.

    Yetkili, Biden’ın önereceği yasağın yürürlüğe girmesinin yıllar alabileceğini ancak bu adımın bile sigara karşıtı topluluklar tarafından memnuniyetle karşılanacağını sözlerine ekledi.

    Covid-19’dan Sonra Koku Duyusunu Geri Kazanmanın Hızlı ve Etkili Yolu Açıklandı: Koku Eğitimi

    0
    koku

    Yeni tip corona virüs (Covid-19) hastalığının en yaygın görülen semptomlarından biri olan koku kaybı, bazı hastaları aylar  boyunca etkiliyor ve endişe yaratıyor.

    Bununla birlikte, yeni bir araştırma, hastaların koku alma duyusunu yeniden kazanabilmesi için en etkili ve ucuz yolunun steroid ilaçları yerine evde uygulanan basit bir koku eğitimi olduğunu ortaya koydu.

    İngiliz bilim insanları, Covid-19 nedeniyle koku alma duyularını kaybedenlerin steroid ilaçları yerine  evde çeşitli koku egzersizleri uygulamalarının daha iyi sonuç verdiğini açıkladı. 

    Anosmi olarak da bilinen koku kaybı, özellikle Covid-19’u hafif olarak atlanlarda en yaygın görülen semptomlardan biri olarak öne çıkıyor. Çoğu insanda Covid-19  ile ilişkili koku kaybı genellikle herhangi bir yardım almadan kısa bir süre sonra iyileşiyor. Ancak, bazı insanlarda uzun vadede koku alma yeteneği tam olarak geri dönemeyebiliyor.

    Uluslararası Alerji ve Rinoloji Forumu’nda yayınlanan çalışmanın arkasındaki araştırmacılar, Covid-19 kaynaklı anosmiyi tedavi etmek için şimdiye kadar  kullanılan yöntemleri inceledi. Sonuçlarda, koku eğitiminin steroid ilaçlarından daha iyi bir seçenek olduğu görüldü.

    KOKU EĞİTİMİ NASIL YAPILIYOR?

    Diğer taraftan, Covid-19 gibi viral enfeksiyonlar, başta koku alma sinirleri olmak üzere, kokuyu işlemekten sorumlu beyne giden bağlantılara zarar verebiliyor. Ancak,  zamanla bu sinirler, işlevlerini eski haline getirmek için onarılabiliyor. Koku eğitimi ise bu süreci hızlandırıyor. 

    Farklı çeşitleri olmasına rağmen koku eğitiminde benzer temel egzersizler bulunuyor. Bu kapsamda  hastalardan dört güçlü ve farklı kokuyu günde bir veya iki kez kısa bir süre koklamalarını isteniyor. Bu kokular yeterince keskin herhangi birisi olabilir, ancak duygusal açıdan önemli veya hoş kokuların  daha etkili olacağı ifade ediliyor. Koku eğitimi üzerine yapılan orijinal araştırmada (Hummel yöntemi olarak bilinir) kullanılan kokular gül, okaliptüs, limon ve karanfildi. 

    Yeni çalışmanın yazarları, koku eğitimin faydalarının yaklaşık dört ile altı ay boyunca uygulandıktan sonra fark edileceğini bildirdi. 

    STEROİD İLAÇLARININ KOKU KAYBINI İYİLEŞTİRDİĞİNE DAİR BULGU YOK

    East Anglia Üniversitesi’nde koku ve tat araştırmacısı olan çalışmanın  yazarı Carl Philpott, koku eğitiminin “Covid-19 da dahil olmak üzere çeşitli koku kaybı nedenleri için ucuz, basit ve yan etkisiz bir tedavi seçeneği olarak öne  ortaya çıktığını” söyledi. 

    Öte yandan, steroid ilaçları Covid-19’dan ölüm ve kötüleşen hastalık olasılığını düşürdüğü biliniyor  ve vücuttaki iltihabı azaltıyor.  Bazı doktorlar covid ile ilişkili anosmiye de yardımcı olabileceğini düşünüyor. Ancak,  Covid-19 ve koku kaybına neden olduğu bilinen diğer viral enfeksiyonları içeren araştırmaların incelendiği çalışmada bu ilaçların koku kaybını tedavi ettiğine dair somut bir bulguya rastlanmadı.

    Philpott, “Steroidlerin koku kaybına yardımcı olacağına dair çok az kanıt var ve iyi bilinen potansiyel yan etkilere sahip oldukları için, tavsiyemiz  viral koku kaybı sonrası tedavi olarak reçete edilmemeleri gerektiğidir. Neyse ki, Covid-19’un bir sonucu olarak koku kaybı yaşayan çoğu insan koku alma duyusunu kendiliğinden geri kazanıyor. Araştırmalar, altı ay sonra insanların yüzde  90’ının koku alma duyularını tamamen geri kazandığını gösteriyor” dedi.

    “Üçüncü Pik Sonunda Kitle Bağışıklığı Yüzde 70’e Ulaşacak”

    0
    Pik

    ERÜ Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Yıldız, toplumun yarısının corona virüste orijinal virüsle enfekte olup atlattığını, yüzde 20-30’luk kitlenin ise bu pik döneminde hastalığı yaşayacağını söyledi.

    Yıldız, “Pik dönemi sona erdiğinde yüzde 70 oranında kitlede bağışıklık oluşacak. Ortalama sürü bağışıklığı sınırı yüzde 67’ydi, bu sınıra ulaşılmış olacak. Mayıs sonunda vaka sayısının hızla azalacağını göreceğiz” dedi.

    Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Yıldız, şu anda yoğun bakım servislerinde tedavi gören corona virüs hastalarının daha çok genç hastalardan oluştuğunu ve bunun da İngiliz mutantı kaynaklı olduğunu söyledi.

    İngiltere mutantını çok şeffaf bir şekilde takip ettiklerini kaydeden Yıldız, bu varyantın bulaş düzeyinin çok yüksek olduğunu vurgulayarak, “Hastalığı taşıyan kişi, corona virüsü 2 kişiye bulaştırarak hastalıktan kurtarıyor, bu hız çok yüksek. Önceden 1,4 iken, şimdi 2’ye yükseldi. İngiliz mutantı daha genç popülasyonu etkileyecek hale geldi. en sıkıntılı nokta da bu. Atlatılan iki pikte 50 yaş ve üzeri hastalar daha çok etkileniyordu. Şimdi daha çok genç insanlar virüsten etkileniyor. Çocuklarda hafif seyrediyor; ama genç anne babalarını hasta ediyorlar” dedi.

    “KİTLE BAĞIŞIKLIĞI YÜZDE 70’LERE ULAŞTIĞINDA BİTECEK”

    Türkiye’de toplumun yarısının Çin’den gelen orijinal virüsle enfekte olduğunu ifade eden Yıldız, “İngiliz varyantını diğer Brezilya ve Güney Afrika varyantları ile kıyasladığımızda İngiliz mutant çok daha bulaştırıcıdır. Aşılardan ve testlerden kaçabildiği şeklinde bazı veriler bize ulaşıyor. Brezilya ve Güney Afrika varyantının ciddi sorun olacağını Afrika mutantının düşünmüyorum. Ülkemizde görülen ilk iki pik Çin’den gelen virüstü. Önceki pik döneminde hastalığa yakalanmayanlar, yüzde 85-90 oranında İngiliz mutantına yakalandı. İkinci kere hastalanma durumu çok ciddi bir sebep olarak karşımızda durmuyor. Binde iki civarında. Toplumun yarısı orijinal virüsle enfekte oldu ve atlattı. Kalan yüzde 20-30’luk kitle ise bu pik döneminde hastalığı yaşayacak. Kitle bağışıklığı yüzde 70’lere ulaştığında enfeksiyon ortadan kalkmış olmuyor” diye konuştu.

    “MAYIS SONUNDA HIZLA AZALACAK”

    Prof. Dr. Yıldız, hastalığın bağışıklık oranlarını da değerlendirerek, “Tahminim pik dönemi sona erdiğinde yüzde 70 oranında kitlede bağışıklık oluşacak. Ortalama sürü bağışıklığı sınırı yüzde 67’ydi; bu sınıra ulaşılmış olacak. Mayıs sonunda vaka sayısının hızla azalacağını göreceğiz. Corona virüs enfeksiyonu bitmesi muhtemel olabilir ya da grip gibi her yıl ciddi bir mutasyonla önceki aşılardan kaçarak karşımıza yeni bir corona virüs enfeksiyonu çıkar. Bu nedenle de her yıl aşılanmak zorunda kalabiliriz. Ben kendi yaptığımız çalışmadan yola çıkarak 4’ncü pik döneminin mümkün olmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    Hamile Kadın Aynı Anda Corona Virüse ve Domuz Gribine Yakalandı

    0
    hamile

    Gaziantep’te benzerine ender rastlanabilecek bir olay yaşandı. 34 yaşındaki 24 haftalık gebe Fatma Yıldız, aynı anda hem corona virüse hem de domuz gribine yakalandı.

    Yıldız, GAÜN Hastanesinde gördüğü tedaviyle iki hastalıktan da kurtularak, tekrar sağlığına kavuştu.

    Corona virüs teşhisi sonrası durumu ağırlaşan Fatma Yıldız, hastaneye kaldırıldıktan sonra birtakım testlere tabi tutuldu. Karaciğer testleri referans dışı çıkan, yoğun bakım ünitesine girişte oksijen değerleri çok düşük seyreden hasta Fatma Yıldız, 12 gün yaşam destek makinesine bağlı olarak uyutuldu.

    Dirençli yoğun bakım enfeksiyonu da gelişen hasta, bu süre zarfında yoğun bakım ekibinin gayretiyle ve başarılı tedavisiyle hayata tutundu. Hasta Fatma Yıldız ve bebeği sağlıklı bir şekilde yoğun bakım ünitesinden taburcu edildi.

    “BEBEĞE EN AZ ZARAR VERECEK İLAÇLARI SEÇMEK ZORUNDAYDIK”

    Hastanın hayati riski bulunduğunu hatırlatan Gülseren ElayHastamızı devraldığımızda oksijen değerleri olması gereken değerlerin çok altında olup, annenin beyin fonksiyonları ve bebeğin hayatı risk altındaydı. Bu riskleri en aza indirmek için hastamızı çok derin uyuttuk ve koruyucu tedavi yöntemlerini uyguladık. Corona virüs testi pozitif olan hastamızın kan tahlilinde domuz gribini de tespit ettik. Tüm bunların yanında hastamızın karaciğer fonksiyonları da virüslere bağlı olarak bozulmuştu. Hastamız toplam 12 gün yaşam destek makinesinde ve 20 gün de yoğun bakım ünitesinde kaldı. Bu süreçte birçok antibiyotiğe dirençli olan yoğun bakım ünitelerinde saptanan Acinetobakter enfeksiyonu da hastamızın kanında üredi. Elimizde mevcut olan ve bebeğe en az zarar verecek ilaçları özenle seçmek zorundaydık. Bir taraftan anneyi diğer taraftan bebeği koruyucu tedavileri bir arada yürüttük” dedi.

    “BEBEĞİN DE OLDUKÇA SAĞLIKLI OLDUĞUNU TESPİT ETTİK”

    Tüm bu uğraşlar sonucu hastada enfeksiyonun gerilediğini belirten Elay,  “Hastamızın karaciğer fonksiyonları düzeldi ve bebeğimiz şu an yirmi yedinci haftasında. Yapılan testler ile bebeğin de oldukça sağlıklı olduğunu tespit ettik. Hastamızı yoğun bakım ünitesinden çıkarmanın, iki evladına kavuşturabilmenin sevinci ve gururu içindeyiz” şeklinde konuştu.

    GAÜN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Belgin Alaşehirli ise “Gebede corona virüs tedavisinde kullanılan birçok ilaç C kategorisindedir. Yani bebeğe zarar verme ihtimali yüksektir. Bu nedenle tedavinin gebeler üzerinde daha da özenli uygulanması gerekmektedir. Bulunduğumuz bu süreçte gebeler kurallara daha sıkı uymalılar ve çok daha dikkatli olmalılar. Sürecin başından bu yana hiç pes etmeden, özveriyle çalışan tüm yoğun bakım ekibimize de verdikleri emekler ve hassasiyetleri için teşekkürlerimi iletiyorum” diye konuştu.

    Yıldız ise zorlu bir süreç geçirdiğini ifade ederek, hastalığının tedavisinde destek olan hastane hekimleri, sağlık görevlileri ve ailesine teşekkür etti.