Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 82

    ABD’de Covid Kaynaklı Can Kayıpları Son 7 Ayın En Düşük Seviyesine Geriledi

    0
    abd

    Reuters’ın ABD’nin eyalet ve ilçe verilerine dayandırdığı analizine göre, ülkede yeni Covid-19 vakaları geçtiğimiz hafta yüzde 16 düşerek 409 bin olarak kaydedildi ve Şubat ayından bu yana en düşük seviyeye ulaştı.

    Covid kaynaklı can kayıpları ise geçtiğimiz hafta yüzde 4 düşüşle 4 bin 972’ye inerken Ekim ayından bu yana ilk kez haftalık can kaybı sayısı 5 binin altına geriledi.

    ABD’de corona virüs sebebiyle can kayıplarının son yedi ayın en düşük seviyesine gerilediği açıklandı.

    Reuters’ın ABD’nin eyalet ve ilçe verilerinin analizine dayandırdığı haberine göre, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yeni Covid vakalarının geçtiğimiz hafta yüzde 16 düşerek 409 bine gerilediği bildirildi.

    ABD’de bu düşüş ile birlikte Şubat ayından bu yana en düşük haftalık vaka sayısı kaydedildi.

    18-25 Nisan tarihlerinin baz alındığı verilerde haftalık can kaybı yüzde 4’lük düşüşle 4 bin 972’ye gerileyerek Ekim 2020’den bu yana en düşük haftalık can kaybı yaşandı.

    ORANDA MİCHİGAN, SAYIDA NEW JERSEY VE PENNSYLVANİA

    Michigan eyaleti kişi başına düşen yeni vakalarda ilk sırada yer alırken eyalette yeni enfeksiyon sayısı bir önceki haftaya göre yüzde 29 düştü.

    Sayı olarak en fazla vakanın görüldüğü New Jersey ve Pennsylvania eyaletlerinde ise yeni vaka sayısı bir önceki haftaya göre yüzde 20’den fazla azaldı.

    ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre, ABD nüfusunun yüzde 44’ü en az bir doz corona virüs aşısı olurken yüzde 29’u iki doz aşı oldu.

    Reuters analizine göre, ülke çapındaki hastanelerdeki ortalama yatan Covid-19 hasta sayısının ise değişmeyerek 41 bin seviyelerinde seyrettiği bildirildi.

    İzmir’de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü

    0

    İzmir’de bir grup sanatçı, yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını döneminde “Dans sınır ve mekan tanımaz” sloganıyla bir sokak projesi hayata geçirdi.

    Sanatçılar, günlük yaşamın sürdüğü meydan, park ve sokaklarda bale ile Latin ve hip hop dansı figürleri sergiledi

    Salgın döneminde İzmir‘de bir grup sanatçı, “Dans sınır ve mekan tanımaz” sloganıyla bir sokak projesi hayata geçirdi.”

    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 2

    29 Nisan Dünya Dans Günü çerçevesinde gerçekleştirilen proje için bir araya gelen sanatçılar, kentin meydan, park, çarşı ve ara sokaklarında dans etti.

    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 3

    Kalabalık ortamlarda koronavirüse karşı tedbirlerini alan dansçılar, kentte günlük yaşam sürerken bale ile Latin ve hip hop dansı figürleri sergiledi.

    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 4

    Proje çerçevesinde İzmir Alsancak Garı ve işlek caddelerde dans eden Tan Sağtürk Akademi Mavişehir Okulu baş öğretmeni İpek Sanıtürk, dansın beden sağlığı açısından büyük önem taşıdığına işaret etti.

    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 5

    Sanıtürk, “Salgın döneminde evlerimizin içindeki dar alanlara sıkışsak da kendimizce yaratıcı çözümler bulduk elbette. Ancak stüdyolarımızdaki, sahnelerimizdeki ışıkların altında özgürce hareket serbestisinin ferahlığına her zaman özlem duyuyoruz” dedi.

    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 6

    Salgın süresince sahneye çıkıp gösteriler yapmayı özledikleri için park, çarşı, sokak ve hatta kaldırımlarda dans ettiklerini anlatan Sanıtürk, açık hava mekanlarını bir tür sahneye çevirerek Dünya Dans Günü’nü kutladıklarını ifade etti.

    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 7

    Projede, Dokuz Eylül Üniversitesi Konservatuvarı Bale Dansçılığı Bölümü öğrencileri, hip hop ve Latin dansı, bale, waacking, street jazz eğitmen ve dansçılarına eşlik etti.

    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 8
    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 9
    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 10
    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 11
    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 12
    İzmir'de dansçılar meydanları sahneye dönüştürdü - 13

    Hande Erçel ve Kerem Bürsin’den Maldivler tatili fotoğrafları

    0
    hande

    Dizi aşkı gerçeğe dönüşen ve ilk kez el ele görüntülenen Hande Erçel ve Kerem Bürsin çiftinden sürpriz Maldivler tatili fotoğrafları geldi.

    İkili, sosyal medya hesaplarından Maldivler’de birlikte çekilmiş pozlarını takipçileriyle paylaşınca kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.

    Her fırsatta “Arkadaşız” açıklamasını yapan Hande Erçel ve Kerem Bürsin, rol aldıkları dizinin sezon finali vermesinin ardından Maldivler’e gitmişti. Hayranları tarafından görüntülenen ikilinin baş başa tatil yaptıkları ortaya çıkmıştı.

    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 2

    İLK KEZ EL ELE

    Sen Çal Kapımı dizisinin yıldızlarının aşkı sonunda belgelendi. İkili, Maldivler dönüşü havaalanında el ele görüntülendi. 

    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 3

    Kerem Bürsin, Hande Erçel’in bu pozunu, “Güzel bir yerde, güzel bir kadınla, güzel bir manzara…” notuyla paylaşmıştı. 

    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 4

    Şimdi de Maldivler tatili paylaşımları geldi.

    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 5

    Kerem Bürsin, sevgilisi Hande Erçel’le yaptığı Maldivler tatilinden bir kare paylaşarak, “Okyanusun ortasında bir kano ve sadece ikimiz. Mükemmel…” notunu düştü.

    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 6

    Kerem Bürsin’in ardından Hande Erçel’den de paylaşım geldi. Erçel paylaşımına, “Sevincimiz fıskiyelerin patlamasını sağlıyor” notunu düştü. İkilinin aşk dolu kareleri kısa sürede binlerce beğeni ve yorum aldı.

    Erçel’in bir fotoğrafının altına dört tane nazar boncuğu koyan Kerem Bürsin’in annesi Çiğdem Bürsin’in bu hamlesi, ‘aşka onay verdi’ şeklinde yorumlandı.

    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 7

    Bir dönem oğlunun aşk yaşadığı Serenay Sankaya ile de arasından su sızmayan Çiğdem Bürsin’in, Erçel’le yakınlaşması ikilinin hayranlarını da heyecanlandırdı.

    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 8

    İşte Hande Erçel-Kerem Bürsin çiftinin, sonradan gerçeğe dönüşen, dizi setindeki romantik anları…

    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 9
    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 10
    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 11
    Hande Erçel ve Kerem Bürsin'den Maldivler tatili fotoğrafları - 12

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması’nın kazananları belli oldu

    0
    pink

    Bu yıl 10’uncusu düzenlenen Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması’nda jüri, dünya çapında 70’ten fazla ülkeden yaklaşık 10 bin 500 başvuru arasından seçim yaptı ve kazananlar çevrimiçi canlı yayınla duyuruldu.

    Dünyanın pek çok yerinden yemek fotoğraflarının yarıştığı, İngiltere‘de düzenlenen 2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması’nın kazananları arasında Türk fotoğrafçı da yer alıyor.

    Bir çocuklu Çinli ailenin mutfakta yemek hazırladığı neşeli anı gösteren fotoğraf, yarışmanın birincisi oldu. 

    Fotoğrafı çeken Li Huaifeng, 2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafçısı unvanını aldı.

    İşte diğer kategorilerde kazananlar…

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 2

    F. Dilek Uyar’ın Tokat’ta çekilen biber kurutma fotoğrafı, ‘hasadı eve getirme’ kategorisinde birinci oldu.

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 3

    Düğün yemek fotoğrafçısı: John Armstrong-Millar, Fransa

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 4

    Yiyecek stilisti ödülü: Martin Grünewald, Almanya

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 5

    Fujifilm yenilikçilik ödülü: Abdul Momin, Bangladeş

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 6

    Pink Lady Elma Günü: Natalia Bogubowicz, Polonya

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 7

    Sokak yemeği: Viet Van Tran, Vietnam

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 8

    Marks & Spencer yemek portresi: Harriet Harcourt, Avustralya

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 9

    Yılın öğrenci yemek fotoğrafçısı: Sarah Blandford, İngiltere

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 10

    Yemek influencer’ları: Deborah Trocchia, İtalya

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 11

    Yiyecek satışı: Joseph P Smith, Malta

    2021 Pink Lady Yemek Fotoğrafı Yarışması'nın kazananları belli oldu - 12

    Dünya Gıda Programı ödülü: Mahabub Hossain Khan, Bangladeş

    Özcan Deniz’den Suç Duyurusu: Çocuğumu Göremiyorum

    0
    OZCAN

    Feyza Aktan ile velayet davası devam eden Özcan Deniz savcılığa başvurdu.

    Deniz oğlundan on gündür haber alamadığını, endişe duyduğunu belirterek Feyza Aktan hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Özcan Deniz üç yaşındaki oğlu Kuzey’i doğum günü kutlaması için kendisiyle birlikte olması gerektiğini fakat oğlundan on gündür haber alamadığını, endişe duyduğunu belirterek Feyza Aktan hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Sabah’tan Deniz Yusufoğlu‘nun haberine göre; Deniz öğle saatlerinde İstanbul Adalet Saray’ına gitti. Kuzey’in sağlığından endişe ettiğini, kamera kayıtlarına göre oğlunu hiç tanımadığı insanlar tarafından gece geç saatte eve getirildiğini öğrendiğini ve annesi Feyza Aktan‘ın hiç ilgilenmediğini öne sürerek oğlundan bir an önce haber almak isteyen Deniz, eski eş hakkında savcılığa başvurdu.

    Astrolojide Evler

    0
    Astrolojide Evler3

    Astrolojide Evler Ve Etki Alanları Hakkında Neler Biliyoruz?

    Astrolojide Evler Ve Etki Alanları Hakkında Neler Biliyoruz?

    Gezegenler kişilerin nasıl motivasyon sağladığını ve içsel dürtülerini ifade ederken, gezegenin kişide can bulma hali de, burçlara göre değişmektedir.

    Astrolojideki evler ise, kişilerin deneyimlerinin hayatın hangi alanında ortaya çıktığını açıklamaktadır.

    Doğum haritaları yorumlanırken; yönetici gezegen, burç, açılar ve evler gibi birçok faktör göz önüne alınmalıdır ki doğru bir analiz yapılabilsin kişinin hayatı hakkında.

    1.EV

    Evrenin bütünde bir parçasıyken, evrenden ayrılıp ruhumuzun bir bedene girmesiyle başlayan hayatta; kişiliğimizin ortaya çıkmasını sağlayan, hayatı görme şeklimizi belirleyen ve hangi özelliklerimizi en çok kullandığımızı yükselen burcumuz belirler. Doğum anından itibaren kişinin hayatını, yükselen burcunun bu saydığım etkileri dışında 1.evindeki gezegenler belirler. Bireyin iş, aktivite ve başlangıçlara bakış açısını gösterir bu ev.

    2.EV

    Bireyin artık ben olgusundan çıkıp kendini oluşturan ögeleri araştırmaya başladığı, hayatta neyi elde etmek istediğini ve neye değer verdiğini anlamaya çalıştığı evdir. Para evidir. Dünyada güçlü olmanın ve öyle kalmanın nasıl mümkün olacağının araştırıldığı yerdir.

    3.EV

    Kişisel farkındalık ve diğer varlıklar/kavramlarla olan ilişkinin anlaşılmasından sonra, başkalarının ve nesnelerin sınırlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Dil ve iletişim becerilerinin geliştiği alandır. Dil gelişince zihin özgürleşir ve birey elle tutulabilir fiziksel dünyaya ilişkin zihnini geliştirir. Yazma, konuşma ve medya yönetimi bu evden etkilenir.

    4.EV

    Bireyin kişilik oluşumu ve yuva kavramının temelini oluşturur. Bu ev aktifse kişinin hayatında, kariyer ve dışa dönük aktiviteler oldukça başarılıdır kişide. Dış dünya ile ben olgusunu bir araya getirmek ve birbirinden uzaklaşmasına müsaade etmemek beklenir bu evde. Yaşadığımız alanın ve yetiştiğimiz ailenin etkisi(kişinin en çok etkilendiği ebeveyn) baskındır. Bu alanda sorun varsa, kişi kendi bakış açısını değiştirmelidir. İçsel hesaplaşmaların başladığı yaşlarda bu konudaki sorunlar çözülmemiş olursa, kişi çok zorlu bir hayat yaşayabilir denilebilmektedir.

    5.EV

    Şahsa özel kişiliğin ve aile yapısının belirlendiği ve bireyin ne kadar özel olduğunu hissettiği evdir. Bu evdeki gezegen sayısının artmasıyla birlikte kişinin kendini ön plana çıkarma isteği artar. Tam tersi durumda yani bu evdeki gezegen sayısı çok azsa, kişi işine ve ailesine daha çok önem verip kendi özel alanlarına zaman ayırmıyor denilebilmektedir. Yaratıcılığın ve bireysel mutluluğun maksimum seviyeye çıktığı alandır burası. Cinsel arzular, istekler, aşk maceraları, onların getirdiği acıları ve soyun devamını etkiler bu evdeki hareketlilik. Şans oyunlarının evi olan ve materyali, altın olan alandır.

    6.EV

    Kişi, 5.evde her şey olamayacağını bilir ancak her şeyi yapabileceğini düşünür.6.ev bu noktada kişiyi dizginler. Bireyin önceliklerini belirlemesi ve becerilerini dürüstçe kabul etmesini bekler bu evin etkisi. Sağlık, iş, hizmet etme ve adaptasyon becerisi öne çıkar. Mükemmel olma kavramını olumlu bir şekilde kullanma ve gerçekçi olma halini kontrol eder. Materyali, gümüştür ve Başak burcunu temsil eder. Tekrarlayan döngüler, bu evin etkisiyle ortaya çıkar.

    7.EV

    Artık benliği anlama vakti geçmiş, diğer insanları anlama vakti gelmiştir birey için. Evlilik evidir. Bu konuda olumlu-olumsuz bilgi vermekten çok, bağlılığı simgeleyen evdir. Bu evde birden çok gezegen varsa, kişinin aradığı eşteki özellikler çoğalacağı için istenilen eşi bulmak zorlaşabilmektedir. Uzun süreli ilişkilerde, bireyin 7.evindeki gezegenler, karşı cinsin 1.evinde yer alır çünkü kişinin kendisinde kabul etmediği ancak karşı cinste çekici bulduğu özellikler 1.evdeki gezegenlerin etkisi ile çalışır. Yine 7.evde çok gezegen olan bir kişinin sosyal ve duygusal anlamda pek çok ilişki kuracağı ve yeni konular öğreneceği görülür.

    8.EV

    Kişisel değerleri temsil eder ve 2.evin karşısında olduğu için diğer insanların değerlerini anlamaya yardımcı olur. Evlilik, miras ve iş ortaklığı gibi konularda karşılaşılacak finansal fırsatları gösterir. Bu evdeki gezegen sayısı çok olursa, gizli işlerde(ekonomist, psikolog, astrolog, dedektif vs.) çalışan birinden bashedilebilmektedir. Ayrıca yine aynı durumda olan bireylerin 4.evindeki ailesel sorunların en kısa sürede giderilmesi beklenir ki duygusal ilişkilerde tutku doruklarda yaşansın. Diğer insanlarla ilişki kurma şeklinin 7 evde belirlendiği düşünülürse,8.evde de kaynakların bir araya getirilmesi incelenir. Yoğun gezegen geçişi varsa, kişinin 20li yaşları ile olgunluk dönemleri arasında çok derin ve etkileyici bir kişilik değişikliği görülür. Özellikle duygusal ilişkide değer ve ihtiyaçların nasıl paylaşılacağını belirler bu ev. Duygusal bir acı çekerek başlayan ve bireyde değişmesi gereken parçalarıyla kişiyi yüzleştiren evdir. Ölüp yeniden dirilmiş gibi bir hale sokar insanı bu değişimler.

    9.EV

    8.evden arınarak çıkan birey, bilge insan olarak yoluna devam eder. Özgüveni yerine gelen birey artık hayatı farklı algılamaya başlar. Felsefe, din ve aktarılan öğretilerin bireyde neden-niçin sorularını cevabını bulduğu alan olarak görev yapan evdir 9.ev.Hayata anlam arama dönemini anlatır. Geleceğin nasıl olacağına dair bir vizyon çizip hayallere ulaşmak için motivasyon sağlar kişiye.

    10.EV

    Doğum haritasındaki en yüksek nokta; Tepe Noktası’dır. Bu evde buluna tüm gezegenler en yüce konumda sayılır bu evde. Bireyin toplum ile ilişkisinde göze çarpan değerleri yansıtır. Bireyin saygı duyulma, beğenilme ve alkışlanma isteklerini bu ev karşılar. Başkalarının hayatlarında nasıl bir rol aldığımızı da gösteren bu evde, bireyin annesi ile olan ilişkisi önemli bulunur. Genel anlamda ise, bireyin otorite figürüne bakışını simgeleyen evdir.

    11.EV

    İlk 10 evde kişisel farkındalık kazana ve toplumda kendine bir yer belirleyen birey artık, topluma yönelik ne yapabilirim diye düşünmeye başlar. Satürn ve Uranüs’ün yönetici gezegen olduğu bu evde; bireyin bir gruba dahil edilerek kendini güven içinde hissetmesi esastır. Bu arada Uranüs durumu bireysellikten çıkarıp iyi bir gelecek için tüm insanlığı dikkate almakta devreye girer.1.evde bir bedene girmenin nasıl bir şey olduğunu keşfetmeye çalışan insan, artık nereden geldiğini de hatırlama vaktine erişmiştir. Arkadaşlık ve sadakatin test edildiği evdir bu ev aynı zamanda.

    12.EV

    Kişi artık bireysel arzularından sıyrılıp bütünün bir parçası olmaya hazır haldedir. Bütüne bağlanmanın yolu cinsellik ve sevgiden geçer ki birey burada kendisini seven bir olduğunda bütüne ait olduğunu hisseder. Bazı insanlarda ise bu durum, güç ve prestij ile mümkün olur. Bu amaçları farklı sebeplerden elde edemeyen bireyle ise, zarar veren alışkanlıklara saplanıp zihni serbest bırakmayı seçerler. Bu evin temel amacı, kişiliği yeniden yapılandırmaktır ve insanlarla aramıza çizdiğimiz sınırlar, bu sayede bulanıklaşmaya başlar. Kişi başkasının acısını derinden hisseden ve olan biteni tolere etmekle insanlara karşı şefkatli olmak arasında yoğun duygu geçişleri yaşar. Arzu ve dürtülerin ortaya çıktığı, anneden göbek bağı ile annenin duygu durumlarının da geçtiği bilimsel olarak açıklanmış ve 12.evde de bu evrede yaşanılanların neler olduğuna dair kayıtlar, açıklamalar olduğu bilinir. Ayrıca kişinin geride bırakması gerektiği davranışları da gösteren evdir bu ev.

    Bu ilmin en belirgin ve can alıcı inceleme noktalarının sadece gezegenler olmadığı, belirli tarihlerde ve belirli döngülerde insan hayatının etki alacağı düşünülmemelidir. Gezegenlerin açıları, asteroidler, evler ve daha pek çok alt inceleme noktası astroloji ile ilgilenen ve bu işi yapan herkesin hususiyetle dikkat etmesi istenen konu başlıklarıdır.

    Gelecek haftalarda kadersel dönüşümü etkileyen diğer faktörlere değinerek bu başlık altında sizi bilgilendirmeye devam edeceğim.

    Yaradılışınız ve doğduğunuz andan itibaren sizi etkileyen her varsa gökyüzünde; eğip bükerek hayat kalitenizi değiştirmenizin mümkün olduğunu unutmayın.

    Sevgiyle kalın.

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    Twitter

    Instagram

    Arsalsen.com

    Stres Azaltıcı Bitkiler

    0
    BİTKİ

    Sabahtan akşama kadar süren stresli yoğun günler; evde temizliği, ütüsü, yemeği, bebeği, işi derken gün içerisinde çok fazla yoruluyoruz ve bu işleri yetiştirebilmek için kendimizi fark etmesekte strese sokuyoruz.

    Yetişmemiz gereken bir toplantı veya bir buluşmamız olduğu zaman bile vaktimiz trafikte geçiyorsa hemen telaşlanıyoruz.

    Günlük yaşam ritüelimizde ev, iş, aile derken aslında pek çok faktör bizi etkileyerek stres olmamıza sebep oluyor. En güzel vakitler olan akşam saatlerinde ise bitkilerin antidepresan özellikleri bizi bir miktarda da olsa rahatlatıp daha iyi ve kaliteli bir uyku sağlasa çok iyi olmaz mı? Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük Budak konu hakkında bilgiler

    PAPATYA

    Kas gevşetici özelliği ile mide kaslarını rahatlatıp, şişkinlik ve hazımsızlık çekenler için birebirdir. Kendinizi aşırı gergin, uykusuz ve yorgun hissettiğinizde kaslarda gevşeme sağlayarak rahatlamış olacaksınız. Papatya çayından sonra rahat ve derin bir uykuya hazır olun.

    MELİSA

    Avusturya da sindirim problemleri dahil safra, karaciğer ve sinir sistemi bozuklukların tedavisi ve semptomların hafifletilmesinde kullanılmaktadır. Melisadan farklı olarak limonlu melisa adında farklı bir cins bitkide bulunmaktadır, bu melisa ile karıştırılmamalıdır. Bunun melisadan farkı limon araması bulunmaktadır. Yapılan çalışmalar limonlu melisa içeriğindeki maddeler sayesinde vücudu rahatlatıp, sinir sistemine etki ederek rahatlama sağladığı ve uykuya dalmayı kolaylaştırdığı görülmektedir.

    LAVANTA

    Lavantayı koklamanız bile rahatlık sağladığını biliyor muydunuz? İçeriğinde uçucu yağlar sayesinde kaslarınız gevşeyecek, sinir sisteminiz etkilenerek rahatlamanızı sağlayacaktır. Çok yoğun aroması olduğundan dolayı az miktarda kullanmanız veya yaptığınız papatya veya melisa çayınızın içine küçük bir yaprağını koymanız yeterli olacaktır.

    KEDİOTU

    Latince adı Valeriana officinalis olan kediotu içeriğinde yüzden fazla aktif madde bulundurmaktadır. Bu aktif maddelerin kişileri sakinleştirdiği, anksiyeteyi azalttığı, uyku problemi çekenler için etkili olduğu yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır. Uykuya dalma sürecini hızlandırıp, uyku zamanı ve kalitesini arttırmaktadır. Doğal antidepresan olan kediotu ilaçlar gibi bağlılık yapmamaktadır. Kökünün ve yapraklarının kullanıldığı bu bitki aynı zamanda kan basıncını düşürür ve kasları gevşetmektedir.

    SARI KANTARON

    Adından da anlaşılacağı üzere sarı çiçekleri olan bu bitki stres ve yorgunluk çekenlerin başvuracağı bir diğer ilaçsız tedavi şeklidir. İçeriğinde bulunan hyperisin denilen bir madde sayesinde mutluluk hormonu salgılanmasına yardımcı olarak depresyonda olan kişileri rahatlatacak bir bitkidir. Stresi azaltır, kan basıncını düşürür ve adet sancılarına iyi gelmektedir. Fakat ilaç kullanan kişilerin uzman kişilere sormadan kullanmamasını öneririm. Aşırı kullanımına bağlı yan etkiler olarak baş dönmesi, mide bulantısı ve yorgunluk hissi görülecektir.

    İlk tercihimiz ilaç kullanmak yerine doğal olan besinler ve bitkilerle tedavi etmek uzun süre ve daha etkili bir çözümdür. Ama unutulmamalıdır ki bitkilerin faydasını beklerken aşırı kullanımı bize zararını doğurabilir.

    Mide ve Bağırsak Sağlığına Birebir! Gün Boyu Dinç Hissettiriyor

    0
    SAGLIK

    Beslenme şeklinden yemek saatlerine, yenen yemeğin çeşidinden hareket miktarına kadar birçok dengenin değiştiği Ramazan’da bu döneme uygun alışkanlıklar geliştirilmesi büyük önem taşıyor.

    Ramazan ayının; nefis terbiyesi, yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve özelikle porsiyon kontrolünü öğrenmek için önemli bir fırsat olarak görülmesi gerekiyor. Bayram sonrasında da benzer yeme alışkanlıklarının sürdürülmesi, dengeli beslenmenin yaşam tarzı haline getirilmesi öneriliyor.

    Uz. Dr. Hilmi Dikici, Ramazan ayında mide bağırsak sağlığının korunması için önerilerde bulundu.

    Mide ve bağırsak sağlığına birebir! Gün boyu dinç hissettiriyor

    Ramazan ayı boyunca su kaybı daha belirgin olmaktadır. Yeterince suyu iftar-sahur aralığında tüketmek gerekir. Bir anda içilen 1 Lt. suyun faydası sınırlı olacaktır. Bunun yerine iftar ve sahur arasına yayılmış olarak su tüketilmelidir. 

    Mide ve bağırsak sağlığına birebir! Gün boyu dinç hissettiriyor

    Bu ortalama olarak 2-3 Lt. düzeyinde olmalıdır. Sahurda en azından yarım litre su içilmelidir. İftarda birkaç bardak suyun arkasından ılık, hafif ballı limonlu su, şeker dengesini ayarlamaya katkıda bulunur.

    Mide ve bağırsak sağlığına birebir! Gün boyu dinç hissettiriyor

    Gaz ve şişkinlik yanında çeşitli mide sorunlarını azaltmak için birkaç bardak rezene çayı öğün sonrasına eklenebilir.

    Mide ve bağırsak sağlığına birebir! Gün boyu dinç hissettiriyor

    Meyan kökü katılmış ılık bir fincan su, içerdiği doğal kortizon sayesinde gün boyunca dinç hissettirebilir. Sindirim dostu ve metabolizmayı hızlandıran mate çayı ve yeşil çay uygun olabilir. 

    Mide ve bağırsak sağlığına birebir! Gün boyu dinç hissettiriyor

    İftar ve sahurda içilen kahve ve siyah çay, beyindeki susama merkezini baskılayabilir. Bu durum yeterince su içmeyi engeller. Bunun yanında kahve ve siyah çayın idrar söktürücü etkisi de vardır. Bu da gün içinde su kaybını da artırır.

    Mide ve bağırsak sağlığına birebir! Gün boyu dinç hissettiriyor

    Mümkünse çay ve kahvenin Ramazan boyunca kontrollü tüketilmemesi önerilir. Gazlı ve şekerli soğuk içeceklerden ise bu süreçte uzak durulmalıdır.Porsiyonlarınızı küçültün

    Tabağa tüm ürünleri doldurmak yerine, her ürünü tükettikten sonra diğer yemeğe geçilmelidir. Göz ve mide açlığı nedeniyle porsiyon alımı daha fazla olabilmektedir.

    Özellikle iftarda ilk 15 dakika az ölçü besin ile başlanırsa, öğünün devamı da az porsiyon ile gelir ve bu sayede kilo almanın önüne geçilebilir. İftar ve sahurda her grup besin kaynağından az ve dengeli şekilde tüketilmelidir.

    Vücudun ihtiyacı olan karbonhidrat daha çok sebze ve bakliyatlardan, daha az miktarda olmak üzere meyvelerden alınmalıdır. Pide gibi beyaz unlu ürünler yerine, kepekli siyah bulgur, esmer pirinç, çavdar, tam veya kepekli buğday gibi şeker yükseltici etkisi az olan gıdalar seçilmelidir.Protein ağırlıklı beslenin

    Protein alımını azaltmak, iştah kontrolünü zorlaştırır ve Ramazan sonunda bedenin yağ oranında artışa neden olur. Balık; haftada iki kez kızartmadan diğer yöntemlerle pişirilerek tüketilmelidir. Aşırı yağlı olarak tüketilen her protein ürünü (sucuk, sosis, pastırma, aşırı yağlı et, kavurma, kızartma, yağlı peynir) kilo alımına neden olur. Bunu engelleyebilmek adına, sebzeler kırmızı veya beyaz et ile sotelenmeli; yoğurt, kefir ve ayran ile tüketilmelidir. Sahurda yumurta ihmal edilmemelidir.Baharatlara dikkat edin

    Ramazan’da baharat tüketimi minimuma indirilmelidir. Tarçın, kan şekerini düzenleyebilmesi nedeniyle rahatlıkla kullanılır. Sindirime katkısından dolayı az miktarda kimyon da uygun olabilir. Acı baharatlara karşı temkinli olunmalıdır.

    İftar ve sahurda bol sebzeli, az tuzlu, bol bakliyat içeren çorbalar olmazsa olmazlardandır. Tarhana, bol sebzeli veya yoğurtlu çorbalar sindirimi düzenler ve dengeli karbonhidrat alımını sağlar. İftarda iştahı kontrol eder.
    Yemekleri çok çiğneyin.

    Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli, sonra yutulmalıdır. Çiğneme yapılamıyorsa yemek arasında mola verilmelidir. Özellikle iftarda ilk çorbadan sonra mutlaka 15 dakika beklenmelidir. Beynin doyma hissinin oluşması için ilk lokmadan sonra en az 13 dakika geçmesi gerekir.Tatlı tüketmeyin

    Sahurda tatlı yenmemelidir. İftarda ise haftada maksimum 1-2 kez hafif tatlılar tüketilebilir. Az şekerli sütlü tatlılar, güllaç ve dondurucuya atılan meyveli yoğurtlar tercih edilebilir ancak bunlar yemekten en az 1 saat sonra yenmelidir. Şerbetli tatlılardan da uzak durulmalıdır.

    İftardan sonra uykuya kadar olan süreçte ve sahurda, sınırlı olmak kaydıyla taze meyve ile beraber çiğ-kavrulmamış kuruyemiş tüketilebilir. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlayan bu meyveler, zaman zaman bol tarçınlı, şekersiz veya az şekerli komposto olarak da alınabilir. Ancak meyvelerin şeker içerdiğini unutulmamalıdır ve günde iki porsiyondan fazlası tüketilmemelidir. Ceviz, içerdiği omega-3 desteğinden ve tokluğu uzatmasından dolayı hem sahurda, hem de iftarda 2-3 adet tüketilmelidir. Bunun yanında çiğ olarak dört adet badem, üç adet fındık veya fıstık alınması önerilir.Kabızlık ve mide sorunlarını ihmal etmeyin

    Mide ve bağırsak sağlığına birebir! Gün boyu dinç hissettiriyor

    Ramazan ayında uyku, hareket ve yeme düzeni gibi biyolojik ritmin değişmesine bağlı olarak kabızlık sık rastlanılan bir durumdur. Bunu azaltmak için öğünlerdeki lifli gıdaları artırmak, müsli tarzı yiyecekleri tüketmek, yeterli sıvı alımını sağlamak, iftar sonrası yürüyüşü ihmal etmemek, düzenli tuvalet saatini değiştirmemek ve ihmal etmemek, probiyotikleri doğal yollardan veya ürün olarak kullanmak yararlı olacaktır. Reflü problemi olan hastalarda bu ayda sorunları artabilir. Devamlı mide ilaçları kullanmak mümkün olsa da, reflüye yönelik diyete daha da dikkat edilmesi, yağsız, dengeli ve az beslenme bu sorunun azalmasına ciddi ölçüde katkı sağlar.

    Kadın Hastalıkları Uzmanı Dr. Karadağ, ‘Çikolata Kisti’ Konusunda Uyardı

    0
    Kadın Hastalıkları Uzmanı Dr. Karadağ, 'Çikolata Kisti' Konusunda Uyardı

    KADIN Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özge İdem Karadağ, ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozisin üreme çağındaki kadınların yüzde 10’unda görüldüğünü belirterek, “Uzun süreli kasık ve karın ağrısında da muhakkak bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmak gerekiyor” dedi.

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özge İdem Karadağ, halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis hakkında açıklamalarda bulundu. Üreme çağındaki kadınların yüzde 10’unda ve kısırlık nedeniyle doktora başvuran kadınların yüzde 40’ında endometriozise rastlandığını belirten Karadağ, “Bu oranlar da ülkemizde yaklaşık 2 milyon kadının etkilendiğini gösteriyor. Endometriozis her ay kalınlaşıp gebelik oluşmaz ise kanamayla atılan endometrium yani rahim içi duvar tabakasının rahim dışı bölgelerde yerleşmesiyle oluşan bir hastalıktır. Endometriozis sıklıkla yumurtalıklar, karın zarı, rahmin ön, arka, yan kısımları ile bağırsaklarda ortaya çıkar” dedi.

    ‘ADET VE KASIK AĞRILARINI ÖNEMSEYİN’

    Dr. Karadağ, belirtileri sıklıkla başka hastalıklarla karıştırıldığı için tanısının bazen 10 yılı bulabildiğine dikkat çekerek, “Kadınlar adet döneminin ağrılı geçmesini normal karşılıyor. Oysa temel belirtilerden biri ağrılı veya yoğun adetler. Aynı şekilde cinsel ilişki sırasında ağrı var ise bu belirti de asla gözden kaçırılmamalı. Anne olmak isteyen kadınlar eğer sorun yaşıyorsa altta yatan nedenin endometriozis olduğundan şüphelenmek gerekir. Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen durumlarda yani rahim iç duvar tabakasına ait dokuların yumurtalık ve tüplere yerleşmesi halinde bu bölgeler zarar görüyor. Oluşan zarar nedeniyle hamilelik de engellenebiliyor. Ayrıca bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler, kabızlık ya da ishal gibi şikayetler de sıklıkla karşımıza çıkıyor. Uzun süreli kasık ve karın ağrısında da muhakkak bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmak gerekiyor” diye konuştu.

    Dr. Karadağ, endometriozisin nedeninin tam olarak bilinemediğini, bazı risk faktörlerinin hastalığın ortaya çıkma olasılığını artırdığını belirtti. Hiç doğum yapmayan, erken yaşta adet olan, geç yaşta menopoza giren, östrojen oranı yüksek, ailesinde bu hastalık görülen kadınların özellikle dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Dr. Karadağ, “Kısırlık şikayetinin altında yatan önemli nedenlerden biri de çikolata kisti. Çocuk sahibi olamadığı için başvuran kadınlar muayene ediliyor ve bulgulara göre tedavi kararı veriliyor. Endometriozis kistleri 3 santimetre veya daha küçük ise tüp bebek tedavisi uygulanabiliyor. Ancak daha büyük kistlerin ameliyatla çıkarılması gerekiyor. Ameliyatlar kapalı ya da açık yöntemlerle gerçekleştiriliyor” ifadesini kullandı.

    Diyanet Açıkladı: Aşılar Orucu Bozmaz

    0
    Diyanet Açıkladı: Aşılar Orucu Bozmaz

    Dünyanın koronavirüsle mücadelesi sürerken pandemi gölgesinde ikinci ramazana ‘Merhaba’ diyen İslam aleminin kafasındaki soruya cevap geldi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, salgın hastalıklar için yapılan aşılar ile besleyici veya keyif verici mahiyette olmayan aşıların orucu bozmayacağını açıkladı. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun toplantısı sonrasında yapılan açıklamada özetle şöyle denildi:

    “İslam’ın beş temel esasından biri olan oruç, fecr-i sadıktan (tan yerinin beyazlığından) güneşin batmasına kadar yeme, içme ve cinsi münasebetten uzak durarak ifa edilen bir ibadettir. Buna binaen oruç, yemek, içmek, cinsel ilişki ve bunların kapsamına giren şeylerle bozulur. Uluslararası fetva meclislerinin görüşlerine göre iğne ve aşı bağlamında tedavi yöntemleriyle ilgili olarak uygulanan tedavi yöntemlerinden orucu bozmayanlar şöyle sıralanabilir: Salgın hastalıklar için yapılan aşılar, ağrıyı dindiren iğneler, besleyici içeriğe sahip olmayan sırf tedavi maksatlı iğneler, lokal anestezide kullanılan vücudun belli bir yerini uyuşturmak için vurulan iğneler, hastaya herhangi bir sıvı maddesi verilmeden hemodiyaliz yaptırmak, anjiyo ve biyopsi yaptırmak, vücuda merhem sürmek, vücuda ilaçlı bant yapıştırmak.

    Sonuç olarak, aşı ve iğnenin orucu bozup bozmayacağı hususu, naslarda yer almadığı gibi mezhep imamları döneminde de aşı ve iğne yaptırma uygulaması bulunmadığından aşının oruca etkisiyle ilgili doğrudan bir hükme klasik kaynaklarımızda rastlanmamaktadır. Ancak gıda veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de aynı hükme tabi olup orucu bozar.”