Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 88

    Rahim Ağzı Kanseri 100 Yıllık Testle 100’de Yüz Önlenebilir

    0
    Rahim Ağzı Kanseri 100 Yıllık Testle 100’de Yüz Önlenebilir

    Global olarak her yıl 500 binden fazla kadına serviks – rahim ağzı kanseri teşhisi konuluyor. Başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere pek çok ülkenin desteklediği ve başlattığı tarama ve aşılama kampanyalarıyla, yakın bir gelecekte rahim ağzı kanserinin dünya üzerinden yok edilmesi hedefleniyor. 

    Rahim ağzı kanseri Türkiye’de yüzbinde 4,5 oranında görülüyor ve jinekolojik – üreme sistemi kanserleri arasında 3. sırada yer alıyor. 

    Academic Hospital Kadın Hastalıkları, Doğum ve Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Gökaslan, bu kanserin yaklaşık 100 yıldır kullanılan smear testiyle yakalanabilir ve yüzde yüz önlenebilir olduğunu vurgulayarak, “Yaklaşık bir asırdır kullandığımız bu test sayesinde, erken dönemde hücresel bozuklukları tespit edip rahim ağzı kanserini yakalama şansına sahibiz” dedi. 

    Smear testi sayesinde kanserden ölüm oranları azalıyor 

    Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Gökaslan’ın verdiği bilgiye göre rahim ağzı kanseri insan hayatında iki dönem zirve yapıyor. İlki 35 yaş civarında ikinci zirvesi de 55 yaş civarında oluyor. 

    Rahim ağzı kanserinin varlığını saptamak için kullanılan smear testinin aynı meme kanserinde tarama amaçlı kullanılan mamografi gibi kanserden ölüm oranlarını azalttığını belirten Prof. Dr. Gökaslan, şu bilgileri paylaştı: 

    “Günümüzde rahim ağzı kanserinin teşhisi amacıyla iki toplum tarama testi kullanılıyor. Smear ve HPV testleri ayrı ayrı ya da beraber kullanılabiliyor. Beraber kullandığımız zaman tarama sıklığını 3 yıldan 5 yıla çıkarabiliyoruz. Smear testi periyodik olarak belirli aralıklarla yapıldığında riskli yapıları yakalama şansınız yüzde 95’lere çıkıyor. Tek bir kez HPV testi yaptığımızda da saptama şansımız yüzde 94. dolayısıyla ikisi beraber kullanıldığında oldukça etkin bir tarama yöntemi oluyor.

    Ancak HPV testini 30 yaşın altında kullanmıyoruz, sadece smear testini kullanıyoruz.”

    Erken yaşta cinsel yaşama başlamak ve çok sayıda doğum riski artırıyor

    Rahim ağzı kanserinin cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilebileceğini belirten Prof. Dr. Gökaslan, “HPV enfeksiyonlarını önlediğimiz zaman, yol açtığı hücresel bozuklukları erken dönemde saptadığımız takdirde gerçekten bu kanseri önleme şansına sahibiz” dedi.  

    Prof. Dr. Gökaslan risk faktörlerini, erken yaşta cinsel ilişkiye başlamak, çok eşlilik, partnerin çok cinsel eşi olması, kondomsuz cinsel ilişki, sigara içmek, bağışıklık sistemindeki bozukluklar, çok sayıda doğum yapmış olmak, uzun süre doğum kontrol hapı kullanmak ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların varlığı olarak sıraladı. 

    İlişki sonrası kanamaları hafife almayın

    Pandemi nedeniyle tarama amaçlı birçok tetkikin, hastaneden Covid-19 enfeksiyonu kapma endişesiyle yapılamadığını hatırlatan Prof. Dr. Gökaslan, “Ancak en kısa zamanda hastaların taramalarına devam etmeleri çok önemli” diyerek şu uyarılarda bulundu: 

    “Rahim ağzı kanserinin en sık görülen belirtisi, adet dönemi dışındaki kanamalardır. bu kanama hafif olabilir, iltihabi – kanlı olabilir. Özellikle cinsel aktif yaşamı olanlarda cinsel ilişki sonrası görülen kanama çok önemli. Bu kanama araştırılması gereken bir kanamadır. Menopoza girdikten sonra herhangi bir kanama da yine alarm niteliğinde kabul edilmelidir. Genelde kanamalar bir tümör oluştuktan sonra gerçekleşiyor ve cinsel ilişki gibi bir nedenle tetikleniyor. Adet kanaması dışında hiçbir kanama normal değildir, mutlaka doktora başvuruyu gerektirir.”

    Sigara akciğer kanserinden sonra en çok rahim ağzı kanserine yol açıyor 

    Sigaranın rahim ağzı kanseri riskini artırıcı etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Gökaslan, 

    “Sigara akciğer kanserinden sonra en çok rahim ağzı kanserine yol açıyor. Bu nedenle sigarayı bırakmak çok önemli” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: 

    “Pap testine en son konsensusa göre 21 yaşında başlanması gerekiyor. Bundan sonra her 3 yılda bir 24 – 27 – 30 yaşlarında yapılması ve smear testiyle takip edilmesi öneriliyor. 5 yılda bir yapılan HPV testi ile eğer yüksek riskli olan virüs tiplerinden saptanırsa o zaman smear testinin de yapılması gerekiyor. Smear testi aile sağlığı merkezlerinde ücretsiz yapılabiliyor.”

    Tulumtaş Mağarası Turizme Açılıyor….

    0

    1992 yılında Çevre Otoyolu inşaatı sırasında dinamit patlaması sonucu gün yüzüne çıkan Tulumtaş Mağarası, Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek’in çabaları sonucu turizme açılıyor. İnşaat çalışmaları başlayan mağaranın güzellikleri çok yakında vatandaşlar ile buluşturulacak.

    1992 yılından bu zamana kadar turizme açılmayı bekleyen Tulumtaş Mağarası’nın ihale sürecinin tamamlandığını ve mağarada inşaat çalışmalarının başladığını söyleyen Başkan Ramazan Şimşek “Oluşumu 1 milyon yıl öncesine dayanan, sarkıt, dikit ve sütunların yer aldığı mağaramız adeta görenleri büyülüyor. Mağaranın yüksekliği ise yer yer 30-40 metreye ulaşıyor. Ankara’mızı turizm cenneti yapma yolundaki adımlarımızdan olan Tulumtaş Mağaramızın açılışı için geri sayım başladı” diyerek müjdeli haberi duyurdu.   

    “Tulumtaş Mağarası’nın üç bölümden oluştuğunu aktaran Başkan Ramazan Şimşek “Birinci bölüm karşılama merkezi kısmı. Bu kısımda altı mekândan oluşan birbirinden ayrı olarak tasarlanan dört yapımız olacak. Aralarında bağımsız olarak tasarlanan yürüme yolu ve engelli vatandaşlarımızın da yararlanabileceği merdivenin bulunmasını planlıyoruz. Yapılarımız doğal döngüye zarar vermeyecek şekilde tasarlandı” dedi. 

    Doğal yapıya uygun tasarlandı

    “Mağarada; ziyaretçilerimize keyifli vakit geçirmelerini sağlayacak kafeterya, sine vizyon salonu yanı sıra tuvalet, bilet gişesi ve mescitte bulunacaktır” diyen Başkan Şimşek sözlerine şöyle devam etti: “500 metrekare büyüklüğünde otopark alanı bulunan mağaranın içine, doğal doku bozulmadan yürüyüş alanları eklendi. Mağaranın içerisinde bulun 100 metre uzunluğundaki bu yol seyir alanı olarak da değerlendirilmekte. Yapılar doğal yapıya zarar vermeyecek şekilde projelendirilmiş ve uygulamaya geçildi.“

    Ankara’da turizm algısını değiştirecek bir yenilik

    Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi göstereceklerini belirten Başkan Şimşek, “Ankara’nın sosyal ve ekonomik anlamda yüzünü değiştireceğine inandığımız bir proje. Hayata geçirmek için bizler de sabırsızlanıyoruz. Tulumtaş Mağarası çok önemli bir miras. Bu mirası yaşatmış olmak bizler adında da büyük bir kıvanç. 3. Kısım mağara etrafındaki yamaçların ziyaretçileri tehlikeye düşürecek bir kaza olmaması için endüstriyel dağ ekibimiz ile itinalı kaya temizliği ve muhafazası yapılarak olası kazaları önlemek için ekstra güvenlik önlemleri alınacaktır.

    Psikiyatrik Tedavi Görenler en Çok Bu Soruyu Soruyor!

    0
    Psikiyatrik Tedavi Görenler en Çok Bu Soruyu Soruyor!

    Ramazan ayı yaklaşırken psikiyatri hastalarının sık sorduğu soruların başında “Oruç tutabilir miyim?” sorusu geliyor. Hastalar uzun süre aç ve susuz kalındığında ilaçların etkilerinin nasıl olacağını merak ediyor. Şizofreni gibi ağır psikotik hastalığı olan bireylerin dini açıdan oruç tutmamaları gerektiğini belirten uzmanlar, depresyon, anksiyete, obsesif kompulsif ve panik bozukluk gibi hastalıklarda ise hastalığın şiddetine göre oruç tutma kararının psikiyatri uzmanıyla birlikte verilmesi gerektiğini ifade ediyor. 

    Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Habib Erensoy, Ramazan ayında psikiyatrik hastalıkları olan bireylerin oruç tutmaları ile ilgili değerlendirmelerde ve tavsiyelerde bulundu.

    Hastalığın şiddeti önemli

    Ramazan ayının yaklaşmasıyla psikiyatrik tedavi gören danışanlardan çok fazla soru aldıklarını belirten Doç. Dr. Habib Erensoy, “Danışanlardan oruç tutabilme, kullanılan ilaçların saat düzenlemesi ve ilaçların uzun süre aç ve susuz kalındığındaki etkileriyle ilgili sorular bu dönemde sıkça geliyor. Psikiyatri hastalarının oruç tutup tutamamaları hastalığın şiddeti, kronik olup olmaması ve kullandığı ilaçların özellikleriyle ilişkilidir. Bu faktörlerin yanı sıra kişinin kalp hastalığı, hipertansiyon, epilepsi ve diyabet gibi kronik hastalığının olup olmamasına da dikkat edilmelidir.” dedi.

    Uykusuzluk hastalığın şiddetini artırabilir

    Psikiyatrik hastalıkların birçoğunda uyku düzeninin önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Habib Erensoy, “Ramazanda uyku düzeni dikkat edilmesi gereken konulardan biridir ve uzun süre uykusuzluk hastalığın şiddetinin artmasına sebep olabilir. Bir diğer konu, ilaç aksatmalarına bağlı yaşanan sıkıntılardır. Bazı hastalarda günlük dozu aksatmayacak şekilde saat değişikliği ilgili psikiyatri uzmanı tarafından yapılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

    İlaçlarının kan seviyesine dikkat edilmeli

    Bipolar bozukluğu olan hastalarda uyku düzeninin öneminin yanı sıra kullandıkları Lithuril gibi duygu durum dengeleyen ilaçların kan seviyesinin tedavide önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Habib Erensoy, “Uzun süre açlık ve susuzluk, ilacın kan seviyesini etkileyebildiği için tehlikeli olabilir. Bipolar bozukluk hastalığı olan kişilerde oruç konusunda daha fazla hassas olmak ve oruç konusunda kişiye göre psikiyatri uzmanı tarafından gereken düzenlemeler yapılarak karar verilmesi gerekiyor.” dedi.

    Oruç tutmaya psikiyatri uzmanı ile karar verilmeli

    Doç. Dr. Habib Erensoy, “Şizofreni gibi psikotik durumlar yaşayanlar ve ağır akli dengeyi bozan hastalıkları olanların genel olarak dini açıdan oruç tutmaları gerekmiyor.” diyerek sözlerini şöyle tamamladı: 

    “Bu hastaların çoğu yüksek miktarda ilaç kullanıyorlar. Hastalığı hafif olanlar için psikiyatri uzmanı kontrol şartıyla oruç tutma kararı alınabilir.  Depresyon, anksiyete diye tanımladığımız kaygı ve endişe bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ve panik bozukluk gibi hastalıklarda hastalığın şiddetine göre oruç kararı psikiyatri uzmanıyla beraber verilmelidir. Bu hastaların bir kısmında ilaç saatleri ayarlanabilir, oruç konusunda bir engel bulunmamaktadır. Genel olarak oruç konusunda kişinin bedensel ve ruhsal durumunu dikkate almak ve psikiyatri uzmanına danışarak karar almak gerekiyor.”

    Profil Tanımlama Nedir?

    0
    profil tanımlama

    Uygulamalı Dil Bilimci, Masal Terapisti, Gazeteci ve Profil Tanımlama Uzmanı olan Sayın Mehmet Fatih Hanoğlu ile,öncelikli konu başlığı olarak profil tanımlama üzerine çok tatlı bir sohbet gerçekleştirdik 

    Bugün sizi, dolu dolu bir eğitmenden; minik minik tüyolar içeren bir söyleşi ile başbaşa bırakıyorum.

    Profil tanımlama; bireylerin yüz, mimik, jest, ses,koku, kıyafet hatta anatomik özellikleri ile beden dillerini deneysel yöntemler kullanarak kişilik, karakter gibi geniş, anlık duygular gibi reflektif davranış ve unsurlarını anlamak için kullanılan tekniklerin bir araya getirildiği özel bir daldır ve antropolojiden davranış bilimine, kriminolojiden hukuka, biyolojiden, tıptan dilbilimine, psikolojiden sosyolojiye kadar birçok bilimden beslenir.

    İlgi alanına giren herkese faydası olması dileğiyle,

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    

    Twitter

    Instagram

    Arsalsen.com

    Doğanın Annelerinden Tüm Annelere!

    0
    Doğanın Annelerinden Tüm Annelere!

    Her dönem, derin anlamları olan hediyeleri, sevdiklerimiz için sunan L’Occitane, bu Anneler Günü’nde doğanın annelerinin ellerinden çıkan içeriklere sahip doğal, organik güzellik ürünlerini hediye kutularına dolduruyor.

    Doğanın üretici anneleri, hem kendimize tabiattan aldıklarımızı ona geri vermemiz gerektiğini hatırlatıyor hem de annelerimize yürekten bağlılığımızı en güzel haliyle onlara gösterme fırsatını sunuyor.

    Anneler Günü vasıtasıyla doğanın döngüsüne bağlılıklarını kanıtlamış L’Occitane’ın kadın üreticilerine özel bir hürmet sunulurken, onların hikayelerini, enerjilerini, isteklerini tüm annelere ulaştırma isteği bu Anneler Günü’nün ilham kaynağı oldu.

    Çocuğunu bir filiz gibi yetiştirmiş tüm annelere!

    L’Occitane bu özel günde, hem mesleğine tutku ve özgünlükle yaklaşan kadınların çalışmalarını onurlandırmak hem de hasatların sürdürülebilirliği için doğa ile annelik bağlarını birlikte kutluyor. Kadınların toprakla ilişkileri adeta bir annenin çocuğuna olan cömertliği, adanmışlığı gibi koruyucu ve özel.

    Doğa her zaman markanın ilham kaynaklarından biri oldu. Doğa bize dünya ile derin bir bağlantı kurma imkanı sunar ve bize kaynaklarla ilgili tevazuyu öğretir. Bu yıl L’Occitane’nın çok önemli iki bitkiyi keşif için girişimde bulunmasının nedeni de bu; Provence ve Korsika’da yetişen lavanta ve ölmez otunun tüm sırlarına ulaşmak.

    “İlk üç yıl, yeni anne olmanın stresini anlayabiliyorsunuz, kırılgan bir bebeğiniz var ve ancak köklendikten sonra büyüyebiliyor. – Cathy – Ölmezotu üreticisi”

    “Tüm yıl boyunca ona verdiğiniz her şeyi, kendini dışa çıkarıp,  geri veren bitki – Sabine – Lavanta Üreticisi”

    Cilt Bakım Set Fiyat:

    Reset Serum 30 ml  590 TL

    Divine Cream 50 ml 905 TL

    Precious Cream 50 ml 550 TL

    Vücut Bakım Set Fiyat:

    Lavender eau de Cologne 300 ml  500 TL

    Lavender Hand Wash 300 ml 150 TL

    Lavender Hand Cream 75 ml 170 TL

    Lavender Foaming Bath  500 ml  250 TL

    Lavender Exfoliating Body Soap 150 gr 85 TL

    Hafta Sonu Gelsin: Kahvaltılık Kaygana Tarifi

    0
    Hafta Sonu Gelsin: Kahvaltılık Kaygana Tarifi

    Ah o güzel hafta sonu sabahlarında, aheste ve özenle hazırlanan nefis kahvaltı sofraları, tek başına birer mutluluk sebebi. İşte o güzeller güzeli sofraları nefis bir şekilde süsleyecek harika bir kaygana tarifi geliyor. İçinde bolca da yeşillik var, tek başına bile bir kahvaltı sayılır, yanına sadece bir bardak çay bile demleseniz, sizden mutlusu olamaz. Karşınızda kahvaltınıza tat katacak o nefis tarif: Kahvaltılık kaygana!

    Kahvaltılık Kaygana Tarifi İçin Malzemeler

    • 1 su bardağı un
    • 1 su bardağı süt
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 4 adet yumurta
    • 6-7 dal maydanoz
    • 2 dal yeşil soğan
    • 1 çay bardağı sıvı yağ

    Kahvaltılık Kaygana Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Kaygana için gereken yumurta, un ve sütü derince bir kaba alıp çırpın.kahvaltilik-kaygana1
    2. Üstüne ince doğranmış maydanoz ve taze soğanları ekleyin, tuzunu da ilave edin ve tekrar karıştırın.kahvaltilik-kaygana2
    3. Yapışmaz tabanlı bir tavaya her seferinde 2 yemek kaşığı kadar sıvı yağ koyup, hazırladığınız kayganaları arkalı önlü çevirerek pişirin.kahvaltilik-kaygana3
    4. Soğutmadan servis edin. Afiyetler olsun!kahvaltilikkayganason

    Çocukluk Travmalarını Reddederek Düştüğü Yerden Kalkmaya Çalışan Kadının Hikayesi

    0
    Çocukluk Travmalarını Reddederek Düştüğü Yerden Kalkmaya Çalışan Kadının Hikayesi

    Son dönemde vizyona giren birçok yerli dizide, insanların davranışları hep çocukluklarında yaşadıkları travmalarla açıklanıyor ve böylece mazur görülüyor. Çocukluğu travmalar bırakacak kadar çileli geçen biri hayata yenik başlar, doğru. Fakat bunu ömür boyu üzerinde taşıması ve başka insanlara da aynı ya da benzer acılar yaşatması şart mıdır?

    Yazar Mine Sultan Ünver, son romanı Çürük’te, 17 Ağustos depreminde anne ve babasını kaybederek ablasıyla öksüz kalan Benan’ın, genç bir kadın olunca çocukluk travmalarının etkisiyle yaşadıklarını fakat sonra bu travmalardan sıyrılması gerektiğine karar verişiyle düştüğü yerden kalkma çabalarını anlatıyor. 

    Oturup sızlananlardan, çaresizliğinden yakınanlardan değil Benan. Hatta böylesi insanlardan iğreniyor. Kaybeden değil de kazanan olmak için kararlı. Yürümeye devam etmek istiyorsa iyileşmek zorunda. İyileşmese dahi geçmişin yükünü sırtına atıp kamburuyla yürümek zorunda. 

    KADERİNİ KENDİSİ ŞEKİLLENDİRİYOR

    Kurduğu ikinci, üçüncü ve devamı hayatlara hep bir umutla başlıyor Benan. Geçmişini üzerinden atması elbette kolay değil ama eylemlerini belirleme ve kendi kaderini şekillendirme gücü olduğuna yürekten inanıyor. Toplumun veya geçmişinin, kim olduğuna yahut nasıl davranması gerektiğini belirlemesine izin vermiyor. Her kurduğu hayatta geçmişini aşarak ne olacağına kendisi karar veriyor. Zor çocukluğunu ya da bir önceki yıkılmış hayatını, parasızlığını, kadın oluşunu bahane olarak kullanmıyor. Durumuyla yüzleşiyor ve dağıldığı her durumda yılmaksızın yeni bir hayat kuruyor ve onu şekillendirmek için yoluna devam ediyor. 

    HER İLİŞKİDE AİLESİNİ Mİ ARIYOR?

    İnsan içinde kocaman bir boşlukla var edilmiş. Belki de her birimizin çabası bu boşluğu bir şekilde doldurabilmek. Aşkla, dostlukla, evlat sevgisiyle, makamla, parayla, şöhretle, felsefeyle, dinle, nice pek çok yolla. Benan için bu boşluğa yapılan ilk tanım ailesinin yokluğu. Küçük bir çocukken depremde onları, özellikle de babasını yitirmek büyük bir acı. Sonrasında hayatına giren öğretmeni, eşi gibi erkeklerde babasını arıyor, onun sevgisini bulursa boşluğundan kurtulup tamam olacağını zannediyor. Fakat var oluşa, insanoğlunun yapısına, dünyanın düzenine dair büyük sorular sorup cevaplarını ararken içindeki boşluğa yeni tanımlar yapıyor. Balkan’ı tanıdığında ise bu boşluğun tanımı aşk.

    Mine Sultan Ünver:

    “YAŞADIĞIMIZ TRAVMA MAZERETİMİZ OLMASIN”

    “Yaşanılan travma kimi duygu ve eylemlerimizin sebebi olsa da bataklıkta sonsuza dek tıkılıp kalmanın mazereti olmamalı. Geçmişimiz ve yaşanılanlar sorumluluk almaktan kaçınmaya neden olamaz. 

    Geçmişteki gerek iyi gerek kötü deneyimlerimiz, gelecekteki düşünce ve davranışlarımızı şekillendirmede rol oynar. Travma yaşamış olanlarda öfke, saldırganlık, endişe, başkalarına güvenme zorluğu, düşük öz saygı ve sinirlilik gibi sorunlar yaygın şekilde görülür. Fakat travmatik bir deneyim yüzünden acı çekmek, düşünce ve davranışlarımızı etkilese de hayatımıza ve ilişkilerimize zarar vermemesini sağlamak bizim görevimizdir.  Geçmişte yaşadığınız travma, etrafımızdaki insanlara acımasızca, nefretle ya da istismar edici şekilde davranmamıza asla mazeret olamaz. 

    Geçmişte yaşadığımız acının, bizi gittiğimiz her yere peşimizden yıkım götüren bir canavara dönüştürmesine izin veremeyiz. Gerekli ya da yararlı olabileceğini düşünüyorsanız profesyonel yardım almaya da karar verebilirsiniz. Sevdiğimiz insanları sürekli incitmektense karakterimiz ve davranışlarımız üzerine samimiyetle düşünmek daha doğru olacaktır. “Ben böyleyim” demektense “Düzeltmem gereken yanlışlarım olduğunu fark ettiğim için memnunum” demeliyiz.

    Hiç kimse geçmişte yaşanan travmanın kolayca iyileşeceğini iddia edemez, ancak yapılabilecek her şeyi yapmak son derece önemlidir.”

    FLO’dan Çocuklara 23 Nisan Hediye Alternatifleri

    0

    Bayram coşkusunu tüm sevinciyle yaşayan çocuklara, ebeveynlerin hediye edebileceği en güzel alternatifler arasında yer alan FLO ayakkabı modelleri, günlük yaşamda ve özel günlerde rahatlıkla kullanılıyor.

    FLO İlkbahar/Yaz Koleksiyonu’ndaki ugly sneaker, süper kahramanlı, cırt cırt detaylı ve çiçek desenli modeller ile her yaşa ve her zevke hitap eden tasarımlar yer alıyor. Kız çocuk koleksiyonunda yer alan metalik etkiler, pırıltılı detaylar, çiçek desenleri ve lisanslı modeller, küçük hanımların kombinlerinin tamamlayıcı parçası oluyor. Renklerde ise pembe, beyaz, siyah, lacivert renkleri öne çıkıyor. 

    FLO çocuk aksesuar koleksiyonunda yer alan simli sırt çantaları, metalik cüzdanlar, kedi, gökkuşağı, karpuz ve flamingo desenler, ayakkabılar ile harika bir uyum yakalıyor. FLO koleksiyonundaki baharla birlikte renklenen spor ayakkabılarını uçuşan elbiseler, tulumlar, şortlarla tamamlayan kız çocukları, ilkbahar ve yaz stilini kendileri yaratıyor.

    FLO’da erkek çocukların dünyası da en az kızlar kadar renkli ve cool detaylardan oluşuyor. İlkbahar ve yaz aylarının her daim modası olan ugly sneakerlar, deri detaylı sneakerlar, FLO yorumuyla küçük beyler ile buluşuyor. Mavi, gri, lacivert, siyah, beyaz tonlarıyla ön plana çıkan koleksiyon bağcıklı ve cırt cırtlı modeller ile de kullanım kolaylığı sağlıyor. Pantolon, gömlek, ceket, sweat, eşortman gibi hem spor hem şık kombinlerin tamamlayıcısı oluyor. FLO aksesuar koleksiyonunda yer alan sırt çantaları ise beylerin konforunu korurken aynı zamanda da şık bir görüntü katıyor.

    The North Face VECTIV™ Koleksiyonunun Yeni Renklerini Keşfet

    0
    The North Face VECTIV™ Koleksiyonunun Yeni Renklerini Keşfet

    VECTIV™ koleksiyonu, şimdi seriye eklenen yeni renkleriyle satışta. Ağırlığı azaltmak ve enerjiyi en üst düzeye çıkarmak için tasarlanmış bu özel seri The North Face’in teknolojisini patikalara taşıyor.

    The North Face, spor odaklı bir ayakkabı teknolojisi olan VECTIV™ yeni sezonda kadınlar için serinin en premium modeli olan Flight Vectiv, Vectiv Infinite ve Vectiv Enduris Fiesta Red, Vectiv Exploris Futurlight ise Maui Blue rengi ile de satışta. Erkekler için Flight Vectiv ve Vectiv Infinite Sulphur Spring Green renklerinde sunuluyor. 

    Araştırma ve geliştirmeye yapılan iki yıllık yoğun yatırımın, 6.000 milden fazla testin ve patikada kanıtlanmış başarılarının ardından The North Face, teknik, dağlık alanlarda koşu ve yürüyüş ihtiyaçlarına göre ayarlanmış bu devrim niteliğindeki koleksiyonu ile gurur duyuyor.

    Üçüncü taraf araştırmaları tarafından yapılan araştırmalara göre, Flight VECTIV™ şok emilimini yüzde 10 azaltarak koşucuların daha rahat bir şekilde koşmasına olanak tanır. İnanılmaz derecede hafif, rahat ve koruyucu bir ön kısmın altına konumlandırılan VECTIV™ taban, 3D VECTIV™ plakası, ince ayarlanmış bir VECTIV™ rocker orta taban ve SurfaceCTRL alt tabandan oluşan bir dizayna sahiptir. Bu benzersiz yapı, enerji verimliliğinden ödün vermeden üstün stabilite, kavrama ve şok emilimi sağlar.

    The North Face, geleneksel olarak düz yol koşu ayakkabılarına ayrılmış olan karbon fiber ve kompozit plaka teknolojisini patika koşusu ve yürüyüşlerine uygun hale getirmek için eşsiz bir fırsat olarak gördü. Bu yenilik, The North Face’in sürekli olarak yeniliğin sınırlarını zorlama taahhüdüne de bağlı olarak gelişti.

    VECTIV™ koleksiyonunu seriye eklenen yeni renkleriyle seçili perakende mağazalarından satın alabilir ve www.thenorthface.com.tr adresinden sipariş verebilirsiniz.

    Anadolu Uygarlıklarından İzler Ankara’da

    0
    Anadolu Uygarlıklarından İzler Ankara'da

    Anadolu Uygarlıklarından İzler Ankara projesi 6-20 Nisan tarihleri arasında Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde gerçekleştirilecektir.Anadolu Medeniyeleri Müzesi’nin 100. Kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleşecek olan sergi,konser,panel etkinliğinin 

    Proje Koordinatörlüğünü Siret Uyanık yapmaktadır.,GaleriM Sanat Galerisi’n yürüttüğü Sanat Projesi’ne T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı katkı sağlamaktadır.60’a yakın sanatçıya ait resim,heykel ve seramik eserlerin sergileneceği projede Devlet Opera ve Balesi’ de iki konser verecektir.Ayrıca Sergi süresince bir panel,iki de konferans düzenlenecektir.

    Anadolu Uygarlıklarından İzler Ankara projesi,geçmişin izleri dönemin yansımaları ve geleceğe aktarımı bağlamında sanatın estetik etkisi ile birleştirilmesi ve farklı disiplinlerin yorumlarıyla izleyiciyle buluşması amacıyla hazırlanmıştır.Anadolu ‘dan ilham almış sanatçılar eserleriyle,geçmişi bugüne taşıdı,bugünü de yarına…60.’a yakın Çağdaş sanat eserinin yeraldığı seçkide Süleymen Saim Tekcan,Devrim Erbil,Mustafa Pilevneli,Mustafa Ayaz,,Aydın Ayan,Tüzüm Kızılcan gibi dönemin usta sanatçıları yeralmaktadır.Programda Profesör Dr.Aydın Ayan,Profesör Dr..Hasan Pekmezci ve Profesör Dr.Alaybey Karoğlu tarafından “Anadolu uygarlıklarında Sanat ve Estetik İzleri ve Sanat Eğitiminde Vazgecilmez Bir Kaynak;Anadolu Medeniyetleri Müzesi”Prof.Candan Dizdar Terwiel , 

    “Seramik,Sanat ve Arkeoloji İliskisi”

    Prof.Sevim Çizer konferansları gerçekleştirilecektir.Mag Medya ,Grafiker Ajans,Artefact tv,Anadolu Medeniyetleri Müzesi katkı sağlamıştır.

    Projenin Danışma Kurulunda Profesör Dr.Aydın Ayan,Profesör Dr.Adnan Tepecik ,Profesör Dr. Alaybey Karoğlu ve Sanatçı,Akademisyen,Yazar 

    Bünyamin Balamir vardır. Coğrafi açıdan kıtaların, denizlerin, iklimlerin; doğudan batıya, güneyden kuzeye ya da tersi yönlere giden yolların ve insan topluluklarının buluştuğu, konup göçtüğü, yurt edindiği, dünyanın en stratejik ve kavşak nitelikli noktasındaki bu topraklar; bu çok özel konum nedeniyle “uygarlıkların beşiği” olabilmiş ve böyle nitelendirilmiştir. Bu proje kapsamında ürün ortaya koyan sanatçılar da bu durumun bilincinde olarak; çeşitliliği sanatsal yönden özel bir değer olarak benimseyip sergiyi varsıllaştıran nitelikli yapıtlar ortaya koymuşlardır.Sergi Anadolu Medeniyeleri Müzesi’nde 6-20 Nisan tarihleri arasında ziyaret edilebilir. 

    Projede yeralan sanatçılar;

    ADNAN TEPECİK

    AHMET DALKIRAN

    ALAYBEY KAROĞLU

    ARZU KARCI

    AYDIN AYAN

    BERNA OKAN

    BÜNYAMİN BALAMİR

    DEVRİM ERBİL

    HİMMET GÜMRAH

    GÜLTEN İMAMOĞLU

    HASAN KIRAN

    HASAN RASTGELDİ

    HÜSEYİN ELMAS

    İHSAN ÇAKICI

    İLHAM ENVEROĞLU

    KADİR ŞİŞGİNOĞLU

    MERAL ÖZTÜRK

    MERİH TEKİN BENDER

    MURAT ERKAN

    MUSTAFA AYAZ

    MUSTAFA PİLEVNELİ 

    RAMAZAN CAN

    SAADET GÖZDE

    SELMA ŞAHİN

    SEMA KARA

    SİRET UYANIK

    SÜLEYMAN SAİM TEKCAN

    YALÇIN GÖKÇEBAĞ 

    YÜCEL DÖNMEZ 

    ZUHAL ARDA

    ATİLLA CENGİZ KILIÇ

     AYŞEGÜL TÜREDİ ÖZEN 

    BERİL ANILANMERT 

    BİNGÜL BAŞARIR

    BİLGEHAN UZUNER

    BURCU ÖZTÜRK KARABEY 

    CANDAN DİZDAR TERWİEL 

    ELİF AGATEKİN

    EMRE FEYZOĞLU 

    ENVER GÜNER 

    HASAN ŞAHBAZ

    İLHAN MARASALI

    KEMAL ULUDAĞ 

    MERAL ÖZTÜRK 

    MUSTAFA TUNCALP 

    MUTLU BAŞKAYA 

    ÖDÜL IŞITMAN 

    SERAP ÜNAL 

    SERDAR MUTLU 

    SEVİM ÇİZER 

    TÜLİN AYTA

    TÜZÜM KIZILCAN 

    VEDAT KACAR

    ZEHRA COBANLI 

    AYHAN YILMAZ