Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 95

    Nitelikli Çocuk Edebiyatı

    0
    nitelikli cocuk edebiyati

    Geleceğin teminatını oluşturan ve dünyamızın en kıymetli varlıkları olan çocuklarımız için kitap seçimlerinde artık daha hassas davranmamız gerektiğini düşündüğüm için okuyacağınız yazıyı,izleyeceğiniz söyleşiyi hazırama gereği duydum.

    Bu aslında sadece benim değil, Dünya üzerinde yaşanan süreçlerde ebeveynlerin ve çocuklarla eğitim ve öğrenim süreçlerinde yan yana yürüyen tüm bireylerin talebiydi.

    Çok fazla soru geldiği için değişik platformlarda bana bu konuda, açılım yaparak ve uzman bir eğitimci ile size de fikir vermek niyetiyle de yola çıktım.

    “Bebeğim/çocuğum için kitap seçerken nelere dikkat etmeliyim?” diyen insanların çoğalması da, ‘kaliteli’ kitap yazanların, yayınlayanların ve onları eğitim süreçlerinde kullananların sayısını da doğru orantılı olarak arttırmıştır. Peki sizce “nitelikli çocuk edebiyatı” nedir ve bu minvalde yazılan kitapların odağında ne vardır?

    • Çocuğun düş dünyasına seslenen ve ona düşünme sorumluluğu veren;
    • sanatçı duyarlılığı ile oluşturulmuş ve estetik haz yaratan;
    • görsel algısını ve kavram gelişimini desteleyen;
    • duyularını harekete geçiren;  
    • çocuk yerine karar vermeyen,
    • yargı belirtmeyen,
    • onu bir birey olarak kabul eden;
    • cinsiyet ayrımcılığı yapmayan;
    • şiddet içermeyen;
    • özdeşim kuracağı karakterlerle yaşama/doğaya karşı duyarlılık oluşturacak olan;
    • ona anadilini sevdirecek ve sezdirecek öğeler sunan;
    • kısa yalın eylem tümceleriyle ile yazılmış;
    • sevgi, hoşgörü gibi değerlere yer vermiş;
    • çocuğun kendi hayatını ilişkilendirebildiği;
    • devingen karakterli ve merak dozu iyi ayarlanmış;
    • ulusal değerler kadar evrensel değerlere de yer veren;
    • iletisinin kaynağını insana, yaşama, doğaya ilişkin sevgiden alan;  

    kısaca çocuğun dünyasına girebilerek onunla arkadaş olabilen kitaplar, nitelikli çocuk edebiyatı yapıtlarıdır.

    Net bir açıklamanın sonunda; bu konuda yaklaşık 9 yıldır incelemeler yapan, asıl branşı edebiyat öğretmenliği olan, yaratıcı drama lideri Sayın Murat MOROĞLU ile samimi ve sıcak bir söyleşi ile konunun detaylarına biraz daha girme fırsatımız oldu.
    Can kulağı ile kaydı izlemenizin ve kıymetli hocamın yazılarını takip etmenizin faydalı olacağını düşünerek, sağlıklı günler diliyorum hepinize. 

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    

    Twitter

    Instagram

    Arsalsen.com

    Kadınlar Şarkılarını TikTok’ta Söylüyor

    0
    Kadınlar Şarkılarını TikTok’ta Söylüyor

    Kullanıcılarına yeteneklerini sergilemeleri için her zaman pozitif bir ortam sunan TikTok, #KadınlarSöylüyor etiketli bir kampanya başlatarak kadın kullanıcılarının müzikal yeteneklerine ışık tutuyor. Nükhet Duru ve Ece Seçkin gibi isimlerin de destek verdiği kampanyada, kadınlar sesleriyle ilham veriyor.

    Dünyanın önde gelen kısa video platformu TikTok, kullanıcılarının yeteneklerine ev sahipliği yapmaya ve geniş kitlelerle buluşturmaya devam ediyor. Dünya Kadınlar Günü’nü Mart ayı boyunca çeşitli kampanyalarla kutlayan TikTok, #KadınlarSöylüyor etiketli kampanyayı başlatarak kadın kullanıcılarının müzikal yeteneklerine ışık tutuyor. Kadın kullanıcılar, 21 – 27 Mart tarihleri arasında sürecek kampanya için #KadınlarSöylüyor etiketiyle en sevdikleri şarkıları söyleyerek paylaşımlarını yapabiliyor.

    TikTok’un yaratıcı DNA’sının özel bir parçası olan müzik, TikTok topluluğunun en büyük ilham kaynağı. TikTok; Mart başında yalnızca kadın sanatçıların şarkılarından oluşan dünyanın en popüler şarkıcılarının 25 şarkısı, Türkiye’nin en popüler kadın sanatçılarının 25 popüler şarkısı ve TikTok’taki kadın kullanıcıların 15 popüler şarkısının yer aldığı üç özel çalma listesi hazırladı. Kampanyaya katılan her kadın sanatçının şarkısı TikTok’taki “Kadınlar: Türkiye” çalma listesine eklenecek.

    Yıldızlar kadınlara ilham veriyor

    TikTok’ta başlatılan #KadınlarSöylüyor kampanyasına birçok kadın yıldız da şarkılarıyla destek veriyor. Dünyaca ünlü pop yıldızı Inna’nın yanı sıra; Türkiye’nin önemli kadın sanatçılarından Ece Seçkin, Nükhet Duru, Öykü Gürman, Fatma Turgut, Aydilge, Ayda ve Nahide Babaslı da  kampanya için kendi hesaplarından şarkılarını paylaşarak TikTok’taki kadın kullanıcılara  ilham veriyor. Kadınlar, birbirlerini sesleriyle güçlendiriyor ve verdikleri pozitif mesajlarıyla hayallerinin peşinden gitmeye teşvik ediyor.

    TikTok, kullanıcı kitlesi içinde kadın kullanıcılarının yeteneklerini her zaman önemsiyor. TikTok, Mart ayı boyunca devam ettirdiği kadın temalı kampanyaları aracılığıyla platformu müzik, eğlence, ilham vermek ve motivasyon için kullanan kadınları destekliyor.

    İlkbahar Tadında Doğal Bakım Kürleri…

    0
    İlkbahar Tadında Doğal Bakım Kürleri…

    Saç, Cilt Bakımı ve Güzellik Uzmanı, Eğitmen Master Figen Aktosun, mevsim geçişinde cildi rahatlatmak, derinlemesine nemlendirmek için cilt, saç, vücut için ilkbahara özel bakım kürlerini paylaştı.

    Vücudumuzun en kıymetli örtüsü cilttir ve kış mevsimi ne yazık ki cildi olumsuz etkiliyor ve kışın sonunda yenilenmenin, uyanışın ve rengin mevsimi olan ilkbaharda da cildi yenilemek için bakıma almak gerekiyor. Kış sonunda cildimizde kızarıklık, kuruluk, pullanmaya bağlı döküntü, akne ve leke miktarında artış yaşanan sorunlardan sadece bir kısmı…

    Saç, Cilt Bakımı ve Güzellik Uzmanı, Eğitmen Master Figen Aktosun, “Mevsim geçişinde öncelikle cildi, ölü hücrelerden arındırmak gerekir. Bunun için doğal meyve asitleri kullanılabilir. Deri yaşlanmasının önlenmesi ve tedavisi için etkin ve güvenilir olan bu tedavi, her sene 2–3 seans olarak kullanılabilir. Bu tedavi cildin daha parlak ve pürüzsüz, gözeneklerin daha sıkı olmasını sağlar, ince kırışıkları giderir. Çeşitli peeling yöntemleriyle derinin üst tabakaları tedavi edilirken, mezoterapi yöntemiyle de derinin alt katmanı tedavi edilebilir. Bu yöntem cildin kaybettiği nem, vitamin, aminoasit ve mineral desteğini, deri altına ufak iğnelerle enjekte etme prensibine dayanır. Ayrıca uygun miktarda su tüketimi, düzenli uyku, alkolden, stresten, hava kirliliğinden, sigaradan uzak bir yaşam ve düzgün beslenme, yeterli vitamin ve antioksidan alımı, cildiniz için yapabileceğiniz en iyi yenilenme desteği olacaktır.”

    Özellikle pandemide güzellik merkezlerine gitmekten çekinen ancak cildi için de bir şeylar yapmak isteyenler için Saç, Cilt Bakımı ve Güzellik Uzmanı, Eğitmen Master Figen Aktosun’dan ilkbahar tadında üç kür tarifi:

    Evde pratik bir şekilde yapabileceğimiz ilkbahar tadında kür tarifleri de veren Saç, Cilt Bakımı ve Güzellik Uzmanı, Eğitmen Master Figen Aktosun, kısa sürede etkili sonuçlar alınacağını söylüyor. Karşınızda ilkbahar tadında bakım kürleri:

    Cilt için;

    1 çorba kaşığı yeşil çay (yeşil çay rondodan geçirilecek),

    1 çay kaşığı limon suyu,

    3 çay kaşığı bal,

    1 çay kaşığı karbonat bir kapta karıştırılır.

    Yüze ve boyna sürülür. 20 dakika bekletildikten sonra ılık su ile yıkanır, haftada bir uygulanabilir. Cildiniz hemen ilk uygulamadan sonra bile yumuşak parlak, dingin ve sakin bir hal alacaktır.

    Saçlar için;

    E Vitamini kaynağı olan Zeytin yağı (1 çorba kaşığı) + Susam yağı (1 çorba kaşığı) + Hint yağı (1 çay kaşığı) + Badem yağı (1 çorba kaşığı) + Lavanta yağı (1 çorba kaşığı) bir kapta karıştırılır. Dört günde bir saç derisine friksiyon yaparak uygulanır en az 2 saat bekletildikten sonra yıkanır. Kan dolaşımını hızlandırıp, saç dibini enfeksiyonlardan temizleyen bu karışımın içerisinde A – B- K vitaminleri vardır. Potasyum ve kalsiyum kaynağı bakımından zengin olan karışım, çok güzel kokar, saç derisi hastalıklarını kökünden kurutur ve bu sayede saçın uzamasını da sağlar.

    Bir lifting kremi;

    Siyah üzüm çekirdeği pudra haline gelinceye kadar havanda dövülür, içerisine bir yemek kaşı Hindistan cevizi yağı ve bir yemek kaşığı zeytin yağı eklenir. Zedelenmemiş beyaz gül yaprakları da karışıma eklenir. Karışım bir kutunun içinde, kapalı ve karanlık bir ortamda saklanır. İki günde bir ters yüz edilir. Böylece karışımın homojen bir şekilde karışması sağlanır. 15 gün sonra içerisine 2 yemek kaşığı nar çekirdeği yağı ilave edilir ve dört gün daha bekletilir. Sonunda nemlendiricimiz kullanıma hazır! Nar Çekirdeği yağı cildi sıkılaştırır, siyah üzüm çekirdeği deriyi toparlar, sarkmaları önler, hücreleri yeniler, cildi güzelleştirir, kırışıklıklar da olduğu gibi lekeler içinde mükemmel bir tariftir.

    Cappellini’den Yüzeyi Kıyafet Gibi Değişebilen Koltuk: Lud’o

    0
    Patricia Urquiola

    Patricia Urquiola’nın yenilikçi çizgileri ve Cappellini’nin üretim ustalığı Lud’o Lounge koltuğunda bir araya geliyor. 

    Basit bir hareketle koltuğu kaplayan yastıklı döşemenin tamamı çıkarılabilir ve tamamen yenisiyle değiştirilebilir. Değişimi kolaylaştırdığı senaryo etkisi ev ortamlarını hareketlendirdiği gibi, kurumsal ofis alanlarını da hızlı yenilenmesine yardımcı oluyor.

    Aynı kıyafetlerinizin gibi koltuğunuzun döşemesini mevsime veya ortama göre değişebilirsiniz. 

    Yumuşak ve çok yüzey seçenekli Lud’o Lounge tamamen geri dönüştürülmüş ve geri dönüştürülebilir malzemelerden üretiliyor. Döşeme seçeneklerinde kumaş ve deri malzemeler bulunuyor.

    Lud’o Lounge tasarımcısı Patricia Urquiola tasarım hikayesini;

    “Bu koltuktaki tasarım süreci kıyafet değişikliği kavramından ilham alınarak başladı. Renk seçenekleri ve kombin çeşitleri, mevsimlere göre değişen veya farklı kıyafet tarzları olan kişilerin dekorasyonlarında aynı tarzı yaratabilmeleri için kurgulandı.” diye açıklıyor.

    Cappellini tasarımlarını yakından Türkiye’de İstanbul Etiler Nispetiye caddesi Seheryıldızı sokakta bulunan BMS DESIGN CENTER’da deneyimleyebilirsiniz. 

    Ürünleri online www.bms.com.tr adresinden veya @bmsdesigncenter instagram hesabından inceleyebilirsiniz.

    Örselenmiş Kadın Sendromuna Dikkat!

    0
    Örselenmiş Kadın Sendromuna Dikkat!

    Kadına şiddet konusu Merve İpek davası ile bir kez daha Türkiye gündeminde ilk sırada yer aldı. Hakaret, küfür ve aşağılanma şeklinde başlayan şiddetin bir süre sonra çok ciddi fiziksel şiddete dönüştüğünü belirten uzmanlar, psikolojik, fiziksel ve cinsel tacize uğrayan kadınların şiddet döngüsünden çıkamamaları sonucu öğrenilmiş çaresizlik durumunun başladığını ifade ediyor.  Uzmanlar; dava ile birlikte gündeme gelen ‘Örselenmiş Kadın Sendromu’ nun çok boyutlu incelenmesi gerektiğini ve şiddet gören kadınlara vakit kaybedilmeden her türlü desteğin sağlanmasının önemini vurguluyor.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Nermin Gündüz, son günlerde Melek İpek davası ile birlikte gündeme gelen ‘Örselenmiş Kadın Sendromu’nu psikiyatrik açıdan değerlendirerek önemli tavsiyelerde bulundu.

    ‘Örselenmiş Kadın Sendromu’ çok boyutlu değerlendirilmeli

    Örselenmiş Kadın Sendromu’nun çok boyutlu incelenmesi gereken ve detaylı olarak üzerinde durulması gereken bir konu olduğuna dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Nermin Gündüz,   “Öncelikle çok zor bir vaka olduğunu söylemekte fayda var. Bu tarz vakaları hem polikliniğimizde hem de oldukça sık şekilde literatürde görmeye devam ediyoruz. Vakaları zor kılan ise özellikle çok fazla tarafı olması. Öncelikle evlilik öncesi dönemden itibaren cinsel, psikolojik bazen de bedensel hasara yol açabilecek düzeyde fiziksel şiddete uğradığını ifade eden bir kadın var.  Bu olayın mutlaka hukuki, adli tıp ve psikiyatri boyutunu ele almakta fayda var” dedi.

    Kısa balayı dönemi aldatıcı olmamalı

    Aile içi şiddetten ne yazık ki en çok muzdarip olan kişilerin evde yaşayan kadınlar olduğunu belirten Gündüz, “Kadınlar hakaret, küfür, aşağılamalar şeklinde psikolojik şiddetle başlayan döngünün içine girdiklerinde bir süre sonra hafif bedensel şikayetlere sebep olabilecek fiziksel şiddete uğramaya başlar. Aslında psikolojik ve sözel şiddet, sonraki aşamalarda gelecek olan fiziksel şiddet ile ilgili fikir veriyor. Şiddet döngüsünün içerisinde ilerledikçe bedensel çok ciddi hasar yaratan, ağır şekilde kadını hırpalayan, örseleyen fiziksel ve cinsel şiddete uğrama başlar. Şiddet bittikten sonraki süreçte kısa bir balayı dönemi olur. Bu balayı döneminde kadının eşi ya da partneri, durumla ilgili pişmanlığını dile getirir ve kadını ikna ederek yeni bir döngünün içine girilmesini sağlar. Ne yazık ki bu döngüden çıkan kadın, yeni döngü başladığında çok daha ağır, örseleyici ve travmatik bir döngünün içerisine girer” diye konuştu.

    Şiddet döngüsünden çıkmak için çabalıyorlar

    Kadınların şiddet döngüsünün içinden çıkmak için aslında pek çok kaynağı araştırdığını ifade eden Doç. Dr. Nermin Gündüz, “Örneğin ailesinden yardım almayı düşünür, ekonomik olarak sıkıntılı olan kadın bu durumu gözden geçirmeye çalışır. Bizlere de danışan bazı hanımların bu konuda hukuki destek almaya ya da polis yardımı almaya çalıştıklarını görüyoruz. Bununla birlikte tüm yolları denemesine rağmen yazgısını veya döngüyü değiştiremeyen kadının yeniden şiddeti deneyimlemeye başladığını görüyoruz. Kadının maalesef kendisini bir labirentte yolunu bulamayan şekilde hissettiğini ve öğrenilmiş çaresizliğin başladığını anlamak mümkün” dedi.

    Öğrenilmiş çaresizlik kadınları depresyona sürüklüyor

    Öğrenilmiş çaresizliği olan kadının hayatını değiştiremeyeceğini, şiddet döngüsünü bir şekilde her hangi bir yerinden kıramayacağını düşündüğü için bu durumu kabullenerek sağ kalmakla birlikte durumu yönetmeye çalıştığını belirten Gündüz, “Bu süreçte devam eden şiddet, kadının zihinsel sağlığını ciddi şekilde bozar ve hırpalar. Öğrenilmiş çaresizlik kadına depresyonu getirir. Depresyonla birlikte kadında ciddi isteksizlik, keyifsizlik, hayattan zevk alamama, uyku bozuklukları ve bazen intihar düşünceleri görülmeye başlar” ifadelerini kullandı.

    Cinsel şiddete uğrayan kadın utanç hissediyor

    Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Nermin Gündüz, ‘Bir diğer boyutuyla travma sonrası stres bozukluğunun yani hukuki adıyla bize daha yakın görünen ‘Örselenmiş Kadın Sendromu’nun ayak seslerini duymaya başlarız’ dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: 

    “Kadın,  yaşadığı bu travmatik olay her defasında tekrarlandığında fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet esnasında korku, dehşet, çaresizlik ve kapana kısılmışlık hisseder. Özellikle cinsel şiddete maruz kalan kadınlarda utanç duygusunu da oldukça yoğun olarak fark ediyoruz. Bu noktada kadının uyku düzeni bozulabilir, eşinin eve geliş saatlerinde ciddi bir tedirginlik hissedebilir. Ayak sesleri ya da kapının açıldığı esnada çıkan anahtar sesi onun için travmatik şiddet döngüsünün her an başlayabileceği ile ilgili bir gösterge olarak kabul edilebilir. Kadın normalde duyabileceği herhangi bir anahtar sesini veya eve doğru yaklaşan herhangi bir ayak sesini eşinin gelişi ile şiddet döngüsünün tekrar başlayacağı şeklinde yorumlar. Bu noktada kadında her an şiddeti yeniden deneyimleyecek miyim korkusu başlar.”

    Gündüz: “Destek alamadıklarında adil dünya inançları yıkılıyor”

    Depresyonda olan, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan, şiddetle ilgili deneyimleri olan kadınlarda pek çok başa çıkma yönteminin görülebildiğini söyleyen Gündüz, “Ailesinden destek isteme ve beklediği desteği görememe, arkadaşlarına utanç sebebiyle durumu anlatamama durumlarında, son davada gördüğümüz gibi çocuklarını ve ailesini koruma pahasına tam bir öğrenilmiş çaresizlik tablosu oluşuyor. Bu noktada kadında adil dünya inancının yıkılışı meydana geliyor. Adalet duygusu incindiğinden dolayı nereye başvurursa başvursun gerçekleşmediğini düşündüğü için tamamen çaresizlik duygusu ve düşüncesi oluşuyor. Bu noktada tablo ‘Örselenmiş Kadın Sendromu’ olarak şekilleniyor’ dedi. 

    Bazı durumlarda akli melekelerin kaybı yaşanabiliyor

    Kadın sığınma evlerinden veya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı aracılığı ile benzer vakalar geldiğinde ölümle sonuçlanmamış olsa da dava süreci devam ediyorsa hukukçuların psikiyatri uzmanlarına kritik sorular yönelttiklerinden bahseden Gündüz, sözlerine şöyle devam etti: 

    “Hukukçular tarafından bizlere kadının uğradığını iddia ettiği şiddet sonrasında karşı taraftaki kişiyi öldürme veya yaralama durumları ile alakalı olarak akli dengesinin yerinde olup olmadığı sorulur. Bu da tartışılan konulardan biri. Tıbbi anlamdaki örselenmiş kadın sendromu ya da travma sonrası stres bozukluğunun, kişinin gerçeklik algısının bozulmadığı, muhakeme yetkisinin yerinde olduğu yani akli melekelerinin yerinde olduğu bir hastalık olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte bazı psikiyatrik süreçlerde kişilerde akli melekelerinin kısa süreli kaybı yaşanabiliyor. Aile içi şiddet davaya dönüştüğünde hukukçular bize ikinci soru olarak kadının uğradığını ifade ettiği cinsel, fiziksel ya da psikolojik şiddet sonrası ruh sağlığının bozulup bozulmadığını, bozulmuş olan ruh sağlığının olayla birebir bağının olup olmadığı soruluyor. Bu noktada vaka bazında bu kişileri değerlendirirken bir takım psikolojik testler uygulayarak, ayrıntılı öyküyü anlayıp, gerekirse aile yakınlarından da bilgi alıp ve hatta Sosyal Hizmetlerle birlikte çalışarak bir rapor hazırlamakla yükümlüyüz.”

    Kendi adaletlerini sağlama düşüncesi oluşuyor

    Travmatik olaylar yaşayan örselenmiş kadınların adil dünya inançlarının ciddi manada yıkıldığına işaret eden Gündüz, “Melek İpek vakasına baktığımızda şiddet döngüsünün bir tarafında mağdur edilen kişinin çalmadığı kapı kalmadı, pek çok kişiden yardım istedi ama alamadı. Öğrenilmiş çaresizlik içinde devam eden bir şiddet var. Bu kronik ve içerisinden çıkamadığı, yardım da alamadığı bir şiddet. Dünyanın adil bir yer olmadığını düşünen kişide maalesef bir süre sonra Melek İpek davasında olduğu şekilde bir öfke kontrolü ya da kendi adaletini kendi bulma duygusu ve düşüncesi ortaya çıkabiliyor. Bu noktada sıklıkla görmeye alıştığımız kadın cinayetleri haberlerinin yanı sıra şiddet uygulayıp ciddi cezalar alan kişilerin de haberlere konu olması, kadınların cesaretini artırabilir ve adaletle ilgili incinmişlik duygusuna yönelik bir fayda sağlayabilir.

    Şiddet gören kadına vakit kaybetmeden destek sağlanmalı

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Nermin Gündüz, ‘Şiddet döngüsünün en başında kadına yönelik özellikle sosyal anlamdaki ve ekonomik kısıtlamaları, ailesinin evine gönderilmemeyi, evden dışarıya çıkmasına müsaade edilmemesini, market alışverişleri ile ilgili kısıtlamalar getirilmesini ya da herkesin önünde küçük düşürücü sözlerle aşağılanmasını fiziksel şiddetin başlayacağının işareti olarak kabul edebiliriz’ dedi ve sözlerini şöyle tamamladı: 

    “Kadınların şiddet döngüsünün başındaki sözel ve psikolojik şiddeti çok iyi okumaları, sonrasında olası fiziksel şiddete karşı çok dikkatli olmaları şart. Bu olaylar başladığında vakit kaybetmeden özellikle bu devrede ailelerin devreye girmesinde, kadına sahip çıkmalarında ve gerekli sosyal desteği sağlamalarında fayda var. Melek İpek davası özelinde de tüm sürece şahit olan 2 çocuk var. Bundan sonra o çocuklarla ilgili de gerekli ruhsal desteğin sağlanması çok önemli görünüyor.”

    Yaratıcı Drama

    0
    yaratici drama

    Son 10 yılın aranılan eğitimlerinden biri üzerine bir söyleşiye ne dersiniz?

    Benim de 5 sene önce, muazzam 2 liderden/eğitmenden aldığım bir eğitimdir ‘’Yaratıcı Drama’’.

    Kişiye kattıklarını yaşamadan anlatmanın çokta mümkün olmayacağını bildiğim halde, imkanı yoksa bu eğitime katılamayacakların da olması sebebiyle genel bir bilgilendirme yapmanın merak uyandırıcı olduğunu düşünüyorum. Sektörü genel çerçevesi içinde gözler önüne sermekte faydalı olacağını düşündüğüm için de konu hakkındaki röportajı, sektörde 16 yıllık bir geçmişi olan arkadaşımla yapmak istedim.

    Deneyimleri ve eğitime hala doymayan çocuksu heyecanıyla kendini sürekli yenilemeyi başaran dostum; Ebru Çömlekçi.

    Sohbetimize eşlik ederken bilgilerin doğru yerlerde size ışık tutması ve değişiminize katkısı olması niyetiyle, iyi seyirler.

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    

    Twitter

    Instagram

    Arsalsen.com

    İrlanda, AstraZeneca Aşısının Kullanımını Askıya Alan 11’inci Ülke Oldu

    0
    hamilelikte tetanoz asisi

    İrlanda, kan pıhtılaşmasına neden olduğu gerekçesiyle Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının kullanımını askıya aldı. İrlanda ile AstraZeneca aşısının kullanımını askıya alan ülke sayısı 11’e yükseldi.

    İngiltere’de Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının yetişkinlerde ciddi kan pıhtılaşmasına neden olduğu raporlarının duyurulmasının ardından aşının kullanımı bugün itibariyle toplamda 11 ülkede askıya alındı. İrlanda, AstraZeneca aşısının kan pıhtılaşmasına neden olduğu şüphesiyle aşının kullanımını askıya alan son ülke oldu. İrlanda Sağlık Bakanı Stephen Donnelly, AstraZeneca aşısının kullanımının askıya alındığını duyurarak, Ulusal Bağışıklama Komitesi’nden (NIAC) gelen yeni bilgiler nedeniyle “tedbir amaçlı” bu kararın alındığını ifade etti.
    İrlanda Tıbbi Başhekim Yardımcısı Dr. Ronan Glynn ise yaptığı açıklamada, “AstraZeneca’nın Kovid-19 aşısı ile kan pıhtılaşması arasında herhangi bir bağlantı olduğu sonucuna varılmadı. Ancak, Ulusal Bağışıklama Danışma Komitesi İrlanda’daki AstraZeneca aşılama programının geçici olarak durdurulmasını tavsiye etti” dedi.

    BİRLEŞİK KRALLIK’TA 11 MİLYONDAN FAZLA KİŞİYE UYGULANDI

    Birleşik Krallık İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Dairesi (MHRA) tarafından yapılan açıklamada, aşının İrlanda’da askıya alınması konusunda “raporları yakından incelediğini” aktarılarak, “Kan pıhtılarının doğal olarak oluşabildiği ancak aşı ile gelişmelerinin nadir olduğu” ifade edildi. MHRA ayrıca, şu ana kadar Birleşik Krallık’ta 11 milyondan fazla kişiye AstraZeneca aşısı uygulandığını ifade etti.İrlanda’da ise bugüne kadar verilen tüm dozların yaklaşık yüzde 20’sinin AstraZeneca aşısı olduğu ve 110 binden fazla kişiye uygulandığı belirtildi.

    KAN PIHTILAŞMASI İLE AŞI ARASINA BAĞLANTI YOK

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) aşı ile kan pıhtılaşması geliştirme riski arasında bir bağlantı olmadığını belirtmiş, ülkelerin kan pıhtılaşmasına neden olduğu korkusuyla aşıyı kullanmayı bırakmaması gerektiğini ifade etmişti.

    Öte yandan şu ana kadar Avusturya, İtalya, Bulgaristan, Romanya, Estonya, Litvanya, Lüksemburg, Letonya, Norveç ve İzlanda AstraZeneca aşısının kullanımını askıya aldı.

    Pandemide Eşler Birbirinden Sıkıldı, Estetik Operasyonlara İlgi Arttı

    0
    Pandemide Eşler Birbirinden Sıkıldı, Estetik Operasyonlara İlgi Arttı

    Pandemide eşler birbirinden sıkıldı, estetik operasyonlara ilgi arttıKoronavirüs sürecinde evlerde geçen süre arttı. Bu durumun sonucunda bazı çiftler birbirinden sıkıldı, boşanmalar da arttı.

    Öte yandan birbirinden sıkılan, ilişkilerine heyecan katmak isteyen çiftlerin ise estetiğe ilgisi arttı. Hatta karı-koca gelip estetik operasyon yaptıranlar bile var.Çiftlerin estetiğe artan ilgisi hakkında bilgi veren Daisy Poliklinik’in sahibi Medikal Estetik Uzmanı Songül Durur Zevzir, “Pandemi sürecinde evde geçirilen süre arttı. Devamlı birbirini gören eşler birbirinden sıkıldı. Yenilik arayışı ortaya çıktı. Bu noktada da estetiğe ilgi yüseldi. ‘Eşime daha güzel gözükmek istiyorum, İlk tanıştığımızdaki kiloma inmek istiyorum’ gibi isteklerle başvuranlar var. Hatta karı-koca gelip beraber estetik operasyon yaptıranlar bile oluyor” dedi.5-10 yaş gençleşiyorlarEn çok ilgi gören operasyonlar hakkında bilgi veren Zevzir,  “Sevgili oldukları, evlendikleri zamana dönüp eşini şaşırtmak isteyen müşterilerimiz var. Ya da eşine estetik operasyon hediye etmek isteyenler oluyor. Biz de bu taleplerini yerine getiriyoruz. Ameliyatsız bir şekilde 5-10 yaş gençleşip adeta geçmişe dönüyorlar” dedi.

    Ameliyatsız güzellikAmeliyatlı güzellik uygulamaların artık tercih edilmediğini aktaran Zevzir

    “Uygulamalarımızla cilt altına iğne kullanmadan, yabancı madde enjekte edilmeden güzelleşebiliniyor. Uygulamalar, dokuyu uyaran elastin bağ dokusunu onarıp birbirine bağlayarak askılama yapıyor. En güçlü lifting uygulaması olan operasyonla doğal yoldan 5 ile 10 yaş gençleşebiliniyor. Jennifer Lopez, Kim Kardashian, George Clooney gibi dünyaca ünlü birçok isim tarafından tercih edilen uygulamanın Türkiye’deki müdavimi ise Demet Akalın” diye konuştu.Erkekler de yapıyorUltrason ve radyofrekans enerjisiyle sinerji yaratarak dokuları uyararak kolajenleri arttırıp işlevi azalmış, solgun hücreleri canlandıran uygulamayla sarkmaların ve kırışıklıkların önüne geçildiğini aktaran Songül Durur Zevzir “Ödüllü uygulamayı tercih eden her yaştan ve cinsiyetten danışanlarımız  var.

    Erkekler arasında da sıkça tercih ediliyor” ifadelerini kullandı.Türkiye’de ilkYaratabileceği sonuçlar nedeniyle botox yaptırmaya korkanlar için ise Red Touch Kolajen Lazeri Tedavi’nin öne çıktığını aktaran Zevzir, “Uygulama, ciltte oluşan kırışıklıklar azaltır, ton farklığı düzenler, cansız solgun görünümü giderir ve genç görünüme kavuşmasını sağlar” dedi. Zevzir, tedavi hakkında şu bilgileri verdi: “Red Touch Kolajen Lazeri, konforlu bir tedavi. Uygulama sonrasında hastanın sosyal yaşamında kısıtlama olmaz.

    Her seans ayda 1 uygulanmaktadır. İlk uygulamadan sonra gözle görünür değişimler hissedilir. Cildin ihtiyacına göre 3 ile 5 seans arası uygulanabilen tedavinin işlem süresi de 20 -40 dakika. Türkiye’de ilk defa Özel Daisy Poliklinik’te biz uyguluyoruz. Kadınların korkulu rüyası selülite etkili çözüm sunan dünyanın ilk ve tek FDA onaylı dual teknolojisi BTL Emtone hakkında da bilgi veren Zevzir, “ Düzenli uygulandığında başarılı sonuçlar alınan monopolar radyofrekans ve şok dalga teknolojilerinin ikisini aynı anda kullanabilen ve eş zamanlı olarak dokuya iletebilen yepyeni bir teknolojiye sahip Emtone’nun muadili olmayan bir tedavi yöntem. Yağ Çeperlerini Küçültme, Kollajen Yenileme, Cilt Elastikiyetini Onarma, Kan Dolaşımını Artırma ve Metabolizmayı Hızlandırma olmak üzere 5 farklı alanda aynı anda çözüm üretmekte” diye konuştu.

    İlave Adımlarla İstihdamı Yurtdışında Artırmaya Hazırız

    0
    İlave Adımlarla İstihdamı Yurtdışında Artırmaya Hazırız

    Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Mithat Yenigün Ekonomi Reformu Paketi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Yenigün şunları söyledi:

    “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ‘Ekonomi Reformu’ paketi ekonominin tüm alanlarını kapsamaktadır.  Mevcut sorunları ortadan kaldırmayı ve ekonominin çarklarını hızlandırmayı hedefleyen paket, bütüncül bir kalkınmayı desteklemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmalarında vurguladıkları kamu ve özel sektörün, sivil toplum kuruluşlarının ekonomi konuları üzerinde istişarede bulunmaları ve işbirliği halinde çalışmış olmaları önemlidir ve geliştirilerek sürdürülmelidir Ayrıca, israfın engelleneceğinin özellikle altını çizmiş olmaları kıymetlidir.  Açıklanan maddelerde istihdamı artırmaya yönelik vurgular dikkat çekmektedir. İstihdamın artırılması çabalarına, atılacak ilave adımlarla yurtdışı müteahhitlik hizmetleri kapsamında katkı sağlamaya hazırız. Bu anlamda sektörümüzde büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Kamu alımlarında istisnaların azaltılması, ayrıca şeffaflık ve öngörülebilirliğin artırılması hususlarına yer verilmesi önemlidir. KÖİ uygulamalarında etkinliği daha artıracak adımlar da olumlu değerlendirilmektedir. Gerek geçtiğimiz hafta açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı’nın gerekse Ekonomi reformu paketinin ivedilikle hayata geçmesi için TMB olarak her türlü desteği vermeye hazırız. İstişare mekanizmalarının en iyi şekilde işletildiği bir süreç sonunda açıklanan paketlerdeki her bir adım hayata geçtikçe, Türkiye ve Türkiye ekonomisi hak ettiği konuma doğru ilerleyecektir.”

    Teoman Yeni Albümünün Adını Verdi

    0

    Türk rock müziğinin başarılı şarkıcı ve söz yazarlarından Teoman, 12 Mart Cuma akşamı, pandemi kısıtlamaları nedeniyle evde kalan müzikseverlerle buluştu. 

    Trump Sahne’de çevrim içi canlı konser ile evlere konuk olan Teoman, ’Gecenin Sonuna Yolculuk’ isimli yeni çıkacak albümünün müjdesini sevenleriyle paylaştı. 

    Rock müziğin sevilen ismi, albümün ismini taşıyan ‘Gecenin Sonuna Yolculuk’un yanı sıra geçmişten bugüne en sevilen şarkılarının yer aldığı repertuvarını hayranları için seslendirdi. Dinamik sahne performansı ve deneyimli orkestrasıyla dinleyicilere keyifli dakikalar yaşattı.