Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 96

    Bilim Kurulu Üyesi Prof. Hasöksüz, Risk Haritasında Kırmızıya Dönmesi Beklenen İlleri Açıkladı

    0
    Bilim Kurulu Üyesi Prof. Hasöksüz, Risk Haritasında Kırmızıya Dönmesi Beklenen İlleri Açıkladı

    Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Hasöksüz, ‘İllere göre risk durumu’ haritasına ilişkin, “Renklendirilmiş haritada baktığımızda sarı ve mavilerin azalacağını, turunculardan kırmızıya döneceğini göreceğiz. Özellikle Marmara Bölgesi’nde İstanbul, Çanakkale, Tekirdağ, Kocaeli gibi illerimiz kırmızıya dönecek gibi duruyor” ifadelerini kullandı.

    Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Hasöksüz, ‘İllere göre risk durumu’ haritasına ilişkin A Haber canlı yayınında açıklamalarda bulundu.

    Prof. Dr. Mustafa Hasöksüz, “İngiltere varyantının yaygınlığı maalesef günlük vaka artışına ve haritadaki renklerin kötüye gitmesine neden olacak gibi görünüyor” dedi.

    “Karadeniz’de günlük vakaların çok yüksek olmasındaki en önemli etken, o bölgede İngiltere tipi mutantının olmasından dolayı” diyen Hasöksüz, “Bu varyantın ikinci bir özelliği daha var. Varyant virüslerle birlikte aile içinde 1 kişi 3-4 kişiye bulaştırır hale geldi. En tehlikeli kısım toplu taşıma içinde seyahat edenlerin, kapalı alandaki restoran ve kafelerdekilerin kurallara uymaması durumu” ifadelerini kullandı.

    Bilim Kurulu üyesi Prof. Hasöksüz, risk haritasında kırmızıya dönmesi beklenen illeri açıkladı
    Prof. Dr. Mustafa Hasöksüz

    “SARI VE MAVİLERİN AZALACAĞINI GÖRECEĞİZ”

    Hasöksüz, şöyle devam etti: “Renklendirilmiş haritada baktığımızda sarı ve mavilerin azalacağını, turunculardan kırmızıya döneceğini göreceğiz. Özellikle Marmara Bölgesi’nde İstanbul, Çanakkale, Tekirdağ, Kocaeli gibi illerimiz kırmızıya dönecek gibi duruyor. İller bazında bize bunu gösteriyor.”

    Kapalı alanları biraz riskli gördüğünü belirten Hasöksüz, “Varyantların yüksek düzeyde bulaşıcılık özelliği göz önüne alınarak vatandaşlarımızın biraz daha gayretli olmalarını rica edeceğim” dedi.

    Hasöksüz, şunları ifade etti: “Avrupa’da benzer bir olayı yaşıyorlar. Bu rakamların tutulabilmesi için tek yönlü önlemler yeterli gelmiyor. Aşılama takviminin hızlanması gerekiyor. Biz 10 milyonu geçen bir aşılama yaptık, önümüzdeki günlerde vatandaşlarımız biraz daha gayret etseler vaka sayılarını biraz daha aşağıya çekebileceğimizi düşünüyorum.”

    Son yayınlanan risk haritası:

    Bilim Kurulu üyesi Prof. Hasöksüz, risk haritasında kırmızıya dönmesi beklenen illeri açıkladı

    DÜŞÜK RİSKLİ İLLLER

    Haritaya göre Uşak, Şanlıurfa, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Bitlis, Batman, Mardin, Siirt, Şırnak, Hakkari, Van, Ağrı ve Iğdır düşük riskli (mavi) iller kategorisinde yer aldı.

    ORTA RİSKLİ İLLLER

    Ankara’nın yanı sıra, Bursa, Manisa, Aydın, Denizli, Isparta, Afyonkarahisar, Eskişehir, Çankırı, Kastamonu, Karabük, Bartın, Çorum, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Sivas, Kahramanmaraş, Adana, Gaziantep, Hatay, Malatya, Erzincan, Tunceli, Elazığ, Bayburt, Erzurum ve Kars orta riskli (sarı) grupta yer aldı.

    YÜKSEK RİSKLİ İLLLER

    İstanbul ve İzmir’in yanı sıra, Kırklareli, Tekirdağ, Kocaeli, Yalova, Çanakkale, Muğla, Antalya, Kütahya, Bilecik, Düzce, Bolu, Zonguldak, Karaman, Mersin, Niğde, Kırıkkale, Kayseri, Kilis, Artvin ve Ardahan yüksek riskli (turuncu) iller oldu.

    ÇOK YÜKSEK RİSKLİ İLLLER

    Edirne, Balıkesir, Sakarya, Burdur, Konya, Aksaray, Sinop, Samsun, Amasya, Tokat, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Trabzon, Rize, Osmaniye ve Adıyaman ise çok yüksek riskli (kırmızı) iller olarak belirlendi.

    Tüm Türkiye Haritasını Bekliyordu! İllerin Kaderi Kabine Toplantısının Ardından Belli Olacak

    0
    Tüm Türkiye Haritasını Bekliyordu! İllerin Kaderi Kabine Toplantısının Ardından Belli Olacak

    1 Mart itibarıyla yerinde karar dönemine geçilmesiyle birlikte bu çerçevede iller risk değerlendirmesine göre 4 gruba ayrıldı. Geçtiğimiz günlerde hafta sonu açıklanması planlanan risk haritasının Pazartesi günü yapılacak Kabine toplantısının ardından yayınlanması bekleniyor.

    Toplantıda mavi iller dışındaki illerde hafta sonu kısıtlamasına geri dönülmesi de konuşulacak. İllerin renklerine göre yeni tedbir kararları toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanacak.

    Kontrollü normalleşme sürecinin başlaması ile birlikte mutant virüsünde etkisiyle Türkiye‘de vaka sayısı yine artışı geçti. Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, alınacak yeni tedbirlerin karışıklık yaratmaması adına söz konusu verilerin hafta sonu açıklanacağını açıklamıştı. Ancak yeni haritanın gelmemesi merak konusu oldu.

    HAFTA SONU KISITLAMASINA GERİ Mİ DÖNÜLÜYOR?

    Çarşamba günü yapılan Bilim Kurulu toplantısının ardından haritada mavi olan iller dışında geri kalan illerde hafta sonu kısıtlamasına geri dönülmesi Kabine’ye verilecek tavsiyeler arasında yer almıştı. Kırmızı illerden çıkışın yasaklanması, kafe ve restoranların denetlenmesi ile toplu taşımada yaşanan sorunlar kurulda görüşülmüştü. İllere göre risk durumu haritası, güncelleneceği iki haftalık periyodu tamamladı. Gözler Sağlık Bakanlığı’ndan gelecek yeni haritada.

    KABİNE, PAZARTESİ TOPLANIYOR

    Kabine 15 Mayıs Pazartesi günü toplanacak. Kabine toplantısında kısıtlamalar ve illerdeki vaka durumu değerlendirilecek. Toplantının ardından risk haritası değişecek ve yeni tedbirler alınacak. Kabine sonrası alınan kararlar açıklanacak.

    RENKLER NEYE GÖRE BELİRLENİYOR

    Sağlık Bakanlığı haftalık vaka sayısı 100 binde 10’un altındaki illerin “düşük”, 11-35 arasının “orta”, 36-100 arasının “yüksek”, 100’ün üstündeki illerin ise “çok yüksek” riskli’ sayılacağını açıklamıştı. Buna göre; mavi düşük riskli, sarı orta riskli, turuncu yüksek riskli, kırmızı çok yüksek riskli illeri temsil ediyor. Renk kodlarının belirlenmesinde tek kriter vaka sayısı değil. Haritada vaka sayısı, nüfusa oranı, artış/düşüş oranı, aşılama oranı, yoğun bakım ve servis kapasiteleri gibi kriterler birlikte hesaplanarak açıklanacak.

    İllere göre son risk durumu haritası:

    Gözler pazartesi yapılacak Kabine'de! Risk haritası ve yeni tedbir kararları toplantıdan sonra açıklanacak

    Konsol ve Aksesuarlar MediaMarkt’ta İndirimde

    0
    Konsol ve Aksesuarlar MediaMarkt’ta İndirimde

    Türkiye’ni en geniş satış alanına sahip elektronik perakendecisi MediaMarkt, bu yıl 3’üncü yaşını kutladığı CLUB Günleri kapsamında birçok kategoride indirim gerçekleştirdiği gibi oyun konsollarında ve aksesuarlarında da indirimler düzenliyor. Buna göre 15 Mart tarihine kadar seçili PlayStation, Nintendo ve Xbox konsollarda yüzde 5, aksesuarlarda ise yüzde 10 CLUB indirimi gerçekleştirilecek.

    Yılın neredeyse tamamında gerçekleştirdiği kampanyalarla teknolojiseverlere geniş ürün seçeneğinin yanı sıra avantajlı fiyatlar sunan MediaMarkt Türkiye, 3 yıl önce hayata geçirdiği MediaMarkt CLUB 3’üncü yaşını kutluyor.

    MediaMarkt mağazalarında ve mediamarkt.com.tr’de bugün başlayan ve 15 Mart tarihine kadar devam edecek kampanyalar kapsamında evlerde geçirilen vakti en heyecanlı ve keyifli hale getiren kategorilerde de indirimler gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda seçili PlayStation, Xbox ve Nintendo markalı konsollar yüzde 5 indirimle satışa sunuluyor. MediaMarkt, seçili aksesuarlarda ise yüzde 10 indirim uyguluyor.

    İndirimlerden yararlanmak için oyunseverlerin MediaMarkt CLUB’a üye olması gerekiyor.

    MediaMarkt CLUB’a üye olmak çok kolay

    Avantajlarla dolu yepyeni bir dünyanın kapılarını açan MediaMarkt CLUB’a üye olmak ise oldukça kolay. Teknolojiseverler MediaMarkt CLUB’a tüm MediaMarkt mağazalarından veya mediamarkt.com.tr/CLUBuyelik‘e tıklayarak hızlıca üye olabilirler.

    Türkiye’nin Antiviral ve Antibakteriyel Teknolojiye Sahip İlk ve Tek Telefon Kılıfı

    0
    Türkiye’nin Antiviral ve Antibakteriyel Teknolojiye Sahip İlk ve Tek Telefon Kılıfı

    Toplum sağlığı tehdidiyle savaşmak hassasiyetiyle hayata geçirilen antiviral ve antibakteriyel teknoloji, bast ile telefon kılıflarına entegre oluyor. bast bünyesinde gerçekleşen Ar-Ge çalışmaları sonucunda hayata geçirilen telefon kılıfları, yüzeye tutunan bakterilerin yüzde 99’unu yok ediyor ve hijyen beklentilerinin arttığı bugünlerde telefonlarda ilk günkü gibi temiz bir kullanım sunuyor. 

    Boğaziçi Üniversitesi Kimya bölümü öğrencisi Kubilay Kuzey Okumuş’un yönetiminde gerçekleştirilen, Alperen Fikret Vaizoğlu ve Seyfettin Peynirci’nin kurucu ortağı olduğu Türkiye’nin ilk ve tek antibakteriyel telefon kılıfı bast, hiç yıkamadığımız üçüncü elimiz olan telefonlardaki mikroorganizmaları nötralize ederek, güven sağlıyor. Sağlık ilkesiyle başlatılan ARGE çalışmaları sonucunda geliştirilen bast teknolojisi, etkinliğini Türkiye Akreditasyon Kurumu tarafından antibakteriyel sertifikası ve uluslararası SSL sertifikası ile kanıtlıyor. 

    “Geleceği şekillendiren teknolojileri bugünün ihtiyaçlarına entegre ediyoruz”

    İnovatif ve işlevsel yöntemler geliştirerek toplum sağlığı tehdidini en aza indirgemek için çalıştıklarını söyleyen bast Kurucu Ortağı Kubilay Kuzey Okumuş; “Türkiye’nin ilk ve tek antibakteriyel telefon kılıfı, incelikle disperse edilmiş, polipropilen özel formülü ile kesintisiz olarak bakterilere karşı savaşıyor. Gün içinde en sık temas ettiğimiz telefonlar için antiviral ve antibakteriyel teknoloji ile ürettiğimiz kılıflar sade, işlevsel ve şık tasarımıyla ön plana çıkıyor. Çevre dostu ve parmak izi lekesi yapmayan ürünler, her temasta kullanıcıları görünmeyen tehlikelerden de koruyor. Şu an için bastcase.com, Amazon Türkiye ve Trendyol üzerinden satışa sunduğumuz telefon kılıflarımızla ilgilenen önemli e-ticaret şirketleri ile görüşmelerimiz sürüyor. Çok yakında Hepsiburada’da yer alacak olan yerel teknolojimizi, dünyanın dört bir yanına ulaştırmayı hedefliyoruz” dedi. 

    Tescilli bast teknolojisi, 66 ay boyunca etkisini kaybetmiyor

    Üniversite öğrencileri tarafından hayata geçirilen yeni bir girişim olan bast, teknolojisini ulusal ve uluslararası test kuruluşlarınca tescil ettirerek güvenirliğini kanıtlıyor. Kısa sürede birçok başarıya imza atan ve dünya tarafından büyük ilgiyle karşılanan bast telefon kılıfları, bakterilerin genetiğine müdahale ederek büyümesini ve çoğalmasını engelliyor. Bakterilerin zarını tahrip ederek kritik besinlerin kaybına yol açıyor. bast’ın özgün formülü, mikroplarla temas ettikten sonra hemen çalışmaya başlıyor ve sadece 4 saat içinde yüzde 99.9’a varan hijyen sağlıyor. 

    El değmeden paketlenerek kullanıcılara ulaşıyor

    Ortalama günde 2167 defa dokunulan telefonlar, yapılan araştırmalara göre umumi tuvaletlere göre 18 kat, toplu taşıma araçlarındaki tutma yerlerinden ise 13 kat fazla bakteri taşıyor. bast ise hiç yıkanmayan üçüncü el olan telefonlardaki hijyeni maksimize eden teknolojisiyle, özellikle de küresel bir salgınla mücadele edilen bu süreçte toplum sağlığını koruyor. El değmeden paketlenen bast telefon kılıfları, özel ambalaj ve kutusu ile kullanıcılara ulaşıyor. Kullanıcılar, ısıtılan fermuarlı doypack ambalajı açarak ürüne ilk kez kendileri dokunuyor. 

    iPhone telefon modelleri ve Samsung Note 10, Huawei P30 Lite Clear, Huawei P40 Lite Clear android cihazlar için üretilen bast teknolojili antibakteriyel telefon kılıflarına bastcase.com, Amazon Türkiye ve Trendyol üzerinden ulaşabilirsiniz.

    Çocuklarda Bir Haftayı Aşan İştahsızlığa Dikkat Edilmeli

    0
    Çocuklarda Bir Haftayı Aşan İştahsızlığa Dikkat Edilmeli

    Bebek ve çocuk bakımında ebeveynlerin en hassas olduğu nokta beslenme oluyor. Çocukların bazen iştahsız olabildiğini ve bunun bazen doğal bir durumken bazen de bir hastalığın belirtisi olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ela Tahmaz Gündoğdu “Bebeklerde ve çocuklarda görülen iştahsızlık aileler için endişe edici bir durum. Bir haftadan uzun süren ve kilo kaybına sebep olan iştahsızlıkta mutlaka doktora başvurulmalı” açıklamasında bulundu.

    Bebeklerin tat duyusuna ulaştıktan sonra bazı gıdaları seçtiklerini ve yemek istemediklerini, bu durumda ailelerin de zorlayıcı olmamasını gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ela Tahmaz Gündoğdu, “Bazen anne ve babalar çocuklarının damak zevkini anlayana kadar bir süre geçer. Yeni bir gıdaya başlandığında çocuk bunu beğenmeyebilir, ağzından çıkararak reddedebilir. Bu gibi durumlar genellikle anne-babalar tarafından iştahsızlık olarak algılansa da eğer bebek normal kilosundaysa endişe etmeye gerek yoktur” dedi.

    Çocukların diş çıkarma dönemlerinde kısa süreli iştahsızlıkların da olabileceğini hatırlatan Dr. Ela Tahmaz Gündoğdu, “Çocuk, hastalık sırasında üst solunum yolu enfeksiyonu ve nezle geçiriyorsa iştahsızlık ortaya çıkabilir ama bunlar en fazla bir hafta sürer ve normale döner. Bir haftadan uzun süren ve kilo kaybına sebep olan durumlarda mutlaka doktora başvurulmalı ve altta yatan bir hastalık yoksa bebeklere uygun propolis, C vitamini ve çinko içeren takviyeler verilebilir” önerisinde bulundu. 

    İştahsızlık bir haftayı geçiyorsa dikkat edilmeli

    Bir haftadan uzun süren ve kilo kaybına neden olan iştahsızlığın ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ela Tahmaz Gündoğdu, “İştahsızlığın tanısı için kan sayımı, idrar testi, kan, biyokimya, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri yaptırılmalı, kanda devit ve vitamin düzeylerine bakılmalıdır. Fizyolojik olan durumlar kendiliğinden düzelirken, eğer altta yatan bir sebebi varsa hastalığın tanı ve tedavisi gereklidir. Özellikle idrar yolu enfeksiyonu iştahsızlık ile başlayabilir, daha sonra ateş ile devam edebilir. Diğer büyüme gelişme sorunları, demir eksikliği anemisi, D vitamini veya diğer vitamin eksiklikleri, çölyak ve inflamatuvar bağırsak hastalıkları, kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları da önce iştahsızlık sonra da büyümenin durması şeklinde başlayabilir” dedi.

    En Büyük Hayallerimden Biri Müzikal Yapmak

    0
    En Büyük Hayallerimden Biri Müzikal Yapmak

    İbrahim Selim’in her hafta farklı ilgi alanlarından sürpriz konuk sanatçıları ile Türkiye ve gündeme dair konuları eğlenceli bir dille ele aldığı ‘ibrahim Selim ile Bu Gece’ tüm hızıyla devam ediyor.  Hem PSM Online’dan hem de Zorlu PSM YouTube kanalından seyirci karşısına çıkan “İbrahim Selim ile Bu Gece”nin bu haftaki konuğu, sevilen şarkıcı Zeynep Bastık oldu. 

    Müzikten, stand-up’a, mizahtan güncel konulara; kültürün her alanına dokunan ve her anı eğlence dolu dakikalara sahne olan “İbrahim Selim ile Bu Gece”nin yeni bölümüne sesiyle herkesi büyüleyen yetenekli şarkıcı Zeynep Bastık, samimi itirafları ve neşeli tavrıyla damgasını vurdu.

    Müzikle iç içe bir çocukluk geçirdiğini anlatan genç şarkıcı, ailede müzikle ilgilenen çok insan olmasının kendi müzik kariyerindeki yolculuğu için de oldukça önemli olduğunun altını çizdi. İbrahim Selim’in “Bu konuda desteklenecek kadar şanslı bir çocuk olmasaydın sence hayatın nasıl olurdu?” sorusu karşısında ise, “Desteklenmiş olmamın kesinlikle bir şans olduğunu biliyorum, bu şansa sahip olmayan pek çok çocuk var ne yazık ki günümüzde. Bunun kıymetinin farkındayım.” Sözleriyle yanıt verdi.

    Aslen İzmirli olan güzel şarkıcı, İstanbul’a geliş süreciyle ilgili olarak “Bu söyleyeceğimi pek çok arkadaşımın da destekleyeceğini düşünüyorum. İzmir’deyken İstanbul için çok ürkütücü bir imaj yaratılıyordu. “Orası kurtlar sofrası” denilerek sürekli bir negatif algı yaratılıyordu. Ancak ben geldikten sonra çok travmatik şeyler yaşadığımı söyleyemem. Bunda elbette Murat Dalkılıç ve ekibinin de payı büyüktür benim açımdan.” Sözleriyle Murat Dalkılıç’a vefasını bir kere daha dile getirdi.

    Programın sevilen bölümü “Gözlerimin İçine Bak”ta İbrahim Selim tarafından kendisine yöneltilen sorulara içtenlikle cevap veren güzel şarkıcı, “Yaptığın coverlardan keşke benim şarkım olsaydı dediğin bir şarkı oldu mu?” sorusuna hiç düşünmeden verdiği “Tarkan’ın “Gitti Gideli” şarkısı keşke benim olsaydı dedim.” Cevabıyla herkesi şaşırttı. Programın aynı bölümünde pandemi sürecinde kendisinde keşfettiği yanlarından da bahseden genç ve güzel şarkıcı “Spor yapma konusunda istikrarlı olabildiğimi keşfettim. Benim için sporda istikrarlı olmak hep zor bir şeydi.” Sözleriyle pandeminin hayatına sporu sokmasına yönelik artılarını ifade etti. 

    Bir yıldır üzerinde çalıştığı ilk albümünün birkaç ay sonra çıkacağını da ilk kez açıklayan güzel şarkıcı, albümde yer alan iki şarkının klip çekimlerinin tamamlandığının müjdesini de verdi. 15 yaşında Anadolu Ateşi dans grubuyla sahneye çıktığını anlatan genç şarkıcı, şarkılarının kliplerinde bol bol dans ettiğini de ifade etti.

    Watsons Türkiye ve KEDV’den Anlamlı İş Birliği

    0
    Watsons Türkiye ve KEDV’den Anlamlı İş Birliği

    Türkiye’nin lider güzellik ve kişisel bakım ürünleri markası Watsons,Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle kadınların üretime katılmalarına ve ekonomik olarak güçlenmelerine destek oluyor. 

    Watsons yaklaşık 1 senedir KEDV ile yürüttüğü Sürdürülebilirlik Projesi kapsamında Ekonomik Sürdürülebilirlikte Kadın Emeğini Destekliyor!

    Türkiye’nin dört bir yanında bulunan 200’ün üzerindeki kadın kooperatifinde kadınların el emeğiyle ürettikleri doğal içerikli yerel üretim ürünleri seçili Watsons Mağazaları, Watsons.com.tr ve Watsons Uygulaması ile
    hiçbir kar elde etmeden milyonlarca müşteri ile buluşturuyor, kadınların üretime daha fazla katılmalarını ve ekonomik olarak güçlenmelerini destekliyor.
     Watsons, şimdi tüm müşterilerini kadınları desteklemeye davet ediyor!

    • Bıttım Sabunu ve Tahta Baskılı Sabunlar: Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yetiştirilen bıttım bitkisinden elde edilen Bıttım Sabunu ve Tahta Baskılı Sabunlar, KEDV’in desteklediği Mardin İpekyolu Kadın Kooperatifi tarafından üretiliyor. Bıttım Sabunu saçları beslemeye, güçlendirmeye ve saç derisini yatıştırmaya yardımcı oluyor. İçerdiği E vitamini ile antioksidan etkisi gösteriyor. Ürün tüm cilt tipleri için güvenle kullanılabiliyor. Tahta Baskılı Sabunlar ise Kahve&Tarçın ve Lavanta çeşitleri ile beğenilere sunuluyor. 
    • File Torba: KEDV’in desteklediği Bergama Kadın Kooperatifi tarafından %100 pamuk ip ve ham bez kullanılarak üretilen doğa dostu KEDV File Torba, kolay taşınabilen özelliği ile her an yanında! 
    • Lavanta Kesesi: Kadın üreticiler ve kadın kooperatifleri tarafından üretilen Lavanta Kesesi, el boyaması tekniği ile oluşturulan ağaç motifleri ile dikkat çekiyor. 

    Bu dayanışma günlerinde sen de Watsons’tan yapacağın ürün alışverişinle kadın kooperatiflerini destekleyebilirsin!

    Bıttım Sabunu 70 gr: 9,99 TL

    Bıttım Sabunu 200 gr: 15,00 TL

    Tahta Baskılı Sabun Kahve&Tarçın: 20 TL

    Tahta Baskılı Sabun Lavanta: 20 TL

    Lavanta Kesesi İkili Set: 20,00 TL

    File Torba: 30 TL

    Dem Karaköy’den: Kuru Meyveli, Vişne Reçelli Tatlı Krep Tarifi

    0
    Dem Karaköy'den: Kuru Meyveli, Vişne Reçelli Tatlı Krep Tarifi

    Seçmekte zorlanacağınız soğuk ve sıcak çay çeşitleri ile perçinleyeceğiniz bu tatlı keyif, damağınızda iz bırakacak.

    Kuru Meyveli, Vişne Reçelli Tatlı Krep Tarifi İçin Malzemeler

    • 2 su bardağı süt
    • 3 adet yumurta
    • 1 yemek kaşığı un
    • 1 silme tatlı kaşığı toz şeker
    • 1/4 silme çay kaşığı tuz
    • 1/4 silme çay kaşığı karabiber
    • 125 gram labne peyniri
    • 1 silme yemek kaşığı toz şeker
    • 2 kahve fincanı kuru meyve karışımı(kayısı, üzüm, kızılcık, yaban mersini)
    • 1/4 silme çay kaşığı tuz
    • 1 yemek kaşığı vişne reçeli
    • 1 yemek kaşığı pudra şekeri

    Kuru Meyveli, Vişne Reçelli Tatlı Krep Tarifinin Püf Noktası

    Krep hamurunu hazırladıktan sonra oda sıcaklığında 10- 15 dakika kadar bekletin.Krepleri dağıtmadan çevirmek için, geniş bir balık spatulası kullanabilirsiniz.

    Kuru Meyveli, Vişne Reçelli Tatlı Krep Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Krep hamurunu hazırlamak için; süt, yumurta, un, toz şeker, tuz ve karabiberi derin bir karıştırma kabına aktarın. Bir çırpıcı yardımıyla sürekli karıştırarak, pürüzsüz bir hamur elde edin.
    2. Krebin iç harcı için; labne peyniri, küp şeklinde doğranmış kuru meyve karışımı, toz şeker ve tuzu krema kıvamına gelene kadar karıştırın.
    3. Oda sıcaklığında beklettiğiniz krep karışımından küçük bir kepçeye doldurun (25- 30 gram). Krep harcını yavaşça tavaya aktarın ve tavayı kaplaması için yayın.
    4. Kısık ateşte, renk almadan arkalı önlü ters çevirerek her iki yönünü 2 dakika kızartın. Pişen krepleri, oda sıcaklığında 2- 3 dakika kadar dinlendirin.
    5. Her bir krepten 8 adet üçgen parça çıkartın. Arka kısımlarını bıçak ya da kalıp yardımıyla düzeltin. Hazırladığınız krep parçalarını bir kat krep, bir kat krema karışımı olacak şekilde piramit şeklinde üst üste yerleştirin.
    6. Vişne reçeli ve pudra şekeri ilavesi ile bekletmeden servis edin. Sevdiklerinizle paylaşın.

    Mutasyonlu Virüs Kaç İlde Görüldü? Bakan Koca, Bilim Kurulu Sonrası Kritik Sayıyı Açıkladı

    0
    Mutasyonlu Virüs Kaç İlde Görüldü? Bakan Koca, Bilim Kurulu Sonrası Kritik Sayıyı Açıkladı

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısı sonrası Twitter hesabından yazılı açıklama yaptı. Virüsün hızla yayıldığına ve tedbirli davranılması gerektiğine dikkat çeken Koca, 76 ilde 41 bin 488 İngiltere, 9 ilde 61 Güney Afrika, 1 ilde 427 California/New York ve 1 Brezilya mutantı tespit edildiğini kaydetti.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu Toplantısı sonrası sosyal medya hesabı Twitter üzerinden yazılı bir açıklama yaptı. Bakan Koca, kontrollü normalleşme süreci, koronavirüsün seyri ve aşı gibi başlıkların ele alındığı toplantının ardından yaptığı açıklamada, mutant virüsün artışına dikkat çekti.

    “SALGININ AÇTIĞI TAHRİBATI TARİF ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Tedbirlere rağmen yayılımın hızlı bir seyir gösterdiğini kaydeden Bakan Koca, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bilelim ki maviye yolculuğumuz virüsten korunarak yaşamayı öğrenmekten geçiyor. Küresel salgının her alanda açtığı tahribatı tarif etmek gerçekten mümkün değil. İnsanın insana temasını kesmesini zorunlu kılan, insani olan her değere ara vermek zorunda bırakan bir yılı geride bıraktık. Hastalığın ülkemizdeki seyri tüm dünyada olduğu gibi yüksek sayıda kişiye virüsün hızla bulaştığı ve tedbirlerle kontrol altına alındığı dalgalar şeklinde kendisini hissettirdi. Salgını kontrol altına aldıkça daha çok eski günlerin özlemi ile hareket ederken hastalık can yakmaya başlayınca zorunlu olarak tedbirlere sarılmakla geçti günler. Bu nedenle bazı dönemler neden eskiye dönmüyoruz sesleri, bazı dönemlerde ise neden daha çok kapanmıyoruz sesleri yükseldi. Bunun maalesef bilimsel bir tecrübesi ve tek doğrusu yok.

    Son Dakika: Mutasyonlu virüs kaç ilde görüldü? Bakan Koca, Bilim Kurulu sonrası kritik sayıyı açıkladı

    “MUTANT VİRÜSLER YAYILIM HIZINI ARTIRMIŞTIR”

    Salgının tüm yönleri ile ele alındığı başta kabinemiz, bakanlıklarımız, bilim insanlarımız hep birlikte vatandaşımız için dönemin en doğru hamlesi ne ise onu yapmaya çalıştık. Bu hepimizi çok yordu. Bilim Kurulumuz bugün bir kez daha toplanmış ve güncel gelişmeleri değerlendirmiştir. Salgın öncesi ve salgınla mücadele sürecinde aldığımız tüm tedbirlere rağmen, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de yayılım hızlı bir seyir izlemektedir. Mutant virüsler yayılım hızını artırmıştır. Her ne kadar bu artış hastanelere yatışları paralel şekilde etkilemese de çok vaka maalesef çok hasta potansiyelini barındırıyor. Hızlı yayılan mutantlar görece daha hafif seyretse de çok bulaştıkları için korumamız gereken bünyelere de daha hızlı ulaşıyor.

    Ülkemizde mutasyona uğramış koronavirüs vakaları sıkı takip ile yakalanmaktadır. Alınan tüm tedbirlere rağmen maalesef gün geçtikçe mutant virüsler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artmaktadır. Mutant virüsle enfekte olduğu tespit edilen kişileri daha sıkı izolasyon kurallarına tabi tutuyoruz. Bugüne kadar 76 ilimizde toplam 41.488 B.1.1.7 (İngiltere) mutantı, 9 ilimizde toplam 61 B.1.351 (Güney Afrika) mutantı, 1 ilimizde 2 B.1.427 (California-NewYork) mutantı ve 1 adet de P.1 (Brezilya) mutantı tespit edilmiştir. Bu hızlı bulaşan varyantlara karşı halen tedbirden ve aşıdan başka silahımız yok. Bu silahlarımızın yetersiz olduğu anlamına kesinlikle gelmiyor. Ancak her ikisinin de zorlukları var. Aşı için küresel bir tedarik güçlüğü, tedbir için de bir yılın verdiği yorgunluk var. Hep birlikte el ele bunun üstesinden geleceğimize inanıyorum.

    Son Dakika: Mutasyonlu virüs kaç ilde görüldü? Bakan Koca, Bilim Kurulu sonrası kritik sayıyı açıkladı

    “SON VERİLER HASSAS DAVRANMAMIZ GEREKTİĞİNE İŞARET EDİYOR”

    1 Mart itibariyle ‘yerinde karar’ adını verdiğimiz kontrollü ve kademeli normalleşme dönemine geçtik. Salgınla sadece Sağlık Bakanlığı değil, tüm unsurlarıyla devletimiz ve halkımız birlikte mücadele etmektedir. Son hafta verileri, ülke genelinde tedbirli yaşam konusunda daha hassas davranmamız gerektiğine işaret ediyor. Millet olarak umut veya kaygı yüklü mesajlara değil, sorunu tüm gerçekliğiyle anlayıp sosyal hayatımızı doğru adımlar atarak sürdürmeye ihtiyacımız var. Virüs hayatımızdan çıkana kadar onunla mücadele ederek yaşamayı öğrenmek zorundayız.

    Sosyal hareketliliğimiz içinde virüsü hareketsiz bırakmayı başaramadığımız takdirde daha ağır bedeller ödemek zorunda kalıyoruz. Virüse yayılma fırsatı vermemeliyiz. Kontrollü normalleşme süreci, insanımıza hem özlediği hayat dinamizmine yeniden kavuşma, hem de bu dinamizm içinde virüse alan bırakmayacak aktif bir mücadele imkanı sunuyor. Bizim için riskli olanın virüsün kendisi değil, kasten veya ihmalle virüsün yayılmasına neden olan davranışlarımız olduğunu akıldan çıkarmamalıyız.

    “10 MİLYONUN ÜZERİNDE AŞILAMA GERÇEKLEŞTİRMİŞ DURUMDAYIZ”

    Aksi halde virüsün zaaflarımızı fırsata çevirerek hayatımıza hakim olmasını önleyemeyiz. Devletimiz salgınla mücadelenin gerektirdiği tüm tedbirleri alıyor ve bütün imkanlarını seferber ediyor. Başından bu yana küresel salgının tıbbi, ekonomik ve sosyal etkilerini birlikte ele alan bir mücadele stratejisi izliyoruz. Atılması gereken adımlara bilimin gösterdiği hakikati esas alarak karar veriyoruz.

    Aşı tedariki ve uygulama performansımız konusunda, küresel koşulların tüm engellerine rağmen aşı üretme kapasitesi erken devreye girmiş ülkelerle rekabet eder durumdayız. 10 milyonun üzerinde aşılama gerçekleştirmiş durumdayız. Aşı tedarikine paralel olarak bu performansımız bazı dönemler yavaşlasa da artarak devam edecektir. Zor günleri geride bırakmak için ihtiyacımız olan tek şey, millet olarak birlikte mücadelenin tüm gereklerini üstün bir sorumluluk duygusuyla sahiplenmektir. Unutmayalım! İnanç, azim ve kararlılık olduğu sürece kırmızı, maviye en yakın renktir. Yarın bir aksilik olmazsa bir konuşma yapmak üzere huzurlarınızda olacağımı bildirmek isterim. Bu vesileyle bütün vatandaşlarımızın Miraç kandilini tebrik ediyor, salgın hastalıktan arınmış bir dünyanın müjdecisi olmasını diliyorum.”

    Son Dakika: Bilim Kurulu toplantısı sonrası Bakan Koca'dan mutasyon açıklaması

    Anne ve Bebek Sağlığı İçin Büyük Bir Risk!

    0
    Anne ve Bebek Sağlığı İçin Büyük Bir Risk!

    Anne baba olmayı isteyen çiftlerin kurdukları en güzel hayallerden biri, çocuklarını kucaklarına almak, sağlıklı ve mutlu günler için planlar yapmak… Bu hayalin gerçekleşmesi ise her şeyin yolunda gittiği bir hamilelik süreciyle mümkün oluyor. Sağlıklı bir hamilelik süreci için de anne adaylarının hazırlıklarına hamilelik öncesinde başlamaları büyük önem taşıyor.

    Anne olmaya hazır hissetmek kadar genel sağlık durumunun da iyi olmasının son derece önemli olduğuna dikkat çeken Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Berkem Ökten, “Kansızlık, diyabet ve tiroit hastalıkları gibi pek çok sağlık problemi hamilelik sürecinde daha da şiddetlenme eğiliminde oluyor. Bu nedenle hamilelik öncesinde ilgili değerlerin ideal düzeyde olması çok önemli. Ayrıca sigara ve alkol kullanımı gibi sağlığa zararlı alışkanlıklar varsa bunların kullanımının da hamilelikten olabildiğince önce bırakılması gerekiyor.” diye belirtiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Berkem Ökten, hamilelikte hem annenin hem bebeğin sağlığını tehdit eden 6 sağlık problemini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

    Obezite 

    Vücut kitle indeksinin (VKİ) 18.5 – 24.9 kg/marasında olması kişinin ideal kilosunda olduğu anlamına geliyor. VKİ değerinin 30 üzerinde olması ise obezite olarak tanımlanıyor.

    İdeal kilosunun üzerinde olan kadınların hamilelik sürecinde ciddi sorunlar yaşayabileceğini vurgulayan Dr. Berkem Ökten, şöyle devam ediyor:

    “Yüksek kiloyla hamile kalındığında yüksek tansiyon, gebelik şekeri, gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) görülme riski artıyor. Bebekte aşırı kilo veya gelişme geriliğinin yanı sıra erken doğum tehdidi gibi riskler de yükseliyor. Ayrıca yapılan çalışmalar, obezite sorunu yaşayan kadınların doğum sırasında rahim kasılmalarının sıklığının ve şiddetinin daha az olduğunu gösteriyor. Yetersiz kasılmalar nedeniyle de normal doğum yerine sezaryen uygulanması veya doğum sonrası rahmin kasılamaması sonucu aşırı kanama gibi sorunlar da daha sık yaşanıyor.” Dolayısıyla sağlıklı bir hamilelik ve doğum için hamilelik öncesinde ideal kiloya ulaşmanız çok önemli. Bunun için bol sebze ve meyve tüketmeyi, günlük su ihtiyacını karşılamayı, basit şekerlerden, yapay tatlandırıcılardan ve işlenmiş gıdalardan uzak durmayı öneren Dr. Berkem Ökten, “Kilo kontrolünde günde 30-60 dakikalık düzenli egzersizin yanı sıra yeterli uyku ve stresten olabildiğince uzak durmak da önem taşıyor.” diye ekliyor. 

    Obezite gibi aşırı zayıflık da hamilelik dönemini olumsuz etkiliyor. VKİ değeri 18.5 altında olan anneleri gözlemleyen çalışmalar; bebekte gelişme geriliği, düşük doğum ağırlığı, erken doğum tehdidi ve normal doğumda perineal (genital dış dudaklar ve makat çevresi) yırtıkların oluşma riskinde artış olduğunu gösteriyor. 

    Kontrolsüz diyabet 

    Kanda şeker düzeyinin yüksek olması, yani diyabet, hamilelikte; tekrarlayan düşük, bebekte doğumsal kalp veya organ anomalisi, bebeğin akciğerlerinin gelişiminin olumsuz etkilenmesi, doğum sonrası kuvöz ihtiyacı ve bebeğin aşırı kilolu olması gibi sorunların görülme riskini artırıyor. Bebeğin kilosunun fazla olmasının erken doğum riskine yol açtığını ve normal doğumu zorlaştırdığını ifade eden Dr. Berkem Ökten, “Bebeğin ileri derecede iri olması doğum esnasında zarar görmesi veya doğuma bağlı annenin genital bölgesinde ciddi yırtıklar oluşması ve bu risklere bağlı olarak normal yerine sezaryen doğum tercih edilmesi gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle hamilelikten önce kan şeker seviyesi mutlaka kontrol altına alınmalı.” uyarısında bulunuyor. Ayrıca, hamilelik döneminde şeker tarama testlerinin mutlaka yapılmasını öneriyor.

    Tiroit hastalıkları

    Bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için oldukça önemli bir element olan tiroit ihtiyacı hamilelik döneminde günlük 250-300 mikrograma kadar yükseliyor. Tiroit hormonunun yeterli üretilememesi (hipotiroidi) halinde düşükler, bebekte zeka geriliği ve düşük doğum ağırlığı gibi önemli sorunlar gelişebiliyor. Tiroit hormonunun fazla üretildiği (hipertiroidi) durumda ise yine düşükler, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, anemi, gebelik hipertansiyonu, preeklampsi ve kalp ritim bozuklukları görülebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Berkem Ökten “Deniz ürünleri, et, süt, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler ve iyotlu tuz başlıca iyot kaynakları arasında yer alıyor.” diye bilgi veriyor.

    Anemi 

    Hamilelikte demir ihtiyacı artıyor ve bu nedenle ilerleyen haftalarda demir eksikliği anemisi (kansızlık) gelişebiliyor. Demir eksikliği anemisi de erken doğum riskinde artış, düşük doğum ağırlıklı bebek, doğumdaki kan kaybının annenin hayatını tehdit edecek düzeye ulaşması gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle hamilelik öncesi demir depolarının dolu olması büyük önem taşıyor. Ancak yapılan çalışmalara göre; ülkemizde hamileliğin erken haftalarında demir eksikliğine bağlı anemi görülme sıklığı yüzde 40 gibi yüksek bir oranda. Anemi durumunda, demir desteğiyle kan değerlerinin normal aralığa yükseltilmesi gerektiğini belirten Dr. Berkem Ökten, “Ayrıca demir içeriği yüksek fasulye, mercimek, zenginleştirilmiş kahvaltılık tahıllar, sığır eti, hindi ve karaciğer gibi besinler tüketilmeli. Beslenme düzeninde vücudun demir emilimini kolaylaştıran portakal suyu, greyfurt, brokoli gibi besinlere de yer verilmeli.” diyor.

    Diş eti hastalıkları 

    Hormonal ve bağışıklık sistemindeki değişiklikler sonucu hamilelikte diş eti hastalıklarına yatkınlık artıyor. Hamilelik gingivitisi olarak bilinen bu durumda; diş etlerinde artmış kanama, şişlik ve ödem görülüyor. Ayrıca güncel yayınlar, dişeti hastalıklarına bağlı enfeksiyonların, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı risklerinde artış ile ilişkili olabileceğini gösteriyor. Hamileliğin planlanması döneminde diş hekimi muayenesi ve hamilelik boyunca doğru ağız bakımıyla bu dönemde ağız sağlığının korunması mümkün olabiliyor. 

    Kadın hastalıkları 

    Jinekolojik olarak hamile kalmayı zorlaştıran veya hamile kalınması halinde gerek anne gerek bebek sağlığında sorunlar oluşturabilecek; miyom, polip, yumurtalık kisti, genital bölgeyi tutabilen çeşitli bakteriyel ve viral enfeksiyonların da hamilelik öncesinde saptanıp, tedavi edilmeleri büyük önem taşıyor. 

    KUTU… KUTU…

    Hamilelikte bunlara dikkat!

    Anne adayının özellikle hamileliğin ilk üç ayında kızamıkçık, toksoplazma ve sitomegalovirüs gibi enfeksiyonlara yakalanmasının bebekte problemlere neden olabileceğini anlatan Dr. Berkem Ökten, uyarılarını şöyle sürdürüyor: “Kızamıkçık aşısı olduktan sonra 2 ay süreyle hamile kalınmamalı. Kızamıkçık aşısı yaptırmış veya bağışıklığı olmayan bir kadın hamileyken enfeksiyonu kapmamak adına kalabalık yerlerden, çocukların çok olduğu ortamlardan uzak durmalı.”

    İlk 3 ay folik asit takviyesi çok önemli

    Bebeğin beyin ve omurilik gelişiminde önemli bir role sahip olan folik asit; taze yeşil sebzeler, kuru baklagiller, karaciğer, ceviz ve fındık gibi besinlerde bulunuyor. Dr. Berkem Ökten, bu besinlerin tüketiminin yanı sıra, hamileliğin planlandığı dönemden yaklaşık 2 ay öncesinden itibaren günde 400 mikrogram folik asit takviyesine başlanması gerektiğini belirterek “Hamileliğin özellikle ilk 3 ayında folik asit takviyesine devam edilmeli.” diyor.