Kadir Şeker’in, sevgilisinin elinden şiddet gördüğü esnada kurtardığı Ayşe Dırla ile dini nikahlı eşi Murat Hanlı araçlarında 900 gram eroin ele geçirilmesi nedeniyle tutuklanmıştı. İfadelerinde suçlamaları reddeden Dırla ve Hanlı’nın 15 yıldan 30 yıla kadar hapsi isteniyor.
Konya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, geçen yılın ekim ayında, gece yarısı merkez Karatay ilçesi Tatlıcak Mahallesi’nde ihbar üzerine durdurdukları araçta 900 gram eroin ele geçirdi. Araç içinde bulunan Murat Hanlı ve Ayşe Dırla, gözaltına alındı. Ayşe Dırla’nın, Kadir Şeker‘in sevgilisi Özgür Duran’ın elinden dayak yerken kurtardığı kadın olduğu ortaya çıktı. Kadir Şeker, Ayşe Dırla’yı kurtarmak isterken Özgür Duran’ın ölümüne neden olmuş ve 12,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
”DİNİ NİKAHLI EŞİM UYUŞTURUCU BAĞIMLISI”
Gözaltına alınan Ayşe Dırla ve Murat Hanlı, sorgulanmak üzere Narkotik Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. Dırla ile Hanlı sorgularının ardından adliyeye sevk edildi. Dırla, mahkemedeki ifadesinde, Hanlı ile dini nikahlı olarak yaşadıklarını belirterek, “Murat benim 1 aylık dini nikahlı eşim. Onunla yaşıyoruz. Uyuşturucuyla bir ilgim yok. Ben uyuşturucu kullanmıyorum. Murat uyuşturucu bağımlısı. Uyuşturucuyu kullanmak için aldı. O gün, akşam eve elinde paketle geldi. Ben de görünce kızdım. Tekrar uyuşturucu bağımlısı olmasını istemiyordum. Geri götürmek istedik. Uyuşturucuyu aldığımız mahalleye geldiğimizde polis bizi yakaladı” diye konuştu.
”BİZİ ÖZGÜR’ÜN ANNESİ İHBAR ETMİŞ OLABİLİR”
Ayşe Dırla, haklarında yapılan ihbar üzerine yakalanmalarıyla ilgili de “‘Ben Kadir Şeker davasında tanık olarak bulunuyorum. Dava sürecinde Kadir’i suçlamadım. Bu da Özgür Duran’ın annesi Mübeyyen Güner Dalkılıç’ı kızdırmıştı. İhbarı onun yapabileceğini düşünüyorum” dedi. Murat Hanlı da ifadesinde, yaklaşık 60 bin lira değerindeki aracını satıp eroin aldığını belirterek, “Arabamı sattım. Bu uyuşturucuyu kullanmak için satın aldım. Uyuşturucu satıcısı da değilim. Ayşe karşı çıktı, geri götürdük” diye konuştu. Ayşe Dırla ve Murat Hanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Ayşe Dırla
15 YILDAN 30 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede; işsiz olan Murat Hanlı’nın 60 bin liralıyı uyuşturucuyu kullanmak amacıyla elde etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, cezadan kurtulmak için böyle savunma yaptıkları gerekçesiyle ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde yapma veya sağlama’ suçlarını işlediklerine dair yeterli delil bulunduğu kaydedildi. Ayşe Dırla ve Murat Hanlı hakkında, 15 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.
Vergi dairelerinin hafta sonu açık olacağı açıklamasının ardından vergi borçlarını ödemek ve yapılandırma işlemini son güne bırakanlar vergi dairelerinde yoğunluk oluşturdu. Ödeme yapmak isteyenler vergi daireleri önünde uzun kuyruklar oluşturdu.
Vergi borcu ödemesi ve yapılandırmasında son tarih 1 Mart olduğu için vergi dairelerinin hafta sonu açık olmasına karar verildi. Bu kapsamda ödemelerini yetiştiremeyen veya son güne bırakan vatandaşlar vergi daireleri önünde yoğunluk oluşturdu.
“İNSANLAR İŞLERİNİ SON GÜNE BIRAKIYOR”
Borcunu ödeyebilmek için sabah erken saatlerinde vergi dairesine geldiğini söyleyen Muhtesım Beyaz, “Dün yetiştiremedim ve çok kalabalık vardı. Numaralar önceden veriliyormuş, ben geldim ödeyemeden tekrar gitmek zorunda kaldım. Vergi dairesinin hafta sonu açık olacağını söylediler. Sabah erkenden geldim. Borcumu yapılandırmaya sokmuştum. Yolda da herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Burada da kalabalık var ve mesafeli yaklaşmaya çalışıyorum. İnsanlar biraz daha sosyal mesafeye uyarsa daha iyi olur diye düşünüyorum. Bu kadar kalabalık olması normal ben dahil insanlar işlerini son güne bırakıyor” dedi.
“BU KADAR KALABALIK OLACAĞINI TAHMİN ETMİYORDUM”
İnternet bankacılığından ödeme yapamadıkları için sabahın erken saatlerinde geldiğini belirten Adem Er, “Hafta sonu açık olduğunu haberlerde gördüm ve ben de gelip ödemek istedim. Fakat bu kadar kalabalık olacağını tahmin edemedim” diye konuştu.
“HER DAKİKA KUYRUK UZUYOR”
Dün borcunu ödemek için geldiğini fakat yetiştiremediğini belirten Can Şimşek, “Vergi borcu ve trafik cezamı ödemeye geldim. Aslında dün geldim ve hafta sonu açık olacağını söylediler. Dün geldim vergi dairesine yetiştiremedim ve bu kalabalığın bir buçuk katı daha fazla bir kalabalık vardı. Şu anda da her dakika kuyruk uzuyor. Belki işim öğlen saatlerinde biter” dedi.
Koronavirüs aşısının mucidi ve Alman ilaç şirketi Biontech’in kurucusu Prof. Uğur Şahin, mayıs sonunda ya da haziran ayının başında korona vaka ve can kaybı sayısının kalıcı ölçüde düşeceğini ve normal yaşama dönülebileceğini söyledi.
Dünya çapında ilk onaylanan korona aşısını geliştiren Biontech şirketinin kurucusu bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin, Alman basınına konuştu.
“ÖNEMLİ OLAN YETERLİ SAYIDA İNSANIN AŞILANMASI”
NTV’de yer alan habere göre, Der Spiegel dergisine ve Bild gazetesine konuşan Şahin, aşılamayla birlikte vaka sayılarında önemli ve kalıcı düşüşün Mayıs ayının sonunda ya da Haziran ayının başında gerçekleşeceğini söyledi. Şahin, “Önemli kriter o döneme kadar yeterli sayıda insanın aşılanmış olması. Ancak Kovid-19’un kontrol altına alınması, virüsün artık bulaşmayacağı ve tamamen biteceği anlamına gelmiyor. Sadece normal bir yaşama tekrar dönebileceğimiz anlamına geliyor” şeklinde konuştu.
“MUTASYONLAR VEFAT SAYILARINI ARTIRDI”
Mutasyonların vaka can kaybı sayılarını hızlı şekilde artırdığını söyleyen Uğur Şahin, “Bu durumdan endişeleniyorum. Görünen o ki, yeni mutasyonlar sebebiyle Kovid-19 salgın aşıyla sürü bağışıklığı sağlanmadan yeni bir ivme kazanacak” derken Biontech-Pfizer aşısının mutasyonlara karşı etkili olduğunun altını çizdi.
“AŞININ BU KADAR ETKİLİ OLMASINI BEKLEMİYORDUM”
İsrail’de elde edilen verilerin aşılarının mutasyonlara karşı etkili olduğunu ispatladığını belirtirken, “Tünelin ucundaki ışığı görüyoruz. Görünen ışık da tünelin ışığı değil. Aşının etkinliği sayesinde hem virüsün bulaşması hem de virüsün insan içindeki gelişimi engelleniyor. Ben aşının bu kadar etkili olmasını beklemiyordum” şeklinde konuştu.
“GRİP AŞISI GİBİ İKİ YILDA BİR KORONA AŞISI OLMAK GEREKECEK”
Mutasyonlu Kovid-19 sebebiyle iki doz aşı olanların gelecek sene üçüncü bir aşıya ihtiyaç duyabileceğini belirten Şahin, “Toplumda bağışıklığı sürekli hale getirmemiz virüsle mücadelede önemli. Büyük bir olasılıkla karşımıza çıkabilecek mutasyonlara karşı her iki yılda bir aşıyı tekrar etmek gerekecek. Grip aşısındaki durum, Kovid-19 için de geçerli olacak. Bu artık bizim yeni normalimiz olacak” şeklinde konuştu.
Genç popçu Aleyna Tilki, ilk İngilizce şarkısı Retrograde, tüm dünyaya yayınlandı. Dünyaca ünlü isimlerin sözlerini yazdığı şarkıya klip çeken Aleyna Tilki, uzay mekiğinde direk dansı yaptı.
2016 yılında söylediği “Cevapsız Çınlama” şarkısıyla müzik sektörüne adım atan ve her fırsatta dünya starı olacağını dile getiren Aleyna Tilki’nin İngilizce şarkısı “Retrograde”, bugün tüm dünyada yayınlandı. Dünyanın en büyük müzik şirketlerinden Warner Music’le anlaşan Tilki, “Retrograde” adlı ilk İngilizce single’ını dijital platformlarda beğeniye sundu.
KLİPTE DİREK DANS YAPTI
Dünyaca ünlü şarkıcı Dua Lipa ile Diplo’nun birlikte yaptığı şarkıya Tilki, bir de klip çekti. Daha önce direk dansı dersi alan ve yüzü olduğu bir markanın reklam filminde direk dansı yapan genç şarkıcı, yeni klibinde de dans şovuyla konuşulmaya başladı. Uzay mekiğinde çekilen klipte yaptığı direk dansıyla dikkatleri üzerine çeken Aleyna Tilki’nin hayranları, dans şovuna da övgü dolu yorumlar yağdırdı.
“Z KUŞAĞINI YANSITAN BİR KLİP OLDU”
Şarkısını tüm dünyanın dinleyeceği için çok heyecanlı olduğunu ifade eden Aleyna Tilki, şöyle demişti: “Heyecandan elim ayağım titriyor. Hayallerim için büyük bir adım attım. Bu daha başlangıç, sadece bir merhaba. İki-üç ay sonra yeni parçalar gelecek. Şarkıya uzay mekiğinde klip çektik. Genel yönetmenliğini ben yaptım. Z kuşağını yansıtan bir klip oldu. Mükemmel İngilizce konuşmuyorum ama ana dilim gibi şarkı söylüyorum. Bir yıldır dünyanın en iyi vokal koçu ile çalışıyorum çünkü. ‘Retrograde’i kendi adıma değil, ülkem adına çıkarıyorum. İstiyorum ki, tüm dünya Türk müzisyenlerini tanısın. Sevenlerimin benim için dua etmesini istiyorum. Allah utandırmasın.”
Yeni şarkısıyla dünya listelerine giren Aleyna Tilki’nin şarkı için çektiği klip de bugün 13.00’da yayınlanacak.
“ÜLKEM İÇİN BÜYÜK BİR ADIM ATIYORUM”
Aleyna Tilki, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından kendisini desteklemeyenlere sitem dolu bir paylaşım yaparak “Ülkemi dünyada temsil etmek adına büyük bir adım atıyorum. Beni desteklemek sadece kalbinizle karar vereceğiniz bir şey olsun” demişti.
Kalabalık kongrelerin sorulduğu Bakan Koca vatandaşlara kalabalık ortamlardan uzak durmaları yönünde tavsiyelerini yinelerken, 11 Şubat’taki AK Parti Hatay kongresinden yansıyan görüntüler gündem oldu. Gençlik Kolları başkanının omuzlarda maske sallaması tepki çekerken, sosyal medyada “Bu görüntüler Bakan Koca’yı kızdıracak” yorumu yapıldı.
Koronavirüs nedeniyle birçok önlem alınırken, kalabalık cenaze ve toplantıların tam olarak önüne geçilemedi. 11 Şubat’ta gerçekleştirilen Hatay İl Gençlik Kolları 6. Olağan kongresinden yansıyan görüntüler sosyal medyada hızla yayılırken, kongrede yaşananlar tepki çekti.
KONGRE DÜĞÜN HAVASINDA GEÇTİ
Partililer kapalı mekanı doldururken, kongrede davul ve zurnalar çalındı, şarkılar söylendi. Partililer tarafından omuzlara alınan AK Parti Defne Gençlik Kolları Başkanı Yusuf Özyurt eline aldığı maskeyi mendil gibi salladı. Düğün havasında geçen kongredekilerin maskesiz olması da dikkatlerden kaçmadı.
GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI KORONAYA YAKALANMIŞTI
Öte yandan Özyurt, kasım ayının sonlarında koronavirüse yakalanmasıyla gündeme geldi. Özyurt gördüğü tedavinin ardından hastalığı atlatmayı başardı.
UYARILARA RAĞMEN DİKKAT EDİLMEDİ
Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü günden bugüne kadar sürekli olarak kapalı ortamlardan uzak durma ve sosyal mesafe kurallarına uyma çağrısı yapan Bakan Koca, dün kalabalık kongreler ile ilgili gelen bir soruya yanıt verdi. Aynı uyarılarını yineleyen Koca’nın yaptığı açıklamadan sonra ortaya çıkan video için “Bakan Koca bu görüntülere çok kızacak” değerlendirmesi yapıldı.
Korona salgınıyla boğuşan Türkiye’de uyuz vakalarında hızlı bir artış gözlendiğine dikkat çeken Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Zekai Kutlubay, dirençli uyuz vakalarında patlama yaşandığını söyledi. Doç. Dr. Kutlubay, parazitinin bulaşması için 15 dakikalık bir temasın yeterli olduğunu belirtti.
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi ve Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zekayi Kutlubay, her yıl genellikle sadece kış aylarında belirli bir artış gösteren uyuz vakalarında, bu yıl farklı olarak ciddi bir patlama yaşandığını ve özellikle tedaviye rağmen iyileşmemiş dirençli hastalarla çok sık karşılaştıklarını söyledi. Pandemi nedeniyle evlerde uzun süre bir arada vakit geçirmek zorunda kalan aile bireyleri arasındaki bulaşmaların da arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Kutlubay, hali hazırdaki ilaçlara direnç gösteren vakalar nedeniyle çareyi geleneksel, yapma ilaçlara dönmekte bulduklarını söyledi.
“KARANTİNADA BÜTÜN AİLE EVDE VAKİT GEÇİRDİĞİ İÇİN TEMAS SÜRESİ ARTIYOR”
Doç. Dr. Kutlubay, uyuz parazitinin bulaşması için 15 dakika cilt ya da eşya temasının yeterli olduğuna değinerek, karantina nedeniyle aile içi temasların daha da arttığını belirtti. Kutlubay, “Gerek bizim hastanemize, Cerrahpaşa Hastanesi’ne, gerek diğer hastanelerin dermatoloji polikliniklerine başvuran uyuz vakalarında ciddi bir artış olduğunu gözlüyoruz. Daha da önemlisi bu yıl farklı olarak, daha önce teşhis almış tedavi uygulanmış hastalarda tedaviye rağmen direnç gelişmiş oluyor ve mevcut ilaçlarla da tedavi edemiyoruz. 8-10 kez doktora gitmiş, doğru tanı konmuş ama piyasadaki ilaçlarla defalarca tedavi görüp kür sağlanamamış ve aile içinde herkese bulaştırmış vakalar halinde geliyorlar kliniğimize. Hatta bazen, tüm aile birden polikliniklerimize başvuruyor. Bu hastalık deriden ya da eşya temasıyla bulaşıyor. 15 dakika yeterli bulaşması için. Karantinadan dolayı insanlar kapalı alanlarda daha uzun süreler kalıyorlar. Bütün aile evde daha fazla vakit geçirdiği için de temas süresi artıyor. Bu da bulaşmanın aile bireyleri arasında çok kolaylıkla gerçekleşmesine neden oluyor. Bir kişi uyuzu kaptıysa ailedeki diğer fertlerin yakalanması da kaçınılmaz oluyor.” dedi.
“KÜKÜRT VE KATRAN İÇERİKLİ GELENEKSEL KARIŞIMLAR YAPTIRIYORUZ”
Evde uyuz tanısı alan bir kişi varsa belirtisi olsun olmasın aile diğer bireylerine de tedavi uygulanması gerektiğine işaret eden Doç. Dr. Kutlubay, “Verdiğimiz ilacın banyo sonrası hafif nemli vaziyetteyken çeneden aşağı bütün vücuda, ayak tabanı, ayak parmak araları da dahil sürülmesi gerekiyor. Eskiden 12 saat bekleme süresi önerirdik ancak direnç nedeniyle artık 24 saat kalması gerekiyor ilacın. 24 saat sonra hasta tekrar duş alıyor, kullandığı bütün yatak çarşaflarını, giysilerini vs, en az 60 derecelik sıcaklıktaki kaynatarak yıkaması gerekiyor. Bu arada bütün ev halkı ve temasta bulunan kişiler de aynı tedaviyi uygulamak zorunda. Bu tedavinin 2-3 gün sonra tekrarlanması gerekiyor. Ama burada problem şu, özellikle son dönem gelen vakalarda, tedavide kullandığımız piyasadaki iki farklı uyuz ilacına da direnç söz konusu. Bize gelen hastalar bu ilaçları defalarca kullanmış olmasına rağmen tedavi görememiş oluyorlar. Biz de bu nedenle daha önce etkinliği kanıtlanmış, kükürt, katran vb içeren bazı yapma ilaçlara dönüş yaptık. Onunla beraber ağızdan alınması gereken uyuz ilaçları da var. Ancak onlar şu an Türkiye’de mevcut değil. Bazı hastalar yurt dışından getirtiyor eczanelerine” şeklinde konuştu.
“KOVİD VE UYUZ BELİRTİLERİ KARIŞTIRILABİLİR”
Bazı Kovid vakalarında, kaşıntı, kızarıklık, döküntü gibi dermatolojik belirtiler olabildiği için bazen uyuz belirtileriyle karıştırılabileceğine de değinen Doç. Dr. Kutlubay, şu uyarılarda bulundu: “Kovid virütik bir enfeksiyon. Uyuz ise parazitin yol açtığı bir hastalık. Kovid’de tüm vücutta kaşıntı, kabarıklık, kurdeşen benzeri lezyonlar ya da yaralar oluşabiliyor. Ya da bütün vücut kızarıp kabarabiliyor. Aynı şekilde uyuzda da özellikle parmak aralarında küçük küçük su toplayan kabarcıklar ya da S şeklinde kırık çizgiler, el bileği içi civarında küçük sivilce benzeri kaşıntılı yaralar, koltuk altında yaralar, erkeklerde genital bölge, kadınlarda daha çok göğüs bölgesinde ve çevresinde egzama benzeri kabuklu, kepekli yaralar meydana gelebiliyor. Ama uyuzda ayırt edici bulgu gece kaşıntılarıdır. Hastayı gece uykusundan uyandıracak kadar şiddetli kaşıntılar olur. Kovid’de ise gece kaşıntısı olmaz. Gün içine yayılmış mutat kaşıntılar vardır.”
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Zekayi Kutlubay.
“TEDAVİ EDİLMEDİKÇE PARAZİT ÇOĞALIR VE SALGINA DÖNÜŞEBİLİR”
Yine ateşin yanı sıra kaşıntı, döküntü ve kızarıklıkla seyredebilen ve Kovid sonrası çocuklarda gelişen Mis-C sendromunda da uyuz ile benzer belirtiler görülebildiğine işaret eden Doç. Dr. Zekayi Kutlubay, sözlerini şöyle tamamladı: “Çocuklarda Kovid sonrası gelişen Mis-C sendromunda daha çok ateş, vücudun belli bölgelerinde hedef benzeri kırmızımtırak döküntüler meydana gelebiliyor. Genel bir kaşıntı oluyor, uyuzdaki kadar çok şiddetli olmuyor kaşıntılar. Ayrıca çocuk ya da bebek uyuzlarında daha çok avuç içi ya da ayak tabanında sivilce benzeri su toplayan kabarcıklar tarzında belirtiler meydana gelebilir. Ayrıca yüzde, sivilce benzeri kaşıntılı lezyonlar, yaralar oluşabiliyor. Bu belirtilerle çocuk uyuzlarını Mis-C’den ayırt edebiliriz. Uyuzda, genellikle aile içinde başka kaşınan kişiler de olur ve daha çok onlardan çocuklara ya da bebeklere bulaşır. Bir ailede başka kaşınan da varsa zaten direkt uyuz tanısını koyabiliriz. Çocuklarda gece uykusundan uyandıracak kadar şiddetli kaşıntısı olur. Eğer uyuzu tam tedavi edemezsek, tüm vücutta yaygın kaşıntılara bağlı yaralar meydana gelebilir ve bu yaralardan da sekonder enfeksiyon dediğimiz bakteriyel enfeksiyon bulaşabilir. Vücutta bir enfeksiyon odağı oluşabilir, bu enfeksiyon kana karışabilir ki en korktuğumuz da budur. Ayrıca tedavi edilmedikçe parazit çoğalmaya devam eder bulaşmaya devam eder ve salgına dönüşme riski de artar. Bu da büyük bir sıkıntı.”
Türkiye koronayla mücadele ederken, birkaç aydır uygulanan kısıtlamalarının 1 Mart ile kademeli olarak azaltılacağı açıklandı. Bazı illerde dikkat çeken vaka artışlarının yaşanması ise il bazında kararların alınmasına neden oldu. Pek çok ilde etkinliklere kısıtlama getirilirken, bazı illerde önlemler en üst seviyeye çıkarıldı.
Türkiye, 1 Mart‘ta koronavirüsle mücadelede yeni döneme geçmeye hazırlanıyor. Ülkenin korona tablosuna bakıldığında, bazı şehirlerde vaka sayılarındaki artış durdurulamıyor. İl il her 100 bin kişideki vaka sayısı oranlarının açıklanmasıyla birlikte, ‘yerinde karar dönemi’ kapsamında il bazında kısıtlama kararları alındı.
İşte il il gelen son kısıtlama kararları:
MUĞLA’DA PİKNİK FAALİYETLERİNE KISITLAMA
Muğla’nın Bodrum ilçesinde, Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla koronavirüs tedbirleri kapsamında, sahil bantları, park, mesire ve ören yerleri ile piknik alanlarında sandalye veya oturarak piknik yapma faaliyetleri yasaklandı. Kararın ardından sahil kenarlarına bant çekilerek uyarı yazısı asıldı.
KARABÜK’TE SİNAMA SALONLARI KAPATILDI
Karabük Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nun Vali Fuat Gürel başkanlığında toplanarak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile ilgili yeni karar aldığı belirtildi. Sinema salonlarının faaliyetlerinin 31 Aralık 2020’de durdurulduğu, daha sonra da bu kararın 1 Mart 2021’e kadar uzatıldığı anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Gelinen aşamada gerek sektörün talebi, gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında yapılan görüşmeler sonucunda, salgınla mücadelede alınan tedbirlerin devamının sağlanması ve desteklenmesinin amacıyla sinema salonlarının faaliyetlerine 1 Nisan 2021 tarihine kadar ara verilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.”
SAKARYA’DA DÜĞÜN ORGANİZASYONLARI KISITLANDI
Sakarya’da koronavirüs ile mücadele kapsamında yeni kararlar alındı. Şehir genelinde kız isteme, düğün, nikah gibi etkinliklerin yanı sıra tüm spor salonlarının faaliyetlerinin 1 Mart’tan itibaren 15 gün süreyle yapılmaması kararlaştırıldı.
1 Mart’tan itibaren 15 gün süreyle şehir genelinde düğün, nişan, nikah, kız isteme gibi etkinliklerle birlikte tüm spor salonlarının faaliyetlerinin yasaklanmasına karar verildi. Sinema salonlarının faaliyetlerine verilen ara da 1 Nisan’a kadar uzatıldı.
OSMANİYE’DE KARANTİNANIN İLK 7 GÜNÜ YURTLARDA GEÇECEK
Osmaniye’de Vali Yardımcısı Adem Yılmaz başkanlığında toplanan İl Hıfzıssıhha Meclisi, ülke geneline göre ildeki vaka oranının çok yüksek seyretmesi ve vakaların çoğunluğunun da aile içi bulaş kaynaklı olması nedeniyle koronavirüs PCR sonucu pozitif olarak tespit edilen ve hastane yatış endikasyonu bulunmayan vakaların karantina sürecin ilk 7 gününü KYK yurtlarında geçirmelerinin sağlanmasına karar verildi. Alınan kararlara uymayan vatandaşlara Kabahatler Kanunu ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gereğince idari para cezası verilmesi başta olmak üzere aykırılığın durumuna göre ilgili kanunlar çerçevesinde işlem yapılacak.
RİZE’DE DENETİMLER SIKLAŞIYOR
Rize’de iki ya da daha fazla kişinin bir araya gelerek çay sohbeti ile sosyal mesafenin ihlal edildiği faaliyetler yasaklandı, sıkı denetimler yapılması kararlaştırıldı. Yasağın ilk gününde parklarda yan yana oturanların sosyal mesafe kuralına uymadıkları görüldü. Vali Kemal Çeber başkanlığında toplanan kurulun aldığı kararlar şöyle;
“HES kodu uygulamasına hassasiyetle devam edilecek. Cenaze namazları en fazla 30 kişiyle sınırlandırılacak, toplu taziyeler yapılmayacak. Market, toplu taşıma ve berber gibi yerlerde denetimler sıklaştırılacak. Camilere gelen vatandaşlar seccadelerini de beraberinde getirecek. İş yerlerinin ya da binaların önünde iki veya daha fazla kişinin bir arada oturarak ya da ayakta sohbet etmesi, çay ve sigara içilmesi, sahil bantlarında, parklarda sosyal mesafeye uyulmadan oturma, sohbet etme gibi davranışlar yapılmayacak. Sokağa çıkma yasağı günlerinde sadece zorunlu ihtiyaçlar için yürüme mesafesinde market, fırın gibi yerlere gidilebilecek. Hafta sonu köy evlerine gitme ve köyde sosyal mesafeye uymayan ziyaretler, misafirlikler gibi alışkanlıklardan kaçınılması ve denetimlerin artırılması, muhtarların, apartman-site yöneticilerinin yönetiminde bulunduğu alanda pandemi kurallarına aykırı davranışlara müsaade etmemesi ve anında ilgili birimlere gerekli bildirimleri yapması.”
TOKAT’TA HAYVAN PAZARLARI KAPATILDI
Tokat, geçen hafta 118,52 ile 8’inci sıradayken, bu hafta 149,20 ile 6’ncı sıraya yükseldi. Vaka sayılarının yükselmesiyle birlikte il genelinde yeni tedbirler alındı. Tokat’ta, 10 gün süreyle düğün ve nikahlar ertelendi ayrıca spor salonları ile hayvan pazarları kapatıldı.
Vali Ozan Balcı, il genelindeki vaka artışının taziyelerden kaynaklandığını belirterek, “Vatandaşlarımızın özellikle hafta sonu yasaklarına dikkat etmelerini istiyoruz. Cenazelerde ve taziyelerde dikkat etmemiz lazım çünkü en çok bu sebepten kaynaklanıyor. Bunlara daha çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bu konuyla alakalı bir kısım kararlar aldık. 10 gün boyunca hayvan pazarlarını kapatacağız. 10 gün boyunca düğün ve nikahların yapılmasını istemiyoruz. Bununla ilgili karar aldık. Bizim Tokat’ta sayımız artmaya başladı. İlk 10’dayız, bunu kabul etmemiz mümkün değil” dedi.
EDİRNE’DE ÖNLEMLER EN ÜST SEVİYEDE
Edirne’de önlemler en üst seviyeye çıkarıldı. Mutasyonlu virüs görülen Keşan ilçesine bağlı 2 bin 699 nüfuslu Beyendik beldesi kısmi karantina altına alındı. Beldeye giriş ve çıkışlar kontrollü olarak yapılmaya başlandı. İpsala ilçesinde ise artış gösteren koronavirüs vakaları nedeniyle vatandaşlar, ev ziyaretleri, taziye ve asker uğurlaması gibi etkinlikler yapmamaları konusunda uyarıldı. İlçe merkezi, belde ve köylerde de tedbir amacıyla 1 hafta süreyle halk pazarları kurulmayacağı bildirildi.
BALIKESİR’DE EV ZİYARETLERİNE KISITLAMA
Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, vatandaşlara akraba, komşu, hasta gibi ev ziyaretleri yapılmaması, gün düzenlenmemesi konusunda uyarıda bulunulması kararı verildi.Alınan karara göre, apartman ve sitelerin bahçeleri gibi ortak kullanım alanlarının toplu şekilde kullanılmasına izin verilmeyecek.
Hastalığın bulaş riskinin artmasına sebep olan toplu yemek, taziye, mevlit gibi mesafe kuralı ihlali oluşturacak etkinliklere müsaade edilmeyecek. Bütün yerleşim ve iş yerlerinin önünde, cadde ve sokaklarda, çay ocaklarının çevresinde toplu halde bulunulması, oturulması ve mesafe kuralının ihlal edilmesinin engellenmesine yönelik denetimler yapılacak. Kentte, toplu ulaşım ve bütün servis araçları HES kodu uygulaması ve yolcu kapasitesi yönünden her gün trafik ve zabıta birimleri tarafından kesintisiz olarak denetlenecek.
ORDU’DA CENAZELER SINIRLANDIRILDI
Ordu Valisi Tuncay Sonel başkanlığında yapılan toplantıda, cenaze namazlarının en fazla 30 kişi ile sınırlandırılması, evlerde toplu olarak bir araya gelinme ve aile içi buluşmalara denetim getirilmesine kadar alınan tedbirlere yenileri eklendi. Mevsim koşulları gereği kar yağışı olduğu için tarımsal faaliyetlerin bulunmadığı gerekçesiyle çiftçi kayıt belgesi olan vatandaşların hayvancılık yapanlar hariç, çiftçilik faaliyeti için köy ve yaylalara çıkmalarına izin verilmemesine karar verildi.
TUNCELİ’DE ETKİNLİKLERE KISITLAMA
Tunceli Valiliğinden yapılan açıklamada, “Dünya Sağlık Örgüyü tarafından ‘Pandemi’ olarak ilan edilen Kovid-19 salgını ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun önerileri, Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda salgının toplum sağlığı ve kamu düzen açısından oluşturduğu riski yönetme, sosyal izolasyonu temin, fiziki mesafeyi koruma ve hastalığın yayılım hızını kontrol altında tutmak amacıyla yeni kısıtlama ve tedbir kararları alınarak uygulamaya geçirildiği; etkinlikler, basın açıklamaları, kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile bu kurumların gelenek ve göreneklerine göre, yapacakları programlar, spor faaliyetleri, bilimsel, ticari ve ekonomik amaçla yapılan etkinlik ve toplantı hariç olmak üzere, her türlü basın açıklaması, toplantı ve gösteri yürüyüşü, miting, açık hava toplantısı, protesto eylemi, oturma eylemi, açlık grevi, stant açmak, imza kampanyası, konser, şenlik, el ilanı bildirisi, broşür dağıtmak, afiş, poster asmak, meşale yakma ve taşıma, konferans vb. tüm eylemler 30 gün süreyle yasaklanmıştır” denildi.
SAMSUN’DA GİZLİ EKİP GÖREVDE
Koronavirüs sayılarının pik yaptığıSamsun’da geçen yıl aralık ayında kurulan Vali Zülkif Dağlı’nın yakın korumaları ile fotoğrafçılardan oluşan 8 kişilik ‘gizli ekip’, bu hafta itibari ile yeniden göreve başladı. Ekip, yoğunluk yaşanan yerlerin fotoğraflarını çekip anında Vali Dağlı’ya ve emniyet görevlilerine gönderiyor.
Işıldayan bir görünüm elde etmek ve makyajın kalıcı olmasını sağlamak her kadının hayali olsa da kuru ciltler için bunu yapabilmek zannedildiği kadar kolay değil! Uzman Doktor Ubeydullah Dalmış; kuru cilde sahip olan kadınlara bakım konusunda önemli tavsiyeler verdi.
Doktor Ubeydullah Dalmış kuru cilde sahip olanlar için şu bilgileri aktardı;
• Cildin neme olan ihtiyacını tartışmaya gerek yok! Bu noktada, her şeyden önce, iyi bir nemlendirici kullanarak cildin her zaman nemli kalmasını sağlamalısınız. Kuru bir cilde direkt olarak uygulandığı takdirde cildinizin ihtişamlı olmasını sağlayacak bir ürün yok! Ancak, makyajdan önce cildinizi nemlendirdiğiniz takdirde bilhassa fondöten için pürüzsüz bir yüzey yaratma amacınıza ulaşmış olursunuz.
• Piyasada çok sayıda cilt bakımı ve güzellik ürünü bulunsa da bu ürünler arasından seçim yaparken ürünün bilhassa kuru ciltler için özel olarak tasarlanmış olmasına dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde, kullanmış olduğunuz ürünün cildin kuru bölgelerini öne çıkarmasına şahitlik yapmak zorunda kalırsınız.
• Birçok kadın makyajının kalıcı olması adına tercihini dayanıklı ürünlerden yana yapmaktadır. Ancak, uzun süreli etki sağlayan dayanıklı ürünlerin kurutucu etkisi bulunur. Bu yüzden, bu tür ürünleri kesinlikle tercih etmemelisiniz.
• Cildinizi nemli tutmanın dikkat etmeniz gereken ilk unsur olduğunu söylemiştik. Bu noktada, ölü derileri nazikçe temizlediğiniz takdirde cildinizin hayal ettiğiniz gibi pürüzsüz bir görünüme kavuşmasını sağlamış olursunuz. Bunun yanı sıra, makyajınız da kalıcı olacaktır. Ölü derileri; haftada bir veya iki haftada bir olacak şekilde temizlemeye özen göstermelisiniz.
• Cildi tahriş eden maddeleri içeren ürünlerden kesinlikle uzak durmalısınız. Özellikle sülfat ve sabun içeren ürünlerin kullanımı yanlış bir karar olacaktır.
• Kuru cildinizden şikayet ediyorsanız çok su içmenin dışında kafeinli içeceklerden ve alkolden de uzak durmalısınız.
Show TV ekranlarından Alev Alev dizisi ile izleyici karşısına çıkan Berkay Ateş, katıldığı programda hakkında daha önce bilinmeyenleri anlattı. Gençlik yıllarında Tarkan’ın korumalığını yaptığını itiraf eden Ateş, “Dört gün boyunca konserlerde Tarkan’ın korumalığını yaptım ama hiç görmedim” dedi.
Show TV’nin sevilen dizisi Alev Alev’de, Ozan karakterine hayat veren oyuncu Berkay Ateş, YouTube’daki ‘İbrahim Selim ile Bu Gece’ programına konuk oldu. Programda özel hayatı ve kariyeriyle ilgili daha önce bilinmeyenlerini anlatan Ateş, Tarkan itirafıyla gündem etkisi yarattı.
“TARKAN’I GÖREBİLME ŞANSIM YOK”
Gençlik yıllarında Tarkan’ın Harbiye’deki konserlerinde koruma olarak görev yaptığı söyleyen ünlü oyuncu, “Dört gün boyunca konserlerde Tarkan’ın korumalığını yaptım ama Tarkan’ı hiç görmedim. Konser alanında güvenlik olarak çalışıyordum alan alabildiğine kalabalık. Benim Tarkan’ı görebilme şansım bile yok, evinde oturanlar Tarkan’ı daha iyi görüyor ve duyuyordu bence.” dedi.
“BÖYLE İŞLER OYUNCULUĞA SARILMAMA SEBEP OLUYOR”
Oyunculuk kariyerinin yanında oyun yazarlığı da yapan Berkay Ateş, bir tercih yapması gerektiği sorusu üzerine şu yanıtı verdi: “Hikayenin iyi olduğu yerde oynamanın keyfi bambaşka. Orada yaptığım işimin karşılığını bulduğumu hissediyorum. Böyle işler oyunculuğa sarılmama sebep oluyor. Yazmanın keyfi ise bambaşka, ancak yazabilmem için şartlarımın istediğim gibi oluşması gerekiyor. İzole bir ortama mutlaka ihtiyaç duyuyorum. Uyumak ile uyanmanın bir farkının kalmadığı zaman dilimlerinde daha verimli yazdığımı düşünüyorum.”
Bugün yaşadığımız çağın en gözde araştırma metodlarından, insanoğlunun bitmek bilmeyen ve tehlikeli sınırlarda dolaşarak yorum getirilmesini talep ettiği ve hatta bizzat kendisi öğrenmeye merak saldığı; kimine göre bir bilim dalı kimine göre de bir kehanet aracı olan astrolojiden bahsedeceğiz.
Merhabalar.
Aslında bir girizgah olarak konu başlığı attığım bu alanın altında çok daha derin detaylara inmek istediğimi de belirtmeden geçemeyeceğim.
O kadar çok yorum, bilgi, kaynak ve görüş var ki bu alanda; olan bilgileri temizlemek, doğrusu budur diye alanın bütününde fikirlerimi dikte etmek ve onları inandırıcı kılmak gibi bir gaye taşımadan yazılmış bir yazı olacağını da bilmenizi isterim.
Bir zamanlar astrolojinin ve astronominin aynı alanı temsil ettiği düşünüldüğünde, gök cisimlerinin yerini öğrenmekle birlikte onların insanların hayatlarında ne ifade ettiği bilinmekteydi. Yaşamak için ayakta kalma çabasındayken, doğrudan hayata faydası olmayan bir konuya zaman ayırılmasının mantıklı olmadığı da ortadaydı.
Bu bakış açısını bir kenara bırakarak, astroloji kavramına değinelim biraz da. Astroloji; gökyüzündeki hareketlerle Dünyadaki olaylar arasındaki bağlantıları inceleyen bir çalışma/ilgi alanıdır. İnsanlık tarihinde bu alandaki çalışmaların milattan önce 2000’lerde Babiller tarafından yapıldığı, döneme ait tabletler incelendiğinde görülmüştür. Astrolojinin temel inceleme simgeleri olan burçların ise, Sümerler döneminde ortaya çıktığı öne sürülmektedir.
Yine yazılı tabletlere göre, gökyüzünde 12 takım yıldızının gözlemlendiği ve bu yıldızlara burçların isimlerinin verildiği bilinir. Plato ve Aristoteles ile astrolojinin milattan önce 4.yüzyılda Antik Yunan’a geldiği oldukça değerli bir çalışma alanı olarak kabul edildiği görülmüştür. Ardından Romanlar ve Arapların vasıtasıyla tüm Dünyaya yayılan astrolojide, Dünyaya en yakın 10 gezegen ve bağımsız yıldızların hareketleri incelenmektedir. Güneş, Ay ve 8 gezegenden oluşan bu alan incelemesinde, araştırmaları gezegen ve yıldızların hareketlerini okuyarak insanlara aktaranlara astrolog denilmektedir.
Bazı astrologların asteroid hareketlerini de ciddiye alarak bireylere detaylı bir portre çıkardıkları yorumlar da mevcuttur. Bu gökcisimleri astrolojide insanın çevresindeki insanlarla ilişkilerini, zeka, iletişim, gelecek gibi temel alan açıklamaları için kullanılmaktadır. Hayatın bir oyun sahnesi olduğunu düşünürsek, bu gezegenler ayrı ayrı bir karaktere sahiptir ve oyunu baştan sona şekillendiren unsurlardır.
Peki astroloji ne değildir?
Astroloji, yıldız ve gezegenleri incelemez sadece onların anlamlarını yorumlamaya çalışır.
Altıncı his veya kahinlik değildir. Belirli bir sistematik doğrultusunda bilgi ve sembollere dayalı olarak kişilik yorumlama sanatıdır. Ayrıca astrologlar sizin zihninizi okumaya çalışıp içgüdüleriyle geleceği görmeye çalışmazlar.
Astroloji el falı değildir.
Tarot kartlarını kullanmaz. Sembollere dayalı bir uygulama olmasına rağmen tarot, astrolojiden farklı bir sistem kullanır.
Numeroloji değildir ve Dünya-gökyüzü ilişkisini incelemez.
Hint(vedic) astrolojisi, natal astroloji, klasik astroloji, modern astroloji, batı astrolojisi, çin astrolojisi, celtic astrolojisi, kızılderili astrolojisi, mitolojik astroloji, maya astrolojisi, osmanlı astrolojisi, arap ve iran astrolojisi, arı astrolojisi gibi farklı çalışma alanlarının yanında;
Devletler ve politik astroloji (devletler ve devletler arası politik olayların gelişimini inceler)
Şehirler astrolojisi (şehirleri ve şehirlerdeki oluşumları inceler)
Hükümdarlar(liderler) astrolojisi, ırklar astrolojisi (ırkların oluşumlarını ve kültürel gelişimlerini inceler)
Ülkelere astrolojisi (devletler astrolojisine bağlı bir koldur ve ülkelerin kuruluş anlarına göre incelemeler yapar)
Meteorolojik astroloji (hava şartlarından jeolojik olaylara kadar fiziksel (sel, depremler vb) olayları inceler)
Bireysel astroloji (bireyin yeteneklerini, karakterini, olumlu veya olumsuz eğilimlerini inceler)
Saatlik astroloji (herhangi bir sorunun yanıtını almak için sorunun sorulduğu zaman ve yere göre çıkarılan yıldız haritası ile sorunun geleceği hakkında fikir verir)
Seçim astrolojisi (doğacak bebeklerin daha şanslı bir hayata sahip olmaları için döllenme zamanının planlanması veya anne karnında iken doktorca tahmin edilen doğum zamanının, yine doktor tarafından verilen zaman sınırları içinde kontrol altına alınması yönünde astrolojik çalışmalar yapar)
Davranış astrolojisi (günümüz psikoloji bilgilerinden yararlanarak haritaya yeni boyutlar katar)
Kalıtım astrolojisi (doğum haritasındaki genetik faktörleri araştırır)
Tıbbi astroloji( kişinin doğum haritasında sağlık bilgilerini verir)
Aile astrolojisi (aileyi ve onu oluşturan bireyleri inceler)
Ezoterik astroloji (görünen maddi yaşamla ilgili konuların yanında, görünmeyen, gizli olan ruhsal seviyedeki, ruhsal evrim, karma, maji çalışmalarında zaman tespiti gibi mistik ve majik konularla uğraşır) gibi alt kırılımları olan incelemeler yapmaktadır.
Astroloji, okült bilimlerin uygulamalarından iyi sonuçlar alınması konusunda anahtar rolü oynar ve bu uygulamalar mantıksal olarak doğa ve insanlar üzerindeki astral etkilerin gerçekliğinden kaynaklanır. Kader inancı gibi, hayatınıza çıkacak olayların seçiminde tamamen kontrol sahibi olmadığınız gibi olayların sebeplerini ve sizden ne gibi gelişmeler beklendiğini, onlara nasıl cevaplar vereceğinizi astroloji sayesinde seçmeniz mümkündür. Burçlar insanları temsil etmez. Hiçbir burç iyi ya da kötü olarak değerlendirilmez. Her bir burcun hayatta desteklediği bir gelişim süreci olduğunun düşünülmesi ve bu süreçte kişinin sahip olduğu özellikleri kötü niyetli kullanması halinde başına gelecek olayların seyrini değiştirmesinin söz konusu olacağına inanılır.
Günlük burç yorumlarında Ay kullanılır. 2 ya da 2,5 günde bir burç değiştirdiği için kişinin duygularında ve ruh halinde gün içinde neler olacağına karar vermeye yardımcı olur. Aylık burç yorumlarında Merkür, Venüs, Mars ve Güneş’in etkileri incelenir. Yıllık burç yorumlarında Satürn ve Jüpiter kullanılır. Satürn bir burçta 2-2,5 yıl kalırken, Jüpiter her yıl burç değiştirir. Bir yıldan daha uzak geleceğe dair yorum yapılacaksa Plüton, Neptün ve Uranüs incelenir. Bu gezegenler 8-16 yıl arasında burç değiştiren gezegenlerdir ve birbirlerine karşı konumları nesiller arasındaki fikir benzerliklerini ve değişimlerini ortaya çıkarır.
Astrolojide aslolan bilgidir ancak bilgiyi nasıl aktardığınız da önemlidir. Astrologların hitap ettiği insanların kültür, eğitim ve dil becerilerini dikkate alarak doğru yorumlar yapmaları gerekmektedir. Bireysel öngörülerde bulunurken de kişinin yaşını, planlarını, yaşadıklarını iyi anlamak ve sıkı çalışarak kişi hakkında pratik yapmak önemli hale gelir.
Son olarak astrolojinin ilim ya da bilim olması yönündeki düşüncelere yer verelim isterim. Astroloji bir bilim değildir. Bilimsel bilgi, gözleme ve deneye bağlı oluşturulan ve test edilen bilgidir. Bu bilgiler herhangi bir insan kullandığında da benzer sonuçları vermelidir ki astrolojide böyle bir sabitlik ya da benzerlik söz konusu değildir. Konunun temelinde aslında insanın kendisini anlama çabasının olduğu ve astrolojiyi bu aşamada bir araç olarak kullandığı düşünülmelidir. Şayet rasyonel bir kişiliğe sahipseniz yani dini ve felsefi bir inancınız yoksa astrolojiden faydalanarak hayatınızı şekillendirmek doğru bir seçim olmayacaktır.
Bizzat eğitim aldığım bu alanda, bilgilerin ve yorumların sonunun olmadığını; araştırdıkça ve anladıkça derinleşene astrolojinin matematik hafızasını keşfetmenin önemini ara ara yine konu başlıkları halinde sizlere aktarmaya devam edeceğim. Bilmiyorum nasıl bir fikre sahipsiniz bu konuda ama, hayatta her zaman gaibin merakından ziyade yaradılışın mantığını anlamanın insanı ileriye taşıyacağına inanan bir insanım ben.
Elle tutulmasa, gözle görülmese de birbirine bağlarını doğru açılımlarla aktardığınızda insanların ufkuna ışık tutacak bilgilerin akışına izin vermenizi rica ediyor;