Reynmen olarak bilinen Youtuber Yusuf Aktaş’ın, “Bu halk Survivor neden izler” eleştirisi, Acun Ilıcalı’yı kızdırdı. Ünlü televizyoncu araları kısa bir süre önce gerçekleşmeyen bir proje yüzünden açılan Reynmen’i, Instagram hesabından sildi.
Ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı, Reynmen olarak bilinen Youtuber Yusuf Aktaş’ı Survivor çekimleri için adaya davet etmiş, fenomen ismin Youtube kanalına destek vermişti. Ardından ikili, Exxen projesi için anlaşmış ancak proje iddiaya göre Reynmen yüzünden iptal olmuştu.
“BU HALK NEDEN SURVİVOR İZLER”
Acun Ilıcalı ve Reynmen arasında projenin iptali yüzünden başlayan bu gerginlik, yeniden alevlendi. Fenomen ismin, yaptığı “Bu halk Survivor neden izler” açıklaması sonrası Ilıcalı ile aralarındaki iplerin iyice gerilmesine sebep oldu. Ünlü televizyoncu, Reynmen’i açıklama sonrası sosyal medya hesabı Instagram’dan sildi.
LÜKS ARABA ALACAKTI
Acun Ilıcalı, geçtiğimiz haftalarda Berkcan Güven ve Reynmen ile bir iddiaya girmişti. İddia karşılığında Ilıcalı, Reynmen ve Berkcan’ın birlikte yapacağı programın Exxen’in en çok izlenen yapımı olması halinde iki isme istedikleri lüks otomobili alacağını açıklamıştı. O anlar video olarak paylaşılmıştı.
1 Mart’ta başlayacak kademeli normalleşme öncesi Koronavirüs Bilim Kurulu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığında saat 17.00’de toplandı. Toplantıda Karadeniz’de artan vaka sayıları nedeniyle bölgeye yönelik yeni kısıtlama kararlarının çıkabileceği belirtiliyor. Bakan Koca, kritik toplantı sonrası basının karşısına geçecek.
Mart ayında atılacak normalleşme adımları öncesinde KoronavirüsBilim Kurulu toplandı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, toplantının ardından Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesi’nde basın açıklaması yapacak.
YERİNDE KARAR DÖNEMİ BAŞLIYOR
Koronavirüsle mücadelede yeni bir evreye geçiliyor, 1 Mart itibariyle “Yerinde karar” dönemi başlıyor. Bu dönemde her ildeki vaka sayısı, aşılama oranı gibi veriler normalleşme adımlarının atılmasında belirleyici rol alacak. Riskin azaldığı illerde kademeli olarak normalleşme süreci başlayacak. Bu iller takip edilerek vaka sayılarının artması durumunda kısıtlamalar yeniden söz konusu olacak.
İL İL 4 RİSK GRUBU BELİRLENDİ
Ülke genelindeki her il, Sağlık Bakanlığının belirlediği vaka, aşılama oranı gibi ölçütler çerçevesinde “düşük”, “orta”, “yüksek” ve “çok yüksek” olmak 4 risk grubunda sınıflandırılacak. Bu risk grupları gözetilerek mart itibarıyla kademeli normalleşme süreci başlatılacak. Sokağa çıkma kısıtlaması, hafta sonu uygulamasından başlanarak illerin durumuna göre aşamalı şekilde kaldırılacak.
1 MART VE SONRASI KONUŞULACAK
Tüm gelişmelerin ele alınacağı bugünkü Bilim Kurulu toplantısında öncelik, 1 Mart ile başlayacak “Yerinde Karar” dönemi olacak. Riskin azaldığı illerde kademeli olarak normalleşme sürecinin başlaması, buralarda sokağa çıkma yasağı saatlerinin kısaltılması, hafta sonu sokağa çıkma yasağı uygulamasına son verilmesi ve restoranların illerdeki vaka sayısına göre açılıp açılmayacağı görüşülecek.
KARADENİZ AYRICA ELE ALINACAK
Son günlerde Karadeniz Bölgesi’nde artan vaka sayıları nedeniyle bölgeye yönelik yeni kısıtlama kararlarının çıkabileceği de belirtiliyor. Vaka artışının en fazla olduğu ilk 5 şehrin Karadeniz’de olması nedeniyle bu şehirlerde 15 gün tam kapanma dahil bir dizi önlem alınabileceği de tahminler arasında.
“Parkinson, beyinde dopamin denen ve hareketlerimizin çıkışını düzenleyen bir maddenin azalması ile ortaya çıkan ve genellikle Tek tarafta titreme hareketlerde yavaşlama ve yüzde donuklaşma ile seyreden bir hastalıktır. Peki bu hastalık neden ve nasıl olur? Nöroloji Uzmanı Dr. Metin Güzelcik anlatıyor.”
Genelde 65 yaş üzerinde görülen bu hastalığın görülme oranı yaşla birlikte artar. Eğer genetik bir yatkınlık var ise daha genç yaşlarda görülebilen bu hastalığın bulgularının ağır derecesi beyindeki dopamin miktarı ile orantılıdır.
Dopamin miktarı ne kadar düşükse bulgular o kadar fazladır. Dopamin beyin sapındaki bir grup hücreler tarafından üretilir. Bu hücrelerin miktarı mevcudun %80’nin altına düşmedikçe Parkinson hastalığı bulguları gözlenmez yani üretilen dopamin miktarı vücudun ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde tutulabilir. Ancak bu miktar hücrelerin miktar mevcudun %20 sinin altına düştüğünde Parkinson hastalığının bulguları gözlenmeye başlar.
İlk görülen buldu vücudun haber tarafındaki kolda İstirahatte ortaya çıkan ve harekete başlandığında geçen para sayar tarzda titremedir.Bir buçuk, iki yıl sonra bu titreme karşı kola geçer,bazen çenede de titreme görülebilir. Hastalık ilerledikçe hareketlerde yavaşlama ve yüzde donuklaşma görür. Hastalık daha da ilerlediğinde adım atması iyice güçleşir. Ayağa kalktığında ilk adımını nasıl atması gerektiğini bilemez ancak ilk adımı atmasına yardım ettiğimiz de hareketine sürdürebilir. Hastalığın son dönemlerinde hastanın hareketleri iyice kısıtlanır ve yatağa bağlı kalabilir.
Hastalığın ilerlemesi çok dramatik olmasına rağmen özellikle erken teşhis edildiği tedavi erken başlanan hastalarda hastalığı kontrol altına alabilmek ve hastanın hareketlerin hızlandırmak mümkün olabilir.
Parkinson hastalığının tedavisinde yapılması gereken eksik olan dopamini yerine koymaktır. Ancak hastalığın erken dönemlerinde direkt olarak dopamin vermek yerine dopamin reseptörlerini uyaran ilaçlar kullanmak ilerleyen yaşlarda hastanın avantajına olacaktır. Parkinson hastalığının tedavisinin her aşamasında, fizik tedavi ve rehabilitasyonun yeri tartışmasız çok önemlidir.
Özellikle robotik yürüme aygıtlarıyla hastaya doğru bir şekilde adım attırmak beyindeki motor alanları uyararak yürümenin hızlanmasına ve unutulan yürüme paterninin tekrar geri kazanılmasına katkıda bulunur.
“Ağız ve diş sağlığını korumanın en basit ve etkili yollarından biri olan diş fırçalamanın oldukça önemli olduğundan bahseden Diş Hekimi Tarcan Topçuoğlu, “Dişlerin düzenli olarak fırçalanmasıyla birçok ağız ve diş probleminin önüne geçilebilir” dedi.”
Sağlıklı bir ağız ancak düzenli olarak diş fırçalamakla korunabilir. Diş fırçalama alışkanlığının çok küçük yaşlarda kazanılması ise bu konuda oldukça önemli. Dişler düzenli ve doğru bir şekilde fırçalanmadığı takdirde birçok diş çürükleri ve dişeti hastalıklarının ortaya çıkma riski artacaktır.
Peki, dişler nasıl fırçalanmalı?
Doğru bir şekilde diş fırçalama yetişkinler için en az iki dakika sürmeli. Dişeti çizgisine dikkat ederek kısa ve nazik hareketlerle fırçalamak gerekir. Ayrıca dişlerin arka kısımlarına, özellikle dolgu, kuron ve diğer tedavi uygulanmış dişlere ulaşmak da önemli.
Diş fırçası kıllarının dişetlerine zarar vermeyecek biçimde orta veya yumuşak sertlikte olması plakları ve kalıntıları dişlerden çıkarmak için daha etkilidir. Küçük başlı ve kıl sayısı yüksek fırçalar da arka bölgede kalan dişlere ulaşabilmek için tercih edilebilir. Ayrıca son zamanlarda oldukça fazla kullanılan pilli ya da şarjlı diş fırçaları da iyi bir alternatif olabilir.
Son olarak diş fırçası kıllarının yanlara doğru eğilmeye başladığı anda, yaklaşık olarak üç ayda bir fırça değiştirilmesi en idealidir. Yıpranmış fırçalarla diş fırçalamak dişlere sandığınızdan çok daha fazla zarar verir. Tüm bunlarla birlikte diş fırçalamak kadar düzenli aralıklarla diş hekimine kontrole gitmek de birçok ağız ve diş problemini geride bırakmanın en akıllıca yoludur.
Bu hafta Venüs’ün yaptığı önemli açılar aşk ve ilişkiler alanına yeni koşular getiriyor.. Saka burcunda dikkat çekici bir gezegen birikimi var. Şimdi bu kalabalığa katılan Venüs bir dizi önemli açı yapıyor. Bugün Venüs ile Satürn’ün yan yana geldiğini görüyoruz. Venüs zaten Satürn’ün burcu Saka’dan geçiyor. Bu dönemde bizi mutlu etmesini istediğimiz konularda, aşkta ve ilişkilerimizde oldukça kritik ve sarıcı durumlar var.
Venüs bu burçta akılcı ve bağımsız olan şeyleri, farklı durabilmeyi ve bireyselliği anlattığı için, aşkta müşkülpesent bir tutum, duygularımızı, beğenilerimizi yeteri kadar rahat anlatamama ve katılıklar gündeme geliyor olabilir. 7 Ocak’ta ise Venüs bu kez Boğa burcundaki Uranüs ile kare açıda olacak. Uranüs ise daha kopartıcı, gergin ve boşalmaya açık olan gerginlikleri anlatırken, zaten katı ve fazlası ile kısıtlanmış olan Venüs’ü daha sabırsız ve uyumsuz kılıyor.
Böyle bir dönemde, parasal konularda, hayattan beklentilerimiz konusunda bizi daha kontrollü kılan çok şey var. Ancak bir yandan da değişmek, özgürleşmek ve aynı kalıplar altında kalmak istemiyoruz. Aşkta ve beğenilerimizde, bize keyif vermesini beklediğimiz konularda ciddi düşünceler ve kararlar var. Böyle bir dönemde artık bizim için anlamı kalmamış ve bayatlamış olan her konuda değişim arıyoruz. Bu sert açıların ardından 11 Şubat günü Saka burcunda yeniay gerçekleşirken, bu kez Venüs ve Jüpiter yan yana gelecekler. Bu çok olumlu bir kombinasyondur, belki bu iki güç Saka’da çok güçlü olmasalar da, art arda gerçekleşen sert açılardan sonra bizi onaran, destek ve umut sağlayan koşullara bir adım oluşturabilirler.
Yükselen burcunuza göre
Venüs’ün bu açıları yükselen burcunuza göre daha spesifik neler getiriyor olabilir ? Yükselen Koç’lar için gruplar, sosyal konular ve arkadaşlıklar içinde çok hareketli bir dönem olabilir, ancak parasal konularda ani değişiklikleri de hesaba katmak gerekiyor. Boğa ise bu dönemde iş hayatında, statünüzü, pozisyonunuzu hatta evliliği ilgilendirebilecek konularda sorumluluklar artmakta. Şahsi alanda, ilişkilerde daha esnek bir tutum iyi olacak. İkizler ise bu dönemde olaylara bakış açınız, akademik konular, eğitsel ya da medyaya yönelik konularda bazı hoşnutsuzluklar olsa bile, yeni fikirlere açık olmak avantaj sağlayacak. Uzaklarla ilişkili işleri yeniden gözden geçirebilirsiniz. Yengeç ise finansal konular, borçlar ya da miras gibi konular içinde kendinizi daha gergin hissedebilir ve bazı endişeler ortaya çıkabilir. Ancak yeni imkanlar da söz konusu. Aslan’lar karşılıklı konularda, evlilikte ve ortaklı işler içinde daha fazla esneklik ve anlayış göstermek durumunda. Maddi alanda sürtüşme içeren durumlar olabilir. Başak’lar çalışma ortamındaki ilişkilere, bu alandaki dengelere, sağlık ve estetikle ilgili konulara bu dönemde daha duyarlı hale gelebilirler. Bu konularda beklenmeyen değişiklikler gündeme gelebilir.
Yükselen Terazi’ler bugünlerde sevdikleri, değer verdikleri kişilerle, aşkta ya da çocuklarla ilgili konularda, özellikle spekülatif parasal konularda bazı huzursuzluklar, hoşnutsuzluklar, ani olaylar yaşayabilirler.
Akrep’ler ise içinde toprağın, gayrimenkullerin ya da doğrudan evi ilgilendiren bir uğraş, eşlerini, ortaklarını da ilgilendiren konularda bazı seçimler, değerlendirmeler yapıyorlar. Kendi özel hayatlarında daha farklı ve bağımsız kalmaya önem verebilirler. Yay’lar ise bu dönemde görüşmeler, konuşmalar ve işle ilgili hareketlilik açısından planlarını daha esnek yapmalılar. Olaylara biraz daha farklı bir bakış açısı gerekli olacak. Oğlak’lar ise parasal konular, birikimleri açısından bazı yeni kazançlar ve fırsatlar içindeler. Spekülatif konularda daha farklı bir yol izleyebilirler. Saka’lar açısından bu dönemde önemli girişimler ve başlangıçlar var. İlişkilerde kendilerini kısıtlanmış hissetmekle birlikte bunu değiştirmek yönünde yeni adımlar atabilirler. Belirli bir şans ve tecrübe de onlara yardımcı olacak. Balıklar ise bu dönemde aşkta ve keyifle ilgili konularda tam olarak ne yapacakları konusunda emin olmayabilirler. Kimi zaman hesapta olmayan durumlar ya da yakın çevrelerindeki ani değişiklikler onları daha kararsız kılıyor da olabilir.
“Rahim ağzı kanseri en sık görülen kanser türlerinden biridir. Erken fark edilip önlem alınabilen ve tedavi edilen bu rahatsızlığı Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir sizler için ele aldı.”
Rahim ağzı kanseri nedir?
Rahim ağzı kanseri rahim ağzı dokusunda gelişen ve ileri evreye kadar belirti vermeyen kadın kanserlerinde en sık görülen ikinci kanser türüdür. Hastalığın nedeni %98 oranında HPV (İnsan Papilloma Virüsü)’dir. Her 100 kadından en az ikisinin, hayatının bir döneminde rahim ağzı kanseri yakalanmaktadır. Rahim ağzı kanseri genellikle 50 yaş civarında ortaya çıkarken günümüzde genç kızlarda da görülmeye başlamıştır.
Rahim ağzı kanseri ‘serviks’ denilen ve rahim ağzından gelişen bir kanserdir. Rahim ağzının yüzeyini oluşturan hücre tabakasının anormal hücrelere dönüşmesi ile oluşmaktadır. Normal hücreler CIN adı verilen kanser öncülleri hücrelerine dönüşür ve böylece kişiye zarar vermeye başlar. Hücrelerin anormalleşip kontrolsüz bir şekilde büyümeye başlaması yaşamı tehdit edici hale getirmektedir.
Kritik nokta ise kanser öncüllerinin erken saptanıp tedavi edilmesidir. Kanser öncülleri tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine zemin hazırlanır.
Rahim ağzı kanseri erken dönemde doğru tarama yöntemleri ile tespit edildiğinde başarı oranı %100’e yakındır. Bu nedenle kansere dönüşmesi muhtemel olan hücre değişikliklerinin daha kanserleşme oluşmadan belirlenmeli ve gerekli müdahalenin yapılmalıdır.
Rahim ağzı kanserinin belirtileri nelerdir?
Genellikle orta ve ileri yaş kadınlarda görülse bile günümüzde her yaşta rastlanan bir hastalık haline gelmiştir. Erken döneminde belirti göstermeyen bu rahatsızlık için en sık karşılaşılan belirtileri şu şekildedir;
HPV enfeksiyonu olması
Erken yaşta çok sayıda doğum yapılmış olması
Erken yaşta cinsel ilişkiye girmek
Sigara içmek
5 yıldan ve daha uzun süre doğum kontrol hapı kullanmak
İki adet dönemi arasında görülen kanamalar
Cinsel ilişki ya da menopoz sonrası kanama anormal vajinal kanamalar
Sulu, pembe, soluk ve devamlı vajinal akıntı
Normalden daha fazla kanamalı ve daha uzun süreli adet dönemleri
Kanamaların cinsel ilişki esnasında ve sonrasında görülüyorsa mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır. Tümörün yayılmasıyla kabızlık, kanlı idrar, idrar borusunun ya da böbreğin genişlemesi olası belirtilerdir. Bunların yanı sıra bacak ağrısı, ödem görülebilir ve tümörün yayılma hızına bağlı olarak karaciğer, akciğer ve kemiklerde tümör dahi görülebilir.
Erken dönemde tespit etme yöntemleri nelerdir?
Rahim ağzı kanserinin erken evrede tespiti için en önem tarama yöntemlerin biri smear testidir. Rahim ağzını (serviks) değerlendirmek hem enfeksiyonlar hem de kanser ve kanser öncüsü durumlar açısından kontrol etmek için yapılan rahim ağzı tarama testidir. Eğer herhangi bir sorun yoksa yılda bir kez muayene ile birlikte düzenli smear testi yaptırmak erken evre tanısı için önemlidir.
Smear testi oldukça kolay bir test yöntemidir. Rahim ağzından ufak bir plastik süpürge ile hücreler alınır ve cama bırakılır. Alınan hücreler analize gönderilerek sonuçlar beklenir.
Düzenli olarak smear testini yaptıran kişilerde kanser erkenden anlaşılır ve yakma, dondurma ya da kısmı tedaviler ile kanser ilerleme riski ortadan kaldırılabilir.
Smear testinin sonuçlarının normal çıkmaması durumda belli bir süre sonra tekrar smear testi istenir. Ya da kişinin durumuna göre kolposkopi cihazlarıyla rahim ağzı görüntülenmesi sağlanır. Kolposkopi işleminde gerekli durumlarda biyopsi işlemi de yapılabilir.
Bunun haricinde HPV-DNA denilen tetkik yöntemiyla tek başına da yeterli olurken smear testi ile de beraber yaptırılabilir.
Başlıca tedavi yöntemleri
Kullanılan tedavi yöntemleri cerrahi ve radyoterapi olarak ikiye ayrılmaktadır. Radyoterapi yöntemleri rahim ağzı kanserinin her evresinde kullanılmaktadır. Erken evrede fark edilen kanserlerde ise hastalığın yayılımı çok daha az olduğu için cerrahi tedavi tercih edilmektedir.
Cerrahi tedavide yerleşimi rahim ağzı bölgesinde olan tümör ve muhtemel yayılma bölgeleri temizlenir. Tümörün boyutuna göte tercih edilecek cerrahi yöntem değişmektedir. Cerrahi yöntemler ise şu şekildedir;
LEEP (Loop electrosurgical procedure): Rahim ağzı hücrelerini değişikliklerinin tanısında kullanılmaktadır. Elektriğin doku üzerindeki kesme ve kanamayı durdurucu etkisinden yararlanılır.
Kriyoterapi: Hücreler arası suyu kristalize ederek rahim ağzının yüzey dokusunun zedelenmesi engelleyen bir yöntemdir.
Konizasyon: Rahim ağzı hücresel değişikliklerin değerlendirilmesinde büyük rol oynayan, rahim ağzından koni şeklinde parça çıkartmak için kullanılan yöntemdir.
Hadis alimi Muhammed Emin Saraç’ın cenazesinde sosyal mesafe kurallarına uyulmadığı için eleştiri oklarının hedefinde olan Sağlık Bakanı Koca, o görüntülerle ilgili özür diledi. Koca ‘bedava aşı’ iddialarıyla ilgili de, ”Verilmeyecek hesabım yok, yarın açıklama yapacağım” dedi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Meclis’te gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Koca, hadis alimi Muhammed Emin Saraç‘ın cenazesindeki kalabalık görüntülerine ilişkin konuştu. Koca, ayrıca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘bedava aşı’ iddialarına yanıt verdi.
“ÖZÜR DİLİYORUM”
“Merhum Muhammed Emin Saraç’ın cenazesinde sosyal mesafe kurallarına uyulmadığına ilişkin bir eleştiri de var. Nasıl cevap verirsiniz?” sorusu üzerine Koca, şunları kaydetti:
“Özellikle pandemide, salgının nasıl seyrettiğini ve bulaşın nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz. Kalabalık ortamlarda ve kapalı ortamlarda bu bulaşın daha da fazla olduğunu biliyoruz ve hep bunu bugüne kadar ifade etmeye çalıştık. Ben cenazede o tarz mesafenin ortadan kalkabileceği bir görüntünün olabileceğini öngörmedim. Öngörmem gerekiyor muydu? Evet, gerekiyordu. Bu benim kusurum. Vatandaşımızdan bu anlamda özür diliyorum. 83 milyon olarak herkes eşit fedakarlık göstererek pandemi döneminde mücadeleye katkı sağlamalı yani kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durmaya gayret göstermeliyiz.”
KILIÇDAROĞLU’NUN ‘BEDAVA AŞI’ SÖZLERİNE YANIT
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Çin’den gelen 1 milyon doz ücretsiz aşının Devlet Malzeme Ofisine her bir dozu 12 dolardan fatura edildiği” iddiasına ilişkin soru üzerine Koca, “Ben özellikle pandemi sürecinde merkezde durarak 83 milyon vatandaşımıza eşit şekilde hizmet etme gayreti içinde oldum. Maalesef bu dönemde vatandaşımızın zihnini bulandırmak ve siyasi arenaya çekmek isteyenler oluyor.” diye konuştu.
“DETAYLI AÇIKLAMA YAPACAĞIM”
Koca, “Vatandaşımıza bu anlamda veremeyecek hiçbir hesabımız yok. Ben bu yaklaşımı, davranışı, birlik ve beraberliği bozma noktasındaki bu yaklaşımı ahlaki bulmuyorum. Veremeyecek hiçbir hesabımız da yok. Özellikle 83 milyon vatandaşımızla birlikte, beraber olarak mücadeleyi devam ettirmekten yanayım. Başarı da 83 milyon vatandaşımızın olmuş olacak. Bununla ilgili detaylı bilgiyi de vatandaşımızın zihnini bulandırmak isteyenlere cevaben, vatandaşımıza yönelik yarın basın toplantısında detaylı açıklamada bulunacağım.” ifadelerini kullandı.
“HER ZAMAN HER YERE GELİRİM”
“CHP tarafından TBMM Genel Kurulu’nu, Kovid-19’la mücadele konusunda bilgilendirmeniz istenmişti. Genel Kurula gelecek misiniz?” sorusuna Koca, “İstenirse her zaman, her yere gelirim” karşılığını verdi.
İklimlendirme sektörünün öncü şirketlerinden Vaillant Group Türkiye, 2020 yılında pandemi koşullarına uygun bir şekilde eğitim çalışmalarına hız kesmeden devam etti. Vaillant Group Türkiye, yüz yüze ve online eğitimlerle 2020 yılında toplam 3768 iş ortağına ulaştı.
Vaillant Group Türkiye, 2020 yılında iş ortaklarının bilgi birikimini artıracak ve kaliteli hizmet anlayışına fayda sağlayacak eğitim çalışmalarını pandemi koşullarına uygun bir şekilde sürdürdü. Vaillant Group Türkiye,2020 yılında yerinde ve online olmak üzere satış öncesi ve satış sonrası eğitim birimleriyle 180 eğitim seansında toplamda 3768 iş ortağına ulaştı.
Vaillant Group Türkiye çatısı altında Teknik ve Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim programı kapsamında Vaillant, DemirDöküm ve Protherm markaları özelinde eğitimler düzenlendi. Yıl boyunca devam eden eğitim programı çoğunlukla online platformlarda düzenlenirken pandemi koşullarına uygun şekilde yüz yüze yapılan eğitimlerde ise başta Vaillant Group Eğitim Merkezi olmak üzere Ankara’dan Bursa’ya, Mersin’den İzmir’e kadar birçok farklı ildeki iş ortaklarının katılımı gerçekleşti. Vaillant ve Protherm markalarında online platformlar üzerinden ve ayrıca Adana, İzmir, Denizli, Ankara, Bursa, Balıkesir illerinde yüz yüze düzenlenen toplam 96 eğitim seansında 1920 kişiye ulaşıldı. DemirDöküm markasında online platformlar ve Balıkesir, İzmir, Ankara, Mersin, Kocaeli illerinde yerinde düzenlenen toplam 84 eğitim seansında ise 1848 kişiye bilgi aktarımında bulunuldu.
Eğitim programı her bölgeye özgü ürün ve hizmet ihtiyaçları doğrultusunda, bilgi farklılıkları gözetilerek uygulandı. Katılımcı iş ortakları tarafından büyük ilgi gören eğitim programlarında Vaillant Türkiye & Protherm’in genel ürün gamı eğitimleri ile yeni ürün eğitimleri ön plana çıkarken klima/ VRF, oda termostatları ve merkezi sistem tasarımı eğitimleri de gerçekleştirildi. DemirDöküm tarafında ise yeni ürünler, genel ürün gamı ve merkezi sistem eğitimleri düzenlendi. Vaillant Group Türkiye ayrıca ısıtma, soğutma ve havalandırma sektörü paydaşları olan mekanik, proje ve gaz dağıtım firmalarına, birçok dernek, mesleki kuruluş ve üniversitelere yönelik eğitim faaliyetlerini de hayata geçirdi.
Sektöre yeni atılacak olan mühendislik öğrencilerine online eğitim
Mühendislik öğrencileri için düzenlenen eğitimde mezun olacak ve sektöre adım atacak genç mühendislere HVAC ürünleri, sistem planlamaları gibi konularda bilgi aktarıldı. Bunun yanı sıra ürün grubuna yeni katmış olduğu yüksek verimli ecoTEC exclusive, yeni nesil elektrikli ısıtma cihazları, gelişmiş kontrol ve iot ürünleri, yeni nesil düşük emisyonlu yoğuşmalı ürünler, farklı kaynaklara bağlantı imkanı sağlayabilen ve yüksek verimli flexoTHERM ısı pompası ürünlerinin detaylı bilgilendirilmesi yapıldı. Gelişen ürün grubuyla birlikte merkezi sistem tasarımları, ısı pompası seçim kriterleri, ürün planlama ve ürün planlama programları alanlarında da iş ortaklarını ve iç bünyesindeki personel de bilgilendirildi.
Türkiye’de pek çok sektör, pandemiye rağmen ihracatını artırmayı başardı. Bunlardan biri de kozmetik sektörü oldu. 2020 yılında 654 milyon doları aşan kozmetik ürünleri ihracatının 2021’de 800 milyon doların üstüne çıkması bekleniyor.
İSTANBUL, 18 Şubat 2021 / B2PRESS Türkiye’de kozmetik ürünleri ihracatı, pandemiye rağmen 2020 yılında da büyümeye devam etti. TÜİK verilerine göre parfüm ve kozmetik veya tuvalet müstahzarları ihracatı 2020’de 654 milyon doları aştı. En çok kozmetik ürün ihracatı yapılan ülkelere bakıldığında ise 76 milyon dolarla Irak ilk sırada yer aldı. Onu 64 milyon dolarla ABD, 33 milyon dolarla Almanya, 28 milyon dolarlaHollanda ve 27 milyon dolarla İran takip etti. Mevcut tabloya ilişkin değerlendirmede bulunan yerli kozmetik şirketi Mirana Kozmetik’in CEO’su Berkant Uluer, “Ortadoğu ve Avrupa ülkelerinin Türkiye için ciddi bir potansiyel taşıdığını görüyoruz. Pandemiye rağmen kazanılan ivmenin sürdürülebilmesi ise bu alanda gerekli atılımların yapılmasına bağlı. Stratejik adımlar atıldığı takdirde, 2021 yılında kozmetik ürünleri ihracatımızın 800 milyon doların üzerine çıkmasını öngörüyoruz” dedi.
“Pandeminin değiştirdiği ihtiyaçları doğru okumak önemli”
Pandemi sürecinde pek çok alışkanlık gibi kişisel bakım ritüellerinin ve kozmetik ürün ihtiyaçlarının da değiştiğine dikkat çeken Berkant Uluer, “Salgın nedeniyle tüm dünyada insanlar, evlerinde hiç olmadığı kadar fazla zaman geçirmeye başladı. Bu durum, bulaş riskinin de etkisiyle kişisel bakım ritüellerinin eve taşınmasına neden oldu. Özellike cilt ve saç bakımına dair uygulamalar evlerde yapılmaya başlanırken, artan sağlık kaygısı da ürün içeriklerinin ne denli doğal olduğuna yönelik sorguları artırdı. Bu noktada sektör olarak atacağımız adımlarda yalnızca rotalarımızı doğru yöne çevirmeye değil, değişen ihtiyaç ve talepleri doğru okumaya da ihtiyacımız var” diye konuştu.
“Amacımız, kozmetik sektörünün ülke ekonomisindeki payını artırmak”
Yüzde yüz yerli sermayeyle kurulmuş bir şirket olarak Ortadoğu ve Avrupa pazarına yoğunlaştıklarını ifade eden Berkant Uluer, ‘’Mirana Kozmetik olarak geliştirdiğimiz yüzde 100 doğal içeriklerle cilt bakımdan şampuana, saç boyasından makyaj temizleme ürünlerine geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz. Pandemi nedeniyle pek çok zorlukla mücadele etiğimiz 2020 yılında gerçekleştirdiğimiz 84 milyon TL’lik ciroyla yüzde 40 büyüme kaydettik. 2021 yılında da 100 milyon TL ciro hedefiyle yurt dışı pazarlarda ülkemizi temsil etmeyi sürdüreceğiz. Amacımız, doğru adımlarla kozmetik sektörünün ülke ekonomisindeki payını artırmak” ifadelerini kullandı.
Soğuk kış günlerinin kurtarıcısı olan çorba, bu kez yine doyurucu ve sıcacık haliyle içimizi ısıtıyor. Tokat usulü hazırladığımız Bacaklı çorba tarifimizi sizler için yazdık, mutfağa girip hazırlaması da sizden olsun.
Eriştelerin çok yumuşak olmaması için mercimeklerle beraber suya eklemeyin. Mercimekler yarı piştiğinde eklerseniz iki malzeme de aynı anda pişmiş olur.
Bacaklı Çorba Tarifinin Pişirme Önerisi
Dilerseniz nohutlu veya kıymalı olarak da hazırlayıp servis edebilirsiniz.
Bacaklı Çorba Tarifi Nasıl Yapılır?
Yeşil mercimekleri yıkayıp süzün. Tencereye suyu ekleyin ve kaynadıktan sonra mercimekleri koyarak haşlamaya başlayın.
Yarı pişmiş mercimeklerin üzerine erişteleri de ekleyin ve kısık-orta ateşte pişmeye bırakın.
Bir tavaya sıvı yağ ve tereyağını alarak ısıtın.
Küp küp doğradığınız soğanları tavaya ekleyerek kavurun. Salça ve naneyi ekleyerek 1-2 dakika daha kavurun.
Tavadaki naneli salça karışımını, ocakta kaynayan tencereye ekleyin. Tuzunu da ekleyin ve bir taşım daha kaynatın. Bacaklı çorbanız hazır, afiyet olsun!