Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 135

    Sevdiklerinize Sağlık Hediye Edin!

    0
    Sevdiklerinize Sağlık Hediye Edin!

    Doğal mucize olarak tanımlanan ve fenolik bileşenleri açısından son derece zengin Sidyma, sizinle ve sevdiklerinizle buluşmaya hazır.

    Yeni yıl hazırlıkları başlıyor. 2020 yılında yaşanan olaylar hem dünyayı hem de ülkemizi olumsuz yönde etkiledi. 2021 yılına girerken herkesin en büyük dileği ve umudu “sağlık”… Siz de sevdiklerinize yeni yılda sağlık dilemek isterseniz, içinde bulundurduğu yüksek polifenol oranıyla sağlığa olumlu faydaları bulunan Sidyma zeytin ekstresini hediye edebilirsiniz.

    Adını Fethiye’deki antik kentten alan Sidyma, geliştirdiği yüksek polifenollü zeytin ekstresi ürünüyle sağlıklı yaşam tarzına yeni bir bakış açısı getiriyor. Sağlığımıza sunduğu olumlu katkılarla dikkat çeken polifenol, kanser, Alzheimer ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların önlenmesine destek olurken, kalp sağlığının korunmasına ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca içinde bulundurduğu A, D, E ve K vitaminleri ile cildi besliyor ve sağlıklı bir görünüme kavuşturuyor.

    Türkiye’nin en yüksek polifenollü zeytin ekstresi Sidyma, yeni yılda sevdiklerinize sağlık katıyor.

    Sidyma Hakkında:

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde Mayıs 2017 yılında kurulan Sidyma, bu bölgeye has zeytinlerden elde edilen, sağlık açısından çok değerli olduğu çeşitli klinik ve bilimsel araştırmalarla desteklenmiş yüksek polifenollü zeytin ekstresinin üretilmesini ve tüm dünyaya tanıtılmasını amaçlıyor.

    Mucize olarak adlandırılan ve fenolik bileşenleri açısından son derece zengin olan, Güney Ege Bölgesi’nin Dilmit, Memecik ve Delice türü zeytinlerinden üretilen Sidyma, yüksek polifenollü zeytin ağaçlarının, bölgedeki yağış, rakım ve diğer benzer faktörler baz alınarak, doğal ortamlarından özen ile toplanılan zeytinlerden üretiyor. Polifenol, vitamin ve minerallere ve özel toplanma ve sıkım yöntemleriyle, yüksek polifenol içeriğinin kaybolmasına izin verilmeden zeytinlere 4 ila 6 saat içerisinde 17 derece veya altında soğuk sıkım işlemi uygulanıyor. Diğer üreticilerin üretim aşamasındaki, yemek ve salatalık zeytinyağı 4-8 kg zeytinden 1 litre oranında elde edilirken, Sidyma yağlarında 35-40 kg zeytinden 1 litre yüksek polifenol içeren zeytin ekstresi elde ediliyor. Sıkım sırasında kullanılan özel yöntemler sayesinde fenoller yağın içine hapsediliyor.

    1430 mg/kg polifenol değerine sahip Sidyma, analiz raporunu dünyaca kabul gören ve akredite edilmiş Atina Üniversitesi’nden aldı. Benzer şekilde Sidyma’nın Dünya Zeytinyağı Konseyi’nce akredite, Aydın Ticaret Borsası Laboratuvarı onaylı 1006 mg/kg ve 1037 mg/kg ölçülerinde analiz raporları da bulunuyor.

    Kuzu Effect Avm 1 Yaşında

    0
    Kuzu Effect Avm 1 Yaşında

    Geçtiğimiz yıl Kasım ayında ziyaretçilerine kapılarını açan Kuzu Effect AVM, birinci yılını kutluyor. Pandemi nedeniyle herhangi bir yıldönümü organizasyonu gerçekleştiremeyen Kuzu Effect, şartlar normale döndüğünde açılışı kadar görkemli bir partiyle yeni yaşını kutlayacak.

    Geçtiğimiz yıl görkemli bir açılış organizasyonu ile ziyaretçilerine kapılarını açan Kuzu Effect AVM, pandemi şartları nedeni ile birinci yaş kutlamasını bir süre erteledi. Açılışının hemen ardından başlayan Covid-19 sürecinde gerekli önlem ve tedbirleri alarak süreci yakından takip ettiklerini belirten Kuzu Effect AVM Sorumlusu Özge Kuzu,

    “Geçtiğimiz yıl bugünlerde çok özel isimleri sahnemizde ağırladığımız, keyifli bir organizasyon ile ziyaretçilerimize kapılarımızı açtık.Güzel tepkiler aldığımız organizasyonumuzda bini aşkın davetli ağırladık. Organizasyonumuzun hala hafızalarımızdan silinmemiş olması mutluluk verici. Açılış sürecimizin ardından pandemi süreci başladı. Devam eden pandemi süreci nedeni ile her ne kadar hayal ettiğimiz yaş günü kutlamasını yapamamanın üzüntüsünü yaşıyor olsak da ülke olarak bir an önce daha fazla kayıp vermeden bu süreci atlatıp yeniden birbirinden güzel etkinliklerle bir araya geleceğimiz günleri bekliyoruz.” diye konuştu.

    Hepimiz İçin Zor Bir Yıl Oldu

    Açıldıktan kısa bir süre sonra meydana gelen Covid – 19 salgını nedeniyle alınan önlemler kapsamında, kısa süreliğine de olsa kapılarını kapatmak zorunda kalan Kuzu Effect AVM yeniden açılış yaptığı 1 Haziran tarihinden itibaren her geçen gün ziyaretçi sayıları ve mağaza performansları bakımından yükselişine devam etti. Ülke olarak zor bir süreçten geçildiğini ve tüm sektörlerin mevcut pandemi koşullarından bir şekilde etkilendiğini belirten Kuzu “2020 hepimiz için zor bir yıl oldu. Açılışımızın heyecanını ziyaretçilerimizle paylaşamadan, pandemi sürecine girdik. Bu zor şartları kiracılarımıza bir nebze de olsa kolaylaştırabilmek adına elimizden gelen her türlü kolaylığı sağladık. Şartlar normale döndüğünde hep birlikte yine yeni normallerle çalışmalarımıza devam edeceğiz. İçinde bulunduğumuz bu zor şartlara rağmen Kuzu Effect AVM olarak birçok markayı bünyemize eklemeye devam ediyoruz.” diye ekledi.

    Ankara’nın en gözde lokasyonu içerisinde yer alan Kuzu Effect AVM’nin sadece marka karmasıyla değil, mimari özellikleri ile de fark yarattığını sözlerine ekleyen Özge Kuzu “Ankara’nın en yeni ve en ayrıcalıklı alışveriş merkezi olarak; ziyaretçilerimize ferah, keyifli ve şık bir alışveriş ortamı sunuyoruz. Kapılarında giriş kuyruklarının olmadığı, kalabalıktan rahatsız olmayacakları ve kendilerini özel hissettirecek bir alışveriş deneyimini yaklaşık bir yıldır ziyaretçilerimizin ayağına getirdik. Marka karmamıza, her geçen gün bu ayrıcalığı daha da hissettirecek yepyeni markalar ekledik, eklemeye de devam ediyoruz.

    Diyerek sözlerini tamamladı.Vakko, Beymen Club, Vakkorama, W Collection, İpekyol, Levi’s, Calvin Klein, Tommy Hilfiger, Polo Garage gibi modanın öncü markaları ile Enne, Natuzzi, Roche Bobois, Samsung, Vatan Bilgisayar gibi mobilya ve elektronik markalarını da bünyesinde bulunduran Kuzu Effect AVM aynı zamanda Ankara’nın tek Vakko Wedding mağazasını da geçtiğimiz aylarda marka karmasına dahil etmişti. Özellikle Foodland katıyla Ankaralılar’ın en gözde sosyalleşme mekanı olan Kuzu Effect AVM; Seyfi Balık, Kaygısız Meyhane, Quick China, Timboo, Lou Cafe&Bistrot ve Vakko Bistrot ile ziyaretçilerine dünya lezzetlerinin birbirinden şık alternatiflerini sunuyor.

    Doğum Sonrası Hangi Estetik Operasyonlar Yapılır?

    0
    Doğum Sonrası Hangi Estetik Operasyonlar Yapılır?

    Doğum sonrasında meydana gelen deformasyonlar, hemen her annenin başlıca sorunları arasında yer alıyor. Doğum sonrası hangi estetik operasyonlar yapılabilir? Vücudunuzu eski formuna kavuşturabilir misiniz? Daha iyi görünmek için ameliyat seçenekleri hangileridir? Gibi sorulara Plastik Estetik ve Rekonstüktif Cerrahı Uzmanı Doçent Doktor Tayfun TÜRKASLAN cevap veriyor.

    Hamilelikle birlikte vücuda bir dizi dış ve iç değişiklik gelir. Bazı kadınlar hamilelikten sonra da eskisi kadar iyi görünürken bazı kadınların vücutlarında deformasyonlar oluşmaktadır. Eğer hamilelik sonrası vücudunuzdan memnun değilseniz ve bir estetik operasyona ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, herhangi bir estetik operasyon uygulamadan önce çocuğunuzun doğumundan sonra en az altı ay bekleyin. Bazı doktorlar bir yıl beklemenin daha uygun olduğuna inanıyor. Sonunda, yaptırmak istediğiniz prosedür, ne kadar beklemeniz gerektiğinin arkasındaki belirleyici faktörlerden biri olacaktır. Kadınların bebek sahibi olduktan sonra odaklandıkları dört ana alan vardır: Göğüsler, karın, aşk tutamacı, iç dudaklar ve vajina.Doğrum sonrası deformasyon oluşan hemen her doku üzerinde estetik operasyonlar gerçekleşebiliyor.

    Tabii bu noktada bir hususun altı çizilmelidir. Neredeyse hiçbir estetik cerrahi operasyonu, doğumdan çok kısa bir süre sonra yapılmaz. Öncelikle emziren annenin korunması esastır ki, doğum sonrası doğal toparlanma süreci de beklenmelidir. Biz hekimler, bu konuda karar verebilmek için muayeneyi uygun buluyoruz. Kişinin durumuna göre karar vermek, en doğru yöntem olarak kabul görüyor.

    Gebelik süreci ve doğrum sonrasında vücutta meydana gelen deformasyonların giderilmesi için birçok farklı uygumla gerçekleştiriliyor. Bunlara uygulama alanlarına göre maddeler halinde değinelim.

    Göğüsler

    Hamilelikten sonra meme büyütmeyi düşünmeden önce beklemenin önemine dair birkaç önemli husus vardır. Göğüsleriniz doğumdan birkaç ay sonra değişecektir. Emzirmeye karar verdiyseniz, emzirmeyi bırakana kadar değişiklikler devam edecektir. Deri ve meme dokusu stabilize olana kadar meme ameliyatı tavsiye edilmez.

    Zaman çizelgesi: Emzirmeden üç ila altı ay sonra veya emzirmiyorsanız doğumdan üç ila altı ay sonra.

    Karın

    Doğum sonrası altı ayda, karnınızın derisinde ve yağında meydana gelen değişiklikler olabilir. 6 aydan kısa zamanda yapılan liposuction veya karın germe erken olabilir. Cildinize bağlı olarak, cildiniz üç ila sekiz ay arasında değişim gösterecek ve tam olarak sabitlenmesi gerçekleşecektir.

    Zaman çizelgesi: Karnın gebeliğin etkilerini tersine çevirmesi bir yıla kadar sürebilir ve bir yıl içindeki gebelikler için daha da uzun sürebilir.

    Bel Simidi

    Dalgalanan hormonlar, hamilelik olmadan bile yağ kaybını ve yağ kazanımını etkileyebilir. Sadece regl dönemindeyken vücudunuzun nasıl değiştiğini düşünün ki bu dalgalanmaların hamilelik sırasında ve doğum sonrası dönemde ne kadar dramatik olduğunu bir düşünün. Buna emzirme ile ilgili hormon değişimlerini de ekleyin. Hamilelikten sonra hormonların normale dönmesi bir yılı bulabilir.

    Zaman çizelgesi: Liposuction, bir yıl dolmadan yapılabilir, ancak fazlalıkları gidermek için kendinize biraz zaman verin, özellikle de bel simitleri sizin için yeni bir kilo alınan bölge ise. En iyi çözüm, ameliyattan tamamen kaçınmak için ilk olarak hamilelik sırasında aşırı kilo alımından kaçınmaktır.

    Vajina

    Vajina genişlemesi, çocuk doğurmanın olası sonuçlarından bazılarıdır. Bu başınıza geldiyse, mide ve göğüslerde olduğu gibi, bebek doğurduktan sonra bu bölgelerin alışması için biraz zaman geçmesi gerekmektedir. Vajinanızın vajinal doğum öncesi olduğundan daha gevşek olduğunu düşünüyorsanız ve cinsel yaşamınızı etkiliyorsa, vajinoplasti bir olasılıktır, ancak doğumdan en az altı ay sonra yapılmalıdır. Daha fazla çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız, tüm çocuk doğurma işlemi bitene kadar beklemek akıllıca olabilir. Sonra yine, eğer vajina çok gevşekse, artık çocuk doğurmayacağını düşünüyorsanız bu operasyonlar iyi bir seçenek olabilir.

    Vajinal dudaklarda ise bunlar doğumdan sonra küçülecektir. Uzamış vajinal dudaklar, bazı kadınlarda ergenlik çağından sonra olduğu için her zaman hamileliğin bir sonucu değildir. Cinsel ilişki, egzersiz veya giyim tarzınızı engellediğini fark ederseniz, labioplasti sizin için ameliyat olabilir.

    Zaman çizelgesi: Vücudun hamilelikten sonra bu prosedürleri düşünmeden önce – en az altı ay – alışması için zamana ihtiyacı vardır.

    Önemli Not

    Estetik ameliyattan önce en az altı ay beklemeniz gerekmektedir. Kişisel olarak hiçbir kadına doğum sırasında ve hatta kısa bir süre sonra estetik cerrahi işlemlerini düşünmesini önermiyoruz. En az altı ay sürecek olan mide, göğüs ve diğer alanların dokusunun küçülüp yeniden yerleşmesini beklemelisiniz.

    Çoğu cerrah, kadınların vücutlarının doğal olarak şekle girmesi için zamana sahip olmasını sağlamak için doğumdan sonraki ilk altı ayda kadınları ameliyat etmeyecektir. Başta da belirttiğim gibi; doğal süreç beklenmeli ve daha doğru karar vermek için vücudun kendi şeklini alması sağlanmalıdır.

    Çok önemli bir bilgi olarak, estetik cerrahlar dışında hiç kimseye itibar etmemeniz notunu eklemek gerekir. Estetisyenler, doğal terapi yapan güzel merkezleri, cerrahi yapamaz. Bunun tek yetkili uygulayıcısı; tıp doktorlarıdır. En doğru bilgiyi almak ve doğru sonuca ulaşmak için hekiminiz ile görüşünüz.

    Online Alışverişlerde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

    0
    Online Alisverişlerde Dikkat Edilmesi Gereken NoktalarOnline Alisverişlerde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

    Dünyada ilk online alışverişi başlatan oluşum olan Amazon, e-ticaretin atası olarak kabul edilir ve yeni bir çağın başlamasına da  bu sitenin öncülük ettiği bilinir

    1994 yılında Amerika’nın Seattle eyaletinde kurulan bu şirket, günümüzde hala yoğun talep gören internet alışveriş sitelerinin rehberi olarak anılmaktadır. Sitenin isminin kolaylıkla aramalarda bulunabilmesi için, başında A harfinin olması tercih edilmiştir. İnternet üzerinden okunabilecek bir çok kitap arşivini içinde barındıran “Kindle” isimli elektronik kitap okuyucusu ile çok satılan bir ürünü piyasaya süren Amazon.com, üzerinden satın alınmış olan ürünün, kullanıcı tarafından tekrar Amazon.com üzerinde satışının mümkün olduğu ve Amazon.com.’un, Alexa.com, a9.com43things.com, Audible.com, IMDB ve Twitch.tv gibi büyük İnternet şirketlerinin de sahibi olduğu bir şirkettir. Amazon’un ardından ortaya çıkan kuruluşlar ise, tüketim kültürüne yeni bir soluk getirmiştir.

    Hiper hızlı ve teknolojinin kendi içinde bile hızını takip etmekte zorlandığı yaşadığımız yüzyılda, benzer şekilde birçok alışveriş sitesi bulunmaktadır. İçerisinde ev tekstili, giyim, oto bakım ürünleri, mobilya vb. her çeşit ihtiyacı karşılayan internet siteleri bulunmakla birlikte, herşeye rağmen internetten alışveriş yapmak hala birçok insan için şüpheler barındıran bir konu olarak değerlendirilmektedir.

    Kolaylık, uygun fiyat, çeşitlilik, azalan giderler, hediye seçimlerinde hızlı ve alternatifi bol seçimler, satıcı baskısından uzak olmak ve özel eşya alımlarındaki rahatlık sanal ortamda daha fazla zaman harcamamıza ve bu alanda çok daha konforlu bir alışveriş yaparken bulmamızı sağlarken Türkiye’de 20 küsur yıllık bir geçmişe sahip olan e-ticaret sektörü, sahip olduğu potansiyele rağmen güvenlik açıkları yüzünden de yeterli ilerlemeyi kaydedemiyor.

    İnternetten alışveriş yaparken dikkat edilmesi gereken birkaç nokta haricinde herhangi bir sakınca barındırmayan bu modern alışveriş yöntemi, ancak doğru bilgilendirmelerle makus talihini kırıp atağa geçebilecek gibi görünüyor. Günümüzde online ticaretin sahip olduğu şartlar, offline ticaretin sahip olduğu şartlardan çok da farksız değil. Burada kast edilen şartlar, tüketici hakları ve satın alma koşulları ile ilgili. Eğer müşteri internetten alışveriş yaparken dikkat edilmesi gereken noktaları göz önünde bulundurarak alışveriş yapıyorsa, kanunlar her türlü mağduriyette tüketicinin haklarını koruyor.

    Birçok e-ticaret sitesi, kredi kartının yanı sıra banka kartı ve havale yöntemiyle de alışveriş imkanı sunarak satın alma koşullarını genişletiyor ve daha geniş bir kitleye hitap ediyor. Geçmişte, e-ticaret sektörünün henüz emekleme dönemlerinde yaşanan kötü tecrübelerin kemikleşmiş birer önyargıya dönüşmesi, belki bir nesli ister istemez internetten alışveriş yapma fikrinden uzak tutacak ama yeni nesilde şüphesiz ki internetten alışveriş alışkanlığı, offline alışverişin önüne geçecek. Bugün interneti aktif olarak kullanan belli bir kesim, evcil hayvanlarının mamasını ya da evlilik teklifi ederken vereceği tektaş pırlanta yüzüğü bile internetten satın almayı tercih ediyorsa başka türlüsü de düşünülemez zaten. Öyleyse bu platformlardan yapılan alışverişlerde nelere dikkat etmemiz gerektiğine mercek tutalım hadi…Arzın talep doğrultusunda canlandığı ve kanalların bu sayede açıldığını bildiğimize göre, kendimizden de yola çıkarak nedenleri anlamak kolaylaşacaktır…

    Peki pekçok kişinin açık ara farkla, gezerek değil yerinde oturduğu yerden artık araba bile aldığı bu satış deryasının içinde, madden ve manen herhangi bir kayba uğramamak için nelere dikkat etmeliyiz dersiniz?

    1-Sitenin SSL sertifikası var mı?

    Tüm online alışveriş hizmeti sunan tüm sitelerde kredi kartı güvenliği için SSL sertifikası kullanmak zorundadır. Sitenin bu sertifikaya sahip olup olmadığını mutlaka kontrol edin.

    2- Ürün hakkındaki kullanıcı yorumlarını okuyun

    Forumlarda veya sosyal medyada o markaya dair paylaşılan bilgileri okuyun. Kullanıcı yorumlarını içeren fiyat karşılaştırma siteleri gibi kaynaklardan da yaralanabilirsiniz.

    3- Site hakkında araştırma yapın

    Alışveriş yapacağınız sitenin ne kadar süredir faaliyette bulunduğuna dair kısa bir araştırma yapın. Sitenin kurumsal olup olmadığına, iletişim bilgilerinin bulunup bulunmadığına bakın.

    4- Ortak bilgisayarları kullanmamaya dikkat edin

    Ortak kullanılan bilgisayarlardan alışveriş yapmayın. Bu bilgisayarlar üzerinden kredi kartı ve kişisel bilgilerinizi kesinlikle paylaşmayın. Bildiğiniz üzere bu bilgisayarlarda kayıtlar tutuluyor ve sizden sonra o pc’ yi kullanan kişi kötü niyetliyse, bilgilerinize kolaylaıkla ulaşabilirler.

    5- Kolay tahmin edilemeyecek bir şifre seçin

    Online alışveriş için bir siteye üye olurken, başkaları tarafından kolay tahmin edilemeyecek bir şifre seçmeye özen gösterin. Karışık rakamlar, harfler ve semboller kullanın.

    6- Mesafeli sözleşme bulunmuyorsa o siteden uzak durun

    Online alışveriş siteleri mesafeli satış sözleşmesi ve ön bilgilendirme formu sunmak zorundadır. Eğer alışveriş yapılan e-ticaret şirketi bu sözleşmeleri sunmuyorsa, herhangi bir anlaşmazlık halinde ispatı mümkün olmayan konularla uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.

    7- Fiyat bilgilerine dikkat edin

    Alışveriş yaptığınız sitede bulunan ürünlerin fiyat bilgileri size inandırıcı gelmiyorsa, şüphelerinizi ciddiye alın; araştırma yapın. Sitede gösterilen fiyat ile ürünü sepete attığınızda görünen fiyatın aynı olup olmadığını kontrol edin.

    8- 3D ödeme sistemini kullanmayı tercih edin

    3D ödeme sistemi (şifreli ödeme), e-ticaret işlemlerinin güvenliğinin artırılması amacıyla Visa ve Mastercard tarafından geliştirilmiş özel bir sistemdir. Diğer bir deyişle hem satıcı hem de alıcı için koruyucu bir güvenlik aşamasıdır. Bu seçeneğin olmadığı sitelerden herhangi bir ürün almayın.

    9- Sanal kart kullanın

    Sanal kart kullanmak, ödeme konusunda güvenli bir diğer alternatif… Belirli bir limit belirleyebildiğiniz bu kartları alışverişlerinizde kullanmayı deneyin.

    10- Alışveriş kaydını tutun

    Alışverişinizi bitirmeden önce aldıklarınızı gösteren bir çıktı alın. Herhangi bir anlaşmazlık yaşadığınızda bu belgelere ihtiyaç duyabileceğinizi unutmayın.

    Ayrıca offline alışverişlerde olduğu gibi online alışverişlerde de garanti belgesi ve faturayı elinizde bulundurduğunuz sürece tüm yasal haklarınız saklıdır. Bu iki belgeyi iyi bir şekilde muhafaza etmeye özen gösterin.

    Paranızı harcarken minimum efor sarfederek maksimum kaliteyi elde edebileceğiniz satın alımlarınız olsun ve keyfini çıkara çıkara geçsin tüm süreçleriniz.

    Güzelliklerle kalın.

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    Twetter

    Instagram

    Ana Yemek Kadar Doyurucu: Nohutlu Köfteli Çorba Tarifi

    0
    Ana Yemek Kadar Doyurucu: Nohutlu Köfteli Çorba Tarifi

    Adeta bir ana yemek kıvamında olan bu çorba hem doyurucu hem de çok besleyici. Terbiyesi de ona lezzet katıyor. İsterseniz siz onu salçalı ve ekşili olarak da hazırlayabilirsiniz. Köftelerinizi kızartmadan da pişirebilirsiniz. Şimdiden ellerinize sağlık diyoruz ve tarifimize buyur ediyoruz. Nohutlu köfteli çorba sofralarınıza konuk olsun, içinizi ısıtsın

    Nohutlu Köfteli Çorba Tarifi İçin Malzemeler

    • 1/2 çay bardağı pirinç
    • 7 su bardağı su
    • 1 su bardağı haşlanmış nohut
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 2 yemek kaşığı un
    • 1 adet yumurta sarısı
    • 2 yemek kaşığı yoğurt
    • 175 gram kıyma
    • 1 adet soğan
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 1 çay kaşığı karabiber
    • 1 su bardağı sıvı yağ
    • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 tatlı kaşığı kuru nane

    Nohutlu Köfteli Çorba Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Soğanı rendeleyin, kıymayı ve baharatları ekleyin ve yoğurduktan sonra misket büyüklüğünde köfteler hazırlayın. Soğumaları için köfteleri dolaba kaldırın.
    2. Pirincin üstüne 1 su bardağı su dökün ve ocağın altını açıp, pirinçler yumuşayana dek pişirin.
    3. Ardından pirinçlerin üstüne kalan 6 su bardağı suyu ekleyin ve kaynamaya bırakın.
    4. Kaynamaya başlayınca haşlanmış nohutları da ilave edin.
    5. Terbiyesi için; yoğurt, yumurta sarısı ve unu güzelce karıştırın. Kaynamakta olan çorbadan bir kepe alıp sürekli karıştırarak,i hazırladığınız terbiyeye ekleyin ve sonra bu sulandırdığınız terbiyeyi, yine sürekli karıştırarak tencereye ekleyin.
    6. Çorba bir taşım daha kaynadıktan sonra altını kapatın.
    7. Ayrı bir tavaya kızartma yağını alın ve köfteleri güzelce kızartın.
    8. Kızarttığınız köfteleri çorbaya ekleyin ve altını açıp, bir taşım daha kaynatın.
    9. Bir servis tabağına alın. Ayrı bir tavada zeytinyağında kızdırdığınız naneyi üstüne gezdirin ve servis edin. Afiyetler olsun!

    Sağlıklı ve Doyumlu Cinsel Yaşam Özellikleri

    0
    Sağlıklı ve Doyumlu Cinsel Yaşam Özellikleri

    Cinsel dürtülerimiz doğuştan var olmakla birlikte, cinselliğe ilişkin düşüncelerimizi ve tutumumuzu içinde yaşadığımız toplumun değer yargıları ve kişisel yaşantılarımız belirler.

    Cinsel davranışlarımız da bu temel üzerinde öğrenerek gelişir. Cinsellikle ilgili beklentilerimizin şekillenmesinde toplumda yaygın olan yanlış inanışların büyük payı olması, cinsel yaşamımızda kolaylıkla doyumsuzluğa yol açar. Cinsellik konusunda doğru bilgi edinme olanakları çok sınırlı iken, yanlış bilgi içeren mesajları hemen her yerden, öykülerden, filmlerden, medyadan, pornografik ürünlerden, hatta çeşitli alanlardaki profesyonel kişilerden sürekli olarak alırız. Bütün bu yanlış bilgi ve inanışlar, sağlıklı bir cinsel yaşam kurmamızın ve doyumlu bir cinsellik yaşamamızın önündeki en büyük engeldir.

    İki insan arasındaki ilişkilerin sosyal, düşünsel, duygusal, cinsel birçok boyutu vardır. Cinsel ilişkiyi, iki insanın bedenlerini kullanarak birlikte haz ürettikleri bir cinsel etkinlik olarak tanımlayabiliriz. İlişkilerin diğer alanlarında olduğu gibi, cinsellik alanında da eşlerin karşılıklı onayı, eşit söz hakkı, etkin katılımı ve ortak doyumu söz konusu olmalıdır. İlişkinin her alanında olduğu gibi eşlerin cinsellik konusundaki iletişimleri de çok önemlidir. Cinsel eşler, kendi istek ve ilgileri, hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları, cinsel hazlarını yaratan ve kaçıran şeyler,  eşlerinden beklentileri, cinsel yaşam özellikleri hakkındaki düşünce ve duyguları konusunda içtenlikle konuşabilmelidir. Cinsellik konusunda konuşmayı aile içinde, okulda, hatta arkadaşlarımızla öğrenmediğimiz için, cinsel eşimizle de konuşmak kolay bir durum değildir. Oysa eşlerin kendi isteklerini açıklıkla ifade edemediği, hatta çoğunlukla ne istediğini tam olarak bilemediği cinsel etkinliklerde haz almayı, doyum elde etmeyi beklemek de çok gerçekçi olmayacaktır.

    Cinsel eşlerin cinsel etkinliklere girişme arzuları her zaman eş zamanlı olmayabilir. Kimileri daha seyrek, kimileri daha sık cinsel istek duyabilir.

    Birçok ilişkide erkeklerin başlatması ve kadınların sıklıkla reddetmesi, neredeyse kural haline gelmiştir. Eşler arasındaki iletişim, var olan cinsel ilişkinin daha çok haz yaratıcı, dolayısıyla daha istenir hale gelmesi yönündeki çabalar, ortak bir noktada buluşmayı kolaylaştırır. Eşlerin cinsel etkinliklerin zamanı, yeri ve biçimi konusunda farklı arzuları da olabilir. Her iki cinsel eş de bunları açıklıkla ifade edebilmeli, rahatlıkla cinsel etkinliği başlatabilmeli, eşinin talebini kırmadan reddedebilmeli, burada reddedilenin tümden kendisi değil, o anda ve orada cinsellik olduğunu anlayıp kabul edebilmelidir. 

    Cinsel ilişki, genelde kişinin cinsel yaşamı boyunca, özelde o andaki cinsel etkinlikte adım adım ilerleyen bir süreçtir. Erken yaşlarda el ele tutuşur, öpüşür, giyinik sarılmalar, sınırlı dokunmalar yaşar, sonra çıplak sevişmelere, cinsel organların uyarılmasına, cinsel birleşmeye doğru ilerleriz. Cinsel birleşme yaşamayan çiftlerin sevişmeleri genellikle daha uzundur ve daha çeşitli uyarılar içerir. Çiftin cinsel yaşamına cinsel birleşmenin eklenmesiyle, sık yapılan bir hata tüm sevişmenin birleşme odaklı hale gelmesi, diğer tüm uyarıların ihmal edilmesi, ön sevişmenin bazen tamamen yok olmasıdır. Oysa ön sevişme kadınlar için olduğu kadar erkekler için de önemli ve gereklidir.

    Çok kısa veya çok monoton ön sevişme, her iki cinsel eşin de hem yeterince uyarılmasını hem de alabileceği kadar haz almasını engelleyen, üstelik çoğu kez bir sonraki sevişmeye isteği azaltan bir durumdur.

    Kadınlar da erkekler de cinsel ilgi ve istek duyarak sevişmeye başlar, kendilerinin ve cinsel eşlerinin uygun uyarılarıyla cinsel açıdan uyarılır, zevk alır, erkeklerde penis sertleşir, kadın cinsel organlarında ıslanma oluşur. Erkek ve kadının cinsel fizyolojilerinde bazı farklar vardır. Kadınlar genç ve deneyimsiz oldukları dönemlerde daha geç uyarılırlar, hangi uyarılardan nasıl etkilendiklerini, hangi uyaranlara nasıl cinsel yanıtlar verdiklerini öğrendikçe daha kolay uyarılmaya ve orgazm olmaya başlarlar. Erkekler gençken ufak uyaranlarla hızla uyarılabilirken, yaşları ilerledikçe, uyaranlara duyarlılıkları azalır, cinsel yanıt ortaya çıkabilmesi için daha fazla ve daha çeşitli uyarana gereksinim duymaya başlarlar. Çok genç bir erkeğin penisi sadece düşündüğünde ya da ufak bir beden parçası gördüğünde sertleşirken, orta yaşlarda ön sevişme sırasında okşanıp uyarıldığında, daha ileri yaşlarda ancak doğrudan penisine dokunulduğunda sertleşebilir. Kadınlar da erkekler de cinsel açıdan uyarılıp sevişmeyi sürdürdüklerinde, el uyarısı, oral seks, sürtünme veya cinsel birleşme ile orgazm olabilirler.

    Birlikte girişilen cinsel etkinliklerde, eşlerin eşit ve aktif katılımları, herkesin bu etkinlikten haz almasını arttırıcı olacaktır. Birçok kişi okşanmak kadar, okşamanın da haz yaratacağını bilmemektedir. Yaygın yanlış inanışlar, erkeklerin etkin, okşayan, uyaran rolünü vurgularken, kadınların tamamen edilgen, okşanan, uyarılması gereken konumda kalmasını besler. Cinsel ilişkide her eşin  %50 katılımı ideal iken, toplumumuzda kadınların sevişmeye katılımı %0 – 30 arasında değişmektedir. Oysa hem erkeklerin de sevilip okşanmaya gereksinimi vardır, hem de kadınlar sevişmeye ne kadar aktif olarak katılırlarsa cinsel hazları o kadar artabilir.

    Eşlerin her biri kendisinin ve eşinin bedenini, cinsel uyaranlara verdiği cinsel yanıtları ne kadar iyi tanıyorsa, ne kadar içten ve açık bir cinsel iletişim kurulabiliyorsa, ön sevişme ne kadar uzun ve renkliyse, eşlerin sevişmeye eşit katılımları ne kadar fazla ve çeşitli ise, sağlıklı ve iki eş için de doyumlu bir cinsel yaşam kurulması da o kadar kolaylaşacaktır.

    Türk Doğal Taşları Vietnam’a Sanaldan Ulaşacak

    0
    Güzelliğin Sırrı Vegan Yaşam Tarzında

    Yıllık 1.9 milyar dolarlık doğal taş ihracatıyla dünya üçüncüsü olan Türk doğal taş sektörü, dünya liderliği hedefine ulaşmak için pandemi döneminde fiziki fuar ve ticaret heyeti organizasyonları durunca dijital pazarlamaya yöneldi.

    Doğal taş ihracatında Türkiye’nin lideri Ege Maden İhracatçıları Birliği, 17 Türk doğal taş ihracatçısı firmayla 20 Vietnamlı ithalatçıyı Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle 24-26 Kasım 2020 tarihlerinde “Vietnam Sanal Doğal Taş Sektörel Ticaret Heyeti”nde buluşturdu. 191 ikili iş görüşmesine sahne olan organizasyonda, Türk doğal taş ihracatçıları, arttırılmış gerçeklik teknolojisiyle doğal taşlarını ithalatçılara tanıttı.

    Türk doğal taş sektörünün 2020 yılının Ocak – Ekim döneminde 184 ülkeye 1 milyar 394 milyon dolarlık ihracat yaptığı bilgisini veren Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya, Türk doğal taş sektörünün daha fazla ihracat yapabilecek potansiyele sahip olduğunu, bu potansiyeli ortaya çıkarma çabası içinde olduklarını, “Vietnam Sanal Doğal Taş Ticaret Heyeti”nin bu potansiyeli ortaya çıkarabilme açısından çok önemli olduğunu kaydetti.

    105 dolara ihracatçılarımızla Vietnamlı ithalatçıları buluşturduk

    Vietnam’ın 100 milyona yakın nüfusu ve yıllık yüzde 7’nin üzerinde büyüme ortalamasıyla 340 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasılaya sahip bir ülke olduğu bilgisini veren Kaya, tarihin en büyük serbest ticaret anlaşması RCEP’e (Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık) geçtiğimiz günlerde dahil olan ASEAN ülkesi Vietnam’ın doğal taş ithalatının sürekli artarak 175 milyon dolara ulaştığına işaret etti. Başkan Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle firmalarımızın sadece 105 USD ödeyerek bu organizasyonda yer almasına olarak sağladık. Türkiye, dünya doğal taş ihraç pazarından yüzde 11 pay alırken, Vietnam’ın doğal taş ithalatından aldığımız pay yüzde 2’nin altında. Hedefimiz Vietnam’ın doğal taş ithalatından daha fazla pay almak. Sanal ticaret heyeti organizasyonunda çok verimli ikili iş görüşmeleri yaptık. Önümüzdeki dönemde Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle sanal sektörel ticaret heyeti organizasyonlarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

    Doğal taşlar arttırılmış gerçeklikle tanıtıldı

    Pandemi nedeniyle fuarlar, sektörel ticaret heyetleri ve seyahatler iptal olduğundan bu yana doğal taş ihracatçıları, taşlarının dokularını ve tasarım detaylarını müşterilerine sunma imkanı bulamıyordu.

    EMİB Başkanı Mevlüt Kaya, Vietnam Sanal Doğal Taş Ticaret Heyeti organizasyonunda dünyadabir ilke imza attıklarını, arttırılmış gerçeklik teknolojisiyle modellenmiş 3 boyutlu firma stantlarını ithalatçılarla buluşturduklarının altını çizdi. Kaya, “Bu sayede Vietnam’daki müşteriler cep telefonlarından gerçek boyut, renk ve yüzey işlemlerini içeren stantları bulundukları yerde sanal olarak canlandırarak, görsel ihtiyaçlarını gidermiş oldu. Dijitalleşmenin sunduğu bu avantaj doğal taşlarımızın ihraç edilme olasılığını arttırıyor” diyerek sözlerini noktaladı.

    Vietnam Sanal Doğal Taş Sektörel Ticaret Heyetine katılan firma temsilcilerinden görüşler

    Yurdakul: “Bizim için yeni bir deneyim oldu”

    Vietnam Sanal Doğal Taş Ticaret Heyetine katılan STONEXT YAPI TAŞI SAN.VE TİC.A.Ş. firması ortağı Özlem Yurdakul, izlenimlerini şu şekilde özetledi: “İlk sanal ticaret heyetimiz olması sebebiyle öncellikle böyle yeni bir deneyim yaşamış olmaktan ötürü çok mutluyuz . Sınırlı bir bütçe ve zaman ayırarak , binlerce km ötedeki bir pazarla bu şekilde temasa geçip pazarın firmamız için uygun olup olmadığını gözlemleyebilmemizi büyük bir avantaj olarak görüyoruz.”

    Sıdar: “Güzel bir organizasyondu”

    Bumerang Mermer San. Ve Tic Ltd Şti. firması ortağı Gülsün Sıdar, Vietnam Sanal Doğal Taş Ticaret Heyeti Organizasyonunda, 13 firma ile ikili iş görüşmesi yaptıklarını, 2 ithalatçı firma ile yaptıkları görüşmelerin olumlu sonuçlanmasını bekliyoruz. Bizim açımızdan güzel, tatmin edici bir organizasyondu, diğer ülkeler için de düzenlenmesini talep ediyoruz.

    Bayralı: “İşlenmiş doğal taş ithal eden Avrupa ülkeleriyle devam etmeli”

    Century Stone Dış Ticaret Ltd. Şti. firması ortağı Işıl Bayralı, “10 Vietnamlı ithalatçıyla ikili iş görüşmesi yaptık. 3 tanesinin ticari bağlantıya dönüşmesini umuyoruz. Çok pratik ve uygun maliyetli bir organizasyon oldu. Ege Maden İhracatçılarıBirliği’nden önümüzdeki süreçte, işlenmiş doğal taş ithal eden Avrupa ülkelerine sanal ticaret heyeti organizasyonu yapmasını istiyoruz:”

    Baş: “5 görüşmemizin ticari bağlantıya dönüşmesini bekliyoruz”

    EGE ANTİK MERMER SAN.TİC.LTD.ŞTİ. Satış Temsilcisi Durmuş Ali Baş: “Vietnam Sanal Doğal Taş Ticaret Heyeti genel olarak verimli geçti. Görüşme yaptığımız firmalarla ileride iyi ilişkiler kurabilme ihtimalimizi oldukça yüksek buluyoruz. Hali hazırda Türk taşlarımızı projelerinde değerlendiren , Vietnam pazarında ürünlerimize yer veren firmalar olması gayet mutlu ediciydi. 15 firma ile B2B görüşmeleri gerçekleştirdik. 5 tanesinin ticari ilişkiye dönüşeceğine inanıyoruz. Faaliyette emeği geçen herkese teşekkürler.”

    Koronavirüs Hastalıklarına Güç Veren Beslenme Önerileri

    0
    Koronavirüs Hastalıklarına Güç Veren Beslenme Önerileri

    Koronavirüs vaka sayıları her geçen gün artarken, test sonucu pozitif çıkan bireylerin beslenme düzeninde dikkat etmesi gereken kurallar her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Hastalığın bağışıklık sisteminin gücüyle yakından ilişkisi artık herkes tarafından biliniyor.

    Bağışıklığı güçlü tutmak için ise en doğru yol sağlıklı bir beslenme düzeninden geçiyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, koronavirüs hastalarının beslenme düzeninde dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

    Tüm besin ögelerini içeren diyetler tercih edilmeli

    Koronavirüs testi pozitif çıkmış ve tedavi sürecinde olan bir kişinin en temel ihtiyacı, tüm besin öğelerinin olduğu ve çeşitlilik içeren bir diyet uygulamasıdır. Et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, meyve, sebze, kurubaklagil, tahıl ve yağlı tohumların olduğu bir beslenme örüntüsü bu süreçteki güçlü bağışıklık için olmazsa olmazlardandır. Tüm besin öğeleri dengeli şekilde tercih edilmeli, mümkün olduğunca doğal içerikler kullanılmalıdır. Kilo verme sürecindeyken virüse yakalanan bireylerin çok düşük kalorili ve eksik besin öğeleri bulunan diyetleri bırakması önemlidir. Bu dönemde vücudun yeterli ve dengeli beslenmesini sağlayabilecek ihtiyacın tamamını karşılayabilecek dengeli diyetler uygulanmalıdır.

    Günde en az 2 litre su tüketiminin tedavideki yeri çok önemli

    Testi pozitif olan ve tedavisi başlayan bireyler mevsimine uygun taze meyve, sebze tüketmeye özen göstermelidir. Diyet planı tüm besin öğelerini içermelidir. Tamamen doğal besinlerden yararlanılmalı, yoğun katkı maddesi içeren besinlerden kaçınılmalıdır. Bu süreçte kesinlikle ihmal edilmemesi gereken nokta sıvı tüketimidir. Günde en az 2 litre sıvı tüketimi, hastalıkla savaşan bedeninizin toksinlerini atması için oldukça önemlidir.

    Bu besinlerden uzak durun!

    Bu dönemde yapılacak en büyük hata, boş karbonhidrat kaynaklarını yoğun tüketmektir. Basit şeker ve şerbet içeren besinler, ağır yemekler, ateşle temas ederek pişen besinler, fast food gibi gıdalar, alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır.

    Bu vitamin ve minerallerle koronavirüsü yenin

    Koronavirüs tedavi sürecinde bedenimizin tüm vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Özellikle bir besin grubu veya öğesi kurtarıcı nitelik taşımaz. Tam anlamıyla sağlıklı beslenme için her bir besin öğesi günlük beslenmede yer almalıdır. Buna nazaran azami ölçüde mutlaka alınması gereken besin öğeleri A, C, D ve E vitamini, selenyum ve çinko mineralleridir. Yağlı tohumlar, önemli miktarda E vitamini, çinko ve selenyum içermektedir. Bu nedenle gün içinde fındık, badem, ceviz tüketilmelidir. C vitamini kaynağı olan turunçgiller her gün mutlaka yenmelidir. Yeterli A vitamini alımı ve güçlü bir bağırsak florası için çözünür ve çözünmez lifler, tam tahıllı besinler ve sebzelerden yeterli düzeyde alınmalı, kefir, yoğurt, turşu, sirke gibi fermente gıdalar diyet içerisinde yer almalıdır. Ihlamur, adaçayı gibi bitki çayları boğaz enfeksiyonu yoğunsa zencefil eklenerek tüketilebilir. D vitamini koronavirüs ile ilgili önemli araştırmalara konu olan bir vitamindir. Ancak doktor onayı olmadan alınması ve kullanılması risklidir. D vitamini preparatları kullanımı için de hekime danışılmalıdır.

    Belirtisiz atlatıyor olsanız da ağır egzersizlerden kaçının

    Covid pozitif bireylerde egzersiz semptomlara bağlı değişiklik göstermelidir. Eğer yoğun kas ağrıları ve ateş varsa egzersiz yapılmamalı, daha çok dinlenmeye zaman ayrılmalıdır. Ateşin olduğu durumlarda egzersiz vücut ısısını artırarak hastalık seyrini ağırlaştırabilir. Hafif semptomlu veya semptomsuz şekilde geçiriliyorsa, düşük tempolu egzersizler yapılabilir. Yoğun egzersiz programlarından kaçınılmalıdır. Yumuşak pilates bantlarından destek alınarak kas gruplarını çalıştırmaya yönelik egzersizler veya hava sirkülasyonu olan bir odada yürüyüş yapılabilir. Yürüyüş bandı bulunuyorsa günlük 20- 30 dk. yavaş tempolu yürüyüşler yapılabilir. Egzersiz vücuda hala güçlü olduğunu hatırlatan önemli bir aktivitedir.

    Koronavirüs en çok yorgunluğu seviyor

    Bağışıklığı güçlendirmek; yeterli uyku, egzersizin eşlik ettiği bir yaşam, dengeli ve kaliteli bir diyet ile mümkündür. Bunlar bağışıklık sistemi bir puzzle gibi düşünüldüğünde olmazsa olmaz, bulunmadığında da bütünü bozan parçalar gibidir. Koronavirüs en çok yorgunluğu sevmektedir. Özellikle bedensel yorgunluklar bu sürede en az indirilmeli, uyku için ayrılan süre artırılmalıdır. Günlük ortalama 8 saat uyku uyunmalı ve mümkünse uyku hijyenine önem verilmelidir. Beden ve zihin, yeteri kadar dinlenirse kendini çok daha iyi yenileyebilir. Egzersiz yapılabildiği ölçüde hafif olarak muhakkak her gün tekrar edilmeli, sağlıklı kişiler için mümkünse açık ve geniş alanlarda, koronavirüs tedavi sürecinde ise evde düzenli şekilde yapılmalıdır. Bağışıklığın en önemli unsurlarından olan beslenme için, eğer kişilerin sürekli dışardan yemek yeme veya fast food tüketme alışkanlığı varsa veya sık sık öğün atlanıyorsa bu alışkanlıklar hızlıca değiştirilmelidir.

    Giyilebilir Sanat Ankara’da

    0
    Giyilebilir Sanat Ankara'da

    Ünlü ressam Ergin İnan’ın resimlerinin Hatice Gökçe’nin tasarımlarıyla hayata geçen koleksiyonu Ankara’da sanat severler ile buluşuyor.

    Canvas Art Gallery Ankara’da sergilenecek özel koleksiyonda 30’dan fazla tasarım bulunuyor. Ünlü ressam Ergin İnan’ın resmettiği Hatice Gökçe’nin ipek kumaşa yansıttığı koleksiyon moda ve sanatın eşsiz birleşimini yansıtıyor. Resimlerin, erkek ve kadınlar için kumaşa yansıtıldığı giyilebilir sergi sofistike moda zevkini yansıtıyor. Renklerin ahengi ve teması ile de dikkat çeken ürünler aynı zamanda sanat zevkini yansıtan çizgileri ile de dikkat çekiyor.

    Yusufçuk, İpek Kumaş İle Hayat Buluyor

    Ünlü ressamların ellerinden çıkan sanat eserleri terzi inceliği ile tuvalden sonra giyilebilir hali ile tekrar hayat buluyor. Ressam Ergin İnan ve moda tasarımcısı Hatice Gökçe, Canvas Art Fashion koleksiyonunda tuvalde biriken bir sanat deneyimini, bedeni kaplayan kalıplara sığdırıyor. İnan’ın tablolarını referans alan Gökçe, 60’lardan beri süregiden “giyilebilir sanat” kavramına “buralı” bir karşılık verirken resim çerçevesine bu sefer kendi kumaşını geriyor. Ergin İnan’ın eserlerinde bulunan yusufçuk imgesi Hatice Gökçe’nin ipek kumaşlarında hayat buluyor. Ergin İnan’ın Mevlana’nın Mesnevisi’nden esinlenerek tuvaline yansıttığı eski yazı alıntıları Hatice Gökçe’nin kumaşında sanat ve modayı harmanlıyor.

    İnternet Üzerinden Erişim Mümkün

    4 Aralık- 4 Ocak tarihlerinde Ankaralıların beğenisine sunulacak sergide yer alan koleksiyona www.canvasartfashion.com adresinden incelemek mümkün. Pandemi dolayısıyla ziyaret edemeyen sanat tutkunlarının da düşünüldüğü sergide koleksiyon hikayesi ile birlikte paylaşılıyor. Yeni yıl öncesi hediye alışverişlerinde kalıcı ve hikayesi olan armağanlar tercih etmek isteyenleri buluşturacak olan sergi her giysinden 10 adet üretilmiş olması nedeni ile de anlam taşıyor. Sanatçı Ergin İnan’ın ıslak imzası ile sınırlı sayıda üretilen her bir ürün sertifikalı şekilde teslim ediliyor.

    “Pandemi ve Yalnızlık” Her Yönüyle Ele Alınacak

    0
    “Pandemi ve Yalnızlık” Her Yönüyle Ele Alınacak

    Üsküdar Üniversitesi’nde ikincisi bu yıl gerçekleşecek olan Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu’nun ana konusunu “Pandemi ve Yalnızlık” oluşturuyor. 4-5 Aralık 2020 tarihlerinde düzenlenecek sempozyumun davetli konuşmacıları yurtiçi ve yurtdışından farklı alanlardan katkılar sunmak üzere bir araya gelecek bilim insanı, akademisyen, gazeteci ve sanatçılardan oluşuyor.

    Her konuşmacı, kendi çalıştığı alandan ve kendi bakış açısıyla yalnızlığı pandemi bağlamında ele alarak önemli tartışmalar sunacak ve önemli soruları gündeme getirecek.

    Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenecek Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu, “Pandemi” başlığı altında gerçekleştirilecek. Pandemi sürecinin yalnızlığa etkileri her yönüyle ele alınacak.

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aileler ve Yalnızlık” konusunu ele alacak

    Tüm dünyayı etkileyen pandeminin en büyük etkisinin yalnızlık olduğunu belirten Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sempozyumun ilk oturumunda “Aileler ve Yalnızlık” başlıklı sunumunu yapacak.

    Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Korona Yalnızlığı”nı anlatacak

    Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Sempozyum Koordinatörü Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Korona Yalnızlığı”başlıklı sunumuyla değerlendirmelerde bulunacak.

    Pandeminin psikolojik etkilerini anlatacaklar

    Sempozyumun ilk oturumundaÜsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Doç. Dr. Gül Eryılmaz, “İlişkide Yalnızlık”; Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, “Ergen Yalnızlığı ve K-Pop”; Uzman Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Pandeminin Ailede Yalnızlığa Etkisi”ve Uzman Psikolog Aslı B. Bhais, “Bağımlılık-Yalnızlık İlişkisi” başlıklı sunumlarıyla katılacak.

    Pandemi ve yalnızlık her yönüyle ele alınacak

    Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Yalnızlığın Politik Psikolojisi” ile ilgili bir konuşma yapacak. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Pandemide İleri Yaş Riskleri: Yalnızlık tercih mi? İstenmeyen sonuç mu?”; Üsküdar Üniversitesi’nden Dr. Mert Akcanbaş,“Küresel Güvensizlik ve Yalnızlık” ve Psikolog İdil Arasan Doğan, “Yaşlılıkta Yalnızlık ve Sosyal Destek” başlıklı sunumlarıyla önemli katkılarda bulunacak.

    Prof. Dr. Erol Göka: “Yalnızlık ve Özlem”

    Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Psikiyatrist Prof. Dr. Erol Göka, “Yalnızlık ve Özlem” başlıklı konuşmasında yalnızlık ve özlem ilişkisini pandemi sürecini de ele alarak tartışacak.

    Prof. Dr. İbrahim Sirkeci, “Pandemi ve Göçmenin Yalnızlaşması”nı ele alacak

    LondraRegent’s Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Sirkeci ise “Pandemi ve Göçmenin Yalnızlaşması” başlıklı sunumunda koronavirüs salgını nedeniyle sınırların kapandığı, ekonomilerin durma noktasına geldiği dönemini mülteci ve göçmenler açısından çok zorlu bir süreç olduğunun altını çizerek saptamalarda bulunacak.

    Prof. Dr. Gönül Bünyatzade: “Yalnızlık ve Yaratıcılık

    Azerbaycan Milli İlimler Akademisinden Prof. Dr. Gönül Bünyatzade “Yalnızlık ve Yaratıcılık”, Kanada Montréal Üniversitesi’nden akademisyen Dr. Floris Van Vugt ise “Senkronize Hareket Ederek Video Konferansında Kişilerarası Yakınlığı Teşvik Etme” başlıklı sunuşunda, yabancılaşmanın ve ayrışmanın arttığı günümüz dünyasında iletişim kurmanın, dinlemenin, anlamanın önemini ve bunun çevrimiçi bağlantılarda nasıl sağlanabileceğini tartışacak.

    Dr. Orhan Aras: “Avrupa’nın Pandemi ve Yalnızlıkla İmtihanı”

    Sempozyuma Almanya’dan katılan Yazar Dr. Orhan Aras da “Avrupa’nın Pandemi ve Yalnızlıkla İmtihanı” başlıklı konuşmasında yalnızlığın farklı algılanma biçimlerinden ve farklı görünümlerinden dem vurarak karşılaştırmalı bir tartışma yürütecek. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Akif Okur’un “Yalnızlığın Politik Ekonomisi ve Türk Evi: Salgından Nereye?” başlıklı sunumu ile katılacağı sempozyumda St. Petersburg Bekterev Tıp Merkezinden psikolog Dr. Olga Rubçova “Pandemi Döneminde Dünya: Kaygı Salgını ve Depresyon” başlıklı sunumunda karantina sürecinde insanlarda artan aşırı stress durumuna dikkat çekecek.

    Yalnızlık ve pandemi her yönüyle değerlendirilecek

    Sempozyumda ayrıca gazeteci Özay Şendir, “Pandemi Yalnızlığı ve Medya”; fotoğrafçı, yönetmen ve senaryo yazarı Murathan Özbek ise “Pandemi, Sanat ve Yalnızlık” başlıklı konuşmasında yalnızlık-pandemi ilişkisini sanat penceresinden farklı bir boyutuyla ele alacak.

    Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jyldyz Urmanbetova, “Sosyal Dışlanma ve Yaratıcılık Bağlamında Yalnızlık”; Dr. Baver Demircan, “Yalnızlık: Pandemi Bir Olanak Olabilir Mi?”; Rusya Devlet Başkanlığı Ulusal Ekonomi ve Kamu Yönetimi Akademisi’nden Doç. Dr. Kristina İvanenko, “Yeni Yalnızlık: Pandemi Sosyal İlişkileri Nasıl Değiştirdi?” Düzce Üniversitesi’nden Dr. Cihan Ertan ve Araştırma Görevlisi Özge Sarıalioğlu, “Sahne Kapandığında: COVİD-19 Pandemisi ve Sahne Sanatları Aktörlerinin Yalnızlık Deneyimleri” başlıklı sunumlarını yapacak.

    Sempozyumu takip etmek isteyenler, Üsküdar Üniversitesi Yalnızlık Sempozyumu sayfası üzerinden kayıt yaparak sempozyuma çevrimiçi olarak katılım sağlayabilecek.