Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 145

    “Meme Kanseri Görülme Yaşı Gün Geçtikçe Düşüyor”

    0
    “Meme Kanseri Görülme Yaşı Gün Geçtikçe Düşüyor”

    MEME kanseri günümüzde kadınlarda en sık rastlanan kanser türü ve gün geçtikçe de daha genç yaşlarda görülüyor. Gelişmiş ülkelere oranla ülkemizde meme kanseri görülme yaşının daha düşük olduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, genç yaşta görülen meme kanserinin, ileri yaşa oranla daha hızlı ilerleyebileceği ve tekrarlama olasılığının da fazla olabileceği uyarısında bulundu.

    Yaşamının herhangi bir döneminde yaklaşık her 8 kadından biri meme kanseri ile karşılaşırken ileri yaş hastalığı olarak bilinen bu kanser türü 40 yaşın altında görülme sıklığı artış gösteriyor. Bu nedenle 20’li yaşlardan başlayarak her genç kadının kendi kendine elle muayeneye başlaması gerektiğine işaret eden Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal “Özellikle aile öyküsü varsa ve tümör şüphesi olan kadınlarda, 40 yaşından genç olsa bile mamografi çektirmeli” dedi.

    GENÇ YAŞTA GÖRÜLEN MEME KANSERİ ÜREME SAĞLIĞINI DA ETKİLİYOR

    Meme kanserinin yüzde 25’i menopoz öncesi dönemde, bir diğer ifadeyle doğurganlığın olduğu yıllarda geliştiğinin altını çizen Prof. Dr. Neşet Köksal, “Genç yaşlarda görülen meme kanseri tedavisi kadının üreme sağlığını etkiliyor. Meme kanserinin kendisinin değil, uygulanan yöntemlerin ve ilaçların yumurtalık fonksiyonlarına olumsuz etkileri olabiliyor” dedi.  

    “Meme kanserinin giderek daha genç yaşlarda görülmesi ile evlilik ve çocuk sahibi olma yaşının yükselmesi, meme kanseri hastalarının üreme sağlığı ve doğurganlıklarının devam edip etmeyeceği konusunda akıllarında soru işaretleri doğmasına neden oluyor” diyen Prof. Dr. Neşet Köksal, şu bilgileri verdi: 

    “Özellikle “alkilleyici ajanlar” adı verilen bazı kemoterapi ilaçları kadınlarda akut yumurtalık yetmezliği veya erken menopoza yol açabiliyor. Bu ilaçların erkeklerde ise geçici veya kalıcı azospermi, yani canlı sperm olmamasına olabiliyor. Kemoterapi sırasında veya sonrasında sıklıkla kadınlar adet göremez ve yumurtalık fonksiyonları azaldığı için erken menopoz belirtileri görülür. Tedavi bittikten sonraki iki yıl içinde, kadınların çoğu yeniden adet görmeye başlar. Ancak hastaların adet görmeye başlaması, doğurganlık potansiyeli açısından yanlış değerlendirmelere yol açmamalıdır. Adet görme ve doğurganlık arasında mutlak bağlantı yoktur. Hastanın düzenli adet görmemesi doğurganlığın olmayacağı anlamına gelmeyeceği gibi tersine adet görmesi de doğurganlığı garanti etmez. Bazı meme kanserleri östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonlarına duyarlı tümörlerdir. Bu tür meme kanseri olan hastalarda en azından belirli bir süre, bu hormonların etkisini azaltmak amacıyla bir takım ilaçlar kullanılır. Hormonal tedavi adıyla kullanılan bu ilaçların da üreme sağlığı üzerine olumsuz etkileri olabilir.”

    “OLABİLDİĞİNCE MEMEYİ KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Özellikle memenin tamamının alındığı durumlarda kadının psikolojik olarak etkilenebildiğini dolayısıyla cinsel yaşamanın da olumsuz etkilenebildiğini söyleyen Prof. Dr. Neşet Köksal, bu nedenle olabildiğince memenin korunduğu cerrahi yöntemleri uygulamaya çalıştıklarına işaret ederek “Memenin tamamının alınması zorunlu olduğundaysa değişik yöntemlerle yeni bir meme oluşturulmaya ve böylece organ kaybı nedeniyle oluşacak olumsuz psikolojik etkiler ortadan kaldırılmaya çalışılıyor” diye konuştu.

    “MULTİDİSİPLİNER BİR YAKLAŞIMLA ÇALIŞILMALI”

    Meme kanseri tedavisinde sağ kalımı artırmak temel amaçtır ancak bunun yanı sıra hastaların yaşam kalitelerini yükseltmek de bir o kadar önemlidir” diyen Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, sözlerini şöyle noktaladı: “Bu nedenle meme kanserli genç hastaların üreme sağlığı ile ilgili gereksinimleri dikkate alınmalı ve multidisipliner yaklaşımla ilgili branşların bir arada çalışması gerekiyor. Meme kanserinin biyolojik yapısının daha iyi anlaşılmasıyla birlikte ilaç tedavisinde her geçen gün birçok gelişme yaşanıyor. Hedefe yönelik ilaçlar meme kanserinde başarıyla kullanılmaya başlanıp, kemoterapinin etkinliği artarken, üreme sağlığı da dâhil, oluşturduğu yan etkiler azalmıştır. Üreme dönemindeki hastalarda kemoterapi esnasında yumurtalıkları baskılayan bazı ilaçlar verilerek kemoterapiden daha az etkilenmesi sağlanıyor. Tüm bunların yanı sıra yumurtaların veya spermlerin elde edilmesi, canlılığının ve işlevlerinin korunması, geliştirilmesi konusunda çalışmalar, arayışlar da devam ediyor.”

    Zahmeti Az, Lezzeti Çok: Beyti Sarma Tarifi

    0
    Zahmeti Az, Lezzeti Çok: Beyti Sarma Tarifi

    Kebapçılarda yemelere doyamadığımız o beyti kebaplar… Şimdi kebapçılardan daha lezzetli, üstelik daha ekonomik bir şekilde evde yapabileceğiniz nefis bir tarifle tanıştıracağız sizi. Karşınızda: Beyti sarma.

    Beyti Sarma Tarifi İçin Malzemeler

    • 400 gramdana kıyma
    • 1 adetyumurta
    • 1/3 adetıslatılmış ekmek içi(ya da 5 yemek kaşığı galeta unu)
    • 1/4 demetince kıyılmış maydanoz
    • 2 dişrendelenmiş sarımsak
    • 1 çay kaşığıkarabiber
    • 1 çay kaşığıkimyon
    • 1 çay kaşığıtoz kırmızı biber
    • 2 yemek kaşığızeytinyağı
    • 1 tatlı kaşığıtuz
    • 4 adetyufka
    • 2 adet büyük boyrendelenmiş domates
    • 1 tatlı kaşığıdomates salçası
    • 1 çay kaşığıkarabiber
    • 2 yemek kaşığızeytinyağı
    • 1 kaseyoğurt
    • 6 yemek kaşığıeritilmiş tereyağı

    Beyti Sarma Tarifinin Püf Noktası

    Yufkaları iki kat koymamızın sebebi köfteleri kaldırmaları. Tek kat kullanıldığı durumlarda yufkalarda yırtılmalar yaşanabilir. Yufkaların kurumaması için aralarına ve üzerlerine bolca eritilmiş tereyağı sürmeniz önemli. Köfteleri hafif kalın bir şekilde yapın, böylelikle kurumalarını da engellemiş olursunuz.

    Beyti Sarma Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Tüm köfte malzemelerini bir kabın içerisine alın.
    2. Malzemeler birbirleriyle bütünleşene kadar güzelce yoğurun.
    3. Yoğurduktan sonra üzerini streç filmle sararak buzdolabında 20 dakika dinlendirin.
    4. Dinlenen harçtan orta boylarda bir kebaba yetecek kadar et alın. Hafif kalın olacak şekilde kebap gibi uzunlanmasına bir şekil verin.
    5. Pişirme kağıdı serili fırın tepsisinin üzerine dizin ve 190 derecede ısıtılmış fırında kontrollü bir biçimde 10 dakika kadar pişirin.
    6. Köftelerin üzeri kızarıp içleri piştiğinde fırından alın ve oda sıcaklığında bir süre ılımaya bırakın.
    7. İki adet yufkayı bir tezgaha serin aralarına ve üzerlerine tereyağı sürün. Köfteleri tek sıra şekilde dizin. Güzelce sarın.
    8. Geriye kalan köfteleri de diğer yufkalarla sarın. Tüm yufka ve köfteler bitene kadar bu işlemi yapın.
    9. Sardığınız köfteleri orta kalınlıkta olacak şekilde dilimleyin. Tekrar pişirme kağıdı serili fırın tepsisine aktarın ve üzeri kızarana kadar 5-10 dakik arası pişirin.
    10. Domates sosun malzemelerini bir tencereye alın ve koyulaşana kadar pişirin.
    11. Koyulaştığında ocaktan alın, bir süre soğuttuktan sonra beyti sarmaların üzerine gezdirin.
    12. Tabağın ortasına yoğurt koyarak sarmaları servis edin.

    Beyti Sarma Tarifinin Servis Önerisi

    Üzerine maydanoz serpebilir, yoğurdun üzerine toz kırmızı biber serpebilirsiniz.

    Ayakkabıya Can Veren Sektör 63’üncü Kez Bir Araya Geliyor

    0
    Ayakkabıya Can Veren Sektör 63’üncü Kez Bir Araya Geliyor

    Dünya pazarının en önemli aktörlerini buluşturan Türkiye’nin tek ayakkabı yan sanayi fuarı AYSAF, bu yıl 63’üncü kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. 500’ün üzerinde firmanın ayakkabı makinaları, aksesuarlar, tekstil ürünleri, kalıp, taban, topuk, küf, kimyasallar, ham deri, suni deri ve deri işleme makinelerine dair ürünlerini sergileyeceği fuarı, 4 günde 20 binin üzerinde sektör profesyonelinin ziyaret etmesi bekleniyor.

    Türkiye’nin tek ayakkabı yan sanayi fuar olan AYSAF – Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı, devletin ve Uluslararası Fuarlar Birliği’nin (UFI) belirlediği yeni normale dönüş kriterleri kapsamında bir dizi önlem ile kapılarını açıyor. CNR Holding kuruluşlarından Pozitif Fuarcılık tarafından Türkiye Ayakkabı Sektörü Araştırma Geliştirme Vakfı (TASEV) ve Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) iş birliği, T.C. Ticaret Bakanlığı ve KOSGEB desteğiyle organize edilen fuar, 18 – 21 Kasım 2020 tarihleri arasında CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak. Bu yıl 63’üncü kez sektörü buluşturacak olan Türkiye’nin tek, Avrasya’nın ise en büyük ayakkabı yan sanayi fuarında, sektöre dair yeni ürün ve teknolojiler görücüye çıkarılacak.

    4 günde binlerce ziyaretçi ağırlanacak

    Aksesuar ve tekstil ürünlerinden kalıp, taban, topuk, küf, kimyasallar, bitmiş ve yarı mamul ham deri, suni deri ve deri işleme makinelerine kadar sektöre yönelik tüm yenilikçi ürünlerin tanıtılacağı fuar, bu yıl yerli ve yabancı 500’ün üzerindeki firmaya ev sahipliği yapacak. 60 bin metrekarelik alanda düzenlenecek Türkiye’nin tek ayakkabı yan sanayi fuarını, 4 günde binlerce sektör profesyonelinin ziyaret etmesi bekleniyor.

    2 milyar dolarlık ihracat hedefine yan sanayi ile ulaşılacak

    Türkiye’de 12 bine yakın işletmeyle 300 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, fuar süresince gerçekleştireceği B2B ikili iş görüşmeleriyle, küresel arenadaki ağırlığını bir üst seviyeye taşıyacak. 150 milyar dolarlık dünya ayakkabı pazarındaki rolünü her geçen gün belirginleştiren Türk ayakkabı sektörü, ayakkabı yan sanayinin de katkısıyla 2023 yılında 2 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmayı hedefliyor.

    Fuarlara katılımda HES kodu zorunluluğu

    Her yıl yılda gerçekleştirdiği 40’ın üzerinde fuar ile sektöre yön veren CNR Holding, yeni normalleşme döneminde fuarlarda katılımcı ve ziyaretçilerin sağlığını güvence altına alarak, olası risklerin bertaraf edilmesi için devletin ve Uluslararası Fuarlar Birliği’nin (UFI) belirlediği yeni normale dönüş kriterleri kapsamında bir dizi önlem aldı. Buna göre; fuara giriş ve çıkış noktaları yeniden düzenlendi. Fuar girişlerinde vücut ısısı kontrolü yapılırken, aynı zamanda havalandırma sistemlerinde harici hava kullanılarak içerideki hava sürekli temiz tutuluyor. Aynı anda fuar alanında bulunan kişi sayısı sınırlandırılırken, fuara girişlerde katılımcı, ziyaretçi ve görevlilerin HES kodu sorgulaması yapılıyor.

    Pandemiyle Dikiş Makinesi Satışları İkiye Katlandı

    0
    Pandemiyle Dikiş Makinesi Satışları İkiye Katlandı

    Pandemi döneminde birçok insanın hobi arayışı ve mevcut hobilerini geliştirmek istemesi sebebiyle dikiş makinesi satışlarında patlama yaşandı. Sektördeki pazar payının yüzde 90’ına sahip olan Singer Türkiye, 2020 yılı Ocak- Ekim dönemi satışlarını yüzde 58 oranında artırırken, e-ticaret gerçekleştirdiği web sitesindeki üye sayısını da yüzde 79 oranındaki artışla 420 bine ulaştırdı.

    Pandemi sürecinde insanların evlerine kapanarak hobi arayışına girmesiyle birlikte, dikiş makinesi satışları da ikiye katlandı. Kıyafet, ev mefruşatı ve kendi maskesini dikmek isteyenlerin artmasıyla birlikte dikiş makinesi sektörünün Türkiye’deki ve dünyadaki pazar payı da genişledi. Türkiye’deki pazarın yüzde 90’ına sahip olarak sektörde lider konumda yer alan Singer Türkiye’nin bir önceki yıl 200-250 bin adet olan dikiş makinesi satışları Ocak Ekim 2020 arasında yüzde 58 artış kaydetti. Singer Türkiye Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak, satın almaların büyük ölçüde online satış kanallarından gerçekleştiğini belirtti. Web sitelerine giriş sayılarının 2019 yılında ortalama 260 bin kişi civarında olduğunu belirten Parlak, “2020 yılının aynı döneminde ziyaretçi sayılarımız 420 bine yaklaştı. Yeni üye sayılarımızdaki artış da yüzde 79 civarında seyrediyor.

    Web sitemize girişlerin yüzde 78’i cep telefonundan gerçekleşirken yüzde 21’i ise masaüstü bilgisayardan gerçekleşti. Ortalama sitede ziyaretçi olarak bulunma süresi 3 dakikaya yakın görünüyor. Dünya genelindeki pazar lideri Amerika’nın satışlarına da baktığımızda 2020 yılında 2019 yılına göre web sitesi ziyaretçi trafiğinde yüzde 80 oranında artış bulunduğunu gözlemliyoruz. Elektronik makinelerin satışlarında ise yüzde 41 oranında artış mevcut” diye konuştu.

    Beyaz yakalı çalışanlar da dikiş dikmeye başladı

    Tüketici kitlesinin pandemi öncesi dönemde ağırlıklı ev hanımlarından oluştuğunu söyleyen Parlak, pandemiyle birlikte home office çalışan ve evde geçirdiği vakti artan beyaz yaka çalışanların da portföylerine eklendiğine dikkat çekti. Dikiş hobisinin yalnızca ev hanımlarının ilgi odağı olmaktan çıkarak, vaktini keyifli geçirmek ve bir uğraş edinmek isteyen kişilerin de önceliği olduğunu belirten Parlak, “Bunun yanı sıra yıllardır sosyal medya, okullar ve kurslara yaptığımız yatırım da bu dönemde genç dikiş severlerin artması olarak bize geri döndü. Gençler de evde kendilerine verimli vakit geçirebilecek bir uğraş aradılar ve özellikle mevcut kıyafetlerini dönüştürerek, bu süreci geçiriyorlar.

    Aldığımız geri dönüşler ve müşteri memnuniyeti araştırmalarımız pozitif yönde bulunuyor. Dikiş makinelerimiz inovatif özelliklerle sürekli yenileniyor ve her zevke uygun ürünlerimiz bulunuyor. Kullanım kolaylığı ve ergonomik özellikleri de sürekli geliştirdiğimiz için mevcutta dikiş makinesi sahibi olup kullanan insanlar da yenilikleri merakla takip ederek yeni alımlar gerçekleştiriyor. Bu doğrultuda yükselen bir trendle satışlarımızın artmaya devam edeceği düşüncesindeyiz” dedi.

    EBA TV’deki Moda Tasarım dersleri Singer makineleriyle gerçekleşiyor

    Günümüz dünyasında gelişen teknolojilerin etkisiyle dikiş makinelerinde yenilikçi çalışmalar gerçekleştiren Singer Türkiye, meslek liselerinde Moda Tasarım Teknolojileri bölüm derslerine de konu olmaya başladı. Bölüm öğretmenleri tarafından Singer dikiş makineleri kullanılarak yapılan çekimler, uzaktan eğitim platformu olan EBA TV’de ders videoları olarak izlenebiliyor. İlgili bölüm öğrencileri EBA TV’de Singer makineleriyle gerçekleştirilen uygulamalı dersleri detaylı bir şekilde takip edebiliyor. Daha önce benzer bir iş birliğini Halk Eğitim Genel Müdürlüğü ile de gerçekleştiren Singer Türkiye meslek liselerinin ardından, farklı eğitim kurumlarıyla da iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyor.

    Deprem Görüntülerine Dikkat! Travmayı Canlandırabiliyor

    0
    Deprem Görüntülerine Dikkat! Travmayı Canlandırabiliyor

    Depremle ilgili sosyal medyada yayınlanan görüntülerin depremi birebir yaşayan kişiler üzerinde travmatik etkilere yol açabileceğini belirten uzmanlar, bu tür paylaşımlara karşı hassasiyet gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, bu görüntülerin yıllar sonra bile hatırlatma yaparak travmayı yeniden yaşatabileceği uyarısında bulunuyor.

    Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Psikolog Serkan Elçi, İzmir depreminin ardından ortaya çıkan görüntülerin depremi yaşayan kişilerde olumsuz etkilere yol açabileceğini, bu görüntülerin daha dikkatli bir şekilde kullanılması gerektiğini söyledi.

    Fotoğraf ve görüntüler o anları hatırlatıyor

    Yaşanan depremin ardından ortaya çıkan görüntülerin travmatik etkileri ve travmanın sonrasındaki tetikleyicilerin bilinmesinin de çok fazla önemli olduğunu kaydeden Serkan Elçi, “Bu süreçte ortaya çıkan görüntüler, videolar, fotoğraflar ilerleyen dönemlerde insanların hayatında var olan yaşanmış travmaların ve acıların tekrar tekrar yaşanması anlamına gelmektedir” diye konuştu.

    Geçmişe gitmek ciddi rahatsızlık veriyor

    Özellikle yaşanan travmatik olayların, olayı birebir yaşayan kişilerin hayatlarında hep hatırlanacağını vurgulayan Serkan Elçi, “Zaten olayın yıldönümleri başta olmak üzere hep bu olayı hatırlayacaklar. Gündelik yaşamlarında da zaman zaman olayı hatırlatan durumlarla karşılaşacaklardır. Fakat kişilerin örneğin bir arama motorunda yazdıkları zaman kendilerinin o halleriyle ilgili video ve fotoğrafları görmeleri, fotoğrafların karşılarına çıkması çok ciddi rahatsızlık vermektedir” dedi.

    Tetikleyici görüntüler sakıncalıdır

    Travmaların yaşanmasının ciddi bir problem olduğunu kaydeden Serkan Elçi, “Bu travmaları tetikleyici görüntülerin tekrar tekrar ortaya çıkması sakıncalıdır. Belki iyi niyetle yapılan paylaşımlar zamanla hataya dönüşebilir. Bu hatalardan kaçınmaya özen gösterelim ve kişilerin bu travmalarını tekrar tekrar yaşamasını engellemiş olalım” uyarısında bulundu.

    Her travma içinde bir yas barındırıyor

    İzmir depreminin ardından geçen zamanla birlikte kişilerin travmatik süreçlerinin ele alnmasının oldukça önemli olduğunu kaydeden Serkan Elçi, “Travma sonrası stres bozukluğu dediğimiz rahatsızlık, belli bir zamanın ardından gelişen ve kişinin ruhsal durumundaki düzelmelerin yaşanmadığı süreçlere verdiğimiz bir addır. Aslında her travma bir kayıptır ve her kayıp da içinde yası barındırır” dedi.

    3 aydan fazla süren yasta uzmana başvurulmalı

    Yas dönemlerinde kişilerin göstermiş olduğu belli başlı tepkiler olduğuna da dikkat çeken Serkan Elçi, “Bunlardan bazıları öfkedir, pazarlıktır, depresif oluş yani çökkünlüktür ve daha sonra kabullenme sürecine geçilir. Dolayısıyla kişilerin bu dönem içerisinde öfkesinin, isyanının, pazarlığının ve depresif çöküş içerisinde olması oldukça normaldir. Fakat 3 ayı geçkin bir süreye rağmen hala benzer tepkiler gösteriliyorsa o zaman bir uzmandan destek alınması gerekmektedir” uyarısında bulundu.

    Psikolojik sağlamlık ve sosyal destek önemli

    Travma sonrası stres bozukluğunun önlenmesinde psikolojik sağlamlığın önemine işaret eden Elçi, “Bu süreçlerin içerisinde tabii ki olayların anlayışı, kişilerin algılayışı ve psikolojik sağlamlık oldukça önemlidir. Bir kişinin travma sonrası stres bozukluğuna yakalanmaması için mücadele ettiği o stres faktörlerine yönelik, koruyucu faktörlerinin de oldukça fazla olması gerekir. Bu koruyucu faktörlerin içinde sosyal desteğin de oldukça önemli olduğunu söylemek gerekir” dedi.

    23. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı

    0
    23. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı

    İlki 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Son Günü etkinliği kapsamında 1998 yılında gerçekleştirilen Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı’nın* yirmi üçüncüsünde yeniden bir araya geliyoruz.

    Türkiye’de kadına yönelik erkek şiddetine karşı mücadele veren kadınların en geniş platformu olan Kurultay kadın örgütlerinden, yerel yönetimlerden, kamu kurum ve kuruluşlarından gelen kadınların katılımıyla Zoom platformu üzerinden çevrimiçi olarak gerçekleşecek.

    Türkiye’nin her yerinde kadına yönelik erkek şiddetiyle mücadele eden bizler Kurultay’ı bu yıl Pandemide Şiddet, Bakım Emeği ve Eşitlik Mücadelesi başlığı altında, 7-8-9-10 Kasım tarihlerindegerçekleştireceğiz. Kurultayın ilk gününde düzenlenecek oturumlardan ilki Pandemi, Ev İçi Emek ve Cinsiyetçi Sosyal Politikalar başlığı ile yapılacak. Bu oturumda Melda Yaman “Pandemi, Yoksullaşma ve Şiddet”, Zehra Keleş “Sosyal Politika, Devlet ve Aile”, Yasemin Dildar ise “Pandemi ve Ev İçi Emek” başlığı ile sunum yapacak.

    Kurultay’ın ikinci oturumu ise Uygulamalar Bağlamında Sığınaklar, Da(ya)nışma Merkezleri Ve İstanbul Sözleşmesi Bağlamında Mücadele Stratejileri başlığı ile yapılacak. Bu oturumda Kadının İnsan Hakları ve Yeni Çözümler Derneği’nden Berfu Şeker “Bir Mücadele Aracı Olarak İstanbul Sözleşmesi” başlıklı sunumu yapacak. Mor Çatı’dan Zuhal Güreli’nin yapacağı Uygulamalar Bağlamında Sığınaklar, Da(ya)nışma Merkezleri sunumunun ardından düzenlenecek forumda kurultay bileşenleri ve alanda çalışan kadınlar karşılaştıkları sorunları ve bunlara karşı geliştirdikleri çözümleri paylaşacaklar. Kurultay’ın ikinci günü atölyelerle devam edecek. Son gün ise atölye sonuçları paylaşılarak Kurultay Sonuç Bildirgesi taslağı hazırlanacak.

    Kurultay’ın birinci günü sunulacak tebliğler ve ikinci günü gerçekleştirilecek atölye çalışmaları aracılığıyla, bilgi ve deneyimlerimizi de paylaştığımız tartışmalar yürüteceğiz. 3 gün sürecek Kurultay, Kurultay Sonuç Bildirgesi’nin taslağının hazırlanmasıyla son bulacaktır. Kurultay sonuç bildirgesi 25 Kasım’da siz basın mensuplarıyla paylaşılacaktır.

    Arzu Sabancı’dan Gençlere “Bağımsızlık Her Zaman Moda” Mesajı

    0
    Arzu Sabancı’dan Gençlere “Bağımsızlık Her Zaman Moda” Mesajı

    Yeşilay Dergisi Kasım sayısının kapağını moda tasarımcısı Arzu Sabancı’ya emanet etti. Modaya duyduğu tutkuyla bilinen ve tasarımını da bu tutkusundan yola çıkarak hazırlayan Sabancı, tasarım eskizlerini “Bağımsızlık her zaman moda” mottosuyla derginin kapağına taşıdı.

    Yeşilay’ın 100 yıldır bağımlılıklar konusunda değerli çalışmalar yürüttüğünü belirten Arzu Sabancı okuyucuya mesajını şu sözlerle iletti:

    “Ben de ailem ve arkadaşlarım tarafından ‘“tam bir Yeşilaylı’ olarak anılıyorum ve bundan da gurur duyuyorum. Yeşilaylı olmak, benim için sağlıklı ve iyi yaşamak, bağımlılıklardan uzak olmak anlamına geliyor. Gençlere hayattan keyif alabilmenin herhangi bir maddeye bağımlı olarak değil; çalışarak, üreterek, hobiler edinerek sağlanabileceğini hatırlatmak istiyorum. Özellikle akranlar arasında kabul görmek ve popüler olmak için, bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımına yönelim olabildiğini biliyoruz. Ancak hiçbir şey bağımsızlıktan daha değerli ve anlamlı değil. Hem modaya hem de bağımlılıklardan uzak bir yaşama gönül vermiş biri olarak ‘bağımsızlığın her zaman moda olduğunu’ vurgulamak istiyorum. Hepimiz biliyoruz ki, günümüzde artık iyi ve sağlıklı yaşamanın kendisi bir trend haline geldi. Ben de gençlere bağımlılıklardan uzak yaşamanın önemini her fırsatta hatırlatıyorum ve eğer trendleri takip etmek istiyorsanız, öncelikle bağımsızlık modasını takip edin, Yeşilaylı olma ruhunu hissedin diyorum.”

    Yeşilay Dergisi dopdolu bir içerik sunuyor

    Sağlıklı beslenme dosyasının yer aldığı dergide, doğru beslenmenin önemi, beslenme alışkanlıklarında ailenin rolü, yeme bozuklukları, gıda güvenliği gibi konularda uzman isimlerin görüşleri yer alıyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, dergiye verdiği röportajda mucize besin olmadığını vurgulayarak iyi yaşam önerilerini paylaşıyor. Sağlık, yaşam, kültür alanlarında zengin bir içerik sunan Yeşilay Dergisi’nde Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Murat Karahan’ın röportajının yanı sıra Fahrelnissa Zeid’in portresi, sinemanın başrolde olduğu şehirler gibi ilgi çekici haberler de yer alıyor.

    100’üncü yılda her ay farklı bir isim tasarlıyor

    Yeşilay, 100’üncü yaşı boyunca dergi kapağını her ay ünlü bir isme emanet etmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda ilk olarak usta ressam Devrim Erbil’in Haliç’i resmettiği çok sevilen eseri derginin Mart sayısının kapağında yer alırken, Nisan sayısının kapağını sevilen şarkıcı Aydilge, Mayıs sayısının kapağını Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu tasarladı. Haziran kapağında ünlü sanatçı Ahmet Güneştekin’in “Cennette Bir Gün” adlı eseri yer aldı. Temmuz sayısının kapağında iki kez dünya şampiyonluğuna ulaşan ilk Türk kadın tekvandocu İrem Yaman yer aldı. Ağustos sayısının kapağında ise ünlü sunucu Tülin Şahin yer aldı. İyi ve sağlıklı yaşamın destekçisi Yeşilay, Eylül sayısı kapağını T.C. Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’ya ve Ekim sayısı kapağını Prof. Dr. Aziz Sancar’a emanet etti.

    Türkiye’nin bin sayıyı geride bırakan ilk aylık dergisi Yeşilay Dergisi’nin bin 42’inci sayısına yesilaymarket.com ve Turkcell Dergilik’ten de ulaşılabiliyor.

    Koton’dan ‘Şimdi Herkese Saygı Moda’ Duruşu

    0
    Koton’dan ‘Şimdi Herkese Saygı Moda’ Duruşu

    Koton’un “Şimdi herkese saygı moda” sloganıyla yayına giren yeni reklam kampanyası, aynı zamanda markanın tüm sürdürülebilirlik çalışmalarını topladığı ‘Yaşama Saygı’ mottosuna vurguda bulunuyor.

    Koton, önyargıların oluşturduğu tüm etiketlemelere karşı bir duruş olarak “Etiketleri Çıkar” sloganını reklam filmine taşıyor ve trendlere öncülük eden projelerine bir yenisini daha ekliyor.

    Özellikle gençlerin giyim alışkanlıklarının toplumda belirli etiketlerle yargılanması ve kendilerini özgürce ifade edebilme ihtiyaçlarının bir ifadesi olarak “Şimdi Herkese Saygı Moda” sloganı ile hazırlanan kampanya, Koton’un tüm sürdürülebilirlik çalışmalarının kaynağı olan ‘Yaşama Saygı’ mottosundanbesleniyor.

    Etiket Fabrikası ile sembolize edilen kalıp yargıların ve giydikleri yüzünden insanları etiketlemeye son vermenin ancak insanların birbirine saygı duymasıyla gerçekleşebileceğini, yine sembolik etiketleri yırtılarak gözler önüne seriyor.

    Reklam filminde vurgulanan önyargılar ve etiketler, gençlerin giyim seçimlerini belirleyen kodları anlamak için 15-27 yaş aralığındaki gençlerle yapılan 9 ayrı focus gruptan elde edilen sonuçlara dayanıyor. İşe eşofmanla giden, kış aylarında beyaz giyen, başörtülü, göbeği açık bluz veya dar jean giyen gençler “Fazla göze batıyorsun”, “Gece gece böyle mi çıkacaksın” gibi kalıp cümlelerle karşılaşıyor. Reklam filminde bu yargılar “Yakışmaz ki bize hiç bir etiket, yapışmaz ki” sözleriyle cevaplanıyor.

    Kampanyanın devam filmlerinde yer alacak sözcüler de, giyim ve yaşam tercihleri nedeniyle çeşitli önyargı ve etiketlenmelerle karşılaşmışisimlerden oluşuyor. Milli tekvandocu Kübra Dağlı, sosyal medya fenomenleri Özgür Deniz Cellat ve Ceren Yaldız “Etiketleri Çıkar” söylemiyle mesajı bütünleyerek söyleme katkıda bulunuyor.

    Koton, güçlü bir strateji ve bütüncül bir yaklaşımla ele aldığı sürdürülebilirlik çalışmalarında, bundan sonra atacağı daha büyük adımların da işaretini veriyor.

    www.koton.com

    In Street’den “Muhteşem Fırsat Günleri”

    0
    IN STREET Renkli modelleri ile Sonbahara Enerji Katıyor

    Dünyaca ünlü spor markalarının en yeni ve uygun fiyatlı ürünlerini sunan In Street, 7-12 Kasım tarihleri arasında instreet.com.tr’de “Muhteşem Fırsat Günleri” ile cazip fırsatlar sunuyor. Hem şık hem sportif olmak isteyenlerin bir numaralı adresi In Street, tekstilden ayakkabı ve çantaya kadar geniş ürün koleksiyonu ile spor giyim tutkunlarını, “Muhteşem Fırsat Günleri”e bekliyor.

    Hayatın her anında rahatlıkla kullanabileceğiniz, her türlü hava koşuluna uyumlu spor ayakkabı modellerinde etiketin yarısı yüzleri güldürüyor. Yürüyüş, dağ ve kamp sporlarının en önemli tamamlayıcısı güçlü yapısıyla adından söz ettiren outdoor modellerine özgü fırsatlar ise doğa tutkunlarını sevindiriyor. Kış havasının kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladığı günlerde, su geçirmez yapısı, kalın tabanları farklı renk ve tasarımlarıyla ilgi çeken bot modelleri de favoriler arasında yer alıyor.

    Birbirinden iddialı ve şık tasarımları ile trendleri belirleyen dünyanın en ünlü spor giyim markaları da yüzde 40 indirim avantajı ile alışveriş severleri bekliyor. İndirim günlerinde minikler de unutulmuyor; rengarenk bağcık ve zımba detaylarıyla süslenen çocuk koleksiyonundaki botlar rahat taban yapıları ve pratik kullanımlarıyla öne çıkıyor.

    Sneaker ve spor giyime dair farklı fiyat seçeneğinde birçok model ayakkabıları bir arada bulabileceğiniz In Street koleksiyonunda; KinetixLumberjackNikeDockers by GerliAdidasPumaReebokMavi ve U.S. Polo gibi lider markaların en yeni ve cazip fiyatlı modelleri sizleri bekliyor. In Street’in “Muhteşem Fırsat Günleri”ndeki ürünleri incelemek için www.instreet.com.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.

    Doğtaş’tan Yılbaşı Sofralarına Tarz ve Uyum Dokunuşu!

    0
    Doğtaş’tan Yılbaşı Sofralarına Tarz ve Uyum Dokunuşu!

    Doğtaş imzalı yemek odalarıyla yılbaşı gecesinin en şık sofrasını siz kurun.

    Yeni yıl heyecanına geri sayım başlarken, Doğtaş imzalı yemek odası takımları, bu yıl da yılbaşı gecesi kurulacak en şık sofralarının adresi olmaya aday. Klasikten modern tarza, retrodan avangart stile uzanan geniş beğeni yelpazesindeki koleksiyonlarıyla ilgi toplayan Doğtaş, neşeyle yenilecek yılbaşı yemeklerini ziyafete dönüştürmeyi vadediyor.

    Ahşabın asaletiyle altının ihtişamı, Valentin yemek odasında mermer desenin sportif stiliyle harmanlanırken, modern ve fonksiyonel bir tarzı tercih edenlerin beğenisine sunulan Hector yemek odası yalın şıklığı ile göz dolduruyor. Gotik sanatın izlerini taşıyan, siyahın asaletiyle geometrik dokulardan ilham alan Logan yemek odası, konforun ve lüksün ihtişamını yaşamak isteyenleri ilk görüşte etkiliyor. Rafine ve karizmatik hatlarıyla dikkatleri çeken Floria yemek odası ise, fonksiyonel konforu rafine bir tasarım anlayışıyla buluşturuyor. Dairesel formların altın detaylarla zenginleştirildiği Olivia yemek odası, tabuları yıkan çizgi dışı tasarımıyla, yaşam alanlarına zamansız bir zarafet isteyenler için ideal. Trendy görünümüyle yüksek modaya hitap eden Mayer yemek odasında zarafet ve sadelik, kırık beyaz ve ahşabın dingin buluşmasında hayat buluyor.

    3.725 TL’den başlayan fiyatlarla Doğtaş imzalı yemek odalarına sahip olmak isteyen herkesi online sitesine davet eden Doğtaş, 4443 487 numaralı telefon üzerinden ücretsiz mimarlık hizmetiyle evleri yılbaşı şıklığına hazırlıyor.