Ülkemizde koronavirüs vaka sayıları düne göre düştü. 24 Eylül tarihinde açıklanan verilere göre; vaka sayısı 1721 artarak 309 bin 790’a yükseldi. 74 kişinin hayatını kaybetmesiyle toplam vefat sayısı 7 bin 785’e çıktı.
Sağlık Bakanlığı, Türkiye‘nin Günlük KoronavirüsTablosu’nu paylaştı. 24 Eylül’de açıklanan son 24 saatlik verilere göre; 1721 yeni vaka tespit edildi, vefat sayısı ise 74 olarak gerçekleşti. Böylece Türkiye’de koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 7 bin 785’e, toplam vaka sayısı ise 309 bin 790’a yükseldi.
GÜNLÜK İYİLEŞEN HASTA SAYISI 1241 OLDU
Son 24 saatte tedavisi tamamlanan 1241 hastanın daha taburcu olmasıyla toplam iyileşen hasta sayısı 271 bin 964’e yükseldi. Toplam test sayısı 9 milyon 721 bin 687, ağır hasta sayısı 1573, hastalarda zatürre oranı yüzde 6.6 oldu.
“HASTALARDA ZATÜRRE ORANI DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR”
Öte yandan Bakan Koca, koronavirüs verilerine ilişkin Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Ağır hasta sayımız 1.573’e ulaştı. Hastalarda zatürre oranı (%6.6) düşmeye devam ediyor. Bugün tespit edilmiş yeni hasta sayımız 1.721. Sağlıkçılarımız son derece özverili. Tedbirlere uyarak sağlık çalışanlarımızın yanında olalım” ifadelerini kullandı.
Geçmiş dönemlerde uzaktan eğitimin okula gitme imkânı olmayan, zamanında gitmemiş-gidememiş küçük bir kesimin ilköğretim ve lise diploması alabilmeleri için hazırlanmış bir programla sınırlı olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Selin Karabulut, “Ancak milyonlarca çocuğun, örgün ve yüz yüze eğitime katılamadığı, sadece uzaktan internet ve TV yoluyla yürütülmeye çalışılan bir sisteme ilk kez şahitlik ediyor, deneyimliyoruz” dedi.
Peki bu süreci anne-babalar yönetmeli? İşte Uzman Psikolog Selin Karabulut’un önerileri…
COVID-19 salgını önlemleri kapsamında, birçok insanın gündelik hayatı rutinlerinin değiştiğini, sosyal ilişkilerinin kısıtlandığını, alışkanlıklarının değiştiğini, konforunun bozulduğunu biliyoruz. Sosyal izolasyonun hastalığın yayılmasını yavaşlattığı, sosyal mesafeli gündelik yaşamın virüsün bulaşma riskini düşürdüğü bir gerçek. Peki bu durum yetişkinler olarak bizleri bu kadar etkilerken, iş hayatımızda, sosyal hayatımızda, gündelik hayatımızda, bedensel ve ruh sağlığımızda bu kadar değişiklik yaparken, normal şartlarda eylül ayında okula başlaması gereken milyonlarca çocuğu neler bekliyor?
Nisan ayından beri okula gitmeyen, evden eğitim-öğretim hayatına devam etmeye çalışan, hatta buna bile şansı olmayan çocuklara ne oldu? O çocuklarla birlikte evde olmak zorunda olan anne, baba, büyük anne, büyük baba veya yardımcı ablalar neler yaşıyor? Tüm bu insanları önümüzdeki süreçte neler bekliyor?
Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, bu ülkece ilk kez yaşadığımız bir durum. Geçmiş dönemlerde uzaktan eğitim, okula gitme imkânı olmayan, zamanında gitmemiş-gidememiş küçük bir kesimin ilköğretim ve lise diploması alabilmeleri için hazırlanmış bir programla sınırlıydı sadece. Televizyondan, kitaplardan, zaman içinde de internetten takip edilen müfredat ve dönem sonunda da gidilip girilen sınavlar vardı. Ancak milyonlarca çocuğun, örgün ve yüz yüze eğitime katılamadığı, sadece uzaktan internet ve tv yoluyla yürütülmeye çalışılan bir sisteme ilk kez şahitlik ediyor, deneyimliyoruz. Biz uzmanların da bu konudaki deneyimi ve bilgisi zaman içerisinde artacaktır. Şimdilik en iyi yolları, en kolaylaştırıcı ve uygun çözümleri yine bilimsel bilgilerin ışığında birlikte bulmaya çalışacağız.
İşte uzaktan eğitim sürecini yönetebilmek için anne-babalara birkaç öneri…
Televizyona, internete, bilgisayara ulaşamayan, bu verilen eğitimleri alamayan binlerce çocuk olduğu unutulmamalı. Böylece çocuğunuz sizin arzu ettiğiniz notları almadı diye üzülmezsiniz!
Uzaktan eğitim sürecinde çocukların okullarından, yani arkadaşlarından, sosyal ilişkilerinden, alıştıkları düzenden, bahçelerinden, flörtlerinden, gruplarından ve “bağımsızlıklarından” uzak kaldıkları unutulmamalı ve buna bağlı olarak canlarının sıkılmaları normal kabul edilmeli.
Uzaktan eğitimin süresini, şeklini, karşılıklı olup olmayacağını çocukların devam ettikleri okullar belirliyor. Bu programların minimal düzeyde uygunluğu tartışılmalı.
Her çocuk sosyal ortamda kendini gösteremeyebilirken bazı çocuklar ise kendini göstermek isteyebilir. Çocuğunuzun ekran başındaki performansının nasıl olduğuna dikkat edin. Bu takip çocuğu rahatsız etmeden, uzaktan yapılmalı. Çocuğa geri bildirimler sorulup öğretmenden bilgi alınmalı.
Uzaktan eğitim için evde çocuğunuzun sessiz, hareketten uzak, tek başına kalabileceği, mümkünse kulaklık kullanabileceği bir ortam yaratmaya özen gösterilmeli.
Çocukların dikkat süreleri yaşa göre değişiklik gösterebiliyor. Bu nedenle de ara vermeden, ekran başından kalkıp hareket etmeden, oyun, yemek, öz bakım, yeterli uyku gibi ihtiyaçlarını yeterince karşılamadan çocuklardan verim alınması ve dikkatlerini saatlerce işledikleri derse veya öğretmenlerine vermeleri beklenmemeli.
Verilen programlara uyum sağlamaları konusunda çocuklara destek olunmalı. Belirli saatlerde kalkmak, pijamalardan kurtulmak, ders saatlerini görünür yerlere not etmek çocuklara yardımcı olur.
Çocukların ekran başında uzun saatler geçirmelerini istemeyen uzmanlar ve veliler, şimdi bu duruma mecbur bırakıldı. Buna bağlı olarak da çocukların göz ve iskelet sağlıkları tehlikeye girecek. Bunun için dik oturmalarına, masa başında olmalarına, ekran mesafesini iyi ayarlamalarına, ders aralarında muhakkak hareket etmelerine dikkat edilmeli.
Vajinada cinsel ilişki sırasında veya sonrasında çeşitli nedenlerle ağrı oluşabilir. Bunun nedeni sürtünme, enfeksiyonlar, alerji ve yaşanan bir travma olabilir.
Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, bir kişinin cinsel ilişki sırasında veya sonrasında vajinasında neden ağrı oluşabileceği, ağrıyı hafifletmek veya önlemek için neler yapabileceği konusunda şu bilgileri verdi:
ISLANMADA EKSİKLİK
Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında oluşan ağrının yaygın bir nedeni, vajinadaki ıslanma/kayganlık eksikliğidir. Vajinada, hem kendini temizlemek için hem de kişi uyandırıldığında doğal olarak kayganlık oluşur.
Bununla birlikte, menopoz sonrası vajinal kuruluk yaygın olmasına rağmen, düşük östrojen seviyeleri bu tür ağrıların her yaşta ortaya çıkmasına neden olabilir.
Kayganlaştırılmış prezervatifler ve yağsız kayganlaştırıcılar kullanmak, seks sırasında ve sonrasında ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilir.
UYARILMA SORUNU
Bazı durumlarda, kişi kendini yeterince havaya girmiş hissetmeyebilir ya da partneriyle seks yapmaya tam olarak hazır olmayabilir.
Partneriniz uyarılmadığında veya hazır olmadığında cinsel ilişkiye girmek; ilişki sırasında ve sonrasında rahatsız edici veya acı verici hale gelebilir.
DÜŞÜK ÖSTROJEN SEVİYELERİ
Östrojen seviyeleri, ergenlik, menopoz ve hamilelik gibi bir kişinin yaşamı boyunca önemli ölçüde dalgalı seyreder.
Bu dalgalanmalar, düşük östrojenle sonuçlanabilir ve bu da seks sırasında ağrı, sıcak basması, yorgunluk veya ruh hali değişiklikleri gibi semptomlara neden olabilir.
MENOPOZ
Menopoz, vajinal kuruluğa, vajinal açıklıkta sıkılık hissine ve vajina duvarlarının incelmesine neden olur.
YARALANMA
Vajinada önceden meydana gelen yaralanmaların devam etmesi, seksin ağrılı veya rahatsız edici olmasına neden olabilir.
Örneğin iri bir bebek doğurmak vajinayı yırtabilir ve yara dokusunun oluşmasına neden olabilir, bu da cinsel ilişki sırasında ağrının oluşmasına zemin hazırlayabilir.
LATEKS ALERJİLERİ
Kişinin partneri ilişki sırasında lateks içeren prezervatif kullandığında yanma, kaşıntı ve ağrı ortaya çıkıyorsa lateks alerjisi sözkonusu olabilir.
Eğer kişinin lateks alerjisi varsa; poliizopren prezervatifler, iç prezervatifler veya poliüretan prezervatifler gibi lateks prezervatiflere alternatifler kullanması gerekebilir.
CİLT DURUMU
Kontakt dermatit gibi belirli cilt rahatsızlıkları vulva yakınında ciltte çatlamalara veya ülserlere neden olabilir. Bu çatlamalar, cinsel ilişki sırasında veya sonrasında ağrıya neden olabilir. Bir kişinin cildin reaksiyona girmesini önlemek için bazı tahriş edici maddelerden kaçınması gerekir.
Bu durum; belirli cilt bakım ürünlerinden, giysilerden ve hatta bazı kayganlaştırıcı ürünlerden kaçınmayı içerebilir.
VULVODİNİ
Vulvodini, vulvada ağrıya neden olan bir durumdur. Ağrı vajina girişinde olma
eğilimindedir. Bu durumu tedavi etmek için ilaç tedavisi veya ameliyat gerekli olabilir.
YUMURTALIK KİSTLERİ
Yumurtalık kistleri, yumurtalıklarda büyüyen sıvı dolu keselerdir. Kistler; pelvik ağrı, seks sırasında ağrı ve idrara çıkma zorluğu gibi çeşitli semptomlara neden olabilirler.
Doktorunuz, yumurtalık kistlerinin semptomlarını hafifletmek için ağrı kesiciler veya hormonal doğum kontrolü önerebilir. Kistin önemli ölçüde ağrıya neden olduğu ve gitmeyeceği daha ağır vakalarda ise ameliyat gerekli olabilir.
VAJİNİSMUS
Vajinismus, vajinal açıklık ile anüs açıklığı arasındaki kasın istemsiz olarak kasılmasına neden olur.
Vajinismus için bazı tedavi seçenekleri şunları içerir:
-Fizik tedavi
-Biofeedback / biyolojik geri bildirim
-Vajinal dilatörler (Dilatör: Kanal genişletici alet)
-Bilişsel davranışçı psikoterapi
-Gevşeme egzersizleri
-Bazı ilaçlar
VAJİNİT
Vajinit, vajinada iltihaplanmaya neden olan bakteri veya mantar enfeksiyonudur. Semptomlar kokulu akıntı, kaşıntı ve ağrı olabilmektedir.
Bakteriyel bir enfeksiyon için, bir doktor muhtemelen antibiyotik yazabilir, ayrıca mantar enfeksiyonu için antifungal ilaç yazabilir.
Çoğu kadın vajinit semptomları göstermez. Bazı durumlarda, yalnızca rutin bir jinekolojik muayene sırasında enfeksiyon kaptıkları anlaşılır.
İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI
İdrar yolu enfeksiyonu, anüsten veya deriden gelen bakteriler, üretradan mesaneye veya böbreklere gittiğinde ortaya çıkar.
İdrar yolu enfeksiyonları bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara benzer semptomlar göstermektedir. Bu nedenle, bir kişi idrar yolu enfeksiyonu geçirdiğini veya aşağıdaki gibi semptomların olduğunu düşünüyorsa doktoruyla konuşmalıdır:
-Sık idrara çıkma
-İdrar yaparken ağrı veya yanma
-İdrarda kan
MESANE İLTİHABI
Mesane iltihabı veya diğer adıyla interstisyel sistit, tahriş olmuş veya iltihaplı mesane duvarına neden olan kronik bir durumdur.
Bazı yaygın semptomlar arasında mesane veya pelvis çevresinde baskı hissi veya ağrı hissi, sık idrara çıkma ihtiyacı ve seks sırasında ağrı bulunur.
Tedaviler durumu iyileştirmez, ancak biraz rahatlama sağlayabilir. Bazı seçenekler ilaç, mesane eğitimi ve ameliyatı içerir.
MESANE SARKMASI
Pelvik taban kasları ve dokuları mesaneye destek sağlar. Zamanla veya yaralanma nedeniyle bu destek zayıflayarak mesanenin vajinaya doğru itilmesine neden olabilir.
Bazı insanlar semptomları yaşamayabilirken, bazıları yaygın olanlar vajinada ağrı, sık idrar yolu enfeksiyonları ve cinsel ilişki sırasında ağrı hisseder.
Tedaviler arasında ameliyat, pelvik tabanı güçlendirmek için tedaviler ve ilaç tedavisi yer alabilir.
KLAMİDYA
Klamidya, bazı insanlar için fark edilmeyebilen cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardandır. Doktorlar genellikle klamidyayı antibiyotiklerle tedavi eder.
UÇUK
Herpes, cinsel organlarda açık yaraların gelişmesine neden olan cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur.
Şu anda herpes için bir tedavi yoktur, ancak ilaçlar bir kişinin yaşadığı enfeksiyon sayısını azaltmaya yardımcı olabilir.
BELSOĞUKLUĞU
Belsoğukluğu da cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur. Her zaman semptomlar göstermez, ancak tedavi edilmezse kısırlık gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.
Belsoğukluğunun bazı yaygın semptomları şunları içerir:
– Vajinal akıntıda artış
– İdrara çıkma sırasında yanma veya ağrı
– Regl dönemleri arasında kanama
– Seks sırasında ağrı
Doktorlar belsoğukluğunu ilaçla tedavi edebilir. Bir kişi eğer belsoğukluğu için tedavi görmezse pelvik inflamatuar hastalığı gelişebilir.
İlaca dirençli bel soğukluğu türleri artık daha yaygındır, bu nedenle bu enfeksiyonu tedavi etmek daha da zorlaşmaktadır. Enfeksiyon tedaviye iyi yanıt vermiyorsa veya kişinin semptomları düzelmiyorsa, bir doktora başvurmak gereklidir.
LİKEN SKLEROZ
Liken skleroz, cinsel organların dış bölgelerinde deri iltihabına neden olan nadir görülen kronik bir durumdur. Genellikle ergenlik çağından önce veya menopozdan sonra ortaya çıkar.
Liken skleroz; ağrıya, yanmaya ve kaşıntıya neden olabilir. Yara izini en aza indirmeye yardımcı olmak için genellikle topikal steroidlerin kullanıldığı agresif bir tedavi gerektirir.
Liken sklerozun şu anda bir tedavisi yoktur, bu nedenle tedavi bir kişinin hayatı boyunca devam eder.
ENDOMETRİOZİS
Endometriozis, rahmin iç zarına benzer dokunun rahim dışında büyümesinde ortaya çıkar.
Belirtiler:
-Cinsel ilişki sırasında ve sonrasında ağrı
– Kısırlık
-Pelvik bölgede genel ağrı
– Sindirim sorunları
-Kanama veya lekelenme
Tedavi: Ağrı kesici ilaçlar, hormon tedavisi veya doku büyümeleri gidermek için ameliyat seçeneklerinden oluşabilir.
CİNSEL İSTİSMAR
Cinsel istismardan kurtulan bir kişi, cinselliği ağrı ile ilişkilendirebilir, bu da cinsel ilişki sırasında vajinal daralmaya ve gerginliği yaşamasına neden olabilir.
Eğer durum böyleyse, bir kişi doktoruyla konuşmak isteyebilir. Doktor kişiyi, pelvik taban kaslarındaki herhangi bir gerginliği gidermesine yardımcı olabilecek bir psikiyatrist veya pelvik taban fizyoterapiste yönlendirebilir.
NE ZAMAN DOKTORA GİTMEK GEREKİR?
Kişi kayganlaştırıcı kullanımıyla veya başka bir tedavi yöntemiyle iyileşmeyen, seks sonrası ağrılı seks veya ağrı yaşamaya devam ediyorsa, en kısa zamanda doktoruyla konuşmalıdır.
Bununla beraber, kaşıntı, yanma veya kötü kokulu akıntı gibi ek semptomlar da yaşanıyorsa mutlaka doktora görünmelidir.
Okul çağındaki çocuklar koronavirüs pandemisinden en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Özellikle okul hayatına yeni başlayan çocukların anne babaları, okulda gerekli tüm tedbirler alınsa bile “Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?” sorusunun yanıtlarını arıyor.
Memorial Şişli Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Bölümü’nden Dr. Leyla Benkurt Alkaş, okula ilk kez başlayan çocukların ebeveynlerine önemli önerilerde bulundu.
Anaokulu öğrencileri ve birinci sınıflar bu sene farklı bir sistemde okula gitmeye başladılar. Koronavirüs nedeniyle yeni eğitim-öğretim yılı ebeveynler için de farklı bir deneyim olacaktır. Okullarda çocuklara sağlık bilgisi, sosyal mesafe ve maske kullanımının önemi ya da temassız oyunlar öğretileceği bilinmektedir. Çocuklar, diğer haftalarda iki gün yüz yüze, üç gün online eğitim alacaktır. Bu noktada ebeveynlere büyük bir görev düşmektedir. Çalışan ebeveynlerin okulun bu ilk günlerinde işlerinden izin alıp; çocuğun, ev halkının, kendisinin, sistemi öğrenmesi ve uyum sürecine destek olması yerinde olacaktır. Yüz yüze eğitim için çocuğun evden ayrılmaya alıştırılması gerekecektir.
Okulun güvenli olduğu çocuğa anlatılmalı
Ebeveynlerin öncelikle kendilerinin pandemi konusunda doğru bilgi edinmeleri gerekmektedir. Bu süreçte çocuklarla birlikte maske kullanma, sosyal mesafe ve el hijyeni hakkında uygulamalı egzersizler yapmak öğretici olacaktır. Çocuklar bu dönemde kaygılı olabilir. Bu normaldir. Bu durumda ona okulun güvenli olduğu anlatılmalıdır. Çocuğa öğretmeni tarafından da ellerini nasıl temizlemesi gerektiği öğretilmelidir. Bu dönemdeki çocuklar ellerini ağzına sık götürebilir. Bunun hastalığa neden olduğu uygun bir dille çocuğa aktarılmalıdır. Ebeveynlerin bu süreçte hem çocuklarının fiziksel hem de ruhsal sağlığı konusunda dikkatli olmaları gerekmektedir. Pandemi döneminde okula gidecek çocuklar için ebeveynlere öneriler şöyle sıralanabilir:
1. Günlük ritmini düzenlemesine yardımcı olun:
Uyku, yemek, oyun saatleri okul ve ders saatleri ile uyumlu şekilde düzenlenmelidir. Ders dinlerken yemek yedirilmemelidir. Oyuncakları ders boyunca ayrı bir yerde tutulmalı ve görmemesi sağlanmalıdır.
2. Ayrılık kaygısının daha sık ve şiddetli olmasına hazır olun:
Pandemi döneminde çocuklar ebeveynleriyle daha sık zaman geçirdiği için bu sürece özellikle dikkat edilmelidir. Ailelerin kaygılı yaklaşımı, her gün haberlerdeki negatif hava, genel olarak günlük rutinlerin değişmesi çocuğun aileden ayrılmasını ve okula alışmasını zorlaştıracaktır. Özellikle ayrılık konusunda hassas olan, değişikliklerden hoşlanmayan çocuklarla mümkünse okula gidip, okulu gezmek, bahçesinde oynamak, öğretmen ve okul görevlileriyle tanışmak yararlı olacaktır. Çocuğun sınıfları görmesi, tuvalet ve lavaboların yerini bilmesi yararlı olabilir.
3. Kaygı, paniğe ve psikosomatik hastalıklara dönüşebilir:
Karın ağrıları, bulantı, baş ağrısı gibi bedensel hastalıklar okul saatlerinde çocuklarda görülebilir. Ancak hafta sonu rahatlaması, oyuna dalınca unutması söz konusu olacaktır. Bazen okula gitme, sınıfa girme anında ağlamalar, kalbinin şiddetle çarpması, titreme, renginin atması, panik halinde koşturma davranışları ortaya çıkabilir. Evde ailenin yanından hiç ayrılmama, ebeveynlerle uyumak isteme veya ağlama gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu tablo normal zamanda 2-3 hafta sürdüğünde psikiyatrik destek önerilirken, bu dönemde şikayetlerin en az 1 ay sürmesi halinde yardım alınması uygun olacaktır.
4. Çocuğunuzun okula başlamasını kutlayın:
Okula başlamanın ne kadar onur ve heyecan verici, güzel bir durum olduğu çocuğa hissettirilmelidir.
5. Özellikle ekran ve telefonları ödül olarak asla kullanmayın:
Online dersler için kullandığı alet çocuğun önceden oyun aracıysa, bu cihazın oyun uygulamalarına kapatılması doğru olacaktır. Ders ya da ödev süresi bittiğinde bu cihazda oyun oynanmamalıdır. Bunun yerine açık havaya çıkmak ya da ev oyunları oynamak daha doğru olacaktır.
6. Küçük bir çocuk olarak oyun ihtiyacını ihmal etmeyin:
Çocuğun bol bol resim çizerek duygularını, yaşadıklarını anlatmasına, okulda öğrendiklerini paylaşmasına fırsat verilmelidir. Daha çok hikaye okuyup, resimlerini anlatması için teşvik edilmelidir. Başta dikkat süresi çok kısayken giderek artacaktır.
7. Sakin, hoşgörülü ve nazik olun, çözüm odaklı yaklaşın:
Yeni öğretim şekline çocuk uyum sağlayana kadar öğretmen, çocuk ve veli arasında daha sıkı bir iletişim olması gerekmektedir. Bu nedenle çocuğun olumlu tavırları öğretmene iletilmeli, çocuk da öğretmeniyle ilgili teşvik edilmelidir. Ayrıca çocukların öğretmeni olumsuz algılamasına neden olacak şakalardan, sözlerden, davranışlardan sakınmak gerekir. Çocukları arkadaşlarının adını öğrenmesi, derste sorular sorması için bol teşvik etmek iyi olacaktır. Okuma ve yazmayı öğrenmesi konusunda ise acele edilmemesi gerekir.
8. Gelişimsel psikiyatrik hastalıklar konusunda uyanık olunmalı:
Okula başladıktan sonra, öğretmen tarafından fark edilen, çocuğun öğrenmesini ve sosyal uyumunu bozan hastalıklar konusunda aileler iyi birer gözlemci olmalıdır. Öğrenme bozukluğu, disleksi, hiperaktivite ile dikkat eksikliği, karşıt olma bozukluğu, ince motor gelişiminde gerilik, konuşma bozukluğu belirtileri görüyorlarsa okul rehberliğinden, çocuk ve ergen psikiyatristinden yardım alınması uygundur.
Ülkemizde Mart ayından beri etkili olan Koronavirüs salgını sürecinde ruhsal rahatsızlıkların çeşitlerinde artış görüldüğünü belirten uzmanlar, en çok depresyon, panik atak, bipolar ve Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) gibi hastalıkların şiddetlendiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, koronavirüs salgını önlemleri kapsamında tıbbi yardım alamayan bazı hastalarda atakların görüldüğünü söyledi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Nermin Gündüz, pandemi süreciyle birlikte ruhsal rahatsızlıkların çeşitliliğinde ve mevcut hastalardaki rahatsızlıkların şiddetinde artışlar meydana geldiğine dikkat çekti.
Ruhsal hastalık çeşitlerinde ciddi artış oldu
Mart ayından itibaren önüne geçemediğimiz ve halen devam eden, daha da önemlisi ne kadar süre devam edeceğini bilmediğimiz bir sürecin içerisinde olduğumuzu belirten Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Nermin Gündüz, “Pandemi başladığından itibaren hastalarımızla ilgili ya da yeni ilk atak ruhsal hastalık geçirenlerle alakalı çeşitlilikte ciddi bir artış gördük” dedi.
Hastanelere ulaşma konusunda pandemi döneminde birtakım kısıtlamalar getirildiğini hatırlatan Doç. Dr. Nermin Gündüz, “Devlet hastanelerinde hastalar randevusuz kabul edilmemeye başlandı. Bu da hastaların hekime ulaşmasını, randevu almasını zorlaştıran bir süreç oldu. Aslında bu uygulamanın çok mantıklı bir sebebi vardı. Altta yatan sebep pandemi döneminde bu salgının daha fazla artmasını, hastaların çok gerekmedikçe hastane ortamına gelmemeleri ve böylelikle salgının daha fazla büyümemesini engellemekti Sağlık Bakanlığının bu uygulaması, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da önerildi” ifadelerini kullandı.
Tıbbi yardım alamadıkları için ataklar başladı
Özellikle akıl sağlığı ile ilgili zayıflaması olan, zeka geriliği olan hasta grubunun normal şartlarda zor ulaştığı hekime pandemi döneminde daha zor ulaştığını kaydeden Doç. Dr. Nermin Gündüz, “Bu hastalar, psikiyatri dışında sağlık sistemi içerisindeki diğer alanlarda da uygun tıbbi hizmet almakta zorlanan gruptu. Dolayısıyla şizofreni başta olmak üzere, yargılamada ve gerçeği değerlendirme yetisinde bozukluk olan, psikotik bozukluklar grubu, bipoların özellikle ağır seyreden grupları, zeka ve davranış bozuklukları olan gruplar ile aynı zamanda demansiyel süre sebebiyle sürekli takip ettiğimiz hasta grupları bu durumdan olumsuz etkilendi. Hasta grupları hekimlerine ve dolayısıyla uygun reçeteye ulaşamadıklarında, ilaçlarını yazdıramadıklarında biyopsikososyal boyutu olan rahatsızlıkları olduğu için atak geçirmeye başlıyorlar. Bununla birlikte mevcut psikiyatri servislerinin, poliklinik ve hekim sayısı ciddi manada azaltıldığı için bu kişiler gerekli uygun tıbbi yardımı alamadılar ve ciddi sağlık sorunlar oluştu” dedi.
Panik atak geçiren hasta sayısı yükseldi
Pandemi sürecinin daha ne kadar devam edeceğinin bilinmediğini belirten Doç. Dr. Nermin Gündüz, bu durumun anksiyete ve kaygı bozukluklarını artırdığını kaydederek şunları söyledi:
“Dolayısıyla bu belirsizlik de kişileri anksiyete ve kaygı bozukluklarına yatkın hale getiriyor. Çünkü insan zihni, bir soru varsa mutlaka ona bir yanıt bulmak ister, beynin belirsizliğe tahammülü yoktur. Her şeyin belirli olmasını ister ve o belirli çerçeve içerisinde gelecekle ilgili kaygılanmak istemez, plan yapmak ister. Belirsizliğin devam ettiğini bildiğimiz bu süreçte, kaygı bozukluklarında da ciddi bir artış gördük. En başta panik atak geçiren hasta sayısında ciddi bir artış oldu. Özellikle şizofreni gibi akıl sağlığında bozulma ile ilerleyen hasta grubumuz var. Bu hastalarımız, normalde olmayan olayları olmuş gibi kabul etmelerine ve yüzde 100 bunun gerçekliğine tutunmalarına neden olan hezeyanlar yaşıyorlar. Hezeyanlarında Covid- 19’la ilgili durumlar da gördük. Mucit olduğunu iddia ederek Koronavirüs ile ilgili aşıyı bulduğunu ve Covid-19 ile ilgili görsel halüsinasyonları olan hasta grupları da var. İçinde yaşanılan travmatik süreç neyle ilgiliyse psikopatolojiye yansıması o anlamda hekimler için önemliydi.”
Uykusuzluk bipolar rahatsızlığı tetikledi
Bipolar hastalarında uykusuzluğun rahatsızlığı tetiklediğine dikkat çeken Doç. Dr. Nermin Gündüz, “İlk açıklamaların yapıldığı dönemde yoğun bir panik hali vardı herkeste ve Sağlık Bakanlığı tarafından genellikle açıklamalar akşam geç saatlerde yapılıyordu. Geç saatlere kadar bekleyen, özellikle vaka sayılarında düzenli bir artış olduğunu gören ve kaygı sebebiyle uyuyamayan hastalarımızın maalesef atak geçirdiklerini gördük. Depresyon hastalarında ‘ben kötüyüm, geçmiş kötü, bundan sonraki hayat kötü olarak, çevre kötü’ gibi dünyaya dair görüşleri, bundan sonraki süreçte her şey olumsuz olacak düşüncelerinin pekiştiğine şahit olduk” dedi.
İntihar vakalarında artış görüldü
Bu süreçte ülkemizde intihar vakalarında da artış olduğuna dikkat çeken Gündüz, “Maalesef düşünce, plan ve gerçekleşmiş boyutta intihar vakaları oldu. Hatta pandemi sürecinin ilk başlarında virüse yakalanan ve iyileşmeyeceğini düşünerek intihar eden bir hastamız oldu ve ne yazık ki hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı” ifadelerini kullandı.
OKB rahatsızlıklarında artış yaşandı
Bu dönemin ekonomik sıkıntıları da beraberinde getirdiğini ifade eden Gündüz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kısıtlamalar ve ekonomik önlemler sebebiyle çok fazla hastamız işini kaybetti. İş kaybı sebebiyle de depresyon yaşayan, depresyonu tetiklenen hastalarımız ve hatta intihar düşüncesine kapılan hasta gruplarımız oldu. Bu hastalarımıza da müdahalelerimiz oldu. Hekimler olarak bu süreçte OKB’lerin de artacağını biliyorduk ve öyle de oldu. Pandemideki düzen yani herkesin elini yıkamasının ve hijyen konusunda dikkat etmesi bir OKB hastamızın kendisini iyi hissetmesine vesile oldu. Çünkü onların hayal ettiği dünyada herkes elini yıkıyor, hijyen konusunda herkes dikkatli. Bu durum da pandemi sürecinde gerçekleştiği için eskisi kadar sıkıntı yaşamamaya başladı. Genel olarak Obsesif Kompulsif Bozukluk’ta, özellikle temizlikle ilgili vesvesesi olan hastalarda çok ciddi artış gördük. Pandemi sürecinde yeni başlayan dermotit şikayetleri olan, geçmeyen yaraları olan, çok fazla el yıkamaya bağlı olarak cildinde kaşıntı ve kuruluk oluşan, dirseklerine kadar ellerini yıkayan hastalar cildiye polikliniğinden bizlere yönlendirildiğinde ve ayrıntılı muayene yaptığımızda temizlikle ilgili vesveseleri olan grupta artış olduğunu tespit ettik.”
Son dönemde medyada çıkan, alerjik rahatsızlıklarda kişilerin kendi kanı ile yapılan tedavi yöntemi gerçekten faydalı mı? Bu tedavi; astım hastalarında ve de besin alerjisi olan kişilerde kullanılabilir mi? Riskleri nelerdir? Alerji ve Astım Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akçay, açıkladı.
Kişinin kendi kanıyla tedavi yönteminin besin alerjisinde kullanılması, ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu tedavinin, astımlı hastalarda kullanılabilmesi için yeterince çalışma yoktur. Bu yöntemin sadece, standart tedavilere cevap vermeyen ve alerji uzmanlarınca seçilmiş bazı kronik kurdeşenli hastalarda yapılması doğru olacaktır.
Kendi kanıyla tedavi nedir ve nasıl yapılır?
Kendi kanıyla tedavi yöntemi; damardan kan alınarak, kas içine enjekte edilerek yapılmaktadır. Bu yönteme, otohemoterapi tedavisi denilmektedir. Bazen de kanın serumu ayrılarak, serum kas içine enjekte edilir. Bu tedavi yöntemine, otolog serum tedavisi denilir. Bu tedavi şekillerine zaman zaman, kendi kanıyla aşılama yöntemi de denilmektedir.
Kendi kanıyla tedavi hangi hastalıklarda etkilidir?
Kendi kanıyla tedavi yöntemi, Hint tıbbında sıklıkla kullanılmakta olduğunu biliyoruz. Bu yöntem çok eskilere dayanır. Neredeyse yüz yıl öncesinde kullanılmaya başlanmıştır. Bu tedavi özellikle; otoimmün cilt hastalıkları, kurdeşen ve astım hastalığında kullanılmıştır.
Kronik kurdeşen hastalarında faydalı mı?
Bu tedavi yöntemi, özellikle kronik kurdeşen hastalarında tercih edilmektedir. Kronik kurdeşeni olan ve özellikle otoimmün kaynaklı olan tipinde sıklıkla kullanılır. Bu tür hastalarda, kurdeşene neden olan otoantijen olarak bilinen ve kurdeşene neden olan maddelerin salınmasını engelleyerek, fayda sağlamaktadır. Kronik kurdeşenli hastalardan; özellikle diğer tedaviye cevap vermeyen hastalarda, başarılı sonuçlar bildirilmiştir. Bazı çalışmalarda ise fayda sağlamadığı görülmüştür. Hangi tip kronik kurdeşenli hastanın, tedaviden fayda göreceğine ise alerji uzmanlarınca yapılan testle karar verilmektedir.
Yeterince çalışma olmadan, atopik dermatitli (egzama) hastalarda uygulanması doğru değil!
Atopik dermatitte kendi kanıyla tedavi yöntemi, daha farklı bir metotla uygulanmıştır. Hastanın kendi kanı bir ünite alınarak, bu kandan elde edilen IgG tedavisi uygulanarak yapılmaktadır. Bu yöntemle, faydalı bulan çalışmalar vardır. Ancak kronik ürtiker yöntemindeki şekliyle yapılan tedaviyle ilgili bir çalışma yoktur. Bu nedenlerle; yeterince bir çalışma olmadan, bu yöntemin atopik dermatitli hastalarda kullanılması doğru değildir.
Astım hastalarında fayda sağlar mı?
Astım hastalığında da bu yöntemin, 90 yıl önce denendiği görülmektedir. Bu tedaviyi kullanan astımlı hastalarda, düzelme olduğu bildirilmiştir. Ancak daha sonraki zamanlarda, bu tedavisinin etkili olduğunu gösteren herhangi bir çalışma yoktur. Bu sebeple; bu tedavinin astımlı hastalarda kullanılması çok uygun gibi görünmüyor, daha detaylı araştırmalara gerek vardır. Çünkü astım tedavisinde kullanılan alerji aşısı tedavisi ile, alerjik astımlı hastaların birçoğunda yaşam kalitesi fazlasıyla artmaktadır.
Besin alerjisinde kullanılması durumunda alerjik şok riski var!
Bu tedavi yöntemi, besin alerjisinin tedavisinde denenmemiştir. Bu tedavinin özellikle; alerjik şoka neden olabilecek ciddi besin alerjisinde kullanılması son derece sakıncalıdır. Çünkü bu tedavinin etkisi bilinmemekte olduğundan ve ciddi alerjik hastalarda ölümcül sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz.
Sonuç olarak; kendi kanıyla tedavi yöntemi özellikle; standart tedavilere cevap vermeyen ve özellikle otoimmün mekanizmalar sonucu gelişen kronik kurdeşen tedavisinde kullanılabilir. Ancak; astım, alerjik nezle, besin alerjisi gibi hastalarda kullanılması doğru değildir. Özellikle besin alerjisinde kullanılması, ölümcül sonuçlara neden olabilir.
İstanbul Tuzla’da maske denetimi yapan polis ekiplerinin adeta sabrı sınandı. Kimlik istedikleri motosikletli bir kurye, önce kimliğini vermeyi reddetti ardından da söylediği sözlerle polisleri tahrik etmek için her yolu denedi.
Tuzla’da polis ekipleri maske denetimi yaptı. Kimliğini vermek istemeyen bir şahıs polise, “Kimliğimi vermem. Kusura bakmayın. Sen zor kullan, o zaman görüşürüz” diyerek tepki gösterdi. Polislerin zor kullandığı şahıs daha sonra telefonda konuştuğu kişiye “Bana teşkilatın numarasını gönderin” demesi dikkat çekti.
Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan maske denetiminde, vatandaşların maske kullanımları kontrol edildi. Caddede maskesiz yürüyen vatandaşlara idari para cezası kesti. Bazı vatandaşlarda ise duruma tepki gösterdi.
“BANA TEŞKİLATIN NUMARASINI GÖNDERİN”
Caddede motor üzerinde maskesiz bir şekilde seyir eden bir vatandaş, polislere kimliğini vermemek için direndi. Polisin bütün uyarılarına rağmen maskesini takmayan şahıs kimliğini vermemekte de ısrar etti. Yüzünde maske olmayan ve zorluk çıkartan şahsı polisler gözaltına almak istedi. Gözaltına alındığı sırada telefonundan arama yapan şahıs, “Bana teşkilatın numarasını gönderin” dikkat çekti. Motor sürücüsüne idari para cezası uygulandı.
Bir başka vatandaş ise sigara içtiği için maskesini çenesinde taşıdığını ileri sürerek, “Sağlık olsun yapacak bir şey yok. Maske ile sigarayı nasıl içeceğim. Bu benim sağlığımın sıkıntısı sizi ilgilendirmez” şekline konuşması dikkat çekti.
Bursa’da belediye otobüsüne maskesiz binmeye çalışan yolcu ile şoför arasında tartışma çıktı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda otobüs şoförü, kendisine bıçakla saldıran yolcuyu elindeki çakı ile yaraladı.
Bursa’da belediye otobüsüne maskesiz binmeye çalışan yolcu ile şoför arasında çıkan tartışma arbedeye dönüştü. Kendisine bıçakla saldıran yolcudan korunmaya çalışan otobüs şoförü elindeki çakı ile yolcuyu yaraladı.
YOLCU, OTOBÜS ŞOFÖRÜNE TOKAT ATTI
Bursa’nın merkez Osmangazi ilçesi sınırlarındaki İstanbul Caddesi üzerinde meydana gelen olayda, Demirtaş – Heykel arası sefer yapan 17/D numaralı belediye otobüsü şoförü İzzet Ç. (42) yolcu almak için durakta durdu. Otobüse binmek isteyen yolcu Savaş B.’nin (30) maskesiz olduğunu gören sürücü kapıyı açmadı. Daha sonra sürücünün ısrarlı uyarıları sonucu yolcu Savaş B’nin maskesini taktığını gören sürücü, kapıyı açtı. Otobüse biner binmez hakaret etmeye başlayan yolcu, sürücüye tokat attı.
ŞOFÖR KENDİSİNİ ÇAKI İLE SAVUNMAYA ÇALIŞTI
Sakin tavırlarıyla dikkat çeken sürücü İzzet Ç., telefondan polisi arayıp, otobüsü boşalttı. Bu sırada yolcu Savaş B., bağırarak saldırmaya devam ederken, Savaş B’nin elindeki kelebek tabir edilen bıçakla saldırdığını gören sürücü, kendini korumak için yerinden ayrılmadan, çantasından çıkardığı çakı ile kendini savunmaya çalıştı. Bu arada yaşanan arbedede yolcu Savaş B., göğsünden ve kolundan bıçakla yaralanırken, kısa sürede polis olay yerine geldi. Yaralı Savaş B, ambulansla hastaneye kaldırılırken, sürücü İzzet Ç., gözaltına alındı.
Olayla ilgili olarak sürücü hakkında Burulaş tarafından idari soruşturma başlatıldı.
Çorum’un İskilip ilçesinde Kaymakam Muharrem Eligül, tebdili kıyafetle, denetim yaptı. Otobüs terminalindeki bir yazıhaneye giden Kaymakam, HES kodu olmadan görevliden bilet istedi. Ancak görevli, HES kodu olmadan bilet satamayacağını söyleyip Kaymakam’ı geri çevirdi.
Çorum’un İskilip ilçesinde Kaymakam Muharrem Eligül, tebdili kıyafet ilçe terminaline giderek HES kodu denetimi yaptı. HES kodu olmadan bilet almaya çalışan kaymakamla, işletmeci arasındaki diyalog ise dikkat çekti. Kaymakam’ın, “Abi çalışıyorum. O yüzdende HES kodu alamadım. Bir sıkıntı olur mu?” sorusuna olumsuz yanıt geldi. Bunun üzerine Kaymakam ısrar ederek görevliden tekrar bilet istedi. Ancak görevli, “O zaman kodu al gel, yarın biletini keseyim” demesi üzerine Kaymakam, terminalden eli boş döndü.
Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını kapsamında İskilip ilçesinde denetimler aralıksız devam ediyor. Denetimler kapsamında tanınmamak için gözlük takan ve tebdili kıyafetle ilçe terminaline giden Kaymakam Eligül, bilet almaya kalkıştı. Terminaldeki bir firmaya ait yazıhaneye giden Eligül, seyahat edeceğini belirterek bilet almak istediğini söyledi. Görevlinin HES kodu sorması üzerine, “Abi çalışıyorum. O yüzdende HES kodu alamadım. Bir sıkıntı olur mu?” dedi.
“KİMSE GÖRMEZ”
Firma çalışanının HES kodu olmadan bilet satışı yaptıklarında cezai işlem uygulandığını ve kod olmadan bilet satamayacağını belirtmesi üzerine Eligül, “Ben de İskilipli’yim. Parasını vereyim şuradan bir bilet ver kimse görmez” diye konuştu.
“O ZAMAN KODU AL GEL”
Denetlendiğinden habersiz olan ve Kaymakam Eligül’e ne zaman yolculuk yapacağını soran görevli, yarın yanıtını alınca, “O zaman kodu al gel yarın biletini keseyim” cevabını aldı.
HES KODU OLMAYAN KAYMAKAM, TERMİNALDEN AYRILDI
HES kodu olmadığı için bilet alamayan kaymakam Eligül, sessizce ilçe terminalinden ayrıldı.
Bilecik’te bir çocuk annesi genç kadın, arkadaşlık isteğini kabul etmediği kişi tarafından ormanlık alanda silahla vurularak öldürüldü. Genç kadını hayattan koparan şahıs da aynı silahla intihar ederek yaşamına son verdi.
Bilecik’in Bozüyük ilçesinde iddiaya göre 1 çocuk annesi Handan Bul, arkadaşlık teklifini kabul etmediği erkek tarafından silahla vurularak öldürüldü. Şahıs aynı silahla intihar ederken, genç kadın Eskişehir’de gözyaşları arasında toprağa verildi.
KONUŞMAK İÇİN BULUŞTULAR
Edinilen bilgiye göre olay, Bozüyük ilçesi Bozalan köyü yakınlarında yaşandı. Eskişehir’de ikamet eden Yusuf Uğur (30), aynı fabrikada çalışan Handan Bul (23) ile konuşmak için önceki gece otomobille Bozalan köyü yakınlarındaki ormanlık alana gitti.
ÖNCE KADINI SONRA KENDİSİNİ ÖLDÜRDÜ
Otomobilin içerisinde bir süre konuştuktan sonra genç kadını tabanca ile öldüren Uğur, aynı silahla intihar etti. Silah seslerini duyan köylüler tarafından durum jandarma ekiplerine bildirildi. Olay yerine intikal eden 112 Acil Sağlık ve jandarma ekiplerince, her iki kişinin de hayatını kaybettiği belirlendi. Eskişehir’in Odunpazarı ilçesine bağlı Orhangazi Mahallesi’nde ikamet eden Handan Bul’un cenazesi, dün otopsi işlemlerinin ardından Asri Mezarlığı’nda gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı. İntihar eden Yusuf Uğur ise bugün öğle namazının ardından yakınları tarafından aynı mezarlıkta toprağa verildi.
ARKADAŞLIK İSTEĞİNİ KABUL ETMEMİŞ
Öte yandan 3 yıl önce eşinden boşandığı öğrenilen 1 çocuk annesi Handan Bul’a, aynı fabrikada çalıştığı öne sürülen Yusuf Uğur’un bir süredir arkadaşlık teklif ettiği ancak genç kadının kabul etmediği öğrenildi. Handan Bul’un önceki gece son kez yüz yüze konuşup, artık mesaj atmaması ve aramamasını istemek için Yusuf Uğur’la buluştuğu iddia edildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.