Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 196

    Çocuklar Maskeye Nasıl Alışacak?

    0
    Çocuklar Maskeye Nasıl Alışacak?

    Çocukları uzun süre maskeyle tutmak pek kolay değil. Pandemi süresince maske kullanımı elbette çocuklarımız için de geçerli, onlar da koronavirüsten maskeyle korunacaklar.

    Alınan tedbirler ve uygulanan kısıtlamalar aşamalı olarak azaltılırken hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı çocuklara mutlaka anlatılmalı. Peki çocuklar maskeye nasıl alışacak?

    Pandemi sürecinde sokağa çıkma kısıtlaması 18 yaş altına çarşamba ve cuma günlerinde, 14.00-20.00 saatleri arasında olacak şekilde yeniden düzenlendi. Aileleriyle birlikte parklara gelen çocuklar oyun oynadı, sahilde bisiklet sürdü, piknik yaptı ve arkadaşlarıyla bir araya geldi. Maske kullanımı elbette çocuklarımız için de geçerli, onlar da koronavirüsten maskeyle korunacaklar. Bu konuya özen göstermek gerekiyor. Peki çocuklar maskeye nasıl alışacak?

    Maske koruyor

    Koronavirüsün kişiden kişiye solunum yoluyla bulaşması nedeniyle ağız, burun ve gözlerimizi korumak için çeşitli ürünler bulunuyor. Bunların en başında da sağlık maskeleri geliyor. Uzmanlar 2 yaşından büyük çocukların ağız ve burunlarını kapatmadan kalabalık ortamlara girmemesini tavsiye ediyorlar. Ancak anne ve babaların çocuklarına maskeleri takma ve takılı kalmasını sağlama konusunda sıkıntı yaşadıklarını biliyoruz. Yaz da gelirken, maskeleri nasıl yüzlerinde tutabiliriz?

    Maskeyi birlikte seçin

    Çocuğunuza maske takmasını söylemek pek bir yere varmayabilir. Maske almaya birlikte gidin ya da internetten sipariş verirken onun seçmesine izin verin. Maskeyi olduğundan daha eğlenceli hale getirmek için süslemesini önerebilirsiniz. Çıkarma yapıştırmak, yırtmayacak yumuşak kalemlerle boyamak ya da en sevdiği çizgi film karakterinin resmini koymak gibi fikirler üretilebilir. Çocuk, maskeyi kendisinin bir eşyası olarak kabul ettiğinde, üzerinde kontrolü olduğunda daha kolay benimseyecektir. Kendisi seçsin, boyasın, süslesin ve maske artık onun olsun.

    Maskenizi takın

    Çocuklarımız her zaman bizi örnek alırlar. Ayrıca maske takmanın sadece onlara uygulanan bir durum olmadığını da anlamaları önemlidir. Evin içinde, birlikte olduğunuz zamanlarda çeşitli bahanelerle maskenizi takın. Kapıyı açıp çöpü dışarı koymak gibi basit gerekçeler olabilir. Ayrıca evdeki herkesin maskesini takıp birlikte fotoğraf çektirebilirsiniz. Bu sayede çocuk, maskenin sadece kendisinin değil çevresindekilerin de taktığı bir koruyucu olduğunu anlayacaktır. Çocuklarınızın yanında maskeden şikayet etmeyin, rahatsız ve sinir bozucu olmasından bahsetmeyin, çünkü çocuk bu duygularınızı da örnek alacaktır.

    Maskeyi günlük basit bir olaya çevirin

    Maske ne kadar büyük bir mesele olursa çocuklar da o kadar korkacaklardır. Oysa maske onların gözünde basit, zaten sürekli hayatımızda olan, alelade bir şeymiş gibi görünmelidir. Maskenin yaratabileceği tehditleri ortadan kaldırmaya çalışın. Evin içinde gündelik aktivitelerin bazılarını maskeyle yapın, mesela telefondan video seyretmek ya da balkonda oynamak gibi… Maskeyi takma süresini her defasında biraz daha uzatın, önce 5 dakika, sonra 15 dakika ve yarım saat… Yüzünden maskeyi çıkartıp atmasından çok takmasını özendirmeye çalışın.

    Neden maske taktığımız hakkında konuşun

    Neden maske taktığımızı bilmek çocuklar için önemlidir, anladıkları şeyleri daha kolay kabul ederler, önemini kavrarlar. Onlardan nedensiz bir şey istemiyoruz. Bizler bu maskeyi takarak birbirimizi koruyoruz, anne çocuğunu koruyorsa çocuk da annesini ve babasını korur. Ailemize hastalık girmesini istemeyiz, öyle değil mi? Ses tonu yumuşak olmalı ve kesinlikle korkuya neden olmadan, bunun geçici bir süreç olduğunu ve maskeyi taktığı sürece hepimizin güvende olacağını anlatabilirsiniz. Eğer fazla soru sorarsa ve çocuğunuz küçükse gereksiz detaylara girmeyin, sürecin onlarda kaygıya neden olmasını ancak böyle engelleyebiliriz.

    Sokaktaki büyükler de maske takıyor

    Parkta oynarken, sokakta yürürken etrafında herkes maske takıyor olacak. Bunu görmek çocuğun kendisini tehdit altında ve yalnız hissetmesini engelleyecektir. Maskeli insanların ne kadar çok olduğunu görmesi, maskeyi takmaya ikna olmasına yardımcı olabilir.

    Maskenin rahatsızlık vermediğinden emin olun

    Sadece “Maske rahatsızlık veriyor mu?” diye sormak yeterli değil. Eğer maskesini çok seviyorsa zaten hayır diyecektir, maskeyi takmak istemiyorsa da evet cevabı verecektir. Kulaklarının arkasında, burnunun üzerinde, yanaklarında maske izi olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Maske takarken nefes almakta zorlanıp zorlanmadığını da gözlemleyebilirsiniz. Tam olarak yüzüne oturmadığını da kenarlardaki açıklıklardan anlayabilirsiniz. Bunun ayakkabı almaktan çok fazla farkı olmadığını düşünün.

    Baskı yapmayın

    Hastanelerde çeşitli hastalıklar nedeniyle sürekli maske takmak zorunda olan çocuklarda karşılaşılan bir durum, bazıları maske takamıyor, rahatsızlık hissediyorlar. 3 yaşından küçük çocuklar ise maskenin anlamını kavrayamadıklarından takmıyorlar. Bazı çocuklar ise psikolojik olarak itiraz etmeye meyillidirler. Çoğunlukla çocuklar karşılaştıkları tepkiye göre reaksiyon gösterirler. Bu gibi durumlarda zorlamanın bir faydası olmayacaktır. Her defasında ne kadar ilerleyebildiğinize bakmaya çalışın. Eğer maske takmaya ikna edemiyorsanız, sosyal mesafeyi öğretmeye çalışın.

    En az 2 metre mesafeyi koruyun

    Çocukların serbest oldukları zamanlarda, mevsim olarak da uygun olduğu için açık alanlarda yürüyüş, bisiklet, scooter, top oynama ve piknik gibi aktivitelerin seçilebileceğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, “En az 2 metre mesafeyi korumak koşulu ile sosyal temas kurulabilir. Bu durumda maske kullanılması uygun olur. Çocukların mümkünse kendi oyuncakları ile oynaması sağlanmalı. Oyun parklarındaki ortak oyuncaklar ile oynanıyorsa el hijyeni sağlanmalı ve elini ağzına götürmemesi için maske kullanılmalı. Kapalı oyun alanlarından uzak durulmalı” dedi.

    Parkta maske takılmalı, yiyecekler evden getirilmeli

    Başka çocukların varlığında maskenin kullanılmasının uygun olduğunu dile getiren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, Sosyal mesafenin korunması çok önemli. Kaydırak veya salıncak gibi ortak kullanılan oyuncakları sırayla ve belli mesafeyi gözeterek kullanmaları, yakın temastan kaçınmaları ve el temizliğinin sık sık yapılması uygun olur. Bu konuda mutlaka öncesinde, basit ve anlaşılır şekilde neden dikkat etmeleri gerektiği de, çocukları korkutmadan anlatılmalı” hatırlatmasında bulundu.

    Açık alanlarda vakit geçirilirken açıkta satılan yiyecek ve içecek tüketilmemesi gerektiğine de dikkat çeken Dr. Ebru Gözer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuklarınızla birlikte parklarda veya açık alanlarda vakit geçirirken mümkünse yiyeceklerinizi evden getirin, kapalı ve hijyenik olarak yanınızda bulundurun. Yeme ve içme öncesi yine el temizliği sağlanmalı. Restaurant, cafe, AVM gibi alanlarda çocukları kontrol etmek zor olacağı için bu alanlardan da uzak durulmalı”…

    Küçük çocuklara sevdiği çizgi film karakterlerinden maske dikilebilir

    Çocuklar parkta oynarken maske takmalarının önemli olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, “Özellikle küçük çocukları özendirmek için sevdikleri çizgi film karakterlerinin resimleri ile hazırlanmış maskeler kullanılabilir. Anne ve babalar bu konuda yaratıcılıklarını kullanarak bez maskeler dikebilirler” açıklamasında bulundu.

    Ağız ve burnu içine alacak, çocuğun yüzü ile uyumlu büyüklükte, lastikli maskelerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Dr. Ebru Gözer, “Maskenin lastiklerden tutup çıkarılması ve rastgele ortalığa atılmaması gerektiği çocuğa öğretilmeli. Anne-baba ve eşlik eden büyükler de maske kullanımına özen göstererek çocuklara örnek olmalılar. Özellikle küçük çocuklarda özendirmek için sevdiği çizgi film karakterlerinin resimleri ile hazırlanmış maskeler kullanılabilir. Anne ve babalar bu konuda yaratıcılıklarını kullanarak bez maskeler dikebilirler” önerisinde bulundu.

    Ebeveynler eve girince hijyene dikkat etmeli

    Dengeli, sağlıklı beslenme ve yeterli uyku uyumasına özen gösterilerek D vitamini, C vitamini (sebze ve meyveler ile) ve çinko takviyesinin bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olduğunu vurgulayan Dr. Ebru Gözer, “Bu süreçte işe gidip gelen ebeveynler özellikle çalıştıkları ortamın şartlarına göre kendilerini korumak konusunda azami özen göstermeli. Maske, gerektiğinde eldiven ve sosyal mesafenin korunması gibi. Eve geldiklerinde evin girişinde bir yerde giysilerini çıkarmalı, eller dirseklere kadar ve yüz iyice yıkanmalı, gerekirse duş alınmalıdır. Tüm bunlar sonrasında evdekiler ile yakın temas kurulmalıdır” dedi.

    Çocuklara Yeşil Sebze Yedirmenin 5 Yolu

    0
    Çocuklara Yeşil Sebze Yedirmenin 5 Yolu

    Ancak her sebze gibi yeşillikleri de yedirebilmek bazen oldukça zor olabiliyor. Bazen yeşil sebze yerine yeşil cipsler görmek hoşlarına gidebilir! Bunun için 8 dakikalık bir zaman dilimi yeterli olacaktır…

    Çocuklarımızı zorlayarak bir yere varamıyoruz, o zaman yeşil yapraklar ve sebzeleri yedirmenin başka yollarını deneyebiliriz. Biraz yaratıcılık, çocuklarımızı daha kolay ikna etmeye yardımcı olabilir.

    İşte çocuklara yeşil sebze yedirmenin 5 yolu

    1- Şeklini değiştirin

    Sebzeler ve yeşillikler görüntüleri itibariyle cazip gelmeyebilir. O zaman biz de şekillerini ve hatta renklerini değiştiririz.
    Tabaktaki sebze ve yeşillikleri farklı renklerdeki soslarla kamufle etmek işe yarayabilir.

    İşte bir örnek: Pembe salata!

    2 kaşık balsamik sirke, 1 kaşık zeytinyağı, çeyrek fincan yağsız yoğurt, biraz tuz, 6-10 kadar çileği akıcı bir sos elde edene kadar blenderdan geçirin, salatanın üzerine dökün.

    Pembe salata fikirlerini değiştirebilir.

    Siz de farklı renklerde soslar elde edebilir, bunun için çocuğunuzun sevdiği renkleri barındıran meyveleri kullanabilirsiniz.

    2- Kızartın

    Normalde patates yemeyen çocuklar söz konusu cips olunca birden fikir değiştirirler. Biz de bundan ilham aldık, yemek istemedikleri sebze ve yeşil yaprakları sağlıklı ve gevrek hale getirmenin yollarını araştırdık.

    Fırını 200 dereceye ayarlayın. Yeşil sebzeleri bir kaşık zeytinyağına batırın, fırına yağlı kağıdın üzerine dizin, 8 dakika kadar sonra çıkartın. Havlu kağıt üzerine alıp yağını süzmesini bekleyin.

    Yeşil cipsler çocuklarınızın ilgisini çekecektir.

    3- Yetiştirin

    Bahçenizde, balkonunuzda, camın önünde, bir saksının içinde yetiştirebileceğiniz sebze ya da yeşil yapraklı bitkiler var. Bırakın bu işi çocuğunuz yapsın. En sevmediği sebze bile olsa, onun saksının içinde büyümesini izlerken artık aynı fikirde olmayacaktır.

    Tek bir sebze ya da söz gelimi fesleğen gibi basit bir bitkiyi yetiştirdiğini düşünmek bile tüm sevmediği yiyeceklere karşı fikrini değiştirmeye yardımcı olabilir.

    4- Dekore edin

    Çocukları ikna etmenin en kolay yollarından biri, sevmedikleri yemeklerle en sevdiklerini bir araya getirmektir. Sebzeli salatayı sevmiyorsa içine sevdiği meyvelerden ekleyin. Sebzelerini sağlıklı atıştırmalıklarla birleştirin. Peynir, çerez, kuru yemiş ya da çocuğunuz ne seviyorsa, salatalarınızı ve sebze yemeklerinizi çeşitlendirip tabaklarını dekore edebilirsiniz.

    5- Yuvarlayın

    Çocuklar yemeklerini elleriyle yemekten ayrıca keyif alırlar. Bunu avantajınıza çevirebilirsiniz. Sebzeleri, salataları ve hatta yemedikleri her ne varsa, dürüm yapın. Bunun için sadece unlu ürünler kullanmak zorunda da değilsiniz, büyük yeşil yaprakları da sararken kullanabilirsiniz.

    Demi Lovato Nişanlandı

    0
    Demi Lovato Nişanlandı

    Ünlü şarkıcı Demi Lovato, Yalan Rüzgarı dizisi oyuncusu Max Ehrich ile evlilik yolunda ilk adımı atarak nişanlandı

    Kariyeri boyunca uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele eden, 2018 yılında yüksek dozda uyuşturucu kullanması nedeniyle hastaneye kaldıran şarkıcı Demi Lovato, kötü günleri geride bıraktı.Demi Lovato nişanlandı - Magazin haberleri

    Ünlü şarkıcı Demi Lovato, Yalan Rüzgarı dizisi oyuncusu Max Ehrich ile nişanlandı. 27 yaşındaki Amerikalı şarkıcı, nişan haberini Instagram sayfasından duyurdu.

    Demi Lovato nişanlandı - Magazin haberleri

    Nişan yüzüğü fotoğrafını paylaşan Lovato, “Küçük bir kızken, babam bana ‘küçük ortak’ derdi hep. Bana göre çok mantıklıydı. Ve bugün bu kelime yine mantıklı geliyor ama bugün resmen başka birinin ortağı olacağım” ifadesini kullandı.

    Demi Lovato nişanlandı - Magazin haberleri

    Lovato, nişanlısı hakkında şunları söyledi:“Seninle tanıştığım an seni sevdiğimi biliyordum. Bunu deneyimlememiş kişilere tarif edemediğim bir şeydi. Hayatımda hiç kimse tarafından (ailem dışında) kusurlarımla koşulsuz sevildiğimi hissetmedim. Beni asla kendimden başka bir şey olmaya zorlamıyorsun. Ve benden kendimin en iyi versiyonu olmamı istiyorsun. Evlilik teklifini kabul etmekten onur duyuyorum. Seni bir altyazının ifade edebileceğinden daha çok seviyorum. Seninle bir aile ve hayat kurmak için çok heyecanlıyım. Seni sonsuza kadar seviyorum bebeğim. Eşim. İşte geleceğimiz.”

    Demi Lovato nişanlandı - Magazin haberleri

    Ünlü şarkıcı Lovato ve 29 yaşındaki nişanlısı, mart ayından bu yana birlikte.

    Demi Lovato nişanlandı - Magazin haberleri

    Lovato, daha önce verdiği bir röportajda, kendisine en çok ilham veren kişinin annesi olduğunu belirterek, “Son birkaç ayda eskisinden daha çok yakınlaştık. Onun gücü, benim esin kaynağım oluyor. Aynaya baktığımda, birçok şeyin üstesinden gelmiş, savaşçı birini görüyorum. Göbek adım ‘Direnç’ olmalıydı…” şeklinde konuşmuştu

    Ver Fırına: Köfte Mantolu Patlıcan Tarifi

    0
    Ver Fırına: Köfte Mantolu Patlıcan Tarifi

    Patlıcan ve köftenin muhteşem uyumunu hepimiz tatmış ve favori yemeklerimiz arasına almışızdır. İşte bu lezzetli  tatların bir araya gelmesi ve farklı sunum oluşturmasıyla ortaya çıkan nefis bir tarif hazırladık: Köfte mantolu patlıcan!

    Bu tarifteki en güzel şeylerden biri de kızartma olmadan bu kadar lezzetli bir tarif çıkması. Mantolu köfteleri fırına veriyorsunuz ve 15 dakikada hazır! Sizi daha fazla acıktırmadan videolu tarifimizi aşağıya bırakıyoruz. Sevdiklerinizle keyfini çıkarmanız dileğiyle, afiyet olsun!

    Köfte Mantolu Patlıcan Tarifi İçin Malzemeler

    • 500 gram kıyma
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 1 adet rendelenmiş soğan
    • 1 çay kaşığı kırmızı toz biber
    • 2 yemek kaşığı galeta unu
    • 2 yemek kaşığı su
    • 5 adet patlıcan(közlenmiş, soyulmuş)

    Köfte Mantolu Patlıcan Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Patlıcanları közleyin ve kabuklarını soyun.
    2. Derin bir yoğurma kabında kıyma, tuz, rendelenmiş soğan, kırmızı toz biber, galeta unu ve su ekleyip tüm malzemeler karışana kadar güzelce yoğurun.
    3. Hazırladığınız kıyma harcından bir avuç koparıp tezgaha serdiğiniz streç filmin üzerine yerleştirin ve üzerine tekrardan streç veya buzdolabı poşeti koyup döverek kıymayı ince bir tabaka haline getirin. Dövdükten sonra üzerindeki buzdolabı poşetini çıkarın.
    4. Közlediğiniz ve soyduğunuz patlıcanı kıymanın üzerine ekleyip streç film yardımıyla kıymayı patlıcanın etrafına sarın.
    5. Pişirme kağıdı serili fırın tepsisine patlıcanları yerleştirin ve 200 derece ısıtılmış fırında 15 dakika pişirin. Sevdiklerinizle afiyetle tüketin.

    Tam Kıvamında: Kadınbudu Köfte Tarifi

    0
    Tam Kıvamında: Kadınbudu Köfte Tarifi

    Naçizane ülkemizin naçizane dilinin naçizane yorumlarından biri kadınbudu köfte. Birçoklarının ismini duyduğunda kahkaha attığı, birçoklarının sebebini yokladığı, birçoklarının da “Ben ismine bakmam yer geçerim” dediği.

    Kadınbudu köfte, kendisine bu topraklarda köfte dedirtme konusunda en başarılı tariflerden biri. Çünkü doğası itibarıyla, talaştan köfte yapabilecek bizler için biraz farklı. Mesela neredeyse bütün köfteler pilavla çok iyi giderken, kadınbudu gitmez. Ancak patates püresiyle diğer bütün köftelerden daha güzel olur. Biraz hercai anlayacağınız.

    Neyse bu kadar konuştuktan sonra bu akşam ve hatta ilk fırsatta kadınbudu köfte yapmak bize farz oldu. Aşağıda bize eşlik etmek isteyenler için videolu tarifi var. Üstelik en süslü haliyle bizlerle! Dileyen gelebilir, sofrasını güzelleştirebilir.

    Haydi herkese afiyet olsun!

    Kadınbudu Köfte Tarifi İçin Malzemeler

    • 500 gram orta yağlı kıyma
    • 1 adet yumurta
    • 1 adet kuru soğan
    • 2 diş sarımsak
    • 1/2 su bardağı haşlanmış pirinç
    • 1,5 çay kaşığı tuz
    • 1,5 çay kaşığı karabiber
    • 1,5 çay kaşığı kimyon
    • 1/2 su bardağı un
    • 1 su bardağı ayçiçek yağı
    • 1 su bardağı galeta unu
    • 2 adet yumurta(çırpılmış)

    Kadınbudu Köfte Tarifinin Pişirme Önerisi

    Arta kalan pirinç pilavını kadınbudu köfte yapımında kullanarak değerlendirebilirsiniz.

    Kadınbudu Köfte Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. 1/2 su bardağı pirinci tuz ve su ile birlikte hafif yumuşayana kadar kaynatın. Çok yumuşamamasına dikkat edin.
    2. Bir tavada zeytinyağı ile soğanları  yumuşayana kadar kavurun.
    3. Sarımsakları da ekleyip kavurmaya devam edin.
    4. Kıymanın yarısını soğan ve sarımsakların içerisine alın ve suyunu salıp, çekene kadar kavurun. Pişen kıymaları ocaktan alın ve soğumaya bırakın.
    5. Geniş bir kasede çiğ kıyma, un, haşlanmış pirinç, pişip soğuyan soğanlı kıyma harcını, yumurta ve tüm baharatları bir araya getirip yoğurun.
    6. Yoğurduktan sonra üzerine streç çekip 30 dakika buzdolabında bekletin.
    7. Bekleyen harçtan yumurtadan biraz daha büyük parçalar koparıp yuvarlayarak şekil verin.
    8. Şekil verilmiş köfteleri önce galeta ununa, sonra yumurtaya batırıp kızgın yağda kızartın.
    9. Servis ederken püre ve sotelenmiş sebzeler ile servis edebilirsiniz, afiyet olsun!

    Bilim Kurulu Üyesi Tezer’den Okullarla İlgili Önemli Açıklama

    0
    Bilim Kurulu Üyesi Tezer’den Okullarla İlgili Önemli Açıklama

    Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Tezer, 31 Ağustos’ta açılması planlanan okullarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Tezer, okulların açılması konusunda önümüzdeki 15 günün çok önemli olduğunu vurguladı.

    Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Gazi Üniversitesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hasan Tezer, corona virüsü vaka sayılarının şu an 900’lü rakamlarda seyrettiğini, aktif olan vaka sayılarında ise azalma olduğunu kaydetti.

    Bu süreçte el yıkama, sosyal mesafe ve maske takmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tezer, “Bu kurallara uymazsanız vaka sayıları artabilir. Önümüzde önemli günler var. Kurban Bayramı yaklaşıyor. Ancak bu bayramda ziyaretlerimizi mümkünse yapmamamız gerekiyor. El öpmelerinin olmaması gerekiyor.

    Bundan önceki bayramda sokağa çıkma kısıtlaması vardı. Evlerden telefonla görüntülü arayarak büyüklerimizin, yakınlarımızın bayramlarını kutladık. Benzer şekilde aynı uygulamaları bu bayramda da yapmamız gerekiyor. Sohbetlerimizi kısa tutacağız, kalabalık yerlerden uzak kalacağız. Bunları sağlamazsak maalesef tekrar vaka artışlarını görebiliriz” dedi.

    ‘ÖNÜMÜZDEKİ 15 GÜN BELİRLEYİCİ OLACAK’

    Prof. Dr. Tezer, şu an vaka sayısı açısından kritik bir seviyede olduklarını ifade ederek, “Önümüzdeki durumu görmemiz ve okulların açılıp açılmayacağı konusunda bir görüş ortaya sunabilmemiz için ‘vaka sayıları azalacak mı’ bunu yakından takip etmemiz gerekiyor.

    Mevcut durumda vakalar azaldığı sürece bazı düzenlemeler yapmak şartıyla açılmasıyla ilgili sakınca görünmüyor. Ancak önümüzdeki 15 gün vaka sayılarını görmek ve değerlendirmek açısından oldukça önemli. Bayram süreci oldukça belirleyici olacak.

    Eğer bayramda şiddetle söylediğimiz sosyal mesafe, maske, hijyen kurallarına uymazsak, evlere gidip bayramlaşırsak, sürekli kurban kesimlerinde temasımızı artırırsak, uygun şartlarda kurbanlarımızı kesmezsek ardındaki süreçte vaka sayılarında artış olursa, tekrar ciddi bir şekilde sonuçlarını değerlendirmek gerekecek. ‘Okullar açılacak mı’, bence bayram süreci bunun için belirleyici olacak” diye konuştu.

    ‘HAVALARIN ISINMASIYLA BULAŞICI ÖZELLİĞİ AZALMADI’

    Prof. Dr. Tezer, dünyada Covid-19 virüsünün bulaşıcı özelliğinin azaldığını gösteren hiçbir verinin olmadığını kaydetti. Ancak sıcak havalarda, nemli ortamlarda virüsün yaşama şartlarının zorlaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Tezer, şöyle konuştu:

    “Havaların ısınmasıyla birlikte bulaşıcı özelliği azalmadı; ama insanlarımızın açık alanlarda olması, sıcak olduğu için kalabalık ortamlardan kaçınmasıyla birlikte vaka sayıları da azaldı. ‘Havalar ısındı, artık virüsün bulaşma özelliği azaldı’ diye bir olayımız yok.

    Avrupa ülkelerinde insanlar toplu halde faaliyetler göstermiyorlar ve doğal olarak vaka sayıları daha hızlı azalıyor. Ülkemizde maalesef kapalı ortamlarda kurallara uymadan yapılan taziyeler, düğünler, nişanlar, küçük alanlarda, kapalı ortamlarda, insanların maske takmayıp toplu halde mesafe kurallarına dikkat etmeden bulunmaları sebebiyle vaka sayılarımız daha yavaş azalıyor. Bunlara dikkat edilirse emin olun birçok ülkedeki gibi vaka sayılarının daha hızlı azalıma geçeceğini söyleyebiliriz.

    Biz bu faaliyetleri yapalım; ancak kurallara dikkat edelim. Düğünlere gidelim ama daha az kalabalık gidelim, daha az kalalım. Maskemizi takalım, oynamayalım, kurallara uyalım. Mümkünse bunları açık alanlarda yapalım. Bunları sağladığımız sürece ülkemizde yavaş düşüş değil, daha hızlı bir düşüşün olacağını söyleyebiliriz.”

    Corona Virüsünde Dehşet Oran: Türkiye’nin 10 Katından da Fazla

    0
    Corona Virüsünde Dehşet Oran: Türkiye’nin 10 Katından da Fazla

    Dünya çapında 15.3 milyondan fazla insanda tespit edilen corona virüsünün merkez üssü ABD’den insanı şoke eden veriler gelmeye devam ediyor…

    ABD’de salgının patlama yaptığı California’da sadece 24 saat içerisinde 12 binden fazla vaka tespit edildi. Yüzölçümü olarak Türkiye’nin neredeyse yarısı olan eyalette günlük vaka sayısı ise Türkiye’nin 10 katından fazla çıktı.

    Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktıktan sonra uzun süre ABD Başkanı Donald Trump’ın ciddiye almadığı corona virüsü salgını ABD’yi yerle bir etmiş vaziyette… Vaka sayısının 4 milyonu geçtiği ve neredeyse dünya üzerindeki her 3 vakadan 1’inin görüldüğü ABD’de salgın California başta olmak üzere katlanarak devam ediyor.

    Önceki gün New York eyaletini geride bırakarak ABD’de en çok vakanın görüldüğü eyalet olan California’da son 24 saat içerisinde 12.807 insanda Covid-19 tespit edildi. 40 milyon nüfusa sahip olan California’nın Valisi Gavin Newsom’ın açıkladığı güncel verilere göre salgının başladığı günden beri eyaletteki toplam vaka sayısı 413.576’ya çıktı.

    TÜRKİYE’DE 902 YENİ VAKA

    Öte yandan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, güncel corona virüsü verilerini açıkladı… Yapılan açıklamada son 24 saat içerisinde 19 insan Covid-19’a bağlı sebeplerle yaşamını yitirirken, 902 insanda da corona virüsü tespit edildiği belirtildi.

    Yapılan açıklamanın ardından Türkiye’de can kaybı 5.545’e çıkarken, Türkiye genelindeki toplam corona virüsü vaka sayısı da 222.402’ye çıktı.

    Resmi verileri kamuoyu ile paylaşan Bakan Koca, “Yakın günlerde ilk kez, iyileşen hasta sayımız vaka sayısından 300 fazla. Yeni vaka sayısı, 44 gün sonra 900 sınırında. Pek çok kentimizde maske yaygınlaştı; hayat, umut verici bir düzene giriyor. Vaka sayılarında ağırlığı olan illerden de özen bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    JAPONYA’DA DA REKOR KIRILDI

    Corona virüsü salgınının başladığı günlerde sıkı önlem almasına rağmen yasakların gevşetilmesiyle birlikte vaka sayısının adeta hortladığı Japonya’da da dün acı bir rekor kırıldı… Japonya Sağlık Bakanlığı, tek bir günde 796 yeni vaka tespit edildiğini duyurdu. Bu sayının corona virüsünün başladığı günlerden beri en yüksek sayı olduğu belirtildi.

    Sadece Japonya’nın başkenti Tokyo’da 238 yeni vaka tespit edildiği belirtilirken Japonya genelinde 27.741 vaka olduğu açıklandı. Öte yandan son 24 saat içerisinde 1 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilirken, toplamda 1003 insanın yaşamını yitirdiği kaydedildi.

    ARJANTİN’DE İKİNCİ GÜNDE DE…

    Corona virüsü salgınının patladığı bölgelerden olan Güney Amerika’da vaka sayısı artmaya devam ediyor… Dün tarihinin en yüksek vaka sayısını açıklayan Arjantin’den bugün de kötü haber geldi… Arjantin’de 5782 insanda corona virüsü tespit edildi. Önceki gün 5344 insanda corona virüsü tespit edilen Arjantin’de toplam vaka sayısı 141.900’e çıktı.

    Öte yandan ülkede son 24 saat içerisinde 98 insanın yaşamını yitirdiği belirtilirken, ülke genelinde corona virüsüne bağlı sebeplerle yaşamını yitirenlerin sayısı 2588’ye çıktı.

    MEKSİKA YİNE 5 BİNİN ÜZERİNDE

    Dünya çapında en çok vakanın görüldüğü 7 ülkeden biri olan Meksika’da güncel veriler kamuoyu ile paylaşıldı. Meksika Sağlık Bakanlığı, son 24 saat içerisinde 6019 yeni vaka tespit edildiğini duyurdu. Güncel verilere göre ülke genelindeki toplam vaka sayısı 362.274’e çıktı.

    Son 8 gün içerisinde her gün 5 bin günlük vaka açıklayan Meksika’da son 24 saat içerisinde 790 insanın öldüğü de belirtildi. Son 24 saatte corona virüsüne bağlı sebeplerle yaşamını yitirenlerle birlikte ülkede Covid-19 yüzünden ölenlerin sayısı 45.586’ya çıktı. Resmi verilere göre Meksika, dünya çapında corona virüsüne bağlı ölümlerin en çok kayda geçtiği ülke oldu.

    Yeni Nesil Aromalı Kahvelerdeki Büyük Tehlike!

    0
    Yeni Nesil Aromalı Kahvelerdeki Büyük Tehlike!

    Kahve doğru tüketildiği takdirde insan sağlığı üzerindeki potansiyel faydaları yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.

    Çalışmalarda toplam ölüm oranını azalttığı gösterilen kahvenin, bunu antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklerinden kaynaklı olabileceği düşünülüyor. Artan kahve tüketimi ile siroz ve karaciğer kanseri (hepatosellüler karsinom, HCC) arasında ters orantılı bir ilişki vardır. Kahvenin yağlı karaciğeri olanlarda iyileştirici rolü ve fibroz progresyonunda koruyucu bir göreve sahiptir. Gastroenteroloji ve Hepatoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Başaranoğlu kahvenin karaciğer üzerindeki olumlu etkileri hakkında bilgi verdi.

    Kahvenin karaciğer üzerindeki olumlu etkileri yağlı karaciğer ile sınırlı değildir. Prospektif kohort çalışmaların dahil olduğu epidemiyolojik çalışmalar kahvenin HCC’ye karşı koruyucu etkilerini defalarca göstermiştir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan multi-etnik prospektif bir kohort çalışmasında incelenen 162,022 hasta arasında kahve içenler ve içmeyenlerdeki HCC geliştirme riskleri karşılaştırılmış. Günde 2-3 fincan kahve içenlerin içmeyenlere oranla HCC geliştirme risklerinin %38 daha düşük, günde 4 fincan ölçüsünde veya daha fazla kahve içenlerin %41 daha düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca, kahve içmeyenlerle karşılaştırıldığında günde 2-3 fincan kahve içenlerin kronik karaciğer hastalığından ölüm riski %46 daha düşük, günde 4 kap veya daha fazla içenlerin ise %71 daha düşük bulunmuştur.

    Kahvenin karaciğer koruyucu etkileri sadece içindeki kafeine değil, polifenolik fraksiyonuna da bağlı olabilir.

    Buna örnek olarak, temel bir kahve polifenolu olan klorojenik asidi gösterebiliriz.. Hayvan deneylerinde kahvenin hepatik yağ akümülasyonuna ek olarak sistemik ve karaciğer oksidatif stresini, karaciğer inflamasyonunu, inflamasyona bağlı protein ve sitokinlerin konsantrasyonlarını ve ekspresyonlarını da azalttığı görülmüştür.

    Epidemiyolojik çalışmalarda kahve tüketiminin düşük metabolik sendrom riski ile ilişkili olduğu bulunurken, kahvenin doz-yanıt ilişkisi içinde düşük diyabet riski ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Kahve çok güçlü bir antioksidan ve metabolizma hızlandırıcıdır.

    Şurup ve krema katılan yeni nesil kahveler içerisinde obezite ve obezite nedenli metabolik kronik hastalıklar (diyabet, kalp damar hastalıkları) riski taşımaktadır. Şurup denilen şey bol miktarda konsantre şeker içerir. Bu şekerin başlıca bileşeni nişasta bazlı şekerdir (nbş, fruktoz şurubu, hfcs). Miktar olarak bir kutu tatlandırılmış içeceğin içerdiği şekerin 2-3 katı şeker olabiliyor. NBŞ’nin özelliği karaciğerde yıkım yerine yağ’a dönüşmesidir. Beyin NBŞ tüketemez, diğer organlarda da yağ olarak depolanır. Rafine şeker, işlenmiş şeker, sanayi tipi şeker, nişasta bazlı şeker, mısır şurubundan elde edilen fruktoz (HFCS) hepsi bu gruptadır.

    Diğer taraftan krema ile hazırlanmış bir kahve içerisinde doymuş yağ katılmış demektir. Yani, bir şurup ve krema ile hazırlanmış bir adet kahve içerek bir öğünde alabileceğiniz kalorinin tamamına ulaşmış olabilirsiniz.

    Granül kahveler daha ziyade kalitesi düşük ve ucuz Robusta türü kahve çekirdeklerinden yapılırken, Türk kahvesi ve Espresso denilen pahalı ve kalitesi daha yüksek olanlar Arabika cinsi oldukça kaliteli kahve çekirdeklerinden üretilmektedir. Bu nedenle hem sağlık hemde lezzet açısından taze çekim, hafif ve orta kavrulmuş kahveler katkısız hazırlanmalı ve içilmelidir.

    Sercan Yıldırım, Bursaspor-Adana Demirspor Maçını Tribünden Takip Etti

    0

    Son olarak Survivor programında yarışan futbolcu Sercan Yıldırım, altyapısından yetiştiği ve 10 yıl önceki şampiyonluğunda büyük pay sahibi olduğu Bursaspor’un Adana Demirspor ile oynadığı TFF 1. Lig play-off yarı final ilk maçını tribünden takip etti.

    Bursaspor’da yıldızı parlayan ve 2009-10 sezonunda yaşanan şampiyonlukta pay sahibi olan Sercan Yıldırım, Survivor programının tamamlanmasının ardından Türkiye’ye dönmüştü. Yıldırım, Bursaspor’un Adana Demirspor ile oynadığı play-off ilk maçında tribünde yer aldı.

    MASKE TAKTI, SOSYAL MESAFEYE UYDU

    Sercan Yıldırım, TFF tarafında getirilen sosyal mesafe kuralları ve maske takma zorunluluğuna uyarak maçı izledi. Sercan’ın maç içerisindeki heyecanlı tavrı dikkat çekti.

    Adı son olarak Acun Ilıcalı‘nın ortağı olduğu Fortuna Sittard’la geçen Sercan’ın futboldaki geleceği merak ediliyor. Acun Ilıcalı’nın Sercan’ı kesin olarak yeni ortağı olduğu takımın kadrosunda görmek istediği biliniyor.

    Pınar Gültekin’in Katilinin Ailesi, Haberlerin Engellenmesi İçin Gizlilik Talebinde Bulundu

    0
    Pınar Gültekin'in Katilinin Ailesi, Haberlerin Engellenmesi İçin Gizlilik Talebinde Bulundu

    Pınar Gültekin’in katili Cemal Metin Avcı’nın ailesi, işlenen kadın cinayetine ilişkin haberlerin engellenmesi için savcılığa gizlilik talebinde bulundu.

    Pınar Gültekin cinayetine tepkiler sürerken katil Cemal Metin Avcı hakkında yeni gelişmeler yaşandı. Muğla‘nın tanınmış ailelerinden olan Avcı ailesi cinayetle ilgili haberlerin yapılmaması için savcılığa başvurup gizlilik kararı talebinde bulundu.

    Üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’i öldüren evli ve bir kız çocuğu babası olan 32 yaşındaki Cemal Metin Avcı, Muğla Ula‘da “Cüce” adlı işletmesinin sahibi. Suçunu itiraf etmesinin ardından Muğla Adliyesi’ne getirilerek “canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürmek” suçlamasıyla adliyeye sevk edilen Avcı, ardından tutuklanıp cezaevine gönderildi. Bu gelişmenin ardından Avcı’nın ailesi savcılığa başvurarak, Gültekin cinayetini konu alan haberlerin engellemesini için gizlilik kararı talep etti.

    NE OLMUŞTU?

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin (27), 16 Temmuz’da Akyaka Mahallesi’nde yalnız yaşadığı evinden ayrılmış, aynı gün ablası ile telefonla görüştükten sonra kendisinden bir daha haber alınamamıştı.

    Ailesinin, Akyaka Jandarma Komutanlığına kayıp ihbarında bulunması üzerine başlatılan çalışmada, Gültekin’i tanıyan kişilerin listesi çıkarılmış ve bölgedeki güvenlik kamerası kayıtları incelenerek görgü tanıklarının ifadelerine başvurulmuştu.

    Şüphe üzerine gözaltına alınan genç kızın eski erkek arkadaşı Cemal Metin Avcı, ilk ifadesinde hakkındaki suçlamaları kabul etmese de delilleri görünce, bir süre arkadaşlık yapıp ayrıldığı Gültekin’in tekrar barışma isteğini geri çevirmesi üzerine genç kızı bağ evinde öldürdüğünü, cesedini yaktıktan sonra bir varile bırakarak Gülağzı mevkisinde ormanlık alana attığını itiraf etmişti.

    Avcı, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince “canavarca hisle adam öldürmek” suçundan tutuklanmıştı.