‘X Factor’ adlı müzik yarışmasıyla ünlenen şarkıcı Ferah Zeydan, mide küçültme ameliyatı ile 70 kilo vermeyi başardı. Ünlü ismin yıllar içindeki değişimi ise görenleri şaşırttı.
‘X Factor’ adlı müzik yarışmasında gösterdiği performansla jüriyi kendine hayran bırakan genç şarkıcı Ferah Zeydan, geçtiğimiz sene bıçak altına yatmış ve midesinin bir kısmını aldırdı.
Sıkı bir diyetle birlikte bu yıla kadar 70 kilo vermeyi başaran Zeydan, son haliyle hayranlarından tam not aldı.
Sıkı bir diyetle birlikte bu yıla kadar 70 kilo vermeyi başaran Zeydan, son haliyle hayranlarından tam not aldı.
Güçlü sesiyle müzik dünyasından birçok ismi kendisine hayran bırakan Ferah Zeydan, geçtiğimiz yıl 2. Sayfa programına katılan genç şarkıcı, ameliyat sürecini canlı yayında anlatmıştı; X Factor yarışmasında olduğum döneminde daha az kilom vardı.
“Program bittikten sonra sıkıntıdan kendimi yemeğe verdim. 152 kiloya kadar çıkmıştım. Ameliyat olmaya merdivenleri çıkamamaya başlayınca karar verdim. 23 yaşındaydım ve sahnede de estetik bir duruşum yoktu bunlar etkili oldu.”
152 kilodan 82’ye düşen Zeydan, bir dönem adını Sinan Akçıl ile beraber yaptığı ‘Biri Bana Gelsin’ ve ‘Şarttır’ düetleriyle duyurmuştu.
Sosyal medya fenomeni Kerimcan Durmaz, son dönemlerde küs olduğu arkadaşı Caner Çalışır’ın vefatının ardından sessizliğini bozdu. Durmaz, “Onunla küs ayrılmak istemezdim ama böyle oldu” ifadelerini kullandı.
Dj’lik yapan sosyal medya fenomeni Caner Çalışır, geçtiğimiz hafta çoklu organ yetmezliğine bağlı geçirdiği kalp krizi nedeniyle 31 yaşında hayatını kaybetti. Öldüğünde yakın arkadaşı Kerimcan Durmazile küs oldukları ortaya çıkınca, ünlü fenomen sessizliğini bozdu.
“BUNA ALIŞABİLMEK ÇOK ZOR”
Instagram hesabının hikaye bölümünden paylaştığı videolar ile takipçilerine içine döken Kerimcan Durmaz, “İnanamıyorum hala. Altı yıldır en güzel anılarımı geçirdiğim arkadaşım, ‘dostum’ dediğim insan artık yok. Buna alışabilmek çok zor” dedi.
“ASLA BÖYLE OLSUN İSTEMEZDİM”
Caner ile son iki ay birbirlerine kırgın olduklarını belirten Durmaz, “Küsüp barışabiliriz normal arkadaşlar gibi. Biz düşman değildik. Hala arkadaştık ama sadece birbirimize kırgındık. Asla böyle olsun istemezdim. Onunla küs ayrılmak istemezdim ama böyle oldu. O kadar çok konuştular ki, boş boş. Aslı astarı olmayan haberler çıktı. Söylenenler beni rahatsız etti. Görmek istemedim, telefondan uzaklaştım. Bir yerlere çıkacak, açıklama yapacak gücüm yoktu. Zaman her şeyin ilacı. Hayat ne kadar gerçekse, maalesef ölüm de o kadar gerçek” ifadelerini kullandı.
“ÖLÜNÜN ARKASINDAN DEDİKODU YAPMAYIN”
Açıklamasının devamında Caner’e dua isteyen Kerimcan Durmaz, şöyle devam etti: “Çok zor bir durum. Her şeyi birlikte yaptığın arkadaşının öldüğünü düşün, çok zor. Acımızı deşmeyin. Ona dua edin, tek ricam bu. Ölünün arkasından dedikodu yapmayın. Çok ucuz görünüyorsunuz çünkü. Bana destek olanlara teşekkür ediyorum.”
COVID-19’un ABD’de astrolog ve tarot falına bakan kişilere yaradığı belirtiliyor.
“Aşı ne zaman bulunacak, aşı yaptırayım mı, ne zaman iş bulacağım” gibi sorulara yanıt arayan koronavirüs mağdurlarının, gelecekle ilgili haber verdiği iddia edilen kişilere giderek daha fazla başvurduğu ortaya çıktı. 2 milyonu aşan vaka sayısı ve 115 bini geçen ölü sayısıyla salgının merkezi konumundaki ABD, artan işsizlik ve gerileyen ekonomiyle de karşı karşıya. George Floyd adlı siyahinin polis şiddeti sonucu ölümü ise ülkedeki ırkçılık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
‘İNSANLAR ENDİŞELİ’
AFP ajansının haberine göre, bu nedenle astrolog ve falcıların kapısını çalanların arttığı belirtiliyor. Amerikan Pew adlı araştırma kuruluşunun 2017 yılı verilerine göre, Amerikalıların yüzde 30’u yıldızların ve gezegenlerin hareketinin insan hayatını etkilediğine inanıyor. Medya analiz kuruluşu Comscore, astroloji hizmeti veren Astro.com, Cafe Astrology ve Astrology Zone gibi internet sitelerindeki trafiğin, salgının ABD’de pik yaptığı mart ayında, şubat ayına kıyasla arttığını ortaya koydu.
AFP’ye konuşan Amerikalı astrolog Jenny Lynch (70), New York’ta karantina uygulamasının başladığı 22 Mart tarihinden hemen sonra 10 yeni danışanı olduğunu kaydetti. Lynch, herkesin bir ‘geçiş döneminde’ olduğunu belirterek, “Bazıları işsiz ve kendilerini neyin beklediğini bilmek istiyor. Bazıları yeni bir iş kurmak istiyor. Birçok kişi de bu şehirden taşınmak istiyor” diye konuştu. Jenny Lynch, internetten 150 dolara astrolojik haritaya baktığını söylüyor.
Usta oyuncu Cüneyt Arkın başta olmak üzere, Burcu Kara, Zeyno Gönenç, Seray Sever, Emre Üçtepe ve Ümit Erdim gibi sanat dünyasından 16 ünlü isim Orman Genel Müdürlüğü’nün başlattığı kampanya için bir araya geldi. Orman yangınları konusunda toplumsal bilinç oluşturmak için hazırlanan reklam filminde tek nefes olan ünlüler, “Lütfen Geleceğimi yakma!”, “Kamp Ateşini Söndür”, “Ormanı Yakma” sözleri ile kampanyaya gönüllü desteklerini verdi.
Türkiye’deki orman varlıklarının korunması ve geliştirilmesi için 181 yıldır çalışan , yüzde 90 oranında insan kaynaklı olan orman yangınları konusunda toplumda farkındalık yaratmak için yeni bir kampanya başlattı. 7’den 77’ye herkese ulaşmak için reklam kampanyasında toplumda tanınan ve sevilen ünlü simalar yer aldı. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı önderliğinde 17 Haziran’da İzmir’de gerçekleşen basın toplantısında tanıtımı yapılan kampanya kapsamında açıklamada bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Sanat dünyasının değerli üyelerine verdikleri desteklerden ötürü teşekkürlerimi sunarım” dedi.
16 ünlü ormanlar için bir araya geldi
Aralarında usta oyuncu Cüneyt Arkın’nın yanı sıra, Caner Cindoruk, Turgay Tanülkü, Emre Üçtepe, Burcu Kara, Oylum Talu, Saba Tümer, Wilma Elles, Hakan Vanlı, Zeyno Gönenç, Şebnem Özinal, Murat Tavlı, Seray Sever, Ümit Erdim, Zeynep Eronat ve Metin Şentürk’ün yer aldığı 16 ünlü reklam filmi videolarını kendileri çekti. Pandemi sürecindeki sosyal hayat kısıtlamalarından ötürü bir araya gelinememesi reklam filminin çekilmesine engel olmadı. Ünlülerin kendi ev ortamlarında çektikleri videoları ile tek bir reklam filmi hazırlandı.
Alo 177’ye dikkat çektiler
“Geleceğini yakma!”, “Mangal ateşini söndür!”, “Doğaya yanan sigara izmaritini atma!”, “Yangına hassas bölgelerde ateş yakma!” gibi sloganların kullanıldığı reklam kampanyasında orman yangınlarında erken müdahale için hayati önem taşıyan Alo 177 Orman Yangını İhbar hattına “Ormanda ateş ve duman gördün mü hemen 177’yi ara” sloganı ile dikkat çekildi. OGM sosyal medya hesaplarından #OrmanVatandır hashtag ile paylaşılan kampanya kısa sürede yankı uyandırarak trend topic listesine girdi.
Orman yangınlarının yüzde 90’ı insan kaynaklı
Orman yangınlarının önlenmesi ve orman varlıklarının geliştirilmesi için toplam 36 bin personeli ile gece gündüz çalışan Orman Genel Müdürlüğü’nün 2010-2019 istatistiklerine göre yangınların yüzde 10’unun yıldırım, yüzde 90’nının ise insan kaynaklı olduğu biliniyor. Ormanların insan hayatı için büyük önem taşıdığından bahseden Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, “Pandemi süreci sağlıklı insan için sağlıklı doğa olması gerektiğini bize bir kez daha gösterdi. Ormanlar sürdürülebilir kalkınma için gerekli olan su, gıda, barınma gibi ihtiyaçları sağlarken, doğanın korunmasına ve iklim değişikliğine sebep olan sera gazı salınımlarının azaltılmasına da destek oluyor. Orman varlıklarının korunmasında bizim en büyük düşmanımız orman yangınları. Bu kampanyamızı da orman yangınları konusunda vatandaşlarımızda farkındalık oluşturmak için hazırladık. Bu vesile ile kampanyada yer alan 16 değerli isme teşekkür ederiz” dedi.
Bahçelievler’de bir elektrik direğine çıkan ve saatlerce orada bekleyip sosyal medyada canlı yayın yapan şahsı, olay yerine gelen ünlü sunucu Esra Erol ikna etti.
Bahçelievler, Yenibosna Ladin Sokak’ta bulunan bir elektrik direğine çıkan Ömer K. isimli bir şahıs çocuğunun zorla elinde alındığını iddia ederek yaklaşık 10 saat boyunca bekledi. Ömer K. aynı zamanda sosyal medya platformu Facebook üzerinden canlı yayın yaparak çocuğunun zorla elinde alındığını söyledi. Çevrede bulunan vatandaşlar durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken sağlık ekipleri ve itfaiye de olası bir yaralanma durumuna karşı hazır bekledi.
ESRA EROL İKNA ETTİ
Yapılan uzun uğraşlar sonucu şahıs ikna olmayınca olay yerine televizyon sunucusu Esra Erol geldi. Esra Erol’un ikna çabalarına sonuç vererek şahıs çıktığı elektrik direğinden itfaiye yardımıyla indirildi. Esra Erol bir süre şahısla konuştuktan sonra olay yerinden ayrıldı. Direkten indirilen şahıs ise ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.
Çin’in başkenti Pekin’de bir gıda pazarıyla bağlantılı olarak yeni tip koronavirüs vakalarının artması sonrası tedavi gören hastalarda eklem ve mide ağrıları dahil bir dizi garip belirtinin görüldüğü ortaya çıktı.
Konuyla ilgili konuşan uzmanlar farklı hava koşulları ve vücut özelliklerinin belirtiler göstermede farklılığa yol açtığını söyledi.
Çin’in başkenti Pekin‘deki sağlık görevlileri, kentte koronavirüs tedavisi gören yeni hastalarda, eklem ve mide ağrıları dahil “garip” belirtiler görüldüğünü açıkladı. Görevliler ayrıca “farklı hava koşulları, yaşam alışkanlıkları, vücut özellikleri ve bölgelere göre belirtilerin çeşitlilik gösterdiğini” söyledi.
Çinli uzmanlar, Mayıs ortasında ülkenin kuzeydoğusundaki hastaları tedavi ederken de farklı belirtiler bildirmişlerdi. Bu hastalarda ateş ve sürekli öksürükten çok, halsizlik ve boğazda şişkinlik görülmüştü. Pekin’deki yeni vakaların, ülkede ikinci bir dalgaya yol açmasından korkuluyor.
YENİ SALGIN DALGASI GENÇLERİ ETKİLİYOR
11 Haziran’dan bu yana 137 yeni vaka bildirildi ve Çin medyasına göre bu yeni vakalar hafif seyrediyor ve genelde gençleri etkiliyor. People’s Daily gazetesi de 11-15 Haziran arası tespit edilen 106 hastanın özelliklerini yayımladı. Buna göre yeni vakaların çoğu 30 ila 39 yaş arasında ve en az hasta 60’lı yaşlarda görülüyor. 20 yaşından küçük yeni vaka ise bulunmuyor.
DENİZLİ (İHA) – Türkiye’de artan sıcak havaların ardından uzmanlar kalp hastalığı bulunanlara önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Ahmet Baltalarlı, “Ultraviyole havadaki virüsler için temizleyici bir olay ama sıcak havalar kalp ve damar hastaları için risk oluşturuyor” dedi.
Yurt genelinde olduğu gibi Denizli’de de sıcak havalar başladı. Sıcak havaların başlamasıyla uzmanlar kalp ve damar hastalığı bulunan vatandaşlara uyarıda bulundu. Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi
Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Baltalarlı, ultraviyole havadaki virüsler için temizleyici bir durum olduğunu ancak sıcak havaların kalp ve damar hastaları için risk oluşturduğunu belirtti. Prof. Dr. Baltalarlı, sıcak havalarda vücudun
susuz kalmasının da kalp krizi riskini arttırdığını vurguladı. Sıcak havalarda vücudun susuz kalması sonucu damar içi pıhtılaşmayı arttırabileceğini belirten Prof. Dr. Baltalarlı,
“Vücudun susuz kalması özellikle kalphastalarında kalp krizi riskini arttırabiliyor. Bacak damarı daralmış ya da tıkalı hastalarda da sıcak ortam ve susuzluk olumsuz etki ediyor, damarlarda pıhtılaşmaya neden oluyor. Bu dönem de hastalara tavsiyemiz çok fazlasıcağa maruz kalmamaları vücutlarını susuz bırakmamaları” dedi.
“Dozunda spor, dengeli beslenme ve vitamin takviyesi öneriyoruz”
Sıcak havalarda hastalara önerilerde bulunan Prof. Dr. Ahmet Baltalarlı, “Hastalara dozunda spor dengeli beslenme ve hastalara vitamin takviyesi öneriyoruz. Önermeye devam ediyoruz. Özellikle bu havaların sıcak olması
damar içi pıhtılaşma riskini arttırdığından hastanın ilaçlarını çok daha yakın takip etmemiz gerekiyor. Onlarında ilaçlarını çok düzenli kullanması gerekiyor. Ben bu konunun altını bir daha çizmek istiyorum. Kan sulandırıcı ve
tansiyon ilaçlarını düzenli kontrol edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte sıcak hava, güneş ışınları, deniz ve havuz suyu gibi etkenlerden kaynaklanan çeşitli cilt hastalıkları ve bu hastalıklardan hakkında açıklamalarda bulundu.
Yaz aylarında yaşanan çeşitli cilt sorunları
“Cildimiz her mevsim farklı hava koşullarının etkisi altında kalmakta, değişen hava koşullarına uygun olarak da farklı tepkiler gösterebilmektedir” diyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, yaz aylarında sıcak hava, güneş ışınları, deniz, havuz suyu ve klima gibi etkenlerin deride kuruluk, pullanma, lekelenme ve hatta çeşitli cilt hastalıklarının oluşumuna neden olabileceğini ifade etti. Bu dönemde arı, sinek ve böcek ısırıklarının da çok sık görülebileceğini ifade eden Didem Mullaaziz şunları söyledi; “Yaz mevsiminde arı, sinek ve böcek ısırıkları çok sık gözlenebilmekte ve yaygın alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Güneş ışınlarına savunmasız ve uzun süreli maruziyet, özellikle açık renk deri rengine sahip kişilerde her yaş grubunda ciddi güneş yanıklarına neden olabilmektedir. Özellikle çocukların güneşten korunmaları çok daha önemli olup, kısa vadede güneş yanıkları nedeni olsa da, uzun vadede deri kanseri gelişim riskini anlamlı ölçüde artırmaktadır.”
Güneşe uzun süreli maruziyet deri kanseri nedeni
Güneş yanıkları sonrası vücuda uygulanan diş macunu, yoğurt ve kuru buz gibi yanlış uygulamaların güneş yanıklarını tedavi etmediğini söyleyen Didem Mullaaziz, aksine bu uygulamaların vücutta çözümü güç olan sorunlara neden olduğunu belirtti. Bu tür uygulamaların alerjik tepkilere, yanıklarda derinleşmeye, güneş hasarında daha da artışa ve kalıcı lekeler oluşmasına neden olduğunu hatırlatan Mullaaziz, uzun süre güneş etkisi altında kalmanın, yıllar içerisinde birikici etki ile erken yaşlanma, kırışıklık, gözenek belirginliği, lekelenmeler, kılcal damarlarda artış ve deri kanseri oluşumuna neden olduğunu kaydetti.
“Yağlanma eğilimli, yağlı veya sivilceli ciltlerde, yağ dengesini sağlayan ürünler tercih edilmelidir” Kişilerin, her mevsim olduğu gibi yaz aylarında da cilt tipine uygun bir cilt bakımı uygulaması gerektiğini söyleyen Mullaaziz, sıcak hava ve terlemeye bağlı olarak cilt temizliğine daha fazla özen gösterilmesi, uzman hekimin önerdiği bir cilt temizleme ürününün sabah akşam düzenli olarak kullanılması gerektiğini belirtti. Mullaaziz şöyle devam etti: “Özellikle yağlanma eğilimli, yağlı veya sivilceli ciltlerde, uygun ürün ile günlük cilt temizliğinin yanında, tonik ve maske kullanımları ile cildin yağ dengesi sağlanmalıdır. Bu kişilerin makyaj yapmaktan kaçınması, özellikle yoğun kapatıcı, fondöten, pudra, renkli nemlendiriciler olan ve BB krem olarak adlandırılan ürünlerden uzak durması gerekmektedir. Bu tür ürünler gözenekleri tıkayarak, siyah nokta, yağ butoncukları ve sivilcelere neden olabilmektedir. Günlük kullanım için mümkün olduğunca yağsız içerikli nemlendirici ve güneş koruyucu ürünler tercih edilmelidir.”
“Güneş ışınlarının yoğun ve dik olduğu saatlerde kapalı alanları tercih edin”
“Güneş koruyucu ürünler yaş grubuna, cilt tipine, eşlik eden deri problemlerine ve hamilelik durumuna bağlı olarak dermatolog tarafından önerilmelidir. Güneş koruyucu ürün üzerindeki SPF değeri, UVB’ye karşı koruyuculuğu göstermektedir. Ayrıca ürün üzerinde UVA koruyuculuğunun da belirtilmiş olması çok önemlidir” diyen Didem Mullaaziz, güneş ışınlarının yoğun ve dik olduğu saatlerde mümkün olduğunca kapalı alanların tercih edilmesi, dışarıya çıkarken ise geniş çeperli şapka ve filtreli gözlük takılması, ayrıca cilt tipine uygun bir güneş koruyucu kullanması gerektiğini belirtti.
“Güneş koruyucu kremleri dermatolog önerisi ile eczanelerden tedarik edin”
“Güneş koruyucu ürünleri mutlaka dermatolog önerisi ile eczaneden tedarik edin” diyen Didem Mullaaziz, terleme ile havuza, denize girmekle veya havlu ile kurulanmakla birlikte krem etkisinin yitirileceğini söyleyen Mullaaziz, ortalama dört veya beş saat aralıklarla krem uygulamasının gerekliliğini ifade etti. Mullaaziz açıklamalarına şöyle devam etti: “Altı aydan büyük çocukların da kimyasal içermeyen güneş koruyucu ürünlerle korunmaları gerekmektedir. Bronz tenin daha sağlıklı ve güzel bir görüntüsü olduğu düşünülmesine rağmen aslında sağlıklı bronzlaşma diye bir şeyin yoktur. Bronzlaşmanın, derinin güneşe karşı gösterdiği savunmanın bir sonucu olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca daha hızlı ve kolay bronzlaşmak için yapılan kakao yağı, havuç yağı, bebek yağı gibi yanlış uygulamalar, derinin güneş hasarını daha da artırmaktadır. Yaz dönemi havuz ve denize girip çıktıktan sonra mutlaka duş almalı ve kuruluğu önlemek için bol nemlendirici uygulanmalıdır.
Yaz mevsiminde saç, tırnak ve ayak sağlığına dikkat
“Her mevsimde olduğu gibi özellikle yaz aylarında da saç şekillendirme yöntemleri ile boya, jöle, köpük ve sprey gibi kimyasal içerikli saç şekillendirme ürünlerinin kullanımından kaçınılmalıdır” diyen Mullaaziz, hem güneş hem de deniz ve havuz suyunun etkisi ile saçlarda kuruluk, matlaşma ve saç uçlarında kırılmalar oluşabildiğini , bu nedenle deniz veya havuzda geçirilen sürenin kısa tutulması, çıktıktan sonra mutlaka duş alınması, dermatolog tarafından önerilen nemlendirici etkili şampuanlar, saç bakım maskeleri ve güneş koruyucu krem (UV koruyuculu) ile saç spreyleri kullanılması gerektiğini belirtti.
Mullaaziz, tırnaklara uygulanan aseton, oje, jel, protez gibi uygulamaların ise tırnakların hava almasını engellediğini, kullanılan maddelerin içeriklerindeki kimyasallar nedeni ile tırnaklarda renk ve yapısal değişikliklere yol açabileceğini belirtti. “Bu nedenle, tırnak güçlendirici ve dış etkenlerden koruyucu özellikteki balsamların kullanımı önerilmekte ayrıca, manikür ve pedikür uygulamaları sırasında tek kullanımlık veya kişiye özel setlerin kullanılması gerekmektedir” diyen Mullaaziz, tırnak bakımında hijyen kurallarına uyulmasının önemine de dikkat çekti.
Yaz döneminde diğer deri alanlarında olduğu gibi ayak derisinde de sorunlar yaşandığını söyleyen Mullaaziz, özellikle topuklarda kuruluk, çatlama ve deride kalınlaşmaların gözlenebileceğini kaydetti. Ayaklara yoğun nemlendirici günlük bakım kremlerinin uygulanması ile ayak sağlığının korunabileceğini belirten Mullaaziz, nemli veya ıslak kalması ile mantar enfeksiyonlarının gelişiminin kolaylaştığını, ayakların terlemesini önlemeye yönelik açık ayakkabı tercih edilmesi gerektiğini, ayakların kuru tutulup, ortak terlik kullanımından kaçınılmasını, ortak kullanılan duşlara ise çıplak ayakla girilmemesini tavsiye etti.
Sağlık Bakanlığı Korona virüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, vaka sayısındaki artışı ve kısıtlamaların yeniden gündeme gelmesini değerlendirdi.
Çelik, “Şu an ikinci dalga diye düşünmüyorum, küçük piklerden birisi. Kurallara uymazsak vakalar artacak. Daha ilerleyen bulaşlar ortaya çıkarsa, vaka sayısı çok daha artmaya başlarsa kısıtlamaların ele alınması kaçınılmazdır” dedi.
Sağlık Bakanlığı Korona virüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, vatandaşlara uymaları gereken kurallar hakkında bilgiler verdi. Vatandaşların yeni normalleşme sürecine göre hareket etmeleri gerektiğini kaydeden Çelik, “Bu normalleşme eskinin normalleşmesi anlamında değildi. Eskiden olduğu gibi davranma anlamında değil, yeni normaldi bu. Yeni normale göre hareket etmemiz lazım. Bunun da kuralları gayet basit ve nettir. Maskemizi mutlaka takacağız, aramızdaki sosyal mesafeyi koruyacağız ve özellikle el hijyenine dikkat edeceğiz.
El hijyeni hep çok ihmal ediliyor. Maske zaten yanlış takılıyor. Sosyal mesafeye maalesef uymuyoruz. Bu 3 hata bir araya geldikten sonra korona virüsün bulaşmaması için hiçbir sebep ortada kalmıyor. Dolayısıyla maskenin mutlaka kuralına uygun bir şekilde kalabalık ve kapalı ortamlarda takılması lazım.
Açık alanda giderken, etrafında kimse yokken maske takın diye bir ısrar zaten olmaz. Kimse yoksa ne sosyal mesafeye ne de maskeye ihtiyaç olacak ama bir cadde de yürüyorsunuz, yanınızdan insanlar gelip geçiyor, bunlara karşı dikkat etmeniz lazım. Maalesef bunu yapmıyoruz. Özellikle insanların kendi çevresinde ortak hareketlenmenin çok hızlanmaya başladığını, burada normal denilen olayın salgından önce normal olduğu anlaşılıyor. Bulaşlar bize aile kümelenmeleri, bina kümelenmeleri şeklinde geliyor. Bir binada yada sitede insanların topluca enfekte olduklarına şahit oluyoruz ve hastanemizde bu hastalığı tedavi etmeye çalışıyoruz. Bunlara mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“El hijyeni çok önemli”
Vatandaşların el hijyenine çok dikkat etmeleri gerektiğini kaydeden Çelik, “Vatandaşlarımız AVM’lere girdiği zaman, toplu taşıma araçlarına bindiği zaman ellerini mutlaka bir yerlerden tutunuyor. Tutunduktan sonra ellerinizi temizlemeden göz ve yüz bölgemize ellerimizi vurmamamız lazım. En önemli kaçırdığımız noktalardan birisi bu gözüküyor. Dolayısıyla kapalı alanlara girdiğiniz zaman ellerinizi bir yerlere vurduktan sonra lütfen yüz ve göz bölgenize ellerinizle dokunmayın. Maskemizi kuralına göre takmamız gerekiyor.
Burunu açıkta bırakacak şekilde veya elimizde maskeyle gezmenin bir esprisi yok. Bu sadece bir aksesuar olarak bulundurmaktan öteye gitmiyor. Düğün ve nişanlar başladı. Kayseri’de yaşanan bir nişandan kaynaklı hastalarımız var. Kapalı alanlarda bunu yapmamak, mümkünse açık alanlarda yapmak ve burada da sosyal mesafe, el hijyeni ve maskeye dikkat etmemiz lazım. Bunları yapmazsak korona virüs sayısının artışı kaçınılmaz olacaktır” diye konuştu.
“İkinci dalga olduğunu düşünmüyorum”
Vaka sayısındaki artışı değerlendiren İlhami Çelik, “Şu an ikinci dalga diye düşünmüyorum, küçük piklerden birisi. İkinci dalga çok daha büyük olacak diye tahmin ediyoruz. Dolayısıyla bu küçük piklerden birisi. Tecrübelerimiz de gösteriyor ki; bu kurallara uymazsak vakalar artacak. İkinci dalgayı benim şahsi beklentim sonbahar ayıdır. Çünkü insanlar daha çok kapalı alana gireceği, havaların etkisini değiştireceği, sıcak soğuk havalarda ani değişikler olduğunda bunları daha çok bekliyoruz.
Dolayısıyla şuanda yaşadığımız pikleri küçük pikler diye görüyoruz. Maalesef sayı arttı ama bunu nisan ayına kıyasladığınız zaman seviyeye henüz yaklaşmış değiliz. Ancak kurallara dikkat etmezsek buda kaçınılmaz olacak. İkinci dalgayı erkene almak gibi bir gayrete gireceğiz gibi çabalarımızı sürdürüyoruz gibi geliyor bana.
Dolayısıyla vatandaşlarımızdan ricamız; bu konularda çok dikkatli olmalıdır. Kendi kişisel sorumluluğumuzu yerine getirdiğimiz gibi toplumsal sorumluluğumuzu da yerine getirmemiz lazım. Maalesef bireysel düşündüğümüz zaman toplumsal sorumluluklarımızı göz ardı etmiş oluyoruz. Başka insanlara bulaştırmakla bu işi bu toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirilmediği ortaya çıkmış oluyor” şeklinde konuştu.
Kısıtlamaların yeniden gündeme gelmesiyle ilgili konuşan Çelik, “Çeşitli önlemler alınabilir. Bu olmayacak diye bir şey söylemek mümkün değil. Daha ilerleyen bulaşlar ortaya çıkarsa, vaka sayısı çok daha artmaya başlarsa bunların ele alınması kaçınılmazdır. Ancak insanları yaz döneminde eve hapsetmenin getirdiği sıkıntılarda var.
Özellikle yaşlılarımızın evde kalmaktan kaynaklı bir takım psikolojik ve fiziksel sorunları olduğunu biliyoruz. Bunları zamanında konuştuk ama maalesef vakaların yoğun olduğu dönemde bu insanlarımızı sokağa çıkarmak çok doğru değildi. Ancak yaz aylarında D vitaminini fazla alacağı, güneşe çıkacağı, çok daha mutlu günler geçireceği günlerde evlerine hapsetmek çok mantıklı gelmiyor ama bu mantıklı gelmiyor olayında vatandaşlarımızın da burada bir rol alarak bunu engellemesi lazım. İnsanların sokağa çıkmasının engellenmesini kendimize bağlamamız lazım. Eğer kurallara uyarsak insanlar rahatça dışarı çıkabilirler, gezebilirler. Bu kısıtlamalara da hiç gerek kalmaz. Burada bütün olarak bunu ele almamız lazım. Tüm toplum bireylerinin kendine bunu hissetmesi gerekiyor” dedi.
Nefes kesen bir seks deneyimi yaşamak istiyorsanız, ön sevişmeden finale giden yolda bu adımları uygulamanızı tavsiye ediyoruz;
Her Zaman Seksi Olun
Baş döndüren bir seks; ön sevişmenin öncesinde, çok daha önce başlamaktadır. Partnerinizin seks iştahı, yatak odasına gitmeden önce kabarması gereklidir. Telefonunuzu bir afrodizyak aracı olarak kullanmanız mümkün. Örneğin partnerinize en son sevişmenizi anımsatan bir mesaj atarsanız etkili olabilir. Hemen sonrasınsa onunla yapmak istediklerinizden kısaca bahsederek, kalp atışlarını hızlandırmak da önemlidir. Doğru sözcükler kullanarak, bir kadının en önemli seks organı olan beynine seks tohumları ekebilir, böylece sizi düşünmesini ve seksi beyninin merkezine taşımasını sağlamasına yardımcı olabilirsiniz. Eğer vücut etkileşimi sizin için daha önemliyse; dudaklarına yaklaşıp uyarıcı bir masaj yaparak, havaya girmesini sağlamanızda bir diğer etkili yöntem.
Vücudunun Her Noktasıyla İlgilenin
Mükemmel seksi, dünyanın zirvesine çıkarcasına yaşanan bir orgazm olarak tanımlasak, sanırız bu yanlış ifade olmayacaktır. Yatakta ne kadar yırtıcı olsanız da, pek çoğumuzun muhtemelen es geçtiği bir noktayı dikkat çekmek isteriz: ön sevişme. Ön sevişmeye daha çok zaman ayırmanız gerektiğini öğrenmiş olmalısınız. Aceleyle birbirinizi soymak yerine, üzerindeki kıyafetleri teker teker ve yavaşça çıkarmak çok daha etkili bir yöntemdir. Vücudun ortaya çıkan her bölgesiyle özel olarak ilgilenmeniz gerekiyor. Kollarına dokunun, boynunu öperek gezinin, sırtından beline kadar öpülmedik yer bırakmamaya özen gösterin. Bu partnerinizin vücudunun her detayını ne kadar çok sevdiğinizi ortaya koyacak dayanılmaz bir durum olacaktır.
Ortamı Yavaş Yavaş Isıtın
Kadınların cinsel organı size çok karışık geliyor olabilir. Ancak aslında o kadar da karmaşık bir yapıları bulunmuyor. Bir çok kadın klitorisinin uyarılmasından hoşlanmayacağı belirtiliyor. Bazı seksolog uzmanlar, dilinizi bir süre klitorisinin etrafında dolaştırmanızı ve partneriniz ısınmaya başladığında, yavaşça üflemeye başlamanızı tavsiye ediyor. Sonrasında dilinizin sıcaklığını hissettirerek yavaş şekilde darbelerde bulunmanız, son derece uyarıcı bir yöntemdir. Bu, onu inanılmaz tahrik edecek ve artık istediğiniz kıvama gelmiş olduğunu fark edeceksiniz.
Yeni Heyecanlar Deneyin
Uzun zamandır birlikte olduğunuz insanla, daha önce denenmiş, işe yarayan numaraları denemek mantıklı olabilir ama artık eski heyecanı kaybetmiş olmanızda mümkündür. Heyecanı canlı tutmak için mutlaka yeni pozisyonlar denemeye çalışmalısınız. Daha önce izlediğiniz ve her sahnesini ezbere bildiğiniz bir filmi izlemek sizi ne kadar sıkıyorsa, aynı şekilde yapılan seks de bir süre sonra monotonlaşacak ve keyif vermez hale gelecektir. Örneğin seksi başka odalarda ve farklı pozisyonlarda yapmakla işe koyulabilirsiniz.