Uzm.Klinik Psikolog Osman Yıldız, Meditasyon İle İlgili Merak Edilenleri Anlatıyor
Manevi bir arınma, şifa yöntemi olan meditasyon, hem fiziksel hem de ruhsal açıdan birçok fayda sağlıyor. Evde rahatlıkla yapılabilen meditasyon, uyanıklık ve konsatrasyon çalışmalarıyla kişinin zihnini, ruhunu dinlendirmesine yardımcı oluyor. Meditasyonun fiziksel ve zihinsel detoks etkisi yaptığını söyleyenDoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzm.Klinik Psikolog Osman Yıldız, bu yöntemle ilgili merak edilenleri anlatıyor.
Meditasyon; zihni dinlendirme, stresi azaltma, verimlilik ve yaratıcılık artışı konularında kullanılan bilimsel temeli olan etkili bir şifa yöntemi… Meditasyonun beden, zihin ve ruhun eş zamanlı olarak fayda gördüğü önemli bir teknik olduğuna dikkat çeken DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzm. Klinik Psikolog Osman Yıldız, “Meditasyon ile yaşamın mükemmelliğini keşfettiğiniz anda, bu felsefe en yakın dostunuz olacak” diyor.
Uzm. Klinik Psikolog Yıldız, meditasyonun sessiz, sakin olmak ve farkındalığı arttırmak için sadece zihni izleme amaçlı bir çaba gibi görünse de aslında çok sayıdaki farklı uygulamaların genel adı olduğuna dikkat çekiyor.Çok hareketli olan, açık bilinçli düzeyde yapılan veya fiziksel sağlık ve tedavi amacıyla yapılan meditasyon türlerinin de bulunduğunun altını çizen Uzm. Klinik Psikolog Yıldız, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dini inançlardan bağımsız olarak meditasyon, bir başka düzeydeki gerçekliği algılamayı sağlayabilir. Meditasyon ister bir dua, mistik bir düşünce durumu veya sağlık arayışı olarak yapılsın, bu başka düzeydeki gerçeklik farkındalığı, kişisel olgunlaşma ve gelişim olarak tezahür eder. Meditasyon kişinin varlığını hissetmesi, içinde ve çevresinde olan bitenlerle yoğun bir biçimde ilişkiye geçmesidir.”
Odaklanma yeteneğini artırıyor
Uzm. Klinik Psikolog Yıldız, meditasyonun faydalarını ise şöyle özetliyor: “Meditasyon uykusuzluk sorununa karşı son derece etkilidir. Kalp çarpıntısını hafifletir, stresi ve yorgunluğu giderir. Kaygı, endişe ve muhtelif korkuları azaltır, iç huzuru kazandırır. Fiziksel ve zihinsel detoks etkisi yapar, bağışıklık sistemini güçlendirir. Odaklanma yeteneğini arttırır, konsantrasyonu güçlendirir, dolayısıyla verimlilik ve yaratıcılığı da artırır. Sezgileri uyandırır, her türlü bağımlılıktan özgürleşmeyi destekler. Daha az yargılayıcı olmayı sağlar. Böylece ilişkileri de iyileştirip geliştirir. Sonuç olarak meditasyonda uyanıklık ve konsatrasyon çalışmalarıyla kişi kendini toplar ve zihnini, ruhunu dinlendirir.”
Meditasyonun birçok farklı duruş şekli ve yöntemi bulunduğunun altını çizen Uzm. Klinik Psikolog Yıldız , evde yapılabilecek bazı meditasyon yöntemlerini ise şöyle sıralıyor:
Dik ve rahat bir şekilde oturun, böylelikle dikkat dağınıklığı ve uyku gibi sorunlarla karşılaşmamış olursunuz.
Sırtınızı baş ve boynunuzla aynı seviyede olacak şekilde dik tutun, vücudunuzu gevşetmeye başlayın.
Düzenli ve koordineli aralıklarla nefes alıp verin. Nefes alışverişleriniz esnasında mümkün oldukça nefesinize yoğunlaşmaya özen gösterin. İnip çıkan karnınıza odaklanın.
Herhangi bir dikkat dağınıklığıyla karşılaştığınız anlarda ise düşüncelerinizi nefes alışverişlerinize yoğunlaştırın.
Dikkatinizi dağıtabilecek tüm unsurları kendinizden uzaklaştırmak için gözleriniz kapalı olmalıdır.
Tüm aşamaları yaklaşık 15-20 dakika devam ettirildikten sonra yavaşça eski pozisyonunuzu alın. Gözlerinizi açın, etrafınızı dikkatlice inceleyin ve yerden mümkün oldukça yavaş, acele etmeden kalkın.
LC Waikiki, evcil hayvanları için kıyafet ve aksesuar arayışında olanlara “Sevgili Dostum ve Ben” adında bir koleksiyon hazırladı
LC Waikiki, oyuncaktan tasmaya, su kabından sıcacık tutan kıyafetlere kadar geniş ürün yelpazesine sahip bir koleksiyona imza attı. Evcil hayvanlarının soğuk günlerde de özgürce dolaşmasını isteyenler için onları sıcacık tutan kıyafetler tasarlayan LC Waikiki, aynı çizgileri ve desenleri taşıyan sweatshirt ve gömlekleri de sahipleri için koleksiyonuna ekledi.
Pamuklu kumaşlardan üretilen tasarımlarda kırmızı, siyah, gri renklerinin yanı sıra kamuflaj deseni de dikkat çekiyor. Koleksiyondaki renkli desenler ve peluş kumaşların yanı sıra “The Best Buddies”, “Cuteness” gibi sloganlar taşımaları da dikkat çekiyor.
Conrad İstanbul Bosphorus’un gözde mekanları, her ay birbirinden lezzetli ve keyifli mutfak atölyelerini meraklılarıyla buluşturmaya hazırlanıyor
Conrad’ın usta şeflerinin eşliğinde gerçekleşecek lezzet serilerinde, Tarihi Yarımada ve Boğaz manzarasına sahip Manzara Restoran ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte katılabileceği eğlenceli “Küçük Şefler” atölyesine; Summit Bar & Terrace ise her ay başka bir lezzet sırrının paylaşılacağı mutfak atölyelerine ev sahipliği yapacak.
Şehrin tam kalbinde yer alan ve konuklarına unutulmaz deneyimler yaşatan Conrad İstanbul Bosphorus, Ocak ayından itibaren iki farklı mekanında birbirinden lezzetli “Mutfak Atölyeleri” düzenlemeye başlıyor. Manzara Restoran ve Summit Bar & Terrace’ta gerçekleşecek atölyelerde katılımcılar mutfaktaki hünerlerini geliştirirken, Conrad’ın usta şeflerinden lezzet sırlarını da öğrenecek. Her ay farklı konseptlerde düzenlenecek atölyeler, Ocak ayından itibaren meraklılarıyla buluşacak.
Boğaz manzarası eşliğinde suşi yapımının incelikleri
Conrad İstanbul Bosphorus, enfes Boğaz manzaralı mekanı Summit Bar&Terrace’ta, yetişkin misafirlerine özel düzenlediği Mutfak Atölyeleri’nin ilkini, 23 Ocak Perşembe günü, saat 20.00’de gerçekleştirecek. Maksimum 10 kişilik katılımcıyı ağırlayacak atölyede, misafirler bir yandan Conrad’ın deneyimli suşi şefinden Uzak Doğu’nun en ikonik lezzetinin püf noktalarını öğrenirken, bir yandan da kendi suşilerini hazırlama imkanı bulacaklar.
Summit Bar&Terrace’ta gerçekleşecek suşi atölyesinin kişi başı fiyatı 250 TL olacak
Mutfak becerilerini geliştirmek, lezzetli yemeklerin nasıl pişirileceğini Conrad’ın usta şeflerinin eşliğinde öğrenmek isteyenler, Summit Bar&Terrace’ın mutfak atölyelerini kaçırmasın.
Manzara Restoran’da küçük şefler iş başında
Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte hem eğlenip hem de lezzetli yemekler hazırlayabilecekleri “Küçük Şefler” atölyesi, 25 Ocak Cumartesi günü, Conrad İstanbul Bosphorus’un Tarihi Yarımada ve Boğaz manzarasına sahip mekanı Manzara Restoran’da gerçekleşecek. 14:30-16:30 saatleri arasında 20 kişilik kontenjanla misafirlerini ağırlayacak olan atölyenin ücreti, 4-12 yaş arası çocuklar için 100 TL; ebeveynler için 125 TL olacak.
Küçük Şefler atölyesi, Ocak ayından itibaren her ayın üçüncü Cumartesi günü farklı konseptlerle misafirlerini ağırlayamaya devam edecek
Conrad İstanbul Bosphorus’un birbirinden lezzetli ve keyifli mutfak atölyeleriyle ilgili ayrıntılı bilgi ve rezervasyon için telefon numarası 0212 310 25 25.
Bisiklete binme Suudi Arabistan’ın en hızlı büyüyen sporlarından biri ve Suudi kadınları bu sporun büyümesindeki en önemli unsurlardan biri olarak dikkatleri çekiyor.
Suudi Krallığı’nın ilk büyük kadın bisiklet etkinliği Cidde, Riyad ve El-Huber’de düzenlendi. Üç yarış serisinden oluşan etkinliğe 1000 fazla kadın katıldı.
ÜLKEDEKİ BİSİKLETÇİLERİN % 30’U KADIN
Suudi Arabistan Herkes için Spor Federasyonu, bisiklet sporunun, nüfusun yaklaşık % 1,1’i tarafından haftalık bir rutin olarak yapıldığını ve sporun Krallık genelinde popülerliliğinin giderek arttığını belirtiyor. Federasyona göre, bisikletçilerin en az %30’u kadınlardan oluşuyor.
Zyxel Yöneticileri Teknoloji ve İnsan Kolejleri’nde Yeni Nesil iş Kolları Hakkında Gençleri Bilgilendiriyor
Türkiye’nin odağı insan olan, ilk ve tek teknoloji koleji Teknoloji ve İnsan Kolejleri’nde, Z kuşağı ile buluşan Zyxel yöneticileri, yeni nesil iş kolları hakkında gençleri bilgilendirdi. Zyxel Channel Head Tuğba Şişik, önümüzdeki yıllarda sektörde yapay zeka mühendisliği, yeni nesil ağ mühendisliği, siber güvenlik uzmanlığı ve yapay zeka pazarlama uzmanlığının en popüler meslekler olacağına dikkat çekti.
Ağ teknolojileri alanında lider firmalardan biri olan Zyxel, Türkiye’de eğitim alanında sosyal sorumluluk projelerine hız kesmeden devam ediyor. Son olarak Tink Teknoloji ve İnsan Koleji’nde öğrencilerle bir araya gelen Zyxel Channel Head Tuğba Şişik, 2030 yılında öne çıkacak teknoloji trendleri hakkında Z kuşağını bilgilendirdi. Türkiye’deki kadın mühendis açığına da dikkat çeken Şişik, kız öğrencilere ağ mühendisliği ve yapay zeka mühendisliği alanında uzmanlaşmaları yönünde çağrıda bulundu.
Tuğba Şişik
Tink, Teknoloji ve İnsan Koleji Sancaktepe Kampüsü’nde organize edilen TinkUp etkinliğine katılan Tuğba Şişik, gençlere bilişim sektöründe başarılı olmak için atmaları gereken adımlara dair tavsiyede de bulundu. Odağında teknoloji olan bir okulda öğrenim gördükleri için Tink Koleji öğrencilerinin çok şanslı olduğunu söyleyen Tuğba Şişik, Ağ teknolojileri mühendisleri ve yapay zeka mühendislerinin şirketlerde hangi görevleri üstlendiğine dair öğrencilere şu bilgileri verdi:
“İş dünyası yeniden şekilleniyor. Dijitalleşen dünyada güçlü ve kesintisiz veri iletişimi beklentisi uç noktaya çıkacak. İnsansız / şubesiz bankacılık uygulamaları artacak. Fiziksel bir klavye yerine, bir odada nerede olursanız olun, size yazmanın fiziksel hissini verebilecek holografik bir klavyeye sahip olacağız. Tüm tabloda “kesintisiz iletişim”, olmazsa olmazların başında geliyor. Anlattığım bu senaryonun gerçekleşmesi için kurumların “güvenli ve kesintisiz bilgi işlem altyapısına” ihtiyacı bulunuyor.İşte bu noktada dünya genelinde ağ mühendislerine daha çok ihtiyaç duyulacak.
Ağ Mühendisi Ne İş Yapar?
Bir ağ mühendisi, bilgisayar ağırlıklı sistemler arasında, en uygun haberleşme yöntemini saptar, sistemi kurar ve işletime açar. İyi bir ağ mühendisi olabilmek için analitik düşünme yeteneğine ve yaratıcı bir kişiliğe sahip olmak gerekir. Ayrıca ekip çalışmasına yatkın ve insan ilişkilerinde başarılı olması aranılan özellikler arasında yer alır.Ağ mühendisleri, başta finans sektörü olmak üzere bilgisayar ağına sahip olan, tüm işletmelerde çalışabilirler. Ağ mühendislerinin, bilgisayar mühendisliği veya elektronik mühendisliği alanında lisans diplomasına sahip olmaları gerekir. Bu okullardan mezun olan öğrenciler daha sonra ağ teknolojileri alanında uzmanlaşabilirler.
WiFi 6 Hayatımızı Kolaylaştıracak
Öğrencileri WiFi 6 gibi yeni teknolojiler konusunda aydınlatan Tuğba Şişik“Wi-Fi 6 en yeni kablosuz iletişim standardıdır. Wi-Fi 6’nın en önemli avantajı hızdır.Bu yeni teknoloji, bir önceki standarda göre bağlantı hızı ve erişim kapasitesini dört kat artıracak. Böylece sizler, eğitiminiz için gerekli eğitim materyallerini yani video içerikleri ultra yüksek kalitede HD formatında izleyebileceksiniz. Ayrıca evlerinizde bağlantı kopma ve donma sorunu yaşamadan online oyun oynayabileceksiniz. Zyxel olarak bu alanda ciddi yatırım yapıyor, bireylerin ve kuruların hayatını kolaylaştırmak için çalışıyoruz” dedi.
Yapay Zeka Alanında Eğitim Veren 2 Üniversitemiz Var
Savunma sanayiinden, sağlık alanına kadar yapay zeka kullanımın giderek yaygınlaştığına da dikkat çeken Tuğba Şişik öğrencilere Türkiye’de ve dünyada yapay zeka mühendisliği alanında eğitim veren üniversiteler hakkında şöyle bilgi verdi:
“Gelecekte yapay zeka alanında çalışmak isteyen gençlerin iş anlamında önü oldukça açık.2018 yılında MIT(Massachusetts Instıtute of Technology)’nin kurduğu yapay zeka fakültesi bu alanda en iyi okullardan biri. Türkiye’de ise
ve TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) Ekonomi Üniversitesi 2019 eğitim öğretim yılında bu alanda eğitim vermeye başladı. Bu sene Hacettepe üniversitesi yapay zeka mühendisliği programına 30 öğrenci, TOBB Ekonomi Üniversitesi 10 öğrenci aldı. Yapay zeka mühendisliği bölümünü okumak isteyen kişilerin öncelikle bilime meraklı, bilimde gerçekleşen her durumu yakından takip eden ve teknoloji aşığı kişiler olması gerekir. Bu alanda kariyer hedefleyen öğrencilerin başta matematik olmak üzere mühendislik bölümüne ait derslerde başarılı olması beklenir. Günümüz teknolojilerinin pek çok ihtiyacını karşılayacak olan yapay zeka uzmanlığının, gelecekte de pek çok mesleğin doğmasına katkı sağlayacağı öngörülüyor. Bu meslekler yapay zeka geliştirici, yapay zeka destekli sağlık teknisyeni, yapay zeka mühendisi, yapay zeka donanım uzmanı, yapay zeka teknolojileri uzmanı, yapay zeka ve finans uzmanı, yapay zeka pazarlamacılığı olarak sıralanabilir.”
Türkiye’de Kadın Mühendis Sayısı 200 bini Aştı Bilişimci Kızlarımızın Sayısı Artıyor!
Etkinlikte Türkiye’deki kadın mühendis açığı sorunu ile ilgili öğrencilerin sorularını da yanıtlayan ve genç kızlara kariyer tavsiyelerinde bulunan Tuğba Şişik sözlerini şöyle son verdi: “Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bilişim sektöründe çalışan kadın sayısı az. Zyxel Türkiye olarak iki yıldır sosyal sorumluluk projemiz kapsamında genç kızlarımızı bu alanda kariyer yapmaları için cesaretlendiriyoruz. TMMOB‘ye bağlı mühendis odalarının üye istatistiğine göre Türkiye’de kadın mühendis sayısı ise 200 bini aştı.”
Güçlü Kadın Liderlere İhtiyacımız Var
Kadınlarda en çok inşaat, ziraat ve makine mühendisliğine rağbet ediyor ancak gelecek yapay zeka ve ağ teknolojileri mühendisliğinde. Ülkemizin geleceğine yön verecek genç kızlarımızı,cam tavanları kıracak’ kadın liderleri yüreklendirmek için buradayız. Son 2 yıldır Zyxel olarak Türkiye’nin kadın mühendisleri projesine çok emek verdik. Şirketimizde çalışan kadın mühendislerin, genç mühendis adaylarına mentorluk desteği vermesi sivil toplum kuruluşları ile yeni projeler üzerine çalışıyoruz. Kız öğrencilerin bilişim teknolojilerine, özellikle ağ mühendisliği alanına yönlendirilmesini ülkemizin geleceği ve iş dünyasında kadın – erkek dengesinin sağlanması için oldukça önemli. Umarım bugün burada aramızda bulunan öğrencilerden biri, yapay zeka ve ağ teknolojileri alanında çığır açarak yeni bir teknolojinin geliştirilmesinde öncü olur. Türk gençliğine güvenim tam, öğrencilerimize yürekten inanıyorum.
Dijital Dönüşüme Yön Verecek Nesiller Yetiştiriyoruz!
Etkinliğin sonunda Tink Teknoloji ve İnsan Koleji Kurucusu Zeynep DereliTuğba Şişik’ê katkılarından dolayı teşekkür etti. Dereli“Her anlamda değişen ve dönüşen bir dünyada yaşıyoruz. Bu dönüşüme yön verecek nesilleri yetiştirmek için kurulan Tink, eğitim alanında vizyoner yaklaşımı ile ülkemize önderlik ediyor. Bu değişim ihtiyacını ve dinamiğini doğru kanallara yönlendirerek başarılı sonuçlar ortaya çıkarmak için teknolojik bakış açısı ile eğitim sisteminin yenilenmeye ihtiyacı var. İnsan ve insanlık yani insani değerler bu kurgu içinde her zaman yol gösterici olacak ve olmak durumunda. Teknoloji ve özellikle yapay zekânın bilgi olarak insanları geçeceği savı, robotlar ve yapay zekâ öngörüleri arasında sıkça yer buluyor.”
zeynep Dereli
“Değer yaratma konusunda eğitilmiş bireylerden oluşan toplumlar, insanlık için çalışacak ve üst ırk sıkıntısı olmadan herkesi kapsayacak bir dünya düzeni kurgulayacak. Bu önerme, robotlar ile birlikte çalışmaya kadar uzanan bir dizi kurgu içinde insanın var olma ve yol gösterme formülünü de özetliyor. Tink’te; risk alabilen, gerçek yaşamı deneyimleyen, yaratıcı düşünerek geleceği hayal eden ve eğlenerek öğrenen gençler yetiştiriyoruz. Tek sınırın gökyüzü olduğu bu dünyada hayal kurabilen ve kendini gerçekleştirebilen çocuklar başarılı olacak. Geleceğe yön verecek Tink Jenerasyonunu başarı ile yetiştirdiğimiz bu yolculuğumuza değerli katkılarında ötürü Sayın Tuğba Şişik’e teşekkür ederiz” dedi.
Çocuğun gelişiminde anne ve baba tutumlarının önemine işaret eden uzmanlar, çocuğa arkadaş gibi yaklaşmak yerine sınır çizilmesi gerektiğini vurguluyor.
Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin
“Çocuğunuzun arkadaşı değil, anne-babası olun” diyen uzmanlar, anne ve babanın çocuğunu iyi tanımasını, çocuğun mizaç ve kişisel özelliklerine uygun şekilde davranış modeli geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, anne-baba ve çocuk ilişkisinde denge kurmanın önemine işaret ederek sınır koymanın öğretilmesi gerektiğini söyledi. Çocukla iyi bir iletişim kurmak için çocukla arkadaş gibi olmaya çalışan ebeveynlere rastlanabildiğini belirten Aziz Görkem Çetin, bu durumun sağlıklı olmadığına dikkat çekti.
Anne Ve Babadan Arkadaş Olmaz
Anne ve babadan arkadaş olmayacağını belirten Aziz Görkem Çetin, mutlaka bir sınır çizilmesi gerektiğini kaydederek şunları söyledi:
“Çocuklarla arkadaş olmak, toplumumuzun popüler söylemlerinde yer almaktadır. Ancak toplumsal olarak zaten ebeveynlerin bir rolleri mevcutken neden bu söylemi kullanıyorlar? Toplumda modern anne-baba gibi görünme arzusunu bir kenara atarsak, diğer bir neden de iyi bir iletişim kurma çabası olarak nitelendirilebilir. Ebeveyn ve çocuk ilişkisinde sınırlar olması gerekir ama toplumsal kültürümüz sınırları duvar olarak algılamaktadır. Oysaki sınırlar çizmek, karşı tarafa saygı duymaktır. Tek taraflı bir sınır çizmeyen ebeveyn, çocuğuna saygı duyan bir ebeveyndir.”
“Ebeveyn olmak toplumun ve ilişkinin getirdiği bir durumdur ama anne-babanın arkadaş olması toplumsal ve psikolojik bir açıklama ile desteklenemez. Çünkü anne ve babadan arkadaş olamaz. Ayrıca ebeveynler neden çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için arkadaş olmak zorunda olsunlar ki? Anlayışlı anne-baba, bütüncül bir bakış açısı geliştiren anne-baba olmak varken? Çocuklarımıza karşı iyi ve onu anlayan bir ebeveyn olmak için arkadaş olmamıza gerek yok.”
Çocuğunuza Uygun Davranış Modeli Geliştirin
Ebeveynlerin çocukluk döneminde sınır çizmesi gerektiğini vurgulayan Aziz Görkem Çetin, bu sınırların, çocuğun sosyal ortamındaki uygunluklara ve ihtiyaçlara göre şekillendirilmesi gerektiğini kaydetti. Çetin, “Çocuklar ile ilişki tarzları ve kuralları sadece doğru bildikleri unsurlardan oluşmamalı, o dönemin akran ilişkileri ve çağa göre de şekillenmelidir. Aslında temel olarak önce ebeveyn çocuğunu tanımalı ve buna göre davranışlarını öznel olarak ifade etmelidir. Her bilgi ve her deneyimsel metot, her çocuğa uygun değildir. O nedenle çocuğunuzu tanımalı ve ona göre bir davranış modeli geliştirilmelidir. Örneğin, çocuğunuz ile ders çalışma ve teknolojik aletlerin kullanımına yönelik sorun yaşıyor ve bunu düzene sokmak istiyorsanız, bu bağlamda çocuğunuzun ihtiyaçlarını ve motivasyonunu göz önünde bulundurarak bir anlaşma yapmak daha doğru bir hamle olacaktır. Tamamen teknolojiden uzak olması ya da çok az vakit geçirmesini beklememek gerekmektedir. O nedenle çocuğunuzun hem çağın şartlarına ve mizaç özelliklerine göre değerlendirmek daha gerçekçi bir davranış hamlesidir” diye konuştu.
Çocuğa Çift Mesaj Vermiş Olursunuz
“Çocuğunuza anne-baba olun, arkadaş olmayın çünkü hiçbir arkadaş anne-babanın yerini tutmaz” diyen Aziz Görkem Çetin, “Çocuğuna karşı arkadaş gibi olmaya gayret eden ve bunu doğru bulan ebeveynler, çocuklarına çift mesaj vermiş oluyorlar. Çocuğunuzun hatalarını arkadaşı gibi dinleyebilir misiniz? Ya da onun döneminin ihtiyaçlarını anlayıp ona gerçek bir arkadaşı gibi tahammül edebilir misiniz? Bu sorulara ya da belki buna yönelik birçok sorunun gerekliliklerini yapmak oldukça zor. Toplumsal ve ilişkisel rollerimiz var ve bu roller birbiri ile karıştığında iletişime yönelik çatışmalar yaşıyoruz. Bırakın ebeveynlerin arkadaş olmalarını, çocuk yetiştirme açısından düşünüldüğünde anne ve babanın rolleri konusunda bile ayrımlar vardır ve bu ayrımlar kültüre göre de değişim göstermektedir. Anne ve baba olarak çocuklarınızla ilgili kararları birlikte konuşmalı ve gerekçeleri çocuklarınıza uygun şekilde ifade etmelisiniz” diye konuştu.
Çocuk, Yaşına Uygun Şekilde Davranmalıdır
Çocuğun yaşından olgun şekilde davranmasının da gelecekte sorunlar yaşamasına yol açabileceğini belirten Aziz Görkem Çetin, “Çocuk büyük adam-büyük kadın gibi davranıyorsa toplumumuzda bu durumu erken bir olgunluk olarak görüp pekiştiririz. Oysaki çocuklarımızın gelişimsel ve yaşamsal deneyimleri yaşlarına uygun bir şekilde ilerlemelidir. Benlikleri ve ihtiyaçlarına göre davranmaları daha sağlıklıdır. Bunu pekiştirmek, bireyi onay ihtiyacına sokmak veya onaylandığında sevileceğine yönelik kodlamalara neden olabilir. Böyle bir durum meydana geldiğinde uzmandan destek almak sürecin daha sağlıklı bir noktada ilerlemesini sağlayacaktır” diye konuştu.
İyi Ve Anlayışlı Ebeveyn Olmak İçin Arkadaş Olmaya Gerek Yok
Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Çocuklarınıza iyi ve anlayışlı bir anne-baba olmanız için arkadaş olmanıza gerek yok. Hatta bunu bir benzetme olarak bile kullanmanıza gerek yoktur. Çocuklarınızın kendilerine has olduklarını ve kimseye benzemediklerini düşünerek onların ihtiyaçlarına göre bir davranış modeli geliştirmek daha doğru olacaktır” dedi.
Anne Ve Babalar Bu Tavsiyelere Kulak Verin
Aile içinde mutlaka sınırlar olması gerektiğini belirten Çetin, “Sınırlar, bireylerin birbirlerine saygı ve sevgi duyduğu anlamına gelen bir noktadır. Sınırları, duvar olarak anlamamak gerekmektedir. Karşılıksız seven ebeveynler olarak toplumsal, kültürel unsurları yoğun bir şekilde dayatarak çocuklarınızı mutsuz etmeyin ve onların mizaç özelliklerine, kararlarına ve düşüncelerine saygı duyun” tavsiyesinde bulundu.
Sürekli Ve Kontrolsüz Kullanım Kalbi Olumsuz Etkiliyor
Ders çalışırken ya da sınavlara hazırlanırken konsantrasyon sağlamak amacıyla doktora danışmadan kullanılan uyarıcı ilaçların ciddi yan etkileri olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, hekim kontrolü dışında bilinçsizce kullanılan uyarıcı ilaçların kalp sağlığı başta olmak üzere ciddi yan etkilere yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gül Eryılmaz
NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gül Eryılmaz, vize ve final sınavları zamanında öğrenciler tarafından dikkat eksikliğini gidermek için kullanılan ilaçlar hakkında önemli uyarılarda bulundu.
Beyindeki Dikkat Merkezini Onarıyor
Bu tip uyarıcı ilaçların uzman hekimler tarafından normal şartlarda hastalarda dikkat eksikliğini onarmak amacıyla kullanıldığını belirten Doç. Dr. Gül Eryılmaz, “Beyindeki dikkat merkezi herhangi bir sebeple, bazen hastalıklar, farklı ilaçlar ve uyuşturucu maddeler nedeniyle hasar görebiliyor. Uyarıcı niteliğindeki dikkat ilaçları, bu merkezin onarılmasında kullanılan önemli bir ilaçlardır” dedi.
Kontrolsüz Kullanılmamasını Öneriyoruz
Doç. Dr. Gül Eryılmaz, psikiyatride kullanılan söz konusu uyarıcı ilaçların kontrolsüz ve sürekli kullanımında çok ciddi yan etkilere yol açabileceğini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti; “Öğrencilerin sınav zamanlarında uzun saatler ders çalışmalarına bağlı olarak uykusuzluğun da neden olduğu dikkat dağınıklığı durumlarında uyarıcı ilaçlar aldıklarını görüyoruz. Bu ilaçlar, uzman kontrolü dışında sürekli ve bilinçsizce kullanıldığında maalesef bağımlılığa ve farklı hastalıklara da neden olabiliyor. Anksiyete ve kaygıları artırma gibi önemli psikiyatrik yan etkilerinin yanı sıra kilo kaybına neden olabilir. Uyarıcı bir ilaç olması sebebiyle de kalple ilgili risklere yol açıyor. Uzun vadede bağımlılık açısından ve tıbbi kullanımında bedensel yan etkileri açısından da mutlaka izlenmesi gereken ilaçlardır. Bu tarz uyarıcı ilaçları uzun süre kullananların mutlaka kontrolsüz tüketimden uzaklaşarak doktor kontrolünde kullanmalarını öneriyoruz.”
Vücudumuzun tüm yükünü taşıyan kemiklerimizin sağlığı için yaşamın ilk 20 yılı oldukça önemli. Dengeli beslenme ve fiziksel aktivite, pek çok sağlık sorununun önlenmesinde olduğu gibi güçlü kemikler için de olmazsa olmaz! Sabri Ülker Vakfı, kemik sağlığını korumak ve güçlü kemiklere sahip olmak için öneriler paylaşıyor.
Kalsiyum, fosfor, çinko ve magnezyum minerallerin bileşiminden oluşan kemikler, vücudumuza güç ve esneklik sağlıyor. Kemik bileşimindeki dengesizlik, raşitizm (genellikle bacakların eğri olmasına neden olan, yetersiz mineral nedeniyle çocuklarda görülen yumuşak ve zayıflamış kemikler), osteomalazi (yetişkinlerde görülen, ağrı, zayıflık ve kırılganlıkla sonuçlanan kemik yumuşaması) veya osteoporoz (kemiklerin kırılma riskinin artması) gibi bozukluklara neden olabiliyor.
Kurulduğu 2009 yılından bugüne, gıda, beslenme ve sağlıklı yaşam bilincinin gelişmesine katkı sağlamak, topluma bu konulardaki en doğru, güncel ve bilimsel bilgiyi aktarmak hedefiyle çalışmalarını sürdüren Sabri Ülker Vakfı, iyi bir iskelet yapısının erken yaşlarda oluştuğuna dikkat çekerek kemik sağlığı için sağlıklı beslenme ve yaşam tarzına dair önemli öneriler paylaşıyor.
Sağlıklı Kemikler İçin Günde İki-Üç Porsiyon Süt Ve Süt Ürünü Tüketmeye Çalışın
Kemik sağlığında kilit role sahip iki besin öğesi kalsiyum ve D vitaminidir. Kemikte en çok bulunan mineral kalsiyumdur. Çocukluk ve ergenlik çağlarında yeterli kalsiyum almak, iskelette depolanan miktarı en üst düzeye çıkarmak; yetişkinlikte ise kemik kaybının önlenmesi açısından oldukça önemlidir. En iyi kalsiyum kaynağı süt ve süt ürünleridir. Bu nedenle günde 2-3 porsiyon süt ve ürünü yenmeli ya da içilmelidir. İnce kılçıklarıyla birlikte yenen balık (hamsi, sardalye konservesi gibi) da önemli ölçüde kalsiyum sağlar. Baklagiller, tam tahıllı ürünler, sert kabuklu kuruyemişler, çekirdek, kurutulmuş meyveler ve bazı yeşil sebzelerde (brokoli, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve lahana) bir miktar kalsiyum içerir. Günde 1 bardak süt içmek ve 1 kase yoğurt tüketmek günlük kalsiyum ihtiyacınızı karşılamaya yetecektir.
Düşük D Vitamini Seviyesine Dikkat!
Kalsiyumun emilimi ve kemik oluşumu için gerekli D vitamini de kemik gelişimi ve sağlığı için kritik önem taşır. D vitamini eksikliği, erken yaşlarda raşitizme, çocuklarda ve yetişkinlerde osteomalaziye neden olabilir. Düşük D vitamini, osteoporozun oluşması ve yaşlılarda düşme riskinin artmasıyla da ilişkilendirilebilir. Temel D vitamini kaynağı güneş ışığıdır. Ellerin, kolların ve yüzün 10-15 dakika güneşte kalması yeterli D vitamini alımına yardımcı olur. D vitaminin temel kaynağı güneş olduğundan D vitamini kaynağı olarak kabul edilen besin azdır. Yağlı balık, yumurta ve karaciğer zengin D vitamini kaynağıdır.
Güçlü Kemikler İçin Hareket Edin
Beslenme kadar fiziksel aktivite de kemik sağlığında önemli bir rol oynuyor. Yapılan çalışmalar, çocuklarda egzersizin kemik alanı, genişliği ve çevresi yanında kemik yoğunluğu ile kütlesini de % 1-5 civarında artırabileceğini gösteriyor. Ancak hareketsiz haldeyken (yatak istirahati veya herhangi bir organın alçıya alınması) kemiğin mekanik yükü boşaltıldığı için ciddi oranda kemik kütlesi kaybına neden olabiliyor. Düzenli ve yeterli yapılan fiziksel aktivite, kemik sağlığını doğrudan etkilemekle kalmayıp, kas kütlesinin muhafaza edilmesini de sağlayarak ilerleyen yaşlarda düşme ve kırılma risklerini de azaltıyor.
Dünya Sağlık Örgütü, 5-17 yaşlarındaki çocukların haftada en az üç kez kas ve kemiği güçlendiren aktiviteler (koşmak, zıplamak, ağaçlara tırmanmak, çekme ve itme aktiviteleri) içerecek şekilde günde 60 dakika orta seviyeli fiziksel aktivite; yetişkin ve yaşlıların ise haftada iki kez kas güçlendirici aktivitelerle birlikte haftada 150 dakika egzersiz yapmalarını öneriyor.
8-11 Ocak 2020 Tarihleri Arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde Kapılarını Açacak
38. Uluslararası İstanbul Anne Bebek ve Çocuk Ürünleri fuarı 8-11 Ocak 2020 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. 60 milyar dolarlık iş hacmiyle, uluslararası pazarda yeni iş birlikleri kurmaya imkan sağlayacak dev organizasyonda; araç-gereç, bebek bakımı, mobilya, ev tekstili, oyuncak ürün gruplarıyla birlikte İlkbahar-Yaz 2020 tekstil koleksiyon lansmanlarını gerçekleştirecek ‘’hazır giyim ve aksesuar’’ markaları ürünlerini sergileyecek.
Türkiye, Bebek Çocuk Sektöründe Hem Çok Önemli Bir Alıcı Hem de Çok Önemli Bir Üretici Konumunda Yer Alıyor
Ağırlıklı olarak çocuk giyimi üzerine yoğunlaşan ve hem ihracat hem de iç pazarda faaliyet gösteren yaklaşık 400’den fazla yerli firma bulunuyor. Yerli firmaların markalaşmaya ve özgün tasarımlara daha çok önem vermesi ile birlikte bebek çocuk giyimi de gelişmeye ve yurtdışı pazarlarına açılmaya devam ediyor.
8-11 Ocak 2020 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek 38. Uluslararası İstanbul Anne Bebek Çocuk Ürünleri fuarının ikinci gününde, 87 ülkede 40.000 kullanıcıya ulaşan ve dünyanın lider trend öngörü firması olan İngiliz WGSN’nin düzenleyeceği Sonbahar/Kış 2020-2021 Çocuk Modası Trendleri seminerine, firmasının gelecek vizyonu oluşturmasına yardımcı olacak tüyoları öğrenmek isteyen yerli ve yabancı firmaların yoğun ilgi göstermesi bekleniyor.
Fuar Direktörü Hatice Dinçer
110 hedef ülkeden, 15 bin ticari alıcının ziyaret edeceği fuarda, sektörün gelecek vizyonuna katkı sağlamayı hedeflediklerini belirten 38. Uluslararası İstanbul Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı Direktörü Hatice Dinçer; ‘’Hazır giyim sektörü 16,3 milyar dolarla, 2019 yılının en çok ihracat yapan ikinci sektörü olmayı başardı. Konfeksiyon Bebe Giyimi ve Eşyası ihracatı ise Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ’in verilerine göre 2019 yılında yaklaşık 24 milyon dolar olarak gerçekleşti. Üretim ve ihracatta yakaladığımız başarıların yanında moda sektöründe ürün geliştiren markalara da ihtiyaç var. Giyim alışverişimizi yaparken daha bilinçli tercihler yapabilmek adına bu markaları tanımak ve giyim rotamıza eklemek önem arz ediyor. Pulse of the Fashion Industry Repor (Moda Endüstrisinin Nabzı Raporu), moda endüstrisinin, mevcut durumun çevresel ve toplumsal açıdan olumsuz yansımalarına eğilmesi halinde, dünya ekonomisinin kazancının 2030 yılında yaklaşık 160 milyar euro olacağını öngörmektedir. Sürdürülebilir olmak, moda dünyasında giderek daha fazla önem kazanan bir trend haline geldi. Bizde dünyadaki değişime uyum sağlayıp, potansiyelimizi korumak ve sürdürülebilirliğimizi sağlamak adına harekete geçmeliyiz ‘’ ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilirliğin son yıllarda moda sektöründe çok belirleyici olması, pazarda ekolojik ve organik tekstillere olan ilginin artması, dünyanın önde gelen pamuk üreticilerinden biri olan Türkiye’nin bebek çocuk hazır giyim sektöründe avantajlı konumda olmasını sağlıyor.
38. Uluslararası İstanbul Anne Bebek ve Çocuk Ürünleri Fuarı’nda değişen dünya ve iş koşullarında sürdürülebilir bir büyümenin nasıl gerçekleşebileceğinin de önemine vurgu yapılacak. Sürdürülebilirliği desteklemek adına yaka kartları ve halıların geri dönüşüme gönderileceği, kağıt kullanımını azaltmak için ziyaretçi anketlerinin tabletler aracılığıyla yapılacağı, elektrik enerjisi tasarrufu için firma stantlarında LED teknolojilerinin kullanımı teşvik edilirken, sürdürülebilir kalkınmanın önemine dikkat çekilecek.
İşte Yaygın Olarak Görülen Uyuz Hastalığından Korunmak İçin Önemli Bilgiler
Şu sıralar yine yaygın olarak görüldüğünü, özellikle toplu taşıma, yurt ve bakım evleri gibi kalabalık yerlerde uyuz hastalığına daha çok rastlandığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Deri Hastalıkları Uzm. Dr. Kübra Esen Salman, “Uyuz hastalığı cinsiyet ayrımı yapmadan insan gözüyle fark edilemeyen mikroskobik parazitler sonucu ortaya çıkıyor ve deride ciddi kaşıntılara neden oluyor. Uyuz hastalığından korunmanın en önemli yolu ellerin sık yıkanması” dedi.
Deri Hastalıkları Uzm. Dr. Kübra Esen Salman
Türkiye’de uyuz hastalığının oldukça sık görüldüğünü dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Deri Hastalıkları Uzm. Dr. Kübra Esen Salman, “Kadın, erkek ayrımı yapmadan, tüm yaş gruplarında karşımıza çıkan uyuz hastalığı özellikle yurt ve bakım evleri gibi toplu yaşanan yerlerde ve toplu taşıma araçları kullanan kişilerde daha sık görülebiliyor. İnsandan insana yakın temasla bulaşan uyuz hastalığı aile içinde birkaç kişiye birden yayılabilir. Ayrıca cinsel ilişki ile de bulaşabilir. El sıkışması gibi kısa süreli temaslarda kolayca bulaşmasa da uzun süreli temaslardan kaçınılmalı” şeklinde konuştu.
Belirtiler 3 Hafta Sonra Ortaya Çıkmaya Başlıyor
Parazitin kişiye geçtikten sonra 3-6 hafta arasında şikayet oluşturmaya başladığını dile getiren Uzm. Dr. Kübra Esen Salman, “Özellikle geceleri artan, sıcak banyo ve duş ile şiddetlenen kaşıntı en önemli klinik bulgusudur. El parmak araları, el bileğinin iç yüzü, koltuk altları, kulak arkaları, bel bölgesi, ayak bilekleri, ayaklar, kalçalar, kadınlarda meme uçları ve erkeklerde genital bölge kaşıntının görülebileceği vücut bölgeleridir. Bunun dışında deride küçük kabarıklıklar ve sertlikler, su toplamaları ve kepekli, kabuklu durumlar da oluşabilir. Uzun süre döküntü olmadan da sadece kaşıntı ile de uyuz hastalığı meydana gelebilir” dedi.
Tedavi 2 İle 6 Hafta Sürebiliyor
Tedavi süresince kıyafetlerin ve çarşafların 60 derecede yıkanıp ütülenmesinin önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Kübra Esen Salman, “Başarılı bir tedaviden sonra bile hastalık bulgularının 2-6 hafta kadar devam edebileceği unutulmamalı ve aynı yaşam ortamını paylaşan kişilerin eş zamanlı tedavi edilmeleri önemli adımlardır” şeklinde konuştu.
En Önemli Korunma Yolu Ellerin Sık Yıkanması
Uyuz hastalığından korunmak için ellerin sıklıkla yıkanmasının önemli olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Salman, “Tekstil ürünleri, nevresimler yıkanmadan kullanılmamalı, uyuz hastalığındaki kişilerle temastan kaçınılmalı, uyuz hastası kişilerin eşyaları başkaları tarafından kullanılmamalı, tüm eşyaları kaynar suyla yıkanmalı ve yakın çevrede uyuz varsa temasta olan kimselerin şikâyeti olmasa bile tedavi olması gerekli” dedi.