Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 258

    Marmara Park Yeni Yılda Bir Kişiyi BMW Sahibi Yapıyor

    0

    Marmara Park’tan Büyük Hediye: BMW X1 sDrive

    Marmara Park Alışveriş Merkezi, düzenlediği kampanyayla çekilişle şanslı bir ziyaretçisine BMW X1 sDrive armağan ediyor.

    Düzenlediği birbirinden keyifli etkinliklerle ziyaretçilerini unutulmaz anlar yaşatan Marmara Park Alışveriş Merkezi, bu defa şanslı bir ziyaretçisini otomobil sahibi yapıyor. 1 Aralık 2019-1 Nisan 2020 tarihleri arasında düzenlenecek kampanyayla Marmara Park, bir kişiye çekilişle yeni BMW X1 sDrive 18i – Premium Line otomobil hediye ediyor. Çekilişine katılmak isteyenlerin Marmara Park mağazalarından yaptıkları alışverişlerin fişlerini beyan ederek kampanya masasındaki çekiliş formunu doldurmaları yeterli oluyor. Her 200 TL’lik alışverişe bir çekiliş hakkı veriliyor.

    Detaylı bilgi için www.marmarapark.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

    Probiyotik Destekli Doğal Gençlik İksiri

    0

    Thalia Natural Beauty PROBIOTIC Kefir Özlü Kompleks Aracılığıyla Bambaşka Bir Formda Karşımızda!

    Akten Kozmetik’in kurucu ortaklarından olduğu NGS Biyoteknoloji tarafından geliştirilen Thalia Natural Beauty PROBIOTIC Kefir Özlü Kompleks, cildin koruyucu tabakasını güçlendirip yenilenme sürecini hızlandırmada kilit rol oynuyor. Cildin doğal dengesini koruyup yoğun nemlendirme sağlarken yaşlanma etkileriyle mücadele ediyor.

    Sütün özel bir maya mantarıyla mayalanmasıyla oluşan ve kökeni Kafkasya’ya, Orta Asya Türklerine dayanan kefir, vücuda dost mikro organizmalar olan probiyotikler açısından son derece zengin bir içecek. Probiyotikler dışında bol miktarda mineral ve vitamin içeren kefir, adeta bir gençlik iksiri.

    Bu çok özel doğal ürün, KOSGEB projesi (2015/021) kapsamında Akten Kozmetik’in kurucu ortaklarından olduğu İstanbul Üniversitesi Teknokent’teki NGS Biyoteknoloji tarafından geliştirilen Thalia Natural Beauty PROBIOTIC Kefir Özlü Kompleks aracılığıyla bambaşka bir formda karşımızda!

    Thalia Natural Beauty PROBIOTIC Kefir Özlü Kompleks, içeriğini zenginleştiren kefir pre- ve probiyotikleri, biyoaktif süt peptitleri, hyalüronik asit, pantenol, vitamin E ve shea yağıyla cildin doğal dengesini koruyup devamlılığını sağlayarak cildi hissedilir derecede nemlendiriyor. Çoğalması kontrollü şekilde durdurulmuş cilde dost konsantre kefir probiyotikleri ve oluşturdukları süt peptitleri, cildin doğal savunma sistemini olumlu yönde etkiliyor, stres ve yaşlanma nedeniyle oluşan yıpranmaya karşı destek veriyor.

    Klinik olarak test edilen ve hassas ciltler için de uygun olan Thalia Natural Beauty PROBIOTIC Kefir Özlü Kompleks, üç üründen oluşuyor:

    Yüz Kremi, Yüz Serumu ve El Kremi.

    PROBIOTIC Kefir Özlü Yüz Kremi: Thalia Natural Beauty PROBIOTIC Kefir Özlü Yüz Kremi cildi yumuşatan, besleyen ve dengeleyen bir cilt bakım formülüdür. İçeriğindeki doğal konsantre kefir özü, birden fazla ve güçlü probiyotik cinsinin (lactobacillus, leuconostos, acetobacter, kluyveromyces, saccharomyces) sütü fermente etmesi ve biyoaktif peptitleri açığa çıkarmasıyla elde edilir. Kefir probiyotikleri, cildin koruyucu tabakasını güçlendirmede ve yenilenme sürecini hızlandırmada kilit rol oynar. Bunun yanı sıra formülündeki değerli doğal bileşenler cilt mikroflorasını besleyen probiyotikler olarak işlev görür. Ürün, cildin canlılığı ve nemi için optimum dengeyi sağlar. Kusursuz makyaj uygulaması için cildinizi hazırlar.

    Kullanım şekli: Yeterli miktarda ürünü yüz, boyun ve dekolte bölgesine masaj yaparak uygulayın. Tüm gün nemlendirme sağlamak için sabahları ve gün boyunca gerektiği kadar kullanabilirsiniz.

    PROBIOTIC Kefir Özlü Yüz Serumu: Thalia Natural Beauty PROBIOTIC Kefir Özlü Yüz Serumu, konsantre kefir kaynaklı pre- ve probiyotikleri, cilde dost bakterileri besleyerek sağlıklı bir cilt mikrobiyomu oluşumunu teşvik eder. İçeriğindeki pantenol, vitamin E ve jojoba yağı gibi değerli antioksidan yağlar nemlendirici ve koruyucu bir bariyer oluşmasını sağlar. Hyalüronik asitle güçlendirilmiş formülü yaşlanma belirtilerinin azalmasına destek olur, daha parlak ve aydınlık bir cilt görünümünü destekler.

    Kullanım şekli: Günde bir kez, tercihen akşamları kullanın. Yüz, boyun ve dekolte bölgesi üzerine uygulayarak parmak uçlarınızla masaj yapın.

    PROBIOTIC Kefir Özlü El Kremi: Thalia Natural Beauty PROBIOTIC Kefir Özlü El Kremi, cildi yumuşatan, besleyen ve dengeleyen cilt bakım formülüdür. İçeriğindeki konsantre kefir kaynaklı pre- ve probiyotikler cilt mikrobiyomunu besleyip destek olarak sağlıklı bir cilt mikrobiyomu oluşumunu teşvik eder. Bu sayede elleriniz gün boyu maruz kaldığı kimyasal ve çevresel etmenlerin dejenere edici etkilerinden korunmuş olur. Panthenol, vitamin E ve shea yağı gibi besleyici bileşenlerle güçlendirilmiş formülü cildinizi derinlemesine nemlendirir, yıpranmalara karşı korur, parlak ve taze bir cilt görünümü sunar.

    Kullanım şekli: Tüm gün nemlendirme sağlamak için sabahları ve gün boyunca gerektiği kadar uygulayın.

    Sağlıklı Gebelik İçin 5 Egzersiz Kuralı

    0

    Gebelik Döneminde Yapılan Egzersizler Anne Ve Bebek Sağlığı İçin Büyük Önem Taşıyor

    Anne adayına kendini fiziksel ve ruhsal olarak iyi hissettiren egzersizler; özellikle bu dönemde sık karşılaşılan bel ve sırt ağrılarını, şişlik ve ödem ile uykusuzluk problemlerini de azaltıyor. Gebelik döneminde hareketsizlikten uzak duran ve düzenli egzersiz yapan kişilerin normal doğum yapma şansı yükseliyor ve sancı süreleri de kısalıyor.

    Op. Dr. Nilsem Eraslan
    Op. Dr. Nilsem Eraslan

    Memorial Sağlık Grubu Medstar Topçular Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nilsem Eraslan, gebelik döneminde egzersizin önemi hakkında bilgi verdi.

    Daha Rahat Bir Doğum İçin Hareket Şart

    Gebelik döneminde yürüyüş, yüzme, yoga ve nefes egzersizleri anne adayı için herhangi bir riske yol açmadığı gibi bu sürecin daha sağlıklı ve rahat geçirilmesine de yardımcı olur. Egzersizlerin amacı kilo kontrolü değil anne adayının doğum sürecine katkı sağlamaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, egzersize başlama zamanı ve hareketlerin içeriğidir. Doktor kontrolünde yapılan bir planlama çerçevesinde düzenli egzersiz, hem anne adayı hem de bebek için yararlı olacaktır.

    Ağrı Hissettiğiniz Anda Egzersizi Bırakın

    Gebelik döneminde egzersiz süreleri, herkese göre değişmekle birlikte 30 ile 45 dakika arasında ve 5 ya da 10 dakikalık molalarla olmadır. Egzersiz sırasında aşırı terleme, kalp atışında hızlanma, bel ve karın bölgesinde ağrı oluşması durumunda hareketler hemen bırakılmalı ve doktora bilgi verilmelidir. Gebelerin, kendilerini rahatlatacak uygun egzersizleri tercih etmeleri önerilmektedir.

    Gebelikte egzersiz kurallarına dikkat!

    1.Hava şartları uygun olduğu sürece egzersizlerin açık havada yapılması önerilir.

    2.Mümkün olduğunca gürültü ve stresten uzak mekanlar seçilmedir.

    3.Egzersiz süresi, gebeyi yormayacak uzunlukta olmalıdır.

    4.Egzersiz planı, içinde bulunulan aya göre değişebilir. Gebeliğin ilerleyen aylarında daha basit egzersizler yapılması uygun olabilir.

    5.Gebeliğin 5’inci ayından itibaren sırt üstü ve yan yatılarak yapılan egzersizler bırakılmalıdır.

    İGA ve Çöpüne Sahip Çık Vakfı’ndan ‘Çevre Farkındalığı’ İçin İş Birliği

    0

    Atılan çöplerin çevreye etkileri ve geri dönüşümü konusunda toplumda farkındalık yaratmayı amaçlayan “Farkında Mısın?” Ulusal Fotoğraf ve Kısa Video Yarışması, İGA ve Çöpüne Sahip Çık Vakfı iş birliğiyle başladı.

    Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde gelecek nesillere tertemiz, yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmalarını sürdüren iGA, bu faaliyetleri doğrultusunda Çöpüne Sahip Çık Vakfı iş birliği yaparak “Farkında Mısın?” isimli Ulusal Fotoğraf ve Kısa Video Yarışmasına imza attı.

    Başvuruları 23 Aralık 2019 tarihinde başlayan yarışmanın fotoğraf ve kısa video olmak üzere iki ayrı kategorisi bulunuyor. Büyük Efes Sanat’ın da destekçisi olduğu yarışmaya başvurular 29 Şubat 2020 tarihine kadar devam edecek olup, amatör ve profesyonel herkesin katılımına açık.

    Amaç Çevre Farkındalığı Oluşturmak…

    Kaynaklarımızın sonsuzmuş gibi tükendiğine, çevreye atılan her parça çöpün doğada kuşaklar boyunca kaldığına, bu durumu tersine çevirmenin herkesin elinde olduğuna “Farkında Mısın?” yarışmasıyla dikkat çekilmesi amaçlanıyor.

    Başvuruları farkindamisinyarismasi.org adresinden online olarak yapılabilecek yarışma sonunda, her iki kategoride belirlenen ilk 3 eser sahibine para ödülleri verilecek. Her iki kategoride sergilemeye değer 20’şer eser belirlenecek ve bu eserler belli bir süre İstanbul Havalimanı’nda sergilenecek.

    Mart 2020 itibarıyla sonuçlanacak yarışmanın jüri üyeliğini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Uzman Psikolog Prof. Dr. Zuhal Baltaş, Fotoğraf Sanatçısı Gültekin Çizgen, CNN Türk Program Yapımcısı Güven İslamoğlu, İGA CEO Danışmanı Ülkü Özeren, İGA Kurumsal İletişim Direktörü Gökhan Şengül ve Çöpüne Sahip Çık Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yasemin Vargı oluşturuyor.

    Atık Ve Çöp Sorunu Tüketimle Başlıyor

    Çöp üretiminin henüz kaynağındayken azaltılması ve üretilen çöpün de ayrıştırılarak geri dönüşüme yönlendirilmesi konusunda farkındalığı arttırmak üzere faaliyet gösteren Çöpüne Sahip Çık Vakfı’nın Genel Müdürü Emrah Bilge konuyla ilgili “Çöp, aslında biz çöp olduğuna karar verinceye kadar kullandığımız her şey. Bir nesnenin çöp olduğuna işimize yaramadığını, artık kullanmak istemediğimizi düşündüğümüzde karar verir ve onu çöpe atarız. Çöp kolayca atılır ki gözümüzden de bizden de uzak olsun. Peki, bu çöplerin nereye gittiğini, doğada ve kendi sağlığımız üzerinde ne etkileri olduğunu düşünüyor muyuz? “Farkında Mısın?” bu soruların cevaplarını düşündürmeyi, birey olarak neler yapabileceğimizi görsel yollarla ortaya koymayı hedefliyor.” sözlerine yer verirken, herkesi düşünerek ve yaratarak ortaya çıkardıkları çalışmalarla yarışmaya katılmaya, çevre için farkındalık oluşturmaya davet etti.

    Hedef “Sıfır Atık”

    Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdüren İGA, operasyonel başarılarıyla küresel bir transfer merkezi haline gelen İstanbul Havalimanı’nda, çevre ve sürdürülebilirlik konuları özelinde yürüttüğü faaliyetlerle de ön plana çıkıyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İGA CEO Danışmanı Ülkü Özeren İstanbul Havalimanı’nda başarıyla sürdürülen çalışmalardan bahsederken atık sorununun kaynağında çözülmesi gerektiğine dikkat çekti.

    İGA CEO Danışmanı Ülkü Özeren
    İGA CEO Danışmanı Ülkü Özeren

    Özeren, “Farkında Mısın?” Ulusal Fotoğraf ve Kısa Video Yarışması’nın önemli bir çevre farkındalığı yaratacağını vurgularken, kaynakları daha verimli kullanma yönünde başta atık oluşumunun yollarının bulunmasının gerekliliğine dikkat çekti.

    Bu çalışmalar sonucunda atık miktarının azaltılabileceğinin altını çizen Özeren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşadığımız dünyaya duyduğumuz saygı ve en önemlisi sürdürülebilirlik anlayışıyla küresel hub olan İstanbul Havalimanı’nda çalışmalarımızı ‘Sıfır Atık Prensipleri’ çerçevesinde yürütüyoruz. Hedefimizi ‘Sıfır Atık’ olarak belirledik ve havalimanındaki diğer paydaşlarımızla Sıfır Atık Deklarasyonu’nu imzaladık. Bu doğrultuda tüm atık yönetimi altyapısının geri dönüşüm sağlayacak şekilde atık toplama ve işleme özelliğiyle dizayn edilmesine özen gösterdik. Gelecek nesillere tertemiz ve yaşanabilir bir dünya bırakmak istiyoruz.”

    Çöpüne Sahip Çık Vakfı

    “Temiz bir çevre için tüm toplumun çöpün üretimi ve doğru yere atılması konusunda hassasiyet ile davrandığı sürdürülebilir bir dünya yaratmak” vizyonuyla kurulmuş olan Çöpüne Sahip Çık Vakfı, çöpten arınmış bir çevre için toplumda davranış dönüşümü sağlamak üzere kampanyalar düzenliyor, eğitici ve teşvik edici projeler hayata geçiriyor, çevre politikalarını iyileştirmek için katkı sağlıyor ve bunların tüm Türkiye’de yaygınlaşması için çalışıyor.

    Çocuklara İçerik Üretimi Baskısı!

    0

    Sanal Dünyada Çocuk Emeği Sömürüsüne Dikkat!

    Çocukların sosyal medya kullanımının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, özellikle video paylaşım platformu YouTube’daki risklere dikkat çekiyor. Uzmanlar, ebeveynler tarafından kazanç elde etme amaçlı olarak yönetilen hesapların, çocukların kimlik gelişimi, mahremiyet ve özel yaşamı için tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor.

    Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, 12 farklı ülkeden 24 yazarla beraber kaleme alınan “Critical Global Semiotics: Understanding Sustainable Transformational Citzenship” (Eleştirel Küresel Göstergebilim: Sürdürülebilir Dönüştürücü Vatandaşlığı Anlamak) isimli kitapta YouTube’un çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

    Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay
    Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay

    Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, kaleme aldığı “New Age Child Labor in Turkey: Child Influencers on YouTube” (Türkiye’de Yeni Nesil Çocuk İşçiliği: YouTube’da Çocuk Influencerlar) başlıklı bölümde ilginç tespitlerde bulundu.


    Sosyal medya mecralarının kontrolünün geleneksel medyaya oranla çok daha sınırsız olduğuna dikkat çeken Atalay, bu durumun çocukları çok fazla etkilediğini belirterek “Sosyal medya kullanıcıların ürettikleri içeriklere dayalı platformlar ve buralarda paylaşılan içeriklerin kontrolü geleneksel medyaya göre çok daha sınırlı. İnternete ve gerekli teknolojilere ulaşabilen herkes bir sosyal medya hesabı sahibi olabiliyor.Ne yazık ki buna çocuklar da dâhil” dedi.


    Çocuk Kullanıcı Sayısı Hızla Artıyor

    Sosyal medya platformlarının belirlediği kullanıcı yaşı alt sınırının birçok ülkede olduğu gibi Türkiye için de 13 olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, “Fakat çok daha küçük yaşlarda çocukların sosyal medyada aktif olduğu görülmektedir. Özellikle videoya dayalı bir platform olan YouTube sosyal medya platformunda çocukların kullanıldığı kanalların sayısı hem dünyada hem de Türkiye’de gittikçe artmaktadır” dedi.

    Çocuklar Kazanç Kapısı Olarak Görülüyor

    Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, “Ebeveynler tarafından kazanç elde etme amaçlı olarak yönetilen çocuk YouTuber hesapları çocukların kimlik gelişimi, mahremiyet ve özel yaşamı için tehdit oluşturuyor. Takipçilerin ilgisini canlı tutma amacıyla günde iki- üç video çekme baskısıyla karşı karşıya kalan çocuklar oyun ve eğitim için harcamaları gereken değerli vakitlerinden mahrum kalıyor. Problemin bir diğer kısmı bu aktivitelerde çocukların hem izlenme oranlarına bağlı olarak reklam geliri elde etmeleri hem de çeşitli marka ve ürünlerin tanıtımı için influencer olarak kullanılmaları. YouTube’da üzerinde neredeyse hiç konuşulmayan bir çocuk işçiliği ve dolayısıyla da emek sömürüsü oluşmuş durumda” uyarısında bulundu.


    Önlem Alınmalı

    Geçtiğimiz Eylül ayında Amerika Birleşik Devletleri Federal Ticaret Komisyonu’nun YouTube’a çocukların gizliliğini ihlal etmek suçundan 170 milyon dolar ceza kestiğini hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, “Bu gelişmenin ardından birkaç hafta önce YouTube 2020 yılından itibaren çocuklara yönelik YouTube kanallarının Amerikan Coppa yani Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Yasası’na tabi tutulacağını açıkladı. Buna göre çocuklara yönelik kanallarda artık izleyicilere kişiselleştirilmiş reklam gösterilmeyecek. İzleyiciler çocuk kanallarına yorum da yapamayacak. Bu gelişmeler olumlu olmakla beraber YouTube kanallarında kullanılan çocukların korunması için yeterli görünmüyor” diye konuştu.


    Ebeveynlerin Bilinç Kazanması Gerekiyor

    Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, çocukların bu kontrolsüz mecralarda içerik üreticisi olmalarının, ürün tanıtma para kazanma sorumlulukları üstlenmelerinin, bir takipçi kitlesi tarafından izlenmelerinin kişilik gelişimleri açısından da sorunlara gebe olduğunu belirterek “Sadece YouTube gibi platformların atacağı adımlarla çözüme ulaşmak zor görünüyor. Ebeveynlerin bu konuda bilinç kazanması, çocuklara okullarda bu konuda uyarılar yapılması ve bu tür faaliyetlerde çocukları kullanan kişilere de cezai yaptırımlar uygulanması gerekiyor” diye konuştu.

    Son Dönemin En Dikkat Çeken Oyunu Çıplak Vatandaşlar

    0

    Gördüğü Yoğun İlgi Üzerine 10 Ocak’da Zorlu PSM’de

    Bugüne kadar başrolünde oynadığı TV dizileri ve filmlerle büyük beğeni kazanan ödüllü oyuncu Cansel Elçin, son günlerde ses getiren Mucize Doktor dizisinde’de yer alan usta oyuncu Reha Özcan ve oynadığı rollerde performanslarıyla dikkat çeken Alican Altun ile başrolünü paylaştığı yepyeni tiyatro oyunu ‘Çıplak Vatandaşlar’ ile seyirci karşısına çıkıyor.

    Simon Beaufoy’un yazdığı, dilimize Şükran Yücel’in çevirdiği, ülkemizde de ‘Anadan Doğma’ ismiyle daha önce vizyona giren komedi filmi ‘Full Monty’nin tiyatroya uyarlaması olan Çıplak Vatandaşlar’da; Sheffield’da işsiz kalan 6 adamın acınası halleri, zekice yazılan hınzır esprilerle dolu, eğlenceli ve sevimli bir komediye dönüşür.

    Özelleştirildiği için kapanan Sheffield çelik fabrikası çalışanları artık işsizdir. Yıllarını mesleklerine vermiş bu deneyimli işçiler, geçinemez hale gelirler. İçlerinden Gaz’ın aklına bir fikir gelir. Şehirdeki kadınların genç erkek striptizcilere gösterdiği büyük ilgi Gaz’ı ve diğer işsiz arkadaşlarını da yanına alarak striptiz dünyasına adım atmaya ve para kazanmaya iter. Çelik Striptizciler’i böyle kurarlar. Ancak striptiz nasıl yapılır hiçbir fikirleri yoktur. Üstelik rekabet büyüktür ve bilmedikleri bu yolda başlarına gelmedik kalmaz.

    Her yerde karşılaşılan işsizlik sorununu; seyirciye sempatik gelecek karakterlerle ve kendine özgü mizah anlayışıyla anlatan oyun, eğlendirirken düşündürüyor ve sürprizli finali ile izleyiciyi ters köşe yapıyor.

    Yönetmen Laçin Ceylan imzasıyla tiyatroya taşınan ve birbirinden yetenekli oyuncu kadrosu ile dikkat çeken Çıplak Vatandaşlar, 10 Ocak Cuma akşamı Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde izleyicisi ile buluşacak.

    OYUNUN KÜNYESİ:

    • Yazar- Simon Beaufoy
    • Çeviri- Şükran Yücel
    • Yönetmen- Laçin Ceylan
    • Yönetmen Yardımcıları- Adıhan Şentürk, Ali Yıldırım, Oğuz Edis
    • Sahne Tasarımı-Şirin Dağtekin
    • Kostüm Tasarımı- Dilek Kaplan
    • Işık Tasarımı- Yakup Çartık
    • Müzik– Nejat Dimili
    • Koreografi- Erdal Uğurlu

    OYUNCULAR:

    • Cansel Elçin- Reha Özcan- Erdal Uğurlu- Alican Altun- Bedir Bedir- Sedat Mert- Yusuf Vardar- Suna Yıldızoğlu- Dilşad Çelebi-Burcu Görek- Süleyman Arda Eminçe-Nur Dilara Gül-Ebru Sarıtaş-Oğuz Edis- Muharrem Fındıcak

    Karikatürler Yarışacak, Sağlıklı Yaşam Kazanacak

    0

    Dünyaca Ünlü Karikatüristler 4. Uluslararası Yeşilay Karikatür Yarışması’nda

    4. Uluslararası Yeşilay Karikatür Yarışması, “Bağımlılıklarla Mücadelenin 100. Yılında Sağlıklı Yaşamın Önemi” temasıyla düzenleniyor. Yeşilay’ın kuruluşunun 100. yıl dönümünde yeni bir ödülün de verileceği yarışmaya başvurular 7 Şubat’a kadar devam ediyor. Yarışmayla ilgili değerlendirmelerde bulunan Yeşilay Genel Müdürü Sultan Işık, “Dünyanın dört bir yanından karikatüristin kendi kültürel perspektiflerini yansıtacakları ilham verici eserleri görmek için sabırsızlanıyoruz.” dedi.

    Yeşilay dünyanın, ülkemizin ve özellikle gençlerin bağımlılıklara karşı dikkatini çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla Uluslararası Yeşilay Karikatür Yarışması’nın 4’üncüsünü düzenliyor. Dünyadan ve Türkiye’den profesyonel ve amatör tüm karikatüristlerin katılımına açık yarışmanın bu yılki teması “Bağımlılıklarla Mücadelenin 100. Yılında Sağlıklı Yaşamın Önemi” olarak belirlendi. Yarışmaya başvurular 7 Şubat 2020 tarihine kadar yesilay.org.tr adresinden yapılabiliyor.

    Yeşilay Genel Müdürü Sultan Işık
    Yeşilay Genel Müdürü Sultan Işık

    2020’nin Yeşilay’ın kuruluşunun 100. yılı olduğunu ve bu yıl tüm bağımlılıklarla mücadelede sağlıklı yaşamın önemine odaklandıklarını belirten Yeşilay Genel Müdürü Sultan Işık, yarışmayla ilgili şunları söyledi:

    “Uluslararası Karikatür Yarışmasının 4’üncüsünü ‘Bağımlılıklarla Mücadelenin 100. Yılında Sağlıklı Yaşamın Önemi’ temasıyla düzenliyoruz. 3 yıldır yoğun ilgi gören yarışmamıza, geçtiğimiz yıl 51 ülkeden, 414 karikatürist, 787 farklı eserle başvurdu. Bugüne kadar yarışmaya katılan toplam eser sayısı ise 2 bin 848 oldu.”

    “Yarışmamızın bağımlılıkla mücadele misyonunu dünya çapında en iyi şekilde taşımasının yanı sıra karikatür sanatının gelişimine ve yaygınlaşmasına gösterdiği katkı da bizi çok mutlu ediyor. Bugüne kadar yarışan eserlerin %70’i yabancı karikatüristlere aitti. Bunların arasında Azerbaycanlı Soltan Soltanli, Belçikalı Luc Descheemaeker, Brezilyalı Silvano Mello, İranlı Kambiz Derambakhsh ve Sırbistanlı Borislav Stankoviç gibi dünyaca önemli isimler de bulunuyor. Aynı zamanda pek çok genç karikatürist ilk kez bu yarışmayla isimlerini duyurdu. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından karikatüristin kendi kültürel perspektiflerini yansıtacakları ilham verici eserleri görmek için sabırsızlanıyoruz.”

    Yarışmaya 100. yıl Ödülü Eklendi, Ödül Miktarı Toplamda 35 bin TL’ye Yükseldi

    4. Uluslararası Yeşilay Karikatür Yarışması’nın teması belirlenirken sağlıklı yaşam bilincinin ve bu yönde geliştirilen alışkanlıkların bağımlılık yapıcı maddelerden uzak durulmasına katkı sağlayacağı gerçeğinden hareket edildi. Yarışma sonucunda birinciyi 10 bin TL, ikinciyi 7 bin 500 TL, üçüncüyü 5 bin TL ödül beklerken, 3 kişiye de 2 bin 500 TL’lik başarı ödülü verilecek. Ayrıca bir kişi 2 bin 500 TL’lik Mazhar Osman Ödülü’nün ve bir kişi de 2 bin 500 TL’lik 100. Yıl Özel Ödülü’nün sahibi olacak. Yeşilay, 4. Uluslararası Yeşilay Karikatür Yarışması’nda toplam 35 bin TL ödül dağıtacak.

    En Sevdiğin Kahveyi Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyelim

    0

    Bazı psikologlar, bir insanın en sevdiği ve her gün içtiği kahvenin, o kişinin karakteri hakkında bazı ayrıntıları ortaya çıkarabileceğini söylüyor

    Ben iflah olmaz bir kahve tüketicisiyim. Üniversite yıllarımdan bu yana kahvesiz başladığım bir gün hatırlamıyorum. Yaş aldıkça dikkat etmek durumunda kalsam da her gün en az iki kahve içerim. Pipetli, köpüklü, şurup ilaveli, hazır kahveleri pek tercih etmem. Kavrulmuş çekirdekler öğütülüp, makinede veya cezvede kokusunu yayarak pişecek… Yanına en fazla minik bir lokum ve bir bardak su koyulacak. Karşılıklı içecek bir de dost varsa, bence tamamdır.

    Kahve tercihimizin kişiliğimizle ilgili ipuçları verdiğini duyduğumda biraz şaşırdım. Siz de en sevdiğiniz kahvenin karakter özelliklerini okuyun ve sizi anlatıp anlatmadığını öğrenin.

    Nescafe

    Nescafe

    Siz, ayağı yere sağlam basan bir mantık insanısınız. Her zaman belirlediğiniz hedeflere doğru yol alıyorsunuz. Zamanınızı çok dikkatli bir şekilde yönetiyorsunuz ve birçok göreviniz olmasına rağmen, iyi organize olduğunuz için zaman derdiniz olmuyor. Liderlerinize ve çalışma arkadaşlarınıza saygı duyuyorsunuz. Olağanüstü bir işkoliksiniz. Şimdiye kadar çok fazla başarı elde etmediyseniz, bunun nedeni henüz vaktinin gelmemiş olmasıdır.

    Espresso

    Espresso

    Sevdiğiniz ve sizi seven insanlar size tamamen güvenebilir. Her şeye hazırsınız ve ihtiyacınız olduğunda her zaman desteğe hazır olursunuz. Çok çalışıyorsunuz, başarıya güçlü bir şekilde inanıyorsunuz ve bu nedenle her zaman kazanıyorsunuz.

    Şekersiz kahve

    Hayallerinize ve hedeflerinize giden yolda zirveye kadar tırmanmaya hazırsınız. Gün boyu zinde kalmanız için size kahve yeter. Kötü bir seçim yapsanız bile sorumluluk almaktan korkmuyorsunuz. Dersinizi çıkarırsınız ve aynı hatayı asla tekrarlamazsınız.

    Capuccino

    Capuccino

    Siz yaratıcı kişilikli, büyüleyici birisiniz. Romantik bir ruh taşıyorsunuz ve büyük kalpli bir hayalperestsiniz. İşlerin gidişatını takip etmeyi seviyorsunuz çünkü yol sizin için hedeften daha önemli. Tüm avantajları ve dezavantajları ile hayatın tadını çıkarırsınız. Hassas bir insansınız ve zaman zaman savunmasız olabiliyorsunuz. Ama gülümsemeniz yüzünüzden neredeyse hiç düşmüyor.

    Frappuccino

    Frappuccino

    Siz trendleri iyi takip eden hatta bazen de trend belirleyen bir kişiliksiniz. Hayata çocuksu gözlerle bakıyorsunuz. Doğaçlama ve yaratıcılık sizin en belirgin marifetleriniz. Ancak bu çok tatlı, kahveli içeceği sık tüketiyor olmanız her zaman sağlıklı seçimler yapmadığınız anlamına da geliyor.

    Türk kahvesi

    Siz geleneklerine bağlı, belki biraz eski moda bir ruhsunuz. Sağlam köklerinize baharat gibi serpiştirdiğiniz yeni özelliklerinizle siz mükemmel bir hikaye anlatacısı olabilirsiniz. Işığınız, gülüşünüz ve sohbetiniz nedeniyle sizin dostunuz olmak herkes için bir zevktir!..

    Americano

    Genellikle yüksekleri hedefliyorsunuz ve yaşamdan yüksek beklentileriniz var. Karmaşık olmayan, saf tatlar konusundaki seçiminiz kişiliğinizde de belirgin olarak görülmektedir.

    Michelin Yıldızlı Restoran Şeflerinden Tavsiyeler

    0

    Michelin Yıldızlı Restoran Şeflerinden Tavsiyeler

    Güzel bir sunumla servis edilen lezzetli yemekleri severiz. Yemek yapmayı, misafir ağırlamayı, sunumlarla göz doldurup eşsiz tatlarla hayran bırakmayı da severiz. İyi haber, bizim için yararlı olabilecek ve mutfağımızda daha iyi aşçılar olmamıza katkısı olacak birçok bilgi ile çevrili olmamız. Bu yazıda, Michelin yıldızlı restoranların şeflerinden bazı ipuçlarını sizinle paylaşıyoruz.

    Kokuların karışımı ile deney yapın

    Michelin şefleri, daha önce hiç kimsenin yapmadığı ürün kombinasyonlarını deneme cesareti göstererek yıldızlarını alıyor. Tabii ki, bunu denemeye karar verirseniz, farklı eğitim videolarını takip etmek, tat uyumluluğunun temel prensiplerini tanımlayan yemek kitaplarını okumak iyi bir fikirdir. Standart olmayan ancak kanıtlanmış kombinasyonlarla başlanabilir. Örneğin, hardallı armut, zeytinli portakal, jambonlu kavun, sebze salatası ve çilek aromalı peynir denenebilir.

    Baharatları yemeğe koymadan önce ısıtın

    Bu yöntem birçok baharatın tadını ortaya çıkarır ve daha doygun hale getirir. Kuru bir tavada veya az yağda, baharatların aromalarını açmak için 1-2 dakika ısıtın.

    Mise en place (mizan plaz) prensibini takip edin

    Sadece Michelin yıldızlıların değil, herhangi bir şefin size vereceği bir başka ipucu da Mise en place (mizan plaz) prensibini takip etmektir. Aşçılar dilinde bu, yemek hazırlamak için gerekli tüm malzemeleri, baharatları, aletleri, kapları “yerli yerine koymak” anlamına gelir. Bu, yemek pişirmenizi kolaylaştıracak ve geliştirecektir.

    Marine edilebilen her şeyi marine edin

    Güzel bir marine sosu, dokuyu daha güzel, daha sulu hale getirir ve yemeklere daha fazla lezzet katar. Örneğin, kırmızı pancarı seviyorsanız, zeytinyağı, tuz ve kişniş ile marine edebilirsiniz. Şefler et, sebze, meyve, mantar, peynir, balık ve diğer bazı deniz ürünlerini de marine ederler.

    Eti pişirdiğiniz yağdan lezzetli bir sos yapın

    Tavada et pişirdiğimizde, eklediğimiz baharatlarla karışan yağ ekstra bir tat açığa çıkarır. Eti tavadan aldıktan sonra, bu yağları bir sos hazırlamak için kullanabilirsiniz. Biraz daha tereyağı, et suyu ve şarap ekleyerek yoğunluğu azaltıp yemeğinizin üzerinde gezdirin.

    Doğru araç gereçleri kullanın

    Bunlar, doğru derinlikte kaplar, uygun kesme tahtaları, çok iyi bilenmiş bıçaklar, zamanlayıcılar, pişirmeyi kolaylaştıran ve elbette Michelin yıldız restoranlarında kural olan termometrelerdir. Örneğin, eti tavaya taşımak için çatal yerine metal klipsler kullanırsanız, bu eti sulu tutar.

    Ürünleri mevsiminde kullanın

    Bu, kendi saygınlığına değer veren her restoranın temel ilkelerinden biridir. Michelin restoranlarında, ürünler genellikle sadece mevsimlik değil, aynı zamanda da yerli üretimdir.

    Süpermarketlerde Daha Fazla Satın Almamızı Sağlayan Pazarlama Stratejileri

    0

    Günlük yaşamımızda ihtiyacımız olan her şeyi bulabileceğimiz büyük market zincirleri tüketicilerin daha fazla satın almasını sağlamak için bir dizi pazarlama hilesine güveniyor

    Bu hilelerden bazılarını duymuş olsak da, farkına varmadan inanmaya devam ediyoruz. İhtiyacımız olanları bulmak için mağazanın içinde dolaşırken, çoğu zaman ihtiyacımız olmayan ancak alınması çok cazip olan ürünleri sepete koyarız. Bunu nasıl yapıyoruz? Başarılı pazarlamacıların duyularımız ve ruhsal durumumuzu kullanması sayesinde.

    Duyular satın alma arzusunda önemli bir rol oynar

    Kötü kokan bir markete girerseniz, hızlı bir şekilde satın aldığınız 2-3 ürünle koşar adım oradan çıkabilirsiniz. Ancak hafif ve davetkar yiyecek kokularıyla karşılaşırsanız, kokular sizi mağazada uzun süre kalmanız ve daha fazla satın almanız için çekecektir.

    Alışveriş arabalarının büyümesi tesadüf değil

    Arabaların geçmişe göre çok daha büyük olduğunu fark etmiş olabilirsiniz. Çünkü alışveriş yaparken insanlar bilinçsizce sepeti doldurma eğilimindedir. Pazarlamacılar beynin bu zayıflığından faydalanıyor.

    Ortalama bir müşterinin fiyatını bildiği ürün sayısı 3-4 civarıdır

    Birkaç üründen fazlasının fiyatını bilmiyor oluşumuz bizi daha fazla ürün almaya yönlendiren bir zayıflıktır. Genellikle alışveriş edenler ekmek, peynir, yumurta, taze süt gibi temel ürünlerin fiyatını hatırlar. Kabaca hesaplarsınız ve çok fazla para harcamayacağınızı düşünürsünüz. Ancak fark etmeden sepete bir şeyler eklersiniz. Bu yüzden kasadaki faturanın beklenenden daha yüksek oluşuna çoğu zaman şaşırırsınız.

    Taze meyve ve sebze standı her zaman marketin girişindedir

    Meyve ve sebze standlarının her markette giriş kapısına çok yakın konumlandırıldığını fark ettiğiniz gibi. Bu, her perakendecinin yararlanabileceği bir uygulamadır. Neden? Çünkü meyve ve sebzelerin doygun renkleri gözünüze çarpar ve beyindeki reseptörler anında iştah açar. Böylece, markete girdiğinizde daha fazla ürün alma olasılığınız yükselir.

    Hipermarketlerde çok fazla seçenek olması tesadüf değil

    Market ne kadar büyükse o kadar çok ürün bulunur. Böylece daha uzun süre markette kalma ve daha fazla satın alma olasılığınız artar.

    Gereksiz alışverişten kaçınmak için kulaklık takın ve lirik müzik dinleyin

    Market içinde yayınlanan müzikleri, kampanya ve indirim duyurularını dinlemenin alışveriş miktarını artırdığı yönünde araştırmalar vardır. Kulaklıklığınızda yavaş, lirik bir müzik dinlerseniz, kalp atış hızınız normalleşir. Bu da odaklanmanıza ve daha akıllıca alışveriş yapmanıza yardımcı olur.

    Müşteri kartları: Bizden alışveriş yapın, indirimler ve ödüller kazanın!

    Süpermarketler bu strateji ile ne elde eder? İlk olarak, gelişmiş pazar araştırması yapabilirler. Bir mağazadaki satın alma davranışımızı Facebook’taki reklamlarla eşleştirebilecek protokol çalışmaları devam ediyor. Bir market kartı aldığımızda, o marketi tercih etme eğiliminde oluruz. Ayrıca, kart alan müşterilerin %42’sinin fatura tutarlarında artış gözlenmiş. Bir de indirimlerin genellikle satın almadığımız ürünlerde yapıldığı da unutulmamalıdır.

    Üç al, iki öde!

    Bu klasik stratejinin satışları %150’den fazla artırdığı kanıtlanmıştır. %30 oranında tasarruf sağlayan alışverişler olsa da, bunun gibi stratejiler normalden daha fazla harcamamıza neden oluyor.

    Göz hizasında konumlanan ürünler iki kat daha fazla satılır

    Bu yüzden genellikle en pahalı ürünler orta raflara yerleştirilir. Alt raflardaki ürünler ise çoğu zaman daha ucuz alternatiflerle doldurulmuştur.