Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 259

    Otizmli Bireyler Duyguları Rehberlikle Öğrenebiliyor

    0

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Psikolog Leyla Arslan, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) hakkında önemli bilgiler verdi 

    Otizmli bireyler, duyguları rehberlikle öğrenebiliyor Erken çocukluk döneminde ortaya çıkarak; sosyal etkileşim, iletişim becerilerinde gerilik, sınırlılık ve tekrarlayıcı hareketlere neden olan otizm, normal insanlarla empati kurulmasının önüne geçiyor. Otizmli çocukların duyguları anlamlandırmada güçlük çektiklerini belirten uzmanlar, bu bireylerin duyguları bir kişinin rehberliğinde öğrenebileceğine dikkat çekiyor.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzm. Psikolog Leyla Arslan, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) hakkında önemli bilgiler verdi. Arslan, otizmin beyin gelişimi ve işleyişindeki farklılıktan kaynaklandığını ve çocukluk döneminde ortaya çıktığını söyledi.

    Uzm. Psikolog Leyla Arslan
    Uzm. Psikolog Leyla Arslan

    Empati Kuramıyorlar

    Yapılan araştırmaların yeni doğan bireylerde dört temel duygunun doğuştan geldiği sonucunu ortaya koyduğunu belirten Arslan, “Bu duygular mutluluk, üzüntü, iğrenme ve güvendir. Zamanla çocuklarda duyguları anlama ve ifade etme yeteneği gelişir. Utanç, kıskançlık, neşe, korku ve diğer duygular gibi 80 çeşit duyguya ve bunların da derecelerine döner. Duygulardaki gelişme empati yeteneği ile bağlantılıdır. Otistik çocukların ise empati bozukluğu vardır. Duyguları anlamlandırmada güçlük çekerler. Buna bağlamsal körlük diyoruz. O nedenle duyguları bir kişinin rehberliğinde öğrenmelidirler” dedi.

    Kalabalık Ve Gürültü Sinir Krizini Tetikliyor

    Uzm. Psikolog Leyla Arslan, otizmli bireylerde baskı hissettikleri herhangi bir durumda sinir krizi görülebildiğini ve kendilerini dış dünyaya kapatabildiklerini söyledi. Arslan sözlerine şöyle devam etti; “Buna anormal stres tepkisi diyebiliriz. Zor bir soruyu yanıtlamaya zorlamak, göz ilişkisine zorlamak, kalabalık, gürültü, fazla ışık, toplumsal beklenti, uyku ya da yemek ihtiyacı bu tür durumları tetikleyebilir. Stres kararsızlığı yeterince yüksek olursa çocuğun kapanmasına neden olur ve çocuğun beynine zarar verir. Aile çocuğu bu durumda neyle sakinleştireceğini bilmelidir. Ayrıca krize neden olan davranış örüntüsü tespit edilerek çocuğun bu korkunun üstesinden gelmesine yardımcı olunmalıdır. Güven duygusunu ve ruhsal dengelenmeyi sağlayan özel oyuncakları, nesneleri varsa ya da sallanmak, arabayla gezmek, elektrik süpürgesinin sesini dinlemek gibi sevdikleri davranışlar varsa ona sunulmalıdır.”

    Kendilerine Dokunulmasından Hoşlanmıyorlar

    Uzm. Psikolog Leyla Arslan, dokunulma, ışık, ses ve koku algılarının bazı otizmlilerde daha fazla ön planda olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Sarılmaktan ve dokunmaktan hoşlanmazlar. Bu hassasiyetleri yüzünden dokunma zorluğu ve davranım sorunları yaşadıklarını söyleyebiliriz ancak bunu bütün otizmli bireylere genellemiyoruz. İzinsiz temas normalde de olmaması gereken bir durumdur ama niyetli ve niyetsiz davranış arasındaki farkı öğrenmeleri kolaydır. Bazı otizm spektrum formundaki bireylerde hafif dokunuş derin dokunuştan daha nahoş görünürken, bazılarında beklenmeyen dokunuş sevilen bir kişiden bile gelse rahatsız edici olabiliyor. Aynı zamanda uzak tanıdıklardan ve yabancılardan gelen dokunma davranışı güvenli algılanmıyor.”

    Aşk Gibi Duygular Onlar İçin Gizemli

    Otizmli bireyler için aşkın gizemli bir durum olduğunu ve bu gizemin rehberlik edilmeden çözülemeyeceğini söyleyen Arslan, “Otizm spektrumundaki bireyler sevgiyi nesne gibi kategorize etmeye çalışırlar. Edinilmesi gerekli bir şey gibi görebilirler. Bağlamsal körlük içinde olduklarından sevgiyi göstermeyi bilemedikleri için kendi tarzlarında severler. Birçok otizmli birey evli ve çocuk sahibi bir yetişkin olarak yaşayabiliyor. Kendileri otizmli oldukları için çocuklarının da otizmli olması gibi bir durum söz konusu değil. Otizmli birisinin eşi iletişim kurma şeklini düşünmeli, para yönetme, iş bulma ve kendini savunma konusunda yardımcı olma sorumluluğunu üstlenmelidir” dedi.

    Yardım Edilirse Sevmeyi Öğrenebilirler

    Otizmli çocuklarda beynin sevgiyle ilgili alanlarının tam olarak gelişim göstermediğini ifade eden Arslan, “Karşı tarafın sevgisini algılayamadıkları gibi acısını da anlayamazlar. Çoğunlukla kendisine odaklı düşünürler ve ileri derecede otizmli olan bireylerde hiçbir sevgi belirtisi görmek mümkün değildir. Hafif otizmli bireylere yardım edilmesi durumunda sevmeyi öğrendiklerini görüyoruz. Aşırı stres yaratmamak şartıyla, gözlem ve sanat terapisi desteğiyle sevginin türleri öğretilebilir. Bağlam duyarlılığı içinde duyguları detaylandırmak işe yarar. Arkadaşlık sevgisi, şefkat, tutku ve bunların yüzdeki ifadeleri öğretilmelidir. Sözsüz iletişim becerileri, jest ve mimikler ayrıca çalışılması gereken konulardır” dedi.

    Otizmli Bireylerin’de Cinsel Hayatları Olur

    Uzm.Psikolog Leyla Arslan, otizmli bireylerin de diğer çocuklar gibi psikoseksüel gelişim dönemlerinden geçtiklerini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti; “Otizmli bireylerin de cinsel hayatları olduğunu söylemek mümkün ancak dünyayı başkalarından farklı şekilde tecrübe ediyorlar. Göz teması kurmakta zorluk çektikleri için bu durum duygusal anlayışın onaylanmasını veya ifadesini zorlaştırıyor. Ancak değişik vücut hareketleri, sallanma, el çırpma, nesnelere bağlanma, değişikliklere direnç, dokunma zorluğu, duyu algısında hassasiyet yaşayabilirler.”

    Otizmli Çocuklar Mizahı’da Öğrenebilir

    Otizmli çocukların mizah duygusu olmadığını, deyim, ima, kinaye ve yapılan şakaları anlayamadıklarını ifade eden Leyla Arslan, “Anlayamamalarına rağmen zamanla öğrenebilirler. Temel dil becerileri tam olarak gelişmediği için başım bulutlara değdi deyiminde başın etrafında bulut ararlar. Göz kontağı kurmazlar, jest ve mimikleri kullanmazlar. Göz kontağı kurmaya başladıkları zaman iletişim becerileri de gelişir. 6 yaşında otizmli bir çocuğa sevgi dolu baksanız bile korku ve öfke ile “bakma bana öyle diye” tekpisiyle karşılaşabilir ya da sevgi dolu bir ifadeye kulaklarını kapatarak tepki verdiğini görebilirsiniz. Çocukluk ve gençlik döneminde az olan duygusal tepkiler yetişkinlikte bile tam olarak gelişmemiş olabilir. Diğer insanlara ilginç şeyler gösterme eğiliminde değillerdir. Başkalarının kendilerine gösterdiği ilginç şeylere de cevap vermeme eğilimini sosyal veya ortak dikkat olarak adlandırıyoruz. Ortak dikkat zor gelişir” dedi.

    Otizmle Mücadele Adanmışlık İster

    Uzm. klinik psikolog Leyla Arslan otizmli bireylerin bakımının hassasiyet ve sabır gerektirdiğini belirtti ve sözlerini şöyle sonlandırdı: “Hayatları boyunca zenginleştirilmiş bir eğitim ve yaşam ortamı sunulması gerekiyor. Unutulmamalıdır ki öğretilen hiçbir şey boşa gitmez. Toplumun da aileye destek olması, yalnız bırakmaması hakikat, sadakat ve dostluk çerçevesinde farklı bakış açıları kazandırır.”

    İşte Soğuk Havaların  Sinsi Hastalığı: Raynaud Fenomeni

    0

    Raynaud Fenomeni Nedir? Raynaud Hastalığının Belirtileri Ve Tedavisi

    Soğuk havalarda ortaya çıkan Raynaud Fenomeni, el ve ayaklar başta olmak üzere vücudun belli bölgelerinde renk değişimlerine, uyuşma ve ağrılara sebep oluyor.

    Soğuk havaların yavaş yavaş etkisini göstermeye başladığı bugünlerde görülme olasılığı yükselen hastalıklardan birisi de Raynaud Fenomeni. Raynaud Fenomeni, tipik olarak soğuğa maruz kalındığı zaman el ve ayak parmaklarının özellikle uç kısımlarında meydana gelen mavi, mor renk değişikliği olarak tanımlanabilir. Atardamar sistemi ile ilgili olan hastalıkta, organik bir sorun olmamakla birlikte fonksiyonel bir sorun mevcuttur, fizyolojik tepkilerin aşırı halde görülmesi söz konusudur.

    Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk
    Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk

    Acıbadem Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk, hastalığın belirtilerini şöyle sıralıyor:

    “Normalde soğuk havalarda el ve ayak parmak uçlarındaki damarlar, düşük ısının etkisi ile büzüşürler ve bu durum fizyolojik olarak damarlardaki kan akımını azaltır. Kişiler bu durumu, ellerde ve ayaklarda üşüme olarak hissederler. Ancak Raynaud Fenomeninde normal olarak sayılabilecek bu fizyolojik tepki normalden uzun ve şiddetlidir. Bu da el ve ayak parmaklarına oksijenlenmiş kanın uzun süre ulaşmamasına ve parmak uçlarında üşüme ile birlikte morarma meydana gelmesine neden olur.”

    “Hastalık, el ve ayak parmak uçları haricinde de kendini belli edebilir ve kulak kepçesi, burun, yüz, diz, meme uçları da etkilenebilir. Nadiren tüm kol ve bacakta da bulgular görülebilir. Parmaklarda renk değişiminin yanı sıra iğnelenme, uyuşma, ağrı olabilir. Eğer damarların daralma dönemi uzun sürerse dokular için tehlikeli bir süreç ortaya çıkabilir. Stres durumlarında da tetiklenebilen bu hastalığın en belirgin nedeni soğuk hava olduğu için hastaların şikâyetleri ve doktora başvuruları kış aylarında belirginleşmektedir.”

    Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Tedavide direkt etkili ilaçlar bulunmadığını ve soğuk hava gibi atakları tetikleyen faktörlerden uzak durulması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Özellikle soğuk kış aylarında kalın çorap ve eldiven giyilmesi hastalığın ataklarının daha seyrek ve daha az şiddetli olmasını sağlar. Bununla birlikte stresten uzak durulmalı, sigara içilmemelidir. Damarlarda daralmaya neden olabilecek ilaçların (nezle-grip ilaçları, migren ilaçları ve bazı psikiyatrik ilaçlar)kullanımına dikkat edilmelidir. Altta yatan ve Raynaud Fenomenine neden olacak hastalıklar saptanırsa mutlaka o hastalıklara yönelik gerekli tedavilere derhal başlanılmalı ve romatolojik hastalıklar açısından dikkatli olunmalıdır” dedi.

    KidzMondo’dan Çocuklara Yeni Yıl Sürprizleri

    0

    Eğlence & Öğrenme Şehri KidzMondo!

    Trump Alışveriş Merkezi’nde yer alan Türkiye’nin ilk çocuk şehri KidzMondo, çocuklara yeni hediyesi olarak kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor. 27 Aralık’ta www.kidzmondoistanbul.com üzerinden yapılacak online bilet satışlarında geçerli kampanya kapsamında çocuklar ve yetişkinler, KidzMondo’ya %50 indirimli girecek. Alınacak %50 indirimli biletler 28 Aralık – 15 Ocak tarihleri arasında kullanılabilecek.

    50’den fazla meslek ünitesinin yer aldığı KidzMondo’da çocuklar itfaiyeciden doktora, inşaat ustasından moda tasarımcısına kadar akla gelen her mesleği deneyimleyerek keşfediyor. Çocuklar KidzMondo’da hem öğreniyor hem eğleniyor.

    Zencefili Mutfağımızdan Neden Eksik Etmeyelim

    0

    Zencefil, yüzyıllardır Doğu mutfağında kullanılan bir mutfak baharatı olarak bilinir. Arındırıcı bir etkiye sahip olduğu, yağ yakma ve kilo verme sürecine yardımcı olduğu için birçok tarifte bulunur. Yemeklere lezzet katan bu baharat tarih boyunca ilaç olarak da kullanılmıştır. Zencefil, kakule ve zerdeçal ile birlikte Zingiberaceae ailesinin bir parçasıdır.

    Zencefil bitkisinin kökü veya yeraltı sapı (köksapı) çoğunlukla taze olarak tüketilir ya da toz haline getirilir. Bal ve limon karıştırılarak yenilen ya da biraz sulandırıp içilen zencefilin faydaları çok. Bu faydalardan birkaçını yazımızda paylaşıyoruz.

    Bulantıya, kusmaya, mide ağrısına ve bağırsak sıkıntılarına iyi gelir

    Zencefil, prebiyotik görevi görür ve vücutta normal floranın gelişimini destekler. Hangi formda olursa olsun zencefil mide ve bağırsaklardaki gazı önler. İshali ve kabızlığı iyileştirebilir. Vücut ısısını arttırarak toksinlerin atılmasını sağlar. Zencefil, karın şişkinliğini yatıştırır, gaz oluşumunu bastırır ve onları yok etmeye yardımcı olur.

    Zencefil kas ve eklem ağrısını hafifletmeye yardımcı olur

    Güçlü anti-enflamatuar özelliklere sahiptir. Egzersiz sonrası kas yanmasına iyi gelir çünkü ağrıyı hafifletir ve vücudu rahatlatır. İçerdiği Gingerol vb birçok güçlü anti-enflamatuar bileşik sayesinde osteoartrit ve romatizmal artritten muzdarip birçok insanın tükettikten sonra rahatlama yaşadığı gözlenmiştir.

    Bağışıklığı arttırır

    İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde zencefil, iltihabı baskılayarak, serbest radikallerin ve patojenlerin neden olduğu oksidatif stresle savaşarak bağışıklık sistemine yardımcı olur.

    Kolesterolü düşürür

    Zencefilli yemekler, kötü kolesterolü ve damar duvarlarında sert plak oluşumunu azalttığı için kardiyovasküler sisteme de yardımcı olur.

    Diyabetin önlenmesinde yararlıdır

    Yüksek miktarda lif ve antioksidan içeriğiyle, zencefil kökü kan şekerini düşürür ve insüline karşı hücre hassasiyetini artırır. Bu da diyabet riskini azaltır.

    Zencefilin en büyük yararlarından biri, kolesterol seviyelerini düşürme yeteneğidir. Antioksidan zenginliği ve güçlü antienflamatuar özellikleri ile zencefilin beynimizin sağlığında ve gelişiminde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Zencefil vücudumuzun tüm bölgelerinde kan dolaşımını kolaylaştırdığından afrodizyak olarak da bilinir.

    Yararlarına rağmen zencefil tüketiminde aşırıya kaçmamak gerek

    Bu süper bitki birçok yönden yararlı olmasına rağmen, zararlı olabilecek, çok güçlü bileşenlere de sahiptir. Bu yüzden abartılmamalıdır. Fazla tüketimi, sindirim sorunlarına, ishale, şişkinliğe, mide asidine ve gazlara neden olabilir. Deride alerji ve döküntü yapabilir.

    Zencefilin besin değerleri ve tam içeriği nedir

    100 gram taze zencefil kökü:

    79 kalori, 17.86 gr karbonhidrat, 3.6 gr diyet lifi, 3.57 gr protein, 0 gr şeker, 14 mg. sodyum, 1.15 gr demir, 7.7 mg. C Vitamini, 33 mg. potasyum un yanı sıra, B6 vitamini, magnezyum, fosfor, çinko, folik asit ve daha fazlasını içerir.

    Zencefil tüketmenin en yaygın yolu çaydır. İşte size limonlu zencefil çayı için kolay ve hızlı bir de tarif:

    Malzemeler:

    Yarım limon suyu;
    Zencefil kökü;
    1 su bardağı su (250 mi);
    bal (isteğe bağlı).

    Hazırlama yöntemi:

    Bir bardak suyu önceden ısıtın ve kaynatmadan hemen önce içine zencefil koyun ve birkaç dakika pişirin. Pişirme kabını ocaktan almadan karışıma limon suyunu ekleyip iyice karıştırın. Ocaktan alarak biraz ılımasını bekleyin. İsterseniz biraz bal ekleyin ve yemekten önce tüketin

    Çay veya diğer zencefil tariflerini yapmaya başlamadan önce, aşağıdakileri aklınızda bulundurmalısınız:

    • Çay yaparken, zencefil konsantrasyonunu aşırıya kaçmayın;
    • Tüm yararlı özelliklerine ek olarak, bitkinin canlandırıcı bir etkisi vardır, bu yüzden yatmadan önce içilmesi önerilmez;
    • Zencefilin bir baharat olduğunu unutmayın, bu yüzden tariflere biraz bal eklemek iyi fikir olabilir;
    • Siyah veya yeşil çayınıza zencefil ekleyebilirsiniz. Özellikle kilo vermeye açlışıyorsanız yardımını görürsünüz;
    • Zencefil oldukça aromatik olduğundan çayın tadını acılaştırabilir. Bu yüzden tüketmeden önce süzülmesi tavsiye edilir.

    Feng Shui’ye Göre Çocuk Odaları Nasıl Düzenlenmelidir

    0

    Feng Shui’nin temel amaçlarından biri, enerjinin akışını iyileştirerek içinde yaşadığımız alanda pozitif dönüşüm sağlamaktır

    Evimizde huzurlu yaşam alanı oluşturmada kılavuz olabilecek bilgileri daha önce paylaşmıştık. Her ebeveynin huzurlu, hoş ve çocuk dostu bir şekilde döşemek ve düzenlemek istediği çocuk odaları da elbette istisna tutulamaz. Duvardaki bir aile fotoğrafı çocukların daha huzurlu uyumasına yardımcı olabilir örneğin. Odada bir boy aynasının varlığı utangaç çocuklar için sorun çözücü olabilir.. Birkaç Feng Shui ipucunun yardımıyla, çocuk odalarında sağlıklı ve mutlu bir ortam oluşturmak çok da zor olmayacaktır.

    İpuçlarına geçmeden önce çocuk odasına Feng Shui gözlükleriyle bir bakalım

    Odaya yeterince temiz hava giriyor mu? Yeterli oyun alanı ve doğal ışık var mı? Tehlikeli açılar ve hareketi engelleyen eşyalar var mı? Karyola, dolap gibi eşyalar sabit mi?.. Tüm bunlar odanın atmosferini doğrudan etkiler çünkü.

    İpucu 1: İyi bir Feng Shui temeli oluşturun

    Ev enerjisi önemlidir. Çocuk odasında da pozitif enerji yaratmak için, öncelikle daha fazla boş alana ve temiz hava akışına ihtiyaç var. Bu faktörler evinizde ve çocuğunuzun odasında iyi enerji oluşumuna önemli katkıda bulunur.

    Areka palmiyesi

    Temiz ve taze hava tüm yaşam alanlarımızda olmazsa olmazdır. Özellikle birçok oyuncağın, kitabın, giysinin ve küçük eşyaların bulunduğu çocuk odasında ciddi bir ihtiyaçtır. Havanın tazelenmesine ve temizlenmesine katkıda bulunan, biberiye, areka veya orkide gibi bir bitki de odanın enerjisini yumuşatıp negatif yükleri kovacaktır.

    İpucu 2: Odayı düzenli olarak temizleyin

    Feng Shui’ye göre, evimizde kırık veya hasarlı eşyalar olmamalıdır. Bu nedenle odayı periyodik olarak temizlemeniz, kırık ve kullanılmayan oyuncak ve nesneleri atmanız tavsiye edilir. Bu şekilde, daha fazla alan açmanın yanı sıra, odadaki enerjiyi de iyileştireceksiniz.

    İpucu 3: Renklerin gücünü kullanın

    Feng Shui‘de, evin veya odanın atmosferini artıran yüksek enerjili olarak kabul edilen birkaç renk var. Çocuğun karakterine ve kişiliğine bağlı olarak, onu teşvik edecek ve ilham verecek doğru renkleri seçebilirsiniz. Örneğin, çocuğunuz haylaz ve asi ise, onu yatıştıracak, toprak tonları, açık sarı, bej, kum tonları, pudra ve açık mavi gibi renkler kullanabilirsiniz -.

    Çocuğunuz daha içe kapanık ve utangaçsa, onu daha çok kırmızı tonları, turuncu, mor, sarı, pembe gibi görünür olmaya teşvik edecek renklerden istifade edebilirsiniz.

    İpucu 4: Etkinlikler için yer açın

    Odada eşyadan arınmış bir yer seçin ve onu çocuğun etkinlik bölgesi olarak belirleyin. Bırakın bu alan kendi özel yeri olsun ve burada gevşeme, yaratıcılık veya en sevdiği hobiyle uğraşma fırsatı bulsun. Bu ona kendini ifade etme fırsatı verecek, aynı zamanda çocukta tatmin, mutluluk ve uyum hissinin oluşması ve korunmasına katkıda bulunacaktır.

    Kışın Bu Besinlerle Güçlenin!

    0

    Kışı Enerjik Geçirmek Elinizde!

    Kış aylarında hava sıcaklığının düşmesi ile beraber enerji harcaması da artıyor. Vücudumuz soğuktan kendini koruyabilmek için içeride sürekli çalışmaya ve ısı üretmeye devam ederken, gerekli kaynağı bulamadığında da yorgunluk ve çabuk acıkma kaçınılmaz oluyor.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan
    Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan

    Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan ”Kışın hem vücudumuzun enerjisini yükseltmeye hem de tok tutmaya yardımcı olan bazı besinler var. Bu besinler aynı zamanda tatlı isteğinin de önüne geçebiliyor. Bu soğuk kış günlerinde bu besinlerin tüketimine daha fazla özen göstererek hem sağlıklı hem enerjik olmak mümkün” diyor.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, kışı enerjik geçirmenizi sağlayacak 6 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

    Somon

    Somonun en bilinen özelliği omega 3’ten zengin olması. Fakat son yıllarda yağda eriyen bir vitamin türevi olan ve çok kuvvetli bir antioksidan özelliği olan aksaksantinden de somonun çok zengin olduğu bulundu. Aksaksantin gençleştirmekten tutun bağışıklığı güçlendirmesine ve enerji metabolizmasına kadar bir çok yerde vücudumuzu olumlu anlamda destekliyor. Haftada 1 kez 150-200 gr somon tüketmekte fayda var. Fakat balığın temiz denizlerden elde edilmiş olması çok önemli.

    Ceviz, Fındık, Badem 

    Hem omega 3 içeriğinin yüksek olması hem de B12’den zengin olması kuruyemişlerin enerji veren yiyecekler içinde önemli biryerde olmasını sağlıyor. Aynı zamanda magnezyum ve demirden de zengin olan ceviz, fındık ve bademi taze olarak her gün 1 avuç tüketebilirsiniz.

    Nar

    Nar, kış meyveleri içinde hem C vitamininden çok zengin hem de enerjimizi artıran bir meyve. Kış aylarında haftada bir kaç kez tüketmekte fayda var. Fakat düzenli antihipertansif ve diüretik ilaç alanların tüketmemesi gerekiyor.

    Kırmızı Et

    Kırmızı et demir içeriği yüksek ve insan vücuduna biyoyararlılığı en yüksek demiri içeren bir besin. Demir kan hücrelerinin yapısında bulunuyor. Ülkemizde özellikle kadınların bir çoğunda demir eksikliğine bağlı kansızlık sıklıkla görülüyor. Vücutta enerji düşüklüğüne de yol açan önemli bir sağlık sorunu olan kansızlığa karşı, haftada 3 kez birer porsiyon et tüketin. Kırmızı et, vücudun enerjik olmasına da katkı sağlıyor.

    Lahana

    Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Doğal su atıcı özelliği ile zaten diyetlerin vazgeçilmezi olan lahana bu özelliği ile enerji veren besinler arasında yer alır. Ödemin azalması, dolaşımın hızlanması, dolayısıyla enerji harcamasının artması demektir. Tam da mevsimin sebzesi olması nedeni ile haftada en az 1 kez lahanayı tüketmekte fayda var” diyor.

    Yulaf

    Yulaf posa içeriği yüksek bir besin olduğundan kompleks karbonhidratı olan bir tahıl. Diğer bir çok tahıla göre yavaş kana karışması sayesinde insülin salınımı artmıyor. Kan şekeri hızlı yükselip düşmediğinden de enerji veren besinlerin arasında yer alıyor. Ayrıca içerdiği betaglukan sayesinde sindirim sisteminin iyi çalışmasını sağlayarak enerji üretimine katkıda bulunan yulafı, haftada 2-3 kez kahvaltı yerine veya ara öğün olarak tüketebilirsiniz.

    Fazla Kilolarını 2019’da Bırak

    0

    Zade Vıtal İle Yeni Yıla Fit Girin

    Türkiye’nin ilk sağlıklı yaşam markası Zade Vital, yeni yılda metabolizmalarını hızlandırıp fazla kilolarını 2019’da bırakmak isteyenlere Aspir Yağı ile eşlik ediyor.

    Üzerinizdeki yükleri atarak formda ve iyi hissetmenize destek olan, ürünler geliştiren Türkiye’nin ilk sağlıklı yaşam markası Zade Vital, size fit bir yıl vadediyor. Egzersiz öncesi desteğiniz Aspir Yağı’nın içeriğindeki CLA ve yüksek miktarda esansiyel doymamış yağ asitleri, yağ oranını azaltıp metabolizmayı hızlandırarak vücuttaki yağ-kas dengesini düzenlemeye yardımcı oluyor.


    Zade Vital tarafından, Cold Press yöntemiyle % 100 doğal olarak elde edilen Aspir Yağı, Uluslararası GMP standartlarında üretilerek sizlerle buluşuyor. % 100 doğal ve saf olmakla birlikte Trans yağ ve gluten içermemesiyle de dikkat çekiyor.

    2020’nin Düğün Hazırlıkları Başladı

    0

    Wyndham Çerkezköy Oteli, Rüya Gibi Bir Düğün Hayali Kuran Çiftlere Çok Özel Seçenekler Sunuyor 

    Düğün tarihlerini şimdiden planlamak isteyen çiftler, mutluluğa atılan evlilik adımını unutulmaz bir düğün ile taçlandırmak istiyor. Düğün sezonunun açıldığı yaz aylarında yer bulma sıkıntısı yaşamak istemeyenler, rezervasyonlarını kış aylarından yaptırarak hem fiyat hem de zaman avantajı kazanıyor.

    Trakya’nın en merkezi konumunda yer alan Çerkezköy’de açılan Wyndham Çerkezköy Oteli, çiftlerin bu özel günlerinde tüm detayları onlarla birlikte planlıyor. İster balo salonu ister havuz başı ister kır bahçesi, hayalini kurduğunuz düğünü profesyonel ve 5 yıldızlı hizmet anlayışıyla kusursuz bir hale getirmek mümkün.

    Wyndham Çerkezköy Oteli; 350 kişi kapasiteli Trakya Balo Salonu, 750 kişi kapasiteli Smyrna Havuz Başı Teras Alanı ve Crawley Town Kır Bahçesi ile davetlilerinize eşsiz bir gece vaat ediyor. Deneyimli şeflerin usta ellerinden çıkan özel menüler, davetinizi eşsiz bir lezzet şölenine dönüştürürken; son teknoloji ses ve ışık sistemi ile eğlencenin doruğuna çıkararak en özel gecenizi unutulmaz kılacaksınız.

    Geleneksel Türk Hamamı Keyfi

    Wyndham Çerkezköy Oteli’nin mucizevi Himalaya tuzunu tüm alanlarda konsept olarak kullanan Tuz&SPA merkezi, Geleneksel Türk Hamamı keyfini de sizlere sunuyor. Osmanlı’dan bugüne yüzyıllardır devam eden geleneksel hamam kültürünü birebir yaşatan otelde “gelin hamamı” ve “gelin kınası” etkinlikleri de yapılabiliyor. Benzersiz bir hamam ve kese deneyimi ile bedeninizi arındırıp rahatlamanın keyfini çıkarabilirsiniz.

    Wyndham Çerkezköy Oteli, toplam 2.984 m2 büyüklüğündeki konferans ve balo salonlarında, deneyimli ekibiyle misafirlerini ağırlıyor ve bir etkinlik partneri olarak tam hizmet veriyor.

    Ailelerin En Büyük Endişesi ‘Ateşli Havale’

    0

    İşte Anne Babaları En Çok Endişelendiren Durumlardan Biri 

    Bebeklerde ve çocuklarda yüksek ateş, anne babaları en çok endişelendiren durumlardan biri. “Ya havale geçirirse” diye başlayan endişenin aileleri hata yapmaya sürüklediğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Ebru Gözer ve Dr. Mehmet Kılıç, “Ateş bir hastalık değil, bir belirtidir. Esas tedavi edilmesi gereken, ateşe neden olan hastalıktır. Ateş tedavisinde temel amaç çocuğun rahatlatılması. Büyük çocukların kendini iyi hissettiği, küçük çocukların ise rahatladığı bir vücut ısı düzeyi tedavi için yeterlidir” dedi.

    Vücut ısısının normal seviyesi üzerine çıkması olarak tanımlanan ateş, çocuklarda en sık hastaneye başvuru sebeplerinden biri. Ateşin en sık nedeninin enfeksiyonlar olduğunu dile getiren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm.Dr. Ebru Gözer ve Dr. Mehmet Kılıç, “Yüksek ateş, anne ve babaları en çok endişelendiren durumlardan biri. Endişe ile anne ve babaların hataları da peş peşe geliyor” açıklamasında bulundu.

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dr. Mehmet Kılıç
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dr. Mehmet Kılıç

    Vücut Isısı Değişiyor

    Sağlıklı bir insanın vücut ısısının 36,5-37 derece aralığında seyreden bir yapısı olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Ebru Gözer ve Dr. Mehmet Kılıç, “Vücut ısımız gün boyunca değişiklik gösteriyor. Sabah erken saatlerde en düşük, akşama doğru en yüksek seviyeye ulaşıyor. Tabii bu günlük oynamalar sadece 0,6 derece kadar oluyor. Yani sabah 1 yaşındaki bir bebeğin vücut ısısı 36,8 derece ise, akşam ölçülünce 37,4 derece olması ateşinin yükseldiği anlamına gelmeyebilir. Ancak ateşe neden olan eğer bir bakteri enfeksiyonuysa tanı konup uygun antibiyotik başlandığında vücut ısısının hızla düşer” şeklinde konuştu.

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Ebru Gözer
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Ebru Gözer

    Ateşli Havale Ailelerin En Büyük Endişesi

    Ateşli havalenin özellikle çocuklarda en sık nöbetlerden biri olduğunu belirten Dr. Ebru Gözer ve Dr. Mehmet Kılıç, “Ateşli havale vücut ısısının 38 derece üstüne çıktığında nadir olarak görülebiliyor. Diğer belirtileri ise; bilinç kaybı, tepkisiz kalma, morarma, gözlerin kayması, kasılmalar, kol ve bacaklarda titreme şeklinde olabiliyor. Bu durum saniyeler sürebilirken nadir de olsa dakikalarca sürebiliyor. Bu anlarda ailelerin panik olmayarak çocuklara ağızdan ilaç ya da su vermemek, yan yatırarak sıvı akmasını sağlamak ve üzerindeki kıyafetleri azaltmak dikkat edilmesi gereken hususlar birkaçı” şeklinde konuştu. Ateşli havalenin çoğu zaman tekrarlamadığını ve tedavi gerektirmediğini dile getiren Dr. Gözer ve Dr. Kılıç, “Havaleden korumak için öncelikle ateşi kontrol altına almak ve altta yatan hastalığı tedavi etmek gerektiğinin altını bir kez daha çizelim” dedi.

    Panik Sağlıklı Düşünmeyi Engelleyebilir

    Çocukların ateşi yükseldiğinde ailelerin yaşadığı paniğin sağlıklı düşünmelerini engellediğini söyleyen Dr. Ebru Gözer ve Dr. Mehmet Kılıç, “Çocukların hafif ateşi varsa ortam ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı. Çocuğun giysileri çıkarılıp, bol sıvı verilebilir. Yüksek ateşi var ise önlemler alınarak ateş düşürücü verilebilir. İlacın verilmesinden en az 30 dakika sonra ise ılık duş uygulanabilir ancak önemli olan nokta çocuğun genel durumudur. Ateşi 39 dereceyken huzursuz, 38 dereceyken olduğunda aktif hareketli olan bir çocuğun ateşini düşürmek için agresif hareketlere gerek yok. Eğer yüksek ateş tekrar ediyorsa hastaneye başvurulmalı” dedi.

    2020’de Düğünlere ‘Doğa Dostu Gelinlikler’ Damga Vuracak

    0

    Düğünlerdeki ‘Doğaya Dönüş’ trendi ile beraber gelinliklerde de doğal kumaşlar tercih edilmeye başlandı

    2020’nin düğünlerinde; kenevir, ipek, organik pamuk, bambu, ipek harmanları ya da vintage kumaşlar kullanılarak üretilebilen organik gelinlikleri bolca göreceğiz.

    Evlilik hazırlığı içinde olan çiftler, yeni sezonun modasını belirleyen Evlilik Dünyası Fuarı’nda bu yıl da 17-19 Ocak’ta Lütfi Kırdar’da bir araya gelecek. Bu yılki temasını ‘doğaya dönüş’ olarak belirleyen fuar, evleneceklere tüm ihtiyaçlarını bir arada sunmakla kalmıyor, trendler konusunda da yol gösteriyor.

    Modern insanın toprağa, ağaca yani doğal bir hayata olan özleminden doğan ‘doğaya dönüş’ trendi; artık düğünlerin de konseptini belirliyor ve organik düğünlerin sayısı, her geçen gün artıyor. Doğallık arayışı ise sadece düğünlerde değil aksesuarlarda ve gelinliklerde de etkisini gösteriyor. Farklı model ve tarzları cesurca denemekten kaçınmayan yeni nesil gelinler, artık doğa bilinciyle ‘organik gelinlikler’i tercih ediyor.

    Yeni Neslin Gözdesi: Organik Gelinlikler

    Gelinlikte trend, doğa dostu gelinlikler! Kenevir, ipek, organik pamuk, bambu, ipek harmanları ya da vintage kumaşlar kullanılarak üretilebilen organik gelinlikler 2020’de tüm gelinlerin tercihi olacak.

    Düğünde Topuklu Ayakkabı Kabusuna Son!

    Düğünlerde ve gelinliklerde doğallık ve sadelik tabii ki ayakkabılara da yansıyor. Gelinler artık daha özgür olacak. Yeni trend gelin ayakkabıları, hem rengârenk hem de kişiye özel olarak tasarlanıyor.

    Duvaklar Her Zamankinden Daha Özgür

    Özellikle tül kumaşın tercih edildiği bu tarz gelinlik modellerinde, duvakta da bir kısıtlama yok. İster uzun ister kısa, gelinliğin modeline göre duvakları da şekillendirmek mümkün. Çapraz ipli sırt bağlamalı modelleri daha nostaljik bir hava estirirken boylarda ise mini ya da maksi sınırı olmaksızın seçim tamamen gelinlerin.

    Gelin Buketi ve Saçlarda Doğallık Ön Planda

    Bir gelin adayının zarafeti ve şıklığıyla taşıdığı gelinliklerin en önemli aksesuarı gelin buketleridir. Yapay çiçeklerden gelin buketleri bir döneme damgasını vursa da son yıllarda taze ya da kurutulmuş çiçeklerden tasarlanan gelin buketleri doğal gelinlerin en vazgeçilmez aksesuarı. Artık daha doğal görünmek isteyen gelinler, yine kurutulmuş çiçeklerden gelin tacını ve açık hafif bukleli saçları tercih ediyor.

    Doğa Dostu Davetiyeler

    Artık trend geri dönüşümlü davetiyeler! Organik kağıtlardan hazırlanan geri dönüşümlü davetiyeler, gittikçe yaygınlaşıyor. Yeni sezonun düğün trendlerini belirleyen Evlilik Dünyası Fuarı’nın konsept çekimleri bu yıl da göz kamaştırdı. Sedef Adası’nda ünlü fotoğraf sanatçısı Bennu Gerede tarafından gerçekleştirilen konsept çekimlerde Banu Güven, Sagaza Madrid, Nihan Peker, Begüm Salihoğlu, Çağteks ve Seren Moda gibi ünlü markaların gelinlikleri kullanıldı.

    Her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce çifti ağırlayacak olan fuar, 17-19 Ocak 2019 tarihleri arasında Lütfi Kırdar‘da gerçekleşecek. Evlilik Dünyası, Evlilik Hazırlıkları Fuarı’nı ziyaret etmek isteyenler www.evlilikfuari.com adresinden online davetiye alabilirler.