Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 260

    İşte Çocukların Tüketmesi Gereken 10 Besin

    0

    Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Çocukların Sonraki Dönemlerinde Ortaya Çıkabilecek Beslenme Sorunlarını Önleyebilir 

    Türkiye’nin mutfak yardımcı ürünleri alanında önde gelen markası Koroplast, ebeveynler için Diyetisyen Ferin Batman’dan “çocukların yemesi gereken 10 besin önerisini” yayınladı.

    Diyetisyen Ferin Batman
    Diyetisyen Ferin Batman

    Çocukların sağlıklı büyümeleri ve gelişimleri için düzenli ve dengeli beslenmeleri gerekiyor. Çünkü sağlıklı beslenme çocuğun bedensel, sosyal, duygusal gelişimi ve davranışları üzerinde önemli rol oynuyor. Bu nedenle büyüme ve gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu sürebilecek beslenme alışkanlıklarının büyük ölçüde oluştuğu bir dönem olan okul çağında çocukların sağlıklı besinler ile beslenmesi büyük önem taşıyor. Çocuklar, kazandıkları sağlıklı beslenme alışkanlıkları sayesinde hayatlarının sonraki dönemlerinde ortaya çıkabilecek beslenme sorunlarını da önleyebilir.

    Türkiye’nin mutfak yardımcı ürünleri denildiğinde akla ilk gelen lider markası Koroplast, diyetisyen Ferin Batman‘dan, “çocukların yemesi gereken 10 besin önerisi”ni yayınladı. Ancak bu besin önerilerinin alerjisi olmayan çocuklara yönelik olduğunu da önemle belirtelim.

    • Yulaf Ezmesi: Harika bir kahvaltı seçeneği olup vitamin B, demir, çinko ve kalsiyum deposu. Karbonhidrat ve lif dolu eski tip yulaf ve çorbalar, hareketli çocuklar için hızlı enerji sağlar.
    • Yumurta: Yumurta protein kaynağıdır. Ayrıca vitamin B, vitamin E ve demir gibi besin ögeleri içerir. Sağlıklı bir diyet için çocukların da gereksinimleri kadar et, balık, yumurta, baklagiller, fındık gibi protein kaynaklarını almaları çok önemli. Ayrıca küçük çocuklara çiğ yumurta veya az pişmiş yumurta sarısı yedirmek de gerekir.
    • Fındık ve Ceviz: Çocukların hem yağa (trans yağ hariç) hem de proteine ihtiyaçları olduğundan, kabuklu yemişler çocuklar için faydalı besinlerdir.

    • Süt Ürünleri: Çocukların süt ürünleri tüketimini arttırıp menüsüne yoğurt da ilave edilmelidir.
    • Balık: Omega 3, içeriği ile çocukluk döneminden itibaren çocuğunuzu kronik hastalıklardan korur, beyin gelişimine katkı sağlar, yüksek protein içeriği ile büyümesini destekler.
    • Brokoli: Brokoli hem yetişkin hem çocuklar için en faydalı sebzelerden biri. Özellikle içerdiği kalsiyum, potasyum, beta-karoten, B vitamini ve diğer besin ögeleri ile gelişme çağındaki çocuklar için sıklıkla tüketilmesi gereken bir sebzedir.
    • C Vitamini Deposu Meyveler: Güçlü bir bağışıklık sistemi ve vücudu toksinlerden arındırmak için çocuklarınyüksek C vitamini ihtiyacı da karşılanmalıdır. Bunun için çocukların beslenmesinde tüm mevsimlerde 2 – 3 porsiyon meyveye yer verilmeli. Çocukların tatlı isteğini karşılamada da meyveli tatlılar, meyve ile hazırlanan dondurmalar, smoothie’lerden faydalanılabilir.
    • Rafine Edilmiş Tahıl Ürünleri: En iyi besin kepekli hububatlarda bulunur. Kahverengi pirinç ve kepekli buğday ekmeği lif, mineral ve vitamin bakımından beyaz türlerinden daha üstündür.
    • Protein: Gelişme çağındaki çocukların gelişimlerinin devam etmesi için proteine ihtiyaçları vardır. Baklagiller, fındık veya et, balık, tavuk ve hindi bu iyi seçimlerden bazıları olarak öne çıkıyor.
    • Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler: Sebze sevmeyen çocuklar için koyu yeşil yapraklı sebzeler ilave edilmiş çorbalar, smoothie, börek, omlet tercih edilebilir.

    Özel Hamilelik Sigortasından Genetik Taramaya, Gebelikte Hayat Kurtaranlar

    0

    Sağlıklı Bir Şekilde Hamileliği Tamamlamak İçin Kadınların Uyması Gereken Bazı Kurallar 

    Anneler, gebelik boyunca bebeklerini korumak adına her şeyi yaptıklarını düşünseler de bazen bazı unsurları gözden kaçırabiliyorlar. Hamilelik süreci folik asit takviyesi, doğru beslenme ve kötü alışkanlıklardan uzak durmak gibi temel kuralların çok daha ötesinde bazı gereklilikleri zorunlu kılıyor. Bu gereklilikler genetik taramadan kilo kontrolüne, tüm gebelik sürecini teminat altına alan ve hatta dokuzuncu ayda bile yaptırılabilen hamilelik sigortasından diş ve ruh sağlığına pek çok ayrıntıyı içeriyor.

    Hamilelik önemli fiziksel ve duygusal değişimleri beraberinde getiren bir süreç. Bu süreçte gelişebilen komplikasyonlar ya da yapılan ihmaller hem annenin hem de bebeğin sağlığını tehdit edebiliyor. İşte kadınların gebelik süresince dikkat etmeleri gereken unsurlar:

    Genetik Taramadan Geçin

    Çocuk sahibi olmaya karar verdiğinizde, gebe kalmadan önce kendinizin ya partnerinizin sistik fibriosis, orak hücre anemisi gibi kalıtım yoluyla geçen ciddi bir hastalığa sahip olmadığından emin olmak için genetik taramadan geçmenizde fayda var.

    Kilonuzu Sağlıklı Aralıkta Tutmaya Özen Gösterin

    Araştırmalar, sağlıklı bir kiloya sahip olan kadınların daha kolay gebe kaldığını ortaya koyuyor. Düşük ya da yüksek Beden Kütle İndeksi bazı kadınların gebe kalmasını güçleştiriyor. Yüksek Beden Kütle Endeksi’ne sahip kadınların gebelik ya da doğum süresince komplikasyonlara maruz kalma olasılıkları artarken, gebeliğine düşük Kitle Endeksi ile başlayan ve hamileliği boyunca yeterince kilo alamayanlar ise, bebeklerini gerekenden daha düşük kiloda dünyaya getirebiliyorlar.

    Yediğiniz Balığa Dikkat Edin

    Balık, bebeğinizin beyin ve göz gelişimi için son derece önemli olan omega-3 yağ asiti, protein, D vitamini bakımından zengin bir kaynak olsa da kayda değer miktarda civa barındırabilme olasılığı bulunduruyor. Uzmanlar, hamilelik süresince civa oranı daha yüksek olan uskumru, kılıç balığı ve konserve balıklardan uzak durulması gerektiğine dikkat çekiyor.

    Bir Egzersiz Programı Uygulayın

    Günde 30 dakika uygulayacağınız hafif egzersiz programı sizin ve bebeğinizin sağlığını olumlu etkilerken daha ziyade yoga ve esneme hareketleri gibi bedeni çok zorlamayan sporları tercih edin.

    Enfeksiyonlardan Kaçının

    Gebe kalmaya çalışan kadınların enfeksiyondan kaçınmaları büyük önem taşıyor. Uzmanlar, enfeksiyon riskini azaltmak için pastörize olmayan peynir ve diğer süt ürünleri, soğuk şarküteri ürünleri, çiğ ve az pişmiş et ve balık tüketiminden kaçınmak gerektiğinin altını çiziyor. Bu gıdalar tehlikeli bakteriler barındırma ihtimali nedeniyle düşük yapma riskini arttırıyor. Ayrıca, yemek hazırlarken ellerinizin temiz olduğundan emin olun.

    Özel Hamilelik Sigortası Yaptırın

    Günümüzde kadınlar artık sadece doğumu kapsayan sigortalarla yetinmek zorunda değiller. Yeni nesil poliçeler, onun yerine gebe olduklarını öğrendikleri andan itibaren tüm hamilelik sürecini kapsayan sigorta seçeneklerinden faydalanabilme imkânı sunuyor. Türkiye’de Demir Sağlık tarafından hayata geçirilen, bekleme süresi olmayan ve hamileyken satın alınabilen ilk hamilelik sigortası “İki Can Hamilelik Sigortası”, doğum dahil olmak üzere kadınların tüm gebelik süresi boyunca kendilerini ve bebeklerini güvence altına alabilmelerini sağlıyor. “İki Can Hamilelik Sigortası”, doğum teminatlarından faydalanmak için asgari 6 ay ile 1 yıl sigortalı olarak bekleme süresi geçirme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Kadınlar, sigortalarını hamileliklerinin dokuzuncu ayında bile başlatabiliyor; üstelik poliçe kapsamındaki diyetisyen, psikolog, diş hekimi ve daha pek çok asistans hizmetinden de yararlanabiliyorlar.

    Diş Hekiminize Görünün

    Hamilelik süresince meydana gelen hormonal değişimler kadınları diş eti hastalıklarına daha meyilli hale getiriyor. Yüksek progesteron ve estrojen seviyeleri dişetlerinin diş üzerindeki bakteriyel tabakaya farklı tepki vermesine sebep olabiliyor, bu da dişlerinizi fırçaladığınızda diş etlerinin kanamasına, şişmesine ve kızarmasına yol açabiliyor.

    Ruh Sağlığınıza Özen Gösterin

    Araştırmaların sonuçları depresyon yaşayan kadınların doğurganlıkla ilintili sorunlarla karşılaşma oranının, sağlıklı olanlara göre iki kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Doğum öncesi süreçte iyi hissetmenin anne ve gelişmekte olan bebeğin sağlığını önemli ölçüde etkilediği biliniyor. Minnettarlık hissi ve farkındalık gibi olumlu psikolojilerin hamilelik sürecinde pozitif sonuçlar doğurduğu bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmış durumda. Bazı sigorta şirketleri anne adaylarına hamilelik sigortasının kapsamı altında psikolog desteği de sağlıyor.

    Türkiye’nin İlk Kolajen Proteinli İçeceği Reneva, Dünyanın Dört Bir Yanında!

    0

    Reneva, İçeriğindeki Bioaktif Kolajen Peptitiyle, Sonsuz Gençliğin Ve Güzelliğin Sırrını Sunuyor

    Türkiye’nin ‘ilk kolajen proteinli içeceği’ olarak kısa zaman önce raflarda yerini alan Reneva, içeriğindeki bioaktif kolajen peptitiyle, sonsuz gençliğin ve güzelliğin sırrını sunuyor. Yurtiçinde yakaladığı başarı grafiğini, yurtdışında da hız kesmeden sürdüren Reneva; Avrupa’dan Amerika’ya, Suudi Arabistan’dan Avustralya’ya kadar dünyanın farklı coğrafyalarında sağlıklı yaşamı tercih edenlerle buluşmaya devam ediyor.

    Günümüz koşullarında sağlıklı beslenirken, bitkisel ve hayvansal kaynaklardan gelen iyileştirici vitamin ve minerallere daha kolay ulaşmak isteyenlerin en son gözdelerinden biri olan kolajen, farklı formları ve kullanım alanlarıyla büyük talep görmeye devam ediyor. İçeriğindeki bioaktif kolajen peptitiyle, türevleri arasındaki en pratik ve lezzetli seçenek olan Reneva, kısa sürede sadece Türkiye’de değil dünyanın dört bir yanında gördüğü taleple, sağlıklı yaşamayı tercih edenlerle buluşmaya devam ediyor.

    Özgür Özdemir
    Özgür Özdemir

    Türkiye’nin ilk kolajen proteinli içeceği olan Reneva; Amerika, KKTC, İsrail, Ürdün, Katar, Ukrayna’da satış noktalarında yer alırken, Ekim sonuna Avustralya, Suudi Arabistan, Lübnan, Kuveyt ve Bosna Hersek’te de raflarda yerini alacak.

    Şeker ve Türevlerini İçermiyor

    Kadınlar için özel olarak geliştirilen ve içeriğinde 3 gram kolajen peptit, vitaminler ve biotin yer alan Reneva Beauty, sporcular ve kas sağlığına özen gösterenler için geliştirilen ve içeriğinde 10 gram kolajen peptit, vitaminler ve mineraller yer alan Reneva Fit olmak üzere 2 çeşidi bulunan Reneva; içimi kolay ve aromatik lezzetiyle, ister tek başına isterseniz de yemeklerle beraber tüketilebiliyor. İçeriğinde şeker ve türevleri yer almayan Reneva, kolajen tüketmek isteyen ama ‘pratiklik ve lezzet beklentisi’ olan herkesin favori içeceği olmaya devam ediyor.

    2 Yıl Süren Ar-Ge’nin Eseri

    Reneva’nın Türkiye’de iki yıl süren Ar-Ge çalışmasının ardından içilebilir hale getirdiği kolajen peptiti, uzun yıllardır güzellik ürünlerinde etkili bir içerik olarak kullanılıyor. Tüm dünyada kişisel bakımına ve dış görünümüne özen gösteren kadınlar için en güvenilen aktif içerikler arasında yer alan kolajen; yüz kremleri ve vücut losyonları, şampuan ve banyo malzemeleri gibi tropikal uygulanan kişisel güzellik ve bakım ürünlerinde başarı ile kullanılıyor. Tendon, bağ doku, deri ve kaslar da dâhil olmak üzere vücudun çeşitli bölümlerini oluşturan bağ dokuların ana bileşeni olan kolajenin cilt güzelliği dışında, kemik yapısı ve dayanıklılığı açısından da önemli işlevi bulunuyor.

    Kolajenin Altı Yararı

    Reneva Ar-Ge Merkezi’nden Uzman Diyetisyen Ayşenur Fişek, kolajen alımının sağlık üzerindeki 6 yararını kısaca şöyle özetliyor.

    1. Deri Yaşlanmasını Yavaşlatır
    2. Eklem Ağrılarını Azaltır
    3. Kalp Sağlığına Destek Olur
    4. Kemik Erimesini Önleyebilir
    5. Kas Kütlesini Artırabilir
    6. Saç ve Tırnakları Güçlendirir

    Kolajen cildin ana bileşenlerinden biridir.Derinin dayanıklılığını artırmanın yanı sıra esnekliğini ve nemliliğini korumasına da yardımcı olur. Yaşlandıkça vücutta kolajen üretimi azalır, deride kuruluk ve kırışıklıklar ortaya çıkmaya başlar.Ancak, çeşitli araştırmalar kolajen peptitleri ya da kolajen içeren besin desteklerinin kırışık ve kuruluğu azaltarak cildin yaşlanmasını yavaşlattığını göstermektedir. Kolajen desteklerinin kırışık azaltıcı etkisi vücudun kendi kolajen üretimini tetikleme yetisini de artırmaktadır.

    Kolajen, eklemleri koruyan kauçuk benzeri kıkırdağın bütünlüğünü korumasına yardımcı olur. Vücudunuzdaki kolajen miktarı, yaşlandıkça azalır ve osteoartrit gibi rahatsızlıklara yol açan dejeneratif eklem sorunlarının baş gösterme tehlikesi ortaya çıkar. Kolajen desteği almak osteoartrit belirtilerinin düzelmesine ve genel olarak eklem ağrılarının azalmasına yardımcı olur.

    Araştırmacılar Kolajen Desteği Almanın Kalp Sağlığı İle İlgili Sorun Riskini Azaltabileceğini İleri Sürmektedir 

    Kolajen, arterlerin; kalpten tüm vücuda kan taşıyan damarların yapısını güçlendirir. Yeterli kolajen olmazsa damarlar güçsüzleşir ve kırılganlaşır. Bu da damarların daralması ile kendini gösteren ateroskleroza sebep olur. Ateroskleroz ise durumu kalp krizi ve felce kadar götürebilir. Kolajen desteği almak kalp ile ilgili risk faktörlerinin azaltılmasına yardımcı olabilir.

    Kemikler büyük oranda kolajenden oluşur. Kolajen kemiğin yapısını oluşturduğu gibi dayanıklılığını korumasını da sağlar. Vücudunuzdaki kolajen yaşla birlikte azalırken kemik kütlesi de aynı şekilde azalır. Bu da düşük kemik yoğunluğu ve kemik kırığında artan risk olarak kendini gösteren osteoporoz gibi durumlara yol açar. Çalışmalar kolajen desteği almanın osteoporozun yol açtığı kemik kırıklarını önlemede yardımcı olan belli etkileri olabileceğini göstermektedir.

    Kas dokusu yüzde 1 – 10 arasında kolajenden oluşmaktadır. Bu protein kaslarınızı güçlü ve gerektiği gibi çalışır halde tutmak için gereklidir.Çalışmalar, yaşla birlikte kas kütlesinde azalmayla ortaya çıkan sarkopeninin azaltılmasında kolajen desteğinin kas kütlesini artırmaya yardımcı olduğunu ileri sürmektedir. Araştırmalar kolajen desteği tüketiminin yaşa bağlı kas kütlesi azalmasına karşı insanlarda kas büyümesini artırdığını göstermektedir.

    Düzenli kolajen alımı kırılmayı önleyerek tırnakları güçlendirmesinin yanı sıra saç ve tırnak uzamasını hızlandırabilir.

    Sağlığınız İçin Kurubaklagilleri Sofranızdan Eksik Etmeyin

    0

    “Bilim Bunu Konuşuyor” İle En Güncel Bilgiler Kamuoyuna Aktarılıyor 

    Türkiye’nin sağlıklı yaşam ve beslenme alanında ilk dijital bilimsel bilgi platformu “Bilim Bunu Konuşuyor” ile en güncel bilgileri kamuoyuna aktaran Sabri Ülker Vakfı, kurubaklagillerin sağlığa olumlu etkilerine dikkat çekerek yeterli ve dengeli beslenmenin olmazsa olmazı kurubaklagillerin haftada en az iki kez tüketilmesi gerektiğini söylüyor.

    Sabri Ülker Vakfı kurulduğu 2009 yılından bugüne, gıda, beslenme ve sağlıklı yaşam bilincinin gelişmesine katkı sağlamak, topluma bu konulardaki en doğru, güncel ve bilimsel bilgiyi aktarmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Vakıf bu çerçevede hayata geçirdiği Türkiye’nin sağlıklı yaşam ve beslenme alanında ilk dijital bilimsel bilgi platformu “Bilim Bunu Konuşuyor” ile sağlık ve beslenmeyle ilgili gündemdeki konuları, bilimsel ve en güncel bilgileri tarafsız bir yorum ve anlaşılır bir dille kamuoyuyla paylaşıyor. Sabri Ülker Vakfı, “Bilim Bunu Konuşuyor” platformunda kurubaklagillerin sağlık üzerine etkilerini ele alıyor.

    Vitamin Ve Mineral Zengini Kurubaklagiller

    Özellikle Türk mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan fasulye, mercimek, nohut, barbunya vb. kıurubaklagiller karbonhidrat içeriğiyle günlük enerji alımına, bitkisel protein içeriğiyle günlük protein alımına, posa/lif içeriğiyle günlük posa alımına önemli ölçüde destek olurken, E, K, B grubu vitaminlerin vedemir, çinko ve folat minerallerininde önemli kaynağıdır.

    Sağlık Deposu Kurubaklagiller

    Kurubaklagiller yeterli ve dengeli beslenmenin bir parçası olarak haftada en az 2 kez tüketildiğinde, vücut ağırlığını kontrol etmeye, uzun vadede sindirim sistemi hastalıkları, şeker hastalığı ve kalp damar hastalıklarını önlemeye yardımcı olabilir. Peki, bu sağlık etkilerini baklagillerin hangi özelliklerinden kaynaklanır? Baklagil tüketimi, günlük posa alımınızı destekleyerek, tokluk hissini arttırmaya, iştahı ve porsiyonu kontrol etmeye yardımcı olabilir. Kompleks karbonhidrat ve yüksek posa ve içeriğiyle kan şekerinin istenen düzeyde tutulmasına destek olarak, böylece şeker hastalığı riskini azaltabilir.

    Kurubaklagiller Nasıl Pişirilmeli?

    Kurubaklagil tüketen pek çok kişi gaz veya şişkinlik problemi yaşayabiliyor. Oysa birkaç püf noktasıyla bu sorunu önlemek mümkün. Kurubaklagilleri, 4-8 saat kadar suda beklettikten sonra pişirmek, hep pişirme süresini kısaltıyor hem de gaz oluşumunu önlüyor. Suda bekletme yani ıslatma, baklagillerde bulunan, demir ve çinko gibi minerallerin emilimini de azaltabilen tanin ve fitat gibi bileşiklerin miktarını da azaltıyor.

    Yılbaşı Sofralarındaki Tehlike!

    0

    Açıkta Satılan Bu Ürünlere Dikkat…

    Yılbaşına sayılı günler kaldı, birbirinden lezzetli sofralarda sevdiklerimizle yepyeni bir yılı karşılamak için de hazırlıklar devam ediyor.

    Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner
    Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner

    Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner yılbaşı sofraları için tüketicileri açıkta satılan ürünlere karşı uyardı. Yılbaşı sofralarının vazgeçilmez sağlıklı atıştırmalıklarından kuruyemişler, yemeklerin lezzetini arttırmak için kullandığımız baharatlar ve birbirinden farklı tariflerle hazırlanan bakliyatlı mezeler yılbaşı sofralarında ilk sırada yer alacak. Yılbaşı sofraları için alışverişe çıkacaklara Samim Saner önemli püf noktalarını şu şekilde sıraladı;

    Aflatoksin En Büyük Tehlike

    Yılbaşı ile kuruyemiş, kuru meyve ve bakliyat satışları artış gösteriyor. Tüketiciler, tazelik ya da organik algısı nedeniyle açıkta satılan ürünlere yöneliyor. Oysa ki açıkta satılan bu kategorideki ürünler, uygun koşullarda kurutulmamış ve muhafaza edilmemiş ise üzerinde çoğunlukla gözle görülmeyen bir küflenme oluşuyor ve bu küf, Dünya Sağlık Örgütü’nün bir numaralı kanserojen olarak belirlediği aflatoksin denilen toksini üretiyor. Saner, aflatoksinin karaciğer kanserine davetiye çıkardığına dikkat çekerek açıkta satılan, nerede, kimin tarafından üretildiği belli olmayan, üzerinde tavsiye edilen tüketim tarihi bulunmayan ürünleri satın almamak gerektiğini belirtti.

    Yasal İzinli Ürünleri Tercih Ediniz

    Kuruyemiş, baharat ve bakliyat gibi ürünleri satın alırken mutlaka ürünlerin resmi kontrollerden geçmiş olduğundan emin olun, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan izinli olan ürünleri tercih edin.

    Ambalaj Ürünü Koruyor

    Yılbaşında özellikle tercih edilen karışık kuruyemişler, badem, fındık, leblebi gibi kuruyemişlerle baharat ve bakliyatlardaki ambalaj, hijyenik olarak el değmeden üretilen ürünü tüketicilere ulaşana kadar dış etkenlere karşı korurur.

    Samim Saner, bu maddelere dikkat edilmesi aflatoksin küfünün yol açabileceği karaciğer kanserinden korunmak anlamına da geliyor diyerek tüketicileri uyardı.

    Vodafone, Her İki Eşe De Doğum İzni Verecek  

    0

    Vodafone Türkiye’De 1 Ocak İtibarıyla Ebeveyn Olan Tüm Çalışanlar 16 Hafta Tam Ücretli İzin  Kullanacak 

    Vodafone Grubu, 4 yıl önce tüm dünyada kadın çalışanlara yönelik sunduğu 16 haftalık doğum izni uygulamasını her iki eşi de kapsayacak şekilde genişletti. Vodafone’un yeni global politikasıyla, eşi doğum yapan veya evlat edinerek ebeveyn olan tüm çalışanlar, 16 hafta tam ücretli ebeveyn iznine sahip olacak. Vodafone çalışanları ayrıca, işe döndükleri tarihten sonraki ilk 6 ayda haftada 4 gün çalışıp tam ücretini alabilecek. Vodafone Grubu’nun yeni uygulaması, ilk kez Vodafone Türkiye tarafından hayata geçirilecek. Vodafone Türkiye, ebeveyn izni uygulamasını 1 Ocak 2020 itibarıyla başlatacak.

    18 Aralık 2019 – Herkes için daha iyi bir gelecek sunma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Vodafone Grubu, 4 yıl önce tüm dünyada her seviyeden kadın çalışanına yönelik başlattığı global doğum izni politikasının kapsamını genişletti.

    Yeni ebeveyn olan çalışanlarına çocuklarıyla daha çok vakit geçirme imkânı sunarak destek olmayı hedefleyen Vodafone, faaliyet gösterdiği ülkelerde tüm çalışanlarına 16 hafta tam ücretli ebeveyn izni verecek. Eşi doğum yapan veya evlat edinerek ebeveyn olan Vodafone çalışanları, ilk 18 ay içinde, istedikleri bir tarih aralığında, 16 haftaya kadar ücretli izin kullanabilecek. Bu hak, toplu olarak kullanılabileceği gibi, maksimum 4 blok halinde de planlanabilecek. Vodafone çalışanları ayrıca, işe döndükleri tarihten sonraki ilk 6 ayda haftada 4 gün çalışıp tam ücretini alabilecek.

    Vodafone Grubu, Nisan 2020 itibarıyla devreye alınacak yeni ebeveyn izni uygulamasını, Mart 2021 sonu itibarıyla da Afrika, Ortadoğu, Avrupa ve ABD’yi kapsayan 24 Vodafone ülkesinde, cinsiyet, cinsel yönelim ya da hizmet süresi fark etmeksizin, doğum yapmamış tüm ebeveynlere sunacak. Vodafone Grubu’nun yeni uygulaması, ilk kez Vodafone Türkiye tarafından hayata geçirilecek. Vodafone Türkiye, ebeveyn izni uygulamasını 1 Ocak 2020 itibarıyla başlatacak.

    Başkan Yardımcısı Bülent Bayram,
    Başkan Yardımcısı Bülent Bayram,

    Yeni uygulamayı değerlendiren Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Bayram, şunları söyledi:“Vodafone olarak, daha iyi bir gelecek için insanları birbirine bağlamayı hedefliyor ve bu yolculukta herkesi kapsamak istiyoruz. Vodafone’un çeşitlilik ve cinsiyet eşitliği konularındaki taahhüdünün bir sonucu olarak geliştirilen yeni global ebeveyn izni politikası da bu anlamda çok önem verdiğimiz bir uygulama. Ebeveyn olan her çalışanımıza, alacağı iznin mali durumu ya da kariyeri üzerindeki etkisini düşünmeden çocuğuyla daha çok vakit geçirme imkânı sağlayacağız. Bu uygulama, özellikle her iki eşe de eşit destek sunulması yönünde yasal bir yükümlülüğün olmadığı ya da çok kısıtlı olduğu ülkelerde binlerce Vodafone çalışanının hayatında önemli bir değişiklik yaratacak. Bu uygulamamız, cinsiyet eşitliğini desteklemesi açısından da çok kıymetli bir adım. Tüm yeni ebeveynlere eşit davranmak, işyerinde cinsiyet eşitliğine yönelik farklı algılarla mücadele etmeyi ve kariyerlerine ara veren kadınların yıllardır deneyimlediği potansiyel dezavantajı ortadan kaldırmayı mümkün kılıyor. Çalışan bağlılığını ve verimliliğini artıran bu tür uygulamaların dünyada ve Türkiye’de daha da yaygınlaşacağına inanıyoruz.”

    İlk Uygulama 2015’te Yapılmıştı

    Vodafone, Mart 2015’te global doğum izni politikasını duyurmuş ve faaliyet gösterdiği ülkelerde kadın çalışanlara en az 16 hafta tam ücretli doğum izni ve işe dönüş tarihinden sonraki 6 ayda haftada 30 saat tam ücretle çalışma hakkı tanımıştı. 2025 yılına kadar kadınlar için dünyanın en iyi işverenlerinden biri olmayı hedefleyen Vodafone, binlerce kadının kariyer gelişimine destek olarak ekonomik hayata katılmasını teşvik ediyor. Vodafone, bu tarihe kadar, gelişmekte olan pazarlarda 50 milyon kadına özel ürün ve servislerle mobil erişim sağlayarak, sağlık, finansal dahiliyet, güvenlik gibi alanlarda hayatlarını kolaylaştırmayı hedefliyor. Şirket ayrıca, 2017 yılında ReConnect global işe alım programını tanıttı. Bu programla, ailevi nedenlerle uzun yıllar iş hayatından uzak kaldıktan sonra tekrar çalışmak isteyen kadınlara destek olunması hedefleniyor. Vodafone Türkiye’de bugüne kadar 25 çalışan bu programdan yararlandı.

    Aile İçi Şiddet Prosedürü Yayınlayan İlk Şirket

    Çalışanlarına kendilerini rahat ve güvende hissedecekleri bir iş ortamı sağlamaya önem veren Vodafone Grubu, geçtiğimiz Mart ayında, aile içi şiddetin belirtilerinin tanınması, çalışana destek olunması ve çalışanın konuyla ilgili doğru adreslere yönlendirilmesini kapsayan Aile İçi Şiddet Prosedürü’nü yayınlayarak, faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde böyle bir prosedür yayınlayan ilk şirket oldu. Bu prosedürle, şiddete maruz kalan çalışanlara 10 güne kadar ek izin ve finansal destek veriliyor. Çalışanlar, Vodafone Aile İçi Şiddet Destek Hattı aracılığıyla psikolojik ve hukuki danışmanlık alabiliyor. Vodafone ayrıca, şiddet tanımlarını, şiddetin iş yerine etkilerini, çalışan ve yöneticilerin bu etkileri en aza indirmek için neler yapabileceklerini vaka analizleri ile anlatan; herkesin kullanımına açık “Aile İçi Şiddet ve İstismara Yönelik İş Yeri Rehberi”ni de tüm paydaşlarının erişimine sundu.

    Farklı Yaşam Evrelerine Uygun Programlar

    Vodafone Türkiye de farklı yaşam evrelerinde olan çalışanlarını destekleyebilmek amacıyla çeşitli programlar sunuyor. Örneğin, esnek çalışma saatleri uygulamasıyla, çalışanlar, kendi tercihlerine göre 07.00-16.00, 08.00-17.00 ya da 09.00-18.00 saatleri arasında çalışabiliyor. Dijitalleşmenin sağladığı esneklik sayesinde çalışanlara haftanın bir günü şirket dışında istedikleri lokasyondan çalışma imkânı sunuluyor. Ayrıca, anaokulu ve ilkokul çağında çocuğu olan çalışanlar için okulların açıldığı ilk gün ve karne gününde izin veriliyor. Diğer yandan, çocuk ve aile danışmanlığından, sağlık hatta hukuki danışmanlığa kadar birçok konuda destek veren “LEAP Çalışan Destek Programı” ile çalışanlara tüm ihtiyaçlarında destek olunuyor.

    Cildinizi 10 Adımda Yeni Yıla Hazırlayın!

    0

    Cilt Bakımıyla İlgili 10 Adımı Uygulayarak Çok Daha Parlak, Işıltılı Ve Pürüzsüz Bir Cilde Kavuşabilirsiniz 

    Cilt bakımı 20’li yaşlardan itibaren yapılmalı ancak bunu henüz bir rutin haline getirmediyseniz “bu yılbaşı” başlamak için iyi bir zaman olabilir. Cildinizin daha sağlıklı ve bakımlı olması için beslenmeden uyku düzenine, cildi temiz tutmaktan nemlendirmeye kadar dikkat edilmesi gereken pek çok nokta var.

    En önemlisi de cilt bakımını bir yaşam rutinine dönüştürmek. Bunu henüz yapmadıysanız “bu yılbaşı” başlamak için iyi bir zaman olabilir. Bu şekilde çok daha parlak ve pürüzsüz bir cilde kavuşabilir, ayrıca uygun ürünleri kullanıp daha yoğun bir bakıma geçerek yılbaşında ışıldayabilirsiniz.

    %100 doğal ve %100 teknolojik ürünleriyle dikkat çeken Thalia Natural Beauty’nin cilt bakımını bir yaşam rutinine dönüştürmek isteyenlere önerileri var:

    1.  Günde 8-10 bardak su için. Bu şekilde kırışıklıklar ve yıpranmalar cildinizden uzak durur.
    2.  Sebze ve meyve ağırlıklı, vitamin ve protein açısından zengin, şeker ve karbonhidrattan uzak bir beslenme düzenine geçin. Sağlıklı bir beslenme düzeni, güzel ve genç bir cildin vazgeçilmezidir.
    3. Cilt sağlığı ve güzelliği için düzenli uyku çok önemli bir faktör, bu nedenle uykusuz kalmayın! Uykusuzluk insanın kendisini sadece yorgun, halsiz ve enerjisiz hissetmesine neden olmaz, aynı zamanda serbest oksijen radikallerini ortaya çıkararak cildinizin kırışmasına, esnekliğini yitirmesine, cilt enfeksiyonlarının belirmesine sebebiyet verir.
    4. Stresten uzak durmaya çalışın.
    5. Güneş koruyucu ürünleri sadece yazın değil her gün kullanın. Unutmayın ki güneşin zararlı etkileri her an hayatımızın içinde.
    6. Temizlik ve hijyene önem verin. Yüzünüzü her akşam uygun ürünlerle makyaj kalıntılarından arındırın. Bunu yapmazsanız uyku süresince yüzünüzde kalan makyaj, göz çevrenizde ve yüzünüzde kırışıklık oluşmasına neden olur. Makyaj yapmamış olsanız dahi yüz ve göz çevresi temizleme ürünlerini kullanın.
    7. Cildinizi daima nemli tutun. Cilt tipinize uygun ürünlerle yüzünüzü ve boynunuzu nemlendirin. Doğal yağlanmanın yok denecek kadar az olduğu göz çevresi için özel hassasiyette ürünler kullanın.
    8. Daha derin temizlik ve nemlendirme için peeling ve maske yapın.
    9. Cilt bakımına 20’li yaşlardan itibaren başlayın. Daha ileri yaşlarda “yaşlanma karşıtı” ürünleri tercih edin.
    10. Yaşınıza, cilt tipinize uygun doğal ürünler seçin.

    Thalia Natural Beauty’den Yoğun Bakım İçin Ürün Önerileri

    • Thalia Natural Beauty Sakura Yüz Temizleme Köpüğü ile keyifle arının. Sakuranın (kiraz ağacı çiçeği) mis kokulu köpüğünü yüzünüze sürün, tüm temizleme ve arıtma işlemini ona bırakın. Yaşlanma karşıtı ürün, cildinize kaybettiği nemi geri kazandırır. Cildinizde kolajen oluşumunu teşvik eder ve cildinizin elastikiyetini artırır. Pürüzsüz ve neme doymuş bir cilt yaratır.
    • Thalia Natural Beauty Keep Fresh Serisi White Musk & Argan Yağlı Yüz Peelingi ile cildinizi pürüzsüzleştirin ve canlandırın. Beyaz miskin büyüleyici parfümüne ve argan yağının gücüne sahip olan ürün, cildin nem dengesini koruyarak ölü hücrelerden arınmasına, cilt yüzeyinin pürüzsüzleşmesine, gözenek ve kusurlu görünümün azalmasına yardımcı olur.
    • Thalia Natural Beauty Coconut Oil Besleyici ve Onarıcı Yüz Maskesi ile cildinize yoğun beslenme ve nemlendirme hediye edin. Yaşlanma belirtileri üzerinde de etkili olan ürün uygulandığı andan itibaren cildinize aydınlık ve canlı bir görünüm kazandırır. Hindistan cevizi özleriyle cildinizi yoğun olarak beslerken shea yağıyla cildinizin nem dengesini düzenler.
    • Thalia Natural Beauty Aloe Vera Serisi Onarıcı ve Nemlendirici SOS Serum ile cildinizi en derin katmanlarına kadar besleyin. %90 aloe vera özsuyu içeriğine sahip olan ürün cildinizi büyük bir hızla nemlendirir, gerginliğini hafifletir, nem dengesini geri kazanmasına yardımcı olur. Ayrıca cildinizdeki yaşlanma etkilerini azaltırken cilt enfeksiyonlarının giderilmesini destekler.
    • Thalia Natural Beauty Innovative Organik Tsubaki Yağlı Göz Çevresi Bakım Kremi ile göz çevrenizi ışıldatın. İçeriğindeki eşsiz yağlar ve bitki özleriyle göz çevresi bakımı için aradığınız her şeyi bir arada sunan ürünün en önemli etken maddesi olan tsubaki (kamelya yağı), göz çevrenize yoğun bir bakım sunar. Pürüzsüz, bakımlı, daha sıkı ve genç bir cilt dokusuna kavuşmanıza yardımcı olur.
    • Thalia Natural Beauty Midnight Rose Arındırıcı ve Dengeleyici Yüz Kremi ile dupduru bir görünüme kavuşun. Ürün, gül suyuyla zenginleştirilmiş formülüyle cildinizin yağ kontrolünü yapar ve ihtiyacı olan doğal nemi sağlar. Cilt yorgunluğunu giderir, çevresel etkenlere karşı cilt bariyerinizi destekler. Antioksidan özelliği sahip olan gül, cildi gençleştirir ve canlandırır, kırışıklıkları azaltır.

    Birbirinden Ünlü Sanatçılar Evlerinize Geliyor!

    0

    “Yeni Bi Yıl” Birbirinden Ünlü Sanatçılar Eşliğinde Yılbaşında “Yeni Bi Fest” YouTube Kanalında

    Birbirinden ünlü sanatçılar eşliğinde, sofraların mezelerle donatılacağı, şarkıların hep bir ağızdan söyleneceği, muhteşem bir yılbaşı programı, “Yeni Bi Yıl” yeni yılda evlerinize geliyor. 2020’yi tam da özlediğiniz gibi, Selami Şahin’li, Emel Sayın’lı zengin bir programla karşılamak için tek yapmanız gereken ‘Yeni Bi Fest’in YouTube kanalını açıp ailenizle, dostlarınızla birlikte 31 Aralık gecesi 20:20’de başlayacak ve tam 4 saat sürecek bu şenliğe katılmanız. ‘Yeni yıla muhabbetle, coşkuyla, mutlulukla başlamak istiyorsanız ‚“Yeni Bi Yıl“ı takviminize eklemeyi ve yenibiyil.com’a abone olmayı sakın unutmayın.

    Gazino kültürünü 2014 yılından bu yana günümüze taşıyan Türkiye’nin en büyük açık hava gazinosu Yeni Bi’ Fest, yılbaşı gecesi “Yeni Bi Yıl” ile YouTube’da olacak. 2020’yi evlerinde karşılayacakların sevdikleri ile buluşacağı sofralara Selami Şahin, Emel Sayın gibi efsane sanatçılarla aralarında Can Bonomo‘nun da bulunduğu yeni neslin sevilen sanatçıları eşlik edecek.

    Sunuculuğunu Asuman Krause ve Bülent Şakrak’ın yapacağı “Yeni Bi Yıl” Yılbaşı Özel Programı birbirinden ünlü sürpriz konuklarla 31 Aralık akşamı saat 20:20’den itibaren “Yeni Bi’ Fest” YouTube kanalında 4 saati aşan canlı yayını ile yılın en büyük online yayınını başlatacak.

    Özel orkestrası ve repertuarıyla hayranlarına farklı bir yeni yıl deneyim yaşatmaya hazırlanan Selami Şahin, dünden bugüne hit olmuş şarkılarını bu kez ekranları başındaki izleyiciler için Yeni Bi Yıl’da seslendirecek.Göz kamaştırıcı güzelliği ve billur sesiyle gönüllerde taht kuran Emel Sayın, 70 ve 80’li yıllara damgasını vuran sanat müziği eserlerini yorumlayacak ve sürpriz isimlerle sürpriz düetler yapacak.

    Alternatif müziğin güçlü sesi Can Bonomo, yeni albümünden seslendireceği şarkılarla ve renkli sahnesi ile yılbaşı gecesi Yeni Bi Yıl’da sofralarınıza konuk olacak. “Devlerle Yaşıyorum” albümüyle adından söz ettiren Gaye Su Akyol da bu gece Yeni Bi Yıl’da olacak.

    90’ların en özel şarkılarını seslendirecek olan Tayfun, Reyhan Karaca, Mansur Ark’ın yanı sıra Mustafa Topaloğlu, Suzan Kardeş, Eda Baba, Güntaç Özdemir, Trion Stage ve A Capella Boğaziçi gibi birbirinden ünlü isimlerin ve grupların olacağı gecede Yeni Bi Yıl herkesi ekran başına kilitleyecek.

    İlk defa Yeni Bi Yıl için bir araya gelecek dev sanatçılar, eski yılbaşı gecesi geleneğini günümüz gazino kültürü ile birleştirerek en güzel şarkılar ve muhabbetler eşliğinde izleyicilerine tadına doyulmayacak bir deneyim yaşatacak. Ayrıcalıklı bu yılbaşı eğlencesi 31 Aralık 20:20’de “Yeni Bi Fest YouTube“ kanalında olacak. yenibiyıl.com’dan takviminize eklemeyi ve abone olmayı unutmayın.

    Yerçekimi Ciltte Sarkmalara Neden Oluyor

    0

    Ciltte Görülen Sarkmalar Ve Lekelenmeler Tedavi Edilebilir

    Yaş almak, tüm organlarda olduğu gibi ciltte de bazı değişikliklere neden oluyor. Yaş aldıkça ciltte değişikliklerin görülmesinin çok doğal olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Deri Hastalıkları Uzm.Dr. Kübra Esen Salman, “Ciltte oluşan olumsuz etkiler, tecrübeli eller ile uygun zamanda uygun işlemlerle önlenebilir, yavaşlayabilir ve tedavi edilebilir” dedi.

    Uzm. Dr. Kübra Esen Salman
    Uzm. Dr. Kübra Esen Salman

    Her yeni yaş ile ciltte birtakım istenmeyen değişiklikler meydana gelebiliyor. Bu değişikliklerin neler olabileceğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Deri Hastalıkları Uzm. Dr. Kübra Esen Salman “Ciltte oluşan kırışıklık, sarkma ve lekelenme gibi durumlar eğer bizi mutsuz ediyorsa önleyebilir, yavaşlatabilir ya da tedavi edebiliriz” dedi.

    Ciltte Görülen İlk Değişiklik Kırışıklık

    Yaşla birlikte cildimizde görülen değişikliklerden ilkinin kırışıklar olduğunu belirten Dr. Kübra Esen Salman “Yüz kaslarımız diğer kaslarımızdan farklı özelliklere sahip. Bu kaslarımız gülmek, kızmak, ağlamak gibi pek çok duyguyu ifade etmemizi sağlıyor. Bunlara mimik hareketleri ve bu hareketlerle yüzümüzde oluşan çizgilere mimik çizgileri diyoruz. Ancak yaş ile birlikte derimizin incelmesi ve su tutma kapasitesinin azalması, güneş ışınları, sağlıksız beslenme, sigara gibi faktörlerle de birleşince mimik çizgileri mimik yapmadan da fark edilir hale geliyor” şeklinde konuştu. Bu çizgilerin yüze yerleşmemesi için botoks uygulamasının gerektiğini belirten Dr. Salman, “Kasların gücünü azaltan bu yöntemin etkisi 4-6 ay devam ediyor. Net bir yaş aralığı bulunmayan bu uygulamada en sık botoks uygulanan bölgeler kaz ayağı çizgileri, kaş çatma çizgileri ve alın çizgileri” şeklinde konuştu.

    Yer Çekimi Deri Sarkmalarına Neden Oluyor

    Deri sarkmalarının yerçekimi etkisiyle meydana geldiğini söyleyen Deri Hastalıkları Uzm.Dr. Kübra Esen Salman, “Yaş aldıkça yerçekiminin etkisiyle cildimizde deri sarkmaları oluşabiliyor. Bu sarkmalar beraberinde göz altlarında çökme, ağız kenarı çizgilerinde belirginleşme, ağız köşelerinin aşağı doğru sarkması gibi durumlar yüzümüzün yaşlı, yorgun ve mutsuz görünmesine neden olabiliyor. Bu gibi durumların oluşumunu yavaşlatmak ya da oluşan sarkmaları düzeltmek için; cildimizi beslemek, deri altı yağ dokusunu desteklemek ve derideki kolajen yapısını uyaran çeşitli mezoterapi, PRP ve altın iğne tedavileri kullanılabilir” dedi.

    Güneşin Zararlı Işınları Cilt Lekelenmelerine Neden Oluyor

    Güneşin zararlı ışınlarının ciltte kahverengi lekelerin oluşumuna neden olduğunu belirten Dr. Kübra Esen Salman, “Fazla güneşlenme ve solaryum gibi yollarla maruz kalınan ultraviyole ışınları deride lekelenmeye sebep olabiliyor” dedi. Lekelerin derinliğinin, uygulanacak tedavi yönteminin belirlenmesinde oldukça etkili olduğunun altını çizen Salman, “Muayeneyle lekenin türü ve en uygun tedavi şekli belirlenerek tedaviye yön verilir. Leke tedavisinde çeşitli yüz soyma tedavileri, mezoterapi, PRP ve lazer işlemleri kontrollü bir şekilde yapılmalı” şeklinde konuştu.

    Diş Sağlığına Hijyenden Sonra En Önemli Katkı Süt

    0

    Günde 2 Bardak Süt İçerek Dişlerinizde Oluşabilecek Çürükleri Önleyebilirsiniz 

    Ağız ve diş bakımının doğru yapılması kadar, dengeli beslenme de diş sağlığının korunması için en önemli etkenlerden. Uzmanlar, 19-25 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası nedeniyle diş çürüklerinin önüne geçmek için hijyenden sonra kalsiyum ve fosfat bakımından zengin olan süt tüketimine dikkat çekiyor.

    Günümüzün sık karşılaşılan sağlık sorunlarından olan diş çürükleri, karbonhidratların ağızdaki bakterilerle karışması ve asit yapması sonucu başlıyor. Ağızda asit oluşumuna neden olan bakteriler, diş minesini aşındırarak çürüklere sebep oluyor. Sütteki kalsiyum ve fosfat, diş yüzeyindeki mineral dokusunu yenilerken, tükürük ve plaklardaki kalsiyum miktarını da artırarak çürük oluşumunu engelliyor. Süt, 6.57PH değeri ile de diş çürüklerini engellemede önemli bir yer tutuyor.

    Prof. Dr. Neriman İnanç

    Süt içtikten sonra ağız hijyeninin sağlanması ile birlikte, düzenli süt tüketiminin diş çürüklerinin oluşumunu azalttığını belirten Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, “Aşırı asitli ve şekerli yiyecekler mikroorganizmaların etkisini artırır. Sütteki kalsiyum ve fosfor bu mikroorganizmalara doğal bir savunma sağlar” dedi. İnanç, özellikle çocukların şeker tüketimlerinin fazla olduğunu, bu sebeple günde 2 bardak süt içerek dişlerinde oluşabilecek çürüklerin önlenebileceğini,sütün diş yüzeyindeki mineral kaybının giderilmesini ve yenilenmesini sağlayacağını belirtti.