Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 261

    Gupse Özay, Çocuklar İçin Kaleme Aldığı Kitaplarıyla D&R’a Konuk Oluyor

    0

    Gupse Özay, Çocuklar İçin Kaleme Aldığı Kitaplarıyla D&R’a Konuk Oluyor

    Oyunculuğunun yanı sıra yazar kimliği ile de beğeni toplayan Gupse Özay, çocuklar için kaleme aldığı kitaplarıyla D&R’a konuk olacak. Özay, minik okurları ve aileleriyle 22 Aralık Pazar günü saat 15:00’te D&R Trump Kids’teki imza gününde bir araya gelecek.

    Gupse Özay
    Gupse Özay

    Kültür, sanat ve eğlence dünyası sevilen isimleri okurlarıyla buluşturmayı sürdürüyor. Başarılı oyuncu Gupse Özay, çocuklar için kaleme aldığı kitaplarının imza gününde D&R’ın konuğu oluyor. Özay, 22 Aralık Pazar günü saat 15:00’te D&R Trump Kids’in ev sahipliği yaptığı imza gününde hem minikler hem de aileleri ile bir araya gelecek.

    Jüpi ve Manav Abinin Tup Turuncu Rengi

    Jüpi yedi yaşında. En sevdiği yemek bezelye. Onları küçük yeşil gezegenlere benzetiyor. Favori gezegeni en büyüğü olduğu için Jüpiter. Uzaya gitmeyi çok istiyor. Annesinin ona kitap okumasından çok hoşlanıyor. Müzik dinlemeye, hayvanlara ve yastıklardan yaptığı uzay gemisiyle oynamaya bayılıyor. Ha, bir de mahallesini seviyor. Devamlı evde oturup televizyon seyretmek ona göre değil. Sokaklar daha eğlenceli ve maceralı. Jüpi bu macerasında, konuşan bir rengin peşine düşüyor ve hayattaki tüm renklerin önemli oluğunu öğreniyor.

    Jüpi ve Bakkal Amcanın Tonton Bıyığı kitabında Jüpi, mutsuz bir bıyığın peşine düşüyor ve hayata gülümseyerek bakmanın önemini öğreniyor. Jüpi ve Komşu Teyzenin Konuşan Terlikleri kitabında Jüpi, yaramaz bir terliğin peşine düşüyor ve dış görünüşün değil eğlenmenin önemini öğreniyor.

    NETFLIX, The Witcher’ın Son Fragmanını Paylaştı

    0
    WW_103.08.02.2019_80.NEF

    Merakla beklenen The Witcher’ın yayınlanmasına bir hafta kala dizinin başrol oyuncusu Henry Cavill ve dizi sorumlusu Lauren Schimidt Hissrich hayranlarına sürpriz yaparak Filipinler’in Manila şehrinde gerçekleştirilen bir etkinlikte son fragmanı paylaştı!

    The Witcher 20 Aralık 2019’da tüm dünya ile aynı anda sadece Netflix’te!

    Dünyaca ünlü kitap dizisinden uyarlanan The Witcher destansı bir ailenin epik öyküsünü konu alıyor. Yalnız bir canavar avcısı olan Rivialı Geralt, insanların yaratıklardan bile daha kötü olabildiği bir dünyada kendine yer edinmeye çalışmaktadır. Ancak kader onu güçlü bir büyücü ve tehlikeli bir sırra sahip genç bir prensesle karşılaştırır. Üçlü, artık her geçen gün daha da vahşi hale gelen bu kıtada birlikte yürümeyi öğrenmelidir.

    Dizinin başrollerinde Geralt of Rivia karakteri ile Henry Cavill (Mission Impossible – Fallout, Justice League), Yennefer karakteri ile Anya Chalotra (The ABC Murders, Wanderlust) ve Ciri’yi canlandıran Freya Allan (The War of the Worlds, Into The Badlands) yer alıyor. Dizinin kadrosunda yer alan diğer isimler ise şöyle: Jodhi May (Game of Thrones, Genius) Calanthe rolünde, Björn Hlynur Haraldsson (Fortitude) Eist rolünde, Adam Levy (Knightfall, Snatch) Mousesack rolünde, MyAnna Buring (Ripper Street, Kill List) Tissaia rolünde, Mimi Ndiweni (Black Earth Rising) Fringilla rolünde, Therica Wilson-Read (Profile) Sabrina rolünde, Emma Appleton (The End of The F**king World) Renfri rolünde, Eamon Farren (The ABC Murders, Twin Peaks) Cahir rolünde, Joey Batey (Knightfall, Strike) Jaskier rolünde, Lars Mikkelsen (House of Cards, Sherlock) Stregobor rolünde, Royce Pierreson (Wanderlust, Judy) Istredd rolünde, Maciej Musiał (1983) Sir Lazlo rolünde, Wilson Radjou-Pujalte (Jamillah & Aladdin, Dickensian) Dara rolünde, Anna Shaffer (Harry Potter) Triss rolünde.

    Instagram: @witchernetflix

    Twitter: @witchernetflix

    Facebook: @witchernetflix

    Netflix.com/TheWitcher

    Seste Kısıklık Ve Çatallaşma Varsa Dikkat!

    0

    Seste Kısıklık Ve Çatallaşma Tiroit Kanserine İşaret Edebilir

    Tiroit nodülleri tiroit bezinde oluşuyor ve kansere neden olabiliyor. Diğer kanserlere nispeten daha iyi huylu olan ve tedaviyle yok edilebilen tiroit kanseri, kadınlarda daha fazla görülüyor. Uygulanacak tedavi, tiroit kanserinin tipi ve yayılımına göre farklılık gösteriyor.

    Genel Cerrahi Bölümü Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir
    Genel Cerrahi Bölümü Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir

    Memorial Etiler Tıp Merkezi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, tiroit kanseri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.Tiroit bezi hastalıkları arasında en sık görülenlerden biri tiroit nodülleridir, bunlar her zaman kansere işaret etmeyebilir. Tiroidinde nodül olan bir hastanın kanser riski, bu nodülün yapısına göre belirlenebilmektedir. Bu kanserinin farklı türleri bulunmaktadır. Papiller ve foliküler tipleri en sık rastlanılanlardır.


    Nodülle Birlikte Ses Kısıklığı Varsa Dikkat!

    Tiroit kanseri bazen bir belirti vermeyebilir. Tiroit bezinden kaynaklanan hastalıkların doğru teşhisinde belirtilerin yanı sıra, kişisel risk faktörlerinin ve aile öyküsünün de değerlendirilmesi önemlidir. Tiroit kanserinin belirtileri arasında nodül oluşumu önemli bir yer tutmaktadır. Tabi her nodül kanser demek değildir.


    Tiroit Kanseri Belirtileri Arasında;

    • Tiroit nodülüyle birlikte ses kısıklığı ya da çatallaşma,
    • Boyunda dolgunluk, şişkinlik ve ağrı,
    • Nefes almada ya da yutmada güçlük,
    • Nodülle birlikte boyunda lenf bezleri varsa,
    • Hasta yaşamının daha önceki evrelerinde boynuna veya boynunun çevresine herhangi bir şekilde radyasyon almışsa, bu nodüllerin kanserle ilişkili olma olasılığı çok daha fazladır.


    Böyle hastalarda nodülle karşılaşıldığı zaman, çok küçük, masum görünüşlü olsa bile, daha ileri incelemelerin yapılması gerekir. Kesin tanının konmasında kullanılan, ultrason ve iğne biyopsisi son derece güvenli yöntemlerdir. Ayrıca, fonksiyonel olarak değerlendirilen ve sintigrafide aktif olarak görülen nodüller sıcak, aktif olmayanlar ise soğuk nodül olarak sınıflandırılır. Kanser açısından soğuk nodüller çok daha fazla risk içerir.


    Nodüllerin Görüntüsü Ve Yapısı Önemlidir

    Nodülün ultrasondaki görünüşünün yanı sıra boyutu da önemlidir. Genellikle 1 cm’nin üzerindeki bir nodül, ultrasondaki görünüşü nasıl olursa olsun yine de bir risk içermektedir. Böyle bir nodülde iğne biyopsisi yapılarak tanıya gidilmektedir. Nodül 1 cm’den küçük olsa bile, ultrasonda riskli görülüyorsa veya kanserle ilişkili bir belirti gözleniyorsa, o zaman bu nodüllere de iğne biyopsisi yapılmaktadır. Nodüllerin iyi huylu olup olmadığı biyopsi ile belirlenmektedir. Biyopsi yapıldıktan sonra, sonuca göre hastanın tedavisine devam edilmektedir.


    Nodüle Tanı Konulamazsa Riskli Sınıfa Giriyor

    Bazen, alınan biyopsi materyalinin yetersiz olduğu ve yeniden biyopsinin yapılması gerektiği durumlar olabiliyor. Bazen de, biyopsi materyali yeterli olmasına rağmen bir tanı konamayabilir. Böyle bir durumda tanı konamayan nodüller yine riskli sınıfına sokulur ve ona göre cerrahi işlem yapılır. Sonucu iyi gelen nodüller için bir sıkıntı yoktur, kanser teşhisi konulan nodüller içinse tedaviye devam edilmektedir.


    Kanserin Tipi Ve Yayılımına Göre Cerrahi Yapılıyor

    Tiroit nodüllerine bir kanser tanısı konmuşsa çoğu zaman cerrahi işlemle alınması gerekmektedir. Saptanmış olan kanserin tipine göre ve tiroit dokusundaki yaygınlığına göre tiroit dokusunun bir kısmı ya da tamamı alınmaktadır. Tiroit dokusunun tamamının alındığı vakalarda, hastanın, tiroit bezinin fonksiyonlarını yerine getiren ilaçları ömür boyu kullanması gerekmektedir. Kanser büyük boyutlara ulaşmışsa, kanserli hücreler tiroit nodüllerinin dışına taşmışsa veya çevresindeki diğer dokuları tutmuşsa o zaman bu hastalara yapılan cerrahi yeterli olmayacaktır. Bunlara ilaveten radyoaktif iyot tedavisi denilen tedavinin de yapılması gerekli olmaktadır. Bu tedaviler tamamlandıktan sonra hastalar takip altında tutulmaktadır.

    Beko Yeni 100 Kadın Bayisini Arıyor

    0

    Beko’dan Yeni Kadın Bayilerine İlk Zirve

    Beko, Yeni 100 Kadın Bayi Projesi Kapsamında Bayi Ekosistemine Kattığı Kadın Bayilerini İlk Kez İstanbul’da Gerçekleştirdiği Zirvede Buluşturdu.Bayi ekosisteminde kadınların temsiliyetini artırmak amacıyla geçtiğimiz mart ayında başlayan projeye, 9 ayda 1000’in üzerinde kişi başvurdu. Bayi olmak isteyen girişimcilere mağaza seçiminden kira desteğine, yöneticilik eğitimlerinden mentorluğa kadar desteklerin sağlandığı projeye başvurular https://www.beko.com.tr/100kadinbayi adresinden yapılabiliyor.

    Kadının ekonomik ve toplumsal hayatta güçlenmesi hedefiyle pek çok çalışma yürüten Arçelik’in girişimci ekosisteminde kadınların temsiliyetini artırmak için Beko markasıyla başlattığı Yeni 100 Kadın Bayi projesi kapsamında bayi ekosistemine katılan kadın bayiler ilk defa İstanbul’da bir araya geldi. “Beko yeni 100 kadın bayisini arıyor” sloganıyla hayata geçen projeye 9 ayda 1000’in üzerinde başvuru oldu.Yeni bayi adaylarıyla beraber toplamda 18 mağaza açıldı, 2019 sonuna kadar 4 mağazanın daha hizmete açılması planlanıyor. Başvuruların alındığı projeyle bayilik almak isteyen girişimci kadınlara başvuru aşamasından itibaren tüm aşamalarda destek veriliyor. Eğitim ve mentorluk imkânı da sunularak kadın liderlerin gelişimlerine katkıda bulunuluyor.

    Arel Atakol: “Beko markamız ve bayi teşkilatımızla birlikte güçlenerek büyümeyi ve ülke ekonomisine destek olmayı sürdürüyoruz”

    Beko Türkiye Satış Direktörü Arel Atakol
    Beko Türkiye Satış Direktörü Arel Atakol

    Projeyle ilgili gelinen noktayı Beko Kadın Bayi Zirvesi’nde değerlendiren Beko Türkiye Satış Direktörü Arel Atakol, yıllardır tüketicilerin hayatına birçok yenilik katmış ve onlara yeni deneyimler yaşatmış bir şirket olarak yatırım yapmaya hız kesmeden devam ettiklerini belirterek şunları kaydetti: “Beko markamız ve bayi teşkilatımızla birlikte güçlenerek büyümeyi ve ülke ekonomisine destek olmayı sürdürüyoruz. Yeni mağazalarımızda tüketicilerimizi yüksek teknolojiye sahip yenilikçi tasarımlarla buluştururken, müşteri deneyimini de zenginleştiriyoruz. Hedefimiz Türkiye’nin her noktasına modern perakende mağazaları kazandırmak”

    Arel Atakol’un sunumunun ardından zirvede Ticari Dönüşüm, Mentorluk Süreci, Perakende Akademi Beko 100 Kadın Bayi Programı ve Perakende Akademi Menti Eğitimi konularında seminerler gerçekleştirildi.

    Mağaza Süreçlerinden, Mentorluk Desteğine Pek Çok Fırsat Bir Arada

    Proje kapsamında Beko, bayi olmak isteyen girişimcilere mağaza seçiminden kira desteğine, yöneticilik eğitimlerinden mentorluğa kadar maddi ve manevi pek çok destek sağlıyor. Bu fırsatların bir bölümü şöyle:

    • Arçelik coğrafi konumlandırma ekibi tarafından mağaza lokasyonunun fırsat analizi yapılarak belirlenmesi, dekorasyon süreçlerinin yürütülmesi
    • Kontrat ve sözleşme sonrası açılış etkinlikleri ve reklam olanaklarının sağlanması
    • Kira desteği içeren teşvik paketleri
    • Mentor ağına katılım ve kadın bayiler için kadın mentor uygulaması
      Mağazacılık ve ürün eğitimleri
    • Farklı bir iş kolunda mağazacılık yapan girişimciler için Beko bayisine dönüşüm kolaylıkları

    İdrar Kaçırmayı Önlemek 8 Adımda Mümkün

    0

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Ertuğrul Akdaş, İdrar Kaçırma Tedavileri Hakkında Bilgi Verdi

    İdrar kaçırma hayati tehlike içeren bir sorun olmamakla birlikte yaşam kalitesini sosyal anlamda olumsuz etkiliyor. Sürekli ıslaklığa ve ped taşımaya bağlı olarak enfeksiyonlara da neden oluyor. Birçok hasta grubu hala bu sorunu dile getirmekten çekiniyor.

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Op. Dr. Ertuğrul Akdaş
    Kadın Hastalıkları ve Doğum Op. Dr. Ertuğrul Akdaş

    Kadınların sosyal ve psikolojik sorunlar yaşamasına sebep olan idrar kaçırma problemi cerrahi yöntemle 15 dakikada sona eriyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Topçular Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Ertuğrul Akdaş, idrar kaçırma tedavileri hakkında bilgi verdi.

    Pek Çok Hastalık İdrar Kaçırma Sorununa Neden Olabilir

    İdrar kaçırma; çok doğum yapma, zor doğum yapma, sürekli öksürükle ya da kabızlıkla seyreden kronik hastalıklar gibi karın içi basıncını artıran durumlar, yaşlanma, menopoz sonrası pelvik organlardaki zayıflama gibi sebeplerle zaman içinde doğal olarak gelişen bir sorundur. Bunlar dışında pelvik bölgeye yapılan cerrahileri sonrası oluşan komplikasyonlar, omurilik hasarı, idrar torbasının sinir yapısını etkileyen diyabet ve Multipl Skleroz(MS) gibi hastalıklar da idrar yollarının tümörlerinde idrar kaçırma gelişebilir.

    Öksürme Ya Da Gülme İle İdrar Kaçırma Gelişebiliyor

    İdrar kaçırmanın toplumda en sık görülen iki tipi öksürme, gülme, ağır bir şeyler kaldırma gibi karın içi basıncı artıran durumlarda oluşan “stres inkontinans” ve idrar hissi geldiğinde tuvalete gidinceye kadar tutamayıp altını ıslatma olarak gelişen “aciliyet inkontinansı”dır. Bu iki tip idrar kaçırma aynı kişide olabilir, buna karma tip inkontinans denir. Bunların yanında taşma inkontinansı, nöröjenik inkontinas, sifinkter yetmezliği gibi tipleri de bulunmaktadır.

    Menopozdan Sonra Görülme Sıklığı Artıyor

    İdrar kaçırma toplumda sık görülür. Kadınların yaklaşık %20’sinde idrar kaçırma şikayeti ortaya çıkmaktadır. Menopoz sonrası bu oran %70’lere ulaşmaktadır. İdrar kaçırma, sağlık sorunu olduğu kadar kişi için aynı zamanda sosyal ve toplumsal bir soyutlanmaya da neden olur. Kadınlar arasında özellikle belli bir yaşın üzerinde idrar kaçırmanın normal olduğuna dair yaygın bir inanış vardır. Bu nedenle de sadece idrar kaçırdığı için doktora başvuran kadın sayısı oldukça azdır. Oysa ki farklı bir şikayetleri olan hastalar sorgulandığında, idrar kaçırma şikayeti de ortaya çıkabilmektedir.

    Tedavi, Hastaya Özel Planlanıyor

    İdrar kaçırmanın tanısında, hastanın şikayeti ve şikayetin derecesi önemlidir. Gerekli durumlarda hastanın jinekolojik muayenesi ve yapılacak ürodinamik testlerden yararlanılır. Sebep ve tipine göre tedavilerde değişiklik gösterir. Stres inkontinansta esas tedavi cerrahi iken, aciliyet inkontinansında ilaç tedavisine başvurulur. Aciliyet inkontinansında uygulanan ilaç tedavisinde amaç idrar kesesinin düzensiz ve uyumsuz kasılmalarını önlemektir. Tedavi; hastanın yaşı ve beraberinde olabilecek hastalıklar da göz önünde bulundurularak kişiye özel ayarlanır. Aşırı aktif mesane ya da sfinkter yetmezliği gibi durumlarda idrar torbasına botoks enjeksiyonundan sfinkter etrafına enjeksiyon yapmak gibi farklı tedavi seçenekleri de bulunmaktadır.

    Kegel Egzersizi İdrar Kaçırma İçin Faydalı Olabiliyor

    Stres inkontinansında, hastanın ilave sorunu yok ise ve şikayeti ileri düzeyde değilse hastalar kegel egzersizi, vajinal ağırlık egzersizleri gibi pelvik tabanı güçlendirici egzersizlerden fayda görebilir ve cerrahiye gerek kalmayabilir. İleri dereceye geldiğinde cerrahiye başvurulur. Temel prensip, idrar torbası ile idrarı dışarı akıtan uretranın birleşim yerini, sarktığı yerden daha yukarıda ve basınçların eşitlendiği bir seviyeye kaldırmaktır. Böylelikle uretra boynundaki direnç artırılır. Ayrıca askı operasyonları da hastanın karnına girmeden, 15-30 dakika arasında yapılabilen, başarı oranları oldukça yüksek seçeneklerdir. Hasta operasyondan saatler sonra evine gidebilir ve bir hafta içinde isterse işine dönebilir. Operasyonla eş zamanlı olarak vajen daraltma ve dış genital organların estetik sorunları da aynı seansta düzeltilebilir.

    İdrar Kaçırmayı Önlemek İçin…

    • Aşırı sıvı alımı azaltılarak sıvı alım dengesi oluşturulmalıdır. Günde en az 1,5-2 litre sıvı tüketilmelidir.
    • Rutin bir tuvalete çıkma programı oluşturulmalı ve şiddetli durumlarda rahatlatıcı tedaviler uygulanmalıdır.
    • Gece uyumadan dört saat önce sıvı alımından kaçınılmalı, yatmadan önce mesane boşaltılmalıdır.
    • Akşam saatlerinde sulu meyve ve sebze tüketiminden uzak durulmalıdır.
    • Aşırı kafeinli, asitli, baharatlı yiyecek ve içecekler ile aşırı alkol tüketiminden kaçınılmalıdır.
    • Fiziksel aktivite artırılmalı, kilo vermeyi destekleyecek şeklide dengeli ve düzenli beslenilmelidir.
    • Sigara alışkanlığından vazgeçilmelidir.
    • Kronik kabızlık ve tuvalete çıkarken zorlanmanın önlenmesi için diyete lifli gıdalar eklenmelidir.

    Zeytinyağını Dikkatli Tüketin 

    0

    Uz. Dyt. Nihan Yakut, Zeytinyağı Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler Hakkında Bilgi Verdi

    Zeytinyağı, soframızdaki gıdalardan sağlık ürünlerine kadar geniş bir yelpazede kendisine yer buluyor.

    Birçok hastalığa karşı kalkan görevi görmesi, zeytinyağını sağlığımız için vazgeçilmez besinlerden biri haline getiriyor. Zeytin açısından oldukça zengin bir coğrafyada yaşıyor olmak da zeytinyağından faydalanmak için büyük avantaj sağlıyor.Ancak bu faydayı maksimum düzeyde sağlamak adına zeytinyağı alırken, saklarken ve tüketirken bazı kurallara uymak gerekiyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, zeytinyağı kullanımında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

    Kaliteyi Asitlik Derecesi Belirliyor

    Evimizin ve kültürümüzün vazgeçilmez parçası zeytinyağının natürel, natürel birinci, organik natürel, erken hasat, soğuk sıkım, rafine, riviera gibi birçok çeşidi bulunmaktadır. Doğru seçimi yapabilmek adına bilinmesi gereken şeyler aslında oldukça basittir. Zeytinyağı oleik asit denen yağ asidinden zengin bir besindir. Oleik asidin yağ içerisinde birçok formu bulunur ancak serbest formu, ne kadar az olursa zeytinyağının lezzeti ve kalitesi o kadar çok olur. Zeytinyağı kalite kriterlerinde başta gelen asitlik derecesi, serbest oleik asit formu ile belirlenmektedir.

    Riviera Zeytinyağı Tercih Etmeyin

    Natürel sızma zeytinyağı, tadında ve kokusunda kusur olmayan asitlik derecesi  % 0,8 oranında olan, yemeklerden salatalara kadar tüm gıdalara eklenebilen sınıfının en kaliteli versiyonu olarak bilinmektedir.
    Rafine zeytinyağının asitlik derecesi % 0,3’tür. Zeytinin ham yağının bozulmadan farklı metotlarla rafine edilmesi ile elde edilir. Yemeklerden daha ziyade kızartmalarda tercih edilmektedir.
    Riviera zeytinyağı, rafine zeytinyağı ile farklı zeytinyağlarının karıştırılması ile elde edilmektedir. Yani tek çeşit saf ürün değil karışım ile oluşturulmaktadır. Asitlik derecesi ortalama % 1,5 oranındadır. Kişilerin tercihine göre yemeklere eklenebilir. Oleik asit miktarının zeytinyağındaki tadı damak tadıyla algılanabilecek veya ayırt edilebilecek düzeyde değildir. Ancak seçim yaparken etiket üzerindeki bilgileri göz önünde bulundurmak kaliteli bir yağı tercih edebilmek adına önemlidir. Etikette bulunan üretim yılı, dolum yılı, son kullanma tarihi gibi diğer bilgilere dikkat edilmesi gerekmektedir. Hangi yöntemle elde edildiği hakkında bilgi yine etiket üzerinde vardır. Burada tercihimiz soğuk sıkım zeytinyağı olmalıdır. Renk zeytinyağı için bir kriter değildir. Her çeşit zeytinyağı hasat veya işlemeden kaynaklı veya zeytin çeşidine göre farklı renkler de olabilir. Etiket üzerinde katkı veya koruyucu madde içermediğine dair detay bilgiler mevcuttur, satın alırken bunlara da dikkat etmek faydalı olacaktır.

    “Erken Hasat” En Yüksek Besleyiciliğe Sahip

    Bu sınıflandırmadan biraz daha ayrı tutulması gereken bir diğer çeşit ise “erken hasat” zeytinyağıdır. Zeytinlerin koyu rengini almadan hemen önce genellikle Ekim ayında hasat edilmesi ile yapılmaktadır. Erken hasatlarda zeytin miktarı ile yağ miktarı doğru orantılı değildir. Aynı miktarda yağ için daha fazla zeytin kullanılmaktadır. Bu nedenle diğer tüm çeşitlere göre maliyeti yüksektir. Ancak besleyiciliği diğer yağlara göre çok daha yüksektir.

    Koyu Cam Şişe Ya Da Paslanmaz Krom Nikel Teneke Kutularda Muhafaza Edin

    Doğru zeytinyağı seçilip mutfağa geldiğinde muhafazasında da uyulması gereken bir takım kurallar bulunmaktadır. Zeytinyağını ışıktan, nemden, kokudan mümkün olduğunca uzak tutmak ve saklama ısısının değerlerini sabit hale getirmek önemlidir. Zeytinyağı en iyi koyu renk cam şişelerde veya paslanmaz krom nikel teneke kutularda muhafaza edilmelidir. Saklama ısısı bulundurduğumuz ortama göre 14-22 derece civarında olabilir. Unutulmamalıdır ki zeytinyağı hava ile uzun süreli temas ederse oksitlenme başlar yani yağ acılaşır ve bozulur. Bu nedenle kapakları mutlaka kapalı olmalıdır.

    Akdeniz Tipi Beslenme Tarzının En Önemli Aktörü

    Zengin içeriği ile bağışıklık sisteminin dostu olan zeytinyağı, polifenol bileşiklerden de oldukça zengindir. Aynı zamanda içeriğinde tokoferol yani E vitamini bulunmaktadır. Zeytinyağlarının güçlü antioksidan aktiviteleri, günlük hayatta hava kirliliği, çevre kirliliği, stres, sigara, kötü beslenme ve birçok etkinin vücutta yarattığı serbest radikallerin oluşumunu önlediği ve bu oluşumları yok ettiği kesin olarak kanıtlanmıştır. Kalp damar hastalıklarında etkili olduğu gibi özellikle Akdeniz tipi diyet önerilerinin en güçlü ajanlarından biri zeytinyağıdır. Bu nedenle zeytinyağının mutfaklarda önemli bir yeri olmalıdır.

    Kontrollü Tüketin

    Tüm bunların yanında bitkisel olması nedeniyle zararsız kabul edilen zeytinyağının tüketim miktarı yine de kontrollü olmalıdır. Günlük tüketimi belli bir limit altında yapmak, zaman zaman göz kararı yerine kaşık ölçüleri kullanmakta fayda vardır. Sağlık sorunu olmayan bir birey günde ortalama 1–2 yemek kaşığı zeytinyağı tüketebilir. Ancak bu miktar değerlendirilirken kullanılan farklı yağlar ve gıdaların içeriğinde hali hazırda var olan yağları da göz önüne almak gerekmektedir.

    Brokoli Ve Karnabahar İle Gelen 5 Fayda

    0

    Lahanagillerin iki yakın akrabası; peki ya farkları?

    Brokoli ve karnabahar lahanagiller ailesinin iki farklı türü. Sağlığımız için önemli vitaminler, mineraller ve fitokimyasal bileşikler içeren lahanagilleri doğanın gücü yapan en önemli özelliği ise kayda değer miktarda sülforafan içermesi.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker
    Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker

    Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker “Sülforafan içeriği sayesinde brokoli ve karnabahar başta olmak üzere lahanagiller ailesi; diyabetten kansere birçok hastalığa fayda sağlıyor. Ancak bol suda uzun süreli pişirme işlemi bu etkiyi azalttığından mümkün olduğunca az pişmiş olması gerekiyor” diyor.

    Brokoli ve karnabaharın akrabalıkları nedeniyle birbirine çok benzeyen özellikleri olsa da, besin içeriklerinin birbirinden biraz farklı olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker, “Her ikisi de harika sebzeler ancak iş kıyaslamaya gelirse yeşil yaprakları sayesinde brokoli bir adım daha öne geçiyor. Karnabahara göre 2 kat demir, 2 kat C vitamini ve 20 kat beta karoten içeriyor; kalorisi az farkla daha düşük ve posa içeriği daha yüksek. Ancak her iki sebzeyi de kış aylarında mutfaklara daha fazla sokmak gerekiyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker, brokoli ve karnabaharın besin değerleri ve sağlığa faydalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

    Kanser Savaşçısı

    Brokoliye de karnabahara da acımsı tadını veren; glukozinolat adı verilen kükürtlü bileşikler. Bu kükürtlü bileşiklerin parçalanması sonucu sülforafanlar oluşuyor. Çalışmalar sülforafanların kanser gelişimini durdurmak ve engellemek gibi mucizevi etkileri olduğunu gösteriyor. Bu bileşikler kanser hücresinin aktivasyonunu azaltmaya, ürettiği kimyasalları temizlemeye ve beslenmesini engellemeye katkı sağlıyor. Özellikle meme kanseri, kalın bağırsak ve prostat kanserleri gibi türlerde daha belirgin etkiye sahip oldukları görülüyor.

    Toksinlerden Arındırıyor

    Modern yaşamla birlikte hayatımıza çok fazla toksin girmeye başladı. Lahanagillerin detoks edici özelliği, toksik maddelerin atılımında kritik bir rol oynuyor. Brokoli ve karnabaharda bulunan fitokimyasallar ve yüksek C vitamini karaciğerde toksik maddelerin atılmasına katkı sağlıyor. İçerdikleri sülforafanlar ayrıca sebze ve meyvelerin üzerinde bulunan zararlı pestisitlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor.

    Kalp sağlığını koruyor

    Lahanagiller antioksidan ve antiinflamatuvar özellikleri oldukça güçlü sebzeler. Kalp damar hastalıklarından korunmaya ve hastalığın sebep olduğu metabolik profilleri iyileştirmeye yardımcı oluyorlar. Yüksek potasyum ve düşük sodyum içerikleri sayesinde kan basıncını düzenlemeye katkı sağlarken; içerdikleri yüksek lif sayesinde de kötü kolesterolü (LDL)düşürüyorlar.

    Diyabetten Koruyor

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker “Lahanagiller içerdikleri düşük şeker ve yüksek lif sayesinde hem kilo vermeye hem de diyabetten korunmaya yardımcı oluyor. Diyabet hastalarında kan şekerinin düşmesine ve aynı zamanda inflamatuvar belirteçlerin azalmasına katkı sağlıyor. İnsülin direnci olan kişilerde ise insülin duyarlılığını artırarak insülin direncinin kırılmasına destek oluyor” diyor.

    Beyni Güçlendiriyor

    Brokoli ve karnabaharın içinde doğal olarak bulunan sülforafan sinir sisteminde çeşitli yolakları düzenleyerek sinir hücreleri üzerinde koruyucu etki yapıyor. Yapılan çalışmalar; sinir hücrelerini (nöronları) oksidatif stres ve inflamasyondan koruyarak Alzheimer ve Parkinson hastalıklarının temelinde yer olan mekanizmaları yavaşlattığını gösteriyor.

    Marmara Park’tan Eğlence Dolu Bir Yılbaşı Sürprizi

    0

    Marmara Park Alışveriş Merkezi, 2020’ye Kostümlü Ve Müzikli Yılbaşı Kortejiyle Eğlenceli Bir “Merhaba” Diyor

    Yılbaşı ağacı, baston şeker, aynalı canlı heykel gibi kostümlerle rengarenk yılbaşı korteji 30-31 Aralık günlerinde herkesi Marmara Park’ta bekliyor.

    Düzenlediği birbirinden keyifli etkinliklerle ziyaretçilerini unutulmaz anlar yaşatan Marmara Park Alışveriş Merkezi, 30-31 Aralık günlerinde yaptığı rengarenk bir sürprizle ziyaretçilerine yılbaşı ruhunu yaşatıyor. Ziyaretçileri yeni yıl heyecanını kalplerinde hissetsin diye kostümlü bir yılbaşı korteji sürprizi hazırlayan Marmara Park,bu görsel şölene herkesi davet ediyor.

    Baston şekerden yılbaşı ağacına, canlı heykelden yılbaşı topuna birçok farklı kostüm giyen kortej, 30 ve 31 Aralık günlerinde 13.00, 14.30 ve 16.00 saatlerinde alışveriş merkezinin içinde dolaşarak müzik ve eğlence dağıtacak. Bu keyifli etkinliği sakın kaçırmayın!

    Obezite Akademisi Hayata Geçti

    0

    TOAD, TEMD ve Novo Nordisk Türkiye, Obezite İçin Güç Birliği Yaptı

    Son yıllarda Türkiye’de de yaygınlaşan çağımızın hastalığı obezite ile mücadele için önemli bir adım atılıyor.Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) ile Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) tarafından, Novo Nordisk Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle Obezite Akademisi hayata geçirildi.

    Obezite Akademisi’nin amacı, “Obezite alanında toplum, hekim, diyetisyen, egzersiz uzmanı, klinik psikolog, hemşire ve basın gibi ilgili gruplara yönelik eğitim projeleri ve bilimsel projeler oluşturmak ve bu amaçla insan ve toplum sağlığına hizmet etmek” olarak açıklandı

    Obezite dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaş, cinsiyet, sosyo ekonomik şartlar gibi kriterler gözetmeksizin; toplumun tamamına yayılan hayatı tehdit eden hastalıkların başında geliyor. Oysa obezite kronik, önlenebilir ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ancak sağlık profesyonelleri ve halkımız obeziteyi bir hastalıktan ziyade daha çok kozmetik bir sorun olarak görme eğilimindedir. Bu durum obezite ile mücadelede en önemli engellerden biri olarak gösteriliyor.

    İşte bu nedenlerle, Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) ile Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) tarafından, Novo Nordisk Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle Obezite Akademisi hayata geçirildi. Obezite Akademisi’nin kuruluşuna ilişkin anlaşma, Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkanı Prof. Dr. Volkan Yumuk, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Reyhan Ersoy ile Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Dr. Burak Cem tarafından imzalandı.

    Obezite Akademisi’nin amacı, “Obezite alanında toplum, hekim, diyetisyen, egzersiz uzmanı, klinik psikolog, hemşire ve basın gibi ilgili gruplara yönelik eğitim projeleri ve bilimsel projeler oluşturmak ve bu amaçla insan ve toplum sağlığına hizmet etmek” olarak açıklandı.

    Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkanı Prof. Dr. Volkan Yumuk, Obezite Akademisi’nin obezite ile mücadelede çok önemli bir rol üstleneceğine inandığını belirterek, “Türkiye obeziteyi tedavi edilebilir kronik bir hastalık olarak tanımlayan sayılı ülkelerden biri. 20 milyon obeziteli bireyin yaşadığı Türkiye’de obeziteyle mücadelede herkes üzerine düşeni yapmalı. Obezite Akademisi bu konuda faaliyet gösteren TOAD, TEMD ve hastalığı yok etmeye odaklı çalışmalar yürüten Novo Nordisk’in güç birliğiyle kuruldu. Obeziteyle mücadelede Obezite Akademisi’nin büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

    Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Reyhan Ersoy da, obezite görülme sıklığının dünyada ve ülkemizde giderek arttığına dikkat çekerek, Obezite Akademisi’nin bu hastalıkla mücadelede büyük rol oynayacağını söyledi. Prof. Dr. Ersoy, şöyle konuştu:

    “Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre bugün dünyada 650 milyon obeziteli birey bulunuyor. Yine, 5 yaşın altındaki 41 milyon çocuk ise fazla kilolu veya obeziteli. Türkiye, 20 milyon obeziteli birey ile Avrupa’da obezite görülme oranının en yüksek olduğu ülke. Bu tablo toplumda obezitenin ve buna bağlı sorunların giderek artacağını gösteriyor. Obezite gelecekte çok ciddi sorunlara yol açabilen kronik bir hastalık. Ancak önlenebilir ve tedavi edilebilir. Obezitenin önlenmesi konusunda ise en önemli nokta eğitim. Obezite Akademisi’ne bu mücadelede çok önemli görev düşüyor. TEMD olarak bu oluşuma sosyal sorumluluk projesi olarak bakıyoruz. 81 ilde 600 üyeli ile aktif çalışmalar yürüten bir dernek olarak bu faydalı oluşumun içinde yer almak istedik.”

    • Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Dr. Burak Cem, Novo Nordisk’in geleceğe yön veren tedavilerle insan hayatını iyileştirmeye odaklı faaliyet gösterdiğini belirterek, şunları söyledi:

    “Diyabet alanında 96 yıllık yenilikçiliğe ve liderliğe sahip global bir sağlık şirketiyiz. Bu köklerimiz bize insanların obezite, hemofili, büyüme bozuklukları ve diğer ciddi kronik hastalıkları yenmelerine yardımcı olmamızı mümkün kılan deneyimi ve kabiliyetleri sağlıyor. Dünya çapında kurumlar, sivil toplum kuruluşları ve derneklerle güçlü iş birlikleri yaparak hastalar için en etkin tedavileri en yaygın şekilde erişebilir kılmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bugün de sizlerin katılımıyla Türkiye Obezite Araştırma Derneği ve Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği ile koşulsuz işbirliği yaparak Obezite Akademisi’ni hayata geçiriyoruz. Obezite Akademisi’nin tüm kesimlerin katkılarıyla her geçen gün gelişeceğine, güçleneceğine ve obeziteyle mücadelede önemli adımlar atacağına inanıyoruz.”

    Novo Nordisk Türkiye Klinik, Medikal, Ruhsat ve Kalite Direktörü Dr. Rabia Demet Özcan ise Obezite Akademisi’nin de obeziteyle mücadelede çok önemli çalışmalara imza atacağına inandıklarını söyledi.

    • Dr. Rabia Demet Özcan, Avrupa’da obeziteli birey sayısında bir numara olan Türkiye’nin bu hastalıkla mücadelesinde sağlık alanında faaliyet gösteren herkese ve her kesime görev düştüğünü belirterek, şöyle konuştu:

    “Obezite Akademisi başta obezite olmak üzere bu hastalığa bağlı komplikasyonlara kaynak teşkil edecek bilimsel bilgiyi üretecek. Obezite konusunda farkındalık yaratılması için hepimize büyük sorumluluk düşüyor. Atılması gereken çok önemli adımlar var… Öncelikle kamuoyunu obeziteyle mücadele etmek konusunda bilinçlendirmek gerekiyor. Obezitenin tedavi edilmesinden daha da önemli olan, önlenmesi. Artık hastalıkların tedavisi değil, önlenmesi konuşuluyor. Biz de Novo Nordisk olarak obezitenin önlenmesine yönelik pek çok proje hayata geçiriyoruz. Obezite Akademisi de bu oluşumların en önemlisi.”

    Çocuklarda Sağlıklı Ayakkabı Seçiminin Püf Noktaları

    0

    38.Uluslararası İstanbul Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı Blog Yazısında ‘’Çocuklarda Trend Ayakkabı Seçimleri neler’’ Konusunu Sizler İçin Derledi.

    Ebeveynlerin ortak gayesi çocuklarının sağlıklı, mutlu ve kaliteli bir yaşam sürmesi bu nedenle anne ve babalar çocukların kıyafetlerini özenle seçerken, aksesuar olarak da en çok yakışan ayakkabıları giymelerini isterler. 38.Uluslararası İstanbul Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı blog yazısında ‘’çocuklarda trend ayakkabı seçimleri neler’’ konusunu sizler için derledi.

    • Eski Moda Söylemler Geçmişte Kaldı

    Daha önceki yıllarda kız çocuklarına daha fazla alternatif sunan moda sektöründe artık erkek çocuklar için de dikkat çekici alternatifler sunulmakta. Bununla birlikte yetişkinlere sunulan farklı seçenekler çocuk moda sektöründe de bulunuyor. Klişeleşen kız pembe giyer erkekse mavi söylemleri ise yeni moda anlayışıyla tarih olmakta.

    • Sezonun En Trend Kombinleri için Ayakkabı Şart

    Ayakkabılar her yaş modada olduğu gibi çocuk modasında da stilin kilit unsurlarıdır. Kısaca ayakkabılar olmadan trendler tam anlamıyla tamamlanmış olmuyor. Zaman zaman yeni stiller ve modeller ortalığı kasıp kavurur ve herkesin üzerinde görmeye başlarız. Çocuklarda son döneme damga vuran kırmızı, yeşil, mor, sarı, turuncu, mavi gibi renkli ayakkabı kombinleri işte buna en güzel örnek olarak karşımıza çıkıyor.

    • Ebeveynler İçin Öncelik Sağlık

    Ayaklar bedenin tüm yükünü taşırken, çocukların sağlıklı ayakkabı seçimi de anne babalar için büyük önem arz ediyor. Ebeveynler için trend olan ürünlerin bir o kadar da sağlıklı olmaları gerekiyor. Devamlı hareket halinde olan ve durmak bilmeyen çocuklar için organik malzemelerden yapılmış ayakkabılar ailelerin tercih sebebi olmaya devam ediyor.

    • İç ve Dış Malzemelerini Önemseyin

    Ayakkabının üst kısmı deri veya kanvas olmalıdır. Hava alacak ancak dış etkenlerden de koruyacak şekilde yapılmış olmasına dikkat edilmelidir. Burun tarafı parmak hareketlerine izin verecek şekilde yuvarlak olmalıdır. Çocukların ayakları çok fazla terlediğinden, ayakkabı içindeki tabanlık teri emebilir nitelikte olmalıdır. Doğal malzemelerden yapılmış ayakkabılar tercih sebebi olmalıdır.