Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 264

    İstanbullular’ın Yarısından Çoğu Kendini Yalnız Hissediyor

    0

    2 İstanbullu’dan 1’i yalnız!

    Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü tarafından düzenlenen Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu kapsamında İstanbul’un yalnızlık haritası açıklandı. Şehrin 39 ilçesinde yapılan araştırma sonuçlarına göre, İstanbulların yarısından fazlası kendini yalnız hissediyor. En yalnız grup ise gençler.

    Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü tarafından yapılan “Yalnızlık Araştırması”nın çarpıcı sonuçları, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nce düzenlenen Yalnızlık Sempozyumu’nda paylaşıldı.

    Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı
    Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı

    Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı önderliğinde yürütülen çalışma kapsamında; 2019 yılının Kasım ayı boyunca İstanbul’un 39 ilçesinde yaşayan 18-55 yaş arasındaki 1300 kişi ile görüşüldü.

    İstanbul’da yaşayan farklı yaş, cinsiyet, eğitim ile sosyo- ekonomik sınıfa ait bireylerin “yalnızlık algısı” incelendi. Yürütülen çalışma ile katılımcıların yalnızlık hissi, yalnızlığa yol açan sebepler ve yalnız hissedildiğinde yapılan aktiviteler üzerine kaydettikleri düşünceler karşılaştırmalı olarak ele alındı. Yapılan anket ve görüşmeler sonrasında İstanbul’un Yalnızlık Haritası çıkarıldı. İşte Yalnızlık Haritası’nın çarpıcı sonuçları.

    Yüzde 53’ü yalnız hissediyor

    Araştırmaya katılanların %53’ü kendilerini sıklıkla ya da ara sıra yalnız hissettiklerini belirtirken; buna ek olarak %36’sı yalnız kaldığında mutsuz hissediyor.

    Kendini en yalnız gençler hissediyor!

    Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencileri ve Method Araştırma Şirketi ekibi tarafından yapılan araştırma bulguları ve ilk veri analizlerine göre; kendini en fazla yalnız hisseden grup gençler, bekarlar, dul/boşanmış kişiler, gelir düzeyi düşük olanlar, göçmenler, yalnız yaşayanlar ya da arkadaşlarıyla birlikte evde ya da yurtta yaşadığını belirten öğrenciler.

    Kadınlar da erkekler de eşit derecede yalnız

    Yalnızlık araştırmasının sonuçlarına göre, yalnızlık ve bu hissiyatın ortaya çıkardığı mutsuzluk duygusunda cinsiyet farklılığının bir rolü yok. Geleneksel olarak duygularını dışa vurmakta daha temkinli davranan erkekler de yalnızlık ve mutsuzluktan, kadınlarla eşit oranda etkileniyor.

    Sosyal medya kullanımı azaltılmalı

    Çalışmaya katılan İstanbulluların yalnız kaldıklarında en fazla yaptıkları aktivitelerin başında internette zaman geçirmek geliyor. Ayrıca insanlar yalnızlık hissettiklerinde uyumayı, temizlik ya da yemek yapmayı ve çoğunlukla Youtube videoları izlemeyi tercih ettiklerini belirtmişlerdir.

    Yalnızlık hissini azaltmak için neler yapılabilir?

    Araştırma sonuçlarına göre yalnızlık hissi ile baş edebilmenin en iyi yolu aileyle vakit geçirmek ve sevdiklerinizle sohbet etmekten geçiyor. Ayrıca misafir ağırlamak, derneklere ya da sosyal gruplara katılım ile dini ya da spiritüel ritüellerde bulunmak da diğer önemli iyileştirici önlemler olarak karşımıza çıkıyor.

    Anna Wintour’a Göre İlkbahar/Yaz 2020’de Hit Olacak Trendler

    0

    İkonik Moda Editörü 2020 İlkbahar / Yaz Koleksiyonlarına Hükmedecek Favori Trendlerinden Bazılarını Paylaştı

    Anna Wintour

    Anna Wintour, moda endüstrisinde bir trendin başarılı olup olmayacağını belirleyen önemli bir faktördür. Gelmiş geçmiş en ünlü moda dergisi Vogue’un 30 yıldır şef editörlüğünü yapan Anna’nın kişisel bir sosyal medya hesabı yok. Bu yüzden hayranları ondan gelecek en ufak haber için tetikte bekliyor. Anna’nın göz önüne çıkması ve röportajlar vermesi oldukça nadir olduğu için her kelimesini hatırlamaya ve not almaya çalışıyorlar. Nitekim Vogue röportaj serisi “Go Ask Anna” da istisna olmadı.

    Anna’nın bütün defileler ve moda gösterilerinde en ön sırada ayrılmış yeri vardır. Sözünü ettiği trendlerin sezona damga vuracağına bahse girebilirsiniz. 2020 İlkbahar/Yaz modası sorulduğunda Anna, en beğendiği trendlerden bazılarını şöyle sıraladı:

    Düz ayakkabılar

    2020 İlkbahar/Yaz trendlerinde pratik düz ayakkabılarla, Chanel, bir adım öne geçti. Bot, bootie veya babet farketmesizin, birkaç çift düz ayakkabınız olduğundan emin olun.

    Nakış

    Bu trendi denemek için Alexander McQueen‘in güzel işlemeli sanat eserlerine ihtiyacınız yok. İlkbahar/Yaz sezonu raflara ve vitrinlere geldiğinde bolca nakışlı giysilerle karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz.

    Trençkotlar

    Neredeyse ölümsüz bir moda unsuru olan klasik bir trençkotun dolabınızda mutlaka bulunması gerek. Bej veya haki renk, klasik bir model seçebilir veya daha modern bir seçenek arıyorsanız, 7/8 veya kısa kollu modelleri deneyebilirsiniz.

    Uzun (Bermuda) şortlar

    Farklı parçalar denemeyi seviyorsanız, bu şortlar en heyecan verici trendlerden biri olabilir. Bermuda’nın bahar başından yaz sonlarına kadar spotlar altında olması bekleniyor.

    Rattan

    Michael Kors

    Moda devi Michael Kors, New York Moda Haftası’ndaki defileler sırasında pek çok şık modelini sunduğu rattan çantaların gücünü iyi biliyor.

    Baskı desenler

    Louis Vuitton

    Bu, 70’ler görünümlü Louis Vuitton elbiseler, İlkbahar / Yaz 2020 podyumunu izleyen herkes tarafından en sevilen örneklerden oldu.

    Renkler

    Stine Goya

    Stine Goya, koleksiyonlarına renk katmakta ustadır ve Kopenhag Moda Haftası’nda dans dolu gösterisinde bu ustalığını sergiledi.

    Rafya

    Dior

    Dior, derme çatma bir bahçe temalı podyumda, doğadan ilham alan birçok trend sundu. Ancak Anna Wintour’un dikkatini çeken, şapkalardan eteklere kadar her şeyde kullanılan rafya malzemesiydi.

    Pera Müzesi Film Programları

    0

    Pera Müzesi’nden Dizi Keyfini Sinema Perdesine Taşıyan Program: Arkası Şimdi! 11 – 28 Aralık 2019

    Pera Film, ilk kez dizilerden oluşan bir programı sinemaseverlerle buluşturuyor. Türkiye, Danimarka, ABD ve İngiltere yapımı 4 farklı diziden oluşan Arkası Şimdi! programı, izleme deneyiminin online platformlar ya da bilgisayar ekranlarıyla sınırlı kaldığı günümüz alışkanlıklarına atıfla izleyicisine, sinema perdesinde aralıksız dizi izleme olanağı sunuyor.

    Pera Film, Arkası Şimdi! programı ile ilk kez sinemaseverlere dizilerden oluşan bir seçki sunuyor. Gösterimi 11-28 Aralık tarihleri arasında Pera Müzesi’nde ücretsiz olarak gerçekleştirilecek seçki, günümüzün “İzleme deneyimi, sinema salonlarını terk edip online platformlara, bilgisayar ekranlarına doğru geçiş mi yapıyor?” tartışmasından hareketle izleyiciye sinema perdesinde art arda dizi izleme olanağı sağlıyor. Arkası Şimdi! programında yer alan Türkiye, Danimarka, ABD ve İngiltere yapımı 4 dizi; cinsel kimlik mücadeleleri, olgunlaşma, aşk ve yüzleşme konularına odaklanıyor.

    Farklı kültürlerden kimlik, aşk ve yüzleşme üzerine hikâyeler

    Genco Erkal, Tilbe Saran, Cem Davran ve Belçim Bilgin gibi ünlü oyuncuların rol aldığı Türk dizisi 7 YÜZ, kendi içinde başlayıp biten 7 farklı hikâyeden oluşuyor. Her bir bölümünde karakterleri en karanlık taraflarıyla yüzleştiren dizi, aynı zamanda izleyicisini aşk, özgüven, eşitlik, ölüm gibi kavramlar üzerine düşünmeye davet ediyor.

    Desiree Akhavan
    Desiree Akhavan

    Desiree Akhavan’ın hem yönetmenliğini hem de başrolünü üstlendiği Biseksüel dizisi ise, tabu addedilen biseksüelliği ve onu sarmalayan önyargıları mizahi ve samimi bir yaklaşımla ele alıyor. İngiltere yapımı Biseksüel, insanların aşk ve sekse yaklaşımına, arzu ettikleri aşk ve seks biçiminin onlara dair neler gösterdiğine içten bir bakış sunuyor.

    Yaratıcılarının gerçek yaşam öykülerinden ilham alan Baş Belası, kendi ayakları üzerinde durma, kendine karşı dürüst olma ve yetişkinlikle başa çıkma süreçlerini aktaran bir olgunlaşma öyküsü. Kopenhag’ın kuir topluluğunda genç olmanın ne anlama geldiğini yoğun ve içten bir üslupla ele alan bu Danimarka dizisi, medyada nadiren yer bulan bir gruba ses veriyor. Hollywood’un katı, esprili ve gerçeküstü bir versiyonunu sunan 555 ise, beş kısa filmden oluşan, antoloji tarzında bir mini dizi. En önemli şeyin statü olduğu, rekabetin kıyasıya yaşandığı Tinsel kentinde geçen bu kısa sinematik masalların her bir bölümü, Hollywood cehenneminin farklı bir köşesinde azap çeken karakterler arasındaki, hırsın empatiye baskın geldiği sorunlu ilişkilere odaklanıyor.

    Arkası Şimdi! programı, 11 – 28 Aralık tarihleri arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda ücretsiz olarak sunuluyor.

    Film programına özel hazırlanan Spotify listesine bu linkten ulaşabilirsiniz.

    Bu program kapsamındaki gösterimler ücretsizdir. Rezervasyon alınmamaktadır. Yasal düzenlemeler uyarınca aksi belirtilmediği sürece tüm film gösterimleri 18+ uygulamasına tabidir.

    Gösterim Programı

    Arkası Şimdi! 11 – 28 Aralık 2019

    • 11 Aralık Çarşamba

    19.00 555 (Bölüm 1 -5, 60’)

    555 (Episode 1-5)

    • 12 Aralık Perşembe

    19.00 7 YÜZ (Bölüm 1 – 2, 100’)

    7 Faces (Episode 1 – 2)

    • 13 Aralık Cuma

    19.00 Biseksüel (Bölüm 1 – 6, 180’)

    The Bisexual (Episode 1 – 6)

    • 14 Aralık Cumartesi

    18.00 Baş Belası (Bölüm 1 – 8, 60’)

    Ondt i Røven / Pain in the Ass (Episode 1 – 8)

    • 15 Aralık Pazar

    13.00 7 YÜZ (Bölüm 3 – 4, 100’)

    7 Faces (Episode 3 – 4)

    15.30 7 YÜZ (Bölüm 5 – 6 – 7, 150’)

    7 Faces (Episode 5 – 6 – 7)

    • 18 Aralık Çarşamba

    19.00 7 YÜZ (Bölüm 1 – 2, 100’)

    7 Faces (Episode 1 – 2)

    • 19 Aralık Perşembe

    19.00 7 YÜZ (Bölüm 3 – 4, 100’)

    7 Faces (Episode 3 – 4)

    • 22 Aralık Pazar

    15.30 7 YÜZ (Bölüm 5 – 6 – 7, 150’)

    7 Faces (Episode 5 – 6 – 7)

    • 25 Aralık Çarşamba

    19.00 Baş Belası (Bölüm 1 – 8, 60’)

    Ondt i Røven / Pain in the Ass (Episode 1 – 8)

    • 26 Aralık Perşembe

    19.00 555 (Bölüm 1 -5, 60’)

    555 (Episode 1-5)

    • 28 Aralık Cumartesi

    16.00 Biseksüel (Bölüm 1 – 6, 180’)

    The Bisexual (Episode 1 – 6)

    Yeni Yılda Daha Sağlıklı Bir Ev İçin Dyson’dan İpuçları

    0

    Yeni yıl kapımızı çalarken, evlerde bu keyifli dönem için hazırlıklar başladı bile.Süslenen çam ağaçları, yanan şömineler ve rengarenk mumlar, olmazsa olmaz mis gibi kokan yemeklerle kurulan yılbaşı sofraları…

    Peki şenlik gibi geçen bu sürece hazırlanırken evimizin toz, mantar ve küf gibi kirletici maddelere maruz kaldığının ne kadar farkındayız?

    Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırması, zamanımızın yaklaşık  %90’ını iç mekanlarda geçirdiğimizi ortaya koyarken, bu durum özellikle tüm ailenin bir araya geldiği yeni yıl döneminde artış gösteriyor. Nemin yüksek olduğu ve daha fazla nüfusa sahip yerleşim yerlerindeki evlerde küf ve bakteri çeşitliliği de bu dönemde artıyor.

    O çok sevdiğimiz kokulu mumlar yandığında parafin mumu, aseton, benzen ve toluen dahil olmak üzere havaya toksik uçucu organik bileşikleri (VOC) salgılayarak evimizde hava kirliliğine neden oluyor. Yakılan şöminelerden veya sobalardan çıkan gazlar, PM olarak bilinen özellikle ciğerlere derinlemesine gidebilen ultra ince partikülleri havaya bırakarak iç ortamdaki hava kirliğinini artırıyor.

    Yemek pişirmek, genellikle ev içindeki ana kirletici kaynağı olmakla beraber leziz yemekler olmadan da yeni yıl hazırlıkları tamamlanmış sayılmaz. Kirletici maddeler farklı nedenlerden serbest kalabilir. Dyson Mikrobiyoloji Kıdemli Araştırma Bilimcisi Karen Holeyman “Emisyonlar; pişirme yönteminden sıcaklığa veya yiyecek türüne kadar çeşitli faktörlerden etkilenebilir. Pişirme sırasında üretilen yaygın kirleticiler arasında karbon monoksit, aldehitler, azot oksitler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar bulunur.” sözleriyle konuyu açıklıyor.

    Birçok insan; keyifle süslenen yılbaşı ağaçlarında küflerin büyüdüğünün, bu küflerin boğazı tahriş edebildiğinin, alerjisi olan veya olmayan kişilerde nefes darlığına neden olabildiğinin farkında değil. Alerjik rinit, kaşıntılı gözler, egzama ve astım gibi semptomlar da küf sporlarına maruz kalmadan etkilenebiliyor.

    Yeni yılın tadını doyasıya çıkarmak, ailenizi ve arkadaşlarınızı gönül rahatlığıyla ağırlamak için evinizin daha sağlıklı olmasını sağlamak adına küçük ipuçlarını uygulamak yeterli.

    • Evinizdeki nemi azaltın.
    • HEPA filtreli ve güçlü bir süpürgele mobilyalar ve perdelerin yanı sıra halı ve zeminleri temizleyin.
    • Kumaşları minimum 60 derecede yıkayın.
    • İki haftada bir elektrikli süpürgeleri temizleyin.
    • 0.1 mikron kadar küçük partiküllerin yakalayan bir hava temizleyici kullanın
    • Serbest bırakılan partikül sayısını azaltmak için yiyecekleri yakmaktan kaçının.
    • Yapay bir yılbaşı ağacı tercih edin.

    Dyson’dan ev temizliği için akıllı çözümler

    Dyson Sağlık ve Güzellik Kategorisi Müdür Yardımcısı Paul Dawson “Farklı şekil ve boyutlarda kirletici madde olduğundan, doğru temizleme sistemlerine sahip olmak önemlidir. HEPA filtreli süpürgeler veya hava temizleyiciler polen, bakteri, küf, toz akar kalıntıları ve evcil hayvan kepekleri gibi ince toz parçacıklarının yakalanmasında oldukça etkilidir. Tek başına HEPA filtreleri, kimyasal duman, sigara dumanı veya koku gibi uçucu organik bileşikleri (VOC) çıkarmaz. Dyson temizleyicileri, hem ultra-ince parçacıkları hem de 360° HEPA filtre ve aktif karbon granül katmanları sayesinde havada bulunan zararlı uçucu organik bileşikleri temizleyebilir.” diyerek sağlıklı bir ev ortamı yaratmak isteyenlere önerilerde bulunuyor.

    Dyson ürünleri; evinizi yeni yıl gecesine ve sonrasında sağlıklı ve keyifli bir ortama dönüştürmenize olanak sunuyor.

    • Dyson V11™ kablosuz süpürge

    Dyson V11™ kablosuz süpürge, tamamen kapalı filtre sistemiyle 0,3 mikron kadar küçük partikülleri %99,97 oranında hapsediyor ve temiz hava yayıyor. Dynamic Load Sensor (DLS) sistemli Tork başlığıyla direnci saniyede 360 kez kontrol ediyor ve her zemin türünde derinlemesine temizlik için halılarla sert yüzeyler arasındaki motor hızını otomatik olarak değiştiriyor.

    Kablosuz teknolojisiyle evinizin her köşesini kolayca temizlemenizi sağlayan süpürgenin LCD ekranı seçilen güç modunu, kalan çalışma süresini, filtre bakımı zamanlamasını da anlık olarak göstererek evinizde akıllı temizliğin keyfini yaşatıyor. Dyson’ın en güçlü bataryasıyla 60 dakikaya kadar kesintisiz temizlik sağlıyor. ‘Doğrult boşalt’ mekanizması, tek bir hareketle tozu ve kiri çöp kutunuzun derinliklerine gönderiyor; böylece kire dokunmaya gerek kalmıyor ve daha hijyenik bir deneyim sunuyor.

    • Dyson Pure Hot+Cool™ hava temizleyici fan

    Dyson Pure Hot+Cool™ hava temizleyici fan iç alandaki bakteri, küf ve polen gibi alerjen ve zararlı maddeleri tespit ederek 0,1 mikron kadar küçük olan zararlı partiküllerin %99,95’ini hapsediyor. Havadaki zararlı gazları otomatik olarak algılıyor ve gerçek zamanlı olarak raporluyor. Odanın her köşesine saniyede 290 litreden fazla arıtılmış hava yansıtıyor.

    LCD ekranı, benzersiz bir Dyson algoritması kullanarak makinenin gerçek zamanlı ve otomatik olarak algıladığı parçacıkları ve gazları gösteriyor. Dengeli bir hava akışı için Air Multiplier™ teknolojisi kullanan ürün termostat ısı kontrolüyle otomatik olarak odayı hedef sıcaklıkta tutuyor. Odanın her yerinde kontrol sağlamak için havayı karıştırıyor ve dağıtıyor. Bu şekilde temizlenen havanın yayılımı için güçlü bir hava akışı yaratıyor. Yemek yaparken çıkan kokuların yüzde 97’sini gideriyor ve arıtılmış havayı ulaştırıyor[4].

    CityAir Projesi Kapsamında Hava Kalitesine İlişkin Emisyon Envanteri Çalıştayı Yapıldı

    0

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen CityAir Projesi kapsamında, Türkiye’nin 31 ilinde hava kalitesinin korunmasına yönelik farkındalık çalışmaları yürütülüyor ve çözüm önerileri geliştiriliyor.

    Şehirlerde Hava Kalitesinin İyileştirilmesi ve Kamuoyu Farkındalığının Artırılması (CityAir) Projesi kapsamında Kahramanmaraş’ta 7 ilden ellinin üzerinde katılımcı ile emisyon envanteri çalıştayı düzenlendi.

    2-5 Aralık 2019 tarihlerinde Kahramanmaraş, Adana, Gaziantep, Hatay, Kilis, Mersin ve Osmaniye’den yetkililerin katıldığı Kahramanmaraş Emisyon Envanteri çalıştayında gerçekleştirilen saha ziyareti ve paydaşlara yönelik formatör eğitimi ile paydaş toplantısı aracılığıyla hava kirliliğine ilişkin belediyeler ve yetkili makamların teknik bilgi ve idari kapasitelerinin artırılması sağlandı.

    Tüm dünyada en büyük çevresel problemlerden biri haline gelen hava kirliliği artık insanların en temel hakkı olan temiz hava soluma hakkını da tehdit edecek boyutlara ulaştı.

    Dünya Sağlık Örgütü tarafından açıklanan 2019’da dünyanın karşılaştığı en önemli sorunlar listesinde de zirvede hava kirliliği yer alıyor. Dünyada her 10 kişiden 9’u kirli hava soluyor ve yılda 7 milyon insan hava kirliliğinin sebep olduğu hastalıklar yüzünden hayatını kaybediyor.

    Ulaşımda kullanılan araçların sayısının artması, sanayide ve konutlarda kullanılan yakıtlar hava kalitesini olumsuz etkileyen faktörlerin başında geliyor. Çocuklar, yaşlılar ve hamile kadınlar başta olmak üzere, insan sağlığını önemli ölçüde tehdit eden hava kirliliği, büyük ekonomik kayıplara da sebep oluyor. Hava kirliliğinin sağlık yönünden ekonomiye olan etkisi tüm dünyada milyarlarca dolara ulaşmış durumda.

    Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen Şehirlerde Hava Kalitesinin İyileştirilmesi Ve Kamuoyu Farkındalığının Artırılması CityAir projesi, Türkiye’nin Avrupa Birliği Çevre Müktesebatı ve taraf olduğu uluslarararası sözleşmeler doğrultusunda, vatandaşların soluduğu havanın kalitesini, yaşam kalitesini yükseltmeyi ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı hedefliyor.Proje kapsamında, yerel yönetimlerin ve illerde konuyla ilgili paydaşların, hava kalitesi yönetiminde emisyon envanteri oluşturma ve modelleme bileşenleriyle, konuyu vatandaşlarımıza nasıl anlatmaları gerektiğinin yöntemleri aktarılıyor.

    Artan farkındalık ve etkin mücadele ile uzun vadede hava kirliliğine ilişkin bilgi sahibi olma oranının önemli ölçüde artması bekleniyor.

    Bu doğrultuda Kahramanmaraş, Adana, Gaziantep, Hatay, Kilis, Mersin ve Osmaniye’den yetkililerin katıldığı, saha ziyareti ve çalıştayda, hava kirliliği ile ilgili belediyeler ve ilgili paydaş kurumların teknik bilgi ve idari kapasitelerinin artırılması sağlandı. İllerin hava kalitesine ilişkin mevcut durum ve gelecekteki planlama detaylarının konuşulduğu çalıştayda; bir gün saha ziyaretine ayrıldı. Üç gün süren eğitimlerde ise, illere özgü emisyon envanterinin gelişim aşamaları, temel ilkeler ve amaçlar ile modelleme üzerinde detaylı olarak konuşuldu. Çalıştayda hava kalitesi yönetimi, tüm bileşenlerine göre uygulamalı olarak çalışıldı ve konunun tüm paydaşlarca tartışılması sağlandı.

    Şehirlerde Hava Kalitesinin İyileştirilmesi ve Kamuoyu Farkındalığının Artırılması (CityAir) Projesi hakkında

    Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen CityAir Projesi, Türkiye’de 31 ilin hava kalitesinin iyileştirilmesi amacıyla yürütülüyor. Proje kapsamında, hava kalitesi yönetimine ilişkin konuların; karar vericiler, belediyeler, çocuklar, kadınlar ve toplumun farklı seviyelerinde anlaşılması ve bu konuda farkındalığın artırılması için çalışmalar yapılıyor. Projede yer alan iller; Aydın, Denizli, İzmir, Manisa, Muğla, Uşak, Adana, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Mersin, Osmaniye, Amasya, Çorum, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Afyon, Aksaray, Antalya, Burdur, Isparta, Karaman, Kayseri, Konya, Nevşehir ve Niğde.

    Projenin hedefleri

    Hava kalitesinin anlaşılması, korunması ve gerekli yerlerde azaltılması için kapasitenin artırma amacıyla yola çıkılan projede belirtilen 31 ilde yerel temiz hava eylem planının güncellenmesi, ulaşım, sanayi, evsel ısınma ve tarım başta olmak üzere sektörel bazda hava kirliliğiyle mücadelede alınacak önlemlerin belirlenmesi ve emisyon yönetimi yol haritasının hazırlanması hedefleniyor. Hava kalitesinin belirli eğitim ve işbirliği faaliyetleri yoluyla korunması amacıyla 31 şehirdeki nihai faydalanıcı personelin kapasitesini artırmak üzere düzenlenecek hava kalitesi çalıştayları ve saha ziyaretleri yerel personelin eğitiminde büyük önem taşıyor.

    2020 Erkek Modasının Trendleri Tanıtıldı

    0

    Dünya Hazır Giyim Devlerinden HUGO BOSS, BOSS Sonbahar-Kış 2019 ve Cruise 2020 Koleksiyonlarını Panora AVM’de Bulunan BOSS Mağazasında Gerçekleştirdiği Şık Davet ile Tanıttı.

    Senem Ülker
    Senem Ülker

    MAG Dergi Genel Yayın Yönetmeni Beril Çavuşoğlu’nun sorularını yanıtlayan HUGO BOSS Mağazacılık Perakende Direktörü Senem Ülker, Sonbahar- Kış koleksiyonunun detaylarını ve marka ile çağdaş sanat arasındaki bağı konuklar ile paylaştı.

    Cruise 2020 için tasarlanan BOSS x Meissen kapsül koleksiyonu hakkında da bilgi veren Ülker, “Bu sene yılbaşı için, aynı BOSS gibi uluslararası alanda tanınmış bir diğer Alman markası Meissen ile bir araya geldik. Porselen markası Meissen’in Big Five olarak adlandırılan beş ikonik hayvan figürü iş birliğinin ve koleksiyondaki tasarımların ilham kaynağı oldu. İki marka da kalite, tasarım ve yaratıcılık gibi ortak tutkulara sahip. Bu nedenle bu iş birliği bizim için çok değerli.” dedi

    Yeşim, Reha Tandoğan, Özgür Güven ve Murat, Hülya Akman gibi cemiyet, sanat, iş ve eğlence dünyasından renkli isimlerin katıldığı davette konuklar, 2020 trendleri hakkında bilgi aldı.

    HUGO BOSS, Türkiye’de 2009 yılından bu yana toplamda 12 mağazasıyla, yalın ve stil sahibi koleksiyonlarını her geçen gün daha fazla lokasyonda, markanın meraklılarıyla buluşturmaya devam ediyor.

    Greta Thunberg, İklim Zirvesi’ne Protesto İle Başladı: Dünya Liderleri Bize İhanet Ediyor

    0

    25. Birlemiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP25) ev sahipliği yapan İspanya’nın başkenti Madrid’in sokakları, iklim değişikliğine karşı geniş katılımlı gösteriye sahne oldu.

    Madrid’in merkezinde, “İklim için Yürüyüş” temasında yapılan yürüyüşe 800’den fazla sivil toplum kuruluşuyla sol görüşlü bazı siyasi partiler destek verdi.

    Aktör Javier Bardem ile şarkıcı Macaco ve Amaral gibi ünlüler de iklim değişikliğine karşı yürüyenler arasında yer aldı.

    “Biz Büyüyoruz Ama Bu Siyasi Eyleme Dönüşmüyor”

    Greta Thunberg
    Greta Thunberg

    Öte yandan fenomen haline gelen İsveçli 16 yaşındaki iklim aktivisti Greta Thunberg, gösteri öncesinde 4 aktivist gençle basın toplantısı düzenledi.

    Kendisini, iklim değişikliğine karşı ortaya çıkan gençlik hareketinin küçük bir parçası olarak gördüğünü vurgulayan Thunberg, “Dünya liderleri bize ihanet ediyor. Bunun olmasına artık izin vermeyeceğiz. Aktivistler olarak her geçen gün büyüyoruz ve daha çok çalışıyoruz. Bir yıldır aktif haldeyiz ama bu siyasi eyleme dönüşmüyor. Siyasetçiler harekete geçmeli, artık bir dakika bile bekleyemeyiz.” ifadesini kullandı.

    “Sosyal adaletten konuşurken buna çevre adaletini de dahil etmemiz gerekir.” diyen İsveçli aktivist, 13 Aralık’ta sona erecek COP25‘ten somut kararlar çıkmasını ve insanların iklim sorununa karşı daha bilinçli olmasını umut ettiğini vurguladı.

    İklim değişikliğine karşı Thunberg öncülüğünde kurulan “Gelecek için Cumalar” adlı girişimin İspanya sorumlusu Alejandro Martinez de “Eğer siyasetçiler gerekli adımları atmazsa, gençler olarak hepimiz gelecekte hayatımızın nasıl etkilendiğini göreceğiz. İklim sorunu küresel ve Gelecek için Cumalar tüm dünyada var olan bir hareket.” diye konuştu.

    Thunberg, basının ve göstericilerin yoğun ilgisinden dolayı olası bir izdihamın önlenmesi için polisin tavsiyesiyle yürüyüş alanından ayrılmak zorunda kaldı.

    İspanyol ve yabancı gazeteciler gerek Greta Thunberg‘in basın toplantısına gerekse gösteriye yoğun ilgi gösterdi.

    Madrid’deki COP25’e ve gösteriye katılmak için katamaran ile 3 hafta süren yolculukla okyanusu geçerek Lizbon’a gelen Thunberg, birkaç gün bu kentte kaldıktan sonra 10 saatlik tren yolculuğuyla bu sabah Madrid’e gelmişti.

    Yeni Nesil Çok mu Kırılgan?

    0

    Günümüz gençliği gittikçe daha depresif mi oluyor?

    Alman gazeteci Akob Simmank’ın Die Zeit’daki makalesine göre, bugün, genç nesil, duygularını anlamak için çok uğraş veriyor ve bu durum psikolojik “kırılganlık” olarak nitelendiriliyor.

    Gençlerdeki kırılganlık kolayca suçlamalar yöneltmelerine sebep oluyor. Hatta bu isyan ve suçlamalar hemen her milenyum şarkısında bulunan bir motif haline geldi. Gençler sürekli şikayet ediyor ve birbirinin şikayetlerine empati duyuyor. En küçük çatışmalar trajediye dönüşebiliyor. Önceki nesillerden daha iyi yaşamlar sürüyorlar ama psikolojileri daha zayıf ve ilk varoluşsal krizde bir psikoterapiste koşuyorlar.

    Barmer Sigorta Şirketi‘nde, 2018 yılında 18-25 yaş arası hastalardan elde edilen verilere göre, 2005 yılına nazaran, psikolojik bozukluklardan muzdarip hasta sayısı 1,5 kat arttı; endişe, panik atak ve depresyondan şikayet edenlerin ise iki katına çıktı. Kaygı bozukluğu, panik atak rahatsızlığı ve depresyondan muzdarip insanların sayısı geçmiş yılları katlayarak artmaya devam ediyor.

    Psikolojik olarak sağlıksız, kederli, kaygılı, stresli genç yetişkinlerden oluşan bir nesil mi büyüyor?

    Bir başka araştırmaya göre (Jacobi ve Groß, 2014), 18 ila 29 yaş grubu kadar psikolojik açıdan kendini kötü hisseden başka bir yaş grubu yok. Bu yaş grubunda beş kişiden ikisinin anksiyete bozukluğu, depresyon gibi zihinsel veya ruhsal bir hastalığı var.

    Psikosomatik Tıp Kliniği Başhekimi Getz Berberich‘e göre, rakamlar şaşırtıcı değil. Berberich, durumu “Kırılganlık” değil, “sınır evresi” olarak tanımlıyor. Bu “sınır evresi”ni birçok gelişimsel koşulla karakterize ediyor. Buna göre, genç yaşlarda iken, ebeveynlerimizden nasıl ayrılacağımızı, insanlarla nasıl ilişkiler kuracağımızı, kendi hayatımızı nasıl yaşayacağımızı ve “Ben nasıl bir insanım?” sorusunun cevabını bulmanız gerekir. Berberich’e göre, gençlerin, duyguları ve inançları üzerindeki kontrolü sağlamak, kendilerine ve kararlarına olan güveni geliştirmek için psikolojik yeteneklerini geliştirmeleri gerekir.

    Berberich “Yüz yıl önce yaşasaydım, daha 14 yaşımda mesleğimin fırıncılık olacağını bilirdim. Çünkü babam fırıncıdır. Bugün birçok alanda birçok fırsat var. Gençler, çalışabilecekleri ve istedikleri konuma gelmelerini sağlayacak çok fazla işin olduğunu biliyorlar. Böyle bir dünyada destek bulmak çoğu genç için zor olabilir.” diyor.

    International Journal of Methods in Psychiatric Research: Jacobi et al., 2014 Araştırmasına göre son yıllarda psikolojik hastalığı olan kişilerin sayısı sabit kalmıştır. 1997 anketinden elde edilen verilere bakacak olursak, ruhsal bozukluklardan her yaş grubunda, yaklaşık olarak aynı sayıda insanın muzdarip olduğu sonucunu görürüz.

    Gençlerin psikolojik hastalıklara yakalanma oranı geçmiş nesil gençlerine nazaran daha yüksek

    Güncel veriler ise farklı görünüyor: Günümüzde, akıl ve ruh hastalıkları, 35 yaşın altındaki kişilerde daha yaygın görülüyor. Konuyla ilgili kesin bir veri bulunmamasına rağmen, gençlerin psikolojik hastalıklara yakalanma oranının geçmiş nesil gençlerine nazaran daha yüksek olduğu belirlenmiştir. (International Journal of Methods in Psychiatric Research: Jacobi et al 2014).

    Geçen yıl “depresyon yaygınlığı” konusunda yayınlanan BMC Psikiyatri: Bretschneider et al., 2018 çalışmasında da benzer sonuçlardan söz edildi. Geçtiğimiz yıl ciddi bir depresif süreç geçiren 18-30 yaş aralığındaki genç kadınların sayısının 1997-2012 arasındaki istatistiklerin ikiye katladığını; bir üst yaş grubundaki kadınlarda ise iki kat azaldığını göstermektedir. Araştırmanın erkeklerle ilgili verilerinde değişiklik görülmemiştir.

    Bugünün gençliğinin psikolojik rahatsızlıklar konusundaki farkındalığı önceki nesillerden daha fazla

    Dr. Matthias Claus Angermeyer

    Alman psikiyatrist Dr. Matthias Claus Angermeyer, son 50 yılda kaygı bozukluğu, anksiyete ve depresyon tanısı konulmuş hastaların hikayelerini karşılaştırdığı çalışmasında “Tanı ve teşhis sayısındaki hızlı artış, doktorların ruhsal hastalıkları günümüzde daha iyi tanımlayabildiği gerçeğiyle de ilgili olabilir. Ancak sebep, bugünün gençliğinin psikolojik rahatsızlıklar konusundaki farkındalığının önceki nesillerden daha fazla olması da olabilir.” diyor.

    Gerçekten de son yıllarda, Polonya, İskoçya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi farklı ülkelerde, depresyon ve endişe bozuklukları gibi rahatsızlık belirtileriyle kliniklere başvuran ve tedavi sürecine giren kişi sayısında ciddi artış gözlenmiştir. (Acta Psychiatrica Scandinavica: Schomerus, Angermeyer.., 2012)

    Biraz abartılı gelse de kulağa, ruhsal rahatsızlıklar konusunda bilinçlenmenin ardında yatan bir mühim gerçek de şu ki günümüzde hemen her şeye “psikolojik gözlükler”le bakıyoruz.

    Referans literatürde “terapötik söylem” kendine çok başarılı bir tarz yarattı

    sosyolog Eva Illuz
    sosyolog Eva Illuz

    İsrailli sosyolog Eva Illuz‘a göre psikolojik ve psikiyatrik kavramlar yavaş yavaş günlük konuşma dilimizin parçası haline geldi. Illuz “20.yüzyılda dil ve düşüncenin duygusallaştırılması dikkat çekiyor. “Terapötik söylem” o kadar güçlendi ki istisnasız bütün alanlara girdi; aile (Oedipus kompleksi baba ve oğul arasındaki çatışmayı açıklar), şirketler (patron anlayışlı olmalı, aynı zamanda utanç, suçluluk, öfke gibi olumsuz duygularını bastırmalıydı) gibi. Referans literatürde “terapötik söylem” kendine çok başarılı bir tarz yarattı.” diyor.

    Duygular, (sosyal) bir sermaye şekli haline geldi

    Illuz‘a göre, duygusal zeka, diğer karakter özellikleri kadar aranan bir özellik oldu. “Geniş temas ağları geliştirmek, profesyonel alanda bu ağları kullanmak ve korumakta başarılı olmak isteyenler için duygusal zeka gereklidir. Gençlerin kişisel ve mesleki yaşamlarında başarılı olmaları için kırılganlık gereklidir. Gençler kendilerine ve duygularına daha çok dikkat eder oldu. Bu da bir terapiste yönelmeye daha istekli olmalarını sağlar oldu. Eğer duygular gerçekten sosyal sermaye olduysa, insanların kendileriyle bilinçli şekilde ilgilenmeleri doğaldır. Bunu da bir psikoterapistle yapmasalar nasıl yapabilirler?”

    Kaplumbox’tan Taşınırken Eşyalarınızın Kış Şartlarından Zarar Görmemesi İçin Yeni Çözümler

    0

    Yeni Bir Uygulamayı Hayata Geçiren Kaplumbox Sağladığı Geri Dönüşümlü Plastik Kutu Çözümleri İle Taşınmak İsteyenlere Kolaylık Sunuyor.

    Kaplumbox kış aylarında taşınanlar için hava şartlarına karşı güvenli çözümler sunuyor. Evini veya ofisini yağışlı, çamurlu hava ve çevre şartları altında taşıması gereken kişilerin eşyaları, evrakları, anıları Kaplumbox’la yeni adreslerine güvenli biçimde ulaşıyor. Hava şartlarından ve yağıştan korunan eşyalar aynı zamanda düzenli olarak yeni adreslerine ulaşmış olurken, özel ve değerli eşyalarınız seri numarası ile kolaylıkla takip edebileceğiniz mühürlü plastik kelepçe ile diğer eşyalarınıza karışmıyor. Yüksek kaliteli, geri dönüşümlü plastikten üretilen Kaplumbox ürünleri, tasarımıyla yaşamı kolaylaştırarak, taşınma sürecini eşyalar için güvenli, taşınan ve taşıyan kişiler için konforlu kılıyor.

    Kış şartlarının ve yağışlı havaların yaklaştığı bu günlerde, taşınma konusu herkes için daha endişe verici bir hal alıyor. Evini ve ofisini taşımak konusunda kış aylarında daha da strese giren ve yağışlı havaların eşyalarına, kolilerine zarar vermesinden endişe duyan kişiler için Kaplumbox hem güvenli, hem de hızlı, kolay ve avantajlı taşınma için çözümler sunuyor.

    Yeni bir ev ya da ofise geçerken en önem verilen konulardan biri, mevcut düzenin korunması, taşınmanın düzenli olarak eşyalar karışmadan gerçekleştirilmesi, hava şartlarından eşyaların etkilenmemesi, ıslanarak zarar görmemesi. Kaplumbox, dayanıklı plastik kutular içinde güvenli biçimde eşyaların taşınmasını sağlamakla kalmıyor, özel ve değerli eşyalar için seri numarası ile kolaylıkla takip etmeye yarayan mühürlü plastik kelepçe çözümü sunarak, eşyaların hangi kutuda olduğunun takip edilebilmesi, taşınma esnasında uygun odalara yerleştirilmesi imkanını sunuyor.

    Hijyenik Taşınma İçin Sterilize Edilmiş Kutular

    Yeni bir uygulamayı hayata geçiren Kaplumbox sağladığı zahmetsiz, taşınmaya yönelik geri dönüşümlü plastik kutu çözümleri ile taşınmak isteyenlere kolaylık sunuyor. Plastik kutular her bir taşınmanın ardından sterilize edilerek, taşınmayı planlayan kişilerin kapılarına teslim ediliyor, kullanımın ardından yine kapıdan teslim alınarak büyük kolaylık sunuyor. Böylelikle çocukların eşyaları, mutfak ekipmanları, giysiler gibi hijyenik olması önem taşıyan eşyalar güvenle taşınırken düzenli olarak yerleştirilmeleri mümkün hale geliyor.

     Taşınmak ayrı zor, yerleşmek ayrı diyenler için

    Düzenli taşınmaya imkan veren Kaplumbox, sonrasında eşyalarını evlerinde, depolarında, garajlarında, yazlık evlerinde düzenli olarak korumak isteyenler için de ideal bir çözüm. Taşındıktan bir süre sonra teslim alınan kutular, size rahatça ve düzeninizi bozmadan yerleşmek için de imkan ve zaman tanıyor. Bu düzeni sürekli korumak isteyenler için kutuları satın almak mümkün.

    Taşınırken doğaya ve çevreye zarar vermemek için yepyeni ürünler

    Yüksek kaliteli, geri dönüşümlü plastikten üretilen Kaplumbox taşınmaya özel olarak tasarlanması sebebiyle çevreye duyarlı olma özelliği taşıyor. Karton kutulara oranla %35 daha fazla eşya taşıma kapasitesine sahip olan kutular, su geçirmez ve darbelere karşı dayanıklı oluşu ile eşyalarınızı dış etkenlere karşı korurken ağaçların ve doğanın korunmasına da katkı sağlıyor.

    Kaplumbox taşınmayı kolaylaştıran yan çözümler sunuyor

    Kaplumbox taşınmayı daha da güvenli hale getirmek için kutuların yanı sıra, taşıma battaniyesi, mini balonlu naylon, ambalaj kağıdı, koli bandı, streç film ve kutuların kapaklarını kilitlemek, değerli eşyalarınızı seri numarası ile kolaylıkla takip etmek için mühürlü plastik kelepçe gibi seçenekleri de sunuyor.

    Kaplumbox Hakkında

    Kaplumbox stresli taşınma işinin önemli bir kısmı olan paketleme sürecini kolaylaştırmak için kurulmuş yepyeni bir girişimdir. Kaplumbox taşınma konusunda daha konforlu, daha ekonomik ve daha çevreci bir alternatif sunuyor. Çevreci, dayanıklı ve pratik taşınma kutularının ekonomik bir şekilde kiralanmasını sağlar. Tamamen taşınmaya özel tasarlanan Kaplumbox kutuları kapaklı, tutacaklı ve üst üste istiflenebilir yapısıyla eşya taşımayı kolaylaştırır. Ayrıca taşınma öncesi paketleme işlemleri için kaplumbox.com internet sitesinde satışa sunulan yardımcı ürünler, eşyaların zarar görme riskini minimuma indirir.

     Geri dönüşümlü malzemelerle Türkiye’de üretilen Kaplumbox, kiralama yöntemiyle tekrar tekrar kullanılarak karton kolilerin yerine sürdürülebilir bir alternatif sunmaktadır. Taşınmak isteyen kişiler kaplumbox.com internet sitesinden ihtiyaç duydukları kadar Kaplumbox kutularını ve yardımcı paketleme malzemelerini sipariş eder. Kaplumbox kutuları siparişin ertesi günü veya müşterinin belirlediği başka bir tarihte adrese ulaştırılır. Taşınma sonrasında ise Kaplumbox kutuları müşterilerin yeni adreslerinden geri alınır. Böylece taşınma süreci hem evini taşıyanlar hem de nakliyeciler için oldukça kolay ve zahmetsiz gerçekleşmektedir.

    Anne Olmak İsteyen Kadınlara Kök Hücre Nakli Müjdesi !

    0

    Türkiye’de İlk Defa Kullanılmaya Başlanan Kök Hücre Transferi İle İlgili Doç. Dr. Volkan Turan, İşlem Hakkında Önemli Bilgiler Verdi.

    Pek çok kadın anne olmanın hayalini kuruyor. Ancak tekrarlayan düşükler, kürtaj nedeniyle rahim dokusunun zarar görmesi ya da rahim duvarında nedeni bilinmeyen incelik, kadınların bu hayallerine engel olabiliyor. Bu rahatsızlıklar nedeniyle normal yoldan veya tüp bebek yöntemiyle anne olamayan kadınlara kemik iliğinden elde edilen kök hücre nakli yapılabiliyor. Sağlık Bakanlığı’nın onayı ile Türkiye’de ilk defa kullanılmaya başlanan kök hücre transferi ile rahimdeki hasarlı hücreler tedavi ediliyor ve kadınların anne olma şansı artıyor.Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Volkan Turan, işlem hakkında önemli bilgiler verdi.

    Doç. Dr. Volkan Turan
    Doç. Dr. Volkan Turan

    Kök hücre hasarlı hücreyi bularak tedavi ediyor

    Kök hücre farklı hücrelere dönüşme potansiyeline sahiptir. Kök hücreler kordon kanı ya da kemik iliğinden elde edilebilmektedir. Farklı hücrelere dönüşme potansiyeli olan kök hücreler nakledildiği hasarlı hücrelerin özelliğini almaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın onayı ile laboratuvar ortamında yaptığımız uzun çalışmalar sonucu kemik iliğinden elde ettiğimiz kök hücrenin adet olamayan kadınlarda ya da rahim inceliği nedeniyle anne olamayan kadınların tedavisinde olumlu sonuçlar vereceğini tespit ettik.

    Normal yoldan ve tüp bebek denemeleri başarılı olmayan kadınlara umut oldu

    Bazı kadınların tekrarlayan düşükleri, kürtajları veya o bölgedeki herhangi bir ameliyatları rahim içi dokusunda hasar meydana gelmektedir. Adet olamayan kadınlar da normal yoldan ya da tüp bebek denemeleri ile çocuk sahibi olamamaktadır. Aynı zamanda rahminde incelik olan kadınlar da anne olma yolunda sıkıntılar yaşamaktadır. Bu nedenlerle adet göremeyen ya da rahminde incelik olan kadınlara kemik iliğinden elde edilen kök hücre transferi yapılmaktadır. Kök hücre transferi yapılan kadınların rahim içi dokusunu kalınlaştırma ve hasarlı rahim dokusu tamir edilebilmektedir. Başarılı bir tedavi süreci geçiren kadınlarda çocuğun tutunmasını sağlayan rahim duvarı elde edilebilmektedir.

    Özel Bir Yöntemle Hasarlı Rahim Dokusuna Transfer Ediliyor

    Özel bir teknikle rahme yapılan kök hücre transferi ilk defa Türkiye’de uygulanmıştır. Yurt dışında buna benzer kök hücre transferi yumurtalıklara ya da rahime yapılmaktadır. Ama biz özel bir teknikle kök hücreyi hasarlı dokuya transfer etmekteyiz. Hasarlı dokuya transfer edilen kök hücre de bu bölgedeki hasarın tamir edilmesini ve organın kendisini yenilemesinin önünü açmaktadır. Yaptığımız çalışmalar transfer edilen hastaların rahimde kalınlaşmaya ve adet görmeyen kadınların adet görmesini sağlamaktadır. Kök hücre yurt dışında yumurtalığa da yapılmaktadır. Ancak yumurtalık açısından daha elimizde yeteri kadar kanıt bulunmamaktadır. Çünkü bugüne kadar tüm dünyada tek bir çalışma yayınlanmıştır. Bu çalışmada 17 hastaya transfer yapılmış ve sadece 5 tanesinin gebelikle sonuçlanmış olduğu görülmektedir. Yumurtalık rezervi az olan 36-40 yaş arası hastalara uygulandığı bilinmektedir. Bu nedenle bu hastalara yapılan kök hücrenin gebelik sağlayıp sağlamadığı bilgisi henüz tam olarak elde edilememiş durumdadır.