Tüm cilt tipleri için yağı, makyajı ve diğer kirleri etkili bir şekilde temizleyen ve daha yumuşak, pürüzsüz ve parlak bir cilt ortaya çıkarmak için nazikçe eksfoliye eden Lonjevite Daily Detox Powder Cleanse, su ile aktive oluyor.
Tamamen bitkisel mucizelerle
Temizleme tozları, suyla aktive edildiğinde bir köpük oluşturan sıvı temizleyicilerin konsantre versiyonlarıdır. Lonjevite’nin dünyada da yüksek ilgi gören yeni temizleyicisinin farkı, içerdiği pirinç özü, pembe ve beyaz killer sayesinde nazikçe peeling yapması ve sebun dengesini sağlamasıdır.
Tüm cilt tiplerine uygun olan ürün, içerdiği papaya meyve enzimi, aloe vera ve yulaf özüyle aydınlık bir cilt görünümünü destekler. Hindistan cevizinden elde edilen nazik bir köpürtücü ile cildin nem dengesine saygı göstererek gözeneklerin arındırılmasına yardımcı olur.
Cildinizi ipeksi pürüzsüzlükte bırakmanın yanı sıra, su ile aktive olan bu özel temizleyicinin yüzde 100 vegan olduğunu ve parabenler, silikonlar ve sentetik malzemeler olmadan formüle edildiğini bilerek harika hissedebilirsiniz.
Lonjevite Daily Detox Powder Cleanse, düzenli kullanımda doku ve gözenekleri görünümünü iyileştirir. Detoks etkili ve kirlilik karşıtıdır. Ölü derileri uzaklaştırır, gözenek arındırıcı etkiye sahiptir, cildi yeniler, ince çizgi ve kırışık görünümünde azalma sağlar.
Pembe ve beyaz kil: Pembe kil detoks etkisi gösterir ve cildi hava kirliliğine karşı korur.
Pirinç özü: Pirinç özü cildi kırışıklık oluşumuna karşı korur.
Papaya: Ciltteki ölü deriyi uzaklaştırarak daha aydınlık bir cilt görünümü sağlar.
Aloe Vera: Aloe vera, antienflamatuar ve antibakteriyel özellikler içeren mükemmel bir nemlendiricidir. Ayrıca yara iyileşmesini ve cilt yenilenmesini destekler.
Yulaf Özü: Antienflamatuar ve nemlendirici özellikleriyle cilde nemi hapseder ve ciltte koruma sağlar.
Hindistan Cevizi: Hindistan cevizinden elde edilen ve cilt bariyerine zarar vermeyen bu nazik temizleyici yoğun, kremsi bir köpük üretir.
Nasıl Kullanılır?
Bir kaşık Daily Detox Powder Cleanser’ı avuç içine alın ve suyla aktive ederek tozdan köpük kıvamına gelene kadar ovalayın. Göz çevresinden kaçınarak, yüz ve boyun bölgenize dairesel hareketler ile uygulayın. Ilık su ve müslin bezi kullanarak durulayın. Maske olarak kullanmak için yıkamadan önce 10-15 dakika bekletin.
Karma / Yağlı / Akneli Ciltler: Gün aşırı kullanın. Normal / Kuru / Olgun Ciltler: Haftada 3 kez kullanın.
Çocuklar genellikle bir ata veya midilliye sahip olmayı hayal ederler. Çocuğunuz için bu hayali gerçeğe dönüştürmeyi planlıyorsanız, bazı küçük ırklar çocuklar için daha uygundur. Çocuğunuz düşerse, küçük atlar yere daha yakın olduğu için risk az olur.
Ata binmeyi öğrenmenin, her yaştan çocuğa gerçek bir özgüven artışı sağlayabileceğini belirten Hospetall Veteriner Kliniği’nden Veteriner Dr. Murat Akbaş, çocuklara uygun at ve midilli türlerini sizler için derledi:
Shetland Midillisi
Shetland midillileri, küçücük boyutları, dayanıklılıkları ve eğlenceli kişilikleri nedeniyle çocuklar için çok popülerdir.
Boy: 71 cm ila 117 cm arası
Ağırlık: 181.5 kg ila 205 kg arası
Amerikan Midillisi
Amerikan midillisi, özellikle genç biniciler için geliştirilmiş Kuzey Amerika orjinli bir türdür. Dayanıklı ve atletiktir.
Boy: 110 cm ila 140 cm arası
Ağırlık: 204 kg ila 430 kg arası
Galli Midillisi
Her boydaki Galli Midillileri, çocuklar için uygundur. Genellikle dayanıklı, atletik, zeki ve çok yönlü hayvanlardır.
Boy: 111.7 cm ila 160 cm arası
Ağırlık: 181.5 kg ila 544 kg arası
New Forest Midillisi
Birleşik Krallık menşeli New Forest Midillisi, yüzyıllar boyunca çeşitli ırklarla karıştırılmış ve bu harmanlama, dayanıklı, arkadaş canlısı ve uysal bir hayvanla sonuçlanmıştır. Vücutları küçük bir çocuğun binebileceği kadar dardır.
Boy: 120 cm ila 140 cm arası
Ağırlık: 318 kg
Kısa Boylu Amerikan Atı
Bir midilli olmasa da bu atlar çok yönlülüğü ve uysal mizacıyla son derece popüler bir aile atıdır. Daha büyük çocuklar için düşünülebilecek ortalama 150 cm yüksekliğinde atlardır.
Boy: 140 cm ila 160 cm arası
Ağırlık: 430 kg ila 545kg arası
Appaloosa
Appaloosa’lar, çocuklar için harika tercih olabilecek bir ırktır. Bu cins, nazik, sağduyulu mizaçlarıyla çocuklar için idealdir.
Boy: 140 cm ila150 cm arası
Ağırlık: 430 kg ila 545 kg arası
Amerikan Safkanı
Bu ırk, soyağacında güçlü bir Amerikan kısa boylu karışımına sahiptir. Genellikle sakin, nazik bir mizaçları vardır.
Boy: 140 cm ila 150 cm arası
Ağırlık: 430 kg ila 545 kg arası
Morgan Atları
Morgan ırkı atları, özellikle yeni başlayan biniciler için mükemmel aile atlarıdır. Genellikle insan aile üyeleriyle sosyalleşmeyi severler. Çocuklar için çok uygundur.
Sıcak havaların gelmesiyle birlikte cildimiz, değişen hava koşullarına karşı tepki göstermeye başlıyor.
Güneş ışınlarıyla birlikte ısınan hava ise vücudun susuz kalmasına neden olurken güneş lekelerinin oluşmasına da zemin hazırlıyor. Özellikle yaz mevsimine geçerken sağlıklı bir cilt görünüme kavuşmak için doğru adımları uygulamak gerekiyor. Bu kapsamda Medikal Estetik Hekimi Dr. Kemali Güneş, yaz mevsiminde oluşabilecek cilt problemlerinin önüne geçmek için 5 adımda yaza hazırlık reçetesini sıraladı.
Güneş Kremini ihmal Etmeyin
Güneş kremi yaz aylarında kullanılmaya başlanıyor olsa da güneş ışınlarının etkilerinden korunmak için her mevsim güneş kremi kullanılması gerekir. Cilde zarar veren UVA ışınları, cildin kırışmasına ve erken yaşlanmasına sebep olur. Bu yüzden güneş koruyucu tercih edilirken; UVA karşı korumalı, cilt yapısına uygun ve en az SPF 30 korumalı olmasına dikkat edilmeli. Yaz mevsiminde maruz kaldığımız zararlı güneş ışınlarından korunmak için dışarıya çıkmadan 20 dakika önce ürün cilde yedirilmelidir.
Cilt Bakımında Yağlı Ürünlere Elveda
Kışın yıpranan cilt bariyerini, yazın sıcağından, nemden ve terden korumak için doğru bakım ürünlerini tercih etmek oldukça önemli. Özellikle artan hava sıcaklıkları gözenekleri tıkamasıyla birlikte sivilcelere ve siyah noktaya neden olabiliyor. Bu yüzden yaz mevsiminde günlük kullanım için yağsız içerikli su bazlı nemlendirici ve koruyucu ürünlerin tercih edilmesi gerekir.
Cildinizi Derinlemesine Nemlendirin
Güneş ışınları cilt yapısını kurutur, kuruyan cilt ise zamanla yaşlanır. Cilt ne kadar nemli olursa cilt bariyeri de dış etkenlere karşı güçlü olur. Günlük olarak kullanılan ürünler (krem, serum vb.) cildin üst tabakasını nemlendirir. Ancak cildin derinlemesine nemlendirilebilmesi için bazı uygulamalar gerekebilir. Özellikle aminoasit, mineral, enzim ve vitaminlerin bir arada enjeksiyon edilmesiyle uygulanan mezoterapi yöntemi, cilt yenileme, cildi nemlendirme, cilt kalitesini arttırma ve cilt lekelerinin tedavisi için tercih edilen yöntemler arasında yerini alıyor.
Temizliği İhmal Etmeyin
Her mevsim olduğu gibi yaz mevsiminde de cilt temizliğine özen göstermek kaçınılmaz bir rutin olarak devam ediyor. Sıcak hava ile birlikte terleyen cildin yağlanma eğilimi artıyor. Ayrıca deniz ve havuz suyunun etkisi de güneş ışınlarıyla birleşince ciltte oluşan kuruluklar, yağlanmanın da önüne geçebilir. Bu yüzden yaz mevsiminde hassaslaşan cildi nazikçe temizlemek gerekiyor. Bu noktada cildi yormayacak ürünlerin tercih edilmesi önem taşıyor.
Göz Çevresi Bakımına Özen Gösterin
Göz çevresi, yüz bölgesinin en hassas alanını oluşturuyor. Yıpranmaya yatkın olan göz çevresi yaşlılık, yorgunluk gibi belirtileri kolaylıkla belli ediyor. Bu nedenle güneş ışınlarının en tehlikeli ve yakıcı olduğu 12 ile 15 arasındaki zaman diliminde göz çevresini korumak gerekiyor. Ayrıca güneş etkilerinden korunmak için güneş gözlüğü kullanmak ve nemlendirici kullanmak göz çevresi bakımının olmazsa olmazları arasında yerini alıyor.
İki yılı aşkın süredir devam eden Covid-19 pandemisinde bir yandan maske kullanımı, diğer yandan dondurucu kış koşulları cildi iyice yıprattı.
Dr. Süleyman İzzet Karahan
Doğanın yenilenmeye başladığı bahar mevsiminin, cildi yenilemek için de ideal bir zaman olduğunu belirten Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan “Son iki yıldır cilt sorunlarında büyük artış yaşanıyor. Ancak bahar mevsimini bir fırsat bilerek, tıpkı doğanın yenilenmesi gibi, bazı basit ama etkili bazı yöntemler uygulayarak cildinizi de ışıl ışıl bir görünüme kavuşturabilirsiniz. Ancak cildimi yenileyeceğim derken, doğal olduğu düşüncesiyle her yağı cildinize sürmekten kaçının. Aksi taktirde alerjik sorunlara ve cildinizde tahrişe yol açabilirsiniz” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan, cildi yenilemenin 6 etkili yolunu anlattı, cildi besleyici özelliğe sahip bazı yağları sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Cildinizi düzenli temizleyin
Düzenli cilt bakımı sağlıklı bir cilt için olmazsa olmazların başında gelir. Maske kullanımıyla gelen akne, komedon (beyaz, siyah renkli, iltihaplı noktalar) gibi sorunlar düzenli cilt bakımı ile azlatılabilir. Ancak cilt bakımının yanında mutlaka destekleyici bir tedavi de gerekebilir. Hekiminizin cilt tipinize uygun olarak önereceği yağ bazlı bir temizleyici ile cildi arındırıp, sonrasında su bazlı bir temizleyici ile cilt temizlenebilir.
Yeterli ve kaliteli uyuyun
Yeterli ve kaliteli uyku cildi daha hızlı yeniler. Gece salgılanan melatonin güçlü bir antioksidandır. Gün içerisinde güneşin ve çevrenin ciltte yol açtığı hasara karşı, daha hızlı toparlanmaya olanak verir. Bu nedenle gece mutlaka yatak odasında yatılmalı, televizyon başında uyumamalı, odanın yeterli ısıda, havadar ve karanlık olmasına dikkat edilmelidir.
Sağlıklı beslenin
Sağlıklı beslenme cilt için olmazsa olmazlardandır. Antioksidandan ve proteinden zengin beslenmek cildin daha sağlıklı görünmesine olanak sağlar, kolajen sentezini destekler. Hazır gıdalar insülin direnci ile birlikte akne problemlerini artırabilir. Bu nedenle hazır gıda ve abur cubur tüketiminden kaçınarak, mevsim sebze ve meyvelerinden tüketmeye özen gösterin.
Makyajınızı çıkarmadan uyumayın
İş gereği yoğun makyaj yapanlarda, iki aşamalı cilt temizliği cildi daha iyi arındırmak için önem kazanır. Özellikle uyku saatlerinin gece geç saatlere sarktığı zamanlarda, yorgunluğun da etkisiyle kimi zaman makyajlar temizlenmeden yatılabiliyor. Bu da cilde hasar vererek, bazı komplikasyonlara neden olabiliyor. Bu nedenle ne kadar yorgun olursanız olun makyajınızı temizlemeden yatmaktan kaçının.
Vitaminlerden destek alın
Mutlaka hekime danışmak şartıyla, cildi besleyici vitaminlerden destek alabilirsiniz. Özellikle gündüz kullanılan C vtaminli serum ve kremler cildi gün içerisinde güneşin, stresin ve diğer çevresel faktörlerin yıpratıcı etkisine karşı korur. Ancak yüksek dozlarda kullanımı cildi tahriş edebilir. Bu nedenle gelişigüzel değil, hekiminizin tavsiyesiyle ilerleyin.
Cildi besleyen yağlar kullanabilirsiniz, ama!
Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan “Son yıllarda doğal içerikli ürünlerin kullanımının hızla artmasıyla birlikte, cildimiz için de klasik nemlendiriciler yerine doğal yağ kullanımı artmaktadır. Ancak eş dost tavsiyesiyle ya da internetten ‘doğal’ oldukları belirtilen yağları gelişigüzel kullanmak fayda yerine zarar getirebilir. Hindistan cevizi yağı, zeytinyağı, argan yağı, jojoba yağı, papatya yağı, çay ağacı yağı, biberiye yağı, badem yağı, sandalağacı yağı gibi onlarca çeşit yağ bulunmakla birlikte, her biri ‘bitkisel, doğal’ gibi görünen bu yağlar her cilt tipine uygun olacak diye bir kural yoktur. Alerjik reaksiyonlara ve tahrişlere yol açabilir. Üstelik bazılarını cilde doğrudan sürmemek gerekir. Bu yağları kullanmadan önce hekime danışmak gerekir” diyor.
50 yıllık bitki bilimi tecrübesi ile doğal aktif içeriklerden ilham alarak geliştirdiği formülleri ile PHYTO, günlük saç bakımına hafif ve kolay uygulanabilir ürün eklemek isteyenlere saç ve saç derisini derinlemesine koruyacak eşsiz günlük bakım rutini PROGENIUM’u sunuyor!
Tüm saç tipleri için geliştirilen, saç sağlığını ve bakımını muhafaza etmek isteyenler, ve günlük bakım rutininde bitkisel ürün tercih edenler için geliştirilen PROGENIUM; uzun, sağlıklı, yumuşak ve ışıldayan saçlar vaat ediyor!
PHYTOPROGENIUM BAKIM RUTİNİ
Phytoprogenium Günlük Şampuan
Günlük kullanıma uygun Phyto Progenium Günlük Şampuan saç derinizi nazikçe temizliyor, içeriğindeki probiyotik kompleksler saçınızın floral dengesini koruyarak saç sağlığını eşsiz bir şekilde muhafaza ediyor. Parlak, yumuşacık saçlar vaat eden şampuan içeriğinde bulunan ebegümeci özü ile ekstra nemlendirme sağlarken, yulaf sütü ile saçınızı yumuşatıyor ve besliyor. Islak saç derisine hafif masaj yaparak uygulayacağınız şampuan parlak, yumuşak ve sağlıklı saçların ilk adımını sunuyor.
Phytoprogenium Kolay Tarama Sütü
Süt bazlı formülü ile anında nem ve etki vererek saçlarınıza eşsiz bir deneyim sunan kolay tarama sütü saç derinizin dengesini koruyor, parlak ve yumuşaklık sağlayarak sağlıklı saç ve saç derisi için aksiyona geçiyor. İçeriğinde bulunan besleyici özelliğe sahip nergis ve biberiye yağları saçınıza canlılık kazandırırken, yulaf sütü protein ve nemlendirici özellikleriile saça yumuşaklık veriyor. Narenciye kokusu ile saçta mis gibi bir iz bırakan tarama sütü ihtiyacınız olan günlük bakım rutinin ikinci ve son adımını oluşturuyor. Nemli saç uçlarına uygulanan süt, saç diplerinden uçlarına kadar tarama ile durulamadan kullanılıyor.
Annelik bir çocuk sahibi olmaktan çok daha ötesi… Kimileri için çoğalmak, kimileri için bir olmak… “Herkesin annelik işlemi farklı” diyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzm. Kl. Psk. Gizem Konus ile annelerin bir olma ve çoğalma halini konuştuk.
1+1 işleminin sonucu söz konusu annelik olduğunda değişebiliyor, sonuç her zaman iki etmiyor. Annelik psikolojisini bir matematik işlemine benzeterek açıklayan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzm. Kl. Psk. Gizem Konus, annemizin “bir” olacak kadar, bedenen, ruhen ve sosyolojik açıdan yetişkin/yetkin bir birey ise bunun hayata şanslı başladığımızın işareti olduğunu söylüyor. Uzm. Kl. Psk. Konus, “Bir olan birey, beraberinde sizi de bir yapar ve çoğalma böyle gerçekleşir. Dibe çekilmeden, kusurlu değerlere inmeden, tüm güçlerinle, güçsüzlüklerinle olduğun gibi, olduğun kadar kabul görerek yaşamak. Sağlıklı olan budur. Bedenen, ruhen ayrı bir birey olarak toplumdaki sağlam kişilikli yapı oluşmuş olur. Anne-kız ya da anne-oğul olarak iki kişi ile sonuçlanır işlem. Yani 1+1=2 olur” diyor.
Anne çocuğunu kendinin tamamlayıcısı olarak görürse kişi ayrı birey olarak yaşama atılamaz
Bedenen, ruhen ve sosyal açıdan henüz kendini tam hissetmeyen, olgun bir bütünlüğe kavuşamamış bir anneye sahip kişilerin hayatını duygusal zorlukları olan, engebeli bir yol olarak tanımlayan Uzm. Kl. Psk. Konus, bir olamamış annelerin gücünü ve varlığını dünyaya bir canlı getirerek hissetmek ihtiyacı duyduğunu söylüyor. Bütün olmanın arzularını karşılamak umuduyla “yeni doğana” yatırım yapan, ondan beklentileri olan kişinin hiçbir zaman 1+1=2 olamayacağının altını çizen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzm. Kl. Psk. Konus, bu durumu şöyle açıklıyor: “Kişi hangi açıdan eksik kaldı ise onları çocuğu ile karşılayacağı, tamamlanacağı inancına sahiptir. Yani dünyaya yeni gelen canın, ayrı bir birey değil; annenin tamamlayıcısı, arzu gidericisi, uzantısı, cengâveri, fedakârı, robotu gibi değişik işlevlerle sınırlandırılıp kalması sağlanır. Böylece hayatı boyunca hiçbir zaman ayrı bir birey olarak yaşama atılamaz; hep bu tutsaklıkta, kontrol ve himaye altında kalır. Oldukça sancılı, eziyetli, çekişmeli, çatışmalı bir hayatın içinde umutsuzca çırpınışlar içinde geçer. Hiçbir zaman 1+1=2 olamaz. Kendisi ile güçlenmiş, var olduğunu hissetmekte olan anne ile kurdukları içe içe geçmişlik içinde tek bir “bir” vardır.”
Çocuklar kendisini görüp anlayacak, sağlam bir ebeveyn arar
Uzm. Kl. Psk. Konus, çocuğun bu patolojik ‘yutma, yok etme ve mâhkum etme’ durumundan kurtuluşunun, sağlıklı başka bir kişinin temasa girmesiyle mümkün olabileceğini söylüyor. Çocuğun kendisini görüp anlayacak, onaylayacak, destekleyecek derecede yeteri kadar sağlam bir ebeveyn bulamadığında, ortamdaki diğer olasılıklı nesnelere ya da kişilere yöneleceğinin altını çizen Uzm. Kl. Psk. Konus, “Çocuk anneden bulamadığını babadan karşılayabilme ihtiyacını duyar. Baba bu ihtiyacı karşılayacak kadar dik, sağlam ve de eş duyumlu biri ise onun yanında yer alarak yeniden birey olma yolundaki yolculuğuna kaldığı yerden devam edebilir. Böylece annenin sağlıksız kıskacından sıyrılıp, sağlıklı babayla kuracağı ilişki yapılanması içinde gelişimine devam etme olanağına kavuşur. Annenin ihtiyaçları ve huzursuzluğu devam ettiği sürece, arzu edilse de pürüzsüz bir süreç yaşanamaz. Fakat her hâlükârda böylesine yutan, olumsuz etkileyen annenin varlığında, onu terazileyecek, kapsayıcı, sağlam bir baba olması kurtarıcı, iyileştirici bir çözüm olacaktır. Sonuç olarak cennet; bedenen, ruhen, sosyal açıdan iyilik halinde olan, yetişkin, olgun bir birey olarak, sevgi, şefkat içinde annelik yapabilenlerin ayağı altındadır” diyor.
“Tüm kadınlar birer anne adayıdır, annedir. Onlar; bir gün değil, hayatları boyunca umudun, şefkatin, merhametin, gücün ve kararlılığın adı olmuşlardır” diyen Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Gökalp Öner’den kadınlara bu özel günde mesaj var:
HER BİRİNİN HİKAYESİ FARKLI
“Annelik bu dünyadaki en kutsal görev. Kadın hastalıkları, doğum ve tüp bebek uzmanı olarak kadınlarımızın anne olmalarına vesile olmak, bu kutlu, şahane duygunun başlangıcında bizlerin de payı olması ise bizim için paha biçilmez bir mutluluk. Her anne adayımıza annelik yolunda hep farklı sebeplerle dokunuyoruz. Bizlere anne olma hayali ile öyle inanarak geliyorlar ki… Her kadının anne olma yolculuğu da farklı tabi ki. Kimi annemizde altın yumurta ararken, kimi annemizde bebeğinin 9 ay geçireceği rahmi en güzel şekilde hazırlıyoruz. Kimi annemizin yumurtalarının kalitesini ve sayısını artırmak için PRP uygularken, kimi annemizde düşük sebebini iyice araştırıp genetik tanılı tüp bebek yaparak bebeğini kucağına zamanında almasını sağlıyoruz.”
HER YIL 500 KADINA ANNELİK DUYGUSUNU YAŞATIYORUZ
“Bu uzun soluklu yolculukta annelerimizin sabrı inanılmaz” diyen Prof. Dr. Gökalp Öner, “Bazen iki yıl, belki daha fazla süre çocuk sahibi olabilmek için tedavisine sabırla devam eden annelerimizi görürken, bazen de 4-5 ay içinde bu güzel duyguyu yaşayan annelerimize tanık oluyorum. Ama gözlerde hep aynı duygu: Anne olma isteğinin mükemmel heyecanı, inancı… Bana inanan, benimle birlikte yol alan, defalarca denemesine rağmen ‘Pes etmeyeceğim, tekrar yoluma devam edeceğim’ diyerek evladını kucağına alan anneler, kucaklarında çocukları ile gelince dünyalar benim oluyor. Çok şükür ki merkezimizde her yıl yaklaşık olarak 500 anne adayı kadınımıza annelik duygusunu yaşatıyoruz. Bunun gururu ile de tüm kadınlarımızın Anneler Günü’nü kutluyorum” diyor.
21’inci yüzyılın cevabını aradığı soruların belki de en başında mutluluk geliyor.
Prof.Dr.Nevzat Tarhan
Bununla ilgili her geçen gün yeni araştırmalar kamuoyuyla paylaşılırken psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın mutluluğu elde etmeyle ilgili önerdiği 3A formülü dikkat çekiyor. Mutlulukta ‘Anlam, Amaç, Arkadaş’ın önemini vurgulayan Tarhan, mantıksal, duygusal ve sosyal zekânın mutlulukta dengeli kullanılması gerektiğinin altını çiziyor. “Mutluluk, beklentilerimizle elde ettiklerimiz arasında sağlıklı ilişkiyi kurmayı başarmaktır” diyen Tarhan, her yaşın mutluluğu yakalayacak boyutu olduğunu, kişinin her mevsim bir bahçesi olması gerektiğine dikkat çekiyor.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 6 Mayıs Radyo Günü’nün önemine işaret ederek Türk radyo yayıncılığının 6 Mayıs 1927’de başladığını hatırlattı. Bu sene Türkiye’de radyo yayıncılığının 95’inci yıldönümünü kutladığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Türkiye’nin modernleşmesinin önemli teknik başarılarından biri gerçekleştirilmiş oldu. Yeni kuşaklar radyo dendiği zaman basite alıyor. Ama o zamanlar için radyo yayınını bulmak, onu çeşitli vericilerle, yansıtıcılarla yapabilmek, şu an da uzaya ülke kurmak gibi önemi bir olaydı.” dedi.
Gelecek kuşaklar daha ileriye götürmeli
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, her yeni gelişmenin üzerine yeni bir şeyin eklenmesi gerektiğini de belirterek özellikle gelecek kuşaklara önemli görevler düştüğünü söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yeni kuşakların bunu daha ileriye götürmesi gerektiğini ve daha iyi geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizim hedefimiz olmalı. Bizim hedefimiz olmuşla yetinmek değil, yeni bir şeyler katmak olmalı.” dedi.
Mutluluğun da reçetesi olmalı
TRT Radyo1’de yayınlanan Ailece programına katılan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hastalıkların tedavisindeki gibi mutluluğun da bir reçetesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanlarda mutluluk arayışı ve mutsuzluk derdi var. Baktığımız zaman Sokrates’e, Aristo’ya, Platon’a kadar gidiyor. Tartıştıkları konular mutluluk konuları. Asıl fikir babası Sokrates. Aristoteles ise bunu yazı haline getirmiş.” dedi.
Anlam peşinde koşmak asıl mutluluk
Aristoteles’in mutluluğu ikiye ayırdığını, birincisinin hedonist mutluluk yani haz peşinde koşmak, hazları eylem halinde yaşayabilmek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aristoteles, bu mutluluğu geçici mutluluk olarak görüyor. Asıl insanı mutlu eden mutluluğun Eudaimonia mutluluk olduğunu söylüyor. Eudaimonia mutluluğun bir anlam peşinde, ideal peşinde koşmak olduğunu söylüyor. Eudaimonia mutluluk, anlamlı ideallere bağlı eylemlerin toplamı olarak geçiyor. Bu insanda kalıcı mutluluk yapıyor, diğeri geçici mutluluk sağlıyor.” diye konuştu.
Mutluluk bir süreçtir…
Geçici mutluluklarda kişinin bir süre sonra onu mutlu eden şeyin bitmesiyle hüzne kapıldığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Güzel günler geçince, onun bitişi bile insana hüzün verir. Hüznün bitmesi ise insana haz verir. Mutluluk durumsal değil, mutluluk bir süreçtir. Bu süreci yönetmek gerekiyor. Mutlulukta süreç yönetimini doğru yapabilmek önemlidir.” diye konuştu.
Popüler kültür, aldatıcı mutluluğu teşvik ediyor
Mutlulukta süreç yönetiminin doğru yapılması için mutlulukla ilgili bir yaşam felsefesine sahip olunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Mutluluk, amansız yaşamak, canının her istediğini yapmak, duvarları yıkmak, zincirleri kırmak, kafana göre yaşamak değildir. Bu aldatıcı mutluluktur. Kapitalist sistem ve popüler kültür, tüketimi artırmak için bu mutluluğu teşvik ediyor. Kazan tüket çarkı içerisinde yaşamaya zorluyor. ‘Kazan, harca, eğlen, 5 gün çalış 2 gün eğlen’ diyor. Şu an ABD’de ortalama insanın hayatındaki yaşam felsefesi bu. Hafta sonu eğlenemezse, çocuğu hasta olursa ya da olumsuz bir şey olursa çok kötü hissediyor kendini.” dedi.
Kaliforniya Sendromu mutsuz ediyor
Hedonist mutluluğun insanı mutlu etmediğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hatta bu mutluluğu amaçlayıp da edinemeyenler için bir sendromdan bahsediliyor. Adı Kaliforniya sendromu. Kaliforniya Sendromu Kaliforniya’da çok yaygın olduğu için orada mutluluk araştırmaları da çok yapılıyor. Bizim için Antalya neyse, ABD için de Kaliforniya öyle, eğlence açısından. Oradaki insanlar birçok şeye sahipler, eğleniyorlar, çok hızlı yaşıyorlar. Bütün bunlar var ama insanlar yine mutlu değiller.” dedi.
Bencilliğin krallığında mutlu olamazsınız
Mutlu olmayan insanlarda ikinci bir özellik olduğunu, bunun da egosantrizm olarak isimlendirildiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bencilliğin krallığındaki mutluluk sahte oluyor. Bencilce bir mutluluk arayışı, sahte bir mutluluk arayışı oluyor. Bencilliğin krallığında yaşıyorsanız mutlu olamazsınız. O an mutlu olursunuz ama sürdüremediğiniz ve kontrol edemediğiniz için elinizden kayıp gittiği zaman daha kötü olursunuz. Ünlü bir Amerikalı aktör var, açıklama yaptı, ‘Bu yaşlılık çok berbat bir şey, ötenazi istiyorum.’ dedi. Ötenazi Kanada’da serbest. Ötenazi için doktora başvuruyorsun. Bir çeşit intihar. Kişi hızlı yaşamış ama yaş ilerledikten sonra aynı şeyi devam ettiremiyor. Halbuki onun mutluluk felsefesi doğru olsa…” dedi.
Her mevsim bir bahçen olacak…
Her yaşın mutluluğu yakalayacak boyutu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “18-20 yaşında gibi yaşamak istiyorsanız bu gerçekçi değil, mümkün değil. O halde ne yapılacak? Her mevsim bir bahçen olacak, o bahçede her mevsim çiçek açan bir ağaç olacak. Hayatı böyle görürseniz, çocuklukta da ergenlikte de orta yaşta da ileri yaşta da mutlu olmayı başarırsınız, mutlu olacak bir şey bulursunuz. 92 yaşında bir hanımefendiye soruyorlar: ‘Nasıl mutlu olabiliyorsunuz, birçok hastalığınız var?’ Hanımefendi diyor ki ‘Çalışmayan uzuvlarımı değil, çalışan uzuvlarımı düşünüyorum.’ Bu da bir bakış açısı. Hayatın bu insanlara kattığı anlam oluyor. Bu da anlam mutluluğu dediğimiz mutluluk. Anlam mutluluğunda kişinin, öyle idealleri olacak ki içinde anlam olan idealler olacak. O anlama katkı sağladıkça mutlu olacak.” dedi.
Para, mutluluğu satın alamıyor
Yaşam felsefesinin mutlu olmada çok önemli olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yaşam felsefesi doğru şekilde yapılandırılırsa, bir insanın mutlu olmaması mümkün değil. ABD’de yapılan en son mutluluk araştırmasında, kişi başı gayrisafi milli hasıla, 1950 ile 2000 yılları arasında 20 bin dolardan 35 bin dolara çıkmış. Ama aynı tarihlerde yapılan mutluluk araştırmalarında çok mutluyum diyenlerin oranı %30’larda kalıyor. Hiç artmıyor. Onun üzerine ‘Para, mutluluğu satın almaz’ sözünü söylüyorlar. Maddi gücün olması, mutluluğu satın almıyor. Mutluluğu satın almak için muhakkak başka sermayeye ihtiyacın var. Bu da sosyal sermaye, duygusal sermayedir.” dedi.
Mutluluğun formülü: Mantıksal, duygusal ve sosyal zeka geliştirilmeli
Mantıksal zekanın, kişiyi zengin edebildiğini ancak sosyal ve duygusal zeka geliştirilmezse mutlu olunamayacağını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Mutluluğun formülü, üç zeka alanını da güçlendirmek gerekiyor. Mantıksal zeka, duygusal zeka ve sosyal zeka. Kaliforniya sendromunun üçüncü belirtisine de dikkat çekmek gerekiyor o da yalnızlık. En sonunda mutsuzluk ortaya çıkıyor. Büyük depresyon, intihar olayları artıyor. Özellikle stres altında ve kriz durumlarında daha çok ortaya çıkıyor.” dedi.
Sahip olduklarının kıymetini bilen mutlu oluyor
“Mutluluk beklentilerimizle elde ettiklerimiz arasında sağlıklı ilişkiyi kurmayı başarmaktır” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Her insanın hayatında beklentileri vardır: Şuyum olsun, buyum olsun, şöyle bir hayata sahip olayım gibi. Onun dışında elde ettikleri ve edemedikleri var. Bunlar arasındaki dengeli ilişkiyi kurabilen mutlu olabiliyor. Elde edemediğine takılırsa mutsuz oluyor. Elde ettiklerinin, sahip olduklarının kıymetini bilse mutlu olabiliyor. Kişinin bu dengeyi sağlaması gerekiyor. Mutluluk, hareket halinde mutluluktur. Mutluluk, kovalandıkça, yakalanacak bir şey değildir. Mutluluk gölge gibidir. İnsan gölgesini yakalamaya çalıştıkça kaçar, yakalayamaz. Siz hedefinize giderseniz, renkli gölge arkanızdan gelir. Onu yakalamak istemeyeceğiz, hedefimize odaklanacağız, doğru yola doğru adımlarla gideceğiz.” dedi.
Küçük şeylerden mutlu olmayı bilmek gerekiyor
Sıradan şeylerden mutlu olmayı başarabilmenin önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuklarınla bir arada oturabilmek, bir çay içebilmek, sahip olduğun şeylerden mutlu olabilmek gibi şeylerin kıymetini bilmek mutlulukta çok önemli. Mutlu olabilmek için şükran duygusunun olması gerekiyor. Küçük şeylerden mutlu olabilmek gerekiyor.” dedi.
Mutluluğu arayan 3 A’ya sahip olmalı
İnsanı mutluluktan uzaklaştıran üç kavram olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bunları açgözlülük, duygusuzluk ve hırs olarak sıraladı.
“Doyumsuz, açgözlü ve bencil olan bir kimsenin mutlu olması mümkün değil” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu kişiler yetinemiyorlar. Daha fazla diledikleri için zalimleşiyorlar. Başkalarının haklarını da yemeye başlıyorlar. Zalim bir zengin oluyorlar ama yalnızlaşıyor ve mutsuz oluyorlar. Bu kimseler mutlu olamaz. Bunun için insanın yaşam felsefesini doğru oluşturması önemli. Kişi mutluluğu arıyorsa 3 A dediğimiz, anlam, amaç ve arkadaşının olması gerekir. Hayatın anlamı, amacı ve arkadaşının olması gerekir. İnsan ilişkisel bir varlık, tek başına yaşamaya göre programlanmamış. Sosyal bir varlık. Sosyal zekasını da geliştirmesi gerek dediğimiz, sosyal yapının bir parçası olmayı hedeflemesi gerekiyor. Benmerkezci bir insan oldukları için mutlu olamıyorlar. Başarılı, zengin oluyorlar ama mutlu olamıyorlar ve hayatlarının sonuna kadar yalnız kalıyorlar.” diye konuştu.
Anlam peşinde koşmak stresi genini azaltıyor
Mutluluk üzerine Kuzey Karolina Üniversitesinin yaptığı hedonik ve eudaimonic eylemlerin hücresel düzeydeki etkilerini inceleyen ilginç bir çalışma olduğunu belirten Tarhan, insan mutluluğu üzerine işlevsel bir genomik bakış başlığı ile yayınlanan ve genomik tabanlı analizler içeren bu çalışmada CTRA Stres genlerine dikkat çekildiğini kaydetti ve ekledi: “Kişide haz veren eylemler değil de bir anlam peşinde koştuğu zaman kişinin stres genleri anlamlı bir şekilde azalıyor. Bu da bağışıklık siteminin güçlenmesine sebep oluyor. Stres yönetiminde de çok önemli. Haz peşinde koşan, mutluluğu hazları tatmin etmeye indirgeyen kişilerdeki stresi yöneten CTRA stres genlerimiz, anlamlı bir şekilde haz peşinde koşanlarda daha hızlı çalışıyor. Ama anlam peşinde koşanlarda, bugün hayat yolunda ‘bir anlama gitmek için bir basamak geçtim’ dediği zaman stresi tetikleyen CTRA stres genlerimizanlamlı bir biçimde daha dengeli çalışıyor. Vücudun savunma sistemi demektir bu. Onun için anlık tatminler tavsiye edilmiyor ama orta ve uzun vadeli tatminler hedeflenmesi gerekiyor. Bunun için de kişinin hedefi olması, gelecekle ilgili idealinin olması gerekir. O ideale giderken bir basamak atlamış olmak, kişinin kalıcı mutluluğuna sebep oluyor. Bu da mantıksal zekânın, duygusal zekanın ve sosyal zekanın dengeli kullanılması anlamına geliyor. Arkadaş, aile, yakın çevre, iş ilişkilerini dengeli tutabilmenin de mutlulukta payı var. Doğru bir yaşam felsefesi, doğru bir niyet ve gaye çok işe yarayabilir.”
Ünlü sanatçı Gülben Ergen, yeni kozmetik markasının tanıtımında ‘N Alaçatı Dergisi’nin sorularını yanıtladı.
Sahne, televizyon ve sosyal sorumluluk projelerinde başarılı işlere imza atmış Ergen, güzellik formülünü ‘N Alaçatı Dergisi’ne verdiği röportajda açıkladı: “Bedenime saygılıyım. Gece hayatı, alkol, dedikodu, hayatımda hiç tercihim olmadı. Anneliğim lütuf. Anneliğim yaşama sebebim. Mesleğim özgürlüğüm ve kendimi ifade edebildiğim bir alan.”
Beden ve ruh sağlığı için başkalarının hayatlarıyla ilgilenmediğini ifade eden güzel assolist, sağlıklı beslenerek, iyi niyetini besleyerek yaşamaya özen gösterdiğini söyledi.
PAMUK PRENSES GİBİ DOLAŞIYORUM
N Alaçatı Dergisine verdiği röportajda, oğulları Atlas, Ares ve Güney’den zaman zaman övgüler aldığını belirten ünlü sanatçı “Provaya gidemediğim zamanlarda sahne kostümlerim eve geliyor o zaman evin içerisinde Pamuk Prenses gibi dolaşıp onların fikrini alıyorum. Genelde beğeniyorlar. Markamızı seviyorlar. Vegan ürünlere merakları arttı” dedi.
Etkinliği klinik çalışmalarla kanıtlanan Bio-Oil, vücudunuzdaki çatlakların görünümünü hafifletirken, çatlak oluşumunu da önlemeye yardımcı oluyor.
Yaza daha sağlıklı, güçlü girmek isteyenler, bu aylarda kendine daha fazla özen gösteriyor. Daha iyi beslenmeye, daha yoğun egzersiz yapmaya, vitamin ve mineral destekleri almaya dikkat ediyorlar. Cildinin de daha iyi görünmesini isteyenler; hızlı kilo alıp vermek, hormon değişimleri, hamilelik, vücut geliştirme, kalıtım gibi birçok farklı nedenle ortaya çıkabilen çatlak görünümünün de azalması için çözüm arıyor. Bu çözümlerden biri olan Bio-Oil, çatlak oluşumunu önlemeye ve mevcut çatlakların görünümünü hafifletmeye yardımcı oluyor.
Etkisi Almanya, ABD ve Güney Afrika’da farklı tıp fakültelerinde yapılan klinik çalışmalarla kanıtlanan Bio-Oil’in etkisini görebilmek için düzenli olarak günde iki kez karın, göğüs, bel, kalça, bacak gibi çatlak oluşumuna yatkın bölgelere masaj yaparak kullanılması gerekiyor. Formülünde papatya, biberiye, lavanta ve kalendula yağları, A ve E vitaminlerinin yanı sıra çok özel bir etken madde olan PurCellin Oil™ bulunan Bio-Oil, kolayca emiliyor, cildi yağlandırmadan nemlendiriyor. Yüz bölgesinde de kullanılabilen Bio-Oil, kırışıklık görünümü ve leke görünümünü azaltarakcildeaydınlıkbir görünüm kazandırıyor.