Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 70

    L’Occitane’ın ikonik Badem Vücut Yağı Artık Çatlaklarla Savaşıyor!

    0

    L’Occitane’ın mis kokulu badem serisinin vücut yağı Almond Supple Skin Oil (Badem Vücut Yağı), yenilenen formülüyle çatlak görünümüne çare oluyor

    L’Occitane’ın mis kokulu badem serisinin vücut yağı Almond Supple Skin Oil (Badem Vücut Yağı), yenilenen formülüyle çatlak görünümüne çare oluyor.

    Bademli vücut yağının içinde yüzde 50’den fazla badem özü bulunması, onu doğal olarak Omega 6, kamelya yağı ve Omega 3 açısından zengin kılıyor. Yağ, sürüldüğü andan itibaren 48 saat durmaksızın cilde nemlendirme sağlıyor, besliyor, sıkılaştırıyor ve çatlak izlerini onarıyor. Tende satensi, pürüzsüz bir son bırakıyor.

    Hepimiz, pürüzsüz bir ten, ışıltılı görünüm, eşit renk tonu ve neme doymuş bir cilt arzuluyoruz. Tüm bunlara cildi, taze bademlerin ağız sulandıran kokusuyla saran ve artık çatlaklarla da savaşan L’Occitane badem cilt yağı ile ulaşmak mümkün.

    Çatlakları saklamaya çalışmaya son!


    Vücudumuzda oluşan çatlaklar hepimizin korkulu rüyası. Hamilelik, ani kilo alımı ya da ergenlik dönemindeki kilo ve boydaki hızlı değişim veya Cushing Sendromu. Tüm bunlar çatlak oluşmasına neden olan sebeplerden birkaçı.

    Vücut çatlakları ile baş etmek, cildin elastikeyitini artırmaktan geçiyor. L’Occitane badem vücut yağını 2 ay boyunca günde 2 defa uygulamak, iyi bir görünüm ve sıkılık elde etmenin anahtarı kabul ediliyor. Daha etkili ve hızlı sonuç için, badem duş jeli ya da duş peelingi ile banyo yapıp, badem yağı ile bakımı tamamlamanız büyük önem taşıyor.

    Vücut bakım rutininizi tamamlamak için..

    İlk adım duş jeli – Almond Shower Oil
    2’si 1 arada formülü ile bu duş yağı, cildi temizlerken anında nemlendirir ve duş rutinini keyifli bir ritüle dönüştür. Su ile temas ettiğinde bu altın renkli yağ, yumuşak bir süte dönüşür. L’Occitane’ın ikonikleşmiş Badem duş jeli yaz boyu size eşlik etmesi gereken ürünler arasında yer alır.

    İkinci adım – Peeling – Almond Delicious Paste
    Almond Delicious Paste, badem yağı ve badem özü, kırılmış badem kabuğu ve şeker kristalleri ile zenginleştirilerek keyif veren bir peeling karışımı elde edilir. Cildi ölü derilerden arındırarak, aynı zamanda bakım yapan etkili bir peelingdir.
    Cilt mükemmel bir şekilde pürüzsüzleşir ve yumuşar, taze bademin yumuşak notalarıyla nazikçe kokulanır.

    Ya da

    Almond Shower Scrub
    Hem duş jeli, hem peeling ikisi bir arada tercih edenler, Almond Shower Scrub tam size göre.. İçeriğindeki badem yağı ve bademin ezilmiş kabuklarıyla zenginleştirilmiş bir vücut peelingidir. Köpüren ve kolay eriyen jel kıvamlı yapısıyla cildinizi nazikçe temizler ve ciltteki ölü derilerden kurtulmanıza yardımcı olur. Bu eşsiz badem özlü duş peelingi ile cildiniz yumuşacık olurken badem çiçeklerinin nazik ve tazeleyici kokusu ile kokulanır.

    Üçüncü Adım – Supple Skin Oil
    48 saate kadar nemlendirme sağlayan Almond Supple Skin Oil, yüzde 50 badem yağı ile formüle edilmiştir. Cildin yumuşaklığını artırır, elastiket kazandırarak, sıkılaşmasına yardımcı olur. Cildi besler ve ışıltı kazandırır. Duş sonrası bakımınızda 2 aylık düzenli kullanım sonrası ciltteki çatlak izlerinde azalma, eşit cilt tonu görünümü sağlamaya yardımcı olur.

    İpucu: Sabah ve akşam tüm vücuda yukarı doğru dairesel hareketlerle cilde masaj yaparak uygulayın. Cildin gevşemesiyle ilgili bölgelere (uyluklar, kalçalar, karın ve kollara) odaklanın.

    3’ün gücü: Neden Üçe Kadar Sayarız?

    0

    “1… 2… 3!”. Özellikle de fiziksel güç gerektiren bir işe girişirken neden üçe kadar saydığımızı hiç merak ettiniz mi? Bu alışkanlığın altında 3 rakamının gücü yatıyor. Beynimizin biz farkında olmadan şartlandığı bir sayı olan üçün bu denli önemli oluşunun ardında basitliği kadar, pratikliği ve tatmin edici oluşu da yatıyor.

    Steve Jobs ve Martin Luther King Jr. gibi farklı çağların birbiriyle ilgisiz görünen kişiliklerinin önemli bir ortak noktası, iyi birer konuşmacı olmaları. Ses tonu ve diksiyon kadar, başarılı ve ikna edici bir metin de bunda etkili. Bu kişilerin, güçlü bir metinde üçlü örneklerin her daim işe yaradığını fark ettiğini ve bunu sıkça kullandığını görebiliyoruz.

    Steve Jobs, iPhone’u tanıtırken üç bileşenden bahsetmişti: iPod, telefon ve internetin birleşmesi. iPhone’un başka pek çok özelliği vardı şüphesiz, ancak Jobs üç maddeyle nokta atışı yapmayı tercih etmişti. Martin Luther King Jr. ise pek çok ilham verici konuşmasında üçlü örnekler kullanmıştı. “Hakaret, adaletsizlik ve istismar”dan, “adalet, iyi niyet ve kardeşlik”ten bahseden Martin Luther King Jr.’ın da bu seçimleri tesadüf değildi kuşkusuz. İki örnekten de anlayabileceğimiz üzere etkili iletişim sırrı 3 sayısında. Parçalara ayırarak üçe böldüğümüzde daha kolay anlıyor ve hatırlayabiliyoruz. Başarılı kişilerin üçün sırrını daha önce keşfetmiş olduğu kesin.

    3: Yeterli, kolaylaştırıcı ve inandırıcı

    Üçün gücü, yukarıda bahsettiğimiz iki örnekten farklı olarak inandırıcı ve tatmin edici olmasına da dayanıyor. İnsan beyninin dikkat menzili sınırlı olduğundan, 3 madde 5 ya da 10 maddeden daha çok akılda kalıyor. Kısa dönem hafıza üzerine yapılan araştırmalara göre, insanlar sanıldığının aksine 5 ila 9 değil, en fazla 3 ya da 4 şeyi, en fazla 20 saniye hatırlayabiliyor.

    Başarılı yazar J.D. Meier sevilen kitabı Getting Results the Agile Wayde üç kuralına değiniyor ve bir şeyleri hatırlamak, kolaylaştırmak, aşırı bilgi yüklenmesini önlemek için üçe bölmek, üç adımda, üç parçada, üç bölümde incelemenin, sıralamanın daha etkili sonuçlar doğuracağına dikkat çekiyor.

    Üç rakamının pazarlama stratejilerinde de yeri büyük. Çünkü insanlar seçenekleri sevmekle beraber, çok fazla seçenekleri olsun da istemiyorlar. Seçim paradoksu devreye giriyor: “Seçenekler ne kadar artarsa, seçimimizden memnun olma olasılığımız o denli azalır.”

    Tek bir seçeneğiniz veya bilginizin olduğu bir durumu düşünün; yeterince kapsamlı görünmüyor ve karşılaştıracak hiçbir şeyiniz yok. İki seçenek bir seçenekten daha iyi ama yeterli değil. Üç seçenek olduğunda ise hem daha anlamlı, kapsamlı ve başarılı bir kıyaslamaya imkan sunuyor hem de karar yorgunluğu yaratmıyor.

    3: Başarının derecesi

    Etimolojistler, İngilizcede üç sayısına verilen önemin bir göstergesi olarak derecelendirmelerin yazılışını örnek gösteriyorlar. İngilizcede birinci, ikinci ve üçüncü dereceler 1st, 2nd, 3rd olarak yazılırken, geri kalan tüm rakamların sonuna -th geliyor; 4th, 5th gibi. İlk 3, dilin kendisinde de ayrıcalıklı görünüyor. Olimpiyatlar ve diğer ödül törenlerinde de ilk üçe girmek, ciddi bir başarı sayılıyor. Altın – gümüş – bronz üçlemesinin insanlarda yarattığı etki, şüphesiz ki 5. ya da 6. olmaktan çok daha fazla.

    Başarılardan bahsetmişken hayatınızda daha başarılı adımlar atmak için de üçün gücünden faydalanabilirsiniz. Joseph McCormack, “Brief: Make a Bigger Impact by Saying Less” kitabında “3” ile harikalar yaratılabileceğine vurgu yapıyor. “Üçün gücünü kullandığınızda basitleştirirsiniz, denge sağlarsınız ve insanları dahil edersiniz.” Diyor ve şu üçle şunları yapabileceğinize dikkat çekiyor:

    Mantık ve basitlik oluşturun. Hem sizin hem de sizi dinleyenlerin/izleyenlerin bağlamda kalmasını kolaylaştırır.

    Denge ve düzen sağlayın. Ne kadar dinlemeleri gerektiğine ve nasıl ilerlediğinize dair net bir beklenti oluşturur.

    İnsanları bağlı tutun. Seyirci, bir kitaptaki bölümler gibi nerede olduklarını bildikleri için etkileşimde kalır.

    Üçlemeleri hayatınıza katmak çok kolay. Tek yapmanız gereken, yukarıdaki örnekleri aklınızın bir köşesinde bulundurmak ve

    • Bir konuyu açıklamaya çalışırken üç örnek kullanmak;
    • Birilerini ikna etmek için onlara üç neden göstermek
    • Bir şeye karar vermeden önce en az üç opsiyonu gözden geçirmek.

    Artık üç kuralını uygulamaya artık hazırsınız.

    Yuva’dan Dumanı Üzerinde

    0

    Ramazan Pidesi Reçetesi

    Geniş ürün gamıyla tüm dünya lezzetlerine yer veren Lesaffre markası Yuva, iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmezlerinden Ramazan pidesini evinde yaparak, ustalık eserleriyle gurur duymak isteyenlere unutulmaz bir tarif sunuyor.

     Hamur işi severlerin mutfaktaki vazgeçilmezi Yuva Instant Kuru Maya ile yapabileceğiniz bu eşsiz Ramazan pidesi tarifine hayran kalacaksınız.

    İftar saati yaklaştıkça kalabalıktan sıyrılıp sakinleşen sokaklar, sofraların baş köşesinde yerini almış, dumanı üzerinde Ramazan pidesi… Hangimiz bu atmosferi ve Ramazan pidesinin lezzetini özlemedik ki?

    Ev fırınında Ramazan pidesi

    170 yıla yakın tecrübesi ve deneyimi ile fırıncılık sektörüne hizmet eden Lesaffre Türkiye Baking Center ustaları, Yuva Instant Kuru Maya ile yapılabilecek, iftar ve sahur sofralarının en sevilen lezzetlerinden Ramazan pidesi tarifi verdi.

    Gerekli Malzemeler

    4.5 su bardağı un (495 g)

    1 paket Yuva Instant Kuru Maya (11 g)

    1 su bardağı su (200 ml)

    1 su bardağı süt (200 ml)

    1 yemek kaşığı şeker (12 g)

    2 çay kaşığı tuz (8 g)

    1 su bardağı kepek (70 g)

    Üzeri için

    1 çay bardağı un (60 g)

    1.5 çay bardağı su (150 ml)

    1 yemek kaşığı susam (10 g)

    1 yemek kaşığı çörek otu (15 g)

    Yapılışı

    Maya, ılık su, süt ve şekeri spatula ile karıştırın. Un ve tuzu ilave ederek karıştırmaya devam edin. Hamur yapışkan ve yumuşak olacağından, unlanmış tezgah üzerinde pürüzsüz bir hamur elde edene kadar yoğurun. Yağlanmış bir kaba koyun ve üzerini nemli bir bezle kapatarak, oda sıcaklığında 40 dakika dinlendirin. Hamuru isteğinize göre 2 veya 4 eşit parçaya bölün. Fazla sıkıştırmadan yuvarlayın. Yağlı kağıt serilmiş tepsilere biraz kepek serpin ve bezeleri tepsilere yerleştirin. Hafifçe üzerlerine ellerinizle bastırın. Üzerlerine nemli bir bez kapatarak, 30 dakika mayalandırın. 

    Üzeri için, un ve yarım çay bardağı soğuk suyu iyice karıştırın. Kalan suyu kaynatın, bu karışıma topaklanmaması adına, azar azar ilave ederek çırpın. Elinizi hazırladığınız karışıma batırıp, hamuru biraz yaygınlaştırın. Üzerine, iki elinizin parmak uçları ile küçük kareler olacak şekilde, yatay ve dikey tırnak atın. Susam ve çörek otunu serpin. Üzerini kapatıp, 15 dakika dinlendirin.

    Önceden 240-250°C’de ısıtılmış fırında, kızarana kadar yaklaşık 15 dakika pişirin. Pidelerin daha yumuşak olması için, fırının içine yanmaz bir kap ile su bırakabilirsiniz.

    KADINLARIN EL EMEĞİ ÜRÜNLERİ

    0

    ALIŞVERİŞ GÜNLERİ İLE BİLKENT CENTER’DA

    Aradığınız en özel el emeği ürünler ve hediyeler Tasarlayan Kadınlar Alışveriş Günleri ile 5-8 Mart tarihlerinde Bilkent Center’da sizleri bekliyor.

    Düzenlediği Alışveriş ve Tasarım Günleri ile birbirinden özel hediyelerin adresi olan Bilkent Center, 5-8 Mart’ta Tasarlayan Kadınlar Alışveriş Günleri’ni ziyaretçilerle buluşturuyor.

    El emeği göz nuru tasarım ürün arayanları bir araya getiren Bilkent Center, Tasarlayan Kadınlar Alışveriş Günleri ile ziyaretçilerine keyifli ve özel bir alışveriş deneyimi sunacak.

    Birçok hediyelik eşyayı ve birbirinden özel el emeği aksesuarları bulabileceğiniz Tasarlayan Kadınlar Alışveriş Günleri’nde; el yapımı ürünlerden aksesuarlara, takılardan özel tasarım eşyalara kadar her zevke hitap eden ürünler stantlarda yerini alacak.  

    Bilkent Center, bu renkli dünyaya katılmak ve aradığı alışveriş heyecanı yaşamak isteyen tüm ziyaretçilerini Tasarlayan Kadınlar Alışveriş Günleri’ne katılmaya davet ediyor.

    8 Mart’ta Söz “Mekanik Tesisat Sektörünün Kadınları”nda

    0

    Masdaf ve Mühendis ve Mimar Kadınlar Derneği (MÜKAD) işbirliği ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Ankara Hilton Hotel’de düzenlenecek “Kadınlar Günü Zirvesi”nde mekanik tesisat sektörünün mühendis kadınları, sektörde kadın olmanın avantajlarını ve dezavantajlarını paylaşacak.

    Masdaf ve Mühendis ve Mimar Kadınlar Derneği (MÜKAD) ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan “Kadınlar Günü Zirvesi” 8 Mart’ta Ankara Hilton Hotel’de düzenleniyor. 

    “Sektörümde Kadın Olmak” temasıyla düzenlenecek “Kadınlar Günü Zirvesi”nde mekanik tesisat sektörünün mühendis kadınları, sektörde kadın olmanın avantajlarını ve dezavantajlarını paylaşacak.  

    MÜKAD Başkanı Züleyha Özcan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilecek etkinliğin panelistleri arasında; T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Makine Şube Müdürü Ebru Soğancı, Terma Mühendislik Kurucu Ortağı Ayşen Hamamcıoğlu, GEN-TES Mühendislik firmasının sahibi ve TOBB Teknik Müşavirlik Meclisi Üyesi Fatma Çölaşan, Masdaf Bina Teknolojileri Ürün Yöneticisi Ezgi Baba ve Masdaf Satış Yöneticisi Vildan Çankaya yer alacak. 

    Savaşlardan Dolaylı Olarak Etkilenen Çocuklar için Ebeveyn ve Bakım Veren Tutum ve Davranışları

    0

    Savaş ortamına doğrudan maruz kalan kişilerin yanı sıra savaş ortamından yayınlanan haberlere ve/veya yaşanan fiziksel ve psikolojik kayıpların görüntülerine maruz kalan kişiler için de bu haberler travmatik etkiye sahip olabilmektedir.

    Nirengi Derneği psikososyal destek ekibi tarafından yayınlanan “Savaşlardan Dolaylı Olarak Etkilenen Çocuklar için Ebeveyn ve Bakım Veren Tutum ve Davranışları” bilgi setinin giriş bölümünde “Çocuklar, en temel psikolojik ihtiyaçlarından biri olan “güven duyma/ güvende hissetme” duygusunu geliştirmeyi henüz tamamlamadıkları ve yaşadıkları çevreleri üzerindeki kontrolleri sınırlı olduğu için bu durumunun ortaya çıkardığı olumsuz psikolojik etkilere karşı daha hassas bir yapıdadır. Bu tür travmatik olaylara dolaylı olarak maruz kalan çocuklar duygu durumlarını düzenlemek ve olumsuz duygularıyla baş etmek konusunda yetişkinlere ihtiyaç duyabilirler. Bu çerçevede ebeveynlerin/bakım verenlerin uygulayabileceği destekleyici davranış ve tutumları dikkatinize sunmak isteriz.” ifadelerine yer verilmektedir. Ebeveyn ve bakım verenlere yönelik Nirengi Derneği psikososyal ekibi tarafından hazırlanan bilgi setinde yer alan 6 madde şu şekildedir

    1) ÇOCUĞUNUZUN OLAYLAR HAKKINDA NELER BİLDİĞİNİ ve HİSSETTİĞİNİ ÖĞRENİN.

    Yaşadığımız bilgi çağında çocukların yaşanan olaylardan haberdar olmaması neredeyse imkansızdır. Bazı çocuklar yaşananlarla ilgili çok az bilgiye sahip olup durumla ilgilenmezken bazı çocuklar bilgilerin oluşturduğu olumsuz duyguları içlerinde sessizce yaşayabilir veya bazı çocuklar yaşananları sorgulamak isteyebilir. Çocuğun kendisini konuşmak için rahat hissedeceği bir ortamda (örneğin bir akşam yemeğinde) konudan bahsederek neler duyduğunu ve bildiğini, konu hakkında neler hissettiğini öğrenmek faydalı olacaktır.

    Küçük yaş grupları için uyku vaktine yakın olmadığı sürece resim çizmek, hikaye okumak gibi rahat hissedecekleri aktivite zamanlarında konuyu açmak yararlı olabilir. Konuşmanızı sonlandırırken olumlu bir hikaye, anı veya duygu ile bitirmeye özen göstermeniz önemlidir.

    Ergenlik dönemindeki çocuklar için açık, olgun ve tercihen diyalog fırsatı yaratan bir ortamda neler bildiğini ve neler hissettiğini öğrenmek yararlı olacaktır.

    Çocuğunuzun yaşından bağımsız olarak yaşananlar hakkında neler bildiğinin öğrenilmesi edindiği bilgilerin doğruluğunu ölçmenize yardımcı olacak ve olumsuz duygu yaratabilecek yanlış bilgilerden onu korumanıza imkan sağlayacaktır.

    2) ÇOCUĞUNUZUN YANINDA İZLEDİĞİNİZ HABERLERİ FİLTRELEMEYE ÖZEN GÖSTERİN.

    Çocukları rahatsız edici veya korkutucu içeriklerden/görsellerden korumak önemlidir. Savaş bölgesinden yoğun şekilde haber aktarıldığı süreçte televizyon, radyo veya diğer yayın araçlarının arka planda açık kalmamasına ve özellikle bulunduğunuz ortamda küçük çocuklarınız varken travmatik içerikler içeren haberleri izlememeye/dinlememeye özen gösterin. 

    Ayrıca yetişkinler arasında geçen konuşmalara çocukların dikkat kesilebileceğini aklınızda bulundurun ve çocuklarınız sizi duyabilecekleri bir mesafedeyse konuştuklarınıza özen gösterin.  

    3) ÇOCUĞUNUZUN ENDİŞELERİNİ DİNLEMEYE ZAMAN AYIRIN.

    Çocukların konuyla ilgili sordukları soruların üzerini kapatmak yerine olabildiğince tutarlı, dürüst ve şefkatli biçimde yanıt vermeye çalışın. Özellikle küçük yaş gurubundaki çocuklar aynı soruları tekrar tekrar sormak isteyebilir. Bu soruları yaşına uygun şekilde (uzun ve çok ayrıntı içeren cevaplar vermekten kaçınarak) ve sabırla yanıtlamaya özen göstermek önemlidir. 

    Cevabını bilmediğiniz sorular yönelttiklerinde bilmediğinizi ancak araştıracağınız ve daha sonra yanıtlayabileceğiniz şeklinde dönüş yapmakta bir sakınca yoktur; sordukları tüm soruları o anda yanıtlamak zorunda hissetmeyin. Önemli olan nokta, size sordukları soruları göz ardı ettiğinizi veya küçümsediğinizi düşündürecek davranışlardan ve tutumlardan kaçınmanızdır. 

    Küçük çocuğunuzun “Hepimiz bu savaştan dolayı ölecek miyiz?” gibi size aşırı gelebilecek bir soru sorması durumunda ona güvende olduğunuz mesajını verin ve bu endişeye neden kapıldıklarını öğrenmeye çalışın; endişelerinin kaynağını öğrenmek onları nasıl rahatlatabileceğinizle ilgili ipuçları verebilir. Diğer yandan bazı çocuklar olumsuz duygularıyla baş edebilmek için olayları görmezden gelebilir. Çocuğunuz yaşananlar hakkında konuşmak istemiyorsa onu zorlamayın.

    Ergenlik dönemindeki bir çocuk için fikirlerini aktarabileceği ve yaşananları tartışabileceği bir ortam yaratmak önemlidir. Ergenlik döneminde çocuk, çevresinden aldığı bilgileri ve değerleri kendi içinde tartarak kendi tutumunu geliştirir. Bakım verenleri veya çevresindeki yetişkinler tarafından iletilen görüşlerin kendisi için de doğru olup olmadığını zihninde değerlendirir. 

    Bu çerçevede ergenlik dönemindeki çocuğunuzla bu konuları konuşurken kendi bakış açınızı objektif bir şekilde paylaşmayı ve anlaşmazlıklara yer bırakarak, çocuğunuzun fikrini önemsediğinizi göstererek, kendi fikirlerini ve duygularını paylaşmasını teşvik edin. Bu yaklaşımınız çocuğunuzun düşüncelerini ve duygularını sizin desteğinizle konumlandırmasına olanak tanıyacaktır.

    4) ÇOCUĞUNUZUN ORTAYA ÇIKAN OLUMSUZ DUYGU DURUMLARINI DÜZENLEYEBİLMELERİ İÇİN DESTEK OLUN.

    Çocuğunuza yaşadığı duyguların neler olduğunu sorun ve yaşlarına uygun olacak şekilde sorularınızı yöneltin. Çocuğunuza tüm dikkatinizle onu dinlediğinizi göstererek, hissettiği tüm duyguların doğal olduğunu vurgulayın ve konuşmaya ihtiyacı olduğunda sizinle veya güvendiği başka bir yetişkinle hissettiklerini paylaşabileceğini belirtin. 

    Üzüldüğünde, öfkelendiğinde veya korktuğunda nefes egzersizi yapabileceğini belirtin ve beraber yapmayı teklif edin. Çocuğunuz küçük yaş grubundansa nefes egzersizini tanıtmak için şu yöntemi deneyebilirsiniz: “Hadi şimdi nefesi beraber deneyelim; çiçek koklar gibi nefesi burnumuzdan alıyoruz ve yavaşça mum üfler gibi ağzımızdan veriyoruz.“ Ek olarak daha önce olumsuz bir duygu hissettiğinde nasıl başa çıktığını konuşmak psikolojik dayanıklılığını destekleyecektir.

    Daha büyük yaş grubu ergenlerde ise üzüntü, endişe, korku duygularının yanı sıra öfke de yoğun şekilde görülebilir. Ergenin duygularının aşırı olduğunu düşünseniz bile küçümsemeyin, kaynağını anlamaya çalışın ve ona düşüncelerini tartması için sorular sorarak konuşma ortamı oluşturun. 

    Örneğin savaş durumuyla ilgili saldıran tarafa şiddet göstermek istediğini, saldırılan kişileri savunmak istediğini belirten fikirleri olabilir. Her şeyden önce onu anladığınızı, bu hissettiklerinin normal bir koruma arzusu olduğunu, yardım duygusuyla öfkesinin ortaya çıktığını, şu anda zor durumda olan insanları korumak için ellerinden geleni yapan kuruluşlar olduğunu belirtmeyi deneyebilirsiniz.

    5) YARDIM FAALİYETLERİNİN PARÇASI OLUN.

    Çocukların şahit oldukları kötü olayların yanı sıra birbirine yardım eden insanların varlığından haberdar olmaları da önemlidir. İnsanlara yardım eden ilk müdahale ekipleri veya barış çağrısı yapan gençler gibi olumlu hikayeler anlatmaya ve mümkünse konuşmalarınızı bu tür olumlu hikayelerle bitirmeye çalışın. 

    Çocuğunuza yardım faaliyetinde bulunmak isteyip istemediğini sorabilir, eğer isterse ona seçenekler sunabilirsiniz. Savaştan etkilenen çocukların yanında olduğunu göstermek için yazabileceği bir mektup, çizebileceği bir resim veya destek faaliyetleri gösteren bir sivil toplum kuruluşuna bağış yapmak gibi seçenekler olabilir. Bu tür pozitif aksiyonlar çocuktaki çaresizlik, endişe duygusunu azaltabilir ve rahatlamasına 

    yardımcı olabilir.

    6) KENDİ DUYGULARINIZA BAKMAYI VE DESTEK ALMAYI İHMAL ETMEYİN.

    Yaşanan olaylardan çocuklarınızı korumaya çalışırken sizin de içinizde olumsuz duyguların oluşabileceğini ve bunun doğal olduğunu kendinize hatırlatın. Çocuklar bakım verenlerinin yaşadığı duyguları kendi davranışlarının sonucu olarak düşünebilir. Bu nedenle yaşadığınız korku, endişe, öfke vb. olumsuz duyguları onlara olduğu gibi yansıtmamanız, çocuğun kendi duygusunu düzenleyebilmesi ve sizi mutlu etme sorumluluğunu almaması konusunda yararlı olacaktır. 

    Endişeli veya üzgün hissediyorsanız kendinize zaman ayırmayı ihmal etmeyin ve arkadaşlarınızla, size güven veren kişilerle iletişim kurarak sizi rahatlatacak etkinlikler yapmaya çalışın. 

    Bununla birlikte yaşadığınız duygulardan minimal düzeyde, sakince, beden dilinizi kontrol ederek bahsetmeniz çocuğun kendi duygularını da fark etmesine ve başkalarının da kendisi gibi endişe, korku gibi duyguları hissedebildiğini kabul etmesine yardımcı olacaktır.  

    Hazar Ergüçlü: Çok Değiştiğim Bir Süreçten Geçiyorum

    0

    Seyirciyle buluştuğu ilk günden itibaren kapalı gişe sahnelenen ‘Timsah Ateşi’nin başrol oyuncusu Hazar Ergüçlü, ‘Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet’te…

    ‘Timsah Ateşi’ adlı oyunuyla tiyatro sahnesinde olan Hazar Ergüçlü, Hakan Gence’nin konuğu oldu. Yaşadığı ikili ilişkilerden bahseden oyuncu, “Aldatmanın sorumluluğunun tek kişinin üzerinde olduğunu düşünmüyorum. Hayatım boyunca ne kimseyi aldattım ne yalan söyledim. İçine girdiğim o durumu idare edip yönetebileceğimi de sanmıyorum zaten. Hiç yakalamadım da ama aldatılmış olabilirim. Bilmiyorum! Canları sağ olsun, ne diyeyim” dedi. 

    2018’den bu yana birlikte olduğu Onur Ünlü’yle ilişkisini de anlatan oyuncu, “İlişkimiz duyulduğunda nedense kimsenin aklına onu sevmiş olabileceğim gelmedi. Sadece sevdiğim için onunla beraberim. Onur’dan kendimi ve insanları sevmeyi öğrendim. Sevmek ve birine emek vermek zor şeyler” diye konuştu. 30 yaşına giren ünlü oyuncu çok değiştiği bir süreçten geçtiğini söyledi ve “Herkesin bahsettiği o 30’lar dalgasına girmek üzereyim” diye ekledi.

    ‘Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet’ yeni bölümüyle her cuma saat 14.00’te Hürriyet YouTube kanalında yayında.

    Türkiye’de 3 Kişiden 1’i Obez

    0

    İBB, halk sağlığı sorununa dönüşen obeziteye karşı aktif mücadele dönemini ‘Obeziteyle Mücadele Eylem Planı’ ile başlattı. Yerel yönetimlere model olacak strateji belgesini açıklayan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Şengül Altan Arslan, Türkiye’nin obezitede geldiği noktayı, “Ülkemizde her 3 kişiden 1’i obez. Bu konuda Avrupa’da ilk sıradayız. OECD ülkeleri içinde de ABD’den sonra en yüksek ikinci ülke konumundayız” ifadeleriyle paylaştı. Arslan, İstanbulluları obeziteye karşı harekete geçme çağrısı yaptı ve 6 maddelik eylem planını açıkladı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), ‘obeziteye yönelik çalışmalarında yeni vizyonunu açıkladı. ‘Obeziteyle Mücadele Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaşan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Şengül Altan Arslan, obezitenin  tüm insanlığı tehdit eden en önemli sağlık sorunlarının başında geldiğini söyledi. Türkiye’de her 3 kişiden birinin obeziteden muzdarip olduğu bilgisini veren Arslan, “Obezitede Avrupa’da ilk sıradayız. Dahası OECD ülkeleri içinde de ABD’den sonra obez oranı en yüksek ikinci ülke konumundayız. Genel olarak obezite, bir yetişkin hastalığı gibi algılansa da, çocukluk çağı obezitesi de maalesef artık küresel boyutta halk sağlığı sorunu” dedi

    6 MADDELİK ANA PLAN

    Cemal Reşit Rey Konser Salon’unda gerçekleşen programda İBB’nin yol haritasını açıklayan Arslan, bugüne kadar bu yönde hayata geçirilen; İstanbul Aile Danışmanlık ve Eğitim Merkezi (İSADEM) eğitimleri, harekete teşvik eden ‘Yürü Be İstanbul’ uygulaması, 35 bin bisikletin öğrencilerin kullanımına sunulduğu ‘Pedalist’ gibi proje ve hizmetlerden örnekler paylaştı. Toplumu kucaklayan aksiyon ilkeleri geliştirdiklerini belirten Arslan, ‘Obeziteyle Mücadele Eylem Planı’nın 6 ana başlıktan oluşan önerilerini şöyle sıraladı: 

    1) Çocukluk Çağı Obezitesini Önlemek

    2) Sağlıklı Beslenme İmkânlarını Geliştirmek

    3)Üçüncü olarak Sağlıklı Beslenmeye Yönelik Tutum ve Davranış Değişikliğini Desteklemek

    4) Aktif Hareketlilik Altyapısını Kent Genelinde Yaygınlaştırmak

    5) Aktif Hareketlilik Kültürünü Gündelik Yaşamın Bir Parçası Haline Getirmek

    6)Sağlıklı Bir Yaşam için İş Birliklerini Geliştirmek, İzleme ve Takip Mekanizması Kurmak

    Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştıracak iş birlikleri oluşturmayı hedeflediklerini belirten Arslan, “16 milyon İstanbulluyu genciyle yaşlısıyla obeziteye karşı harekete geçmeye çağırıyoruz. Hedefimiz hareket etmeyi ve sağlıklı beslenebilmeyi her İstanbullunun hayatının parçası haline getirmek” diye konuştu.

    DANIŞMANLIK HİZMETİ VERİLECEK

    İBB Sağlık Dairesi Başkanı Önder Yüksel Eryiğit, ‘Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Yaşam Koordinatörlüğü’ ile  tüm belediye birimleri ve paydaşlarla İstanbulluların sağlıklı bir yaşama kavuşması için çalıştıklarını aktardı. Sağlıklı beslenme ve obezite konusunda danışmanlık hizmeti sunmayı planladıklarını kaydeden Eryiğit “İstanbulluların, sağlıklı bir yaşam için hazırladığımız tüm hizmetleri talep etmelerini, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlığını bir yaşam tarzı haline getirmelerini önemsiyoruz” dedi. 

    İş Hayatında Kadın Girişimcilerin Olmazsa olmazı. ”İletişim Stratejileri”

    0

    Ülkemizde, toplam kadın girişimci sayısı oran olarak yüzde 10’u geçti. Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi Raporuna göre, erken aşama girişimcilik aktivitesi toplamında 48 ülke içinde Türkiye 15. sırada yer alıyor.

    Bu kapsamda, özellikle kadın girişimciliğin öneminin tekrar vurgulanması büyük önem taşıyor. İş hayatında, bilhassa kadın girişimciler için en önemli unsurların başında “iletişim” geliyor. İletişim alanındaki her başarısızlığın, maddi ve manevi maliyeti büyük…

    İletişim içeriği, şekli, yolları ve tarzı öncelikle işyerindeki çalışanları ve müşterileri direk etkiler. Kaliteli bir iletişimin kurulması iletişim çatışmaları veya noksanlıkları sebebiyle meydana gelebilecek problemleri engeller böylece çalışanlara da kaliteli ve sağlıklı bir iş ortamı sağlar.  

    SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINA DİKKAT ETMEK İŞ HAYATI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

    Marka ve İletişim Danışmanı, NİŞ PR Ajans Başkanı Nesrin Gündüz: “İyi bir dinleyici olmak iletişim kurmanın temeli. Doğru iletişim yöntemleri ve teknikleri kullanılması başarıda büyük rol oynuyor.  Yaşamımızın önemli bir parçası olan sosyal medya paylaşımlarına özellikle dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle kadınlar, özel hayatını hatta ailevi en özel anlarını dahi sosyal medyada paylaşıyor. Kariyer hedefi olanlar için yapılabilecek en büyük yanlışlardan biri bu. 

    İlk konuşma dili beden dilidir. Beden dili konuşma dilini destekliyorsa karşıdaki kişiye güven verir. Kullanılan kelimelerin anlamını, beden dilimizi kullanarak çok değişik anlamlara getirebiliriz. Direk göz teması, uygun bir beden mesafesi, sıkı bir tokalaşma dostluğun ifadesine bağlı olarak “ güvenilir bir insanım” mesajını verir.

    Önce odak noktalarını kavrayıp ardından söze başlamak gerektiğinin altını çizen  Gündüz, “Etkili iletişim kurmak düşündüğümüz kadar kolay olmuyor. Örneğin; ne söylemek istediğimizi çok iyi biliyoruz ancak karşı taraf bizi yanlış anlıyor; çok önemli anlarda adeta donuyoruz ne diyeceğimizi bilemiyoruz; yanlış anlaşılma korkusuyla asıl söylemek istediğimizi bir türlü dile getiremiyoruz ya da aceleci davranıp daha sonra pişman olacağımız bir yorumda bulunuyoruz.   Kadın ve erkek davranış dilleri birbirinden çok farklı. Kendimizi doğru ve net ifade edebilmeliyiz. Hayatımızın her alanında “yapıcı” olmalıyız. Bu konuda özellikle biz kadınlara çok görev düşüyor. Yıkıcı olmak, kestirip atmak, bağları koparmak kolay olanı. Önemli olan karşımızdaki kişilerin isteklerini doğru kavrayıp yapıcı orta nokta çözümler üretebilmek” dedi.

    Obeziteden Korunmak Davranış Değişikliği İle Başlıyor

    0
    Yagve Kas Oranına Dikkat

    Diyet Ve Egzersiz İle Devam Ediyor. 

    Obeziteye farkındalık oluşturmak ve dikkati çekmek için belirlenmiş olan 4 Mart, “Dünya Obezite Günü” pek çok sağlık kurumunda bilinçlendirme etkinlikleri ile halka farkındalık sağlıyor.

    World Obesity Day internet sitesi verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 800 milyon kişi diyabet, kalp hastalıkları, kanser gibi pek çok sağlık sorununa davetiye çıkaran obezite ile yaşıyor.

    Bu çerçevede; Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümünden Dyt. Şeyma Türköner obezite ile ilgili açıklamalar yaparak bilgiler verirken, ‘Kişiye özel beslenme ve diyet programlarının oluşturulması için öncelikle mutlaka davranış değişikliği tedavisi öncelikli olmalı.

    Bu tedavi kişinin obeziteye karşı olan bilinçlenmesi ve yeme alışkanları ile bedensel alışkanlıklarını düzene sokmasıyla hayatını kolaylaştıracaktır.’ dedi.  

    Ayrıca,  sosyal sorumluluk çalışmaları çerçevesinde,   halkı ve çalışanı bilinçlendirme amacıyla YYÜ Gaziosmanpaşa Hastanesi Beslenme Diyet Bölümünden Dyt Benan Koç ve Dyt Şeyma Türköner düzenlenen kurum içi etkinlikte hasta ve hasta yakınları ile çalışanların kilo ve boy ölçümlerini tespit ederek,  ideal oranların üzerinde olanlara bilgilendirme yaptı, sağlıklı yaşamı temsilen elma ikramında bulundular.

    Özellikle Covid-19 salgını ile birlikte daha da giderek daha da yaygınlaşan obezite,  alınan enerji miktarını tüketilen enerji miktarından çok olması halinde yağ dokusunun artmasıyla bedende oluşan ihtiyaç dışı fazlalık hali.

    Obezitenin tanısı iki şekilde konuluyor: 

    Birincisi, beden kitle indeksi(BMI); Bu oran kilonun boyun karesine bölünmesiyle bulunur. Beden kitle indeksi sınıflandırılması şu şekildedir; BKI <18 ise düşük kilolu, 18-24 ise normal kilolu, 25-30 ise aşırı kilolu, 30-35 ise 1. Derece obez, 35-40 ise 2. Derece obez, >40 ise 3. Derece obez olarak adlandırılıyor. 

    İkinci tanı kriteri ise:  Bel çevresi ölçümü. Bel çevresi ölçümünde kadınlarda 99cm, erkeklerde ise 104-112 cm geçmişse bu kişilere şişman tanısı konuyor.

    Tüm vücudu olumsuz etkileyerek çeşitli hastalıklara yol açan obezite, hayatımız boyunca hangi yaşta olursak olalım sağlığımızı büyük tehdit altına alıyor. Bunlardan bazıları, insülin direnci, diyabet, hipertansiyon, kalp damar tıkanıklığı, hiperlipidemi.  

    Vücut sistemine karşı zararlarının yanı sıra depresyon, kaygı bozuklukları, uyku bozuklukları, kişilik bozuklukları ve yeme bozukları gibi psikolojik rahatsızlıkları da beraberinde getiriyor. 

     Obezite, enerji alımı ve kullanımı arasındaki dengesizlik sonucu ortaya çıksa da ortaya çıkma nedeninde çeşitli faktörler etkilidir. Bu faktörler, genetik, çevresel ve diyete bağlı faktörlerdir.

    Genetik faktörler

    Obezite ile ilgili yapılan genetik çalışmalarda, vücudun enerji kullanımı, iştah, yağın  vücudun belirli bölgelerine dağılımı, yağ hücre sayısı ve büyüklüğünün genlerle ilişkili olduğu gösterilmiştir.

    Çevresel Faktörler

    Günümüzde, limitsiz, kolaylıkla elde edilen, oldukça ucuz, lezzetli ve kalorisi yüksek besinler oldukça fazladır. Bu koşullara düşük fiziksel aktiveli yaşam da eklenince obezite ortaya çıkmaktadır.

    Diyete Bağlı Faktörler

    Gelişen besin endüstrisinde, tüketime hazır yiyeceklerin öğünlerde fazlaca yer alması, öğle yemeklerinde ev yemeği yerine dışarıdan tüketilmesi, ayak üstü yapılan atıştırmalar ve yağ oranı yüksek diyetlerin obeziteye yol açtığı görülmektedir.

    Obezitenin tedavisinde kullanılan yöntemler üç grupta değerlendirilerek bir yaşam planı oluşturulması gerekiyor. 

    1)Tıbbi Beslenme ve Egzersiz Tedavisi: Uygulanacak kişiye uygun kilo verme programları / diyetleri ve dengeli-düzenli beslenme ilkelerinin benimsenmesi tıbbi beslenmeyi desteklemektedir. Bunun yanı sıra yağ yakımına yardımcı olacak egzersizlerle birlikte obezite hastalığının önüne geçilebilir.

    2) Davranış Değişikliği Tedavisi: Davranış değişikliği tedavisi, fazla yemek alımına neden olan olumsuz düşünceleri olumlu hale getirme tedavisidir. Tedavi basamakları sırasıyla, kendi kendini gözlemleme, uyaran kontrolü, alternatif davranış geliştirme, kendi kendini ödüllendirme, bilişsel yeniden yapılandırma ve sosyal destek olarak belirlenmiştir.

    3)Cerrahi Tedavi: Obezitede cerrahi yaklaşım bariatrik ve rekonstrüktif cerrahi olmak üzere ikiye ayrılır. Bariatrik tedavide gastroplasti, gastrik bantlama, mide balonu gibi yöntemler kullanılırken rekonstrüktif cerrahide daha estetik amaçla ilerleyerek vücudun çeşitli bölgelerinde biriken yağ dokularının uzaklaştırılmasıdır