Günümüzde yaygın olarak karşılaşılan Otizm Spektrum Bozukluğu, “doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel farklılık” olarak tanımlanıyor. Otizmde genetik ve çevresel risk faktörlerinin araştırıldığını belirten uzmanlar, ileri baba yaşı, annenin hamilelikte geçirdiği enfeksiyonlar, hava kirliliği ve D vitamini eksikliğinin önemli faktörler arasında bulunduğuna dikkat çekiyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Can Tumba, Otizm Spektrum Bozukluğu hakkında bilgiler verdi.
Erken çocukluk çağında başlıyor…
Otizm spektrum bozukluklarının, çocukluk çağı nörogelişimsel bozuklukları içinde yer alan bir klinik tanı grubu olduğunu kaydeden Dr. Can Tumba, “Belirtileri erken çocukluk çağında başlamakta olup sosyal, iletişimsel alanda belirgin yetersizlikler ve sınırlı, tekrarlayıcı davranışlar ve ilgi alanları ile seyreden bir bozukluktur” dedi.
Otizmin son dönemde tanısının konma sıklığındaki artışın, risk faktörlerinin de araştırılma ihtiyacını arttırdığını kaydeden Dr. Can Tumba, temelde genetik ve çevresel risk faktörleri olarak iki büyük risk faktörü grubu ortaya konduğunu söyledi.
Yapılan çalışmalarda ailevi yatkınlığın otizm risk faktörleri içinde olduğunun bulunduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Can Tumba, “Benzer şekilde kromozomal bozuklukların, hücrenin bazı özgül işlevlerinde rol oynayan genlerdeki varyasyonların otizmle ilişkili olduğu bildirilmiştir. Son dönemde otizmin genetik nedenlerini aydınlatan çalışmalar büyük hızla ilerlemektedir. Genlerin otizmdeki rolünün proteinlerin beyinde ve farklı hücre tiplerinde etkileri daha net aydınlanınca daha iyi ortaya çıkacağı düşünülmektedir” dedi.
İleri baba yaşı, önemli bir risk faktörü
Otizmde ileri baba yaşının önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu kaydeden Dr. Can Tumba, şunları söyledi:
“Çevresel risk faktörleri göz önüne alındığında; bugüne kadar en çok üzerinde durulan konuların ileri baba yaşı, annenin hamilelikte geçirdiği enfeksiyonlar, hava kirliliği, böcek ilaçlarına maruz kalma, beslenme, D vitamini eksikliğidir. Yapılan tüm çalışmalar içinde en tutarlı veriler ileri baba yaşı ile ilgili elde edilmiştir. Hamilelikte geçirilen enfeksiyonlar ve doğum komplikasyonlarının da otizmle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Araştırmalara göre gerek hamilelik, gerekse erken çocukluk döneminde D vitamini eksikliği otizm sebepleri arasında yer almaktadır.”
Aşılar otizme neden olmaz
Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Can Tumba, aşılarla otizm arasında ilişki olduğu yolundaki iddiaları da hatırlatarak şunları söyledi:
“Burada önemli bir nokta aşılar ile otizm arasındaki ilişkidir. Pek çok yerde değinilen ve farklı spekülasyonlara konu olan bu durumla ilgili çok net bir şey söylenebilir ki aşılar kesinlikle otizme neden olmaz. Yine genetik yatkınlık ile çevresel etkiler ile ilişkiler de otizm oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Yukarıda sayılan tüm bu risk faktörlerine rağmen, otizm halen sebebi tam olarak anlaşılmamış olan ve pek çok noktada aydınlatılmayı bekleyen nörogelişimsel bir rahatsızlıktır.”
Türkiye pandemide bir yılı geride bırakırken, bahar aylarının da gelmesiyle tatil planları yapılmaya başlandı. Adaylarla işvereni bir araya getiren uygulama 24 Saatte İş’in yaptığı ankete göre çalışanların yüzde 90’ı bir tatile ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 61’i bu yaz bir tatil planı yapacağını belirtirken, yüzde 68’i ise tatile gidebilmek için talep edilebilecek aşı, test, ekstra belgeler gibi istenilen her şeyi yapabileceğini belirtti. Katılımcıların yüzde 72’si bu yaz turizm sektörünün canlanacağını düşündüğünü söylerken, yüzde 80’i ise turizmde istihdam oranının artması gerektiğini ifade etti.
Bahar ayına girmemizle birlikte tatil planları da yapılmaya başlandı. Pandeminin gölgesinde geçecek bir yaz daha bizi beklerken, alınan önlemlerle birlikte turizmin canlanmasını bekleyenlerin sayısı bir hayli fazla. Adaylarla işvereni bir araya getiren uygulama 24 Saatte İş’in yaptığı ankete göre çalışanların yüzde 90’ı bir tatile ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 61’i ise bu yaz bir tatil planı yapacağını belirtti.
Yüzde 57’si geçen yaz tatil yapmadı
Türkiye’de ilk vaka 2020’nin Mart ayında görüldü. Geçtiğimiz yaz pandeminin gölgesinde geçen ilk yaz oldu. Tatile gidenler olduğu kadar, alınan önlemlere karşı tatili riskli bularak yazı evinde geçirenler de oldu. Ankete katılanların yüzde 57’si geçen yıl tatil yapmadığını belirtirken, yüzde 43’ü tatile gittiğini ifade etti. “Tatile gitmeyi tehlikeli bulur musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 57’si evet yanıtını verirken, yüzde 43’ü herhangi bir tereddüt yaşamadığını belirtti.
Yüzde 80’i turizmde istihdam oranının artmasını istedi
Pandemiden en çok etkilenen sektörlerin başında turizm geldi. Dolayısıyla bu sektörde çalışanlar da etkilendi, birçok çalışan işsizlikle karşı karşıya kaldı. Ankete katılanların yüzde 72’si bu yaz turizmin canlanacağını düşündüğünü söyledi. Katılımcıların yüzde 81’i pandemide turizm sektöründe istihdam oranının azaldığını belirtirken, yüzde 80’i ise turizmde istihdam oranının artması gerektiğini ifade etti.
Hedef yerli turistlik
Tatil planı yapanların önceliği ise yurtiçi seyahat. Katılımcıların yüzde 64’ü yurtiçi tatili yapacağını ifade ederken, yüzde 36’sı yurtdışı planı yapabileceğini belirtti. Pandeminin Amerika’daki seyrinin tatil planlarında etkili olduğu görüldü. Yurtdışı tatili yapabileceğini söyleyenlerin yüzde 71’i Avrupa’yı tercih edeceğini belirtirken Amerika’yı tercih edebileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 29 oldu. “Gideceğiniz ülkedeki/şehirdeki salgın durumunu araştırır mısınız?” sorusuna katılımcıların yüzde 85’i “evet” yanıtını verdi.
Fiyat hala önemli
Her ne kadar hijyen ve kalabalık olmayan ortamlar tercihlerimizde ön plana çıksa da tatilde maddiyat da hala önemini koruyor. Ankete katılanların yüzde 54’ü tercih edeceği otelin öncelikle yerine ve fiyatına dikkat edeceğini belirtirken, yüzde 46’sı kalabalık olmamasına ve temiz olmasına dikkat edeceğini belirtti.
“Ne gerekirse yaparız” diyenlerin oranı yüzde 68
Pandemi şartlarında özellikle yer değiştirmek sıkı kontroller altında mümkün. Ancak bu durum tatilcileri caydıracak gibi görünmüyor. Tatile gidebilmek için aşı, test, ekstra belgeler gibi istenilen her şeyi yapar mısınız sorusuna katılımcıların yüzde 68’i evet yanıtını verdi.
Aşı pasaportu olumlu bulundu
Salgının gölgesinde tatil için yeni uygulamalar da gündemde. Avrupa Birliği, koronavirüs aşıları ve negatif test sonuçlarını da içine alacak olan aşı pasaportu için çalışmalarını sürdürüyor. Dünya Sağlık Örgütü ise, bu yaz için aşı pasaportunun belki kaçınılmaz olduğunu ama kendileri tarafından de zorunlu olarak önerilen bir durum olmadığını duyurdu. Katılımcıların yüzde 67’si aşı pasaportunun iyi bir uygulama olacağını düşünürken, yüzde 33’ü gerekli bir uygulama olarak görmedi.
“Turizmin sektörünün hareketlenmesi bekleniyor”
24 Saatte İş’in kurucularından Mert Yıldız, pandeminin en çok yeme-içme, turizm, perakende gibi sektörleri etkilediğini belirterek, şunları söyledi: “
“Normalleşme ve yaz aylarıyla birlikte turizm, yeme-içme, gayrimenkul ve perakende sektörünün yeniden hareketleneceği düşünüyoruz. Özellikle garson, barista, aşçı gibi meslek alanlarında iş artışı yaşanacağını öngörüyoruz. Yazın gelmesi ve aşının yaygınlaşmasıyla birlikte da turizm sektörünün hareketleneceği öngörülüyor. Bu sektörlerde hem çalışan arayışı, hem de iş talep artışı yaşanacaktır.”
“24 Saatte İş olarak hazırlıklarımıza başladık”
24 Saatte İş’in kurucularından Gizem Yasa, bu süreçte 24 Saatte İş olarak iş arayanların ve çalışan arayan şirketlerin yanında olacaklarını belirterek, “Özellikle yeme-içme, turizm gibi sektörler yeniden hareketlendiğinde hem eleman arayan şirketler, hem de iş arayanlar artacak ve bu noktada 24 Saatte İş’e çok iş düşecek. Bu konudaki hazırlıklarımıza başladık. Sektörel olarak yeni gelen adayları takip edip açılan sektörlere göre doğru eşleşmelerin olduğu durumları iki tarafa da hemen haber verebileceğimiz bir altyapıyı kurduk” dedi.
İnsanoğlu her zaman doğanın içinde kendine şifa kaynağı olacak doğal taşları incelemeyi keyifli bulduğundan olsa gerek; renkleri ve gizemli etkilerini keşfettikçe, doğal taşların birbirine çeşidi içinde yeni yolculuklar yapmaktan hiç vazgeçmemiştir.
Ginger cat lies on woman's hands. The fluffy pet comfortably settled to sleep or to play. Cute cozy background with place for text. Morning bedtime at home. Soft focus.
Pire ve kenelerin popülasyonu ve hareketlilikleri, mevsim normallerindeki değişiklikler nedeniyle artıyor. MSD Hayvan Sağlığı, bu artışın risklerini ortaya koymak için bilim insanlarını bir araya getirirken; hayvan sahipleri ve veteriner hekimlerin farkındalığını artırmak adına “Protect Our Future Too” (Bizim de Geleceğimizi Koruyun) projesini hayata geçirdi.
Proje kapsamında gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre; evcil hayvan sahiplerinin %92’si mevsim normallerindeki değişikliğin hayvanlar üzerindeki etkileri konusunda bilgi sahibi değil!
MSD Hayvan Sağlığı, Protect Our Future Too (Bizim de Geleceğimizi Koruyun) projesini Türkiye de dahil olmak üzere 30 Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkesinde başlattı. Kampanya, daha ılık sonbahar ve kışlar ile yıllık ortalamadaki daha yüksek sıcaklıklar gibi mevsim normallerindeki değişikliklerin evcil hayvanlar üzerindeki etkilerine ve risklere dikkat çekiyor.
Parazitler, hayvan davranışları, hastalıklar ve tek sağlık konusunda uzman bilim insanları proje kapsamında; bu ana konularda görüşlerini paylaştılar. Buna göre, mevsim normallerindeki değişikliklerin evcil hayvanlar üzerindeki etkilerinin başında pire ve kene gibi parazitler geliyor. Keneler daha ılık olan iklimlerde daha uzun süre hayatta kalabiliyor.
Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Aydın, parazitlerle ilgili olarak “Pek çok tür, bizzat kendisi parazit olmanın yanında çok sayıda bakteriyel, viral, paraziter, riketsiyal ve spiroketal patojeni bitki, hayvan ve insanlara nakleder. Pire ve kene gibi dış parazitler, taşıyıcılığın yanında alerji, felç ve toksikasyon oluşturarak da konaklarına zarar verir” dedi.
Prof. Dr. Aydın, mevsim koşullarındaki değişikliklerin evcil hayvanlar için ortaya çıkardığı riskler ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Dünya son 30 yılda 0,8 derece ısındı. Bu da dış parazitler ve taşıdığı hastalıkların yıl boyu görünebilmesine neden oluyor. Bu nedenle dış parazitlerle mücadele ve kontrol çalışmalarının yıl boyu yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.”
Her 10 kişiden 9’u mevsim normallerindeki değişimin oluşturduğu riskin farkında değil
Protect Our Future Too (Bizim de Geleceğimizi Koruyun) projesi kapsamında düzenlenen ankete göre, evcil hayvan sahiplerinin %92’si mevsim normallerindeki değişikliğin hayvanlar üzerindeki etkileri konusunda bilgi sahibi değil. Ankete katılan veteriner kliniklerinde çalışan sağlık profesyonellerinin %80’i Ekim-Mart arasındaki daha soğuk aylarda evcil hayvanlarda kene bulduklarını belirtirken, %64’ü keneler yıl boyunca görülebileceği için yıl boyu korumayı öneriyor.
Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ ise şu yorumda bulunuyor:
“Mevsim normallerindeki değişiklikler tüm ekosistem dengelerini hızla bozmaya devam ediyor. Ortalama sıcaklıkların artışı, yağmur mevsimleri ve miktarlarındaki değişimler, seller, fırtınalar dünyamızı giderek daha sık ve daha yoğun bir şekilde etkiliyor. Bu çerçevede hayvanların davranışları değişiyor, yeni hastalıklar ortaya çıkıyor ya da baskılanan enfeksiyonlar tekrar gündeme geliyor. Sıcaklıklar arttıkça fizyolojik faaliyetleri çevre sıcaklığına bağlı olan taşıyıcıların hastalıkları bulaştırma riskleri tüm mevsimlere ve yeni coğrafyalara yayılmış durumda. Evimizdeki dostlarımızı taşıyıcıların bulaştırdığı hastalıklardan yıl boyu korumak artık en önemli sorumluluklarımızdan biri haline geldi. Pire, kene ve kum sineklerinden yıl boyunca korunma yolları hakkında veteriner hekimlerden ayrıntılı bilgi alarak patili dostlarımızın sağlıkları için bu önemli adımı atmalıyız. Geciktiğimiz her gün enfeksiyon riskini arttıran önemli bir etken!”
Keneler evcil hayvanlar için doğrudan bir tehdit oluşturduğu için bu risklere karşı onları korumak önem taşıyor. Fakat ankete katılanların sadece %41’ı evcil hayvanlarını bütün yıl boyunca parazitlere karşı koruyor. Türkiye’de ise ankete katılanların %82’si evcil hayvanlarını pire/keneye karşı sadece ilkbahar ve yaz döneminde koruduğunu belirtiyor.
Özellikle sonbahar ve kış aylarında olmak üzere tüm yıl boyunca hava sıcaklıklarında yaşanan artışlar nedeniyle evcil hayvanlar için korumayı gerektiren parazit riskinin yıl boyunca değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken MSD Hayvan Sağlığı Evcil Hayvan İş Birimi Müdürü Filiz Nasiri Işık, “Mevsim normallerinde yaşadığımız değişimin sonuçları, yeryüzündeki tüm canlıların günlük hayatını ve yaşam koşullarını etkiliyor. Bunlardan bir tanesi de parazitlerin evcil hayvanlarımız için oluşturduğu riskin artması. Öncelikle bu konudaki farkındalığı artırmalı ve evcil hayvanlarımızın sağlığı ve refahı için onları parazitlere karşı tüm mevsimlerde korumak üzere harekete geçmeliyiz. MSD Hayvan Sağlığı olarak evcil hayvanların sağlığını parazit risklerine karşı yılın 12 ayı korumak için yenilikçi çözümler sunuyoruz. Hayvan sahiplerini ve patili dostlarımızın sağlığını hayata geçirdiğimiz bu tarz farkındalık kampanyaları ve sunduğumuz kapsayıcı çözümler ile desteklemeye devam edeceğiz.” dedi.
Daha fazla bilgi için veteriner hekiminize başvurabilir ve protectourfuturetoo.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.
MSD Hayvan Sağlığı Hakkında
Dünyada önde gelen biyofarmasötik şirketi olan MSD bir asırdan uzun bir süredir, pek çok zorlu hastalıklara karşı ilaç ve aşı geliştirerek yaşam için keşfediyor. MSD Hayvan Sağlığı ise, Kenilworth, N.J., ABD merkezli Merck & Co., Inc. Şirketinin global hayvan sağlığı birimidir. MSD“Daha Sağlıklı Hayvanlar İçin Bilim®” vizyonu doğrultusunda hayvanları iyileştirmek ve daha sağlıklı olmalarını sağlamak üzere çalışmakta; veteriner hekimler, çiftçiler, evcil havyan sahipleri ve hükümetlere, veterinerlik ürünleri, aşılar ve sağlık yönetim çözümlerinin yanı sıra, dijital kimlik ve izleme ürünleri gibi hizmetlerden oluşan geniş bir portföyde hizmet sunmaktadır. Hayvanların sağlığını, refahını ve performansını korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan MSD Hayvan Sağlığı, dinamik ve kapsamlı Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra modern ve küresel tedarik zincirine de büyük yatırımlar yapmaktadır. 50’den fazla ülkede faaliyet gösteren şirketin ürünleri yaklaşık 150 pazarda satılmaktadır.
30 yıldan uzun bir süre boyunca, Türkiye’deki operasyonlarına devam eden MSD Hayvan Sağlığı, 2017 yılında Vilsan Veteriner İlaçları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi satın alarak hayvan sağlığını geliştirmeye yönelik taahhüdünü daha da ileriye taşımıştır. Bu satın alma ile birlikte genişleyen ürün portföyü, üretim kapasitesi ve özverili ekibiyle Türkiye’deki kanatlı, ruminant ve evcil hayvan sektörüne hizmet etmeye devam etmektedir.
Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, katıldığı bir televizyon programında yaz tatilinin başlayacağı tarihle ilgili bilgi verdi. Selçuk, “Okullarımız seminer dönemi dahil 2 Temmuz’da bitiyor. Bu sefer öğrencilerimizi 2 Temmuz’a kadar okulda tutmak gibi çalışmamız var. Ara tatil yok, karneleri 2 Temmuz’da verilecek” dedi.
CNN Türk ekranlarından yayınlanan Tarafsız Bölge programına konuk olan Mili Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, gazeteci Ahmet Hakan, Dicle Canova ve Murat Çelik’in sorularını yanıtladı.
“OKULLARIMIZ 2 TEMMUZ’DA BİTİYOR”
Bakanı Ziya Selçuk, kademeli normalleşme ile geçtiğimiz hafta okulların açılmasının ardından yaz tatilinin ne zaman başlayacağı konusu hakkında açıklamada bulundu. Selçuk, “Bizim okullarımız seminer dönemi dahil 2 Temmuz’da bitiyor. Bu sefer öğrencilerimizi 2 Temmuz’a kadar okulda tutmak gibi çalışmamız var. Ara tatil yok. Eğitim takvimi 2 Temmuz’a kadar sürecek, karneler de bu tarihte verilecek.” ifadelerini kullandı.
“ÖĞRENCİLERİN SINAVLA İLGİLİ İPTAL İSTEMİ YOK”
Bakan Selçuk öte yandan programda yüz yüze sınavlarla ilgili yaşanan süreci aktardı. Selçuk, konuşmasında şunları kaydetti: “Gençler haklıdır. Biz gençler bir tepkide bulunduğunda onu suçlamak değil anlamakla meşgul insanlarız. Biz bağımsız araştırma grubuna yaptırdığımız çalışmada öğrencilerin %77’lerin bu sınavla ilgili bir iptal istemi yok. Ailelerin de öğretmenlerin de muhakkak sınava girmeliler görüşü var. Bizim lise öğrencilerimizin %40’ndan fazlası bu sınava 1. dönem girdi. Bizim bir denge tutturmamız gerekiyor. Ben yüz yüze olsaydı daha yüksek alırdım. Benim notum düşük oldu, haksızlık oldu gibi yaşadığımız problemler var. Şuanda ilkokullar devam ediyor mu ediyor. Eğer biz tamamen her şeyi durdurursak, EBA’da %90’nın üzerinde bir geri çekilme oluyor. Niye çalışayım noktasına geliyorlar. 9’da hiç ders görmeyen çocuk 10. sınıfta bir şey yapamaz.”
SALGIN EŞİTSİZLİĞİ AZALTTI
Salgının eğitim üzerindeki eşitsizliği azalttığının altını çizen Ziya Selçuk, “740 bin bilgisayarı dağıttık. Bir taraftan da şunu yapıyoruz yürüyüş mesafesinde EBA destek merkezi kurduk. EBA’ya giren herkes 8 GB’tan faydalanıyor.” ifadesinde bulundu.
Usta oyuncu Rasim Öztekin geçirdiği kalp krizi sonrası tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Tiyatro ve sinemanın usta oyuncusu Öztekin evinde geçirdiği kalp krizi sonrası eşinin ilk müdahalesi sonrası hastaneye kaldırılmış. Durumunu ağırlaşması üzerine Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınmıştı. Siyami Ersek Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Cevdet Uğur Kocaoğulları öğlen saatlerinde usta oyuncunu son durumuna ilişkin verdiği bilgide hayati tehlikesinin devam ettiğini belirtmişti. Açıklama sonrası ilerleyen saatlerde sanatçı Rasim Öztekin, kalp rahatsızlığı sonrası kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
BAKAN KOCA’DAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, üzücü haberi sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu:
“Dizi, tiyatro ve sinema oyuncusu Rasim Öztekin, geçirdiği kalp rahatsızlığından sonra, Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanemizde yapılan bütün müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Televizyon olan her evde aileden biriydi. Başımız sağ olsun.”
OYUNCU ARKADAŞLARI HASTANEYE AKIN ETTİ
Bu arada, Öztekin’in ölüm haberini alan oyuncu arkadaşları hastaneye geldi. Hastane önünde bekleyen basın mensuplarına açıklama yapan oyuncular Hacı Ali Konuk ile Deniz Oral, “Bizim ağabeyimizdi. Kalpte sorunu vardı ama çok umutluyduk. Durumu iyiydi ama iki kere de kalbi durmuş geldiğinde. Allah rahmet eylesin. Sözün bittiği yer aslında. Çok keyifli günlerimiz geçti sette. Baba diyorduk, 10 yılımız geçti beraber. Bir ustamızı kaybettik. Herkesin başı sağ olsun. Setteyken hiç bir şeyi yoktu. Yaşamı, gezmeyi çok seviyordu. Onu çok seviyorduk, sevmeye de devam edeceğiz.” dediler.
RASİM ÖZTEKİN KİMDİR?
Türk sinema, tiyatro ve dizi projelerinde sayısız eserde rol alan usta oyuncu Rasim Öztekin 14 Ocak 1959’da dünyaya gelmişti.
Kendisi gibi oyuncu Pelin Öztekin’in babası olan Öztekin İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulundan mezun olmuştu. Sanatçı, sahne yaşamında ilk deneyimlerini İstanbul Akademik Sanatçılar Topluluğu ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi ve Nöbetçi Tiyatro’da amatör çalışmalarla edinmişti. Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular topluluğunda profesyonel tiyatro sanatçılığına başlamıştı. 2016 yılında Kel Hasan Efendi’nin kavuğu, Ferhan Şensoy tarafından kendisine devredilmişti. 20 Eylül 2020 tarihinde ise kavuğu Şevket Çoruh’a devretmişti.
1992-1995 yılları arasında televizyonlarda şov programları yapmıştı. 1994 yılında Gani Müjde ve Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı “2071’de Türkiye” adlı müzikali sahneye koyup oynamıştı. Tiyatronun yanı sıra, sinema ve dizi filmlerde de rol almıştı. TRT’ye program metin yazarlığı ve bir dönem Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştı.
Sinemada Pardon, Şans Kapıyı Kırınca, GORA, Düğün Dernek, Kabadayı ve Tersine Dünya gibi yapımlarda yer almıştı.
Fonksiyonel ve sağlam yapısıyla yürüyüşlerin vazgeçilmezi olan Lumberjack Sport 2021 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu, sezon trendlerini yansıtan modellerle dikkat çekiyor. Siyah ve beyaz renklerin öne çıktığı sportif modeller, bahar dönemlerinde çokça tercih edilen kanvas pantolonlar, sweatler ve gömleklerin tamamlayıcı parçası haline geliyor.
Renkli bağcık detaylarıyla hareketlenen Lumberjack Sport Erkek Koleksiyonu, güçlü ve dayanıklı adımlara sahip erkeklerin gözdesi olarak koleksiyonda yerini alıyor.
Modern detaylarıyla öne çıkan Lumberjack Sport Kadın Koleksiyonu, modayı yakından takip eden kadınlara birçok model sunuyor. Esnek taban özellikleri ve ayağı kavrayan yapılarıyla günün her anında ve her ortamda rahatlık sunan koleksiyon tarzından ödün vermeden hem şık hem konforlu olmak isteyenlerin tercihi oluyor. Klasik renkleriyle dikkat çeken spor modeller, bahar aylarının vazgeçilmez parçaları olan gömlek, pantolon, ceket ve elbise kombinlerine en şık haliyle eşlik ediyor.
Çocukların günlük aktivitelerine eşlik edecek sneakerlar ise cırt cırt detayları ile kullanım kolaylığı sağlıyor. Uçuşan etekler, baskılı t-shirtler, rengârenk yağmurluklar, chino ve jean pantolonlarla kolaylıkla kombinlenebilecek sevimli Lumberjack Sport Çocuk Koleksiyonu, küçük hanımları ve beyleri bekliyor.
Yeni kontrollü normalleşme süreciyle birlikte düşük ve orta riskli illerde hizmet vermeye başlayan kafe ve restoranlar ile pandemi nedeniyle yatırımlarını erteleyen yatırımcılar, soğuk havalarda işletmelerinde ki konfor şartlarını sağlayabilmek için hızlı uygulanabilen, tasarruflu ve ilk yatırım maliyeti açısından da avantaj sağlayan radyant ısıtıcılara yöneldi.
Radyant ısıtıcı satışlarında yüzde 20 artış bekleniyor
Kafe ve restoranların ısıtmasında yaygın olarak kullanılan radyant ısıtıcıların satışında önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artış beklediklerini belirten Çukurova Isı Pazarlama Müdürü Osman ÜNLÜ, bu artışta yeni kontrollü normalleşme süreci ile birlikte ertelenen yatırımların hayata geçirilmesinin de etkili olacağını ifade etti. ÜNLÜ, sözlerine şöyle devam etti: “Yatırımcı ve işletmeciler, sistem seçimi yaparken işletmede ki konfor şartlarının yanı sıra ilk yatırım avantajı, tasarruf, hızlı projelendirme ve uygulama arayışı içinde oluyor. Kafe ve restoranların ısıtmasında bu kriterlerin tamamını sağlamak ise ancak “GOLDSUN Isıtıcı”lar ile mümkün oluyor.
Ücretsiz keşif ve projelendirme hizmeti
Çukurova Isı olarak güçlü mühendislik altyapımızla sunduğumuz ücretsiz keşif ve projelendirme hizmeti ile iş ortaklarımızın işletmeleri için en doğru sistem seçimi yapmalarını sağlıyoruz. Kısacası projelendirmeden devreye alma sürecine kadar oldukça kapsamlı olan bir hizmeti bir hafta gibi kısa bir sürede verebiliyoruz.
Estetik ve dekorasyona uygun çözümler
Pratik bir şekilde uygulanabilen ısıtma teknolojilerimiz ile işletmelere; tasarruf ve konforun yanı sıra hem iç mekânlarda hem de dış mekânlarda estetik ve dekorasyona uygun çözümler sunuyoruz.
Ücretsiz olarak sunduğumuz keşif ve projelendirme çalışmaları kapsamında kafe ve restoranların ısıtmasında kullanılacak cihazların seçimini yaparken öncelikli kriterimiz mekânın mimarisi oluyor. İşletmenin sahip olduğu açık ve kapalı alanları ayrı ayrı değerlendiriyoruz. Kafe ve restoranların kapalı alanlarında havayı ısıtabilmek için hem “radyant ısıtıcılar” ( borulu radyant veya seramik plakalı radyant ) hem de “sıcak hava üreticileri”kullanıyoruz. Ancak kapalı alanlar için öncelikli tercihimiz Silversun markalı “sıcak hava üreticisi” oluyor; çünkü radyant ısıtıcılar önce cisimleri sonra dolaylı olarak havayı ısıttığı için ısıtıcı kullanılan kafe ve restoranlarda ortam istenilen sıcaklığa geldiğinde, radyant şemsiyesinin içinde kalan insanlar havayı çok daha sıcak hissederken, şemsiyenin dışında kalanlar set edilen sıcaklık değerini hissediyorlar.
Ortamda ki ısı, homojen olarak dağılmadığı için konfor sağlanamıyor; ancak sıcak hava üreticisi, doğrudan havayı ısıttığı için çok daha konforlu bir ortam sağlıyor ve uygulama yapılan mekânın her yerinde aynı sıcaklık hissediliyor.Açık alanlarda ise mekânın yapısına göre yani yükseklik, masa yerleşim planı, mahalin rüzgâr durumu, mekânın üstünde açılıp kapanan tente ya da sabit bir tavan olması veya olmaması durumu gibi detaylara göre proje hazırlamak gerekiyor. Açık alanlarda borulu radyant sistemler, seramik plakalı radyant sistemler veya yüksek yoğunluklu elektrikli infrared ürünler ile ısıtma yapıyoruz” dedi.
Yüzde 40’a varan enerji tasarrufu
Kafe ve restoranların ısıtmasında kullanılan elektrikli ve doğalgazlı “radyant ısıtıcılar” ( borulu radyant veya seramik plakalı radyant ) ile “sıcak hava üreticileri”nin işletme giderleri açısından sunduğu avantajlara da değinen ÜNLÜ : “Goldsun markalı elektrikli ve doğalgazlı ısıtıcılarımız, muadillerine göre yüzde 40’a varan enerji tasarrufu sağlayarak, işletme giderleri açısından avantaj sağlıyor ve sistem 1 – 2 yıl kadar kısa sürede kendini amorti ediyor.
Yüzde 105’lere varan oranlarda yüksek yanma verimi
Kafe ve restoranlarda özellikle iç mekânlarda kullanılan sıcak hava üreticileri ise yüzde 105’lere varan oranlarda yüksek yanma verimi sağlayarak, klasik sistemlere göre yüzde 30 – 65’lere varan oranda enerji tasarrufu sağlıyor ve sistem 1 – 2 yıl kadar kısa sürede kendini amorti ediyor” dedi.
Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nden, Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde pandemi sürecinde kadın olmayı ve bu dönemin kadınlar üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Pandemi travmatik bir hal aldı
Pandemi sürecinin hayatın doğal akışını bozduğunu aktaran Selvinaz Çınar Parlak, insanların yaşamlarını büyük oranda evlerinde sürdürmek durumunda kaldığını hatırlattı. Bu süreçte aile sisteminin doğal akışının da bozulduğunu söyleyen Selvinaz Çınar Parlak, “Aileler üzerindeki hem psikolojik hem de fiziksel yük artarak strese neden olmaktadır ve bu uzun süreli stres oldukça ciddi travmatik bir süreç haline gelebilmektedir” dedi.
Günlük yaşamın yükü kadınlarda kaldı
Aile sisteminde “bakım verme” rolünün daha çok kadına atfedildiğini anlatan Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, özellikle ataerkil toplumlarda ailenin bakım vereninin anne olduğunu söyledi. Kadınların yeterince desteklendiklerinde bakım veren rolünde oldukça olumlu deneyimler ve güçlü duygular yaşayabildiğini belirten Selvinaz Çınar Parlak, şöyle devam etti: “Ancak pandemi sürecinde aileler sosyal izolasyon ve desteğin azalması, meslek hayatının olumsuz etkilenmesi, maddi sıkıntılar gibi birçok güçlükle karşı karşıya kaldılar. Çocukların eğitimlerinin aksaması, yaşam tarzı ve alışkanlıklarının büyük ölçüde değişmesi, pek çok ek sorumluluk ve yükleri beraberinde getirdi. Günlük yaşamı organize etmekteki zorluk ve yüklerin, büyük oranda kadınlar ve annelerde kaldığını görmekteyiz.”
Kadının yaşadığı travma aileyi etkiler
Taşıyabileceğinden fazla sorumluluk ile karşı karşıya kalmanın kadınların kaygı düzeylerini artırdığını aktaran Selvinaz Çınar Parlak, bu süreçte çiftlerin iletişiminin ve sorumlulukları eşit paylaşmalarının her zamankinden daha da önemli bir hale geldiğini söyledi.
Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, şu uyarılarda bulundu: “Kadınlara yüklenen fazla sorumluluklar kaygı düzeyini arttırmakta, strese yol açmakta ve uzun süreli kronik stres ve kaygı hali de psikolojik sorunlara dönüşebilmektedir. Tükenmişlik sendromu, depresyon ve kaygı bozuklukları uzun süreli ve kronik stres sonucu ortaya çıkabilmektedir. Bu süreçte kadınların yüklerinin arttığı ve stres yaşadıkları evlerde pandemi, travmatik bir sürece dönüşmektedir ve kadının yaşadığı travma etkisi tüm aileyi kaçınılmaz olarak etkileyecektir.”
Toplumsal radyoaktivite yaşanabilir
Pandemi koşullarının aile üzerinde yarattığı stresin aile içi iletişimi bozduğunu ifade eden Selvinaz Çınar Parlak, ebeveynlerin psikolojik sağlığının da olumsuz etkilendiğini dile getirdi. Bu durumun aile sistemini olumsuz etkileyecek kalıcı sorunlara yol açabildiğini anlatan Selvinaz Çınar Parlak, şöyle devam etti:
“Pandemi sürecinde aile içi şiddetin arttığını, çocuklarda istismar oranlarında artış olduğu ve boşanma oranlarının da hızla artışa geçtiği bildirilmektedir. Anne ruhsal açıdan kötüleştiğinde çocuklara gereken duygusal desteği veremeyecektir, bu zorlu süreçte duygusal destek alamamış çocuklar da travmatize olacaktır. Aile sisteminde özellikle bakım veren anne ya da baba psikolojik olarak hastalandığında diğer aile üyeleri de bu durumdan olumsuz etkilenmekte ve uzun süreli kronik sorunlara yol açabilmektedir. Böylece toplumsal ruh sağlığı da olumsuz etkilenmektedir. Bu durumları Yolanda Gampel, 2009 yılında “radyoaktivite” kavramı ile adlandırmıştır.”
Zorlu koşulların travmaları nesiller boyu sürebilir
Annenin yaşadığı stres ve travmatik izlerin çocuğun da ruhsallığında derin yaralara yol açtığını aktaran Selvinaz Çınar Parlak, savaş dönemlerinde ve zorlu koşullarda yaşanan travmaların bıraktığı izlerin nesiller boyu etkili olabildiğini söyledi.
Radyoaktivite kavramının, aile içinde yaşanan travmanın bulaşma ve yayılma gücünü ifade ettiğini söyleyen Selvinaz Çınar Parlak, “Bir anne ruhsal sorunlar yaşadığında çocukları da etkilenir ve bir aile travmatize oluyorsa bundan nesiller boyu kuşaklar etkilenebilir, aynı zamanda toplumsal sorunlara yol açar. Toplumsal ruh sağlığımızı korumak ve sağlıklı çocuklar yetiştirmek için kadınları ve anneleri güçlendirmek önceliğimiz olmalıdır. Annenin ruh sağlığı son derece önemlidir ve mutlaka dikkate alınmalıdır” dedi.
Çocukların bakımı eşit oranda paylaşılmalı
Çocuklara bakım verme yükünün ebeveynlerce eşit oranda paylaşılması gerektiğini ifade eden Selvinaz Çınar Parlak, kadınlara, kendilerine kişisel zaman ayırabilmeleri konusunda destek olunması gerektiğini de söyledi. Selvinaz Çınar Parlak diğer önerilerini şöyle sıraladı: “Bakım yüklerinin ve ev içi sorumlulukların paylaşılmasına olanak sağlanmalıdır, aile bir bütün olarak sorumlulukları paylaşmalıdır. Pandeminin yarattığı olumsuz durumlarda sosyal destek alabileceği kamu kurum ve kuruluşlardan yardım talep etmelidirler. Aileler, çocuklar ve kadınlar için sosyal hizmet olanakları daha aktif hale gelmelidir. Kadınların ev ve aile içi sorumlukları ile artan yükleri konusunda destek alabilecekleri hizmet olanakları ve yararlanabilecekleri kamu hizmetleri oluşturulmalıdır.”
Kadınlara yeni toplumsal sistemler gerekiyor
Annelik ve babalık işlevlerinin de iyi yapılandırılması gerektiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, kadınların ve çocukların fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması kadar ruhsal ihtiyaçlarının karşılanmasının da önemli olduğunu dile getirerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu süreçte babaların, çocuklarının ruhsal süreçleri hakkında ciddiyetle bilgilendirilmesi ve süreci destekleme çalışmalarına katılımı için destekleyici çalışmaların yapılması gerekmektedir. Kadınların güçlendirilmesi ailenin sağlığı açısından çok derece önemlidir. Yardıma ihtiyaç duyan kadınların taleplerini karşılayacak toplumsal sistemler gereklidir. Ailelerin farkındalığı için psikoeğitimler ve psikolojik destek mekanizmaları gerekmektedir. Stres altında olan tüm kadınlar ertelemeden psikolojik destek hizmetlerinden yararlanmalıdır.”
Cemiyet hayatının başarılı iş kadınları, koronavirüse karşı glutatyon takviyesi yaptırdılar.Aras Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif İnci Aras ile cemiyet hayatının başarılı iş kadını Zeynep Toker, Nişantaşı’nda Op.Dr.Serhat Tuncer’in Step Estetik kliniğinde bir araya geldi.
İki arkadaş klinikte bağışıklıklarını yükseltmek amacıyla glutatyon takviyesi yaptırdı.Tüm önlemleri alarak çalışmalarına devam ettiğini belirten Elif İnci Aras, “Zaman zaman yoğun çalışma temposu nedeniyle bağışıklığımız düşebiliyor. O noktada bu şekilde takviyeler alıyoruz , glatatyon, bağışıklığı yükseltmek amacıyla güzel bir yöntem ” dedi.
Op.Dr.Serhat Tuncer ” Glutatyon vücudumuzda sağlıklı kalmak ve hastalıktan korunmak için en önemli moleküllerden biridir. Yaşlanma, kanser, kalp damar hastalıkları, bunama (demans) ve başka birçok kronik/dejeneratif hastalığın önlenmesinde temel öneme sahip olan glutatyon üç yapı taşından oluşur, bunlar sistein, glisin ve glutamin aminoasitleridir. Glutatyon, hücrelerin enerji santralleri olan mitokondrilerin sağlıklı bir şekilde çalışması için gereklidir. Aynı zamanda vücudumuzdaki en önemli antioksidan moleküldür ve vücutta oluşan zararlı oksidan moleküllerin detoksifiye edilmesinde kullanılır. Sağlıklı kalmak, performansınızı artırmak, hastalıkları önlemek ve yaşlanmanın etkilerinden korunmak, bağışıklık işlevi ve enflamasyonun kontrolü için glutatyon düzeyleri yüksek tutulmalıdır.