Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 98

    Ticareti Sırtlayan Kadınlar

    0
    Ticareti Sırtlayan Kadınlar

    Türkiye’de kadın çalışanların oranının yüzde 3’te kaldığı lojistik ve liman işletmeciliğinde yüzde 15 gibi yüksek bir oranı yakalayan DP World Yarımca, global ölçekte yürütülen ‘kadın liderlik’ programına da yönetici yetiştiren beş ülkeden biri oldu

    Dünya çapında 61 ülkede 53.360 çalışanı ile uçtan uca lojistik ve akıllı tedarik zinciri yönetimi yapan DP World, yılın 365 günü kadınların iş dünyasındaki yerini daha güçlü kılmak için çalışıyor. Türkiye’de Kadın çalışanların yüzde 3 gibi düşük bir oranda kaldığı lojistik ve liman işletmeciliğinde DP World Yarımca Türkiye’de yüzde 15, DP World ise dünya genelinde yüzde 8.9 gibi yüksek bir oran yakalayarak kapsayıcılığı ve çeşitliliği teşvik eden girişimlere ve programlara imza atıyor. 

    Türkiye’den kadın liderler yetişiyor

    Geçtiğimiz yıl “Kadın Liderlik” programı başlatan firma, yetenekli kadın çalışanların kariyer hedeflerine ulaşmasını sağlıyor. Liderlik Programı kapsamında Avrupa’da 17 kadın çalışan bu sisteme dahil edildi. Bu 17 kadından biri de Türkiye’den seçildi. 2021 yılında da bu programın bir sonraki aşaması olan ‘Kıdemli Kadın Liderliği’ programı devreye alınacak. 

    Sektör ortalamasının çok üstündeyiz

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel açıklamalarda bulunan DP World Yarımca CEO’su Kris Adams, “Türkiye ekonomisi ve aynı zamanda toplumun gelişmesi açısından, iş dünyasında her gün daha fazla aktif rol alan kadınların olması çok büyük önem taşıyor. DP World’ün küresel bazda ve DP World Yarımca olarak kadın çalışan sayısını arttırmak için yapılanlardan gurur duyuyorum. Çünkü ortalaması yüzde 3 kadın çalışan olan bir sektörde, istikrarlı bir şekilde yüzde 15’in üstünde bir katılım sağladık. Ama burada durmayacağız. Kadın çalışanlarımızın sayısını artırırken bir yandan da daha üst pozisyonlara yükseltmeyi başaracağız” dedi. 

    MentorHer programı var

    DP World, tüm bu adımların dışında bir Kadın Mirası Programı başlattı. Program kapsamında Kadın Konseyi, Kadın Network Grupları ve MentorHer Programı adlı projeler de yürütülüyor. 2019 yılında şirketin üst düzey yöneticilerinin de katıldığı bir Kadın Konseyi kuran DP World, kadınların şirket içinde yükselişini de güçlendirmek için çalışıyor. Kurulan Kadın Network Gruplarında ise 12 network ve 35 farklı aktiviteye imza atıldı. Ayrıca 2018’de başlayan MentorHer programı kapsamında geçtiğimiz yıl 112 kadına eğitim verildi.

    Param Kadın Girişimcilerin Yanında!

    0
    Param Kadın Girişimcilerin Yanında!

    Ödeme hizmetleri sektörüne öncülük eden Param, geliştirdiği ürün ve çözümlerle kadınların iş hayatına katılımını destekliyor. Mikro işletmelerin sosyal medya hesaplarını bir online satış mağazasına dönüştüren ve kadınların el emeği ürünlerini sattıktan sonra ödemeleri hızlı ve kolay şekilde almasına olanak sağlayan ParamTIK’ta kadın kullanıcı oranı son 2 yılda yüzde 100’ün üzerinde arttı. ParamKredi’de ise 8 Mart haftasına özel faiz oranları yüzde 50 indiriliyor.

    Yenilikçi ürünleriyle ödeme hizmetleri sektörünün öncüsü olan, Türkiye’nin ilk dijital bankası olmaya aday markası Param, e-ticarette geliştirdiği ürün ve çözümlerle kadın emeğini desteklemeye devam ediyor. Oluşturulan link sayesinde hiçbir sanal POS entegrasyonuna gerek olmadan ödeme alınabilmesini sağlayan ParamTIK ile kadınlar el emeğiyle ürettikleri ürünleri satışa sunduktan sonra ödemelerini hızlı ve kolay bir şekilde alıyor.  ParamTIK kadın kullanıcı oranı da giderek yükseliyor. 2018 yılında ParamTIK kullanan kadın kullanıcı oranı yüzde 18 iken, 2020 yılında bu oran yüzde 37 seviyesine ulaştı.Türkiye’nin ilk dijital kredisi ParamKredi’de ise 8 Mart haftasında faiz oranları kadınlara özel yüzde 50 iniyor.

    “YILIN 365 GÜNÜ KADINLARIN İŞ HAYATINA KATILIMINA KATKIDA BULUNUYORUZ”

    Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Param Kurucusu Emin Can Yılmaz, şunları söyledi: “Finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren bir şirket olarak toplumsal cinsiyet eşitliğinde kadın bakış açısına odaklanıyor ve kadın çalışan istihdamının artırılmasına önem veriyoruz. 204 kişiden oluşan organizasyonel kadromuzun 124’ü kadınlardan oluşuyor. Yönetim seviyesinde çalışan sayımız 66 iken 34 yöneticimizin kadın olmasından gurur duyuyoruz. Sadece 8 Mart’ta değil yılın 365 günü geliştirdiğimiz ürün ve çözümlerle daha fazla kadın girişimciye ulaşıyoruz ve kadınların iş hayatına katılımını artırmaya katkıda bulunuyoruz.”

    8 Mart’ta Nevşehir’de Uçuş Başlıyor!

    0

    Eğlence ve sporu bir araya getiren, sosyalleşirken bağışıklığı güçlendiren, tüm dünyada kabul görmüş sağlıklı etkinliklerin başında gelen trambolinleri Türkiye’de konsept park olarak hayata geçiren Flyzone, üçüncü şubesiyle 8 Mart’ta Nevşehir Nissara AVM’de kapılarını açıyor. 

    Mall of İstanbul’da 2019 yılında Türkiye’nin en büyük trambolin parkı olarak hayata geçirilen Flyzone Türkiye, 2020 yılında Taksim Demirören’de kapılarını açtı. 8 Mart’ta Nevşehir Nissara AVM’de kapılarını açacak olan Flyzone, yıl sonuna kadar şube sayısını 5’e çıkaracak. Covid-19 için tüm önlemlerin alındığı Flyzone Nissara, yüzde 50 kapasite ile çalışacak. Randevu sistemi ile ziyaretçi kabul edecek olan Flyzone Nissara, tüm koruma önlemlerini alarak “Yeni Normalleşme” sürecinin en eğlenceli aktivite merkezlerinden biri olmaya aday. 

    “20 dakika zıplama 1 saat yürüyüşe eş değer”

    1000 metrekarelik alanda kurulu heyecanlı parkurlarla hem spor yaptıran hem de eğlendiren Flyzone Nissara’da görevli antrenörler eşliğinde doğru spor yapma imkanı da sunuluyor. Trambolinde zıplamanın faydaları saymakla bitmiyor. Hem bir grup aktivitesi olarak da sosyalleşmeye olanak sağlayan trambolinde zıplamak, metbolizmayı hızlandırırken kilo vermeyi kolaylaştırıyor ve 20 dakikalık zıplama 1 saat yürüyüşe eş değer tutuluyor. Stresi azalttığı da kanıtlanan trambolinlerin, ruhsal dengede büyük ölçüde olumlu etkisi olduğu da söyleniyor. 

     “Yeni nesil aktivite merkeziyiz”        

    Flyzone Türkiye markasıyla, trambolinde spor yapmayı alışkanlık edinilmesini sağlamayı hedeflediklerini söyleyen Avrupa Eğlence Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Becer  “Biz hem sosyalleşme, hem eğlence hem de spor merkeziyiz. Bu sebeple 2 yılı aşkın bir sürede bir fan kulübümüz oluştu” diye konuştu. Flyzone Nissara ile Anadolu yatırımlarına start verdiklerini ve devam edeceklerini kaydeden Ramazan Becer, “Parklarımızda, her zorlukta parkurlarımız mevcut. Pandemi süreci içinde tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Bu süreci müşterilerimizin sağlıklı geçirmesi için her türlü önlemi aldık. İstanbul’un dışına markalarımızı taşımaya devam edeceğiz. Nevşehir’deki parkımız için çok heyecanlıyız” dedi. Pandemi dönemini avantaja çevirdiklerini ve o dönemde toplamda 30 milyon TL’lik yatırımla, Flyzone Türkiye’nin şube sayısını 5’e çıkardıklarını kaydeden Becer, “Bu sürede inşaatlarımız devam etti. Nevşehir dışında yine önümüzdeki ay İstanbul Torium ve Lens İstanbul şubemizi de açarak, Flyzone Türkiye’yi 5 şubeye çıkarmış olacağız.” dedi

    “6 yaşından itibaren herkes trambolinde zıplayabilir”

    Flyzone’a 4-13 yaş arasındaki misafirlerin ebeveynleri ile giriş yapabildiklerini belirten Becer, “70 yaşında bile misafirlerimiz geliyor. Antrenörlerimizin gözetiminde unutulmaz anlar geçiriyorlar” diye konuştu. Tüm sağlık birimlerinin trambolinin faydalarından bahsettiğine dikkat çeken Becer, “6 yaşından itibaren tüm ziyaretçilerimiz trambolinde zıplayabiliyor, zıplarken de sağlıklı bir spor aktivitesini gerçekleştirmiş oluyor” dedi. 

    Güvenli Nefes Alanı, Restoran ve Kafelerde Bulaş Riskini Azaltıyor

    0
    Güvenli Nefes Alanı, Restoran ve Kafelerde Bulaş Riskini Azaltıyor

    Pandemi sürecinde, kontrollü normalleşme kararlarının açıklanmasıyla birlikte “çok yüksek riskli” iller dışında ülke genelinde restoran ve kafeler yüzde 50 kapasiteyle faaliyetlerine başlıyor. Bir şeyler yemek – içmek için gidilen restoran ve kafelerin, evlerimizden sonra en çok maskesiz zaman geçireceğimiz mekanlar olduğunu söyleyen Froumann Yönetim Kurulu Başkanı Burak Yakupoğlu, “ortam havasının EPA kriterlerinde tutulması, virüslerden korunmada kilit rol oynuyor” dedi.

    Pandemi sürecinde, kontrollü normalleşme kararlarının açıklanmasıyla birlikte “çok yüksek riskli” iller dışında ülke genelinde restoran ve kafeler yüzde 50 kapasiteyle faaliyetlerine başlıyor. Söz konusu gelişme restoran ve kafe gibi mekanlardaki hava kalitesinin önemini bir kez daha gündemin ilk sıralarına taşıyor. “Kafe ve restoranların belirlenen kriterler çerçevesinde faaliyetlerine yeniden başlıyor olması sevindirici bir gelişme” diyen Froumann Profesyonel Hava Temizleme Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Burak Yakupoğlu, yeme – içme mekanlarındaki havalandırmanın bu süreçte çok daha büyük önem taşıdığını belirterek şu bilgileri verdi:

    “Maskesiz en çok zaman geçireceğimiz mekanlar restoran ve kafeler”

    “SARS CoV-2 özellikle kapalı ortamlarda bulaşma riski yüksek olan bir virüs. Bu nedenle restoran ve kafelerin kapalı ortamlarındaki havanın temiz olması sağlık açısından ciddi önem taşıyor. Market, hastane, ofis, okul, postane gibi alanlarda maskelerimizi çıkartmadan durma şansımız var. Ancak en çok maskesiz kalacağımız ortamlar restoran ve kafeler. Çünkü bu mekanlarda bir şeyler yiyip içeceğiz. Dolayısıyla maskemizi çıkartacağız. Maskelerimizi çıkartacağımız bu ortamlarda da işletmelerin hava kalitesini Çevre Koruma Ajansı (EPA)’nın belirlediği değerlerde tutması gerekiyor.”

    Yapılan araştırmaların ısıtma-soğutma sistemlerinin, ortamdaki mevcut havayı mekan içinde dağıttığı için hijyenik olmadığını ve salgın hastalıların bulaşmasını artırdığını ortaya koyduğunu söyleyen Yakupoğlu, “Çocuklar, yaşlılar, şeker hastaları ve böbrek yetmezliği olan kişiler pandemi sürecinde daha çok risk altında. Ortam havalandırmasını iyileştirmek, bu süreçte virüslerden korunmak için kilit önem taşıyor,” dedi.

    Virüsün bulaşma riskini artırıyor

    Havada asılı bulunan Covid – 19’un, solunum yoluyla bulaştığı da göz önüne alındığında, kapalı ortam havasını çekerek aynı havayı tekrar ortama veren ısıtma – soğutma sistemlerinin bu şekilde sosyal mesafeyi de ortadan kaldırdığını, aynı havayı mekan içinde dolaştırması nedeniyle bulaşın artmasına neden olabileceğini aktaran Yakupoğlu şu bilgileri verdi:

    “Pandemi ile hayatımızdaki bir çok şey değişiyor, bu gerçeği kabul etmemiz gerek. Eskiden kapalı ortam havası klasik ısıtma – soğutma sistemlerine emanetti. Artık kapalı ortam havasının insan sağlığı için uygun standartlara gelmesini sağlayan cihazlar gereklilik haline geldi. Bu noktada kapalı ortam havasında virüs ve bakterileri çekerek, filtreleyebilen, güvenli nefes alanı oluşturan ve insan sağlığına olumsuz hiç bir etkisi olmayan havalandırma sistemleri ön plana çıkıyor.”

    Restoran ve kafelerde güvenli nefes alanı sağlamak mümkün

    Havayı nefes hizasından çekerek filtre edebilme özelliğiyle “dünyada ilk” olan Froumann’ın, bulunduğu her yerde “güvenli nefes alanı” oluşturarak, kaliteli havayı artık güvenle solumanın mümkün olduğunu belirten Burak Yakupoğlu, geliştirdikleri cihazların bu özelliği ile restoran ve kafelerde insanların gönül rahatlığı ile maskelerini çıkartmalarına imkan tanıdıklarını söyledi. Burak Yakupoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Modern tasarımlarıyla dikkat çektiği kadar, tekerlekleri sayesinde pratik taşınabilme özelliğiyle de  konforlu kullanış imkanı sunan Froumann Profesyonel Hava Temizleme cihazları ile ‘güvenli nefes alanı’ oluşturarak, kaliteli havayı güvenle içinize çekebilirsiniz. Froumann, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından Yetkilendirilmiş COVID-19 Tanı Laboratuvarı olan İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Moleküler Mikrobiyoloji Laboratuvarı’nda yapılan testlerle SARS CoV-2 Virüsünü  yüzde 99 oranında filtre ettiğini üniversite testiyle kanıtlayan ilk marka. Kapalı ortam havasında uzun süre asılı kalabilen ve virüsler dahil tüm kirleticileri filtreleyebiliyor. Avrupa Alerji Araştırma Merkezi (ECARF) tarafından da onaylanan ilk Türk markası olan Froumann tasarımlarında kullandığı H14 HEPA filtre sayesinde havadaki 0,3 mikron ve daha büyük tüm partikülleri ultra hassas filtreleme yaparak, %99,97 verimlilikte tutma özelliğine de sahip.”

    Farklı büyüklükteki mekanlarda kullanılabilecek, N100 SDS, N90 SDS, N100, N90, N80 olmak üzere beş farklı modeli olan Froumann, 100 metrekareden başlayarak 300 metrekareye kadar olan tüm kapalı ortamlarda havayı filtreleyebiliyor. Bu açıdan bakıldığında Froumann’ın sadece kafe ve restoranlar için değil okul, hastane, market ve mağazalar gibi insan trafiği yoğun tüm alanlar için önemi daha da belirginleşiyor.

    Dünyayı Kurtarmak İçin 20 Yılımız Var

    0

    Ülkemizdeki yapı sektörünün çevre duyarlılığı konusunda gelişimine destek olmak amacıyla düzenlenen Yeşil Rapido 2021’in ilk oturumu online olarak gerçekleştirildi. Architecture 2030 CEO’su Edward Mazria’nın açılış konuşmasıyla başlayan konferansta; sıfır karbonlu binalar, sağlıklı ve doğal yapı malzemeleri, mimaride sağlığa etki eden gürültü, hava ve aydınlatma üçgeni konularına dikkat çekildi.

    Ekoyapı Dergisi, ArcheThink ortaklığı, Dörken Sistem stratejik ortaklığı ve Roca’nın konferans sponsorluğunda gerçekleşen ilk oturumda, tasarım ve mimarlık sektörleri özelinde “sürdürülebilirlik” konusuna odaklanıldı. 

    “Dünyayı kurtarmak için sıfır karbonlu bina kodlarını benimsemeliyiz”

    Dünyada inşaat sektörünün tasarım, mimarlık, planlama ve üretim süreçlerinde karbon salınımını engelleyecek bir vizyonun geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Architecture 2030 CEO’su Edward Mazria, alınacak sektörel önlemler hakkında önemli bilgiler verdi. Yeryüzü Mimarisi konu başlığıyla yapıların tasarım ve inşaat süreçlerinin çevresel etkilerinin azaltılması yönünde sonuçları kanıtlanmış, gerçek öneriler sunan Mazria, daha yaşanabilir bir gelecek için rehber olarak kabul edilecek yol haritası sundu.

    21.yüzyılın gerçek sorunlarına odaklandığı konuşmasında Architecture 2030 CEO’su Edward Mazria, şunları söyledi; Dünyanın geleceği içinsıfır karbonlu yapılar inşa etmek zorundayız. Çünkü dünyamızı kurtarmak için 20 yılımız var. Bu noktada birinci adım planlama ve tasarım, ikinci adım ise yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı. Bu adımlar ile sıfır karbonlu ve enerji verimliliği sağlayan yapılar inşa etmek mümkün. Verimli yapı malzemeleri, doğru elektrifikasyon ve yenilebilir enerji yaklaşımıyla daha güzel bir gelecek inşa edebiliriz ve dünyamızı kurtarabiliriz” dedi. 

    Sözlerine şu şekilde devam eden Mazria; “Bugün gezegenimizin ortalama küresel sıcaklığı, sanayi öncesi seviyelere göre 1 °C’nin biraz üzerinde arttı. Dünya; küresel karbon emisyonlarının mevcut seviyelerini toplu olarak 2030 yılına kadar yüzde 50 ila yüzde 65 azaltmadıkça 2015 Paris Anlaşması tarafından belirlenen 1.5 °C’lik ısınma eşiğinin geçilmesi çok olası görünüyor. Bu durumun ise iklim değişikliği, doğa ekosistemi ve haliyle canlı sağlığı üzerinde yıkıcı etlileri olabilir. Bu noktada tüm dünya olarak enerji verimliliği sağlayan bina iyileştirmelerini ve sıfır karbonlu bina kodlarını benimsemeliyiz” dedi.

    “Sağlıklı kalmak için doktordan çok mimara ihtiyacımız var”

    İlk oturumun ardından, And Akman ve Şahin Ekşioğlu’nun katılımı ile gerçekleşen panelde, değişen paradigmalar doğrultusunda daha sağlıklı yaşam alanları için mimarideki sürdürülebilir yaklaşımlar konuşuldu.

    Yapı biyolojisi ve ekolojisi üzerine uluslararası akademik ve mimari çalışmalarını sürdüren And Akman; yapıların tasarımından, kullanılan malzemeye kadar tüm sürecin insan sağlığı üzerindeki etkileri ve sağlıklı yaşam alanları tasarlamak için dikkat edilmesi gerekenleri anlattığı konuşması büyük beğeni topladı.

    Sağlıklı Yaşatan Mimarlık adlı konuşmasında sağlıklı yaşam alanlarını mümkün kılacak yeni yaklaşımlara vurgu yapan And Akman; “Sağlıklı yaşatan mimarlık konusunun önemini anlatmak için kısa bir done paylaşmak istiyorum. Katıldığım bir etkinlikte şöyle bir açıklama dikkatimi çekmişti, ‘doktordan çok mimara ihtiyacımız var.’ Doktor hastalıkları iyileştirir ancak mimar yaptığı bina ile sağlıklı kalmamızı sağlayabilir. Bu bağlamda yapı biyolojisi dediğimiz disiplin, hastalanmadan sağlıklı kalmamızı sağlamak esasına dayanan bir disiplin. Özellikle de evlerde daha fazla vakit geçirdiğimiz bu günlerde mimarlara ve yapı sektöründeki profesyonellere düşen görev daha da arttı. Bu noktada tıpkı organik gıda malzemesi gibi doğal yapı malzemelerinin de öneminin giderek daha fazla anlaşılacağını ve bu malzemelere daha kolay ulaşabilir hale geleceğimize inanıyorum” dedi.

    “Sirkadiyen aydınlatma, doğru ses ve havalandırma odaklı yapılar inşa edilmeli”

    Bilim, teknoloji ve gelecek hakkında; gazete, dergi ve web sitelerinde yazılar yazan, radyo/TV programlarında ve panellerde yer alan Şahin Ekşioğlu, Yeşil Rapido konferansında geleceği şekillendiren yaklaşımların, yapı sektörüne yansımalarına değindi. 

    Sektör için önemli açıklamalarda bulunan Ekşioğlu; Sağlıklı mimari konusunda çok sayıda araştırma mevcut. Mimaride kontrollü gürültü, aydınlatma ve hava sirkülasyonu gibi temel konulara eğilmek sadece yaşam kalitemizi arttırmakla kalmıyor, çalışma verimimizi de yükseltiyor. Uygun şekilde aydınlatılmış, görece sessiz ve iyi havalandırılmış mekanlar kulağa imkansız gibi gelse de doğru tekniklerle hiç de zor değil. Özellikle de teknoloji ve iyi tasarımla bunu sağlamak mümkün. Aydınlatma biz farkında olmadan vücudumuzda ve psikolojimizde çok fazla etkiye sahip. Çünkü vücut saatimiz, sirkadiyen ritmimiz gün ışığına göre ayarlı. Sirkadiyen ritmiminiz o kadar önemli ki, işin ucu yaşam süremiz yani ömrümüze kadar uzanıyor. Yapılan araştırmalar, ofislerde uygulanan sirkadiyen aydınlatmaların katılımcıların yüzde 71’inin daha enerjik hissettiğini ortaya çıkardı. Sağlığa uygun doğal aydınlatmalar, kişinin çok daha iyi hissetmesinde, kaliteli uyumasında belirleyici oluyor” dedi.

    Sözlerine şu şekilde devam eden Ekşioğlu; “Diğer bir önemli konu ise iyi havalandırılmış mekanlar. Uzun vadede kan basıncı ve nabzı doğrudan etkiliyor. Ayrıca iyi havalandırılmış iç mekanlarda daha enerjik hissediyoruz ve daha kolay odaklanıyoruz. Mimari de iyi havalandırma aynı zamanda alerjenleri, mantarları, küfleri ve sağlığa zararlı diğer etkenleri yok etmede de etkin rol oynuyor. Bu noktada iç mekanda hava dolaşımını sağlayan mimari yaklaşımları benimsemek özellikle de covid döneminde olduğumuz bugünlerde sağlığımızı korumak adına kritik. Yapılarda diğer bir önem mesele gürültü kirliliği. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar, hem bilişsel performansı hem de psikolojik durumu ciddi oranda etkilediğini gösteriyor. Doğru olansa iç mekan akustiğini ve ses yalıtımını optimize ederek mekan donatılarını sağlıklı hale getirmek” dedi.

    Kadınlara Ayrımcılık İşe Alırken Başlıyor

    0
    Kadınlara Ayrımcılık İşe Alırken Başlıyor

    Kadınlar iş hayatının her alanında ayrımcılığa uğruyor. Ayrımcılığın daha işe alım yaparken başlandığını belirten Besa Holding Pazarlama Koordinatörü Şule Alp, “Aynı işi kadınlar da yapabilecekken bazı işler için sadece erkek aday aranıyor. İşe alım mülakatlarında kadınlara evlenmeyi düşünüp düşünmedikleri ya da çocuk sahibi değilse yakın zamanda böyle bir planını olup olmadığının sorulması artık çok normal geliyor” diye konuştu.

    İş hayatında kadınlara yapılan ayrımcılığın ilerleyen evrelerde artarak devam ettiğini aktaran Alp, “Üst düzey pozisyonlara çıkmaları engelleniyor. Bazen mobbinge uğruyorlar. Ancak son yıllarda kadınları tüm bu engellemelere rağmen üst düzey pozisyonlarda görmeye başladık.

    Bu sevindirici bir gelişme” dedi.Düzenleme şart Kadınların iş hayatına girmeleri için yasal düzenlemeler yapılması gerektiğine dikkat çeken Alp, ”Asıl görevi çocuk bakımı ve ev işleri olarak görülen kadınların istihdamını arttırmak üzere çocuk teşvikini de içeren düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmeli. Kadınların doğum izinlerini uzatacak düzeltmeler, doğum izninde olan kadın için işverene geçici çalışan verilmeli. Çocuk sahibi kadınların çalışma hayatına dönebilmesi için kreş desteği, emzirme odası, kariyer imkânları da ilk akla gelenler. Özellikle bazı sektörlerde hamile olduğu öğrenilen kadınlar tazminat verilerek işten çıkarılıyor. Bunların da önüne geçilmeli” ifadelerini kullandı.   

    Tüm topluma görev düşüyorKadına şiddetin sona ermesi için sorunun bütüncül olarak ele alınması gerektiğini aktaran Şule Alp, “Toplumun cinsiyetçi düşünce kalıplarından kurtulması gerekiyor. Kadınlar olarak bizim de bu sürece olumsuz katkılarımız olabiliyor.

    Örneğin eşinin ev işlerine yardım etmediğinden yakınan bir kadın, kendisi de erkek evlat yetiştirirken aynı davranış kalıplarına uygulayabiliyor. En başta bunu düzeltmemiz gerekir. Hayat müşterek anlayışıyla ev işleri ve çocuk bakımında destek olma düşüncesi erkeklerde henüz yerleşemedi. Aynı kişiler evlilikte kadının çalışmasına da karşı olabiliyor. Halbuki yapılan araştırmalarda görülüyor ki kadının sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe evlilik uyumu da artıyor ve çatışma eğilimi düşüyor. Bu yüzden kadınların iş hayatına katılımı çok önemli” dedi. 
    Tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayan Şule Alp, şunları söyledi: “Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara yönelik çok güzel bir sözü var. “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?” Yine Atatürk, “Büyük başarılar kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin Evlâtları sayesinde olmuştur” demişti. 

    Novo Nordisk Türkiye Kadın Yöneticilere Global Kariyer Kapılarını Sonuna Kadar Açıyor

    0
    Novo Nordisk Türkiye Kadın Yöneticilere Global Kariyer Kapılarını Sonuna Kadar Açıyor

    Novo Nordisk Türkiye, son dönemde yapılan atamalarla, kadın yöneticilerin organizasyonlarında  ne kadar önemli olduğunu bir kere daha gösterdi.  Esra Gökşen, Tedaviye Erişim ve Kurumsal İlişkiler Kıdemli Direktörü olarak Novo Nordisk Türkiye ekibine katılırken, dört kadın yönetici de (Güneydoğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika) (SEEMEA) Bölgesi’ne transfer oldu. Aslı Kurt SEEMEA Diabet İş Ünitesi Direktörü, Didem Özkan SEEMEA İnsan Kaynakları Direktörü, Ayça Öztürk Orhun SEEMEA Biyofarma İş Ünitesi Direktörü ve Tuba Aksoy SEEMEA Regülasyon Direktörü olarak Novo Nordisk dünyasının global yöneticileri arasına katıldı

    Novo Nordisk Türkiye organizasyonu başarıyı ödüllendiren ve hep daha iyiye ulaşmayı hedefleyen kültürüyle, kadın profesyonellerin kariyerlerinde yükselmelerini destekliyor. Dünyanın birçok ülkesine kadın yönetici ihraç ediyor.

    Faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde cinsiyet eşitliği uygulamalarına büyük önem veren ve Fırsat Eşitliği Modeli’ni prensip edinen Novo Nordisk, kadın çalışanların üst yönetimde daha fazla yer almasını sağlamak için cam tavanları yok ediyor. 

    İşe alımlarda ve terfilerde kadın ve erkek çalışanlara eşit fırsatlar sunan Novo Nordisk Türkiye’de son dönemde birçok yeni kadın yönetici ataması gerçekleşti. 

    Novo Nordisk Türkiye ailesi yeni bir kadın yöneticiyle gücüne güç katıyor. 1995 yılından beri ilaç sektöründe çeşitli pozisyonlarda yer alan Esra Gökşen, Tedaviye Erişim ve Kurumsal İlişkiler Kıdemli Direktörü olarak Novo Nordisk Türkiye’ye katıldı. Ruhsatlandırma, fiyatlandırma ve pazara erişim konularında oldukça tecrübeli olan Gökşen, 8 Mart dünya kadınlar gününde  görevine başlayacak.

    Son dönemde, Novo Nordisk Türkiye ekibinden 4 kadın yönetici de SEEMEA (Güneydoğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika) Bölgesi’ne transfer oldu. Aslı Kurt SEEMEA Diyabet İş Ünitesi Direktörü, Didem Özkan SEEMEA İnsan Kaynakları Direktörü, Ayça Öztürk Orhun SEEMEA Biyofarma İş Ünitesi Direktörü ve Tuba Aksoy SEEMEA Regülasyon Direktörü olarak atandı. Yeni atanan direktörler görevlerine 110 ülkeyi kapsayan İstanbul’daki bölge yönetim merkezinde devam edecek.

    Novo Nordisk kuruluş hikayesinin temelinde bilim ile tutkuyu iş hayatında birleştiren Marie Krogh ‘un güçlü iradesi yer alır. Zamanında Danimarka’nın tıp doktoru ünvanına sahip 4. Kadın olan Marie, bu yıl 100. Yılını kutladığımız Insulin’in Danimarka’ya getirilmesini ve bir şirket kurulmasını sağlamıştır. 1900 lü yılların başlarında Avrupa toplumunda evli bir kadının bu başarılara imza atması nadir görülebilecek bir başarıdır. 

    Novo Nordisk kuruluşundan bugüne kadınların iş hayatına kattığı değerleri bilen ve bunu açığa çıkartabilmeleri için tüm imkanları sağlamayı temel prensip edinmiştir. İşe alımlardan terfilere kadar çalışanlarımızın kariyer süreçlerinde eşit fırsatlar sunuyoruz. 

    Dr. Burak Cem, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Türkiye gerek genç ve dinamik nüfusu gerekse de etik değerlere sahip kaliteli iş gücü ile firmamız için vazgeçilemez bir uluslararası yönetim bölgesidir. Türkiye’den geniş bir coğrafyayı yönetmekle kalmıyoruz, aynı zamanda yetenek yönetimi stratejimiz doğrultusunda yönetici arkadaşlarımızı dünyanın farklı bölgesindeki ofislerimizde üst-düzey pozisyonlarda görevlendirerek yönetici de ihraç ediyoruz. Tum dunyada 84 Türk Turkiye disinda farkli pozisyonlarda Novo Nordisk’te calismaktadir. Novo Nordisk Türkiye organizasyonu kadın yöneticilerimizin ve çalışanlarımınız başarı hikayeleri ile doludur. Özellikle Türkiye’deki kadın çalışanlarımızın başarısı ve aldıkları uluslararası terfiler bizim için gurur kaynağı oluyor.” 

    Kadın ve erkek çalışanlar için fırsat eşitliğini ilke edinen Novo Nordisk, KAGİDER Fırsat Eşitliği Sertifikası’na sahip. 

    Herkes Benden Zariflik Bekliyor Fakat İçimde Tam Bir Sokak Çocuğu Var

    0
    Herkes Benden Zariflik Bekliyor Fakat İçimde Tam Bir Sokak Çocuğu Var

    İbrahim Selim’in her hafta farklı ilgi alanlarından sürpriz konuk sanatçıları ile Türkiye ve gündeme dair konuları eğlenceli bir dille ele aldığı ‘ibrahim Selim ile Bu Gece’ tüm hızıyla devam ediyor.  Hem PSM Online’dan hem de Zorlu PSM YouTube kanalından seyirci karşısına çıkan “İbrahim Selim ile Bu Gece”nin bu haftaki konuğu, güzel ve başarılı oyuncu Büşra Develi oldu. 

    Müzikten, stand-up’a, mizahtan güncel konulara; kültürün her alanına dokunan ve her anı eğlence dolu dakikalara sahne olan “İbrahim Selim ile Bu Gece”nin yeni bölümüne yetenekli oyuncu Büşra Develi, samimi itirafları ve neşeli tavrıyla damgasını vurdu.

    Çocukluk ve ilk gençlik yıllarına dair anılarını samimiyetle anlatan güzel oyuncu, çocukluk yıllarını köyde geçirdiğini ve köyde büyüyen bir çocuk olmanın kendisine doğal ve mutlu anılar bıraktığını ifade ederek, çok güzel bir çocukluk geçirdiğini anlattı. Köy hayatının kendisinde bıraktığı bu mutlu anların ailesinin Antalya’ya taşınmasıyla kendisi için zor bir süreci de başlattığını ifade eden Develi, özellikle orta okul yıllarının kendisi için zorlu bir süreç olduğunu, yaşadığı bocalamalar sebebiyle içine kapanık bir ergenlik geçirdiğini ve bu süreçte hiç arkadaşı olmadığını da itiraf etti.

    Programın sevilen bölümü “Gözlerimin İçine Bak”ta İbrahim Selim tarafından kendisine yöneltilen sorulara içtenlikle cevap veren güzel oyuncu, “En büyük pişmanlığın nedir?” sorusuna verdiği “Hayatıma aldığım bazı insanlar diyebilirim. Geriye dönüp baktığımda neden bu insanları hayatıma sokmuşum diye düşünüyorum.” Cevabıyla akıllarda soru işareti bıraktı. Programın aynı bölümünde yalan söyleme konusunda çok iyi olduğunu da özellikle vurgulayan genç ve güzel oyuncu “Yalan söylediğimi unutsam bile o an hemen o durumu kıvırabilirim.” Sözleriyle stüdyodaki herkesi güldürdü. 

    Sosyal medyada da dikkat çeken bir takipçi kitlesi bulunan başarılı oyuncu, kendisine fake sosyal medya hesabı kullanıp kullanmadığının sorulması karşısında samimiyetle fake sosyal medya hesabı olmadığını ancak rahatça stalk yapabilmek için açmayı düşündüğünü itiraf etti.

    Oyunculuğunun yanı sıra, duru güzelliğiyle de dikkat çeken ve çok konuşulan Büşra Develi, dış görünüşünün bir etkisi olarak etrafındaki herkesin kendisinden özellikle bir zarafet beklediğini ancak aksine içinde gerçek bir sokak çocuğu barındırdığını vurguladı. Çok fazla gündeme gelen güzellik yarışmalarına katılmayı düşünüp düşünmediğine yönelik konuda ise “Güzellik yarışmalarına hiçbir anlam veremiyorum. Bu zamana kadar da hiç katılmayı düşünmedim.” Cevabıyla, kişilerin dış görünümleriyle değerlendirilmesine yönelik fikirlerini de açıklıkla ifade etti. 

    Kansızlığın Çaresi Meyve Suyu

    0
    Kansızlığın Çaresi Meyve Suyu

    Uzmanlar, kansızlık ve kansızlığa bağlı olarak demir eksikliğinin özellikle çocukların zihinsel gelişimi üzerinde geri dönülmez etkilere neden olduğunu söylüyor. Besinlerden alınan demirin emilimi için C vitamininin şart olduğunu söyleyen uzmanlar, meyve suyu tüketmenin çok önemli olduğunu belirtiyor.

    Hayat kaynağı olan kanın azalmasıyla ortaya çıkan kansızlık ve ona bağlı demir eksikliği yaşam kalitesini azaltıyor. Demir eksikliğinin özellikle çocukların zihinsel gelişimi üzerinde önemli bir rolü olduğunu ifade eden uzmanlar, besinlerden alınan demirin emilimini arttırmak için meyve suyu tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.

    “Kansızlık, kandaki hemoglobin miktarının azalması olarak tanımlanır. Bu da demir eksikliğine neden olur” diyen Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, demir yetersizliğinin genellikle büyümenin çok hızlı olduğu çocukluk ve ergenlik çağı ile hamilelik döneminde ortaya çıktığına dikkat çekti.

    “Dünyada her 5 erkekten biri, her 3 kadından biri, her 2 gebeden biri, her 5 çocuktan biri kansızlık problemi yaşar. Ancak pek çoğu bu durumlarını ne yazık ki bilmemektedir” diye konuşan İnanç, şunları söyledi: “Gelişmiş ülkelerde 0 – 5 yaş arası çocuklarda kansızlığa rastlanma sıklığı yüzde 4 ile 20 arasında iken az gelişmiş ülkelerde aynı yaş grubunda bu oran yüzde 80’lere kadar çıkıyor. Ülkemizde bu oran yüzde 50 gibi oldukça yüksek bir değerdedir.”

    C vitamini demir emilimini artırıyor

    Demirin hem hayvansal hem de bitkisel besinlerde bulunduğunu kaydeden Prof. İnanç, “Ancak besinlerdeki demirin tamamı vücutta emilemez. Aldığımız demirin yararlı olabilmesi için C vitamini içeren besinlerle birlikte tüketmeliyiz. Örneğin yemekle alınan 500 miligram C vitamini demirin emilimini 6 kat artırır. Bu nedenle vitamin alımını artırmak için meyve suları iyi bir kaynaktır. Özellikle C vitamini içeren portakal suyu, ananas suyu ve greyfurt suyu gibi meyve sularının yüksek miktarda protein ve demir içeren bir öğünle birlikte tüketilmesi demir emilimini artırır. Kansızlıktan korunmak ve kansızlık oluştuktan sonra daha etkin ve hızlı bir şekilde tedavi olabilmek için her yaş grubunda vitamin kaynağı olan meyve suyu tüketimine özen gösterilmelidir” dedi.

    Kadınlar Kripto Dünyasında da İddialı

    0
    Kadınlar Kripto Dünyasında da İddialı

    Türkiye’nin lider kripto para işlem platformu Paribu, Istanbul Blockchain Women iş birliğiyle gerçekleştirdiği ve Akademetre’nin hazırladığı “Blokzincir Ekosisteminde Kadın Olmak” araştırmasının sonuçlarını paylaştı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel gerçekleştirilen araştırmaya göre kadın çalışanlar blokzincir projelerinde oldukça etkili.

    Akademetre’nin Paribu ve Istanbul Blockchain Women(ISTBCW)adına yaptığı “Blokzincir Ekosisteminde Kadın Olmak” araştırmasına göre blokzincir projelerinde çalışan kadın sayısı az ancak kadınlar mesleklerinde iddialı. “Fortune 100 Türkiye” firmaları ve blokzincir start-up’larında yürütülen blokzincir proojelerideki kadın istihdamını ve kadın çalışanların yaklaşımlarını mercek altına alan araştırma 20 önemli sonuç içeriyor.

    Kadınların yüzde 92’si blokzincir projesinde çalışmaktan memnun

    Araştırmaya göre, “Fortune 100 Türkiye” firmalarında ve blokzincir start-up’larında yürütülen blokzincir projelerindeki her 4 kişiden 1’i kadın. Ancak blokzincir projelerinde çalışan kadınların yüzde 92’si bu alanda kariyer yapmaktan memnun. Araştırma, kadınların proje süreçlerindeki rolünü de ortaya koydu. Buna göre kadınların blokzincir projelerinde en çok üstlendiği görev yüzde 44 ile “proje süreçlerinin tasarımı ve yönetimi”. Kadınların yüzde 16’sı “proje süreçlerinin uygulanması”ndan sorumlu. Bu alanda çalışan kadınların yüzde 40’ı ise her iki süreçte de görev alıyor.

    Araştırmaya katılan kadınlar, “Şirketinizde yürütülen blokzincir projesindeki karar alma süreçlerinde ne derece etkilisiniz?” sorusuna  yüzde 60 oranında “Çok etkili” yanıtını verdi. Araştırmaya katılanlara bu alanında çalışmak konusundaki memnuniyet nedenleri soruldu. Verilen çoklu yanıtlarda “mesleki ve kişisel gelişim sağlaması” yüzde 76 ile ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 48 ile “yeteneklere uygunluk”, yüzde 32 ile “uzaktan çalışma imkânı” ve yüzde 24 ile “girişimciliğe basamak olması” takip etti. 

    Blokzincir projelerinde çalışan kadınların yüzde 84’ü kariyer hedefine ulaşabileceğini düşünürken kadınların yüzde 28’i yönetim kurulu üyesi/CEO/genel müdür, yüzde 20’si ise üst düzey yönetici olmak istiyor. 

    Blokzincir projelerinde mobbing yok

    Kadınların blokzincir alanında motive olmalarını sağlayan unsurların başında yüzde 60 ile “mesleki ve kişisel gelişimle ilgili eğitimler” yer alıyor. Eğitim yanıtını yüzde 52 ile “esnek çalışma imkânı”, yüzde 40 ile “yöneticilerin koçluk yapması” ve yine yüzde 40 ile “çalışma ortamında ilişki ve bağlantıları artırmak” izliyor.

    Verilen çoklu yanıtlara göre, blokzincir projelerinde çalışan kadınların yüzde 76’sı “gelecek vadeden bir alan olması”, yüzde 72’si ise “ileri ve yeni teknolojilere ilgi duyması” nedeniyle bu alanı tercih ediyor.   Araştırma kapsamında kadınlara, “Blokzincir alanında mobbing uygulandığını düşünüyor musunuz?” sorusu da soruldu. Kadınların tamamı bu soruya “Hayır” yanıtını verdi. 

    Blokzincir projelerindeki kadınların tamamı kripto parayla işlem yapmak istiyor

    Blokzincir projelerinde çalışan kadınların yarısından fazlası bu alanın en popüler ürünü olan kripto paralarla henüz işlem yapmadı. “Bugüne kadar kripto para ile hiç işlem yaptınız mı?” sorusuna kadınların yüzde 56’sı “Hayır”, yüzde 44’ü “Evet” yanıtını verdi. Kripto parayla işlem gerçekleştiren kadınların yüzde 32’si “trade” yaparken, yüzde 32’si kripto para satın aldı. 

    Blokzincir projelerinde çalışan kadınlara işlem yaptıkları kripto para birimi de soruldu. Çoklu yanıtlara göre, kadınların yüzde 40’ı Bitcoin’le işlem yaparken yüzde 24’ü Ether’i, yüzde 20’si XRP’yi, yüzde 20’si ise Tether’i tercih etti.Blokzincir projelerinde çalışan ve kripto parayla işlem yapan kadınların yüzde 91’i kripto para işlem deneyiminden memnun kaldı. “Gelecekte kripto para ile işlem yapmayı ne derecede istiyorsunuz” sorusuna ise katılımcıların tamamı “İsterim” ya da “Çok isterim” yanıtını verdi.

    Araştırma ayrıca blokzincir projesi olan “Fortune 100 Türkiye” firması sayısının da az olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre “Fortune 100 Türkiye” firmalarından yalnızca 9’unun blokzincir projesi var.