Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 99

    Kadınlar Günü’ne Özel Lansmanla Estetikte en Yeni Teknolojiler Kadınlarla Buluştu

    0
    Kadınlar Günü’ne Özel Lansmanla Estetikte en Yeni Teknolojiler Kadınlarla Buluştu

    Her kadın güzeldir, ancak bakımlı kadın güzelliğine güzellik katar. 8 Mart yaklaşırken Daisy Poliklinik, “Kadınlar mutlu, huzurlu olursa çocuklar ve eşler de mutlu olur; dolayısıyla tüm dünya mutlu olur” mottosuyla estetikte son teknolojileri, Dünya Kadınlar Günü’ne özel bir lansmanla Nişantaşı’n daki polikliniğinde tanıttı.

    Cemiyet hayatının sevilen isimleri Pervin Ersoy, Feryal Gülman, Zeynep Üstünel, Yağmur-Emel Ayaydın, Arzu Kunt, Serap Sarı ve sınırlı sayıda davetli katıldı. Davette Emtone uygulama makinasının birebir aynı yapılmış pastası tüm davetliler ve Özlem Yıldız eşliğinde kesildi.

    Sunduğu hizmetlerle her zaman kadınları mutlu etmek için çalışan Daisy Poliklinik, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde yeni teknolojiler içeren ve dünyada ilk defa üretilen sistemlerini bir lansmansla tanıttı. Lansmana özel fiyatlarla uygulanacak yeni sistemler, kadınların güzelliklerine güzellik katacak.
    Uygulayacakları yeni sistemlerle ilgili bilgi veren Medikal Estetik Uzmanı Songül Durur Zevzir, lansmanda sunulan uygulamalardan ilkinin kadınların korkulu rüyası selülite etkili çözüm sunan dünyanın ilk ve tek FDA onaylı dual teknolojisi BTL Emtone olduğunu söyledi. Düzenli uygulandığında başarılı sonuçlar alınan monopolar radyofrekans ve şok dalga teknolojilerinin ikisini aynı anda kullanabilen ve eş zamanlı olarak dokuya iletebilen yepyeni bir teknolojiye sahip Emtone’nun muadili olmayan bir tedavi yöntemi olduğunu dile getiren Zevzir, bu yöntemin selülit tedavisi için etkili, Yağ Çeperlerini Küçültme, Kollajen Yenileme, Cilt Elastikiyetini Onarma, Kan Dolaşımını Artırma ve Metabolizmayı Hızlandırma olmak üzere 5 farklı alanda aynı anda çözüm üretmekte olduğunu kaydetti.

    “İki özel teknolojinin eş zamanlı uygulanmasının ayrı ayrı uygulanmasından daha efektif olduğu klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır” diyen Zevzir, Emtone’un herkes için ideal bir yöntem olduğunu söyledi. Haftada bir ya da iki kez olmak üzere 4 seanslık, genellikle yaklaşık 20 dakikalık bir program uygulandığını açıklayan Zevzir, tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi: “İlk seanstan sonra bile gözle görülür, elle hissedilir bir iyileşme oluyor. İlerleyen bir kaç ay içinde de iyileşme devam ediyor. Danışanlarımız uygulama sırasında ve sonrasında herhangi bir ağrı ve acı hissetmiyorlar. Yatış pozisyonunda gerçekleştirilen uygulama sırasında sıcak taş masajına benzer bir his yaşayan danışanlarımız, uygulamadan hemen sonra normal hayatlarına dönebiliyorlar.”

    Kollajeni artırıp kırışıklıkları azaltıyor

    Lazer, tıpta çeşitli alanlarda kullanılan ve tedaviye yardımcı olan bir yöntem ancak bir çok lazer sisteminin görevleri ve amaçları farklı. Yüz gençleştirme, sivilce izlerinin tedavisi, izlerin azaltılması, çatlak izleri, kılcal damar, dövme silme, leke tedavisi gibi pek çok alanda lazer kullanılmakta. Bunlar tek dalga boyudur ve aynı dalga boyuyla etrafa gider ve tek bir hedefi vardır, o tek hedefi etkiler ve diğer hedefler etkilenmez.

    Daisy Poliklinik, Dünya Kadınlar Günü lansmanı kapsamında, lazer tedavileri arasında tek olan RedTouch Kollajen Lazerini de tanıtıyor.
    Uygulamanın yeni bir dalga boyu ile yanlızca kollajeni hedefleyen yeni bir lazer teknolojisi olduğunu belirten Songül Durur Zevzir, “Sadece kollajeni hedefleyip, azalan ve yavaşlayan kollejeni uyarıp kollajenin artmasına, böylece ciltte oluşan kırışıklıkların azaltılmasına ve oluşmamasına yardımcı oluyor” diye konuştu.

    Büyük soruna kolay çözüm

    İdrar kaçırma, pek çok kadının yaşadığı ancak dile getirmekten utandığı bir sorun. Rahimle birlikte mesane ve bağırsakları desteleyen pelvik kasları, kadınlarda doğum ve menopoz ile yaşlanmaya bağlı olarak zayıflıyor, bunun sonucunda da idrar kaçırma, sızıntı, akıntı gibi çok ciddi sorunlar ortaya çıkıyor. Bu sorunlar ilerlediği zaman, pek çok kadın dışarı çıkmaktan korkuyor, sosyal hayattan uzaklaşıyor.
    Daisy Poliklinik, BTL EMSELLA ile bu sorunu da ortadan kaldırıyor.

    Haftada iki kere, 30 dakikalık uygulamalarla 4 ile 6 seansta sorunu çözdüklerini dile getiren Songül Durur Zevzir, FDA onaylı teknolojisi sayesinde ameliyatsız ve son derece konforlu bir uygulama olan BTL EMSELLA’nın çalışma sistemini şöyle özetliyor:

    “Uygulama bir koltukta oturarak rahat bir şekilde gerçekleştiriliyor. Sistem, HIFEM Teknolojisi sayesinde pelvik kaslarının uyarılıp çalışmasını sağlayarak güçlendiriyor. Kasların zayıflaması sonucu ortaya çıkan idrar, gaz kaçırma gibi sorunları çözmenin yanı sıra cinsel tatminsizliği önlemeye de yardımcı olup özel anları mutlu kılıyor. Ağrı sızı olmadığı için danışanlarımız seanslardan sonra günlük yaşamlarına rahatça devam edebiliyorlar.”

    Daisy Poliklinik, BTL EMSELLA ile bu sorunu da ortadan kaldırıyor. Haftada iki kere, 30 dakikalık uygulamalarla 4 ile 6 seansta sorunu çözdüklerini dile getiren Songül Durur Zevzir, FDA onaylı teknolojisi sayesinde ameliyatsız ve son derece konforlu bir uygulama olan BTL EMSELLA’nın çalışma sistemini şöyle özetliyor:

    “Uygulama bir koltukta oturarak rahat bir şekilde gerçekleştiriliyor. Sistem, HIFEM Teknolojisi sayesinde pelvik kaslarının uyarılıp çalışmasını sağlayarak güçlendiriyor. Kasların zayıflaması sonucu ortaya çıkan idrar, gaz kaçırma gibi sorunları çözmenin yanı sıra cinsel tatminsizliği önlemeye de yardımcı olup özel anları mutlu kılıyor. Ağrı sızı olmadığı için danışanlarımız seanslardan sonra günlük yaşamlarına rahatça devam edebiliyorlar.”

    Doğal Taş Nedir? Şifası Nereden Gelir?

    0
    Dogal Tas Nedir sifasi Nereden Gelir

    Günümüzde daha çok aksesuar amaçlı olarak kullanılsa da bu taşlar, aslında pek çok fiziksel ve ruhsal soruna iyi geldiğine inanılması nedeniyle hayatın her alanında birçok insan tarafından farklı şekillerde taşınmakta olduğu görülmektedir

    Doğada uzun bir zaman diliminde oluştuğu ve bilimsel olarak kullanan kişiye pozitif enerji aktarımı sağladığı bilinmektedir.

    Doğal (şifalı) taş denildiğinde aklınıza gelen taşların başında, oniks, sitrin, kehribar, akik, ametist, zümrüt, firuze, inci, yakut ve akuamarin gelir. Bu taşların burçlara, kişilerin karakter yapılarına, yaşa, aylara ve daha birçok etkene bağlı olarak sağlık, mutluluk ve huzur amaçlı kullanılması mümkündür.

    Konu hakkında birçok uzmanın araştırma yaptığını biliyoruz ancak Ülkelere ve inanışlara göre doğanın enerji mıknatısı olan bu taşları detaylı bir tanıtım videosu ile gözden geçireceğimizin dipnotunu düştükten sonra etkileri üzerinden biraz da biz konuşalım istiyorum.

    Burçlara göre taşlar

    Burçlara göre kullanılacak taşlarda, baskın karakteristik özellikler ve gezegen etkilerine bakmak doğru bir yaklaşım olacaktır.

    • Koç burcunun, astrolojide ilk ve önder burç olması sebebiyle; elmas, ateş opali, ametist ve hematit gibi taşla kullanıldığı takdirde kullanan kişide olumlu etkiler yansıtacağına inanılmaktadır.
    • Boğa burcundan etkilenen karakterlerde, zümrüt, mavi safir, mavi ve yeşil akik, malakit taşlarını tercih etmeleri
    • İkizler burcu dönemine denk gelerek yıldız ve gezegen etkilerini alanların, yosunlu akik, inci, granat, akuamarin, sitrin ve sarı kehribar ile tasarlanan aksesuarları taşımaları,
    • Yengeç burcu etkisi yaşayanların aytaşı, topaz, yakut, inci ve sitrin kullanmaları,
    • Aslan burcu karakterlerinin, yakut, sarı safir, elmas, aventurin ve turmalin taşlarını incelemeleri,
    • Başak burcu etkisinde olanların, yeşim, zeberced, limon kuvars, jasper ve mavi safirle haşır neşir olmaları,
    • Terazi burcu dönemine denk gelerek dünya hayatını yaşayanların, opal, gül kuvars, dağ kristali, malakit, safir, turkuvaz etrafında incelemeler yapmaları,
    • Akrep burcu etkisiyle hayat döngüsünü sürdürenlerin, topaz, hematit, kaplangözü, obsidyen, granat ve manyetit taşlarını irdelemeleri,
    • Yay burcu ile şans ve özgürlük temalı yaşama tutunanların, yakut, turkuvaz, lapis lazuli, ametist ve obsidyen taşlarını seçmeleri,
    • Oğlak burcu etkisi gösteren hayatların, oniks, akik, dumanlı kuvars, oltu, jasper kullanmaları,
    • Kova burcu yaşamındakilerin, mavi safir, aytaşı, ametist, yeşim ve akuamarin ile enerji akışına girmeleri ve son olarakta Balık burcu ile hayatı deneyimleyenlerin, mercan, yıldız (kum), zümrüt taşlarına mercek tutmaları önerilmektedir uzmanlar tarafından.

    Benim de çok severek kullandığım ve etkilerini ve yaratımlarını öncelikli olarak ruhsal dengemi sağlamada gördüğüm bu taşların nasıl nötr hale çekildiğini de anlatmam gerekir diye düşünüyorum.

    Negatif enerjiyi içine çeken bu taşların, toprak ya da su ile nötralize edilmesi ve temizlenmesi sağlanabilmektedir. Her iki yöntemde de taşları 1 gün boyunca toprağa gömerek ya da suda bekleterek temiz hale getirmek, ilk günkü saflığı geri getirmeyi mümkün kılacaktır.

    Sahte taşlara dikkat!

    En önemli detaylardan biri de aslında ilk başta belirtmem gereken bir hususta olmalı bence…

    Bu taşların sahtesi, karışık ve basit yapılı olanlarını kullanmanız hiçbir fayda görmemenize sebeptir. Onun için siz siz olun internet sitelerinden, ucuza ve çok miktarda alacağım diye bu taşlara rağbet etmeyin. Güvendiğiniz, dokunduğunuzda enerji geçişini olumlu ya da olumsuz bir şekilde hissettiğiniz taşları seçin kullanmak için.

    Yüzyıllardır kullanımı yaygın bir biçimde devam edegelen bu kütlelerin, dalga etkisiyle insana ve doğaya bıraktıklarını gözlemlemek adına biraz hassas davranmak gerektiğine inanıyorum ben. Cinsiyet ayırdetmeksizin alternatif şifa aracısı kılınan bu objelerin kıymetini bilin lüten.

    Sizinle temasa geçmelerine, ruhunuzla konuşmalarına ve onlara inanmaya bakın. Gerisi zaten doğal akışında sizi günden güne iyi hissettirecek dalga boyları yaymaya başlayacaktır.

    Bu arada yazının başında belirttiğim ve çekimini en kısa sürede tamamlamayı planladığım şifalı taşlara yönelik anlatım videosunda, sürpriz dokunuşlarla birbirlerine olumlu etkilerini arttırma imkanı bulabileceğiniz detaylara da gireceğim için kalemi burada biraz dinlendirmek niyetindeyim.

    Etkisi nereden gelirse gelsin, sürdürülebilir rahatlığına güvenle teslim olacağınız, madden ve manen sizi refaha eriştirecek objelerin içinde yeni hayatlar keşfetmenizi umuyorum.

    Derin sevgilerimle…

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    

    Twitter

    Instagram

    Arsalsen.com

    Geleceğe Hazır Bir Şirket Olmanın Yolu Bulut Teknolojilerinden Geçiyor

    0
    Geleceğe Hazır Bir Şirket Olmanın Yolu Bulut Teknolojilerinden Geçiyor

    Şirketler, yeni dünyada ayakta kalabilmek ve işlerini daha verimli yönetebilmek için bulut çözümlerine yöneliyor. Kurumsal uygulama ve yazılım alanında dünya lideri SAP’nin sponsorluğunda uluslararası araştırma şirketi IDC (International Data Corporation) tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de CIO Perspektifi” araştırmasına göre, BT yöneticilerinin yüzde 72’si sunduğu çeviklik, hız ve esneklik için bulut teknolojilerini tercih ediyor. 

    ‘IDC & SAP Türkiye: BT Liderleri Zirvesi’ne katılan Koç Holding,  Arçelik gibi Türkiye’nin önemli kurumlarının CIO’ları da devam eden dijitalleşme projelerini ve bulut teknolojilerine yaptıkları yatırımları katılımcılarla paylaştı.

    Hızla gelişen ve değişen dünyada şirketler artık manuel işleyen, eski sistem ve uygulamalarıyla çağa ayak uyduramıyor. Daha esnek olabilmek, çeviklik ve hız kazanmak için yapay zekâ destekli yazılımlara ve bulut çözümlerine ihtiyaç duyuyorlar. Kurumsal uygulama ve yazılım alanında dünya lideri SAP’nin sponsorluğunda uluslararası araştırma şirketi IDC tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de CIO Perspektifi” araştırması kurumsal uygulamalarda bulut kullanımı ile ilgili çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. 

     Büyük veri ve analitik konuları yatırım önceliklerinde ilk sırada

    Ekim-Kasım 2020 tarihlerini kapsayan ve Türkiye’nin üst düzey Bilgi Teknolojileri yöneticilerinin katılımı ile gerçekleştirilen araştırmaya göre, CIO’ların yüzde 64’ü daha iyi ölçeklenebilir bir ortam ihtiyacı, yüzde 63’ü ise daha fazla esneklik sağlaması nedeniyle kurum verilerini bulutta tutuyor veya bulutu değerlendiriyor.  Araştırmaya katılan CIO’ların yüzde 57’si 2021 yılında dijital dönüşüm planları çerçevesinde büyük veri ve analitik konularına öncelik vermeyi planlarken, yüzde 47’si endüstriye özel uygulamalara, yüzde 37’si de nesnelerin internetine öncelik vereceğini belirtiyor. Araştırmada, katılımcıların yüzde 81 ile büyük çoğunluğu Kovid-19 nedeniyle ortaya çıkan zorluklarla mücadele için en çok operasyonlarını optimize ederek verimliliği artırmaya ve maliyetleri düşürmeye odaklandıklarını ifade ediyor. 

     BT Liderleri Zirvesi’nde dijital dönüşüm masaya yatırıldı   

    Türkiye’nin önemli kurumlarının gündeminde de bulut teknolojileri yer alıyor. SAP Türkiye tarafından düzenlenen ve sektörün önde gelen isimlerinin katılımı ile online gerçekleştirilen “IDC & SAP Türkiye: BT Liderleri Zirvesi”, Türkiye’de dijital dönüşümün geldiği noktayı gösteriyor. IDC Araştırma Müdürü Yeşim Araç Öztürk moderatörlüğünde gerçekleşen zirvede; SAP Türkiye Çözüm Grubu Yöneticisi Bilge Akdur, NETAŞ Dijital Dönüşüm Ofisi İcra Kurulu Üyesi Bilgehan Çataloğlu, Kardemir Pazarlama Müdürü Onur Erkara, IC İçtaş Enerji BT Direktörü Yavuz Altınışık, Borusan İK ve Kurumsal İletişim Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, Koç Holding CIO’su ve Dijital Dönüşüm Lideri Oğuz Sezgin ve Arçelik CIO’su Yekta Caymaz dijital dönüşüm konusunu masaya yatırdılar.

     “Bulut teknolojilerinin sunduğu yetkinliğin başka alternatifi yok”

    Zirvede konuşan SAP Türkiye Bulut Çözümlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Bülent Karal, “Rekabetin arttığı ve değişen koşullara hızla adapte olmanın adeta bir zorunluluk haline geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bulut, sağladığı altyapı ve “Kullandıkça Öde” ‘Kapasiteyi Ölçekle’ gibi özellikleri ile bu hıza cevap verebilecek tek platform. IDC ile gerçekleştirdiğimiz son araştırmamız da bulut teknolojilerinin artık şirketlerin ihtiyaç listesinde ilk sırada yer aldığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Dijitalleşmenin tetikleyici faktörleri arasında operasyonel mükemmellik, daha iyi rekabet edebilmek ve daha kârlı olabilmek var. Bunları en hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleştirebilmek için bulut teknolojilerinin sunduğu yetkinliklerin başka bir alternatifi bulunmuyor. SAP olarak biz de “İnsan Kaynakları”, “Müşteri İlişkileri”, “Dijital Tedarik Zinciri” ve son dönemde önemi artan “Deneyim Yönetimi” ile birlikte tüm ürün ailemizde bulut teknolojilerinin hız ve çevikliğini sunarak müşterilerimizin dijital dönüşümlerini kolaylaştırıyoruz.” dedi.

     “Pandeminin getirdiği zorlukların üstesinden gelmek için bulut teknolojileri tercih ediliyor”

    IDC Türkiye Araştırma Müdürü Yeşim Öztürk ise şunları söyledi: “Kurumlar dijital bir çıkmaz içerisinde, pandeminin beraberinde getirdiği zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyor.  “Türkiye’de CIO Perspektifi: Geleceğe Hazır Bir Şirket Olmak için Bulut Teknolojileri” çalışmasına baktığımızda, CIO’ların bu zorlukların üstesinden gelmek için bulut teknolojilerini gittikçe daha fazla değerlendirdiklerini görüyoruz. Bulut teknolojilerine geçişin temel nedenlerinin en başında ölçeklenebilirlik, çeviklik ve optimizasyon ihtiyacı gelirken, kurumların modernizasyon ve inovasyon hedefleri ise yine bu yatırımları yönlendiren diğer unsurlar olmayı sürdürüyor. Önümüzdeki yıllarda çevikliğin ve modernizasyonun rekabet üzerindeki etkisi, kurumlar tarafından daha net görülecektir. Dijitalleşme ve inovasyon pazar paylarındaki dengeleri sarsmayı ise sürdürecek.” 

    “Dijitalleşme projelerimize devam ediyoruz”

    NETAŞ Dijital Dönüşüm Ofisi İcra Kurulu Üyesi Bilgehan Çataloğlu ise şunları söyledi: “Kurumumuzda dijitalleşme projelerimizi geçen seneden bu yana devam ettiriyoruz. Örneğin SuccesFactors projesi ile performans yönetimi, işe alım, işten ayrılma, eğitim gibi bütün süreçleri dijitalleştirdik. Ayrıca saha çalışanlarımızın gidecekleri rotaları bulut üzerine taşıdık, trafiği de göz önünde bulundurarak onlar için en kısa yolu belirliyoruz. Değişen durumlara göre rotaların güncellenmesini de sağlıyoruz.   Bunun yanı sıra SAP’nin hemen hemen bütün modüllerini bulut üzerinde kullanıyoruz. Projelerimizin çok büyük bir kısmı 2020 sonunda canlıya geçti” 

    “Uzaktan sayaç okuma sistemleriyle ilgili çalışmalar yapıyoruz”

    IC İçtaş Enerji BT Grup Müdürü Yavuz Altınışık, Pandemiyle birlikte enerji taleplerini veya sözleşmelerini online olarak alıyoruz. Uzun vadede dağıtım sürecinde de özellikle uzaktan scada sistemleri ya da uzaktan sayaç okuma sistemleriyle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Kesinti yönetimi, kesintiyi önceden tahmin etme gibi projelerimiz de var. Ayrıca birinci faslını tamamladığımız hava durumuna göre kesintinin önceden kestirilmesi projemize devam etmeyi, bunun da analitik kısmını yine bulut teknolojisiyle yapmayı planlıyoruz. Bunlara ek olarak bölgeye kesinti durumunda önceden hazır bir ekip yollamayı,bunun için de özellikle yapay zekâdan faydalanmayı planlıyoruz.” diye konuştu. 

    “Tüm dijital sistemlerimizde, çalışanlarımızla yakın ve değer yaratan ilişkiler kuruyoruz” 

    Borusan İK ve Kurumsal İletişim Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş şunları söyledi: “Bulut stratejimizi çeşitlilik ve kapsayıcılığı gözeten, mekândan bağımsız, verimli, üretken çalışma ortamları oluşturacak şekilde şekillendiriyoruz. Çünkü zamandan ve mekândan bağımsız olmak bizim için önemli. Dolayısıyla bu stratejik odak alanlarımız çevresinde dijitalleşme yolcuğumuza 2018 yılında başladık. Borusan İK ekibi olarak farklılaşan ihtiyaçlara göre tasarlanmış en iyi çalışan deneyimini yaşatmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” 

    “Dijital dönüşümde başarıyla ilerliyoruz”

    Koç Holding CIO’su ve Dijital Dönüşüm Lideri Oğuz Sezgin, ‘’2016 yılında Koç Topluluğu genelinde başlattığımız dijital dönüşüm programımızda başarılı bir şekilde ilerliyoruz. Dijital dönüşümü tüm boyutlarıyla ele alıyor, öncü çalışmalar ortaya koyuyoruz. Dijital teknolojilerden etkin bir biçimde yararlanarak yüksek verimlilik sağlıyor, dijital ürün ve hizmetlerimizi geliştiriyoruz. Topluluk genelinde yürüttüğümüz diğer tüm önemli inisiyatiflerimizle birlikte dijital dönüşüm programımızın da merkezinde en değerli kaynağımız olan insan var.’’ dedi.

    “Dijital dönüşümün avantajlarından faydalanmaya devam edeceğiz”

    Son olarak söz alan Arçelik CIO’su Yekta Caymaz da, “İçinde bulunduğumuz pandemi şartları, tüm şirketler gibi bizi de hemen hemen her alanda etkiliyor. Pandemi süreciyle biz de e-ticaret sitemizdeki deneyimi omni-kanal perspektifiyle zenginleştirecek yeni fonksiyonları hızla devreye aldık. En önemlisi, pandemi sürecinde hacmi 10 kat artan e-ticaret satışlarımızı, en yakın bayiimize yönlendirerek, özellikle kapalı olan bayilerimizin de iş devamlılığını sağlamayı başardık. Dijital dönüşümün getirdiği avantajları kullanarak bu tip geliştirmelere ve müşterilerimizin ihtiyaç duyacağı servisleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

    Koronavirüs Krizi Zamanında İşletmelere Hijyenik Fırsat Sunuyor

    0
    Koronavirüs Krizi Zamanında İşletmelere Hijyenik Fırsat Sunuyor

    Önde gelen küresel hijyen ve temizlik şirketi Diversey, tüm dünyada aynı isimle lansmanı yapılan yeni Shield Programı ile işletmelerin yanında olmaya devam ediyor. Küresel pandemi döneminde ve sonrasında faaliyetlerine devam edecek olan tesisler için yeni hijyen çağının ihtiyaçlarına bir yanıt olarak tasarlanan Shield Programı, Diversey’in öncülük ettiği konaklama, kafe-restoran, perakende, hazır yemek gibi pek çok sektörde küresel olarak hayata geçiriliyor. 

    “İşletmeler gözle görünür bir taahhütte bulunabilecek.”

    Diversey CEO’su Phil Wieland, Shield Programı hakkında şunları söylüyor: “Günümüzde işletmeler Covid-19 sonrası dönemde temizlik ve hijyenin değerine ilişkin ortaya çıkan yeni farkındalığa yanıt vermek zorunda… İşletmelerin en yüksek hijyen standartlarına olan bağlılıklarını gözle görünür biçimde ifade etmeleri gerekiyor. Bu da, daha güvenli ve daha sağlıklı oteller, restoranlar, perakende mağazaları için yükselen beklentileri karşılamak anlamına geliyor. Yeni Diversey Shield Programımız, işletmelerin müşterilerinin gözünde bir güven inşa edebilmeleri için kendilerine somut ve kanıtlanabilir bir yöntem sunuyor. Bu program sayesinde işletmeler, aldıkları gelişmiş hijyen önlemlerini hızlı ve etkin bir şekilde göstererek personellerin, konukların, ziyaretçilerin güvenini kazanabilecek.” 

    “Güveni ve Emniyeti Kucaklayan Koruyucu bir Kalkan: Diversey Shield Programı”

    Diversey MEA (Orta Doğu ve Afrika) Profesyonel İş Birimi Bölge Başkan Yardımcısı Gökhan Özdöl konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şöyle dedi: “Diversey’nin Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) rehberliğinde hazırlanan Shield Programı sıkı bir denetim programı aslında… Bu programın gerekliliklerini karşılayan, personelin en yüksek temizlik ve dezenfeksiyon standartlarına bağlı olduğunu, söz konusu standartları doğru şekilde uyguladığını kanıtlayan ve uzman Diversey ekipleri tarafından periyodik aralıklarla denetlenen işletmeler, Diversey Clean and Ready, Diversey Food Safety ya da Diversey Covid-19 Shield’larını almaya hak kazanıp tesislerinde sergileyebilecekler. Shield Programı kapsamında ayrıca, dünyaca bilinen Diversey uzmanlığını, Diversey Consulting’in bilgisiyle birleştirerek işletmelere hijyen konusunda benzersiz bir eğitim fırsatı da sunuyoruz.

    Diversey Hijyen Akademisi’nden faydalanarak, işletmelere özgü uzman destekli protokoller sağlamanın yanında, Gelişmiş Temizlik ve Dezenfeksiyon Protokolleri, Gıda Güvenliği ve COVID-19 Güvenliği alanlarında çalışanlara ve katılımcı işletmelere çevrimiçi eğitimler, webinarlar, sertifikalar gibi ek fırsatlar sağlıyoruz. Diversey Shield Programı güvenlik arayan her işletme için yol gösterici bir deniz feneri olacak. İş ortaklarımız, günümüzde en çok aranan kullanıcı deneyimi olan “güven ve gönül rahatlığı”nı müşterilerine sunabilecek, aralıksız ortaya koydukları çaba ve titiz hijyen uygulamaları neticesinde hak ettikleri karşılığı alabilecek ve işlerinin sürdürülebilirliğini sağlayabilecekler. Bu sayede, içinden geçtiğimiz bu olağanüstü zor zamanlarda, daha başarılı ve dayanıklı bir işletme inşa etme fırsatını heyecanla değerlendireceklerdir.”  

    “Diversey Shield Sertifikasını ilk alanlar, Regnum Carya Golf & Spa Resort ve Sherwood Exclusive Lara”

    Diversey’nin Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) rehberliğinde hazırlanan Shield Programı kapsamındaki Clean and Ready denetim programını başarıyla geçen ilk işletmeler, konaklama sektörünün öncü isimleri Regnum Carya Golf & Spa Resort ve Sherwood Exclusive Lara oldu. Clean and Ready Shield almaya hak kazanan bu işletmeler müşterilerine en yüksek temizlik ve dezenfeksiyon standartlarında hizmet sunduklarını gösterebilecekler.

    Diversey Shield Programı AHP Teknolojisinin Avantajlarını Sunuyor 

    Programda kullanılacak olan Diversey Hijyen Kılavuzları, konuklar ve çalışanlar için riskleri en aza indirmek ve işletmelerin başarılı olmak için ihtiyaç duydukları temel araçları sağlamak üzere tasarlandı. Shield Programı ayrıca, Diversey’nin iki aşamalı temizlik ve dezenfeksiyon sürecini geliştirmek, bu konuda eğitim sağlamak ve sürecin etkinliğini doğrulamak adına işletmelerle iş birliği yapılmasını sağlıyor. Program dahilinde işletmeler, daha kısa temas süresiyle virüsü etkisiz hale getiren, hastane ölçeğinde dezenfeksiyon performansı sunan, patentli AHP (Accelerated Hydrogen Peroxide – Hızlandırılmış Hidrojen Peroksit) teknolojisine sahip Oxivir ürün ailesini kullanarak en yüksek hijyen standartlarını da yakalayabiliyorlar. 

    Ahbap Derneği, İyilik İçin Kodla Projesiyle Yazılımcılar Arası Dayanışma Ağı Kuruyor.

    0
    Ahbap Derneği, İyilik İçin Kodla Projesiyle Yazılımcılar Arası Ddayanışma Ağı Kuruyor.

    2017 Nisan ayında hayata geçirilen, 64 şehirde ve 70’den fazla üniversitede binlerce gönüllüsü bulunan Ahbap Platformu, sosyal etkileşimi artırmak amacıyla, yazılımcıları ve dijital profesyonel gönüllüleri bir araya getirerek İyilik İçin Kodla adlı bir projeyi hayata geçirdi.

    İyilik İçin Kodla’nın amacı; sürdürülebilir dayanışmayı dijital dünyaya taşımak ve bünyesinde üretilen toplum ve doğanın, canlı ve cansız çevrenin sorunlarını çözerek fayda sağlamaktır. 

    İyilik İçin Kodla, şu günlerde alanında uzman birçok dijital profesyonelin katılımı sayesinde, dijitalde bir çok alanda dayanışma odaklı farklılık sağlayarak büyük bir etki yaratmaya dönüyor. Bu oluşum büyümeye devam ediyor ve bir çok güzel projeye imza atacağı kesin.

    Kısaca İyilik İçin Kodla, Ahbap Ortak Zemininde doğaya, çevreye, topluma ve Ahbap’a değer katacak yazılım ve tasarım projelerinin tasarlandığı, geliştirildiği, sürdürüldüğü bir Ahbap Gönüllülüğü projesidir. 

    Projenin amacı, Ahbap bünyesinde gerçekleştirilen sosyal projelere kod yazarak ve dijital etkileşime destek sağlayacak gönüllülere ulaşarak destek sağlamak. Sosyal gelişime, iyiliğe katkı sağlayacak proje fikirlerinde öncü olmak. 

    Ahbap, gönüllü çalışmalara fiziksel olarak katılamayan dijital profesyonellerin klavyeleri başından Ahbaplık yapmasına fırsat tanıyarak, klavye gönüllülerinin de dünyaya olumlu bir etki yaratmasını sağlıyor. İyilk İçin Kodla’da; yazılımcılar İyilik İçin Kodluyor, tasarımcılar İyilik İçin Tasarlıyor, Dijitalciler ise İyilik İçin Üretiyor

    İyilik İçin Kodla ekibine katılım sağlarsanız, eğlenceli, enerjik, dinamik bir çalışma grubu ile etkileşim sağlayarak, kendi alanınız veya merak ettiğiniz alanlarda uzman kişilerin engin bilgilerinden faydalanabilir, kariyerinizde yeni girişimlere adım atmak için fikirler edinebilir, paylaşarak gelişebilirsiniz. 

    İyilik İçin Kodla ekibi hakkında detaylı bilgi edinmek ve ekiplerde yer almak için web sitelerini ziyaret etmelisiniz. Kolektif çalışma prensibini benimseyen herkes iyilikicinkodla.com web sitesinde yer alan gönüllü ol formunu doldurarak bu ekipte yer almak için başvuruda bulunabilir. Sonrasında bu güzel projeye katılmanız için gönüllü insan kaynakları uzmanları sizinle iletişime geçecektir. Siz de hızla dijitalleşen bu süreçte klavyeleriniz ile iyilik için bir şeyler yapabilir ve Dijital Ahbap olabilirsiniz.

    Trans Yağsız Üretimde Türkiye Öncülerden

    0
    Trans Yağsız Üretimde Türkiye Öncülerden

    31 Aralık 2020 itibarıyla Türkiye’de, trans yağ konusunda yeni bir dönem başladı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından getirilen düzenleme ile trans yağ oranı tüm dünyada güvenli kabul edilen yüzde 2 ile sınırlandırıldı. Bu uygulamayı Avrupa Birliği’nden 3 ay önce hayata geçiren Türkiye, AB ülkelerine öncülük ederek dünyanın en iyi örnekleri arasındaki yerini aldı.

    AB’de yasal düzenlemenin 2021 Nisan ayında yürürlüğe gireceğini belirten MÜMSAD Genel Koordinatörü ve Gıda Mühendisi Ebru Akdağ“Bu uygulamaya Avrupa Birliği’nden 3 ay önce geçilmesi hem yasal düzenlemeyi yapan Bakanlığımızın hem de altyapıyı daha öncesinde hazırlamış olan endüstrinin ortak başarısıdır. Bu yasal düzenlemeyi en başından bu yana gönülden destekliyoruz” dedi.

    Türkiye; ABD’den 11, Kanada’dan 13, AB’den 14 yıl ileride

    Türkiye’deMÜMSAD öncülüğünde bundan 13 sene önce başlatılan gönüllü uygulamayla margarinlerde trans yağsız üretime geçildiğini ifade eden Ebru Akdağ, “Bu gönüllü girişimle Türkiye; ABD’den 11, Kanada’dan 13 ve AB’den 14 yıl ileride olup Dünya Sağlık Örgütü’nün koyduğu 2023 hedefini 16 yıl önce yakalamıştı. Şimdi de Tarım ve Orman Bakanlığı’mızın hazırladığı yönetmelik ile trans yağ oranı tüm gıdalar için WHO’nun işaret ettiği güvenli seviyede olacak. Bu düzenlemenin AB’den 3 ay önce yürürlüğe girdiğinin de altını çizmeliyim” diye konuştu. 

     Dünyanın en iyi örnekleri arasında

    Ebru AkdağDoğu Avrupa’daki birçok üründe hala yüksek oranda trans yağlara rastlamanın mümkün olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünya Sağlık Örgütü’nün son raporuna göre, örgütün 2023 hedefine uyan 58 ülke endüstriyel trans yağ kullanımına kısıtlama getirirken, 100’den fazla ülkenin gıda ürünlerindeki trans yağı azaltmak için hala önlemler alması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerini başarıyla uygulayan ülkelerden Türkiye, ‘en iyi örnekler’ arasında gösteriliyor” diye konuştu.    

    Trans yağ nedir?

    Trans yağın üretilen veya ürüne katılan bir yağ çeşidi olmadığının altını çizen Ebru Akdağ, şu bilgileri verdi: “Temelde iki çeşit trans yağ vardır. Doğadan gelen trans yağ, geviş getiren hayvanların midelerindeki bağırsak bakterileri tarafından üretilir. Dolayısıyla bu hayvanlardan elde edilen ürünlerde (örneğin sığır, koyun, keçi vb’den elde edilen et, süt ve süt ürünleri gibi) doğal kaynaklı trans yağ bulunur. Örneğin, tereyağındaki trans yağ oranı yaklaşık % 3 – 5 düzeylerindedir. Endüstriyel trans yağlar ise yağların kısmen sertleştirilmesi için kullanılan, ülkemizde ise yıllar önce terk edilmiş olan ‘kısmi hidrojenasyon’ denilen bir işlem sırasında istenmeden ortaya çıkan bir yağ asididir. Trans yağların kardiyovasküler risk yaratabileceği ortaya çıkınca, tüm dünyada trans yağların elimine edilmesi için çalışmalar başlamıştır. Gerek endüstriyel olsun gerekse doğal, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her ikisinin de kardiyovasküler sağlığa etkisi benzerdir.” 

    Obezite Koronavirüs Riskini Artırabilir

    0
    Obezite Koronavirüs Riskini Artırabilir

    Diyabet, kalp ve damar hastalıkları, nörolojik rahatsızlıklar hatta kanser gibi birçok sağlık sorununa neden olan obezite, bütün dünyayı etkisi altına alan koronavirüs için de büyük tehlike oluşturuyor.

    Fazla kilolu ve obezite hastası olan kişilerin koronavirüs nedeniyle hastanede yatış süresi artarken, bu nedenle hayatını kaybetme riski de artıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ferit Kerim Küçükler, fazla kilo ve obezitenin koronavirüs ile ilişkisi hakkında bilgi verdi. 

    Obezite koronavirüsü de etkiliyor

    Obezite, aşırı kalori alımına bağlı olarak yağ dokusunun artmasıdır. Günümüz beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam sonucu obezite sıklığı giderek artmaktadır. Türkiye’nin yaklaşık %35’i fazla kilolu %35’i ise obezite hastasıdır. Koronavirüs salgını nedeniyle evden çıkmamak, hem beslenme alışkanlıklarının bozulmasına hem de egzersiz yapamamaya bağlı olarak kilo artışına neden olabilmektedir. Fazla kilolu olmak Covid-19 için risk faktörüdür. Obezite de ise risk çok daha fazla artar. Obezite hastalarının hastaneye yatış oranları ve bu nedenle hayatını kaybetme riski daha fazladır. Obezitede solunum fonksiyonlarda bozulmalar görülür. Akciğer rezerv hacminde ve solunum kapasitesinde azalma gibi bulgulara daha sık rastlanılır. Karın çevresinin artışı, yatar pozisyonda karın zarına baskı yaparak solunum kapasitesini daha da azaltır. Bu nedenle obezite hastalarında nefes darlığı daha sık görülmektedir. Ayrıca obezitede vücutta artmış olan bazı iltihabi maddeler, Covid -19 enfeksiyonu sırasında artan maddeler ile benzerlik gösterdiği için klinik durumun ağırlaşmasına neden olabilir.

    Kilonuz sizi savunmasız bırakabilir

    Obezite hastalarında kanın pıhtılaşmasını arttıran bazı maddeler artmaktadır. Benzer şekilde Covid-19 enfeksiyonu da vücutta pıhtılaşmaya neden olan faktörleri artırdığı için hastalarda dolaşım bozukluğuna bağlı kalp krizi ve felç gibi sorunlar daha fazla görülür. Obezite, vücudun bağışıklık yanıtının zayıflamasına neden olur. Çünkü bağışıklık hücrelerinin üretildiği, dalak, kemik iliği ve timus gibi organlar artmış yağ dokusu nedeniyle fonksiyon kaybına uğrayabilir. Bağışıklık hücrelerinin de mikroorganizmalar ile savaşma güçleri azalmıştır. Obezite hastalarında hipertansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, astım ve KOAH gibi rahatsızlıklar daha sık görülür. Bu hastalıkların çoğu aynı zamanda Covid-19 için risk faktörü oluşturur.

    Kilolar aşının etkinliğini düşürebiliyor

    Obez kişilerin grip, hepatit ve tetanos gibi aşılara yanıtı normal kişilere göre daha düşüktür. Bu nedenle Covid-19 aşısının etkisinin de düşük olması beklenebilir. Covid-19 tedavisinde kullanılan kortizon kan şekerinin yükselmesine neden olur. İnsülin direnci olan veya diyabetli obezite hastalarında bu durum daha da önemlidir. 

    Obeziteden korunmak için

    • Sağlıklı beslenme düzeni sağlanmalıdır. 
    • Karbonhidrat alımı azaltılmalı ve glisemik indeksi düşük olanlar tercih edilmelidir. 
    • Sebze ve antioksidan özelliği olan portakal, mandalina, kivi, ayva ve nar gibi besinler dengeli olarak tüketilmelidir.
    • Tam tahıllar, yağsız kırmızı ve beyaz et, balık haftanın en az 3 günü tüketilmelidir. Şekersiz dahi olsa yapay içeceklerden ve meyve sularından uzak durulmalıdır.
    • Egzersiz günlük yaşantının bir parçası haline getirilmeli, hafif tempolu yürüyüşler ve merdiven kullanma alışkanlığı kazanılmalıdır. Egzersiz yapmak uyku düzeninizin sağlanmasına ve stresin azaltılmasına da katkıda bulunur. Bu amaçla gevşeme egzersizleri ve yoga yapılabilir. Yetersiz ve kalitesiz bir uyku, hem insülin direncinin artmasına hem de bağışıklık sisteminizin zayıflamasına neden olur.
    • Alkol ve sigara kullanımından uzak durulmalıdır. 

    İstanbul Gönüllüleri Kadın Emeği Projesi Kadıköy’de

    0
    İstanbul Gönüllüleri Kadın Emeği Projesi Kadıköy'de

    İstanbul Gönüllüleri Kadın Emeği Projesi (KEP) kapsamında hayata geçirilen pazarların ikincisi 2-19 Mart 2021 tarihleri arasında Kadıköy İskele Meydanı’nda gerçekleştirilecek. İstanbul’un önemli meydanlarına renk dolu bir atmosfer taşıyan pazarlar,  üretici kadınlar için büyük bir fırsat niteliği taşıyor.

    El emeği ile üretim yapan ancak ürünlerini tüketici ile buluşturma konusunda sıkıntı yaşayan kadınlar için harekete geçen İstanbul Gönüllüleri, Kadıköy İskele Meydanı’nda gerçekleştirilecek Kadın Emeği Pazarı ile üreten kadınları tüketiciyle buluşturacak. Dönüşümlü olarak 350’ye yakın kadının yer alacağı pazar, 2-19 Mart tarihleri arasında her gün 10.00-18.00 saatleri arasında açık olacak.

    Katılımcıların dekoratif ürünler, ahşap, kumaş, keçe ve ebru, takı ve aksesuar, yün ve tığ örgü, amigurimi, seramik ve cam, mum, sabun ve krem olmak üzere toplam 8 kategoride ürettikleri ürünler pazarda satışa sunulacak.  Pandemi sürecinin gerektirdiği sosyal mesafe kurallarına uygun olarak hazırlanan pazar alanında üreten kadınlar el emeği ürünleri ile aile bütçesine katkıda bulunma fırsatı yakalayacak.

    İstanbul Gönüllüleri Kadın Emeği Projesi yöneticilerinden Esra Akal; pandemi sürecinin beraberinde getirdiği yaşamsal değişikliklerden kadınların çok daha fazla etkilendiğini,  özellikle evde üretim yaparak aile bütçesine katkıda bulunan kadınlar için bu sürecin çok daha zorlu geçtiğini belirtiyor. Akal; üreten kadınların en büyük sorunlarının ürünlerini tüketici ile buluşturmak olduğunu ve bu soruna çözüm bulmak için İstanbul Gönüllüleri Kadın Emeği Projesi’ni hayata geçirdiklerini söylüyor. Esra Akal; “Şehrin meydanlarının bu şehrin kadınlarının ürettikleri ürünlerle renklenmesi, kadınların üreten bir güç olarak var olması ve burada oluşan ekonominin kendilerine, ailelerine ve ülkeye katkı sağlaması ‘Kadın Emeği Projesi’nin en büyük değeri olacak. Diğer yandan şehir ve kadın üretici kimliklerinin birbirilerini tamamlayabileceği potansiyel ve geliştirilebilir satış kanalları konusunda çalışmalarımız devam edecek” diyor.

    Kadın Emeği Projesi kapsamında ilki Beşiktaş’ta gerçekleştirilen pazarda yaşları, eğitimleri, meslekleri, vizyonları birbirinden farklı 500’e yakın kadın katılımcı olarak yer aldı. Kültürel bir sergi niteliğini taşıyan Kadıköy Kadın Emeği Pazarı 19 Mart 2021 tarihine dek ziyaretçiler için açık olacak. 

    ALTERNA ile Saçlara Mükemmellik Getiren Lüks Bakım

    0
    ALTERNA ile Saçlara Mükemmellik Getiren Lüks Bakım

    Kusursuz görünen saçlar, mükemmel bir bakıma ihtiyaç duyar.  Profesyonel saç bakım alanında en üst ve en premium segmentte yer alan ALTERNA, cilt bakım teknolojilerini saça taşıyan değerli içerikleri, üstün formülleri ve ürün serileri ile size bu bakımı sunuyor. 

    ALTERNA Caviar Anti-Aging portföyü, dünyanın en yenilikçi ve etkili cilt bakım ürünlerinden ilham alınarak geliştirilen bakım ve şekillendirme ürünlerinden oluşuyor.

    Saç bakımında en lüks formülleri ürünlerine yansıtan ALTERNA, dünyanın en zengin Omega-3 kaynağı havyarın besleyici özellikleri ve patentli enzim teknolojileri ile saçlarda ilk kullanımdan itibaren değişim yaratıyor. Saça nem, yoğunlaştırma, hacim, renk koruma, bağ onarım, yatıştırıcı etkili toplam 6 farklı serisi mevcut.

    Cinsel İstismarın Önlenmesinde Bu Uyarılara Dikkat!

    0
    Cinsel İstismarın Önlenmesinde Bu Uyarılara Dikkat!

    Cinsel istismarın önlenmesinde bilinçlenmenin ve çocukların bilgilendirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, çocuğun mutlaka çok dikkatli bir şekilde dinlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Çocukların eylem ve eylemsizlikleri, sessiz kalışları, davranış ve mimikleriyle duygularını ifade ettiklerini belirten uzmanlar, bu mesajların doğru bir şekilde okunması gerektiğini vurguluyor. 

    Fiziksel temas konusunda çocuğun “hayır” demesine saygı gösterilmesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, “Fiziksel temas konusunda ısrarcı davranıldığında çocuklar kendi bedenleri üzerinde kontrol sahibi olmadıklarını; aile bireylerinin ve diğer yetişkinlerin, istedikleri zaman ve istedikleri şekilde onlara dokunmaya hak sahibi olduğunu düşünebilirler” uyarısında bulunuyor. 

    Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Dilek Sarıkaya, 4 Mart Dünya Cinsel İstismara Karşı Mücadele Günü kapsamında, ailelere önerilerde bulundu.

    Cinsel istismar, bir cinsel şiddet türüdür

    Cinsel istismarı, “çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi açısından kendi sorumluluğunu taşıyan, güven ya da güç ilişkisi içinde olduğu bir kişi tarafından cinsel olarak sömürülmesi” şeklinde tanımlayan Dr. Dilek Sarıkaya cinsel istismarın bir cinsel şiddet türü olduğunu söyledi.

    Çocuğu cinsel olarak istismar eden kişinin şiddet eylemini, çocuğun fiziksel, duygusal, bilişsel ve deneyimsel açıdan daha zayıf oluşunu kötüye kullanarak gerçekleştirdiğini söyleyen Dr. Dilek Sarıkaya, “Cinsel istismar yalnızca çocuğun bedenine ya da cinsel organlarına yönelik fiziksel temas içeren davranışları kapsamaz. Cinsel istismarın temas içeren ve içermeyen pek çok farklı biçimi olabilir. Bu nedenle, cinsel istismarın temas içermeyen biçimlerini ve bu davranışların da çocuk ruh sağlığına zarar verici nitelikte olduğunu bilmek önemlidir” diye konuştu.

    Çocuklar susmaz, anlatır

    Dr. Dilek Sarıkaya, cinsel istismarı önlemede hedefin, çocuklara kendilerini korumalarını öğretmekten önce, yetişkinlere çocukları istismar etmemelerinin anlatılması olması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Yetişkinler, her zaman ve her yerde çocuğun üstün yararını gözettiğinde, çocuklara kendilerini ifade edebilecekleri ortam yarattığında, çocukların zarar görebilecekleri herhangi bir durum içinde olup olmadığını kontrol ettiğinde ve karar aşamalarında çocukların görüşlerini de göz önünde bulundurduğunda çocukları gerçekten korumuş olurlar. İnanılanın aksine çocuklar susmaz, anlatırlar. Çocuklar eylem ve eylemsizlikleri, sessiz kalışları, davranış ve mimikleriyle, oyun, resim, şarkı ve drama gibi yaratıcı araçlarla duygularını ifade ederler. Tüm bu araçları çocuğa sunmak, güvenli alan ve iletişim kanalları yaratmak, iyi bir gözlemci olmak yetişkinlerin sorumluluğudur. Çocukları birer birey olarak gördüğümüz, dinlediğimiz, seçimlerine saygı duyduğumuzda; onların susmalarını engellemiş ve onlara söz hakkı tanımış oluruz.”

    Cinsel istismarla mücadele konusunda ailede neler yapılmalı?

    Dr. Dilek Sarıkaya ailelere cinsel istismarın önlenmesi için şu önerilerde bulundu:

    – Aile içerisinde çocuklar her ne anlatırsa anlatsın dikkatle dinleyin:  

    Çocukların birer birey olarak hissetmelerini destekleyecek ve onların öz güvenlerini güçlendirecek en temel unsur, var oluşlarının ve söylediklerinin önemsendiğini görmeleridir. Çocukları dinlerken, göz teması kurabilecekleri bir seviyede olmak önemlidir. Duygularını paylaştıkları için teşekkür edilmelidir. Eğer çocukların soruları geçiştirilir, anlattıkları duyulmazsa; yaşayabilecekleri olumsuz deneyimlerle ilgili aile bireyleri ile konuşmak, destek istemek konusunda zorlanacaklardır.

    – Aile içerisinde fiziksel temas konusunda ısrarcı olmayın: 

    Çocukların “hayır”ları duyulmadığında ve fiziksel temas konusunda ısrarcı davranıldığında çocuklar kendi bedenleri üzerinde kontrol sahibi olmadıklarını; aile bireylerinin ve diğer yetişkinlerin, istedikleri zaman ve istedikleri şekilde onlara dokunmaya hak sahibi olduğunu düşünebilirler. 

    Aile bireylerinin çocuklara öpme ya da sarılma karşılığında vaatlerde bulunmaları, bunları yapmadıklarında ilgiyi ve iletişimi kesip, küsmeleri; onlara başkalarını memnun etmenin, kendi memnuniyetinden daha önemli olduğu mesajını verir. Bu durum çocukların kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini ikinci plana atmalarına neden olur ve kişisel sınırlarını oluşturmalarını zorlaştırır. Bu mesajlar çocukların yetişkinlerden gelen istismar ve istenmeyen davranışlara karşı daha açık hale gelmesine sebep olabilir. Çocuklara başkalarını öpmek ya da onlara sarılmak konusunda seçim hakkı verilmelidir. Böylece bedenleri üzerinde söz sahibi olduklarını bilir ve diğer kişilerin bu kararlara saygı göstermeleri gerektiğini öğrenirler. Böylece bir yetişkin tarafından bedenlerine yönelen saygısız ya da istismar edici bir davranışı fark edebilir, bunun doğru olmadığını bilir ve bu konuda kendilerini daha iyi ifade edebilirler.

    – Cinsel istismar benim çevremde gerçekleşmez demeyin: 

    İstismar sosyoekonomik durum, etnik köken, eğitim seviyesi, statü, yaş ve yerleşim yeri fark etmeksizin toplumun her kesiminde gerçekleşebilir. İstismarın bizim çevremizde gerçekleşmeyeceğine inanmak isteriz; fakat gerçekte istismar bizim çevremizde de gerçekleşebilir. 

    – İstismarı bildirirsek çocuğun geleceğini mahvederiz, çocuktur nasıl olsa unutur diye düşünmeyin: 

    Yaşanan olayın önemsiz olduğunu ve çocuğun nasıl olsa bunu kolayca unutacağına inanmak isteriz.  Oysa bildirilmeyen istismar olaylarının sonucunda istismar eden yetişkinler başka çocuklara zarar vermeye devam ederler. Öte yandan çocuğun istismarı ifade etmesine rağmen ailenin bu konuda sessiz kalması, çocuğun güven ve adalet duygusunun sarsılmasına ve yetişkin hayatında da devam edebilecek ruhsal sorunlara yol açabileceği unutulmamalıdır. İstismar çocuğun değil, uygulayan kişinin hatasıdır ve bunu bildirmek biz yetişkinlerin sorumluluğudur. Çocukları korumak ve onların mutlu ve üretken bir yaşama sahip olabilmelerini sağlamak için sessizliği kırmak ilk adımdır.