Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 212

    İpek Böceğine Zarar Vermeden Kumaş Ürettiler

    0
    İpek Böceğine Zarar Vermeden Kumaş Ürettiler

    Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinde yapılan çalışmayla ipek böceğinin tırtıl veya kelebeğine zarar vermeden kumaş elde edildi

    Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Berna İleri: “Türkiye’de ve dünyada şöyle bir yöntem var: Kozalar fırında 60 ila 110 derecede yaklaşık 15-20 dakika fırınlanıyor ve içindeki o canlı kelebek maalesef yanıyor. Barış ipeği dediğimiz, buna tamamen karşı bir yöntem” Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Prof. Dr. Feza Can: “Avrupa’daki

    LALE KÖKLÜ – Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nde yapılan bilimsel çalışmayla, ipek böceğinin tırtıl veya kelebeğine zarar vermeden kumaş üretildi.

    Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Berna İleri ve ekibi, 2018 yılında, üniversitenin Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinasyon Birimi tarafından desteklenen “Tekstilde Yeni bir Yaklaşım: Kelebeğe Zarar Vermeden İpek Giymek” adlı bir proje başlattı.

    Geçen yıl tamamlanan projeyle; dünyada yaygın olan, koza içindeki tırtıl veya kelebeğin fırınlanarak ölmesine yol açan “böcek boğma” yönteminin aksine, kelebeğin ördüğü kozayı delip dışarı çıkmasını sağlayarak canlılara zarar vermeden oluşan kozanın ipliğiyle kumaş elde edildi.

    Hindistan’da “Ahimsa” ismi verilen, bazı ülkelerde de “barış ipeği/şiddet içermeyen ipek” (Peace silk/Nonviolent silk) olarak anılan bu yöntemi Türkiye’de uygulayan ekip, çalışmalarına ” Hatay barış ipeği” (Peace Silk of Hatay) adını verdi.

    İpek böceğinin tırtılına veya kelebeğine zarar vermeden elde edilen ipekler, başta Avrupa’dan olmak üzere birçok kullanıcı tarafından tercih ediliyor.

    İleri ve ekibi, bu yöntemi, ipekçiliğin bir gelenek haline geldiği Hatay’da yaygınlaştırmak için çabalıyor.

    – “Türkiye’de ilk kez Hatay’da gerçekleştirdik”

    Berna İleri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin uygulama kısmını 3 kuşaktır ipekçilikle uğraşan kadın girişimci Emel Duman ile yürüttüklerini söyledi.

    Hindistan gibi birkaç ülkede bu yöntemin yapıldığını ancak Türkiye’de hiç bilinmediğini kaydeden İleri, “Türkiye’de ve dünyada şöyle bir yöntem var: Kozalar fırında 60 ila 110 derecede yaklaşık 15-20 dakika kadar fırınlanıyor ve içindeki o canlı kelebek maalesef yanıyor.

    Barış ipeği dediğimiz, buna tamamen karşı bir yöntem. Yani hayvanının canını hiçbir şekilde yakmadan yapılan, kelebek veya tırtılın kozadan çıkması gerçekleştikten sonra elde edilen, Avrupa’nın çok aradığı bir yöntem ama Türkiye’de tanınmış, bilindik bir yöntem değil. Dünya aslında bu doğal ipeğin peşinde. Biz de bunu Türkiye’de ilk kez Hatay’da gerçekleştirdik.” dedi.

    Kelebeğin kozayı delip çıktığında, kozanın kesik veya atık olduğu yönünde yanlış bir algının olduğunu vurgulayan İleri, bunu mikroskop altında günlerce gözlemlediklerini ve kelebeğin çıkarken kozayı yırtmadan, aralayarak terk ettiğini bunun da kozaya hiçbir zarar vermediğini anlattı.

    Barış ipeğinin en çok tercih edilen kumaş türü olduğunu ifade eden İleri, “Sadece barış ipeği isteyen, ‘ben giydiğim ipekte o canlının ölmesini istemiyorum’ diyen bir kitle var, bilinçli bir kitle diyoruz bunlara. Avrupa’da da böyle bir kitle tarafından bunlar talep ediliyor. El emeği dediğimiz şeyi şu an dünya istiyor, dolayısıyla eğer üreticilerimiz de bunu bu şekilde yapmak için çaba sarf ederlerse inanın dünyada da çok daha farklı bir Hatay ipeği gündeme gelir.” diye konuştu.

    İleri, Almanya’daki Goethe Enstitüsü’nden bir heyetin, çalışmalarını görmek için Hatay’a geldiğini ve çok etkilendiğini de aktardı.

    – “Avrupa’daki insanlar kelebeklerin öldürülmediği barış ipeğini tercih ediyorlar”

    Hatay MKÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Prof. Dr. Feza Can da yaklaşık 20 yıldır kelebekler üzerine bilimsel araştırmalar yaptığını anlattı.

    Barış ipeğinin dünyada belirli yerlerde yapıldığını ve Hatay için de çok önemli bir gelir kaynağı olan ipekçiliğin bu şekilde sürdürülmesi için çabaladıklarını belirten Can, şunları söyledi:

    “Dünyada çok iyi bir piyasası var. Artık Avrupa’daki insanlar, şiddet içermeyen veya ‘kozanın içerisinde kelebek varken, koza açılmadan, sırf daha çok iplik elde edelim, daha farklı iplik elde edelim’ diyerek, kozaların fırınlanarak kelebeklerin öldürülmediği barış ipeğini tercih ediyorlar. Biz de Hatay’da zaten çok iyi yapılan ipek böcekçiliğini bu yöne kaydırmak istiyoruz. Bir canlıyı öldürmeden de elde edilecek ipeğin çok kaliteli olduğunu projemizle anlattık.”

    Kas Hastalıklarında Merak Edilenler

    0
    Kas Hastalıklarında Merak Edilenler

    Kas hastalıkları yani tibbi deyim ile Distrofisi hakkında yeteri kadar bilgi sahibi miyiz?

    Distrofi; Antik Yunanca bir isimdir. Antik Yunancada kötü ve hastalık anlamına gelen dis ile gelişme manasındaki trofi kelimesi ile birleştirilerek elde edilmiştir.

    30’dan fazla çeşidi bulunan kas distrofileri; ilaç ve yan tedavi yöntemleri ile desteklense de, kesin ve net olarak bir tedavisi bulunmamaktadır.

    Gittikçe daha ilerleyebilen kas hastalıkları, maalesef ki bazı kişilerde yürüme, konuşma ve kendi ihtiyaçlarını görebilme yetisini kaybetmelerine neden olabilmektedirler. Bazı kişiler ise kas hastalıklarında, hafif ve yıllar boyunca sürebilen sağlık sorunları yaşamaktadırlar. Yan tedavi olarak kullanılan ilaçlar ile ancak hastalığın seyri yavaşlatılabilmektedir.

    Dilerseniz kas hastalıklarının nedenleri, belirtileri ve tedavilerini birlikte inceleyelim;

    Kas Hastalıklarının Nedenleri;

    Distrofisi yani kas hastalıklarının nedeni tam olarak tanımlanamamaktadır. Tanımlanan ve tanımlanması beklenen bugün 500’e yakın kas hastalığı bulunuyor. Her yaşta görülebilen kas hastalıklarına sahip pek çok birey günümüzde bir çözüm aramaktadır.

    Kas Hastalığı Belirtileri

    Kas hastalıklarında meydana en belirgin 5 işaret şunlardır;

    1. Güçsüzlük: Herhangi bir kas rahatsızlığı bulunan kişiler merdiven çıkma, yokuş tırmanma hatta oturduğu yerden kalkmada zorluk çekerler. Yürümede, kollarını kaldırarak bir yere uzanmada, saçını yıkarken sorun yaşamaları olasıdır. Kök kas gruplarının gücünü zamanla yavaş yavaş kaybetmesi, distrofisinin en belirgin belirtileri arasındadır.
    2. Bitkinlik: Sinir-Kas durumunda yaşanan zorluk ile zamanla bitkinlik baş göstermektedir. Kasların hareketlerdeki devamlılığı söz konusu olduğunda, güçsüz kalması şeklinde oluşmaktadır. Çok ileri düzeyde yorgunluk, tükenme ve bitkinlik olarak açığa çıkar.
    3. Kramp: Özellikle egzersiz ve aşırı hareket halinde iken oluşan kramplarda, kas hastalığı belirtisi kabul edilir. Miyofosforilaz eksikliği bulunan kaslarda, elektrofizyolojik olarak sessiz ağırlar olarak görünürler.
    4. Kontraktür: Eklemlerin etrafında bulunan kasların,  kasılması sonucunda eklemin zamanla bu eylemi sabitlemesidir diyebiliriz. Kaslarda kontraktürün meydana gelmesi, seneler alan uzun bir süreçtir. Bu durum oluşana kadar; tendonda oluşan ve zaman ile artan sertleşme, uzmanlarca takılan ateller ile tedavi edilebilir.
    5. Hipertrofi: Kaslardaki kasılmaların belirgin bir şekilde ortaya çıkarken, kasılmaların oldukça zorladığı durumlardır. Kas hassasiyetinin, miyotine eşlik edemediği durumlarda meydana gelirler.

    Kas Hastalıkların Teşhis Koyma Yöntemleri

    • EMG ve Elektromiyografi
    • Kas biyopsisi
    • Kas kuvveti, refleksler ve koordinasyon testleri
    • Elektrokardiyogram ve EKG
    • Kan testi
    • Diğer görüntüleme teknikleri.

    Kas Hastalıklarında Tedavi Seçenekleri

    • Fizik Terapisi… Kasların esnek ve kuvvetli kalabilmesini sağlayacak bir takım egzersiz hareketleri ila yapılmaktadır.
    • Solunum Tedavisi… Kas zayıflıkları sebebiyle meydana gelen nefes almakta güçlük yaşayan hastaların, solunum destek makineleri yardımıyla daha rahat nefes alması sağlanmaktadır.
    • Konuşma Terapisi… Bu tedavi yöntemi dil ve yüz kasları güçsüzleşmesi sonucunda konuşma zorluğu çeken ya da bu yetisini kaybeden hastalar için kullanır. Konuşmanın en kolay yolları bu terapi sırasında hastaya öğretilmektedir.
    • Cerrahi Tedaviler… Kaslarda oluşan semptomların yavaşlatılması ve etkilerinin azaltılması için ilaçla tedavi yöntemi kullanılabilir. Kalp kası sorunları ya da dil, yutkunma problemleri çeken kişilerde kullanılan bir yöntemdir genel olarak.

    İlaçla tedavi yöntemleri; eteplirsen, nöbet önleyici yani antiepileptik ilaçlar, tansiyon ilaçları, vücudun bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar, prednizon ve defkazacort gibi streoidler ve kreatin gibi bazı ilaçlar ile sağlanmaktadır.

    Ancak belirtmemiz gerekir ki kas hastalıklarının yani distrofisinin, kesin bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Semptomları en iyi ve en hafif dereceye taşıyabilecek, hastanın yaşam kalitesini biraz daha yükseltebilecek şekilde yukarıdaki bahsettiğimiz tedavi seçenekleri uygulanabilmektedir.

    Cheesecake Görünümünde: İrmikli Sütlü Tatlı Tarifi

    0
    Cheesecake Görünümünde: İrmikli Sütlü Tatlı Tarifi

    İrmik helvası, irmikli muhallebiler, irmikli diğer tatlılar… Türk mutfağında tatlılarda en çok sevilen kullanılan malzemelerin başında geliyor irmik ve süt ikilisi.

    Bu tatlının bu zamana kadar denemediğiniz bir haliyle karşınızdayız bu kez. İster çay saatlerinize hemencecik hazır edin, isterseniz akşam yemeği sonrasında basan tatlı istediğinizi hafif bir tatlıyla yatıştırmak için hazırlayın onu. Şık görünümü, az malzemeli oluşuyla da gönüllerinizi fethedecek cinsten. Karşınızda irmikli sütlü tatlı tarifi!

    Koyu muhallebi kıvamında irmikli bir taban hazırlıyoruz önce. Ardından üzerine az irmikli, yumuşacık, misler gibi vanilya kokan bir muhallebi yapıyoruz. İkisini üst üste güzelce yayıp buzdolabında dinlendiriyoruz. Ortaya cheesecake görünümünde oldukça hafif ve kolay bir tatlı tarifi çıkıyor. Bu tarif çay saatlerinizin vazgeçilmezlerinden olacak. İrmikli sütlü tatlı tarifimizden alır mısınız bir dilim?

    İrmikli Sütlü Tatlı Tarifi İçin Malzemeler

    Tabanı için;

    • 1 su bardağı irmik
    • 1/2 su bardağı toz şeker
    • 2,5 su bardağı süt

    Üzeri için;

    • 2,5 su bardağı süt
    • 2 yemek kaşığı irmik
    • 3/4 su bardağı toz şeker
    • 2 paket vanilya
    • 2 yemek kaşığı nişasta
    • 6-7 adet ceviz içi

    İrmikli Sütlü Tatlı Tarifinin Püf Noktası

    İrmikli tabanı hazırlarken bir hayli koyu olmasına özen gösterin. Kıvamına bağlı olarak irmik ya da süt ilavesinde de bulunabilirsiniz.

    İrmikli Sütlü Tatlı Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Tabanı için; bir tencerenin içerisine irmik, süt ve şekeri alın. Çok koyu kıvamlı bir muhallebi elde edene kadar karıştırarak pişirin.
    2. Ardından kelepçeli yuvarlak bir kalıbın tabanına hazırladığınız karışımı güzelce yayın ve üzerini düzleştirin. Dilerseniz farklı bir borcam ya da kalıp kullanabilirsiniz.
    3. Tencerenin içerisine süt, nişasta, irmik ve toz şekeri alın ve koyu kıvamlı bir hal alana kadar pişirin. Ocaktan almadan önce vanilyayı ilave ederek karıştırın.
    4. İrmikli tabanın üzerine hazırladığınız diğer muhallebiyi de yayın. Oda sıcaklığında biraz dinlendirin. Ardından buzdolabına kaldırın.
    5. Buzdolabında 2-3 saat soğuttuktan sonra kalıptan çıkarıp dilimleyerek servis edin. Üzerini ceviz içleriyle süsleyerek servis edin. Afiyetler olsun!

    İrmikli Sütlü Tatlı Tarifinin Servis Önerisi

    Üzerini dilediğiniz kuru yemiş ya da meyveyle süsleyerek servis edebilirsiniz.

    Cinsellik Sonrası Kadın ve Erkek Nasıl Davranır?

    0
    Cinsellik Sonrası Kadın ve Erkek Nasıl Davranır?

    Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, cinsellik sonrası gösterilen davranışlar hakkında bilgi verdi.

    Cinselliğin başlamasından önce kadın ve erkeğin davranışları nasıl farklı ise, cinsellik sonrası da farklılık gösteriyor. Bu farklılıklar karşı tarafın çeşitli eleştirilerine neden olabiliyor. Cinsellik sonrası salgılanan oksitosin hormonu davranışları belirlemede etkin bir rol oynasa da tek başına bu davranışları açıklamakta yetersiz olabiliyor.

    Cinsellik sonrası kadın tutumları:

    1. Sarılmak

    Kadınlar genelde cinsellik sonrası sarılmayı tercih ediyorlar. Kendilerini daha güvende hissediyorlar. Esasen cinsellik öncesi gördüğü ilginin gerçekliğini sınama çabası olarak da değerlendirilebilir.

    2. İlişki hakkında konuşmak

    Genelde birbirlerine çok zaman ayırmayan çiftlerde, ya da erkeğin çok konuşkan olmadığı birlikteliklerde sık görülüyor. Esasen günlük koşuşturmalar esnasında ya da çocuklarla uğraşırken ihmal edilen duygusal yakınlığın değerlendirme zamanı olarak düşünüyor.

    3. ‘Şu an ne düşünüyorsun?’ sorusu

    Birçok kadın cinsel ilişki sonrası sessizliği, biraz önce yaşanan yoğunluğun karşı tarafça ne kadar değerli bulduğunu değerlendirmeye çalışır.

    4. Uzaklaşmak

    Eğer kadın cinsellik esnasında orgazm olmamışsa bu sık görülür. Hele bir de karşı tarafça bu önemsenmemişse daha belirgin olarak gözlemlenir.

    5. Hemen giyinmek

    Kendi bedeni ile barışık olmayan, ya da karşı tarafın böyle bir değerlendirme yapması ile ilgili endişe yaşayan kadın cinsellikten sonra çabucak giyinir.

    6. Ters davranmak

    Cinsellikte orgazm olmayan ya da erkeğin daha bencil davrandığı ilişkilerde daha sık görülür. Ön sevişme yetersiz ise ya da erken boşalma durumlarında da bu davranış gözlemlenebilir.

    7. Çarşafı değiştirmek

    Bazı çok titiz kadınlar cinsellik biter bitmez çarşafları değiştirmek ister. Cinsel organların yatağa değmesi ya da meninin bulaşmasından tiksindiği için çabucak çarşafları değiştirmek isteyebilir. Yapmazsa sıkıntıya girer.

    Cinsellik sonrası erkek tutumları:

    1. Arkasını dönüp uyumak

    Birçok erkek cinsel birleşmeden sonra yatıp uyur. Bu konuda çokça da eleştiri alır. Boşalma sonrası yoğun salgılanan oksitosin hormonu ne yazık ki bu durumu kolaylaştırır. Ayrıca erkeklerin boşaldıktan sonra, tekrar cinselliğe hazırlanmaları için zamana ve dinlenmeye ihtiyaçları vardır.

    2. Sigara içmek

    Bu davranış daha çok öğrenilmiş bir davranıştır. Çoğunlukla bir film karesi gibi görülebilir. Cinsellik sonrası herhangi bir başka açıklaması yoktur. Esasen cinsellikten sonra sigara koku nedeniyle çiftin sarılmasını engelleyebilmektedir.

    3. İlgisiz davranmak

    Bir kısım erkek cinsellik sonrası ilgisiz davranabilir. Bu cinsellik odaklı ve duygudan yoksun ilişkilerde daha sık görülür.

    4. Bir şeyler yemek ve içmek

    Bazı erkekler cinsellik sonrası fazla efor nedeniyle yeme ihtiyacı duyabiliyorlar. Kadına garip gelse de acıkabiliyorlar.

    5. Telefonunu kontrol etmek

    Bazı işkolik erkekler, cinsellikten sonra telefonlarını kontrol edebiliyorlar. Ya da telefonuna bağımlı olanlar, oyuncaklarını hemen ellerine alabiliyor. Esasen kadını oldukça kızdıran bir davranış olarak görülüyor.

    6. Tuvalete gitmek

    Bazı titiz erkekler cinsellik sonrası tuvalete gidip çişlerini yapabiliyorlar. Bunu neredeyse tüm cinsel birleşmelerin sonucunda tören gibi yapabiliyorlar. Peniste sperm kalırsa zararlı olacağına dair inançları olabiliyor.

    7. Sarılmak

    Sevginin ve saygının bir ifadesi olabiliyor.

    Bir İllüzyon: Çilek Jöleli Tatlı Tarifi

    0
    Bir İllüzyon: Çilek Jöleli Tatlı Tarifi

    Mutfak dediğin bir parça sevgi, tılsımlı bir dokunuş. Bu sevimli mi sevimli, çilek jöleli yarı şeffaf tatlılar da uzaktan imkansızı başarmış, ortadan ikiye kesilmiş bir çileği kendi içinde birleştirmiş gibi duruyor. Görünüşe aldanmayın derim.

    Manav tezgahları da çilek dolu, daha ne duruyorsunuz?

    Çilek Jöleli Tatlı Tarifi İçin Malzemeler

    Çilek Jölesi İçin;

    • 1 paket çilek aromalı toz jöle karışımı
    • 2,5 çay bardağı sıcak su
    • 2,5 çay bardağı soğuk su

    Muhallebisi İçin;

    • 2,5 su bardağı süt
    • 1,5 yemek kaşığı buğday nişastası
    • 1 yemek kaşığı pirinç unu
    • 1 gram damla sakızı (1 küçük parça)
    • 4 yemek kaşığı toz şeker

    Üzeri İçin;

    10 adetorta boy çilek

    Çilek Jöleli Tatlı Tarifinin Püf Noktası

    Yapım aşamalarını kolaylaştırması adına videoya bir göz atın.Hazırlık ve pişirme süresi kısa olsa da tatlıları tamamen donması için 2-4 saat aralığında buzdolabında bekletin.

    Çilek Jöleli Tatlı Tarifinin Pişirme Önerisi

    Jöle ve meyvelerin şeker oranını yeterli bulursanız muhallebiyi toz şeker ilave etmeden de hazırlayabilirsiniz.

    Çilek Jöleli Tatlı Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Süslemede mini bir illüzyona imza atacak çilekleri yeşil kısımlarını bir miktar kaldırıp yeşilli kısımları daha büyük kalacak şekilde ikiye kesin. Bir kenarda bekletin.
    2. Jel görüntüsünü alacak çilek jölesini hazırlamak için; çilek aromalı toz jöle karışımını çelik bir karıştırma kabına boşaltın.
    3. Öncelikle sıcak su katıp toz karışımı tamamen eriyene kadar bir çırpıcı yardımıyla karıştırın.
    4. Karışım tamamen eridiğinde soğuk suyu katıp karıştırma işlemini sürdürün.
    5. Bir an önce tamamen soğuyup toparlanmaya başlaması için karıştırma kabını buz dolu bir kase üzerine oturtun. Aralarda karıştırmayı sürdürün.
    6. Kullanacağınız servis kaplarını sığ bir baton bir kek kalıbı içine dizip bir kenarlarının 45 derecelik açıyla havada kalmasını sağlayın. Bu aşamada videodan destek alabilirsiniz.
    7. Yavaş yavaş toparlanmaya başlayan jöle karışımından azar azar katıp yatay şekilde durmasını sağlayın.
    8. Bu sevimli tatlıların üzerine kesmiş olduğunuz çileklerin sapsız kısımlarını, iç kısımları yukarıya bakacak şekilde yerleştirin. Kıvam alması için buzdolabına kaldırın.
    9. Tatlının muhallebisi için; soğuk süt, buğday nişastası, pirinç unu, toz şeker ve damla sakızını derin bir tencereye aktarın.
    10. Bir çırpıcı yardımıyla pürüzsüz bir hal alana kadar karıştırdığınız muhallebi harcını, kısık ateşte kıvam alana kadar pişirin. Ocaktan aldıktan sonra buz dolu bir kase üzerine alıp soğutun.
    11. Bir kısmını çilek jölesi ile doldurduğunuz servis kaselerini buzdolabından çıkartın. Küçük ölçekli kaşık yardımıyla üst kısımlarında az bir pay kalacak şekilde hazırladığınız muhallebi ile doldurun.
    12. Yarı donuk bir kıvam almaları için buzdolabında 5 dakika kadar bekletin. Şimdi sıra geldi tatlıdan bütün çilek çıkartmaya. Tatlı kaplarının uç kısımlarını şeffaf bantlarla tutturun (çilekler asılı kalsın diye köprü kurun).
    13. Ucunda yeşil kısmı bulunan çilekleri, iç kısımları muhallebiye değecek şekilde şeffaf bantlara yaslayın. Soğuması ve kıvam alması için yeniden buzdolabına kaldırın.
    14. Son şeklini alan tatlı kaplarının üzerinde bulunan şeffaf bantları dikkatli bir şekilde kaldırıp sevdiklerinizle paylaşın.

    Gökhan Özoğuz, Sarmaş Dolaş Oturan Çifte Tepki Gösteren Motorcuya Sert Çıktı: Romantizme Laf Etmek Cehalettir

    0
    Gökhan Özoğuz, Sarmaş Dolaş Oturan Çifte Tepki Gösteren Motorcuya Sert Çıktı: Romantizme Laf Etmek Cehalettir

    Şarkıcı Gökhan Özoğuz, cadde üzerindeki merdivende sarmaş dolaş oturan çifte “Burası Türkiye ayıp” diyen kişiye “Akla bile gelmeyecek rezillikleri yapan varken romantizme laf etmek cehalettir” diyerek tepki gösterdi.

    Yoldan geçen bir motorcu cadde üzerindeki merdivenlerde kucak kucağa oturan çifte müdahale etti. Bu anları kask kamerasına kaydeden kişinin görüntüleri kısa sürede sosyal medyada gündem oldu. Motorcuya ilk tepki ünlü şarkıcı Gökhan Özoğuz‘dan geldi.

    Seyir halindeki bir motorcu, merdivende sarmaş dolaş olan çiftin yanına yaklaşarak “Kardeşim ne yapıyorsun sen burada? Burası Türkiye ayıp denen bir şey var. Çoluk var çocuk var burada. Edep denen bir şey var” diyerek tepki gösterdi.

    “AKLA GELMEYECEK REZİLLİKLERİ YAPAN VARKEN BUNA LAF ETMEYE HAK YOK”

    Sosyal medyada kısa sürede yayılan görüntüleri Twitter hesabından paylaşan Athena Grubu’nun solisti Gökhan Özoğuz, “Kimdir bu kişiler? Hangi hakla insanların yaşantılarına müdahale? Kapalı kapılar ardında, İnsanlıktan nasibini almamış, akla bile gelemeyecek rezillikler yapanlar varken, kimsenin kendi halinde yaşanan romantizmine laf etme hakkı yoktur. Korkunç bir cehalet ve bağnazlık” ifadelerini kullanarak sert çıktı.

    Dünya Sağlık Örgütü Koronavirüsle İlgili Bu Açıklamayı İlk Kez Yaptı: Etkisi Onlarca Yıl Sürecek

    0
    Dünya Sağlık Örgütü Koronavirüsle İlgili Bu Açıklamayı İlk Kez Yaptı: Etkisi Onlarca Yıl Sürecek

    Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, koronavirüs pandemisinin hızlanmaya devam ettiğini ve etkilerinin onlarca yıl süreceğini dile getirdi.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, Dubaili yetkililer tarafından düzenlenen bir sanal sağlık forumunda konuştu. Ghebreyesus, dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük tehditin virüs değil, “küresel birlik ve liderlik eksiği” olduğunu ifade etti.

    BİRLİK VE BERABERLİK ÇAĞRISI

    “Bu pandemiyi bölünmüş bir dünya ile yenemeyiz” diyen Ghebreyesus, “Pandeminin politikleştirilmesi sorunu büyüttü. Hepimiz güvende olana kadar hiçbirimiz güvende değiliz” dedi.

    “ETKİSİ ONLARCA YIL HİSSEDİLECEK”

    Salgının hızlanmaya devam ettiğini ifade eden DSÖ Genel Sekreteri, “Bunun bir sağlık krizinden fazlası olduğunu biliyoruz. Bu bir ekonomik kriz, bir sosyal kriz ve birçok ülkede siyasi kriz. Etkileri onlarca yıl hissedilecek” diye konuştu.

    DÜN EN FAZLA VAKA TESPİT EDİLEN GÜN OLDU

    Dünya Sağlık Örgütü dün (21 Haziran 2020) dünya genelinde günlük koronavirüs vakalarında en yüksek seviyeye çıkıldığını açıklamıştı. DSÖ, dün 183 bin 20 vaka kaydedildiğini duyurdu. Bugüne kadar dünya genelinde 9 milyondan fazla vaka görüldü ve 471 bin 197 kişi hayatını kaybetti.

    Yıllar Sonra Aynı Pozu Veren Gülşen Bubikoğlu, Güzelliğiyle Meydan Okudu

    0
    Yıllar Sonra Aynı Pozu Veren Gülşen Bubikoğlu, Güzelliğiyle Meydan Okudu
    Yıllar Sonra Aynı Pozu Veren Gülşen Bubikoğlu, Güzelliğiyle Meydan Okudu

    Yeşilçam’ın ok kirpikli güzeli olarak bilinen Gülşen Bubikoğlu, gençlik yıllarında verdiği bir pozu seneler sonra yeniden verdi. Bu anları Instagram hesabından paylaşan Bubikoğlu’na beğeni yağdı.

    Bir zamanlar “Yeşilçam’ın en güzel gülen yıldızı” unvanını taşıyan ünlü oyuncu Gülşen Bubikoğlu sosyal medyada paylaşım yaptı ve gündeme bomba gibi düştü.

    Uzun bir süredir kameralardan uzak hayat süren usta oyuncu, güzelliğiyle genç kızlara meydan okumaya devam ediyor. Yıllar önce kırmızı bir gülle poz veren Bubikoğlu, aynı pozu yıllar sonra yeniden verdi. Güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Bubikoğlu, bu anları Instagram hesabından takipçileriyle paylaştı. Usta ismin paylaşımına kısa sürede beğeni yağdı.

    İtalyan Profesör Matteo Bassetti: Koronavirüs Etkisini Yitirdi, Aşıya Gerek Kalmayabilir

    0
    İtalyan Profesör Matteo Bassetti: Koronavirüs Etkisini Yitirdi, Aşıya Gerek Kalmayabilir

    İtalyan Bulaşıcı Hastalıklar Profesörü Matteo Bassetti, yeni tip koronavirüsün geçirdiği mutasyonlar nedeniyle eskisi kadar ölümcül olmadığını belirterek, Kovid-19’un bir aşı bulunmadan kendiliğinden ortadan kaybolabileceğini ifade etti.

    İtalyan Bulaşıcı Hastalıklar Profesörü Matteo Bassetti, yeni tip koronavirüsün geçirdiği mutasyonlar nedeniyle eskisi kadar ölümcül olmadığını belirterek, Kovid-19’un bir aşı bulunmadan kendiliğinden ortadan kaybolabileceğini ifade etti.

    İtalya’nın Cenova kentindeki San Martino Genel Hastanesi’nde bulaşıcı hastalıklar uzmanı olan Profesör Bassetti, The Sunday Telegraph gazetesine verdiği demeçte virüsün kendi kendini yok edebileceğini öne sürdü:

    “HASTALARIN DURUMU 1 AY ÖNCESİYLE AYNI DEĞİL”

    “80 veya 90 yaşlarındaki yaşlı hastalar bile şimdi yatakta kendi kendilerine doğrulabiliyor ve yardım almadan nefes alıyorlar. Aynı hastalar bir ay önce ölecekti” ifadelerini kullanan Bassetti, virüsün etkisini yitirmesinin altında, virüsün insanların akciğerlerine daha az zarar veren genetik bir mutasyona uğramasının bulunduğunu söyledi. Bununla birlikte, sosyal mesafe ve karantina uygulamalarının da toplumdaki virüs dağılımını azaltmış olabileceğini ve insanların daha düşük dozda koronavirüse maruz kalmış olabileceğini sözlerine ekledi.

    “SON 4 HAFTA İÇİNDE DURUM DEĞİŞTİ”

    Bassetti, teorisinin kişilerin hastalığın viral yüküne ne kadar maruz kaldığına bağlı olduğuna dayandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Mart ve nisan başında durum tamamen farklıydı. İnsanlar acil serviste büyük bir kalabalık oluşturuyordu. Bazılarının oksijen ve ventilatör tedavisi ihtiyacı vardı. Şimdi, son dört hafta içinde, büyük resim pek çok açıdan değişti. Solunum yolunda, muhtemelen virüsün henüz bilimsel olarak gösterilmemiş olan genetik mutasyonundan dolayı daha düşük bir viral yük olabilir.”

    “VİRÜSÜN ETKİSİNİN YİTİRDİĞİ FİKRİ ŞÜPHELİ”

    Bulaşıcı hastalık profesörü geçmişte benzer iddialarda bulundu, ancak aşırı iyimser olduğu için eleştirildi.

    Avustralya’daki Wollongong Üniversitesi’nden Dr.Gideon Meyerowitz-Katz, MailOnline’a virüsün etkisinin yitirmiş olduğu fikrinin şüpheli olduğunu ve iddiayı destekleyecek bir bilimsel kanıtın henüz bulunmadığını söyledi.

    Öte yandan, pandeminin başlangıcında dünyada en çok etkilenen ülkelerden biri olan İtalya’da şimdiye kadar Kovid-19 nedeniyle yaklaşık 35 bin ölüm gerçekleşti.

    Türkiye’nin Birinci Dünyanın İkinci Büyük Nemrut Krater Gölü Doyumsuz Manzarası ile Hayran Bırakıyor

    0
    Türkiye'nin Birinci Dünyanın İkinci Büyük Nemrut Krater Gölü Doyumsuz Manzarası ile Hayran Bırakıyor

    Bitlis’in Tatvan ilçesinde 2250 rakımdaki dünyanın ikinci, Türkiye’nin ise en büyük krater gölü özelliğine sahip Nemrut Krater Gölü güzelliği ile büyülüyor.

    Avrupalı Seçkin Destinasyonlar (EDEN) projesi kapsamında “Mükemmeliyet Ödülü” alan bu göl, ziyaretçi akınına uğruyor.

    Bağrında el değmemiş doğal güzellikler barından ülkemizde cennetten bir yermiş gibi hissettiren Nemrut Krater Gölü, ziyaretçilerine doyumsuz bir manzara sunuyor.

    Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin akın ettiği Nemrut Krater Gölü, doğal güzelliğiyle kendine hayran bırakıyor.

    Özellikle hafta sonları ağırladığı misafirlerine seyrine doyumsuz manzaralar sunan Nemrut Krater Gölü’nün bu güzellikleri drone ile havadan görüntülendi.

    Seyrine doyumsuz manzarası ve el değmemiş doğasıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakan Nemrut, görenleri etkiliyor.

    Avrupalı Seçkin Destinasyonlar (EDEN) projesi kapsamında “Mükemmeliyet Ödülü” alan Nemrut’a gelen ziyaretçiler, kalderanın eşsiz manzarasını ve doğal güzelliklerini fotoğraflama imkanı buluyor.

    Doğal güzelliklerinin yanı sıra bünyesinde barındırdığı sıcak ve soğuk gölleri, buz mağarası, buhar bacası, kuş türleri ve biyoçeşitliliği ile her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.