Koronavirüs salgını nedeniyle kişisel temizlik, hayatınızda her zamankinden daha önemli bir hal almışken eldiven, maske ve kıyafetlerinizin üzerinde uzun süre yaşadığını bildiğiniz virüslerden de korunmanız gerekiyor. Bu nedenle evinize geldiğinizde eldiven, maske ve kıyafetlerinizi doğru şekilde çıkarmanız oldukça önemli. Bu konuda sizler için uygulanması kolay yöntemleri derledik.
Virüsler bazı yüzeylerde uzun süre boyunca yaşayabiliyor. Giydiğiniz eldiven ve taktığınız maskenin yanı sıra kıyafetlerin yüzeylerinde de virüsler olabiliyor. Bu nedenle kişisel hijyen için eldiven, maskenizi doğru şekilde çıkarmanız ve eve girdiğinizde kıyafetlerinizi uygun şekilde üzerinizden çıkararak yıkamanız da önemli. Kişisel temizlik, hayatınızda her zamankinden daha önemli bir hal almışken eldiven, maske ve kıyafetlerinizin üzerinde uzun süre yaşadığını bildiğiniz virüslerden korunmak için uygulayabileceğiniz basit yöntemler mevcut. Sizin için eldiven, maske ve kıyafetleriniz doğu şekilde dezenfeksiyon edebileceğiniz bu yöntemleri derledik.
Eldiven ve maskelere dışarıda veda edin
Öncelikle eldiven ve maskenizi eve girdikten sonra değil içeriye girmeden çıkarmalısınız. Eldivenlerinizi çıkarırken önce bir elinizle diğer elinizdeki eldiveni dıştan içe doğru sıyırın. Ardından sıyırdığınız eldiveni hala eldivenli olan elinizde tutup çıplak elinizi eldivenli elinizin içine sokun ve yine dıştan içe doğru sıyırın. Bu yöntemle birbirine geçirip virüsleri hapsettiğiniz eldiven yumağını en yakındaki çöpe atabilirsiniz.
Maskenizi çıkarırken de işe kulak lastiklerinden başlayın. Daha sonra dışa doğru katladığınız maskeyi hemen çöpe atarak virüsleri arkanızda bırakabilirsiniz. Tabii, eldiven ve maskeleri çöpe attıktan sonra ellerinizi yıkayarak tedbiri elden bırakmayın.
Kıyafetlerinizi izole bir ortamda çıkarın
Sıra geldi kıyafetlerinize. Öncelikle eve girmeden ayakkabılarınızı çıkarıp kapı önündeki ayakkabılığa bıraktığınızdan emin olun. Bu sayede ayakkabının üzerindeki virüsler, sadece birkaç saat içinde sizin için bir tehdit olmaktan çıkacaktır. Daha sonra kıyafetlerinizi çamaşır odasında, kilerde ya da sırf izolasyon için ayırdığınız bir odada çıkarabilir, kişisel hijyen için yıkama aşamasına geçebilirsiniz.
Çıkardığınız kıyafetlerinizi hemen yıkamayacaksanız mutlaka bir çamaşır sepetinde biriktirin. Hemen yıkayacağınız kıyafetleri ise kıyafetlerinize zarar vermeyecek mümkün olan en sıcak derecede yıkayabilirsiniz. Unutmayın; ortalığa virüslerin saçılmasını istemiyorsanız kıyafetleri fazla sallamadan makineye atmalısınız. Ayrıca evde hijyen sağlamak için kıyafetleri beklettiğiniz çamaşır sepetini de ara ara dezenfekte etmeyi sakın atlamayın. Tabii, çamaşır odasında işiniz bittikten sonra doğru el yıkama tekniği ile ellerinizi temizleyip rahat bir nefes alabilirsiniz.
Kıyafetlerinizi derinlemesine temizleyin
Sert yüzeylerin aksine kıyafetler birden çok katmandan oluştuğu için derinlemesine temizlik gerektiriyor. Bu yüzden her bir katmanın temizliğini sağlamak için Samsung’un Eco Bubble teknolojisine sahip çamaşır makinelerini tercih edebilirsiniz. Köpükle yıkama teknolojisi ile çamaşırlarınıza zarar vermeden ve deterjan kalıntısı bırakmadan temizleyen Samsung Eco Bubble kıyafetlerinizi köpürtürken siz de el yıkama kurallarına göre en az 20 saniye boyunca ellerinizi köpürtüp durulayabilirsiniz.
Önleminizi alıyorken kıyafetlerinize yerleşmiş lekelerle de vedalaşmak istiyorsanız Steam buhar teknolojisini kullanabilirsiniz. Samsung Steam teknolojisine sahip çamaşır makineleri ile bakterilerin %99,9’unu yok edip kıyafetlerinizi alerjen maddelerden temizlenmesini sağlayabilirsiniz.
Dezenfeksiyon yaparken tasarruf edin
Kıyafetlerinizi sık sık yıkıyorsanız sudan tasarruf etmeniz de yararınıza olacaktır. Ancak kişisel bakım için kıyafet temizliğinin şart olduğu bu dönemde hem sudan tasarruf edip hem de temizliği sağlamak zor görünebilir. Tam da bu noktada Samsung Air Wash teknolojilerini kullanan çamaşır makineleri hava ile temizleme teknolojisiyle size yardımcı olacak. Air Wash ile su, deterjan ve kimyasal kullanmadan kıyafetlerinizi dezenfekte edebilirsiniz. Ayrıca gücünü ısıtılmış havadan alan Air Wash teknolojisi, giysilerinizi temizlerken kötü kokulardan da arındırır.
Güzelliğiyle dikkat çeken başarılı oyuncu Eva Longoria da saç bakımını evde kendisi yapan ünlüler arasına katıldı. L’Oréal Paris’in global güzellik elçisi Eva Longoria, bu süreçte saçlarındaki beyazları kapatmayı da ihmal etmedi. Evde saçlarını kendisi boyayan güzel oyuncu, tercihini L’Oréal Paris Excellence Crème’den yana kullandı.
Eva Longoria, evde bulunduğu sürede saçlarındaki beyazlardan kurtulmak için saçlarını kendi boyamaya karar verdi. Başarılı oyuncu Longoria, saçlarını boyadıktan sonra “Ev konforunda bunu yapabilmek çok iyi oldu. Kendine bakmak, kendine verdiğin değerdir. Çünkü şimdi, her zamandan daha fazla biz buna değeriz ” dedi.
Profesyonel uygulamalardan ilham alan Excellence Creme içerdiği zenginleştirilmiş 3’lü bakımı sayesinde daha zengin renklerin yanı sıra daha zengin bakım da sunuyor. Excellence Creme evde saç boyamak için gerekli içerikleri kutusunun içerisinde barındırıyor; koruyucu krem boya ile saç rengine bakım, pH dengeli bakım şampuanı ile saç derisine bakım, ağırlaştırmayan besleyici maske ile saçlara bakım yapıyor. 30 farklı renk seçeneği ile kadınlar istediği saç rengi ile buluşuyor, %100 beyaz kapama özelliği ile saçlarının hak ettiği bakımı ve renkleri keşfediyor.
Prof. Dr. Seçil Özkan, corona virüsüne karşı bağışıklık oranlarını verecek antikor testlerinin 81 ilde pazartesi günü yapılmaya başlanacağını söyledi. Prof. Dr. Özkan, “Sağlık personelimiz 81 ilde 153 bin kadar haneye giderek haneden bir kişiyi örnek seçecek. Kişiye PSR testi yapacak. Biraz da kan örneği alıp antikor bakılacak. Bu antikor da bize hastalık geçirip geçirmediğini, bağışıklık kazanıp kazanmadığını gösterecek. ” dedi. Peki bu 153 bin kişi nasıl seçilecek? İkinci dalga olacak mı? İşte Prof. Dr. Özkan’dan önemli açıklamalar…
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Öğretim Üyesi ve Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Seçil Özkan, 81 ilde yapılacak corona virüsüne karşı toplumdaki bağışıklık oranlarını verecek antikor testlerine ilişkin açıklama yaptı.
Prof. Dr. Özkan, Avrupa’da da bir kaç ülkede, “Toplum bu salgın sürecinde bağışıklık kazandı mı” diye antikor geliştirme çalışması yapıldığını belirtti. Prof. Dr. Özkan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın bu kapsamda “Türkiye’de 150 bin haneye ulaşacağız” açıklamasını anımsatarak, “Sağlık personelimiz 81 ilde 153 bin kadar haneye giderek, bu haneden bir kişiyi örnek seçecek.
Bu haneler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından rastgele seçiliyor. Kişiye bir kaç tane soru sorulup, ardından bizim PSR testi dediğimiz burundan kültür alıp, hasta olup olmadığı testi yapılacak. Biraz da kan örneği alıp antikor bakılacak. Bu antikor da bize hastalık geçirip geçirmediğini, bağışıklık kazanıp kazanmadığını gösterecek” dedi.
Prof. Dr. Seçil Özkan
‘PAZARTESİ GÜNÜ BAŞLANACAK’
Prof. Dr. Özkan, bu çalışmanın Türkiye için gerekli olduğunu belirterek, “‘Bu corona virüsü süreci bizim toplumumuzda nasıl geçti’, ‘bağışıklık kazanıldı mı’, ‘corona virüsü ne düzeyde bağışıklık bırakıyor’, bizim toplumumuz için de bu rakamı göreceğiz.
Biliyorsunuz İsveç yaptı bu çalışmayı. Yüzde 7 gibi oldukça düşük bir rakam buldu. Bu, bize bu hastalıkla mücadelede yeni bilgiler sağlayacak. Gelen sağlık personeline toplumumuz yardımcı olmalı. Çünkü bu bizim sağlığımız için ne önlemler alalım diye yapılan bir çalışma.
Sağlık personeli sahada büyük bir emek verecek, yardımcı olmak lazım. Sanırım pazartesi gibi başlanacak. Bakanlık bu konuda büyük emekler sarf ederek hızlıca 10-12 günlük bir süreçte verileri toplayıp, analiz edecek. Testi yapılan kişilere de geri dönülecek, PSR pozitif mi çıktı, antikoru nasıl çıktı diye” ifadesini kullandı.
‘İKİNCİ DALGAYI YAŞAYABİLİRİZ’
Hafta sonu, sokaklarda yaşanan yoğunluğa dikkat çeken Prof. Dr. Özkan, salgının devam ettiğini vurguladı. Prof. Dr. Özkan, “Biz daha sıfır vaka görmedik. Sıfır vaka görme süremiz de önemli. Biz sıfır vaka görsek bile çevremizdeki ülkelerde de bitmedi. İran’ı biliyorsunuz yeni bir ikinci dalgaya geçti. Türkiye de bunu yaşayabilir.
Önümüzdeki günlerde rakamlara bakılarak yeni açılacak yerler olacaktır ya da yeni normalde eklediğimiz yerler olacaktır. Mesafe, maske, ek hijyen, buna dikkat edersek yeni normal dönemde ikinci dalga yaşamayız. Hafta sonu inanılmazdı. Piknikler, sosyal mesafeler aşılmış, sanki eskiye dönülmüş gibiydi. Bunu yaparsak ikinci bir dalga yaşayabiliriz. Bizim için bu çok üzücü olabilir” diye konuştu.
‘DİKKAT ETMEMİZ GEREKİYOR’
Prof. Dr. Özkan, çevrelerinde belirti göstermeyen insanlar olduğunu vurgulayarak, “Çevremizdeki herkes corona virüsü hastasıymış gibi davranmamız lazım ki ikinci dalgayı yaşamayalım. İran’da şimdi 2 binleri geçen vaka sayıları, salgının pik noktalarına gitmeye başladılar. Bu bizi zorlayacaktır, belki geri adım atmamıza neden olacaktır.
Kısıtlamaları kaldırdık; ama kısıtlamalara geri dönüşler olacaktır, ülke örnekleri var. Biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Biraz daha rakamlar düşsün. Yazı, bu rakamları düşürerek yavaş yavaş atlatalım. Ekim-Kasım’da da virüsün mevsim itibarıyla kış aylarında artmasını beklediğimiz için ikinci dalgayı bekliyorduk biz. Ona gelmeden bu yeni normalde davranışlarımızı düzeltmezsek yeni dalgayla karşılaşma korkusu açıkçası var, dikkat etmek gerekiyor” diye konuştu.
‘KORKUM BİNLERE ÇIKABİLİRİZ’
Prof. Dr. Özkan, corona virüsüne karşı uyulması gereken kurallara uyulmadığını kaydederek, “Bu hastalığın kuluçka süresi 14 gün diye geçiyor; ama ortalama 6-7 günde bir kişiden kapıldıysa belirtiler çıkmaya başlıyor. Biz bayağıdır 800-900’lü rakamlarda ilerliyoruz, aslında düşmemiz gerekiyor. Demek ki bu 1 Haziran ve 11 Mayıs’taki yeni normal dönemde kurallara uymuyoruz bence.
Biz bu inişi devam ettiremedik. Korkum binlere de çıkabiliriz. 1 Haziran’ın etkisini biz bu hafta göreceğiz. Hafta sonunun etkisini de 14-15’inde görebiliriz. Dalga daha da yukarıya çıkabilir. Bunun için mümkün oldukça mesafeyi korumalıyız. Yeni normalimiz bu, tamamen eski hayatımıza dönmemiz için 3 şart var. Ya aşı bulunacak herkesi aşılayacağız, ya virüs olumlu yönde bir değişim yaşayacak bizi hasta etmeyecek ya da kolay bir tedavisi bulunacak biz bu işten kurtulacağız. Bu üçüne de vakit var. Onun için bu yeni normal yaşantımıza alışacağız” dedi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, normalleşme adımları atılırken, vatandaşlardan bu adımlardan faydalanabilmeleri için maske ve sosyal mesafe kurallarına dikkat etmelerini istedi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, özellikle normalleşme sürecinde maske ve sosyal mesafenin önemine bir kez daha değinerek şunları söyledi:
“GÜLÜŞÜMÜZÜ KAPATSA DA MASKESİZ YAPAMAYIZ”
“Maske takmak kime yakışır? Koronavirüsle mücadelede ister istemez sorumluluk sahibi hepimize. Yüzümüzü, gülüşümüzü kapatsa da maskesiz yapamayız. Hazır salgını geriletmişken bize yakışanı yapalım. Maskeli, sosyal mesafeli; riske karşı biraz daha sabredelim.”
Koronavirüs sebebiyle aylardır evde olan Süperstar Ajda Pekkan, tatil planı yapmaya başladı.
Ajda Pekkan, önceki akşam Arnavutköy’deki bir balık restoranında yemek yedi. Ünlü şarkıcı, çıkışta muhabirlerin sorularını yanıtladı.
Süperstar, “Buradaki işlerimi bitirdikten sonra küçük bir tatil yapmayı planlıyorum. Zaten temmuz ayında da Bodrum konserlerim başlıyor.” dedi.
“FİYAT AYNI”
Pekkan, “Villanızı satılığa çıkarmıştınız. Son dönemde fiyatta bir artış oldu mu?” sorusuna da “Fiyat aynı duruyor. Alıcısı varsa hemen satabilirim.” yanıtını verdi.
46 MİLYON TL
Evinin satışı için birçok emlakçıya talimat veren Süperstar’ın özel havuzlu ve aylık aidatı 4 bin 500 TL olan villasının son fiyatı, satış sitesinde tam 46 milyon TL olarak görünüyor.
Cinsel uyarılma bozukluğu pek çok kadının başına gelebiliyor. Gelin bu sorunu daha yakından tanıyalım, nedenlerine ve çözümlerine bakalım. Psikiyatrist-Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, kadınlarda cinsel uyarılma bozukluğu hakkında merak edilen her şeyi anlattı.
Cinsel uyarılma bozukluğu, sürekli ya da tekrarlayıcı biçimde, cinsel uyarılmanın olmaması ya da uyarılmanın cinsel birleşme bitinceye kadar sürdürülememesi durumudur. Bu durum cinsellikle ilgili sıkıntı yaşatır. Cinsel uyarılma, bedenin cinselliğe hazırlanmasıdır. Cinsel isteğin ortaya çıkmasıyla birlikte vücutta çeşitli değişiklikler olur.
Cinsel uyarılma esnasında erotik duygular yoğunlaşır, vajinada cinsel birleşmeye hazırlık olarak kayganlaşma olur. Vajinaya doğru kan akımı artar. Cinsel olarak heyecanlanma sonucunda kalp atışı hızlanır, nefes alıp verme artar, vücutta genel bir sıcaklık hissi oluşur. Göğüslerde gerginlik ve meme uçlarında dikleşme meydana gelir. Yine bu dönemde klitoris şişer, vajina uzar, genişler ve gevşer. Böylece cinsel birleşme için cinsel organ hazır hale gelir. Cinsel uyarılma bozukluğunda bu durumlar oluşmaz. Doğal olarak cinselliğin diğer dönemlerine geçiş olmaz. Cinsellik sona erer ya da hazzın olmadığı, hatta bazen acı veren bir cinsel birleşme olur.
Kadınlarda ne kadar yaygın olduğu tam olarak bilinmiyor.
Ancak yapılan bir araştırmada, evliliğinde mutlu olduğunu söyleyen kadınların bile üçte birinde bu sorunun olduğu görülmüştür. Fazla endişeli olanlarda, suçluluk duygusu yaşayanlarda, cinsellikle ilgili korkuları olanlarda daha fazla görülmektedir. Genelde ülkemizde alelacele, hatta çoğunlukla çak az ya da hiç ön sevişme olmadan cinsellik başlatılıyor. Bu durum bedenin, cinsellik için hazırlanmasını engelliyor.
Bunların dışında hormonal bozukluklar, bazı psikiyatri ilaçları, tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler, alerji ilaçları, astım ilaçları, kolesterol ilaçları cinsel uyarılmayı engellemektedirler.
Kadınlar açısından bu durum nasıl yaşanıyor?
Esasen cinsellik bir sıra izler. Öncelikle kadında cinsel istek ortaya çıkar, devamında cinsel uyarılma oluşur. Bunu cinsel hazzın yoğun yaşandığı bir birleşme dönemi sonrasında orgazm ve rahatlama dönemi gelir.
Kadınlar cinsel uyarılma bozukluğu nedeniyle tedaviye pek başvurmuyorlar. Esasen cinsel sorunlar için kadınların tedaviye başvuramamasının altında birçok neden yatıyor. Toplumumuzda genç kızların cinselliğe ilgi göstermeleri bile yoğun tepki almaktadır. Cinsellikle ilgili konuşmaların ayıp ve günah denilerek engellenmesi de bir sorundur. Birçok kadın yaşamları boyunca hiç mastürbasyon denememiştir. Toplumda mastürbasyon sadece erkeklere ait bir cinsel doyum şekli gibi gösterilmektedir. Kadınlardan beklenen, sadece eşlerinin cinsel isteklerine yanıt vermek olmalı şeklinde bir algı vardır.
Ayrıca kadınlar eşleriyle cinsel konularda konuşmazlar. Vücutlarının neresinden zevk aldıklarını, cinsellikte nelerden hoşlanmadıklarını, hangi pozisyonun hoşuna gittiğini söylemezler. Bu nedenle hem kadın hem de erkek, bu konuları arkadaş sohbetlerinden öğrendikleri kadarıyla cinselliği yaşarlar. Ayrıca kadınların cinsellikle ilgili eşleriyle konuşmaları, cinsel isteklerini söylemeleri ayıp sayılmaktadır. Hatta cinsel isteği olan kadına kötü gözle bakılmaktadır.
Birçok kadın yeteri kadar uyarılmadığı halde cinsel birleşmeyi reddedemez.
Yapılan araştırmalar kadınların önemli bir bölümünün ön sevişme sırasında eşlerine çok az katıldıkları ya da hiç katılmadıkları, cinsel birleşme sırasında ise çoğunlukla hareketsiz kaldıkları gerçeğini göstermiştir. Evlilikte olan çatışmalar, eşler arasında yakınlık sorunları, duygusal olarak yaşanan eksiklikler de bu sorunu ortaya çıkarabilir. Eşini sevmeyen, istemeyen kadınlarda da uyarılma sorunu karşımıza çıkmaktadır.
Cinsel uyarılma sorunun en önemli nedeni ön sevişmenin yeteri kadar olmamasıdır. Uyarılma için ön sevişme çok önemlidir. Ön sevişme süresi uyarılmayı kolaylaştırır. Kısa ön sevişmelerde kadın bedeni, cinsel birleşme için hazırlanamaz. Bazen sadece ön sevişmeyi uzatmak bu sorunu ortadan kaldırmaktadır. Erken boşalma yaşayan erkekler ön sevişmeyi kısa tutmak isterler, aksi halde bu sırada boşalabilirler. Yani erkekteki bu sorunda kadının cinsel olarak uyarılamamasına neden olabilmektedirler.
Cinselliğin yaşandığı ortam da kadının cinsel olarak uyarılmasını etkileyebilir. Temiz olmayan ortamlar, aşırı ışıklı-aydınlık ortamlar, yatak odasının kapısının anahtarının olmaması, bebeğin ya da çocuğun aynı odada olması gibi nedenler önemlidir.
Hamile kalma endişesi ve hamilelik durumunda bebeğe zarar gelir korkusu da önemli bir sorundur.
Bazı kadınlar cinsellikten, penisten ve meniden tiksinmektedirler, bu da cinsel uyarılmayı engellemektedir. Bu durumun mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.
Geçmişinde tecavüz ya da taciz yaşayan kadınlarda da, cinsel uyarılma bir sorundur.
Eşi tarafından aldatılan kadınlar cinsellikle ilgili yoğun sorun yaşarlar.
Birçok kadın cinsel uyarılma bozukluğu sorununu fark etse de eşiyle bu konuyu konuşup çözüm aramak konusunda oldukça zorlanmaktadırlar.
Hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?
Belirtileri anlamak, bu konuda bilgi sahibi olmakla mümkündür. Çünkü kadınların bir kısmı bu durumu bir kader olarak algılamaktadırlar. Cinsellikle ilgili öğretilen cinsel birleşmenin ağrılı olacağına dair yanlış bilgi sorunu fark etmeyi engellemektedir.
Daha çok şu belirtiler görülür:
– Cinsel isteksizlik
– Cinsellikten haz alamama
– Cinsellikten kaçınma
– Ağrılı cinsel birleşme
– Orgazm olamama
– Vajinada kuruluk hissi
– Meme uçlarında dikleşme olmaması
Başka sorunlarla karıştırılabiliyor mu?
Birçok cinsel sorunda benzer belirtiler oluyor. Hemen her cinsel sorunda cinsellikten uzaklaşma olmaktadır. Bu nedenle cinsellikten uzaklaşma mutlaka araştırılması gereken bir konudur. Cinsel uyarılma bozukluğu, cinsel istek bozukluğu ile karışmaktadır. Cinsel istek bozukluğunda genellikle cinselliğe başlamakla ilgili bir sorun vardır. Ancak diğerinde vücudun cinselliğe hazırlanmasında sorun vardır.
Ağrılı cinsel birleşme ile de karışmaktadır. Ağrılı cinsel birleşme probleminin altında enfeksiyonlar, kist hastalıkları, geçirilmiş ameliyatlar, idrar yolu iltihaplanmaları, menopoz ya da hormonal sorunlar yatmaktadır, Yine karışan bir sorunda vajinusmustur. Vajinusmusta istek ve uyarılmada sorun yoktur. Ancak cinsel birleşme sırasında kadın bacaklarını kasar, geri çekilir ve birleşmeye izni vermez.
Orgazm bozukluğu nedir? Bu sorun ile arasında bir ilişki var mı?
Önce orgazm nedir onu açıklamak gerekir. Orgazm, Yunanca şehvetli heyecan anlamına gelmektedir. Kadının cinsel uyarının artışı sonrasında vajina, rahim ve kasık bölgesinde hissettiği ritmik kasılmalar ve buna eşlik eden yoğun zihinsel hazdır. Havada asılı kalmak gibi bir duygu, kontrolün kısmen yitirilme duygusu gibi hissedilir. Erkek ve kadın orgazmı arasındaki fark; erkeklerde cinsel birleşme sırasında bir kez yaşanmasına rağmen kadınlarda aynı cinsel birleşme sırasında bir veya birden fazla defa orgazm yaşanabilir.
Orgazm bozukluğu, cinsel birleşmelerin çoğunda (% 75 veya daha fazlasında) kadının orgazm olamamasıdır. Bunun yanında, orgazmı düşük haz düzeyinde yaşamak da orgazm bozukluğu olarak nitelendirilebilinir. Bazen erkeklere ait cinsel sorunlar (Sertleşme bozukluğu ve erken boşalma gibi) kadının orgazm olamamasının en önemli nedenlerindendir. Çünkü orgazm olabilmek için cinsel birleşmenin kesintisiz ve belirli bir sürenin üzerinde devam etmesi gerekir.
Ülkemizde cinsel sorunla başvuran kadınların yarısında orgazm bozukluğu sorunu bulunmuştur. Cinsel uyarılma bozukluğunda cinselliğin bir ileri evresi olan orgazm yaşamak olanaksızdır. Bazen kadınlar cinsel uyarılma bozukluğu sorunu olmasına rağmen “orgazm olamıyorum” sorunuyla doktora başvurmaktadırlar.
Daha çok psikolojik mi yoksa fizyolojik nedenler mi bu soruna neden oluyor?
Cinsel uyarılma bozukluğunun küçük bir bölümü fizyolojik yani başka bir hastalığa bağlı olabilir. Özellikle hormonal sorunlar yaşayan kadınlarda ve bazı ilaçların etkisiyle cinsel uyarılma bozukluğu oluşabilmektedir. Büyük oranda cinsel uyarılma bozukluğunun nedeni psikolojiktir.
Bazen; panik bozukluk, endişe bozukluğu, depresyon, takıntı hastalığı gibi birçok ruhsal hastalık bu soruna neden olabilmektedir. Bu hastalıkların tedavi edilmesi bile sorunu ortadan kaldırabilmektedir. Çok endişeli kişiler, özgüven sorunu yaşayanlar, cinsellikle ilgili yanlış bilgileri olanlar, cinsellikle ilgili yoğun korkuları olan, eşiyle çatışması olan kişiler de bu sorunu yaşamaktadırlar.
Nasıl tedavi ediliyor?
Öncelikle bu sorunla başvuran kişiler mutlaka kadın hastalıkları ve doğum hekimine, başka fiziksel bir sorun var mı diye kontrole gönderilirler. Fiziksel sorun yoksa veya tedavi edildikten sonra cinsel terapiyle tedavi edilirler. Cinsel terapi esnasında başka pir psikiyatrik sorun yoksa ilaç kullanmadan cinsel terapistin önerileri ve verdiği ödevler/görevlerle tedavi edilmektedir.
Cinsel tedavi sırasında çift mutlaka cinsel yönden bilgilendirilirler. Ortalama 6-12 seansta tedavi edilirler. Cinsel terapi eşle beraber (çift olarak) yapılır. Tek başına tedavi genelde tercih edilmez, ancak zorunlu hallerde uygulanabilir. Medyada ve internette tek seansta çözüm gibi bazı reklamlar yer almaktadır, bu tedavilerin bilimsel bir geçerliliği yoktur. Bu konuda önemli bir bilgi de eğitimli bir kişi tarafından terapi gerçekleştirilmelidir.
Cinsel uyarılma bozukluğunun görüldüğü bir kadın, tedavi sonrası bu sorundan tamamen kurtulabiliyor mu?
Cinsel tedavi sonuçları oldukça başarılıdır. Ancak tedavinin sonucunu etkileyen faktörler vardır. Çiftin tedaviye verdiği önem, verilen görevlerin yerine getirilmesi, eşlerin tedavi isteği ve seansların aksatılmaması, tedaviyi olumlu etkilemektedir. Eşini istemeyen çiftlerde tedavi genelde başarısız olur. Tedavinin şartları yerine getirilirse, kadın bu sorundan tamamen kurtulmaktadır.
Psikiyatrik açıdan bu sorunun ortaya çıkışında cinsel mitlerin rolü var mı? Geçmiş öğretiler, toplumsal baskılar ve benzeri…
Cinsel yaşam, kültürden ve toplumdan etkilenir. Yeni kuşaklar yetişirken toplumun hafızasında olan bilgilerle, kalıp düşüncelerle, yargılarla karşılaşmaktadırlar. Cinsellik alanında da doğru ve yanlışlar bize öğretilir. Cinsellikle ilgili abartılı, yanlışlarla dolu bir sürü bilgiye maruz kalmaktayız. Zaten birçok kişi cinselliği, gençlik döneminde arkadaşlarıyla yaptıkları konuşmalardan öğrenir. Genelde yeterince cinsel deneyimi olmayan gençler birbirlerine yanlış bilgi vermektedirler. Bugün internete, kitaba, dergilere, gazetelere ulaşmanın kolay olması, cinselliğin daha konuşulur bir konu olması, bu yönde önemli ilerlemelere sebep olmuştur. Buna rağmen yanlış bilgiler hala çok yaygındır.
Peki, bu cinsel mitler (Yanlış cinsel bilgiler, şehir efsaneleri, cinsel hurafeler) nelerdir?
– Cinsellikte başarı önemlidir: Cinsellikte hedef başarı değildir. Sonucun her seferinde iki kişinin orgazmıyla sonuçlanması gerekmez. Bunu bir başarı görmek kişide performans endişesi yaratır.
– Cinselliği erkek başlatır: Cinsellikte ideal olan yarı yarıya kadın ve erkeğin cinselliği başlatmasıdır. Cinselliği kadının başlatması ahlaken olumsuz bir anlam oluşturmaz, aksine eşine olan cinsel ilgisini gösterir.
– Yaşlanma cinsel isteği ortadan kaldırır: Yaşlılarda da cinsel istek gençlerden farklı değildir. Bazen sıklığı azalsa da cinsellik aynı hazla yaşanır. Yaşlılıkta nedense cinsellik ayıpmış gibi bir kavram oluşmuştur. Bu tamamen uydurmadır.
– Menopoz cinsel isteği ortadan kaldırır: Menopozla birlikte doğurganlık sona erer, ancak cinsel istek etkilenmez. Bazen menopozda vajinal kuruluk olabilir. Ancak bu tedavi edilebilir.
-Kadınların cinsel isteği azdır: Kadınların erkeler kadar cinsel isteği vardır. Aynı oranda cinsellikten haz alırlar. Ancak toplum dayatmaları, yetiştiriliş, verilen yanlış bilgiler nedeniyle kadınlar cinsellikte daha pasif bir konuma itilmiştir.
-Her erkek her kadına nasıl zevk vereceğini bilir: Her insandan dünyada bir tane vardır. Herkesin huyu, alışkanlıkları, vücutlarında zevk aldıkları yerler farklıdır. Genel kurallar cinselliğe uygulanamaz.
-Çiftler içgüdüsel olarak cinsellikte karşı tarafın ne istediğini bilirler: Nasıl ki güncel yaşamda karşı tarafın isteklerini öğrenmek için konuşuyoruz, cinsellikte de konuşmak karşı tarafın cinsel isteklerini öğrenmemizi sağlar.
-İlk cinsel ilişki kadın için oldukça sıkıntılı ve acı vericidir: Çoğunlukla cinsel ilişkiler acı ve sıkıntı vermezler aksine haz alınan durumlardır. Kızlık zarının yırtılması ise en fazla parmağınıza bir toplu iğnenin dokunması kadar acı verir.
-Kadınlarda mastürbasyon kızlık zarını bozabilir: Genç kızları cinsellikten uzak tutmak için uydurulmuştur. Mastürbasyon daha çok klitorisi uyararak olur. Bu durum kızlık zarını etkilemez. Aksine kızların mastürbasyon yapması ileriki dönemlerde çift olarak orgazm yaşamasını kolaylaştırır.
-Hamilelikte; cinsellik ve orgazm olma erken doğuma veya düşüğe neden olur: Kadın Hastalıklar Ve Doğum uzmanın herhangi bir sakınca görmediği durumlarda hamileliğin 30. Haftasına kadar cinsellik rahatlıkla yaşanır. Ancak bu sürede pozisyonlara dikkat etmek gerekebilir. Herhangi bir risk oluşturmaz.
Türkiye’nin muhteşem bir yarım adası olan Datça’nın en harika koyu (bize göre) Gerence Koyu, Palamutbükü’ne bağlı bir koydur.
Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz Datça’da herkesin fotoğraflarını görüp adını öğrenmeye çalıştığı yer tam olarak burasıdır. Suyun berraklığı her görende hayranlık uyandırır. Ağaçların içinden bir engebeli aradan koya inilmektedir. Ağaçların altında kamp yapıp deniz manzarasıyla uyanmak için bu koy tam size göre.
Gerence Koyu’na Nasıl Gidilir?
İlk olarak Datça yarım adasına gelmeniz gerekmektedir. Datça’dan sonra 28 km yol kat ederek (yol biraz engebeli) 35-40 dakiyaya bu muhteşem koya ulaşım sağlayabilirsiniz. Gerence Koyu’na gitmek için Google Maps’e Akvaryum Plajı Palamutbükü yazmak yeterli olacaktır. Günübirlik gelmek isterseniz ise Datça’dan kalkan günlük gezi teknelerinde akvaryum koyuna gideni tercih edebilirsiniz.
Gerence Koyu’nda Kamp Yapmak
Biz burada Temmuz ayında 4 gün kamp yaptık. Genel olarak sakindi çok kalabalık değildi. Kampımız tam deniz manzaralıydı. Kamp yapılan yer denizden 2 metre civarı yükseklikte buda bize manzara avantajı yaratıyor. Gerence Koyu kamp alanında tesis yok maalesef duş ve tuvalette yok. Tuvalet işini herkes doğada hallediyor. Duşu ise biz gündüz Palamutbükü’nde hallettik çünkü baya yakın bazı günlerde de etraftaki çeşmelerden 15-20 lt su taşıyarak hallettik. Seyyar duşunuz varsa bu sizin için büyük avantaj. Ateş yakmak yasak, biz ilk gece mangalda kumpir yaptık ancak ateşi yakar yakmaz jandarma geldi mangal dahil yakmanın yasak olduğunu söyledi o yüzden kamp ateşi hayal etmeyin. Tüp serbest tüm ihtiyaçlarımızı onunla hallettik.
Gerence Koyu’nda Yeme İçme
En yakın market olarak Palamutbükü’nde bulunmaktadır. Araçla 5 dakika içinde Palamutbükü’nde olabilirsiniz. Yürüyerek ise 25 dakika civarı sürmektedir. Palamutbükü’nde A-101 market zincirinin şubesi bulunma ve ihtiyacınız olan şeyleri kolaylıkla buradan temin edebilirsiniz. Yerel marketlerde bulunmakta ve meyve sebze ihtiyaçlarınızı da buralardan giderebilirsiniz.
Gerence Koyu’nda Ne Yapılır?
Datça’nın büklerini (hepsi sıra sıra biz bir günde tüm büklerde yüzdük) gezebilirsiniz.
Masmavi sularında serinleyebilirsiniz.
30 dk uzaklıkta olan Knidos Antik Kenti’ne gidip tarihle birlikte muhteşem güzellikleri keşfedebilirsiniz (Müzekart’a Ücretsiz)
Makarna salatası dendiğinde benim bütün çocukluğum yoğurtlu mayonezli amerikan salatasına benzeyen tariflerle dolu. Bir süredir makarna salatalarını Türk mutfağı güzellikleri mantığıyla birleştirip daha lezzetli hale getirmeye çalışıyorum. İlk tarifim zerdeçalın o parlak renginin beyaz peyniri ve çörek otuyla buluştuğu, ikincisi ise gavur dağı salatasına göz kırpan, hem doyurucu hem sağlıklı bir öğün olarak karşınızda.
İçindekiler
1/3 paket(150 gr) burgu makarna
2-3 fındık büyüklüğünde taze zerdeçal
1 çay kaşığı toz zerdeçal
1,5 kibrit kutusu beyaz peynir
1 avuç siyah zeytin
1 tatlı kaşığı çörek otu
6-7 dal taze kişniş veya maydanoz
2 çorba kaşığı zeytinyağı
3 tutam tuz
Makarnayı haşlamak için tencereye 1-1,5 litre su koyun ve içine 1-2 tutam tuz ekleyin.
3 fındık büyüklüğünde ki taze zerdeçalı doğrayın ve kaynayan suyun içerisine atın.
1 çay kaşığı kadar da toz zerdeçalı makarnanın haşlama suyuna ekleyin.
Tencereye 3 avuç yaklaşık 150 gr kadar burgu makarnayı ekleyin.
Makarnayı paketindeki pişirme süresine göre pişirdikten sonra süzüp sıcakken tabağa alın.
Üzerine 2 çorba kaşığı zeytinyağını dökün. Makarna sıcakken zeytinyağını güzelce içine çeksin.
O sırada 1,5 kibrit kutusu kadar beyaz peyniri küp küp kesip makarnanın üzerine atın.
6-7 dal taze kişnişi ince kıyın makarnanın üzerine serpin. Kişiniş yoksa veya sevmiyorsanız maydanoz da kullanabilirsiniz.
Son olarak 1 avuç siyah zeytini ve 1 tatlı kaşığı çörek otunu da makarnaya ekledikten sonra güzelce karıştırın. Peynirin ve zeytinin tuzluluğuna göre tadına bakın ve gerekirse içine 1-2 tutam tuz ekleyin.
Hafif, sarışın ve çok çok lezzetli makarna salatanız hazır ve de nazır.
Fransa’nın başkenti Paris’te korona virüs nedeniyle çalışamayan kültür ve sanat çalışanları, hükümetin sektöre yardımda bulunmadığı gerekçesiyle protesto düzenledi.
Fransa’da kültür ve sanat çalışanları başkent Paris’teki Kültür Bakanlığı önünde protesto gösterisi düzenledi. Göstericiler, korona virüs salgını nedeniyle bir çok sektöre yardımda bulunan hükümetin kültür ve sanat için yardımda bulunmadığını belirtti.
Gösteriye katılanlar korona virüs salgınına karşı alınan tedbirler kapsamında maske takıp sosyal mesafeyi korudu. Göstericiler bakanlık binasına girmelerini önlemek için kendilerini çember içine alan polisleri alkışlarla protesto etti.
Gösteriyi organize eden bir yetkili yaptığı konuşmada, ulusal hava yolu şirketi Air France’a 7 milyar euro, otomotiv üreticisi Renault’ya ise 5 milyar dolar yardım yapıldığını ancak, kültür temsilcisi Fransa’nın bu alandaki çalışanlara gerekli yardımı yapmadığını söyledi.
Son olarak Afili Aşk dizisiyle karşımıza çıkan Çağlar Ertuğrul üç yıldır birlikte olduğu Kayla Manukyan’dan ayrıldı. Evlilik yolunda ilerleyen ilişkisinin bitmesine neden olan kişinin oyuncu Meryem Uzerli olduğu iddia edildi.
Meryem Uzerli ile Çağlar Ertuğrul arasında çıkan aşk iddiası gündeme bomba gibi düştü. Hırvatistan basınının iddiasına göre; 36 yaşındaki Meryem Uzerli, yakışıklı oyuncu Çağlar Ertuğrul’dan çok etkilendi. Görüşme sonrası arkadaşça konuşmaya başlayan ikili, iddialara göre samimiyeti ilerletti.
Çağlar Ertuğrul, üç yıldır birlikte olduğu Kayla Manukyan ile yollarını ayırmıştı. Son olarak ‘Afili Aşk’ dizisiyle ekranlara gelen Çağlar Ertuğrul’un evlilik yolunda ilerleyen ilişkisinin bitmesine neden olan kişinin oyuncu Meryem Uzerli olduğu iddia edildi.
Meryem Uzerli ile Çağlar Ertuğrul arasında çıkan aşk iddiası gündeme bomba gibi düştü.
Hırvatistan basınının iddiasına göre; 36 yaşındaki Uzerli, yakışıklı oyuncudan çok etkilendi. Görüşme sonrası arkadaşça konuşmaya başlayan ikili, iddialara göre samimiyeti ilerletti.
İddialara göre Ertuğrul’un sevgilisi Kayla Manukyan, yakışıklı oyuncu ile Uzerli’nin mesajlarını görünce ayrılık kararı aldı. ‘Fazilet Hanım ve Kızları’nda kostüm asistanı olarak çalışan Kayla Manukyan, Çağlar Ertuğrul ile bir süredir aşk yaşıyordu. İkiliden konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmedi.