Cinsellik yaşamın olmazsa olmazı.. Hatta bazı davranışlar, dolaylı olarak cinsellik barındırır. Çiftler için ise ilişkinin en önemli parçalarından biridir.
Birbirini kabul ettiğinin, beğendiğinin ve onayladığının kanıtıdır. Ancak; uzun ilişkilerde, yoğun stresli çalışma dönemlerinde, sürekli birlikte zaman geçirme durumunda, çocuklara odaklanıldığında, çatışmalı ilişkilerde sıklığı azalır. Bazen; çiftin gündemi bile olmaz cinsellik… Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, cinsel hayatı renklendirmenin basit ama etkili yollarını anlattı.
Kavga ve tartışmalar, cinselliği olumsuz etkiler. Yakınlık kurmak ancak tartışmasız ortamda mümkündür. Yakınlığın en yoğun olduğu zamandır, cinsellik. Renkli bir cinsel yaşam; kişinin yaşam enerjisini ve yaşam doyumunu artırır. Çiftin birbirine ilgisi artar.
Cinselliği renklendirmenin yolları:
Cinselliği başlatmayı hep karşı taraftan beklemeyin. Siz başlatın.
Kişisel bakıma özen gösterin. Dişlerini fırçalamayan, duş almayan, ter kokan birisi çekici değildir.
Evde sürekli pijama, şort, eşofmanla gezmeyin. Bunlar genelde pek çekici değildir. Zaman zaman, dışarı çıkacak gibi şık giyinin. Bu iki taraflı çekiciliği artıracaktır.
Sadece gece ve yatak odasında sevişmeyin, diğer alanlarda ve diğer zamanlarda da sevişin. Aksi takdirde cinsellik görev gibi olur.
Cinsellik ve fanteziler konusunda birbirinizle konuşun. Açıkça ne istediğini söylemek, çok önemlidir. Belki de sizinle aynı fanteziyi paylaşıyordur. Cinselliği konuşmak kişilerde cinsel isteği artırır.
Birbirinize erotik hikâyeler anlatın. Bu tip hikâyeler cinsel isteği artırır.
Evde sürekli aynı odada oturmayın. Ayrı odalarda zaman geçirmek, birbirinizi özlemenizi sağlar. Özlem isteği artırır.
Gün içerisinde birbirinize tatlı ve güzel sözler söyleyin. Çatışmaktan ve tartışmaktan kaçının. Çatışmalar çifti cinsellikten uzaklaştırır.
Yatağa aynı zamanda girmeye özen gösterin. Yatakta çıplak olmak, cinsel isteği artıracaktır.
Birbirinize, baştan çıkartıcı davranın. Herkes özel olduğunu hissetmekten hoşlanır.
Sıla, 2 ay önce Instagram’dan yaptığı canlı yayını kapattığını zannedip arkasına yaslanıp “oh” çekmesiyle bu akşam Beyazıt Öztürk’le yaptığı canlı yayında dalga geçti.
ŞarkıcıSıla, geçtiğimiz mart ayı sonlarında Instagram hesabından canlı yayını kapattığını zannedip kapatmamasıyla bu akşam yaptığı canlı yayında dalga geçti.
BEYAZ’LA YAPTIĞI YAYINDA KENDİNİ TİYE ALDI
Beyazıt Öztürk’le yaptığı canlı yayının sonunda “Ben de çok teşekkür ediyorum canım, şahane bir akşamdı” deyip arkasına yaslanan Sıla yine derin bir “oh” çekti. Yanına gelen eşi Hazer Armani’nin “Keyifli oldu” sözlerine ise “Ay ne kadar çok konuşuyor” diyerek karşılık verdi. Sıla sonrasında ise kameraya kahkahalar attı.
NE OLMUŞTU?
Türkiye’deki koronavirüs salgını nedeniyle sanatçıların evden yayın yapıp şarkı söylemesi akımına katılan Sıla, geçtiğimiz mart ayı sonunda yaptığı bir canlı yayını kapadığını zannedip arkasına yaslanarak “oh” çekmişti. O anda yanında bulunanların uyarısıyla yayını kapamadığını fark etti ve duruma müdahale etti. Sıla’nın bu canlı yayın kazası daha sonra bir süre daha konuşuldu.
Turizmciler, koronavirüs tehdidi ortadan kalksa dahi turizmde uzun yıllar iyileşemeyecek yaralar açılacağı görüşünde. Öte yandan turistlerin eskisi gibi popüler yurtdışı şehirlerinden, binlerce insanın kaldığı büyük otellerden, kalabalık turlardan bir süre uzak duracağı da düşünülüyor. Onun yerine kamp, karavan, doğa sporları zirve yapacak.
Turizm eskisi gibi olmayacak
Outdoor ve doğa sporları alanında Türkiye’de lider konumda bulunan SPX’in Genel Müdürü ve NTV’de yayınlanan Macerasever’in yapımcısı Orkun Olgar, “Koronavirüs nedeniyle evlerimize kapandık. Ülkeler sınırlarını kapattı, uçuşlar iptal edildi, sokağa çıkma yasakları uygulanıyor. Turizm tamamen durdu” dedi.
Salgın bitince aylardır evlerine kapanan insanların hiç olmadığı kadar seyahat etmek isteyeceğine dikkat çeken Olgar, “Çünkü seyahat etmek bir ihtiyaç. Ancak her ne kadar insanlar seyahat etmek isteseler de eskisi kadar rahat olamayacaklar. Popüler yurtdışı şehirlerinden, kalabalık turlardan, binlerce insanın kaldığı büyük otellerden bir süre kaçınacaklar” diye konuştu. Orkun Olgar “Bu noktada ise butik oteller, kişiye özel paketler gibi tatil seçeneklerine ilgi artacak. En çok artışı ise doğa turlarında ve macera sporlarında bekliyoruz” dedi.
Doğanın parçasıyız
İnsanların gerçek ortamının doğa olduğunu belirten Orkun Olgar, “İnsan doğanın parçası. Özümüz ve genlerimiz doğanın içerisinden. Her ne kadar şehirler güvenli ve konforlu olsa da gerçek ortamımız doğa” diye konuştu.
Korona sürecinde insanların doğadan tamamen koptuğunu hatırlatan Olgar, “Bu kopuş aynı zamanda bir farkındalık oluşturdu. Doğaya özlem yarattı” dedi. Ayrıca salon sporları yapan insanlara da doğada spor yapmalarını öneren Olgar, “Spor salonları uzun bir süre daha kapalı kalabilir. Bu nedenle doğada spor yapabilirsiniz. Bir kere doğada koşan insan bir daha koşu bandında koşmak istemeyecektir” ifadelerini kullandı.
Çadır tatili patlayacak
Son yıllarda doğa turlarına ilginin artığını belirten Olgar, “Son zamanlarda doğa turlarına zaten büyük bir ilgi artışı vardı. Koronavirüs sonrası bunun daha da artacağını bekliyoruz. Çünkü insanlar hem doğadan çok uzak kaldı hem de doğada tatil yapmak sosyal mesafeyi en iyi uygulayabileceğiniz yerler” dedi.
Karavan popülerleşiyor
Olgar’a göre ilginin artacağı bir diğer turizm çeşidi ise karavan olacak. İstediğin yere gidebilmek, her sabah farklı bir manzaraya uyanmak gibi güzellikleri nedeniyle karavanın her geçen gün popülerleştiğini, koronavirüsle bunun daha da katlandığını aktaran Olgar, “İnsanlar, ormanın içinde karavanda uyandıklarında ormanın kokusunu duymanın muhteşemliği yaşayacak. Bunu yaşadıktan sonra bunun da dönüşü yok. Her zaman doğayı özleyecekler” dedi.
Riskli sporlar artık güvenli
Kendisi de ekstrem sporlar yapan macerasever Orkun Olgar, koronavirüs sonrası ekstrem sporlara da ilginin artacağı görüşünde.
Olgar, “Dağ bisikleti, dalış, rüzgar sörfü, yamaç paraşütü gibi ekstrem sporlar genelde bireysel olarak doğada yapıldığı için büyük ilgi görebilir. Bu sporlar taşıdıkları riskler açısından ekstrem sporlar kategorisinde ancak salgın döneminde insanlardan uzak yapıldığı için virüs riskini en aza indiriyor. Bu da onları en azından koronavirüs konusunda güvenli yapıyor” dedi.
Fizyoterapist Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, koronavirüse karşı iyi bir uyku çekmenin püf noktaları hakkında şu bilgileri verdi:
Karantina sürecinde stres ve kaygı seviyemizin artması her gece sağlıklı bir uykuya dalmayı zorlaştırabilir. Düzenli olarak yeterli kalitede uyumak, fiziksel ve zihinsel sağlığınızı korumanın önemli bir bileşenidir. Uyku yoksunluğu bağışıklık sistemini savunmasız hale getirir ve vücuttaki enfeksiyon riskini artırabilir. Başka bir deyişle, uyku kaliteniz ve yaşadığınız stresi azaltmak sizi yeni koronavirüsten koruyabilir.
BİR RUTİNİNİZ OLSUN
Birçok insan bu salgının doğrudan bir sonucu olarak günlük yaşamlarını tamamen değiştirdi. Bazıları işten çıkarıldı. Bazıları evden çalışmaya uyum sağlıyor. Hayatınızın nasıl etkilendiğine bakmaksızın, iyi bir uyku çekmek için düzenli bir rutin oluşturmak gerekir. Hayatımızı mümkün olduğunca rutinimize yakın tutmalıyız. Evden çalışıyorsanız, aynı saatte kalkın ve giyinin. Sadece yan odaya gidebilir veya yatak odanızdan çalışabilirsiniz, ancak aynı rutin ve normalite duygusuna sahip olmalısınız.
ŞEKERLEME YAPMAKTAN KAÇININ
Kendinizi pandemi nedeniyle tek başına karantinada veya evden çalışma durumunda bulduysanız, sık sık yatak odası, kanepe arayabilirsiniz. Kendiniz için bir rutin oluşturmanın önlemine ek olarak, aşırı uyuklamadığınızdan emin olunuz. Normal bir uyku rutinine sahip olmak “tüm gününüzün değerlenmesine” yardımcı olacaktır. Uyuklamak yerine, bu sağlıklı rutini erken kalkıp işleri yapmaya başlayarak kullanınız.
MUTLAKA EGZERSİZ YAPIN
Spor salonunuz muhtemelen kapalı, ancak egzersiz hala günlük yaşamınızın bir parçası olmalıdır. Günlük egzersiz, özellikle uyku için önemlidir. Sosyal mesafe ve evde kalma durumu seçeneklerinizin daha sınırlı olduğunu hissetmenizi sağlayabilir, ancak evinizden ayrılmadan etkili bir şekilde egzersiz yapmak daha zinde olmanıza yardımcı olur. Fiziksel efor, uykuya dalmayı zorlaştırabileceğinden, yatmadan birkaç saat önce egzersiz yapmayınız.
HABERLERİ İZLEME SÜRENİZE DİKKAT EDİN
Günlük yaşama nüfuz eden COVID-19 haber ve bilgilerinin üzücü akışından kaçmak neredeyse imkansız. 7/24 bir pandemi haber döngüsü izlemek kaygınızı arttırır ve uykunuzu etkiler. Günde kaç kez pandemi ile ilgili haberleri ne kadar süreyle okuyacağınızı sınırlamaya özen gösteriniz. Ayrıca haber kafeine benzer etki yaratır bu nedenle yatmadan önce izlemeyiniz.
YATMADAN ÖNCE MAVİ IŞIĞA MARUZ KALMA SÜRENİZİ AZALTINIZ
İnternet, dünyanın dört bir yanındaki insanların iletişim ve eğlence ağı oluşturduğu bir platformdur. Ancak, uykuya dalmaya çalışırken ekrana bakmak faydalı değildir. Uykudan önceki bir saat içinde kişinin TV izlememeye, telefonda olmamasına ve kesinlikle endişe yaratabilecek bir şeye maruz kalmaması önerilir. Bunun yerine, yatmadan önce eğlence aracı olarak kitap okumak veya müzik dinlemek gibi aktiviteler yapılabilir.
AŞIRI ALKOL ALMAKTAN KAÇININ
Alkol, stres ve endişe ile başa çıkmak için sağlıklı bir yöntem değildir. Alkol ve kalitesiz uyku, bağışıklık sisteminin zayıflaması üzerinde gerçek bir etkiye sahip olabilir.
NEFES EGZERSİZLERİ YAPIN
Stresi kontrol altına almanın bir başka yolu da derin nefes almaktır. Bilinen birçok nefes egzersizi vardır. Sadece karmaşık bir şey yapmanız gerekmediğini unutmayınız. Basit bir egzersiz yapmak ve bunu düzenli olarak devam ettirmek önemlidir. Egzersizleri stresi hafifletmek için, birkaç dakika yerine uzun süre yapmaya çalışınız. Bunu yaparken telefonunuzu uzağa koyunuz, rahat kıyafetler giyiniz.
İLETİŞİMDE KALINIZ.
Yaşadığımız şu anki fiziksel izolasyon, normal şartlar altında yalnız olmayı seçmekten farklıdır. Durum maalesef “sosyal mesafe” olarak çerçevelenmiştir. İlişkilerimizi sürdürmek için teknolojiyi kullanabiliriz. Sevdiklerinizle iletişim kurmak için teknolojik araçları kullanmak stresle başa çıkmanıza ve duygularınızı düzenlemenize yardımcı olacaktır. Öte yandan, kronik yalnızlık hissi zihinsel ve fiziksel olarak birçok kötü sağlık sorununa yol açabilir.
Bu önerilerin yanı sıra stresi azaltıp uyku kalitenizi arttırabileceğiniz doğal tedavi yöntemlerinden biri de refleks terapidir. Refleks terapi yönteminde vücudumuzda bazı noktaları uyararak bu etkiyi sağlayabiliriz. Bu noktalarla ilgili videomuz için aşağıdaki linki kullanınız. Sağlıklı günler dileriz.
Salgında 100 bine yakın vatandaşını kaybeden ABD’nin, koronavirüs kısıtlamalarının gevşetildiği birçok eyaletinde, vatandaşlar hafta sonu sahillere akın etti. Bu durum kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getirdi.
Dünyada Kovid-19 salgınının en fazla etkilediği ABD‘de bazı eyaletler ekonominin ve hayatın normale dönmesine yönelik adımlarını atmaya başladı. Amerikan medyasına yansıyan haberlere göre, kısıtlamaların gevşetilmesinin ardından hafta sonu tatilini de fırsat bilen milyonlarca Amerikalı sahilleri doldurdu.
TARTIŞMA YARATTI
Pazartesi gününün “Ulusal Anma Günü” dolayısıyla federal tatil olması ve hava sıcaklığının artması daha fazla kişinin seyahate çıkmasına neden oldu. Birçok tatil bölgesinde normalde daha fazla trafik ve insan yoğunluğunun ortaya çıkması kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getirdi.
“2. DALGA OLABİLİR” UYARISI
Uzmanların “2. dalga olabilir” uyarılarının göz ardı edildiği yorumları yapılırken, birçok eyalette plajları dolduran Amerikalıların “sosyal mesafe” kuralına yeterince dikkat etmediği görüntüler de medyaya yansıdı. Başkent Washington’a 2,5 saatlik mesafede Maryland eyaletine bağlı Ocean City tatil beldesinin hafta sonu tatili için yoğun bir ziyaretçi kitlesini ağırladığı ve cumartesi günü plajların da tamamen dolduğu bildirildi.
Aynı bölgedeki trafik yoğunluğunun ise geçen aya kıyasla 4 kart arttığı da medyadaki haberlere yansıdı. ABD’de salgının merkezi konumundaki New York eyaletindeki plajların da açıldığı ancak bu bölgedeki yağışlı hava dolayısıyla insan yoğunluğunun olmadığı kaydedildi.
ABD’DE SON DURUM
Ülke genelinde virüse yakalanan kişi sayısı 1 milyon 650 bini, Kovid-19 kaynaklı ölü sayısı ise 98 bini aştı.
Yapı Kredi Yayınları’nın ‘Psikanaliz Defterleri, Çocuk ve Ergen Çalışmaları’ serisinin son verimi ‘Çocuk ve Ergen Cinselliği’ne odaklanıyor. Nicole Minazio imzalı ‘Cinsellik ve Toplumsal Cinsiyet’ makalesinde okunabilir, anlaşılır tahlillerle karşılaşıyoruz mesela.
Gözünüzün önünde her gün bir varlığın adım adım büyümesine şahitlik ediyorsanız hayretten hayrete de düşüyorsunuz demektir. Vaktiyle geçilmiş, yaşanmış olan; şimdi her adımda, her bakışta, her davranışta geri gelip adeta güncellenmektedir. Kavram ile somut gerçeklik karşılıklı yaşamaktadır. ‘Enfant’ (çocuk) sözcüğünün Latince kökenli ‘infans, konuşmayı bilmeyen insan’ demek olduğunu öğrenmenin de sürprizli tarafı elbette vardır. (Tek tek dillerdeki ‘çocuk’ sözcüğünün etimolojisini bilmek ne heyecan verici olurdu.) Ancak, çocuğun konuşamaz olması, onun konuşulamaz olduğu anlamına gelmez. Hatta, neredeyse insanın bütün konuştuğu çocuktan, çocukluktan başka ne olabilir?
Çocuğu, çocukluğu, cinsellik açısından okumak ise başlı başına çetin bir iş. Yetkinlik, uzmanlık, araştırma gerektirir. İnfans (konuşamayan) olan çocuk, elbette kendi üzerine de düşünemez. Çocuk cinselliği yetişkinler arası bir iletişimdir bu yüzden. Lacan’ın deyimiyle ‘özne bir gösteren tarafından işaret edilebilir’ durumdaysa hele, ‘bebek, çocuk yahut ergenin, kendini eşleştirdiği ve kendini bulduğu kavramlar analitik amaç için esas nokta değildirler’. Analitik amaç da bir yığın süreç içerir. Cinselliği bir ‘ilk karşılaşma’ diye yorumlayan uzmanlar bunun bir ‘nevroz’a (travma) hangi şartlar altında dönüştüğünü araştırırlar. Özellikle, cinselliğin toplumsal cinsiyet formuna kavuşması söz konusu olduğunda konunun kritik eşiği de belirmiş olur.
‘Psikanaliz Defterleri, Çocuk ve Ergen Çalışmaları’ serisinin son verimi ‘Çocuk ve Ergen Cinselliği’ne odaklanıyor. Nicole Minazio imzalı ‘Cinsellik ve Toplumsal Cinsiyet’ makalesinde okunabilir, anlaşılır tahlillerle karşılaşıyoruz mesela. “Beden, yaşamın en başından itibaren var olan toplumsal bir inşanın meyvesidir ve cinsiyet ancak toplumsal cinsiyetten yola çıkılarak anlaşılabilir” görüşünün detaylarına dalıyoruz. Düşlemsel yaşantı ile simgesel dayanak noktalarını ayrıştıran yazar, imgesel çocuk ile gerçek çocuğun ne olduğuna, anne-babanın, özellikle annenin ruhsallığına dikkat çekiyor. Ve bir uyarıda da bulunuyor Minozia, her tür eleştirel yaklaşıma karşı; “Yaşamın başından itibaren insanoğlunun cinsel yaşantısını düzenlemekte olan psikoseksüel temelleri göz önünde bulundurmaktayız”. Zaten tartışmalar da burada, temeli yorumlayışta başlıyor cinsellikte.
Sezai Halifelioğlu, ‘Dürtü ve İçgüdü Olarak Cinsellik’ meselesinde yol alırken Talat Parman, oldukça öğretici yazısıyla ‘cinsellik nasıl başlar’ sorusunu kuram ve yorumla destekliyor. Oğuzhan Nacak, Neslihan Zabcı, Alper Şahin, Şeyda Postacı, Ebru Baykoca yazılarıyla kitabı derinleştiriyorlar. Jean P. Gueguen, François Richard, Fiona Faraci’nin araştırmalarıyla çocuk ve ergen cinselliğine dair pek çok soru/sorun (Oidipus rehberi, baba sansürü vs.) irdeleniyor. “Benlik, her şeyden önce bedenseldir” diyen Freud’un yaklaşımları yanında, ‘cinsel gelişimin bireyin gelişiminin merkezi sayan psikanaliz’i anlayabilmek, Oidipus meselesini güncel bilgiden çözebilmek için Şeyda Postacı’nın yazısı tam bir rehber. ‘Psikanaliz Defterler’ serisi merak ederken bilmek, bildikçe davranışları gözden geçirmek için değerli bir seri.
“Cinsel performans psikolojik sorunlar ve fizyolojik hastalıkların yanı sıra beslenme ile de yakından ilişkili olabiliyor. 20 bin insan üzerinde yapılan araştırma bazı yaşamsal faaliyetlere dikkat ederek yaşam süresinin ciddi oranda uzayabileceğini ortaya koydu. Klinik Üro-Androloji Uzmanı Prof. Dr. Halim Hattat ömrü uzatan alışkanlıkların cinsel performansı da arttırdığını belirterek, cinsel performansı etkileyen yiyecekleri ve yaşamsal alışkanlıkları şöyle sıraladı:…”
Cinsel sorunlar üzerinde en etkili olan faktörlerden kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kolesterol gibi pek çok sağlık sorununa genetik mirasınız zemin oluştursa da gençlik yıllarından beri edindiğiniz yanlış yaşam tarzı alışkanlıkları bu problemlerin oluşmasını kolaylaştırıyor. Sağlıksız bir beslenme planı, hareketsiz bir yaşam, uyku problemleri, aşırı stres sağlığınızı zannettiğinizden daha fazla etkiliyor. University of Cambridge’de 40-79 yaşları arasında 20 bin kadın ve erkek üzerinde yapılan bir araştırma doğru yaşam alışkanlıklarının sağlığınız için ne kadar önemli olduğunun bir kanıtı. Bu çalışmaya göre sigara içmemek, düzenli egzersiz yapmak, ılımlı miktarda alkol almak ve her gün 5 porsiyon sebze ile meyve yemek hem cinselliğinizin kalitesini yükseltiyor hem de yaşam sürenize tam 14 yıl ekliyor. Yani sadece dört sağlıklı seçim ile ömrünüzü de uzatabiliyorsunuz.
Daha yüksek serbest testosteron seviyeleri için doğru seçimler önemli. Testosteron yapımında kullanılan çinko, yağsız et seçenekleri, süt ve süt ürünlerinde ve tahıllarda bolca bulunuyor. Et yerine baklagilleri de tercih edebilirsiniz. Yine brokoli, brüksel lahanası, karnabahar gibi sebzelerde bulunan indol-3 maddesi de hormonları düzenliyor. Ancak yüksek çinko içeren karaciğer ve deniz ürünlerinin kolesterolü yüksek olabiliyor.
Yine daha dengeli serotonin ve dopamin salgısı için bol bol balık, Omega-3 zengini soğuk su balıkları veya EPA-DHA desteklerinden faydalanın. Ceviz, fındık, badem, kabak çekirdeği, keten tohumu, zeytinyağı, kanola yağı da sağlıklı seçimler. En az 4 ay devam edeceğiniz düzenli bir egzersiz programının da beyin kimyasallarını dengelediği gösterildi. Cinsel ilişki sırasında kullanılan kegel ve pelvik kas çalışmaları yapın. Kafein, alkol ve sigaradan uzaklaşın. B vitamini eksikliğiniz olup olmadığını kontrol ettirin.
Kas sağlığına iyi gelen
Magnezyumu ıspanak, yulaf kepeği, badem, keten tohumunda bulabilirsiniz.Daha canlı cinsel damarlar için kan şekerini ani yükselten gıdalardan, trans yağlardan, tuzdan uzak durun. Alfa lipoik asit (ALA) içeren pazı, karnabahar da kan şekeri dengesine faydalı. Şeker katkısı yapılmadan kurutulan meyveler, yüzde 70 ve daha fazla kakao ile üretilen çikolata sağlıklı tatlı tercihlerimiz. Kan şekerinizi hızla yükseltip azaltan beyaz unlu ürünlerden kaçınmaya gayret edin. Sarımsak içerdiği alisin maddesiyle testosteron üretimini ve kan akımını olumlu etkiliyor. Meyveleri organik ve mevsiminde seçin. Elma, armut, nar, böğürtlen, üzüm, portakal özellikle sağlıklı seçimler.
Probiyotikler sadece cinsel sağlığınızı olumlu etkilemekle kalmıyor, bağırsağa yeni ve dost bakteriler ekleyerek bu düzensizliği hafifletiyor. İnce bağırsaktan hiç emilmeden kalınbağırsağa geçen kurubaklagiller (özellikle kuru fasülye ve nohut), muz, bal ve soğan-sarımsak da probiyotik etkisi gösteriyor. Ayrıca normal yoğurt ve kefir tüketebilirsiniz.
Vücudun susuz kalması kalbinizden böbreklerinize kadar pek çok organınızı stres altına sokuyor. Bu nedenle iftar ile sahur arasında kısa aralıklarla bol bol su, meyve suyu ve bitki çayları tüketmelisiniz. Özellikle 40 yaş sonrasında susamasanız da içmeniz gerektiğini hatırlatalım. Akşamları susadığınızı hissetmeseniz de size keyifli gelen içeceklerden bol bol yararlanmalısınız.
Egzersiz yaparken yeterli sıvı almayı unutmayın. Eğer egzersiz yaparken kendinizi aşırı yorgun, bitkin ve hasta hissederseniz yürüyüş temponuzu düşürebilir, egzersiz sürenizi kısaltabilirsiniz. Yürüyüşler öncesinde hafif bir ara öğün, 5-6 adet badem, fındık veya bir porsiyon meyve yiyerek de kan şekerinizi dengeleyebilirsiniz. Her gün 30-35 dakikalık yürüyüşler yapmanız sadece sizi cinsel sorunlara yol açan yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve damar sertliğinden korumuyor, damarlarınızı sağlığınıza güç katarak, cinsel bölgenize giden kan akımını da arttırıyor.
Denizde milyon dolarlık bayram keyfi Milyon dolarlık tekneler Bodrum açıklarına yanaştı.
Denizde milyon dolarlık bayram keyfi
MUĞLA – Milyon dolarlık tekneler Bodrum açıklarına yanaştı. 4 günlük sokağa çıkma kısıtlamasını fırsat bilen tekne sahipleri, denizde Ramazan Bayramı’nın tadını çıkardı.
Korona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle tüm yurtta sokağa çıkma kısıtlaması uygulanırken, tekne sahipleri Ramazan Bayramı tatilini Bodrum koylarında geçirmeye başladı. Milyon dolarlık tekneler Bodrum açıklarına demir attı. Bulundukları koyları valiliklere ve kaymakamlıklara bildiren tekne sahipleri, mavi suların tadını çıkardı. 4 günlük sokağa çıkma kısıtlamasını evleri yerine teknelerinde geçirecek olan vatandaşlar, bulundukları koydan ayrılmama uyarısı aldı. Özellikle Bodrum açıklarında, Karaada açıklarında, Akvaryum Koyu gibi birçok koyda tekne yoğunluğu gözlendi.
Tekne kaptanı Emre Kral, Ramazan Bayramı’nı teknede geçirdiklerini belirterek, “Korona virüs tüm dünyayı esir aldığı gibi bizleri de esir aldı. Kimse dışarı çıkamıyor. Bodrum’u ilk kez böyle görüyorum. Mutluyuz teknede. Evde oturacağımıza teknede oturuyoruz. Temiz hava, deniz, balık bayramı geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Özel teknesi olanlar koylarda tatil yapıyor
Kral, özel izinle bayramı koylarda geçiren tekne sahipleri olduğunu ifade ederek, “Fazla açılmadan denizde tatillerini geçirebiliyor tekne sahipleri. Koylarda tekneler konaklayabiliyor. Sadece seyir yasağı var, ticari faaliyette bulunanlar çıkamıyor limanlardan. Özel kendi teknesi olan Bodrum açıklarında Ramazan tatilini geçirebiliyor. Seyir halinde olanlara Sahil Güvenlik ekipleri müdahale ediyor. 4 gün koyda konaklayabilir. Özel teknesi olanlar Ramazan Bayramlarını koylarda geçiriyor” dedi.
Ali Erdem ise bayram tatilini teknede geçirdiklerini belirterek, “Bir an önce korona virüsün bitmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un, salgınla mücadelede bir sürprizin yaşanmaması halinde, iç turizmi mayıs ayı sonunda başlatmayı düşündüklerini açıklamasının ardından Doğu Akdenizli turizmciler yerli turist için hazırlıklara başladı.
Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle bu yıl ülkede turizm hareketliliği henüz başlamazken, Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un geçen günlerde yaptığı açıklama sektör temsilcilerini harekete geçirdi. Turistik tesisler, otel ve moteller Turizm Bakanlığı‘nın talimatları doğrultusunda hazırlıklara başlarken, Mersin Turizm İşletmecileri Derneği de (MERTİD), yayınlanan genelge doğrultusunda Mersin Üniversitesi, Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğine giderek pandemi sonrası yapılması gerekenler konusunda bir dizi eğitim içeriği hazırlayarak, sektör temsilcilerine ulaştıracak.
Mersin Turizm işletmecileri Derneği Başkanı ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Hamit İzol, sektörün sezon hazırlığı için hummalı bir çalışma yürüttüğünü belirterek, şöyle konuştu: “Pandemi sonrası yapılması gerekenler için oluşturduğumuz platformla turizmcilere eğitim vererek, personel ve müşteriye yönelik davranışlar konusunda videolar çekilecek, kayıtlar alınacak. Türkiye’de ilk defa Çukurova Kalkınma Ajansı maddi katkısı TBMM Bütçe Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, Vali Ali İhsan Su’nun destekleri ile böyle bir proje hayata geçirdik. Bunu sadece turizm sektöründe uygulamayacağız. Turizm sektörünün başarısından sonrasında diğer iş kollarına yayacağız.”
Doğu, Güneydoğu, İç Anadolu ve Çukurova ile gurbetçi Türklerin yaz aylarında akın ettiği Mersin’deki Kızkalesi’nde geçen yıl 22 bin 500 yatakla 3 aylık sezonu yüzde yüz dolulukla geçirdiklerini belirten Kızkalesi Turizm ve Kültür Derneği Başkan Yardımcısı Mehmet Şirin Öztop ise Bakan Ersoy’un açıklamalarını son derece önemsediklerini ifade ederek, “Koronavirüs dünyada birçok ülkeyi etkilediği gibi maalesef ülkemizi de etkiledi. Hükümetimizin ve bakanlarımızın yaptığı açıklamalar doğrultusunda dernek olarak önlemlerimizi almış durumdayız. O doğrultuda gelecek olan misafirlerimizi ağırlayacağız” diye konuştu.
‘ÜLKEMİZ DE VİRÜSE KARŞI ÇOK CİDDİ ÇALIŞMALAR YAPTI’
Başkan Yardımcısı Öztop, virüs nedeniyle her sektör gibi turizm sektörünün de etkilendiğini kaydederek, “Salgın nedeni ile etkilenen sektörlerin başında turizm sektörü geliyor. Tabi Mersin ve Kızkalesi apayrı bir yer. Ülkemiz de virüse karşı çok ciddi çalışmalar yaptı. Mersin olarak Sayın valimizin direktifleri doğrultusunda, insanlarımızın da duyarlılığı sayesinde vaka sayısını en az bir şekilde geçirdi. Buradan herkese seslenmek istiyorum, virüs çok ciddi, önlem alınması gerekiyor. Lütfen ama lütfen insanlar evlerinde kalsın ki yazı dolu dolu geçirelim, denizin tadını doya doya çıkartalım” dedi.
Türkiye’nin Ukrayna’ya kapıları açma tarihinin daha da erkene alındığı öğrenildi.
TurizmGüncel
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu ie Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yapılan görüşmelerde, daha önce 15 Temmuz olarak belirlenen Ukrayna’ya kapıların açılma tarihinin, 1 Temmuz’a çekildiği öğrenildi. Böylelikle, Ukrayna’nın da mutabık kalması durumunda 1 Temmuz’dan itibaren iki ülke arasında seyahatler resmen başlayabilecek.
Ukrayna, Türkiye turizm sektörünün hacimli ve istikrarlı büyüyen pazarları atasında yer alıyor. 2017 yılında 1 milyon 284 bin olan Ukraynalı ziyaretçi sayısı, 2018 yılında 1 milyon 386 bine, 2019 yılın ise yüzde 11.6 artışla 1 milyon 547 bine yükseldi.
Türk tur operatörleri, Rusya’da olduğu gibi Ukrayna seyahat pazarına da oldukça etkili konumda bulunuyor.