Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 234

    New York’ta 15 Çocuk Hastaneye Kaldırıldı

    0
    New York'ta 15 Çocuk Koronavirüs Bağlantılı Nadir Hastalık Nedeniyle Hastaneye Kaldırıldı

    ABD’nin New York kentinde 15 çocuk, yeni tip koronavirüs bağlantılı olduğundan şüphelenilen nadir görülen bir rahatsızlık nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

    6 ülkede görülen hastalığın bilinen 100 vakası olduğu açıklanmıştı. New York Sağlık Departmanınca yapılan yazılı açıklamada, 15 çocuğun “kawasaki sendromu” teşhisiyle hastanede tedavi altına alındığı belirtildi.

    4 ÇOCUĞUN KORONA TESTİ POZİTİF ÇIKTI

    Bu çocuklardan 4’ünün Kovid19 testinin pozitif çıktığı aktarılan açıklamada, 6’sında ise virüs bağlantılı antikor tespit edildiği bilgisi paylaşıldı. Ayrıca tedavi altına alınan çocuklardan 5’inin solunum cihazına bağlandığı belirtildi.

    KALBİ VE DAMARLARI ETKİLİYOR

    Kalbi ve damarları etkileyen sendrom, benzer belirtilerle bilinen Kawasaki hastalığına benzetilirken, hastaların bir kısmında Kovid-19 tespit edilmesi, yeni sendromun mevcut salgınla bağlantılı olabileceği kuşkusunu beraberinde getirdi. İngiliz Ulusal Sağlık Sisteminin (NHS) verilerine göre vakalar, “sitokin fırtınası” olarak bilinen, bağışıklık sisteminin aşırı tepkisiyle ortaya çıkan sendroma benzer özellikler de gösteriyor. Çoğu durumda virüsün kendisinden ziyade, bağışıklık sisteminin aşırı tepkisi, hayati tehlike teşkil ediyor.

    BAZI AVRUPA ÜLKELERİNDE DE ÇOCUKLARDA BENZER SEMPTOMLAR GÖRÜLDÜ

    Açıklamada, nadir görülen ve ölümcül olabilen kawasaki hastalığının yüksek ateş, el ve ayak şişmesi, göz kızarıklığı, lenf bezleri şişliği ve boğazda iltihaplanma gibi belirtiler gösterdiği ve özellikle 5 yaş altı çocuklarda etkili olduğu ifade edildi.

    Salgının etkili olduğu bazı Avrupa ülkelerindeki çocuklarda da benzer semptomların görülmesi üzerine sağlık yetkililerinin söz konusu rahatsızlıkla, Kovid-19 virüsü arasında bir bağ bulunup bulunmadığının araştırıldığı kaydedildi.

    İngiltere’nin ardından aralarında İtalya, İspanya, ABD, İsviçre, Belçika ve Fransa’nın da yer aldığı bir dizi başka ülkede de ortaya çıkan yeni sendromda, şu ana kadar bilinen vaka sayısı 100’e yaklaştı.

    DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ GÜNDEMİNE ALDI

    Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Kovid-19 konusundaki teknik yöneticisi Dr. Maria Van Kerkhove de yaptığı açıklamada, yeni sendromun varlığını doğrularken, klinik şebekeleri aracılığıyla hastalığın mercek altına alındığını kaydetti. Küresel klinisyen şebekesini, yeni sendrom konusunda tetikte olmaya ve sistematik bilgi toplamaya çağırdıklarını belirten Kerkhove, “Ancak sendrom çok ender görünüyor.” ifadesini kullandı.

    DSÖ yetkilileri de Kovid-19’un çocuklarda kendisini hafif belirtilerle gösterdiğini ve virüsten etkilenenlerin de tamamen iyileştiğinin altını çiziyor.

    COVID-19 Döneminde Cargill’den Örnek Uygulama

    0
    COVID-19 Döneminde Cargill’den Örnek Uygulama

    Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 firmaları da harekete geçirdi. Gıda sektörünün öncü firmalarından olan Cargill Türkiye COVID-19’a karşı aldığı önlemlerle örnek oldu

    Tüketim ürünlerine rağbetin arttığı dönemde birçok gıda mamulünün hammadde ve ara ürün tedarikini yapan ve gıda sektöründe faaliyet gösteren öncü firmalardan Cargill Türkiye’nin Bursa Orhangazi’deki fabrikasında ürettiği nişasta hazır gıda ürünlerinde, mısırdan elde edilen küspeler hayvan beslenmesinde, endüstriyel nişasta ise lojistik sektörünün kalbinde kullanılıyor. Turyağ fabrikasında üretilen yağlar ise tüm ev dışı tüketim gıdalarında yerini alıyor.

    Önce insan düsturuyla hareket eden Cargill Türkiye, gıda ürünlerinin kesintisiz olarak raflara ulaşmasını sağlamasının yanında hem dünyada hem de Türkiye’de çalışanlarının sağlık ve güvenliğini korumak üzere en üst seviyede tedbir alan ve uygulayan firmaların başında gelerek örnek oldu. Çalışanları, aileleri ve ekosistemdeki tüm paydaşları için aldığı önlemlerle dikkat çeken Cargill Türkiye, süreci en iyi şekilde yönetebilmek adına salgının ülkede belirlendiği ilk günden itibaren önlemlerini sürekli güncelleyerek süreci sıfır sorunla atlatmayı planlıyor.

    TEDBİRLER EN ÜST DÜZEYDE

    Tesislerde gün boyu ateş ölçümlerinin yapıldığını ve doktorların çalışanları yakından takip ettiğini belirten Cargill Gıda Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Operasyon Direktörü Rıza Özkaya, Çalışanların servis aracına bindiği andan itibaren, gün boyu sağlıklı ve güvende olması için en üst düzeyde tedbirler uygulamaya konduğunu söyledi. Fabrika girişlerinde aktif ve pasif taramaların yapılarak, kronik hastalığı olan çalışanların idari izinli sayıldıklarını belirten Rıza Özkaya, alınan tedbirleri şöyle sıraladı: “Fabrikada her noktada el dezenfektanları ve dispenserler yer alıyor. Yemekhanelerde, ulaşım servislerinde ve soyunma odalarında en az 2 metre sosyal mesafe kuralı uygulanıyor. Bu kurala uygun işaretlemeler yapıldı. Sosyal mesafenin sağlanabilmesi için servis sayısı arttırıldı. Geriye dönük bulaş takibi yapılabilmesi için servislerde oturma düzeni sürekli kontrol ediliyor. Her kullanım öncesi servisler dezenfekte edilirken, yemekhanelerde oturanları fiziksel olarak ayıracak şekilde, masalara pleksiglas bariyerler konuldu. Fabrikalarda sıcak yemek dışındaki tüm yiyecekler tek kullanımlık kaplarda dağıtılıyor. Ayrıca tek kullanımlık çatal, kaşık ve baharat kullanılıyor.”

    TEMAS YOK…

    Temasın önüne geçmek için su sebilleri yerine tek kullanımlık suların dağıtıldığını ve el teması gerektirmeyen çöp kutularının hazır hale getirildiğini de kaydeden Özkaya, “Fabrikamız her cumartesi günü baştan aşağıya dezenfekte ediliyor. Tesiste temizlik çalışmasının sıklığı artırıldı. Temizlik personeli sayısı çoğaltıldı. Böylelikle gerekli hijyen ortamı oluşturuldu. Fabrikadaki tüm çalışanlar cerrahi maske kullanıyor. Bunun yanı sıra Cargill ile çalışan tedarikçi ve taşeron firmaların da Cargill’in aldığı tedbirler doğrultusunda aynı hassasiyeti göstermeleri için gerekli yönlendirmeler yapılıyor” şeklinde konuştu.

    ‘RAFLAR BOŞ KALMAYACAK’

    Türkiye’nin gıda sorunu yaşamaması için hayati bir sorumluluk üstlendiklerini belirten Rıza Özkaya, “Marketlerde gıda raflarının boş kalmaması için canla başla üretime devam ediyor, bunu milli görevimiz olarak görüyoruz. Bu süreçte çalışanlarımızın güvenliği ise bizim en büyük önceliğimiz. Cargill, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki uygulamalarıyla hem dünyada hem de ülkemizde sektör liderliğini üstleniyor. Salgının görüldüğü ilk günden itibaren Sağlık Bakanlığımızın, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin tavsiyelerini yakından takip ederek, üst seviyede önlemler alıyoruz. Kriz masamız yoğun bir mesai harcayarak, aldığımız tüm tedbirlerin titizlikle takibini yapıyor. Gıda sektörü birlikleriyle de sık sık görüşmeler yapıyoruz. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, aldığımız önlemlerle sektörde öncü konumdayız. COVID- 19 salgınını tamamen atlatıncaya kadar çalışanlarımızın güvenliği için üst seviyede önlemler almaya devam edeceğiz” açıklamalarında bulundu.

    CARGILL “BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİNİZ VAR” DEDİ

    Tüm ülkede birlik ve beraberlik adımları atılırken bir sosyal sorumluluk projesi de Cargill Türkiye’den geldi. Düzenlediği ‘Başımızın Üstünde Yeriniz Var’ bağış kampanyasıyla evlerinden dışarıya çıkamayan 65 yaş ve üzeri büyüklerimize sıcak yemek temini için Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Orhangazi Belediyesi Vefa Destek Gruplarına destek oldu. Bursa’da 6 bin ailenin bir günlük yemek ihtiyacı karşılanırken, Orhangazi’de ise 130 büyüğümüzün sıcak yemek ihtiyacını bir ay boyunca üstlendi. Öte yandan, BUFAŞ‘a 110 bin öğünlük sıcak yemek yapımında kullanılmak üzere yapılan 5 ton yemeklik yağ bağışlandı. Cargill Türkiye sağlık çalışanlarını da unutmayarak Orhangazi Devlet Hastanesi sağlık çalışanlarına maske, eldiven, bone, dezenfektan ve sağlık ekipmanı tedarik etti.

    Pınar Deniz’den Samimi Açıklamalar

    0
    Pınar Deniz’den Samimi Açıklamalar

    Koronavirüs nedeniyle ailesi karantinaya alınan ve bu nedenle anneannesini kaybeden Pınar Deniz, artık sosyal medyaya mesafeli olmadığını belirtti.

    Genç oyuncu Pınar Deniz, sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayında pek bilinmeyen yönleriyle ilgili ilginç açıklamalarda bulundu.

    “HAYALİM DOLAŞTIĞIM YERLERDE YAŞAMAK”

    Hayalinin dünyayı dolaşmak olduğunu ve belli yerlerde yaşamak istediğini anlatan Deniz, tatil tercihleriyle ilgili olarak, “Şimdilik sadece oraları gezip geri dönüyorum. Hayalim dolaştığım yerlerde yaşamak. Avrupa’yı da seviyorum ama biraz daha Doğu’ya doğru kaydım. Daha çok böyle mistik yerleri merak ediyorum. Ayrıca spiritüel ilgim var.” dedi.

    “SETTE MÜZİK DİNLERİM”

    Deniz, “Bir karakteri canlandırmadan önce ne yaparsın?” sorusuna, “Benim de ritüellerim var. Sette müzik dinlerim role hazırlanırken. O karakterin müzikleri olur ve bir çalma listesi belirlerim, onları dinlerim. Özellikle dramatik sahnelerde onları dinlerim. Sette köşeye çekilip, o karakterin ruh haline girmeye çalışırım.” cevabını verdi.

    Hayatta büyük konuşmayı ve büyük sözler etmeyi sevmediğini de sözlerine ekleyen oyuncu, “Başarıyı uzun süreçte düşünmediğim için mesela o sahnede iyi hissetiysem başarmış sayılırım ya da biriyle konuştuğumda ona yardımcı olduysam o da başarı benim için.

    “KONUŞMAYI SEVMİYORUM”

    Galiba büyük konuşmayı sevmiyorum, ‘Hayatta bunu yaptım, başardım’ gibi cümlelerim yok, yolda olduğumun farkında olduğum için” ifadesini kullandı.

    Pınar Deniz, “Sosyal medya kullanmanın kariyerine etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Etkisi olduğunu düşünmek istemiyorum. Sosyal medya reddedilemez bir yer, çok güçlü. Biraz da buradan yürünüyor, oyunculuk başka bir şey oynama hali. Burada geçecek vakti kitap okuyarak geçirmeyi tercih ederim.”

    Markalar Mağazaların Daha Geç Açılmasından Yana

    0
    Markalar Mağazaların daha Geç Açılmasından Yana

    Koronavirüs tedbirleri kapsamında şubelerini çalışanlarının ve müşterilerinin sağlığını düşünerek kapatan zincir mağazalar, bu süreçte mağazaların açılması için 11 Mayıs tarihini erken buluyor

    Zincir mağazaları olan markalar, mağazalarının lojistik destek yetersizlik yaşanması, belirli yaş altında ve üstündekilerin mağazalara gelemeyecek olması ve kiraları karşılayacak cirolara erişilemeyeceği endişesi taşıyor.

    ŞEHİRLER ARASINDAKİ GEÇİŞİN YASAK OLMASI OLUMSUZ BİR FAKTÖR

    Tüm ülke genelinde satış ağları olan mağazalar büyükşehirlerde geçişlerin yasak olmasından dolayı lojistik destek konusunda sıkıntı çekeceklerini beyan ediyor. Yapılan açıklamalarda, bu tür mağazaların yüzde 70’inin büyükşehirlerde olmasına dikkat çekiliyor. Öte yandan, 20 yaş altı çocuk ve gençlere yönelik sokağa çıkma yasağının olması, bu yaşa hitap eden ürünler içeren mağazaların açılmasını imkansız kılıyor. Ayrıca hafta sonları sokağa çıkma kısıntısını hatırlatan ve satış cirolarının çok düşük olacağından endişelenen mağaza sahipleri, açık oldukları sürece kiraları ödeyememe endişesini taşıyor.

    MAĞAZALARINI AÇMAYA HAZIRLANAN MARKALAR, YENİ SÜREÇTEN ENDİŞELİ

    Birleşmiş Markalar Derneği‘nden (BMD) yapılan başka bir açıklamada, “Artan maliyetler ve üretim zincirinde meydana gelen kopmaların markalarımızı olumsuz etkilemesinden endişe ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

    MARKALARIN, AVM’LERİN AÇILIŞI KAPSAMINDA BİR TEKLİFİ VAR

    BMD, AVM’lerin yeniden açılışına ilişkin taleplerde bulundu. Buna göre BMD; 90 gün süreyle kira talebinde bulunulmamasını, sonrasında 1 yıl boyunca ciro kirasına dönülmesini, ortak alan giderinin ciro kirası üzerinden belirlenmesini, zarar eden mağazalardan tazminatsız çıkış kolaylığı sağlanmasını ve “Kısa Çalışma Ödeneği”nin eylül sonuna kadar devam etmesini istiyor.

    GENİŞ KATILIMLI AÇILIŞ TARİHİ: 1 HAZİRAN

    BMD Yönetim Kurulu’nun, yaptığı açıklama göre, markalar AVM’lerle birlikte 11 Mayıs’tan itibaren deneme açılışı yapmaya başlayacaklar. Geniş katılımlı açılış ise 1 Haziran’da planlanıyor.

    TÜRKİYE GENELİNDE 70 BİN MAĞAZA

    BMD üyesi markalar, salgın nedeniyle 18 Mart akşamı kapattıkları Türkiye genelindeki 70 bin mağazayı yeniden açmaya hazırlanıyor.

    11 MAYIS’TA DENEME AÇILIŞI VAR

    Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu‘nun tavsiyelerini rehber edindiklerini ve güvenli bir açılış yapmak istediklerini aktaran markalar, 11 Mayıs’tan itibaren öncelikle caddelerdeki ve açık AVM’lerdeki mağazalarında deneme açılışı yapacak.

    Markalar geniş katılımlı açılışı ise ürün tedariki, mağaza içi düzenlemeleri ve hijyen önlemlerini tamamladıktan sonra 1 Haziran’da gerçekleştirmeyi planlıyor.

    MARKALARIN ZARAR EDEN MAĞAZALARI İÇİN “MÜCBİR SEBEP” BEKLENTİSİ

    BMD’nin açılışında şu konu dikkat çekiyor: “Markaların zarar eden mağazalarını ‘mücbir sebep’ kapsamında hızla kapatarak verimli operasyonlara odaklanmaları gerekiyor. AVM yönetimleri bu durumdaki mağazalardan çıkış için yıllar önce imzalanan kontratları gerekçe göstererek yüksek tazminatlar istemesin. Aksi takdirde birçok marka yakın gelecekte büyük zorluklarla karşı karşıya kalacak.”

    İftarda Ağır Tatlılar Yememeliyiz

    0
    İftarda ağır tatlılar yememeliyiz

    İftarda hamur tatlıları yerine ballı yoğurt gibi hafif ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Bal Gurmesi Ahmet Bağran Aksoy, bal ve arı ürünleriyle yapılmış özel karışımları önerdi.

    Koronavirüs salgını sebebiyle alışılmışın dışında geçirilen Ramazan ayı bu sene kısmen hareketsiz yaşanıyor. Sosyal hayatın durması, çalışma hayatının eve taşınması ve bazı yaş gruplarının sokağa çıkamaması, hareketli yaşamı en çok kısıtlayan sebeplerin başında geliyor.

    Bu sene alışılmışın dışında, hareketin kısıtlı olduğu ve kalabalık sofraların kurulamadığı bir Ramazan geçiriyoruz” diyen Bal Gurmesi Ahmet Bağran Aksoy, kilo sorunu yaşamamak için beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. İftarda yenen ağır tatlılara dikkat çeken Aksoy, şerbetli tatlıların, özellikle hareketsiz geçirilen bugünlerde daha fazla kilo almaya sebep olacağını ifade etti.

     İftar sonrasında

    Metabolizmayı yormamak adına ballı yoğurt gibi hafif ve hazmı kolaylaştıran tatlıların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Aksoy, şunları söyledi: “Ramazan’da evde hareketsiz kalanlar, iftarları daha hafif geçirmeli ve ağır tatlılardan uzak durmalı. Sahurda iştah sorunu yaşayanlar yemeğe başlamadan önce, bir bardak suya bir kaşık hambal karıştırarak midelerini yemeğe hazırlayabilir. Sahur sofralarında da aşırıya kaçmamak gerekir. Besin değeri yüksek ve doğal gıdalar tercih edilmelidir. Kalitesi laboratuvar testleriyle ispatlanmış, uzmanların belirttiği değerleri taşıyan katkısız ham bal, günlük ihtiyaçları rahatlıkla karşılayabilir. Gece yeme alışkanlığı olmayanlar ve sahur yapamayanlar bal karışımlarını tercih edebilir. Katkısız ham bal, polen arı sütü ve propolis ile hazırlanan bu karışımlar, yüksek oranda protein, vitamin, enzim ve mineral içerir. Doğru şekilde yapılmış bir karışımdan, 2 tatlı kaşığı yiyen uzun süre açlık yaşamaz.”

    Doğru karışım nasıl hazırlanır?

    Bal ve arı ürünleriyle yapılan karışımlarda oranlara dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Aksoy, kendi karışımlarının tarifini de paylaştı. “40 yıllık deneyim sonucu Etabal olarak biz kendi yaptığımız vücudu zırhlayan karışımda; 500 gram saf ham bal, 100 gram polen, 100 gram arı sütü ve 20 gram propolis kullanıyoruz. Bu oranlar en ideal ürünün ortaya çıkmasını sağlıyor. Vücudu zırhlayan kür olarak nitelendirdiğimiz bu ürün, gün içinde zorlanmanın önüne geçecektir.”

    Akrep Burcunda Merküryen Dolunay’ın Bireysel Etkileri

    0
    Akrep Burcunda Merküryen Dolunay’ın Bireysel Etkileri

    7 Mayıs günü Akrep burcunda bir Dolunay meydana geliyor. Ay’ın Merkür ile kuracağı sert kontağı olacak.

    Diğer yandan Ay, Neptün ile de güzel etkileşim halinde olacak. Peki bu Dolunay’ın bireysel etkileri neler olacak? İşte yanıtı…

    7 Mayısta Akrep burcunun 17. derecesinde Dolunay meydana gelecek. Dolunay sürecinde Ay’ın Merkür ile sert bir kontağı bulunmakta ve Neptün ile de güzel bir kontağı olacak. Bu Dolunay’ın ne gibi etkileri olacağını anlayabilmek için öncelikle Akrep sembolizmimin neleri işaret ettiğini çok iyi bilmek gerekiyor.

    Akrep burcu astrolojide cinsellikle ilgili her türlü akla gelebilecek konu, yer altı kaynakları, kimyevi maddeler, benzin, ölüm, bitiş, sonlanma, en derindeki bilgiye ulaşma, gizli ve saklı olan her türlü konu, bilinçaltı, büyük krizler, karanlık her türlü konu, mafya, gizli saklı kayıt, belgeler, maden, petrol ve yer altı kaynakları, mezarlıklar, büyü, simya, zehir, hırs, tutku ve kıskançlık gibi kavramlara işaret etmektedir. Dolunay’ın temel sembolik prensipleri bunlar üzerine odaklı olabilecektir. Genel olarak bu Dolunay zamanı duygular açısından iki uç arasında gidip gelmeler, duygusal hezeyanlara sıkça açık olacağız demektir. Dolunay sürecinde sezgilerimiz inanılmaz güçlü olacaktır, fakat genelde kötü şeyleri sezebilir, duyabilir, rüyalarını görebiliriz. Hayatımızda ölüm semboliği sıkça karşımıza çıkabilir veya en azından günlük sohbetlerimizde ölüm ve ölüm ötesi konularla ilgili sık sık konuşmalar yapılabiliriz. En derin korkularımızla yüzleşebilir, korkularımızın üstesinden gelebilecek güce sahip olabileceğiz. Libidomuz da oldukça yüksek seyredebilir, cinsel anlamda daha istekli ve arzulu olabiliriz. Bu Dolunay ile birlikte hayatımızda her türlü belirsizliğe son vermek adına kolları sıvayabiliriz, her şeyin çok net ve çok belirgin olmasını için çaba sarf edeceğiz demektir.

    Akrep Burcunda Merküryen Dolunay’ın Bireysel Etkileri

    Uğraştığımız konu her ne ise güç kazanmak

    Gücü elimizde tutmak, güçlü olmak için çaba sarf edeceğimiz anlamına geliyor. Ne yazık ki Akrep burcu temasında, ayakta kalabilen hayatta kalmayı başarır teması vardır. Ölümüne bir mücadele vermemiz gerekebilir de. Her ne kadar bizler gizlilik içinde hareket etmeye çalışsak dahi bu pek mümkün olmayacaktır. Hatta bizlerden saklanmış, gizlenmiş ne varsa bunları da öğrenebiliriz. İçimize minik bir dedektif kaçabilir, belki de üstümüze vazife olmayan şeyleri bile araştırmak, öğrenmek isteyebiliriz. Veya biz istemesek bile önümüze düşebilir. Biraz daha kendimizi hafta boyunca kriz yönetimi konusunda eğitmemiz gerekebilir, ya da çevremizdeki insanların krizlerini çözümlememiz gerekebilir de. Elbette Akrep burcunun olduğu yerde, seksten bahsetmezsek olmaz! İlişkilerinizde cinsellikle ilgili sorunlarınız var ise bunları çözmek, bunun için destek almak için de harika bir süreç. Akrep parasal konular, borçlar, vergiler, krediler ile de ilgilidir. Bu Dolunay döneminde kredi araştırmaları yapmak, borçları yapılandırmak, vergi ile ilgili konularınız var ise bunları halletmek içinde uygun bir süreçte olacaksınız. Hayatınızda fiziksel ya da psikolojik olarak neleri değiştirip, dönüştürmek istiyorsanız bunun için harekete geçebilirsiniz.

    AĞLIK OLARAK İNCELENDİĞİNDE İSE

    Akrep burcu genital bölge, üreme organları, yumurtalıkları yönetir. Bu hafta eğer sağlıkla ilgili konular gündeme gelirse, daha çok bu saydığım organ ve vücut bölgeleri üzerine olabilir bu. Bu dönem ruhsal anlamda paranoya ve takıntı yapabilecek konulardan lütfen uzak durun. Ruhsal anlamda yormayın kendinizi, bir şeyin illa olması için çaba sarf etmeyin, gerçekten de biraz akışa bırakmakta yarar var! 17. derece, bedende testis ve sperm ile ilgilidir ya da yumurtalıklar. Bedenin bu kısımları hassaslaşabilir. Özellikle ayakları üşütmemeli, ayakları soğuktan korumalı. Zira kolaylıkla böbreklerin üşütmeleri olabilir. Dolunay’da Ay ile Merkür arasındaki gergin görünüm ile sinir bozuklukları, güven ile ilgili sorunlar, soğuk algınlığı, unutkan, dalgın zihin, kolay telaşa kapılan haller görülebilir.

    DİĞER ETKİLER

    Dolunay süresince Merkür ile Ay arasında gergin bir görünüm olacak. Duygusal ihtiyaçlar doğru kelimelerle ifade edilemeyebilir veya ifade etmek zorlaşabilir. Fikirler ve duygular sabit olabilir ve inatçılık gözlemlenebilir. Patavatsızlıklara karşı dikkat etmeli, dedikodulara kulak asmamalı. Mantıksız fikirler ve duygulara kapılmamalı. Duygular ile düşünceler arasında gerilimler söz konusu olabilir. Özellikle parasal konularda daha çok duygusal kararlar verebiliriz. İletişimde daha anlayışlı olmamız gereken bir zamandayız, ön yargılar yüzünden hoş olmayan konuşmaların içinde bulabiliriz kendimizi. Hassasiyet içeren konuları belki de bu Dolunay sürecinde masaya yatırmak çok doğru olmayabilir. Ama diğer yandan danışmanlık, koçluk, terapi almak ve farkındalığımızı arttırmak açısından keyifli geçebilir bu süreç. Dolunay’ın Neptün ile de güzel bir kontağı olacak. Çevremize karşı duyarlı olacağımız, hayal gücümüzün oldukça güçlü bir şekilde çalışacağı, yaratıcı olacağımız, sanatsal çalışmalar içinde olabileceğimiz, sezgilerimizin güçlü olacağı bir dolunay bizleri beklemekte. Çevremizde yardıma ihtiyacı olan kişilere hızlı bir şekilde yardım edeceğimiz, ilişkilerde özverili olacağımız bir zaman diliminde olacağız. Bu dönem özel anlamda tanışacağımız kişilere duygusal açıdan daha kolay bağlanabiliriz. Neptün fotoğraf, video gibi temaları sembolize eder. Bu Dolunay zamanı daha çok fotoğraf çekebilir, video kaydedebiliriz. Ya da bu dönem çektiklerimiz her zamankinden çok daha güzel olabilir. Biraz ağlamak, iç boşaltmak, psikolojik olarak rahatlatacak konulara yönelmekte iyi gelebilir.

    30 Yaş Cilt Bakım Rutininde Neler Olmalıdır

    0
    30 Yaş Cilt Bakım Rutininde Neler Olmalıdır

    Artık cildinize 20’li yaşlarda uyguladığınız bakım ürünlerini bir kenara atmanın zamanı geldi çünkü 30’lu yaşlarınıza geldiğinizde cildinizde birçok değişiklik yaşanır.

    Bu değişikliklerle baş edebilmek için 30 yaşa uygun rutin cilt bakımı uygulamalısınız.

    Özellikle anti-aging etkili yani ince çizgileri, kırışıklıkları, lekeleri ve diğer yaşlanma belirtilerini hedefleyen cilt bakım rutini oluşturmanız ve cilt sağlığınızı korumak için düzenli olarak uygulamanız gerekir. Peki 30’lu yaşlarda cilt bakım rutini nasıl olmalıdır? Bu yaşlarda cilt bakımını nasıl gerçekleştirmemiz gerekir? İşte 30’lu yaşlara gelindiğinde cildinizin ihtiyaç duyduğu bakım rutini…

    YÜZ TEMİZLEME

    Her yaşta olduğu gibi 30’lu yaşlarda da günlük temizleyici şarttır. Cildinizde en iyi etkiye sahip olması için cilt tipinizi göz önünde bulundurarak ona uygun formüle edilmiş bir temizleyici kullanmalısınız. Deri çok ince bir yapıya sahip olduğundan dolayı cilt nazikçe temizlenmeli ve yıkanmalıdır.
    Cildinizde arta kalan kirleri temizlemek için bir parça pamuğa tonik dökerek cildinizi küçük hareketlerle temizlemelisiniz.

    ANTİOKSİDAN SERUM

    Cilt yaşlanmaya başladığında cildin yenilenme hızı da yavaşlama başlar. Serum cildinizi sıkılaştırmaya ve ince çizgi görünümünü azaltmaya yardımcı olur. Özellikle bu yaşlarda güneşe çıkmada önce muhakkak güneş kremi uygulamanız gerekir.

    NEMLENDİRME

    Cilt bakım rutininizi mutlaka bir nemlendirici ile sonlandırmanız gerekir. Bu sayede cildiniz pürüzsüz, yumuşak, esnek bir görünüm kazanır. Nemlendiricilerin özellikle A, C, E vitamini ve antioksidan özelliği yüksek olanları tercih edilmelidir. Banyo sonrası ise tüm vücut nemlendirilmelidir.

    GÖZ ÇEVRESİ BAKIMI

    Göz çevresi oldukça ince ve hassas bir yapıya sahiptir. Yaşlanma belirtilerine karşı savunmasız olan göz çevrenizi günde 2 kez nemlendirmeyi ihmal etmeyin. Kırışıklık giderici, aydınlatıcı ve yoğun bakım etkisine sahip kremleri kullanın.

    Alinazik Nasıl Yapılır

    0
    Ali Nazik Nasıl Yapılır

    Sizin için hazırladığımız pratik Alinazik kebabı tarifi ile siz de harika bir kebabı mutfağınızda kısa bir süre içinde yapabilirsiniz.

    Evinde farklı lezzetlere yer vermek isteyenler için hazırladığımız pratik Alinazik kebabı tarifi yemek listenizin üst sıralarında yer alacak. Hem muhteşem bir kebap hem de pratik bir tarif olmasıyla tercih edilen Alinazik ile harika bir sofra hazırlayabilirsiniz. İşte Alinazik kebabı tarifi…

    ALİNAZİK KEBABI MALZEMELERİ

    1 kg kıyma
    1 kg patlıcan
    5 diş sarımsak
    3 kaşık tereyağı
    100 gr süzme yoğurt
    1 kaşık domates salçası
    1 kapya biber
    Tuz
    Karabiber
    Kırmızı pul biber

    ALİNAZİK KEBABI YAPILIŞI

    Öncelikle yıkadığınız patlıcanların üzerini çatal yardımı ile delip fırın tepsisine dizin ve fırında közleyin. Közlediğiniz patlıcanların kabuklarını soyun bıçak ile çok ince bir şekilde doğrayın. Servis tabağına aldığınız patlıcanları sarımsaklı yoğurt ile karıştırın. Tereyağını eritip kıymalar ile kavurun. Üzerine salçayı ekleyip kavurmaya devam edin. Daha sonra biberleri ekleyin. Tuzunu ve baharatlarını da attığını harcı birkaç dakika daha kavurup ocaktan alın. Servis tabağına patlıcanları koyup üzerine kıymalı harcınızı ekleyin.
    Afiyet olsun.

    İşte 2020’nin En Havalı Trendi

    0

    Tulumlar gerçekten giyilmesi oldukça kolay parçalar. Yine de giymesi cesaret getiren bu parça, moda ikonları için ayrılmış olmaktan çıkıp, herkese hitap etmeye başladı.

    Tulumlar, 2020 modasına yön veren parçalar arasında. Birçok materyal kullanılarak yapılan tulumlar, konu kumaşa gelince de oldukça çeşitlilik göstermeye başladı. İster rahat, ister şık, ister abiye… Tulumları neredeyse her yerde görmeye başladık.

    Tulum silueti, sıkılaştırılmış bir belden sonra inen rahat geniş bacak kesimleri, kimi zaman dökümlü bir bluz kimi zaman ise ceket tarzda olan üst kısmı ile vücuda oturmayı hedefler. Sizi kısa yoldan şıklığa kavuşturan bu parça; 2020 senesinde ezberleri bozarak deri formda bizi karşıladı. Tulumları sezona bağlı olarak, ister botlarınız; ister terlikleriniz ile kullanabilirsiniz.

    Sütlü Tatlınıza Tarçın Yoğurda Meyve Ekleyin

    0

    Ramazan’da şerbetli tatlılardan uzak durmak gerekir. Güllaç, sütlaç, muhallebi ve dondurma gibi tatlılar tercih edilmelidir. Tatlıya tarçın, yoğurda meyve ekleyerek kan şekerinizi dengeleyebilirsiniz

    Ramazan’da iftara kadar aç kalan bünyede karbonhidrat ihtiyacı da buna paralel olarak artmaktadır. Peki, iftar saatiyle beraber sahura kadarki sürede bu tatlı istek ve ihtiyacımızı sağlıklı ve hafif bir şekilde nasıl giderebiliriz? Diyetisyen Mehtap Yakut, konuyla ilgili tavsiyeler verdi ve püf noktaları GÜNAYDIN için anlattı…

    Tatlılar, geleneksel olarak Ramazan ayında iftar sofralarımızın vazgeçilmezlerindendir. Bu ayda uzun süren açlıkla birlikte düşen kan şekeri tatlı ihtiyacını doğal olarak artırmaktadır. İftarda yemekle beraber veya sonrasında aşırı ve yanlış tatlı tüketimi, kilo artışına ve kan şekeri dengesinin bozulmasına neden olabilmektedir. Sindirim problemlerine de yol açabilen bu durum için dikkat edilmesi gereken önemli noktalar yer almaktadır.

    ZAMANLAMA ÖNEMLİ

     Tatlı tüketimi açısından zamanlama oldukça iyi ayarlanmalıdır. İftar ve sahurda tatlı tüketmek doğru bir seçim olmayacaktır. Bu açından en doğru zaman iftardan 2-3 saat sonra, ara öğün olarak da diyebileceğimiz zaman aralığıdır. Bu aralıkta da daha çok meyve ve kuru meyve tercih edilmelidir.

     Tüketilen tatlı çeşidi ve miktarı da zamanlama kadar önemlidir. Özellikle hamurlu ve şerbetli tatlılardan uzak durmak gerekmektedir. Baklava, kadayıf, şekerpare ve tulumba tatlısı gibi çeşitler yerine güllaç, sütlaç, muhallebi ve dondurma gibi sütlü tatlılar tercih edilmelidir.

    BAĞIRSAKLAR İÇİN KAYISI

     Ayrıca tatlı tüketirken bazı püf noktalar da sizlere yardımcı olacaktır. Örneğin yiyeceğiniz tatlıya tarçın eklemek ve yoğurda meyve doğramak gibi alternatifler isabetli tercihler olacaktır.

     Ramazan ayında sıklıkla görülebilen kabızlık, şişkinlik, hazımsızlık gibi rahatsızlıklara karşı bağırsakların daha sağlıklı çalışması için iftar ve sahurda toplam 2-3 porsiyon meyve yemek faydalı olacaktır. Özellikle haftada 3-4 gün kayısı veya erik kurusu yemek de sindirimin düzenlenmesine yardımcıdır.

    BİRKAÇ HURMA BİR PORSİYON MEYVE DEMEK

     Ramazan geleneğinde önemli bir yeri olan, yüksek lif, potasyum, demir, folik asit ve kalsiyum kaynağı olan hurmanın birkaç tanesi, bir porsiyon meyveye denk gelmektedir. Bunu da tüketimde hesaba katmak gerekir. İftardan iki-üç saat sonra tüketilecek bir elma, bir avuç kiraz veya üzüm, bir dilim karpuz gibi meyveler günlük ihtiyaç için yeterli olacaktır.